Sosyal hizmet uzmanları için İngilizce

Sosyal Hizmet İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları

Uluslararası kuruluşlarda, STK'larda, mülteci programlarında ve yurt dışındaki hizmetlerde çalışan sosyal hizmet uzmanları değerlendirmeleri, vaka notlarını ve raporları İngilizce okuyup yazar; alandaki araştırma ve eğitim materyallerinin büyük kısmı da İngilizce yayımlanır. Bu sözlük, vaka çalışması, çocuk koruma ve korunmadan sosyal yardımlara, toplum çalışmasına, etiğe ve kayıt tutmaya kadar bir sosyal hizmet uzmanının ya da öğrencisinin ilk ihtiyaç duyacağı kelimeleri; Türkçe karşılıkları ve ev ziyaretlerinden, vaka konferanslarından ve süpervizyondan alınmış gerçekçi örneklerle bir araya getirir. Ayrıca İngiliz ve Amerikan kullanımı arasındaki farklara ve client, advocate, abuse, contact gibi Türkçe konuşanları yanıltan kelimelere dikkat çeker.

  • 100 terim
  • 10 konu
  • 52 temel terim
  • 200 örnek cümle

Vaka Çalışması ve Değerlendirme

  • social workerisimsosyal hizmet uzmanı, sosyal çalışmacı

    Yoksulluk, istismar, hastalık ya da engellilik gibi sorunlarla baş etmeleri için bireylere, ailelere ve topluluklara yardım eden, onları destek ve hizmetlerle buluşturan meslek elemanı.

  • clientisimmüracaatçı, danışan

    Bir sosyal hizmet uzmanından ya da kurumdan yardım veya hizmet alan kişi, aile ya da grup.

  • caseloadisimvaka yükü, sorumlu olunan vaka sayısı

    Bir sosyal hizmet uzmanının ya da ekibin belirli bir dönemde sorumlu olduğu vaka veya müracaatçı sayısı.

  • case managementisimvaka yönetimi

    Bir çalışanın kişinin ihtiyaçlarını değerlendirdiği, alacağı hizmetleri planlayıp eşgüdümlediği ve süreci zaman içinde izlediği çalışma yöntemi.

  • assessmentisimdeğerlendirme, sosyal inceleme

    Ne tür bir yardıma ihtiyaç olduğuna karar vermek için kişinin durumu, ihtiyaçları, güçlü yönleri ve riskleriyle ilgili bilgilerin toplanıp analiz edilmesi süreci.

  • care planisimbakım planı, hizmet planı

    Kişinin ihtiyaçlarını, ulaşılmak istenen hedefleri, sunulacak hizmetleri, sorumluları ve ilerlemenin ne zaman gözden geçirileceğini belirten yazılı plan.

  • home visitisimev ziyareti, hane ziyareti

    Sosyal hizmet uzmanının aileyle tanışmak, yaşam koşullarını görmek ve kişiyle alışık olduğu ortamda konuşmak için kişinin evine yaptığı ziyaret.

  • risk assessmentisimrisk değerlendirmesi

    Ne tür bir zararın ortaya çıkabileceğinin, bunun ne kadar olası ve ciddi olduğunun ve riski azaltmak için neler yapılabileceğinin sistemli biçimde incelenmesi.

  • needs assessmentisimihtiyaç değerlendirmesi, ihtiyaç analizi

    Bir kişinin, ailenin ya da topluluğun hangi desteğe ihtiyaç duyduğunu ve bu ihtiyaçlardan hangilerinin karşılanmadığını belirleyen değerlendirme.

  • follow upphrasal verb (öbek fiil)takip etmek, izlemek

    Önceki bir işlemden sonra ne olduğunu kontrol etmek ya da bir kaygı, sevk veya kaçırılan bir randevu gibi bir konuda ek adım atmak.

  • engage withphrasal verb (öbek fiil)işbirliği yapmak, sürece katılmak

    Bir hizmete ya da meslek elemanına katılım göstermek ve onunla işbirliği yapmak; örneğin randevulara gelmek ve üzerinde anlaşılan plan doğrultusunda çalışmak.

  • case closureisimvakanın kapatılması, dosyanın kapatılması

    Bir sosyal hizmet uzmanının ya da kurumun kişi veya aileyle çalışmasının, genellikle hedeflere ulaşıldığında ya da yardıma artık ihtiyaç kalmadığında planlı olarak sona ermesi.

  • intakeisimkabul, ilk başvuru

    Bir hizmetle ilk temas aşaması; temel bilgilerin toplandığı ve bundan sonra ne yapılacağına karar verildiği evre.

  • genogramisimgenogram, aile şeması

    Bir ailenin en az üç kuşağını; aile üyelerini, aralarındaki ilişkileri ve doğum, ölüm, ayrılık ve hastalık gibi önemli olayları gösteren şema.

  • ecomapisimekomap, ekolojik harita

    Kişiyi ya da aileyi merkeze alarak çevresindeki kişiler, hizmetler ve kurumlarla olan bağlarını ve her bağın ne kadar güçlü ya da stresli olduğunu gösteren şema.

Uygulama Yaklaşımları

  • interventionisimmüdahale, destek çalışması

    Bir kişinin ya da ailenin durumunu iyileştirmek için sosyal hizmet uzmanının veya kurumun planlı olarak yaptığı her türlü çalışma; danışmanlıktan pratik desteğe kadar uzanır.

  • empowermentisimgüçlendirme, yetkinleştirme

    İnsanların kendi yaşamları, kararları ve kaynakları üzerinde daha fazla kontrol kazanmalarına ve kendileri için harekete geçme özgüveni geliştirmelerine yardım etme süreci.

  • advocacyisimsavunuculuk, hak savunuculuğu

    İnsanların görüşlerinin duyulması ve haklarına saygı gösterilmesi için onlar adına konuşma ya da kendi adlarına konuşabilmelerine yardım etme.

  • strengths-based approachisimgüçlü yönler yaklaşımı, güçlü yanlara dayalı yaklaşım

    Yalnızca sorunlardan değil; kişilerin yapabildiklerinden, becerilerinden, ilişkilerinden ve kaynaklarından yola çıkan çalışma biçimi.

  • person-centredsıfatkişi odaklı, kişi merkezli

    Kişinin kendi istekleri, ihtiyaçları, değerleri ve hedefleri etrafında düzenlenen ve bakımıyla ilgili her kararda kişinin söz sahibi olduğu.

  • supervisionisimsüpervizyon, mesleki danışmanlık

    Sosyal hizmet uzmanının vakalarını, kararlarını, iş yükünü, öğrenmesini ve iyilik halini daha deneyimli bir yönetici ya da meslektaşla düzenli olarak konuştuğu görüşmeler.

  • reflective practiceisimyansıtıcı uygulama, düşünümsel uygulama

    Kendi çalışmanız, duygularınız, varsayımlarınız ve kararlarınız üzerine dikkatle düşünerek bunlardan öğrenme ve gelecekteki uygulamayı geliştirme.

  • anti-oppressive practiceisimbaskı karşıtı uygulama, ayrımcılık karşıtı uygulama

    Güç ilişkilerinin, ayrımcılığın ve eşitsizliğin insanların hayatını nasıl etkilediğini kabul eden ve bunlara hem sistemde hem de çalışanın kendi uygulamasında karşı çıkmayı amaçlayan yaklaşım.

  • trauma-informedsıfattravma bilgili, travmaya duyarlı

    Travmatik deneyimlerin insanların davranışını, güvenme becerisini ve sağlığını nasıl etkileyebileceğinin anlaşılmasına dayanan ve kişiye yeniden zarar vermemek üzere düzenlenen.

  • resilienceisimpsikolojik sağlamlık, dayanıklılık

    Güçlüklerle baş edebilme ve onlardan toparlanabilme becerisi; kişinin özellikleri kadar çevresindeki ilişkiler ve kaynaklarla da desteklenir.

  • burnoutisimtükenmişlik, mesleki tükenmişlik

    Uzun süreli iş stresinin yol açtığı, çoğu zaman duygusal uzaklaşma ve verimlilikte düşüşle birlikte görülen fiziksel ve duygusal bitkinlik hali.

Çocuk Koruma

  • safeguardingisimkoruma, korunma ve güvenliğin sağlanması

    Çocukları ve risk altındaki yetişkinleri zarar, istismar ve ihmalden korumak ve iyilik hallerini desteklemek için alınan tüm önlemler.

  • child protectionisimçocuk koruma, çocuğun korunması

    İstismar ya da ihmale uğrayan veya uğrama olasılığı yüksek olan çocukları belirleme ve onları güvende tutmak için harekete geçme çalışması.

  • neglectisimihmal, bakım ihmali

    Bir çocuğun ya da bakıma muhtaç bir yetişkinin beslenme, güvenlik, hijyen, sağlık bakımı, gözetim ya da duygusal ilgi gibi temel ihtiyaçlarının sürekli olarak karşılanmaması.

  • abuseisimistismar, kötü muamele

    Kişiye fiziksel, duygusal, cinsel ya da ekonomik zarar veren davranış; genellikle kişinin tanıdığı, güvendiği ya da bağımlı olduğu biri tarafından yapılır.

  • at riskifaderisk altında, risk altındaki

    Biri harekete geçmezse zarar, istismar, ihmal ya da başka ciddi bir sorunun ortaya çıkma olasılığının yüksek olduğu durumda.

  • disclosureisimaçıklama, anlatma

    Bir kişinin, çoğunlukla bir çocuğun, zarar gördüğünü ya da istismara uğradığını birine anlatması; ayrıca bir bilginin başka bir kişiye veya kuruma açıklanması.

  • mandatory reportingisimzorunlu bildirim, ihbar yükümlülüğü

    Öğretmen, doktor ve sosyal hizmet uzmanı gibi belirli meslek mensuplarının şüphelenilen istismar ya da ihmali yetkililere bildirme yasal yükümlülüğü.

  • child in needisimdesteğe ihtiyacı olan çocuk, ihtiyaç sahibi çocuk

    İngiliz hukukunda, makul bir sağlık ya da gelişim düzeyine ulaşmak veya bunu korumak için ek hizmete ihtiyaç duyan çocuk; engelli her çocuk da bu kapsamdadır.

  • safety planisimgüvenlik planı

    Belirli bir riske karşı güvende kalmak için atılacak adımları ve iletişime geçilecek kişileri içeren, kişiyle ya da aileyle birlikte hazırlanan pratik plan.

  • significant harmisimciddi zarar, önemli düzeyde zarar

    İngiliz çocuk koruma hukukunda, resmi bir soruşturma ya da bakım davası gibi yasal adımları haklı kılan zarar veya muhtemel zarar düzeyi.

Çocuk, Aile ve Bakım Hizmetleri

  • foster careisimkoruyucu aile, koruyucu aile hizmeti

    Kendi anne babasıyla yaşayamayan bir çocuğun, onaylanmış başka bir ailenin yanında kısa ya da uzun süreli olarak yaşadığı bakım modeli.

  • looked-after childisimkoruma altındaki çocuk, devlet korumasındaki çocuk

    Mahkeme kararıyla ya da ebeveynlerin onayıyla yerel yönetimin bakımı altında olan, örneğin koruyucu aile yanında ya da çocuk evinde yaşayan çocuk.

  • kinship careisimakraba bakımı, akraba yanında bakım

    Anne babası bakamadığında bir çocuğun büyükanne ve büyükbabası, teyze, hala, amca, dayı, büyük kardeşleri ya da yakın aile dostları tarafından bakılması.

  • adoptionisimevlat edinme, evlat edinilme

    Bir çocuğun kalıcı olarak yeni bir ailenin tam üyesi olduğu ve ebeveynlik haklarının evlat edinen ebeveynlere geçtiği yasal süreç.

  • parenting capacityisimebeveynlik kapasitesi, ebeveynlik yeterliliği

    Bir ebeveynin temel bakım, duygusal sıcaklık, yol gösterme, sınır koyma ve istikrar dahil olmak üzere çocuğun ihtiyaçlarını karşılama ve onu güvende tutma becerisi.

  • family supportisimaile destek hizmetleri, aileye destek

    Ebeveynlik grupları, pratik yardım ve aile destek çalışanları gibi, ailelerin güçlüklerle baş etmesine ve çocuklarını iyi yetiştirmesine yardım eden hizmetler.

  • early interventionisimerken müdahale, erken destek

    Sorunlar ortaya çıkar çıkmaz, çoğu zaman erken çocukluk döneminde destek vererek bu sorunların daha sonra daha ciddi güçlüklere dönüşmesini önleme.

  • contactisimgörüşme, kişisel ilişki kurulması

    Koruma altındaki bir çocuğun ya da ayrı yaşayan ebeveynlerin çocuğunun, birlikte yaşamadığı anne babası, kardeşleri veya diğer akrabalarıyla geçirdiği zaman.

  • care leaverisimkurum bakımından ayrılan genç, korumadan ayrılan genç

    Koruyucu aile ya da kurum bakımında bir süre kalmış ve genellikle 16-18 yaşları arasında yetişkin hayatına geçmiş genç.

  • residential careisimkurum bakımı, yatılı bakım

    Kişilerin bir aile evi yerine çocuk evi ya da yaşlı veya engelli yetişkinler için bakım evi gibi personelin görev yaptığı bir yerde yaşadığı bakım türü.

  • placementisimyerleştirme, bakım yeri

    Koruma altındaki bir çocuğun ya da bakıma ihtiyacı olan bir yetişkinin yaşamak üzere yerleştirildiği ev veya kurum; ayrıca sosyal hizmet öğrencilerinin süpervizyon altında yaptığı uygulama dönemi.

Yetişkinler ve Kırılgan Gruplar

  • vulnerablesıfatkırılgan, korunmaya muhtaç

    Yaş, hastalık, engellilik, yoksulluk ya da başka koşullar nedeniyle zarar görme, istismar edilme veya desteksiz kalma olasılığı başkalarına göre daha yüksek olan.

  • domestic abuseisimaile içi şiddet, ev içi şiddet

    Eşler, eski eşler ya da aile bireyleri arasındaki kontrol edici, tehdit edici veya şiddet içeren davranışlar; duygusal, ekonomik ve fiziksel şiddeti kapsar.

  • homelessnessisimevsizlik, barınma sorunu

    Sokakta yatmaktan geçici ya da aşırı kalabalık konutlarda kalmaya kadar güvenli, sürekli ve uygun bir yaşam yerinin olmaması.

  • disabilityisimengellilik, engel

    Toplumdaki engellerle birleştiğinde kişinin günlük etkinliklerini kısıtlayan uzun süreli fiziksel, duyusal, zihinsel ya da ruhsal durum.

  • adult social careisimyetişkinlere yönelik sosyal bakım hizmetleri, yaşlı ve engelli bakım hizmetleri

    Yaş, hastalık ya da engellilik nedeniyle yardıma ihtiyaç duyan yetişkinlere evde bakım, gündüz bakım merkezleri ve bakım evleri gibi pratik ve kişisel destek sağlayan hizmetler.

  • mental capacityisimkarar verme yeterliliği, zihinsel yeterlilik

    Kişinin belirli bir kararla ilgili bilgiyi anlama, akılda tutma, tartma ve tercihini ifade edebilme becerisi.

  • best interestsisimüstün yarar, en iyi yarar

    Kişi adına karar verilmesi gerektiğinde, onun istekleri, duyguları, inançları ve koşulları dikkate alınarak kişi için en iyi olan şey.

  • carerisimbakım veren, bakım veren yakın

    Hasta, engelli, yaşlı ya da başka bir nedenle desteğe ihtiyaç duyan birine, genellikle ücret almadan bakan aile üyesi ya da yakın.

  • respite careisimmola bakımı, geçici bakım

    Engelli, hasta ya da yaşlı bir kişiye verilen ve her zamanki bakım verenine dinlenme fırsatı sağlayan, birkaç saatten birkaç haftaya kadar süren kısa süreli bakım.

  • substance misuseisimmadde kullanımı, madde kötüye kullanımı

    Alkol ya da uyuşturucu maddelerin kişinin sağlığına, ilişkilerine, işine ya da kendine veya başkalarına bakabilme becerisine zarar verecek şekilde kullanılması.

  • refugeeisimmülteci, sığınmacı

    Savaş, şiddet ya da haklı bir zulüm görme korkusu nedeniyle ülkesinden kaçmış ve oraya güvenle dönemeyen kişi.

  • protection orderisimkoruma kararı, tedbir kararı

    Bir kişiyi şiddet ya da tehditten korumak için, örneğin şiddet uygulayan kişinin onunla iletişim kurmasını veya evine yaklaşmasını yasaklayarak verilen mahkeme kararı.

Sosyal Refah ve Sosyal Yardımlar

  • welfareisimrefah, sosyal refah

    Kişinin sağlığı, güvenliği ve iyilik hali; ayrıca ihtiyaç sahiplerine yönelik ödemeler ve hizmetler gibi kamusal destek sistemi.

  • benefitsisimsosyal yardımlar, yardım ödemeleri

    İşsiz, hasta, engelli, birine bakım veren ya da düşük gelirli kişilere devletin ödediği para veya sağladığı diğer destekler.

  • eligibilityisimuygunluk, hak sahipliği

    Bir hizmet ya da ödemeden yararlanmak için gereken yaş, gelir, ihtiyaç ya da ikamet gibi koşulları karşılama durumu.

  • means testisimgelir testi, muhtaçlık tespiti

    Bir kişinin ya da hanenin maddi yardım alıp alamayacağına ve ne kadar alacağına karar vermek için gelirinin ve birikimlerinin incelenmesi.

  • social assistanceisimsosyal yardım, sosyal yardımlar

    Önceden prim ödemiş olma şartı aranmadan, vergilerden finanse edilerek düşük gelirli kişilere verilen nakdi ya da ayni destek.

  • povertyisimyoksulluk

    Gıda, barınma ve ısınma gibi temel ihtiyaçları karşılamaya ya da toplumdaki olağan yaşama katılmaya yetecek para veya kaynağa sahip olmama durumu.

  • entitlementisimhak, yararlanma hakkı

    Belirli koşulları karşılayan bir kişinin yasal olarak almaya hakkı olan ödeme ya da hizmet gibi bir şey.

  • allowanceisimödenek, aylık

    Bakım, engellilik ya da eğitim gibi belirli bir amaç için devlet veya bir kurum tarafından düzenli olarak ödenen para.

  • social housingisimsosyal konut, kamu konutu

    Yerel yönetimlerin ya da ticari amaç gütmeyen konut kuruluşlarının sahip olduğu ve barınma ihtiyacı olan kişilere daha düşük, karşılanabilir kiralarla verilen konutlar.

  • conditional cash transferisimşartlı nakit transferi, şartlı nakit yardımı

    Düşük gelirli ailelere, çocuklarını okula göndermek ya da sağlık kontrollerine gitmek gibi belirli koşulları yerine getirmeleri şartıyla yapılan sosyal yardım ödemesi.

  • claimantisimbaşvuru sahibi, yardım alan

    Devletten bir yardım için başvuran ya da yardım alan kişi; hukukta ayrıca mahkemede birine karşı dava açan kişi.

Toplum Çalışması

  • community developmentisimtoplum kalkınması, toplumsal kalkınma

    Yerel halkla birlikte ortak sorunları ve güçlü yanları belirleme ve topluluktaki yaşamı iyileştirecek kolektif adımlar atma çalışması.

  • outreachisimulaşma çalışması, saha çalışması

    İnsanların bir ofise gelmesini beklemek yerine hizmetleri onların bulunduğu yere, örneğin sokağa ya da mahalleye götürme.

  • social exclusionisimsosyal dışlanma, toplumsal dışlanma

    Kişinin iş, hizmetler, barınma ya da toplumsal etkinlikler gibi toplumun ekonomik, sosyal ve kültürel yaşamının tamamından ya da bir kısmından dışarıda kalması.

  • community engagementisimtoplum katılımı, toplumla etkileşim

    Yerel halkın ve grupların ihtiyaçların belirlenmesine, hizmetlerin planlanmasına ve kendilerini etkileyen kararların alınmasına katılması.

  • volunteerisimgönüllü

    Bir kuruma ya da topluluğa ücret almadan zaman ayırarak yardım eden kişi; fiil olarak bunu yapmayı teklif etmek.

  • support groupisimdestek grubu

    Bakım verme, yas ya da bağımlılık gibi ortak bir deneyimi paylaşan ve duygularını, bilgilerini ve pratik önerilerini paylaşmak için düzenli olarak bir araya gelen kişilerden oluşan grup.

  • capacity buildingisimkapasite geliştirme, kapasite artırımı

    Kişilerin, grupların ya da kurumların kendi başlarına daha etkili hareket edebilmeleri için becerilerinin, bilgilerinin, kaynaklarının ve örgütlenmelerinin güçlendirilmesi.

Etik ve Gizlilik

  • confidentialityisimgizlilik, gizlilik ilkesi

    Müracaatçılarla ilgili bilgileri gizli tutma ve yalnızca onların onayıyla ya da açık bir mesleki veya yasal gereklilik olduğunda paylaşma yükümlülüğü.

  • informed consentisimaydınlatılmış onam, bilgilendirilmiş onay

    Kişinin; amacı, riskleri, seçenekleri ve hayır deme hakkını anlayarak neyi kabul ettiğini bilerek verdiği izin.

  • duty of careisimözen yükümlülüğü, bakım ve özen yükümlülüğü

    Bakımınız altındaki kişileri güvende tutacak ve onlara önlenebilir bir zarar vermeyecek şekilde davranma konusundaki yasal ve etik sorumluluk.

  • professional boundariesisimmesleki sınırlar

    Çalışan ile müracaatçı arasındaki ilişkinin mesleki kalmasını sağlayan sınırlar; örneğin hediye, kişisel iletişim, sosyal medya ve kişisel bilgi paylaşımı konusundaki sınırlar.

  • code of ethicsisimetik kodu, meslek etiği ilkeleri

    Bir mesleğin üyelerinin nasıl davranması ve karar vermesi gerektiğine yol gösteren yazılı değerler ve ilkeler bütünü.

  • social justiceisimsosyal adalet, toplumsal adalet

    Herkesin haklara, kaynaklara ve fırsatlara adil biçimde erişebilmesi ve toplumdaki adaletsiz yapıların değiştirilmesi gerektiği düşüncesi.

  • self-determinationisimkendi kararını verme hakkı, kendi geleceğini belirleme hakkı

    Başkaları katılmasa bile kişinin kendi hayatıyla ilgili seçimlerini ve kararlarını kendisinin verme hakkı.

  • conflict of interestisimçıkar çatışması

    Bir çalışanın kişisel çıkarlarının ya da ilişkilerinin mesleki yargısını etkileyebileceği veya etkiliyormuş gibi görünebileceği durum.

  • need-to-know basisifadebilmesi gerektiği kadarıyla, gereklilik esasına göre

    Bilgiyi yalnızca işini yapmak için ona ihtiyacı olan kişilerle ve ancak ihtiyaç duydukları kadarıyla paylaşma kuralı.

Kayıt ve Vaka Notları

  • case notesisimvaka notları, görüşme notları

    Bir vakadaki görüşmelerin, konuşmaların, gözlemlerin ve yapılan işlemlerin çalışan tarafından iş sürerken tutulan yazılı kayıtları.

  • record keepingisimkayıt tutma, kayıt düzeni

    Birlikte çalışılan kişilere ve yapılan işlemlere ilişkin doğru kayıtların oluşturulması, düzenlenmesi, saklanması ve güncellenmesi.

  • chronologyisimkronoloji, olay kronolojisi

    Bir kişinin ya da ailenin hayatındaki ve vakadaki önemli olayların tarih sırasına göre listesi; zaman içindeki örüntüleri görmek için kullanılır.

  • data protectionisimkişisel verilerin korunması, veri koruma

    Kişisel bilgilerin nasıl toplanacağını, saklanacağını, kullanılacağını, paylaşılacağını ve silineceğini düzenleyen yasalar ve uygulamalar.

  • information sharingisimbilgi paylaşımı

    Bir kişinin korunması ve doğru yardımı alabilmesi için o kişiyle ilgili gerekli bilgilerin meslek elemanları ya da kurumlar arasında aktarılması.

  • objectivesıfatnesnel, objektif

    Kişisel duygulara, görüşlere ya da varsayımlara değil, olgulara ve gözlemlere dayanan.

  • case fileisimvaka dosyası, dosya

    Bir kişi ya da aile hakkında tutulan; sevkleri, değerlendirmeleri, planları, vaka notlarını, yazışmaları ve raporları içeren kaydın tamamı.

Hizmetler ve Kurumlar Arası Çalışma

  • referralisimsevk, yönlendirme

    Bir kişinin ya da kaygının, durumu değerlendirmesi veya yardım sağlaması için başka bir hizmete ya da meslek elemanına resmi olarak iletilmesi.

  • multi-agency workingisimkurumlar arası çalışma, kurumlar arası işbirliği

    Sosyal hizmetler, okullar, sağlık kurumları, polis ve yardım kuruluşları gibi farklı kurumların aynı vaka ya da sorun üzerinde birlikte çalışması.

  • case conferenceisimvaka konferansı, vaka toplantısı

    Bir vakada yer alan meslek elemanlarının ve genellikle ailenin bilgi paylaştığı, riski değerlendirdiği ve bir plan üzerinde uzlaştığı resmi toplantı.

  • signpostfiilyönlendirmek, bilgilendirip yönlendirmek

    Birine yardımcı olabilecek başka bir hizmet hakkında bilgi vererek o hizmetle kendisinin iletişime geçmesini sağlamak.

  • key workerisimvaka sorumlusu, sorumlu çalışan

    Bir kişinin ya da ailenin desteğini eşgüdümleyen ve onlar için ilk başvuru noktası olan asıl meslek elemanı.

  • statutorysıfatyasal, kanuni

    Yasa tarafından zorunlu kılınan, kurulan ya da düzenlenen; örneğin bir kamu kurumunun yasal olarak sunmak zorunda olduğu hizmet.

  • NGOkısaltmaSTK, sivil toplum kuruluşu

    Non-governmental organisation (hükümet dışı kuruluş) ifadesinin kısaltması; sosyal, insani ya da çevresel konularda çalışan, devletten bağımsız ve ticari amaç gütmeyen kuruluş.

Mini test: bu terimleri biliyor musun?

Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.

Sosyal Hizmet İngilizcesi nasıl öğrenilir?

  • Her terimi birlikte kullanıldığı fiillerle öğrenin: make a referral, carry out an assessment, raise a concern, close a case, agree a plan. Notlarınızın ve raporlarınızın profesyonel görünmesini sağlayan bu kalıplardır.
  • Her hafta uygulama rehberleri, kimliği gizlenmiş vaka örnekleri, araştırma özetleri ve STK faaliyet raporları gibi alanınızdan gerçek metinler okuyun; 'engaged well with services' ya da 'no concerns were noted' gibi kalıpları not edin.
  • İngiliz ve Amerikan kullanımı arasındaki farkları listeleyin: carer ve caregiver, benefits ve welfare, contact ve visitation, looked-after child ve child in foster care gibi. Çalıştığınız kurumun ya da okulunuzun hangisini kullandığını kontrol edin.
  • Olguları mesleki görüşten ayıran kısa İngilizce vaka notları yazarak pratik yapın; 'a person experiencing homelessness' gibi saygılı ve kişiyi öne alan bir dil kullanın.
  • Sesli pratik yapın: Bir vaka konferansında ya da süpervizyondaymış gibi bir vakayı durumu, riskleri, güçlü yönleri ve önerinizi içerecek şekilde üç dakikada sunun.

Sıkça sorulan sorular

Sosyal hizmet İngilizcesi kelimelerini nasıl etkili biçimde öğrenebilirim?

Alfabetik sırayla değil konu konu çalışın ve her terimi tekrar kullanabileceğiniz bir kalıp içinde öğrenin; örneğin 'make a referral to' ya da 'at risk of homelessness'. Uygulama rehberleri, makale özetleri ve yayımlanmış vaka çalışmaları gibi alanınızdan gerçek metinleri düzenli okuyun; her hafta kendi vaka notlarınızdan birini İngilizce yeniden yazmayı deneyin. Kısa ama düzenli çalışma, sınav ya da mülakattan önceki uzun oturumlardan daha etkilidir.

'Sosyal hizmet uzmanı' İngilizcede nasıl söylenir?

Kısaca social worker. 'Social service expert' kelimesi kelimesine bir çeviridir ve anadili İngilizce olanlar bu ifadeyi kullanmaz. Pek çok ülkede social worker korunan bir unvandır: İngiltere'de Social Work England'e kayıtlı olmak gerekir, ABD'de ise sosyal hizmet uzmanları her eyalette ayrı lisans alır; örneğin LCSW (Licensed Clinical Social Worker). Alanın adı social work, ilgili kamu birimlerinin adı ise çoğu zaman social services'tir.

Client mı, service user mı, yoksa patient mı demeliyim?

Ülkeye ve çalışılan ortama bağlıdır. Client ABD'de ve uluslararası STK'larda, service user ya da 'people who use services' İngiltere'deki sosyal bakım hizmetlerinde yaygındır; patient ise hastanelerde ve sağlık kurumlarında kullanılır. Pek çok hizmet artık 'people with lived experience' ifadesini de kullanır. Kurumunuzun dilini izleyin; emin olmadığınızda kişinin adını kullanın. Türk sosyal hizmet literatüründeki geleneksel karşılık 'müracaatçı'dır.

Safeguarding ile child protection arasındaki fark nedir?

Safeguarding daha geniş bir kavramdır: Güvenli personel alımından erken desteğe kadar, çocukları ve risk altındaki yetişkinleri zarardan korumak ve iyilik hallerini desteklemek için yapılan her şeyi kapsar. Child protection ise bunun bir parçasıdır: Bir çocuk ciddi zarar gördüğünde ya da görme olasılığı olduğunda işletilen özel prosedürlerdir. Safeguarding daha çok İngiliz İngilizcesine özgüdür; Amerikan metinlerinde genellikle child welfare ve child protective services ifadeleri geçer.

İngilizce vaka notlarında nasıl bir dil kullanmalıyım?

Açık, olgulara dayanan ve saygılı bir dil. Tarihi, kimlerin bulunduğunu, neyin görüldüğünü ve söylendiğini kaydedin; kişinin kendi sözlerini tırnak içinde aktarın ve mesleki görüşünüzü açıkça değerlendirme olarak belirtin. Jargondan, açıklamasız 'inappropriate' gibi belirsiz kelimelerden ve 'difficult family' gibi etiketlerden kaçının. Notları, kişinin bir gün okuyacağını düşünerek yazın; çünkü pek çok ülkede kişilerin kendi kayıtlarını isteme hakkı vardır.

Seviyene uygun okumayla pekiştir

Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar: