Beslenme ve Diyetetik İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları
Diyetisyenler ve beslenme öğrencileri İngilizceyle her yerde karşılaşır: ders kitaplarında, klinik kılavuzlarda, bilimsel makalelerde, besin etiketlerinde, yabancı danışanlarla ve meslektaşlarla yapılan görüşmelerde. Bu sözlük; makro besin ögelerinden vitaminlere ve enerji dengesine, sindirimden menü planlamaya, klinik beslenmeden besin etiketlerine ve danışmanlığa kadar alana yeni başlayan birinin ilk ihtiyaç duyacağı kelimeleri bir araya getirir. Her terimde anlamın sade bir İngilizceyle açıklamasını, profesyonellerin kelimeyi gerçekte nasıl kullandığını ve Türkçe karşılığını bulacaksınız.
- 100 terim
- 9 konu
- 52 temel terim
- 200 örnek cümle
Makro Besin Ögeleri ve Su
Vücudun büyümek, kendini onarmak, enerji üretmek ve sağlıklı kalmak için ihtiyaç duyduğu, besinlerde bulunan madde; protein, karbonhidrat, yağ, vitaminler, mineraller ve su bu gruba girer.
Vücudun gram düzeyinde, büyük miktarlarda ihtiyaç duyduğu besin ögesi: karbonhidrat, protein ve yağ. Bazı kaynaklar suyu da bu gruba dahil eder.
Vücudun kasları, organları, deriyi, enzimleri ve hormonları yapmak ve onarmak için kullandığı, amino asitlerden oluşan makro besin ögesi. Gram başına yaklaşık 4 kcal enerji sağlar.
Ekmek, pirinç, meyve, kurubaklagil ve süt gibi besinlerde bulunan makro besin ögesi. Vücut onu büyük ölçüde temel enerji kaynağı olan glikoza parçalar; gram başına yaklaşık 4 kcal sağlar.
Vücuda gram başına yaklaşık 9 kcal ile yoğun enerji sağlayan ve A, D, E ve K vitaminlerinin emilmesine yardımcı olan makro besin ögesi. Aynı kelime vücutta depolanan yağ dokusu için de kullanılır.
Tam tahıllar, kurubaklagiller, sebzeler, meyveler, kuruyemişler ve tohumlarda bulunan, insanın ince bağırsağında sindirilemeyen bitkisel bileşenler. Bağırsak hareketlerini destekler; kan şekeri ve kolesterolün kontrolüne katkıda bulunabilir.
Vücutta yeterli suyun bulunması durumu ve buna ulaşmak ya da bunu korumak için sıvı alınması süreci. Su; vücut ısısının düzenlenmesi, sindirim ve kan hacmi için gereklidir.
Yağ asitlerinde çift bağ bulunmayan yağ türü. Başlıca tereyağı, yağlı etler, peynir, hindistan cevizi yağı ve palm yağında bulunur ve oda sıcaklığında genellikle katıdır.
Yağ asitlerinde bir ya da daha fazla çift bağ bulunan ve oda sıcaklığında genellikle sıvı olan yağ türü. Tekli doymamış ve çoklu doymamış yağlar olmak üzere iki ana gruba ayrılır.
Vücudun hücre zarlarını oluşturmak, hormon ve D vitamini üretmek için kullandığı mumsu, yağ benzeri madde. Büyük kısmını karaciğer üretir; hayvansal besinlerde de bulunur.
İnsan vücudunun hiç üretemediği ya da yeterli miktarda üretemediği, bu nedenle besinlerdeki proteinlerden alınması gereken dokuz amino asitten her biri.
Bitkisel kaynaklı ALA ile yağlı balıklardan gelen EPA ve DHA'yı kapsayan, vücudun kalp, beyin ve gözler için ihtiyaç duyduğu çoklu doymamış yağ asitleri ailesi.
Yapısı nedeniyle vücutta doymuş yağ gibi davranan bir doymamış yağ türü. Büyük kısmı kısmen hidrojenize yağlardan gelir; LDL kolesterolü yükseltir, HDL kolesterolü düşürür.
Nişasta ve lif gibi uzun şeker zincirlerinden oluşan, tahıllarda, kurubaklagillerde ve sebzelerde bulunan karbonhidrat. Genellikle basit şekerlerden daha yavaş sindirilir.
Vitaminler ve Mineraller
Vücudun yalnızca miligram ya da mikrogram düzeyinde, çok küçük miktarlarda ihtiyaç duyduğu ama sağlık için vazgeçilmez olan vitamin veya mineral.
Vücudun büyüme, bağışıklık ve normal metabolizma için az miktarda ihtiyaç duyduğu organik madde. Vücut çoğu vitamini yeterli miktarda üretemediği için besinlerden alınması gerekir.
Vücudun kemikler, kan, sinirler ve pek çok kimyasal tepkime için ihtiyaç duyduğu ve besinlerle sudan alması gereken kalsiyum, demir, çinko ya da potasyum gibi inorganik element.
Vücutta bir besin ögesinin sağlığı etkileyecek ya da belirli bulgulara yol açacak ölçüde yetersiz olması; örneğin demir yetersizliğine bağlı anemi.
Beslenmeye besin ögeleri ya da başka maddeler eklemek için kullanılan tablet, kapsül, toz veya içecek gibi ürün; örneğin D vitamini damlası, demir tableti ya da protein tozu.
Vücudun kanda oksijen taşıyan hemoglobini üretmek için kullandığı mineral. Hayvansal besinlerde hem demiri, bitkisel besinlerde ise hem olmayan demir (non-hem demir) olarak bulunur.
Vücutta en bol bulunan mineral; büyük kısmı kemiklerde ve dişlerde depolanır. Kas kasılması, sinir iletimi ve kanın pıhtılaşması için de gereklidir.
Vücudun kalsiyumu emmesine ve kemikleri sağlıklı tutmasına yardımcı olan, yağda çözünen vitamin. Deri güneş ışığıyla bu vitamini üretir; yağlı balıklar, yumurta ve zenginleştirilmiş besinler de az miktarda sağlar.
Sıvı dengesini, sinir iletimini ve kas işlevini düzenleyen mineral ve elektrolit. Besinlerle alınan sodyumun çoğu işlenmiş gıdalardaki, ekmekteki ve yemeklere eklenen tuzdan (sodyum klorür) gelir.
Hücreleri serbest radikal adı verilen kararsız moleküllerin yol açtığı hasara karşı koruyabilen madde. C ve E vitaminleri, selenyum ve pek çok bitkisel bileşik bu gruba girer.
Yağda çözünen dört vitaminden, yani A, D, E ve K vitaminlerinden her biri. Besinlerdeki yağla birlikte emilir ve karaciğerde ve yağ dokusunda depolanabilir.
DNA ve alyuvar yapımı için gerekli olan bir B vitamini (B9). Yeşil yapraklı sebzelerde ve kurubaklagillerde doğal olarak bulunur; sentetik biçimi olan folik asit takviyelerde ve zenginleştirilmiş besinlerde kullanılır.
Sağlıklı sinirler, DNA ve alyuvar yapımı için gerekli vitamin. Doğal olarak neredeyse yalnızca et, balık, yumurta ve süt ürünleri gibi hayvansal besinlerde bulunur.
Vücut sıvılarında elektrik yükü taşıyan ve sıvı dengesini, sinirleri ve kasları düzenlemeye yardımcı olan sodyum, potasyum, klorür ya da magnezyum gibi mineral.
Beslenme değerini artırmak için içine, çoğu zaman doğal olarak bulunmayan vitamin veya mineraller eklenmiş besinler için kullanılır; folik asitli un ya da iyotlu tuz gibi.
Besindeki bir besin ögesinin vücut tarafından gerçekten emilebilen ve kullanılabilen oranı. Kağıt üzerinde aynı miktarda besin ögesi içeren iki besin bu açıdan büyük farklılık gösterebilir.
Enerji Dengesi ve Vücut Ağırlığı
Yiyecek ve içeceklerin sağladığı ve vücudun harcadığı enerjiyi ölçmekte kullanılan birim. Beslenmede ve etiketlerde 'kalori' denince genellikle kilokalori (kcal) kastedilir.
Kişinin yiyecek ve içeceklerle aldığı enerji ile vücudun harcadığı enerji arasındaki ilişki. İkisi eşit olduğunda vücut ağırlığı genellikle sabit kalır.
Kişinin vücudun harcadığından daha az kalori aldığı, bu nedenle vücudun depolanmış enerjiyi kullandığı ve vücut ağırlığının azalma eğilimine girdiği durum.
Beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivite, davranış değişikliği ve gerektiğinde tıbbi tedavi yoluyla sağlığı destekleyen bir vücut ağırlığına ulaşma ve bunu koruma süreci.
Sağlığa zarar verebilecek düzeyde vücut yağının fazla olduğu kronik durum. Yetişkinlerde genellikle beden kütle indeksinin 30 veya üzerinde olması olarak tanımlanır.
Vücudun tam dinlenme halinde solunum, dolaşım ve hücre onarımı gibi temel işlevleri sürdürmek için harcadığı enerji miktarı. Genellikle günlük enerji harcamasının en büyük bölümünü oluşturur.
Bir kişinin vücudunu oluşturan yağ, kas, kemik ve su oranları. Sağlık hakkında tek başına vücut ağırlığından daha fazla bilgi verir.
Vücutta depolanan yağ dışındaki her şeyin, yani kas, kemik, organlar ve suyun toplam ağırlığı. Kas gücü ve enerji gereksinimiyle yakından ilişkilidir.
Sindirim ve Metabolizma
Vücutta besinleri enerjiye ve hücrelerin ihtiyaç duyduğu maddelere dönüştüren, atıkları parçalayıp uzaklaştıran kimyasal süreçlerin tamamı.
Ağız, mide ve bağırsakların besinleri kana emilebilecek ve vücutta kullanılabilecek küçük moleküllere parçalaması süreci.
Sindirilmiş besin ögelerinin başta ince bağırsak olmak üzere bağırsaktan kana ya da lenfe geçerek vücut tarafından kullanılabilir hale gelmesi süreci.
Belirli bir anda kanda bulunan glikoz miktarı. Vücut bu değeri insülin ve glukagon gibi hormonlar aracılığıyla dar bir aralıkta tutar.
Pankreasın ürettiği ve glikozun kandan hücrelere geçmesine yardımcı olarak kan şekerini düşüren hormon. Vücudun enerjiyi glikojen ve yağ olarak depolamasına da yardımcı olur.
Yemek yeme isteği. Açlıktan etkilenir; ancak duygular, alışkanlıklar, hastalıklar, ilaçlar ve yemeğin görüntüsü ya da kokusu da iştahı etkiler.
Bir maddeyi kimyasal süreçlerle daha küçük ve basit parçalara ayırmak; örneğin enzimlerin proteinleri amino asitlere, nişastayı da şekerlere dönüştürmesi.
Karbonhidrat içeren besinleri, değeri 100 kabul edilen saf glikoza kıyasla kan şekerini ne kadar hızlı yükselttiklerine göre sıralayan 0-100 arası ölçek.
Sindirim kanalında, özellikle kalın bağırsakta yaşayan; lifin sindirilmesine, bazı vitaminlerin üretilmesine ve bağışıklığın desteklenmesine yardımcı olan trilyonlarca bakteri ve diğer mikroorganizmalar.
Yemek yedikten sonra ortaya çıkan ve kişinin bir süre yeniden acıkmasını önleyen tokluk hissi. Öğündeki protein, lif ve hacim bu hissi artırma eğilimindedir.
Bir maddeyi vücuttaki kimyasal tepkimelerle işlemek; örneğin besinleri enerji için parçalamak ya da bir ilacı veya alkolü başka bileşiklere dönüştürmek.
Yeterli miktarda tüketildiğinde sağlığa yarar sağlayabilen, genellikle bakteri ya da mayalardan oluşan canlı mikroorganizmalar. Bazı fermente besinlerde ve takviyelerde bulunur.
Diyetler ve Menü Planlama
Vücudun ihtiyaç duyduğu enerji ve besin ögelerini alabilmesi için tüm temel besin gruplarından, uygun miktarlarda ve çeşitli besinler içeren beslenme biçimi.
Kişinin bir seferde kendine koyduğu ya da gerçekten yediği besin miktarı. Etikette yazan porsiyon miktarından büyük ya da küçük olabilir.
Kişinin bir gün ya da bir hafta boyunca neyi, ne zaman ve ne kadar yiyeceğini gösteren, genellikle belirli sağlık veya enerji gereksinimlerini karşılamak için hazırlanan yazılı plan.
Benzer besin ögeleri içeren besinlerin oluşturduğu kategori; sebzeler, meyveler, tahıllar, protein kaynakları ve süt ürünleri gibi. Rehberlerde dengeli beslenmeyi anlatmak için kullanılır.
Et, tavuk ve balık içermeyen diyet, yemek ya da bu şekilde beslenen kişi için kullanılır. Pek çok vejetaryen yumurta ve süt ürünleri tüketmeye devam eder; isim olarak bu şekilde beslenen kişi anlamına gelir.
Et, balık, yumurta, süt ürünleri ve genellikle bal dahil tüm hayvansal ürünlerden kaçınan beslenme biçimi ya da yaşam tarzı için kullanılır. İsim olarak bu şekilde yaşayan kişi anlamına gelir.
Ana öğünler arasında yenen az miktardaki yiyecek ya da meyve, kuruyemiş, yoğurt veya kraker gibi genellikle bu şekilde tüketilen besin türü.
Bir şeyi tamamen bırakmadan daha az yemek, içmek ya da kullanmak. Bir besini diyetten tamamen çıkarmaya göre daha yumuşak ve gerçekçi bir hedefi anlatır.
İçerdiği kalori miktarına göre fazla miktarda vitamin, mineral, protein ya da lif sağlayan besinler için kullanılır.
Tane yapısının üç bölümünü, yani kepeği, embriyoyu (rüşeymi) ve endospermi koruyan buğday, yulaf, arpa ya da esmer pirinç gibi tahıllar.
Çoğunlukla rafine bileşenlerden ve katkı maddelerinden üretilen endüstriyel gıda ürünü; pek çok gazlı içecek, paketli atıştırmalık, hazır erişte ve işlenmiş et ürünü gibi. Terim NOVA sınıflandırmasından gelir.
Akdeniz çevresindeki ülkelerin geleneksel beslenme modeli; sebze, meyve, kurubaklagil, tam tahıl, kuruyemiş, zeytinyağı ve balıktan zengindir, süt ürünleri ölçülü, kırmızı et ise azdır.
Yeme dönemleriyle açlık ya da çok düşük besin alımı dönemleri arasında geçiş yapılan beslenme modeli; örneğin her gün yalnızca sekiz saatlik bir zaman aralığında yemek yemek.
Tamamen ya da büyük ölçüde sebze, meyve, tahıl, kurubaklagil, kuruyemiş ve tohum gibi bitkisel kaynaklardan oluşan diyet ya da besin için kullanılır. Az miktarda hayvansal besin içerebilir de içermeyebilir de.
Klinik Beslenme
Vücudun gereksinimlerini karşılamayan beslenmeden kaynaklanan durum. Çoğunlukla yetersiz beslenme anlamında kullanılır; ancak küresel sağlıkta fazla kiloyu, obeziteyi ve mikro besin eksikliklerini de kapsar.
Bağışıklık sisteminin yer fıstığı, süt ya da yumurtadaki gibi belirli bir besin proteinine karşı verdiği zararlı tepki. Belirtileri ciltte döküntüden anafilaksi adı verilen hayatı tehdit eden bir reaksiyona kadar uzanabilir.
Bağışıklık sisteminin rol oynamadığı, bir besini sindirmekte güçlük çekme ya da ona tepki verme durumu; laktoz intoleransı gibi. Belirtiler genellikle sindirimle ilgilidir ve tüketilen miktara bağlıdır.
Buğday, arpa ve çavdarda bulunan bir protein olan gluteni içermeyen. AB'de ve ABD'de 'glutensiz' etiketi taşıyan bir gıdadaki gluten miktarı, kilogramda yaklaşık 20 mg olan yasal sınırın altında kalmalıdır.
Özellikle hastanelerde, kliniklerde ve uzun süreli bakım kurumlarında hastalardaki beslenmeyle ilgili sorunların önlenmesi, tanılanması ve yönetimiyle ilgilenen beslenme dalı.
Vücudun insüline iyi yanıt vermediği ya da yeterince insülin üretemediği, bu nedenle kan şekerinin normalden yüksek seyrettiği uzun süreli hastalık. Diyabetin en yaygın türüdür.
Diyabet ya da böbrek hastalığı gibi belirli bir hastalık veya durum için, tıbbi bakımın bir parçası olarak diyetisyen tarafından planlanan ve izlenen beslenme tedavisi.
Ağızdan yeterince beslenemeyen hastalarda sindirim kanalının kullanıldığı, genellikle mideye ya da ince bağırsağa yerleştirilen bir tüple yapılan beslenme. Bazı tanımlar oral beslenme desteklerini de kapsar.
Bağırsağı kullanılamayan ya da yeterli besin ögesini ememeyen hastalarda, sindirim sistemi devre dışı bırakılarak doğrudan damar içine verilen beslenme.
Gluten tüketiminin ince bağırsağın iç yüzeyine zarar verdiği ve besin ögelerinin emilimini azalttığı otoimmün hastalık. Ömür boyu sürdürülen sıkı bir glutensiz diyetle yönetilir.
Zarar verici yeme davranışları ve besin, kilo ya da beden şekliyle ilgili yoğun kaygılarla seyreden ciddi bir ruh sağlığı sorunu; anoreksiya nervoza, bulimiya nervoza ya da tıkınırcasına yeme bozukluğu gibi.
Beslenme Durumunun Değerlendirilmesi
Diyetisyenin beslenme sorunlarını belirlemek için kişinin besin tüketimi, vücut ölçümleri, tıbbi öyküsü ve laboratuvar sonuçlarıyla ilgili bilgileri sistemli biçimde toplayıp yorumladığı süreç.
Beden kütle indeksi: kişinin kilogram cinsinden ağırlığının metre cinsinden boyunun karesine bölünmesiyle bulunan değer. Yetişkinlerde ağırlığı zayıf, normal, fazla kilolu ve obez olarak sınıflandırmak için kullanılır.
Kişinin belli bir süre içinde, örneğin bir günde, bir haftada ya da olağan bir ayda gerçekten tükettiği yiyecek, içecek ve besin ögelerinin tamamı.
Kişinin birkaç gün boyunca yediği ve içtiği her şeyi, çoğu zaman saatleri, miktarları ve o anki duygularıyla birlikte not ettiği yazılı ya da dijital kayıt.
Kişinin sağlığının besin ögelerini alma ve kullanma durumundan nasıl etkilendiğini gösteren tablo; vücut ölçümleri, besin tüketimi, klinik bulgular ve laboratuvar testleriyle değerlendirilir.
Genellikle en alt kaburga ile kalça kemiğinin üst kenarının ortasından alınan ve karın çevresinde depolanan yağı tahmin etmek için kullanılan bel ölçümü.
Beslenme durumunu ve büyümeyi değerlendirmek için kullanılan boy, vücut ağırlığı, bel çevresi, deri kıvrım kalınlığı ve üst orta kol çevresi gibi vücudun boyutlarına ve oranlarına ilişkin ölçümler.
Eğitimli bir görüşmecinin kişiden önceki 24 saatte ya da bir önceki gün yediği ve içtiği her şeyi, miktarları ve hazırlanma biçimleriyle birlikte anlatmasını istediği görüşme yöntemi.
Besin Etiketleri ve Beslenme Rehberleri
Ambalajlı gıdalarda enerjiyi ve yağ, karbonhidrat, şeker, protein ve tuz gibi besin ögelerinin miktarlarını genellikle 100 gramda ve porsiyon başına gösteren bölüm.
Besin değeri etiketinde ya da rehberlerde besin ögesi değerlerini göstermek ve karşılaştırmak için kullanılan, bir su bardağı ya da 30 gram gibi standart besin miktarı.
Ambalajlı bir ürünün içindeki tüm bileşenlerin ağırlıkça en fazladan en aza doğru sıralandığı etiket bölümü; böylece ana bileşen en başta yer alır.
Alerjik reaksiyona yol açabilen, genellikle protein yapısında olan madde. Gıda etiketlemesinde yer fıstığı, süt, yumurta, balık, buğday ya da susam gibi belirli besinleri ifade eder.
ABD'deki Nutrition Facts etiketlerinde kullanılan, bir besin ögesine ait referans miktar. Yüzde günlük değer (%DV), bir porsiyonun tipik bir günün gereksiniminin ne kadarını karşıladığını gösterir.
Gıdalara ve içeceklere işleme ya da hazırlama sırasında eklenen sofra şekeri, bal ve mısır şurubu gibi şekerler ve şuruplar; bütün meyvede ve sütte doğal olarak bulunan şekerlerden ayrı tutulur.
Recommended Dietary Allowance (Önerilen Diyet Alım Miktarı): belirli bir yaş ve cinsiyet grubundaki sağlıklı bireylerin neredeyse tamamının (yaklaşık %97-98) gereksinimini karşılayan günlük ortalama besin ögesi alımı.
Bir gıda etiketinde ya da reklamda bir besini veya besin ögesini sağlıkla ilişkilendiren ifade; 'kalsiyum normal kemiklerin korunması için gereklidir' gibi.
Bir devletin ya da sağlık otoritesinin, toplumun sağlıklı kalmak ve hastalık riskini azaltmak için nasıl beslenmesi gerektiğine ilişkin kanıta dayalı resmi önerileri.
Danışmanlık ve Danışan Görüşmeleri
Üniversitede beslenme ve diyetetik eğitimi almış; bu bilgiyle hastalar dahil olmak üzere bireylerin beslenme durumunu değerlendiren, onlara danışmanlık veren ve tedavilerine katkıda bulunan sağlık profesyoneli.
Besinler ve beslenme konusunda danışmanlık yapan ya da araştırma yürüten kişi. Ülkeye göre bu unvan belirli bir diploma veya kayıt gerektirebilir ya da gerektirmeyebilir.
Diyetisyenin genellikle birkaç görüşme boyunca kişinin beslenmesini anlamasına, hedefler belirlemesine ve sağlığına ve yaşam tarzına uygun kalıcı değişiklikler yapmasına yardımcı olduğu destekleyici görüşme süreci.
Kişinin neyi, ne zaman, nerede, ne kadar ve ne hızda yediği; yemekle ilgili rutinleri ve duygularıyla birlikte alışılmış yeme biçimleri.
Kişinin üzerinde anlaşılan bir tedaviye, diyete ya da plana zaman içinde gerçekte ne ölçüde uyduğu; örneğin beslenme planına göre beslenmesi ya da takviyeleri önerildiği şekilde kullanması.
Bir plana, diyete, kurala ya da karara zorlaştığında bile vazgeçmeden veya onu değiştirmeden uymaya devam etmek.
Kişiye ne yapması gerektiğini söylemek yerine, değişim için kendi nedenlerini keşfetmesine ve değişime ilişkin karışık duygularını çözmesine yardımcı olan danışan odaklı görüşme yaklaşımı.
Kişinin alışveriş yapma, yemek pişirme ya da yeme biçimi gibi alışkanlıklarını ve eylemlerini kalıcı olacak şekilde değiştirme süreci. Beslenmede çoğu zaman danışmanlığın asıl hedefidir.
Mini test: bu terimleri biliyor musun?
Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.
Beslenme ve Diyetetik İngilizcesi nasıl öğrenilir?
- Her kelimeyi profesyonellerin onunla birlikte kullandığı fiillerle öğrenin: assess nutritional status (beslenme durumunu değerlendirmek), meet nutrient needs (besin ögesi gereksinimlerini karşılamak), follow a meal plan (beslenme planına uymak), cut down on salt (tuzu azaltmak), refer a patient to a dietitian (hastayı diyetisyene yönlendirmek), start enteral nutrition (enteral beslenmeyi başlatmak). Bu kalıplar, tek tek kelimelerden çok daha hızlı doğal konuşmanızı sağlar.
- Klinik beslenme kılavuzları, ulusal beslenme rehberleri, Dünya Sağlık Örgütü bilgi notları, beslenme dergilerindeki makale özetleri ve ithal ürünlerin etiketleri gibi alana ait gerçek İngilizce metinler okuyun; alım miktarlarının, sınırların ve sonuçların nasıl yazıldığına dikkat edin.
- Sayıları ve birimleri sesli söylemeyi çalışın: '1.2 grams of protein per kilogram per day' (günde kilogram başına 1,2 gram protein), 'two thousand kilocalories' (iki bin kilokalori), 'ten micrograms of vitamin D' (on mikrogram D vitamini), 'a BMI of twenty-four point five' (24,5 BKİ). İngilizcede ondalık ayırıcının virgül değil nokta olduğunu unutmayın.
- Aynı şeyi söylemenin iki yolunu öğrenin: meslektaşlarla konuşurken ve kayıt tutarken kullanılan teknik kelime (hyperglycemia, enteral nutrition, adherence) ve danışanlar için sade karşılığı (high blood sugar, tube feeding, sticking to the plan). İyi diyetisyenler karşısındaki kişiye göre bu iki dil arasında geçiş yapar.
- Bir yazım sistemi seçin ve aynı belge içinde ona bağlı kalın: Amerikan İngilizcesinde fiber, counseling, behavior, glycemic, anemia ve celiac; İngiliz İngilizcesinde ise fibre, counselling, behaviour, glycaemic, anaemia ve coeliac yazılır.
Sıkça sorulan sorular
Dietitian ile nutritionist arasındaki fark nedir?
Dietitian (diyetisyen), beslenme ve diyetetik alanında üniversite eğitimi almış, hastanelerde ve kliniklerde hastalarla da çalışabilen bir sağlık profesyonelidir. Birleşik Krallık ve ABD gibi pek çok ülkede 'dietitian' yasal olarak düzenlenmiş bir unvandır. 'Nutritionist' (beslenme uzmanı) ise araştırma, halk sağlığı ya da gıda sektörü gibi beslenmeyle ilgili alanlarda çalışanlar için kullanılan daha geniş bir kelimedir ve bazı ülkelerde herkes bu unvanı kullanabilir. Türkçedeki 'diyetisyen' kelimesi İngilizceye 'dietitian' olarak çevrilir.
'Diyet listesi', 'ara öğün' ve 'danışan' İngilizcede nasıl söylenir?
'Diyet listesi' İngilizcede 'meal plan' ya da 'diet plan' olur; 'diet list' doğal durmaz. 'Ara öğün' için 'snack' kullanılır; daha ayrıntılı olarak 'mid-morning snack' (kuşluk ara öğünü) ya da 'afternoon snack' (ikindi ara öğünü) denebilir; ana öğünler ise breakfast, lunch ve dinner'dır. 'Danışan' özel muayenehanelerde ve toplum sağlığı hizmetlerinde genellikle 'client', hastanelerde ise 'patient' olarak geçer.
'Diet' her zaman kilo vermek için az yemek anlamına mı gelir?
Hayır. Profesyonel İngilizcede 'diet' genellikle kişinin düzenli olarak yiyip içtiği her şey anlamına gelir; bu yüzden 'a healthy diet' (sağlıklı beslenme), 'a vegetarian diet' (vejetaryen beslenme) ya da 'the Turkish diet' (Türk beslenme düzeni) ifadelerinin kilo vermeyle ilgisi yoktur. Zayıflama anlamı 'go on a diet' (diyete başlamak) ya da 'be on a diet' (diyette olmak) gibi kalıplarda ortaya çıkar. Pek çok diyetisyen danışanlarla konuşurken 'eating pattern' (beslenme modeli) ya da 'eating habits' (beslenme alışkanlıkları) gibi tarafsız ifadeleri tercih eder.
Kalori ile kilokalori aynı şey mi?
Günlük beslenme dilinde evet. Besin etiketindeki 'calorie' aslında 1.000 küçük kaloriye eşit olan bir kilokaloridir (kcal). Bilimsel ve klinik belgelerde kcal yazılır; danışanlar ve medya ise kısaca calories der. Avrupa'daki etiketlerde enerji ayrıca kilojul (kJ) olarak da gösterilir; 1 kcal yaklaşık 4,2 kJ'dür.
Beslenme ve diyetetik alanında İngilizcemi nasıl geliştirebilirim?
Her hafta alana ait gerçek metinler okuyun: beslenme dergilerindeki kısa makaleler, klinik kılavuzlar, Dünya Sağlık Örgütü bilgi notları ve ulusal beslenme rehberleri. Bir beslenme planını ya da laboratuvar sonucunu, bir danışana anlatır gibi sade bir İngilizceyle sesli olarak açıklamayı çalışın. Bir kongreden, iş görüşmesinden ya da yurt dışı stajından önce klinik deneyiminiz, kullandığınız değerlendirme yöntemleri ve davranış değişikliğini nasıl desteklediğiniz hakkında kısa cevaplar hazırlayın.
İlgili alanlar
Seviyene uygun okumayla pekiştir
Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar:
Bu sayfa İngilizce öğrenenler için kelime açıklaması içerir; tıbbi tavsiye değildir.
