Şirket avukatları ve sözleşme yöneticileri için İngilizce

Ticaret Hukuku İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları

Sözleşme ve ticaret hukuku İngilizcesi; tedarik ve distribütörlük sözleşmelerinden lisanslara, şirket satın almalarından iş sözleşmelerine ve tahkim maddelerine kadar uluslararası ticaretin ortak dilidir. Buradaki terimler şirket avukatlarının, şirket içi hukuk müşavirlerinin ve sözleşme yöneticilerinin icap ve kabulden beyan ve tekeffüllere, tazmin taahhütlerinden uyuşmazlık çözümüne kadar her gün kullandığı kavramlardır. Pek çoğu sıradan İngilizce kelimelere benzese de hukukta çok belirli bir anlam taşır; onları bağlam içinde öğrenmek sözleşmeleri güvenle okumanızı, müzakere etmenizi ve kaleme almanızı kolaylaştırır.

  • 100 terim
  • 9 konu
  • 53 temel terim
  • 206 örnek cümle

Sözleşmenin Kurulması ve Hazırlanması

  • contractisimsözleşme, akit

    İki veya daha fazla taraf arasında yapılan ve tarafların belirli şeyleri yapmayı ya da yapmamayı üstlendiği, hukuken bağlayıcı anlaşma.

  • agreementisimanlaşma, sözleşme

    Tarafların her birinin ne yapacağı konusunda vardığı uzlaşma; hukuk bunu bağlayıcı kabul ettiğinde sözleşmeye dönüşür.

  • partyisimtaraf, sözleşme tarafı

    Bir sözleşmeyi imzalamış ya da bir hukuki anlaşmanın veya uyuşmazlığın doğrudan içinde yer alan kişi veya kuruluş.

  • offerisimicap, teklif

    Bir tarafın belirli şartlarla sözleşme yapmak üzere yaptığı ve karşı tarafça kabul edilirse bağlayıcı hale gelen açık öneri.

  • acceptanceisimkabul

    Bir teklifin tüm şartlarının açıkça ve kayıtsız şartsız onaylanması; karşı tarafa bildirildiğinde sözleşme genellikle kurulmuş olur.

  • considerationisimivaz, karşı edim

    Tarafların karşı tarafın vaadi karşılığında verdiği ya da vaat ettiği para, mal veya hizmet gibi değerli şey; common law sisteminde çoğu sözleşmenin geçerliliği için gereklidir.

  • bindingsıfatbağlayıcı, hukuken bağlayıcı

    Hukuki etkisi olan; taraflar kabul ettikleri şeyi yapmak zorundadır ve yapmazlarsa sorumlu tutulabilirler.

  • enforceablesıfatuygulanabilir, icra edilebilir

    Mahkeme ya da hakem heyeti aracılığıyla hayata geçirilebilen; böylece ilgili taraf, uymaya ya da tazminat ödemeye zorlanabilir.

  • draftfiiltaslağını hazırlamak, kaleme almak

    Bir sözleşmenin ya da hukuki belgenin metnini özenle yazmak; isim olarak ise henüz son halini almamış belge versiyonu.

  • negotiatefiilmüzakere etmek, pazarlık etmek

    Her iki tarafın da kabul edebileceği bir anlaşmaya varmak amacıyla karşı tarafla anlaşmanın şartlarını görüşmek.

  • counterofferisimkarşı teklif, karşı icap

    Bir teklifin bazı şartlarını değiştiren cevap; asıl teklifi reddetmiş sayılır ve karşı tarafın kabul ya da reddedebileceği yeni bir teklif haline gelir.

  • voidsıfatbatıl, kesin hükümsüz

    Baştan itibaren hiçbir hukuki sonuç doğurmayan; sözleşme ya da madde hiç var olmamış gibi kabul edilir.

  • letter of intentisimniyet mektubu, niyet beyanı

    Nihai sözleşme müzakere edilip imzalanmadan önce tarafların anlaşma yapma niyetini ve anlaşmanın ana hatlarını kayda geçiren belge.

  • executefiilimzalamak, akdetmek

    Bir sözleşmeyi ya da hukuki belgeyi imzalamak ve hukuken geçerlilik kazanması için gerekli diğer şekil şartlarını yerine getirmek.

  • counterpartisimnüsha, suret

    Bir sözleşmenin, her biri taraflardan biri ya da birkaçı tarafından imzalanan ve hep birlikte tek bir sözleşme oluşturan özdeş kopyalarından her biri.

  • memorandum of understandingisimmutabakat zaptı, anlaşma muhtırası

    Tarafların üzerinde uzlaştıkları ana noktaları ve işbirliği planlarını kayda geçiren, genellikle tam anlamıyla hukuki yükümlülük doğurmayan belge.

  • capacityisimehliyet, fiil ehliyeti

    Bir kişinin ya da şirketin bağlayıcı bir sözleşme yapabilme hukuki ehliyeti; reşit olmayanlar ve işlemin anlamını kavrayamayan kişiler bu ehliyetten yoksun olabilir.

Sözleşme Hükümleri ve Maddeleri

  • clauseisimmadde, hüküm

    Sözleşmenin ödeme, gizlilik ya da fesih gibi belirli bir konuyu düzenleyen numaralı bölümü.

  • obligationisimyükümlülük, borç

    Bir tarafın sözleşme ya da kanun gereği yerine getirmek zorunda olduğu görev; örneğin bedeli ödemek, malı teslim etmek veya bilgileri gizli tutmak.

  • governing lawisimuygulanacak hukuk, tabi olunan hukuk

    Bir sözleşmenin yorumlanmasında ve ondan doğan uyuşmazlıkların çözümünde esas alınan, genellikle taraflarca seçilen hukuk düzeni.

  • force majeureisimmücbir sebep

    Doğal afet ya da savaş gibi tarafların kontrolü dışında gelişen, öngörülemeyen ve bir tarafın edimini yerine getirmesini engelleyen olay; mücbir sebep maddesi bu durumda ifayı askıya alabilir ya da tarafı sorumluluktan kurtarabilir.

  • indemnityisimtazmin taahhüdü, tazmin yükümlülüğü

    Bir tarafın, karşı tarafın uğrayacağı belirli zarar ya da masrafları, örneğin üçüncü kişilerin ona karşı ileri sürdüğü talepleri karşılamayı üstlendiği taahhüt.

  • warrantyisimgaranti, tekeffül

    Sözleşmede bir olgunun doğru olduğuna ya da mal veya hizmetin belirli bir standardı karşıladığına dair verilen güvence; gerçeğe aykırı çıkarsa karşı taraf genellikle tazminat talep edebilir.

  • termisimhüküm, şart

    Sözleşmede bir hak ya da yükümlülüğü düzenleyen hüküm; ayrıca sözleşmenin yürürlükte kalacağı süre.

  • conditionisimşart, koşul

    İhlal edilmesi halinde karşı tarafa sözleşmeyi feshetme hakkı veren esaslı hüküm; ayrıca bir yükümlülüğün doğması ya da sona ermesi için gerçekleşmesi gereken olay.

  • representationisimbeyan, açıklama

    Bir tarafın sözleşme imzalanmadan önce ya da imza sırasında yaptığı ve karşı tarafı sözleşmeyi yapmaya yönlendiren olgusal açıklama.

  • limitation of liabilityisimsorumluluğun sınırlandırılması, sorumluluk sınırı

    Bir sorun çıktığında tarafın ödemek zorunda olduğu zarar miktarını ya da zarar türlerini sınırlayan veya bir tavana bağlayan sözleşme hükmü.

  • confidentiality clauseisimgizlilik maddesi, gizlilik hükmü

    Taraflara belirli bilgileri gizli tutma ve yalnızca sözleşmenin amacı için kullanma yükümlülüğü getiren madde.

  • amendmentisimdeğişiklik, tadil

    İmzalanmış bir sözleşmenin metninde yapılan ve genellikle tüm taraflarca yazılı olarak kabul edilen değişiklik.

  • waiverisimferagat, haktan vazgeçme

    Bir hukuki haktan ya da talepten, açıkça yazılı olarak veya davranışla vazgeçilmesi; bu durumda hak artık ileri sürülemez.

  • assignmentisimdevir, temlik

    Bir tarafın sözleşmeden doğan haklarının, örneğin ödeme alma hakkının, başka bir kişi veya şirkete devredilmesi.

  • entire agreement clauseisimsözleşmenin bütünlüğü maddesi, tam anlaşma hükmü

    Yazılı sözleşmenin tarafların üzerinde anlaştığı her şeyi içerdiğini ve önceki görüşmelerin, e-postaların ve taslakların yerini aldığını belirten madde.

  • severabilityisimbölünebilirlik, kısmi geçersizlik

    Genellikle bir maddede düzenlenen ve sözleşmenin bir hükmü geçersiz sayılsa bile kalan hükümlerin yürürlükte kalmasını sağlayan ilke.

  • recitalsisimgiriş hükümleri, giriş bölümü

    Sözleşmenin başında yer alan ve anlaşmanın arka planını ve amacını açıklayan giriş ifadeleri; çoğu zaman 'Whereas' kelimesiyle başlar.

Sözleşme İhlali ve Hukuki Çareler

  • breach of contractisimsözleşme ihlali, sözleşmeye aykırılık

    Bir tarafın sözleşmede üstlendiği edimi yerine getirmemesi; örneğin geç ödeme yapması, ayıplı mal teslim etmesi ya da hiç teslim etmemesi.

  • damagesisimtazminat, maddi tazminat

    Bir mahkemenin veya hakem heyetinin, sözleşme ihlali ya da başka bir hukuka aykırı eylem nedeniyle doğan zarara karşılık bir tarafın diğerine ödemesine hükmettiği para.

  • liabilityisimsorumluluk, hukuki sorumluluk

    Bir şeyden doğan hukuki sorumluluk, özellikle bir zararı tazmin etme yükümlülüğü; muhasebede ayrıca işletmenin ödemekle yükümlü olduğu borç.

  • terminatefiilfeshetmek, sona erdirmek

    Bir sözleşmeyi resmi olarak sona erdirmek; örneğin karşı taraf sözleşmeyi ihlal ettiği için ya da sözleşmenin öngördüğü bildirimde bulunarak.

  • remedyisimhukuki çare, hukuki koruma yolu

    Hakkı ihlal edilen tarafa hukukun sunduğu çözüm; örneğin tazminat, aynen ifa, ihtiyati tedbir veya fesih.

  • material breachisimesaslı ihlal, önemli ihlal

    Sözleşmenin özüne dokunan ve genellikle karşı tarafa fesih hakkı veren ağır sözleşme ihlali.

  • specific performanceisimaynen ifa, aynen ifa kararı

    Bir tarafa yalnızca tazminat ödemesi yerine sözleşmede vaat ettiği edimi fiilen yerine getirmesini emreden mahkeme kararı.

  • injunctionisimihtiyati tedbir, tedbir kararı

    Bir tarafa bir şeyi yapmayı bırakmasını, bazen de bir şeyi yapmasını emreden ve zararı önlemek için çoğu zaman acele olarak verilen mahkeme kararı.

  • liquidated damagesisimgötürü tazminat, önceden belirlenmiş tazminat

    Belirli bir ihlal, çoğu zaman geç tamamlama ya da geç teslim halinde bir tarafın ödeyeceği, sözleşmede önceden kararlaştırılmış sabit tutar.

  • mitigatefiilzararı azaltmak, hafifletmek

    Karşı tarafın ihlalinden doğan zararı azaltmak için makul adımlar atmak; örneğin hızla yeni bir tedarikçi bulmak.

  • misrepresentationisimyanıltıcı beyan, gerçeğe aykırı beyan

    Bir tarafın yaptığı ve karşı tarafı sözleşme yapmaya ikna eden, gerçeğe aykırı olgusal açıklama.

  • rescindfiilsözleşmeden dönmek, iptal etmek

    Bir sözleşmeyi baştan itibaren ortadan kaldırmak; böylece taraflar sözleşme yapılmadan önceki durumlarına geri döndürülür.

  • frustrationisimifa imkansızlığı, sözleşmenin amacının boşa çıkması

    Tarafların hiçbirinin sorumlu olmadığı öngörülemeyen bir olayın ifayı imkansız hale getirmesi ya da kararlaştırılandan kökten farklılaştırması nedeniyle sözleşmenin kendiliğinden sona ermesi.

Ticari Sözleşme Türleri

  • terms and conditionsisimgenel şartlar, hüküm ve koşullar

    Bir işletmenin tüm satış ya da hizmetlerine uyguladığı standart kurallar; genellikle internet sitesinde, fiyat tekliflerinde veya sipariş formlarının arkasında yer alır.

  • non-disclosure agreementisimgizlilik sözleşmesi, gizlilik anlaşması

    Taraflardan birinin ya da ikisinin, paylaşılan bilgileri gizli tutacağını ve kararlaştırılan amaç dışında kullanmayacağını taahhüt ettiği sözleşme.

  • supplierisimtedarikçi, satıcı

    Başka bir işletmeye, genellikle bir tedarik sözleşmesi ya da tek tek satın alma siparişleri çerçevesinde mal veya hizmet sağlayan işletme.

  • distribution agreementisimdistribütörlük sözleşmesi, dağıtım sözleşmesi

    Bir distribütörün üreticiden ürün satın alıp bunları kararlaştırılan bölgede kendi adına yeniden sattığı sözleşme.

  • agency agreementisimacentelik sözleşmesi, temsilcilik sözleşmesi

    Bir acentenin, malları kendisi satın almadan, temsil ettiği işletme (principal) adına müşteri bulduğu ya da satış yaptığı ve genellikle komisyon kazandığı sözleşme.

  • franchiseisimfranchise, franchising

    Bir marka ve iş sisteminin sahibinin, ücret karşılığında başkalarının kendi adını, yöntemlerini ve desteğini kullanarak satış noktaları işletmesine izin verdiği iş modeli.

  • guaranteeisimkefalet, garanti

    Bir kişinin ya da şirketin (garantör veya kefil), borçlu ödemediği ya da yükümlülüğünü yerine getirmediği takdirde onun borcunu ödeyeceğine veya edimini ifa edeceğine dair verdiği güvence.

  • service level agreementisimhizmet seviyesi sözleşmesi, hizmet düzeyi anlaşması

    Bir hizmet için erişilebilirlik ya da yanıt süresi gibi ölçülebilir standartları ve bu standartlar karşılanmadığında ne olacağını belirleyen sözleşme veya sözleşme bölümü.

  • retention of titleisimmülkiyeti muhafaza kaydı, mülkiyetin saklı tutulması

    Satış sözleşmesinde, alıcı bedeli tamamen ödeyene kadar malların mülkiyetinin satıcıda kalacağını öngören hüküm.

Şirketler ve Ortaklıklar

  • companyisimşirket, ortaklık

    Ayrı bir tüzel kişi olarak tescil edilmiş; kendi adına mülk edinebilen, sözleşme imzalayabilen, dava açabilen ve aleyhine dava açılabilen ticari kuruluş.

  • shareholderisimpay sahibi, hissedar

    Bir şirketin paylarına, dolayısıyla şirketin bir kısmına sahip olan ve genellikle oy kullanma ve kar payı alma hakkı bulunan kişi veya şirket.

  • directorisimyönetim kurulu üyesi, müdür

    Bir şirketi yönetmek ve şirket adına önemli kararlar almak üzere atanan, genellikle yönetim kurulunun üyesi olan kişi.

  • limited liability companyisimlimited şirket, sınırlı sorumlu şirket

    Sahiplerinin şirket borçlarından yalnızca koydukları sermaye tutarı kadar sorumlu olduğu ve böylece kişisel mal varlıklarının korunduğu şirket.

  • partnershipisimortaklık, adi ortaklık

    İki veya daha fazla kişinin birlikte yürüttüğü, karı paylaştığı ve genel ortaklıkta işletme borçlarından şahsen sorumlu olduğu iş yapısı.

  • subsidiaryisimbağlı şirket, yavru şirket

    Başka bir şirketin, genellikle paylarının yarısından fazlasına sahip olması nedeniyle kontrolü altında bulunan şirket.

  • board of directorsisimyönetim kurulu

    Bir şirketi yönetmek ve en önemli kararlarını almak üzere pay sahiplerince seçilen yöneticilerden oluşan kurul.

  • articles of associationisimesas sözleşme, ana sözleşme

    Şirketin anayasası niteliğindeki belge; payların nasıl devredileceği, yöneticilerin nasıl atanacağı ve toplantıların nasıl yapılacağı gibi iç kuralları düzenler.

  • joint ventureisimortak girişim, iş ortaklığı

    İki veya daha fazla bağımsız tarafın, ayrı şirketler olarak kalmaya devam ederken belirli bir proje ya da iş için kaynaklarını birleştirdiği iş yapısı.

  • fiduciary dutyisimsadakat yükümlülüğü, özen ve bağlılık yükümlülüğü

    Başka bir kişinin ya da kuruluşun en iyi menfaatine hareket etme hukuki yükümlülüğü; örneğin yöneticilerin şirkete ya da acentenin temsil ettiği işletmeye karşı yükümlülüğü.

  • incorporatefiilşirket kurmak, tescil ettirmek

    Bir şirketi yetkili makamlara tescil ettirerek ayrı bir tüzel kişi olarak kurmak; sözleşmelerde ayrıca başka bir belgedeki hükümleri sözleşmenin parçası haline getirmek.

Birleşme ve Devralmalar

  • mergerisimbirleşme, şirket birleşmesi

    İki veya daha fazla şirketin, birinin diğerlerini devralması ya da tamamen yeni bir şirket kurulması yoluyla tek bir şirkette toplanması.

  • acquisitionisimdevralma, satın alma

    Bir şirketin, şirketin bir bölümünün ya da bir işletmenin, genellikle payları veya varlıkları satın alınarak edinilmesi.

  • due diligenceisimhukuki inceleme, durum tespiti

    Bir şirketi satın almadan, ona yatırım yapmadan ya da onunla önemli bir sözleşme imzalamadan önce şirketin hukuki, mali ve ticari durumunun ayrıntılı olarak incelenmesi.

  • share purchase agreementisimpay devir sözleşmesi, pay alım sözleşmesi

    Satıcının hedef şirketteki paylarını kararlaştırılan bedel karşılığında alıcıya devrettiği, şirket satın almalarındaki temel sözleşme.

  • closingisimkapanış, devrin tamamlanması

    Bir işlemin son aşaması; son belgeler imzalanır veya teslim edilir, bedel ödenir ve mülkiyet alıcıya geçer.

  • condition precedentisimön koşul, geciktirici şart

    Bir sözleşmenin ya da içindeki belirli bir yükümlülüğün hüküm doğurabilmesi için önceden gerçekleşmesi gereken olay veya işlem; örneğin resmi bir onay.

  • earn-outisimperformansa bağlı ek bedel, kazanca bağlı ödeme

    Şirket satın almalarında, işletmenin satıştan sonra kararlaştırılan finansal hedeflere ulaşması halinde sonradan ödenen bedel kısmı.

  • takeoverisimdevralma, şirketin kontrolünün ele geçirilmesi

    Genellikle borsada işlem gören bir şirketin paylarının çoğunluğu satın alınarak, bazen yönetimin isteğine rağmen kontrolünün ele geçirilmesi.

  • target companyisimhedef şirket

    Bir birleşme, satın alma ya da devralma sürecinde alıcının satın almayı veya yatırım yapmayı planladığı şirket.

Fikri Mülkiyet

  • intellectual propertyisimfikri mülkiyet, fikri ve sınai mülkiyet

    Buluşlar, markalar, tasarımlar, yazılımlar ve yazılı eserler gibi zihinsel ürünler üzerindeki hukuki haklar; başlıca türleri patent, marka, telif hakkı ve tasarımdır.

  • trademarkisimmarka, ticari marka

    Bir işletmenin mal veya hizmetlerini tanıtan ve onları başka işletmelerinkinden ayırt eden isim, logo ya da slogan gibi işaret.

  • patentisimpatent, patent hakkı

    Bir buluşun nasıl çalıştığının kamuya açıklanması karşılığında devletin belirli bir süre için tanıdığı, buluşu üretme, kullanma ve satma konusundaki münhasır hak.

  • copyrightisimtelif hakkı, fikri hak

    Metin, fotoğraf, müzik eseri veya yazılım gibi özgün bir eseri yaratan kişinin, eserin nasıl çoğaltılacağını, yayımlanacağını ve uyarlanacağını kontrol etme hakkı.

  • licenseisimlisans, kullanım izni

    Patent, marka ya da yazılım gibi bir hakkın sahibinin, başkasına bu hakkı kararlaştırılan şartlarla ve çoğu zaman bir ücret karşılığında kullanma izni vermesi.

  • infringementisimihlal, tecavüz

    Patent, marka veya telif hakkı gibi başkasına ait bir fikri mülkiyet hakkının izinsiz kullanılması.

  • royaltyisimlisans bedeli, telif ücreti

    Patent, marka, kitap ya da şarkı gibi bir hakkın sahibine yapılan ve genellikle satışların belirli bir yüzdesi veya satılan birim başına ücret olarak hesaplanan ödeme.

  • trade secretisimticari sır, ticari sır niteliğindeki bilgi

    Gizli tutulduğu için şirkete rekabet avantajı sağlayan formül, üretim süreci ya da müşteri listesi gibi değerli ticari bilgi.

İş Sözleşmeleri

  • employment contractisimiş sözleşmesi, hizmet sözleşmesi

    İşveren ile çalışan arasında yapılan ve işi, ücreti, çalışma saatlerini, izinleri ve ilişkinin sona ermesine ilişkin kuralları belirleyen sözleşme.

  • non-compete clauseisimrekabet yasağı maddesi, rekabet etmeme şartı

    Bir kişinin veya şirketin, belirli bir süre ve bölgede, örneğin rakip bir firmada çalışarak karşı tarafla rekabet etmesini yasaklayan madde.

  • notice periodisimihbar süresi, bildirim süresi

    Bir sözleşmeyi sona erdirmek için bildirimde bulunulduğu an ile sözleşmenin fiilen sona erdiği tarih arasındaki süre.

  • dismissalisimişten çıkarma, iş sözleşmesinin feshi

    İşverenin, kötü davranış, düşük performans, kadronun kaldırılması ya da başka bir nedenle çalışanın iş sözleşmesini sona erdirmesi.

  • independent contractorisimbağımsız yüklenici, serbest çalışan

    Bir müşteriye, onun çalışanı olmaksızın, hizmet sözleşmesi çerçevesinde hizmet sunan kişi veya işletme.

  • severance payisimkıdem tazminatı, işten ayrılma tazminatı

    İşi sona eren çalışana işverenin ödediği, çoğu zaman hizmet süresine göre hesaplanan ve bazen kanunen zorunlu olan para.

  • non-solicitation clauseisimayartmama maddesi, ayartma yasağı

    Bir tarafın, belirli bir süre boyunca karşı tarafın çalışanlarını veya müşterilerini kendi tarafına çekmek amacıyla onlara yaklaşmasını yasaklayan madde.

Uyuşmazlıklar ve Tahkim

  • disputeisimuyuşmazlık, ihtilaf

    Tarafların hakları veya yükümlülükleri konusundaki anlaşmazlığı; örneğin ödeme, kalite ya da bir maddenin anlamı üzerine.

  • arbitrationisimtahkim

    Tarafların uyuşmazlığı devlet mahkemesi yerine bir veya birden fazla bağımsız hakemin karara bağlamasını kabul ettiği özel çözüm yolu.

  • litigationisimdava, yargılama

    Bir uyuşmazlığı tahkim veya arabuluculuk yerine devlet mahkemesine taşıyıp hakime karara bağlatma süreci.

  • mediationisimarabuluculuk

    Tarafsız bir kişinin (arabulucu) tarafların kendi çözümlerine ulaşmasına yardım ettiği, ancak karar dayatmadığı uyuşmazlık çözüm yolu.

  • settlementisimsulh, uzlaşma

    Bir uyuşmazlığı ya da davayı sona erdiren, genellikle bir tarafın kararlaştırılan tutarı ödediği ve iki tarafın da taleplerinden vazgeçtiği anlaşma.

  • arbitral awardisimhakem kararı, tahkim kararı

    Bir hakemin ya da hakem heyetinin uyuşmazlığı çözen ve taraflar için bağlayıcı olan nihai kararı.

  • jurisdictionisimyargı yetkisi, yetki

    Bir mahkemenin bir davaya bakma ve karara bağlama yetkisi; ayrıca kendi mahkemeleri ve hukuku olan ülke ya da bölge.

  • without prejudiceifadedelil olarak kullanılamaz kaydıyla, haklar saklı kalmak kaydıyla

    Uzlaşma amacıyla yapılan yazılı ya da sözlü iletişime konulan ve bunların daha sonra mahkemede, yapan tarafın aleyhine delil olarak kullanılamayacağını belirten ibare.

  • limitation periodisimzamanaşımı süresi, zamanaşımı

    Bir hukuki talebin ileri sürülmesi gereken süre sınırı; bu süre dolduktan sonra talep genellikle artık ileri sürülemez.

Mini test: bu terimleri biliyor musun?

Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.

Ticaret Hukuku İngilizcesi nasıl öğrenilir?

  • Her hafta gerçek sözleşmeler okuyun: yayımlanmış bir sözleşme şablonu, bir şirketin internetteki genel şartları ya da örnek bir gizlilik sözleşmesi. Her madde başlığını ve önemli terimlerin çevresindeki fiilleri işaretleyin; örneğin terminate for cause, waive a right, indemnify against losses.
  • İşe çoğu sözleşmenin sonunda yer alan kalıp hükümlerle başlayın: uygulanacak hukuk, yetki, sözleşmenin bütünlüğü, bölünebilirlik, feragat, bildirimler ve nüshalar. Bu maddelerin ifadesi sözleşmeden sözleşmeye çok az değiştiği için hızlı ilerleme sağlar.
  • Küçük kip fiillerine dikkat edin: 'shall' ve 'must' yükümlülük doğurur, 'may' bir hak ya da seçenek tanır, 'will' ise muğlak olabilir. Bunlardan birini yanlış okumak, neyi kimin yapması gerektiğini değiştirebilir.
  • Consideration, warranty, liquidated damages ve without prejudice gibi Türkçede tam karşılığı olmayan terimlerin bir listesini tutun; her birinin yanına tek bir kelime yerine bir satırlık açıklama yazın.
  • Okuduğunuz bir sözleşmeyi kısa bir İngilizce e-postayla özetleyerek pratik yapın: taraflar, temel yükümlülükler, ödeme şartları, sözleşmenin nasıl feshedilebileceği ve uyuşmazlıkların nasıl çözüleceği.

Sıkça sorulan sorular

Sözleşme İngilizcesini nasıl etkili biçimde öğrenebilirim?

Yalnızca kelime listeleriyle değil, gerçek belgelerle çalışın. Uğraştığınız bir sözleşme türünü, örneğin gizlilik ya da tedarik sözleşmesini seçin; yayımlanmış birkaç örneği okuyun ve aynı maddelerin nasıl ifade edildiğini karşılaştırın. Her terimi çevresindeki tipik fiil ve edatlarla birlikte not edin ve bu kalıpları özet, yorum ya da e-posta yazarken yeniden kullanın. Her gün biraz okumak, ayda bir uzun süre çalışmaktan daha etkilidir.

İngilizce sözleşmelerde neden 'shall', 'hereby' ve 'whereas' gibi kelimeler kullanılır?

Bu kelimeler geleneksel hukuki yazım tarzından gelir. 'Shall' bir yükümlülüğü gösterir ('The Supplier shall deliver…' / Tedarikçi teslim edecektir), 'hereby' 'işbu belge ile' demektir, 'whereas' ise giriş hükümlerinde arka planı açıklayan cümleleri başlatır. Güncel sözleşmelerin çoğu sade İngilizceyi tercih eder; örneğin yükümlülükler için 'must' ve basit bir 'Background' bölümü kullanır. Yine de geleneksel tarz hala çok yaygındır, bu yüzden onu tanımanız gerekir.

Sözleşme hukukunda önce hangi terimleri öğrenmeliyim?

Bir sözleşmenin yaşam döngüsüyle başlayın: party, offer, acceptance, consideration, term, clause, obligation, breach of contract, damages ve termination. Ardından neredeyse her ticari sözleşmede bulunan maddeleri ekleyin: governing law, jurisdiction, force majeure, limitation of liability, indemnity, warranty ve confidentiality. Bu sayfadaki ilk terimler bu sırayı izler.

İngilizce sözleşme terimlerinin Türkçede tam karşılığı var mı?

Çoğu zaman yok. İngiliz ve Amerikan sözleşme hukuku common law geleneğine dayanır; Türk ticaret hukuku ise Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu gibi kanunlar üzerine kuruludur. Consideration, warranty, liquidated damages ve without prejudice gibi kavramlar Türk hukukunda ya hiç yoktur ya da farklı işler. Çeviri yaparken en yakın Türkçe terimi seçin ve farkın önemli olduğu yerlerde kısa bir açıklama ekleyin.

'Contract' ile 'agreement' aynı şey mi?

Günlük iş İngilizcesinde çoğu zaman eş anlamlı kullanılırlar ve pek çok sözleşmenin başlığında 'Agreement' yazar. Teknik olarak 'agreement' tarafların vardığı her türlü uzlaşmadır; 'contract' ise hukukun uygulanmasını sağladığı anlaşmadır. Örneğin bağlayıcı olmayan bir mutabakat zaptı bir anlaşmadır, ancak sözleşme değildir.

Seviyene uygun okumayla pekiştir

Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar:

Bu sayfa İngilizce öğrenenler için kelime açıklaması içerir; hukuki tavsiye değildir.