Sigortacılık İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları
Sigortacılık kesin ifadeler üzerine kuruludur: poliçedeki 'istisna', 'muafiyet' ya da 'riziko' gibi tek bir kelime, bir hasarın ödenip ödenmeyeceğini belirleyebilir. Bu sözlük, poliçe, prim ve hasardan risk kabule, reasüransa ve satış kanallarına kadar sigorta sektörü çalışanlarının her gün kullandığı İngilizce terimleri doğal Türkçe karşılıkları ve iş hayatından örneklerle bir araya getirir.
- 100 terim
- 11 konu
- 42 temel terim
- 200 örnek cümle
Poliçeler ve Sözleşmeler
Bir şirketin düzenli ödemeler karşılığında belirli kayıp ve zararları karşılamayı üstlendiği, böylece tek bir kişinin riskinin pek çok kişi arasında paylaşıldığı düzenleme.
Sigorta şirketi ile müşteri arasında yapılan; neyin, ne kadar süreyle, hangi bedelle ve hangi şartlarla teminat altında olduğunu gösteren yazılı sözleşme.
Sigorta poliçesinin sahibi olan, sözleşmeyi imzalayan ve primi ödemekle yükümlü olan kişi ya da şirket.
Sigorta poliçesi satan, prim toplayan ve geçerli hasar taleplerini ödeyen şirket; yani riski üstlenen taraf.
Hayatı, sağlığı, malı ya da hukuki sorumluluğu poliçe ile güvence altına alınan kişi veya kurum. Genellikle 'the insured' şeklinde kullanılır.
Bir kişiyi ya da bir şeyi sigorta poliçesiyle güvence altına almak; hem poliçeyi satan şirket hem de satın alan müşteri için kullanılır.
Bir sigorta poliçesi satın alarak sigorta şirketiyle sözleşme başlatmak.
Bir poliçenin genellikle bir yıllık yeni bir dönem için, çoğu zaman güncellenmiş prim ve şartlarla devam ettirilmesi.
Bir sigorta poliçesinin bitiş tarihinden önce müşteri ya da sigorta şirketi tarafından sona erdirilmesi.
Mevcut bir poliçeye eklenen yazılı değişiklik; örneğin sürücü eklemek, adres değiştirmek ya da sigorta bedelini artırmak için düzenlenir.
Poliçenin kişiye özel bilgileri gösteren sayfası ya da bölümü: sigorta ettiren, sigortalanan konu, sigorta bedelleri, limitler, muafiyetler, prim ve tarihler.
Teminatları, istisnaları, şartları ve iki tarafın yükümlülüklerini açıklayan, poliçenin tam hukuki metni.
Prim ödenmediği ya da poliçe zamanında yenilenmediği için geçerliliğini yitirmek.
Poliçe satın alındıktan sonra müşterinin onu iptal edebildiği ve genellikle primini geri alabildiği kısa süre.
Sigortalanan kişi ya da mal üzerinde gerçek bir maddi menfaat bulunması; yani ona bir şey olursa sigorta ettirenin zarara uğrayacak olması.
Sigorta sözleşmesinin iki tarafının da tamamen dürüst davranması ve tüm önemli bilgileri birbiriyle paylaşması gerektiğini söyleyen ilke.
Teminatlar ve İstisnalar
Bir poliçenin sağladığı güvence; yani sigorta şirketinin hangi riskleri, kayıpları ve tutarları karşılayacağı.
Her hasarda sigorta şirketi ödemeye başlamadan önce müşterinin kendisinin karşıladığı kısım. Genellikle muafiyet yükseldikçe prim düşer.
Poliçede açıkça teminat dışında bırakıldığı belirtilen durum, neden ya da hasar türü.
Sigorta şirketinin bir poliçe kapsamında ödeyeceği azami tutar; genellikle malın değerine ya da hayat sigortasında seçilen tutara göre belirlenir.
Bir riski, kişiyi ya da masrafı sigorta poliçesine dahil ederek kayıp halinde sigorta şirketinin ödeme yapmasını sağlamak.
Sigorta şirketinin tek bir hasar için, belirli bir masraf türü için ya da poliçe süresi boyunca tüm hasarlar için ödeyeceği en yüksek tutar.
Yangın, sel, fırtına, deprem ya da hırsızlık gibi kayba yol açabilen belirli olay veya neden.
Eşyaların olağan kullanım ve zamanla uğradığı kademeli bozulma; sigorta poliçeleri bunu genellikle karşılamaz.
Sigorta bedelinin malın gerçek değerinden düşük olduğu ve bu nedenle sigorta şirketinin hasarın yalnızca bir kısmını ödeyebildiği durum.
Sigortalıyı hasardan önceki mali durumuna, daha iyi ya da daha kötü olmayacak şekilde geri getiren ödeme; aynı zamanda bu ödemenin dayandığı ilke.
Özellikle hayat ve sağlık sigortalarında temel poliçeye ek prim karşılığında eklenen ve ilave güvence sağlayan isteğe bağlı teminat.
Hasar ve Tazminat
Poliçe kapsamındaki bir kayıp, hasar ya da sağlık gideri için sigorta şirketinden resmi olarak ödeme yapılmasının istenmesi.
Bir kaybın karşılanması için sigorta şirketine resmi olarak başvurmak; genellikle hasar bildirilir, gerekli form ve belgeler gönderilir.
Sigortalı kişinin ya da malın uğradığı ve hasar talebine yol açabilecek zarar, yok olma ya da maddi kayıp.
Geçerli bir hasar talebinin ardından sigorta şirketinin müşteriye ya da lehtara yaptığı ödeme.
Hasar talebini inceleyen, hasarı yerinde tespit eden ve sigorta şirketinin ne kadar ödemesi gerektiğini belirleyen uzman.
Sigorta şirketi ile talep sahibinin tutar üzerinde anlaşmasının ardından hasar dosyasını kapatan nihai uzlaşma ve ödeme.
Sigortalı malın, özellikle bir aracın, tamamen yok olduğu ya da onarım maliyetinin değerini aşacak kadar ağır hasar gördüğü durum.
Hak edilmeyen bir ödeme almak için sigorta şirketine bilerek yalan söylemek ya da sahte bir hasar oluşturmak.
First notice of loss; yani müşterinin kaza, hırsızlık ya da hasarın ardından sigorta şirketine yaptığı ve hasar sürecini başlatan ilk bildirim.
Sigorta şirketinin hasarı ödedikten sonra sigortalının hukuki haklarını devralarak zarara yol açan kişiden parayı geri alma hakkı.
Risk Kabul ve Risk Değerlendirme
Bir riskin incelenmesi, sigortalanıp sigortalanmayacağına karar verilmesi ve poliçenin fiyatı ile şartlarının belirlenmesi süreci.
Kaza, hastalık ya da hasar gibi olumsuz bir olayın gerçekleşme ihtimali; sigortacılıkta sigortalanan kişi veya malın kendisi için de kullanılır.
Riskleri inceleyen, kabul edilip edilmeyeceğine karar veren ve primi, limitleri ve şartları belirleyen sigorta uzmanı.
Bir kaybın ne kadar olası ve ne kadar ciddi olabileceğinin dikkatle incelenmesi; bir şeyin sigortalanıp sigortalanmayacağına ve nasıl sigortalanacağına karar vermek için kullanılır.
Müşterinin sigortaya başvururken doldurduğu ve sigorta şirketinin riski değerlendirmek için ihtiyaç duyduğu bilgileri verdiği form.
Bir kişinin ya da şirketin geçmiş yıllarda yaptığı tüm hasar taleplerinin kaydı; sigorta şirketleri bunu fiyatlama ve risk kabulde kullanır.
Sigorta şirketinin riski kabul etme kararını ya da isteyeceği primi etkileyecek ve bu nedenle müşterinin bildirmesi gereken her türlü bilgi.
Kişilerin sigortalı olduklarını bildikleri için daha az dikkatli davranma ya da dürüst olmayan davranışlara yönelme riski.
Riski yüksek olan kişilerin sigorta satın almaya daha yatkın olması ve sigorta şirketi bu farkı ayırt edemezse zarara uğraması eğilimi.
Hayat ve Sağlık Sigortası
Poliçede ödemeyi alacak kişi ya da kurum olarak belirlenen taraf; örneğin sigortalı vefat ettiğinde tazminatı alan aile üyesi.
Sigortalı kişinin vefatı halinde poliçede belirtilen lehtarlara belirli bir tutar ödeyen, bazı ürünlerde ise birikim de sağlayan sigorta türü.
Doktor muayenesi, tetkikler, hastanede yatış ve ameliyat gibi tedavi giderlerini poliçedeki limitler dahilinde karşılayan sigorta.
Poliçe başladıktan sonra bazı teminatların henüz kullanılamadığı belirli süre; özellikle sağlık ve hayat sigortalarında yaygındır.
Kişinin sağlık ya da hayat sigortası başlamadan önce zaten sahip olduğu ya da belirtilerini gösterdiği sağlık sorunu.
Sigortalının her sağlık hizmeti kullandığında faturanın kendisinin ödediği kısmı; sabit bir tutar ya da yüzde olabilir.
Kişiyi belirli bir süre için güvence altına alan ve yalnızca bu süre içinde vefat olursa ödeme yapan, birikim değeri olmayan hayat sigortası.
Primler ödendiği sürece kişinin ömrü boyunca devam eden ve genellikle zamanla nakit değer biriktiren hayat sigortası.
Sigorta ettirenin birikimli bir hayat poliçesini süresi dolmadan iptal etmesi halinde aldığı tutar.
Genellikle hayat sigortası şirketlerinin sattığı, toplu bir tutarı örneğin kişinin ömrü boyunca her ay yapılacak düzenli ödemelere dönüştüren finansal ürün.
Doktor muayenesi, tetkik ya da küçük bir müdahale gibi, hastanın hastanede gece kalmadığı tıbbi hizmetleri niteleyen.
Sigortalı kişinin bir kaza sonucu vefatı, kalıcı sakatlığı ya da tedavi ihtiyacı halinde belirli bir tutar ödeyen sigorta.
Bir seyahat için yapılan; yurt dışındaki acil sağlık giderlerini, çoğu zaman da seyahat iptalini, kayıp bagajı ve gecikmeleri karşılayan sigorta.
Kamu sağlık sistemiyle birlikte çalışan ve özel hastanelerin aldığı fark ücretleri gibi devletin karşılamadığı giderleri ödeyen özel sağlık sigortası.
Kasko ve Trafik Sigortası
Aracın ve sürücünün başkalarına ve onların mallarına verdiği zararları, poliçeye göre de aracın kendi hasarlarını karşılayan sigorta.
Sigortalı aracın kendi hasarlarını; örneğin çarpışma, hırsızlık, yangın ve doğal afetlerden doğan zararları karşılayan araç sigortası.
Başkalarına ve onların mallarına verdiğiniz yaralanma ya da hasarları karşılayan, ancak kendi aracınızın hasarlarını karşılamayan sigorta.
Hasar talebinde bulunmamış sigorta ettirenlere primde uygulanan ve genellikle her hasarsız yılla birlikte artan indirim.
Bir trafik kazasını anlatan, genellikle kazaya karışan sürücülerin doldurup imzaladığı ya da polisin düzenlediği ve hasar sürecinde kullanılan belge.
Çoğu zaman araç sigortasına dahil olan; aracı arızalanan ya da kaza yapan sürücülere örneğin çekici göndererek veya lastik değiştirerek yardım eden hizmet.
Bir aracın Yeşil Kart sistemine üye ülkelerde trafiğe çıkabilmesi için gereken asgari üçüncü kişi sorumluluk sigortasına sahip olduğunu gösteren uluslararası belge.
Mal ve Sorumluluk Sigortaları
Binaları, ekipmanı, stokları ve diğer fiziki varlıkları yangın, sel, fırtına ve hırsızlık gibi olayların yol açtığı hasar ya da kayıplara karşı güvence altına alan sigorta.
Başkalarına verdiğiniz ve hukuken sorumlu olduğunuz yaralanma ya da zararları, hukuki masraflar dahil karşılayan sigorta.
Bir ev ya da daireyi ve içindeki eşyaları yangın, su hasarı, hırsızlık ve fırtına gibi risklere karşı güvence altına alan sigorta.
Binalarda, ekipmanda ve stoklarda yangının, çoğu zaman da yıldırım ve infilak gibi bağlantılı olayların yol açtığı hasarları karşılayan sigorta.
Depremin ve depremin ardından gelen yangın ya da yer kayması gibi olayların binalara ve eşyalara verdiği zararları karşılayan sigorta.
Mala verilen zarardan farklı olarak bir kişinin uğradığı fiziksel zarar; yaralanma, hastalık ya da ölüm gibi.
Bir işletme yangın gibi teminat altındaki bir hasar nedeniyle faaliyetini durdurmak ya da yavaşlatmak zorunda kaldığında kaybedilen karı ve süregelen giderleri karşılayan sigorta.
Reasürans
Sigorta şirketlerinin üstlendikleri risklerin bir kısmını başka bir şirkete devretmek için satın aldığı ve çok büyük ya da çok sayıda hasarın kendilerini tehdit etmesini önleyen sigorta.
Primin bir kısmı karşılığında sigorta şirketlerinin risklerinin bir kısmını üstlenen, yani sigorta şirketlerini sigortalayan şirket.
Risklerinin bir kısmını reasüröre devreden sigorta şirketi; 'cedant' olarak da anılır.
Bir sigorta şirketinin örneğin tüm mal sigortası portföyü gibi belirli bir poliçe grubunu, belirli bir süre boyunca otomatik olarak kapsayan reasürans anlaşması.
Büyük bir fabrika gibi tek ve belirli bir risk için ayrı olarak yapılan ve reasürörün her vakayı kabul ya da reddedebildiği reasürans.
Bir sigorta şirketinin reasürörlere devretmeyip kendi hesabına üstlendiği risk ya da hasar payı.
Reasürörün bir hasarın belirlenen tutarı aşan kısmını, bir üst sınıra kadar ödediği reasürans türü.
Sigorta şirketi ile reasürörün her poliçenin primini ve hasarlarını sabit bir yüzdeyle paylaştığı proporsiyonel reasürans düzenlemesi.
Acenteler, Brokerler ve Satış Kanalları
Müşteri adına hareket eden, farklı sigorta şirketlerinin tekliflerini karşılaştıran ve en uygun poliçenin yapılmasına yardımcı olan bağımsız aracı.
Bir ya da birden fazla sigorta şirketi adına poliçe satan ve her satıştan komisyon kazanan kişi veya işletme.
Bir poliçeyi sattığı için sigorta şirketinin acenteye ya da brokere ödediği, genellikle primin belirli bir yüzdesi olan ücret.
Müşteriler ile sigorta şirketleri arasında yer alan ve poliçelerin yapılmasını sağlayan acente ya da broker gibi kişi veya firma.
Sigorta ürünlerinin bankalar aracılığıyla, genellikle şubelerde ya da dijital bankacılık üzerinden bankanın kendi müşterilerine satılması.
Sigorta Piyasası ve Finans
Hayat sigortası dışındaki tüm sigorta türleri; araç, mal, sorumluluk, sağlık ve seyahat sigortaları gibi.
Property and casualty, yani mal ve sorumluluk; araç, konut ve işyeri sigortaları gibi malları koruyan ve hukuki sorumluluğu karşılayan sigortalar için kullanılan Amerikan terimi.
Hasar maliyetlerinin kazanılmış primlere bölünmesiyle bulunan ve yüzde olarak gösterilen oran; primin ne kadarının hasar ödemeye harcandığını gösterir.
Hasar/prim oranı ile gider oranının toplamı. Yüzde 100'ün altında olması sigorta şirketinin teknik kar ettiğini, üzerinde olması ise teknik zarar ettiğini gösterir.
Sigorta şirketinin gelecekte beklediği hasarları ve diğer yükümlülükleri ödemek için bilançosunda ayırdığı tutar.
Bir sigorta şirketinin gelecekteki tüm hasar ve borçlarını ödeyebilme gücü; sermayesinin düzenleyici kurumların istediği tutarla karşılaştırılmasıyla ölçülür.
Bir sigorta şirketinin belirli bir dönemde düzenlediği tüm poliçelerden elde ettiği, reasürörlere devredilen pay düşülmeden önceki toplam prim.
Mini test: bu terimleri biliyor musun?
Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.
Sigortacılık İngilizcesi nasıl öğrenilir?
- Önce tarafları ve rollerini öğrenin: insurer, policyholder, insured, beneficiary, agent, broker ve reinsurer. E-postalardaki yanlış anlamaların çoğu bunların karıştırılmasından kaynaklanır.
- Alandan gerçek metinler okuyun: bir poliçe şartlarının İngilizce ve Türkçe versiyonlarını karşılaştırın, Türk sigorta şirketlerinin faaliyet raporlarını okuyun (birçoğu İngilizce de yayımlıyor) ve reasürans piyasası raporlarına göz atın. Aynı maddeyi iki dilde görmek terimleri kalıcı hale getirir.
- Her ismin hangi fiille kullanıldığını öğrenin: take out a policy (poliçe yaptırmak), renew a policy (poliçe yenilemek), file a claim (hasar ihbarında bulunmak), settle a claim (hasarı ödemek), cede a risk (riski devretmek), apply a loading (sürprim uygulamak), set a reserve (karşılık ayırmak).
- Amerikan ve İngiliz İngilizcesi farklarına dikkat edin: deductible ve excess, claims adjuster ve loss adjuster, auto ve motor insurance, coverage ve cover, application ve proposal form.
- Poliçelerde geçen hukuki Türkçe kelimelerin İngilizce karşılıklarını bulun: riziko (peril), lehtar (beneficiary), zeyilname (endorsement), rücu (subrogation), muallak hasar karşılığı (outstanding claims reserve).
Sıkça sorulan sorular
Policyholder, insured ve beneficiary arasındaki fark nedir?
Policyholder, poliçenin sahibi ve primi ödeyen taraftır (sigorta ettiren). Insured, riski teminat altına alınan kişi ya da maldır (sigortalı). Beneficiary ise hayat veya kaza poliçesinde ödemeyi alan kişidir (lehtar). Bireysel bir hayat poliçesinde sigorta ettiren ile sigortalı çoğu zaman aynı kişidir, lehtar ise bir aile üyesidir; grup sağlık sigortasında ise işveren sigorta ettiren, her çalışan da sigortalıdır.
'Kasko' ve 'trafik sigortası' İngilizcede nasıl söylenir?
Trafik sigortası, zorunlu üçüncü kişi araç sigortasıdır (third-party liability insurance). Kasko ise en çok 'comprehensive' ya da 'own damage' teminatına karşılık gelir. Dikkat edin: İngiltere'de 'comprehensive' poliçe üçüncü kişi teminatını da içerir; Türkiye'de ise kasko ve trafik sigortası iki ayrı poliçedir. Emin olamadığınızda açıklayarak söyleyin: 'kasko, which covers damage to your own car'.
Deductible mı, excess mi: hangisini kullanmalıyım?
İkisi de aynı anlama gelir: hasarın müşteri tarafından ödenen kısmı, yani muafiyet. 'Deductible' Amerikan İngilizcesidir ve uluslararası iş dünyasında da yaygındır; 'excess' ise İngiliz İngilizcesidir. Okuyucunuza göre birini seçin ve aynı belgede tutarlı kullanın. Reasüranstaki 'excess of loss' (hasar fazlası) farklı bir kavramdır; onu 'excess' diye kısaltmayın.
Insure, ensure ve assure arasındaki fark nedir?
'Insure' sigortayla ilgilidir: 'We insure the building against fire.' (Binayı yangına karşı sigortalıyoruz.) 'Ensure' emin olmak, sağlamak demektir: 'Please ensure the form is signed.' (Lütfen formun imzalandığından emin olun.) 'Assure' ise birinin şüphesini gidermek için güvence vermektir: 'I can assure you that your claim is being handled.' (Talebinizle ilgilenildiğini temin ederim.) İngiliz İngilizcesinde 'life assurance' ifadesinde 'assurance' da kullanılır.
Türk sigortacılar İngilizce terimleri kullanıyor mu?
Evet, birçoğunu. Underwriting, broker, treaty, fac, quota share, loss ratio, combined ratio ve FNOL gibi terimler, özellikle reasürans ve kurumsal sigortalarda Türk ofislerinde sık sık İngilizce söylenir. Poliçelerde, mevzuatta ve müşteri yazışmalarında ise 'risk kabul', 'hasar/prim oranı' ve 'muafiyet' gibi Türkçe terimler kullanılır. İki versiyonu da bilmek meslektaşlar, müşteriler ve yabancı iş ortakları arasında rahatça geçiş yapmanızı sağlar.
İlgili alanlar
Seviyene uygun okumayla pekiştir
Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar:
Bu sayfa İngilizce öğrenenler için kelime açıklaması içerir; yatırım veya finans tavsiyesi değildir.
