Sağlık Yönetimi İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları
Sağlık yöneticileri İngilizceyi yönetim kurulu raporlarında, akreditasyon değerlendirmelerinde, sigorta şirketleriyle yapılan sözleşmelerde ve klinik ekiplerle her gün yapılan görüşmelerde kullanır. Bu sözlük, bir hastaneyi perde arkasında işleten kelimeleri bir araya getirir: hasta akışı ve yatak kapasitesi, sigorta ve geri ödeme, kalite ve akreditasyon, tıbbi kayıtlar, personel, bütçe ve hasta güvenliği. Her terimde kelimenin sade bir İngilizceyle açıklamasını, yöneticilerin onu gerçekte nasıl kullandığını ve Türkçe karşılığını bulacaksınız.
- 100 terim
- 10 konu
- 37 temel terim
- 200 örnek cümle
Hastane İşletmesi
Doktor, hastane, klinik ya da evde bakım hizmeti gibi, hastalara tıbbi bakım sunan kişi veya kurum.
Tedavi, tetkik ya da gözlem için hastaneye yatırılan ve en az bir gece hastanede kalan hasta.
Bir randevu, tetkik ya da tedavi için hastaneye veya kliniğe gelen ve yatışı yapılmadan aynı gün evine dönen hasta.
Ani bir hastalık ya da yaralanmayla gelen hastaları günün her saatinde ve randevusuz kabul edip tedavi eden hastane birimi.
Benzer ihtiyaçları olan yatan hastaların bakıldığı, yataklı hastane bölümü; örneğin cerrahi servisi ya da çocuk servisi.
Hastanede ameliyatların yapıldığı özel donanımlı oda; terim çoğu zaman ameliyathane bölümünün tamamı için de kullanılır.
İlaç, tıbbi cihaz ve temizlik hizmeti gibi mal ve hizmetlerin, tedarikçi seçiminden fiyat ve sözleşme anlaşmasına kadar satın alınma süreci.
Hastanenin daha önce kendi yaptığı temizlik, yemek, çamaşırhane ya da laboratuvar testleri gibi bir hizmetin bedeli ödenerek dışarıdaki bir şirkete gördürülmesi.
Hasta ve sağlık profesyoneli farklı yerlerdeyken tıbbi bakım ve danışmanlık vermek için görüntülü görüşme, telefon ve dijital araçların kullanılması.
Hasta Akışı ve Kapasite
Bir hastanın tedavi için hastanede kalmak üzere resmi olarak kabul edilmesi süreci ya da bu işlemin her biri.
Ekip hastanın artık hastanede kalmasına gerek olmadığına karar verdikten sonra hastanın resmi olarak hastane bakımından ayrılması; çoğunlukla evine gönderilmesi.
Bir hastanın yatışından taburculuğuna kadar hastanede geçirdiği gün sayısı; hastalar genelindeki ortalaması temel bir verimlilik göstergesidir.
Belirli bir dönemde hastanedeki kullanılabilir yatakların ne kadarının hastalarla dolu olduğunu gösteren yüzde; hastanenin ne kadar yoğun çalıştığını değerlendirmek için kullanılır.
Hastaların gelişten değerlendirme, tedavi, nakil ve taburculuğa kadar hastane ya da sağlık sistemi içindeki hareketi; bu hareketin ideal olarak gereksiz beklemeler olmadan sürmesi.
Bir hastanın ileri değerlendirme ya da tedavi için başka bir hekime, uzmana, birime veya hastaneye gönderilmesi; ayrıca bu gönderme işini yapan yazı ya da istem.
Bir randevu, tetkik ya da ameliyat için sıra bekleyen hastaların, genellikle tıbbi önceliğe ve listeye eklenme tarihine göre sıralandığı liste.
Hastanın bakım almak için beklemek zorunda kaldığı süre; örneğin acil servise gelişten muayeneye ya da sevkten ameliyata kadar geçen zaman.
Hastalar geldiğinde, her birinin ne kadar acil bakıma ihtiyacı olduğuna ve nerede tedavi edilmesi gerektiğine karar vermek için yapılan hızlı değerlendirme.
Bir hastanenin ya da hizmetin yatakları, personeli, odaları ve ekipmanıyla belirli bir sürede sunabileceği hizmet miktarı.
Taburcu edilen bir hastanın kısa süre içinde, çoğunlukla 30 gün içinde, yeniden hastaneye yatırılması; bakımda ya da taburculuk sürecinde sorun olduğuna işaret edebilir.
Hangi yatakların boş olduğunu, hangi hastaların yatağa ihtiyaç duyduğunu ve her hastanın nereye yerleştirileceğini günlük olarak takip ederek yatakların verimli kullanılmasını sağlama işi.
Hastanın hastaneden güvenli bir şekilde ayrılması için ilaçlar, kontrol randevuları, ekipman ve evde destek dahil olmak üzere önceden yapılan hazırlık.
Bir süreçte, o adımdaki talep kapasiteden fazla olduğu için işlerin yavaşladığı ya da biriktiği nokta.
Acil olarak değil önceden planlanarak yapılan; örneğin tarihi haftalar önceden belirlenen kalça protezi ameliyatı gibi.
Sağlık Sigortası ve Geri Ödeme
Bir kamu fonuna ya da şirkete yapılan düzenli ödemeler karşılığında kişinin tedavi masraflarının tamamının veya bir kısmının karşılandığı sistem ya da sözleşme.
Bir sigorta şirketinin ya da kamu ödeyicisinin, hastaya verilmiş sağlık hizmeti için hastaneye veya hekime anlaşılmış kurallar ve fiyatlar çerçevesinde yaptığı ödeme.
Hastaların sağlık hizmeti bedelini ödeyen kurum; örneğin devletin sağlık fonu, bir sosyal güvenlik kurumu ya da sigorta şirketi.
Bir kişinin ya da işverenin sağlık sigortası poliçesini yürürlükte tutmak için genellikle aylık veya yıllık olarak ödediği tutar.
Bir sigorta poliçesinin ya da kamu sağlık sisteminin bedelini karşıladığı tedavi ve masrafların kapsamı ve bu güvenceden yararlanan kişiler.
Bir muayene, reçete ya da tedavinin bedeline hastanın katkı olarak ödediği sabit tutar; kalanını sigorta şirketi ya da kamu ödeyicisi karşılar.
Sağlık sigortası ödeme yapmaya başlamadan önce hastanın bir poliçe yılı içinde kendi bakımı için cebinden ödemesi gereken tutar.
Sağlık kuruluşunun belirli tetkik, tedavi ya da ilaçlardan önce sigorta şirketinden alması gereken onay; bu onay alınmazsa sigorta ödeme yapmayı reddedebilir.
Sağlık hizmeti sunucularına yaptıkları her muayene, tetkik ya da işlem için ayrı ayrı ödeme yapılan geri ödeme yöntemi.
Bir sağlık hizmeti sunucusuna, kayıtlı her kişi için belirli bir dönemde, o kişi hizmet alsın ya da almasın sabit bir tutarın ödendiği yöntem.
Diagnosis-related group (teşhis ilişkili grup) ifadesinin kısaltması: benzer tanı ve işlemlere sahip hastane vakalarını bir araya getiren ve hastanelere vaka başına sabit ödeme yapmak için kullanılan kategori.
Sigorta şirketi ya da kamu sistemi yerine doğrudan hastanın kendi cebinden ödenen.
Faturalama ve Kodlama
Hastane ya da hastanın, verilen sağlık hizmetlerini listeleyerek bedelinin ödenmesi için sigorta şirketine veya kamu ödeyicisine gönderdiği resmi talep.
Hastanın aldığı hizmetlerin kaydedilmesi, ücrete dönüştürülmesi ve hastalara ya da ödeyicilere fatura veya ödeme talebi olarak gönderilmesi işi.
Hasta kaydındaki tanı ve işlemlerin ödeme, istatistik ve planlama için kullanılan standart kodlara dönüştürülmesi süreci.
Ödeyicinin bir ödeme talebini ödemeyi reddetmesi; örneğin onay alınmamış olması, kodların hatalı olması, belgelerin eksik olması ya da hizmetin teminat dışında kalması nedeniyle.
International Classification of Diseases (Uluslararası Hastalık Sınıflandırması) ifadesinin kısaltması: Dünya Sağlık Örgütünün tanılar ve ölüm nedenleri için kullandığı standart kod sistemi.
Verilmiş ama bedeli henüz ödenmemiş sağlık hizmetleri için hastaların, sigorta şirketlerinin ve diğer ödeyicilerin hastaneye borçlu olduğu para.
Bütçe ve Finans
Bir hastanenin ya da birimin belirli bir dönemde, genellikle bir mali yılda, ne kadar gelir elde etmeyi ve ne kadar harcamayı beklediğini gösteren plan.
Bir hastanenin ya da hizmetin günlük işleyişinin maliyetleri; maaşlar, ilaçlar, sarf malzemeleri, enerji ve bakım gibi giderler. Büyük yatırımlar bu kapsama girmez.
Bir hastanenin hizmetleri karşılığında elde ettiği toplam para; sigorta şirketlerinden, kamu fonlarından ve hastalardan gelen ödemeler gibi. Giderler düşülmeden önceki tutardır.
Radyoloji ya da bir servis gibi, giderleri ayrı olarak kaydedilen ve böylece yöneticilerin harcamalarını görüp kontrol edebildiği birim veya bölüm.
Günlük işletme giderleri yerine binalar, görüntüleme cihazları ya da bilişim sistemleri gibi uzun ömürlü varlıkların satın alınması, inşası veya yenilenmesi için yapılan harcama.
Tek bir hizmet yerine kurumun tamamını destekleyen yönetim, bilişim, finans, bina ve enerji gibi işletme giderleri.
Bir dönemde bütçede planlanan tutar ile fiilen harcanan ya da elde edilen tutar arasındaki fark.
Bir tedavinin ya da hizmetin, ona harcanan paraya karşılık ne kadar sağlık yararı sağladığı; genellikle diğer seçeneklerle karşılaştırılarak değerlendirilir.
Giderleri tam olarak karşılayacak kadar gelir elde ederek ne kar ne de zarar etmek.
Kalite ve Akreditasyon
Sonuçları ölçerek, değişiklikleri deneyerek ve bunlardan ders çıkararak bakımı daha güvenli, daha etkili ve daha verimli hale getirmeye yönelik planlı ve sürekli çaba.
Bağımsız bir kuruluşun, ayrıntılı bir değerlendirmenin ardından bir hastanenin ya da hizmetin belirlenmiş kalite ve güvenlik standartlarını karşıladığını resmi olarak tanıması.
Key performance indicator (temel performans göstergesi) ifadesinin kısaltması: bekleme süresi ya da enfeksiyon oranı gibi, bir hastanenin veya ekibin hedeflerine ne ölçüde ulaştığını gösteren ölçülebilir değer.
Gerçekte verilen bakımı belirlenmiş standartlarla karşılaştıran; eksikleri ortaya çıkarmayı, uygulamayı değiştirmeyi ve ardından sonuçları yeniden kontrol etmeyi amaçlayan inceleme.
Yasalara, yönetmeliklere, standartlara ve kurum içi politikalara uygun davranma; ayrıca buna uyulduğunu kontrol etme ve kanıtlama işi.
Belirli bir hastalığı olan hastaların tanı, tedavi ve bakımının nasıl yapılması gerektiğine dair kanıta dayalı öneriler içeren belge.
Kendi performansınızı karşılaştırdığınız, çoğu zaman diğer hastanelerden ya da ulusal verilerden gelen standart veya sonuç.
Hastaların bakım alırken yaşadığı ve hissettiği her şey; randevu almaktan iletişime, temizlikten saygınlığa ve personelin onlara nasıl davrandığına kadar.
Bir düzenleyici kurumun ya da kamu otoritesinin, hastanenin yasal gereklilikleri ve bakım standartlarını karşılayıp karşılamadığını kontrol etmek için yaptığı resmi ziyaret.
Bakımın hastanın sağlığı üzerindeki etkisi; iyileşme, komplikasyonlar, yaşam kalitesi ya da ölüm gibi. Bir tedavinin ya da hizmetin ne kadar iyi işlediğini değerlendirmek için kullanılır.
İlk olarak Toyota'da otomobil üretiminde geliştirilen; bekleme, gereksiz adımlar ve hatalar gibi israfı ortadan kaldırıp hastaya değer katarak süreçleri iyileştiren yaklaşım.
Hasta Güvenliği ve Risk
Güvenli sistemler, açık prosedürler ve hatalardan ders çıkaran bir kültür sayesinde, bakım sırasında hastaların önlenebilir zarar görmesinin engellenmesi.
Sağlık hizmeti sırasında beklenmedik biçimde ortaya çıkan, hastaya zarar veren ve hastanın hastalığından değil verilen bakımdan kaynaklanan olay.
Bir hastaya, ziyaretçiye ya da çalışana zarar veren veya verebilecek bir olayın, incelenip ders çıkarılabilmesi için yazılı olarak bildirilmesi.
Hastaya ulaşıp zarar vermeden önce fark edilip durdurulan hata ya da güvensiz durum.
İlacın reçete edilmesi, eczaneden verilmesi, hazırlanması ya da uygulanması sırasında yapılan ve hastaya gerçekten zarar verse de vermese de önlenebilir olan hata.
Ciddi bir olaydan sonra yapılan; yalnızca hatayı yapan kişiye değil, olayın gerçekleşmesine olanak tanıyan temel sistem sorunlarına odaklanan yapılandırılmış inceleme.
Hastanın hastaneye yatırıldığı sırada bulunmayan ya da kuluçka döneminde olmayan, hastanede kaldığı süre içinde ortaya çıkan enfeksiyon.
Hastanın bir tedavi ya da işlemin amacı, yararları, riskleri ve alternatifleri hakkında anlayabileceği şekilde bilgilendirildikten sonra verdiği onay.
Gerekli güvenlik önlemleri uygulandığında hiç yaşanmaması gereken, büyük ölçüde önlenebilir ve çok ciddi hasta güvenliği olayı; örneğin yanlış vücut bölgesinin ameliyat edilmesi.
Bir iş, mekan ya da durumda neyin zarara yol açabileceğinin, bu zararın ne kadar olası ve ciddi olduğunun ve riski azaltmak için hangi önlemlerin gerektiğinin dikkatle incelenmesi.
Bir kurumda çalışanların hataları ne kadar açık bildirdiğini, riskler hakkında ne kadar rahat konuştuğunu ve hatalardan nasıl ders çıkardığını belirleyen ortak tutum, inanç ve alışkanlıklar.
Tıbbi Kayıtlar ve Sağlık Bilişimi
Hastanın sağlık durumuna ve aldığı bakıma ilişkin resmi kayıt; öykü, tanılar, tetkik sonuçları, tedaviler ve personelin yazdığı notları içerir.
Hastanın sağlık kaydının dijital hali; yetkili personel tarafından görüntülenip güncellenebilir ve çoğu zaman birimler ve kurumlar arasında paylaşılabilir.
Hastaların kişisel ve tıbbi bilgilerini gizli tutma ve bu bilgileri yalnızca bakımları için ihtiyacı olan ya da yasal izni bulunan kişilerle paylaşma yükümlülüğü.
Farklı bilgisayar sistemlerinin ve cihazların sağlık verilerini birbirleriyle paylaşabilmesi ve doğru şekilde kullanabilmesi; örneğin bir hastane ile aile hekimi arasında.
Hasta kayıtları gibi kişisel verilerin kaybolduğu, çalındığı, yanlış kişiyle paylaşıldığı ya da izinsiz erişildiği olay.
Hasta hastaneden ayrılırken yazılan ve tanıyı, uygulanan tedaviyi, ilaçları ve takip planını başta hastanın aile hekimi için özetleyen belge.
Bir hastanenin hasta kaydı, randevu, klinik kayıtlar, istemler, faturalama ve stok işlerini yönetmek için kullandığı bütünleşik yazılım.
Personel ve İş Gücü
Bir hastanede, serviste ya da vardiyada çalışan personelin sayısı ve niteliği; ayrıca doğru becerilere sahip yeterli personelin bulunmasını sağlama işi.
Hastanenin günün her saatinde hizmet verebilmesi için çalışanların sırayla üstlendiği gündüz, akşam ya da gece gibi belirli çalışma süresi.
Bir kurumun gelecekte hangi becerilere sahip kaç çalışana ihtiyaç duyacağını ve bu çalışanları nasıl işe alıp yetiştireceğini ve elinde tutacağını planlama.
Çalışanların kurumdan ayrılma ve yerlerine yenilerinin alınması gereken hız; genellikle yıllık personel yüzdesi olarak gösterilir.
Full-time equivalent (tam zamanlı eşdeğer) ifadesinin kısaltması: çalışma saatlerini toplayan birim; tam zamanlı bir çalışan 1,0 sayılır, yarı zamanlı iki çalışan da toplam 1,0 eder.
Bir ekipteki farklı görev, unvan ve deneyim düzeyindeki personelin bileşimi; örneğin hemşirelerin hasta bakım personeline oranı gibi.
Hangi çalışanın belirli bir dönemde, örneğin bir hafta ya da bir ay boyunca, hangi vardiyalarda çalışacağını gösteren liste veya çizelge.
Normal mesai saatleri dışında, evden ya da hastanede kalarak kısa sürede işe gelmeye veya danışmanlık vermeye hazır olma durumu.
Hastanenin kendi kadrosundaki boşlukları doldurmak için bir personel ajansı tarafından sağlanan ve genellikle saat başına daha pahalıya mal olan geçici çalışanlar.
Uzun süreli iş stresinin yol açtığı, çoğu zaman işe karşı uzaklaşma hissi ve verimin düşmesiyle birlikte görülen fiziksel ve duygusal tükenme hali.
Bir hekimin ya da başka bir sağlık profesyonelinin hastanede çalışmasına izin verilmeden önce diplomasının, lisansının ve deneyiminin geçerli olup olmadığının kontrol edilmesi.
Sağlık Sistemleri ve Yönetişim
Aile hekimleri ve yerel sağlık merkezleri gibi sağlık sistemine ilk başvurulan nokta; sık görülen sorunlar, koruyucu hizmetler ve sevkler burada ele alınır.
Hastaların genellikle sevkle ya da acil bir durumda ulaştığı, çoğunlukla genel hastanelerde verilen uzmanlık düzeyindeki tıbbi bakım.
Kalp cerrahisi, organ nakli ya da karmaşık kanser tedavileri gibi, uzman personele ve ileri donanıma sahip büyük hastanelerde verilen yüksek uzmanlık gerektiren bakım.
Bir hastanenin kararlarından etkilenen ya da bu kararlarla ilgilenen kişi veya grup; hastalar, çalışanlar, ödeyiciler, düzenleyici kurumlar ve yerel halk gibi.
Bir sağlık kuruluşunun hizmet kalitesini sürekli iyileştirmekten ve yüksek bakım standartlarını korumaktan sorumlu tutulduğu sistem.
Sağlık hizmetlerinin nasıl örgütleneceğini, finanse edileceğini ve sunulacağını belirleyen, genellikle hükümetlerce alınan kararlar, planlar ve yasalar.
Sağlık hizmeti sunucularını yaptıkları işlem sayısına göre değil, maliyete oranla hastalar için elde ettikleri sağlık sonuçlarına göre ödüllendiren örgütlenme ve ödeme modeli.
Herkesin ihtiyaç duyduğu sağlık hizmetlerine, ihtiyaç duyduğu zaman ve yerde, mali sıkıntıya düşmeden ulaşabildiği durum.
Genellikle para tasarrufu sağlamak, bekleme listelerinden kaçınmak ya da belirli bir uzmana ulaşmak için tıbbi tedavi amacıyla başka bir ülkeye seyahat etmek.
Mini test: bu terimleri biliyor musun?
Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.
Sağlık Yönetimi İngilizcesi nasıl öğrenilir?
- Her terimi yöneticilerin onunla birlikte kullandığı fiiller ve rakamlarla öğrenin: reduce length of stay (yatış süresini kısaltmak), cut waiting times (bekleme sürelerini azaltmak), submit a claim (fatura göndermek), pass an inspection (denetimden geçmek), stay within budget (bütçe içinde kalmak). Sağlık yönetimi göstergelerle konuşulan bir alandır; yüzdeleri ve eğilimleri sesli söylemeyi çalışın.
- Hastane faaliyet raporları, Dünya Sağlık Örgütü ve OECD sağlık raporları, yayımlanmış akreditasyon standartları ve sağlık yönetimi dergilerindeki makaleler gibi gerçek İngilizce metinler okuyun. Performansın, risklerin ve mali durumun nasıl anlatıldığına dikkat edin.
- Temel kısaltmaları hem kısa hem açık halleriyle öğrenin: LOS, ED, KPI, EHR, DRG, ICD, FTE, RCA. Toplantılarda kısa biçimler kullanılır, ama raporlarda ilk geçtikleri yerde genellikle açık halleri yazılır.
- Her terimi bildiğiniz sistemle ilişkilendirin. Sigortayla ilgili birçok kelime (deductible, copay, prior authorization) Amerikan özel sigortacılığından gelir; İngiltere'deki NHS ise waiting list, trust ve commissioning gibi kelimeler kullanır. Bunları SGK, katılım payı ve provizyon gibi Türkiye'deki uygulamalarla eşleştirmek akılda tutmayı kolaylaştırır.
- Hayali bir hastane için İngilizce kısa bir aylık performans özeti hazırlayıp sunmayı deneyin: yatak doluluğu, bekleme süreleri, olay bildirimleri ve bütçe sapması. Rakamları açık ve anlaşılır biçimde sunmak her yöneticinin ihtiyaç duyduğu bir beceridir.
Sıkça sorulan sorular
Healthcare management ile health administration arasındaki fark nedir?
İki terim çoğu zaman aynı anlamdaymış gibi kullanılır. Ayrım yapıldığında 'administration' genellikle birimlerin ve günlük işleyişin yürütülmesini, 'management' ise daha geniş kapsamlı liderlik, strateji ve finans işlerini anlatır. Unvanlar ülkeden ülkeye değişir: hospital administrator (hastane yöneticisi), healthcare manager (sağlık yöneticisi), operations manager (operasyon müdürü), practice manager (muayenehane ya da sağlık merkezi yöneticisi) veya chief operating officer (operasyonlardan sorumlu üst yönetici).
Sağlık sigortası terimlerinin çoğu neden Amerikan İngilizcesinden geliyor?
ABD sistemi büyük ölçüde özel sigortaya dayanır ve sağlık yazılımlarının, ders kitaplarının ve danışmanlık materyallerinin önemli bir kısmı oradan gelir. Deductible, copay, prior authorization ve in-network gibi kelimelerin bu kadar yaygın olmasının nedeni budur. İngiltere gibi ulusal sağlık sistemi olan ülkelerde bu terimler çok daha az kullanılır. Türkiye'de ise temel ödeyici SGK'dır; özel sağlık sigortası ve tamamlayıcı sağlık sigortası da onunla birlikte işler.
'Patient safety' ile 'quality of care' aynı şey mi?
Hayır. Hasta güvenliği kalitenin bir parçasıdır ve zarardan kaçınmayla ilgilidir. Kalite ise daha geniş bir kavramdır. Yaygın olarak kullanılan bir çerçeve, iyi bakımı güvenli, etkili, hasta odaklı, zamanında, verimli ve hakkaniyetli olarak tanımlar. Bir hastane güvenli olduğu halde uzun bekleme sürelerine ya da kötü tedavi sonuçlarına sahip olabilir; bu yüzden yöneticiler her ikisini de ölçer.
Yeni bir hastane yöneticisi önce hangi kısaltmaları öğrenmeli?
Her toplantıda duyacağınız kısaltmalarla başlayın: ED (acil servis), LOS (yatış süresi), KPI (temel performans göstergesi), EHR (elektronik sağlık kaydı), FTE (tam zamanlı eşdeğer), DRG (teşhis ilişkili grup), ICD (Uluslararası Hastalık Sınıflandırması) ve RCA (kök neden analizi). Bunların çoğu harf harf okunur.
Sağlık yönetimi İngilizcemi nasıl geliştirebilirim?
Her hafta alandan gerçek metinler okuyun: hastane faaliyet raporları, uluslararası sağlık raporları, akreditasyon standartları ve sağlık yönetimi dergilerindeki makaleler. Her terimle birlikte kullanılan fiilleri not edin, ardından İngilizce kısa raporlar yazmayı ve rakamları sunmayı çalışın. Kayda alınmış hastane yönetim kurulu toplantılarını ya da sağlık politikası konuşmalarını dinlemek de konuşma diline alışmanıza yardımcı olur.
İlgili alanlar
Seviyene uygun okumayla pekiştir
Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar:
Bu sayfa İngilizce öğrenenler için kelime açıklaması içerir; tıbbi tavsiye değildir.
