Psikologlar ve psikoloji öğrencileri için İngilizce

Psikoloji İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları

İngilizce; psikoloji dergilerinin, tanı el kitaplarının ve uluslararası kongrelerin çoğunun ortak dilidir, yurt dışındaki pek çok eğitim programında ve klinikte de günlük çalışma dili İngilizcedir. Bu sözlük, araştırma deseni ve istatistikten değerlendirme, terapi ve sosyal psikolojiye kadar psikologların ve psikoloji öğrencilerinin gerçekten ihtiyaç duyduğu kelimeleri Türkçe karşılıkları ve laboratuvardan, amfiden ve terapi odasından alınmış gerçekçi örneklerle bir araya getirir. Ayrıca experiment ile experience, session ile séance ya da istatistikteki significant gibi Türkçe konuşanları yanıltan noktalara da dikkat çeker.

  • 100 terim
  • 10 konu
  • 57 temel terim
  • 201 örnek cümle

Biliş ve Algı

  • cognitionisimbiliş, bilişsel süreçler

    Bilgiyi edinmek ve kullanmak için başvurduğumuz düşünme, hatırlama, dikkat etme, dili anlama ve problem çözme gibi zihinsel süreçlerin tümü.

  • perceptionisimalgı, algılama

    Beynin duyulardan gelen bilgiyi düzenleyip yorumlaması; nesneleri, sesleri, yüzleri ve hareketi bu sayede tanırız.

  • memoryisimbellek, hafıza

    Bilgileri ve yaşantıları alma, saklama ve daha sonra geri çağırma yeteneği; hatırlanan tek bir şey, yani bir anı için de kullanılır.

  • attentionisimdikkat

    Zihinsel kaynakları belli bir bilgiye yöneltip geri kalanını görmezden gelebilme yeteneği; örneğin kalabalık bir odada tek bir konuşmayı takip edebilmek.

  • working memoryisimçalışma belleği, işler bellek

    Bilgiyi kullandığımız sırada birkaç saniyeliğine tutan ve üzerinde işlem yapan sınırlı kapasiteli sistem; örneğin bir telefon numarasını tuşlarken aklımızda tutmak gibi.

  • cognitive biasisimbilişsel yanlılık, bilişsel önyargı

    İnsanların mantıktan ya da kanıtlardan öngörülebilir biçimlerde sapmasına yol açan sistematik düşünme veya yargı hatası; doğrulama yanlılığı (confirmation bias) bunun bir örneğidir.

  • schemaisimşema

    Geçmiş deneyimlerden oluşan ve bir konuya ilişkin bilgiyi düzenleyerek yeni bilginin nasıl fark edildiğini, yorumlandığını ve hatırlandığını yönlendiren zihinsel çerçeve.

  • heuristicisimbuluşsal yöntem, zihinsel kestirme

    Az çabayla hızlı yargı ve karar vermeyi sağlayan ancak sistematik hatalara da yol açabilen zihinsel kestirme ya da pratik kural.

  • executive functionisimyürütücü işlev, yürütücü işlevler

    Planlama, dürtüleri ketleme, görevler arasında geçiş yapma ve çalışma belleğini güncelleme gibi; davranışı hedeflere yönelik olarak denetlememizi ve düzenlememizi sağlayan üst düzey zihinsel beceriler.

Duygu ve Motivasyon

  • emotionisimduygu

    Korku, sevinç, öfke ya da üzüntü gibi; öznel bir his, bedensel değişiklikler ve belli bir şekilde davranma eğilimi içeren kısa süreli tepki.

  • motivationisimmotivasyon, güdülenme

    Davranışı başlatan, bir hedefe yönelten ve sürdüren ihtiyaçlar, istekler, ödüller ve kişisel değerler gibi etkenlerin bütünü.

  • stressisimstres, gerginlik

    Kişinin kaynaklarını aştığı düşünülen talep ya da tehditlere zihnin ve bedenin verdiği tepki; bedensel uyarılma, gerginlik ve endişe içerir.

  • cope withphrasal verb (öbek fiil)başa çıkmak, baş etmek

    Zor bir durum, duygu ya da sorunla, örneğin sorunu çözerek veya duygularını yöneterek, işlevselliğini koruyacak biçimde mücadele etmek.

  • moodisimduygudurum, ruh hali

    Tek bir duyguya göre daha uzun süren, daha az yoğun olan ve belirli bir nedene daha az bağlı olan genel duygusal durum; örneğin günlerce keyifsiz ya da sinirli hissetmek gibi.

  • emotion regulationisimduygu düzenleme

    Kişilerin hangi duyguları ne zaman yaşadıklarını ve bu duyguları ne kadar yoğun deneyimleyip ifade ettiklerini etkilemek için başvurduğu süreçler.

  • intrinsic motivationisimiçsel motivasyon, içsel güdülenme

    Bir şeyi dışsal bir ödül için ya da cezadan kaçınmak için değil, kendi başına ilginç, keyifli ya da anlamlı olduğu için yapma isteği.

  • resilienceisimpsikolojik sağlamlık, yılmazlık

    Zorluklar, travma ya da ciddi stres karşısında iyi uyum sağlama ve toparlanabilme yeteneği; kişisel güçlü yanlardan ve başkalarının desteğinden beslenir.

Öğrenme ve Davranış

  • behaviourisimdavranış

    Bir insanın ya da hayvanın gözlemlenebilen her türlü eylemi, tepkisi ve alışkanlığı; psikolojide çoğunlukla çevreye verilen tepkiler üzerinden incelenir.

  • classical conditioningisimklasik koşullanma, Pavlovcu koşullanma

    Doğal olarak bir tepkiye yol açan bir uyaranla defalarca eşleştirilen nötr bir uyaranın, zamanla tek başına da benzer bir tepki doğurmasına dayanan öğrenme türü.

  • reinforcementisimpekiştirme

    Öğrenme kuramında bir davranışın yeniden ortaya çıkma olasılığını artıran her türlü sonuç; hoş bir şey eklenerek ya da hoş olmayan bir şey ortadan kaldırılarak gerçekleşir.

  • operant conditioningisimedimsel koşullanma, operant koşullanma

    Davranışın sonuçlarına bağlı olarak değiştiği öğrenme türü: Pekiştirmeyle sonuçlanan davranışlar sıklaşır, cezayla sonuçlanan davranışlar seyrekleşir.

  • stimulusisimuyaran

    Algılanabilen ve bir tepkiye yol açabilen, çevrede ya da beden içinde ortaya çıkan her şey; örneğin bir ses, görüntü, koku ya da dokunuş.

  • observational learningisimgözlem yoluyla öğrenme, model alarak öğrenme

    Başkalarını ve davranışlarının sonuçlarını izleyerek, doğrudan ödül ya da alıştırma olmadan bir davranışı öğrenmek ve sonra o davranışı taklit etmek ya da ondan kaçınmak.

Gelişim Psikolojisi

  • attachmentisimbağlanma

    Çocuk ile ona bakım veren kişi arasındaki derin duygusal bağ ve bu bağdan gelişip yetişkinliğe kadar sürebilen ilişki kurma örüntüsü.

  • adolescenceisimergenlik, ergenlik dönemi

    Çocukluk ile yetişkinlik arasındaki, kabaca buluğun başlangıcından on dokuz yaş civarına ya da yirmili yaşların başına kadar süren ve büyük bedensel, bilişsel ve sosyal değişimlerin yaşandığı gelişim dönemi.

  • developmental milestoneisimgelişim basamağı, gelişimsel kilometre taşı

    Gülümseme, oturma, yürüme ya da ilk kelimeleri söyleme gibi, çoğu çocuğun belirli bir yaş aralığında kazandığı ve gelişimi izlemek için kullanılan beceri.

  • nature versus nurtureifadekalıtım-çevre tartışması, doğa mı yetiştirme mi

    İnsan özelliklerinin ve davranışlarının ne ölçüde genler ve biyoloji (kalıtım), ne ölçüde yaşantı ve çevre (yetiştirme) tarafından biçimlendirildiğine ilişkin uzun soluklu tartışma.

  • object permanenceisimnesne sürekliliği, nesne kalıcılığı

    Bebeğin, nesnelerin ve insanların artık görülemediğinde, duyulamadığında ya da dokunulamadığında da var olmaya devam ettiğini kavraması.

  • theory of mindisimzihin kuramı

    Başkalarının da kendine ait, bizimkilerden farklı olabilecek düşünceleri, inançları, istekleri ve niyetleri olduğunu anlama ve bu bilgiyi onların ne yapacağını öngörmek için kullanma yeteneği.

  • temperamentisimmizaç

    Çocuğun dünyaya tepki verme biçimindeki doğuştan gelen, biyolojik temelli üslup; etkinlik düzeyi, duygudurum ve uyum kolaylığı gibi boyutları kapsar ve ileriki kişiliğin temelini oluşturur.

Kişilik

  • personalityisimkişilik

    Bir kişiyi diğerlerinden ayıran ve farklı durumlarda ve zaman içinde görece tutarlı kalan düşünme, hissetme ve davranma örüntüsü.

  • traitisimkişilik özelliği, özellik

    Dışadönük, kaygılı ya da düzenli olmak gibi; pek çok durumda belli bir biçimde düşünme, hissetme ya da davranma yönündeki görece kalıcı eğilim.

  • self-esteemisimbenlik saygısı, öz saygı

    Kişinin kendi değerine ilişkin genel yargısı; kendini ne ölçüde değerli bulduğu, kabul ettiği ve saydığı.

  • Big FiveisimBeş Faktör Kişilik Modeli, Büyük Beşli

    Kişiliği beş geniş özellikle tanımlayan ve yaygın olarak kullanılan model: deneyime açıklık, sorumluluk, dışadönüklük, uyumluluk ve nevrotiklik.

  • extraversionisimdışadönüklük, dışa dönüklük

    Bir kişinin ne kadar girişken, konuşkan, enerjik ve sosyal olduğunu, ne ölçüde uyarım ve başkalarının yakınlığını aradığını anlatan kişilik özelliği.

  • defence mechanismisimsavunma mekanizması

    Psikodinamik kuramda kişiyi kaygıdan ya da acı veren duygulardan koruyan bilinçdışı zihinsel strateji; inkar, yansıtma ya da bastırma gibi.

  • unconsciousisimbilinçdışı

    Psikodinamik kuramda farkında olmadığımız ama yine de duygularımızı ve davranışlarımızı etkileyen düşünce, anı ve arzuları barındıran zihin bölümü.

Araştırma Yöntemleri ve İstatistik

  • hypothesisisimhipotez, denence

    Değişkenler arasındaki ilişkiye dair, genellikle bir kurama ya da önceki bulgulara dayanan ve bir çalışmanın sınamak üzere tasarlandığı açık ve sınanabilir öngörü.

  • participantisimkatılımcı

    Bir araştırmaya görevleri yerine getirerek, anket doldurarak ya da görüşmeye katılarak dahil olan kişi.

  • experimentisimdeney

    Araştırmacının bir etkeni bilinçli olarak değiştirip başka bir değişken üzerindeki etkisini ölçtüğü ve diğer koşulları olabildiğince sabit tuttuğu çalışma.

  • sampleisimörneklem

    Bir araştırmada fiilen incelenen ve sonuçların ideal olarak genellenebilmesi için daha büyük bir evrenden seçilen kişi grubu.

  • independent variableisimbağımsız değişken

    Araştırmacının, başka bir değişkende değişikliğe yol açıp açmadığını görmek için bilinçli olarak değiştirdiği ya da karşılaştırdığı etken.

  • dependent variableisimbağımlı değişken

    Araştırmacının, bağımsız değişkendeki değişikliklerden etkilenip etkilenmediğini görmek için ölçtüğü sonuç değişkeni.

  • correlationisimkorelasyon, ilişki

    İki değişkenin birlikte değişmesi; aynı yönde (pozitif) ya da ters yönde (negatif) olabilir ve hangisinin diğerine yol açtığını göstermez.

  • reliabilityisimgüvenirlik, güvenilirlik

    Bir ölçümün tutarlılığı; güvenilir bir test tekrarlandığında, farklı puanlayıcılar tarafından puanlandığında ya da maddeleri arasında benzer sonuçlar verir.

  • validityisimgeçerlik, geçerlilik

    Bir testin ölçtüğünü iddia ettiği şeyi gerçekten ölçme derecesi ya da bir çalışmanın sonuçlarının, çalışmanın tasarımıyla ne ölçüde haklı çıkarılabildiği.

  • informed consentisimbilgilendirilmiş onam, aydınlatılmış onam

    Kişinin, riskler, yararlar ve istediği zaman çekilme hakkı dahil olmak üzere neyle karşılaşacağı açıkça anlatıldıktan sonra bir araştırmaya ya da tedaviye gönüllü olarak katılmayı kabul etmesi.

  • control groupisimkontrol grubu

    Bir çalışmada sınanan tedaviyi ya da müdahaleyi almayan ve sonuçları bu müdahaleyi alan grubun sonuçlarıyla karşılaştırılan grup.

  • random assignmentisimseçkisiz atama, rastgele atama

    Katılımcıların bir çalışmanın gruplarına şansa bağlı olarak yerleştirilmesi; böylece herkesin her gruba girme olasılığı eşit olur ve gruplar başlangıçta birbirine benzer.

  • statistical significanceisimistatistiksel anlamlılık

    Gerçekte hiçbir etki olmasaydı bir sonucun ortaya çıkma olasılığının düşük olacağını gösteren işaret; genellikle p değerinin .05 gibi önceden belirlenmiş bir düzeyin altında kalıp kalmadığına bakılarak karar verilir.

  • confounding variableisimkarıştırıcı değişken, karışık değişken

    Hem varsayılan nedenle hem de sonuçla ilişkili olan ve görünen etkiyi, incelenen değişkenin yerine açıklayabilecek ek değişken.

  • replicatefiilyinelemek, tekrarlamak

    Özgün bulguların yeniden ortaya çıkıp çıkmadığını görmek için bir çalışmayı genellikle yeni katılımcılarla tekrarlamak; yeniden elde edilebilen bir bulgu için de 'the finding replicated' denir.

  • effect sizeisimetki büyüklüğü

    Bir farkın ya da ilişkinin ne kadar büyük olduğunu örneklem büyüklüğünden bağımsız olarak gösteren sayı; Cohen'in d'si ya da korelasyon katsayısı gibi.

  • longitudinal studyisimboylamsal çalışma, boylamsal araştırma

    Aynı kişileri uzun bir süre boyunca izleyen ve nasıl değiştiklerini, ileriki sonuçları neyin yordadığını görmek için onları tekrar tekrar ölçen çalışma.

Değerlendirme ve Tanı

  • diagnosisisimtanı, teşhis

    Kişinin yaşadığı güçlükleri hangi ruhsal ya da bedensel durumun açıkladığını belirleme süreci veya bu süreç sonunda konan rahatsızlığın adı.

  • assessmentisimdeğerlendirme, psikolojik değerlendirme

    Bir kişinin güçlüklerini anlamak ve yardım planlamak amacıyla görüşme, gözlem ve testler aracılığıyla bilgi toplama süreci.

  • symptomisimbelirti, semptom

    Kişinin yaşadığı ve dile getirdiği; düşünce, duygu, davranış ya da bedende ortaya çıkan ve bir sağlık sorununa işaret edebilen değişiklik.

  • DSM-5kısaltmaDSM-5, Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı

    Amerikan Psikiyatri Birliği'nin ruhsal bozuklukları ve tanı ölçütlerini sınıflandırdığı Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı'nın beşinci baskısı.

  • comorbidityisimeş tanı, komorbidite

    Aynı kişide aynı anda iki ya da daha fazla bozukluğun bulunması; örneğin depresyonla birlikte bir kaygı bozukluğunun görülmesi.

  • screenfiiltaramak, tarama yapmak

    Bir sorunu olabilecek ve daha kapsamlı bir değerlendirmeye ihtiyaç duyan kişileri belirlemek için bir grubu, genellikle kısa bir ölçek ya da görüşmeyle kontrol etmek.

  • case formulationisimvaka formülasyonu, olgu formülasyonu

    Danışanın sorunlarının nasıl geliştiğine ve neyin bunları sürdürdüğüne dair, değerlendirmeden yola çıkılarak danışanla birlikte oluşturulan ve terapiyi planlamak için kullanılan çalışma açıklaması.

  • risk assessmentisimrisk değerlendirmesi

    Bir kişinin kendisine ya da başkalarına zarar verme veya zarar görme olasılığının ve bu riski artıran ya da azaltan etkenlerin yapılandırılmış biçimde değerlendirilmesi.

  • psychometricsıfatpsikometrik

    Zeka, kişilik ve belirtiler gibi psikolojik niteliklerin ölçülmesiyle ve bu ölçümlerin ne kadar iyi olduğunu sınamak için kullanılan yöntemlerle ilgili.

Terapi ve Psikolojik Danışmanlık

  • psychotherapyisimpsikoterapi, terapi

    Psikolojik sorunların, eğitimli bir uzmanla kurulan yapılandırılmış ve gizliliğe dayalı bir ilişki içinde, ilaç yerine ağırlıklı olarak konuşma yoluyla tedavi edilmesi.

  • clientisimdanışan

    Psikoterapi, psikolojik danışmanlık ya da başka bir profesyonel hizmet alan kişi; terapide çoğu zaman patient (hasta) yerine kullanılır.

  • cognitive behavioural therapyisimbilişsel davranışçı terapi, BDT

    Kişinin sorunlarını sürdüren işlevsiz düşünce ve davranışları fark edip değiştirmesine yardımcı olan, yapılandırılmış ve süresi sınırlı bir psikoterapi yaklaşımı.

  • sessionisimseans, oturum

    Terapist ile danışan arasındaki, çoğunlukla 50 dakika kadar süren tek bir görüşme ya da bir araştırmadaki tek bir test oturumu.

  • counsellingisimpsikolojik danışmanlık, danışmanlık

    Kişilerin sorunlarını, duygularını ve seçeneklerini keşfetmesine yardım eden profesyonel konuşma desteği; çoğu zaman güncel yaşam güçlüklerine odaklanır ve genellikle uzun süreli psikoterapiden kısadır.

  • clinical psychologistisimklinik psikolog, uzman klinik psikolog

    Ruh sağlığı sorunlarını psikolojik yöntemlerle değerlendirme ve tedavi etme konusunda lisansüstü eğitim almış, genellikle sağlık kurumlarında ya da özel muayenehanede çalışan psikolog.

  • confidentialityisimgizlilik, mahremiyet

    Danışanın ya da araştırma katılımcısının paylaştıklarını gizli tutma yönündeki mesleki yükümlülük; ciddi zarar riski gibi açıkça tanımlanmış durumlar bunun istisnasıdır.

  • referfiilyönlendirmek, sevk etmek

    Bir kişiyi değerlendirme, tedavi ya da destek için başka bir uzmana veya kuruma, genellikle nedenini açıklayan bir yazıyla göndermek.

  • therapeutic allianceisimterapötik ittifak, terapötik ilişki

    Terapist ile danışan arasındaki iş birliğine dayalı bağ; güveni, terapinin hedefleri üzerinde uzlaşmayı ve bu hedeflere ulaşmak için yapılacak işler konusunda anlaşmayı kapsar.

  • psychodynamic therapyisimpsikodinamik terapi, psikodinamik psikoterapi

    Psikanalizden gelişmiş; bilinçdışı duyguların, erken dönem ilişkilerin ve tekrarlayan örüntülerin kişinin bugünkü güçlüklerini nasıl biçimlendirdiğini inceleyen konuşma terapisi.

  • mindfulnessisimbilinçli farkındalık, farkındalık

    Düşünce, duygu ve bedensel duyumlar gibi o anki deneyime bilinçli olarak, açıklıkla ve yargılamadan dikkat vermek.

  • exposure therapyisimmaruz bırakma terapisi, maruz bırakma tedavisi

    Kişinin korktuğu durum, nesne, anı ya da duyumlarla aşamalı ve güvenli biçimde yüzleştiği, böylece korkunun azaldığı ve kaçınmanın sona erdiği davranışçı tedavi.

  • psychoeducationisimpsikoeğitim

    Danışanlara ve ailelerine bir ruh sağlığı sorununun nedenleri, seyri ve tedavisi hakkında anlaşılır bilgi vererek durumu daha iyi anlamalarını ve yönetmelerini sağlama.

Ruh Sağlığı ve Ruhsal Bozukluklar

  • mental healthisimruh sağlığı, zihinsel sağlık

    Kişinin düşünme, hissetme, stresle başa çıkma ve başkalarıyla ilişki kurma biçimini etkileyen duygusal, psikolojik ve sosyal iyilik hali.

  • mental disorderisimruhsal bozukluk, psikolojik bozukluk

    Kişide sıkıntıya ya da günlük işlevsellikte sorunlara yol açan, düşünce, duygu veya davranışta klinik açıdan önemli bozulma örüntüsü; DSM-5 ve ICD-11 gibi sistemlerde tanımlanır.

  • depressionisimdepresyon, çökkünlük

    Süreğen çökkün duygudurum ya da ilgi ve zevk kaybıyla belirgin, çoğu zaman uyku, iştah, enerji ve dikkat değişikliklerinin eşlik ettiği ruh sağlığı sorunu.

  • anxietyisimkaygı, anksiyete

    Olabilecek bir şeye dair endişe, gerginlik ya da korku hissi; çoğu zaman çarpıntı gibi bedensel belirtiler eşlik eder. Yoğun ve uzun süreli olduğunda bir bozukluğun parçası olabilir.

  • traumaisimtravma, ruhsal travma

    Şiddet, ciddi bir kaza ya da afet gibi derinden sarsıcı bir yaşantı veya böyle bir olayın yol açabileceği kalıcı ruhsal hasar.

  • PTSDkısaltmatravma sonrası stres bozukluğu, TSSB

    Travma sonrası stres bozukluğunun kısaltması; travmatik bir olayın ardından gelişebilen, istemsiz anılar, kaçınma, duygu ve düşüncelerde olumsuz değişiklikler ve sürekli tetikte olma haliyle belirgin bir durum.

  • OCDkısaltmaobsesif kompulsif bozukluk, OKB

    Obsesif kompulsif bozukluğun kısaltması; istenmeyen ve tekrarlayan düşünceler (obsesyonlar) ile sıkıntıyı azaltmak için yapılan yineleyici davranışlar ya da zihinsel ritüellerle (kompulsiyonlar) belirgin bir durum.

  • ADHDkısaltmadikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, DEHB

    Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun kısaltması; günlük yaşamı etkileyen süreğen dikkatsizlik, aşırı hareketlilik ve dürtüsellikle belirgin nörogelişimsel bir durum.

  • bipolar disorderisimbipolar bozukluk, iki uçlu bozukluk

    Kişinin çok yüksek enerji ve duygudurumla geçen mani ya da hipomani dönemleri yaşadığı ve bu dönemlerin genellikle depresyon dönemleriyle dönüşümlü olarak görüldüğü duygudurum bozukluğu.

  • schizophreniaisimşizofreni

    Varsanılar ve sanrılar gibi psikotik belirtilerin yanı sıra dağınık düşünce ile azalmış motivasyon ya da duygusal ifadenin görüldüğü ciddi bir ruhsal bozukluk.

  • panic attackisimpanik atak

    Dakikalar içinde doruğa ulaşan ani ve yoğun korku dalgası; çarpıntı, nefes darlığı ve baş dönmesi gibi bedensel belirtilerle ölme ya da kontrolü kaybetme korkusu eşlik eder.

  • phobiaisimfobi

    Örümcek, yükseklik ya da uçak yolculuğu gibi belirli bir nesneye ya da duruma yönelik aşırı, kalıcı ve orantısız korku; kişiyi kaçınmaya yöneltir.

  • autism spectrum disorderisimotizm spektrum bozukluğu, OSB

    Sosyal iletişim ve etkileşimde kalıcı farklılıklar ile sınırlı ya da tekrarlayıcı davranışlar, ilgi alanları veya duyusal tepkilerle belirgin nörogelişimsel bir durum.

  • psychosisisimpsikoz

    Kişinin gerçeklikle bağının kısmen koptuğu, genellikle varsanılar, sanrılar ya da belirgin biçimde dağınık düşünce yaşadığı durum.

  • self-harmisimkendine zarar verme, kendini yaralama

    Kişinin kendini kasıtlı olarak incitmesi ya da yaralaması, örneğin kesme ya da yakma yoluyla; çoğu zaman dayanılmaz gelen duygusal acıyla başa çıkma yolu olarak ortaya çıkar.

Sosyal Psikoloji

  • attitudeisimtutum

    Bir kişiye, gruba, nesneye ya da düşünceye yönelik; inançları, duyguları ve olumlu ya da olumsuz davranma eğilimini birleştiren görece kalıcı değerlendirme.

  • stereotypeisimkalıp yargı, stereotip

    Belli bir gruptaki insanların özelliklerine dair basitleştirilmiş ve yaygın olarak paylaşılan, bireylere gerçekte kim oldukları dikkate alınmadan uygulanan inanç.

  • prejudiceisimönyargı

    İnsanlara belli bir gruba ait oldukları için yöneltilen, onları birey olarak yeterince tanımadan oluşan olumsuz tutum ya da duygu.

  • conformityisimuyma, uyma davranışı

    Başkalarından gelen gerçek ya da hayali baskı nedeniyle kişinin davranışını veya inançlarını bir grubunkilerle uyumlu hale getirmesi.

  • cognitive dissonanceisimbilişsel çelişki, bilişsel uyumsuzluk

    Kişinin birbiriyle çelişen iki inanca sahip olduğunda ya da davranışları inançlarıyla çeliştiğinde hissettiği rahatsız edici gerilim; çoğu zaman bunlardan birini değiştirmeye yol açar.

  • obedienceisimitaat

    Otorite olarak görülen birinden gelen doğrudan bir emri, kişinin kendi yargısı ya da değerleriyle çelişse bile yerine getirmek.

  • fundamental attribution errorisimtemel yükleme hatası, temel atıf hatası

    Başkalarının davranışını kişilikleri ya da karakterleriyle açıklama, içinde bulundukları durumun etkisini ise olduğundan az görme eğilimi.

  • bystander effectisimseyirci etkisi, seyirci kayıtsızlığı

    Bir acil durumda başka insanlar da oradayken kişilerin yardım etme olasılığının azalması; bunun bir nedeni sorumluluğun paylaşılmış gibi hissedilmesidir.

  • social identityisimsosyal kimlik

    Kişinin benlik algısının; ulus, meslek, takım ya da din gibi sosyal gruplara üyeliğinden ve bu üyeliğe yüklediği değerden kaynaklanan bölümü.

Mini test: bu terimleri biliyor musun?

Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.

Psikoloji İngilizcesi nasıl öğrenilir?

  • Her teknik terimi gündelik karşılığıyla birlikte öğrenin: cognition ve thinking, anxiety ve worry, reinforcement ve reward gibi. Teknik anlamın gündelik anlamdan nerede daha dar olduğuna dikkat edin.
  • Her hafta makale özetleri, yöntem bölümleri, yayımlanmış vaka çalışmaları ve klinik kılavuzlar gibi alanınızdan gerçek metinler okuyun; 'participants were randomly assigned' ya da 'presented with low mood' gibi kalıpları not edin.
  • Yunanca ve Latince yapı taşlarını öğrenin (psych-, cogn-, neuro-, -phobia, -osis): Bunlar onlarca terimin kapısını açar ve psych- ile başlayan kelimelerde p'nin okunmadığını da hatırlatır.
  • Sesli pratik yapın: Bir çalışmanın desenini ve sonuçlarını iki dakikada özetleyin ya da süpervizyon toplantısındaymış gibi kısa bir vaka formülasyonunu İngilizce sunun.
  • Session, experiment, sample, significant ve client gibi tanıdık görünen ama farklı anlama gelen kelimelerin bir listesini tutun ve rapor yazmadan önce bu listeye göz atın.

Sıkça sorulan sorular

Psikoloji İngilizcesi kelimelerini nasıl etkili biçimde öğrenebilirim?

Alfabetik sırayla değil konu konu çalışın ve her terimi birlikte kullanıldığı kelimelerle öğrenin ('test a hypothesis', 'meet the criteria for', 'carry out an assessment'). Her gün makale özetleri, İngilizce ders kitabı bölümleri ve yayımlanmış vaka çalışmaları gibi gerçek metinler okuyun; yeni kelimeleri laboratuvar raporu yazarken ya da vaka sunarken kullanın. Kısa ama düzenli çalışma, sınavdan önceki uzun oturumlardan daha etkilidir.

Psikolog, psikiyatrist ve psikolojik danışman arasındaki fark nedir?

Psikiyatrist, ruh sağlığı alanında uzmanlaşmış ve ilaç yazabilen bir hekimdir. Psikolog psikoloji eğitimi almış kişidir; klinik psikolog ise değerlendirme ve psikoterapi konusunda ek eğitim almıştır ve çoğu ülkede ilaç yazmaz. Counsellor, konuşmaya dayalı destek vermek üzere eğitilmiş kişiler için kullanılan daha geniş bir unvandır; eğitim koşulları ve yasal durumu ülkeden ülkeye değişir. Türkiye'de psikolojik danışman unvanı genellikle Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik (PDR) mezunlarını ifade eder.

Patient mı demeliyim, client mı?

İkisi de doğrudur, ancak farklı ortamları çağrıştırır. Psikiyatristler ve hastane ekipleri genellikle patient der; psikologlar, psikolojik danışmanlar ve psikoterapistler, özellikle ayakta tedavi hizmetlerinde ve özel muayenehanelerde, çoğu zaman client kelimesini tercih eder; bazı kurumlar ise service user der. Çalıştığınız kurumun ya da yazdığınız derginin kullanımına uyun.

Psikolojide İngiliz yazımını mı, Amerikan yazımını mı kullanmalıyım?

Psikoloji dergilerinin çoğunun ve pek çok üniversitenin izlediği APA stili Amerikan yazımını kullanır: behavior, counseling, defense. İngiliz ve pek çok Avrupa yayını ise behaviour, counselling, defence yazar. Bu sözlük İngiliz yazımını verir ve Amerikan biçimini not olarak belirtir; bir metnin tamamında tek bir stil seçin ve tutarlı olun.

İlk önce hangi psikoloji terimlerini öğrenmeliyim?

Her derste ve her klinik görüşmede karşılaşacağınız kelimelerle başlayın: cognition, behaviour, emotion, memory, personality, diagnosis, assessment ve psychotherapy; bunlara ek olarak hypothesis, participant, sample, variable, reliability ve validity gibi temel araştırma terimleri. Bu listenin ilk seviyesi tam olarak bunları kapsar.

Seviyene uygun okumayla pekiştir

Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar:

Bu sayfa İngilizce öğrenenler için kelime açıklaması içerir; tıbbi tavsiye değildir.