Tüm alanlarda aramak için en az 2 karakter yazın.
Finans ve Bankacılık İngilizcesi: 334 Temel Terim ve Anlamları
Uluslararası bankacılığın çalışma dili İngilizcedir: kredi raporları, kredi sözleşmeleri, faaliyet raporları, düzenleyici kurumların rehberleri ve SWIFT mesajları bu dilde yazılır. Bu sözlük, hesaplardan kredilere, riskten uyuma ve finansal teknolojiye kadar finans ve bankacılık çalışanlarının her gün kullandığı kelimeleri doğal Türkçe karşılıkları ve iş hayatından örneklerle bir araya getirir.
- 334 terim
- 12 konu
- 73 temel terim
- 668 örnek cümle
Krediler ve Borçlanma
Ev, araba ya da benzeri büyük bir alımda alıcının başta nakit olarak ödediği ve kalanı genellikle krediyle karşılanan kısım.
Borçlu geri ödeme yapmazsa bankanın el koyup satabileceği ev, araç ya da mevduat gibi bir varlıkla güvence altına alınmış kredi.
Bir kişinin ya da şirketin gelirine, mevcut borçlarına, ödeme geçmişine ve mali gücüne bakılarak değerlendirilen, borcunu zamanında geri ödeme olasılığı.
Bir kredinin tamamının ya da bir kısmının sözleşmede belirlenen tarihlerden önce ödenmesi; böylece borçlunun ödediği toplam faiz azalır.
Kredinin başında borçlunun anapara ödemek zorunda olmadığı dönem; ya da son ödeme tarihinden sonra cezalar uygulanmadan önce tanınan ek süre.
Daha önce ödenmiş olması gereken para; ödenmemiş kredi taksitleri, kira ya da faturalar gibi. Ödemelerini aksatan borçlu için 'in arrears' denir.
Mevcut bir krediyi, genellikle daha düşük faiz, daha uzun vade ya da farklı koşullar elde etmek için yeni bir krediyle değiştirmek.
Borçlunun ödemede zorlanması nedeniyle kredinin vade, taksit ya da faiz gibi koşullarının değiştirilmesi; ayrıca bir şirketin bütünüyle yeniden örgütlenmesi.
Bankanın bir şirkete, belirlenen koşullarla ve ihtiyaç duyuldukça kullanılmak üzere, belirli bir tutara kadar kredi vermeyi kabul ettiği düzenleme.
Riskin tek bir bankada toplanmaması için bir grup bankanın tek bir sözleşme kapsamında birlikte sağladığı büyük tutarlı kredi.
Kredi ya da tahvil sözleşmesinde borçlunun belirli şeyleri yapacağına veya yapmayacağına dair verdiği söz; örneğin borcunu belirli bir seviyenin altında tutmak.
Öncesinde yapılan düzenli ödemelerden belirgin biçimde büyük olan son kredi ödemesi.
Anaparası kademeli olarak değil, vade sonunda tek bir tutar halinde geri ödenen kredi.
Ödenmemiş faizin borca eklenmesi nedeniyle kredi bakiyesinin artması.
Borç servisine ayrılabilir nakit veya geliri planlanan anapara ve faiz ödemeleriyle karşılaştıran ölçü.
Kişinin düzenli borç ödemelerini aynı dönemdeki geliriyle karşılaştıran ölçü.
Bir kredi formülünde kullanılabilir borçlanmayı belirleyen uygun teminat değerine dayalı tutar.
Kredi verenin fon sağlamayı taahhüt etmesi karşılığında, çoğunlukla kullanılmamış taahhüt üzerinden alınan ücret.
Borçlunun başka alacaklılara varlıkları üzerinde teminat vermesini sınırlayan sözleşme taahhüdü.
Bir borç sözleşmesindeki temerrüdü başka bir sözleşmedeki temerrüde bağlayan madde.
Ödeme önceliği veya hukuki statü bakımından belirtilen diğer alacaklarla eşit sırada olma.
Bir kredi verenin kredideki ekonomik payını başka bir kuruluşla paylaştığı düzenleme.
Kullanım süresinde belirlenmiş limit içinde tekrar tekrar borçlanmaya ve geri ödemeye izin veren kredi imkânı.
Tahsilat şüpheli olduğu için olağan faiz geliri kaydının durdurulduğu kredi.
Yeni açılan kredileri satılmadan veya menkul kıymetleştirilmeden önce finanse eden kısa vadeli kredilendirme.
Faiz ve Kur
Borç alınan ya da biriktirilen paranın belirli bir dönem, genellikle bir yıl için yüzde olarak ifade edilen bedeli; kısacası paranın kullanım fiyatı.
Kredinin ya da mevduatın tüm vadesi veya belirlenen bir dönem boyunca değişmeyen faiz oranı; bu sayede ödemeler sabit kalır.
Kredi ya da mevduat vadesi boyunca, genellikle bir gösterge faize bağlı olduğu için yükselip düşebilen faiz oranı.
'Annual percentage rate' ifadesinin kısaltması; faizi ve zorunlu bazı masrafları da kapsayan, bir kredinin ya da kredi kartının yıllık maliyetini yüzde olarak gösteren oran.
Bir para biriminin başka bir para birimi cinsinden fiyatı; örneğin bir avro almak için kaç Türk lirası gerektiği.
Para birimlerinin alınıp satılması ya da yabancı paranın kendisi. Çoğu zaman FX ya da forex olarak kısaltılır.
Hem anapara hem de daha önce eklenmiş faiz üzerinden hesaplanan faiz; bu sayede toplam tutar zamanla basit faize göre daha hızlı büyür.
Bir kredinin, mevduatın ya da tahvilin sona erdiği ve anaparanın geri ödenmesi gereken tarih; ya da bu tarihe kadar olan süre.
Yüzde bir puanın yüzde biri (%0,01). Faiz oranlarındaki ve getirilerdeki küçük değişimleri kesin biçimde ifade etmek için kullanılır.
Merkez bankasının ekonomideki paranın maliyetini yönlendirmek ve enflasyonu hedefe yaklaştırmak için belirlediği temel faiz oranı.
Fiyatların zaman içinde genel olarak artması; aynı miktarda parayla eskisinden daha az şey alınabilmesi.
İki oran ya da fiyat arasındaki fark; örneğin bankanın kredi ve mevduat faizi arasındaki fark ya da bir dövizin alış ve satış fiyatı arasındaki fark.
Bir kredi ya da mevduatta faizin işlemesi gibi zamanla yavaş yavaş birikmek; muhasebede ise gelir veya gideri nakit hareketine göre değil, kazanıldığı ya da oluştuğu döneme göre kaydetmek.
Daha önce kazanılan faiz üzerinden değil, yalnızca başlangıçta borç alınan ya da yatırılan tutar üzerinden hesaplanan ve bu nedenle her dönem aynı miktarda artan faiz.
Bir hükümetin ya da merkez bankasının, genellikle sabit kur rejimi altında, ulusal parasının diğer para birimleri karşısındaki değerini resmi olarak düşürme kararı.
Bir para biriminin ya da varlığın zaman içinde değerinin artması. Tersi 'depreciate', yani değer kaybetmektir.
Enflasyonun etkisi hesaba katıldıktan sonraki faiz oranı; kabaca nominal faizden enflasyon oranının çıkarılmasıyla bulunur. Paranın gerçek getirisini ya da maliyetini gösterir.
Bankanın faiz gelirlerinden faiz giderlerinin çıkarılıp ortalama faiz getirili varlıklarına bölünmesiyle bulunan oran. Bankanın kredi ve yatırımlarından ne kadar karlı gelir elde ettiğini gösterir.
Takvim günlerini faiz hesaplamasında kullanılan yıl kesrine dönüştürme kuralı.
Değişken faiz oranının belirlenmiş referans koşullarına göre güncellendiği tarih.
Sözleşmede belirlenen asgari faiz oranı veya bir seviyenin altındaki faizlere karşı koruma sağlayan araç.
Sözleşmedeki azami faiz oranı veya kararlaştırılan seviyenin üzerindeki faizleri telafi eden araç.
Varsayımsal tutar üzerinde kararlaştırılmış faizle gelecekteki referans faiz arasındaki farkı ödeyen sözleşme.
Sabit faizi, bileşik gecelik faizlere dayalı bir oranla değiştiren faiz takası.
Gelecekteki nakit tutarını daha önceki bir tarihteki değere dönüştürmek için kullanılan çarpan.
Bir para biriminin vadeli döviz kuru ile spot kuru arasındaki kote edilen fark.
Belirtilen dönemde gösterge faiz değişiminin mevduat faizlerine yansıyan oranı.
İki para birimindeki faizleri spot ve vadeli kurlarla bağlayan arbitrajsızlık ilişkisi.
Finansal Tablolar
Bir şirketin belirli bir tarihteki varlıklarını (sahip olduklarını), yükümlülüklerini (borçlarını) ve özkaynaklarını (ortakların payını) gösteren finansal tablo.
Bir şirketin çeyrek ya da yıl gibi belirli bir dönemdeki gelirlerini, giderlerini ve sonuçta elde ettiği kar ya da zararı gösteren finansal tablo.
Bir kişinin ya da şirketin sahip olduğu veya kontrol ettiği nakit, bina, alacak ya da yatırım gibi değerli her şey.
Bir şirketin başkalarına olan borcu ya da yerine getirmesi gereken yükümlülük; alınan krediler, ödenmemiş faturalar ve bankalar için müşteri mevduatı bu gruba girer.
Şirketin ortaklara ait kısmı; varlıklardan yükümlülükler düşüldükten sonra kalan tutar. Ödenmiş sermaye ve dağıtılmayan karlar bu kalemde yer alır.
Bir şirketin mal ya da hizmet satışı gibi olağan faaliyetlerinden, giderler düşülmeden önce elde ettiği toplam gelir.
Bir şirketin gelirlerinden tüm giderler, faizler, vergiler ve diğer masraflar düşüldükten sonra kalan tutar. Eksi çıkarsa net zarar (net loss) olarak adlandırılır.
Değeri kalmayan ya da tahsil edilemeyeceği anlaşılan bir alacağı veya varlığı kayıtlardan çıkarmak ve tutarı zarar olarak kaydetmek.
Makine ya da bina gibi uzun ömürlü maddi bir varlığın maliyetinin kullanım ömrüne yayılması; ayrıca bir para biriminin ya da varlığın değer kaybı.
'Earnings before interest, taxes, depreciation and amortization' ifadesinin kısaltması; bir şirketin finansman giderleri ve nakit dışı giderler öncesindeki faaliyet karını gösteren ölçü.
Zarar etmek ya da borçlu durumda olmak: bir şirket zarar ettiğinde, bir hesap ise bakiyesi sıfırın altına düştüğünde 'in the red' olur.
Bir işletmenin faaliyetlerini sürdürmek ve gelir elde etmek için harcadığı ya da kayda aldığı tutar; personel maaşları, kira veya faiz gibi.
Bir işletmenin gelirlerinden maliyetlerini düştükten sonra elde ettiği para. Maliyetler gelirden fazlaysa ortaya zarar çıkar.
Bir şirketin her yıl yayımladığı; faaliyetlerini, sonuçlarını, stratejisini, risklerini ve yönetimini anlatan, genellikle bağımsız denetimden geçmiş finansal tabloları da içeren belge.
Bir şirketin hesaplarının, kayıtlarının ya da süreçlerinin doğru ve kurallara uygun olup olmadığını kontrol etmek için yapılan resmi ve bağımsız inceleme.
'Profit and loss' ifadesinin kısaltması; gelir tablosu ya da daha genel anlamda bir işletmenin, birimin, alım satım masasının veya projenin kar ya da zararı.
Bir şirketin ya da devletin hesaplarını ve bütçesini düzenlerken esas aldığı, takvim yılıyla örtüşebilen ya da örtüşmeyen on iki aylık dönem.
Müşterilerin, kendilerine teslim edilmiş mal ya da hizmetler karşılığında şirkete borçlu olduğu para; bilançoda varlık olarak gösterilir.
Kar ediyor olmak ya da hesapta artı bakiye bulunmak. 'In the red' ifadesinin tersidir.
Tüm maliyetleri karşılamaya tam yetecek kadar gelir elde etmek; böylece ne kar ne de zarar oluşması.
Net karın özkaynaklara bölünmesiyle bulunan ve yüzde olarak gösterilen oran. Bir şirketin, sahiplerinin yatırdığı parayla ne kadar kar elde ettiğini ölçer.
Belirli bir raporlama dönemindeki faiz gelirinden faiz giderinin çıkarılmasıyla bulunan tutar.
Belirtilen tanıma göre faaliyet giderlerini faaliyet geliriyle karşılaştıran banka verimlilik ölçüsü.
Tutarlı bir ölçüm esasına göre banka kredilerini müşteri mevduatıyla karşılaştıran oran.
Anapara ödemeleri ve etkin faiz yöntemiyle itfa için, gerektiğinde değer düşüklüğüyle düzeltilen defter değeri.
Geçerli raporlama standartlarına göre kar veya zararın dışında kaydedilen belirli gelir ve gider kalemleri.
Uygun bir riskten korunma ilişkisini kazanç ve kayıpların kaydına yansıtan muhasebe uygulaması.
Önceden kaydedilmiş bir varlığı veya yükümlülüğü işletmenin finansal durum tablosundan çıkarma.
Kurumsal Finansman
Belirli bir dönemde bir işletmeye giren ve işletmeden çıkan paranın hareketi. Pozitif nakit akışı, gelen paranın çıkan paradan fazla olduğunu gösterir.
Bir işi kurmak ve yürütmek için kullanılan para ve diğer finansal kaynaklar; bankalar için ise zararları karşılayan ve mevduat sahiplerini koruyan ortak fonları.
Bir işletmenin günlük faaliyetleri için kullanabildiği para; dönen varlıklardan kısa vadeli yükümlülükler çıkarılarak hesaplanır.
Varlıkları ya da yatırımları borç parayla finanse etme; ya da bir şirketin borcunun özkaynağına veya kazancına göre düzeyi.
Bir şirketin karından ortaklarına, genellikle nakit olarak ve hisse başına belirli bir tutar şeklinde dağıttığı pay.
Devletin ya da şirketin borçlanmak için yatırımcılara sattığı borçlanma aracı. Kupon adı verilen düzenli faiz öder ve vade sonunda anaparayı geri öder.
Bir şirketin, varlığın ya da gayrimenkulün ne kadar ettiğine ilişkin tahmin ya da bu değeri hesaplama süreci.
'Mergers and acquisitions' ifadesinin kısaltması; şirketlerin birleştiği ya da bir şirketin başka bir şirketi satın aldığı işlemler.
'Initial public offering' ifadesinin kısaltması; özel bir şirketin hisselerini ilk kez borsada halka satması.
Bir anlaşma yapılmadan önce şirketin, işlemin ya da müşterinin gerçekleri doğrulamak ve riskleri, hukuki veya mali sorunları ortaya çıkarmak için dikkatle incelenmesi.
Bir işletme için yatırımcılardan ya da kredi verenlerden para sağlamak; örneğin yeni pay satarak, tahvil ihraç ederek ya da borçlanarak.
Yeni pay, tahvil ya da diğer menkul kıymetleri oluşturup yatırımcılara sunmak; ayrıca kredi kartı veya teminat mektubu gibi resmi bir belge ya da kart düzenlemek.
Bir kiralama şirketinin makine, araç ya da gayrimenkul gibi bir varlığı satın aldığı ve işletmenin bu varlığı düzenli ödemeler karşılığında kullandığı finansman yöntemi.
Bir şirketin henüz tahsil edilmemiş faturalarını iskontolu olarak bir faktoring şirketine ya da bankaya devrettiği ve müşterileri ödeme yapmadan önce nakit elde ettiği finansman yöntemi.
Borçlarını ödeyemeyen bir kişi ya da şirket için mahkemenin, varlıkların alacaklılara ödeme amacıyla nasıl kullanılacağını denetlediği yasal süreç.
Enerji santrali ya da otoyol gibi büyük bir proje için sağlanan ve esas olarak projenin kendi gelecekteki nakit akışlarından geri ödenen uzun vadeli finansman.
Alacakları veya bunların nakit akışlarını yatırımcılara satılan menkul kıymetler biçiminde yapılandıran finansman işlemi.
Mini test: bu terimleri biliyor musun?
Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.
Finans ve Bankacılık İngilizcesi nasıl öğrenilir?
- Terimleri çiftler halinde öğrenin: asset ve liability, borrower ve lender, fixed ve variable rate, deposit ve withdrawal. Çiftler hem daha kolay akılda kalır hem de gerçek belgelerde birlikte geçer.
- Alandan gerçek metinler okuyun: bir Türk bankasının İngilizce faaliyet raporunu Türkçesiyle yan yana koyun, merkez bankası basın duyurularını ve kredi sözleşmelerini inceleyin. Birçok Türk bankası raporlarını iki dilde yayımladığı için terimleri karşılaştırmak kolaydır.
- Her ismin hangi fiille kullanıldığını öğrenin: take out a loan (kredi çekmek), pay off a debt (borcu kapatmak), charge interest (faiz işletmek), write off a bad loan (sorunlu krediyi aktiften silmek), file a suspicious transaction report (şüpheli işlem bildiriminde bulunmak).
- Amerikan ve İngiliz İngilizcesi farklarına dikkat edin: checking account ve current account, check ve cheque, installment ve instalment, wire transfer ve bank transfer.
- Kısaltmaları meslektaşlarınız gibi okuyun: KYC, AML ve APR harf harf söylenir; EBITDA ve IBAN ise tek kelime gibi okunur.
Sıkça sorulan sorular
Türk bankacılar İngilizce terimleri mi kullanır, Türkçelerini mi?
İkisini de. Günlük konuşmada birçok İngilizce kelime olduğu gibi kullanılır: KYC, fraud, hedge, spread, due diligence, NPL. Sözleşmelerde, resmi yazışmalarda ve düzenleyici kurumlara yapılan raporlamalarda ise 'müşterini tanı', 'dolandırıcılık' ve 'takipteki krediler' gibi Türkçe terimler tercih edilir. İki versiyonu da bilmek toplantılar, raporlar ve yabancı meslektaşlar arasında rahatça geçiş yapmanızı sağlar.
Faiz oranı ile APR arasındaki fark nedir?
Faiz oranı, borç alınan paranın kendi fiyatıdır. APR (annual percentage rate) ise zorunlu bazı masrafları da içeren yıllık kredi maliyetini gösterir; bu yüzden genellikle daha yüksektir ve teklifleri karşılaştırmak için tasarlanmış orandır. Türkiye'deki kredi belgelerinde karşılığı 'yıllık maliyet oranı'dır.
Müşteri mevduatı banka için neden bir yükümlülüktür?
Çünkü banka bu parayı müşterilerine geri ödemek zorundadır. Banka bilançosunda mevduat yükümlülük, verilen krediler ise varlıktır; bu, müşterinin bakış açısının tam tersidir. Bu ayna etkisini kavradığınızda banka finansal tablolarını okumak çok kolaylaşır.
'Take a loan' mı denir, 'take out a loan' mı?
Doğal ifade 'take out a loan'dır; tıpkı 'take out a mortgage' ve 'take out insurance' gibi. 'Get a loan' ya da kısaca 'borrow' da denebilir. Banka tarafında ise kredi 'grant', 'approve' ya da 'extend' edilir; yani kredi tahsis edilir, onaylanır ya da kullandırılır.
Hesap ekstresinde 'credit' iyi bir şey mi, kötü bir şey mi?
Kendi hesap ekstrenizde 'credit' hesaba giren, 'debit' ise hesaptan çıkan paradır. Muhasebede ise borç (debit) ve alacak (credit) her kaydın iki tarafıdır; hesabın türüne göre alacak kaydı bir hesabı artırabilir ya da azaltabilir. Bir belgeyi çevirmeden önce hangi bakış açısıyla yazıldığına bakın.
İlgili alanlar
Seviyene uygun okumayla pekiştir
Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar:
Bu sayfa İngilizce öğrenenler için kelime açıklaması içerir; yatırım veya finans tavsiyesi değildir.
