Ticaret Hukuku İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları
Sözleşme ve ticaret hukuku İngilizcesi; tedarik ve distribütörlük sözleşmelerinden lisanslara, şirket satın almalarından iş sözleşmelerine ve tahkim maddelerine kadar uluslararası ticaretin ortak dilidir. Buradaki terimler şirket avukatlarının, şirket içi hukuk müşavirlerinin ve sözleşme yöneticilerinin icap ve kabulden beyan ve tekeffüllere, tazmin taahhütlerinden uyuşmazlık çözümüne kadar her gün kullandığı kavramlardır. Pek çoğu sıradan İngilizce kelimelere benzese de hukukta çok belirli bir anlam taşır; onları bağlam içinde öğrenmek sözleşmeleri güvenle okumanızı, müzakere etmenizi ve kaleme almanızı kolaylaştırır.
- 100 terim
- 9 konu
- 53 temel terim
- 206 örnek cümle
Sözleşmenin Kurulması ve Hazırlanması
İki veya daha fazla taraf arasında yapılan ve tarafların belirli şeyleri yapmayı ya da yapmamayı üstlendiği, hukuken bağlayıcı anlaşma.
Tarafların her birinin ne yapacağı konusunda vardığı uzlaşma; hukuk bunu bağlayıcı kabul ettiğinde sözleşmeye dönüşür.
Bir sözleşmeyi imzalamış ya da bir hukuki anlaşmanın veya uyuşmazlığın doğrudan içinde yer alan kişi veya kuruluş.
Bir tarafın belirli şartlarla sözleşme yapmak üzere yaptığı ve karşı tarafça kabul edilirse bağlayıcı hale gelen açık öneri.
Bir teklifin tüm şartlarının açıkça ve kayıtsız şartsız onaylanması; karşı tarafa bildirildiğinde sözleşme genellikle kurulmuş olur.
Tarafların karşı tarafın vaadi karşılığında verdiği ya da vaat ettiği para, mal veya hizmet gibi değerli şey; common law sisteminde çoğu sözleşmenin geçerliliği için gereklidir.
Hukuki etkisi olan; taraflar kabul ettikleri şeyi yapmak zorundadır ve yapmazlarsa sorumlu tutulabilirler.
Mahkeme ya da hakem heyeti aracılığıyla hayata geçirilebilen; böylece ilgili taraf, uymaya ya da tazminat ödemeye zorlanabilir.
Bir sözleşmenin ya da hukuki belgenin metnini özenle yazmak; isim olarak ise henüz son halini almamış belge versiyonu.
Her iki tarafın da kabul edebileceği bir anlaşmaya varmak amacıyla karşı tarafla anlaşmanın şartlarını görüşmek.
Bir teklifin bazı şartlarını değiştiren cevap; asıl teklifi reddetmiş sayılır ve karşı tarafın kabul ya da reddedebileceği yeni bir teklif haline gelir.
Baştan itibaren hiçbir hukuki sonuç doğurmayan; sözleşme ya da madde hiç var olmamış gibi kabul edilir.
Nihai sözleşme müzakere edilip imzalanmadan önce tarafların anlaşma yapma niyetini ve anlaşmanın ana hatlarını kayda geçiren belge.
Bir sözleşmeyi ya da hukuki belgeyi imzalamak ve hukuken geçerlilik kazanması için gerekli diğer şekil şartlarını yerine getirmek.
Bir sözleşmenin, her biri taraflardan biri ya da birkaçı tarafından imzalanan ve hep birlikte tek bir sözleşme oluşturan özdeş kopyalarından her biri.
Tarafların üzerinde uzlaştıkları ana noktaları ve işbirliği planlarını kayda geçiren, genellikle tam anlamıyla hukuki yükümlülük doğurmayan belge.
Bir kişinin ya da şirketin bağlayıcı bir sözleşme yapabilme hukuki ehliyeti; reşit olmayanlar ve işlemin anlamını kavrayamayan kişiler bu ehliyetten yoksun olabilir.
Sözleşme Hükümleri ve Maddeleri
Sözleşmenin ödeme, gizlilik ya da fesih gibi belirli bir konuyu düzenleyen numaralı bölümü.
Bir tarafın sözleşme ya da kanun gereği yerine getirmek zorunda olduğu görev; örneğin bedeli ödemek, malı teslim etmek veya bilgileri gizli tutmak.
Bir sözleşmenin yorumlanmasında ve ondan doğan uyuşmazlıkların çözümünde esas alınan, genellikle taraflarca seçilen hukuk düzeni.
Doğal afet ya da savaş gibi tarafların kontrolü dışında gelişen, öngörülemeyen ve bir tarafın edimini yerine getirmesini engelleyen olay; mücbir sebep maddesi bu durumda ifayı askıya alabilir ya da tarafı sorumluluktan kurtarabilir.
Bir tarafın, karşı tarafın uğrayacağı belirli zarar ya da masrafları, örneğin üçüncü kişilerin ona karşı ileri sürdüğü talepleri karşılamayı üstlendiği taahhüt.
Sözleşmede bir olgunun doğru olduğuna ya da mal veya hizmetin belirli bir standardı karşıladığına dair verilen güvence; gerçeğe aykırı çıkarsa karşı taraf genellikle tazminat talep edebilir.
Sözleşmede bir hak ya da yükümlülüğü düzenleyen hüküm; ayrıca sözleşmenin yürürlükte kalacağı süre.
İhlal edilmesi halinde karşı tarafa sözleşmeyi feshetme hakkı veren esaslı hüküm; ayrıca bir yükümlülüğün doğması ya da sona ermesi için gerçekleşmesi gereken olay.
Bir tarafın sözleşme imzalanmadan önce ya da imza sırasında yaptığı ve karşı tarafı sözleşmeyi yapmaya yönlendiren olgusal açıklama.
Bir sorun çıktığında tarafın ödemek zorunda olduğu zarar miktarını ya da zarar türlerini sınırlayan veya bir tavana bağlayan sözleşme hükmü.
Taraflara belirli bilgileri gizli tutma ve yalnızca sözleşmenin amacı için kullanma yükümlülüğü getiren madde.
İmzalanmış bir sözleşmenin metninde yapılan ve genellikle tüm taraflarca yazılı olarak kabul edilen değişiklik.
Bir hukuki haktan ya da talepten, açıkça yazılı olarak veya davranışla vazgeçilmesi; bu durumda hak artık ileri sürülemez.
Bir tarafın sözleşmeden doğan haklarının, örneğin ödeme alma hakkının, başka bir kişi veya şirkete devredilmesi.
Yazılı sözleşmenin tarafların üzerinde anlaştığı her şeyi içerdiğini ve önceki görüşmelerin, e-postaların ve taslakların yerini aldığını belirten madde.
Genellikle bir maddede düzenlenen ve sözleşmenin bir hükmü geçersiz sayılsa bile kalan hükümlerin yürürlükte kalmasını sağlayan ilke.
Sözleşmenin başında yer alan ve anlaşmanın arka planını ve amacını açıklayan giriş ifadeleri; çoğu zaman 'Whereas' kelimesiyle başlar.
Sözleşme İhlali ve Hukuki Çareler
Bir tarafın sözleşmede üstlendiği edimi yerine getirmemesi; örneğin geç ödeme yapması, ayıplı mal teslim etmesi ya da hiç teslim etmemesi.
Bir mahkemenin veya hakem heyetinin, sözleşme ihlali ya da başka bir hukuka aykırı eylem nedeniyle doğan zarara karşılık bir tarafın diğerine ödemesine hükmettiği para.
Bir şeyden doğan hukuki sorumluluk, özellikle bir zararı tazmin etme yükümlülüğü; muhasebede ayrıca işletmenin ödemekle yükümlü olduğu borç.
Bir sözleşmeyi resmi olarak sona erdirmek; örneğin karşı taraf sözleşmeyi ihlal ettiği için ya da sözleşmenin öngördüğü bildirimde bulunarak.
Hakkı ihlal edilen tarafa hukukun sunduğu çözüm; örneğin tazminat, aynen ifa, ihtiyati tedbir veya fesih.
Sözleşmenin özüne dokunan ve genellikle karşı tarafa fesih hakkı veren ağır sözleşme ihlali.
Bir tarafa yalnızca tazminat ödemesi yerine sözleşmede vaat ettiği edimi fiilen yerine getirmesini emreden mahkeme kararı.
Bir tarafa bir şeyi yapmayı bırakmasını, bazen de bir şeyi yapmasını emreden ve zararı önlemek için çoğu zaman acele olarak verilen mahkeme kararı.
Belirli bir ihlal, çoğu zaman geç tamamlama ya da geç teslim halinde bir tarafın ödeyeceği, sözleşmede önceden kararlaştırılmış sabit tutar.
Karşı tarafın ihlalinden doğan zararı azaltmak için makul adımlar atmak; örneğin hızla yeni bir tedarikçi bulmak.
Bir tarafın yaptığı ve karşı tarafı sözleşme yapmaya ikna eden, gerçeğe aykırı olgusal açıklama.
Bir sözleşmeyi baştan itibaren ortadan kaldırmak; böylece taraflar sözleşme yapılmadan önceki durumlarına geri döndürülür.
Tarafların hiçbirinin sorumlu olmadığı öngörülemeyen bir olayın ifayı imkansız hale getirmesi ya da kararlaştırılandan kökten farklılaştırması nedeniyle sözleşmenin kendiliğinden sona ermesi.
Ticari Sözleşme Türleri
Bir işletmenin tüm satış ya da hizmetlerine uyguladığı standart kurallar; genellikle internet sitesinde, fiyat tekliflerinde veya sipariş formlarının arkasında yer alır.
Taraflardan birinin ya da ikisinin, paylaşılan bilgileri gizli tutacağını ve kararlaştırılan amaç dışında kullanmayacağını taahhüt ettiği sözleşme.
Başka bir işletmeye, genellikle bir tedarik sözleşmesi ya da tek tek satın alma siparişleri çerçevesinde mal veya hizmet sağlayan işletme.
Bir distribütörün üreticiden ürün satın alıp bunları kararlaştırılan bölgede kendi adına yeniden sattığı sözleşme.
Bir acentenin, malları kendisi satın almadan, temsil ettiği işletme (principal) adına müşteri bulduğu ya da satış yaptığı ve genellikle komisyon kazandığı sözleşme.
Bir marka ve iş sisteminin sahibinin, ücret karşılığında başkalarının kendi adını, yöntemlerini ve desteğini kullanarak satış noktaları işletmesine izin verdiği iş modeli.
Bir kişinin ya da şirketin (garantör veya kefil), borçlu ödemediği ya da yükümlülüğünü yerine getirmediği takdirde onun borcunu ödeyeceğine veya edimini ifa edeceğine dair verdiği güvence.
Bir hizmet için erişilebilirlik ya da yanıt süresi gibi ölçülebilir standartları ve bu standartlar karşılanmadığında ne olacağını belirleyen sözleşme veya sözleşme bölümü.
Satış sözleşmesinde, alıcı bedeli tamamen ödeyene kadar malların mülkiyetinin satıcıda kalacağını öngören hüküm.
Şirketler ve Ortaklıklar
Ayrı bir tüzel kişi olarak tescil edilmiş; kendi adına mülk edinebilen, sözleşme imzalayabilen, dava açabilen ve aleyhine dava açılabilen ticari kuruluş.
Bir şirketin paylarına, dolayısıyla şirketin bir kısmına sahip olan ve genellikle oy kullanma ve kar payı alma hakkı bulunan kişi veya şirket.
Bir şirketi yönetmek ve şirket adına önemli kararlar almak üzere atanan, genellikle yönetim kurulunun üyesi olan kişi.
Sahiplerinin şirket borçlarından yalnızca koydukları sermaye tutarı kadar sorumlu olduğu ve böylece kişisel mal varlıklarının korunduğu şirket.
İki veya daha fazla kişinin birlikte yürüttüğü, karı paylaştığı ve genel ortaklıkta işletme borçlarından şahsen sorumlu olduğu iş yapısı.
Başka bir şirketin, genellikle paylarının yarısından fazlasına sahip olması nedeniyle kontrolü altında bulunan şirket.
Bir şirketi yönetmek ve en önemli kararlarını almak üzere pay sahiplerince seçilen yöneticilerden oluşan kurul.
Şirketin anayasası niteliğindeki belge; payların nasıl devredileceği, yöneticilerin nasıl atanacağı ve toplantıların nasıl yapılacağı gibi iç kuralları düzenler.
İki veya daha fazla bağımsız tarafın, ayrı şirketler olarak kalmaya devam ederken belirli bir proje ya da iş için kaynaklarını birleştirdiği iş yapısı.
Başka bir kişinin ya da kuruluşun en iyi menfaatine hareket etme hukuki yükümlülüğü; örneğin yöneticilerin şirkete ya da acentenin temsil ettiği işletmeye karşı yükümlülüğü.
Bir şirketi yetkili makamlara tescil ettirerek ayrı bir tüzel kişi olarak kurmak; sözleşmelerde ayrıca başka bir belgedeki hükümleri sözleşmenin parçası haline getirmek.
Birleşme ve Devralmalar
İki veya daha fazla şirketin, birinin diğerlerini devralması ya da tamamen yeni bir şirket kurulması yoluyla tek bir şirkette toplanması.
Bir şirketin, şirketin bir bölümünün ya da bir işletmenin, genellikle payları veya varlıkları satın alınarak edinilmesi.
Bir şirketi satın almadan, ona yatırım yapmadan ya da onunla önemli bir sözleşme imzalamadan önce şirketin hukuki, mali ve ticari durumunun ayrıntılı olarak incelenmesi.
Satıcının hedef şirketteki paylarını kararlaştırılan bedel karşılığında alıcıya devrettiği, şirket satın almalarındaki temel sözleşme.
Bir işlemin son aşaması; son belgeler imzalanır veya teslim edilir, bedel ödenir ve mülkiyet alıcıya geçer.
Bir sözleşmenin ya da içindeki belirli bir yükümlülüğün hüküm doğurabilmesi için önceden gerçekleşmesi gereken olay veya işlem; örneğin resmi bir onay.
Şirket satın almalarında, işletmenin satıştan sonra kararlaştırılan finansal hedeflere ulaşması halinde sonradan ödenen bedel kısmı.
Genellikle borsada işlem gören bir şirketin paylarının çoğunluğu satın alınarak, bazen yönetimin isteğine rağmen kontrolünün ele geçirilmesi.
Bir birleşme, satın alma ya da devralma sürecinde alıcının satın almayı veya yatırım yapmayı planladığı şirket.
Fikri Mülkiyet
Buluşlar, markalar, tasarımlar, yazılımlar ve yazılı eserler gibi zihinsel ürünler üzerindeki hukuki haklar; başlıca türleri patent, marka, telif hakkı ve tasarımdır.
Bir işletmenin mal veya hizmetlerini tanıtan ve onları başka işletmelerinkinden ayırt eden isim, logo ya da slogan gibi işaret.
Bir buluşun nasıl çalıştığının kamuya açıklanması karşılığında devletin belirli bir süre için tanıdığı, buluşu üretme, kullanma ve satma konusundaki münhasır hak.
Metin, fotoğraf, müzik eseri veya yazılım gibi özgün bir eseri yaratan kişinin, eserin nasıl çoğaltılacağını, yayımlanacağını ve uyarlanacağını kontrol etme hakkı.
Patent, marka ya da yazılım gibi bir hakkın sahibinin, başkasına bu hakkı kararlaştırılan şartlarla ve çoğu zaman bir ücret karşılığında kullanma izni vermesi.
Patent, marka veya telif hakkı gibi başkasına ait bir fikri mülkiyet hakkının izinsiz kullanılması.
Patent, marka, kitap ya da şarkı gibi bir hakkın sahibine yapılan ve genellikle satışların belirli bir yüzdesi veya satılan birim başına ücret olarak hesaplanan ödeme.
Gizli tutulduğu için şirkete rekabet avantajı sağlayan formül, üretim süreci ya da müşteri listesi gibi değerli ticari bilgi.
İş Sözleşmeleri
İşveren ile çalışan arasında yapılan ve işi, ücreti, çalışma saatlerini, izinleri ve ilişkinin sona ermesine ilişkin kuralları belirleyen sözleşme.
Bir kişinin veya şirketin, belirli bir süre ve bölgede, örneğin rakip bir firmada çalışarak karşı tarafla rekabet etmesini yasaklayan madde.
Bir sözleşmeyi sona erdirmek için bildirimde bulunulduğu an ile sözleşmenin fiilen sona erdiği tarih arasındaki süre.
İşverenin, kötü davranış, düşük performans, kadronun kaldırılması ya da başka bir nedenle çalışanın iş sözleşmesini sona erdirmesi.
Bir müşteriye, onun çalışanı olmaksızın, hizmet sözleşmesi çerçevesinde hizmet sunan kişi veya işletme.
İşi sona eren çalışana işverenin ödediği, çoğu zaman hizmet süresine göre hesaplanan ve bazen kanunen zorunlu olan para.
Bir tarafın, belirli bir süre boyunca karşı tarafın çalışanlarını veya müşterilerini kendi tarafına çekmek amacıyla onlara yaklaşmasını yasaklayan madde.
Uyuşmazlıklar ve Tahkim
Tarafların hakları veya yükümlülükleri konusundaki anlaşmazlığı; örneğin ödeme, kalite ya da bir maddenin anlamı üzerine.
Tarafların uyuşmazlığı devlet mahkemesi yerine bir veya birden fazla bağımsız hakemin karara bağlamasını kabul ettiği özel çözüm yolu.
Bir uyuşmazlığı tahkim veya arabuluculuk yerine devlet mahkemesine taşıyıp hakime karara bağlatma süreci.
Tarafsız bir kişinin (arabulucu) tarafların kendi çözümlerine ulaşmasına yardım ettiği, ancak karar dayatmadığı uyuşmazlık çözüm yolu.
Bir uyuşmazlığı ya da davayı sona erdiren, genellikle bir tarafın kararlaştırılan tutarı ödediği ve iki tarafın da taleplerinden vazgeçtiği anlaşma.
Bir hakemin ya da hakem heyetinin uyuşmazlığı çözen ve taraflar için bağlayıcı olan nihai kararı.
Bir mahkemenin bir davaya bakma ve karara bağlama yetkisi; ayrıca kendi mahkemeleri ve hukuku olan ülke ya da bölge.
Uzlaşma amacıyla yapılan yazılı ya da sözlü iletişime konulan ve bunların daha sonra mahkemede, yapan tarafın aleyhine delil olarak kullanılamayacağını belirten ibare.
Bir hukuki talebin ileri sürülmesi gereken süre sınırı; bu süre dolduktan sonra talep genellikle artık ileri sürülemez.
Mini test: bu terimleri biliyor musun?
Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.
Ticaret Hukuku İngilizcesi nasıl öğrenilir?
- Her hafta gerçek sözleşmeler okuyun: yayımlanmış bir sözleşme şablonu, bir şirketin internetteki genel şartları ya da örnek bir gizlilik sözleşmesi. Her madde başlığını ve önemli terimlerin çevresindeki fiilleri işaretleyin; örneğin terminate for cause, waive a right, indemnify against losses.
- İşe çoğu sözleşmenin sonunda yer alan kalıp hükümlerle başlayın: uygulanacak hukuk, yetki, sözleşmenin bütünlüğü, bölünebilirlik, feragat, bildirimler ve nüshalar. Bu maddelerin ifadesi sözleşmeden sözleşmeye çok az değiştiği için hızlı ilerleme sağlar.
- Küçük kip fiillerine dikkat edin: 'shall' ve 'must' yükümlülük doğurur, 'may' bir hak ya da seçenek tanır, 'will' ise muğlak olabilir. Bunlardan birini yanlış okumak, neyi kimin yapması gerektiğini değiştirebilir.
- Consideration, warranty, liquidated damages ve without prejudice gibi Türkçede tam karşılığı olmayan terimlerin bir listesini tutun; her birinin yanına tek bir kelime yerine bir satırlık açıklama yazın.
- Okuduğunuz bir sözleşmeyi kısa bir İngilizce e-postayla özetleyerek pratik yapın: taraflar, temel yükümlülükler, ödeme şartları, sözleşmenin nasıl feshedilebileceği ve uyuşmazlıkların nasıl çözüleceği.
Sıkça sorulan sorular
Sözleşme İngilizcesini nasıl etkili biçimde öğrenebilirim?
Yalnızca kelime listeleriyle değil, gerçek belgelerle çalışın. Uğraştığınız bir sözleşme türünü, örneğin gizlilik ya da tedarik sözleşmesini seçin; yayımlanmış birkaç örneği okuyun ve aynı maddelerin nasıl ifade edildiğini karşılaştırın. Her terimi çevresindeki tipik fiil ve edatlarla birlikte not edin ve bu kalıpları özet, yorum ya da e-posta yazarken yeniden kullanın. Her gün biraz okumak, ayda bir uzun süre çalışmaktan daha etkilidir.
İngilizce sözleşmelerde neden 'shall', 'hereby' ve 'whereas' gibi kelimeler kullanılır?
Bu kelimeler geleneksel hukuki yazım tarzından gelir. 'Shall' bir yükümlülüğü gösterir ('The Supplier shall deliver…' / Tedarikçi teslim edecektir), 'hereby' 'işbu belge ile' demektir, 'whereas' ise giriş hükümlerinde arka planı açıklayan cümleleri başlatır. Güncel sözleşmelerin çoğu sade İngilizceyi tercih eder; örneğin yükümlülükler için 'must' ve basit bir 'Background' bölümü kullanır. Yine de geleneksel tarz hala çok yaygındır, bu yüzden onu tanımanız gerekir.
Sözleşme hukukunda önce hangi terimleri öğrenmeliyim?
Bir sözleşmenin yaşam döngüsüyle başlayın: party, offer, acceptance, consideration, term, clause, obligation, breach of contract, damages ve termination. Ardından neredeyse her ticari sözleşmede bulunan maddeleri ekleyin: governing law, jurisdiction, force majeure, limitation of liability, indemnity, warranty ve confidentiality. Bu sayfadaki ilk terimler bu sırayı izler.
İngilizce sözleşme terimlerinin Türkçede tam karşılığı var mı?
Çoğu zaman yok. İngiliz ve Amerikan sözleşme hukuku common law geleneğine dayanır; Türk ticaret hukuku ise Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu gibi kanunlar üzerine kuruludur. Consideration, warranty, liquidated damages ve without prejudice gibi kavramlar Türk hukukunda ya hiç yoktur ya da farklı işler. Çeviri yaparken en yakın Türkçe terimi seçin ve farkın önemli olduğu yerlerde kısa bir açıklama ekleyin.
'Contract' ile 'agreement' aynı şey mi?
Günlük iş İngilizcesinde çoğu zaman eş anlamlı kullanılırlar ve pek çok sözleşmenin başlığında 'Agreement' yazar. Teknik olarak 'agreement' tarafların vardığı her türlü uzlaşmadır; 'contract' ise hukukun uygulanmasını sağladığı anlaşmadır. Örneğin bağlayıcı olmayan bir mutabakat zaptı bir anlaşmadır, ancak sözleşme değildir.
İlgili alanlar
Seviyene uygun okumayla pekiştir
Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar:
Bu sayfa İngilizce öğrenenler için kelime açıklaması içerir; hukuki tavsiye değildir.
