Sosyal Hizmet İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları
Uluslararası kuruluşlarda, STK'larda, mülteci programlarında ve yurt dışındaki hizmetlerde çalışan sosyal hizmet uzmanları değerlendirmeleri, vaka notlarını ve raporları İngilizce okuyup yazar; alandaki araştırma ve eğitim materyallerinin büyük kısmı da İngilizce yayımlanır. Bu sözlük, vaka çalışması, çocuk koruma ve korunmadan sosyal yardımlara, toplum çalışmasına, etiğe ve kayıt tutmaya kadar bir sosyal hizmet uzmanının ya da öğrencisinin ilk ihtiyaç duyacağı kelimeleri; Türkçe karşılıkları ve ev ziyaretlerinden, vaka konferanslarından ve süpervizyondan alınmış gerçekçi örneklerle bir araya getirir. Ayrıca İngiliz ve Amerikan kullanımı arasındaki farklara ve client, advocate, abuse, contact gibi Türkçe konuşanları yanıltan kelimelere dikkat çeker.
- 100 terim
- 10 konu
- 52 temel terim
- 200 örnek cümle
Vaka Çalışması ve Değerlendirme
Yoksulluk, istismar, hastalık ya da engellilik gibi sorunlarla baş etmeleri için bireylere, ailelere ve topluluklara yardım eden, onları destek ve hizmetlerle buluşturan meslek elemanı.
Bir sosyal hizmet uzmanından ya da kurumdan yardım veya hizmet alan kişi, aile ya da grup.
Bir sosyal hizmet uzmanının ya da ekibin belirli bir dönemde sorumlu olduğu vaka veya müracaatçı sayısı.
Bir çalışanın kişinin ihtiyaçlarını değerlendirdiği, alacağı hizmetleri planlayıp eşgüdümlediği ve süreci zaman içinde izlediği çalışma yöntemi.
Ne tür bir yardıma ihtiyaç olduğuna karar vermek için kişinin durumu, ihtiyaçları, güçlü yönleri ve riskleriyle ilgili bilgilerin toplanıp analiz edilmesi süreci.
Kişinin ihtiyaçlarını, ulaşılmak istenen hedefleri, sunulacak hizmetleri, sorumluları ve ilerlemenin ne zaman gözden geçirileceğini belirten yazılı plan.
Sosyal hizmet uzmanının aileyle tanışmak, yaşam koşullarını görmek ve kişiyle alışık olduğu ortamda konuşmak için kişinin evine yaptığı ziyaret.
Ne tür bir zararın ortaya çıkabileceğinin, bunun ne kadar olası ve ciddi olduğunun ve riski azaltmak için neler yapılabileceğinin sistemli biçimde incelenmesi.
Bir kişinin, ailenin ya da topluluğun hangi desteğe ihtiyaç duyduğunu ve bu ihtiyaçlardan hangilerinin karşılanmadığını belirleyen değerlendirme.
Önceki bir işlemden sonra ne olduğunu kontrol etmek ya da bir kaygı, sevk veya kaçırılan bir randevu gibi bir konuda ek adım atmak.
Bir hizmete ya da meslek elemanına katılım göstermek ve onunla işbirliği yapmak; örneğin randevulara gelmek ve üzerinde anlaşılan plan doğrultusunda çalışmak.
Bir sosyal hizmet uzmanının ya da kurumun kişi veya aileyle çalışmasının, genellikle hedeflere ulaşıldığında ya da yardıma artık ihtiyaç kalmadığında planlı olarak sona ermesi.
Bir hizmetle ilk temas aşaması; temel bilgilerin toplandığı ve bundan sonra ne yapılacağına karar verildiği evre.
Bir ailenin en az üç kuşağını; aile üyelerini, aralarındaki ilişkileri ve doğum, ölüm, ayrılık ve hastalık gibi önemli olayları gösteren şema.
Kişiyi ya da aileyi merkeze alarak çevresindeki kişiler, hizmetler ve kurumlarla olan bağlarını ve her bağın ne kadar güçlü ya da stresli olduğunu gösteren şema.
Uygulama Yaklaşımları
Bir kişinin ya da ailenin durumunu iyileştirmek için sosyal hizmet uzmanının veya kurumun planlı olarak yaptığı her türlü çalışma; danışmanlıktan pratik desteğe kadar uzanır.
İnsanların kendi yaşamları, kararları ve kaynakları üzerinde daha fazla kontrol kazanmalarına ve kendileri için harekete geçme özgüveni geliştirmelerine yardım etme süreci.
İnsanların görüşlerinin duyulması ve haklarına saygı gösterilmesi için onlar adına konuşma ya da kendi adlarına konuşabilmelerine yardım etme.
Yalnızca sorunlardan değil; kişilerin yapabildiklerinden, becerilerinden, ilişkilerinden ve kaynaklarından yola çıkan çalışma biçimi.
Kişinin kendi istekleri, ihtiyaçları, değerleri ve hedefleri etrafında düzenlenen ve bakımıyla ilgili her kararda kişinin söz sahibi olduğu.
Sosyal hizmet uzmanının vakalarını, kararlarını, iş yükünü, öğrenmesini ve iyilik halini daha deneyimli bir yönetici ya da meslektaşla düzenli olarak konuştuğu görüşmeler.
Kendi çalışmanız, duygularınız, varsayımlarınız ve kararlarınız üzerine dikkatle düşünerek bunlardan öğrenme ve gelecekteki uygulamayı geliştirme.
Güç ilişkilerinin, ayrımcılığın ve eşitsizliğin insanların hayatını nasıl etkilediğini kabul eden ve bunlara hem sistemde hem de çalışanın kendi uygulamasında karşı çıkmayı amaçlayan yaklaşım.
Travmatik deneyimlerin insanların davranışını, güvenme becerisini ve sağlığını nasıl etkileyebileceğinin anlaşılmasına dayanan ve kişiye yeniden zarar vermemek üzere düzenlenen.
Güçlüklerle baş edebilme ve onlardan toparlanabilme becerisi; kişinin özellikleri kadar çevresindeki ilişkiler ve kaynaklarla da desteklenir.
Uzun süreli iş stresinin yol açtığı, çoğu zaman duygusal uzaklaşma ve verimlilikte düşüşle birlikte görülen fiziksel ve duygusal bitkinlik hali.
Çocuk Koruma
Çocukları ve risk altındaki yetişkinleri zarar, istismar ve ihmalden korumak ve iyilik hallerini desteklemek için alınan tüm önlemler.
İstismar ya da ihmale uğrayan veya uğrama olasılığı yüksek olan çocukları belirleme ve onları güvende tutmak için harekete geçme çalışması.
Bir çocuğun ya da bakıma muhtaç bir yetişkinin beslenme, güvenlik, hijyen, sağlık bakımı, gözetim ya da duygusal ilgi gibi temel ihtiyaçlarının sürekli olarak karşılanmaması.
Kişiye fiziksel, duygusal, cinsel ya da ekonomik zarar veren davranış; genellikle kişinin tanıdığı, güvendiği ya da bağımlı olduğu biri tarafından yapılır.
Biri harekete geçmezse zarar, istismar, ihmal ya da başka ciddi bir sorunun ortaya çıkma olasılığının yüksek olduğu durumda.
Bir kişinin, çoğunlukla bir çocuğun, zarar gördüğünü ya da istismara uğradığını birine anlatması; ayrıca bir bilginin başka bir kişiye veya kuruma açıklanması.
Öğretmen, doktor ve sosyal hizmet uzmanı gibi belirli meslek mensuplarının şüphelenilen istismar ya da ihmali yetkililere bildirme yasal yükümlülüğü.
İngiliz hukukunda, makul bir sağlık ya da gelişim düzeyine ulaşmak veya bunu korumak için ek hizmete ihtiyaç duyan çocuk; engelli her çocuk da bu kapsamdadır.
Belirli bir riske karşı güvende kalmak için atılacak adımları ve iletişime geçilecek kişileri içeren, kişiyle ya da aileyle birlikte hazırlanan pratik plan.
İngiliz çocuk koruma hukukunda, resmi bir soruşturma ya da bakım davası gibi yasal adımları haklı kılan zarar veya muhtemel zarar düzeyi.
Çocuk, Aile ve Bakım Hizmetleri
Kendi anne babasıyla yaşayamayan bir çocuğun, onaylanmış başka bir ailenin yanında kısa ya da uzun süreli olarak yaşadığı bakım modeli.
Mahkeme kararıyla ya da ebeveynlerin onayıyla yerel yönetimin bakımı altında olan, örneğin koruyucu aile yanında ya da çocuk evinde yaşayan çocuk.
Anne babası bakamadığında bir çocuğun büyükanne ve büyükbabası, teyze, hala, amca, dayı, büyük kardeşleri ya da yakın aile dostları tarafından bakılması.
Bir çocuğun kalıcı olarak yeni bir ailenin tam üyesi olduğu ve ebeveynlik haklarının evlat edinen ebeveynlere geçtiği yasal süreç.
Bir ebeveynin temel bakım, duygusal sıcaklık, yol gösterme, sınır koyma ve istikrar dahil olmak üzere çocuğun ihtiyaçlarını karşılama ve onu güvende tutma becerisi.
Ebeveynlik grupları, pratik yardım ve aile destek çalışanları gibi, ailelerin güçlüklerle baş etmesine ve çocuklarını iyi yetiştirmesine yardım eden hizmetler.
Sorunlar ortaya çıkar çıkmaz, çoğu zaman erken çocukluk döneminde destek vererek bu sorunların daha sonra daha ciddi güçlüklere dönüşmesini önleme.
Koruma altındaki bir çocuğun ya da ayrı yaşayan ebeveynlerin çocuğunun, birlikte yaşamadığı anne babası, kardeşleri veya diğer akrabalarıyla geçirdiği zaman.
Koruyucu aile ya da kurum bakımında bir süre kalmış ve genellikle 16-18 yaşları arasında yetişkin hayatına geçmiş genç.
Kişilerin bir aile evi yerine çocuk evi ya da yaşlı veya engelli yetişkinler için bakım evi gibi personelin görev yaptığı bir yerde yaşadığı bakım türü.
Koruma altındaki bir çocuğun ya da bakıma ihtiyacı olan bir yetişkinin yaşamak üzere yerleştirildiği ev veya kurum; ayrıca sosyal hizmet öğrencilerinin süpervizyon altında yaptığı uygulama dönemi.
Yetişkinler ve Kırılgan Gruplar
Yaş, hastalık, engellilik, yoksulluk ya da başka koşullar nedeniyle zarar görme, istismar edilme veya desteksiz kalma olasılığı başkalarına göre daha yüksek olan.
Eşler, eski eşler ya da aile bireyleri arasındaki kontrol edici, tehdit edici veya şiddet içeren davranışlar; duygusal, ekonomik ve fiziksel şiddeti kapsar.
Sokakta yatmaktan geçici ya da aşırı kalabalık konutlarda kalmaya kadar güvenli, sürekli ve uygun bir yaşam yerinin olmaması.
Toplumdaki engellerle birleştiğinde kişinin günlük etkinliklerini kısıtlayan uzun süreli fiziksel, duyusal, zihinsel ya da ruhsal durum.
- adult social careisimyetişkinlere yönelik sosyal bakım hizmetleri, yaşlı ve engelli bakım hizmetleri
Yaş, hastalık ya da engellilik nedeniyle yardıma ihtiyaç duyan yetişkinlere evde bakım, gündüz bakım merkezleri ve bakım evleri gibi pratik ve kişisel destek sağlayan hizmetler.
Kişinin belirli bir kararla ilgili bilgiyi anlama, akılda tutma, tartma ve tercihini ifade edebilme becerisi.
Kişi adına karar verilmesi gerektiğinde, onun istekleri, duyguları, inançları ve koşulları dikkate alınarak kişi için en iyi olan şey.
Hasta, engelli, yaşlı ya da başka bir nedenle desteğe ihtiyaç duyan birine, genellikle ücret almadan bakan aile üyesi ya da yakın.
Engelli, hasta ya da yaşlı bir kişiye verilen ve her zamanki bakım verenine dinlenme fırsatı sağlayan, birkaç saatten birkaç haftaya kadar süren kısa süreli bakım.
Alkol ya da uyuşturucu maddelerin kişinin sağlığına, ilişkilerine, işine ya da kendine veya başkalarına bakabilme becerisine zarar verecek şekilde kullanılması.
Savaş, şiddet ya da haklı bir zulüm görme korkusu nedeniyle ülkesinden kaçmış ve oraya güvenle dönemeyen kişi.
Bir kişiyi şiddet ya da tehditten korumak için, örneğin şiddet uygulayan kişinin onunla iletişim kurmasını veya evine yaklaşmasını yasaklayarak verilen mahkeme kararı.
Sosyal Refah ve Sosyal Yardımlar
Kişinin sağlığı, güvenliği ve iyilik hali; ayrıca ihtiyaç sahiplerine yönelik ödemeler ve hizmetler gibi kamusal destek sistemi.
İşsiz, hasta, engelli, birine bakım veren ya da düşük gelirli kişilere devletin ödediği para veya sağladığı diğer destekler.
Bir hizmet ya da ödemeden yararlanmak için gereken yaş, gelir, ihtiyaç ya da ikamet gibi koşulları karşılama durumu.
Bir kişinin ya da hanenin maddi yardım alıp alamayacağına ve ne kadar alacağına karar vermek için gelirinin ve birikimlerinin incelenmesi.
Önceden prim ödemiş olma şartı aranmadan, vergilerden finanse edilerek düşük gelirli kişilere verilen nakdi ya da ayni destek.
Gıda, barınma ve ısınma gibi temel ihtiyaçları karşılamaya ya da toplumdaki olağan yaşama katılmaya yetecek para veya kaynağa sahip olmama durumu.
Belirli koşulları karşılayan bir kişinin yasal olarak almaya hakkı olan ödeme ya da hizmet gibi bir şey.
Bakım, engellilik ya da eğitim gibi belirli bir amaç için devlet veya bir kurum tarafından düzenli olarak ödenen para.
Yerel yönetimlerin ya da ticari amaç gütmeyen konut kuruluşlarının sahip olduğu ve barınma ihtiyacı olan kişilere daha düşük, karşılanabilir kiralarla verilen konutlar.
Düşük gelirli ailelere, çocuklarını okula göndermek ya da sağlık kontrollerine gitmek gibi belirli koşulları yerine getirmeleri şartıyla yapılan sosyal yardım ödemesi.
Devletten bir yardım için başvuran ya da yardım alan kişi; hukukta ayrıca mahkemede birine karşı dava açan kişi.
Toplum Çalışması
Yerel halkla birlikte ortak sorunları ve güçlü yanları belirleme ve topluluktaki yaşamı iyileştirecek kolektif adımlar atma çalışması.
İnsanların bir ofise gelmesini beklemek yerine hizmetleri onların bulunduğu yere, örneğin sokağa ya da mahalleye götürme.
Kişinin iş, hizmetler, barınma ya da toplumsal etkinlikler gibi toplumun ekonomik, sosyal ve kültürel yaşamının tamamından ya da bir kısmından dışarıda kalması.
Yerel halkın ve grupların ihtiyaçların belirlenmesine, hizmetlerin planlanmasına ve kendilerini etkileyen kararların alınmasına katılması.
Bir kuruma ya da topluluğa ücret almadan zaman ayırarak yardım eden kişi; fiil olarak bunu yapmayı teklif etmek.
Bakım verme, yas ya da bağımlılık gibi ortak bir deneyimi paylaşan ve duygularını, bilgilerini ve pratik önerilerini paylaşmak için düzenli olarak bir araya gelen kişilerden oluşan grup.
Kişilerin, grupların ya da kurumların kendi başlarına daha etkili hareket edebilmeleri için becerilerinin, bilgilerinin, kaynaklarının ve örgütlenmelerinin güçlendirilmesi.
Etik ve Gizlilik
Müracaatçılarla ilgili bilgileri gizli tutma ve yalnızca onların onayıyla ya da açık bir mesleki veya yasal gereklilik olduğunda paylaşma yükümlülüğü.
Kişinin; amacı, riskleri, seçenekleri ve hayır deme hakkını anlayarak neyi kabul ettiğini bilerek verdiği izin.
Bakımınız altındaki kişileri güvende tutacak ve onlara önlenebilir bir zarar vermeyecek şekilde davranma konusundaki yasal ve etik sorumluluk.
Çalışan ile müracaatçı arasındaki ilişkinin mesleki kalmasını sağlayan sınırlar; örneğin hediye, kişisel iletişim, sosyal medya ve kişisel bilgi paylaşımı konusundaki sınırlar.
Bir mesleğin üyelerinin nasıl davranması ve karar vermesi gerektiğine yol gösteren yazılı değerler ve ilkeler bütünü.
Herkesin haklara, kaynaklara ve fırsatlara adil biçimde erişebilmesi ve toplumdaki adaletsiz yapıların değiştirilmesi gerektiği düşüncesi.
Başkaları katılmasa bile kişinin kendi hayatıyla ilgili seçimlerini ve kararlarını kendisinin verme hakkı.
Bir çalışanın kişisel çıkarlarının ya da ilişkilerinin mesleki yargısını etkileyebileceği veya etkiliyormuş gibi görünebileceği durum.
Bilgiyi yalnızca işini yapmak için ona ihtiyacı olan kişilerle ve ancak ihtiyaç duydukları kadarıyla paylaşma kuralı.
Kayıt ve Vaka Notları
Bir vakadaki görüşmelerin, konuşmaların, gözlemlerin ve yapılan işlemlerin çalışan tarafından iş sürerken tutulan yazılı kayıtları.
Birlikte çalışılan kişilere ve yapılan işlemlere ilişkin doğru kayıtların oluşturulması, düzenlenmesi, saklanması ve güncellenmesi.
Bir kişinin ya da ailenin hayatındaki ve vakadaki önemli olayların tarih sırasına göre listesi; zaman içindeki örüntüleri görmek için kullanılır.
Kişisel bilgilerin nasıl toplanacağını, saklanacağını, kullanılacağını, paylaşılacağını ve silineceğini düzenleyen yasalar ve uygulamalar.
Bir kişinin korunması ve doğru yardımı alabilmesi için o kişiyle ilgili gerekli bilgilerin meslek elemanları ya da kurumlar arasında aktarılması.
Kişisel duygulara, görüşlere ya da varsayımlara değil, olgulara ve gözlemlere dayanan.
Bir kişi ya da aile hakkında tutulan; sevkleri, değerlendirmeleri, planları, vaka notlarını, yazışmaları ve raporları içeren kaydın tamamı.
Hizmetler ve Kurumlar Arası Çalışma
Bir kişinin ya da kaygının, durumu değerlendirmesi veya yardım sağlaması için başka bir hizmete ya da meslek elemanına resmi olarak iletilmesi.
Sosyal hizmetler, okullar, sağlık kurumları, polis ve yardım kuruluşları gibi farklı kurumların aynı vaka ya da sorun üzerinde birlikte çalışması.
Bir vakada yer alan meslek elemanlarının ve genellikle ailenin bilgi paylaştığı, riski değerlendirdiği ve bir plan üzerinde uzlaştığı resmi toplantı.
Birine yardımcı olabilecek başka bir hizmet hakkında bilgi vererek o hizmetle kendisinin iletişime geçmesini sağlamak.
Bir kişinin ya da ailenin desteğini eşgüdümleyen ve onlar için ilk başvuru noktası olan asıl meslek elemanı.
Yasa tarafından zorunlu kılınan, kurulan ya da düzenlenen; örneğin bir kamu kurumunun yasal olarak sunmak zorunda olduğu hizmet.
Non-governmental organisation (hükümet dışı kuruluş) ifadesinin kısaltması; sosyal, insani ya da çevresel konularda çalışan, devletten bağımsız ve ticari amaç gütmeyen kuruluş.
Mini test: bu terimleri biliyor musun?
Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.
Sosyal Hizmet İngilizcesi nasıl öğrenilir?
- Her terimi birlikte kullanıldığı fiillerle öğrenin: make a referral, carry out an assessment, raise a concern, close a case, agree a plan. Notlarınızın ve raporlarınızın profesyonel görünmesini sağlayan bu kalıplardır.
- Her hafta uygulama rehberleri, kimliği gizlenmiş vaka örnekleri, araştırma özetleri ve STK faaliyet raporları gibi alanınızdan gerçek metinler okuyun; 'engaged well with services' ya da 'no concerns were noted' gibi kalıpları not edin.
- İngiliz ve Amerikan kullanımı arasındaki farkları listeleyin: carer ve caregiver, benefits ve welfare, contact ve visitation, looked-after child ve child in foster care gibi. Çalıştığınız kurumun ya da okulunuzun hangisini kullandığını kontrol edin.
- Olguları mesleki görüşten ayıran kısa İngilizce vaka notları yazarak pratik yapın; 'a person experiencing homelessness' gibi saygılı ve kişiyi öne alan bir dil kullanın.
- Sesli pratik yapın: Bir vaka konferansında ya da süpervizyondaymış gibi bir vakayı durumu, riskleri, güçlü yönleri ve önerinizi içerecek şekilde üç dakikada sunun.
Sıkça sorulan sorular
Sosyal hizmet İngilizcesi kelimelerini nasıl etkili biçimde öğrenebilirim?
Alfabetik sırayla değil konu konu çalışın ve her terimi tekrar kullanabileceğiniz bir kalıp içinde öğrenin; örneğin 'make a referral to' ya da 'at risk of homelessness'. Uygulama rehberleri, makale özetleri ve yayımlanmış vaka çalışmaları gibi alanınızdan gerçek metinleri düzenli okuyun; her hafta kendi vaka notlarınızdan birini İngilizce yeniden yazmayı deneyin. Kısa ama düzenli çalışma, sınav ya da mülakattan önceki uzun oturumlardan daha etkilidir.
'Sosyal hizmet uzmanı' İngilizcede nasıl söylenir?
Kısaca social worker. 'Social service expert' kelimesi kelimesine bir çeviridir ve anadili İngilizce olanlar bu ifadeyi kullanmaz. Pek çok ülkede social worker korunan bir unvandır: İngiltere'de Social Work England'e kayıtlı olmak gerekir, ABD'de ise sosyal hizmet uzmanları her eyalette ayrı lisans alır; örneğin LCSW (Licensed Clinical Social Worker). Alanın adı social work, ilgili kamu birimlerinin adı ise çoğu zaman social services'tir.
Client mı, service user mı, yoksa patient mı demeliyim?
Ülkeye ve çalışılan ortama bağlıdır. Client ABD'de ve uluslararası STK'larda, service user ya da 'people who use services' İngiltere'deki sosyal bakım hizmetlerinde yaygındır; patient ise hastanelerde ve sağlık kurumlarında kullanılır. Pek çok hizmet artık 'people with lived experience' ifadesini de kullanır. Kurumunuzun dilini izleyin; emin olmadığınızda kişinin adını kullanın. Türk sosyal hizmet literatüründeki geleneksel karşılık 'müracaatçı'dır.
Safeguarding ile child protection arasındaki fark nedir?
Safeguarding daha geniş bir kavramdır: Güvenli personel alımından erken desteğe kadar, çocukları ve risk altındaki yetişkinleri zarardan korumak ve iyilik hallerini desteklemek için yapılan her şeyi kapsar. Child protection ise bunun bir parçasıdır: Bir çocuk ciddi zarar gördüğünde ya da görme olasılığı olduğunda işletilen özel prosedürlerdir. Safeguarding daha çok İngiliz İngilizcesine özgüdür; Amerikan metinlerinde genellikle child welfare ve child protective services ifadeleri geçer.
İngilizce vaka notlarında nasıl bir dil kullanmalıyım?
Açık, olgulara dayanan ve saygılı bir dil. Tarihi, kimlerin bulunduğunu, neyin görüldüğünü ve söylendiğini kaydedin; kişinin kendi sözlerini tırnak içinde aktarın ve mesleki görüşünüzü açıkça değerlendirme olarak belirtin. Jargondan, açıklamasız 'inappropriate' gibi belirsiz kelimelerden ve 'difficult family' gibi etiketlerden kaçının. Notları, kişinin bir gün okuyacağını düşünerek yazın; çünkü pek çok ülkede kişilerin kendi kayıtlarını isteme hakkı vardır.
İlgili alanlar
Seviyene uygun okumayla pekiştir
Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar:
