Kamu çalışanları ve kamu yönetimi öğrencileri için İngilizce

Kamu Yönetimi İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları

Kamu yönetiminin kendine özgü bir çalışma dili vardır: bakanlıklar ve kurumlar, bütçeler ve ödenekler, ihaleler, mevzuat, izinler, denetim ve hesap verebilirlik. Bu sözlük devlet teşkilatı, yerel yönetimler, kamu personeli, kamu maliyesi, kamu hizmetleri, düzenleme, bürokratik işlemler ve denetim alanlarındaki temel İngilizce terimleri doğal Türkçe karşılıkları ve gerçekçi örneklerle açıklar. Uluslararası kurumlarla çalışan kamu görevlileri ve İngilizce kaynak okuyan kamu yönetimi öğrencileri için hazırlandı.

  • 100 terim
  • 10 konu
  • 53 temel terim
  • 200 örnek cümle

Devlet Teşkilatı

  • public administrationisimkamu yönetimi, devlet yönetimi

    Hükümet politikalarının uygulamaya konması ve kamu kurumlarının yürütülmesi işi; aynı zamanda devletin nasıl örgütlendiğini ve yönetildiğini inceleyen akademik disiplin.

  • public sectorisimkamu sektörü, kamu kesimi

    Devletin sahibi olduğu, finanse ettiği ya da yönettiği ekonomik alan; bakanlıklar, kamu kurumları, yerel yönetimler, devlet okulları ve hastaneleri ile kamu şirketleri bu alana girer.

  • central governmentisimmerkezi yönetim, merkezi hükümet

    Bölgesel ve yerel yönetimlerin karşıtı olarak, başkentteki bakanlıklar ve kurumlar dahil devletin ulusal düzeydeki yönetimi.

  • decentralizationisimyerinden yönetim, ademi merkeziyet

    Yetki, sorumluluk ve kaynakların merkezi yönetimden bölgesel ya da yerel birimlere aktarılması; böylece kararların etkilenen insanlara daha yakın bir düzeyde alınması.

  • public interestisimkamu yararı, kamu menfaati

    Bireylerin ya da grupların özel çıkarlarının karşıtı olarak toplumun bütününün genel iyiliği; kamu kurumlarından kamu yararına hareket etmeleri beklenir.

  • governanceisimyönetişim, yönetim

    Kararların alındığı ve yetkinin kullanıldığı kurallar, kurumlar ve ilişkiler sisteminin bütünü; devletin vatandaşlar, iş dünyası ve sivil toplumla nasıl birlikte çalıştığı da buna dahildir.

  • executive branchisimyürütme organı, yürütme

    Kanunları uygulayan ve devleti günlük olarak yöneten devlet organı; başında cumhurbaşkanı ya da başbakan bulunur, bakanlar ve onlara bağlı idare de bu organın parçasıdır.

  • separation of powersisimkuvvetler ayrılığı, erkler ayrılığı

    Devlet gücünün yasama, yürütme ve yargı olarak ayrı organlara bölünmesi ve böylece hiçbir organın tüm yetkiyi tek başına elinde tutmaması ilkesi.

  • administrative lawisimidare hukuku

    Kamu kurumlarının nasıl örgütlendiğini, nasıl karar aldığını ve vatandaşların bu kararlara yargı yoluyla nasıl itiraz edebileceğini düzenleyen hukuk dalı.

  • jurisdictionisimyetki alanı, yargı yetkisi

    Belirli bir alanda, konuda ya da bölgede karar verme veya kuralları uygulama yönündeki resmi yetki; aynı zamanda bu yetkinin geçerli olduğu alan.

  • New Public ManagementisimYeni Kamu İşletmeciliği, Yeni Kamu Yönetimi

    1980'lerden itibaren yaygınlaşan ve performans hedefleri, rekabet, hizmet alımı ve vatandaşı müşteri olarak görme gibi özel sektör fikirlerini kamu yönetimine taşıyan reform yaklaşımı.

Bakanlıklar ve Kamu Kurumları

  • ministryisimbakanlık

    Başında bir bakanın bulunduğu ve sağlık, eğitim, maliye ya da ulaştırma gibi belirli bir politika alanından sorumlu merkezi yönetim birimi.

  • ministerisimbakan

    Bir bakanlığın başında bulunan ve bakanlığın politikalarından ve kararlarından sorumlu olan hükümet üyesi; bakanlar genellikle kabinede yer alır.

  • government agencyisimkamu kurumu, devlet kurumu

    Vergi toplamak, lisans vermek ya da yolları yönetmek gibi belirli bir görevi yerine getirmek için kurulan ve çoğu zaman bağlı olduğu bakanlıktan bir ölçüde bağımsız çalışan kamu kuruluşu.

  • departmentisimdaire başkanlığı, birim

    Bir kurumun insan kaynakları ya da hukuk işleri gibi belirli bir iş alanından sorumlu birimi; İngiltere ve ABD'de ayrıca bir bakanlığın tamamı için kullanılan ad.

  • directorateisimmüdürlük, genel müdürlük

    Başında bir müdürün bulunduğu ve genellikle bir bakanlığa ya da kuruma bağlı olan idari birim; ulusal düzeyde genel müdürlük, il düzeyinde il müdürlüğü buna örnektir.

  • mandateisimgörev alanı, yetki

    Bir kuruma ya da kişiye genellikle kanunla verilen ve neleri yapabileceğini ve yapmak zorunda olduğunu belirleyen resmi yetki ve görevler bütünü.

  • state-owned enterpriseisimkamu iktisadi teşebbüsü (KİT), kamu şirketi

    Devletin sahibi olduğu ya da kontrol ettiği ve demiryolu, liman, maden ya da enerji şebekesi işletmek gibi ticari faaliyetler yürüten şirket.

Yerel Yönetimler

  • local governmentisimyerel yönetim, mahalli idare

    Bir şehir, kasaba ya da bölge için çöp toplama, yerel yollar ve parklar gibi hizmetleri yürüten seçilmiş meclisler ile bunlara bağlı idarelerin oluşturduğu sistem.

  • municipalityisimbelediye

    Kendi yerel yönetimi olan şehir ya da kasaba veya bu yerel yönetim kurumunun kendisi; su, atık, yerel yollar ve yapı ruhsatı gibi konulardan sorumludur.

  • mayorisimbelediye başkanı

    Bir şehrin ya da kasabanın yerel yönetiminin başındaki kişi; ülkeye göre doğrudan halk tarafından seçilebilir, meclis tarafından belirlenebilir ya da büyük ölçüde törensel bir rolü olabilir.

  • councilisimmeclis, belediye meclisi

    Bir bölge ya da kurum adına karar veren seçilmiş veya atanmış kişilerden oluşan kurul; özellikle bir şehri, kasabayı ya da ilçeyi yöneten seçilmiş meclis.

  • provinceisimil, vilayet

    Bazı ülkelerin bölündüğü ve her birinin kendi idari yapısı bulunan temel yönetim birimlerinden biri; örneğin Türkiye 81 ile ayrılmıştır.

  • governorisimvali, başkan

    Bir ilin, eyaletin ya da bölgenin başındaki yetkili; Türkiye gibi bazı ülkelerde merkezi yönetim tarafından atanır, ABD gibi ülkelerde ise seçimle göreve gelir.

  • districtisimilçe, bölge

    Bir ülkenin, bölgenin ya da şehrin kendi idaresi bulunan veya resmi amaçlarla belirlenmiş alanı; Türkiye'de ilin altındaki idari birim.

  • metropolitan municipalityisimbüyükşehir belediyesi

    Bütün bir kentsel alanı kapsayan ve sınırları içindeki ilçe belediyeleri arasında koordinasyonu sağlayan büyük şehir yönetimi; özellikle Türk yerel yönetim sisteminde kullanılan bir terimdir.

  • bylawisimbelediye yönetmeliği, yerel düzenleme

    Bir yerel yönetimin ya da başka bir kuruluşun kanunla verilen yetkiye dayanarak çıkardığı ve yalnızca kendi bölgesinde ya da üyeleri için geçerli olan kural.

  • zoningisimimar, imar planlaması

    Bir şehirdeki arazinin yalnızca konut, sanayi ya da yeşil alan gibi belirli kullanımlara izin verilen bölgelere ayrılması ve bina yüksekliği ile yoğunluğa ilişkin kurallar sistemi.

  • public participationisimhalkın katılımı, kamu katılımı

    Vatandaşların ve toplumsal grupların kamusal kararlara toplantılar, anketler, kamuya açık oturumlar ya da danışma organları gibi yollarla dahil olması.

Kamu Personeli ve Memurluk

  • civil servantisimdevlet memuru, memur

    Bir bakanlıkta ya da kamu kurumunda kadrolu olarak çalışan, resmi işleri yürüten ve seçimle ya da siyasi atamayla göreve gelmeyen kişi.

  • civil serviceisimdevlet memurluğu, kamu personel sistemi

    Bakanlıklarda ve kamu kurumlarında çalışan, siyasi olmayan kadrolu personelin bütünü; aynı zamanda bu personelin işe alınmasını ve yönetilmesini düzenleyen kurallar sistemi.

  • public officialisimkamu görevlisi, devlet görevlisi

    Bir kamu kurumunda görev yapan ve o kurumun yetkisini kullanan herkes; memurlar, atanmış kurum yöneticileri ve seçilmiş görevliler bu kapsama girer.

  • appointmentisimatama, görevlendirme

    Birinin bir göreve ya da kadroya resmi olarak getirilmesi, özellikle kamuda yapılan atama; aynı zamanda bu yolla elde edilen görev.

  • recruitmentisimişe alım, personel alımı

    Bir kadronun ilan edilmesinden iş teklifinin yapılmasına kadar yeni personeli bulma, seçme ve işe alma süreci.

  • promotionisimterfi, görevde yükselme

    Bir kurum içinde genellikle daha fazla sorumluluk ve daha yüksek maaş getiren daha üst bir göreve, dereceye ya da rütbeye geçiş.

  • performance appraisalisimperformans değerlendirmesi, başarı değerlendirmesi

    Bir yöneticinin, çalışanın işini önceden belirlenmiş hedeflere göre değerlendirdiği ve eğitim ihtiyaçları ile gelecek hedefleri konuştuğu düzenli ve resmi değerlendirme.

  • code of conductisimetik davranış ilkeleri, davranış kuralları

    Bir kurumda çalışanların örneğin hediye kabulü, tarafsızlık ve bilgi kullanımı gibi konularda nasıl davranmaları gerektiğini anlatan yazılı kurallar ve ilkeler bütünü.

  • merit systemisimliyakat sistemi, liyakat ilkesi

    Kamu personelinin siyasi bağlantılar ya da kişisel kayırma yerine yetenek, nitelik ve performansa göre, çoğu zaman sınavlarla ölçülerek işe alınıp terfi ettirildiği sistem.

Kamu Bütçesi ve Maliyesi

  • budgetisimbütçe

    Bir hükümetin ya da kamu kurumunun belirli bir dönemde, genellikle bir yılda, ne kadar gelir elde etmeyi beklediğini ve bu parayı nasıl harcayacağını gösteren plan.

  • taxpayerisimvergi mükellefi, vergi ödeyen

    Vergi ödeyen kişi ya da şirket; kamusal tartışmalarda ise vergileriyle kamu hizmetlerini finanse eden vatandaşlar.

  • public spendingisimkamu harcamaları, kamu harcaması

    Hükümetin ve diğer kamu kurumlarının hizmetlere, maaşlara, yatırımlara ve sosyal yardımlara yaptığı harcamalar; resmi metinlerde çoğu zaman public expenditure olarak geçer.

  • revenueisimgelir, kamu geliri

    Bir hükümetin ya da kamu kurumunun elde ettiği para; başta vergiler olmak üzere harçlar, ücretler, para cezaları ve varlık satışlarından oluşur.

  • fiscal yearisimmali yıl, bütçe yılı

    Bir hükümetin ya da kurumun bütçe ve hesapları için esas aldığı on iki aylık dönem; takvim yılıyla örtüşebilir de örtüşmeyebilir de.

  • allocatefiiltahsis etmek, ayırmak

    Belirli bir miktar paranın, personelin, zamanın ya da başka kaynakların belirli bir amaç için kullanılmasına veya belirli bir gruba verilmesine resmi olarak karar vermek.

  • appropriationisimödenek, tahsisat

    Meclisin resmi olarak belirli bir amaç için onayladığı ve bir kamu kurumuna bu parayı harcama yetkisi veren kamu kaynağı.

  • budget deficitisimbütçe açığı

    Bir hükümetin belirli bir yıldaki harcamalarının gelirlerini aştığı miktar; tersi bütçe fazlasıdır (budget surplus).

  • grantisimhibe, destek

    Bir hükümetin ya da kurumun bir proje, araştırma veya yerel hizmetler gibi belirli bir amaç için verdiği ve normalde geri ödenmesi gerekmeyen para.

  • subsidyisimsübvansiyon, devlet desteği

    Bir ürünün ya da hizmetin fiyatını düşük tutmak veya tarım, enerji ya da toplu taşıma gibi bir sektörü desteklemek için devletin sağladığı para ya da diğer destekler.

Kamu Alımları ve İhaleler

  • public procurementisimkamu alımları, kamu ihaleleri

    Hükümetlerin ve kamu kurumlarının mal, hizmet ve yapım işlerini özel şirketlerden, genellikle açık rekabet yoluyla satın alma süreci.

  • tenderisimihale, teklif

    Şirketleri belirli bir fiyat üzerinden mal, hizmet ya da yapım işi sunmaya davet eden resmi çağrı veya bir şirketin bu çağrıya yanıt olarak sunduğu yazılı teklif.

  • bidisimteklif, ihale teklifi

    Bir şirketin kamu ihalesine yanıt olarak belirli bir fiyat üzerinden mal, hizmet ya da yapım işi sağlamak için verdiği teklif; fiil olarak da kullanılır.

  • contractorisimyüklenici, müteahhit

    Özellikle bir kamu kurumuna mal, hizmet ya da yapım işi sağlamak için sözleşme imzalamış şirket ya da kişi.

  • public-private partnershipisimkamu-özel işbirliği (KÖİ), kamu-özel ortaklığı

    Özel bir şirketin yol, hastane ya da su arıtma tesisi gibi kamu altyapısını veya hizmetlerini finanse ettiği, inşa ettiği ya da işlettiği ve riskleri devletle paylaştığı uzun vadeli sözleşme modeli.

  • outsourcingisimhizmet alımı, dış kaynak kullanımı

    Bir kamu kurumunun daha önce kendisinin yaptığı temizlik, bilgi işlem desteği ya da yemek hizmeti gibi işleri ücret karşılığında özel bir şirkete veya başka bir kuruluşa yaptırması.

  • value for moneyifadeparanın karşılığı, maliyet etkinliği

    Yalnızca fiyatı değil kaliteyi, verimliliği ve harcamanın amacına ne kadar ulaştığını da dikkate alarak kamu parasından mümkün olan en iyi sonucu elde etmek.

Kamu Hizmetleri

  • public serviceisimkamu hizmeti, kamu görevi

    Devlet tarafından ya da devlet adına toplumun tamamına sunulan sağlık, eğitim, ulaşım ya da çöp toplama gibi hizmet; aynı zamanda devlet için çalışan kişilerin yaptığı iş.

  • e-governmentisime-devlet, elektronik devlet

    Kamu hizmetlerinin ve bilgilerin internet ve dijital teknolojiler aracılığıyla sunulması; böylece vatandaşların ve işletmelerin devletle ilgili işlerini çevrim içi yapabilmesi.

  • service deliveryisimhizmet sunumu, hizmet sunma

    Kamu hizmetlerinin onlardan yararlanan insanlara fiilen nasıl ulaştığı; erişim, hız, kalite ve hizmetin sunulduğu kanallar bu kavramın içindedir.

  • social servicesisimsosyal hizmetler, sosyal hizmet birimi

    Risk altındaki çocuklar, yaşlılar, engelliler ve düşük gelirli aileler gibi ihtiyaç sahibi kişileri destekleyen kamu hizmetleri ve bu hizmetleri sunan birim.

  • eligibilityisimuygunluk, hak sahipliği

    Bir yardımdan, hizmetten, hibeden ya da işten yararlanmak için gereken yaş, gelir, ikamet ya da nitelik gibi resmi koşulları karşılama durumu.

  • one-stop shopisimtek durak ofis, tek noktadan hizmet

    Vatandaşların birbiriyle bağlantılı birçok kamu hizmetini ya da başvurusunu farklı kurumlara gitmek zorunda kalmadan tamamlayabildiği tek ofis veya web sitesi.

  • public utilityisimaltyapı hizmeti, kamu hizmet kuruluşu

    Su, elektrik, doğalgaz ya da kanalizasyon gibi bir şebeke aracılığıyla sunulan temel hizmet veya bu hizmeti sağlayan kamu ya da özel kuruluş.

  • roll outphrasal verb (öbek fiil)hayata geçirmek, yaygınlaştırmak

    Yeni bir hizmeti, sistemi ya da politikayı çoğu zaman adım adım uygulamaya koyarak bütün bir kurumda, bölgede veya ülkede kullanılabilir hale getirmek.

Politika ve Düzenleme

  • public policyisimkamu politikası

    Bir hükümetin işsizlik, hava kirliliği ya da konut gibi kamusal bir sorunu çözmek için benimsediği karar, plan ve eylemlerin bütünü; aynı zamanda bunları inceleyen akademik alan.

  • regulationisimyönetmelik, düzenleme

    Bir kamu kurumunun genellikle bir kanuna dayanarak çıkardığı resmi kural; aynı zamanda bir sektörü ya da faaliyeti bu tür kurallarla düzenleme ve denetleme faaliyeti.

  • legislationisimmevzuat, yasal düzenleme

    Meclis ya da başka bir yasama organı tarafından çıkarılan kanunların bütünü veya belirli bir kanun ya da kanunlar dizisi.

  • implementfiiluygulamak, hayata geçirmek

    Bir kararı, planı, kanunu ya da politikayı fiilen hayata geçirmek ve uygulamaya koymak.

  • stakeholderisimpaydaş, ilgili taraf

    Bir politikadan, projeden ya da karardan etkilenen veya bunlarla ilgili çıkarı olan kişi, grup ya da kurum; vatandaşlar, işletmeler, sendikalar ya da diğer kurumlar bunlara örnektir.

  • complianceisimuyum, uygunluk

    Bir kurum ya da faaliyet için geçerli kurallara, kanunlara, standartlara veya koşullara uyma durumu ve bunlara uyulup uyulmadığını kontrol etme işi.

  • regulatorisimdüzenleyici kurum, düzenleyici ve denetleyici kurum

    Enerji, bankacılık ya da telekomünikasyon gibi belirli bir sektör için kurallar koyan ve şirketlerin bu kurallara uyup uymadığını denetleyen kamu kurumu.

  • public consultationisimkamuoyu istişaresi, kamuoyu görüşüne açma

    Bir kamu kurumunun kanun taslağı ya da plan gibi bir öneriyi yayımladığı ve nihai karar verilmeden önce vatandaşları, işletmeleri ve kuruluşları görüş bildirmeye davet ettiği resmi süreç.

  • impact assessmentisimetki analizi, düzenleyici etki analizi

    Önerilen bir kanunun, politikanın ya da projenin ekonomi, toplum veya çevre üzerindeki olası etkilerini karar verilmeden önce sistematik biçimde inceleyen çalışma.

  • strategic planisimstratejik plan

    Bir kurumun misyonunu, uzun vadeli amaçlarını, önceliklerini ve birkaç yıllık hedeflerini ortaya koyan ve ilerlemenin nasıl ölçüleceğini açıklayan resmi belge.

  • official gazetteisimResmi Gazete

    Yeni kanunların, yönetmeliklerin, kararnamelerin ve bazı resmi ilanlar ile atamaların resmen yayımlandığı ve çoğu zaman bu yayımla hukuken geçerlilik kazandığı devlet yayını.

  • enforcementisimuygulama, yaptırım uygulaması

    Teftiş, uyarı, para cezası, talimat ya da yasal işlem yoluyla kanunlara ve kurallara uyulmasını sağlama işi.

  • NGOkısaltmasivil toplum kuruluşu (STK), hükümet dışı kuruluş

    Non-governmental organization (hükümet dışı kuruluş): devletten bağımsız olarak sosyal, çevresel ya da insani konularda çalışan, hayır kurumu, vakıf veya dernek gibi kar amacı gütmeyen kuruluş.

Bürokrasi ve İdari İşlemler

  • bureaucracyisimbürokrasi

    Belirli kurallara, yazılı kayıtlara ve açık bir memurlar hiyerarşisine dayanan yönetim sistemi; gündelik dilde ise yavaş ve karmaşık resmi işlemler.

  • procedureisimusul, prosedür

    Bir izne başvurmak, bir şikayeti ele almak ya da bir ödemeyi onaylamak gibi işlerin nasıl yapılacağını belirleyen resmi ve sabit adımlar dizisi.

  • permitisimizin belgesi, ruhsat

    Normalde kısıtlı olan bir şeyi, örneğin ev inşa etmeyi, işyeri açmayı ya da bir ülkede çalışmayı mümkün kılan resmi belge.

  • red tapedeyimkırtasiyecilik, bürokratik engeller

    Özellikle kamu kurumlarıyla iş yaparken gereksiz görünen ve işleri yavaşlatan resmi kurallar, formlar ve işlemler.

  • fill inphrasal verb (öbek fiil)doldurmak, formu doldurmak

    Bir formu ya da belgeyi boş alanlara istenen bilgileri yazarak tamamlamak.

  • hierarchyisimhiyerarşi, kademeli yapı

    Kişilerin ya da birimlerin yetki düzeylerine göre sıralandığı ve her düzeyin bir üstüne bağlı olarak çalıştığı sistem.

  • delegation of authorityisimyetki devri, yetki devretme

    Belirli kararları alma yetkisinin üst düzey bir görevliden daha alt kademedeki bir görevliye ya da başka bir birime, genellikle yazılı olarak ve belirli sınırlar içinde resmen devredilmesi.

  • circularisimgenelge, tamim

    Bir bakanlığın ya da üst makamın ilgili tüm birimlere gönderdiği ve bir kuralın nasıl uygulanacağını açıklayan ya da talimat veren resmi yazı.

  • paperworkisimevrak işleri, kırtasiye işleri

    Resmi bir süreç için gereken belge ve formları hazırlama, doldurma ve dosyalama şeklindeki rutin iş ya da bu belgelerin kendisi.

  • sign offphrasal verb (öbek fiil)onaylamak, onay vermek

    Bir belgeye, plana, ödemeye ya da işe genellikle imza atarak nihai resmi onayı vermek.

  • appealisimitiraz, itiraz etmek

    Reddedilen bir izin, kesilen bir ceza ya da bir sınav sonucu gibi resmi bir kararın gözden geçirilip değiştirilmesi için üst makama veya mahkemeye yapılan resmi başvuru.

  • streamlinefiilsadeleştirmek, basitleştirmek

    Gereksiz adımları, formları ya da onay aşamalarını kaldırarak bir süreci veya kurumu daha basit ve verimli hale getirmek.

Şeffaflık, Denetim ve Etik

  • transparencyisimşeffaflık, saydamlık

    Kamu kurumlarının açık biçimde çalışması, böylece vatandaşların kararların nasıl alındığını, paranın nasıl harcandığını ve kimin sorumlu olduğunu görebilmesi ilkesi.

  • accountabilityisimhesap verebilirlik, hesap verme sorumluluğu

    Kamu kurumlarının ve görevlilerin kararlarını ve kaynak kullanımlarını açıklama ve gerekçelendirme, işler ters gittiğinde de yaptırımlar dahil sorumluluğu üstlenme yükümlülüğü.

  • auditisimdenetim, denetlemek

    Bir kurumun hesaplarının, sistemlerinin ya da performansının, paranın doğru kullanılıp kullanılmadığını ve kurallara uyulup uyulmadığını görmek için yapılan resmi ve bağımsız inceleme.

  • inspectionisimteftiş, denetim

    Bir yerin, kurumun, ürünün ya da faaliyetin gerekli kural ve standartları karşılayıp karşılamadığını görmek için yapılan resmi ziyaret ya da inceleme.

  • corruptionisimyolsuzluk, rüşvet

    Kamu yetkisinin ya da görevinin kişisel çıkar için dürüst olmayan şekilde kullanılması; rüşvet almak, yakınlarını kayırmak ya da kamu parasını zimmete geçirmek gibi.

  • conflict of interestisimçıkar çatışması, menfaat çatışması

    Bir görevlinin aile, iş ya da mali bağlantılar gibi kişisel çıkarlarının kamu görevini yerine getirme biçimini etkileyebileceği ya da etkiliyor gibi görünebileceği durum.

  • whistleblowerisimbilgi uçuran, ihbarcı

    Bir kurum içindeki dolandırıcılık, yolsuzluk ya da kamu için tehlike oluşturan durumlar gibi usulsüzlükleri yöneticilere, yetkili makamlara ya da medyaya bildiren çalışan veya kurum içinden kişi.

  • ombudsmanisimkamu denetçisi, ombudsman

    Vatandaşların kamu kurumlarından gördükleri haksız muamele ya da kötü hizmetle ilgili şikayetlerini inceleyen ve durumun düzeltilmesi için önerilerde bulunan bağımsız görevli.

  • freedom of informationisimbilgi edinme hakkı, bilgi edinme özgürlüğü

    Kamuoyunun kamu kurumlarının elinde bulunan bilgileri talep etme ve alma hakkı; ulusal güvenlik ya da kişisel veriler gibi sınırlı istisnalar dışında geçerlidir.

  • internal controlisimiç kontrol

    Bir kurumun kaynaklarını korumak, hata ve usulsüzlükleri önlemek, hedeflerine ulaşmak ve kurallara uymak için oluşturduğu politika, usul ve kontrollerin bütünü.

  • performance indicatorisimperformans göstergesi, başarı göstergesi

    Bir kurumun, programın ya da hizmetin hedeflerine ne ölçüde ulaştığını gösteren ölçülebilir değer; bekleme süreleri, dosya başına maliyet ya da memnuniyet oranları gibi.

  • supreme audit institutionisimyüksek denetim kurumu, Sayıştay

    Hükümetin kamu kaynaklarını nasıl harcadığını denetleyen ve bulgularını meclise raporlayan bağımsız ulusal kurum; sayıştay ya da ulusal denetim ofisi gibi.

Mini test: bu terimleri biliyor musun?

Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.

Kamu Yönetimi İngilizcesi nasıl öğrenilir?

  • Kamu kurumlarının İngilizce belgelerini okuyun: faaliyet raporları, denetim raporları, bütçe özetleri ve ihale ilanları. Pek çok uluslararası kuruluş ve ulusal kurum bu belgeleri ücretsiz yayımlar ve bu sözlükteki kelime dağarcığını birebir kullanır.
  • Her isimle birlikte kullanılan fiilleri öğrenin: bir bütçe drafted, approved ve executed olur (hazırlanır, onaylanır, uygulanır); bir ihale launched, won ve awarded olur (ilana çıkılır, kazanılır, sonuçlandırılıp verilir); bir düzenleme drafted, published ve enforced olur; bir denetim carried out edilir ve bulguları raporlanır.
  • Türk kurumlarını İngilizce adlarıyla dikkatle eşleştirin. Bakanlık ministry, genel müdürlük directorate-general, daire başkanlığı department, vali governor, belediye meclisi municipal council, Sayıştay ise Court of Accounts olarak geçer. Bir kurumun kendisi için kullandığı resmi İngilizce adı mutlaka kontrol edin.
  • İngiliz ve Amerikan İngilizcesi arasındaki farklara dikkat edin: local authority ve local government, tender ve bid, fill in ve fill out, minister ve secretary, department ve ministry. Uluslararası belgelerde her iki kullanım da karşınıza çıkar; ikisini de tanımayı öğrenin.
  • Resmi yazılarda ve raporlarda karşılaştığınız kalıpları iki sütunlu bir listede toplayın: in accordance with (… uyarınca), with reference to (… ilgi tutularak), for your information (bilgilerinize), pending approval (onay beklenmekte). Resmi İngilizce kalıp ağırlıklı ve tekrarlı olduğu için az sayıda ifade size çok iş görür.

Sıkça sorulan sorular

Civil servant, public servant ve public official arasındaki fark nedir?

Civil servant, bir bakanlıkta ya da kamu kurumunda kadrolu olarak çalışan ve siyasi olmayan görevlidir; Türkçedeki devlet memuruna yakındır. Public servant daha geniş ve biraz daha resmi bir ifadedir; kamuya hizmet eden herkesi, bazen öğretmenleri, polisleri ve devlet hastanelerindeki doktorları da kapsar. Public official en geniş terimdir: belediye başkanı gibi seçilmiş kişiler dahil kamusal bir görevi olan herkesi kapsar ve Türkçede kamu görevlisi denen kavramın karşılığı olarak hukuk ve etik metinlerinde sık geçer.

Genel müdürlük, daire başkanlığı ve il müdürlüğü gibi kurum adlarını İngilizceye nasıl çeviririm?

Genel müdürlük için genellikle directorate-general (ya da general directorate), daire başkanlığı için department, il müdürlüğü için ise provincial directorate kullanılır; örneğin İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Provincial Directorate of National Education olur. Unvanlar da aynı mantığı izler: genel müdür director-general, daire başkanı head of department, il müdürü provincial director. Çeviriye başlamadan önce kurumun web sitesinde ya da raporlarında kullandığı resmi bir İngilizce ad olup olmadığına bakın ve o adı kullanın.

Regulation, Türkçedeki yönetmelik ile aynı şey mi?

Çoğu zaman evet, ama her zaman değil. Regulation, bir bakanlığın ya da kurumun bir kanuna dayanarak çıkardığı belirli bir kural anlamına gelebilir; bu durumda yönetmeliğe karşılık gelir. Ancak banking regulation örneğinde olduğu gibi bir sektörü düzenleme ve denetleme faaliyetini de anlatabilir; Türkçede buna düzenleme ya da denetim denir. Çoğul kullanımda the regulations çoğu zaman sadece kurallar demektir. Bağlama bakın ve meclisin kabul ettiği kanuna genellikle regulation değil act ya da law dendiğini unutmayın.

İngilizce kamu yönetimi metinlerini okumak için önce hangi terimleri öğrenmeliyim?

Neredeyse her sayfada geçen kelimelerle başlayın: public administration, civil servant, ministry, agency, local government, municipality, budget, public service, regulation, procedure, transparency, accountability ve audit. Ardından bunlarla birlikte kullanılan fiilleri ekleyin: implement (uygulamak), allocate (tahsis etmek), approve (onaylamak), comply with (uymak) ve report (raporlamak). Bu kelimelerle raporların, iş tanımlarının ve ders okumalarının çoğunu takip edebilirsiniz.

Seviyene uygun okumayla pekiştir

Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar: