Finans ve bankacılık çalışanları için İngilizce

Finans ve Bankacılık İngilizcesi: 200 Temel Terim ve Anlamları

Uluslararası bankacılığın çalışma dili İngilizcedir: kredi raporları, kredi sözleşmeleri, faaliyet raporları, düzenleyici kurumların rehberleri ve SWIFT mesajları bu dilde yazılır. Bu sözlük, hesaplardan kredilere, riskten uyuma ve finansal teknolojiye kadar finans ve bankacılık çalışanlarının her gün kullandığı kelimeleri doğal Türkçe karşılıkları ve iş hayatından örneklerle bir araya getirir.

  • 200 terim
  • 12 konu
  • 73 temel terim
  • 400 örnek cümle

Bankalar ve Kurumlar

  • central bankisimmerkez bankası

    Bir ülkenin ya da bölgenin para politikasından sorumlu temel kurumu; para basar, politika faizini belirler, fiyat istikrarını ve finansal sistemin istikrarını korumaya çalışır.

  • branchisimşube

    Bankanın, müşterilerin hesap açabildiği, krediye başvurabildiği ve yüz yüze hizmet alabildiği yerel ofislerinden biri.

  • retail bankingisimbireysel bankacılık

    Vadesiz hesap, birikim, kart, ihtiyaç kredisi ve konut kredisi gibi bireysel müşterilere yönelik bankacılık hizmetleri.

  • commercial bankisimticari banka, mevduat bankası

    Bireylerden ve işletmelerden mevduat toplayan, bu kaynakla kredi veren ve ödeme hizmetleri sunan banka.

  • corporate bankingisimkurumsal bankacılık

    Büyük şirketlere sunulan kredi, nakit yönetimi, dış ticaret finansmanı ve döviz işlemleri gibi bankacılık hizmetleri.

  • SMEkısaltmaKOBİ, küçük ve orta büyüklükteki işletme

    'Small and medium-sized enterprise' ifadesinin kısaltması; çalışan sayısı ve cirosu belirli sınırların altında kalan işletme. Avrupa Birliği'nde KOBİ'lerin 250'den az çalışanı vardır.

  • credit bureauisimkredi bürosu, kredi kayıt bürosu

    Kişilerin ve şirketlerin kredi kullanımı ve geri ödemeleriyle ilgili bilgileri toplayan, kredi verenlere kredi raporu ve kredi notu sağlayan kuruluş.

  • relationship managerisimmüşteri temsilcisi, portföy yöneticisi

    Belirli bir müşteri grubunun bankadaki ana muhatabı olan, ihtiyaçlarını takip eden ve onlara bankanın ürünlerini sunan banka çalışanı.

  • tellerisimgişe yetkilisi, veznedar

    Bankada gişede müşterilere hizmet veren; para yatırma, para çekme, fatura ödeme gibi günlük işlemleri yapan banka çalışanı.

  • head officeisimgenel müdürlük, merkez

    Bir bankanın ya da şirketin üst yönetiminin ve risk, finans, insan kaynakları gibi merkezi birimlerinin bulunduğu ana ofis.

  • investment bankisimyatırım bankası

    Gündelik tasarruf sahiplerine hizmet vermek yerine şirketlerin ve devletlerin sermaye piyasalarından fon sağlamasına yardımcı olan, birleşme ve satın alma gibi işlemlerde danışmanlık yapan banka.

  • private bankingisimözel bankacılık, varlık yönetimi

    Varlıklı kişilere ve ailelere, genellikle kendilerine özel bir danışman aracılığıyla sunulan kişiselleştirilmiş bankacılık ve yatırım hizmetleri.

  • participation bankisimkatılım bankası

    Faizsiz finans ilkelerine göre çalışan; fon sahipleriyle kar ve zararı paylaşan, müşterilerini faizli kredi yerine ticarete dayalı sözleşmelerle finanse eden banka.

  • correspondent bankisimmuhabir banka

    Başka bir bankanın bulunmadığı bir ülkede ya da para biriminde, o banka adına ödeme yapmak veya dış ticaret belgelerini işlemek gibi hizmetler sunan banka.

Hesaplar ve Mevduat

  • depositisimmevduat, para yatırma

    Banka hesabına yatırılan para ya da para yatırma işlemi. Bankalar açısından müşteri mevduatı en önemli fon kaynağıdır.

  • current accountisimvadesiz hesap, vadesiz mevduat hesabı

    Maaş almak, fatura ödemek ve kartla harcama yapmak için kullanılan günlük banka hesabı. Faiz getirisi ya hiç yoktur ya da çok düşüktür; para istenildiği an kullanılabilir.

  • savings accountisimbirikim hesabı, tasarruf hesabı

    Günlük harcamalarda kullanılmayacak paranın tutulduğu, faiz getiren banka hesabı. Bazı hesaplarda para çekme sayısı ya da süresiyle ilgili kısıtlamalar olabilir.

  • balanceisimbakiye, kalan tutar

    Bir hesapta belirli bir anda bulunan para ya da bir kredide veya kredi kartında henüz ödenmemiş tutar.

  • overdraftisimkredili mevduat hesabı, KMH

    Vadesiz hesaptaki paradan fazlasını, önceden belirlenmiş bir limite kadar harcamaya imkan veren düzenleme; eksi bakiyeye genellikle faiz işletilir.

  • bank statementisimhesap özeti, hesap ekstresi

    Bir hesaptaki belirli bir döneme ait tüm işlemleri, dönem başı ve dönem sonu bakiyeleriyle birlikte listeleyen banka belgesi.

  • withdrawalisimpara çekme, çekim

    Bankamatik ya da şube gibi kanallardan banka hesabından para çekme işlemi ya da çekilen tutar.

  • time depositisimvadeli mevduat, vadeli hesap

    32 gün ya da bir yıl gibi belirli bir süre için, önceden anlaşılan faiz oranıyla bankaya yatırılan para. Vadeden önce çekilirse faizin bir kısmı ya da tamamı genellikle kaybedilir.

  • bank chargesisimbanka masrafları, banka ücretleri

    Bankanın hesap işletimi, para transferi, ek hesap kullanımı ya da kart yenileme gibi hizmetler için aldığı ücretler.

  • deposit insuranceisimmevduat sigortası, mevduat güvencesi

    Banka batarsa müşterilerin mevduatını belirli bir tutara kadar koruyan kamusal güvence sistemi.

  • account holderisimhesap sahibi

    Adına banka hesabı açılan ve hesabı kullanma hakkı yasal olarak kendisine ait olan kişi ya da şirket.

  • open an accountifadehesap açmak, hesap açtırmak

    Kimlik gösterip sözleşme imzaladıktan sonra kendi adınıza bir hesap oluşturarak bankayla yeni bir ilişki başlatmak.

  • available balanceisimkullanılabilir bakiye

    Bekleyen işlemler ve blokeler hesaba katıldıktan sonra hesapta o anda harcanabilecek ya da çekilebilecek tutar.

  • joint accountisimortak hesap, müşterek hesap

    Eşler ya da iş ortakları gibi iki veya daha fazla kişinin birlikte sahip olduğu ve içindeki para üzerinde hepsinin hak sahibi olduğu banka hesabı.

  • foreign currency accountisimdöviz hesabı, döviz tevdiat hesabı

    Yerel para birimi dışındaki bir para biriminde, örneğin Türkiye'deki bir bankada ABD doları ya da euro cinsinden para tutulan banka hesabı.

  • standing orderisimdüzenli ödeme talimatı, düzenli transfer talimatı

    Müşterinin bankasına, aynı kişiye ya da hesaba belirli aralıklarla, örneğin her ay, sabit bir tutar göndermesi için verdiği talimat.

  • demand depositisimvadesiz mevduat

    Müşterinin önceden haber vermeden istediği zaman çekebileceği hesaptaki para; örneğin vadesiz hesaptaki bakiye.

  • dormant accountisimhareketsiz hesap, atıl hesap

    Müşterinin uzun bir süre boyunca hiçbir işlem yapmadığı, bu nedenle bankanın kısıtladığı ve özel dikkatle izlediği banka hesabı.

Ödemeler ve Kartlar

  • credit cardisimkredi kartı

    Alışverişi şimdi yapıp parasını bankaya sonra ödemeyi sağlayan plastik ya da dijital kart. Belirli bir limite kadar harcama yapılabilir; borcun tamamı zamanında ödenmezse faiz işler.

  • debit cardisimbanka kartı

    Banka hesabına bağlı olan, ödeme yapıldığında ya da ATM'den para çekildiğinde tutarı doğrudan hesap bakiyesinden düşen kart.

  • wire transferisimhavale, EFT

    Bir banka hesabından başka bir hesaba, çoğunlukla farklı bankalar ya da ülkeler arasında yapılan elektronik para transferi.

  • IBANkısaltmaIBAN, uluslararası banka hesap numarası

    'International Bank Account Number' ifadesinin kısaltması; yurt içi ve yurt dışı transferlerde banka hesabını tanımlayan, en fazla 34 harf ve rakamdan oluşan standart kod.

  • transactionisimişlem, hesap hareketi

    Ödeme, transfer, para yatırma ya da çekme gibi bir hesapta veya kartta kaydedilen tek bir para hareketi.

  • credit limitisimkredi limiti, kart limiti

    Bankanın bir müşterinin kredi kartı ya da kredi hattı üzerinden kullanmasına izin verdiği en yüksek tutar.

  • contactless paymentisimtemassız ödeme

    Kartı takmadan ve düşük tutarlarda şifre girmeden; kartı, telefonu veya akıllı saati POS cihazına yaklaştırarak ödeme yapma.

  • minimum paymentisimasgari ödeme tutarı, asgari ödeme

    Kredi kartı sahibinin, kartın sorunsuz kullanılmaya devam etmesi için son ödeme tarihine kadar ödemesi gereken en düşük tutar. Kalan borca genellikle faiz işletilir.

  • direct debitisimotomatik ödeme talimatı, otomatik tahsilat

    Bir şirketin fatura ya da abonelik gibi düzenli ödemeleri doğrudan banka hesabınızdan tahsil etmesine izin veren talimat.

  • chargebackisimters ibraz, harcama itirazı

    Kart sahibinin, örneğin dolandırıcılık ya da hiç gelmeyen bir ürün nedeniyle itiraz ettiği kartlı ödemenin geri alınması. Tutar üye işyerinden geri tahsil edilir.

  • merchantisimüye işyeri, satıcı

    Mağaza, restoran ya da internet mağazası gibi, mal veya hizmet karşılığında müşterilerinden kartla ya da dijital yöntemlerle ödeme kabul eden işletme.

  • POS terminalisimPOS cihazı, ödeme terminali

    Mağaza kasası gibi satış noktalarında bulunan, ödeme kartlarını ya da telefonları okuyup ödemeyi onaya gönderen cihaz.

  • ATMkısaltmaATM, bankamatik

    'Automated teller machine' ifadesinin kısaltması; müşterilerin kart ya da telefonla, banka personeli olmadan para çektiği, para yatırdığı ve başka işlemler yaptığı cihaz.

  • PINkısaltmaşifre, kart şifresi

    'Personal identification number' ifadesinin kısaltması; kart kullanılırken kart sahibi olduğunuzu kanıtlayan, genellikle dört ile altı haneli gizli kod.

  • beneficiaryisimalıcı, lehtar

    Bir ödemeden, akreditiften, sigorta poliçesinden ya da vasiyetten para alan kişi veya şirket.

  • due dateisimson ödeme tarihi, vade tarihi

    Gecikme ücreti ya da ek faiz ödememek için bir faturanın, kart ekstresinin veya kredi taksitinin en geç ödenmesi gereken gün.

  • declinefiilreddetmek, onaylamamak

    Bir kart ödemesini, işlemi ya da başvuruyu kabul etmemek. Kart reddedildiğinde ödeme gerçekleşmez.

  • chequeisimçek

    Bankaya, düzenleyenin hesabından üzerinde adı yazılı kişiye ya da şirkete belirli bir tutarı ödemesini bildiren basılı kağıt ödeme emri.

  • cash advanceisimnakit avans

    Kredi kartı hesabından, örneğin ATM'den çekilen nakit para. Borç alınmış para sayılır ve genellikle normal kartlı alışverişten daha pahalıya mal olur.

  • cardholderisimkart sahibi, kart hamili

    Ödeme kartının adına düzenlendiği ve kartı kullanma yetkisi olan kişi; şirket kartlarında adı kart üzerinde yazan ve kartı kullanan çalışan.

  • authorizationisimprovizyon, onay

    Kart işlemi yapıldığı anda kartı çıkaran bankanın kartı, kullanılabilir limiti ve dolandırıcılık belirtilerini kontrol ederek işleme verdiği onay.

  • bouncefiilkarşılıksız çıkmak, geri dönmek

    Çek ya da ödeme için: genellikle ödeyenin hesabında yeterli para olmadığından banka tarafından ödenmeden geri çevrilmek.

  • SWIFT codeisimSWIFT kodu, BIC kodu

    Uluslararası ödemelerde belirli bir bankayı, bazen de şubesini tanımlayan 8 ya da 11 karakterli harf ve rakam kodu. BIC olarak da adlandırılır.

  • 3-D Secureisim3D Secure, 3D güvenli ödeme

    İnternetten yapılan kartlı ödemelerde kartı çıkaran bankanın, alışverişi genellikle tek kullanımlık bir kodla ya da mobil bankacılık uygulamasından onaylamasını istediği güvenlik adımı.

  • settlementisimtakas, mutabakat

    Bir ödemenin ya da alım satım işleminin son aşaması; paranın veya menkul kıymetlerin bir taraftan diğerine fiilen geçtiği ve işlemin tamamlandığı an.

Krediler ve Borçlanma

  • loanisimkredi, borç

    Bir bankanın ya da başka bir kredi verenin kişi veya şirkete sağladığı, genellikle faiziyle birlikte belirli bir süre içinde geri ödenmesi gereken para.

  • mortgageisimkonut kredisi, ipotekli kredi

    Ev ya da başka bir gayrimenkul almak için kullanılan uzun vadeli kredi. Alınan mülk kredinin teminatıdır; borç ödenmezse kredi veren mülkü sattırarak alacağını tahsil edebilir.

  • collateralisimteminat, güvence

    Borçlunun kredi verene güvence olarak gösterdiği gayrimenkul, nakit ya da menkul kıymet gibi varlık; kredi geri ödenmezse kredi veren bu varlığı satarak alacağını tahsil edebilir.

  • credit scoreisimkredi notu, kredi skoru

    Bir kişinin borçlarını geri ödeme olasılığını gösteren puan; geçmiş krediler, kart kullanımı ve gecikmeli ödemeler gibi kredi geçmişi bilgilerine göre hesaplanır.

  • principalisimanapara

    Faiz hariç, borç alınan ya da yatırılan asıl para tutarı. Kredi taksitlerinin bir kısmı genellikle faize, bir kısmı anaparaya gider.

  • installmentisimtaksit

    Bir krediyi geri ödemek ya da veresiye alınan bir şeyin bedelini ödemek için yapılan düzenli ödemelerden her biri.

  • borrowerisimborçlu, kredi kullanan

    Kredi verenden para alan ve bu parayı genellikle faiziyle birlikte geri ödemeyi kabul eden kişi ya da kurum.

  • lenderisimkredi veren, borç veren

    Bir borçluya, faiziyle birlikte geri ödenmesi beklentisiyle para veren banka, şirket ya da kişi.

  • take out a loanifadekredi çekmek, kredi kullanmak

    Belirli bir süre içinde geri ödemek üzere bir bankadan ya da başka bir kredi verenden borç para almak.

  • pay offphrasal verb (öbek fiil)borcu kapatmak, borcu ödeyip bitirmek

    Kredi, konut kredisi ya da kredi kartı borcu gibi bir borcun tamamını ödeyerek kapatmak; böylece geriye hiç borç kalmaz.

  • outstandingsıfatödenmemiş, kalan

    Henüz ödenmemiş ya da kapatılmamış. Bir kredi ya da fatura 'outstanding' ise üzerinde henüz ödenmemiş bir tutar vardır.

  • guarantorisimkefil, müteselsil kefil

    Borçlu ödeyemezse krediyi geri ödemeyi taahhüt eden kişi ya da şirket. Kredi veren bu durumda ödemeyi kefilden talep edebilir.

  • unsecured loanisimteminatsız kredi, ihtiyaç kredisi

    Teminat alınmadan, yalnızca borçlunun gelirine ve kredi geçmişine dayanarak verilen kredi. Faizi genellikle teminatlı krediden yüksektir.

  • debtisimborç, borçluluk

    Bir kişinin, şirketin ya da devletin ödünç aldığı ve genellikle faiziyle birlikte geri ödemek zorunda olduğu para.

  • repaymentisimgeri ödeme, taksit ödemesi

    Ödünç alınan paranın geri ödenmesi ya da bunun için düzenli olarak yapılan ödemelerden her biri.

  • personal loanisimihtiyaç kredisi, bireysel kredi

    Bireylere araba tamiri, düğün ya da eğitim gibi kişisel ihtiyaçlar için verilen ve belirli bir süre boyunca sabit taksitlerle geri ödenen kredi.

  • down paymentisimpeşinat, ön ödeme

    Ev, araba ya da benzeri büyük bir alımda alıcının başta nakit olarak ödediği ve kalanı genellikle krediyle karşılanan kısım.

  • secured loanisimteminatlı kredi

    Borçlu geri ödeme yapmazsa bankanın el koyup satabileceği ev, araç ya da mevduat gibi bir varlıkla güvence altına alınmış kredi.

  • creditworthinessisimkredi değerliliği, kredibilite

    Bir kişinin ya da şirketin gelirine, mevcut borçlarına, ödeme geçmişine ve mali gücüne bakılarak değerlendirilen, borcunu zamanında geri ödeme olasılığı.

  • early repaymentisimerken ödeme, erken kapama

    Bir kredinin tamamının ya da bir kısmının sözleşmede belirlenen tarihlerden önce ödenmesi; böylece borçlunun ödediği toplam faiz azalır.

  • grace periodisimödemesiz dönem, ek süre

    Kredinin başında borçlunun anapara ödemek zorunda olmadığı dönem; ya da son ödeme tarihinden sonra cezalar uygulanmadan önce tanınan ek süre.

  • arrearsisimgecikmiş borç, birikmiş borç

    Daha önce ödenmiş olması gereken para; ödenmemiş kredi taksitleri, kira ya da faturalar gibi. Ödemelerini aksatan borçlu için 'in arrears' denir.

  • refinancefiilyeniden finanse etmek, refinanse etmek

    Mevcut bir krediyi, genellikle daha düşük faiz, daha uzun vade ya da farklı koşullar elde etmek için yeni bir krediyle değiştirmek.

  • restructuringisimyeniden yapılandırma, borç yapılandırma

    Borçlunun ödemede zorlanması nedeniyle kredinin vade, taksit ya da faiz gibi koşullarının değiştirilmesi; ayrıca bir şirketin bütünüyle yeniden örgütlenmesi.

  • credit facilityisimkredi limiti, kredi imkanı

    Bankanın bir şirkete, belirlenen koşullarla ve ihtiyaç duyuldukça kullanılmak üzere, belirli bir tutara kadar kredi vermeyi kabul ettiği düzenleme.

  • syndicated loanisimsendikasyon kredisi

    Riskin tek bir bankada toplanmaması için bir grup bankanın tek bir sözleşme kapsamında birlikte sağladığı büyük tutarlı kredi.

  • covenantisimtaahhüt, finansal taahhüt

    Kredi ya da tahvil sözleşmesinde borçlunun belirli şeyleri yapacağına veya yapmayacağına dair verdiği söz; örneğin borcunu belirli bir seviyenin altında tutmak.

Faiz ve Kur

  • interest rateisimfaiz oranı, faiz

    Borç alınan ya da biriktirilen paranın belirli bir dönem, genellikle bir yıl için yüzde olarak ifade edilen bedeli; kısacası paranın kullanım fiyatı.

  • fixed rateisimsabit faiz, sabit oran

    Kredinin ya da mevduatın tüm vadesi veya belirlenen bir dönem boyunca değişmeyen faiz oranı; bu sayede ödemeler sabit kalır.

  • variable rateisimdeğişken faiz, değişken oran

    Kredi ya da mevduat vadesi boyunca, genellikle bir gösterge faize bağlı olduğu için yükselip düşebilen faiz oranı.

  • APRkısaltmayıllık maliyet oranı, yıllık efektif faiz oranı

    'Annual percentage rate' ifadesinin kısaltması; faizi ve zorunlu bazı masrafları da kapsayan, bir kredinin ya da kredi kartının yıllık maliyetini yüzde olarak gösteren oran.

  • exchange rateisimdöviz kuru, kur

    Bir para biriminin başka bir para birimi cinsinden fiyatı; örneğin bir avro almak için kaç Türk lirası gerektiği.

  • foreign exchangeisimdöviz, kambiyo

    Para birimlerinin alınıp satılması ya da yabancı paranın kendisi. Çoğu zaman FX ya da forex olarak kısaltılır.

  • compound interestisimbileşik faiz

    Hem anapara hem de daha önce eklenmiş faiz üzerinden hesaplanan faiz; bu sayede toplam tutar zamanla basit faize göre daha hızlı büyür.

  • maturityisimvade, vade sonu

    Bir kredinin, mevduatın ya da tahvilin sona erdiği ve anaparanın geri ödenmesi gereken tarih; ya da bu tarihe kadar olan süre.

  • basis pointisimbaz puan

    Yüzde bir puanın yüzde biri (%0,01). Faiz oranlarındaki ve getirilerdeki küçük değişimleri kesin biçimde ifade etmek için kullanılır.

  • policy rateisimpolitika faizi

    Merkez bankasının ekonomideki paranın maliyetini yönlendirmek ve enflasyonu hedefe yaklaştırmak için belirlediği temel faiz oranı.

  • inflationisimenflasyon

    Fiyatların zaman içinde genel olarak artması; aynı miktarda parayla eskisinden daha az şey alınabilmesi.

  • spreadisimspread, fark

    İki oran ya da fiyat arasındaki fark; örneğin bankanın kredi ve mevduat faizi arasındaki fark ya da bir dövizin alış ve satış fiyatı arasındaki fark.

  • accruefiiltahakkuk etmek, işlemek

    Bir kredi ya da mevduatta faizin işlemesi gibi zamanla yavaş yavaş birikmek; muhasebede ise gelir veya gideri nakit hareketine göre değil, kazanıldığı ya da oluştuğu döneme göre kaydetmek.

  • simple interestisimbasit faiz

    Daha önce kazanılan faiz üzerinden değil, yalnızca başlangıçta borç alınan ya da yatırılan tutar üzerinden hesaplanan ve bu nedenle her dönem aynı miktarda artan faiz.

  • devaluationisimdevalüasyon, değer düşürme

    Bir hükümetin ya da merkez bankasının, genellikle sabit kur rejimi altında, ulusal parasının diğer para birimleri karşısındaki değerini resmi olarak düşürme kararı.

  • appreciatefiildeğer kazanmak, değerlenmek

    Bir para biriminin ya da varlığın zaman içinde değerinin artması. Tersi 'depreciate', yani değer kaybetmektir.

  • real interest rateisimreel faiz, reel faiz oranı

    Enflasyonun etkisi hesaba katıldıktan sonraki faiz oranı; kabaca nominal faizden enflasyon oranının çıkarılmasıyla bulunur. Paranın gerçek getirisini ya da maliyetini gösterir.

  • net interest marginisimnet faiz marjı

    Bankanın faiz gelirlerinden faiz giderlerinin çıkarılıp ortalama faiz getirili varlıklarına bölünmesiyle bulunan oran. Bankanın kredi ve yatırımlarından ne kadar karlı gelir elde ettiğini gösterir.

Finansal Tablolar

  • balance sheetisimbilanço

    Bir şirketin belirli bir tarihteki varlıklarını (sahip olduklarını), yükümlülüklerini (borçlarını) ve özkaynaklarını (ortakların payını) gösteren finansal tablo.

  • income statementisimgelir tablosu, kar veya zarar tablosu

    Bir şirketin çeyrek ya da yıl gibi belirli bir dönemdeki gelirlerini, giderlerini ve sonuçta elde ettiği kar ya da zararı gösteren finansal tablo.

  • assetisimvarlık, aktif

    Bir kişinin ya da şirketin sahip olduğu veya kontrol ettiği nakit, bina, alacak ya da yatırım gibi değerli her şey.

  • liabilityisimyükümlülük, borç

    Bir şirketin başkalarına olan borcu ya da yerine getirmesi gereken yükümlülük; alınan krediler, ödenmemiş faturalar ve bankalar için müşteri mevduatı bu gruba girer.

  • equityisimözkaynak, özsermaye

    Şirketin ortaklara ait kısmı; varlıklardan yükümlülükler düşüldükten sonra kalan tutar. Ödenmiş sermaye ve dağıtılmayan karlar bu kalemde yer alır.

  • revenueisimhasılat, gelir

    Bir şirketin mal ya da hizmet satışı gibi olağan faaliyetlerinden, giderler düşülmeden önce elde ettiği toplam gelir.

  • net incomeisimnet kar, net dönem karı

    Bir şirketin gelirlerinden tüm giderler, faizler, vergiler ve diğer masraflar düşüldükten sonra kalan tutar. Eksi çıkarsa net zarar (net loss) olarak adlandırılır.

  • write offphrasal verb (öbek fiil)aktiften silmek, zarar yazmak

    Değeri kalmayan ya da tahsil edilemeyeceği anlaşılan bir alacağı veya varlığı kayıtlardan çıkarmak ve tutarı zarar olarak kaydetmek.

  • depreciationisimamortisman, değer kaybı

    Makine ya da bina gibi uzun ömürlü maddi bir varlığın maliyetinin kullanım ömrüne yayılması; ayrıca bir para biriminin ya da varlığın değer kaybı.

  • EBITDAkısaltmaFAVÖK, faiz, amortisman ve vergi öncesi kar

    'Earnings before interest, taxes, depreciation and amortization' ifadesinin kısaltması; bir şirketin finansman giderleri ve nakit dışı giderler öncesindeki faaliyet karını gösteren ölçü.

  • in the reddeyimzararda, eksi bakiyede

    Zarar etmek ya da borçlu durumda olmak: bir şirket zarar ettiğinde, bir hesap ise bakiyesi sıfırın altına düştüğünde 'in the red' olur.

  • expenseisimgider, masraf

    Bir işletmenin faaliyetlerini sürdürmek ve gelir elde etmek için harcadığı ya da kayda aldığı tutar; personel maaşları, kira veya faiz gibi.

  • profitisimkar, kazanç

    Bir işletmenin gelirlerinden maliyetlerini düştükten sonra elde ettiği para. Maliyetler gelirden fazlaysa ortaya zarar çıkar.

  • annual reportisimfaaliyet raporu, yıllık faaliyet raporu

    Bir şirketin her yıl yayımladığı; faaliyetlerini, sonuçlarını, stratejisini, risklerini ve yönetimini anlatan, genellikle bağımsız denetimden geçmiş finansal tabloları da içeren belge.

  • auditisimdenetim, bağımsız denetim

    Bir şirketin hesaplarının, kayıtlarının ya da süreçlerinin doğru ve kurallara uygun olup olmadığını kontrol etmek için yapılan resmi ve bağımsız inceleme.

  • P&Lkısaltmakar/zarar, kar zarar tablosu

    'Profit and loss' ifadesinin kısaltması; gelir tablosu ya da daha genel anlamda bir işletmenin, birimin, alım satım masasının veya projenin kar ya da zararı.

  • fiscal yearisimmali yıl, hesap dönemi

    Bir şirketin ya da devletin hesaplarını ve bütçesini düzenlerken esas aldığı, takvim yılıyla örtüşebilen ya da örtüşmeyen on iki aylık dönem.

  • receivablesisimalacaklar, ticari alacaklar

    Müşterilerin, kendilerine teslim edilmiş mal ya da hizmetler karşılığında şirkete borçlu olduğu para; bilançoda varlık olarak gösterilir.

  • in the blackdeyimkarda olmak, kara geçmek

    Kar ediyor olmak ya da hesapta artı bakiye bulunmak. 'In the red' ifadesinin tersidir.

  • break evenphrasal verb (öbek fiil)başa baş gelmek, ne kar ne zarar etmek

    Tüm maliyetleri karşılamaya tam yetecek kadar gelir elde etmek; böylece ne kar ne de zarar oluşması.

  • return on equityisimözkaynak karlılığı, özkaynak getirisi

    Net karın özkaynaklara bölünmesiyle bulunan ve yüzde olarak gösterilen oran. Bir şirketin, sahiplerinin yatırdığı parayla ne kadar kar elde ettiğini ölçer.

Kurumsal Finansman

  • cash flowisimnakit akışı

    Belirli bir dönemde bir işletmeye giren ve işletmeden çıkan paranın hareketi. Pozitif nakit akışı, gelen paranın çıkan paradan fazla olduğunu gösterir.

  • capitalisimsermaye, özkaynak

    Bir işi kurmak ve yürütmek için kullanılan para ve diğer finansal kaynaklar; bankalar için ise zararları karşılayan ve mevduat sahiplerini koruyan ortak fonları.

  • working capitalisimişletme sermayesi, çalışma sermayesi

    Bir işletmenin günlük faaliyetleri için kullanabildiği para; dönen varlıklardan kısa vadeli yükümlülükler çıkarılarak hesaplanır.

  • leverageisimkaldıraç, borçluluk düzeyi

    Varlıkları ya da yatırımları borç parayla finanse etme; ya da bir şirketin borcunun özkaynağına veya kazancına göre düzeyi.

  • dividendisimtemettü, kar payı

    Bir şirketin karından ortaklarına, genellikle nakit olarak ve hisse başına belirli bir tutar şeklinde dağıttığı pay.

  • bondisimtahvil, bono

    Devletin ya da şirketin borçlanmak için yatırımcılara sattığı borçlanma aracı. Kupon adı verilen düzenli faiz öder ve vade sonunda anaparayı geri öder.

  • valuationisimdeğerleme, değer biçme

    Bir şirketin, varlığın ya da gayrimenkulün ne kadar ettiğine ilişkin tahmin ya da bu değeri hesaplama süreci.

  • M&Akısaltmabirleşme ve satın alma, şirket birleşmeleri ve satın almaları

    'Mergers and acquisitions' ifadesinin kısaltması; şirketlerin birleştiği ya da bir şirketin başka bir şirketi satın aldığı işlemler.

  • IPOkısaltmahalka arz

    'Initial public offering' ifadesinin kısaltması; özel bir şirketin hisselerini ilk kez borsada halka satması.

  • due diligenceisimdurum tespiti, detaylı inceleme

    Bir anlaşma yapılmadan önce şirketin, işlemin ya da müşterinin gerçekleri doğrulamak ve riskleri, hukuki veya mali sorunları ortaya çıkarmak için dikkatle incelenmesi.

  • shareholderisimpay sahibi, hissedar

    Bir şirketin paylarına sahip olan, dolayısıyla şirketin bir kısmının sahibi olan ve oy kullanma, temettü alma gibi haklara sahip kişi ya da kurum.

  • raise capitalifadesermaye artırımı yapmak, fon sağlamak

    Bir işletme için yatırımcılardan ya da kredi verenlerden para sağlamak; örneğin yeni pay satarak, tahvil ihraç ederek ya da borçlanarak.

  • issuefiilihraç etmek, çıkarmak

    Yeni pay, tahvil ya da diğer menkul kıymetleri oluşturup yatırımcılara sunmak; ayrıca kredi kartı veya teminat mektubu gibi resmi bir belge ya da kart düzenlemek.

  • leasingisimfinansal kiralama, leasing

    Bir kiralama şirketinin makine, araç ya da gayrimenkul gibi bir varlığı satın aldığı ve işletmenin bu varlığı düzenli ödemeler karşılığında kullandığı finansman yöntemi.

  • factoringisimfaktoring

    Bir şirketin henüz tahsil edilmemiş faturalarını iskontolu olarak bir faktoring şirketine ya da bankaya devrettiği ve müşterileri ödeme yapmadan önce nakit elde ettiği finansman yöntemi.

  • bankruptcyisimiflas

    Borçlarını ödeyemeyen bir kişi ya da şirket için mahkemenin, varlıkların alacaklılara ödeme amacıyla nasıl kullanılacağını denetlediği yasal süreç.

  • project financeisimproje finansmanı

    Enerji santrali ya da otoyol gibi büyük bir proje için sağlanan ve esas olarak projenin kendi gelecekteki nakit akışlarından geri ödenen uzun vadeli finansman.

Risk Yönetimi

  • credit riskisimkredi riski, karşı taraf riski

    Bir borçlunun ya da karşı tarafın borcunu zamanında veya tam olarak ödememesi ve bunun sonucunda kredi verenin zarar etmesi riski.

  • defaultisimtemerrüt, ödeme yapmama

    Kredi ya da tahvil ödemelerinin anlaşıldığı şekilde yapılmaması. Borçlu, ödemeleri belirli bir süre, çoğu zaman 90 gün aksattığında genellikle temerrüde düşmüş sayılır.

  • liquidityisimlikidite, nakde dönüşebilirlik

    Bir varlığın değer kaybetmeden ne kadar kolay nakde çevrilebildiği; ya da bir banka veya şirketin ödemelerini karşılamak için elinde bulunan nakit ve kolayca satılabilir varlıkların miktarı.

  • exposureisimrisk tutarı, maruz kalınan risk

    İşler kötü gittiğinde bir bankanın belirli bir borçluya, sektöre, ülkeye ya da piyasaya karşı kaybedebileceği para tutarı.

  • non-performing loanisimtakipteki kredi, sorunlu kredi

    Borçlunun genellikle 90 gün ya da daha uzun süredir ödeme yapmadığı veya tamamının geri ödenmesi beklenmeyen kredi.

  • hedgefiilriskten korunmak, hedge etmek

    Fiyat, faiz ya da döviz kurundaki değişimler nedeniyle zarar etme riskini, genellikle türev araçlarla ters yönde pozisyon alarak azaltmak.

  • market riskisimpiyasa riski

    Faiz oranları, döviz kurları, hisse senedi fiyatları ve emtia fiyatları gibi piyasa fiyatlarındaki değişimlerden kaynaklanan zarar riski.

  • operational riskisimoperasyonel risk

    Aksayan iç süreçler, insan hatası, sistem arızaları ya da dolandırıcılık, siber saldırı ve doğal afet gibi dış olaylardan kaynaklanan zarar riski.

  • provisionisimkarşılık, kredi zarar karşılığı

    Bankanın geri ödenmeyebilecek kredilerden doğabilecek zararları karşılamak için karından ayırdığı tutar.

  • stress testisimstres testi

    Bir bankanın derin bir durgunluk gibi ağır ama olası bir şok karşısında ayakta kalacak kadar sermayeye ve likiditeye sahip olup olmadığını sınayan analiz.

  • credit ratingisimkredi notu, kredi derecelendirme notu

    Genellikle bir derecelendirme kuruluşunun, bir şirketin, bankanın ya da ülkenin borcunu geri ödeme olasılığına ilişkin yaptığı ve AAA ya da BB gibi harflerle gösterilen değerlendirme.

  • risk assessmentisimrisk değerlendirmesi

    Olası riskleri belirleme, bunların gerçekleşme olasılığını ve yol açabileceği zararı tahmin etme ve nasıl yönetileceğine karar verme süreci.

  • mitigatefiilazaltmak, hafifletmek

    Bir riski, zararı ya da sorunu tamamen ortadan kaldırmadan daha az ciddi ya da daha az olası hale getirmek.

  • risk appetiteisimrisk iştahı

    Bir kurumun hedeflerine ulaşırken kabul etmeye hazır olduğu riskin miktarı ve türü; genellikle yönetim kurulunca onaylanır ve limitlerle ifade edilir.

  • counterparty riskisimkarşı taraf riski, karşı taraf kredi riski

    Türev, repo ya da döviz işlemi gibi bir finansal işlemde karşı tarafın, işlem tamamlanmadan önce ödemesi ya da teslim etmesi gereken şeyi yerine getirmemesi riski.

  • expected credit lossisimbeklenen kredi zararı, beklenen zarar karşılığı

    Bir kredi verenin kredileri ve diğer finansal varlıkları üzerinde, temerrüt olasılığıyla ağırlıklandırılarak tahmin ettiği ve karşılık ayırmada esas alınan kredi zararı.

Mevzuat ve Uyum

  • complianceisimuyum, mevzuata uyum

    Bir bankanın tabi olduğu kanunlara, düzenlemelere ve iç kurallara uyması; aynı zamanda bu uyumu denetleyen birimin adı.

  • KYCkısaltmamüşterini tanı, müşterinin tanınması

    'Know your customer' (müşterini tanı) ifadesinin kısaltması; bankanın iş ilişkisi kurmadan önce ve ilişki boyunca müşterinin kimliğini, adresini ve fonlarının kaynağını doğrulamak için yaptığı kontroller.

  • money launderingisimkara para aklama, suç gelirlerinin aklanması

    Suçtan elde edilen paranın kaynağını gizlemek için bu parayı bankalar, işletmeler ve işlemler aracılığıyla dolaştırarak yasal görünmesini sağlama.

  • fraudisimdolandırıcılık, sahtecilik

    Yasa dışı yoldan para ya da başka bir çıkar elde etmek için birini aldatma; çalınmış kart bilgileriyle alışveriş yapmak ya da sahte kimlikle hesap açmak gibi.

  • AMLkısaltmakara paranın aklanmasıyla mücadele, suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesi

    'Anti-money laundering' ifadesinin kısaltması; bankaların kara para aklamayı önlemek, tespit etmek ve bildirmek için uyguladığı kanunlar, kontroller ve prosedürler.

  • regulatorisimdüzenleyici kurum, denetim otoritesi

    Bir sektör için kurallar koyan ve bu kuralların uygulanmasını sağlayan kamu kurumu. Bankacılık düzenleyicileri bankalara lisans verir, sermaye kurallarını belirler ve bankaları denetler.

  • capital adequacy ratioisimsermaye yeterlilik oranı, SYO

    Bir bankanın sermayesinin risk ağırlıklı varlıklarına oranı. Bankanın zararları karşılayacak kadar sermayesi olup olmadığını gösterir; Basel kurallarına göre ek tamponlar hariç en az %8 olmalıdır.

  • suspicious transaction reportisimşüpheli işlem bildirimi, ŞİB

    Bir bankanın, bir işlemin kara para aklama ya da terörün finansmanıyla bağlantılı olduğundan şüphelendiğinde ülkenin mali istihbarat birimine göndermek zorunda olduğu gizli bildirim.

  • Basel IIIisimBasel III, Basel III düzenlemeleri

    2008 küresel finans krizinin ardından Basel Komitesi'nin üzerinde uzlaştığı uluslararası bankacılık kuralları. Bankalardan daha fazla ve daha kaliteli sermaye ister, ayrıca likidite ve kaldıraç sınırları getirir.

  • sanctionsisimyaptırımlar, ambargo

    Hükümetlerin ya da uluslararası kuruluşların belirli ülkeler, şirketler veya kişilerle finansal ve ticari ilişkileri yasakladığı ya da sınırladığı kısıtlamalar.

  • terrorist financingisimterörün finansmanı, terör finansmanı

    Terör eylemlerini ya da örgütlerini desteklemek için kullanılacağını bilerek, yasal veya yasa dışı kaynaklardan para sağlamak ya da toplamak.

  • PEPkısaltmasiyasi nüfuz sahibi kişi

    'Politically exposed person' ifadesinin kısaltması; üst düzey kamu görevlisi ya da yargıç gibi önemli bir kamu görevi olan kişi ya da bu kişinin yakın aile üyesi veya yakın iş ortağı.

  • beneficial ownerisimgerçek faydalanıcı, nihai faydalanıcı

    Bir şirketin ya da hesabın, başkası adına veya başka şirketler aracılığıyla tutulsa bile, nihai olarak sahibi olan ya da onu kontrol eden gerçek kişi.

  • banking secrecyisimbanka sırrı, müşteri sırrı

    Bankaların ve çalışanlarının, kanunun açıklanmasını zorunlu kıldığı durumlar dışında, müşterilerin hesap ve işlem bilgilerini gizli tutma yükümlülüğü.

  • reserve requirementisimzorunlu karşılık, zorunlu karşılık oranı

    Merkez bankasının, bankaların mevduatlarının ve bazı diğer yükümlülüklerinin belirli bir oranını merkez bankasında karşılık olarak tutmasını zorunlu kılan kural.

  • regulatory reportingisimyasal raporlama, düzenleyici raporlama

    Bankaların finansal ve risk verilerini, belirlenen formatlarda ve sürelerde düzenleyici kurumlara ve merkez bankalarına düzenli olarak bildirmesi.

Fintek ve Dijital Bankacılık

  • mobile bankingisimmobil bankacılık

    Bakiye kontrolü, ödeme, para transferi ve diğer hizmetler için bankanın akıllı telefon ya da tablet uygulamasını kullanma.

  • online bankingisiminternet bankacılığı, çevrim içi bankacılık

    Ödeme, para transferi ve hesap dökümü gibi işlemleri bilgisayardan bankanın web sitesi üzerinden yaparak banka hesabını yönetme.

  • fintechisimfinansal teknoloji, fintek

    'Financial technology' ifadesinin kısaltması; finansal hizmetleri geliştiren ya da otomatikleştiren teknoloji ve bu ürünleri geliştiren şirketler.

  • digital walletisimdijital cüzdan, e-cüzdan

    Ödeme kartlarını ya da parayı saklayarak telefon, akıllı saat veya bilgisayarla ödeme yapmayı sağlayan uygulama ya da çevrim içi hizmet.

  • open bankingisimaçık bankacılık

    Bankaların, müşterinin izniyle hesap verilerini güvenli API'ler aracılığıyla lisanslı üçüncü taraflarla paylaştığı ya da bu taraflara ödeme başlatma imkanı verdiği sistem.

  • buy now, pay laterifadeşimdi al sonra öde, alışveriş kredisi

    Alışveriş tutarını çoğu zaman faizsiz birkaç ödemeye bölme imkanı veren, genellikle internet alışverişinin ödeme adımında sunulan kısa vadeli kredi türü.

  • neobankisimdijital banka, neobanka

    Fiziksel şubesi olmayan, yalnızca mobil uygulama ve web sitesi üzerinden hizmet veren, genellikle düşük ücretleri ve hızlı hesap açılışıyla öne çıkan banka.

  • instant paymentisimanlık ödeme, anında transfer

    Günün her saatinde, yılın her günü saniyeler içinde alıcının hesabına ulaşan elektronik para transferi.

  • top upphrasal verb (öbek fiil)bakiye yüklemek, para yüklemek

    Ön ödemeli karta, dijital cüzdana, cep telefonuna ya da bir hesaba para ekleyerek bakiyesini artırmak.

  • OTPkısaltmatek kullanımlık şifre, doğrulama kodu

    'One-time password' ifadesinin kısaltması; tek bir giriş ya da işlem için ve kısa bir süre geçerli olan, genellikle SMS ile gönderilen ya da uygulamada üretilen kod.

  • phishingisimoltalama, kimlik avı

    Suçluların şifre, kart bilgisi ya da doğrulama kodu çalmak için bankadan geliyormuş gibi görünen sahte e-posta, mesaj veya internet siteleri kullandığı dolandırıcılık yöntemi.

  • two-factor authenticationisimiki faktörlü kimlik doğrulama, iki aşamalı doğrulama

    Erişim izni vermeden önce iki farklı türde kanıt isteyen kimlik doğrulama yöntemi; örneğin şifreye ek olarak telefona gönderilen bir kod.

  • virtual cardisimsanal kart, dijital kart

    Yalnızca dijital ortamda bulunan, kendine ait kart numarası, son kullanma tarihi ve güvenlik kodu olan; esas olarak internetten ve uygulama içinden ödeme için kullanılan kart.

  • onboardingisimmüşteri edinimi, müşteri kabulü

    Bilgi toplama, kimlik doğrulama, gerekli kontrolleri yapma ve ilk hesabı ya da ürünü açma adımlarını içeren yeni müşteri kabul süreci.

  • QR code paymentisimkarekod ile ödeme, karekodlu ödeme

    Ödeme yapan kişinin bir karekodu bankacılık ya da cüzdan uygulamasıyla okuttuğu veya kendi karekodunu okutturduğu ve ödemeyi telefonundan onayladığı ödeme yöntemi.

  • e-moneyisimelektronik para, e-para

    Alınan fon karşılığında ihraç edilen, cüzdan uygulaması ya da ön ödemeli kart gibi araçlarda elektronik olarak saklanan ve başkaları tarafından ödeme aracı olarak kabul edilen parasal değer.

Hazine ve Piyasalar

  • treasuryisimhazine, hazine bölümü

    Bir banka ya da şirketin nakdini, likiditesini, fonlamasını, döviz ve faiz riskini yöneten birim; ayrıca kamu maliyesinden sorumlu bakanlık.

  • yieldisimgetiri, verim

    Bir yatırımın sağladığı gelirin, fiyatının ya da değerinin yüzdesi olarak ifadesi. Tahvilde, yatırımcının tahvili güncel fiyattan alarak elde ettiği getiridir.

  • securitiesisimmenkul kıymetler, sermaye piyasası araçları

    Pay senetleri, tahviller ve bonolar gibi alınıp satılabilen; sahibine ortaklık ya da geri ödeme alacağı gibi haklar veren finansal varlıklar.

  • derivativeisimtürev araç, türev ürün

    Değeri döviz kuru, faiz oranı, hisse senedi ya da emtia gibi başka bir şeyin fiyatına bağlı olan finansal sözleşme.

  • forward contractisimforward sözleşmesi, vadeli döviz alım satım sözleşmesi

    Belirli miktarda döviz ya da başka bir varlığı ileri bir tarihte, bugünden belirlenen bir fiyattan almak veya satmak için yapılan anlaşma.

  • swapisimswap, swap işlemi

    İki tarafın belirli bir süre boyunca nakit akışlarını ya da para birimlerini değiş tokuş ettiği sözleşme; örneğin sabit faiz ödemelerinin değişken faiz ödemeleriyle değiştirilmesi.

  • repoisimrepo, geri alım vaadiyle satış

    'Repurchase agreement' ifadesinin kısaltması; bir tarafın menkul kıymet satıp daha sonra daha yüksek bir fiyattan geri almayı taahhüt ettiği ve kısa vadeli teminatlı borçlanma gibi işleyen işlem.

Dış Ticaret Finansmanı

  • trade financeisimdış ticaret finansmanı, ticaretin finansmanı

    İthalatçıların ve ihracatçıların güvenle ödeme yapmasına ve ödeme almasına yardımcı olan, malları üretim, sevkiyat ve satış aşamalarında finanse eden bankacılık ürünleri.

  • letter of creditisimakreditif

    Uluslararası bir satışta satıcının konşimento ve fatura gibi istenen belgeleri sunması şartıyla bankanın satıcıya ödeme yapacağına dair yazılı taahhüdü.

  • letter of guaranteeisimteminat mektubu, banka garantisi

    Bankanın, müşterisi bir sözleşmeyi tamamlamak ya da tedarikçisine ödeme yapmak gibi bir yükümlülüğünü yerine getirmezse üçüncü bir tarafa belirli bir tutarı ödeyeceğine dair yazılı taahhüdü.

  • documentary collectionisimvesaik mukabili tahsil, vesaik mukabili ödeme

    İhracatçının bankasının sevk belgelerini ithalatçının bankasına gönderdiği, ithalatçının bankasının ise bu belgeleri ancak ithalatçı ödeme yaptığında ya da poliçeyi kabul ettiğinde teslim ettiği dış ticaret ödeme yöntemi.

  • bill of exchangeisimpoliçe, kambiyo senedi

    Bir tarafın diğerine, belirli bir tutarı ibrazında ya da ileri bir tarihte adı yazılı kişiye ödemesini emrettiği, esas olarak ticarette kullanılan yazılı belge.

Mini test: bu terimleri biliyor musun?

Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.

Finans ve Bankacılık İngilizcesi nasıl öğrenilir?

  • Terimleri çiftler halinde öğrenin: asset ve liability, borrower ve lender, fixed ve variable rate, deposit ve withdrawal. Çiftler hem daha kolay akılda kalır hem de gerçek belgelerde birlikte geçer.
  • Alandan gerçek metinler okuyun: bir Türk bankasının İngilizce faaliyet raporunu Türkçesiyle yan yana koyun, merkez bankası basın duyurularını ve kredi sözleşmelerini inceleyin. Birçok Türk bankası raporlarını iki dilde yayımladığı için terimleri karşılaştırmak kolaydır.
  • Her ismin hangi fiille kullanıldığını öğrenin: take out a loan (kredi çekmek), pay off a debt (borcu kapatmak), charge interest (faiz işletmek), write off a bad loan (sorunlu krediyi aktiften silmek), file a suspicious transaction report (şüpheli işlem bildiriminde bulunmak).
  • Amerikan ve İngiliz İngilizcesi farklarına dikkat edin: checking account ve current account, check ve cheque, installment ve instalment, wire transfer ve bank transfer.
  • Kısaltmaları meslektaşlarınız gibi okuyun: KYC, AML ve APR harf harf söylenir; EBITDA ve IBAN ise tek kelime gibi okunur.

Sıkça sorulan sorular

Türk bankacılar İngilizce terimleri mi kullanır, Türkçelerini mi?

İkisini de. Günlük konuşmada birçok İngilizce kelime olduğu gibi kullanılır: KYC, fraud, hedge, spread, due diligence, NPL. Sözleşmelerde, resmi yazışmalarda ve düzenleyici kurumlara yapılan raporlamalarda ise 'müşterini tanı', 'dolandırıcılık' ve 'takipteki krediler' gibi Türkçe terimler tercih edilir. İki versiyonu da bilmek toplantılar, raporlar ve yabancı meslektaşlar arasında rahatça geçiş yapmanızı sağlar.

Faiz oranı ile APR arasındaki fark nedir?

Faiz oranı, borç alınan paranın kendi fiyatıdır. APR (annual percentage rate) ise zorunlu bazı masrafları da içeren yıllık kredi maliyetini gösterir; bu yüzden genellikle daha yüksektir ve teklifleri karşılaştırmak için tasarlanmış orandır. Türkiye'deki kredi belgelerinde karşılığı 'yıllık maliyet oranı'dır.

Müşteri mevduatı banka için neden bir yükümlülüktür?

Çünkü banka bu parayı müşterilerine geri ödemek zorundadır. Banka bilançosunda mevduat yükümlülük, verilen krediler ise varlıktır; bu, müşterinin bakış açısının tam tersidir. Bu ayna etkisini kavradığınızda banka finansal tablolarını okumak çok kolaylaşır.

'Take a loan' mı denir, 'take out a loan' mı?

Doğal ifade 'take out a loan'dır; tıpkı 'take out a mortgage' ve 'take out insurance' gibi. 'Get a loan' ya da kısaca 'borrow' da denebilir. Banka tarafında ise kredi 'grant', 'approve' ya da 'extend' edilir; yani kredi tahsis edilir, onaylanır ya da kullandırılır.

Hesap ekstresinde 'credit' iyi bir şey mi, kötü bir şey mi?

Kendi hesap ekstrenizde 'credit' hesaba giren, 'debit' ise hesaptan çıkan paradır. Muhasebede ise borç (debit) ve alacak (credit) her kaydın iki tarafıdır; hesabın türüne göre alacak kaydı bir hesabı artırabilir ya da azaltabilir. Bir belgeyi çevirmeden önce hangi bakış açısıyla yazıldığına bakın.

Seviyene uygun okumayla pekiştir

Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar:

Bu sayfa İngilizce öğrenenler için kelime açıklaması içerir; yatırım veya finans tavsiyesi değildir.