Tüm alanlarda aramak için en az 2 karakter yazın.
Mutfak İngilizcesi: 351 Temel Terim ve Anlamları
Profesyonel mutfaklar kısa ve net bir İngilizceyle işler: servis tezgahında, tariflerde ve hazırlık listelerinde, gıda güvenliği kayıtlarında ve menülerde. Bu sözlük aşçıların ve mutfak çalışanlarının pişirme yöntemleri, doğrama şekilleri, ekipman, malzemeler, ölçüler, mutfaktaki görevler, hijyen, menüler ve servis için her gün kullandığı kelimeleri gerçek mutfak işinden örneklerle açıklıyor.
- 351 terim
- 10 konu
- 67 temel terim
- 703 örnek cümle
Mutfak Ekipmanları
Doğrama için kullanılan geniş, genellikle dikdörtgen ağızlı ağır bıçak.
Testere hareketiyle kesen, dişli kesici ağza sahip bıçak.
Eşit dilimler elde etmek için yiyeceğin sabit bir ağız üzerinden geçirildiği mutfak dilimleyicisi.
Yiyecekten sıvıyı süzmek için kullanılan delikli, kase biçimindeki kap.
Sos, çorba ve diğer sıvılar için kullanılan koni biçiminde ince süzgeç.
Yiyecekleri elemek veya inceltmek için kullanılan düz ağ yüzeyli, tambur biçiminde elek.
Pişmiş yiyeceği delikli bir diskten geçirerek ezen, elle çalıştırılan alet.
Pişmiş patatesi küçük deliklerden geçirerek ince teller oluşturan alet.
Bıçaklı ucu doğrudan yiyecek kabına daldırılan, motorlu el tipi karıştırıcı.
Taban üzerinde duran, genellikle kasesi ve değiştirilebilir aparatları olan elektrikli mikser.
Yiyecekleri işlemek için kasesi ve değiştirilebilir bıçakları olan elektrikli mutfak makinesi.
Hamuru kaldırmak, bölmek ve çalışma yüzeyini sıyırmak için kullanılan geniş düz alet.
Hamuru istenen kalınlığa getirmek için üzerinde yuvarlanan silindirik alet.
Karışımları bir ağız veya duydan kontrollü biçimlerde sıkmaya yarayan esnek torba.
Pastacılıkta yiyeceği yaymak, düzeltmek veya kaldırmak için kullanılan düz ve kör ağızlı alet.
Sapından açılı biçimde uzaklaşan ağzı sayesinde çalışma payı sağlayan yayma aleti.
Sufle veya yumurtalı tatlı gibi yiyecekleri pişirmek ya da sunmak için kullanılan küçük kişilik kap.
Yan duvarı bir mandalla açılıp tabanından ayrılan kek kalıbı.
Ekmek veya baton kek için kullanılan derin, dikdörtgen fırın kalıbı.
Bisküvi, hamur işi veya sebze pişirmek için kullanılan yassı metal tepsi.
Hava etrafında dolaşırken pişmiş yiyeceği taşıyan açık tel çerçeve.
Fırın kaplarını kaplamak ve yiyeceği yüzeylerden ayırmak için kullanılan işlem görmüş kağıt.
Dolgusuz ön pişirmede kabarmayı sınırlamak için kağıtla kaplı hamurun üzerine konan küçük ağırlıklar.
Yumurta karışımı, tereyağı veya glazür gibi sıvıları sürmeye yarayan mutfak fırçası.
Hamuru işlemek ve yoğurmak için tasarlanmış kavisli mikser aparatı.
Karışımları çırpıcı veya hamur kancası hareketi olmadan birleştiren yassı mikser aparatı.
Yıkanmış yapraklardan suyu uzaklaştıran döner sepetli kap.
Yiyeceği kaldırmak veya sıvı yüzeyindeki maddeleri almak için kullanılan sığ, delikli ya da ağlı alet.
Katı yiyeceği kaldırırken sıvının süzülmesini sağlayan açıklıkları bulunan kaşık.
Sıvıları aktarmaya yarayan derin hazneli ve uzun saplı mutfak gereci.
Balık gibi hassas yiyecekleri kaldırmaya veya çevirmeye yarayan geniş düz mutfak gereci.
Malzemeleri ezmek veya öğütmek için birlikte kullanılan kap ile ağır el tokmağı.
Çin ve diğer Asya mutfaklarında yaygın kullanılan, eğimli kenarlı derin tava.
Yiyeceği doğrudan üzerinde pişirmek için kullanılan geniş, düz ve ısıtılmış yüzey.
Ocakta veya fırında pişirmeye uygun, kapağı sıkı oturan ağır tencere.
Yiyeceği basınç altındaki buharla pişiren kapalı pişirme kabı.
Sığ tabanı ve yüksek konik kapağı olan Kuzey Afrika pişirme kabı; ayrıca bu kapta yapılan yemek.
Isıyı depolayıp üzerine konan hamura aktaran kalın pişirme yüzeyi.
Şekillendirilmiş somunu pişmeden önceki son mayalanma sırasında destekleyen sepet.
Ekmek hamuruna fırınlamadan önce çizik atmak için kullanılan saplı küçük ağız.
Hamuru kontrollü kalınlıkta tabakalar halinde açan makine.
Makarna hamurunu ince tabakalar halinde açan ve şeritler halinde kesebilen cihaz.
Yiyecek hazırlama işleri için tasarlanmış sağlam makas.
Et parçalarını yassılaştırmak veya yumuşatmak için kullanılan el tipi vurma aleti.
Sosu veya başka sıvıyı dar bir ağızdan veren esnek şişe.
Sıvı hacmini ölçmek için üzerinde ölçek bulunan dökme kabı.
Yemek ve hamur işi hazırlığında malzemelerin ağırlığını ölçen cihaz.
Pişirme yüzeyi oluşturmak için tepsiye serilen, yeniden kullanılabilir esnek tabaka.
Hamuru şekillere veya ayrı parçalara kesmek için kullanılan alet.
Yumurta sarısını tutarken akının süzülmesine izin veren alet.
Fırınlamadan önce hamurda küçük delikler açmak için kullanılan dikenli merdane.
Malzemeler, Fondlar ve Soslar
Belirli bir yemeği yapmak için bir araya getirilen gıdalardan ya da un, yağ, tuz gibi maddelerden her biri.
Yiyeceğin tadını güzelleştirmek için tuz, karabiber ya da başka tatlandırıcılar eklemek. Well seasoned, tuzun ve lezzetin tam kıvamında olduğu anlamına gelir.
Kemik, sebze ve aromatik malzemelerin suda uzun süre kısık ateşte pişirilmesiyle elde edilen, çorba, sos ve brezeler için temel olarak kullanılan lezzetli sıvı.
Et, balık ya da sebzenin pişirilmeden önce içinde bekletildiği; genellikle yağ, limon ya da yoğurt gibi ekşi bir malzeme, otlar ve baharatlar içeren tatlandırılmış sıvı ya da macun.
Escoffier'nin belirlediği klasik Fransız mutfağının beş temel sosundan biri: beşamel, velute, espanyol, hollandez ve domates sosu. Pek çok başka sos bunlardan türetilir.
Genellikle tereyağı olmak üzere eşit miktarda yağ ve unun birlikte pişirilmesiyle elde edilen, sos ve çorbaları koyulaştırmak için kullanılan karışım.
Yağ ile su ya da sirke gibi normalde birbirine karışmayan iki sıvının çırparak ve çoğu zaman yumurta sarısı veya hardal yardımıyla bir arada tutulduğu pürüzsüz karışım.
Narenciye kabuğunun aromatik yağlarla dolu, ince ve renkli dış katmanı; lezzet katmak için rendelenir ya da soyulur. Fiil olarak bu katmanı çıkarmak anlamına gelir.
Bir mutfağın satın alıp depoladığı taze meyve, sebze ve yeşillikler; bazen de diğer taze çiftlik ürünleri.
Buzdolabında saklanması gerekmeyen, raflarda tutulan un, pirinç, makarna, şeker, bakliyat, baharat ve konserve gibi gıda ürünleri.
Lezzet tabanı olarak kullanılan, çoğunlukla soğan, havuç ve kerevizden oluşan doğranmış sebze karışımı.
Pişirme sırasında sıvıya aroma veren ve daha sonra çıkarılan bağlı ot demeti.
Pişirme sıvısına aroma vermek için ot ve baharat içeren küçük bez kese.
Özellikle balığı poşe etmekte kullanılan, genellikle sebze ve asit içeren hafif aromalı pişirme sıvısı.
Geleneksel olarak kahverengi fond ile espagnole sosun çektirilmesiyle yapılan yoğun kahverengi sos.
Pişme suyuna dayanan, çoğu zaman fondla güçlendirilen hafif et sosu.
Püre haline getirilmiş meyve veya sebzelerden yapılan, çoğunlukla süzülmüş pürüzsüz sos.
Lezzetli bir fond veya et suyunun berraklaştırılmasıyla yapılan açık ve berrak çorba.
Geleneksel olarak ıstakoz veya yengeç gibi kabuklulardan yapılan pürüzsüz, yoğun çorba.
Açık renkli fondun açık renkli meyaneyle koyulaştırılmasıyla yapılan klasik sos.
Sütün açık renkli meyaneyle koyulaştırılmasıyla yapılan beyaz sos.
Kahverengi fond, kahverengi meyane ve aromatik malzemelerle yapılan klasik kahverengi sos.
Yumurta sarısı, tereyağı ve asitli bir malzemeyle yapılan sıcak emülsiyon sosu.
Çoğunlukla arpacık soğanı içeren şarap ve sirke redüksiyonuyla yapılan tereyağı emülsiyon sosu.
Süt katıları esmerleşip fındıksı aroma geliştirene kadar ısıtılan tereyağı.
Ot, baharat veya narenciye kabuğu gibi tat vericilerle karıştırılan tereyağı.
Tereyağındaki suyun ve süt katılarının büyük bölümünden ayrılmış süt yağı.
Sıvıları koyulaştırmak için eklenen, yumuşak tereyağıyla unun yoğrulduğu karışım.
Sıcak sos, çorba veya başka sıvıyı koyulaştırmak için kullanılan nişasta ve soğuk sıvı karışımı.
Yağ, yumurta sarısı ve asitli sıvının birleştirilmesiyle yapılan koyu, soğuk emülsiyon sosu.
Yağın sirke veya başka asitli sıvıyla karıştırılmasına dayanan salata sosu.
Geleneksel olarak sarımsak ve yağla yapılan, birçok çeşidinde yumurta bulunan sarımsaklı emülsiyon sosu.
Klasik olarak fesleğen, sarımsak, kuruyemiş, peynir ve yağla ezilip karıştırılarak yapılan sos.
Zeytin ve kapariye dayanan, çoğunlukla ançüez ve zeytinyağı içeren tuzlu ezme.
Balık çorbalarıyla sunulan, çoğunlukla safranla renklendirilen sarımsaklı acı biber sosu.
Meyve veya sebzenin baharatla birleştirildiği; taze karışımdan pişmiş çeşide uzanan çeşni.
Doğranmış sebze veya meyvelerden yapılan, çoğunlukla turşulanmış ya da çeşnilerle pişirilmiş eşlikçi.
Malzemeleri mutfak geleneğine göre değişen, yağda pişirilmiş sebzelerden oluşan lezzet tabanı.
İnce kıyılmış mantarların arpacık soğanı ve tereyağı gibi malzemelerle pişirildiği karışım.
Hazırlıkları bağlamak ve yumuşatmak için kullanılan ekmek-sıvı karışımı ya da pişmiş unlu hamur.
Çoğunlukla yağ ve bağlayıcı malzemeler içeren, ince çekilmiş baharatlı et veya balık karışımı.
Soğuduğunda jelleşen fond veya başka çeşnili sıvıdan yapılan tuzlu jöle.
Yavaş pişirilip liflerine ayrılan etin yağla karıştırılmasıyla yapılan sürmelik ezme.
Genellikle ince işlenmiş et veya ciğerden yapılan baharatlı sürmelik ya da kalıplı hazırlık.
Adını hazırlandığı derin kaptan alan, çoğunlukla katmanlı ve kalıplı yemek.
Et, kek veya başka yiyecek tabakasının bir dolgunun çevresine sarılmasıyla yapılan rulo.
Kaşıklarla biçimlendirilen oval porsiyon; ayrıca çoğunlukla balık veya etten yapılan narin oval köfte.
Yiyeceği hazırlamak, çeşnilendirmek veya işlemek için kullanılan tuzlu su çözeltisi.
Dolgu, kaplama veya tatlı bileşeni olarak kullanılan çikolata ve krema karışımı.
Mini test: bu terimleri biliyor musun?
Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.
Mutfak İngilizcesi nasıl öğrenilir?
- Mutfak komutlarını kalıp olarak öğrenin: "Yes, chef", "Behind!", "Fire table six", "Two minutes on the risotto" ve "We're 86 on the sea bass" her vardiyada duyulur.
- Profesyonel tarifler, hazırlık listeleri, HACCP kayıtları, alerjen tabloları ve restoran menüleri gibi gerçek İngilizce mutfak metinlerini okuyun; her terimin nasıl kullanıldığına dikkat edin.
- Pişirme fiillerini ısının türüne göre gruplayın: sıvıda (boil, simmer, poach, steam), kuru ısıda (roast, bake, grill) ve yağda (sauté, sear, deep-fry). Kelimenin hangi gruba girdiği, ne anlama geldiğini büyük ölçüde gösterir.
- Mutfak kelimelerinin çoğu Fransızcadan gelir (mise en place, sous chef, à la carte, julienne). İngilizce konuşulan mutfaklarda nasıl telaffuz edildiklerini öğrenin; bu çoğu zaman Fransızcadaki telaffuzdan farklıdır.
- Miktarları, sıcaklıkları ve süreleri sesli söylemeyi çalışın: 200 grams, 180 degrees, two tablespoons, 45 minutes. Tarifler de siparişler de bunlara dayanır.
Sıkça sorulan sorular
Chef ile cook arasındaki fark nedir?
Profesyonel mutfakta chef, yönetim sorumluluğu olan kişiler için kullanılan bir unvandır: head chef, sous chef, chef de partie gibi. Cook ise yemek hazırlayan herkes için kullanılan genel kelimedir; line cook ya da prep cook gibi. Mutfak dışında ise insanlar profesyonel olarak yemek yapan herkese chef diyebilir. Türkçedeki aşçı kelimesi cook'a, şef ise chef'e karşılık gelir.
Mise en place ne demek ve şefler neden sürekli bunu söylüyor?
Mise en place, Fransızcada "yerine koyma" anlamına gelir. Servis başlamadan önce bütün malzemelerin hazırlanmış, tartılmış ve hazır olması, her aletin de yerinde durması demektir. Türk mutfaklarında mizanplas diye söylenir. Şefler bunu sürekli tekrarlar, çünkü mizanplası eksik olan bir aşçı siparişler gelmeye başladığı anda geride kalır.
Mutfakta "Yes, chef", "Behind" ve "86" ne anlama gelir?
"Yes, chef" bir talimatı duyduğunuzu ve anladığınızı gösterir. "Behind", çoğu zaman elinizde sıcak ya da keskin bir şeyle bir iş arkadaşınızın arkasından geçtiğinizi haber verir. "86" ise bir ürünün bittiği ve artık sipariş alınamayacağı anlamına gelir; "86 the lamb" (kuzu bitti) gibi. Bu kısa komutlar yoğun bir mutfakta hem güvenliği hem de hızı sağlar.
Starter mı, appetizer mı, entrée mi demeliyim?
Küçük ilk yemek için İngiliz İngilizcesinde starter, Amerikan İngilizcesinde appetizer denir. Asıl tuzak entrée kelimesidir: Amerikan İngilizcesinde ana yemek anlamına gelirken Fransızcada ve bazı İngiliz menülerinde ilk yemeği anlatır. Emin değilseniz ilk yemek için starter ya da appetizer, ana yemek için main course deyin.
Use-by date ile best-before date arasındaki fark nedir?
Use-by date güvenlikle ilgilidir: Bu tarihten sonra ürün, görünüşü ve kokusu normal olsa bile tüketilmemeli ve servis edilmemelidir. Best-before date ise kaliteyle ilgilidir: Ürün bir süre daha güvenlidir ama tadı ya da dokusu zayıflayabilir. Türkiye'deki etiketlerde bunların karşılığı Son Tüketim Tarihi (STT) ve Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi'dir (TETT).
İlgili alanlar
Seviyene uygun okumayla pekiştir
Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar:
