Öğretmenler ve eğitim fakültesi öğrencileri için İngilizce

Eğitim ve Öğretmenlik İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları

Öğretmenler İngilizceyi ders planlarken, yönerge verirken, öğrenmeyi değerlendirirken ve meslektaşlarıyla, velilerle ve okul yöneticileriyle konuşurken kullanır. Bu sözlük; sınıfta, öğretmenler odasında ve öğretmen yetiştirme programlarında her gün karşılaşılan sözcükleri bir araya getirir. Böylece öğretmenler ve eğitim fakültesi öğrencileri uluslararası araştırmaları ve öğretim programlarını okuyabilir, İngilizce eğitim veren okullarda çalışabilir ve kendi uygulamalarını açıkça anlatabilir.

  • 100 terim
  • 10 konu
  • 50 temel terim
  • 200 örnek cümle

Sınıf İçi Dil ve Yönergeler

  • homeworkisimödev, ev ödevi

    Öğretmenin, derste öğrenilenleri pekiştirmek ya da ilerletmek amacıyla öğrencilere ders saati dışında, genellikle evde yapmaları için verdiği çalışma.

  • hand outphrasal verb (öbek fiil)dağıtmak

    Çalışma kağıdı, sınav ya da kitap gibi bir şeyin bir kopyasını gruptaki herkese vermek.

  • hand inphrasal verb (öbek fiil)teslim etmek, vermek

    Ödev, kompozisyon ya da sınav kağıdı gibi tamamlanmış bir çalışmayı kontrol edilmesi veya puanlanması için öğretmene vermek.

  • raise your handifadeparmak kaldır, elini kaldır

    Öğrencilerden cevap vermek, soru sormak ya da onay belirtmek istediklerinde bağırmak yerine bir ellerini havaya kaldırmalarını isteyen yönerge.

  • go overphrasal verb (öbek fiil)üzerinden geçmek, gözden geçirmek

    Cevaplar, hatalar ya da sınavdan önce bir konu gibi bir şeye yeniden dikkatlice bakmak, açıklamak veya kontrol etmek.

  • settle downphrasal verb (öbek fiil)sakinleşmek, yerine geçip toparlanmak

    Özellikle sınıfa girdikten ya da gürültülü bir etkinlikten sonra sakinleşip sessizleşmek ve çalışmaya hazır hale gelmek.

  • check for understandingifadeanlaşılıp anlaşılmadığını kontrol etmek, anlama kontrolü

    Ders sırasında, genellikle hedefli sorular sorarak ya da kısa bir görev vererek öğrencilerin bir açıklamayı veya yönergeyi gerçekten anlayıp anlamadığını öğrenmek.

  • elicitfiilsorarak ortaya çıkarmak, öğrenciye söyletmek

    Bilgiyi, fikirleri ya da cevapları öğrencilere doğrudan söylemek yerine sorular sorarak veya ipuçları vererek onlardan almak.

  • call onphrasal verb (öbek fiil)söz vermek, öğrenciyi kaldırmak

    Sınıfta belirli bir öğrenciden bir soruyu cevaplamasını ya da konuşmasını istemek.

  • dismissfiil(sınıfı) dağıtmak, çıkışa izin vermek

    Bir dersin ya da okul gününün sonunda sınıfa veya öğrenci grubuna resmi olarak çıkabileceklerini söylemek.

Ders Planlama

  • lesson planisimders planı, günlük plan

    Tek bir dersin yazılı taslağı; öğrencilerin ne öğrenmesi gerektiğini, öğretmenin hangi etkinlikleri ve materyalleri kullanacağını ve her aşamanın yaklaşık ne kadar süreceğini gösterir.

  • learning objectiveisimöğrenme hedefi, dersin hedefi

    Öğrencilerin bir dersin ya da ünitenin sonunda neyi bilmesi veya neyi yapabilmesi gerektiğini gösteren ve öğretmenin ulaşılıp ulaşılmadığını kontrol edebileceği biçimde yazılmış kısa ifade.

  • warm-upisimısınma etkinliği, derse giriş etkinliği

    Dersin başında öğrencileri düşünmeye, konuşmaya ya da harekete geçiren ve onları ana konuya hazırlayan kısa etkinlik.

  • worksheetisimçalışma kağıdı, çalışma yaprağı

    Öğrencilerin sınıfta ya da evde tamamladığı alıştırmaları, soruları veya görevleri içeren basılı ya da dijital sayfa.

  • teaching materialsisimöğretim materyalleri, ders materyalleri

    Öğretmenin öğrencilerin öğrenmesine yardımcı olmak için kullandığı kitap, çalışma kağıdı, sunum, video, kart ve nesne gibi her türlü kaynak.

  • pacingisimders akış hızı, tempo

    Bir dersin ya da kursun bir aşamadan veya konudan diğerine geçiş hızı ve bu hızın öğrencilere ne kadar uygun olduğu.

  • wrap-upisimkapanış etkinliği, toparlama

    Öğretmen ve öğrencilerin öğrenilenleri gözden geçirdiği, ilerlemeyi kontrol ettiği ve bazen bir sonraki dersi kısaca tanıttığı dersin son aşaması.

  • extension activityisimek etkinlik, zenginleştirme etkinliği

    Erken bitiren ya da konuyu daha derinlemesine çalışması gereken öğrenciler için hazırlanan, onların beklemek yerine öğrenmeye devam etmesini sağlayan ek ve daha zorlayıcı görev.

  • success criteriaisimbaşarı ölçütleri, başarı kriterleri

    Öğrencilere, öğrenme hedefine ulaştıklarını göstermek için çalışmalarında neyi yapmaları ya da neye yer vermeleri gerektiğini söyleyen kısa ve açık ifadeler.

  • scheme of workisimünitelendirilmiş yıllık plan, yıllık plan

    Bir dersin bir ünite, dönem ya da yıl boyunca işlenecek ders, konu, etkinlik ve değerlendirmelerinin sırasını gösteren plan.

Öğretim Programı ve Müfredat

  • curriculumisimöğretim programı, müfredat

    Bir okulda ya da bir eğitim kademesinde öğrencilerin öğrenmesi beklenen derslerin, içeriklerin ve becerilerin tamamı; öğrenmenin nasıl düzenlendiği ve değerlendirildiği de buna dahildir.

  • syllabusisimders izlencesi, izlence

    Tek bir dersin konularını, materyallerini, ödevlerini ve değerlendirme biçimini, çoğu zaman haftalık bir takvimle birlikte gösteren belge.

  • learning outcomeisimöğrenme çıktısı, kazanım

    Öğrencilerin bir dersin, ünitenin ya da programın sonunda gösterebilmesi beklenen bilgi, beceri ya da tutumları tanımlayan ifade.

  • textbookisimders kitabı

    Bir dersin ya da kursun içeriğini düzenli biçimde ele alan ve derslerde öğrenciler ile öğretmenler tarafından kullanılan kitap.

  • electiveisimseçmeli ders

    Herkesin almak zorunda olduğu zorunlu derslerin aksine öğrencilerin kendi tercihleriyle aldığı ders.

  • extracurricular activityisimders dışı etkinlik, sosyal etkinlik

    Okulun düzenlediği ve normal ders saatleri dışında yapılan spor takımı, kulüp, müzik grubu ya da gönüllülük gibi etkinlikler.

  • Bloom's taxonomyisimBloom taksonomisi

    Düşünme becerilerini hatırlama ve anlamadan çözümleme, değerlendirme ve yaratmaya kadar basamaklara ayıran ve hedef ile soru yazmada kullanılan sınıflama.

  • cross-curricularsıfatdisiplinlerarası, dersler arası

    İki ya da daha fazla dersi birbirine bağlayan; öğrencilerin farklı alanlardaki bilgi ve becerileri aynı konu veya proje içinde kullanmasını sağlayan.

  • hidden curriculumisimörtük program, gizli program

    Öğrencilerin resmi derslerden değil, okuldaki rutinlerden, ilişkilerden ve beklentilerden öğrendiği yazılı olmayan değerler, tutumlar ve davranış kuralları.

Ölçme, Değerlendirme ve Notlandırma

  • assessmentisimdeğerlendirme, ölçme ve değerlendirme

    Testler, görevler, sorular ya da gözlem gibi yollarla öğrencilerin neyi bilip neyi yapabildiğine dair bilgi toplama ve ilerlemelerini yargılama süreci.

  • gradeisimnot, harf notu

    Bir öğrencinin çalışmasının ya da genel başarısının ne düzeyde olduğunu gösteren harf veya sayı; Amerikan okullarında 'fifth grade' örneğinde olduğu gibi sınıf düzeyi anlamına da gelir.

  • feedbackisimgeri bildirim, dönüt

    Öğrenciye çalışması ya da performansı hakkında verilen ve neyin iyi gittiğini, neyi geliştirebileceğini açıklayan bilgi.

  • formative assessmentisimbiçimlendirici değerlendirme, süreç değerlendirme

    Öğrenme süreci devam ederken öğrencilerin nasıl ilerlediğini görmek ve öğretimi buna göre ayarlamak amacıyla yapılan, nihai not vermeyi amaçlamayan değerlendirme.

  • summative assessmentisimdüzey belirleyici değerlendirme, sonuç değerlendirme

    Bir ünitenin, dönemin ya da dersin sonunda öğrencilerin ne öğrendiğini ölçen ve genellikle not vermek ya da bir karar almak için yapılan değerlendirme.

  • rubricisimdereceli puanlama anahtarı, rubrik

    Bir görevin ölçütlerini sıralayan ve her başarı düzeyinde çalışmanın nasıl olması gerektiğini tanımlayan, puanlamayı açık ve tutarlı hale getiren değerlendirme aracı.

  • examisimsınav, yazılı

    Öğrencilerin bilgi ya da becerilerini ölçen, genellikle belirli bir zamanda ve yerde, denetimli koşullarda yapılan resmi sınav; 'examination' sözcüğünün kısaltmasıdır.

  • markfiilkağıt okumak, puanlamak

    Öğrencilerin çalışmalarını kontrol etmek, doğru ve yanlışları göstermek ve bir puan ya da not vermek.

  • report cardisimkarne

    Okulun velilere gönderdiği ve öğrencinin bir dönemdeki notlarını, devamını ve öğretmen görüşlerini gösteren resmi belge.

  • standardized testisimstandart test, merkezi sınav

    Bütün öğrencilerin aynı koşullarda, aynı ya da eşdeğer sorularla girdiği ve sonuçların karşılaştırılabilmesi için aynı biçimde puanlanan sınav.

  • diagnostic assessmentisimtanılayıcı değerlendirme, hazırbulunuşluk değerlendirmesi

    Bir konuya ya da derse başlamadan önce öğrencilerin neyi bildiğini, neyi yanlış anladığını ve nerede desteğe ihtiyaç duyduğunu belirlemek için yapılan değerlendirme.

  • peer assessmentisimakran değerlendirmesi

    Öğrencilerin, genellikle öğretmenin verdiği açık ölçütleri ya da dereceli puanlama anahtarını kullanarak birbirlerinin çalışmalarına geri bildirim verdiği veya puan verdiği etkinlik.

  • proctorisimgözetmen, sınav gözetmeni

    Sınav sırasında kurallara uyulmasını sağlamak ve kopya çekilmesini önlemek için öğrencilere gözetmenlik eden kişi.

Öğretim Yöntemleri ve Yaklaşımları

  • differentiationisimfarklılaştırma, farklılaştırılmış öğretim

    Farklı düzeylere, ihtiyaçlara ve ilgilere sahip öğrencilerin aynı derste ilerleme kaydedebilmesi için görevlerin, desteğin, materyallerin ya da beklenen çıktıların uyarlanması.

  • pedagogyisimpedagoji, öğretim bilgisi

    Nasıl öğretileceğine dair bilim ve uygulama; öğretmenin sınıfta yaptıklarını belirleyen yöntemleri, stratejileri ve öğrenmeye ilişkin inançları kapsar.

  • pair workisimikili çalışma, eşli çalışma

    Öğrencilerin ikişerli olarak birlikte çalıştığı sınıf etkinliği; örneğin bir soruyu tartışmak, bir diyaloğu çalışmak ya da birbirinin cevaplarını kontrol etmek için yapılır.

  • group workisimgrup çalışması

    Öğrencilerin genellikle üç ila altı kişilik küçük gruplar halinde bir görevi tamamlamak, bir problemi çözmek ya da bir ürün ortaya koymak için birlikte çalıştığı öğrenme etkinlikleri.

  • scaffoldingisimiskele kurma, öğretimsel destek

    Öğretmenin, öğrencilerin henüz tek başına yapamadığı bir görevi tamamlamalarına yardım etmek için verdiği ve öğrenciler bağımsızlaştıkça adım adım geri çektiği geçici destek.

  • student-centered learningisimöğrenci merkezli öğrenme, öğrenci merkezli eğitim

    Öğrencilerin tartışarak, araştırarak ve seçim yaparak kendi öğrenmelerinde etkin rol üstlendiği, öğretmenin ise ders anlatmak yerine rehberlik ettiği yaklaşım.

  • active learningisimaktif öğrenme, etkin öğrenme

    Öğrencilerin yalnızca dinlemek yerine tartışma, problem çözme ya da fikirlerini açıklama gibi etkinlikler yaparak ve yaptıkları üzerine düşünerek öğrendiği öğrenme biçimi.

  • critical thinkingisimeleştirel düşünme

    Okunan ya da duyulan şeyi olduğu gibi kabul etmek yerine bilgiyi çözümleme, fikirleri sorgulama, kanıtları değerlendirme ve iyi gerekçelendirilmiş sonuçlara varma becerisi.

  • cooperative learningisimişbirlikli öğrenme

    Öğrencilerin ortak bir görevi tamamlamak için birbirine bağımlı olduğu, ancak her öğrencinin kendi öğrenmesinden de sorumlu tutulduğu yapılandırılmış grup çalışması.

  • project-based learningisimproje tabanlı öğrenme, projeye dayalı öğrenme

    Öğrencilerin uzun bir süre boyunca gerçek yaşamla ilgili bir proje ya da soru üzerinde çalışarak öğrendiği ve sonunda bir ürünü izleyicilere sunduğu yaklaşım.

  • inquiry-based learningisimsorgulamaya dayalı öğrenme, araştırma-sorgulamaya dayalı öğrenme

    Öğrencilerin soru sorarak, araştırarak, kanıt toplayarak ve kendi sonuçlarına ulaşarak öğrendiği, öğretmenin ise süreci yönlendirdiği yaklaşım.

  • rote learningisimezberleme, ezbere öğrenme

    Bilgiyi, çoğu zaman anlamını ya da nasıl kullanılacağını kavramadan, hatırlanabilecek hale gelene kadar tekrar ederek öğrenme.

Sınıf Yönetimi

  • classroom managementisimsınıf yönetimi

    Öğretmenin herkesin sakin, odaklı ve güvenli bir ortamda öğrenebilmesi için sınıfı, zamanı, mekanı ve öğrenci davranışlarını düzenleme biçimleri.

  • classroom rulesisimsınıf kuralları

    Öğrencilerin sınıfta nasıl davranması gerektiğine dair, çoğu zaman birlikte kararlaştırılan ve duvara asılan kısa ve açık beklentiler listesi.

  • disruptive behaviorisimdersi bozan davranış, istenmeyen davranış

    Öğrencinin bağırarak söz alması, sürekli konuşması ya da yönergeleri dinlememesi gibi öğretimi kesintiye uğratan veya diğer öğrencilerin öğrenmesini engelleyen davranışları.

  • bullyingisimzorbalık, akran zorbalığı

    Kendini savunmakta zorlanan birini incitmeye, korkutmaya ya da dışlamaya yönelik, tekrarlanan davranışlar; fiziksel, sözel, sosyal ya da çevrim içi olabilir.

  • student engagementisimöğrenci katılımı, öğrenci bağlılığı

    Öğrencilerin öğrenmeye ne ölçüde dahil olduğu, ne kadar ilgili ve etkin olduğu; dikkatlerinde, çabalarında, katılımlarında ve meraklarında görülür.

  • positive reinforcementisimolumlu pekiştirme

    İstenen bir davranıştan hemen sonra övgü, ödül ya da ayrıcalık gibi hoş bir şey vererek o davranışın yeniden ortaya çıkma olasılığını artırma.

  • seating planisimoturma planı, oturma düzeni

    Genellikle öğretmen tarafından belirlenen ve her öğrencinin sınıfta nerede oturacağını gösteren plan.

  • classroom routineisimsınıf rutini, sınıf içi alışkanlıklar

    Sınıfa girmek, ödevleri toplamak ya da gruplara geçmek gibi düzenli yapılan bir işin, öğrencilerin öğrenip otomatik hale gelene kadar tekrarladığı sabit yapılış biçimi.

  • detentionisimokulda alıkoyma cezası, ders sonrası okulda tutulma

    Öğrencinin teneffüste ya da okul saatleri bittikten sonra, genellikle bir öğretmenin gözetiminde okulda kalmak zorunda bırakıldığı ceza.

  • on taskifadegöreve odaklı, etkinliğe odaklanmış

    Konuşmak ya da başka bir şeyle uğraşmak yerine öğretmenin verdiği çalışmayı veya etkinliği yapmak ve ona dikkatini vermek.

Özel Eğitim ve Kapsayıcı Eğitim

  • special educational needsisimözel eğitim gereksinimi, özel gereksinim

    Bir çocuğun yaşıtlarının çoğuna göre daha zor öğrenmesine yol açan ve okulda ek ya da farklı destek almasını gerektiren öğrenme güçlükleri veya yetersizlikler.

  • inclusive educationisimkapsayıcı eğitim, kaynaştırma ve bütünleştirme eğitimi

    Yetersizliği ya da öğrenmesini zorlaştıran başka engelleri olan çocuklar da dahil olmak üzere bütün çocukların, ihtiyaç duydukları destekle olağan okullarda ve sınıflarda birlikte öğrenmesini esas alan yaklaşım.

  • learning disabilityisimöğrenme güçlüğü, özel öğrenme güçlüğü

    Kişinin öğrenme ya da bilgiyi işleme biçimini etkileyen kalıcı bir durum; tam anlamı Amerikan ve İngiliz İngilizcesinde farklıdır.

  • IEPkısaltmaBEP, bireyselleştirilmiş eğitim programı

    Individualized Education Program (bireyselleştirilmiş eğitim programı): özel eğitim gereksinimi olan bir öğrencinin hedeflerini, alacağı destek ve hizmetleri ve ilerlemesinin nasıl ölçüleceğini belirleyen yazılı plan.

  • accommodationisimuyarlama, düzenleme

    Ek süre, sessiz bir oda ya da büyük punto gibi, öğrencinin öğrenme veya sınava girme biçiminde yapılan ve öğrenmesi beklenen içeriği değiştirmeden bir engeli ortadan kaldıran değişiklik.

  • mainstreamingisimkaynaştırma, kaynaştırma eğitimi

    Özel eğitim gereksinimi olan öğrencilerin okul gününün bir kısmında ya da tamamında akranlarıyla birlikte genel eğitim sınıflarında eğitim alması.

  • dyslexiaisimdisleksi, özgül okuma güçlüğü

    Başta okuma ve heceleme olmak üzere, özellikle sözcükleri tanıma ve çözümlemeyi etkileyen ömür boyu süren bir öğrenme farklılığı; zekayla ilgili değildir.

  • ADHDkısaltmaDEHB, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu

    Attention-deficit/hyperactivity disorder (dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu): süregelen dikkat güçlüğüyle ve çoğu zaman yüksek hareketlilik ve düşünmeden hareket etmeyle kendini gösteren gelişimsel bir durum.

  • giftedsıfatüstün yetenekli, özel yetenekli

    Genel olarak ya da matematik veya müzik gibi belirli bir alanda, yaşıtlarının çoğundan çok daha yüksek doğal yetenek veya zekaya sahip olan.

  • resource roomisimdestek eğitim odası, kaynak oda

    Genel eğitim veren bir okulda, özel eğitim gereksinimi olan öğrencilerin günün bir bölümünde bireysel ya da küçük grup halinde ders aldığı ayrı oda.

Okul Yönetimi ve Okul Hayatı

  • principalisimokul müdürü, müdür

    Bir okulun personelinden, öğrencilerinden, bütçesinden ve günlük işleyişinden sorumlu olan yönetici.

  • attendanceisimdevam, yoklama

    Okulda ya da derste bulunma durumu veya bir öğrencinin ne sıklıkla derse geldiğinin kaydı; okullar bunu her gün takip eder.

  • semesterisimdönem, yarıyıl

    Bir okul ya da üniversite yılının ayrıldığı iki ana bölümden her biri; genellikle dört beş ay kadar sürer.

  • timetableisimders programı, ders çizelgesi

    Bir sınıf, bir öğretmen ya da bütün okul için haftanın her günü hangi dersin hangi saatte yapılacağını gösteren çizelge.

  • parent-teacher conferenceisimveli görüşmesi, veli toplantısı

    Öğretmen ile öğrencinin velisi arasında öğrencinin ilerlemesini, davranışlarını ve sonraki adımları konuşmak için yapılan kısa görüşme.

  • school counselorisimrehber öğretmen, okul psikolojik danışmanı

    Öğrencilere kişisel, sosyal, akademik ve kariyerle ilgili konularda yardımcı olan ve iyi oluşlarını destekleyen, okulda görevli uzman.

  • homeroom teacherisimsınıf rehber öğretmeni, şube öğretmeni

    Belirli bir sınıftan ya da gruptan sorumlu olan, yoklama alan, okul duyurularını paylaşan ve öğrencilerin genel gelişimini ve iyi oluşunu takip eden öğretmen.

  • staff meetingisimöğretmenler kurulu toplantısı, öğretmenler toplantısı

    Okulun öğretmenlerinin ve diğer personelinin, genellikle okul müdürünün başkanlığında bilgi paylaşmak, plan yapmak ve okulla ilgili konuları görüşmek için düzenli olarak yaptığı toplantı.

  • substitute teacherisimvekil öğretmen, yerine derse giren öğretmen

    Asıl öğretmen okulda olmadığında bir günlüğüne ya da daha uzun süreyle sınıfın derslerine giren öğretmen.

  • K-12kısaltmaokul öncesinden liseye, anaokulundan 12. sınıfa kadar

    Kindergarten through twelfth grade (anaokulundan 12. sınıfa kadar): üniversite öncesi okul eğitiminin tamamı, yaklaşık beş ile on sekiz yaş arası.

Eğitim Teknolojileri

  • blended learningisimharmanlanmış öğrenme, karma öğrenme

    Yüz yüze dersleri çevrim içi öğrenmeyle birleştiren, çalışmanın bir kısmının sınıfta, bir kısmının dijital platformlarda yapıldığı öğretim biçimi.

  • distance learningisimuzaktan eğitim, uzaktan öğrenme

    Öğrenci ve öğretmenin aynı yerde bulunmadığı, derslerin, materyallerin ve iletişimin çevrim içi ya da başka uzaktan yollarla yürütüldüğü eğitim.

  • learning management systemisimöğrenme yönetim sistemi

    Okulların ve üniversitelerin ders materyallerini paylaşmak, ödev verip toplamak, sınav yapmak, notları takip etmek ve öğrencilerle çevrim içi iletişim kurmak için kullandığı yazılım.

  • flipped classroomisimters yüz sınıf, ters yüz edilmiş sınıf

    Öğrencilerin yeni içeriği önce evde, çoğu zaman kısa videolar aracılığıyla çalıştığı ve ders saatini öğretmenle birlikte uygulama, tartışma ve problem çözme için kullandığı model.

  • interactive whiteboardisimetkileşimli tahta, akıllı tahta

    Bilgisayara bağlı, dokunmaya duyarlı büyük bir ekran ya da tahta; öğretmen ve öğrenciler bunun üzerinde dijital içerik gösterebilir, yazabilir ve içerikleri hareket ettirebilir.

  • edtechisimeğitim teknolojileri, eğitim teknolojisi

    Educational technology (eğitim teknolojisi) ifadesinin kısaltması: öğretimi ve öğrenmeyi desteklemek için kullanılan dijital araçlar, yazılımlar ve cihazlar ile bunları üreten sektör.

  • digital literacyisimdijital okuryazarlık

    Dijital cihazları, yazılımları ve interneti kullanarak bilgiyi güvenli ve sorumlu biçimde bulma, değerlendirme, üretme ve paylaşma becerisi.

  • gamificationisimoyunlaştırma

    Motivasyonu ve katılımı artırmak için öğrenme etkinliklerinde puan, rozet, seviye, sıralama tablosu ve meydan okuma gibi oyun öğelerinin kullanılması.

Öğretmen Yetiştirme ve Mesleki Gelişim

  • professional developmentisimmesleki gelişim, hizmet içi eğitim

    Öğretmenlerin meslek hayatları boyunca bilgilerini ve öğretim becerilerini geliştirmek için katıldıkları eğitimler, kurslar ve diğer öğrenme etkinlikleri.

  • teaching practiceisimöğretmenlik uygulaması, staj

    Öğretmen yetiştirme programında öğretmen adaylarının deneyimli öğretmenlerin rehberliğinde bir okulda gerçek sınıflarda ders verdiği dönem.

  • subject teacherisimbranş öğretmeni, alan öğretmeni

    Matematik, tarih ya da müzik gibi tek bir alanda uzmanlaşmış ve bu dersi farklı sınıflara okutan öğretmen.

  • pre-service teacherisimöğretmen adayı, hizmet öncesi öğretmen

    Öğretmen olmak için eğitim alan ve henüz yetkin bir öğretmen olarak çalışmaya başlamamış öğrenci.

  • mentorisimuygulama öğretmeni, danışman öğretmen

    Bir öğretmen adayını ya da mesleğe yeni başlayan bir öğretmeni destekleyen, ona yol gösteren, derslerini gözlemleyen ve öğretimini geliştirmesine yardım eden deneyimli öğretmen.

  • lesson observationisimders gözlemi, ders denetimi

    Bir meslektaşın, danışmanın ya da okul yöneticisinin geri bildirim vermek, gelişimi desteklemek veya öğretimi değerlendirmek amacıyla bir dersi izlemesi.

  • reflective practiceisimyansıtıcı uygulama, yansıtıcı öğretmenlik

    Deneyimden öğrenmek ve gelişmek amacıyla kendi öğretimi, neyin işe yarayıp neyin yaramadığı ve nedenleri üzerine dikkatle düşünme alışkanlığı.

  • inductionisimmesleğe uyum süreci, aday öğretmenlik süreci

    Mesleğin ilk yılında ya da ilk yıllarında öğretmenlere veya okula yeni gelen her çalışana yönelik destek, eğitim ve değerlendirme programı.

Mini test: bu terimleri biliyor musun?

Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.

Eğitim ve Öğretmenlik İngilizcesi nasıl öğrenilir?

  • Alanınızdaki gerçek metinleri okuyun: İngilizce konuşulan ülkelerin yayımladığı öğretim programları, okul denetim raporları, eğitim dergileri ve öğretmen blogları. Öğretmenlerin dersleri, öğrencileri ve değerlendirmeyi nasıl anlattığına dikkat edin.
  • İngiliz ve Amerikan okul sözcüklerini çift olarak öğrenin: timetable ve schedule, term ve semester, mark ve grade, headteacher ve principal gibi. Böylece iki sistemi de rahatça anlarsınız.
  • Sınıfta gerçekten söyleyeceğiniz ifadeleri çalışın: 'Hand in your worksheets' ya da 'Let's go over the answers' gibi yönergeleri sesli söyledikçe daha kolay akılda tutarsınız.
  • İngilizcede birebir karşılığı olmayan Türk okul terimlerinin (karne, nöbetçi öğretmen, BEP, sınıf rehber öğretmeni) bir listesini tutun ve her birinin yanına en yakın İngilizce ifadeyi yazın.
  • Fiilleri isimleriyle birlikte öğrenin: 'write a lesson plan', 'set homework', 'give feedback', 'assess learning' gibi kalıplar İngilizcenizin bir öğretmen gibi duyulmasını sağlar.

Sıkça sorulan sorular

Curriculum ile syllabus arasındaki fark nedir?

Curriculum, bir okulun, bir kademenin ya da bir dersin bütün öğrenme programıdır: neyin, hangi sırayla öğrenileceğini ve nasıl değerlendirileceğini belirler. Syllabus daha dardır; tek bir dersin içeriğini ve takvimini gösterir ve çoğu zaman öğretmen tarafından hazırlanır. Türkçede curriculum genellikle 'öğretim programı' ya da 'müfredat', syllabus ise 'ders izlencesi' olarak karşılanır.

'Sınıf öğretmeni' ve 'branş öğretmeni' İngilizcede nasıl söylenir?

'Sınıf öğretmeni' İngiliz İngilizcesinde 'primary school teacher', Amerikan İngilizcesinde 'elementary school teacher' olarak söylenir. 'Branş öğretmeni' ise 'subject teacher' ya da doğrudan 'maths teacher', 'history teacher' gibi ifade edilir. 'Sınıf öğretmeni' için 'class teacher' demekten kaçının; İngilizcede bu ifade yalnızca belirli bir sınıftan sorumlu öğretmen anlamına gelebilir.

'Make an exam' demek doğru mu?

'Sınav yapmak' anlamında doğru değildir. Öğretmen sınavı 'give', 'set' ya da 'administer' eder; öğrenci ise sınava 'take' ya da İngiliz İngilizcesinde 'sit' fiiliyle girer. Soruları hazırlamayı kastediyorsanız 'write an exam' ya da 'prepare an exam' denir. Sınavdan sonra öğretmen kağıtları 'mark' (İngiltere) ya da 'grade' (ABD) eder.

'Karne', 'veli toplantısı' ve 'nöbetçi öğretmen' İngilizcede nasıl söylenir?

Karne, Amerikan İngilizcesinde 'report card', İngiliz İngilizcesinde 'school report' olarak geçer. Veli toplantısı için ABD'de 'parent-teacher conference', İngiltere'de 'parents' evening' denir; bütün velilerin katıldığı bir toplantı için 'parents' meeting' de kullanılabilir. Nöbetçi öğretmen için İngilizce konuşulan okullarda öğretmenin 'on duty' olduğu söylenir; örneğin 'break duty' ya da 'lunch duty'.

Okulda İngiliz İngilizcesi mi, Amerikan İngilizcesi mi kullanmalıyım?

İkisi de doğrudur; önemli olan çalıştığınız sistemdir. İngiliz müfredatı uygulayan okullarda ve birçok uluslararası okulda 'pupils', 'term', 'timetable', 'marking' ve 'headteacher' denirken Amerikan okullarında 'students', 'semester', 'schedule', 'grading' ve 'principal' kullanılır. Her iki tarafın meslektaşlarını ve belgelerini anlayabilmek için iki grubu da öğrenmekte fayda var.

Seviyene uygun okumayla pekiştir

Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar: