Okul öncesi öğretmenleri ve çocuk gelişimi öğrencileri için İngilizce

Çocuk Gelişimi İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları

İngilizce, çocuk gelişimi araştırmalarının büyük bölümünün ve pek çok uluslararası kreşin, anaokulunun ve okul öncesi eğitim programının çalışma dilidir. Bu sözlük, gelişim basamakları, oyun ve dil gelişiminden davranışa, kreşteki günlük akışa, özel gereksinimlere ve ailelerle iletişime kadar okul öncesi öğretmenlerinin ve çocuk gelişimi öğrencilerinin gerçekten kullandığı kelimeleri; Türkçe karşılıkları ve kreşten, derslikten ve veli görüşmelerinden alınmış gerçekçi örneklerle bir araya getirir. Ayrıca nursery ile daycare, nappy ile diaper ya da stammer ile stutter gibi İngiliz ve Amerikan İngilizcesi arasındaki farklara da dikkat çeker.

  • 100 terim
  • 11 konu
  • 51 temel terim
  • 200 örnek cümle

Gelişim Dönemleri ve Gelişim Basamakları

  • child developmentisimçocuk gelişimi

    Çocuğun doğumdan ergenliğe kadar büyürken geçirdiği fiziksel, zihinsel, dil, sosyal ve duygusal değişimlerin bütünü; aynı zamanda bu değişimleri inceleyen bilim dalı.

  • milestoneisimgelişim basamağı, kilometre taşı

    Gülümseme, desteksiz oturma, yürüme ya da ilk kelimeleri söyleme gibi çocukların çoğunun belirli bir yaş aralığında kazandığı ve gelişimi izlemek için kullanılan beceri.

  • infantisimbebek, süt çocuğu

    Bebek; genellikle yaşamının ilk yılındaki çocuk. Bazı kurumlar bu kelimeyi 18 aylık ya da iki yaşına kadar olan çocuklar için de kullanır.

  • toddlerisimyürümeye yeni başlayan çocuk, 1-3 yaş çocuğu

    Yürümeyi yeni öğrenmiş, kabaca bir ile üç yaş arasındaki küçük çocuk.

  • preschoolerisimokul öncesi dönem çocuğu, anaokulu çağındaki çocuk

    Okul öncesi eğitime gidecek yaşa gelmiş ama henüz ilkokula başlamamış, genellikle üç ile beş yaş arasındaki çocuk.

  • critical periodisimkritik dönem, hassas dönem

    Belirli bir beceri ya da yeteneğin en kolay geliştiği ve sonrasında gelişmesinin çok daha zor olabileceği gelişim dönemi.

  • nature and nurtureifadekalıtım ve çevre, doğa ve yetiştirme

    Gelişimi etkileyen iki temel etken: nature genler aracılığıyla kalıtım yoluyla aldıklarımızı, nurture ise deneyimi, bakımı ve çevreyi ifade eder.

  • sensorimotor stageisimduyusal-motor dönem, duyu-motor dönem

    Piaget'nin bilişsel gelişim kuramındaki dört dönemin ilki; doğumdan yaklaşık iki yaşına kadar sürer ve bebekler bu dönemde dünyayı duyuları ve hareketleri aracılığıyla tanır.

Fiziksel ve Motor Gelişim

  • fine motor skillsisimince motor beceriler, küçük kas becerileri

    El ve parmaklardaki küçük kasların, çoğu zaman gözle birlikte kullanıldığı beceriler; küçük nesneleri tutma, kaşık kullanma, kalem tutma ya da makasla kesme gibi.

  • gross motor skillsisimkaba motor beceriler, büyük kas becerileri

    Kol, bacak ve gövdedeki büyük kasları kullanan beceriler; dönme, oturma, emekleme, yürüme, koşma, zıplama ve tırmanma gibi.

  • toilet trainingisimtuvalet eğitimi, tuvalet alışkanlığı kazanma

    Küçük çocuğun bez yerine lazımlık ya da tuvalet kullanmayı öğrenmesi süreci; genellikle çocuk fiziksel ve duygusal olarak hazır olduğuna dair işaretler gösterdiğinde başlanır.

  • hand-eye coordinationisimel-göz koordinasyonu

    Gözlerin ellerin hareketlerine yön vermesini sağlama becerisi; top yakalama, blokları üst üste dizme ya da su doldurma gibi.

  • crawlfiilemeklemek

    Eller ve dizler üzerinde ya da karın üstünde ilerlemek; birçok bebek ilk yılının ikinci yarısında emeklemeye başlar.

  • primitive reflexisimilkel refleks, yenidoğan refleksi

    Yenidoğan bebeklerin dokunma, ses ya da harekete karşılık olarak yaptığı, parmağı kavrama gibi otomatik hareket; normalde yaşamın ilk aylarında kaybolur.

Bilişsel Gelişim

  • cognitive developmentisimbilişsel gelişim, zihinsel gelişim

    Dikkat, bellek, problem çözme, akıl yürütme ve dünyanın nasıl işlediğini anlama gibi düşünme becerilerinin gelişimi.

  • scaffoldingisimiskele kurma, iskeleleme

    Yetişkinin, çocuğun henüz tek başına yapamadığı bir görevi tamamlayabilmesi için ipucu, soru ya da bir adımı gösterme gibi yollarla verdiği ve çocuk ustalaştıkça azaltılan destek.

  • zone of proximal developmentisimyakınsak gelişim alanı, yakın gelişim alanı

    Vygotsky'nin kuramında, çocuğun tek başına yapabildikleri ile bir yetişkinin ya da daha becerikli bir akranının yardımıyla yapabildikleri arasındaki alan.

  • object permanenceisimnesne sürekliliği, nesne kalıcılığı

    Bebeğin, insanların ve nesnelerin görülmediğinde, duyulmadığında ya da dokunulmadığında da var olmaya devam ettiğini anlaması.

  • executive functionisimyürütücü işlevler, yönetici işlevler

    Plan yapmamızı, dikkatimizi toplamamızı, yönergeleri akılda tutmamızı, dürtülerimizi kontrol etmemizi ve görevler arasında geçiş yapmamızı sağlayan zihinsel beceriler bütünü.

  • theory of mindisimzihin kuramı

    Başkalarının kendi düşüncelerine, duygularına, inançlarına ve bilgilerine sahip olduğunun ve bunların bizimkilerden farklı olabileceğinin anlaşılması.

  • egocentrismisimbenmerkezcilik

    Piaget'nin kuramında, küçük çocuğun bir durumu başka birinin bakış açısından görmekte zorlanması; bencillik değil, düşünmenin olağan bir özelliğidir.

  • schemaisimşema, oyun şeması

    Çocukların bir fikri keşfetmek için tekrarladığı, nesneleri taşıma, sarma ya da fırlatma gibi oyun örüntüsü; Piaget'nin kuramında ise bilgiyi düzenleyen zihinsel yapı.

  • sustained shared thinkingisimsürdürülen ortak düşünme, birlikte derinlemesine düşünme

    Bir yetişkin ile çocuğun ya da iki çocuğun bir problemi çözmek, bir fikri açıklamak ya da bir hikayeyi geliştirmek için bir süre birlikte düşündüğü ve her birinin diğerinin düşüncesine katkıda bulunduğu konuşma.

Dil ve İletişim

  • language developmentisimdil gelişimi

    Çocukların ağlama ve babıldamadan başlayıp kelimelere, cümlelere ve sohbete uzanan süreçte dili anlamayı ve kullanmayı öğrenmesi.

  • receptive languageisimalıcı dil, dili anlama

    Çocuğun dili anlama becerisi; yönergeleri izleme, kelimeleri ve soruları anlama ve başkalarının söylediklerini kavrama.

  • expressive languageisimifade edici dil, dili kullanma

    Çocuğun bir şey istemek, düşüncelerini paylaşmak ve olayları anlatmak için kelimeler, cümleler, jestler ya da işaretler aracılığıyla dili kullanma becerisi.

  • babblingisimbabıldama, heceleme

    Bebeklerin ilk kelimelerinden önce çıkardığı 'bababa' ya da 'dadada' gibi tekrarlı, konuşmaya benzeyen sesler; genellikle ilk yılın ikinci yarısında başlar.

  • speech and language therapistisimdil ve konuşma terapisti

    Konuşma, dil, iletişim ya da yutma güçlüğü yaşayan küçük çocuklar dahil olmak üzere kişileri değerlendiren ve destekleyen sağlık profesyoneli.

  • emergent literacyisimerken okuryazarlık, gelişen okuryazarlık

    Geleneksel anlamda okuma ve yazmadan önce gelen erken bilgi ve beceriler; kitaplardan keyif alma, yazının bir anlam taşıdığını bilme, bazı harfleri tanıma ve karalama gibi.

  • phonological awarenessisimsesbilgisel farkındalık, fonolojik farkındalık

    Konuşulan kelimelerdeki sesleri duyabilme ve bu seslerle oynayabilme becerisi; kafiyeleri fark etme, heceleri alkışla ayırma ya da bir kelimenin ilk sesini duyma gibi.

  • bilingualsıfatiki dilli

    İki dili kullanabilen ya da iki dille büyüyen; örneğin evde bir dil, kreşte başka bir dil konuşan.

  • child-directed speechisimçocuğa yönelik konuşma, bebeksi konuşma

    Yetişkinlerin bebeklerle ve küçük çocuklarla konuşurken sıklıkla kullandığı, daha tiz ve ezgili bir ses, basit kelimeler, kısa cümleler ve bol tekrar içeren konuşma biçimi.

  • open-ended questionisimaçık uçlu soru

    Çocuğu yalnızca evet ya da hayır demek yerine düşünmeye ve konuşmaya davet eden, pek çok olası cevabı olan soru; 'Sence ne olacak?' gibi.

  • mark makingisimiz bırakma, karalama

    Çocukların mum boya, tebeşir, boya, kumdaki çubuk ya da köpükteki parmak gibi herhangi bir araçla yaptığı ilk izler; resim çizme ve yazmadan önce gelir.

  • stammeringisimkekemelik, konuşmada takılma

    Kişinin sesleri ya da kelimeleri tekrarladığı, sesleri uzattığı ya da bir kelimeden önce takıldığı konuşma akıcılığı farklılığı; 'B-b-ben topu istiyorum' örneğinde olduğu gibi.

Sosyal ve Duygusal Gelişim

  • social and emotional developmentisimsosyal-duygusal gelişim, sosyal ve duygusal gelişim

    Çocuğun duygularını anlama ve yönetme, ilişki kurma, başkalarıyla uyum içinde olma ve benlik algısı geliştirme becerisinin giderek artması.

  • attachmentisimbağlanma

    Küçük çocuğun kendisine bakan temel kişilerle kurduğu, ona güven ve rahatlık duygusu veren derin duygusal bağ.

  • well-beingisimiyi oluş, esenlik

    Hem fiziksel hem de duygusal açıdan mutlu, sağlıklı, güvende ve rahat hissetme hali.

  • self-regulationisimöz düzenleme, kendini düzenleme

    Kişinin kendi duygularını, dikkatini ve davranışlarını yönetebilmesi; örneğin üzüldükten sonra sakinleşebilmesi ya da sırasını bekleyebilmesi.

  • separation anxietyisimayrılık kaygısı, ayrılma kaygısı

    Küçük çocuğun ebeveyninden ya da temel bakım vereninden ayrıldığında gösterdiği ağlama ya da yetişkine sıkıca tutunma gibi sıkıntı belirtileri; bebeklik ve erken çocuklukta gelişimin olağan bir aşamasıdır.

  • turn-takingisimsıra alma, sırayla yapma

    Oyunda ve sohbette başkalarıyla sırayla hareket etme; beklemeyi, paylaşmayı ve karşıdaki kişiye dikkat etmeyi gerektirir.

  • empathyisimempati, eşduyum

    Bir başkasının ne hissettiğini anlama ve bu duyguyu paylaşabilme; örneğin bir arkadaşının üzgün olduğunu fark edip onu teselli etme.

  • temperamentisimmizaç, huy

    Çocuğun dünyaya karşı doğal tepki verme biçimi; ne kadar hareketli, uyumlu, yoğun ya da kolay huzursuz olduğu gibi. Bebekliğin erken dönemlerinden itibaren görülebilir.

  • co-regulationisimeş düzenleme, birlikte düzenleme

    Sakin ve şefkatli bir yetişkinin, çocuğun yanında kalarak, yumuşak bir sesle konuşarak ve duyguyu adlandırarak onun güçlü duygularını yönetmesine yardımcı olduğu süreç.

  • self-esteemisimöz saygı, benlik saygısı

    Kişinin kendine ne kadar değer verdiği ve kendini ne kadar sevdiği; küçük çocuklarda sevildiğini, kabul gördüğünü ve bir şeyleri başarabildiğini hissetmekle gelişir.

Oyun ve Öğrenme

  • playisimoyun, oynama

    Çocuğun kendi isteğiyle seçtiği ve yalnızca keyif için yaptığı yapı kurma, -mış gibi yapma, koşma ya da keşfetme gibi etkinlikler; küçük çocukların öğrenmesinin temel yollarından biri olarak görülür.

  • learning through playifadeoyun yoluyla öğrenme, oyunla öğrenme

    Çocukların becerileri ve kavramları, yetişkinlerin desteğiyle, ağırlıklı olarak oynayarak, keşfederek ve deneyerek öğrendiği erken çocukluk eğitimi yaklaşımı.

  • pretend playisimsembolik oyun, hayali oyun

    Çocukların durumları hayal edip canlandırdığı, bir nesneyi başka bir şeyin yerine kullandığı ya da rollere girdiği oyun; oyuncak bebeği beslemek ya da bir bloğu telefon gibi kullanmak gibi.

  • parallel playisimparalel oyun, yan yana oyun

    Çocukların çoğu zaman benzer oyuncaklarla yan yana oynadığı, ancak genellikle birlikte oynamadığı ya da birbirinin oyununa katılmadığı oyun.

  • sensory playisimduyusal oyun, duyu oyunu

    Çocukları kum, su, oyun hamuru, pirinç ya da köpük gibi malzemelerle başta dokunma olmak üzere duyularını kullanmaya teşvik eden oyun.

  • child-initiated playisimçocuğun başlattığı oyun, serbest oyun

    Çocuğun kendisinin seçtiği ve yönettiği oyun; ne ile, nasıl ve ne kadar süre oynayacağına çocuk karar verir, yetişkinler izler ve yalnızca gerektiğinde destek olur.

  • adult-led activityisimyetişkin yönlendirmeli etkinlik, öğretmen liderliğinde etkinlik

    Yetişkinin belirli bir öğrenme amacıyla planlayıp yürüttüğü etkinlik; yemek yapma, hikaye okuma ya da küçük grupla sayma oyunu gibi.

  • outdoor playisimaçık hava oyunu, dış mekan oyunu

    Bahçe, oyun alanı, park ya da orman gibi dış mekanlarda gerçekleşen ve çocuklara koşmak, tırmanmak, kazmak ve doğayı keşfetmek için alan sağlayan oyun.

  • risky playisimriskli oyun, risk içeren oyun

    Çocukların sınırlarını denediği ve yüksek bir yere tırmanma, denge kurma ya da hızlı gitme gibi küçük ve yönetilebilir bir yaralanma olasılığının bulunduğu heyecan verici oyun.

  • heuristic playisimkeşif oyunu, heuristik oyun

    Bebeklerin ve küçük çocukların tahta kaşık, zincir, teneke kutu ve çam kozalağı gibi gündelik nesneleri ve doğal materyalleri yetişkin yönlendirmesi olmadan özgürce keşfettiği oyun.

Davranış ve Rehberlik

  • behaviourisimdavranış

    Çocuğun özellikle gündelik durumlarda ve başkalarıyla birlikteyken nasıl davrandığı ve tepki verdiği; çocuk bakımında çoğu zaman çocuğun bu davranışla neyi anlatmaya çalıştığı üzerinden ele alınır.

  • tantrumisimöfke nöbeti, huysuzluk krizi

    Güçlü duygularını henüz ifade edemeyen ya da kontrol edemeyen küçük çocuklarda sık görülen, aniden ağlama, bağırma, tekmeleme ya da kendini yere atma şeklindeki patlama.

  • positive reinforcementisimolumlu pekiştirme

    Bir davranışın ardından övgü, gülümseme ya da çıkartma gibi hoş bir şey sunarak o davranışın tekrarlanmasını teşvik etme.

  • boundariesisimsınırlar, kurallar

    Yetişkinlerin, neyin kabul edilebilir olup olmadığı konusunda çocuklar için koyduğu açık ve tutarlı sınırlar; çocukların kendini güvende hissetmesini ve ne bekleyeceğini bilmesini sağlar.

  • time-outisimmola yöntemi, düşünme molası

    Kabul edilemez bir davranışın ardından çocuğun sakinleşebilmesi için kısa bir süre etkinlikten uzaklaştırılıp sakin bir yere alındığı davranış yöntemi.

  • challenging behaviourisimzorlayıcı davranış, problem davranış

    Yetişkinlerin yönetmekte zorlandığı ya da çocuğun kendisine, başkalarına veya eşyalara zarar verebilecek davranış; ısırma, vurma ya da sık ve uzun süren öfke patlamaları gibi.

  • redirectfiilyönlendirmek, dikkatini başka yöne çekmek

    Çocuğu istenmeyen ya da güvenli olmayan bir davranıştan uzaklaştırıp daha uygun bir davranışa yöneltmek; örneğin cama vuran bir çocuğa davul vermek.

  • praiseisimövgü, takdir

    Çocuğa yaptığı bir şey ya da gösterdiği çaba için verilen onay sözleri veya işaretleri; okul öncesi uygulamalarında 'aferin kızım' gibi genel ifadeler yerine çoğu zaman somut övgü tercih edilir.

  • consequenceisimsonuç, doğal sonuç

    Çocuğun davranışının sonucunda olan şey; ya kendiliğinden gerçekleşir (yağmurda bırakılan oyuncağın ıslanması) ya da yetişkin tarafından davranışla açıkça bağlantılı biçimde düzenlenir.

Kreş Uygulamaları ve Günlük Akış

  • early yearsisimerken çocukluk dönemi, okul öncesi dönem

    Çocuğun yaşamının ilk yılları, genellikle doğumdan yaklaşık beş yaşına kadar olan dönem; bu yaştaki çocukların bakım ve eğitimine yönelik hizmetler ve meslek alanı da bu adla anılır.

  • routineisimgünlük akış, rutin

    Çocuğun gününde düzenli olarak tekrarlanan olayların sırası; geliş, ara öğün, oyun, yemek, uyku ve eve dönüş gibi. Çocuğun kendini güvende hissetmesine ve sırada ne olduğunu bilmesine yardımcı olur.

  • key personisimsorumlu eğitimci, birincil bakım veren

    Kreşte küçük bir çocuk grubundan özel olarak sorumlu olan, her çocukla yakın bağ kuran ve aileyle temel iletişimi sağlayan personel.

  • nurseryisimkreş, anaokulu

    Okul çağına gelmemiş çocukların, bazen birkaç aylıktan itibaren, gün boyunca bakıldığı ve öğrendiği kurum; evde bebek için ayrılmış odaya da nursery denir.

  • early childhood educationisimerken çocukluk eğitimi, okul öncesi eğitim

    Çocuklara ilkokula başlamadan önce verilen eğitim ve bakım; bununla ilgili meslek ve akademik alan.

  • settle inphrasal verb (öbek fiil)uyum sağlamak, alışmak

    Kreş ya da yeni bir sınıf gibi yeni bir ortamda rahat ve huzurlu hissetmeye başlamak, oradaki insanlara ve rutinlere alışmak.

  • transitionisimgeçiş, geçiş süreci

    Bir durumdan diğerine geçiş; kreşe ya da okula başlamak gibi büyük bir değişiklik ya da öğle yemeğinden önce toplanmak gibi gün içindeki küçük bir değişiklik olabilir.

  • nappyisimçocuk bezi, bez

    Tuvaleti henüz kullanamayan bebek ya da küçük çocuğa idrar ve dışkıyı tutması için giydirilen kumaş ya da tek kullanımlık bez.

  • handoverisimgünlük bilgilendirme, teslim sırasında bilgi aktarımı

    Çocuk bir yetişkinden diğerine teslim edilirken yapılan kısa bilgi alışverişi; örneğin aile çocuğu almaya geldiğinde personelin günün nasıl geçtiğini anlatması.

  • staff-to-child ratioisimpersonel-çocuk oranı, yetişkin-çocuk oranı

    Bir gruptaki belirli sayıda çocuk için bulunması gereken yetişkin sayısı; genellikle yasayla belirlenir ve bebekler için daha büyük çocuklara göre daha sıkıdır.

  • circle timeisimçember zamanı, halka zamanı

    Çocukların genellikle çember oluşturarak bir araya oturduğu ve yetişkin rehberliğinde konuştuğu, şarkı söylediği, haberlerini paylaştığı ya da oyun oynadığı kısa grup etkinliği.

  • learning environmentisimöğrenme ortamı, eğitim ortamı

    Bir kurumun iç ve dış mekanları, materyalleri ve atmosferi; çocukların hem kendi başlarına hem de başkalarıyla birlikte keşfedebileceği, oynayabileceği ve öğrenebileceği biçimde düzenlenir.

  • EYFSkısaltmaİngiltere okul öncesi programı, Erken Yıllar Temel Aşaması

    Early Years Foundation Stage ifadesinin kısaltması; İngiltere'de doğumdan beş yaşına kadar olan çocukların öğrenme, gelişim ve bakımına ilişkin standartları belirleyen yasal çerçeve.

  • drop-offisimçocuğu bırakma, sabah teslim

    Ebeveynin ya da bakım verenin çocuğu kreşe getirip personele bıraktığı zaman; gün sonunda çocuğun alındığı zamana ise pick-up ya da collection denir.

Gözlem ve Değerlendirme

  • observationisimgözlem, gözlem kaydı

    Çocuğu, çoğu zaman oyun sırasında, dikkatle izleyip dinleme ve gelişimini anlamak ve ona uygun planlama yapmak amacıyla ne yaptığını ve ne söylediğini kayda geçirme.

  • developmental screeningisimgelişimsel tarama, gelişim taraması

    Daha kapsamlı bir değerlendirmeye ihtiyaç olup olmadığını anlamak için, genellikle bir anket ya da kontrol listesiyle yapılan kısa ve standart gelişim kontrolü.

  • learning journalisimgelişim dosyası, öğrenme günlüğü

    Çocuğun kurumdaki zamanını gözlemler, fotoğraflar, resimler ve notlarla anlatan, ilgi alanlarını ve gelişimini gösteren kayıt; çoğu zaman çevrimiçi tutulur ve ailelerle paylaşılır.

  • formative assessmentisimbiçimlendirici değerlendirme, süreç değerlendirmesi

    Günlük etkinlikler sırasında sürekli yapılan ve çocuğun neyi bildiğini ve neyi yapabildiğini anlamak, öğrenmesinin sonraki adımlarını planlamak için kullanılan değerlendirme.

  • anecdotal recordisimanekdot kaydı, olay kaydı

    Bir yetişkinin gözlemlediği tek bir olayın ya da davranışın ne zaman, nerede ve tam olarak nasıl gerçekleştiğini yorum katmadan anlatan kısa yazılı kayıt.

  • next stepsifadesonraki adımlar, bir sonraki hedefler

    Bir gözlemin ardından, çocuğun ilgi alanlarına ve öğrenmeye hazır göründüğü konulara göre onun için planlanan öğrenme hedefleri ve etkinlikler.

Özel Gereksinimler ve Kapsayıcılık

  • developmental delayisimgelişimsel gecikme, gelişim geriliği

    Çocuğun yürüme ya da konuşma gibi becerileri, çocukların çoğunun kazandığı yaş aralığında henüz kazanmamış olması.

  • special educational needsisimözel eğitim gereksinimi, özel gereksinim

    Çocuğun öğrenmesini yaşıtlarının çoğuna göre zorlaştıran ve ek ya da farklı destek gerektiren öğrenme güçlükleri veya yetersizlikler.

  • inclusionisimkapsayıcılık, kaynaştırma

    İhtiyaçları, geçmişi ya da becerileri ne olursa olsun her çocuğun kurumdaki yaşama ve öğrenmeye tam olarak katılabilmesini ve kendini oraya ait hissetmesini sağlama.

  • early interventionisimerken müdahale, erken destek

    Gecikmesi, yetersizliği ya da başka güçlükleri olan veya bunları yaşama olasılığı bulunan çocuklara mümkün olduğunca erken, çoğu zaman yaşamın ilk yıllarında sağlanan destek.

  • autism spectrum disorderisimotizm spektrum bozukluğu (OSB), otizm

    Kişinin iletişim kurma, başkalarıyla etkileşim ve dünyayı deneyimleme biçimini etkileyen, çoğu zaman yoğun ilgi alanları ve duyusal farklılıklarla birlikte görülen, yaşam boyu süren gelişimsel bir durum.

  • ADHDkısaltmaDEHB, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu

    Attention deficit hyperactivity disorder ifadesinin kısaltması; dikkat, aşırı hareketlilik ya da dürtüsellik alanlarında süregelen güçlüklerle kendini gösteren nörogelişimsel bir durum.

  • individual education planisimbireyselleştirilmiş eğitim programı (BEP), bireysel eğitim planı

    Özel eğitim gereksinimi olan bir çocuk için hedefleri, alacağı desteği ve ilerlemesinin nasıl gözden geçirileceğini belirten yazılı plan.

  • SENCOkısaltmaözel eğitim koordinatörü, özel gereksinim koordinatörü

    Special educational needs coordinator ifadesinin kısaltması; özel eğitim gereksinimi olan çocuklara yönelik desteği düzenleyen ve ailelerle ve dışarıdaki uzmanlarla birlikte çalışan personel.

  • sensory processingisimduyusal işleme, duyu bütünleme

    Beynin ses, dokunma, ışık, hareket ve tat gibi duyulardan gelen bilgileri alma, düzenleme ve bunlara tepki verme biçimi.

Aileyle Çalışma ve Çocuk Koruma

  • safeguardingisimçocuğun korunması, çocuk koruma ve esenlik

    Bir kurumun çocukları zarardan, istismardan ve ihmalden korumak ve onların sağlığını, güvenliğini ve iyi oluşunu desteklemek için yaptığı her şey.

  • child protectionisimçocuk koruma, çocuğun korunması

    İstismar ya da ihmal nedeniyle ciddi zarar gören veya görme olasılığı bulunan belirli bir çocuğu korumak için uygulanan prosedürler ve yapılan müdahaleler.

  • disclosureisimçocuğun anlatması, açıklama

    Çocuğun bir yetişkine, doğrudan ya da dolaylı olarak, zarar gördüğünü veya zarar görme riski altında olduğunu anlatması.

  • neglectisimihmal, bakımsız bırakma

    Çocuğun beslenme, giyim, hijyen, güvenlik, sağlık bakımı ya da sevgi gibi temel ihtiyaçlarının belirli bir süre boyunca karşılanmaması şeklinde görülen istismar türü.

  • designated safeguarding leadisimçocuk koruma sorumlusu, koruma sorumlusu

    Okul ya da kurumda çocuk korumadan birinci derecede sorumlu olan, personelin endişelerini alan ve çocuk sosyal hizmetleriyle ne zaman iletişime geçileceğine karar veren eğitimli personel.

  • parents' eveningisimveli görüşmesi, veli toplantısı

    Ailelerin çocuklarının gelişimi ve iyi oluşu hakkında personelle konuşmak için kreşe ya da okula geldiği, çoğu zaman akşam saatlerinde yapılan görüşme.

  • partnership with parentsifadeaileyle iş birliği, aile katılımı

    Ebeveynler ve bakım verenlerle eşit ortaklar olarak yakın çalışma; evin ve kurumun çocuğu birlikte desteklemesi için bilgi ve kararların paylaşılması.

Mini test: bu terimleri biliyor musun?

Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.

Çocuk Gelişimi İngilizcesi nasıl öğrenilir?

  • Terimleri birlikte kullanıldıkları çiftler halinde öğrenin: fine ve gross motor skills, receptive ve expressive language, child-initiated ve adult-led activities, formative ve summative assessment gibi.
  • Her hafta kreş gözlemleri, EYFS gibi program çerçeveleri, araştırma özetleri ve ailelere gönderilen bültenler gibi alanınızdan gerçek metinler okuyun; 'is beginning to', 'with adult support' ve 'next steps' gibi kalıpları not edin.
  • İki farklı üslupla pratik yapın: Raporlarda kullandığınız teknik ifadeyle ('expressive language') ailelerle konuşurken kullandığınız sade ifadeyi ('how she puts words together') ayrı ayrı çalışın.
  • Nursery ile daycare, nappy ile diaper ya da parents' evening ile parent-teacher conference gibi İngiliz ve Amerikan İngilizcesi farklarının bir listesini tutun ve okulunuzun ya da kurumunuzun hangisini kullandığına bakın.
  • Her gün İngilizce kısa bir gözlem yazın: Çocuk ne yaptı ve ne söyledi, bu onun gelişimi hakkında ne gösteriyor ve olası bir sonraki adım ne olabilir?

Sıkça sorulan sorular

Çocuk gelişimi İngilizcesi kelimelerini nasıl etkili biçimde öğrenebilirim?

Alfabetik sırayla değil konu konu çalışın ve her terimi birlikte kullanıldığı kelimelerle öğrenin ('reach a milestone', 'settle in well', 'extend play'). Gözlem notları, okul öncesi program çerçeveleri ve ders kitabı bölümleri gibi alanınızdan gerçek metinler okuyun; yeni kelimeleri kendi gözlemlerinizde ve ödevlerinizde kullanın. Kısa ama düzenli çalışma, sınavdan önceki uzun oturumlardan daha etkilidir.

Nursery, preschool, kindergarten ve daycare arasındaki fark nedir?

Bu, ülkeye göre değişir. İngiltere'de day nursery bebeklikten itibaren tam gün bakım sunar, nursery class genellikle üç ve dört yaşındaki çocuklar içindir ve ilkokulun ilk yılına reception denir. ABD'de daycare çalışan ailelerin çocukları için bakım hizmetidir, preschool yaklaşık üç-beş yaş arasındaki çocuklar içindir, kindergarten ise yaklaşık beş yaşında başlanan okulun ilk yılıdır. Türkiye'de kreş ve anaokulu kelimeleri günlük kullanımda iç içe geçtiği için kelimesi kelimesine değil, çocukların yaşına ve hizmetin türüne göre çeviri yapın.

Kreşte çalışan birine İngilizcede ne denir?

İngiltere'de yaygın unvanlar early years practitioner, early years educator, nursery practitioner ve nursery nurse'tür; üniversite mezunları early years teacher unvanını taşıyabilir. ABD'de genellikle preschool teacher, childcare worker ya da early childhood educator denir. Nursery nurse'ün hastanede değil, çocuk bakımında çalıştığını unutmayın. En güvenli seçenek, iş ilanında ya da çalıştığınız kurumda kullanılan unvandır.

Ailelerle çocuklarının gelişimi hakkında İngilizce nasıl konuşabilirim?

Önce çocuğun neden hoşlandığını ve neleri iyi yaptığını anlatın, ardından gördüklerinizi olgulara dayanarak ve 'I noticed that…' ya da 'she is beginning to…' gibi temkinli ifadelerle aktarın. Uzmanlık jargonu yerine sade kelimeler seçin: Çoğu aile için 'understanding what we say', 'receptive language' ifadesinden daha anlaşılırdır. 'How is this at home?' ve 'we'd like to work together on…' gibi kalıplar iş birliği yaklaşımını gösterir. Bu sözlük dili açıklar; belirli bir çocukla ilgili sorular kurumunuzun prosedürlerine ve yetkin uzmanlara yöneltilmelidir.

Gelişim basamakları her çocuk için aynı mıdır?

Hayır. Gelişim basamakları çocukların çoğunun bir beceriyi kazandığı yaş aralığını anlatır ve sağlıklı çocuklar bu basamaklara farklı zamanlarda ulaşır. Farklı ülkelerin kontrol listeleri de birbirinden biraz farklı yaşlar verebilir. İngilizcede uzmanlar bir çocuğun bir basamağı 'meeting' ya da 'not yet meeting' olduğunu söyler ve genellikle 'normal' yerine 'typical' development ifadesini kullanır.

Seviyene uygun okumayla pekiştir

Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar: