Siyasi haber okuyanlar ve siyaset bilimi öğrencileri için İngilizce

Siyaset İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları

Siyaset haberleri, meclis görüşmeleri ve siyaset bilimi kitapları, tekrar tekrar karşımıza çıkan ortak bir kelime dağarcığını paylaşır: seçimler, partiler, yasa teklifleri, koalisyonlar, muhalefet ve hesap verebilirlik. Bu sözlük siyasi sistemler, seçimler ve kampanyalar, meclis ve yasama, hükümet ve muhalefet ile politika tartışmalarının temel terimlerini doğal Türkçe karşılıkları ve tarafsız örnek cümlelerle açıklar. İngilizce siyaset haberlerini takip edenler ve siyaset bilimi öğrencileri için hazırlandı.

  • 100 terim
  • 10 konu
  • 60 temel terim
  • 202 örnek cümle

Siyasi Sistemler

  • politicsisimsiyaset, politika

    Bir ülkenin ya da topluluğun nasıl yönetildiği, iktidarın nasıl kazanılıp kullanıldığı ve kamuyu ilgilendiren kararların nasıl alındığıyla ilgili faaliyetler, fikirler ve tartışmaların bütünü.

  • democracyisimdemokrasi

    Gücün halka ait olduğu, halkın yöneticilerini özgür seçimlerle belirlediği ve onları değiştirebildiği yönetim biçimi; ayrıca bu şekilde yönetilen ülke.

  • stateisimdevlet, eyalet

    Kendi hükümeti, yasaları ve toprakları olan siyasi bir örgütlenme olarak ülke; ayrıca o ülkeyi yöneten kalıcı kurumların bütünü.

  • republicisimcumhuriyet

    Gücün halkta ve halkın seçtiği temsilcilerde olduğu, devlet başkanının kral ya da kraliçe değil genellikle seçilmiş bir cumhurbaşkanı olduğu devlet.

  • monarchyisimmonarşi, krallık

    Kral, kraliçe ya da soya dayalı başka bir hükümdarın devlet başkanı olduğu sistem; ayrıca bu sisteme sahip ülke.

  • parliamentary systemisimparlamenter sistem, parlamenter hükümet sistemi

    Hükümetin meclisten çıktığı ve iktidarda kalabilmek için mecliste çoğunluğun desteğini koruması gereken yönetim sistemi.

  • presidential systemisimbaşkanlık sistemi, başkanlık hükümeti sistemi

    Seçilmiş bir başkanın yürütmenin başında bulunduğu, yasama organından ayrı olduğu ve normalde güvensizlik oyuyla görevden alınamadığı yönetim sistemi.

  • sovereigntyisimegemenlik, hakimiyet

    Bir devletin dış müdahale olmadan kendini yönetme ve kendi yasalarını yapma konusundaki en üst yetkisi; ayrıca nihai siyasi yetkinin kimde olduğu fikri, örneğin halkta olduğu düşüncesi.

  • federalismisimfederalizm, federal yapı

    Gücün merkezi hükümet ile eyalet ya da bölge gibi bölgesel yönetimler arasında paylaştırıldığı ve her birinin kendi görev alanının bulunduğu sistem.

  • authoritariansıfatotoriter, baskıcı

    Gücü az sayıda kişinin elinde toplayan, siyasi özgürlükleri kısıtlayan ve gerçek rekabete ya da muhalefete izin vermeyen sistem veya yönetici için kullanılır.

Seçimler ve Oy Verme

  • electionisimseçim

    İnsanların milletvekili, cumhurbaşkanı ya da belediye başkanı gibi resmi bir göreve birini veya bir grubu seçmek için oy kullandığı düzenli süreç.

  • voteisimoy, oylama

    Bir kişinin seçimde ya da toplantıda oy pusulasını işaretleyerek veya el kaldırarak yaptığı resmi tercih; ayrıca bir konunun bu şekilde karara bağlanması.

  • voterisimseçmen

    Seçimde oy kullanma hakkına sahip olan ya da fiilen oy kullanan kişi.

  • candidateisimaday

    Milletvekilliği, belediye başkanlığı ya da cumhurbaşkanlığı gibi bir göreve seçilmek için resmi olarak yarışan kişi.

  • ballotisimoy pusulası, gizli oylama

    Seçmenin tercihini işaretlediği kağıt ya da elektronik form; ayrıca bu şekilde gizli oy kullanma sistemi veya eylemi.

  • referendumisimreferandum, halkoylaması

    Tüm vatandaşların anayasa değişikliği gibi tek bir siyasi soruya genellikle evet ya da hayır diyerek doğrudan karar verdiği oylama.

  • constituencyisimseçim çevresi, seçim bölgesi

    Meclise bir ya da daha fazla temsilci seçen ülke bölgesi; ayrıca orada yaşayan seçmenler ya da bir siyasetçiyi destekleyen kesim.

  • turnoutisimkatılım oranı, seçime katılım

    Bir seçimde ya da referandumda oy kullanma hakkına sahip olanlardan fiilen oy kullananların sayısı veya oranı.

  • mandateisimseçmenden alınan yetki, yetki

    Seçmenlerin bir partiyi ya da lideri seçerek ona verdiği kabul edilen, ülkeyi yönetme ya da bir programı uygulama yetkisi; ayrıca bu yetkinin geçerli olduğu süre.

  • incumbentisimgörevdeki kişi, koltuktaki isim

    Bir resmi görevi şu anda yürüten kişi, özellikle de yeni adaylara karşı yeniden seçime giren görevdeki isim.

  • landslideisimezici zafer, açık ara galibiyet

    Bir adayın ya da partinin rakiplerinden çok daha fazla oy veya sandalye aldığı ezici seçim zaferi.

  • polling stationisimoy verme yeri, sandık

    Seçim günü insanların oy kullanmaya gittiği, çoğu zaman bir okul ya da mahalle salonu olan bina veya oda.

  • run for officeifadeaday olmak, seçimlere girmek

    Belediye başkanı, milletvekili ya da cumhurbaşkanı gibi bir kamu görevine seçilmek için aday olmak.

  • electorateisimseçmen kitlesi, seçmenler

    Bir ülkede ya da bölgede seçimde oy kullanma hakkına sahip olan kişilerin tümü.

  • snap electionisimerken seçim, baskın seçim

    Planlanandan önce yapılan seçim; çoğu zaman hükümet iyi sonuç alacağını düşündüğü için ya da bir siyasi kriz başka yolla çözülemediği için yapılır.

  • proportional representationisimnispi temsil, orantılı temsil

    Partilerin meclisteki sandalyeleri aldıkları oy oranıyla orantılı olarak kazandığı seçim sistemi; örneğin oyların yüzde 20'si yaklaşık olarak sandalyelerin yüzde 20'sini getirir.

  • electoral thresholdisimseçim barajı, ülke barajı

    Bir partinin mecliste sandalye kazanabilmesi için alması gereken, genellikle yüzde olarak belirlenen asgari oy oranı.

Kampanyalar ve Kamuoyu

  • campaignisimkampanya, seçim kampanyası

    Bir adayın ya da partinin seçimi kazanmak için yürüttüğü konuşma, reklam ve seçmen buluşmaları gibi planlı faaliyetler bütünü.

  • opinion pollisimkamuoyu yoklaması, anket

    Kamuoyunun ne düşündüğünü, örneğin hangi partiye oy vermeyi planladığını öğrenmek için seçilen bir örneklem grubuna soru sorulan araştırma.

  • public opinionisimkamuoyu

    Bir toplumdaki insanların büyük kısmının belirli bir dönemde bir konu, politika ya da siyasi lider hakkında taşıdığı görüş ve tutumlar.

  • manifestoisimseçim beyannamesi, seçim bildirgesi

    Bir siyasi partinin hedeflerini ve seçimi kazanırsa uygulamaya koyacağını vaat ettiği politikaları ortaya koyduğu yazılı metin.

  • swing voterisimkararsız seçmen, değişken seçmen

    Her zaman aynı partiyi desteklemeyen, bir seçimden diğerine tercihini değiştirebilen ve bu yüzden kampanyaların kazanmak için özel çaba gösterdiği seçmen.

  • grassrootsisimtaban, parti tabanı

    Bir partinin ya da hareketin liderleri dışındaki sıradan üyeleri ve destekçileri; ayrıca liderlerden değil yerel halktan başlayan faaliyet.

  • rallyisimmiting, toplantı

    Bir adayın ya da parti liderinin destekçilerine konuşma yaptığı veya insanların bir davaya destek göstermek için toplandığı büyük kitlesel buluşma.

  • endorsefiildesteklemek, desteğini açıklamak

    Bir adayı, partiyi, politikayı ya da öneriyi desteklediğini, genellikle başkalarını da ikna etmek amacıyla kamuoyu önünde açıklamak.

  • approval ratingisimonay oranı, destek oranı

    Bir liderin ya da hükümetin işini iyi yaptığını düşünenlerin oranını gösteren, genellikle kamuoyu yoklamalarından elde edilen yüzde.

Meclis ve Yasama

  • parliamentisimmeclis, parlamento

    Bir ülkenin yasalarını yapan, bütçesini onaylayan ve hükümetin çalışmalarını denetleyen, seçilmiş temsilcilerden oluşan organ.

  • billisimkanun teklifi, yasa tasarısı

    Yeni bir yasa ya da mevcut bir yasada değişiklik için hazırlanan ve yasalaşmadan önce mecliste görüşülüp oylanan yazılı öneri.

  • legislationisimmevzuat, yasal düzenleme

    Meclis ya da başka bir yasama organının çıkardığı yasaların bütünü veya belirli bir yasa ya da yasa grubu; ayrıca yasa yapma sürecinin kendisi.

  • majorityisimçoğunluk, salt çoğunluk

    Bir grubun büyük bölümü, özellikle meclisteki sandalyelerin ya da kullanılan oyların yarısından fazlası; ayrıca kazananın diğerlerinin önünde olduğu fark.

  • MPkısaltmamilletvekili, parlamenter

    Member of parliament ifadesinin kısaltması: belirli bir bölgedeki seçmenler tarafından onları mecliste temsil etmek üzere seçilen kişi.

  • legislatureisimyasama organı, yasama meclisi

    Yasa yapma, değiştirme ve yürürlükten kaldırma yetkisine sahip seçilmiş organ; parlamento, kongre ya da millet meclisi gibi.

  • amendmentisimdeğişiklik, değişiklik önergesi

    Bir tasarıda, yasada ya da anayasada yapılan değişiklik veya görüşülüp oylanan resmi değişiklik önerisi.

  • debateisimgörüşme, müzakere

    Milletvekilleri ya da adaylar gibi kişilerin bir konu hakkındaki farklı görüşlerini, çoğu zaman bir karar ya da oylama öncesinde ortaya koyduğu resmi tartışma.

  • vetoisimveto, veto yetkisi

    Bir kişinin ya da kurumun bir yasayı veya kararı reddetme yetkisi; ayrıca bu yetkinin kullanılarak yasanın ya da kararın durdurulması.

  • speakerisimmeclis başkanı, TBMM Başkanı

    Bir meclisin ya da meclis kanadının toplantılarını yönetmek, görüşmelerde düzeni sağlamak ve meclisi resmi olarak temsil etmek üzere seçilen kişi.

  • committeeisimkomisyon, komite

    Belirli bir çalışma alanında tasarıları inceleyen, konuları araştıran ve sonuçları genel kurula raporlayan, meclis ya da başka bir kurul üyelerinden oluşan küçük grup.

Hükümet ve Yürütme

  • governmentisimhükümet, yönetim

    Bir ülkeyi belirli bir dönemde yöneten, başında başbakan ya da cumhurbaşkanının bulunduğu kadro; daha geniş anlamda devletin yönetildiği sistem ve kurumların bütünü.

  • ministerisimbakan

    Sağlık, eğitim ya da maliye gibi belirli bir politika alanından sorumlu olan ve genellikle bir bakanlığın başında bulunan üst düzey hükümet üyesi.

  • prime ministerisimbaşbakan

    Birçok ülkede hükümetin başı olan, genellikle mecliste en büyük partinin ya da koalisyonun lideri olan ve kabineye başkanlık eden kişi.

  • presidentisimcumhurbaşkanı, başkan

    Cumhuriyetlerde devletin başı. Başkanlık sistemlerinde hükümetin de başıdır; parlamenter sistemlerde ise görevi çoğunlukla temsili niteliktedir.

  • cabinetisimkabine, bakanlar kurulu

    Başbakanın ya da cumhurbaşkanının başkanlığında düzenli olarak toplanıp hükümet politikasını belirleyen kıdemli bakanlar topluluğu.

  • executiveisimyürütme, yürütme organı

    Yasaları uygulayan ve ülkeyi günlük olarak yöneten devlet erki; hükümet başkanı, bakanlar ve bakanlıklardan oluşur.

  • head of stateisimdevlet başkanı, devletin başı

    Ülkeyi içeride ve dışarıda resmi olarak temsil eden kişi; cumhurbaşkanı ya da hükümdar gibi. Bazı sistemlerde bu görev ağırlıklı olarak temsilidir.

  • head of governmentisimhükümet başkanı, hükümetin başı

    Hükümete liderlik eden ve günlük işleyişini yöneten kişi; örneğin başbakan, başkanlık sistemlerinde ise cumhurbaşkanı.

  • ministryisimbakanlık

    Sağlık, eğitim ya da maliye gibi bir kamu politikası alanından sorumlu olan ve başında bir bakanın bulunduğu hükümet birimi.

  • local governmentisimyerel yönetim, mahalli idare

    Ülkenin tamamı yerine belirli bir şehir, ilçe ya da bölge için kamu hizmetlerini yürüten ve karar alan meclisler ve yetkililerden oluşan yapı.

  • term of officeisimgörev süresi, görev dönemi

    Cumhurbaşkanı, belediye başkanı ya da milletvekili gibi seçilmiş veya atanmış bir kişinin resmi görevde kaldığı belirli süre.

  • reshuffleisimkabine değişikliği, kabine revizyonu

    Başbakanın ya da cumhurbaşkanının bakanların görev yerlerini değiştirdiği, bazılarını görevden aldığı ve kabineye yeni isimler getirdiği değişiklik.

  • minority governmentisimazınlık hükümeti

    Mecliste sandalyelerin çoğunluğuna sahip olmayan ve yasa çıkarabilmek için diğer partilerin desteğine ihtiyaç duyan bir parti ya da koalisyon tarafından kurulan hükümet.

Partiler ve İdeolojiler

  • political partyisimsiyasi parti, parti

    Benzer siyasi amaç ve görüşleri paylaşan, hükümet kurmak ya da politikaları etkilemek için seçim kazanmaya çalışan örgütlü topluluk.

  • coalitionisimkoalisyon, ittifak

    İki ya da daha fazla siyasi partinin, özellikle tek bir partinin çoğunluğu olmadığında hükümet kurmak üzere birlikte çalışmayı kabul ettiği düzenleme.

  • ruling partyisimiktidar partisi, iktidardaki parti

    İktidarda olan ve hükümeti tek başına ya da bir koalisyonun en büyük ortağı olarak kuran siyasi parti.

  • ideologyisimideoloji, dünya görüşü

    Toplumun nasıl düzenlenmesi ve devletin ne yapması gerektiğine dair birbiriyle bağlantılı fikir ve inançlar bütünü; bir siyasi grubu ya da hareketi yönlendirir.

  • left-wingsıfatsol, solcu

    Genellikle daha fazla toplumsal ve ekonomik eşitlik, ekonomide devlete daha büyük bir rol ve daha güçlü çalışan haklarıyla ilişkilendirilen siyasi fikirleri destekleyen.

  • right-wingsıfatsağ, sağcı

    Genellikle serbest piyasa, daha düşük vergiler, devletin ekonomideki rolünün sınırlı tutulması ve geleneklere ve köklü kurumlara saygıyla ilişkilendirilen siyasi fikirleri destekleyen.

  • conservativesıfatmuhafazakar, tutucu

    Ani değişiklikler yerine kademeli değişimi tercih eden, geleneklere ve köklü kurumlara değer veren, çoğu zaman serbest piyasayı ve sınırlı devleti de savunan; bu görüşlere sahip kişi için de kullanılır.

  • liberalsıfatliberal, özgürlükçü

    Bireysel hak ve özgürlükleri, farklı görüşlere hoşgörüyü ve kademeli reformu destekleyen; kesin siyasi anlamı ülkeden ülkeye değişir.

  • centristsıfatmerkez, merkezci

    Sol ile sağ arasında ılımlı siyasi görüşlere sahip olan ve genellikle güçlü ideolojik tutumlar yerine uzlaşmayı ve pratik çözümleri tercih eden.

Muhalefet ve Hesap Verebilirlik

  • oppositionisimmuhalefet

    Mecliste hükümette yer almayan partiler, özellikle de bunların en büyüğü; görevi hükümeti sorgulamak ve ona alternatif sunmaktır.

  • vote of no confidenceisimgüvensizlik oyu, güvensizlik oylaması

    Hükümetin ya da bir bakanın mecliste çoğunluğun desteğini koruyup korumadığını belirlemek için yapılan oylama; hükümet bu oylamayı kaybederse istifa etmek zorunda kalabilir.

  • accountabilityisimhesap verebilirlik, sorumluluk

    Güç sahibi kişilerin kararlarını ve eylemlerini açıklama, bunların sorumluluğunu üstlenme ve hatalı davrandıklarında sonuçlarına katlanma yükümlülüğü.

  • transparencyisimşeffaflık, açıklık

    Bir hükümetin ya da kurumun kararları, harcamaları ve faaliyetleri konusunda açık olması, böylece kamuoyunun bunları görüp denetleyebilmesi.

  • corruptionisimyolsuzluk, rüşvet ve yolsuzluk

    Güç sahibi kişilerin rüşvet almak ya da kamu kaynaklarını veya makamlarını kişisel çıkar için kullanmak gibi dürüst olmayan ya da yasa dışı davranışları.

  • scrutinyisimdenetim, inceleme

    Bir şeyin dikkatli ve ayrıntılı biçimde incelenmesi, özellikle meclisin, medyanın ya da kamuoyunun hükümetin eylem ve kararlarını denetlemesi.

  • impeachmentisimgörevden alma süreci, azil

    Yasama organının cumhurbaşkanını ya da başka bir üst düzey yetkiliyi ağır bir suç ya da görevi kötüye kullanmakla resmen suçladığı, yargılanmaya ve görevden alınmaya varabilen süreç.

Anayasa, Yargı ve Haklar

  • constitutionisimanayasa

    Bir devletin nasıl örgütlendiğini, kurumlarının hangi yetkilere sahip olduğunu ve vatandaşların hangi haklardan yararlandığını belirleyen temel hukuk kuralları ve ilkeler bütünü.

  • citizenisimvatandaş, yurttaş

    Hukuken bir ülkeye bağlı olan, o ülkenin tanıdığı oy kullanma gibi haklara sahip olan ve yasalarına uymak gibi yükümlülükleri bulunan kişi.

  • judiciaryisimyargı, yargı erki

    Hakimler ve mahkemelerden oluşan, hukuku yorumlayan, uyuşmazlıkları çözen ve yasaların ve hükümet işlemlerinin hukuka uygun olup olmadığına karar veren devlet erki.

  • separation of powersisimkuvvetler ayrılığı, güçler ayrılığı

    Devletin yasama, yürütme ve yargı yetkilerinin ayrı organlarda bulunması, böylece hiçbir organın aşırı güç kazanmaması gerektiği ilkesi.

  • rule of lawisimhukukun üstünlüğü, hukuk devleti

    Hükümet ve yetkilileri de dahil herkesin yasalara uymak zorunda olduğu ve yasaların bağımsız mahkemelerce adil biçimde uygulandığı ilke.

  • human rightsisiminsan hakları

    Her insanın yalnızca insan olduğu için sahip olduğu yaşam hakkı, özgürlük, adil yargılanma ve düşünce özgürlüğü gibi temel hak ve özgürlükler.

  • freedom of expressionisimifade özgürlüğü, düşünceyi açıklama özgürlüğü

    Görüş sahibi olma ve fikir ve bilgileri konuşma, yazı, sanat ya da medya aracılığıyla devletin haksız müdahalesi olmadan paylaşma hakkı.

  • checks and balancesifadedenge ve denetim mekanizmaları, fren ve denge sistemi

    Devletin her erkinin diğerlerinin yetkilerini sınırlayabildiği, böylece tek bir kişinin ya da kurumun her şeyi kontrol edemediği sistem.

  • constitutional courtisimanayasa mahkemesi

    Asıl görevi yasaların ve devlet işlemlerinin anayasaya uygun olup olmadığına karar vermek ve aykırı olanları iptal etmek olan yüksek mahkeme.

Politika Yapımı ve Kamusal Tartışma

  • policyisimpolitika, siyasa

    Hükümetin, bir partinin ya da kurumun eğitim, konut veya enerji gibi belirli bir konuda benimsediği plan ya da ilkeler bütünü.

  • public policyisimkamu politikası, kamu politikaları

    Hükümetin sağlık, eğitim, ulaşım ve çevre gibi kamuyu ilgilendiren konulardaki kararları, planları ve uygulamaları; ayrıca bunları inceleyen akademik alan.

  • lobbyingisimlobicilik, lobi faaliyeti

    Şirketlerin, kuruluşların ya da çıkar gruplarının siyasetçilerin ve yetkililerin kararlarını, örneğin onlarla görüşerek ya da bilgi sağlayarak etkilemeye yönelik örgütlü çabaları.

  • reformisimreform, yeniden düzenleme

    Bir yasayı, sistemi ya da kurumu iyileştirmek amacıyla yapılan değişiklik; vergi, emeklilik ya da eğitim sisteminde yapılan düzenlemeler gibi.

  • interest groupisimçıkar grubu, baskı grubu

    Sendika, işveren örgütü ya da yardım kuruluşu gibi, hükümet politikalarını belirli bir dava ya da toplum kesimi lehine etkilemeye çalışan örgütlü grup.

  • civil societyisimsivil toplum

    Vatandaşların birlikte hareket ettiği, devlet ve iş dünyası dışındaki örgüt ve gruplar; yardım kuruluşları, dernekler, sendikalar ve mahalle grupları gibi.

  • consensusisimuzlaşı, mutabakat

    Bir karara dahil olan kişilerin ya da grupların tamamı veya büyük çoğunluğu arasındaki genel uzlaşı.

  • bipartisansıfatiki partili, partiler üstü

    Genellikle birbirine karşı olan iki siyasi partiyi, özellikle de iktidar ve ana muhalefet partisini kapsayan ya da bu iki partinin desteğini alan.

Siyaset Haberlerinin Dili

  • press conferenceisimbasın toplantısı

    Bir siyasetçinin ya da kurumun gazetecilere bir açıklama yapmak ve sorularını yanıtlamak için düzenlediği toplantı.

  • spokespersonisimsözcü, basın sözcüsü

    Bir hükümet, parti ya da kurum adına gazetecilere ve kamuoyuna resmi açıklama yapmakla görevli kişi.

  • resignfiilistifa etmek, görevden ayrılmak

    Bir işten ya da resmi görevden kendi kararıyla, genellikle bunu resmi olarak bildirerek ayrılmak.

  • step downphrasal verb (öbek fiil)görevi bırakmak, görevden çekilmek

    Önemli, özellikle de liderlik niteliği taşıyan bir görevden, çoğu zaman zorla uzaklaştırılmadan ve planlı bir şekilde ayrılmak.

  • polarizationisimkutuplaşma, siyasi kutuplaşma

    Bir toplumda ya da mecliste görüşlerin, aralarındaki ortak zemin giderek azalan, birbirine sert biçimde karşıt iki gruba bölünmesi durumu.

  • spinisimalgı yönetimi, olayları lehine yorumlama

    Bilgileri ya da olayları, özellikle medyaya, bir siyasetçi, parti veya hükümet için olabildiğince olumlu görünecek şekilde sunma biçimi.

  • U-turnisimgeri adım, U dönüşü

    Bir hükümetin ya da siyasetçinin politikasında veya tutumunda, genellikle eleştiri ya da baskı sonrasında yaptığı ani ve tam değişiklik.

Mini test: bu terimleri biliyor musun?

Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.

Siyaset İngilizcesi nasıl öğrenilir?

  • Her gün İngilizce kısa bir siyaset haberi okuyun ve her isimle birlikte kullanılan fiilleri not edin: bir tasarı introduced, debated ve passed olur; bir bakan appointed olur, kabine değişikliğinde başka göreve kaydırılır ya da resigns; bir parti sandalye kazanır (win seats) ya da kaybeder.
  • Terimleri çiftler ve karşıtlıklar halinde öğrenin: government ve opposition, majority ve minority, executive ve legislature, left-wing ve right-wing, parlamenter ve başkanlık sistemleri. Siyasi metinlerin çoğu bu çiftler üzerine kuruludur.
  • Politics, policy, political ve politician kelimelerini birbirinden ayırın. Türkçedeki 'politika' hem politics hem policy anlamına geldiği için her seferinde metnin iktidar mücadelesinden mi yoksa belirli bir plandan mı söz ettiğine bakın.
  • İngiliz ve Amerikan İngilizcesi arasındaki farklara dikkat edin: parliament ve Congress, MP ve representative, constituency ve district, manifesto ve platform, minister ve secretary. İki versiyonu da bilmek farklı kaynaklardan gelen haberleri takip etmeyi kolaylaştırır.
  • Resmi metinleri iki dilde karşılaştırın. Pek çok meclis, seçim kurulu ve mahkeme belgelerini İngilizce olarak da yayımlar; böylece kanun teklifi, seçim çevresi ve güvensizlik oyu gibi Türkçe terimleri İngilizce karşılıklarıyla eşleştirebilirsiniz.

Sıkça sorulan sorular

Politics, policy ve political arasındaki fark nedir?

Politics, iktidar ve yönetim etrafındaki faaliyetlerin bütünüdür: seçimler, partiler, tartışmalar ve nüfuz mücadelesi. Policy ise konut politikası ya da dış politika gibi tek bir konudaki belirli plan veya kararlar bütünüdür. Political sıfattır (a political party: siyasi parti, a political crisis: siyasi kriz); siyasetle uğraşan kişiye politician denir. Türkçedeki 'politika' kelimesi hem politics hem policy için kullanıldığından öğrenciler bu kelimeleri sık karıştırır.

İngilizce siyaset haberlerini takip etmek için önce hangi terimleri öğrenmeliyim?

Neredeyse her haberde geçen kelimelerle başlayın: government, opposition, parliament, MP, minister, election, vote, voter, candidate, campaign, opinion poll, bill, majority ve coalition. Ardından bunlarla birlikte kullanılan fiilleri öğrenin: win, lose, pass, reject, resign, call an election (seçime gitmek) ve form a government (hükümet kurmak). Bu birkaç düzine kelimeyle manşetlerin çoğunu anlayabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı ile başbakan arasındaki fark nedir?

Bu, sisteme göre değişir. Parlamenter sistemde başbakan hükümetin başıdır ve ülkeyi günlük olarak yönetir; cumhurbaşkanı ya da hükümdar ise ağırlıklı olarak temsili görevi olan devlet başkanıdır. Başkanlık sisteminde başkan hem devletin hem de hükümetin başıdır ve başbakan hiç olmayabilir. Yarı başkanlık sistemlerinde ise yetkiler ikisi arasında paylaşılır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi İngilizcede nasıl anılır?

Resmi İngilizce adı Grand National Assembly of Türkiye'dir ve bazen GNAT şeklinde kısaltılır; ancak haberlerde çoğu zaman kısaca the Turkish parliament denir. Üyeleri için MPs, lawmakers ya da deputies ifadeleri kullanılır; meclisi yöneten kişi ise Speaker of Parliament'tır. Kanun teklifi bill, komisyon committee, Genel Kurul ise plenary session olarak karşılanır.

Sol, sağ, liberal ve muhafazakar gibi kelimeler her yerde aynı anlama mı gelir?

Hayır. Bunlar işe yarayan betimleyici etiketlerdir, ancak anlamları ülkeye ve döneme göre değişir. ABD'de liberal genellikle merkez sol anlamına gelirken Avrupa'nın büyük bölümünde çoğu zaman serbest piyasa yanlılığını ifade eder. Bu kelimeleri okurken ya da çevirirken yalnızca etikete güvenmek yerine anlatılan politikalara bakın.

Seviyene uygun okumayla pekiştir

Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar: