Halk Sağlığı İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları
Halk sağlığı çalışanları İngilizceyi DSÖ raporlarını ve bilimsel makaleleri okurken, sürveyans özetleri ve proje önerileri yazarken, salgınlarda uluslararası ortaklarla birlikte çalışırken kullanır. Bu sözlük ilk karşılaşacağınız kelimeleri bir araya getirir: hastalığın nasıl ölçüldüğü, salgınların nasıl saptanıp kontrol altına alındığı, araştırmaların nasıl tasarlandığı ve korunma, sağlığın geliştirilmesi ve hakkaniyet konularının nasıl tartışıldığı. Her terimde kelimenin ne anlama geldiğini, gerçek iş hayatında nasıl kullanıldığını ve Türk halk sağlığı çalışanlarının onu nasıl karşıladığını bulacaksınız.
- 100 terim
- 10 konu
- 48 temel terim
- 200 örnek cümle
Sağlık ve Hastalık Ölçütleri
Hastalıkların ve diğer sağlık sorunlarının farklı insan gruplarında ne sıklıkta görüldüğünü, neden ortaya çıktığını ve nasıl kontrol altına alınabileceğini inceleyen bilim dalı.
Belirli bir dönemde bir nüfusta ortaya çıkan yeni olgu sayısı; genellikle 'yılda 100.000 kişide 25 yeni olgu' gibi bir hız olarak verilir.
Belirli bir anda bir hastalığa ya da duruma sahip olan kişilerin nüfusa oranı; yeni ve eski tüm olgular sayılır ve çoğu zaman yüzde olarak verilir.
Belirli bir dönemde bir nüfusta görülen ölüm sayısının o nüfusun büyüklüğüne bölünmesiyle elde edilen ölçü; çoğunlukla yılda 1.000 ya da 100.000 kişi başına verilir.
Hasta olma durumu ya da bir nüfustaki hastalık miktarı; ölümü anlatan mortalitenin karşılığı olarak kullanılır.
Mevcut ölüm hızları değişmezse belirli bir yaştaki bir kişinin ortalama olarak daha kaç yıl yaşamasının beklendiği; en sık doğuşta beklenen yaşam süresi olarak verilir.
Bir hastalık tanısı konan kişilerden o hastalık nedeniyle ölenlerin oranı; genellikle belirli bir süre içinde ölçülür ve yüzde olarak verilir.
Belirli bir yılda her 1.000 canlı doğumda bir yaşını doldurmadan ölen bebek sayısı.
Gebelik ya da doğumla ilişkili nedenlerden ölen kadınların her 100.000 canlı doğum başına sayısı; gebelik sırasında ya da gebeliğin sona ermesinden sonraki 42 gün içinde gerçekleşen ölümler sayılır.
Bir hastalığın ya da sağlık sorununun bir nüfus üzerindeki toplam etkisi; ölüm, hastalık, engellilik ve bazen ekonomik maliyetle ölçülür.
Belirli bir dönemde, önceki yıllara dayanarak normalde beklenen sayının üzerinde gerçekleşen tüm nedenlere bağlı ölümler.
Disability-adjusted life year (engelliliğe ayarlanmış yaşam yılı) ifadesinin kısaltması; erken ölüm ya da hastalık veya engellilikle yaşama nedeniyle kaybedilen bir sağlıklı yaşam yılı.
Yaş yapısındaki farkların etkisini ortadan kaldıracak biçimde düzeltilmiş hız; böylece yaşlı nüfusu ya da genç nüfusu daha fazla olan topluluklar adil biçimde karşılaştırılabilir.
Araştırma Tasarımları
Bir grup insanı zaman içinde izleyen ve belirli bir maruziyeti olanlarla olmayanları karşılaştırarak kimde hastalık ya da incelenen sonucun geliştiğini araştıran gözlemsel çalışma.
Hastalığı olan (olgular) ve olmayan (kontroller) kişilerle başlayan ve geriye dönük olarak bu iki grubun geçmişteki maruziyetlerini karşılaştıran gözlemsel çalışma.
Katılımcıların bir müdahaleyi ya da plasebo veya olağan bakım gibi bir karşılaştırma koşulunu almak üzere rastgele gruplara ayrıldığı ve böylece grupların sonuçlarının adil biçimde karşılaştırılabildiği çalışma.
Bir nüfustan tek bir zaman noktasında, bir fotoğraf karesi gibi bilgi toplayarak bir hastalığın, davranışın ya da maruziyetin ne kadar yaygın olduğunu ölçen çalışma.
Araştırmacıların herhangi bir tedavi ya da müdahaleyi kendileri belirlemeden kişilerin maruziyetlerini ve sonuçlarını gözlediği ve ölçtüğü çalışma.
Belirli bir soruyla ilgili tüm uygun çalışmaları önceden planlanmış açık bir yöntemle bulan, seçen, değerlendiren ve bulgularını birleştiren derleme.
Benzer birkaç çalışmanın sayısal sonuçlarını birleştirerek bir etki için tek bir genel tahmin üreten istatistiksel yöntem.
Yanlılık, Nedensellik ve Veri Analizi
Bir hastalığın ya da sağlık sorununun ortaya çıkma olasılığını artıran özellik, davranış ya da maruziyet; örneğin sigara içmek, yüksek tansiyon ya da kötü konut koşulları.
Sağlığı etkileyebilecek bir şeyle temas ya da onu deneyimleme; örneğin bir mikrop, bir kimyasal madde, tütün dumanı, bir beslenme biçimi ya da belirli bir meslek.
Bir çalışmanın tasarımında, yürütülmesinde ya da analizinde yapılan ve sonuçları gerçekten tek bir yönde uzaklaştıran sistematik hata.
Üçüncü bir etken hem maruziyetle hem de sonuçla ilişkili olduğunda ortaya çıkan ve ikisi arasındaki ilişkiyi olduğundan güçlü, zayıf ya da farklı gösteren çarpıtma.
Maruz kalan gruptaki bir sonucun riskinin, maruz kalmayan gruptaki riske bölünmesiyle bulunan değer; 2 değeri maruz kalan grubun riskinin iki kat olduğunu gösterir.
Olgulardaki maruziyet odds'unu kontrollerdeki odds'la ya da iki gruptaki bir sonucun odds'unu karşılaştıran ilişki ölçüsü.
Bir tahminin ne kadar kesin olduğunu gösteren değer aralığı; %95 güven aralığı, çalışma defalarca tekrarlansa bu şekilde hesaplanan aralıkların %95'i gerçek değeri içerecek biçimde hesaplanır.
Çalışmaya alınan ya da çalışmada kalan kişilerin, sonuçların tanımlaması amaçlanan nüfustan sistematik olarak farklı olması nedeniyle ortaya çıkan yanlılık.
Bir maruziyet ile bir sonucun, biri diğerine neden olsun ya da olmasın, şansın öngördüğünden daha sık ya da daha seyrek birlikte görülmesi anlamına gelen istatistiksel bağ.
Salgınlar ve Bulaş
Bir hastalığın olgu sayısının beklenen düzeyin üzerine aniden çıkması; genellikle tek bir yer, grup ya da etkinlikle sınırlıdır.
Bir hastalığın bir nüfusta ya da bölgede beklenen düzeyin belirgin biçimde üzerinde görülmesi; genellikle bir 'outbreak'ten daha geniş bir alana yayılır.
Birçok ülkeye ya da kıtaya yayılan ve çok sayıda insanı etkileyen salgın.
Bir enfeksiyonun bir kişiden, hayvandan ya da kaynaktan diğerine geçmesi; örneğin hava yoluyla, temasla, gıda ve su yoluyla ya da böceklerle.
Enfekte bir kişiyle temas etmiş kişileri bulup onlara ulaşma; böylece bu kişiler bilgilendirilebilir, test edilebilir, belirtiler açısından izlenebilir ya da evde kalmaları istenebilir.
Bir enfeksiyona maruz kalmış olabilecek ama hasta olmayan kişilerin, hastalanıp hastalanmayacaklarını görmek için diğerlerinden ayrılması ve hareketlerinin kısıtlanması.
Hasta olan ya da enfekte olduğu bilinen kişileri evde veya bir sağlık kuruluşunda başkalarından ayrı tutarak enfeksiyonun yayılmasını önleme.
Bir hastalığa yakalanma ile ilk belirtilerin ortaya çıkması arasında geçen süre.
Virüs, bakteri ya da parazit gibi bir mikroorganizmanın neden olduğu ve bir insandan veya hayvandan diğerine geçebilen hastalık.
Belirli bir bölgede ya da nüfusta her zaman, oldukça sabit ve beklenen bir düzeyde bulunan hastalığı niteler.
Hiç kimsenin bağışık olmadığı bir nüfusta enfekte bir kişinin hastalığı ortalama kaç kişiye bulaştıracağını gösteren sayı. R0 diye yazılır; İngilizcede 'R nought' ya da 'R zero' diye okunur.
Bir salgın sırasında ya da kısa ve belirli bir dönemde risk altındaki kişilerden hastalananların oranı; genellikle yüzde olarak verilir.
Bir salgında ya da ailede sağlık otoritelerinin dikkatini çeken ilk olgu; araştırmacıları diğer olguları aramaya yönlendirir.
Zaman ya da yer bakımından beklenenden daha yakın ortaya çıkan olgu grubu; incelendiğinde ortak bir nedeni olduğu anlaşılabilir de anlaşılmayabilir de.
Bir enfeksiyonu ya da hastalığı taşıdığı halde onun hiçbir belirtisini göstermeyen.
Kuduz, bruselloz ya da kuş gribi gibi hayvanlardan insanlara bulaşan enfeksiyon hastalığı.
Bir enfeksiyonu bir insandan ya da hayvandan diğerine taşıyan sivrisinek, kene ya da tatarcık gibi canlı.
Sürveyans ve Bildirim
Hastalıkları önlemek ve kontrol etmek için zamanında harekete geçilebilsin diye sağlık verilerinin sürekli ve sistematik biçimde toplanması, analiz edilmesi, yorumlanması ve paylaşılması.
Bir nüfusta ya da çalışmada incelenen hastalığa, enfeksiyona ya da duruma sahip olan kişi; genellikle üzerinde anlaşılmış ölçütlere göre belirlenir.
Bir kişinin belirli bir hastalığın olgusu sayılıp sayılmayacağına karar vermek için kullanılan belirti, laboratuvar sonucu, zaman ve yer gibi standart ölçütler bütünü.
Hekimlerin ve laboratuvarların tanı koyduklarında ya da şüphelendiklerinde halk sağlığı otoritelerine yasal olarak bildirmek zorunda olduğu hastalık.
Sağlık otoritelerine bildirilen olgu ya da ölüm sayısının gerçek sayıdan düşük olması; örneğin insanlar sağlık kuruluşuna başvurmadığı ya da hekimler bildirim yapmadığı için.
Belirli bir nüfusta belirli bir hastalığı olan herkes hakkında, çoğu zaman uzun yıllar boyunca, standart bilgiler toplayan düzenli sistem.
Her olguyu saymak yerine eğilimleri izlemek için seçilmiş belirli klinik ya da laboratuvar gibi bildirim noktalarından yüksek kaliteli veri toplanmasına dayanan sürveyans.
Laboratuvar tanısı konmadan önce ateş ve öksürük gibi belirti gruplarını ya da sağlıkla ilgili diğer sinyalleri izleyerek olağandışı durumları erkenden saptamayı amaçlayan sürveyans.
Korunma ve Aşılama
Bağışıklık sisteminin belirli bir bulaşıcı hastalığa karşı koruma geliştirmesi için bir kişiye aşı yapılması.
Bir toplumda yeterli sayıda kişi bir enfeksiyona karşı bağışık olduğunda hastalığın kolayca yayılamaması ve böylece bağışık olmayanların da dolaylı olarak korunması.
Bir hastalığın ya da yaralanmanın hiç ortaya çıkmamasını sağlamak için yapılanlar; örneğin aşılama, emniyet kemeri zorunluluğu ya da işlenmiş gıdalardaki tuzun azaltılması.
Hiçbir belirtisi olmayan kişileri, bir hastalığı ya da erken belirtilerini bulup daha erken ve daha başarılı biçimde tedavi edebilmek amacıyla test etme.
Bir hastalığı belirtiler başlamadan ya da başladıktan kısa süre sonra erkenden saptayıp kötüleşmesini önlemek için hızla harekete geçmek; tarama bunun tipik örneğidir.
Var olan bir hastalığın etkisini azaltmak; komplikasyonları, engelliliği ve nüksü önleyerek kişinin olabildiğince iyi yaşamasına yardımcı olmak.
Aşılama hizmetleri erişilebilir olduğu halde aşıların kabulünün geciktirilmesi ya da reddedilmesi; çoğunlukla şüpheler, güvensizlik ya da yanlış bilgiden kaynaklanır.
Hedef gruptaki kişilerden belirli bir aşıyı ya da gereken tüm dozları almış olanların yüzdesi; örneğin iki yaşına kadar iki doz kızamık aşısı olmuş çocukların oranı.
İlk dozlardan bir süre sonra, zamanla azalan korumayı yeniden sağlamak ya da güçlendirmek için yapılan ek aşı dozu.
Aşıların ve bazı ilaçların üretildikleri yerden kullanılacakları ana kadar doğru düşük sıcaklıkta, genellikle 2-8°C arasında saklanması ve taşınması sistemi.
Bir enfeksiyonun dünya genelindeki insidansının kalıcı olarak sıfıra indirilmesi; bu durumda artık hiçbir yerde kontrol önlemine gerek kalmaz.
Bir ülkede hangi aşıların hangi yaşlarda ve kaç doz olarak yapılacağını belirleyen resmi takvim.
Sağlığın Geliştirilmesi ve Davranış
Eğitim, destekleyici çevreler, sağlıklı politikalar ve toplum eylemi yoluyla bireylerin ve toplulukların sağlıkları üzerindeki kontrollerini artırmalarını ve sağlıklarını iyileştirmelerini sağlama süreci.
Bir grup insanın sağlığını iyileştirmek ya da sağlıkla ilgili bir davranışı veya durumu değiştirmek için tasarlanmış planlı eylem, program ya da politika.
Kişinin kendi sağlığı ve sağlık hizmetleri hakkında karar verebilmek için sağlık bilgisine ulaşabilmesi, onu anlayabilmesi, değerlendirebilmesi ve kullanabilmesi.
İnsanların daha sağlıklı alışkanlıklar edinmesi ya da zararlı alışkanlıklarını bırakması süreci ve bunu desteklemek için kullanılan bilgilendirme, destek, teşvik ve çevre düzenlemesi gibi yöntemler.
Madde kullanımı gibi riskli davranışların sağlık ve sosyal zararlarını, kişilerden bu davranışı tamamen bırakmalarını şart koşmadan azaltmayı amaçlayan yaklaşım.
Bir sağlık tehdidi hakkında uzmanlar, yetkililer ve halk arasında gerçek zamanlı bilgi, öneri ve görüş alışverişi; insanların kendilerini korumak için bilinçli kararlar verebilmesini amaçlar.
İnsanlara daha sağlıklı seçimler yapabilmeleri için bilgi, beceri ve motivasyon kazandıran planlı öğrenme etkinlikleri; örneğin dersler, atölyeler, danışmanlık ya da broşürler.
Toplulukları ortak olarak görerek çalışmak; yerel halkın sorunları belirlemeye ve kendilerini etkileyen sağlık programlarını planlama, uygulama ve değerlendirme süreçlerine katılmasını sağlamak.
Tütün kullanımını ve tütün dumanına maruziyeti azaltmayı amaçlayan vergiler, kapalı alanda sigara yasağı, uyarı etiketleri ve bırakma desteği gibi politika ve programlar bütünü.
Çevre ve İş Sağlığı
Hava, su, gıda, konut, gürültü ve kimyasallar dahil fiziksel çevrenin insan sağlığını nasıl etkilediğiyle ilgilenen halk sağlığı dalı.
Trafik, sanayi, ısınma ve yakıt yakma kaynaklı, ince partiküller, azot dioksit ve ozon gibi havadaki sağlığa zararlı maddeler.
Water, sanitation and hygiene ifadesinin kısaltması; güvenli içme suyu, tuvaletler ve insan atıklarının güvenli şekilde uzaklaştırılması ile el yıkamanın tek bir halk sağlığı alanı olarak birlikte ele alınması.
İşle ilgili hastalık ve yaralanmaları önleyerek ve işyerlerini daha güvenli ve sağlıklı hale getirerek çalışanların sağlığını koruyan ve geliştiren alan.
İnsan, hayvan ve çevre sağlığının birbirine sıkıca bağlı olduğunu kabul eden ve sağlık tehditlerini önlemek ve kontrol etmek için bu sektörleri bir araya getiren yaklaşım.
Küresel Sağlık ve Sağlık Sistemleri
Tek tek hastaları tedavi etmek yerine korunma, eğitim, sağlık politikaları ve toplumun örgütlü çabası yoluyla bütün bir nüfusun sağlığını koruma ve geliştirme bilimi ve uygulaması.
Dünya Sağlık Örgütü'nün İngilizce kısaltması; 1948'de kurulan ve merkezi Cenevre'de bulunan, uluslararası halk sağlığından sorumlu Birleşmiş Milletler kuruluşu.
Kişiden kişiye geçmeyen, uzun süreli hastalık; örneğin kalp hastalığı, kanser, kronik akciğer hastalıkları ve diyabet.
Herkesin koruyucu hizmetlerden tedavi ve bakıma kadar ihtiyaç duyduğu kaliteli sağlık hizmetlerinden, maddi sıkıntıya düşmeden yararlanabildiği durum.
İnsanların yaşadığı yere yakın sunulan; korunmayı, sık görülen hastalıkların tedavisini ve sağlığın geliştirilmesini kapsayan, sağlık sistemiyle ilk temas noktası olan temel ve toplum temelli sağlık hizmetleri.
Bir ülkede temel amacı sağlığı geliştirmek, yeniden kazandırmak ya da korumak olan tüm kurumlar, kişiler, kaynaklar ve faaliyetler; finansman, iş gücü, hizmetler ve yönetişim dahil.
Ülkelerin ve DSÖ'nün sınırlar ötesine yayılabilecek halk sağlığı risklerini nasıl saptayacağını, bildireceğini ve bunlara nasıl müdahale edeceğini düzenleyen, hukuken bağlayıcı uluslararası anlaşma.
- public health emergency of international concernisimuluslararası halk sağlığı acil durumu, uluslararası önemi olan halk sağlığı acil durumu
Uluslararası yayılım yoluyla başka ülkeler için halk sağlığı riski oluşturduğu ve koordineli bir uluslararası müdahale gerektirebileceği için DSÖ'nün resmi olarak ilan ettiği olağanüstü olay.
Bakteri, virüs, mantar ve parazitlerin eskiden kendilerini öldüren ilaçlara karşı hayatta kalabilmesi; bu durum enfeksiyonların tedavisini zorlaştırır ya da imkansız hale getirir.
Dünya Bankası tarafından kişi başı geliri düşük, alt-orta ya da üst-orta olarak sınıflandırılan ülkeler; küresel sağlık araştırmalarında ve fonlamada yaygın kullanılan bir gruplama.
- Sustainable Development GoalsisimSürdürülebilir Kalkınma Amaçları, Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri
Yoksulluğu sona erdirmek, gezegeni korumak ve yaşamları iyileştirmek için tüm BM üye devletlerinin 2015'te kabul ettiği ve 2030'a kadar ulaşılması hedeflenen 17 küresel amaç; 3. amaç sağlık ve esenlikle ilgilidir.
Centers for Disease Control and Prevention'ın kısaltması; merkezi Atlanta'da bulunan, ABD'nin ulusal halk sağlığı kurumu.
Mini test: bu terimleri biliyor musun?
Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.
Halk Sağlığı İngilizcesi nasıl öğrenilir?
- Temel ölçütleri ve kavramları çiftler halinde öğrenin ve her farkı tek cümleyle açıklayabildiğinizden emin olun: incidence ve prevalence, quarantine ve isolation, relative risk ve odds ratio, eradication ve elimination.
- Her hafta DSÖ bilgi notları ve salgın haberleri, ulusal sürveyans raporları ve halk sağlığı dergilerindeki makale özetleri gibi gerçek İngilizce halk sağlığı metinleri okuyun; sayıların ve belirsizliğin nasıl anlatıldığına dikkat edin.
- Sayıları yüksek sesle okumayı çalışın: '12.4 per 100,000 population', 'an odds ratio of 1.8, 95% confidence interval 1.3 to 2.5'. Sunumlar ve ekip toplantıları bu tür ifadelerle doludur.
- Her isimle birlikte kullanılan fiilleri öğrenin: detect / contain an outbreak (salgını saptamak / kontrol altına almak), notify a case (olgu bildirmek), trace contacts (temaslıları bulmak), scale up an intervention (bir müdahaleyi yaygınlaştırmak), adjust for confounding (karıştırıcılığa göre düzeltme yapmak).
- Türkçede farklı kullanılan kelimelere dikkat edin: 'filyasyon' (contact tracing), 'rapel' (booster dose), 'vaka' ve 'olgu' (ikisi de 'case') ve hem food security hem de food safety anlamına gelebilen 'gıda güvenliği'.
Sıkça sorulan sorular
İnsidans ile prevalans arasındaki fark nedir?
İnsidans, belirli bir dönemdeki yeni olguları sayar; riski ve hastalığın ne hızla yayıldığını gösterir. Prevalans ise belirli bir anda o duruma sahip olan herkesi, yeni ve eski olguları birlikte sayar; sorunun ne kadar büyük olduğunu gösterir. Diyabet gibi insanların yıllarca birlikte yaşadığı bir hastalıkta, her yıl görece az sayıda yeni olgu çıksa bile prevalans yüksek olabilir.
Outbreak, epidemic ve pandemic arasındaki fark nedir?
Üçü de beklenenden fazla olgu görülmesini anlatır. Outbreak genellikle bir okul ya da kasaba gibi tek bir yer veya grupla sınırlıdır; epidemic daha geniş bir bölgeyi ya da nüfusu kapsar; pandemic ise birçok ülkeye ya da kıtaya yayılır. Sınırlar kesin değildir ve yetkililer daha az ürkütücü duyulduğu için çoğu zaman 'outbreak' kelimesini tercih eder. Türkçede üçü için de 'salgın' denir; daha büyük olanlar için 'epidemi' ve 'pandemi' de kullanılır.
Epidemiyolojide 'case' mi yoksa 'patient' mı demeliyim?
Epidemiyoloji ve sürveyansta 'case' denir: a confirmed case (kesin olgu), case numbers (olgu sayıları), case definition (olgu tanımı). Bir sağlık çalışanından bakım alan kişiden söz ederken 'patient' kullanılır. Türkçede akademik metinler 'olgu', medya ise 'vaka' kelimesini tercih eder; ikisi de 'case' karşılığıdır.
Halk sağlığı yazılarında İngiliz mi yoksa Amerikan yazımı mı kullanmalıyım?
İkisi de kabul görür; önemli olan bir belge içinde tutarlı olmaktır. Amerikan metinlerinde behavior, randomized ve immunization; İngiliz metinlerinde behaviour, randomised ve çoğu zaman immunisation yazılır. DSÖ belgeleri genellikle -ize ekli İngiliz yazımını kullanır: 'behaviour' ve 'immunization' gibi. Yazdığınız derginin ya da kurumun yazım kılavuzuna uyun.
'25 per 100,000' gibi hızları İngilizcede nasıl okurum?
'Twenty-five per hundred thousand' ya da 'twenty-five per one hundred thousand population' denir. Hızlar genellikle 1.000 kişi başına (doğumlar ve bebek ölümleri), 100.000 kişi başına (insidans ve ölüm hızları) ya da yüzde olarak (prevalans ve aşılama hızı) verilir. İngilizcede ondalık ayırıcı olarak nokta, binlik ayırıcı olarak virgül kullanıldığını unutmayın: 12.5 ve 100,000. Bu, Türkçedeki 12,5 ve 100.000 yazımının tam tersidir.
İlgili alanlar
Seviyene uygun okumayla pekiştir
Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar:
Bu sayfa İngilizce öğrenenler için kelime açıklaması içerir; tıbbi tavsiye değildir.
