Tüm alanlarda aramak için en az 2 karakter yazın.
Mutfak İngilizcesi: 351 Temel Terim ve Anlamları
Profesyonel mutfaklar kısa ve net bir İngilizceyle işler: servis tezgahında, tariflerde ve hazırlık listelerinde, gıda güvenliği kayıtlarında ve menülerde. Bu sözlük aşçıların ve mutfak çalışanlarının pişirme yöntemleri, doğrama şekilleri, ekipman, malzemeler, ölçüler, mutfaktaki görevler, hijyen, menüler ve servis için her gün kullandığı kelimeleri gerçek mutfak işinden örneklerle açıklıyor.
- 351 terim
- 10 konu
- 67 temel terim
- 703 örnek cümle
Malzemeler, Fondlar ve Soslar
Süt veya krema, yumurta sarısı ve şekerle yapılan akışkan tatlı kreması.
Süt, yumurta, şeker ve nişastayla pişirilen, hamur işi dolgularında kullanılan koyu krema.
Çırpılmış kremayla hafifletilen, çoğunlukla jelatinle dengelenen pastacı kreması.
Tart ve hamur işlerinde kullanılan, bazen pastacı kremasıyla birleştirilen bademli tatlı dolgu.
Başlıca öğütülmüş badem ve şekerden yapılan, şekil verilebilir tatlı ezme.
Kuruyemiş ve karamelize şekerle yapılan şekerleme veya pastacılık malzemesi.
Şeker veya baldan yapılan, çoğunlukla yumurta akıyla havalandırılıp kuruyemiş eklenen şekerleme.
Yumurta akıyla şekerin çırpılmasıyla yapılan, pişirilerek veya üst kaplama olarak kullanılan tatlı köpük.
Pasta doldurmak veya kaplamak için kullanılan tereyağı ve şeker temelli tatlı krema.
Pudra şekeriyle yumurta akı veya eşdeğerinden yapılan, kuruyunca sertleşen kaplama.
Pasta ve şekerlemelerde dökülen kaplama veya esnek örtü olarak kullanılan şekerli hazırlık.
Yumurtayla zenginleştirilen ve fırında buharla kabaran, pişirilmiş un-sıvı hamuru.
Pişerken ayrılıp kabaran, yinelenen hamur ve yağ katmanlarından oluşan hamur.
Unun yağla ve hamur oluşturacak kadar sıvıyla birleştirilmesiyle yapılan kırılgan hamur.
Gevrek hamur işleri yapmak için katlanan veya üst üste dizilen çok ince hamur yaprakları.
Belirgin miktarda tereyağı ve yumurtayla zenginleştirilmiş yumuşak mayalı ekmek.
Son ekmek hamurundan önce hazırlanan, genellikle katı kıvamlı İtalyan tarzı mayalı ön hamur.
Genellikle eşit ağırlıkta un ve suyla yapılan akışkan mayalı ön hamur.
Hamurda gaz açığa çıkaran bikarbonat ve asitler içeren kimyasal kabartıcı karışım.
Yemek yapımında, özellikle asitle birlikte kabartıcı olarak kullanılan sodyum bikarbonat.
Pastacılık ve şekerlemede kullanılan asitli toz potasyum bitartrat.
Meyveli hazırlıkların koyulaşmasına veya jel oluşturmasına yardımcı olan bitkisel madde.
Sıvıları yumuşak jel halinde tutmak için kullanılan hayvansal protein malzemesi.
İngiliz mutfak kullanımında, karışımları koyulaştıran ince beyaz mısır nişastası.
Makarna, tatlı ve başka yemeklerde kullanılan, çoğunlukla durum buğdayından iri öğütülmüş taneler.
Yumuşak sunulan veya kesilebilmesi için sertleşmeye bırakılan pişmiş mısır unu yemeği.
İrmikten yapılan küçük taneler ve bu tanelerden hazırlanan yemekler.
Pişirilip kurutulan ve parçalara kırılan buğday taneleri.
Nişastalı taneleri nedeniyle risottoda sık kullanılan İtalyan pirinç çeşidi.
Özellikle gevrek kaplamalarda kullanılan hafif, pul biçimli Japon tarzı ekmek kırıntıları.
Bazı hamur işleri ve tatlılarda kullanılan, sığır veya koyunun böbrek ve bel çevresindeki sert yağ.
Domuz yağ dokusundan eritilerek ayrılan, pişirmede ve hamur işinde kullanılan yağ.
Tereyağı yayıklandıktan sonra kalan sıvı veya bu adla satılan kültürlenmiş ekşi süt ürünü.
Hafif ekşimsi lezzeti olan, kültürlenmiş koyu kıvamlı krema.
Tatlılarda yaygın kullanılan, kremadan yapılan yoğun ve yumuşak İtalyan peyniri.
Geleneksel olarak peynir altı suyundan yapılan, hafif lezzetli ve ince pıhtılı yumuşak İtalyan peyniri.
Peynir yapımında veya benzeri süt ürünü hazırlığında pıhtıdan ayrılan sıvı.
Şeker üretiminde kalan, tat ve renk vermek için kullanılan koyu renkli yoğun şurup.
Pastacılık ve tatlılarda kullanılan, rafine şekerden yapılan koyu kıvamlı kehribar şurup.
Sakkarozun parçalanmasıyla elde edilen, şekerleme ve pastacılıkta kullanılan glikoz-fruktoz karışımı.
Kaplama ve kalıplama için görece yüksek kakao yağı içeriğiyle formüle edilmiş çikolata.
Kakao çekirdeklerinden elde edilen, çikolata ve pastacılıkta kullanılan yağ.
Kakao lezzeti ve çıtır dokusu için kullanılan, kabuğu ayrılmış küçük kakao çekirdeği parçaları.
Kasaplıkta karkasın ayrıldığı büyük temel bölümlerden biri.
Tek tek porsiyonlar hazırlanmadan önce ana et bölümünün bölünmesiyle elde edilen alt parça.
Hayvanın temel kas eti kesimleri dışındaki yenebilir organları ve diğer parçaları.
Dana veya kuzu gibi hayvanların timus ya da pankreası için kullanılan mutfak adı.
Glutamat ve bazı diğer bileşiklerle ilişkili yoğun lezzetli temel tat.
Ekmek veya hamur işi yapmakta kullanılan, un ve sıvı temelli, işlenebilir koyu karışım.
Kek veya kaplama için kullanılan, genellikle un ve sıvı temelli, dökülebilen ya da kaşıkla alınabilen karışım.
Fırınlamadan önce yiyeceğin üzerine sürülen, bazen sıvıyla karıştırılmış çırpılmış yumurta.
Gaz üreterek veya açığa çıkararak hamurun genişlemesine yardımcı olan malzeme.
Hamuru narin ve kırılgan yapmak için kullanılan, modern tariflerde çoğunlukla katı bitkisel yağ.
Tarhun ve arpacık soğanı içeren redüksiyonla tatlandırılmış sıcak tereyağı-yumurta sarısı emülsiyonu.
Beşamel tabanına peynir eklenmesiyle yapılan peynirli sos.
Etin pişme suyundan, çoğunlukla fond ve koyulaştırıcı eklenerek yapılan sos.
Çorba ve salatalarda kullanılan, gevrekleşene kadar kızartılmış küçük ekmek parçası.
Sos veya çorbayı zenginleştirip koyulaştırmak için kullanılan, çoğunlukla yumurta sarısı ve kremadan oluşan karışım.
Yumurta sarısının sıvıyla hafif ısı üzerinde çırpılmasıyla yapılan hafif köpüklü sos.
Karamelize şekerin sirkeyle birleştirilmesiyle yapılan tatlı-ekşi sos tabanı.
Yaygın mutfak kullanımında, kabuğu ve çekirdekleri çıkarılmış doğranmış domates eti.
Çırpılmış krema, yumurta köpüğü veya başka havalı bileşen eklenerek hafifletilen hazırlık.
Çoğunlukla sıcakken biçimlendirilen, tatlılarda kullanılan ince gevrek bisküvi veya gofret.
Yapısı büyük ölçüde yumurtaya veya karışıma alınan havaya dayanan hafif kek.
Tarifler, Ölçüler ve Maliyet
Bir yemeğin nasıl yapılacağını anlatan; malzemeleri, miktarlarını ve gereken adımları, süreleri ve sıcaklıkları içeren talimat.
Bir kişiye servis edilen yemek miktarı. Fiil olarak yiyeceği servis için eşit miktarlara bölmek anlamına gelir.
Büyük kaşık; ayrıca tariflerde üç çay kaşığına eşit standart bir ölçü birimi. İngiltere ve ABD'de 15 ml'dir.
Küçük kaşık; ayrıca tariflerde yaklaşık 5 ml'ye, yani yemek kaşığının üçte birine eşit standart bir ölçü birimi.
Tam bir ölçüyle değil, tadına bakarak istenen lezzeti verecek miktarda. Çoğunlukla tuz, karabiber, şeker ve ekşilik için kullanılır.
Yiyeceği koymadan önce fırını, ızgarayı ya da tavayı gereken sıcaklığa getirmek.
Bir tarifin ürettiği miktar ya da porsiyon sayısı; ayrıca bir malzemenin ayıklama, kemiklerini ayırma ya da soyma sonrasında kalan kullanılabilir ağırlığı.
Bir yemeği ya da menüyü hazırlamak için kullanılan malzemelerin maliyeti; çoğu zaman satış fiyatının yüzdesi olarak gösterilir.
Her malzemenin ağırlığını toplam un ağırlığının yüzdesi olarak gösteren formül sistemi.
Tarifte belirtilen ölçü miktarından biraz daha az olan.
Parmakların arasında alınan çok küçük miktarda malzeme.
Yiyecek veya içeceğe eklenen, kesin ölçülmeyen küçük miktarda sıvı.
Mutfak Hiyerarşisi ve Görevler
Mesleki eğitim almış aşçı; özellikle bir mutfağı ya da mutfağın bir bölümünü yöneten kişi. Mutfakta çalışanlar üstlerine hitap ederken de bu kelimeyi kullanır.
Mutfakta ikinci sıradaki yönetici; mutfak şefine yardım eder, aşçıları denetler ve şef yokken mutfağı yönetir.
Mutfaktan sorumlu kişi; menüden, ekipten, yemek kalitesinden, siparişlerden ve maliyetlerden sorumludur. Chef de cuisine diye de anılır.
Servis sırasında siparişlerin piştiği ocak ve ekipman sırasında, yani hatta, bir istasyonda çalışan aşçı.
Mesleğinin başındaki, bir chef de partie'nin altında çalışarak hazırlık işlerini yapan ve mutfağın her bölümünü öğrenen genç aşçı.
Mutfağın balık, sos, ızgara ya da pastane gibi bir bölümünden sorumlu olan, çoğu zaman altında bir veya daha fazla komi çalışan şef.
Tatlılar, hamur işleri, ekmekler ve diğer fırın ürünlerinde uzmanlaşmış, genellikle mutfağın pastane bölümünü yöneten şef. Pâtissier diye de anılır.
Tabak, tencere ve ekipmanları yıkayan, mutfağı temiz tutan, çöpleri çıkaran, mal kabulüne ve basit hazırlık işlerine yardım eden mutfak çalışanı.
Profesyonel bir mutfağın net bir emir-komuta zinciri ve bölümler halinde düzenlenmesini sağlayan geleneksel sistem; 19. yüzyılın sonlarında Fransız şef Auguste Escoffier tarafından geliştirilmiştir.
Gerektikçe farklı istasyonlarda çalışmak üzere mutfak bölümleri arasında geçiş yapan aşçı.
Klasik mutfak hiyerarşisinde balık hazırlığından ve yemeklerinden sorumlu aşçı.
Fransız tarzı fırın veya mutfak hiyerarşisinde ekmek konusunda uzman kişi.
Eti kullanılabilir büyük parçalara, kesimlere ve porsiyonlara ayırarak hazırlayan kişi.
Gıda Güvenliği ve Hijyen
Zararlı bakterilerin ya da alerjenlerin bir gıdadan, yüzeyden, aletten veya kişiden diğerine geçmesi; örneğin çiğ etten salataya.
Kuruyemiş, süt, yumurta, gluten ya da kabuklu deniz ürünleri gibi, bazı kişilerde alerjik reaksiyona yol açabilen gıda maddesi.
Zararlı bakterilerin en hızlı çoğaldığı, yaklaşık 5°C ile 60°C (41°F ile 140°F) arasındaki sıcaklık aralığı. Kesin sınırlar ülkeden ülkeye biraz değişir.
First in, first out (ilk giren ilk çıkar): Gıdaların tarihi geçmesin diye eski stoğun yeni gelen ürünlerden önce kullanılmasını öngören stok rotasyonu kuralı.
Gıda etiketinde yer alan ve bu tarihten sonra ürünün görünüşü ve kokusu normal olsa bile güvenlik nedeniyle tüketilmemesi, pişirilmemesi ve servis edilmemesi gereken tarih.
Temizlenmiş bir yüzeydeki ya da ekipmandaki mikrop sayısını ısıyla veya sanitizer denen kimyasal bir ürünle güvenli bir düzeye indirmek.
Bir yiyeceğin merkezindeki ya da en kalın yerindeki sıcaklık; yiyeceğin güvenli şekilde pişip pişmediğini, soğutulup soğutulmadığını ya da yeniden ısıtılıp ısıtılmadığını kontrol etmek için saplama termometreyle ölçülür.
Donmuş yiyeceğin pişirilmeden önce yumuşamasını ve buzunun çözülmesini sağlamak. Defrost da aynı anlamdadır ve en az onun kadar yaygındır.
Hazard Analysis and Critical Control Points (Tehlike Analizi ve Kritik Kontrol Noktaları): Gıdanın güvensiz hale gelebileceği noktaları belirleyen ve bunları kontrol altında tutmak için denetimler ve sınırlar koyan gıda güvenliği sistemi.
Zararlı bakteri, virüs, parazit ya da toksinlerle bulaşmış yiyecek veya içeceklerin tüketilmesinden kaynaklanan her türlü hastalık. Gündelik İngilizcede genellikle food poisoning denir.
Hazırlık, işleme veya servis sırasında gıdaya temas eden yüzey.
Mini test: bu terimleri biliyor musun?
Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.
Mutfak İngilizcesi nasıl öğrenilir?
- Mutfak komutlarını kalıp olarak öğrenin: "Yes, chef", "Behind!", "Fire table six", "Two minutes on the risotto" ve "We're 86 on the sea bass" her vardiyada duyulur.
- Profesyonel tarifler, hazırlık listeleri, HACCP kayıtları, alerjen tabloları ve restoran menüleri gibi gerçek İngilizce mutfak metinlerini okuyun; her terimin nasıl kullanıldığına dikkat edin.
- Pişirme fiillerini ısının türüne göre gruplayın: sıvıda (boil, simmer, poach, steam), kuru ısıda (roast, bake, grill) ve yağda (sauté, sear, deep-fry). Kelimenin hangi gruba girdiği, ne anlama geldiğini büyük ölçüde gösterir.
- Mutfak kelimelerinin çoğu Fransızcadan gelir (mise en place, sous chef, à la carte, julienne). İngilizce konuşulan mutfaklarda nasıl telaffuz edildiklerini öğrenin; bu çoğu zaman Fransızcadaki telaffuzdan farklıdır.
- Miktarları, sıcaklıkları ve süreleri sesli söylemeyi çalışın: 200 grams, 180 degrees, two tablespoons, 45 minutes. Tarifler de siparişler de bunlara dayanır.
Sıkça sorulan sorular
Chef ile cook arasındaki fark nedir?
Profesyonel mutfakta chef, yönetim sorumluluğu olan kişiler için kullanılan bir unvandır: head chef, sous chef, chef de partie gibi. Cook ise yemek hazırlayan herkes için kullanılan genel kelimedir; line cook ya da prep cook gibi. Mutfak dışında ise insanlar profesyonel olarak yemek yapan herkese chef diyebilir. Türkçedeki aşçı kelimesi cook'a, şef ise chef'e karşılık gelir.
Mise en place ne demek ve şefler neden sürekli bunu söylüyor?
Mise en place, Fransızcada "yerine koyma" anlamına gelir. Servis başlamadan önce bütün malzemelerin hazırlanmış, tartılmış ve hazır olması, her aletin de yerinde durması demektir. Türk mutfaklarında mizanplas diye söylenir. Şefler bunu sürekli tekrarlar, çünkü mizanplası eksik olan bir aşçı siparişler gelmeye başladığı anda geride kalır.
Mutfakta "Yes, chef", "Behind" ve "86" ne anlama gelir?
"Yes, chef" bir talimatı duyduğunuzu ve anladığınızı gösterir. "Behind", çoğu zaman elinizde sıcak ya da keskin bir şeyle bir iş arkadaşınızın arkasından geçtiğinizi haber verir. "86" ise bir ürünün bittiği ve artık sipariş alınamayacağı anlamına gelir; "86 the lamb" (kuzu bitti) gibi. Bu kısa komutlar yoğun bir mutfakta hem güvenliği hem de hızı sağlar.
Starter mı, appetizer mı, entrée mi demeliyim?
Küçük ilk yemek için İngiliz İngilizcesinde starter, Amerikan İngilizcesinde appetizer denir. Asıl tuzak entrée kelimesidir: Amerikan İngilizcesinde ana yemek anlamına gelirken Fransızcada ve bazı İngiliz menülerinde ilk yemeği anlatır. Emin değilseniz ilk yemek için starter ya da appetizer, ana yemek için main course deyin.
Use-by date ile best-before date arasındaki fark nedir?
Use-by date güvenlikle ilgilidir: Bu tarihten sonra ürün, görünüşü ve kokusu normal olsa bile tüketilmemeli ve servis edilmemelidir. Best-before date ise kaliteyle ilgilidir: Ürün bir süre daha güvenlidir ama tadı ya da dokusu zayıflayabilir. Türkiye'deki etiketlerde bunların karşılığı Son Tüketim Tarihi (STT) ve Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi'dir (TETT).
İlgili alanlar
Seviyene uygun okumayla pekiştir
Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar:
