Finans ve Bankacılık İngilizcesi: 200 Temel Terim ve Anlamları
Uluslararası bankacılığın çalışma dili İngilizcedir: kredi raporları, kredi sözleşmeleri, faaliyet raporları, düzenleyici kurumların rehberleri ve SWIFT mesajları bu dilde yazılır. Bu sözlük, hesaplardan kredilere, riskten uyuma ve finansal teknolojiye kadar finans ve bankacılık çalışanlarının her gün kullandığı kelimeleri doğal Türkçe karşılıkları ve iş hayatından örneklerle bir araya getirir.
- 200 terim
- 12 konu
- 73 temel terim
- 400 örnek cümle
Bankalar ve Kurumlar
Bir ülkenin ya da bölgenin para politikasından sorumlu temel kurumu; para basar, politika faizini belirler, fiyat istikrarını ve finansal sistemin istikrarını korumaya çalışır.
Bankanın, müşterilerin hesap açabildiği, krediye başvurabildiği ve yüz yüze hizmet alabildiği yerel ofislerinden biri.
Vadesiz hesap, birikim, kart, ihtiyaç kredisi ve konut kredisi gibi bireysel müşterilere yönelik bankacılık hizmetleri.
Bireylerden ve işletmelerden mevduat toplayan, bu kaynakla kredi veren ve ödeme hizmetleri sunan banka.
Büyük şirketlere sunulan kredi, nakit yönetimi, dış ticaret finansmanı ve döviz işlemleri gibi bankacılık hizmetleri.
'Small and medium-sized enterprise' ifadesinin kısaltması; çalışan sayısı ve cirosu belirli sınırların altında kalan işletme. Avrupa Birliği'nde KOBİ'lerin 250'den az çalışanı vardır.
Kişilerin ve şirketlerin kredi kullanımı ve geri ödemeleriyle ilgili bilgileri toplayan, kredi verenlere kredi raporu ve kredi notu sağlayan kuruluş.
Belirli bir müşteri grubunun bankadaki ana muhatabı olan, ihtiyaçlarını takip eden ve onlara bankanın ürünlerini sunan banka çalışanı.
Bankada gişede müşterilere hizmet veren; para yatırma, para çekme, fatura ödeme gibi günlük işlemleri yapan banka çalışanı.
Bir bankanın ya da şirketin üst yönetiminin ve risk, finans, insan kaynakları gibi merkezi birimlerinin bulunduğu ana ofis.
Gündelik tasarruf sahiplerine hizmet vermek yerine şirketlerin ve devletlerin sermaye piyasalarından fon sağlamasına yardımcı olan, birleşme ve satın alma gibi işlemlerde danışmanlık yapan banka.
Varlıklı kişilere ve ailelere, genellikle kendilerine özel bir danışman aracılığıyla sunulan kişiselleştirilmiş bankacılık ve yatırım hizmetleri.
Faizsiz finans ilkelerine göre çalışan; fon sahipleriyle kar ve zararı paylaşan, müşterilerini faizli kredi yerine ticarete dayalı sözleşmelerle finanse eden banka.
Başka bir bankanın bulunmadığı bir ülkede ya da para biriminde, o banka adına ödeme yapmak veya dış ticaret belgelerini işlemek gibi hizmetler sunan banka.
Hesaplar ve Mevduat
Banka hesabına yatırılan para ya da para yatırma işlemi. Bankalar açısından müşteri mevduatı en önemli fon kaynağıdır.
Maaş almak, fatura ödemek ve kartla harcama yapmak için kullanılan günlük banka hesabı. Faiz getirisi ya hiç yoktur ya da çok düşüktür; para istenildiği an kullanılabilir.
Günlük harcamalarda kullanılmayacak paranın tutulduğu, faiz getiren banka hesabı. Bazı hesaplarda para çekme sayısı ya da süresiyle ilgili kısıtlamalar olabilir.
Bir hesapta belirli bir anda bulunan para ya da bir kredide veya kredi kartında henüz ödenmemiş tutar.
Vadesiz hesaptaki paradan fazlasını, önceden belirlenmiş bir limite kadar harcamaya imkan veren düzenleme; eksi bakiyeye genellikle faiz işletilir.
Bir hesaptaki belirli bir döneme ait tüm işlemleri, dönem başı ve dönem sonu bakiyeleriyle birlikte listeleyen banka belgesi.
Bankamatik ya da şube gibi kanallardan banka hesabından para çekme işlemi ya da çekilen tutar.
32 gün ya da bir yıl gibi belirli bir süre için, önceden anlaşılan faiz oranıyla bankaya yatırılan para. Vadeden önce çekilirse faizin bir kısmı ya da tamamı genellikle kaybedilir.
Bankanın hesap işletimi, para transferi, ek hesap kullanımı ya da kart yenileme gibi hizmetler için aldığı ücretler.
Banka batarsa müşterilerin mevduatını belirli bir tutara kadar koruyan kamusal güvence sistemi.
Adına banka hesabı açılan ve hesabı kullanma hakkı yasal olarak kendisine ait olan kişi ya da şirket.
Kimlik gösterip sözleşme imzaladıktan sonra kendi adınıza bir hesap oluşturarak bankayla yeni bir ilişki başlatmak.
Bekleyen işlemler ve blokeler hesaba katıldıktan sonra hesapta o anda harcanabilecek ya da çekilebilecek tutar.
Eşler ya da iş ortakları gibi iki veya daha fazla kişinin birlikte sahip olduğu ve içindeki para üzerinde hepsinin hak sahibi olduğu banka hesabı.
Yerel para birimi dışındaki bir para biriminde, örneğin Türkiye'deki bir bankada ABD doları ya da euro cinsinden para tutulan banka hesabı.
Müşterinin bankasına, aynı kişiye ya da hesaba belirli aralıklarla, örneğin her ay, sabit bir tutar göndermesi için verdiği talimat.
Müşterinin önceden haber vermeden istediği zaman çekebileceği hesaptaki para; örneğin vadesiz hesaptaki bakiye.
Müşterinin uzun bir süre boyunca hiçbir işlem yapmadığı, bu nedenle bankanın kısıtladığı ve özel dikkatle izlediği banka hesabı.
Ödemeler ve Kartlar
Alışverişi şimdi yapıp parasını bankaya sonra ödemeyi sağlayan plastik ya da dijital kart. Belirli bir limite kadar harcama yapılabilir; borcun tamamı zamanında ödenmezse faiz işler.
Banka hesabına bağlı olan, ödeme yapıldığında ya da ATM'den para çekildiğinde tutarı doğrudan hesap bakiyesinden düşen kart.
Bir banka hesabından başka bir hesaba, çoğunlukla farklı bankalar ya da ülkeler arasında yapılan elektronik para transferi.
'International Bank Account Number' ifadesinin kısaltması; yurt içi ve yurt dışı transferlerde banka hesabını tanımlayan, en fazla 34 harf ve rakamdan oluşan standart kod.
Ödeme, transfer, para yatırma ya da çekme gibi bir hesapta veya kartta kaydedilen tek bir para hareketi.
Bankanın bir müşterinin kredi kartı ya da kredi hattı üzerinden kullanmasına izin verdiği en yüksek tutar.
Kartı takmadan ve düşük tutarlarda şifre girmeden; kartı, telefonu veya akıllı saati POS cihazına yaklaştırarak ödeme yapma.
Kredi kartı sahibinin, kartın sorunsuz kullanılmaya devam etmesi için son ödeme tarihine kadar ödemesi gereken en düşük tutar. Kalan borca genellikle faiz işletilir.
Bir şirketin fatura ya da abonelik gibi düzenli ödemeleri doğrudan banka hesabınızdan tahsil etmesine izin veren talimat.
Kart sahibinin, örneğin dolandırıcılık ya da hiç gelmeyen bir ürün nedeniyle itiraz ettiği kartlı ödemenin geri alınması. Tutar üye işyerinden geri tahsil edilir.
Mağaza, restoran ya da internet mağazası gibi, mal veya hizmet karşılığında müşterilerinden kartla ya da dijital yöntemlerle ödeme kabul eden işletme.
Mağaza kasası gibi satış noktalarında bulunan, ödeme kartlarını ya da telefonları okuyup ödemeyi onaya gönderen cihaz.
'Automated teller machine' ifadesinin kısaltması; müşterilerin kart ya da telefonla, banka personeli olmadan para çektiği, para yatırdığı ve başka işlemler yaptığı cihaz.
'Personal identification number' ifadesinin kısaltması; kart kullanılırken kart sahibi olduğunuzu kanıtlayan, genellikle dört ile altı haneli gizli kod.
Bir ödemeden, akreditiften, sigorta poliçesinden ya da vasiyetten para alan kişi veya şirket.
Gecikme ücreti ya da ek faiz ödememek için bir faturanın, kart ekstresinin veya kredi taksitinin en geç ödenmesi gereken gün.
Bir kart ödemesini, işlemi ya da başvuruyu kabul etmemek. Kart reddedildiğinde ödeme gerçekleşmez.
Bankaya, düzenleyenin hesabından üzerinde adı yazılı kişiye ya da şirkete belirli bir tutarı ödemesini bildiren basılı kağıt ödeme emri.
Kredi kartı hesabından, örneğin ATM'den çekilen nakit para. Borç alınmış para sayılır ve genellikle normal kartlı alışverişten daha pahalıya mal olur.
Ödeme kartının adına düzenlendiği ve kartı kullanma yetkisi olan kişi; şirket kartlarında adı kart üzerinde yazan ve kartı kullanan çalışan.
Kart işlemi yapıldığı anda kartı çıkaran bankanın kartı, kullanılabilir limiti ve dolandırıcılık belirtilerini kontrol ederek işleme verdiği onay.
Çek ya da ödeme için: genellikle ödeyenin hesabında yeterli para olmadığından banka tarafından ödenmeden geri çevrilmek.
Uluslararası ödemelerde belirli bir bankayı, bazen de şubesini tanımlayan 8 ya da 11 karakterli harf ve rakam kodu. BIC olarak da adlandırılır.
İnternetten yapılan kartlı ödemelerde kartı çıkaran bankanın, alışverişi genellikle tek kullanımlık bir kodla ya da mobil bankacılık uygulamasından onaylamasını istediği güvenlik adımı.
Bir ödemenin ya da alım satım işleminin son aşaması; paranın veya menkul kıymetlerin bir taraftan diğerine fiilen geçtiği ve işlemin tamamlandığı an.
Krediler ve Borçlanma
Bir bankanın ya da başka bir kredi verenin kişi veya şirkete sağladığı, genellikle faiziyle birlikte belirli bir süre içinde geri ödenmesi gereken para.
Ev ya da başka bir gayrimenkul almak için kullanılan uzun vadeli kredi. Alınan mülk kredinin teminatıdır; borç ödenmezse kredi veren mülkü sattırarak alacağını tahsil edebilir.
Borçlunun kredi verene güvence olarak gösterdiği gayrimenkul, nakit ya da menkul kıymet gibi varlık; kredi geri ödenmezse kredi veren bu varlığı satarak alacağını tahsil edebilir.
Bir kişinin borçlarını geri ödeme olasılığını gösteren puan; geçmiş krediler, kart kullanımı ve gecikmeli ödemeler gibi kredi geçmişi bilgilerine göre hesaplanır.
Faiz hariç, borç alınan ya da yatırılan asıl para tutarı. Kredi taksitlerinin bir kısmı genellikle faize, bir kısmı anaparaya gider.
Bir krediyi geri ödemek ya da veresiye alınan bir şeyin bedelini ödemek için yapılan düzenli ödemelerden her biri.
Kredi verenden para alan ve bu parayı genellikle faiziyle birlikte geri ödemeyi kabul eden kişi ya da kurum.
Bir borçluya, faiziyle birlikte geri ödenmesi beklentisiyle para veren banka, şirket ya da kişi.
Belirli bir süre içinde geri ödemek üzere bir bankadan ya da başka bir kredi verenden borç para almak.
Kredi, konut kredisi ya da kredi kartı borcu gibi bir borcun tamamını ödeyerek kapatmak; böylece geriye hiç borç kalmaz.
Henüz ödenmemiş ya da kapatılmamış. Bir kredi ya da fatura 'outstanding' ise üzerinde henüz ödenmemiş bir tutar vardır.
Borçlu ödeyemezse krediyi geri ödemeyi taahhüt eden kişi ya da şirket. Kredi veren bu durumda ödemeyi kefilden talep edebilir.
Teminat alınmadan, yalnızca borçlunun gelirine ve kredi geçmişine dayanarak verilen kredi. Faizi genellikle teminatlı krediden yüksektir.
Bir kişinin, şirketin ya da devletin ödünç aldığı ve genellikle faiziyle birlikte geri ödemek zorunda olduğu para.
Ödünç alınan paranın geri ödenmesi ya da bunun için düzenli olarak yapılan ödemelerden her biri.
Bireylere araba tamiri, düğün ya da eğitim gibi kişisel ihtiyaçlar için verilen ve belirli bir süre boyunca sabit taksitlerle geri ödenen kredi.
Ev, araba ya da benzeri büyük bir alımda alıcının başta nakit olarak ödediği ve kalanı genellikle krediyle karşılanan kısım.
Borçlu geri ödeme yapmazsa bankanın el koyup satabileceği ev, araç ya da mevduat gibi bir varlıkla güvence altına alınmış kredi.
Bir kişinin ya da şirketin gelirine, mevcut borçlarına, ödeme geçmişine ve mali gücüne bakılarak değerlendirilen, borcunu zamanında geri ödeme olasılığı.
Bir kredinin tamamının ya da bir kısmının sözleşmede belirlenen tarihlerden önce ödenmesi; böylece borçlunun ödediği toplam faiz azalır.
Kredinin başında borçlunun anapara ödemek zorunda olmadığı dönem; ya da son ödeme tarihinden sonra cezalar uygulanmadan önce tanınan ek süre.
Daha önce ödenmiş olması gereken para; ödenmemiş kredi taksitleri, kira ya da faturalar gibi. Ödemelerini aksatan borçlu için 'in arrears' denir.
Mevcut bir krediyi, genellikle daha düşük faiz, daha uzun vade ya da farklı koşullar elde etmek için yeni bir krediyle değiştirmek.
Borçlunun ödemede zorlanması nedeniyle kredinin vade, taksit ya da faiz gibi koşullarının değiştirilmesi; ayrıca bir şirketin bütünüyle yeniden örgütlenmesi.
Bankanın bir şirkete, belirlenen koşullarla ve ihtiyaç duyuldukça kullanılmak üzere, belirli bir tutara kadar kredi vermeyi kabul ettiği düzenleme.
Riskin tek bir bankada toplanmaması için bir grup bankanın tek bir sözleşme kapsamında birlikte sağladığı büyük tutarlı kredi.
Kredi ya da tahvil sözleşmesinde borçlunun belirli şeyleri yapacağına veya yapmayacağına dair verdiği söz; örneğin borcunu belirli bir seviyenin altında tutmak.
Faiz ve Kur
Borç alınan ya da biriktirilen paranın belirli bir dönem, genellikle bir yıl için yüzde olarak ifade edilen bedeli; kısacası paranın kullanım fiyatı.
Kredinin ya da mevduatın tüm vadesi veya belirlenen bir dönem boyunca değişmeyen faiz oranı; bu sayede ödemeler sabit kalır.
Kredi ya da mevduat vadesi boyunca, genellikle bir gösterge faize bağlı olduğu için yükselip düşebilen faiz oranı.
'Annual percentage rate' ifadesinin kısaltması; faizi ve zorunlu bazı masrafları da kapsayan, bir kredinin ya da kredi kartının yıllık maliyetini yüzde olarak gösteren oran.
Bir para biriminin başka bir para birimi cinsinden fiyatı; örneğin bir avro almak için kaç Türk lirası gerektiği.
Para birimlerinin alınıp satılması ya da yabancı paranın kendisi. Çoğu zaman FX ya da forex olarak kısaltılır.
Hem anapara hem de daha önce eklenmiş faiz üzerinden hesaplanan faiz; bu sayede toplam tutar zamanla basit faize göre daha hızlı büyür.
Bir kredinin, mevduatın ya da tahvilin sona erdiği ve anaparanın geri ödenmesi gereken tarih; ya da bu tarihe kadar olan süre.
Yüzde bir puanın yüzde biri (%0,01). Faiz oranlarındaki ve getirilerdeki küçük değişimleri kesin biçimde ifade etmek için kullanılır.
Merkez bankasının ekonomideki paranın maliyetini yönlendirmek ve enflasyonu hedefe yaklaştırmak için belirlediği temel faiz oranı.
Fiyatların zaman içinde genel olarak artması; aynı miktarda parayla eskisinden daha az şey alınabilmesi.
İki oran ya da fiyat arasındaki fark; örneğin bankanın kredi ve mevduat faizi arasındaki fark ya da bir dövizin alış ve satış fiyatı arasındaki fark.
Bir kredi ya da mevduatta faizin işlemesi gibi zamanla yavaş yavaş birikmek; muhasebede ise gelir veya gideri nakit hareketine göre değil, kazanıldığı ya da oluştuğu döneme göre kaydetmek.
Daha önce kazanılan faiz üzerinden değil, yalnızca başlangıçta borç alınan ya da yatırılan tutar üzerinden hesaplanan ve bu nedenle her dönem aynı miktarda artan faiz.
Bir hükümetin ya da merkez bankasının, genellikle sabit kur rejimi altında, ulusal parasının diğer para birimleri karşısındaki değerini resmi olarak düşürme kararı.
Bir para biriminin ya da varlığın zaman içinde değerinin artması. Tersi 'depreciate', yani değer kaybetmektir.
Enflasyonun etkisi hesaba katıldıktan sonraki faiz oranı; kabaca nominal faizden enflasyon oranının çıkarılmasıyla bulunur. Paranın gerçek getirisini ya da maliyetini gösterir.
Bankanın faiz gelirlerinden faiz giderlerinin çıkarılıp ortalama faiz getirili varlıklarına bölünmesiyle bulunan oran. Bankanın kredi ve yatırımlarından ne kadar karlı gelir elde ettiğini gösterir.
Finansal Tablolar
Bir şirketin belirli bir tarihteki varlıklarını (sahip olduklarını), yükümlülüklerini (borçlarını) ve özkaynaklarını (ortakların payını) gösteren finansal tablo.
Bir şirketin çeyrek ya da yıl gibi belirli bir dönemdeki gelirlerini, giderlerini ve sonuçta elde ettiği kar ya da zararı gösteren finansal tablo.
Bir kişinin ya da şirketin sahip olduğu veya kontrol ettiği nakit, bina, alacak ya da yatırım gibi değerli her şey.
Bir şirketin başkalarına olan borcu ya da yerine getirmesi gereken yükümlülük; alınan krediler, ödenmemiş faturalar ve bankalar için müşteri mevduatı bu gruba girer.
Şirketin ortaklara ait kısmı; varlıklardan yükümlülükler düşüldükten sonra kalan tutar. Ödenmiş sermaye ve dağıtılmayan karlar bu kalemde yer alır.
Bir şirketin mal ya da hizmet satışı gibi olağan faaliyetlerinden, giderler düşülmeden önce elde ettiği toplam gelir.
Bir şirketin gelirlerinden tüm giderler, faizler, vergiler ve diğer masraflar düşüldükten sonra kalan tutar. Eksi çıkarsa net zarar (net loss) olarak adlandırılır.
Değeri kalmayan ya da tahsil edilemeyeceği anlaşılan bir alacağı veya varlığı kayıtlardan çıkarmak ve tutarı zarar olarak kaydetmek.
Makine ya da bina gibi uzun ömürlü maddi bir varlığın maliyetinin kullanım ömrüne yayılması; ayrıca bir para biriminin ya da varlığın değer kaybı.
'Earnings before interest, taxes, depreciation and amortization' ifadesinin kısaltması; bir şirketin finansman giderleri ve nakit dışı giderler öncesindeki faaliyet karını gösteren ölçü.
Zarar etmek ya da borçlu durumda olmak: bir şirket zarar ettiğinde, bir hesap ise bakiyesi sıfırın altına düştüğünde 'in the red' olur.
Bir işletmenin faaliyetlerini sürdürmek ve gelir elde etmek için harcadığı ya da kayda aldığı tutar; personel maaşları, kira veya faiz gibi.
Bir işletmenin gelirlerinden maliyetlerini düştükten sonra elde ettiği para. Maliyetler gelirden fazlaysa ortaya zarar çıkar.
Bir şirketin her yıl yayımladığı; faaliyetlerini, sonuçlarını, stratejisini, risklerini ve yönetimini anlatan, genellikle bağımsız denetimden geçmiş finansal tabloları da içeren belge.
Bir şirketin hesaplarının, kayıtlarının ya da süreçlerinin doğru ve kurallara uygun olup olmadığını kontrol etmek için yapılan resmi ve bağımsız inceleme.
'Profit and loss' ifadesinin kısaltması; gelir tablosu ya da daha genel anlamda bir işletmenin, birimin, alım satım masasının veya projenin kar ya da zararı.
Bir şirketin ya da devletin hesaplarını ve bütçesini düzenlerken esas aldığı, takvim yılıyla örtüşebilen ya da örtüşmeyen on iki aylık dönem.
Müşterilerin, kendilerine teslim edilmiş mal ya da hizmetler karşılığında şirkete borçlu olduğu para; bilançoda varlık olarak gösterilir.
Kar ediyor olmak ya da hesapta artı bakiye bulunmak. 'In the red' ifadesinin tersidir.
Tüm maliyetleri karşılamaya tam yetecek kadar gelir elde etmek; böylece ne kar ne de zarar oluşması.
Net karın özkaynaklara bölünmesiyle bulunan ve yüzde olarak gösterilen oran. Bir şirketin, sahiplerinin yatırdığı parayla ne kadar kar elde ettiğini ölçer.
Kurumsal Finansman
Belirli bir dönemde bir işletmeye giren ve işletmeden çıkan paranın hareketi. Pozitif nakit akışı, gelen paranın çıkan paradan fazla olduğunu gösterir.
Bir işi kurmak ve yürütmek için kullanılan para ve diğer finansal kaynaklar; bankalar için ise zararları karşılayan ve mevduat sahiplerini koruyan ortak fonları.
Bir işletmenin günlük faaliyetleri için kullanabildiği para; dönen varlıklardan kısa vadeli yükümlülükler çıkarılarak hesaplanır.
Varlıkları ya da yatırımları borç parayla finanse etme; ya da bir şirketin borcunun özkaynağına veya kazancına göre düzeyi.
Bir şirketin karından ortaklarına, genellikle nakit olarak ve hisse başına belirli bir tutar şeklinde dağıttığı pay.
Devletin ya da şirketin borçlanmak için yatırımcılara sattığı borçlanma aracı. Kupon adı verilen düzenli faiz öder ve vade sonunda anaparayı geri öder.
Bir şirketin, varlığın ya da gayrimenkulün ne kadar ettiğine ilişkin tahmin ya da bu değeri hesaplama süreci.
'Mergers and acquisitions' ifadesinin kısaltması; şirketlerin birleştiği ya da bir şirketin başka bir şirketi satın aldığı işlemler.
'Initial public offering' ifadesinin kısaltması; özel bir şirketin hisselerini ilk kez borsada halka satması.
Bir anlaşma yapılmadan önce şirketin, işlemin ya da müşterinin gerçekleri doğrulamak ve riskleri, hukuki veya mali sorunları ortaya çıkarmak için dikkatle incelenmesi.
Bir şirketin paylarına sahip olan, dolayısıyla şirketin bir kısmının sahibi olan ve oy kullanma, temettü alma gibi haklara sahip kişi ya da kurum.
Bir işletme için yatırımcılardan ya da kredi verenlerden para sağlamak; örneğin yeni pay satarak, tahvil ihraç ederek ya da borçlanarak.
Yeni pay, tahvil ya da diğer menkul kıymetleri oluşturup yatırımcılara sunmak; ayrıca kredi kartı veya teminat mektubu gibi resmi bir belge ya da kart düzenlemek.
Bir kiralama şirketinin makine, araç ya da gayrimenkul gibi bir varlığı satın aldığı ve işletmenin bu varlığı düzenli ödemeler karşılığında kullandığı finansman yöntemi.
Bir şirketin henüz tahsil edilmemiş faturalarını iskontolu olarak bir faktoring şirketine ya da bankaya devrettiği ve müşterileri ödeme yapmadan önce nakit elde ettiği finansman yöntemi.
Borçlarını ödeyemeyen bir kişi ya da şirket için mahkemenin, varlıkların alacaklılara ödeme amacıyla nasıl kullanılacağını denetlediği yasal süreç.
Enerji santrali ya da otoyol gibi büyük bir proje için sağlanan ve esas olarak projenin kendi gelecekteki nakit akışlarından geri ödenen uzun vadeli finansman.
Risk Yönetimi
Bir borçlunun ya da karşı tarafın borcunu zamanında veya tam olarak ödememesi ve bunun sonucunda kredi verenin zarar etmesi riski.
Kredi ya da tahvil ödemelerinin anlaşıldığı şekilde yapılmaması. Borçlu, ödemeleri belirli bir süre, çoğu zaman 90 gün aksattığında genellikle temerrüde düşmüş sayılır.
Bir varlığın değer kaybetmeden ne kadar kolay nakde çevrilebildiği; ya da bir banka veya şirketin ödemelerini karşılamak için elinde bulunan nakit ve kolayca satılabilir varlıkların miktarı.
İşler kötü gittiğinde bir bankanın belirli bir borçluya, sektöre, ülkeye ya da piyasaya karşı kaybedebileceği para tutarı.
Borçlunun genellikle 90 gün ya da daha uzun süredir ödeme yapmadığı veya tamamının geri ödenmesi beklenmeyen kredi.
Fiyat, faiz ya da döviz kurundaki değişimler nedeniyle zarar etme riskini, genellikle türev araçlarla ters yönde pozisyon alarak azaltmak.
Faiz oranları, döviz kurları, hisse senedi fiyatları ve emtia fiyatları gibi piyasa fiyatlarındaki değişimlerden kaynaklanan zarar riski.
Aksayan iç süreçler, insan hatası, sistem arızaları ya da dolandırıcılık, siber saldırı ve doğal afet gibi dış olaylardan kaynaklanan zarar riski.
Bankanın geri ödenmeyebilecek kredilerden doğabilecek zararları karşılamak için karından ayırdığı tutar.
Bir bankanın derin bir durgunluk gibi ağır ama olası bir şok karşısında ayakta kalacak kadar sermayeye ve likiditeye sahip olup olmadığını sınayan analiz.
Genellikle bir derecelendirme kuruluşunun, bir şirketin, bankanın ya da ülkenin borcunu geri ödeme olasılığına ilişkin yaptığı ve AAA ya da BB gibi harflerle gösterilen değerlendirme.
Olası riskleri belirleme, bunların gerçekleşme olasılığını ve yol açabileceği zararı tahmin etme ve nasıl yönetileceğine karar verme süreci.
Bir riski, zararı ya da sorunu tamamen ortadan kaldırmadan daha az ciddi ya da daha az olası hale getirmek.
Bir kurumun hedeflerine ulaşırken kabul etmeye hazır olduğu riskin miktarı ve türü; genellikle yönetim kurulunca onaylanır ve limitlerle ifade edilir.
Türev, repo ya da döviz işlemi gibi bir finansal işlemde karşı tarafın, işlem tamamlanmadan önce ödemesi ya da teslim etmesi gereken şeyi yerine getirmemesi riski.
Bir kredi verenin kredileri ve diğer finansal varlıkları üzerinde, temerrüt olasılığıyla ağırlıklandırılarak tahmin ettiği ve karşılık ayırmada esas alınan kredi zararı.
Mevzuat ve Uyum
Bir bankanın tabi olduğu kanunlara, düzenlemelere ve iç kurallara uyması; aynı zamanda bu uyumu denetleyen birimin adı.
'Know your customer' (müşterini tanı) ifadesinin kısaltması; bankanın iş ilişkisi kurmadan önce ve ilişki boyunca müşterinin kimliğini, adresini ve fonlarının kaynağını doğrulamak için yaptığı kontroller.
Suçtan elde edilen paranın kaynağını gizlemek için bu parayı bankalar, işletmeler ve işlemler aracılığıyla dolaştırarak yasal görünmesini sağlama.
Yasa dışı yoldan para ya da başka bir çıkar elde etmek için birini aldatma; çalınmış kart bilgileriyle alışveriş yapmak ya da sahte kimlikle hesap açmak gibi.
'Anti-money laundering' ifadesinin kısaltması; bankaların kara para aklamayı önlemek, tespit etmek ve bildirmek için uyguladığı kanunlar, kontroller ve prosedürler.
Bir sektör için kurallar koyan ve bu kuralların uygulanmasını sağlayan kamu kurumu. Bankacılık düzenleyicileri bankalara lisans verir, sermaye kurallarını belirler ve bankaları denetler.
Bir bankanın sermayesinin risk ağırlıklı varlıklarına oranı. Bankanın zararları karşılayacak kadar sermayesi olup olmadığını gösterir; Basel kurallarına göre ek tamponlar hariç en az %8 olmalıdır.
Bir bankanın, bir işlemin kara para aklama ya da terörün finansmanıyla bağlantılı olduğundan şüphelendiğinde ülkenin mali istihbarat birimine göndermek zorunda olduğu gizli bildirim.
2008 küresel finans krizinin ardından Basel Komitesi'nin üzerinde uzlaştığı uluslararası bankacılık kuralları. Bankalardan daha fazla ve daha kaliteli sermaye ister, ayrıca likidite ve kaldıraç sınırları getirir.
Hükümetlerin ya da uluslararası kuruluşların belirli ülkeler, şirketler veya kişilerle finansal ve ticari ilişkileri yasakladığı ya da sınırladığı kısıtlamalar.
Terör eylemlerini ya da örgütlerini desteklemek için kullanılacağını bilerek, yasal veya yasa dışı kaynaklardan para sağlamak ya da toplamak.
'Politically exposed person' ifadesinin kısaltması; üst düzey kamu görevlisi ya da yargıç gibi önemli bir kamu görevi olan kişi ya da bu kişinin yakın aile üyesi veya yakın iş ortağı.
Bir şirketin ya da hesabın, başkası adına veya başka şirketler aracılığıyla tutulsa bile, nihai olarak sahibi olan ya da onu kontrol eden gerçek kişi.
Bankaların ve çalışanlarının, kanunun açıklanmasını zorunlu kıldığı durumlar dışında, müşterilerin hesap ve işlem bilgilerini gizli tutma yükümlülüğü.
Merkez bankasının, bankaların mevduatlarının ve bazı diğer yükümlülüklerinin belirli bir oranını merkez bankasında karşılık olarak tutmasını zorunlu kılan kural.
Bankaların finansal ve risk verilerini, belirlenen formatlarda ve sürelerde düzenleyici kurumlara ve merkez bankalarına düzenli olarak bildirmesi.
Fintek ve Dijital Bankacılık
Bakiye kontrolü, ödeme, para transferi ve diğer hizmetler için bankanın akıllı telefon ya da tablet uygulamasını kullanma.
Ödeme, para transferi ve hesap dökümü gibi işlemleri bilgisayardan bankanın web sitesi üzerinden yaparak banka hesabını yönetme.
'Financial technology' ifadesinin kısaltması; finansal hizmetleri geliştiren ya da otomatikleştiren teknoloji ve bu ürünleri geliştiren şirketler.
Ödeme kartlarını ya da parayı saklayarak telefon, akıllı saat veya bilgisayarla ödeme yapmayı sağlayan uygulama ya da çevrim içi hizmet.
Bankaların, müşterinin izniyle hesap verilerini güvenli API'ler aracılığıyla lisanslı üçüncü taraflarla paylaştığı ya da bu taraflara ödeme başlatma imkanı verdiği sistem.
Alışveriş tutarını çoğu zaman faizsiz birkaç ödemeye bölme imkanı veren, genellikle internet alışverişinin ödeme adımında sunulan kısa vadeli kredi türü.
Fiziksel şubesi olmayan, yalnızca mobil uygulama ve web sitesi üzerinden hizmet veren, genellikle düşük ücretleri ve hızlı hesap açılışıyla öne çıkan banka.
Günün her saatinde, yılın her günü saniyeler içinde alıcının hesabına ulaşan elektronik para transferi.
Ön ödemeli karta, dijital cüzdana, cep telefonuna ya da bir hesaba para ekleyerek bakiyesini artırmak.
'One-time password' ifadesinin kısaltması; tek bir giriş ya da işlem için ve kısa bir süre geçerli olan, genellikle SMS ile gönderilen ya da uygulamada üretilen kod.
Suçluların şifre, kart bilgisi ya da doğrulama kodu çalmak için bankadan geliyormuş gibi görünen sahte e-posta, mesaj veya internet siteleri kullandığı dolandırıcılık yöntemi.
Erişim izni vermeden önce iki farklı türde kanıt isteyen kimlik doğrulama yöntemi; örneğin şifreye ek olarak telefona gönderilen bir kod.
Yalnızca dijital ortamda bulunan, kendine ait kart numarası, son kullanma tarihi ve güvenlik kodu olan; esas olarak internetten ve uygulama içinden ödeme için kullanılan kart.
Bilgi toplama, kimlik doğrulama, gerekli kontrolleri yapma ve ilk hesabı ya da ürünü açma adımlarını içeren yeni müşteri kabul süreci.
Ödeme yapan kişinin bir karekodu bankacılık ya da cüzdan uygulamasıyla okuttuğu veya kendi karekodunu okutturduğu ve ödemeyi telefonundan onayladığı ödeme yöntemi.
Alınan fon karşılığında ihraç edilen, cüzdan uygulaması ya da ön ödemeli kart gibi araçlarda elektronik olarak saklanan ve başkaları tarafından ödeme aracı olarak kabul edilen parasal değer.
Hazine ve Piyasalar
Bir banka ya da şirketin nakdini, likiditesini, fonlamasını, döviz ve faiz riskini yöneten birim; ayrıca kamu maliyesinden sorumlu bakanlık.
Bir yatırımın sağladığı gelirin, fiyatının ya da değerinin yüzdesi olarak ifadesi. Tahvilde, yatırımcının tahvili güncel fiyattan alarak elde ettiği getiridir.
Pay senetleri, tahviller ve bonolar gibi alınıp satılabilen; sahibine ortaklık ya da geri ödeme alacağı gibi haklar veren finansal varlıklar.
Değeri döviz kuru, faiz oranı, hisse senedi ya da emtia gibi başka bir şeyin fiyatına bağlı olan finansal sözleşme.
Belirli miktarda döviz ya da başka bir varlığı ileri bir tarihte, bugünden belirlenen bir fiyattan almak veya satmak için yapılan anlaşma.
İki tarafın belirli bir süre boyunca nakit akışlarını ya da para birimlerini değiş tokuş ettiği sözleşme; örneğin sabit faiz ödemelerinin değişken faiz ödemeleriyle değiştirilmesi.
'Repurchase agreement' ifadesinin kısaltması; bir tarafın menkul kıymet satıp daha sonra daha yüksek bir fiyattan geri almayı taahhüt ettiği ve kısa vadeli teminatlı borçlanma gibi işleyen işlem.
Dış Ticaret Finansmanı
İthalatçıların ve ihracatçıların güvenle ödeme yapmasına ve ödeme almasına yardımcı olan, malları üretim, sevkiyat ve satış aşamalarında finanse eden bankacılık ürünleri.
Uluslararası bir satışta satıcının konşimento ve fatura gibi istenen belgeleri sunması şartıyla bankanın satıcıya ödeme yapacağına dair yazılı taahhüdü.
Bankanın, müşterisi bir sözleşmeyi tamamlamak ya da tedarikçisine ödeme yapmak gibi bir yükümlülüğünü yerine getirmezse üçüncü bir tarafa belirli bir tutarı ödeyeceğine dair yazılı taahhüdü.
İhracatçının bankasının sevk belgelerini ithalatçının bankasına gönderdiği, ithalatçının bankasının ise bu belgeleri ancak ithalatçı ödeme yaptığında ya da poliçeyi kabul ettiğinde teslim ettiği dış ticaret ödeme yöntemi.
Bir tarafın diğerine, belirli bir tutarı ibrazında ya da ileri bir tarihte adı yazılı kişiye ödemesini emrettiği, esas olarak ticarette kullanılan yazılı belge.
Mini test: bu terimleri biliyor musun?
Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.
Finans ve Bankacılık İngilizcesi nasıl öğrenilir?
- Terimleri çiftler halinde öğrenin: asset ve liability, borrower ve lender, fixed ve variable rate, deposit ve withdrawal. Çiftler hem daha kolay akılda kalır hem de gerçek belgelerde birlikte geçer.
- Alandan gerçek metinler okuyun: bir Türk bankasının İngilizce faaliyet raporunu Türkçesiyle yan yana koyun, merkez bankası basın duyurularını ve kredi sözleşmelerini inceleyin. Birçok Türk bankası raporlarını iki dilde yayımladığı için terimleri karşılaştırmak kolaydır.
- Her ismin hangi fiille kullanıldığını öğrenin: take out a loan (kredi çekmek), pay off a debt (borcu kapatmak), charge interest (faiz işletmek), write off a bad loan (sorunlu krediyi aktiften silmek), file a suspicious transaction report (şüpheli işlem bildiriminde bulunmak).
- Amerikan ve İngiliz İngilizcesi farklarına dikkat edin: checking account ve current account, check ve cheque, installment ve instalment, wire transfer ve bank transfer.
- Kısaltmaları meslektaşlarınız gibi okuyun: KYC, AML ve APR harf harf söylenir; EBITDA ve IBAN ise tek kelime gibi okunur.
Sıkça sorulan sorular
Türk bankacılar İngilizce terimleri mi kullanır, Türkçelerini mi?
İkisini de. Günlük konuşmada birçok İngilizce kelime olduğu gibi kullanılır: KYC, fraud, hedge, spread, due diligence, NPL. Sözleşmelerde, resmi yazışmalarda ve düzenleyici kurumlara yapılan raporlamalarda ise 'müşterini tanı', 'dolandırıcılık' ve 'takipteki krediler' gibi Türkçe terimler tercih edilir. İki versiyonu da bilmek toplantılar, raporlar ve yabancı meslektaşlar arasında rahatça geçiş yapmanızı sağlar.
Faiz oranı ile APR arasındaki fark nedir?
Faiz oranı, borç alınan paranın kendi fiyatıdır. APR (annual percentage rate) ise zorunlu bazı masrafları da içeren yıllık kredi maliyetini gösterir; bu yüzden genellikle daha yüksektir ve teklifleri karşılaştırmak için tasarlanmış orandır. Türkiye'deki kredi belgelerinde karşılığı 'yıllık maliyet oranı'dır.
Müşteri mevduatı banka için neden bir yükümlülüktür?
Çünkü banka bu parayı müşterilerine geri ödemek zorundadır. Banka bilançosunda mevduat yükümlülük, verilen krediler ise varlıktır; bu, müşterinin bakış açısının tam tersidir. Bu ayna etkisini kavradığınızda banka finansal tablolarını okumak çok kolaylaşır.
'Take a loan' mı denir, 'take out a loan' mı?
Doğal ifade 'take out a loan'dır; tıpkı 'take out a mortgage' ve 'take out insurance' gibi. 'Get a loan' ya da kısaca 'borrow' da denebilir. Banka tarafında ise kredi 'grant', 'approve' ya da 'extend' edilir; yani kredi tahsis edilir, onaylanır ya da kullandırılır.
Hesap ekstresinde 'credit' iyi bir şey mi, kötü bir şey mi?
Kendi hesap ekstrenizde 'credit' hesaba giren, 'debit' ise hesaptan çıkan paradır. Muhasebede ise borç (debit) ve alacak (credit) her kaydın iki tarafıdır; hesabın türüne göre alacak kaydı bir hesabı artırabilir ya da azaltabilir. Bir belgeyi çevirmeden önce hangi bakış açısıyla yazıldığına bakın.
İlgili alanlar
Seviyene uygun okumayla pekiştir
Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar:
Bu sayfa İngilizce öğrenenler için kelime açıklaması içerir; yatırım veya finans tavsiyesi değildir.
