Muhasebeciler ve denetçiler için İngilizce

Muhasebe İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları

Muhasebe iş dünyasının dili olarak anılır ve uluslararası şirketlerde bu dil İngilizcedir: grup raporlama paketleri, denetim raporları, UFRS'ye göre hazırlanan finansal tablolar ve yabancı ortaklarla yapılan vergi yazışmaları İngilizce yürür. Bu sözlük, borç ve alacaktan KDV'ye, bordrodan raporlama standartlarına kadar muhasebecilerin ve denetçilerin her gün kullandığı kelimeleri doğal Türkçe karşılıkları ve iş hayatından örneklerle bir araya getirir.

  • 100 terim
  • 11 konu
  • 47 temel terim
  • 200 örnek cümle

Defter Tutma ve Kayıt

  • accountingisimmuhasebe

    Bir işletmenin mali işlemlerini kaydetme, sınıflandırma ve raporlama işi; amaç, ortakların, yöneticilerin, vergi idaresinin ve yatırımcıların şirketin mali durumunu anlayabilmesidir.

  • bookkeepingisimdefter tutma, kayıt tutma

    Satışlar, alışlar, tahsilatlar ve ödemeler gibi işletme işlemlerinin günü gününe defterlere ya da muhasebe sistemine kaydedilmesi.

  • debitisimborç, borç kaydı

    Bir hesabın sol tarafına yapılan kayıt. Borç kaydı varlık ve gider hesaplarını artırır; yükümlülük, özkaynak ve gelir hesaplarını azaltır.

  • creditisimalacak, alacak kaydı

    Bir hesabın sağ tarafına yapılan kayıt. Alacak kaydı yükümlülük, özkaynak ve gelir hesaplarını artırır; varlık ve gider hesaplarını azaltır.

  • journal entryisimyevmiye kaydı, muhasebe kaydı

    Bir işlemin muhasebe sistemine kaydı; tarihi, etkilenen hesapları, borç ve alacak tutarlarını ve kısa bir açıklamayı içerir.

  • general ledgerisimbüyük defter, defter-i kebir

    Bir işletmenin ana hesaplar bütünü; tüm işlemler burada hesap hesap toplanır ve her hesabın bakiyesi görünür.

  • chart of accountsisimhesap planı, Tekdüzen Hesap Planı

    Bir şirketin defterlerinde kullandığı tüm hesapların numara ve adlarıyla düzenlenmiş listesi; hesaplar varlık, yükümlülük, özkaynak, gelir ve gider olarak gruplanır.

  • trial balanceisimmizan, geçici mizan

    Belirli bir tarihte tüm hesapları borç ya da alacak bakiyeleriyle gösteren liste; finansal tablolar hazırlanmadan önce borç ve alacak toplamlarının eşit olup olmadığını kontrol etmeye yarar.

  • accrualisimtahakkuk, tahakkuk kaydı

    Henüz ödenmemiş ya da tahsil edilmemiş olsa da ait olduğu döneme kaydedilen tutar; örneğin ancak gelecek ay gelecek olan bir elektrik faturası.

  • reconcilefiilmutabakat yapmak, uzlaştırmak

    Büyük defter ile banka ekstresi gibi iki kaydı karşılaştırarak tutarlı olup olmadıklarını kontrol etmek, varsa farkları bulup açıklamak.

  • postfiilkaydetmek, deftere işlemek

    Bir işlemi ya da yevmiye kaydını muhasebe sistemine veya deftere işleyerek hesap bakiyelerine yansıtmak.

  • month-end closeisimay sonu kapanışı, ay sonu kapanış işlemleri

    Her ayın sonunda tahakkuk kayıtlarının atılması ve hesap mutabakatlarının yapılması gibi, o ayın sonuçlarını kesinleştirmek için muhasebecilerin tamamladığı işlemler bütünü.

  • bank reconciliationisimbanka mutabakatı, banka hesap mutabakatı

    Şirket defterindeki banka bakiyesini banka ekstresiyle karşılaştıran ve aradaki her farkı açıklayan düzenli kontrol.

  • petty cashisimküçük kasa, el kasası

    Pul, taksi ya da temizlik malzemesi gibi küçük harcamaları banka transferi yapmadan karşılamak için ofiste tutulan az miktarda nakit.

  • cash basisisimnakit esası, tahsil esası

    Gelirleri yalnızca para tahsil edildiğinde, giderleri de yalnızca ödendiğinde kaydeden; kazanıldıkları ya da doğdukları zamanı dikkate almayan muhasebe yöntemi.

Finansal Tablolar

  • balance sheetisimbilanço, finansal durum tablosu

    Bir şirketin belirli bir tarihte sahip olduklarını (varlıklar), borçlarını (yükümlülükler) ve ortakların payını (özkaynaklar) gösteren finansal tablo.

  • income statementisimgelir tablosu, kar veya zarar tablosu

    Bir şirketin çeyrek ya da yıl gibi bir dönemdeki hasılatını, giderlerini ve bunların sonucunda oluşan kar veya zararı gösteren finansal tablo.

  • cash flow statementisimnakit akış tablosu

    Bir dönem boyunca işletmeye giren ve işletmeden çıkan nakdi işletme, yatırım ve finansman faaliyetleri olarak ayırarak gösteren finansal tablo.

  • revenueisimhasılat, satış gelirleri

    Bir işletmenin olağan faaliyetlerinden, özellikle mal ve hizmet satışından elde ettiği, hiçbir maliyet ya da gider düşülmemiş gelir.

  • expenseisimgider, masraf

    İşletmenin hasılat elde etmek için bir dönemde tükettiği maliyet; maaşlar, kira, elektrik ya da reklam gibi. Giderler karı azaltır.

  • net incomeisimnet kar, dönem net karı

    Bir dönemin hasılatından tüm giderler, faizler ve vergiler düşüldükten sonra kalan kar. Sonuç eksiyse net zarar söz konusudur.

  • cost of goods soldisimsatışların maliyeti, satılan malın maliyeti

    Bir dönemde satılan ürünlerin alış fiyatı, malzeme ve üretim işçiliği gibi doğrudan maliyeti; brüt karı bulmak için hasılattan düşülür.

  • gross profitisimbrüt kar, brüt satış karı

    Hasılattan satışların maliyeti düşüldükten sonra kalan kar; kira, maaş ve pazarlama gibi faaliyet giderleri henüz düşülmemiştir.

  • notes to the financial statementsisimfinansal tablo dipnotları, dipnotlar

    Ana finansal tabloların ardından gelen; muhasebe politikalarını, tahminleri ve önemli rakamların ayrıntısını açıklayan bölüm.

  • EBITDAkısaltmaFAVÖK, faiz, amortisman ve vergi öncesi kar

    Faiz, vergi ve amortisman öncesi kar: finansman giderlerini, vergiyi ve nakit çıkışı gerektirmeyen amortisman giderlerini dışarıda bırakan bir faaliyet karı ölçüsü.

Varlıklar, Yükümlülükler ve Özkaynaklar

  • assetisimvarlık, aktif

    Bir işletmenin sahip olduğu ya da kontrol ettiği ve gelecekte ekonomik fayda sağlaması beklenen kaynak; nakit, alacaklar, stoklar, makineler ve yazılımlar gibi.

  • liabilityisimyükümlülük, borç

    Bir işletmenin tedarikçilere, bankalara, çalışanlara ya da vergi idaresine olan ve gelecekte ödemek zorunda olduğu borç.

  • equityisimözkaynaklar, özsermaye

    İşletmede ortaklara düşen pay; varlıklardan tüm yükümlülükler çıkarıldığında kalan tutardır. Ödenmiş sermayeyi ve dağıtılmamış karları içerir.

  • depreciationisimamortisman, değer kaybı

    Makine ya da araç gibi maddi bir varlığın maliyetinin, kullanıldığı yıllara yayılarak her dönem gider olarak kaydedilmesi.

  • fixed assetisimmaddi duran varlık, duran varlık

    İşletmenin satmak için değil, faaliyetlerinde kullanmak için uzun süre elinde tuttuğu fiziksel varlık; binalar, makineler, taşıtlar ve bilgisayarlar gibi.

  • current assetisimdönen varlık

    Bir yıl içinde nakde dönüşmesi, satılması ya da tüketilmesi beklenen varlık; nakit, alacaklar, stoklar ve peşin ödenmiş giderler gibi.

  • current liabilityisimkısa vadeli yükümlülük, kısa vadeli yabancı kaynak

    Bir şirketin bir yıl içinde ödemesi gereken borç; tedarikçi faturaları, kısa vadeli krediler, ödenecek vergiler ve ödenmemiş maaşlar gibi.

  • retained earningsisimgeçmiş yıllar karları, dağıtılmamış karlar

    Şirketin yıllar içinde ortaklara kar payı olarak dağıtmayıp bünyesinde tuttuğu karların toplamı; özkaynakların bir parçasıdır.

  • inventoryisimstoklar, stok

    İşletmenin satmak için elinde tuttuğu mallar ile bunları üretmekte kullandığı hammadde ve yarı mamuller; bilançoda dönen varlıktır.

  • accrued expenseisimgider tahakkuku, tahakkuk etmiş gider

    Bir döneme ait olduğu halde henüz faturası gelmemiş ya da ödenmemiş maliyet; dönemin gerçek maliyetini göstermek için gider ve yükümlülük olarak kaydedilir.

  • prepaid expenseisimpeşin ödenmiş gider, gelecek aylara ait giderler

    Bir yıllık sigorta gibi sonraki dönemlerde kullanılacak mal ya da hizmetler için önceden yapılan ve önce varlık olarak kaydedilen ödeme.

  • deferred revenueisimertelenmiş gelir, gelecek aylara ait gelirler

    Henüz teslim edilmemiş mal ya da hizmetler için müşterilerden alınan para; şirket bunu kazanana kadar yükümlülük olarak kaydedilir.

  • provisionisimkarşılık

    Tutarı ya da zamanı kesin olmayan, beklenen bir gelecek maliyet için kaydedilen yükümlülük; dava, garanti talepleri ya da yeniden yapılanma gibi.

  • write offphrasal verb (öbek fiil)kayıttan düşmek, aktiften silmek

    Tahsil edilemeyen bir alacak ya da hasarlı stok gibi artık değeri kalmayan bir varlığı defterden çıkarıp kaybı gider olarak kaydetmek.

  • amortizationisimitfa, amortisman

    Yazılım, lisans ya da patent gibi maddi olmayan bir varlığın maliyetinin faydalı ömrüne yayılarak gider olarak kaydedilmesi.

  • intangible assetisimmaddi olmayan duran varlık, haklar

    Fiziksel bir varlığı olmadığı halde işletme için değer taşıyan varlık; yazılım, patent, marka, lisans ve müşteri ilişkileri gibi.

  • dividendisimkar payı, temettü

    Şirket karının ortaklara, genellikle nakit olarak ve sahip oldukları hisse oranında dağıtılan kısmı.

  • impairmentisimdeğer düşüklüğü

    Bir varlığın değerinin defterde gösterilen tutarın altına düşmesi; varlığın olduğundan yüksek görünmemesi için zarar olarak kaydedilir.

  • goodwillisimşerefiye

    Bir şirketin başka bir işletmeyi, tanımlanabilir net varlıklarının gerçeğe uygun değerinden daha yüksek bir bedelle satın aldığında ortaya çıkan maddi olmayan varlık.

Maliyet ve Bütçeleme

  • budgetisimbütçe

    Gelecek bir dönem, genellikle bir yıl için beklenen gelir ve harcamaları ortaya koyan, maliyetleri kontrol etmek ve gerçekleşen sonuçlarla karşılaştırmak için kullanılan mali plan.

  • fixed costisimsabit maliyet, sabit gider

    Üretim ya da satış miktarı ne olursa olsun, en azından kısa vadede toplamı değişmeyen maliyet; kira, sigorta ve maaşlı personel gibi.

  • variable costisimdeğişken maliyet, değişken gider

    Üretim ya da satış hacmiyle birlikte artan veya azalan maliyet; hammadde, ambalaj ve satış primleri gibi.

  • overheadisimgenel giderler, genel üretim giderleri

    Tek bir ürün ya da hizmetle doğrudan ilişkilendirilemeyen sürekli işletme giderleri; kira, enerji, idari personel ve bilgi işlem gibi.

  • cost centerisimmaliyet merkezi, masraf yeri

    Harcamaların izlenip kontrol edilebilmesi için maliyetlerin atandığı İK, bilgi işlem ya da bir üretim hattı gibi departman veya birim.

  • varianceisimsapma, fark

    Planlanan ya da bütçelenen tutar ile gerçekleşen sonuç arasındaki fark. Sonuç plandan iyiyse lehte, kötüyse aleyhte sapmadır.

  • forecastisimtahmin, öngörü

    Bugüne kadar gerçekleşen rakamlara ve mevcut beklentilere dayanarak satış, maliyet ya da nakit gibi gelecek sonuçlar için yapılan güncel tahmin.

  • break-even pointisimbaşabaş noktası

    Toplam hasılatın toplam maliyetleri tam olarak karşıladığı, dolayısıyla işletmenin ne kar ne de zarar ettiği satış düzeyi.

  • management accountingisimyönetim muhasebesi, yönetim raporlaması

    Yöneticilerin karar vermesine yardımcı olmak için bütçe, maliyet analizi ve performans raporları gibi iç bilgiler üreten muhasebe dalı.

Faturalar ve Ödemeler

  • invoiceisimfatura

    Satıcının alıcıya gönderdiği; verilen mal ya da hizmetleri, ödenecek tutarı, KDV'yi ve ödeme koşullarını gösteren belge.

  • accounts payableisimticari borçlar, satıcılar

    Bir şirketin vadeli aldığı mal ve hizmetler için tedarikçilerine borçlu olduğu tutar; aynı zamanda bu faturaları işleyip ödeyen ekibin adı.

  • accounts receivableisimticari alacaklar, alıcılar

    Müşterilerin, vadeli olarak teslim edilmiş mal ve hizmetler için şirkete borçlu olduğu tutar; aynı zamanda bu tahsilatları takip eden ekibin adı.

  • receiptisimmakbuz, fiş

    Bir ödemenin yapıldığını ya da malın teslim alındığını kanıtlayan ve ödeme yapan veya teslim eden kişiye verilen belge.

  • bad debtisimtahsil edilemeyen alacak, değersiz alacak

    Örneğin müşterinin iflas etmesi nedeniyle şirketin artık tahsil etmeyi beklemediği alacak.

  • purchase orderisimsatın alma siparişi, sipariş formu

    Alıcının mal ya da hizmet sipariş etmek için tedarikçiye gönderdiği; kalemleri, miktarları, fiyatları ve anlaşılan teslim koşullarını gösteren belge.

  • credit noteisimalacak dekontu, iade faturası

    Satıcının, iade edilen mallar, fiyat hatası ya da indirim gibi nedenlerle müşterinin borcunu azaltmak veya iptal etmek için düzenlediği belge.

  • payment termsisimödeme koşulları, vade

    Alıcı ile satıcı arasında bir faturanın ne zaman ve nasıl ödeneceğine dair anlaşılan koşullar; '30 gün vade' ya da erken ödeme indirimi gibi.

  • due dateisimvade tarihi, son ödeme tarihi

    Fatura, kredi taksiti ya da vergi gibi bir ödemenin yapılması veya bir beyanname ya da raporun verilmesi gereken son tarih.

Bordro ve Personel Giderleri

  • payrollisimbordro, ücret bordrosu

    Vergi ve sosyal güvenlik kesintileri dahil çalışan ücretlerinin hesaplanıp ödenmesi süreci; aynı zamanda şirketin personeline ödediği toplam tutar.

  • gross payisimbrüt ücret, brüt maaş

    Bir çalışanın gelir vergisi, sosyal güvenlik primi ve diğer kesintiler yapılmadan önceki toplam kazancı.

  • net payisimnet ücret, net maaş

    Brüt ücretten gelir vergisi, sosyal güvenlik primleri ve diğer kesintiler düşüldükten sonra çalışanın eline geçen tutar.

  • payslipisimmaaş bordrosu, ücret bordrosu

    Her ödeme döneminde çalışana verilen; brüt ücreti, vergi ve sosyal güvenlik primi gibi kesintileri ve net ücreti gösteren belge.

  • social security contributionsisimSGK primleri, sosyal güvenlik primleri

    Ücretler üzerinden hesaplanan ve emeklilik, sağlık ve diğer sosyal hakları finanse eden, işveren ve çalışanlar tarafından ödenen zorunlu primler.

  • expense claimisimmasraf beyanı, masraf formu

    Çalışanın seyahat ya da müşteri yemeği gibi iş için kendi cebinden yaptığı harcamaları geri almak amacıyla, fişlerle birlikte sunduğu talep.

Denetim ve İç Kontrol

  • auditisimdenetim, bağımsız denetim

    Bir şirketin finansal tablolarının ve kayıtlarının doğru olup olmadığını ve ilgili kurallara uyup uymadığını kontrol eden bağımsız inceleme.

  • auditorisimdenetçi, bağımsız denetçi

    Bir şirketin hesaplarını ve kayıtlarını inceleyip bunların güvenilir olup olmadığı konusunda bağımsız görüş bildiren yetkin meslek mensubu.

  • internal controlisimiç kontrol

    Bir şirketin varlıklarını korumak, hata ve hileyi önlemek ve finansal raporlamasının güvenilir olmasını sağlamak için uyguladığı politika ve prosedürler.

  • audit trailisimdenetim izi, işlem izi

    Her işlemi kimin, ne zaman girdiğini, değiştirdiğini ya da onayladığını sırasıyla gösteren ve işlemin kaynak belgelere kadar izlenmesini sağlayan kayıt.

  • materialityisimönemlilik

    Bir hata ya da eksikliğin, finansal tabloları okuyanların kararlarını değiştirecek kadar büyük veya önemli olması halinde önem taşıdığını anlatan kavram.

  • audit opinionisimdenetim görüşü, denetçi görüşü

    Denetçinin, finansal tabloların tüm önemli yönleriyle gerçeğe uygun sunulup sunulmadığı konusunda denetim raporunda bildirdiği resmi sonuç.

  • misstatementisimyanlışlık, hatalı beyan

    Finansal tablolarda gösterilen tutar ile gösterilmesi gereken tutar arasındaki, hata ya da hileden kaynaklanan fark.

  • chartered accountantisimmali müşavir, serbest muhasebeci mali müşavir (SMMM)

    Mesleki sınavları geçmiş ve tanınmış bir meslek kuruluşuna üye olan; denetim yapma, vergi danışmanlığı verme ve belirli raporları imzalama yetkisine sahip muhasebeci.

KDV ve Dolaylı Vergiler

  • VATkısaltmaKDV, katma değer vergisi

    Katma değer vergisi: mal ve hizmet satışlarının çoğundan alınan, tedarik zincirinin her aşamasında tahsil edilen ve sonunda nihai tüketicinin yüklendiği vergi.

  • input VATisimindirilecek KDV, alış KDV'si

    Bir işletmenin mal ve hizmet alışlarında ödediği ve genellikle kendi satışlarında hesapladığı KDV'den düşebildiği KDV.

  • output VATisimhesaplanan KDV, satış KDV'si

    Bir işletmenin satışlarında müşterilerinden aldığı ve ödediği indirilecek KDV'yi düştükten sonra vergi dairesine yatırmak zorunda olduğu KDV.

  • VAT returnisimKDV beyannamesi

    Bir işletmenin satışlarındaki hesaplanan KDV'yi, alışlarındaki indirilecek KDV'yi ve ödenecek ya da iade alınacak net tutarı gösteren, vergi idaresine dönemsel olarak verdiği beyanname.

Gelir ve Kurumlar Vergisi

  • income taxisimgelir vergisi

    Maaş, kira, ticari kazanç ve yatırım geliri gibi gerçek kişi gelirlerinden alınan ve genellikle gelir arttıkça yükselen oranlarla hesaplanan vergi.

  • withholding taxisimstopaj, tevkifat

    Ödemeyi yapan tarafın maaş, kira, kar payı ya da serbest meslek ücreti gibi ödemelerden kesip ödeme alan kişi adına vergi dairesine yatırdığı vergi.

  • corporate taxisimkurumlar vergisi

    Şirketlerin vergiye tabi kazançlarından alınan vergi; yıllık kar üzerinden, izin verilen indirim ve düzeltmeler yapıldıktan sonra hesaplanır.

  • taxable incomeisimvergiye tabi gelir, vergi matrahı

    Toplam gelirden indirilebilir giderler, istisnalar ve indirimler düşüldükten sonra kalan ve verginin fiilen hesaplandığı tutar.

  • tax exemptionisimvergi istisnası, vergi muafiyeti

    Belirli gelirleri, işlemleri ya da kuruluşları tamamen veya belirli bir sınıra kadar vergi dışında bırakan düzenleme.

  • tax-deductiblesıfatvergiden düşülebilir, gider olarak kabul edilen

    Vergi mevzuatına göre vergiye tabi kar hesaplanırken gelirden düşülebilen ve böylece ödenecek vergiyi azaltan.

  • deferred taxisimertelenmiş vergi

    Bazı gelir ve giderlerin finansal tablolarda ve vergi beyannamesinde farklı zamanlarda dikkate alınması nedeniyle gelecek dönemlerde ödenecek ya da geri kazanılacak vergi.

Beyan ve Vergi Uyumu

  • tax returnisimvergi beyannamesi, beyanname

    Mükellefin bir döneme ait gelirlerini, giderlerini ya da satışlarını bildirip ödenecek vergiyi hesapladığı ve vergi idaresine sunduğu resmi form.

  • tax liabilityisimvergi borcu, vergi yükümlülüğü

    Bir kişinin ya da şirketin bir dönem için vergi idaresine borçlu olduğu toplam vergi tutarı; daha genel anlamda belirli bir vergiyi ödeme yükümlülüğü.

  • tax auditisimvergi incelemesi, vergi denetimi

    Vergi idaresinin, doğru tutarda vergi beyan edilip ödenip ödenmediğini kontrol etmek için mükellefin defterlerini, beyannamelerini ve belgelerini incelemesi.

  • tax identification numberisimvergi kimlik numarası, VKN

    Vergi idaresinin her mükellefe verdiği ve faturalarda, beyannamelerde ve resmi belgelerde kişiyi ya da şirketi tanımlamak için kullanılan benzersiz numara.

  • tax evasionisimvergi kaçakçılığı, vergi kaçırma

    Gelir gizleme, sahte fatura kullanma ya da çift kayıt tutma gibi yollarla ödenmesi gereken vergiyi yasa dışı biçimde ödememek.

  • tax avoidanceisimvergiden kaçınma, vergi planlaması

    Örneğin indirimlerden yararlanarak ya da yatırım yerini seçerek, yasal sınırlar içinde daha az vergi ödeyecek şekilde mali işleri düzenlemek.

Raporlama Standartları

  • IFRSkısaltmaUFRS, Uluslararası Finansal Raporlama Standartları

    Uluslararası Finansal Raporlama Standartları: IASB tarafından yayımlanan ve 140'tan fazla ülke ve bölgede halka açık şirketler için zorunlu olan küresel muhasebe kuralları.

  • fiscal yearisimhesap dönemi, mali yıl

    Bir şirketin ya da devletin muhasebe ve vergi amaçlarıyla kullandığı on iki aylık dönem; takvim yılıyla aynı olabileceği gibi başka bir ayda da sona erebilir.

  • going concernisimişletmenin sürekliliği, süreklilik varsayımı

    Bir işletmenin kapatılmayacağı ya da tasfiye edilmeyeceği, öngörülebilir gelecekte, en az on iki ay boyunca faaliyetlerini sürdüreceği varsayımı.

  • GAAPkısaltmagenel kabul görmüş muhasebe ilkeleri, yerel muhasebe kuralları

    Genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri: belirli bir ülkede uygulanan muhasebe kuralları; çoğunlukla FASB'nin belirlediği ABD kuralları (US GAAP) kastedilir.

  • annual reportisimfaaliyet raporu, yıllık rapor

    Bir şirketin her yıl yayımladığı; denetlenmiş finansal tablolarını ve faaliyetleri, stratejisi, riskleri ve yönetimi hakkında değerlendirmeleri içeren belge.

  • consolidated financial statementsisimkonsolide finansal tablolar

    Ana şirket ile kontrol ettiği tüm bağlı ortaklıkları tek bir işletmeymiş gibi bir araya getiren finansal tablolar.

  • fair valueisimgerçeğe uygun değer

    Belirli bir tarihte piyasa katılımcıları arasındaki olağan bir işlemde bir varlığın satışından elde edilecek ya da bir yükümlülüğün devri için ödenecek fiyat.

Mini test: bu terimleri biliyor musun?

Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.

Muhasebe İngilizcesi nasıl öğrenilir?

  • Her İngilizce terimi Tekdüzen Hesap Planı'ndaki karşılığıyla birlikte öğrenin: accounts receivable 'Alıcılar', accounts payable 'Satıcılar', input VAT 'İndirilecek KDV'dir. İki sistemi birbirine bağlamak, İngilizce mizanları ve grup raporlarını okumayı çok kolaylaştırır.
  • Alandan gerçek metinler okuyun: Borsa İstanbul'da işlem gören birçok şirket denetlenmiş finansal tablolarını ve faaliyet raporlarını KAP'ta hem Türkçe hem İngilizce yayımlar; aynı dipnotu iki dilde satır satır karşılaştırabilirsiniz.
  • Muhasebedeki anlamı günlük İngilizceden farklı olan kelimelere dikkat edin: credit, current, post, provision, material ve goodwill, defterde ya da denetim raporunda özel bir anlam taşır.
  • Her ismin hangi fiille kullanıldığını öğrenin: post an entry (kayıt atmak), reconcile an account (hesap mutabakatı yapmak), accrue an expense (gider tahakkuk ettirmek), issue an invoice (fatura kesmek), file a return (beyanname vermek), write off a debt (alacağı kayıttan düşmek).
  • Amerikan ve İngiliz İngilizcesi farklarına dikkat edin: inventory ve stock, fiscal year ve financial year, pay stub ve payslip, expense report ve expense claim, CPA ve chartered accountant.

Sıkça sorulan sorular

Muhasebede debit 'borç', credit 'alacak' mı demek?

Evet. Çift taraflı kayıt sisteminde debit hesabın sol tarafı (borç), credit ise sağ tarafıdır (alacak) ve her kayıtta iki tarafın toplamı eşittir. Karışıklık genellikle banka ekstrelerinden kaynaklanır: orada 'credit' hesabınıza giren paradır, çünkü banka bakiyenize kendi defteri açısından bakar ve bu tutar onun için bir yükümlülüktür.

UFRS ile TFRS arasındaki fark nedir?

TFRS (Türkiye Finansal Raporlama Standartları), Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK) tarafından Türkçeye çevrilerek yayımlanan UFRS'dir. İçerik olarak UFRS ile büyük ölçüde aynıdır; bu yüzden İngilizce konuşurken çoğu zaman 'IFRS' demeniz yeterlidir. Vergi beyannameleri ise TFRS'ye göre değil, Vergi Usul Kanunu ve Tekdüzen Hesap Planı'na göre tutulan yasal defterlere dayanır.

Revenue, income ve profit: hangisini ne zaman kullanmalıyım?

'Revenue' maliyetler düşülmeden önceki satış gelirleridir (hasılat). 'Profit' ise giderler düşüldükten sonra kalan tutardır (kar). En kafa karıştırıcı olan 'income'dır: 'net income' net kar demektir, ama 'other income' (diğer gelirler) ve 'interest income' (faiz geliri) kar değil, gelir türleridir. Emin değilseniz satışlar için 'revenue', sonuç için 'profit' deyin.

SMMM ve YMM'nin İngilizcesi nedir?

Birebir karşılığı yoktur, çünkü bunlar Türk mevzuatına özgü unvanlardır. TÜRMOB'un da kullandığı yaygın çeviriler SMMM için 'Certified Public Accountant', YMM için 'Sworn-in Certified Public Accountant' şeklindedir. Özgeçmişte en açık yol Türkçe kısaltmayı koruyup İngilizce açıklamasını eklemektir: 'SMMM (Certified Public Accountant, Türkiye)'.

Cost ile expense arasındaki fark nedir?

'Cost' bir şeyi edinmek için harcanan tutardır (maliyet); 'expense' ise o dönemde tüketilip gelir tablosuna yansıyan maliyettir (gider). Bu yıl alınan bir makine, varlık olarak kaydedilen bir maliyettir; her yıl yalnızca amortismanı gidere dönüşür. Günlük konuşmada iki kelime çoğu zaman birbirinin yerine kullanılır.

Seviyene uygun okumayla pekiştir

Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar:

Bu sayfa İngilizce öğrenenler için kelime açıklaması içerir; yatırım veya finans tavsiyesi değildir.