İstatistik kullanan öğrenciler ve araştırmacılar için İngilizce

İstatistik İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları

İstatistiğin kendine özgü ve kesin bir İngilizcesi vardır: araştırma makaleleri, SPSS, R ya da Stata çıktıları, ders kitapları ve resmi raporlar veriyi tarif ederken, hipotez sınarken ve sonuçları raporlarken aynı terimleri kullanır. Bu terimleri bilmek, öğrencilerin ve araştırmacıların dersleri ve makaleleri takip etmesine, kendi analiz çıktılarını güvenle okumasına ve uluslararası hakemlerin anlayacağı bulgular bölümleri yazmasına yardımcı olur. 'Significant', 'mean' ve 'normal' gibi pek çok terimin gündelik bir anlamı da olduğu için, istatistikteki anlamlarını ayrıca öğrenmek gerekir.

  • 100 terim
  • 10 konu
  • 59 temel terim
  • 200 örnek cümle

Betimsel İstatistik

  • meanisimortalama, aritmetik ortalama

    Tüm değerlerin toplamının değer sayısına bölünmesiyle bulunan ve bir veri kümesinin merkezini gösteren değer; günlük dilde 'ortalama' denen şey.

  • medianisimmedyan, ortanca

    Veriler küçükten büyüğe sıralandığında tam ortada kalan değer; değer sayısı çiftse ortadaki iki değerin ortalaması alınır.

  • modeisimmod, tepe değer

    Bir veri kümesinde en sık görülen değer. Bir dağılımın tek bir modu, iki modu (iki tepeli) ya da daha fazla modu olabilir.

  • standard deviationisimstandart sapma

    Değerlerin ortalama etrafında ne kadar yayıldığını gösteren ölçü; küçük olması verilerin ortalamaya yakın toplandığını, büyük olması geniş bir alana dağıldığını gösterir.

  • varianceisimvaryans

    Her değerin ortalamadan uzaklığının karesi alınarak bulunan ortalama; yayılımı ölçer ve karekökü standart sapmayı verir.

  • rangeisimaçıklık, değişim aralığı

    Bir veri kümesindeki en büyük ve en küçük değer arasındaki fark; yayılımın en basit ölçüsü.

  • outlierisimaykırı değer, uç değer

    Bir veri kümesindeki diğer değerlerin çoğundan alışılmadık ölçüde uzakta duran gözlem; bir hatadan kaynaklanabileceği gibi gerçekten olağandışı bir durumu da yansıtabilir.

  • frequencyisimfrekans, sıklık

    Bir değerin ya da kategorinin veri kümesinde kaç kez görüldüğü; göreli frekans aynı bilgiyi oran ya da yüzde olarak verir.

  • percentileisimyüzdelik, persentil

    Gözlemlerin belirli bir yüzdesinin altında kaldığı değer; örneğin verilerin %90'ı 90. yüzdeliğin altında kalır.

  • descriptive statisticsisimbetimsel istatistik, tanımlayıcı istatistikler

    Bir veri kümesinin merkez, yayılım ve biçim gibi temel özelliklerini, verinin ötesine geçen sonuçlar çıkarmadan özetleyen sayılar, tablolar ve grafikler.

  • quartileisimçeyrek, çeyreklik

    Sıralanmış veriyi dört eşit parçaya bölen üç değerden her biri: birinci çeyrek (Q1), medyan (Q2) ve üçüncü çeyrek (Q3).

  • interquartile rangeisimçeyrekler açıklığı, çeyrekler arası açıklık

    Birinci ve üçüncü çeyrek arasındaki fark (Q3 − Q1); verinin ortadaki %50'lik kısmının ne kadar yayıldığını gösterir.

  • weighted averageisimağırlıklı ortalama

    Bazı değerlerin diğerlerinden daha fazla etki ettiği ortalama: her değer bir ağırlıkla çarpılır, sonuçlar toplanır ve bu toplam ağırlıkların toplamına bölünür.

  • cross-tabulationisimçapraz tablo, çapraz tablolama

    İki ya da daha fazla kategorik değişkenin kategorilerinin nasıl bir araya geldiğini ve her birleşimde kaç gözlem bulunduğunu gösteren tablo.

Veri ve Değişkenler

  • variableisimdeğişken

    Kişiden kişiye, nesneden nesneye ya da durumdan duruma farklı değerler alabilen her özellik; yaş, gelir, cinsiyet ya da sınav puanı gibi.

  • categorical variableisimkategorik değişken, nitel değişken

    Değerleri ölçülmüş miktarlar değil, gruplar ya da etiketler olan değişken; kan grubu, yaşanılan şehir ya da 'evet/hayır' yanıtları gibi.

  • continuous variableisimsürekli değişken

    Belirli bir aralıktaki kesirli değerler de dahil olmak üzere her değeri alabilen değişken; boy, sıcaklık, süre ya da gelir gibi.

  • independent variableisimbağımsız değişken, açıklayıcı değişken

    Araştırmacının değiştirdiği, kontrol ettiği ya da başka bir değişkendeki değişimi açıklamak için kullandığı değişken; deneylerde üzerinde oynanan etkendir.

  • dependent variableisimbağımlı değişken, sonuç değişkeni

    Bir araştırmada, bağımsız değişken değiştiğinde değişip değişmediğini görmek için ölçülen sonuç; sınav puanı, satış miktarı ya da iyileşme süresi gibi.

  • observationisimgözlem, kayıt

    Tek bir kişi, işlem ya da ölçüm gibi verinin tek bir birimi; veri setinde genellikle bir satıra karşılık gelir.

  • confounding variableisimkarıştırıcı değişken, karıştırıcı etken

    Hem bağımsız hem de bağımlı değişkenle ilişkili olan ve bu ikisi arasındaki ilişki hakkında yanlış ya da çarpık bir izlenim yaratabilen üçüncü bir değişken.

  • missing dataisimeksik veri, kayıp veri

    Bir veri setinde bulunması gerektiği halde bulunmayan değerler; örneğin bir katılımcının soruyu atlaması ya da bir ölçümün başarısız olması nedeniyle.

Olasılık

  • probabilityisimolasılık

    Bir olayın gerçekleşme ihtimalini ifade eden, 0 ile 1 arasında bir sayı: 0 olayın imkansız, 1 ise kesin olduğunu gösterir.

  • random variableisimrastgele değişken, rassal değişken

    Değeri rastgele bir sürecin sonucuna göre belirlenen değişken; on yazı-tura atışında gelen yazı sayısı ya da otobüs için bekleme süresi gibi.

  • expected valueisimbeklenen değer, beklenti

    Aynı süreç defalarca tekrarlansaydı bir rastgele değişkenin uzun vadede alacağı ortalama değer; her olası değer kendi olasılığıyla ağırlıklandırılarak bulunur.

  • independent eventsisimbağımsız olaylar

    Birinin gerçekleştiğini bilmenin diğerinin olasılığını değiştirmediği olaylar; bu tür iki olay için P(A ve B) = P(A) × P(B) olur.

  • conditional probabilityisimkoşullu olasılık

    Başka bir olayın gerçekleştiği bilindiğinde bir olayın gerçekleşme olasılığı; P(A | B) diye yazılır ve 'B verildiğinde A'nın olasılığı' diye okunur.

  • Bayes' theoremisimBayes teoremi, Bayes kuralı

    Yeni bir kanıt ışığında bir olayın ya da hipotezin olasılığını güncellemeye yarayan ve P(A | B)'yi P(B | A)'ya bağlayan kural: P(A | B) = P(B | A) × P(A) / P(B).

  • mutually exclusivesıfatayrık, birbirini dışlayan

    Aynı anda gerçekleşemeyen ya da aynı anda doğru olamayan olayları veya kategorileri niteler; tek bir zar atışında hem 2 hem 5 gelmesi gibi.

Olasılık Dağılımları

  • distributionisimdağılım

    Bir değişkenin hangi değerleri aldığını ve her değerin ne sıklıkla görüldüğünü gösteren örüntü; genellikle histogram ya da eğriyle gösterilir.

  • normal distributionisimnormal dağılım, Gauss dağılımı

    Değerlerin çoğunun ortalama çevresinde toplandığı ve ortalamadan uzaklaştıkça seyrekleştiği, simetrik, çan biçimli dağılım; ortalaması, medyanı ve modu birbirine eşittir.

  • skewedsıfatçarpık, asimetrik

    Simetrik olmayan ve bir tarafında daha uzun bir kuyruk bulunan dağılımı niteler; sağa çarpık bir dağılımda birkaç çok büyük değer kuyruğu sağa doğru uzatır.

  • binomial distributionisimbinom dağılımı, iki terimli dağılım

    Her birinde başarı olasılığının aynı olduğu, sabit sayıda bağımsız denemedeki başarı sayısının olasılık dağılımı; 20 yazı-tura atışındaki yazı sayısı gibi.

  • Poisson distributionisimPoisson dağılımı

    Olayların birbirinden bağımsız ve sabit bir ortalama hızla gerçekleştiği durumlarda, bir olayın belirli bir zaman diliminde ya da alanda kaç kez gerçekleştiğini gösteren olasılık dağılımı.

  • central limit theoremisimmerkezi limit teoremi, merkezi limit kuramı

    Anakütle dağılımının biçimi ne olursa olsun, varyansı sonlu olduğu sürece, örneklem büyüklüğü arttıkça örneklem ortalamalarının dağılımının normal dağılıma yaklaştığını söyleyen sonuç.

  • z-scoreisimz puanı, z skoru

    Bir gözlemin ortalamanın kaç standart sapma üstünde ya da altında olduğunu gösteren değer; ortalama çıkarılıp standart sapmaya bölünerek bulunur.

Örnekleme

  • populationisimanakütle, evren

    Bir araştırmanın hakkında sonuç çıkarmak istediği grubun tamamı; örneğin bir ülkedeki tüm yetişkinler ya da bir yılda kesilen tüm faturalar.

  • sampleisimörneklem, örnek

    Bir anakütleden seçilen ve üzerinde gerçekten çalışılan daha küçük grup; anakütlenin tamamı hakkında onun üzerinden sonuç çıkarılır.

  • sample sizeisimörneklem büyüklüğü, örneklem hacmi

    Bir araştırmaya dahil edilen gözlem ya da katılımcı sayısı; genellikle n (toplam için N) harfiyle gösterilir.

  • random sampleisimrastgele örneklem, rassal örneklem

    Anakütledeki her bireyin seçilme şansının bilindiği, genellikle de eşit olduğu biçimde seçilen örneklem; sistematik yanlılığı önlemeye yardımcı olur.

  • sampling errorisimörnekleme hatası

    Anakütlenin yalnızca bir kısmı incelendiği için, örneklemden hesaplanan değer ile gerçek anakütle değeri arasında doğal olarak ortaya çıkan fark.

  • biasisimyanlılık, sapma

    Sonuçları tek bir yöne iten sistematik hata; tahminler rastgele sapmak yerine sürekli olarak olması gerekenden yüksek ya da düşük çıkar.

  • stratified samplingisimtabakalı örnekleme

    Anakütlenin önce bölge ya da yaş grubu gibi alt gruplara (tabakalara) ayrıldığı ve ardından her tabakadan rastgele örneklem çekildiği örnekleme yöntemi.

  • sampling frameisimörnekleme çerçevesi

    Örneklemin çekildiği gerçek liste ya da kaynak; öğrenci kayıt listesi, müşteri veritabanı ya da adres listesi gibi.

  • convenience sampleisimkolayda örneklem, uygun örneklem

    Rastgele seçilmiş kişiler yerine, araştırmacının kendi sınıfındaki öğrenciler ya da bir web sitesinin ziyaretçileri gibi kolayca ulaşılabilen kişilerden oluşan örneklem.

Tahmin ve Çıkarım

  • confidence intervalisimgüven aralığı

    Örneklem verisinden hesaplanan ve gerçek anakütle değerini içermesi beklenen değer aralığı; %95'lik bir aralık, tekrarlanan örneklemlerin %95'inde gerçek değeri yakalayan bir yöntemle elde edilir.

  • inferential statisticsisimçıkarımsal istatistik

    Bir örneklemden elde edilen veriyi kullanarak, belirsizlik düzeyini de ölçerek, daha büyük bir anakütle hakkında sonuç çıkaran yöntemler.

  • standard errorisimstandart hata

    Örneklem ortalaması gibi bir tahminin tekrarlanan örneklemler boyunca gösterdiği standart sapma; tahminin ne kadar kesin olduğunu gösterir.

  • estimatefiiltahmin etmek, kestirmek

    Ortalama, oran ya da regresyon katsayısı gibi bilinmeyen bir anakütle değerini örneklem verisinden yaklaşık olarak hesaplamak.

  • point estimateisimnokta tahmini, nokta kestirimi

    Bir anakütle değeri için en iyi tahmin olarak örneklem verisinden hesaplanan tek bir sayı; örneğin gerçek ortalamayı tahmin etmek için kullanılan 4,7'lik örneklem ortalaması.

  • margin of errorisimhata payı

    Bir güven aralığı oluşturmak için tahmine eklenip çıkarılan miktar; örneklem sonucunun gerçek anakütle değerinden ne kadar farklı olabileceğini gösterir.

  • sampling distributionisimörnekleme dağılımı

    Aynı anakütleden aynı büyüklükte çok sayıda örneklem alındığında, örneklem ortalaması gibi bir istatistiğin göstereceği dağılım.

Hipotez Testi

  • hypothesisisimhipotez, denence

    Bir araştırmanın veriyle sınamayı amaçladığı, bir ilişki ya da fark hakkındaki açık ve test edilebilir önerme; örneğin 'uykusuzluk tepki süresini uzatır'.

  • null hypothesisisimsıfır hipotezi, boş hipotez

    İstatistiksel bir testte etki, fark ya da ilişki olmadığını öne süren varsayılan önerme; test, verinin bu önermeye karşı yeterli kanıt sunup sunmadığını sınar.

  • p-valueisimp değeri, anlamlılık değeri

    Sıfır hipotezi doğru olsaydı, gözlenen sonuç kadar ya da ondan daha uç bir sonuç elde etme olasılığı; küçük bir değer, verinin sıfır hipotezi altında şaşırtıcı olacağını gösterir.

  • statistical significanceisimistatistiksel anlamlılık

    Bir sonucun yalnızca şansla açıklanmasının olası olmadığı yargısı; p değeri 0,05 gibi önceden seçilmiş bir anlamlılık düzeyiyle karşılaştırılarak verilir.

  • alternative hypothesisisimalternatif hipotez, karşıt hipotez

    Gerçek bir etki, fark ya da ilişki olduğunu öne süren önerme; araştırmacının genellikle beklediği iddiadır ve veri sıfır hipotezine karşı güçlü kanıt sunduğunda desteklenmiş olur.

  • significance levelisimanlamlılık düzeyi, alfa düzeyi

    Testten önce seçilen ve p değeri bu eşiğin altında kaldığında sonucun istatistiksel olarak anlamlı sayıldığı sınır; aynı zamanda kabul edilen I. tip hata riskidir.

  • reject the null hypothesisifadesıfır hipotezini reddetmek, H0'ı reddetmek

    Test sonucunda, genellikle p değeri anlamlılık düzeyinin altında kaldığı için, verinin sıfır hipotezine karşı yeterli kanıt sunduğu sonucuna varmak.

  • t-testisimt testi, Student t testi

    Ortalamaları karşılaştıran hipotez testi: bir grubun ortalamasını sabit bir değerle, iki bağımsız grubun ortalamalarını ya da aynı kişilerin iki ölçümünü karşılaştırır.

  • chi-square testisimki-kare testi

    Kategorilerdeki sayımlarla kullanılan test; çoğunlukla iki kategorik değişkenin ilişkili olup olmadığını ya da gözlenen frekansların beklenenlerle uyuşup uyuşmadığını sınamak için uygulanır.

  • ANOVAkısaltmavaryans analizi, ANOVA

    'Analysis of variance' (varyans analizi) ifadesinin kısaltması: gruplar arasındaki değişkenliği grup içindeki değişkenlikle karşılaştırarak üç ya da daha fazla grubun ortalamasını aynı anda sınayan testler ailesi.

  • type I errorisimI. tip hata, birinci tür hata

    Aslında doğru olan bir sıfır hipotezini reddetmek, yani gerçekte olmayan bir etkinin var olduğu sonucuna varmak; yanlış pozitif.

  • type II errorisimII. tip hata, ikinci tür hata

    Aslında yanlış olan bir sıfır hipotezini reddedememek, yani gerçekte var olan bir etkiyi gözden kaçırmak; yanlış negatif.

  • statistical powerisimistatistiksel güç, testin gücü

    Belirli büyüklükte gerçek bir etki varken testin bu etkiyi yakalama olasılığı; bir eksi II. tip hata olasılığına eşittir.

  • degrees of freedomisimserbestlik derecesi

    Belirli kısıtlar sabitlendikten sonra bir hesaplamada serbestçe değişebilen değer sayısı; t, ki-kare ve F gibi dağılımların tam biçimini belirler.

  • two-tailed testisimçift yönlü test, iki kuyruklu test

    Her iki yöndeki farkı da arayan hipotez testi; bu nedenle ret bölgesi dağılımın iki ucuna (kuyruğuna) bölünür.

  • assumptionisimvarsayım

    Bir istatistiksel testin ya da modelin geçerli sonuç vermesi için en azından yaklaşık olarak sağlanması gereken koşul; normallik, varyansların eşitliği ya da gözlemlerin bağımsızlığı gibi.

  • nonparametric testisimparametrik olmayan test, nonparametrik test

    Verinin normal dağılım gibi belirli bir dağılıma uyduğunu varsaymayan ve çoğu zaman ham değerler yerine sıra numaralarıyla (ranklarla) çalışan test.

  • post hoc testisimpost hoc test, çoklu karşılaştırma testi

    ANOVA gibi bir analizde genel sonuç anlamlı çıktıktan sonra, tam olarak hangi grupların birbirinden farklı olduğunu bulmak için yapılan izleme testi.

Regresyon ve Korelasyon

  • correlationisimkorelasyon, ilişki

    İki değişkenin birlikte değişme eğiliminde olduğu ilişki; aynı yönde (pozitif) ya da ters yönde (negatif) olabilir.

  • regressionisimregresyon, regresyon analizi

    Bir sonuç değişkeninin bir ya da daha fazla açıklayıcı değişkene göre nasıl değiştiğini modelleyen yöntemler ailesi; hem ilişkileri açıklamak hem de tahmin yapmak için kullanılır.

  • correlation coefficientisimkorelasyon katsayısı

    İki değişken arasındaki doğrusal ilişkinin gücünü ve yönünü ölçen, −1 ile +1 arasında bir sayı; 0 doğrusal bir ilişki olmadığını gösterir.

  • linear regressionisimdoğrusal regresyon, lineer regresyon

    Sonuç değişkenini bir ya da daha fazla açıklayıcı değişkenin doğrusal bir fonksiyonu olarak modelleyen ve bir sabit terim ile her açıklayıcı değişken için bir eğim tahmin eden regresyon yöntemi.

  • R-squaredisimR-kare, belirlilik katsayısı

    Bir regresyon modelinin sonuç değişkenindeki değişkenliğin ne kadarını açıkladığını gösteren, 0 ile 1 arasında değişen oran; belirlilik katsayısı da denir.

  • residualisimartık, kalıntı

    Bir gözlemin gerçek değeri ile modelin o gözlem için öngördüğü değer arasındaki fark; modelin her veri noktasını ne kadar ıskaladığını gösterir.

  • least squaresisimen küçük kareler, en küçük kareler yöntemi

    Artıkların karelerinin toplamını mümkün olan en küçük değere indiren parametre değerlerini seçerek bir doğru ya da model uydurma yöntemi.

  • causationisimnedensellik, neden-sonuç ilişkisi

    Bir değişkendeki değişimin başka bir değişkende doğrudan değişime yol açtığı ilişki; iki değişkenin yalnızca birlikte hareket etmesinden farklıdır.

  • multiple regressionisimçoklu regresyon, çoklu doğrusal regresyon

    İki ya da daha fazla açıklayıcı değişken içeren ve diğerlerini sabit tutarak her birinin etkisini tahmin etmeye yarayan regresyon modeli.

  • logistic regressionisimlojistik regresyon

    Evet/hayır ya da geçti/kaldı gibi iki kategorili bir sonuç değişkeni için, sonuçlardan birinin olasılığını açıklayıcı değişkenlerden modelleyen regresyon yöntemi.

  • regression coefficientisimregresyon katsayısı, eğim katsayısı

    Bir regresyon modelinde, diğer açıklayıcı değişkenler sabitken bir açıklayıcı değişken bir birim arttığında sonuç değişkeninin ne kadar değişmesinin beklendiğini gösteren sayı.

  • multicollinearityisimçoklu doğrusal bağlantı, çoklu bağlantı

    Regresyonda iki ya da daha fazla açıklayıcı değişkenin birbiriyle güçlü biçimde ilişkili olması; bu durum değişkenlerin ayrı ayrı etkilerini tahmin etmeyi zorlaştırır.

  • control forphrasal verb (öbek fiil)kontrol etmek, etkisini sabit tutmak

    Bir değişkenin analizdeki etkisini, genellikle onu modele dahil ederek, hesaba katmak ya da ortadan kaldırmak; böylece incelenen etki o değişkenin etkisiyle karışmaz.

  • goodness of fitisimuyum iyiliği, model uyumu

    Bir modelin ya da kuramsal bir dağılımın gözlenen verilerle ne kadar iyi örtüştüğü; R-kare, ki-kare ya da bilgi ölçütleri gibi istatistiklerle ölçülür.

Anket ve Araştırma Tasarımı

  • surveyisimanket, anket araştırması

    Bir gruba, genellikle bir örnekleme, yüz yüze, telefonla, kağıt üzerinde ya da çevrimiçi olarak bir dizi soru sorarak bilgi toplama yöntemi.

  • questionnaireisimanket formu, soru formu

    Bir ankette katılımcıların yanıtladığı soruları içeren basılı ya da çevrimiçi form.

  • response rateisimyanıt oranı, cevaplanma oranı

    Bir ankete katılmaya davet edilenlerden anketi gerçekten tamamlayanların oranı; genellikle yüzde olarak verilir.

  • Likert scaleisimLikert ölçeği, Likert tipi ölçek

    Katılımcıların ifadelere ne ölçüde katılıp katılmadığını, genellikle 'kesinlikle katılmıyorum'dan 'kesinlikle katılıyorum'a uzanan beş ya da yedi sıralı seçenekle belirttiği derecelendirme ölçeği.

  • control groupisimkontrol grubu

    Bir deneyde test edilen uygulamayı almayan ya da plasebo veya standart uygulamayı alan, böylece deney grubuyla karşılaştırılabilen grup.

  • random assignmentisimrastgele atama, seçkisiz atama

    Bir deneydeki katılımcıları, örneğin bilgisayarla üretilen rastgele sayılar kullanarak, şansa dayalı biçimde gruplara yerleştirme; böylece gruplar başlangıçta birbirine benzer olur.

  • pilot studyisimpilot çalışma, ön uygulama

    Ana çalışmadan önce soru formunu, işlemleri ve süreleri sınamak ve sorunları erkenden fark etmek için yapılan küçük ölçekli deneme çalışması.

  • nonresponse biasisimyanıt vermeme yanlılığı, cevapsızlık yanlılığı

    Ankete katılmayan kişilerin katılanlardan önemli açılardan farklı olması nedeniyle ortaya çıkan ve sonuçların anakütleyi yanlış yansıtmasına yol açan yanlılık.

Sonuçların Raporlanması

  • scatter plotisimsaçılım grafiği, serpilme diyagramı

    Her gözlem için iki değişkendeki değerlerine göre bir nokta yerleştirerek iki sayısal değişken arasındaki ilişkiyi gösteren grafik.

  • histogramisimhistogram, sıklık grafiği

    Sayısal bir değişkenin gözlemlerinden kaçının her bir aralığa (bin) düştüğünü, birbirine bitişik çubuklarla gösteren grafik.

  • effect sizeisimetki büyüklüğü, etki değeri

    Bir farkın ya da ilişkinin ne kadar büyük olduğunu örneklem büyüklüğünden bağımsız olarak gösteren sayı; Cohen d, korelasyon katsayısı ya da odds oranı gibi.

  • box plotisimkutu grafiği, kutu-bıyık grafiği

    Medyanı, çeyrekleri ve verinin yayılımını bir kutu ve ondan uzanan çizgilerle (bıyıklarla) gösteren, aykırı değerleri ayrı noktalar olarak işaretleyen grafik.

  • bar chartisimsütun grafiği, çubuk grafik

    Kategorileri, uzunlukları sayıları, yüzdeleri ya da başka değerleri gösteren ayrı dikdörtgen çubuklarla karşılaştıran grafik.

  • summary statisticsisimözet istatistikler

    Bir veri kümesini bir bakışta tarif eden küçük bir sayı grubu; genellikle gözlem sayısı, ortalama, standart sapma, medyan, en küçük ve en büyük değer.

  • replicatefiiltekrarlamak, yinelemek

    Bir çalışmayı, genellikle yeni verilerle, ilk sonuçların yeniden elde edilip edilmediğini görmek için tekrarlamak.

  • roundfiilyuvarlamak

    Bir sayıyı daha az basamaklı ve ona yakın, daha sade bir değere çevirmek; örneğin 3,4762 iki ondalık basamağa yuvarlandığında 3,48 olur.

Mini test: bu terimleri biliyor musun?

Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.

İstatistik İngilizcesi nasıl öğrenilir?

  • Alandan gerçek metinleri düzenli olarak okuyun: kendi alanınızdaki makalelerin yöntem ve bulgular bölümleri, kullandığınız istatistik yazılımının yardım sayfaları ve resmi istatistiklerle birlikte yayımlanan yöntem notları.
  • Kolayca karıştırılan terimleri çiftler halinde öğrenin: sample ve population, standard deviation ve standard error, Type I ve Type II error, correlation ve causation.
  • Sonuçları sesli okumayı alışkanlık edinin: 't(58) = 2.14, p = .037' ifadesi 't with fifty-eight degrees of freedom equals two point one four, p equals point oh three seven' diye okunur.
  • Teknik anlamı olan gündelik kelimelere dikkat edin: istatistikte 'significant' 'önemli', 'mean' 'anlam', 'normal' 'olağan', 'random' de 'gelişigüzel' demek değildir.
  • Her analizden sonra sonucu yorumlayan sade bir İngilizce cümle yazın; tıpkı bir makalenin bulgular bölümünde yazacağınız gibi.

Sıkça sorulan sorular

İstatistik için İngilizce terimleri nasıl öğrenebilirim?

Alandan gerçek metinler okuyun ve sayıların çevresindeki kelimelere dikkat edin: makalelerin bulgular bölümleri, istatistik ders kitapları, yazılım çıktıları ve yöntem notları. Her terimi birlikte kullanıldığı fiillerle öğrenin (calculate the mean, test a hypothesis, fit a model, reject the null hypothesis) ve yeni terimleri kendi analizlerinizi yazarken, kısa notlarda bile kullanın.

İstatistikte 'significant' ne anlama gelir?

İstatistikte 'significant', 'statistically significant' ifadesinin kısaltmasıdır: sonucun, seçilen anlamlılık düzeyinde (çoğu zaman p < .05) yalnızca şansla açıklanmasının olası olmadığını anlatır. Etkinin önemli, büyük ya da yararlı olduğu anlamına gelmez; bu yüzden iyi raporlar etki büyüklüğü ve güven aralığı da verir. 'Anlamlı fark' ifadesini çevirirken 'meaningful difference' ya da 'important difference' değil, 'significant difference' yazın.

İstatistiksel sonuçları İngilizce nasıl raporlarım?

Çoğu alan APA stilini ya da benzer bir kılavuzu izler: test istatistiğini serbestlik derecesiyle, tam p değerini ve bir etki büyüklüğünü verin; örneğin 't(58) = 2.14, p = .037, d = 0.56'. İstatistik sembolleri italik yazılır, APA stilinde p değerinin başına sıfır konmaz ve sayıların çoğu iki ondalık basamağa yuvarlanır. Ardından sonucun araştırma sorunuz açısından ne anlama geldiğini anlatan sade bir cümle ekleyin.

'Statistics' ile 'a statistic' arasındaki fark nedir?

Alanın adı olarak 'statistics' sayılamayan bir isimdir ve tekil fiil alır: 'Statistics is a required course.' Çoğul olarak kullanıldığında sayısal bilgiler anlamına gelir: 'These statistics show a rise in exports.' 'A statistic' ise bir örneklemden hesaplanan ortalama ya da test istatistiği gibi tek bir değerdir; anakütlenin tamamı için buna karşılık gelen değere parametre (parameter) denir.

İstatistik terimlerinin Türkçesini mi, İngilizcesini mi öğrenmeliyim?

İkisini de. Türkiye'deki üniversite dersleri, tezler ve dergiler örneklem, anakütle (ya da evren), standart sapma, güven aralığı ve anlamlılık düzeyi gibi yerleşik Türkçe terimler kullanır. İstatistik yazılımları, uluslararası dergiler ve çevrimiçi kaynakların çoğu ise İngilizcedir; ANOVA ve post hoc gibi bazı terimler de olduğu gibi kullanılır. İkisini birden bilmek, SPSS ya da R çıktısını İngilizce okuyup Türkçe bir tezde ya da derste açıkça anlatabilmenizi sağlar.

Seviyene uygun okumayla pekiştir

Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar: