Otomotiv İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları
Otomotiv mühendisleri ve teknisyenleri her gün İngilizceyle çalışır: servis el kitapları, arıza teşhis yazılımları, tedarikçi şartnameleri, test raporları ve geri çağırma duyuruları çoğunlukla bu dilde yazılır. Motor, şanzıman, elektrikli araç, fren, elektronik, üretim ve bayi işlerinin temel terimlerini bilmek; teknik belgeleri okumanızı, bir arızayı net biçimde anlatmanızı ve uluslararası ekiplerle, tedarikçilerle rahatça çalışmanızı sağlar.
- 100 terim
- 9 konu
- 49 temel terim
- 200 örnek cümle
Motor ve Yakıt Sistemleri
Benzin ya da dizel gibi bir yakıtı yakarak aracı hareket ettiren gücü üreten makine. Yakıtın yanmasıyla açığa çıkan enerjiyi krank milinin dönme hareketine çevirir.
Newtonmetre (Nm) ya da pound-feet ile ölçülen döndürme kuvveti. Bir motorun ne kadar güçlü döndürdüğünü ve bir cıvatanın ne kadar sıkılması gerektiğini ifade eder.
Motor gücü birimi. Bir mekanik beygir gücü yaklaşık 746 watt, Avrupa'da kullanılan metrik beygir gücü (PS) ise yaklaşık 735 watt'tır. Pek çok teknik belgede güç kilovat (kW) olarak da verilir.
Motora doğru anda, tam olarak gereken miktarda yakıt püskürten, elektrikle kumanda edilen valf. Her enjektörün ne kadar süre açık kalacağına ECU karar verir.
Yakıtı ve havayı silindirlerinin içinde yakan, böylece sıcak gazın basıncıyla pistonları iten motor. Benzinli ve dizel otomobil motorlarının ikisi de bu türdendir.
Motor bloğunda pistonun aşağı yukarı hareket ettiği ve yakıtın yakıldığı yuvarlak hazne. Otomobil motorlarının çoğunda üç, dört ya da altı silindir bulunur.
Motor silindirinin içinde aşağı yukarı hareket eden kısa metal silindir. Yanmanın oluşturduğu kuvvet onu aşağı iter, biyel kolu da bu hareketi krank miline aktarır.
Motorun alt kısmında yer alan ana dönen mil. Pistonların aşağı yukarı hareketini, şanzımanı tahrik eden dönme hareketine çevirir.
Motor supaplarını doğru zamanda açıp kapatan, üzerinde biçimli çıkıntılar (kamlar) bulunan mil. Krank milinden triger kayışı ya da zinciri aracılığıyla hareket alır.
Egzoz gazının akışıyla bir türbini döndüren, bu türbinin tahrik ettiği kompresörle motora daha fazla hava basan düzenek. Daha fazla hava, daha fazla yakıt yakılmasını ve daha fazla güç üretilmesini sağlar.
Egzoz sisteminde yer alan ve platin, paladyum, rodyum gibi değerli metaller sayesinde zararlı gazları (CO, HC ve NOx) araçtan çıkmadan önce daha az zararlı gazlara dönüştüren parça.
Bir aracın başta egzozdan olmak üzere dışarı saldığı gaz ve partiküller; örneğin CO2, NOx ve is. Bunların sınırları Euro 6 gibi düzenlemelerle belirlenir.
Motor ve radyatör içinde dolaşarak ısıyı uzaklaştıran, genellikle antifrizle karıştırılmış su olan sıvı. Donmaya ve korozyona karşı da koruma sağlar.
Bir aracın belirli bir mesafeyi gitmek için ne kadar yakıt harcadığı. Avrupa'da ve Türkiye'de 100 km'de litre olarak, ABD'de ise galon başına mil (mpg) olarak verilir.
Krank mili ile eksantrik millerinin tam bir uyum içinde dönmesini sağlayarak supapların doğru anda açılıp kapanmasını sağlayan dişli kauçuk kayış. Bazı motorlarda bunun yerine triger zinciri kullanılır.
Benzinli motorlarda silindir kapağına vidalanan ve yakıt-hava karışımını ateşlemek için elektrik kıvılcımı oluşturan parça. Dizel motorlarda buji bulunmaz.
Araç hareket etmezken ve gaz pedalına basılmazken motorun düşük ve sabit bir devirde çalışması. İsim olarak bu çalışma durumunu ifade eder.
Araç kullanılırken motorun aniden durması; örneğin sürücü debriyajı çok hızlı bıraktığında ya da bir arıza nedeniyle.
Şanzıman ve Aktarma Organları
Gücü üreten ve tekerleklere ileten parçaların bütünü: motor ya da elektrik motoru, şanzıman, aktarma milleri ve diferansiyel.
Aracın kalkış yapabilmesi, hızlanabilmesi ve verimli seyredebilmesi için motorla tekerlekler arasındaki dişli oranını değiştiren ünite. Manuel ya da otomatik olabilir.
Sürücünün vites değiştirebilmesi ve yumuşak kalkış yapabilmesi için motorla şanzımanı birbirine bağlayıp ayıran parça. Manuel vitesli araçlarda soldaki pedalla kumanda edilir.
Giriş milinin, çıkış mili bir tur attığında yaptığı tur sayısı; örneğin 3,5:1. Düşük viteslerin oranı çekiş gücü için yüksek, yüksek viteslerin oranı ise rahat seyir için düşüktür.
Tahrikli bir aks üzerinde bulunan ve araç viraj dönerken sol ve sağ tekerleklerin farklı hızlarda dönmesine izin verip ikisine de güç iletmeye devam eden dişli grubu.
Motor ya da elektrik motoru gücünü dört tekerleğin hepsine iletebilen, ıslak, buzlu veya gevşek zeminde yol tutuşunu artırmak için genellikle otomatik kontrol edilen çekiş sistemi.
Bir çift tekerleğin üzerine bağlandığı mil ya da kiriş. Tahrikli aks tekerleklere güç de iletir; tahriksiz aks yalnızca ağırlığı taşır.
Torku şanzımandan tekerleklere doğru taşıyan dönen mil. Arkadan itişli araçlarda arka aksa uzanan uzun mildir; önden çekişli araçlarda ise her ön tekerleğe giden kısa millerdir.
Elektrikli Araçlar ve Bataryalar
Yalnızca şarj edilebilir bir bataryadan enerji alan bir ya da daha fazla elektrik motoruyla hareket eden araç. Yakıt deposu yoktur ve sürüş sırasında egzoz emisyonu üretmez.
Elektrikli ya da hibrit bir aracın enerjisini depolayan büyük yüksek gerilim bataryası. Modüller halinde gruplanmış çok sayıda hücreden oluşur; soğutma ve kontrol elektroniği de aynı muhafazanın içindedir.
Elektrikli ya da şarj edilebilir hibrit araçların bataryasını doldurmak için elektrik sağlayan ekipman. Evdeki duvar tipi şarj cihazı, halka açık bir AC şarj noktası ya da yüksek güçlü bir DC hızlı şarj ünitesi olabilir.
Elektrikli ya da hibrit bir aracın yavaşlatılmasında elektrik motorunun jeneratör gibi çalışarak aracın hareket enerjisini yeniden elektriğe çevirdiği ve bataryada depoladığı yöntem.
Bir aracın dolu bir bataryayla ya da dolu bir depoyla gidebileceği mesafe. Elektrikli araçlarda genellikle WLTP gibi resmi bir test çevrimine göre verilir.
Bir bataryanın belirli bir anda ne kadar dolu olduğu; kullanılabilir kapasitesinin yüzdesi olarak gösterilir. Batarya yönetim sistemi bu değeri sürekli olarak tahmin eder.
Battery management system (batarya yönetim sistemi) kısaltması. Hücrelerin gerilimini, akımını ve sıcaklığını izleyen, hücreleri dengede tutan ve bataryayı aşırı şarj, derin deşarj ve aşırı ısınmaya karşı koruyan elektronik sistem.
Elektrikli ya da hibrit bir aracın tekerleklerini tahrik eden elektrik motoru. Modern araçların çoğunda sabit mıknatıslı senkron motor kullanılır; asenkron (indüksiyon) motorlar da kullanılmaktadır.
Bataryadan gelen doğru akımı (DC), çekiş motoru için alternatif akıma (AC) dönüştürerek motorun hızını ve torkunu kontrol eden güç elektroniği ünitesi. Rejeneratif frenleme sırasında ters yönde çalışır.
İçten yanmalı bir motoru bir ya da daha fazla elektrik motoru ve bir bataryayla birleştiren araç. Tam hibrit araç bataryasını prizden değil, motordan ve rejeneratif frenlemeden şarj eder.
Prizden ya da şarj istasyonundan şarj edilebilen, daha büyük bataryalı bir hibrit araç. Bu sayede yalnızca elektrikle kayda değer bir mesafe, çoğu zaman 40 ila 100 km gidebilir.
Şarj istasyonunun, aracın dahili şarj ünitesini devre dışı bırakarak bataryaya doğrudan doğru akım verdiği yüksek güçlü şarj. Tipik güç 50 kW'tan 300 kW'ın üzerine kadar çıkar.
Lityum iyon bir hücrede, artan sıcaklığın daha da fazla ısı açığa çıkaran reaksiyonları tetiklediği tehlikeli zincirleme süreç. Yangına, zehirli gaz çıkışına ve komşu hücrelere yayılmaya yol açabilir.
Bir bataryanın en küçük elektrokimyasal birimi. Çok sayıda hücre birbirine bağlanarak modülleri ve paketleri oluşturur; başlıca formatlar silindirik, prizmatik ve poşet (pouch) hücrelerdir.
Fren, Süspansiyon, Direksiyon ve Lastikler
Sürtünme malzemesini dönen bir diske ya da kampanaya bastırarak aracı yavaşlatan veya durduran düzen. Otomobillerin çoğunda önde hidrolik disk frenler bulunur.
Tekerlekleri gövdeye bağlayan yay, amortisör ve bağlantı kollarından oluşan sistem. Yoldaki darbeleri sönümler ve lastiklerin yolla temasını korur.
Direksiyon simidinden başlayıp direksiyon mili ve kremayer üzerinden tekerleklere uzanan, sürücünün ön tekerlekleri çevirerek yön değiştirmesini sağlayan sistem.
Jantın çevresine takılan, yolu kavrayan ve aracın ağırlığını taşıyan kauçuk kaplama. Otomobil lastiklerinin çoğu havayla doldurulur.
Kaliperin fren diskine bastırarak tekerleği yavaşlattığı, üzerinde sürtünme malzemesi bulunan çelik plaka. Balatalar zamanla aşınır ve düzenli olarak değiştirilmelidir.
Tekerlekle birlikte dönen ve aracı yavaşlatmak için balatalar tarafından sıkıştırılan metal disk. Asgari kalınlığı genellikle diskin üzerine basılıdır.
Anti-lock braking system (kilitlenme önleyici fren sistemi) kısaltması. Sert frenlemede tekerleklerin kilitlenmesini önleyerek sürücünün direksiyon hakimiyetini korumasını sağlar. Tekerlek hız sensörleri, bir tekerlek kilitlenmek üzereyken ABS ünitesine bilgi verir.
Yayların ne kadar hızlı sıkışıp geri açılacağını kontrol eden ve aracın bir tümsekten sonra zıplamaya devam etmesini önleyen hidrolik süspansiyon parçası.
Aracın düz gitmesi ve lastiklerin eşit aşınması için tekerlek açılarının (toe, kamber ve kaster) üreticinin değerlerine göre ayarlanması.
Direksiyonu çevirmek için gereken kuvveti azaltan sistem; bunu hidrolik pompa ve sıvıyla ya da günümüz araçlarının çoğunda olduğu gibi bir elektrik motoruyla (EPS) yapar.
Fren diskinin üzerinde duran ve sürücü pedala bastığında balataları diske bastıran, bir ya da daha fazla hidrolik piston içeren gövde.
Lastik sırtındaki oluk ve kanalların milimetre cinsinden derinliği. AB ülkeleri ve Türkiye dahil pek çok ülkede otomobil lastikleri için yasal alt sınır 1,6 mm'dir.
Fren hatları gibi hidrolik bir sistemden ya da soğutma sisteminden, kabarcık kalmayana kadar sıvıyı hava alma vidasından akıtarak sıkışmış havayı çıkarmak.
Gövde Yapısı ve Güvenlik
Aracın taşıyıcı iskeleti ile üzerine bağlı süspansiyon, direksiyon ve fren gibi sistemlerin bütünü. Mühendislikte genellikle aracın sürüş konforunu ve yol tutuşunu belirleyen, gövde altındaki her şeyi ifade eder.
Gövdenin sac parçalarının birbirine kaynatıldığı, ancak henüz boyanmadığı ve motor, döşeme ve diğer parçaların eklenmediği üretim aşaması.
Genellikle aracın önünde ve arkasında bulunan, çarpışma sırasında kontrollü biçimde katlanarak enerjiyi sönümleyen ve yolcu bölmesini koruyan gövde bölümü.
Aracın en önünde ya da en arkasında yer alan ve düşük hızlı çarpmalarda gövdeyi koruyan parça. Genellikle metal bir takviye kirişinin üzerinde plastik bir kaplamadan oluşur.
Aracın lamine güvenlik camından yapılmış ön camı. Tavan yapısına da destek olur ve pek çok sürüş destek sisteminin kullandığı kamerayı taşır.
Bir çarpışma sırasında milisaniyeler içinde şişerek araçtakileri koruyan kumaş torba. Hava yastıkları, emniyet kemerleriyle birlikte tutma sisteminin (restraint system) bir parçası olarak çalışır.
Gövde ile şasinin tüm yükleri taşıyan tek bir kaynaklı yapı oluşturduğu konstrüksiyon. Günümüzdeki binek otomobillerin ve crossover araçların neredeyse tamamı bu şekilde üretilir.
Araç Elektroniği ve Sürüş Destek Sistemleri
Electronic control unit (elektronik kontrol ünitesi) ya da engine control unit (motor kontrol ünitesi) kısaltması. Sensörlerden veri okuyup aktüatörleri, örneğin motordaki enjeksiyon zamanlamasını yöneten küçük bir bilgisayardır. Modern araçlarda bunlardan onlarca bulunur.
Sıcaklık, basınç, hız ya da konum gibi bir büyüklüğü ölçen ve bunu elektrik sinyali olarak kontrol ünitesine gönderen parça.
Kontrol ünitelerinin birbirine sarılmış iki tel (CAN High ve CAN Low) üzerinden veri paylaşmasını sağlayan temel araç içi ağ. CAN, Controller Area Network ifadesinin kısaltmasıdır.
Aracın elektrikli parçaları arasında enerji ve sinyal taşıyan, birlikte sarılıp döşenmiş kablo, konnektör ve terminallerden oluşan demet.
Advanced driver assistance systems (ileri sürüş destek sistemleri) kısaltması. Kamera, radar ve diğer sensörleri kullanarak sürücüye yardım eden özellikler; örneğin otomatik acil frenleme, şeritte tutma ve kör nokta uyarısı.
Navigasyon, ses sistemi, telefon bağlantısı, araç ayarları ve uygulamaları tek bir sistemde birleştiren merkezi ekran ve bilgisayar.
Kontrol ünitesinden gelen elektriksel komutu harekete dönüştüren parça; örneğin gaz kelebeğini açan, bir valfi hareket ettiren ya da kapıyı kilitleyen motor.
Radar ve çoğu zaman kamera kullanarak ayarlanan hızı koruyan, öndeki araçla güvenli mesafeyi korumak için otomatik olarak yavaşlayan ya da hızlanan hız sabitleyici sistem.
Arıza Teşhisi, Bakım ve Onarım
Bir kontrol ünitesinin arıza algıladığında hafızasına kaydettiği standart kod; örneğin P0300. İlk harf sistemi gösterir: P güç aktarma, B gövde, C şasi, U ise ağ (iletişim) arızasıdır.
On-Board Diagnostics (araç üstü teşhis) sisteminin ikinci nesli. 16 pinli bir soket üzerinden herhangi bir arıza tespit cihazının emisyonla ilgili arıza kodlarını ve canlı verileri okumasını sağlayan standart öz teşhis sistemidir.
Herhangi bir onarıma geçmeden önce belirtileri inceleyerek, verileri okuyarak ve parçaları adım adım test ederek bir arızanın nedenini bulmak.
Üreticinin belirlediği, iki planlı bakım arasındaki mesafe ya da süre; örneğin her 15.000 km'de veya yılda bir, hangisi önce dolarsa.
Aracın teşhis soketine bağlanarak arıza kodlarını okuyan ve silen, canlı verileri gösteren ve kontrol ünitelerinde test yapan el cihazı ya da dizüstü bilgisayar yazılımı.
Eski motor yağının boşaltılıp doğru sınıftaki yeni yağla doldurulması; genellikle yağ filtresi de birlikte değiştirilir. En temel periyodik bakım işidir.
Motor ya da emisyon kontrol sistemi bir arıza algılayıp kod kaydettiğinde yanan, gösterge panelindeki sarı renkli motor şeklinde uyarı lambası.
Bir ya da daha fazla silindirdeki yakıt-hava karışımının düzgün yanmaması. Motor sarsılır, düzensiz çalışır ve güç kaybeder; yanmamış yakıt katalizörün aşırı ısınmasına yol açabilir.
Bir kontrol ünitesinin ciddi bir arıza algıladıktan sonra motor gücünü, hızı ya da vites seçimini sınırladığı koruma modu. Böylece araç yavaşça bir servise kadar sürülebilir.
Bir somunu ya da cıvatayı tam olarak belirtilen tork değerine kadar sıkmayı sağlayan anahtar. Yaygın olan klik tipi, ayarlanan değere ulaşıldığında 'klik' sesi verir.
Bir aracı ya da aracın bir tarafını veya köşesini kriko yardımıyla yerden kaldırmak; örneğin tekerlek değiştirmek ya da altında çalışmak için.
Üretim, Kalite ve Test
Aracın istasyondan istasyona ilerlediği ve işçilerin ya da robotların parçaları belirli bir sırayla ekleyerek aracı tamamladığı üretim hattı.
Original equipment manufacturer (orijinal ekipman üreticisi) kısaltması. Otomotiv sektöründe genellikle araç üreticisinin kendisini ifade eder; yedek parça ticaretinde ise OEM parça, o üretici tarafından ya da onun adına üretilen orijinal parçadır.
Parçaları ya da tam sistemleri doğrudan araç üreticisine tedarik eden firma. İkinci kademe (Tier 2) tedarikçiler birinci kademe firmalara satış yapar; üçüncü kademe tedarikçiler ise genellikle hammadde ya da basit parçalar sağlar.
Ölçüm donanımlı mankenler taşıyan bir aracın bir bariyere, direğe ya da başka bir araca kontrollü biçimde çarptırılarak insanları ne kadar iyi koruduğunun ölçüldüğü test.
Bir otomobil fabrikasında ya da onarım atölyesinde gövdelerin temizlendiği, korozyona karşı kaplandığı ve boyandığı bölüm. Fabrikada ana katmanlar kataforez (e-coat), astar, baz boya ve vernikten oluşur.
Production Part Approval Process (üretim parçası onay süreci) kısaltması. Tedarikçinin, üretim sürecinin müşterinin tüm gerekliliklerini karşılayan parçalar üretebildiğini göstermek için sunduğu resmi kanıt paketi.
Bir araç tipinin ya da parçanın belirli bir pazarın yasal teknik ve güvenlik gerekliliklerini karşıladığını gösteren ve orada satılıp tescil edilebilmesini sağlayan resmi onay.
Bir aracın ya da parçanın beklenen ömrü boyunca çalışmaya devam edip etmediğini kontrol eden; bozuk test pistlerinde, test düzeneklerinde ya da yüksek kilometreli test filolarıyla yapılan testler.
İki elektrodun sac levhaları birbirine bastırıp üzerlerinden güçlü bir akım geçirdiği ve küçük bir noktayı eriterek levhaları birleştirdiği kaynak yöntemi. Bir otomobil gövdesinde binlerce punta kaynağı bulunur.
Bayi ve Satış Sonrası
Üreticinin, güvenlik ya da mevzuata uygunlukla ilgili bir kusurun ücretsiz giderilmesi için araç sahiplerini araçlarını bayiye getirmeye çağırdığı resmi işlem.
Üreticinin, belirli bir süre veya kilometre boyunca, örneğin üç yıl ya da 100.000 km, arızalı parçaları ücretsiz onarma veya değiştirme taahhüdü.
Bir üreticinin markası altında yeni araçlarını satmaya yetkili, genellikle ikinci el araç, yedek parça ve servis hizmeti de veren işletme.
Müşterinin şikayetini, araç bilgilerini, onaylanan işleri ve iş sonunda arızanın nedenini, yapılan onarımı, kullanılan parçaları ve işçilik bedelini kaydeden servis belgesi.
Bir onarım işi için öngörülen ya da faturalandırılan süre. Üreticiler, bayilerin müşteri teklifleri ve garanti talepleri için kullandığı standart işçilik sürelerini yayımlar.
Araç üreticisi tarafından sağlanmayan parça, aksesuar ve hizmetlerin oluşturduğu pazar; örneğin orijinal olmayan yedek parçalar, bağımsız servisler ve modifiye ürünleri.
Bir modelin, her biri belirli bir donanım paketi ve fiyatla sunulan versiyonlarından biri; örneğin temel, orta ve deri koltuklu, büyük jantlı üst versiyon.
Potansiyel bir alıcının satın alma kararı vermeden önce, genellikle bir satış danışmanıyla ve bayinin belirlediği bir güzergahta bir araçla yaptığı kısa sürüş.
Müşterinin yeni ya da daha yeni bir araç alırken ödemenin bir kısmı olarak bayiye verdiği kullanılmış araç. Üzerinde anlaşılan değeri fiyattan düşülür.
Vehicle identification number (araç tanımlama numarası) kısaltması. Her araca özgü, üreticiyi, model bilgilerini ve seri numarasını gösteren 17 karakterlik kod. I, O ve Q harfleri kullanılmaz.
Bayide ya da serviste müşterileri karşılayan, şikayetlerini kayda geçiren, yapılacak işleri ve maliyetleri açıklayan ve araç hazır olana kadar müşteriyi bilgilendiren kişi.
Bayinin yeni bir aracı müşteriye teslim etmeden önce yaptığı kontroller; örneğin nakliye koruma malzemelerinin sökülmesi, sıvıların ve lastik basınçlarının kontrolü, yazılım güncellemelerinin yüklenmesi.
Mini test: bu terimleri biliyor musun?
Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.
Otomotiv İngilizcesi nasıl öğrenilir?
- Alandan gerçek metinler okuyun: servis el kitapları, teknik servis bültenleri, arıza tespit cihazı menüleri, tedarikçi ürün föyleri ve geri çağırma duyuruları bu terimleri doğal bağlamında kullanır.
- Her parçayı ustaların gerçekten kullandığı fiillerle birlikte öğrenin: replace the brake pads (balataları değiştirmek), bleed the brakes (frenlerin havasını almak), clear a fault code (arıza kodunu silmek), torque the bolts to spec (cıvataları belirtilen torkta sıkmak).
- Amerikan ve İngiliz İngilizcesi arasındaki farklara dikkat edin: tire/tyre, hood/bonnet, trunk/boot, windshield/windscreen, gas/petrol. Amerikan ve Avrupa markalarının kılavuzları aynı parça için farklı kelimeler kullanabilir.
- Türk servislerinde kullanılan pek çok kelime Fransızcadan gelir (debriyaj, şanzıman, rölanti, buji); bu yüzden İngilizce karşılığı çoğu zaman Türkçesine hiç benzemez. Bu eşleri bir listede toplayın ve sık sık tekrar edin.
- Bir arızayı üç kısa cümleyle anlatma alıştırması yapın: belirti, ne zaman ortaya çıktığı ve şimdiye kadar neleri kontrol ettiğiniz. İş emri, garanti talebi ya da teknik destek mesajı tam olarak bunu ister.
Sıkça sorulan sorular
Otomotiv sektörü için İngilizceyi nasıl öğrenebilirim?
Alandan gerçek metinler okuyun ve kelimelerin nasıl kullanıldığına dikkat edin: servis el kitapları, servis bültenleri, arıza tespit cihazı ekranları, tedarikçi şartnameleri ve test raporları. Her terimi sık birlikte kullanıldığı kelimelerle öğrenin (read a fault code, replace the clutch kit, under warranty) ve yeni kelimeleri hemen kendi raporlarınızda, e-postalarınızda ve iş arkadaşlarınızla konuşmalarınızda kullanın.
Önce hangi otomotiv terimlerini öğrenmeliyim?
Ana sistemlerle ve bir serviste ya da fabrikada her gün duyduğunuz kelimelerle başlayın: engine, transmission, brakes, suspension, steering, tires, ECU, sensor, fault code, warranty ve recall. Ardından elektrikli araç ve batarya terimlerine, elektroniğe, üretime ve kaliteye geçin. Bu sözlükteki terimler de aynı şekilde, en temelden daha ileri seviyeye doğru sıralanmıştır.
İngilizcede engine ile motor arasındaki fark nedir?
Otomotiv İngilizcesinde engine genellikle benzin ya da dizel yakan içten yanmalı motoru, motor ise elektrik motorunu anlatır. Yani hibrit bir araçta bir engine ve bir electric motor bulunur. Gündelik Amerikan İngilizcesinde motor kelimesi araç motoru için de kullanılabilir (motor oil, motor vehicle), ancak 'electric engine' ifadesi çoğu mühendisin kulağına yanlış gelir.
Amerikan ve İngiliz araç kılavuzları neden farklı kelimeler kullanıyor?
İngilizcenin bu iki türü kendi otomobil kelime dağarcığını geliştirmiştir. Amerikalılar hood, trunk, windshield, gas ve transmission derken İngilizler bonnet, boot, windscreen, petrol ve gearbox der. Küresel üreticiler belgelerinde genellikle tek bir stil seçer; bu yüzden ikisini de tanımayı öğrenin ve kendi yazılarınızda tutarlı olun.
İlgili alanlar
Seviyene uygun okumayla pekiştir
Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar:
