Diplomatlar ve uluslararası ilişkiler öğrencileri için İngilizce

Uluslararası İlişkiler İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları

Uluslararası ilişkilerin kendine özgü bir çalışma dili vardır; bu dil büyükelçiliklerde, dışişleri bakanlıklarında, uluslararası örgütlerde, haber merkezlerinde ve üniversite derslerinde her gün kullanılır. Buradaki terimler devletlerin diplomasiyi nasıl yürüttüğünü, antlaşmalara nasıl taraf olup onlardan nasıl çekildiğini, BM ve diğer örgütler içinde nasıl çalıştığını, çatışma ve güvenlik sorunlarını nasıl yönettiğini, yaptırım ve yardımı nasıl kullandığını ve dünya siyasetini kuramlarla nasıl açıkladığını kapsar. Bu kelimelerin çoğu belirli bir hukuki ya da diplomatik anlam taşıdığı için doğru kelimeyi seçmek, dilbilgisini doğru kullanmak kadar önemlidir.

  • 100 terim
  • 9 konu
  • 42 temel terim
  • 300 örnek cümle

Diplomasi ve Büyükelçilikler

  • diplomacyisimdiplomasi

    Ülkeler arasındaki ilişkilerin güç kullanmak yerine görüşmeler, anlaşmalar ve resmi temaslar yoluyla yürütülmesi; ayrıca insanlarla incelikli ve nazik biçimde ilişki kurma becerisi.

  • diplomatisimdiplomat

    Ülkesini yurt dışında ya da uluslararası örgütlerde temsil eden; ilişkileri, müzakereleri ve ülkesinin çıkarlarıyla vatandaşlarının korunmasını yürüten resmi görevli.

  • embassyisimbüyükelçilik, elçilik

    Bir ülkenin başka bir ülkenin başkentindeki, büyükelçinin yönettiği ana diplomatik temsilciliği; ayrıca bu temsilciliğin çalıştığı bina.

  • ambassadorisimbüyükelçi

    Ülkesini başka bir ülkede ya da bir uluslararası örgütte temsil eden ve genellikle bir büyükelçiliğin veya daimi temsilciliğin başında bulunan en üst rütbeli diplomat.

  • consulateisimkonsolosluk, başkonsolosluk

    Bir ülkenin yabancı bir şehirdeki, oradaki kendi vatandaşlarına yardım eden, vize ve belge düzenleyen ve ticareti destekleyen temsilciliği; başında konsolos ya da başkonsolos bulunur.

  • foreign ministryisimDışişleri Bakanlığı

    Bir ülkenin diğer devletlerle ilişkilerinden, diplomatik teşkilatından ve yurt dışındaki büyükelçiliklerinden sorumlu bakanlık.

  • diplomatic relationsisimdiplomatik ilişkiler

    İki devletin karşılıklı büyükelçi göndermesine, büyükelçilik açmasına ve birbirleriyle olağan diplomatik kanallar üzerinden ilişki yürütmesine imkan tanıyan resmi bağ.

  • diplomatic immunityisimdiplomatik dokunulmazlık

    Diplomatların görev yaptıkları ülkede sahip olduğu ve orada tutuklanmalarını ya da yargılanmalarını engelleyen hukuki koruma.

  • envoyisimözel temsilci, elçi

    Bir hükümet ya da uluslararası örgüt tarafından, çoğunlukla belirli bir konudaki müzakerelere yardımcı olmak üzere özel bir diplomatik görevle gönderilen kişi.

  • protocolisimprotokol, ek protokol

    Diplomaside öncelik sırası ve hitap şekilleri gibi resmi davranış ve tören kuralları; ayrıca bir antlaşmayı değiştiren ya da ona ek getiren ek anlaşma.

  • public diplomacyisimkamu diplomasisi

    Bir hükümetin yalnızca diğer hükümetler aracılığıyla değil; medya, kültür, eğitim ve değişim programları yoluyla diğer ülkelerin halklarını doğrudan bilgilendirme ve etkileme çabaları.

  • persona non grataifadeistenmeyen kişi, persona non grata

    Latince 'istenmeyen kişi' anlamına gelen ifade: kabul eden ülkenin resmi olarak kabul edilemez ilan ettiği ve gönderen devletin geri çağırmak zorunda olduğu diplomat.

  • chargé d'affairesisimmaslahatgüzar

    Büyükelçinin bulunmadığı durumlarda büyükelçiliğe başkanlık eden diplomat; büyükelçinin yokluğunda geçici olarak ya da ilişkiler daha düşük düzeyde sürdürüldüğünde kalıcı olarak görev yapar.

  • credentialsisimgüven mektubu, itimatname

    Bir devlet başkanının diğer devlet başkanına yeni büyükelçiyi tanıtan resmi mektubu; büyükelçi bu mektubu sunduktan sonra görevinde tam olarak tanınır.

  • attachéisimataşe

    Büyükelçilikte savunma, ticaret, kültür ya da basın gibi belirli bir alanda uzmanlaşmış görevli; birçok dışişleri teşkilatında aynı zamanda en alt diplomatik unvan.

Dış Politika ve Devlet

  • foreign policyisimdış politika, dış siyaset

    Bir hükümetin diğer ülkeler ve uluslararası örgütlerle ilişkilerinde izlediği hedefler ve stratejiler ile bu hedeflere ulaşmak için aldığı kararların bütünü.

  • sovereigntyisimegemenlik

    Bir devletin kendi ülkesini ve halkını dış müdahale olmaksızın yönetme konusundaki tam yetkisi ve hakkı; modern uluslararası sistemin temel ilkelerinden biri.

  • bilateralsıfatikili, iki taraflı

    İki ülkeyi ya da iki tarafı ilgilendiren; ikili ilişkiler, ikili anlaşma ya da iki lider arasındaki ikili görüşme gibi.

  • multilateralsıfatçok taraflı

    Üç ya da daha fazla ülkeyi ilgilendiren veya uluslararası örgütler aracılığıyla yürütülen; çok taraflı müzakereler, çok taraflı antlaşma ya da çok taraflı iş birliği gibi.

  • national interestisimulusal çıkar, milli menfaat

    Bir hükümetin ülkesinin güvenliği, refahı ve değerleri açısından en önemli gördüğü şeyler; dış politika tercihlerini açıklamak ve gerekçelendirmek için kullanılan kavram.

  • head of stateisimdevlet başkanı

    Bir devleti en üst düzeyde temsil eden kişi, örneğin cumhurbaşkanı ya da hükümdar; bu görev hükümet başkanlığıyla aynı kişide birleşebilir de birleşmeyebilir de.

  • soft powerisimyumuşak güç

    Bir ülkenin başkalarını zor kullanarak ya da ödeme yaparak değil; kültürü, değerleri, eğitimi ve politikaları gibi çekici unsurlarla etkileme kapasitesi.

  • hard powerisimsert güç

    Bir ülkenin askeri güç ya da tehdit, yaptırım veya ödeme gibi ekonomik baskı yoluyla başkalarını belirli bir şekilde davranmaya yöneltme kapasitesi.

  • geopoliticsisimjeopolitik

    Konum, sınırlar, kaynaklar ve deniz yolları gibi coğrafi unsurların devletlerin gücünü ve dış politikasını nasıl etkilediğini inceleyen alan; ayrıca bundan doğan güç siyasetinin kendisi.

Antlaşmalar ve Anlaşmalar

  • treatyisimantlaşma, uluslararası anlaşma

    Devletler arasında ya da devletlerle uluslararası örgütler arasında yapılan, uluslararası hukuka tabi olan ve hukuki yükümlülükler doğuran resmi yazılı anlaşma.

  • ratifyfiilonaylamak, uygun bulmak

    Bir antlaşmaya, genellikle parlamentonun uygun bulmasının ardından resmi ve nihai onay vermek; böylece devlet antlaşmayla hukuken bağlı hale gelir.

  • conventionisimsözleşme, konvansiyon

    İnsan hakları ya da deniz hukuku gibi belirli bir konuda devletler arasında yapılan resmi çok taraflı anlaşma; hukuken bir antlaşma türüdür.

  • signatoryisimimzacı, imzacı devlet

    Bir anlaşmayı imzalamış devlet ya da kişi; antlaşmalar hukukunda bir antlaşmayı imzalamış, ancak henüz onaylamamış olabilen devlet.

  • memorandum of understandingisimmutabakat zaptı, mutabakat muhtırası

    İki ya da daha fazla tarafın birlikte yapmayı kabul ettikleri şeyleri kayda geçirdiği yazılı belge; devletler arasında genellikle hukuken bağlayıcı değildir.

  • entry into forceifadeyürürlüğe girme, yürürlüğe giriş

    Bir antlaşmanın ya da yasanın hukuki sonuç doğurmaya başladığı an; çoğunlukla belirli sayıda devletin onayından sonra veya belirlenen bir tarihte gerçekleşir.

  • accessionisimkatılım, katılma

    Bir devletin daha önce imzalamadığı bir antlaşmaya taraf olması ya da AB veya NATO gibi bir uluslararası örgüte katılması.

  • reservationisimçekince

    Bir devletin bir antlaşmaya taraf olurken antlaşmanın belirli hükümlerini uygulamayacağını ya da sınırlı biçimde uygulayacağını belirten resmi beyanı.

  • withdrawalisimçekilme, ayrılma

    Bir devletin bir antlaşmadan ya da uluslararası örgütten resmi olarak ayrılması; ayrıca asker veya görevlilerin bir yerden geri çekilmesi.

  • bindingsıfatbağlayıcı

    Tarafların uymak zorunda olduğu hukuki bir yükümlülük doğuran; bu nedenle bağlayıcı bir anlaşma ya da karar kolayca göz ardı edilemez.

Uluslararası Örgütler

  • United NationsisimBirleşmiş Milletler, BM

    Uluslararası barış ve güvenliği korumak, uluslar arasında dostane ilişkiler kurmak ve iş birliğini teşvik etmek amacıyla 1945'te kurulan, neredeyse bütün devletlerin üye olduğu küresel örgüt.

  • Security CouncilisimGüvenlik Konseyi, BM Güvenlik Konseyi

    Uluslararası barış ve güvenliğin korunmasında birincil sorumluluğa sahip BM organı. 15 üyeden oluşur ve yaptırımlar gibi, tüm BM üyelerinin uygulamakla yükümlü olduğu kararlar alabilir.

  • international organisationisimuluslararası örgüt, uluslararası kuruluş

    Güvenlik, ticaret, sağlık ya da kalkınma gibi ortak sorunlarla ilgilenmek üzere devletlerin anlaşmasıyla kurulan; kendi üyeleri, kuralları ve kalıcı personeli bulunan yapı.

  • General AssemblyisimGenel Kurul, BM Genel Kurulu

    Birleşmiş Milletler'in 193 üye devletin tamamının temsil edildiği ve her birinin bir oya sahip olduğu ana organı; küresel sorunları görüşür, kararlar ve BM bütçesini kabul eder.

  • NATOkısaltmaNATO, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü

    1949'da kurulan, Kuzey Amerika ve Avrupa devletlerinden oluşan ve üyelerinin birbirini savunmayı taahhüt ettiği askeri ittifak: Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü.

  • European UnionisimAvrupa Birliği, AB

    Ortak kurumları, tek pazarı ve pek çok ortak politikası bulunan, üyelerinin egemenliklerinin bir kısmını ortaklaştırdığı Avrupa devletlerinden oluşan siyasi ve ekonomik birlik.

  • member stateisimüye devlet, üye ülke

    BM ya da AB gibi bir uluslararası örgüte üye olan ve üyeliğin getirdiği hak ve yükümlülüklere sahip ülke.

  • resolutionisimkarar, karar metni

    BM Güvenlik Konseyi ya da Genel Kurulu gibi bir organda oylama veya oydaşmayla kabul edilen, bir tutumu ifade eden ya da bir eylem öngören resmi karar.

  • vetoisimveto, veto hakkı

    Bir üyenin, diğerleri desteklese bile bir kararı engelleme yetkisi; BM'de Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesinin bir karar tasarısını durdurma hakkı.

  • NGOkısaltmasivil toplum kuruluşu, STK

    Non-governmental organisation ifadesinin kısaltması: hükümetlerden bağımsız olan ve insan hakları, yardım, kalkınma ya da çevre gibi konularda çalışan kar amacı gütmeyen kuruluş.

  • Secretary-GeneralisimGenel Sekreter, BM Genel Sekreteri

    Birleşmiş Milletler Sekretaryası'nın başı ve BM'nin en üst idari görevlisi; bu unvan NATO gibi diğer örgütlerin başındaki kişiler için de kullanılır.

Uluslararası Hukuk ve İnsan Hakları

  • international lawisimuluslararası hukuk, devletler hukuku

    Devletler ve diğer uluslararası aktörler arasındaki ilişkileri düzenleyen, başlıca antlaşmalara, örf ve adet kurallarına ve hukukun genel ilkelerine dayanan kurallar bütünü.

  • human rightsisiminsan hakları

    Yaşam hakkı, ifade özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı gibi her insana ait olan ve devletlerin saygı göstermesi ve koruması beklenen temel hak ve özgürlükler.

  • territorial integrityisimtoprak bütünlüğü

    Bir devletin sınırlarının ve topraklarının diğer devletler tarafından zor ya da baskı kullanılarak ihlal edilemeyeceği veya değiştirilemeyeceği ilkesi.

  • International Court of JusticeisimUluslararası Adalet Divanı, UAD

    Lahey'de bulunan, devletler arasındaki hukuki uyuşmazlıkları çözen ve uluslararası hukuk sorunlarında danışma görüşü veren Birleşmiş Milletler'in temel yargı organı.

  • customary international lawisimuluslararası örf ve adet hukuku, teamül hukuku

    Devletlerin genel ve tutarlı uygulamalarından doğan ve devletlerin bu kurallara hukuken uymak zorunda olduklarına inandıkları için uyulan uluslararası hukuk kuralları.

  • self-determinationisimkendi kaderini tayin hakkı, self-determinasyon

    Bir halkın kendi siyasi geleceğini ve yönetim biçimini serbestçe belirleme ve ekonomik, toplumsal ve kültürel gelişimini kendisi şekillendirme hakkı.

  • recognitionisimtanıma, tanınma

    Bir devletin başka bir varlığı devlet olarak ya da bir hükümeti bir devletin meşru hükümeti olarak resmi biçimde kabul etmesi.

  • refugeeisimmülteci

    Zulme uğrayacağına dair haklı nedenlere dayanan korku yüzünden ülkesinin dışında bulunan ve geri dönemeyen kişi; daha geniş kullanımda savaştan ya da şiddetten kaçan kişi.

  • asylumisimsığınma, iltica

    Bir devletin, tehlike ya da zulüm nedeniyle kendi ülkesinden kaçan bir kişiye sağladığı koruma.

  • non-interventionisimmüdahale etmeme, içişlerine karışmama

    Devletlerin, örneğin siyasi sistemlerini etkilemek için güç ya da baskı kullanarak diğer devletlerin iç işlerine karışmaması gerektiği ilkesi.

Çatışma ve Güvenlik

  • conflictisimçatışma, anlaşmazlık

    Devletler ya da gruplar arasındaki, siyasi bir anlaşmazlıktan silahlı şiddete kadar uzanabilen ciddi uyuşmazlık veya mücadele; uluslararası ilişkilerde çoğunlukla silahlı çatışmayı ifade eder.

  • ceasefireisimateşkes

    Silahlı bir çatışmadaki tarafların, belirli bir süre için ya da kalıcı barışa doğru ilk adım olarak çatışmayı durdurmak üzere vardıkları anlaşma.

  • allianceisimittifak

    İki ya da daha fazla devletin, özellikle askeri alanda birbirini desteklemek için yaptığı resmi anlaşma ve bu anlaşmayı yapan devletler grubu.

  • collective securityisimkolektif güvenlik, ortak güvenlik

    Devletlerin, içlerinden birine yönelik saldırı ya da tehdidin hepsini ilgilendirdiğini ve ortak bir karşılık verileceğini kabul ettiği düzenleme.

  • deterrenceisimcaydırıcılık, caydırma

    Olası bir saldırganı, güçlü bir karşılık gibi maliyetlerin elde edeceği kazançtan büyük olacağına inandırarak saldırıyı önleme stratejisi.

  • peacekeepingisimbarışı koruma, barış gücü operasyonu

    Genellikle BM çatısı altında ve tarafların rızasıyla, bir ateşkesin korunmasına ve çatışma sonrası barışın desteklenmesine yardım etmek için uluslararası askeri, polis ve sivil personel görevlendirilmesi.

  • arms controlisimsilah kontrolü, silahların denetimi

    Savaş riskini azaltmak amacıyla devletler arasında, başta nükleer silahlar olmak üzere silahların sayısını, türlerini, denenmesini ya da kullanımını sınırlayan anlaşmalar ve önlemler.

  • non-proliferationisimsilahların yayılmasının önlenmesi, yayılmayı önleme

    Silahların, özellikle nükleer silahların ve bunları üretme teknolojisinin, henüz bu silahlara sahip olmayan devletlere ya da gruplara yayılmasını önleme çabaları.

  • escalationisimtırmanma, gerilimin tırmanması

    Bir çatışmanın ya da krizin yoğunluğunun, kapsamının veya tehlikesinin artması; örneğin bir tarafın eyleminin diğer tarafı daha sert karşılık vermeye yöneltmesi.

  • confidence-building measuresisimgüven artırıcı önlemler

    Devletlerin karşılıklı güvensizliği ve yanlış anlaşılma riskini azaltmak için attığı bilgi paylaşımı, askeri tatbikatların önceden bildirilmesi ya da acil iletişim hatları kurulması gibi somut adımlar.

Yaptırımlar ve Ekonomik Diplomasi

  • sanctionsisimyaptırımlar

    Bir devletin, grubun ya da kişinin davranışını değiştirmek amacıyla bir veya daha fazla ülke ya da uluslararası örgüt tarafından uygulanan ticari kısıtlama, mal varlığı dondurma gibi cezai önlemler.

  • embargoisimambargo

    Bir devletin ya da uluslararası örgütün belirli bir ülkeyle ticareti veya silah, petrol gibi belirli bir ticaret türünü resmi olarak yasaklaması.

  • asset freezeisimmal varlığının dondurulması, varlık dondurma

    Bir kişinin, şirketin ya da hükümetin yurt dışındaki veya bir ülkenin bankalarındaki parasını ve mal varlığını kullanmasını ya da transfer etmesini engelleyen önlem.

  • targeted sanctionsisimhedefli yaptırımlar, akıllı yaptırımlar

    Sıradan vatandaşlara verilen zararı sınırlamak amacıyla bir ülkenin bütün ekonomisi yerine yetkililer ya da bankalar gibi belirli kişileri, şirketleri veya sektörleri hedef alan yaptırımlar.

  • travel banisimseyahat yasağı

    Belirli kişilerin bir ülkeye girmesini ya da o ülkeden transit geçmesini engelleyen resmi önlem; çoğunlukla adı belirlenmiş yetkililere karşı yaptırım olarak kullanılır.

  • foreign aidisimdış yardım, kalkınma yardımı

    Bir ülkenin ya da kuruluşun genellikle kalkınmayı desteklemek, afetlere müdahale etmek veya ilişkileri güçlendirmek amacıyla başka bir ülkeye sağladığı para, mal, kredi ya da uzmanlık.

  • secondary sanctionsisimikincil yaptırımlar

    Halihazırda yaptırım altında olan bir devletle ya da kişiyle iş yapan üçüncü ülkelerdeki şirketleri veya bankaları cezalandıran yaptırımlar.

  • export controlsisimihracat kontrolleri, ihracat denetimleri

    Özellikle askeri amaçla kullanılabilecek hassas ürünlerin, yazılımların ve teknolojilerin ihracatını sınırlayan ya da lisansa bağlayan devlet kuralları.

  • economic diplomacyisimekonomik diplomasi, ticari diplomasi

    Ticaret, yatırım, enerji anlaşmaları ve dış pazarlara erişim gibi bir ülkenin ekonomik çıkarlarını desteklemek için diplomatik araçların ve ağların kullanılması.

Uluslararası İlişkiler Kuramları

  • international relationsisimuluslararası ilişkiler

    Ülkeler ve dünya siyasetindeki diğer aktörler arasındaki ilişkiler ile bu ilişkileri diplomasi, savaş, ticaret ve uluslararası örgütler gibi boyutlarıyla inceleyen akademik disiplin.

  • balance of powerisimgüç dengesi, kuvvetler dengesi

    Gücün devletler arasında, hiçbir devletin ya da grubun diğerlerine hakim olamayacağı şekilde dağıldığı durum; ayrıca devletlerin böyle bir denge kurmak için hareket ettiği düşüncesi.

  • realismisimrealizm, gerçekçilik

    Devletlerin temel aktörler olduğunu, anarşik bir sistemde güç ve güvenlik peşinde koştuklarını ve çatışmanın her zaman mümkün olduğunu savunan başlıca uluslararası ilişkiler kuramı.

  • liberalismisimliberalizm

    Devletler arasında iş birliğinin mümkün olduğunu ve ticaretin, uluslararası kurumların, hukukun ve demokrasinin bu iş birliğini kolaylaştırdığını savunan başlıca uluslararası ilişkiler kuramı.

  • constructivismisiminşacılık, konstrüktivizm

    Devletlerin çıkarlarını nasıl algıladığını ve nasıl davrandığını yalnızca maddi gücün değil, fikirlerin, kimliklerin ve ortak normların belirlediğini savunan uluslararası ilişkiler kuramı.

  • anarchyisimanarşi, uluslararası anarşi

    Uluslararası ilişkiler kuramında devletlerin üzerinde bir dünya hükümetinin bulunmaması; bu nedenle her devlet güvenliği için kendine güvenmek zorundadır. Kaos anlamına gelmesi gerekmez.

  • great powerisimbüyük güç

    Kendi bölgesinin çok ötesindeki gelişmeleri etkileyebilecek ve uluslararası sistemi şekillendirebilecek askeri, ekonomik ve siyasi güce sahip devlet.

  • hegemonyisimhegemonya, üstünlük

    Askeri, ekonomik ve çoğu zaman kültürel güce dayanan ve sistemin kurallarının önemli bir kısmını belirlemesine imkan veren, bir devletin diğerleri üzerindeki liderliği veya üstünlüğü.

  • security dilemmaisimgüvenlik ikilemi

    Bir devletin silah alımı gibi kendini daha güvende hissetmek için yaptığı girişimlerin diğer devletleri daha güvensiz hissettirdiği, onların da karşılık vermesiyle genel güvensizliğin arttığı durum.

  • interdependenceisimkarşılıklı bağımlılık

    Devletlerin örneğin ticaret, yatırım, enerji ya da teknoloji yoluyla birbirine bağımlı olduğu ve bir ülkedeki gelişmelerin diğerlerini etkilediği durum.

  • non-state actorisimdevlet dışı aktör

    Uluslararası ilişkilerde rol oynayan ancak devlet olmayan aktör; örneğin bir sivil toplum kuruluşu, çok uluslu bir şirket, silahlı bir grup ya da ulus ötesi bir ağ.

Müzakere ve Zirve Dili

  • negotiationisimmüzakere, görüşme

    Bir anlaşmaya varmaya çalışan taraflar arasında yürütülen, her tarafın tutumunu ortaya koyduğu, öneriler sunduğu ve gerektiğinde uzlaşmaya gittiği resmi görüşme süreci.

  • summitisimzirve, zirve toplantısı

    Devlet ya da hükümet başkanları arasında, genellikle bir iki gün süren, önemli konuların ele alındığı ve ortak kararlar ya da açıklamalar üzerinde uzlaşılan üst düzey toplantı.

  • delegationisimheyet, delegasyon

    Bir ülkeyi ya da kurumu bir toplantıda, konferansta veya müzakerede temsil etmek üzere seçilen ve genellikle bir heyet başkanının yönettiği grup.

  • agendaisimgündem

    Bir toplantıda görüşülecek konuların listesi; daha geniş anlamda bir hükümetin ya da kurumun gerçekleştirmek istediği hedefler veya öncelikler bütünü.

  • consensusisimuzlaşı, oydaşma

    Tüm katılımcılar arasında, çoğunlukla kimse bir öneriye itiraz etmediği için resmi oylama yapılmadan sağlanan genel uzlaşı.

  • compromiseisimuzlaşma, orta yol

    Her tarafın sonucu kabul edilebilir kılmak için istediklerinin bir kısmından vazgeçtiği anlaşma; aynı kelime fiil olarak böyle bir anlaşmaya varmak anlamına gelir.

  • mediationisimarabuluculuk

    Bir devlet, örgüt ya da kişi gibi tarafsız üçüncü bir tarafın, çözüm dayatmadan anlaşmazlığın taraflarının bir anlaşmaya varmasına yardım etme çabası.

  • communiquéisimbildiri, sonuç bildirgesi

    Bir toplantı ya da zirvenin sonunda yayımlanan, katılımcıların neleri görüştüğünü ve hangi konularda uzlaştığını özetleyen resmi açıklama.

  • joint statementisimortak açıklama, ortak bildiri

    İki ya da daha fazla hükümetin veya kuruluşun birlikte yayımladığı ve ortak tutumlarını ya da taahhütlerini ortaya koyan kamuya açık açıklama.

  • concessionisimtaviz, ödün

    Müzakerede bir tarafın karşı tarafla anlaşmaya yaklaşmak için vazgeçmeyi ya da kabul etmeyi göze aldığı şey.

  • talksisimgörüşmeler, müzakereler

    Hükümetler ya da gruplar arasında, genellikle bir sorunu çözmek veya bir anlaşmaya varmak amacıyla yapılan resmi görüşmeler; bu anlamda kelime her zaman çoğuldur.

  • deadlockisimçıkmaz, kilitlenme

    Taraflardan hiçbiri tutumunu değiştirmeye yanaşmadığı için anlaşmanın sağlanamadığı ve ilerleme kaydedilemediği durum.

  • breakthroughisimönemli ilerleme, atılım

    Özellikle uzun süre ilerleme kaydedilemeyen müzakerelerde ya da görüşmelerde atılan önemli adım.

  • red lineisimkırmızı çizgi

    Bir hükümetin aşılmaması gerektiğini belirttiği ve çoğu zaman aşılması halinde ciddi bir karşılık verileceği uyarısıyla birlikte ilan ettiği sınır.

  • common groundifadeortak zemin, ortak nokta

    İki ya da daha fazla tarafın paylaştığı ve anlaşma için başlangıç noktası olabilecek görüşler, çıkarlar veya amaçlar.

Mini test: bu terimleri biliyor musun?

Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.

Uluslararası İlişkiler İngilizcesi nasıl öğrenilir?

  • Her hafta gerçek metinler okuyun: bir BM basın bülteni, bir zirve bildirisi, bir antlaşmanın bir maddesi ya da bir dışişleri bakanlığı açıklaması. Her terimle birlikte kullanılan fiillerin altını çizin; örneğin ratify a treaty, impose sanctions, broker a ceasefire, break the deadlock.
  • Diplomatik fiillerin hafiften güçlüye doğru sıralanışını öğrenin: notes, welcomes, expresses concern, calls on, urges, condemns, demands. Resmi açıklamalarda asıl mesaj çoğu zaman seçilen fiilin kendisidir.
  • Terimleri çiftler ve süreçler halinde öğrenin: sign, ratify ve enter into force; impose ve lift sanctions; bilateral ve multilateral; hard ve soft power; escalation ve de-escalation.
  • Birebir çeviriye zorlamayın. Treaty yalnızca 'anlaşma' değil, 'antlaşma'dır; chargé d'affaires 'maslahatgüzar' demektir; realism ya da constructivism gibi kuram adları Türkçe akademik metinlerde çoğunlukla İngilizceye yakın biçimde kullanılır.
  • Bir zirve ya da BM oylaması hakkındaki bir haberi beş İngilizce cümleyle özetleyerek pratik yapın: kimler bir araya geldi, gündemde ne vardı, nelerde uzlaşıldı, neler açık kaldı ve bundan sonra ne olacak.

Sıkça sorulan sorular

Diplomasi ve uluslararası ilişkiler İngilizcesini nasıl öğrenebilirim?

Kelimeleri, profesyonellerin onları kullandığı metinlerin içinden öğrenin. BM basın bültenlerini, zirve bildirilerini, antlaşma metinlerini, dışişleri bakanlıklarının açıklamalarını ve uluslararası ilişkiler dergilerindeki makaleleri okuyun; her yeni terimi birlikte kullanıldığı fiil ve edatlarla not edin. Ardından bu kalıpları özet, makale ya da bilgi notu yazarken yeniden kullanın. Düzenli ve kısa okumalar, uzun listeleri ezberlemekten daha etkilidir.

Treaty ile agreement arasındaki fark nedir?

'Agreement', tarafların kabul ettiği her türlü düzenleme için kullanılan genel kelimedir. Treaty ise devletler arasında ya da devletlerle uluslararası örgütler arasında yapılan ve uluslararası hukuka tabi olan resmi yazılı anlaşmadır; belirleyici olan adı değil hukuki niteliğidir, bu yüzden convention, pact ya da protocol adını taşıyan bir metin de antlaşma olabilir. Türkçe uluslararası ilişkiler dilinde treaty genellikle 'antlaşma', genel anlamdaki agreement ise 'anlaşma' diye karşılanır. Mutabakat zaptı (memorandum of understanding) ise çoğu zaman hukuken bağlayıcı değildir.

Uluslararası ilişkilerde önce hangi terimleri öğrenmeliyim?

Aktörler ve kurumlarla başlayın: state, sovereignty, diplomat, embassy, ambassador, foreign policy, BM ve Güvenlik Konseyi. Ardından süreçleri anlatan kelimeleri ekleyin: negotiation, talks, treaty, sign, ratify, sanctions ve ceasefire. Son olarak realism, liberalism, constructivism, anarchy ve balance of power gibi kuramsal temel kavramları öğrenin. Bu sayfadaki ilk terimler bu sırayı izler.

Diplomatik dil neden bu kadar dolaylı görünüyor?

Her resmi açıklama bir hükümetin tutumu olarak okunduğu için diplomatlar kelimelerini büyük bir özenle seçer ve ileride yapılacak görüşmelere alan bırakır. Küçük farklar anlam taşır: 'notes' tarafsızdır, 'expresses concern' daha güçlüdür, 'condemns' ise çok serttir. Toplantıların anlatımı da şifrelidir; 'frank' (açık sözlü) ya da 'useful' (faydalı) diye nitelenen görüşmelerde ciddi görüş ayrılıkları yaşanmış veya sınırlı ilerleme sağlanmış olabilir. Bu ölçekleri öğrenmek, bir metnin gerçekte ne söylediğini anlamanıza yardımcı olur.

Uluslararası ilişkilerde İngiliz mi Amerikan yazımı mı kullanmalıyım?

İkisi de doğrudur, ancak aynı metin içinde tutarlı olun. Uluslararası örgütlerin kendi yazım kuralları vardır: BM, '-ize' ekli İngiliz yazımını kullanır; bu yüzden 'organization' kelimesini 'programme' ve 'labour' ile yan yana görürsünüz. AB kurumları ise genellikle '-ise' yazımını tercih eder. Resmi adlar her zaman kendi yazımını korur: World Health Organization gibi.

Seviyene uygun okumayla pekiştir

Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar: