Sigorta sektörü çalışanları için İngilizce

Sigortacılık İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları

Sigortacılık kesin ifadeler üzerine kuruludur: poliçedeki 'istisna', 'muafiyet' ya da 'riziko' gibi tek bir kelime, bir hasarın ödenip ödenmeyeceğini belirleyebilir. Bu sözlük, poliçe, prim ve hasardan risk kabule, reasüransa ve satış kanallarına kadar sigorta sektörü çalışanlarının her gün kullandığı İngilizce terimleri doğal Türkçe karşılıkları ve iş hayatından örneklerle bir araya getirir.

  • 100 terim
  • 11 konu
  • 42 temel terim
  • 200 örnek cümle

Poliçeler ve Sözleşmeler

  • insuranceisimsigorta, sigortacılık

    Bir şirketin düzenli ödemeler karşılığında belirli kayıp ve zararları karşılamayı üstlendiği, böylece tek bir kişinin riskinin pek çok kişi arasında paylaşıldığı düzenleme.

  • policyisimpoliçe, sigorta poliçesi

    Sigorta şirketi ile müşteri arasında yapılan; neyin, ne kadar süreyle, hangi bedelle ve hangi şartlarla teminat altında olduğunu gösteren yazılı sözleşme.

  • policyholderisimsigorta ettiren, poliçe sahibi

    Sigorta poliçesinin sahibi olan, sözleşmeyi imzalayan ve primi ödemekle yükümlü olan kişi ya da şirket.

  • insurerisimsigorta şirketi, sigortacı

    Sigorta poliçesi satan, prim toplayan ve geçerli hasar taleplerini ödeyen şirket; yani riski üstlenen taraf.

  • insuredisimsigortalı

    Hayatı, sağlığı, malı ya da hukuki sorumluluğu poliçe ile güvence altına alınan kişi veya kurum. Genellikle 'the insured' şeklinde kullanılır.

  • insurefiilsigortalamak, sigorta etmek

    Bir kişiyi ya da bir şeyi sigorta poliçesiyle güvence altına almak; hem poliçeyi satan şirket hem de satın alan müşteri için kullanılır.

  • take out insuranceifadesigorta yaptırmak, poliçe yaptırmak

    Bir sigorta poliçesi satın alarak sigorta şirketiyle sözleşme başlatmak.

  • renewalisimyenileme, poliçe yenileme

    Bir poliçenin genellikle bir yıllık yeni bir dönem için, çoğu zaman güncellenmiş prim ve şartlarla devam ettirilmesi.

  • cancellationisimiptal, fesih

    Bir sigorta poliçesinin bitiş tarihinden önce müşteri ya da sigorta şirketi tarafından sona erdirilmesi.

  • endorsementisimzeyilname, zeyil

    Mevcut bir poliçeye eklenen yazılı değişiklik; örneğin sürücü eklemek, adres değiştirmek ya da sigorta bedelini artırmak için düzenlenir.

  • policy scheduleisimpoliçe bilgi sayfası, poliçe ön yüzü

    Poliçenin kişiye özel bilgileri gösteren sayfası ya da bölümü: sigorta ettiren, sigortalanan konu, sigorta bedelleri, limitler, muafiyetler, prim ve tarihler.

  • policy wordingisimpoliçe şartları, genel ve özel şartlar

    Teminatları, istisnaları, şartları ve iki tarafın yükümlülüklerini açıklayan, poliçenin tam hukuki metni.

  • lapsefiilhükümsüz kalmak, sona ermek

    Prim ödenmediği ya da poliçe zamanında yenilenmediği için geçerliliğini yitirmek.

  • cooling-off periodisimcayma süresi, cayma hakkı süresi

    Poliçe satın alındıktan sonra müşterinin onu iptal edebildiği ve genellikle primini geri alabildiği kısa süre.

  • insurable interestisimsigortalanabilir menfaat, sigorta menfaati

    Sigortalanan kişi ya da mal üzerinde gerçek bir maddi menfaat bulunması; yani ona bir şey olursa sigorta ettirenin zarara uğrayacak olması.

  • utmost good faithifadeazami iyi niyet, azami iyi niyet ilkesi

    Sigorta sözleşmesinin iki tarafının da tamamen dürüst davranması ve tüm önemli bilgileri birbiriyle paylaşması gerektiğini söyleyen ilke.

Primler ve Fiyatlama

  • premiumisimprim, sigorta primi

    Müşterinin bir poliçe için sigorta şirketine ödediği, genellikle yılda bir kez ya da aylık taksitler halinde ödenen tutar.

  • quoteisimteklif, fiyat teklifi

    Müşteri satın alma kararı vermeden önce ona sunulan ve poliçenin ne kadara, hangi temel şartlarla yapılacağını gösteren teklif.

  • grace periodisimek süre, prim ödemesi için tanınan ek süre

    Primin vadesi geçtikten sonra müşterinin yine de ödeme yapabildiği ve poliçenin yürürlükte kalmaya devam ettiği ek süre.

  • actuaryisimaktüer

    İstatistik ve matematik kullanarak riski ölçen, primleri hesaplayan ve sigorta şirketinin gelecekteki hasarlar için ne kadar para ayırması gerektiğini tahmin eden uzman.

  • loadingisimsürprim, ek prim

    Riskin normalden yüksek olması nedeniyle, örneğin bir sağlık sorunu ya da tehlikeli bir meslek yüzünden standart prime eklenen ek tutar.

  • pro ratasıfatgün esasına göre, orantılı

    İlgili süreye ya da paya orantılı olarak hesaplanan; örneğin kullanılmayan gün sayısına göre yapılan prim iadesi.

Teminatlar ve İstisnalar

  • coverageisimteminat, kapsam

    Bir poliçenin sağladığı güvence; yani sigorta şirketinin hangi riskleri, kayıpları ve tutarları karşılayacağı.

  • deductibleisimmuafiyet, tenzili muafiyet

    Her hasarda sigorta şirketi ödemeye başlamadan önce müşterinin kendisinin karşıladığı kısım. Genellikle muafiyet yükseldikçe prim düşer.

  • exclusionisimistisna, teminat dışı hal

    Poliçede açıkça teminat dışında bırakıldığı belirtilen durum, neden ya da hasar türü.

  • sum insuredisimsigorta bedeli, teminat tutarı

    Sigorta şirketinin bir poliçe kapsamında ödeyeceği azami tutar; genellikle malın değerine ya da hayat sigortasında seçilen tutara göre belirlenir.

  • coverfiilkapsamak, teminat altına almak

    Bir riski, kişiyi ya da masrafı sigorta poliçesine dahil ederek kayıp halinde sigorta şirketinin ödeme yapmasını sağlamak.

  • policy limitisimteminat limiti, poliçe limiti

    Sigorta şirketinin tek bir hasar için, belirli bir masraf türü için ya da poliçe süresi boyunca tüm hasarlar için ödeyeceği en yüksek tutar.

  • perilisimriziko, tehlike

    Yangın, sel, fırtına, deprem ya da hırsızlık gibi kayba yol açabilen belirli olay veya neden.

  • wear and tearifadeaşınma ve yıpranma, olağan yıpranma

    Eşyaların olağan kullanım ve zamanla uğradığı kademeli bozulma; sigorta poliçeleri bunu genellikle karşılamaz.

  • underinsuranceisimeksik sigorta

    Sigorta bedelinin malın gerçek değerinden düşük olduğu ve bu nedenle sigorta şirketinin hasarın yalnızca bir kısmını ödeyebildiği durum.

  • indemnityisimtazminat, zararın tazmini

    Sigortalıyı hasardan önceki mali durumuna, daha iyi ya da daha kötü olmayacak şekilde geri getiren ödeme; aynı zamanda bu ödemenin dayandığı ilke.

  • riderisimek teminat, ek sözleşme

    Özellikle hayat ve sağlık sigortalarında temel poliçeye ek prim karşılığında eklenen ve ilave güvence sağlayan isteğe bağlı teminat.

Hasar ve Tazminat

  • claimisimhasar talebi, tazminat talebi

    Poliçe kapsamındaki bir kayıp, hasar ya da sağlık gideri için sigorta şirketinden resmi olarak ödeme yapılmasının istenmesi.

  • file a claimifadehasar ihbarında bulunmak, tazminat talep etmek

    Bir kaybın karşılanması için sigorta şirketine resmi olarak başvurmak; genellikle hasar bildirilir, gerekli form ve belgeler gönderilir.

  • lossisimhasar, zarar

    Sigortalı kişinin ya da malın uğradığı ve hasar talebine yol açabilecek zarar, yok olma ya da maddi kayıp.

  • payoutisimtazminat ödemesi, ödeme

    Geçerli bir hasar talebinin ardından sigorta şirketinin müşteriye ya da lehtara yaptığı ödeme.

  • claims adjusterisimeksper, sigorta eksperi

    Hasar talebini inceleyen, hasarı yerinde tespit eden ve sigorta şirketinin ne kadar ödemesi gerektiğini belirleyen uzman.

  • settlementisimhasar ödemesi, tazminatın ödenmesi

    Sigorta şirketi ile talep sahibinin tutar üzerinde anlaşmasının ardından hasar dosyasını kapatan nihai uzlaşma ve ödeme.

  • total lossisimtam hasar, pert

    Sigortalı malın, özellikle bir aracın, tamamen yok olduğu ya da onarım maliyetinin değerini aşacak kadar ağır hasar gördüğü durum.

  • insurance fraudisimsigorta dolandırıcılığı, sigorta suistimali

    Hak edilmeyen bir ödeme almak için sigorta şirketine bilerek yalan söylemek ya da sahte bir hasar oluşturmak.

  • FNOLkısaltmailk hasar ihbarı, hasar ihbarı

    First notice of loss; yani müşterinin kaza, hırsızlık ya da hasarın ardından sigorta şirketine yaptığı ve hasar sürecini başlatan ilk bildirim.

  • subrogationisimrücu, halefiyet

    Sigorta şirketinin hasarı ödedikten sonra sigortalının hukuki haklarını devralarak zarara yol açan kişiden parayı geri alma hakkı.

Risk Kabul ve Risk Değerlendirme

  • underwritingisimrisk kabul, underwriting

    Bir riskin incelenmesi, sigortalanıp sigortalanmayacağına karar verilmesi ve poliçenin fiyatı ile şartlarının belirlenmesi süreci.

  • riskisimrisk, riziko

    Kaza, hastalık ya da hasar gibi olumsuz bir olayın gerçekleşme ihtimali; sigortacılıkta sigortalanan kişi veya malın kendisi için de kullanılır.

  • underwriterisimunderwriter, risk kabul uzmanı

    Riskleri inceleyen, kabul edilip edilmeyeceğine karar veren ve primi, limitleri ve şartları belirleyen sigorta uzmanı.

  • risk assessmentisimrisk değerlendirmesi, risk analizi

    Bir kaybın ne kadar olası ve ne kadar ciddi olabileceğinin dikkatle incelenmesi; bir şeyin sigortalanıp sigortalanmayacağına ve nasıl sigortalanacağına karar vermek için kullanılır.

  • proposal formisimteklif formu, sigorta başvuru formu

    Müşterinin sigortaya başvururken doldurduğu ve sigorta şirketinin riski değerlendirmek için ihtiyaç duyduğu bilgileri verdiği form.

  • claims historyisimhasar geçmişi, hasar kaydı

    Bir kişinin ya da şirketin geçmiş yıllarda yaptığı tüm hasar taleplerinin kaydı; sigorta şirketleri bunu fiyatlama ve risk kabulde kullanır.

  • material factisimönemli husus, riski etkileyen önemli bilgi

    Sigorta şirketinin riski kabul etme kararını ya da isteyeceği primi etkileyecek ve bu nedenle müşterinin bildirmesi gereken her türlü bilgi.

  • moral hazardisimahlaki risk, ahlaki tehlike

    Kişilerin sigortalı olduklarını bildikleri için daha az dikkatli davranma ya da dürüst olmayan davranışlara yönelme riski.

  • adverse selectionisimters seçim, olumsuz seçim

    Riski yüksek olan kişilerin sigorta satın almaya daha yatkın olması ve sigorta şirketi bu farkı ayırt edemezse zarara uğraması eğilimi.

Hayat ve Sağlık Sigortası

  • beneficiaryisimlehtar, hak sahibi

    Poliçede ödemeyi alacak kişi ya da kurum olarak belirlenen taraf; örneğin sigortalı vefat ettiğinde tazminatı alan aile üyesi.

  • life insuranceisimhayat sigortası

    Sigortalı kişinin vefatı halinde poliçede belirtilen lehtarlara belirli bir tutar ödeyen, bazı ürünlerde ise birikim de sağlayan sigorta türü.

  • health insuranceisimsağlık sigortası, özel sağlık sigortası

    Doktor muayenesi, tetkikler, hastanede yatış ve ameliyat gibi tedavi giderlerini poliçedeki limitler dahilinde karşılayan sigorta.

  • waiting periodisimbekleme süresi

    Poliçe başladıktan sonra bazı teminatların henüz kullanılamadığı belirli süre; özellikle sağlık ve hayat sigortalarında yaygındır.

  • pre-existing conditionisimsigorta öncesi mevcut hastalık, önceden var olan rahatsızlık

    Kişinin sağlık ya da hayat sigortası başlamadan önce zaten sahip olduğu ya da belirtilerini gösterdiği sağlık sorunu.

  • co-paymentisimkatılım payı, katkı payı

    Sigortalının her sağlık hizmeti kullandığında faturanın kendisinin ödediği kısmı; sabit bir tutar ya da yüzde olabilir.

  • term life insuranceisimsüreli hayat sigortası, vefat teminatlı hayat sigortası

    Kişiyi belirli bir süre için güvence altına alan ve yalnızca bu süre içinde vefat olursa ödeme yapan, birikim değeri olmayan hayat sigortası.

  • whole life insuranceisimömür boyu hayat sigortası, tam hayat sigortası

    Primler ödendiği sürece kişinin ömrü boyunca devam eden ve genellikle zamanla nakit değer biriktiren hayat sigortası.

  • surrender valueisimiştira değeri, geri satın alma değeri

    Sigorta ettirenin birikimli bir hayat poliçesini süresi dolmadan iptal etmesi halinde aldığı tutar.

  • annuityisimanüite, düzenli gelir ödemesi

    Genellikle hayat sigortası şirketlerinin sattığı, toplu bir tutarı örneğin kişinin ömrü boyunca her ay yapılacak düzenli ödemelere dönüştüren finansal ürün.

  • outpatientsıfatayakta tedavi, ayakta

    Doktor muayenesi, tetkik ya da küçük bir müdahale gibi, hastanın hastanede gece kalmadığı tıbbi hizmetleri niteleyen.

  • personal accident insuranceisimferdi kaza sigortası

    Sigortalı kişinin bir kaza sonucu vefatı, kalıcı sakatlığı ya da tedavi ihtiyacı halinde belirli bir tutar ödeyen sigorta.

  • travel insuranceisimseyahat sigortası, seyahat sağlık sigortası

    Bir seyahat için yapılan; yurt dışındaki acil sağlık giderlerini, çoğu zaman da seyahat iptalini, kayıp bagajı ve gecikmeleri karşılayan sigorta.

  • supplementary health insuranceisimtamamlayıcı sağlık sigortası, TSS

    Kamu sağlık sistemiyle birlikte çalışan ve özel hastanelerin aldığı fark ücretleri gibi devletin karşılamadığı giderleri ödeyen özel sağlık sigortası.

Kasko ve Trafik Sigortası

  • car insuranceisimaraç sigortası, kasko

    Aracın ve sürücünün başkalarına ve onların mallarına verdiği zararları, poliçeye göre de aracın kendi hasarlarını karşılayan sigorta.

  • comprehensive insuranceisimkasko, kasko sigortası

    Sigortalı aracın kendi hasarlarını; örneğin çarpışma, hırsızlık, yangın ve doğal afetlerden doğan zararları karşılayan araç sigortası.

  • third-party insuranceisimzorunlu trafik sigortası, trafik sigortası

    Başkalarına ve onların mallarına verdiğiniz yaralanma ya da hasarları karşılayan, ancak kendi aracınızın hasarlarını karşılamayan sigorta.

  • no-claims bonusisimhasarsızlık indirimi, hasarsızlık basamağı

    Hasar talebinde bulunmamış sigorta ettirenlere primde uygulanan ve genellikle her hasarsız yılla birlikte artan indirim.

  • accident reportisimkaza tespit tutanağı, kaza raporu

    Bir trafik kazasını anlatan, genellikle kazaya karışan sürücülerin doldurup imzaladığı ya da polisin düzenlediği ve hasar sürecinde kullanılan belge.

  • roadside assistanceisimyol yardım, yol yardım hizmeti

    Çoğu zaman araç sigortasına dahil olan; aracı arızalanan ya da kaza yapan sürücülere örneğin çekici göndererek veya lastik değiştirerek yardım eden hizmet.

  • green cardisimyeşil kart, yeşil kart sigortası

    Bir aracın Yeşil Kart sistemine üye ülkelerde trafiğe çıkabilmesi için gereken asgari üçüncü kişi sorumluluk sigortasına sahip olduğunu gösteren uluslararası belge.

Mal ve Sorumluluk Sigortaları

  • property insuranceisimmal sigortası, mülk sigortası

    Binaları, ekipmanı, stokları ve diğer fiziki varlıkları yangın, sel, fırtına ve hırsızlık gibi olayların yol açtığı hasar ya da kayıplara karşı güvence altına alan sigorta.

  • liability insuranceisimsorumluluk sigortası, mali sorumluluk sigortası

    Başkalarına verdiğiniz ve hukuken sorumlu olduğunuz yaralanma ya da zararları, hukuki masraflar dahil karşılayan sigorta.

  • home insuranceisimkonut sigortası, ev sigortası

    Bir ev ya da daireyi ve içindeki eşyaları yangın, su hasarı, hırsızlık ve fırtına gibi risklere karşı güvence altına alan sigorta.

  • fire insuranceisimyangın sigortası

    Binalarda, ekipmanda ve stoklarda yangının, çoğu zaman da yıldırım ve infilak gibi bağlantılı olayların yol açtığı hasarları karşılayan sigorta.

  • earthquake insuranceisimdeprem sigortası, zorunlu deprem sigortası

    Depremin ve depremin ardından gelen yangın ya da yer kayması gibi olayların binalara ve eşyalara verdiği zararları karşılayan sigorta.

  • bodily injuryisimbedeni zarar, bedensel yaralanma

    Mala verilen zarardan farklı olarak bir kişinin uğradığı fiziksel zarar; yaralanma, hastalık ya da ölüm gibi.

  • business interruptionisimkar kaybı, kar kaybı teminatı

    Bir işletme yangın gibi teminat altındaki bir hasar nedeniyle faaliyetini durdurmak ya da yavaşlatmak zorunda kaldığında kaybedilen karı ve süregelen giderleri karşılayan sigorta.

Reasürans

  • reinsuranceisimreasürans

    Sigorta şirketlerinin üstlendikleri risklerin bir kısmını başka bir şirkete devretmek için satın aldığı ve çok büyük ya da çok sayıda hasarın kendilerini tehdit etmesini önleyen sigorta.

  • reinsurerisimreasürör, reasürans şirketi

    Primin bir kısmı karşılığında sigorta şirketlerinin risklerinin bir kısmını üstlenen, yani sigorta şirketlerini sigortalayan şirket.

  • ceding companyisimdevreden şirket, reasürans alan sigorta şirketi

    Risklerinin bir kısmını reasüröre devreden sigorta şirketi; 'cedant' olarak da anılır.

  • treaty reinsuranceisimanlaşmalı reasürans, treaty reasürans

    Bir sigorta şirketinin örneğin tüm mal sigortası portföyü gibi belirli bir poliçe grubunu, belirli bir süre boyunca otomatik olarak kapsayan reasürans anlaşması.

  • facultative reinsuranceisimfakültatif reasürans, ihtiyari reasürans

    Büyük bir fabrika gibi tek ve belirli bir risk için ayrı olarak yapılan ve reasürörün her vakayı kabul ya da reddedebildiği reasürans.

  • retentionisimsaklama payı, kendi üzerinde kalan pay

    Bir sigorta şirketinin reasürörlere devretmeyip kendi hesabına üstlendiği risk ya da hasar payı.

  • excess of lossisimhasar fazlası, hasar fazlası reasüransı

    Reasürörün bir hasarın belirlenen tutarı aşan kısmını, bir üst sınıra kadar ödediği reasürans türü.

  • quota shareisimkotpar, kota paylı reasürans

    Sigorta şirketi ile reasürörün her poliçenin primini ve hasarlarını sabit bir yüzdeyle paylaştığı proporsiyonel reasürans düzenlemesi.

Acenteler, Brokerler ve Satış Kanalları

  • brokerisimbroker, sigorta brokeri

    Müşteri adına hareket eden, farklı sigorta şirketlerinin tekliflerini karşılaştıran ve en uygun poliçenin yapılmasına yardımcı olan bağımsız aracı.

  • insurance agentisimsigorta acentesi, acente

    Bir ya da birden fazla sigorta şirketi adına poliçe satan ve her satıştan komisyon kazanan kişi veya işletme.

  • commissionisimkomisyon, aracılık komisyonu

    Bir poliçeyi sattığı için sigorta şirketinin acenteye ya da brokere ödediği, genellikle primin belirli bir yüzdesi olan ücret.

  • intermediaryisimsigorta aracısı, aracı

    Müşteriler ile sigorta şirketleri arasında yer alan ve poliçelerin yapılmasını sağlayan acente ya da broker gibi kişi veya firma.

  • bancassuranceisimbankasürans, banka kanalıyla sigorta satışı

    Sigorta ürünlerinin bankalar aracılığıyla, genellikle şubelerde ya da dijital bankacılık üzerinden bankanın kendi müşterilerine satılması.

Sigorta Piyasası ve Finans

  • non-life insuranceisimhayat dışı sigorta, elementer sigorta

    Hayat sigortası dışındaki tüm sigorta türleri; araç, mal, sorumluluk, sağlık ve seyahat sigortaları gibi.

  • P&Ckısaltmamal ve sorumluluk sigortaları, hayat dışı sigorta

    Property and casualty, yani mal ve sorumluluk; araç, konut ve işyeri sigortaları gibi malları koruyan ve hukuki sorumluluğu karşılayan sigortalar için kullanılan Amerikan terimi.

  • loss ratioisimhasar/prim oranı, hasar oranı

    Hasar maliyetlerinin kazanılmış primlere bölünmesiyle bulunan ve yüzde olarak gösterilen oran; primin ne kadarının hasar ödemeye harcandığını gösterir.

  • combined ratioisimbirleşik rasyo, bileşik oran

    Hasar/prim oranı ile gider oranının toplamı. Yüzde 100'ün altında olması sigorta şirketinin teknik kar ettiğini, üzerinde olması ise teknik zarar ettiğini gösterir.

  • reserveisimkarşılık, teknik karşılık

    Sigorta şirketinin gelecekte beklediği hasarları ve diğer yükümlülükleri ödemek için bilançosunda ayırdığı tutar.

  • solvencyisimödeme gücü, sermaye yeterliliği

    Bir sigorta şirketinin gelecekteki tüm hasar ve borçlarını ödeyebilme gücü; sermayesinin düzenleyici kurumların istediği tutarla karşılaştırılmasıyla ölçülür.

  • gross written premiumisimbrüt yazılan prim, prim üretimi

    Bir sigorta şirketinin belirli bir dönemde düzenlediği tüm poliçelerden elde ettiği, reasürörlere devredilen pay düşülmeden önceki toplam prim.

Mini test: bu terimleri biliyor musun?

Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.

Sigortacılık İngilizcesi nasıl öğrenilir?

  • Önce tarafları ve rollerini öğrenin: insurer, policyholder, insured, beneficiary, agent, broker ve reinsurer. E-postalardaki yanlış anlamaların çoğu bunların karıştırılmasından kaynaklanır.
  • Alandan gerçek metinler okuyun: bir poliçe şartlarının İngilizce ve Türkçe versiyonlarını karşılaştırın, Türk sigorta şirketlerinin faaliyet raporlarını okuyun (birçoğu İngilizce de yayımlıyor) ve reasürans piyasası raporlarına göz atın. Aynı maddeyi iki dilde görmek terimleri kalıcı hale getirir.
  • Her ismin hangi fiille kullanıldığını öğrenin: take out a policy (poliçe yaptırmak), renew a policy (poliçe yenilemek), file a claim (hasar ihbarında bulunmak), settle a claim (hasarı ödemek), cede a risk (riski devretmek), apply a loading (sürprim uygulamak), set a reserve (karşılık ayırmak).
  • Amerikan ve İngiliz İngilizcesi farklarına dikkat edin: deductible ve excess, claims adjuster ve loss adjuster, auto ve motor insurance, coverage ve cover, application ve proposal form.
  • Poliçelerde geçen hukuki Türkçe kelimelerin İngilizce karşılıklarını bulun: riziko (peril), lehtar (beneficiary), zeyilname (endorsement), rücu (subrogation), muallak hasar karşılığı (outstanding claims reserve).

Sıkça sorulan sorular

Policyholder, insured ve beneficiary arasındaki fark nedir?

Policyholder, poliçenin sahibi ve primi ödeyen taraftır (sigorta ettiren). Insured, riski teminat altına alınan kişi ya da maldır (sigortalı). Beneficiary ise hayat veya kaza poliçesinde ödemeyi alan kişidir (lehtar). Bireysel bir hayat poliçesinde sigorta ettiren ile sigortalı çoğu zaman aynı kişidir, lehtar ise bir aile üyesidir; grup sağlık sigortasında ise işveren sigorta ettiren, her çalışan da sigortalıdır.

'Kasko' ve 'trafik sigortası' İngilizcede nasıl söylenir?

Trafik sigortası, zorunlu üçüncü kişi araç sigortasıdır (third-party liability insurance). Kasko ise en çok 'comprehensive' ya da 'own damage' teminatına karşılık gelir. Dikkat edin: İngiltere'de 'comprehensive' poliçe üçüncü kişi teminatını da içerir; Türkiye'de ise kasko ve trafik sigortası iki ayrı poliçedir. Emin olamadığınızda açıklayarak söyleyin: 'kasko, which covers damage to your own car'.

Deductible mı, excess mi: hangisini kullanmalıyım?

İkisi de aynı anlama gelir: hasarın müşteri tarafından ödenen kısmı, yani muafiyet. 'Deductible' Amerikan İngilizcesidir ve uluslararası iş dünyasında da yaygındır; 'excess' ise İngiliz İngilizcesidir. Okuyucunuza göre birini seçin ve aynı belgede tutarlı kullanın. Reasüranstaki 'excess of loss' (hasar fazlası) farklı bir kavramdır; onu 'excess' diye kısaltmayın.

Insure, ensure ve assure arasındaki fark nedir?

'Insure' sigortayla ilgilidir: 'We insure the building against fire.' (Binayı yangına karşı sigortalıyoruz.) 'Ensure' emin olmak, sağlamak demektir: 'Please ensure the form is signed.' (Lütfen formun imzalandığından emin olun.) 'Assure' ise birinin şüphesini gidermek için güvence vermektir: 'I can assure you that your claim is being handled.' (Talebinizle ilgilenildiğini temin ederim.) İngiliz İngilizcesinde 'life assurance' ifadesinde 'assurance' da kullanılır.

Türk sigortacılar İngilizce terimleri kullanıyor mu?

Evet, birçoğunu. Underwriting, broker, treaty, fac, quota share, loss ratio, combined ratio ve FNOL gibi terimler, özellikle reasürans ve kurumsal sigortalarda Türk ofislerinde sık sık İngilizce söylenir. Poliçelerde, mevzuatta ve müşteri yazışmalarında ise 'risk kabul', 'hasar/prim oranı' ve 'muafiyet' gibi Türkçe terimler kullanılır. İki versiyonu da bilmek meslektaşlar, müşteriler ve yabancı iş ortakları arasında rahatça geçiş yapmanızı sağlar.

Seviyene uygun okumayla pekiştir

Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar:

Bu sayfa İngilizce öğrenenler için kelime açıklaması içerir; yatırım veya finans tavsiyesi değildir.