Üniversite öğrencileri ve araştırmacılar için İngilizce

Akademik İngilizce: 200 Temel Terim ve Anlamları

Akademik İngilizce; dergilerde, tezlerde, konferanslarda ve hakem süreçlerinde neredeyse her disiplinin ortak dilidir. Bu sözcükler, üniversite öğrencilerinin ve araştırmacıların literatürü rahatça okumasına, beklenen üslupta yazıp kaynak göstermesine ve çalışmalarını danışmanlarla, hakemlerle ve uluslararası meslektaşlarla tartışmasına yardımcı olur.

  • 200 terim
  • 11 konu
  • 108 temel terim
  • 402 örnek cümle

Akademik Sözcük Dağarcığı

  • indicatefiilgöstermek, işaret etmek

    Bir şeyi göstermek ya da ona işaret etmek; özellikle verilere veya kanıtlara dayanarak bir şeyin büyük olasılıkla doğru olduğunu ortaya koymak.

  • e.g.kısaltmaörneğin, ör.

    Latince 'exempli gratia' ifadesinin kısaltması; 'örneğin' anlamına gelir ve daha büyük bir gruptan bir ya da birkaç örnek sunar.

  • i.e.kısaltmayani, başka bir deyişle

    Latince 'id est' ifadesinin kısaltması; 'yani' anlamına gelir ve öncesinde söyleneni açıklayan ya da daha net biçimde yeniden ifade eden bir bilgi sunar.

  • conceptisimkavram

    Özellikle belirli bir kuram ya da alanda tanımlanıp kullanılan genel fikir veya ilke.

  • approachisimyaklaşım, yöntem

    Bir soruna, konuya ya da araştırma sorusuna ilişkin belirli bir düşünme veya ele alma biçimi.

  • implicationisimçıkarım, doğurgu

    Araştırma bulgularının kuram, uygulama ya da politika açısından doğurabileceği olası etki veya sonuç; ayrıca doğrudan söylenmeden ima edilen şey.

  • demonstratefiilgöstermek, ortaya koymak

    Bir şeyin doğru olduğunu ya da var olduğunu kanıt veya örneklerle açıkça göstermek.

  • furthermorezarfayrıca, bunun yanı sıra

    Az önce söylenenleri destekleyen ya da genişleten yeni bir noktayı eklemek için kullanılan resmi bağlantı sözcüğü.

  • assumptionisimvarsayım, sayıltı

    Kanıtlanmadan doğru kabul edilen ve bir kuramın, yöntemin ya da istatistiksel testin dayandığı düşünce.

  • phenomenonisimolgu, fenomen

    Gözlemlenebilen ve incelenebilen, özellikle araştırmacıların açıklamak istediği olgu, olay ya da durum.

  • comprisefiil-den oluşmak, kapsamak

    Belirli parçalardan oluşmak ya da onları kapsamak; resmi yazımda bir örneklemin, metnin ya da yapının bölümlerini anlatmak için kullanılır.

  • respectivelyzarfsırasıyla

    Az önce sayılan öğelerle aynı sırada; iki listedeki öğeleri her eşleşmeyi tek tek yazmadan eşlemek için kullanılır.

  • howeverzarfancak, bununla birlikte

    Bir önceki ifadeyle karşıtlık kuran bağlaç; çoğu zaman okurun beklemediği bir sonucu, görüşü ya da olguyu tanıtır.

  • thereforezarfbu nedenle, dolayısıyla

    Ardından gelenin, az önce söylenenlerin bir sonucu ya da mantıksal çıkarımı olduğunu gösteren resmi bağlaç.

  • investigatefiilaraştırmak, incelemek

    Gerçekleri ortaya çıkarmak ya da bir şeyin nasıl işlediğini açıklamak amacıyla bir soruyu, sorunu veya durumu dikkatli ve sistemli biçimde incelemek.

  • identifyfiilbelirlemek, saptamak

    Kanıtları dikkatle inceledikten sonra bir örüntüyü, nedeni, sorunu ya da grubu bulmak, fark etmek veya adlandırmak.

  • evaluatefiildeğerlendirmek, sınamak

    Bir şeyin niteliğini, değerini, etkililiğini ya da önemini genellikle belirli ölçütlere veya kanıtlara dayanarak yargılamak.

  • contextisimbağlam, ortam

    Bir şeyin gerçekleştiği ya da incelendiği ve anlamının açıklanmasına yardımcı olan durum, arka plan veya koşullar.

  • factorisimetken, etmen

    Gelir, motivasyon ya da sınıf mevcudu gibi bir durumu veya sonucu etkileyen unsurlardan her biri.

  • in contrastifadebuna karşın, buna karşılık

    Karşılaştırılan iki şey, grup ya da sonuç arasındaki belirgin farkı göstermek için kullanılan bağlantı ifadesi.

  • establishfiilortaya koymak, kanıtlamak

    Kanıt sunarak bir şeyin doğru olduğunu ya da var olduğunu göstermek; ayrıca bir bağlantı, yöntem veya çalışma alanı gibi kalıcı bir şey oluşturmak.

  • explorefiilincelemek, keşfetmek

    Özellikle hakkında az şey bilinen bir konuyu daha iyi anlamak için açık uçlu ve esnek biçimde incelemek.

  • highlightfiilvurgulamak, öne çıkarmak

    Okurların önemini fark etmesi için bir şeye özellikle dikkat çekmek.

  • criteriaisimölçütler, kriterler

    Bir şeyi değerlendirmek, seçmek ya da bir şeye karar vermek için kullanılan standartlar veya koşullar; tekili 'criterion'dur.

  • scopeisimkapsam, sınırlar

    Bir çalışmanın, makalenin ya da tezin ele aldığı konular, kişiler, yerler veya zaman dilimlerinin bütünü.

  • subsequentsıfatsonraki, ardından gelen

    Bir şeyden sonra gelen ya da gerçekleşen; sonraki bir çalışma, aşama veya bölüm gibi.

  • underlyingsıfataltta yatan, temelde yatan

    Gerçek ya da temel olan ama hemen fark edilmeyen; gözlenen durumu açıklayan neden, mekanizma veya varsayım gibi.

  • constitutefiiloluşturmak, teşkil etmek

    Bir şeyi oluşturmak ya da meydana getirmek; ayrıca bir ihlal, risk veya kanıt gibi bir şey olarak kabul edilmek.

  • attributefiilbağlamak, atfetmek

    Bir şeyin belirli bir etkenden kaynaklandığını söylemek ya da düşünmek; ayrıca bir sözün veya eserin belirli bir kişiye ait olduğunu belirtmek.

  • notionisimkavram, düşünce

    Özellikle tartışılan, sorgulanan ya da bir argümanın temelini oluşturan fikir, inanç veya kavram.

  • derivefiiltüretmek, elde etmek

    Bir şeyi bir kaynaktan elde etmek ya da geliştirmek; kayıtlardan veri, görüşmelerden tema ya da kuramdan hipotez çıkarmak gibi.

  • explicitsıfataçık, açıkça ifade edilmiş

    Açık ve doğrudan ifade edilmiş, tahmine yer bırakmayan; 'implicit' (örtük) sözcüğünün karşıtı.

Araştırma Tasarımı

  • researchisimaraştırma, bilimsel araştırma

    Yeni bilgiler ortaya koymak, fikirleri sınamak ya da yeni sonuçlara ulaşmak amacıyla bir konunun dikkatli ve sistemli biçimde incelenmesi.

  • research questionisimaraştırma sorusu, problem cümlesi

    Bir çalışmanın yanıtlamak üzere tasarlandığı açık ve odaklı soru; yöntem, veri ve analiz seçimlerine yön verir.

  • hypothesisisimhipotez, denence

    Bir ilişkiyi ya da sonucu öngören ve sınanabilir nitelikteki ifade; çalışma, elde ettiği kanıtlarla bu ifadeyi destekler ya da desteklemez.

  • methodologyisimyöntem, yöntem bilimi

    Bir çalışmanın nasıl yürütüldüğüne dair genel yaklaşım ve gerekçe; araştırma deseni, yöntem, veri ve analiz seçimlerini ve bu seçimlerin nedenlerini kapsar.

  • qualitativesıfatnitel, kalitatif

    Deneyimleri, anlamları ve davranışları sayılar yerine sözcükler, görüntüler ya da gözlem yoluyla inceleyen ve genellikle daha küçük gruplarla yürütülen araştırmayı niteler.

  • quantitativesıfatnicel, kantitatif

    Sayısal veri toplayan ve ölçmek, karşılaştırmak ya da ilişkileri sınamak için istatistik kullanan, genellikle daha büyük örneklemlerle yürütülen araştırmayı niteler.

  • sampleisimörneklem

    Bir araştırmada daha büyük bir evrenden seçilen ve bu evren hakkında sonuç çıkarmayı sağlayan daha küçük kişi, nesne ya da metin grubu.

  • participantisimkatılımcı, denek

    Bir araştırmaya, örneğin anket yanıtlayarak, görüşmeye katılarak ya da bir deneyi tamamlayarak katılan kişi.

  • questionnaireisimanket, soru formu

    Kişilerin görüşleri, deneyimleri ya da davranışları hakkında bilgi toplamak amacıyla çok sayıda kişiye verilen yazılı sorular dizisi.

  • case studyisimdurum çalışması, vaka çalışması

    Belirli bir kişinin, grubun, kurumun, olayın ya da yerin gerçek bağlamı içinde anlaşılması için derinlemesine incelenmesi.

  • carry outphrasal verb (öbek fiil)yürütmek, gerçekleştirmek

    Deney, anket, analiz ya da araştırma gibi planlanmış bir işi yapmak veya tamamlamak.

  • validityisimgeçerlik, geçerlilik

    Bir çalışmanın ya da ölçme aracının ölçtüğünü iddia ettiği şeyi gerçekten ölçme ve vardığı sonuçları destekleme derecesi.

  • reliabilityisimgüvenirlik, güvenilirlik

    Bir ölçümün ya da yöntemin tekrarlandığında veya farklı araştırmacılarca kullanıldığında tutarlı sonuçlar verme derecesi.

  • mixed methodsisimkarma yöntem, karma yöntem araştırması

    Bir soruyu daha kapsamlı yanıtlamak için tek bir çalışmada nitel ve nicel veri toplama ve analiz yöntemlerini bir arada kullanan araştırma deseni.

  • variableisimdeğişken

    Yaş, gelir ya da test puanı gibi farklı değerler alabilen ve bir çalışmada ölçülen, kontrol edilen veya değiştirilen her türlü özellik.

  • surveyisimanket, anket çalışması

    Genellikle aynı soruları bir anket formu ya da görüşme aracılığıyla sorarak çok sayıda kişiden bilgi toplayan araştırma yöntemi.

  • data collectionisimveri toplama, veri toplama süreci

    Bir araştırma için anketler, görüşmeler, gözlemler, testler ya da mevcut kayıtlar gibi yollarla bilgi toplama süreci.

  • populationisimevren, popülasyon

    Bir araştırmanın ilgilendiği ve genellikle içinden daha küçük bir örneklem seçilen kişi, durum ya da öğelerin tamamı.

  • objectiveisimhedef, amaç

    Bir çalışmanın daha geniş amacına ulaşmak için gerçekleştirmeyi planladığı belirli ve ulaşılabilir adım.

  • empiricalsıfatgörgül, ampirik

    Yalnızca kurama ya da mantıksal akıl yürütmeye değil, gözleme, ölçüme veya deneyime dayanan.

  • control groupisimkontrol grubu

    Bir deneyde sınanan uygulamayı almayan ve sonuçları uygulamayı alanlarla karşılaştırılabilsin diye ayrılan katılımcı grubu.

  • semi-structured interviewisimyarı yapılandırılmış görüşme

    Önceden hazırlanmış bir soru listesine dayanan, ancak araştırmacının soru sırasını değiştirmesine ve ek sorular sormasına olanak veren görüşme.

  • pilot studyisimpilot çalışma, ön uygulama

    Ana çalışmadan önce veri toplama araçlarını, işlemleri ve zamanlamayı sınamak amacıyla yürütülen küçük ölçekli deneme çalışması.

  • longitudinal studyisimboylamsal araştırma, boylamsal çalışma

    Değişimi gözlemlemek için uzun bir süre boyunca aynı kişilerden ya da durumlardan tekrar tekrar veri toplayan çalışma.

  • random samplingisimseçkisiz örnekleme, rastgele örnekleme

    Evrendeki her bireyin örnekleme seçilme şansının eşit ve bilinir olduğu örnek seçme yöntemi.

  • focus groupisimodak grup, odak grup görüşmesi

    Araştırmacıların ortak ve farklı görüşleri inceleyebilmesi için az sayıda katılımcının bir konuyu tartıştığı, bir moderatör tarafından yönlendirilen grup görüşmesi.

  • generalizabilityisimgenellenebilirlik, dış geçerlik

    Bir çalışmanın bulgularının, incelenen örneklemin dışındaki başka kişilere, yerlere veya durumlara ne ölçüde uygulanabileceği.

  • paradigmisimparadigma, araştırma paradigması

    Bir alandaki araştırmacıların gerçeklik, bilgi ve yöntem hakkındaki ortak inançlarından oluşan ve nasıl soru sorduklarını, nasıl araştırma yaptıklarını biçimlendiren bütün.

  • triangulationisimçeşitleme, üçgenleme

    Bulguların birbiriyle karşılaştırılarak sınanabilmesi için aynı soruyu birden fazla veri kaynağı, yöntem, araştırmacı ya da kuramla incelemek.

Veri ve Analiz

  • dataisimveri, veriler

    Bir çalışmada toplanan ve ardından araştırma sorusunu yanıtlamak için analiz edilen olgular, sayılar, kayıtlar, metinler ya da gözlemler.

  • findingsisimbulgular, sonuçlar

    Veriler toplanıp analiz edildikten sonra bir çalışmanın ortaya koyduğu sonuçlar ya da bilgiler.

  • analysisisimanaliz, çözümleme

    Örüntüleri, ilişkileri ya da anlamı ortaya çıkarmak amacıyla verilerin veya bir metnin, çoğunlukla istatistiksel ya da nitel tekniklerle ayrıntılı olarak incelenmesi.

  • significantsıfatanlamlı, önemli

    İstatistikte, p < .05 gibi önceden belirlenmiş bir düzeyde yalnızca şansla açıklanması olası görülmeyen sonucu niteler; genel kullanımda ise dikkate alınacak kadar büyük ya da önemli anlamına gelir.

  • draw a conclusionifadesonuç çıkarmak, sonuca varmak

    Kanıtları ya da sonuçları dikkatle değerlendirdikten sonra bir şeyin ne anlama geldiğine veya neyin doğru olduğuna karar vermek.

  • correlationisimkorelasyon, ilişki

    İki değişkenin aynı ya da zıt yönde birlikte değişme eğilimi gösterdiği istatistiksel ilişki.

  • thematic analysisisimtematik analiz, tema analizi

    Görüşmeler, metinler ya da diğer veriler genelinde tema adı verilen anlam örüntülerini bulmaya, düzenlemeye ve yorumlamaya yönelik nitel yöntem.

  • account forphrasal verb (öbek fiil)açıklamak, oluşturmak

    Bir şeyin nedenini açıklamak; ayrıca bir bütünün belirli bir kısmını ya da oranını oluşturmak.

  • interpretfiilyorumlamak, anlamlandırmak

    Verilerin, sonuçların ya da bir metnin ne anlama geldiğini, özellikle kurama, önceki araştırmalara veya araştırma sorusuna bağlayarak açıklamak.

  • datasetisimveri seti, veri kümesi

    Analiz için düzenlenmiş, birbiriyle ilişkili verilerin bütünü; bir tablodaki anket yanıtları ya da ulusal bir istatistik dosyası gibi.

  • meanisimortalama, aritmetik ortalama

    Bir sayı kümesindeki değerlerin toplanıp değer sayısına bölünmesiyle bulunan ortalama değer.

  • standard deviationisimstandart sapma

    Bir veri setindeki değerlerin ortalama etrafında ne kadar yayıldığını gösteren sayı; küçük olması, puanların çoğunun ortalamaya yakın olduğu anlamına gelir.

  • descriptive statisticsisimbetimsel istatistikler, tanımlayıcı istatistikler

    Bir veri setinin temel özelliklerini özetleyen sayı ve tablolar; frekanslar, yüzdeler, ortalamalar, ranjlar ve standart sapmalar gibi.

  • p-valueisimp değeri, anlamlılık değeri

    Gerçekte hiçbir etki olmasaydı, yani sıfır hipotezi doğru olsaydı, elde ettiğiniz kadar ya da daha uç sonuçların ortaya çıkma olasılığını gösteren değer.

  • codingisimkodlama, veri kodlama

    Nitel araştırmada, görüşmelerdeki cümleler gibi veri parçalarının anlamlarını betimleyen kısa kodlarla etiketlenmesi süreci.

  • trendisimeğilim, yönelim

    Bir şeyin zaman içinde değiştiği ya da geliştiği genel yön; puanlardaki artış veya kayıtlardaki düşüş gibi.

  • transcribefiilyazıya dökmek, deşifre etmek

    Kaydedilmiş bir görüşmede, odak grupta ya da konuşmada söylenenleri analiz edilebilmesi için aynen yazıya geçirmek.

Literatür Taraması

  • literature reviewisimliteratür taraması, alanyazın taraması

    Bir konuda daha önce yayımlanmış çalışmaların eleştirel bir özeti; yeni bir çalışmanın yanıt verdiği temel fikirleri, tartışmaları ve boşlukları ortaya koyar.

  • literatureisimliteratür, alanyazın

    Belirli bir konuda yayımlanmış araştırma ve yazıların bütünü; akademik kullanımda roman ve şiir anlamına gelmez.

  • research gapisimaraştırma boşluğu, literatürdeki boşluk

    Mevcut çalışmaların henüz yeterince ele almadığı ve yeni bir çalışmanın doldurmayı amaçladığı soru, grup, bağlam ya da sorun.

  • theoretical frameworkisimkuramsal çerçeve, teorik çerçeve

    Bir çalışmanın sorununu açıklamak, sorularını biçimlendirmek ve bulgularını yorumlamak için dayandığı kuram ya da birbiriyle bağlantılı kuramlar bütünü.

  • seminalsıfatçığır açan, öncü

    Son derece özgün olan ve bir alandaki sonraki araştırmaları güçlü biçimde etkileyen eser, çalışma ya da fikri niteler.

  • synthesizefiilsentezlemek, bütünleştirmek

    Birkaç kaynaktaki fikir ve bulguları her birini ayrı ayrı özetlemek yerine; örüntüleri, uzlaşmaları ve farklılıkları gösteren bağlantılı bir bütün halinde birleştirmek.

  • draw onphrasal verb (öbek fiil)-den yararlanmak, -e dayanmak

    Kendi çalışmasını desteklemek ya da oluşturmak için belirli bir kaynaktaki fikirlerden, bilgilerden, deneyimden veya verilerden yararlanmak.

  • build onphrasal verb (öbek fiil)üzerine inşa etmek, temel alıp geliştirmek

    Önceki çalışmaları, sonuçları ya da fikirleri temel alıp yeni bir çalışmada daha da geliştirmek.

  • primary sourceisimbirincil kaynak, özgün kaynak

    Olayların yaşandığı dönemde ya da araştırmayı yapan kişilerce üretilmiş özgün belge veya kayıt; mektup, arşiv belgesi, veri seti ya da özgün çalışma gibi.

  • secondary sourceisimikincil kaynak

    Birincil kaynakları ya da başkalarının araştırmalarını betimleyen, özetleyen, çözümleyen veya yorumlayan metin; derleme makalesi, ders kitabı ya da biyografi gibi.

  • systematic reviewisimsistematik derleme, sistematik inceleme

    Belirli bir soruyla ilgili tüm çalışmaları bulmak, seçmek ve değerlendirmek için açık, önceden planlanmış ve tekrarlanabilir bir yöntem kullanan derleme.

  • databaseisimveri tabanı, akademik veri tabanı

    Araştırmacıların literatüre ulaşmak için tarama yapabildiği, dergi makaleleri, kitaplar ve diğer yayınlara ait kayıtlardan oluşan çevrim içi koleksiyon.

  • meta-analysisisimmeta-analiz

    Aynı soruyu ele alan çok sayıda bağımsız çalışmanın sonuçlarını birleştirerek bir etkiye ilişkin genel bir kestirim üreten istatistiksel yöntem.

  • body of literatureisimalanyazın, alanyazın birikimi

    Belirli bir konuda yayımlanmış araştırmaların tek bir bilgi kaynağı olarak ele alınan bütünü.

  • consensusisimuzlaşı, fikir birliği

    Bir alandaki araştırmacılar gibi bir grubun bir olgu, açıklama ya da izlenecek yol konusunda genel olarak hemfikir olması.

  • critiqueisimeleştiri, eleştirel değerlendirme

    Bir kuramın, çalışmanın ya da metnin güçlü ve zayıf yönlerini ele alan dikkatli değerlendirme; fiil olarak da kullanılır.

Atıf ve Kaynak Gösterme

  • citefiilatıf yapmak, kaynak göstermek

    Bir fikrin, bilginin ya da alıntının nereden geldiğini göstermek için metinde kitap, makale gibi bir kaynağı belirtmek.

  • citationisimatıf, kaynak gösterme

    Bir metinde bir kaynağa yapılan gönderme; ayrıca bir çalışmanın başka yayınlarda anılması ve bu anılmaların etkiyi gösteren bir ölçüt olarak sayılması.

  • reference listisimkaynakça, kaynaklar

    Bir makalenin ya da tezin sonunda yer alan ve metinde atıf yapılan her kaynağın tam künyesini, kullanılan atıf stilinin gerektirdiği düzende veren liste.

  • paraphrasefiilkendi cümleleriyle aktarmak, başka sözcüklerle ifade etmek

    Bir yazarın fikrini, özgün anlamını koruyarak kendi sözcükleriyle ve kendi cümle yapısıyla anlatmak; kaynağa yine de atıf yapılması gerekir.

  • in-text citationisimmetin içi atıf, metin içi kaynak gösterme

    Metnin içinde yer alan ve okuru kaynakçadaki tam künyeye yönlendiren, (Yılmaz, 2021) ya da [3] gibi kısa kaynak gösterimi.

  • direct quotationisimdoğrudan alıntı, aynen alıntı

    Bir kaynaktaki ifadelerin tırnak işareti içinde ya da girintili bir blok halinde aynen aktarılması; ardından sayfa numaralı atıf verilir.

  • et al.kısaltmave ark., vd.

    'Ve diğerleri' anlamına gelen Latince kısaltma; çok yazarlı bir eserin tüm yazarlarını sıralamak yerine atıflarda kullanılır.

  • APA styleisimAPA stili, APA yazım kuralları

    Amerikan Psikoloji Derneği'nin (American Psychological Association) yazar-tarih esasına dayanan yazım ve atıf kuralları; sosyal bilimlerde, eğitimde ve psikolojide yaygın olarak kullanılır.

  • bibliographyisimkaynakça, bibliyografya

    Bir eserin sonunda yer alan ve bir konudaki kaynakları sıralayan liste; 'reference list' türü kaynakçadan farklı olarak atıf yapılmayan ama yararlanılan eserleri de içerebilir.

  • DOIkısaltmaDOI numarası, sayısal nesne tanımlayıcısı

    Digital Object Identifier (Sayısal Nesne Tanımlayıcısı): Bir makaleye, kitap bölümüne ya da veri setine verilen ve web adresi değişse bile çevrim içi olarak her zaman bulunmasını sağlayan kalıcı kod.

  • reporting verbisimaktarma fiili, atıf fiili

    Başka bir yazarın söylediklerini, iddia ettiklerini ya da bulduklarını aktarırken kullanılan argue, state, suggest veya find gibi fiiller.

  • footnoteisimdipnot

    Ana metindeki bir noktayla ilgili kaynağı ya da ek bilgiyi veren, sayfanın altında yer alan numaralı not.

  • reference managerisimkaynakça yönetim programı, referans yönetim aracı

    Kaynaklarınızı saklayan, belgeye atıf ekleyen ve kaynakçayı istenen stilde otomatik olarak oluşturan yazılım.

  • Harvard referencingisimHarvard kaynak gösterme sistemi, yazar-tarih sistemi

    Yazarın soyadının ve yayın yılının metin içinde verildiği, ayrıntılı bilgilerin ise alfabetik kaynakçada yer aldığı yaygın yazar-tarih atıf sistemi.

  • secondary citationisimikincil atıf, aktarma yoluyla atıf

    Kendiniz okumadığınız, yalnızca başka bir yazarın aktarması ya da alıntısı sayesinde bildiğiniz bir kaynağa yapılan atıf.

  • ibid.kısaltmaaynı eser, a.e.

    Latince 'ibidem' (aynı yerde) sözcüğünün kısaltması; bir notta, hemen önceki notta gösterilen kaynağa gönderme yapmak için kullanılır.

  • block quotationisimblok alıntı, uzun alıntı

    Ana metinden ayrı, girintili bir paragraf olarak verilen ve tırnak işareti kullanılmayan uzun alıntı.

Argüman ve Temkinli Dil

  • argumentisimargüman, sav

    Gerekçe ve kanıtlarla desteklenen bir görüş ya da bir deneme, makale veya tez boyunca süren akıl yürütme çizgisi.

  • evidenceisimkanıt, kanıtlar

    Bir iddianın ya da fikrin doğru olup olmadığını veya doğru olma olasılığını gösteren olgular, veriler ya da bulgular.

  • hedgingisimtemkinli dil, çekince ifadeleri

    Bir iddiayı yalnızca eldeki kanıtın izin verdiği ölçüde güçlü kılmak için 'may', 'might', 'appear to', 'suggest' gibi temkinli ifadeler kullanmak.

  • arguefiilsavunmak, ileri sürmek

    Bir görüşü ortaya koyup doğruluğunu gerekçe ve kanıtlarla göstermek; akademik yazımda bir yazarın neyi savunduğunu aktarmak için de kullanılır.

  • claimisimiddia, sav

    Bir şeyin doğru olduğunu ileri süren ve yeterli kanıtla desteklenmiş olabilecek ya da olmayabilecek ifade.

  • suggestfiildüşündürmek, işaret etmek

    Akademik yazımda bir şeyin kanıtlanmış olmasa da muhtemelen doğru olduğuna işaret etmek; bir fikir ya da öneri sunmak anlamına da gelebilir.

  • to some extentifadebir ölçüde, bir dereceye kadar

    Kısmen ama tamamen değil; bir iddianın ne kadar güçlü ileri sürüldüğünü sınırlamak için kullanılır.

  • counterargumentisimkarşı argüman, karşı görüş

    Yazarın kendi görüşüne karşı ileri sürülen, adil biçimde sunulup ardından yanıtlanan ya da zayıflatılan ve böylece ana argümanı güçlendiren argüman.

  • stanceisimduruş, tutum

    Bir yazarın bir konuya ya da iddiaya karşı aldığı konum veya tutum; sözcük seçimi, kanıt kullanımı ve fikirlerin ne kadar güçlü ifade edildiğiyle ortaya çıkar.

  • it could be argued thatifade... ileri sürülebilir, ... söylenebilir

    Bir görüşü ya da yorumu kesin bir kişisel kanaat gibi sunmadan, temkinli ve kişisel olmayan biçimde ortaya koymanın yolu.

  • acknowledgefiilkabul etmek, teslim etmek

    Bir sınırlılık ya da karşıt görüş gibi bir şeyin doğru olduğunu veya var olduğunu kabul etmek; ayrıca kişilere resmi olarak teşekkür etmek ya da kaynakları belirtmek.

  • arguablyzarfbelki de, muhtemelen

    Herkes katılmasa da bir ifadenin makul argümanlarla savunulabileceğini belirtmek için kullanılır.

  • tentativesıfatihtiyatlı, kesin olmayan

    Kesin ya da nihai olmayan; daha fazla kanıt elde edildiğinde değişebilecek sonuçlar, açıklamalar veya planlar için kullanılır.

  • plausiblesıfatakla yatkın, makul

    Henüz açık kanıtlarla doğrulanmamış olsa da makul ve doğru olma olasılığı yüksek olan.

  • tend toifade-me eğiliminde olmak, eğilim göstermek

    Belirli bir şekilde davranma ya da gerçekleşme olasılığı yüksek olmak; istisnasız bir kuralı değil, genel bir örüntüyü anlatmak için kullanılır.

  • it is worth noting thatifadebelirtmek gerekir ki, şunu belirtmekte yarar var

    Önemli, şaşırtıcı ya da gözden kaçabilecek bir noktaya okurun dikkatini çekmek için kullanılan ifade.

  • assertfiilileri sürmek, öne sürmek

    Bir şeyin doğru olduğunu, çoğu zaman temkinli bir dil kullanmadan ya da tüm kanıtları sunmadan kesin bir dille söylemek.

  • refutefiilçürütmek, yanlışlığını kanıtlamak

    Bir iddianın, kuramın ya da suçlamanın yanlış olduğunu kanıt veya argümanla göstermek.

  • caveatisimçekince, uyarı

    Bir ifadenin ya da sonucun nasıl anlaşılması veya uygulanması gerektiğini sınırlayan uyarı ya da koşul.

Tez ve Makale Yapısı

  • abstractisimözet, öz

    Bir makalenin, tezin ya da konferans başvurusunun başında yer alan; amacı, yöntemi, temel bulguları ve sonucu belirten kısa özet.

  • thesisisimtez, yüksek lisans tezi

    Bir üniversite derecesi için yazılan uzun ve özgün araştırma çalışması; ayrıca bir denemenin ya da makalenin savunduğu ana fikir veya görüş.

  • dissertationisimtez, doktora tezi

    Bir derece için hazırlanan uzun ve resmi araştırma metni; ABD'de genellikle doktora tezini, Birleşik Krallık'ta ise çoğu zaman lisans ya da yüksek lisans bitirme tezini ifade eder.

  • paperisimmakale, bildiri

    Bir dergide yayımlanan ya da bir konferansta sunulan akademik makale; araştırmacılar yazılı çalışmalarından söz ederken gündelik olarak bu sözcüğü kullanır.

  • conclusionisimsonuç, sonuç bölümü

    Bir tezin ya da makalenin ana bulgularını, bunların anlamını ve sınırlılıklarını özetleyen son bölümü; ayrıca kanıtlar değerlendirildikten sonra varılan yargı.

  • discussionisimtartışma, tartışma bölümü

    Bir araştırma makalesinin ya da tezin, bulguları yorumlayan, önceki çalışmalarla karşılaştıran ve bunların anlamını ve sınırlılıklarını açıklayan bölümü.

  • draftisimtaslak, müsvedde

    Bir bölüm ya da makale gibi yazılı bir metnin, son halini almadan önce gözden geçirilecek olan erken ya da tamamlanmamış sürümü.

  • limitationisimsınırlılık, kısıt

    Bir çalışmanın deseninde, örnekleminde ya da yönteminde bulunan ve bulguların ne ölçüde genellenebileceğini veya güvenilebileceğini etkileyen zayıflık ya da kısıt.

  • proofreadfiilson okuma yapmak, düzelti okuması yapmak

    Bir metni teslim etmeden önce yazım, dilbilgisi, noktalama ve biçim hatalarını bulup düzeltmek için dikkatle okumak.

  • IMRaDkısaltmaIMRaD yapısı, Giriş-Yöntem-Bulgular-Tartışma düzeni

    Introduction, Methods, Results and Discussion (Giriş, Yöntem, Bulgular ve Tartışma): Özellikle fen ve sağlık bilimlerinde ampirik araştırma makalelerinin standart dört bölümlü yapısı.

  • introductionisimgiriş, giriş bölümü

    Bir makalenin, tezin ya da denemenin konuyu tanıtan, neden önemli olduğunu gösteren, bir boşluğu belirten ve çalışmanın amacını ortaya koyan açılış bölümü.

  • methods sectionisimyöntem bölümü, yöntem

    Bir araştırma makalesinin ya da tezin, çalışmanın nasıl yürütüldüğünü açıklayan ve okurun onu değerlendirmesine, başkalarının da tekrarlamasına olanak tanıyan bölümü.

  • keywordisimanahtar kelime, anahtar sözcük

    Bir makalenin ana konularını tanımlamak ve veri tabanlarında bulunmasını kolaylaştırmak için özetin altında listelenen birkaç sözcük ya da kısa ifadeden her biri.

  • appendixisimek, ekler

    Bir tezin, raporun ya da makalenin sonunda yer alan ve anket formları, görüşme soruları ya da ayrıntılı tablolar gibi ek malzemeleri içeren bölüm.

  • thesis statementisimtez cümlesi, ana fikir cümlesi

    Genellikle bir denemenin giriş bölümünün sonunda yer alan ve yazarın savunacağı ana argümanı ya da görüşü ortaya koyan cümle.

  • topic sentenceisimkonu cümlesi, ana cümle

    Genellikle paragrafın ilk cümlesi olan ve paragrafın geri kalanında geliştirilen ana fikri ortaya koyan cümle.

  • signpostingisimyol gösterme, yönlendirme ifadeleri

    Okura ya da dinleyiciye metnin veya konuşmanın nasıl düzenlendiğini ve argümanın nereye ilerlediğini gösteren sözcük ve ifadeler.

  • acknowledgmentsisimteşekkür, teşekkür bölümü

    Bir tezin, kitabın ya da makalenin, yazarın çalışmaya yardım eden ya da onu maddi olarak destekleyen kişi ve kurumlara teşekkür ettiği kısa bölümü.

  • rationaleisimgerekçe, çalışmanın gerekçesi

    Bir çalışmanın neden gerekli olduğunu ya da yöntem veya örneklem gibi belirli bir kararın neden alındığını açıklayan gerekçeler.

Hakemlik ve Yayın Süreci

  • peer reviewisimhakem değerlendirmesi, hakemlik süreci

    Bir makalenin ya da proje önerisinin kabul, düzeltme veya ret kararından önce aynı alandaki uzmanlarca değerlendirilmesi süreci.

  • journalisimdergi, akademik dergi

    Belirli bir alandaki araştırma makalelerini düzenli aralıklarla yayımlayan ve makaleleri genellikle yayından önce hakem değerlendirmesinden geçiren yayın.

  • manuscriptisimmakale metni, gönderilen makale

    Bir yazarın, kabul edilip yayımlanmadan önce dergiye ya da yayınevine gönderdiği makale veya kitap metni.

  • submitfiilgöndermek, sunmak

    Makale, tez, özet ya da başvuru gibi bir çalışmayı, onu değerlendirecek kişi veya kuruma resmi olarak göndermek.

  • reviewerisimhakem, değerlendirici

    Gönderilen bir makaleyi ya da proje önerisini okuyup editöre değerlendirmesini ve kabul, düzeltme ya da ret gibi bir önerisini ileten uzman.

  • revise and resubmitifadedüzeltip yeniden gönderme, majör düzeltme kararı

    Bir makalenin henüz kabul edilemeyeceğini, ancak yazarlar kapsamlı değişiklikler yapıp yeniden gönderirse tekrar değerlendirilebileceğini bildiren editör kararı.

  • desk rejectionisimeditör reddi, ön değerlendirmede ret

    Bir makalenin hakemlere gönderilmeden editör tarafından reddedilmesi; çoğu zaman makalenin derginin kapsamına ya da standartlarına uymamasından kaynaklanır.

  • impact factorisimetki faktörü, etki değeri

    Bir dergideki makalelerin ortalama ne sıklıkla atıf aldığını gösteren yıllık ölçüt; belirli bir yılda, önceki iki yılda yayımlanan yayınlara yapılan atıflara dayanır.

  • open accessisimaçık erişim

    Araştırma makalelerinin abonelik gerekmeden herkesin okuyabileceği, indirebileceği ve çoğu zaman yeniden kullanabileceği biçimde çevrim içi ve ücretsiz sunulduğu yayıncılık modeli.

  • corresponding authorisimsorumlu yazar, iletişimden sorumlu yazar

    Makale gönderimi ve hakem süreci boyunca dergiyle iletişimi yürüten ve yayımlanan makalede okurların soruları için iletişim bilgileri yer alan yazar.

  • publish or perishdeyimyayın yap ya da yok ol, yayın baskısı

    Akademisyenlerin işlerini korumak, terfi etmek ya da destek almak için sık sık yayın yapma konusunda yaşadığı baskıyı anlatan deyim.

  • editorisimeditör, yayın yönetmeni

    Bir derginin ya da kitabın hangi metinleri yayımlayacağına karar veren ve hakem değerlendirme sürecini yöneten kişi.

  • co-authorisimortak yazar, eş yazar

    Bir makaleyi ya da kitabı birlikte yazan ve içeriğinin sorumluluğunu paylaşan iki veya daha fazla kişiden her biri; fiil olarak da kullanılır.

  • cover letterisimeditöre mektup, sunum mektubu

    Bir makaleyle birlikte dergi editörüne gönderilen; makalenin konusunu ve dergiye neden uygun olduğunu açıklayan kısa mektup.

  • major revisionisimmajör revizyon, kapsamlı düzeltme

    Makalenin yeniden değerlendirilebilmesi için yazarlardan yeni analizler ya da yeniden yazılmış bir bölüm gibi kapsamlı değişiklikler yapmalarını isteyen editör kararı.

  • first authorisimbirinci yazar, ilk yazar

    Bir makalenin yazar listesinde adı ilk sırada yer alan, genellikle çalışmanın büyük kısmını yürüten ve ilk taslağı yazan kişi.

  • response to reviewersisimhakemlere yanıt, hakem yanıt mektubu

    Düzeltilmiş makaleyle birlikte gönderilen, her hakem yorumuna yanıt veren ve hangi değişikliklerin nerede yapıldığını açıklayan belge.

  • preprintisimön baskı, preprint

    Bir araştırma makalesinin, hakem değerlendirmesinden geçip bir dergide yayımlanmadan önce çevrim içi olarak herkese açık paylaşılan sürümü.

  • predatory journalisimyağmacı dergi, sahte dergi

    Yazarlardan ücret alıp hızlı yayın vaat eden, ancak gerçek bir hakem değerlendirmesi ya da editoryal kalite denetimi sağlamayan yayın.

  • indexedsıfattaranan, dizinlenen

    Web of Science ya da Scopus gibi büyük bir atıf veri tabanında yer alan ve düzenli olarak kapsanan; çoğu zaman derginin niteliğine dair bir gösterge sayılır.

Konferanslar ve Sunumlar

  • conferenceisimkonferans, kongre

    Araştırmacıların çalışmalarını sunduğu, konuşmaları dinlediği ve alanındaki diğer kişilerle fikir alışverişinde bulunduğu, çoğu zaman birkaç gün süren resmi toplantı.

  • call for papersisimbildiri çağrısı, makale çağrısı

    Araştırmacıları bir konferans, derginin özel sayısı ya da derleme kitap için özet veya makale göndermeye davet eden ve genellikle konuları ve son başvuru tarihini içeren duyuru.

  • keynoteisimana konuşma, açılış konuşması

    Bir konferansta genellikle tanınmış ve davetli bir konuşmacının, çoğu zaman günün başında tüm katılımcılara yaptığı ana konuşma.

  • Q&Akısaltmasoru-cevap, soru-cevap bölümü

    'Questions and answers' ifadesinin kısaltması: Bir konuşmanın ya da oturumun, dinleyicilerin soru sorduğu ve konuşmacının yanıtladığı bölümü.

  • poster sessionisimposter oturumu, poster sunumu

    Araştırmacıların çalışmalarını büyük basılı posterlerle sergilediği ve posterleri okumaya gelenlerle samimi bir ortamda konuştuğu konferans bölümü.

  • proceedingsisimbildiri kitabı, konferans bildirileri

    Bir konferansta sunulan bildirilerin ya da özetlerin kitap, çevrim içi cilt veya derginin özel sayısı olarak yayımlanan derlemesi.

  • presentfiilsunmak, bildiri sunmak

    Araştırmanızı bir dinleyici kitlesine konuşmayla anlatmak ya da sonuçlar gibi bilgileri belirli bir biçimde göstermek.

  • panelisimpanel, panel oturumu

    Bir konuyu dinleyiciler önünde tartışan uzmanlar grubu ya da birbiriyle ilişkili bildirilerin birkaç konuşmacı tarafından sunulduğu konferans oturumu.

  • session chairisimoturum başkanı, oturum yöneticisi

    Konuşmacıları tanıtarak, süreyi denetleyerek ve ardından gelen soru-cevap kısmını yöneterek bir konferans oturumunu yürüten kişi.

  • workshopisimçalıştay, atölye çalışması

    Küçük bir grubun süren çalışmaları tartıştığı ya da belirli bir beceri üzerinde uygulama yaptığı kısa ve etkileşimli toplantı veya eğitim oturumu.

Araştırma ve Yayın Etiği

  • plagiarismisimintihal, aşırma

    Başkasının sözlerini, fikirlerini ya da emeğini kaynağını uygun biçimde belirtmeden kendi çalışmasıymış gibi sunmak.

  • informed consentisimbilgilendirilmiş onam, aydınlatılmış onam

    Bir katılımcının, araştırmanın amacı, süreci, riskleri ve çalışmadan çekilme hakkı konusunda bilgilendirildikten sonra gönüllü olarak katılmayı kabul etmesi.

  • ethics approvalisimetik kurul onayı, etik onay

    İnsan ya da hayvan içeren bir çalışmanın başlamadan önce etik standartlara uygun olduğunu teyit eden ve etik kurul veya değerlendirme kurulundan alınan resmi izin.

  • confidentialityisimgizlilik, mahremiyet

    Katılımcıların kişisel bilgilerini gizli tutma ve verileri, kişilerin kimliği belirlenemeyecek biçimde saklayıp raporlama yükümlülüğü.

  • academic integrityisimakademik dürüstlük, bilimsel dürüstlük

    Öğrenimde ve araştırmada dürüstlük, hakkaniyet ve sorumluluk ilkelerine bağlılık; kaynak göstermeyi, verileri doğru raporlamayı ve çalışmayı kişinin kendisinin yapmasını kapsar.

  • anonymityisimanonimlik, kimlik gizliliği

    Katılımcıların verilerden ya da yayımlanan rapordan, kimi zaman araştırmacının kendisi tarafından bile tanınamaması durumu.

  • conflict of interestisimçıkar çatışması, çıkar ilişkisi

    Bir araştırmacının mali, mesleki ya da kişisel çıkarlarının araştırmasını veya yargısını etkileyebileceği ya da etkiliyormuş gibi görünebileceği durum.

  • fabricationisimuydurma, veri uydurma

    Veri, sonuç ya da kaynak uydurup bunları gerçekmiş gibi raporlamak; araştırma suistimalinin en ağır biçimlerinden biri.

  • self-plagiarismisimkendi kendinden intihal, öz intihal

    Daha önce yayımlanmış kendi metninizi, verilerinizi ya da fikirlerinizi önceki yayına atıf yapmadan yeni bir çalışmada yeniden kullanmak.

  • retractionisimgeri çekme, yayının geri çekilmesi

    Bir derginin, sonuçları güvenilir olmadığı ya da etik ihlal veya ciddi bir hata bulunduğu için yayımlanmış bir makaleyi resmi olarak geri çekmesi.

Lisansüstü Eğitim ve Danışmanlık

  • supervisorisimdanışman, tez danışmanı

    Bir öğrencinin tezini ya da araştırma projesini yönlendiren; planlar, taslaklar ve ilerleme konusunda geri bildirim veren öğretim üyesi.

  • PhDkısaltmadoktora, doktora derecesi

    Doctor of Philosophy (Felsefe Doktoru): Birkaç yıllık özgün araştırma ve tezin ardından verilen en yüksek akademik araştırma derecesi.

  • postgraduatesıfatlisansüstü, lisansüstü öğrenci

    Lisans derecesinden sonra yapılan yüksek lisans ve doktora gibi eğitimle ilgili; isim olarak bu düzeyde öğrenim gören öğrenci.

  • research proposalisimaraştırma önerisi, tez önerisi

    Planlanan bir çalışmanın amaçlarını, araştırma sorularını, arka planını, yöntemini, zaman planını ve beklenen katkısını anlatan belge.

  • thesis defenseisimtez savunması, tez savunma sınavı

    Adayın tezini sunduğu ve jüri üyelerinin sorularını yanıtladığı, ardından jürinin sonuca karar verdiği sözlü sınav.

  • grantisimhibe, proje desteği

    Bir araştırma projesinin giderlerini karşılamak için kamu kurumu, vakıf ya da üniversite tarafından, çoğu zaman rekabete dayalı bir başvuru sonucunda verilen para.

  • thesis committeeisimtez izleme komitesi, tez jürisi

    Danışman dahil olmak üzere, bir lisansüstü öğrencinin tezini yönlendiren, değerlendiren ve genellikle son savunmada sınavını yapan öğretim üyelerinden oluşan kurul.

  • research assistantisimaraştırma görevlisi, araştırma asistanı

    Bir araştırma projesinde yardımcı olmak üzere istihdam edilen, çoğunlukla lisansüstü öğrenci olan kişi; Türkiye'de ayrıca akademik kariyerinin başındaki öğretim elemanlarının unvanı.

  • facultyisimöğretim kadrosu, öğretim üyeleri

    Amerikan İngilizcesinde bir üniversitenin öğretim ve araştırma kadrosu; İngiliz İngilizcesinde ayrıca Edebiyat Fakültesi gibi birbiriyle ilişkili bölümlerden oluşan birim.

  • qualifying examisimyeterlik sınavı, doktora yeterlik sınavı

    Doktora öğrencilerinin genellikle ders aşamasından sonra, tez araştırmasına başlamaya hazır olduklarını göstermek için geçmesi gereken kapsamlı sınav.

  • courseworkisimders aşaması, dersler

    Bir derece programı kapsamında tamamlanması gereken dersler; İngiliz İngilizcesinde ayrıca sınav yerine dönem içinde yapılan ve notlandırılan ödevler.

Mini test: bu terimleri biliyor musun?

Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.

Akademik İngilizce nasıl öğrenilir?

  • Kendi alanınızdaki güncel makaleleri okuyun; yazarların amaçlarını nasıl tanıttığına, bulgularını nasıl raporladığına ve iddialarını nasıl temkinli bir dille ifade ettiğine dikkat edin. Cümleleri değil, kalıpları örnek alın.
  • Makale bölümlerine (giriş, yöntem, bulgular, tartışma) göre düzenlenmiş bir ifade defteri tutun; böylece yazarken doğru kalıbı kolayca bulursunuz.
  • Sözcükleri eşdizimleriyle birlikte öğrenin: 'conduct research', 'draw conclusions', 'address a research gap' gibi kalıplar akademik metninizin doğal görünmesini sağlar.
  • Bölümünüzün ya da hedeflediğiniz derginin hangi stil kılavuzunu (APA, MLA, Chicago, IEEE) kullandığını erkenden öğrenin; atıf kurallarını en sona bırakmayın.
  • Kaynaklarınızdaki kısa paragrafları kendi cümlelerinizle yeniden yazmayı deneyin, ardından özgün metinle karşılaştırarak sözcük seçiminin ve cümle yapısının gerçekten size ait olup olmadığını kontrol edin.

Sıkça sorulan sorular

Thesis ile dissertation arasındaki fark nedir?

İkisi de bir derece için yazılan uzun araştırma çalışmalarıdır. ABD'de 'thesis' genellikle yüksek lisans, 'dissertation' ise doktora için kullanılır; Birleşik Krallık'ta durum çoğu zaman tersidir ve doktora çalışmasına genellikle 'thesis' denir. Türkçede ikisi de kısaca 'tez' olarak karşılanır.

Akademik İngilizcede 'researches' demek doğru mu?

Akademik yazımda 'research' isim olarak genellikle sayılamaz; bu yüzden 'researches' yerine 'a lot of research', 'several studies' ya da 'a piece of research' denir. Fiil olarak kullanımı ise doğrudur: 'She researches urban migration.' (Kentsel göç üzerine araştırma yapıyor.)

Yabancı dilde yazarken intihalden nasıl kaçınılır?

Notlar kendi cümlelerinizle alınır, aynen aktarılan her ifade tırnak içine konur ve başka sözcüklerle aktarılanlar dahil, ödünç alınan her fikir için kaynak gösterilir. Kopyalanan bir cümlede birkaç sözcüğü değiştirmek de intihal sayılır.

Akademik yazımda 'hedging' ne anlama gelir?

Hedging, bir iddiayı kanıtın gücüyle uyumlu kılmak için may, might, appear to, suggest ya da to some extent gibi temkinli ifadeler kullanmaktır. Akademik okurlar bunu bekler; aşırı kesin ifadeler bilimsel olmayan bir izlenim bırakabilir.

'Data is' mi yazılır, 'data are' mı?

İkisi de kullanılır. APA dahil pek çok bilimsel stil kılavuzu 'data' sözcüğünü çoğul kabul eder ('the data are'); 'data is' ise genel ve iş İngilizcesinde yaygındır. Yazarlar dergilerinin ya da bölümlerinin benimsediği kullanımı izler ve metin boyunca tutarlı kalır.

Seviyene uygun okumayla pekiştir

Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar: