Psikoloji İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları
İngilizce; psikoloji dergilerinin, tanı el kitaplarının ve uluslararası kongrelerin çoğunun ortak dilidir, yurt dışındaki pek çok eğitim programında ve klinikte de günlük çalışma dili İngilizcedir. Bu sözlük, araştırma deseni ve istatistikten değerlendirme, terapi ve sosyal psikolojiye kadar psikologların ve psikoloji öğrencilerinin gerçekten ihtiyaç duyduğu kelimeleri Türkçe karşılıkları ve laboratuvardan, amfiden ve terapi odasından alınmış gerçekçi örneklerle bir araya getirir. Ayrıca experiment ile experience, session ile séance ya da istatistikteki significant gibi Türkçe konuşanları yanıltan noktalara da dikkat çeker.
- 100 terim
- 10 konu
- 57 temel terim
- 201 örnek cümle
Biliş ve Algı
Bilgiyi edinmek ve kullanmak için başvurduğumuz düşünme, hatırlama, dikkat etme, dili anlama ve problem çözme gibi zihinsel süreçlerin tümü.
Beynin duyulardan gelen bilgiyi düzenleyip yorumlaması; nesneleri, sesleri, yüzleri ve hareketi bu sayede tanırız.
Bilgileri ve yaşantıları alma, saklama ve daha sonra geri çağırma yeteneği; hatırlanan tek bir şey, yani bir anı için de kullanılır.
Zihinsel kaynakları belli bir bilgiye yöneltip geri kalanını görmezden gelebilme yeteneği; örneğin kalabalık bir odada tek bir konuşmayı takip edebilmek.
Bilgiyi kullandığımız sırada birkaç saniyeliğine tutan ve üzerinde işlem yapan sınırlı kapasiteli sistem; örneğin bir telefon numarasını tuşlarken aklımızda tutmak gibi.
İnsanların mantıktan ya da kanıtlardan öngörülebilir biçimlerde sapmasına yol açan sistematik düşünme veya yargı hatası; doğrulama yanlılığı (confirmation bias) bunun bir örneğidir.
Geçmiş deneyimlerden oluşan ve bir konuya ilişkin bilgiyi düzenleyerek yeni bilginin nasıl fark edildiğini, yorumlandığını ve hatırlandığını yönlendiren zihinsel çerçeve.
Az çabayla hızlı yargı ve karar vermeyi sağlayan ancak sistematik hatalara da yol açabilen zihinsel kestirme ya da pratik kural.
Planlama, dürtüleri ketleme, görevler arasında geçiş yapma ve çalışma belleğini güncelleme gibi; davranışı hedeflere yönelik olarak denetlememizi ve düzenlememizi sağlayan üst düzey zihinsel beceriler.
Duygu ve Motivasyon
Korku, sevinç, öfke ya da üzüntü gibi; öznel bir his, bedensel değişiklikler ve belli bir şekilde davranma eğilimi içeren kısa süreli tepki.
Davranışı başlatan, bir hedefe yönelten ve sürdüren ihtiyaçlar, istekler, ödüller ve kişisel değerler gibi etkenlerin bütünü.
Kişinin kaynaklarını aştığı düşünülen talep ya da tehditlere zihnin ve bedenin verdiği tepki; bedensel uyarılma, gerginlik ve endişe içerir.
Zor bir durum, duygu ya da sorunla, örneğin sorunu çözerek veya duygularını yöneterek, işlevselliğini koruyacak biçimde mücadele etmek.
Tek bir duyguya göre daha uzun süren, daha az yoğun olan ve belirli bir nedene daha az bağlı olan genel duygusal durum; örneğin günlerce keyifsiz ya da sinirli hissetmek gibi.
Kişilerin hangi duyguları ne zaman yaşadıklarını ve bu duyguları ne kadar yoğun deneyimleyip ifade ettiklerini etkilemek için başvurduğu süreçler.
Bir şeyi dışsal bir ödül için ya da cezadan kaçınmak için değil, kendi başına ilginç, keyifli ya da anlamlı olduğu için yapma isteği.
Zorluklar, travma ya da ciddi stres karşısında iyi uyum sağlama ve toparlanabilme yeteneği; kişisel güçlü yanlardan ve başkalarının desteğinden beslenir.
Öğrenme ve Davranış
Bir insanın ya da hayvanın gözlemlenebilen her türlü eylemi, tepkisi ve alışkanlığı; psikolojide çoğunlukla çevreye verilen tepkiler üzerinden incelenir.
Doğal olarak bir tepkiye yol açan bir uyaranla defalarca eşleştirilen nötr bir uyaranın, zamanla tek başına da benzer bir tepki doğurmasına dayanan öğrenme türü.
Öğrenme kuramında bir davranışın yeniden ortaya çıkma olasılığını artıran her türlü sonuç; hoş bir şey eklenerek ya da hoş olmayan bir şey ortadan kaldırılarak gerçekleşir.
Davranışın sonuçlarına bağlı olarak değiştiği öğrenme türü: Pekiştirmeyle sonuçlanan davranışlar sıklaşır, cezayla sonuçlanan davranışlar seyrekleşir.
Algılanabilen ve bir tepkiye yol açabilen, çevrede ya da beden içinde ortaya çıkan her şey; örneğin bir ses, görüntü, koku ya da dokunuş.
Başkalarını ve davranışlarının sonuçlarını izleyerek, doğrudan ödül ya da alıştırma olmadan bir davranışı öğrenmek ve sonra o davranışı taklit etmek ya da ondan kaçınmak.
Gelişim Psikolojisi
Çocuk ile ona bakım veren kişi arasındaki derin duygusal bağ ve bu bağdan gelişip yetişkinliğe kadar sürebilen ilişki kurma örüntüsü.
Çocukluk ile yetişkinlik arasındaki, kabaca buluğun başlangıcından on dokuz yaş civarına ya da yirmili yaşların başına kadar süren ve büyük bedensel, bilişsel ve sosyal değişimlerin yaşandığı gelişim dönemi.
Gülümseme, oturma, yürüme ya da ilk kelimeleri söyleme gibi, çoğu çocuğun belirli bir yaş aralığında kazandığı ve gelişimi izlemek için kullanılan beceri.
İnsan özelliklerinin ve davranışlarının ne ölçüde genler ve biyoloji (kalıtım), ne ölçüde yaşantı ve çevre (yetiştirme) tarafından biçimlendirildiğine ilişkin uzun soluklu tartışma.
Bebeğin, nesnelerin ve insanların artık görülemediğinde, duyulamadığında ya da dokunulamadığında da var olmaya devam ettiğini kavraması.
Başkalarının da kendine ait, bizimkilerden farklı olabilecek düşünceleri, inançları, istekleri ve niyetleri olduğunu anlama ve bu bilgiyi onların ne yapacağını öngörmek için kullanma yeteneği.
Çocuğun dünyaya tepki verme biçimindeki doğuştan gelen, biyolojik temelli üslup; etkinlik düzeyi, duygudurum ve uyum kolaylığı gibi boyutları kapsar ve ileriki kişiliğin temelini oluşturur.
Kişilik
Bir kişiyi diğerlerinden ayıran ve farklı durumlarda ve zaman içinde görece tutarlı kalan düşünme, hissetme ve davranma örüntüsü.
Dışadönük, kaygılı ya da düzenli olmak gibi; pek çok durumda belli bir biçimde düşünme, hissetme ya da davranma yönündeki görece kalıcı eğilim.
Kişinin kendi değerine ilişkin genel yargısı; kendini ne ölçüde değerli bulduğu, kabul ettiği ve saydığı.
Kişiliği beş geniş özellikle tanımlayan ve yaygın olarak kullanılan model: deneyime açıklık, sorumluluk, dışadönüklük, uyumluluk ve nevrotiklik.
Bir kişinin ne kadar girişken, konuşkan, enerjik ve sosyal olduğunu, ne ölçüde uyarım ve başkalarının yakınlığını aradığını anlatan kişilik özelliği.
Psikodinamik kuramda kişiyi kaygıdan ya da acı veren duygulardan koruyan bilinçdışı zihinsel strateji; inkar, yansıtma ya da bastırma gibi.
Psikodinamik kuramda farkında olmadığımız ama yine de duygularımızı ve davranışlarımızı etkileyen düşünce, anı ve arzuları barındıran zihin bölümü.
Araştırma Yöntemleri ve İstatistik
Değişkenler arasındaki ilişkiye dair, genellikle bir kurama ya da önceki bulgulara dayanan ve bir çalışmanın sınamak üzere tasarlandığı açık ve sınanabilir öngörü.
Bir araştırmaya görevleri yerine getirerek, anket doldurarak ya da görüşmeye katılarak dahil olan kişi.
Araştırmacının bir etkeni bilinçli olarak değiştirip başka bir değişken üzerindeki etkisini ölçtüğü ve diğer koşulları olabildiğince sabit tuttuğu çalışma.
Bir araştırmada fiilen incelenen ve sonuçların ideal olarak genellenebilmesi için daha büyük bir evrenden seçilen kişi grubu.
Araştırmacının, başka bir değişkende değişikliğe yol açıp açmadığını görmek için bilinçli olarak değiştirdiği ya da karşılaştırdığı etken.
Araştırmacının, bağımsız değişkendeki değişikliklerden etkilenip etkilenmediğini görmek için ölçtüğü sonuç değişkeni.
İki değişkenin birlikte değişmesi; aynı yönde (pozitif) ya da ters yönde (negatif) olabilir ve hangisinin diğerine yol açtığını göstermez.
Bir ölçümün tutarlılığı; güvenilir bir test tekrarlandığında, farklı puanlayıcılar tarafından puanlandığında ya da maddeleri arasında benzer sonuçlar verir.
Bir testin ölçtüğünü iddia ettiği şeyi gerçekten ölçme derecesi ya da bir çalışmanın sonuçlarının, çalışmanın tasarımıyla ne ölçüde haklı çıkarılabildiği.
Kişinin, riskler, yararlar ve istediği zaman çekilme hakkı dahil olmak üzere neyle karşılaşacağı açıkça anlatıldıktan sonra bir araştırmaya ya da tedaviye gönüllü olarak katılmayı kabul etmesi.
Bir çalışmada sınanan tedaviyi ya da müdahaleyi almayan ve sonuçları bu müdahaleyi alan grubun sonuçlarıyla karşılaştırılan grup.
Katılımcıların bir çalışmanın gruplarına şansa bağlı olarak yerleştirilmesi; böylece herkesin her gruba girme olasılığı eşit olur ve gruplar başlangıçta birbirine benzer.
Gerçekte hiçbir etki olmasaydı bir sonucun ortaya çıkma olasılığının düşük olacağını gösteren işaret; genellikle p değerinin .05 gibi önceden belirlenmiş bir düzeyin altında kalıp kalmadığına bakılarak karar verilir.
Hem varsayılan nedenle hem de sonuçla ilişkili olan ve görünen etkiyi, incelenen değişkenin yerine açıklayabilecek ek değişken.
Özgün bulguların yeniden ortaya çıkıp çıkmadığını görmek için bir çalışmayı genellikle yeni katılımcılarla tekrarlamak; yeniden elde edilebilen bir bulgu için de 'the finding replicated' denir.
Bir farkın ya da ilişkinin ne kadar büyük olduğunu örneklem büyüklüğünden bağımsız olarak gösteren sayı; Cohen'in d'si ya da korelasyon katsayısı gibi.
Aynı kişileri uzun bir süre boyunca izleyen ve nasıl değiştiklerini, ileriki sonuçları neyin yordadığını görmek için onları tekrar tekrar ölçen çalışma.
Değerlendirme ve Tanı
Kişinin yaşadığı güçlükleri hangi ruhsal ya da bedensel durumun açıkladığını belirleme süreci veya bu süreç sonunda konan rahatsızlığın adı.
Bir kişinin güçlüklerini anlamak ve yardım planlamak amacıyla görüşme, gözlem ve testler aracılığıyla bilgi toplama süreci.
Kişinin yaşadığı ve dile getirdiği; düşünce, duygu, davranış ya da bedende ortaya çıkan ve bir sağlık sorununa işaret edebilen değişiklik.
Amerikan Psikiyatri Birliği'nin ruhsal bozuklukları ve tanı ölçütlerini sınıflandırdığı Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı'nın beşinci baskısı.
Aynı kişide aynı anda iki ya da daha fazla bozukluğun bulunması; örneğin depresyonla birlikte bir kaygı bozukluğunun görülmesi.
Bir sorunu olabilecek ve daha kapsamlı bir değerlendirmeye ihtiyaç duyan kişileri belirlemek için bir grubu, genellikle kısa bir ölçek ya da görüşmeyle kontrol etmek.
Danışanın sorunlarının nasıl geliştiğine ve neyin bunları sürdürdüğüne dair, değerlendirmeden yola çıkılarak danışanla birlikte oluşturulan ve terapiyi planlamak için kullanılan çalışma açıklaması.
Bir kişinin kendisine ya da başkalarına zarar verme veya zarar görme olasılığının ve bu riski artıran ya da azaltan etkenlerin yapılandırılmış biçimde değerlendirilmesi.
Zeka, kişilik ve belirtiler gibi psikolojik niteliklerin ölçülmesiyle ve bu ölçümlerin ne kadar iyi olduğunu sınamak için kullanılan yöntemlerle ilgili.
Terapi ve Psikolojik Danışmanlık
Psikolojik sorunların, eğitimli bir uzmanla kurulan yapılandırılmış ve gizliliğe dayalı bir ilişki içinde, ilaç yerine ağırlıklı olarak konuşma yoluyla tedavi edilmesi.
Psikoterapi, psikolojik danışmanlık ya da başka bir profesyonel hizmet alan kişi; terapide çoğu zaman patient (hasta) yerine kullanılır.
Kişinin sorunlarını sürdüren işlevsiz düşünce ve davranışları fark edip değiştirmesine yardımcı olan, yapılandırılmış ve süresi sınırlı bir psikoterapi yaklaşımı.
Terapist ile danışan arasındaki, çoğunlukla 50 dakika kadar süren tek bir görüşme ya da bir araştırmadaki tek bir test oturumu.
Kişilerin sorunlarını, duygularını ve seçeneklerini keşfetmesine yardım eden profesyonel konuşma desteği; çoğu zaman güncel yaşam güçlüklerine odaklanır ve genellikle uzun süreli psikoterapiden kısadır.
Ruh sağlığı sorunlarını psikolojik yöntemlerle değerlendirme ve tedavi etme konusunda lisansüstü eğitim almış, genellikle sağlık kurumlarında ya da özel muayenehanede çalışan psikolog.
Danışanın ya da araştırma katılımcısının paylaştıklarını gizli tutma yönündeki mesleki yükümlülük; ciddi zarar riski gibi açıkça tanımlanmış durumlar bunun istisnasıdır.
Bir kişiyi değerlendirme, tedavi ya da destek için başka bir uzmana veya kuruma, genellikle nedenini açıklayan bir yazıyla göndermek.
Terapist ile danışan arasındaki iş birliğine dayalı bağ; güveni, terapinin hedefleri üzerinde uzlaşmayı ve bu hedeflere ulaşmak için yapılacak işler konusunda anlaşmayı kapsar.
Psikanalizden gelişmiş; bilinçdışı duyguların, erken dönem ilişkilerin ve tekrarlayan örüntülerin kişinin bugünkü güçlüklerini nasıl biçimlendirdiğini inceleyen konuşma terapisi.
Düşünce, duygu ve bedensel duyumlar gibi o anki deneyime bilinçli olarak, açıklıkla ve yargılamadan dikkat vermek.
Kişinin korktuğu durum, nesne, anı ya da duyumlarla aşamalı ve güvenli biçimde yüzleştiği, böylece korkunun azaldığı ve kaçınmanın sona erdiği davranışçı tedavi.
Danışanlara ve ailelerine bir ruh sağlığı sorununun nedenleri, seyri ve tedavisi hakkında anlaşılır bilgi vererek durumu daha iyi anlamalarını ve yönetmelerini sağlama.
Ruh Sağlığı ve Ruhsal Bozukluklar
Kişinin düşünme, hissetme, stresle başa çıkma ve başkalarıyla ilişki kurma biçimini etkileyen duygusal, psikolojik ve sosyal iyilik hali.
Kişide sıkıntıya ya da günlük işlevsellikte sorunlara yol açan, düşünce, duygu veya davranışta klinik açıdan önemli bozulma örüntüsü; DSM-5 ve ICD-11 gibi sistemlerde tanımlanır.
Süreğen çökkün duygudurum ya da ilgi ve zevk kaybıyla belirgin, çoğu zaman uyku, iştah, enerji ve dikkat değişikliklerinin eşlik ettiği ruh sağlığı sorunu.
Olabilecek bir şeye dair endişe, gerginlik ya da korku hissi; çoğu zaman çarpıntı gibi bedensel belirtiler eşlik eder. Yoğun ve uzun süreli olduğunda bir bozukluğun parçası olabilir.
Şiddet, ciddi bir kaza ya da afet gibi derinden sarsıcı bir yaşantı veya böyle bir olayın yol açabileceği kalıcı ruhsal hasar.
Travma sonrası stres bozukluğunun kısaltması; travmatik bir olayın ardından gelişebilen, istemsiz anılar, kaçınma, duygu ve düşüncelerde olumsuz değişiklikler ve sürekli tetikte olma haliyle belirgin bir durum.
Obsesif kompulsif bozukluğun kısaltması; istenmeyen ve tekrarlayan düşünceler (obsesyonlar) ile sıkıntıyı azaltmak için yapılan yineleyici davranışlar ya da zihinsel ritüellerle (kompulsiyonlar) belirgin bir durum.
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun kısaltması; günlük yaşamı etkileyen süreğen dikkatsizlik, aşırı hareketlilik ve dürtüsellikle belirgin nörogelişimsel bir durum.
Kişinin çok yüksek enerji ve duygudurumla geçen mani ya da hipomani dönemleri yaşadığı ve bu dönemlerin genellikle depresyon dönemleriyle dönüşümlü olarak görüldüğü duygudurum bozukluğu.
Varsanılar ve sanrılar gibi psikotik belirtilerin yanı sıra dağınık düşünce ile azalmış motivasyon ya da duygusal ifadenin görüldüğü ciddi bir ruhsal bozukluk.
Dakikalar içinde doruğa ulaşan ani ve yoğun korku dalgası; çarpıntı, nefes darlığı ve baş dönmesi gibi bedensel belirtilerle ölme ya da kontrolü kaybetme korkusu eşlik eder.
Örümcek, yükseklik ya da uçak yolculuğu gibi belirli bir nesneye ya da duruma yönelik aşırı, kalıcı ve orantısız korku; kişiyi kaçınmaya yöneltir.
Sosyal iletişim ve etkileşimde kalıcı farklılıklar ile sınırlı ya da tekrarlayıcı davranışlar, ilgi alanları veya duyusal tepkilerle belirgin nörogelişimsel bir durum.
Kişinin gerçeklikle bağının kısmen koptuğu, genellikle varsanılar, sanrılar ya da belirgin biçimde dağınık düşünce yaşadığı durum.
Kişinin kendini kasıtlı olarak incitmesi ya da yaralaması, örneğin kesme ya da yakma yoluyla; çoğu zaman dayanılmaz gelen duygusal acıyla başa çıkma yolu olarak ortaya çıkar.
Mini test: bu terimleri biliyor musun?
Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.
Psikoloji İngilizcesi nasıl öğrenilir?
- Her teknik terimi gündelik karşılığıyla birlikte öğrenin: cognition ve thinking, anxiety ve worry, reinforcement ve reward gibi. Teknik anlamın gündelik anlamdan nerede daha dar olduğuna dikkat edin.
- Her hafta makale özetleri, yöntem bölümleri, yayımlanmış vaka çalışmaları ve klinik kılavuzlar gibi alanınızdan gerçek metinler okuyun; 'participants were randomly assigned' ya da 'presented with low mood' gibi kalıpları not edin.
- Yunanca ve Latince yapı taşlarını öğrenin (psych-, cogn-, neuro-, -phobia, -osis): Bunlar onlarca terimin kapısını açar ve psych- ile başlayan kelimelerde p'nin okunmadığını da hatırlatır.
- Sesli pratik yapın: Bir çalışmanın desenini ve sonuçlarını iki dakikada özetleyin ya da süpervizyon toplantısındaymış gibi kısa bir vaka formülasyonunu İngilizce sunun.
- Session, experiment, sample, significant ve client gibi tanıdık görünen ama farklı anlama gelen kelimelerin bir listesini tutun ve rapor yazmadan önce bu listeye göz atın.
Sıkça sorulan sorular
Psikoloji İngilizcesi kelimelerini nasıl etkili biçimde öğrenebilirim?
Alfabetik sırayla değil konu konu çalışın ve her terimi birlikte kullanıldığı kelimelerle öğrenin ('test a hypothesis', 'meet the criteria for', 'carry out an assessment'). Her gün makale özetleri, İngilizce ders kitabı bölümleri ve yayımlanmış vaka çalışmaları gibi gerçek metinler okuyun; yeni kelimeleri laboratuvar raporu yazarken ya da vaka sunarken kullanın. Kısa ama düzenli çalışma, sınavdan önceki uzun oturumlardan daha etkilidir.
Psikolog, psikiyatrist ve psikolojik danışman arasındaki fark nedir?
Psikiyatrist, ruh sağlığı alanında uzmanlaşmış ve ilaç yazabilen bir hekimdir. Psikolog psikoloji eğitimi almış kişidir; klinik psikolog ise değerlendirme ve psikoterapi konusunda ek eğitim almıştır ve çoğu ülkede ilaç yazmaz. Counsellor, konuşmaya dayalı destek vermek üzere eğitilmiş kişiler için kullanılan daha geniş bir unvandır; eğitim koşulları ve yasal durumu ülkeden ülkeye değişir. Türkiye'de psikolojik danışman unvanı genellikle Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik (PDR) mezunlarını ifade eder.
Patient mı demeliyim, client mı?
İkisi de doğrudur, ancak farklı ortamları çağrıştırır. Psikiyatristler ve hastane ekipleri genellikle patient der; psikologlar, psikolojik danışmanlar ve psikoterapistler, özellikle ayakta tedavi hizmetlerinde ve özel muayenehanelerde, çoğu zaman client kelimesini tercih eder; bazı kurumlar ise service user der. Çalıştığınız kurumun ya da yazdığınız derginin kullanımına uyun.
Psikolojide İngiliz yazımını mı, Amerikan yazımını mı kullanmalıyım?
Psikoloji dergilerinin çoğunun ve pek çok üniversitenin izlediği APA stili Amerikan yazımını kullanır: behavior, counseling, defense. İngiliz ve pek çok Avrupa yayını ise behaviour, counselling, defence yazar. Bu sözlük İngiliz yazımını verir ve Amerikan biçimini not olarak belirtir; bir metnin tamamında tek bir stil seçin ve tutarlı olun.
İlk önce hangi psikoloji terimlerini öğrenmeliyim?
Her derste ve her klinik görüşmede karşılaşacağınız kelimelerle başlayın: cognition, behaviour, emotion, memory, personality, diagnosis, assessment ve psychotherapy; bunlara ek olarak hypothesis, participant, sample, variable, reliability ve validity gibi temel araştırma terimleri. Bu listenin ilk seviyesi tam olarak bunları kapsar.
İlgili alanlar
Seviyene uygun okumayla pekiştir
Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar:
Bu sayfa İngilizce öğrenenler için kelime açıklaması içerir; tıbbi tavsiye değildir.
