İnsan Kaynakları İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları
İnsan kaynaklarının, iş tanımları ve sözleşmelerdeki ifadelerden bordro, performans değerlendirmesi ve zor görüşmelerde kullanılan dile kadar kendine özgü bir kelime dağarcığı vardır. İK uzmanları, yöneticiler ve çalışanlar bu terimlere sürekli başvurur; Türkiye'deki pek çok uluslararası şirkette de bu terimler her gün İngilizce olarak kullanılır.
- 100 terim
- 10 konu
- 43 temel terim
- 205 örnek cümle
İşe Alım
Bir kuruma yeni çalışan bulma, uygun adayları çekme ve aralarından seçim yapma sürecinin bütünü; iş ilanından teklif aşamasına kadar uzanır.
Başvuru yaptığı ya da bir işe alım uzmanı kendisine ulaştığı için bir pozisyon için değerlendirilen kişi.
Bir pozisyonun amacını, temel görev ve sorumluluklarını ve bu işi yapacak kişide aranan beceri ve deneyimi anlatan belge.
Şu anda kimse tarafından yapılmadığı için doldurulması gereken ve şirketin uygun kişiyi aradığı pozisyon.
İşverenin, adayın pozisyona uygun olup olmadığını anlamak için sorular sorduğu resmi görüşme.
İşverenin adaya işi aldığını bildirdiği ve ücret, başlangıç tarihi, unvan gibi temel koşulları içeren resmi bildirim.
Birine iş vermek ve onu çalıştırmaya başlamak. İsim olarak 'hire', yeni işe alınmış kişi anlamına gelir.
Başvuranlar arasından bir sonraki aşamaya, genellikle mülakata, kalacak en uygun küçük grubu seçmek. İsim olarak bu kişilerin listesi anlamına gelir.
Mülakata kimin çağrılacağına karar verilmeden önce adayların pozisyonun temel şartlarını karşılayıp karşılamadığının kontrol edildiği ilk aşama.
Adayın önceki yöneticileri ya da gösterdiği diğer kişilerle iletişime geçerek iş geçmişinin doğrulanması, beceri ve tutumunun sorulması.
Bir aday işe alınmadan önce geçmişinin incelenmesi; adli sicil kaydı, diploma ve sertifikalar, kimlik bilgileri ve önceki işler bunun kapsamında olabilir.
Şirketin kendi İK ekibinde ya da bir işe alım ajansında çalışan ve işi yeni çalışanları bulup işe almak olan kişi.
İş başvurularını toplayan, aday bilgilerini saklayan ve her adayın işe alım sürecinin hangi aşamasında olduğunu izleyen yazılım.
Bir kuruma nitelikli kişileri bulma ve çekmeye yönelik uzun vadeli çalışma; gelecekteki işe alım ihtiyaçlarını planlamayı ve işveren markasını güçlendirmeyi de kapsar.
Bir şirketin kariyer sayfasında, iş ilanı sitelerinde ya da sosyal medyada yayınlanan ve insanları başvurmaya davet eden iş duyurusu.
Bir şirketin kendini çalışılacak bir yer olarak nasıl tanıttığı ve cazip bir işveren olarak görülmek için yaptığı çalışmaların bütünü.
İşe Başlangıç ve Uyum
Yeni çalışanı karşılama ve işe uyum sağlamasına yardım etme süreci; evrak işlerinden ekipmana, ekiple tanışmaktan işi öğrenmeye kadar uzanır.
Yeni bir işin ilk haftaları ya da ayları; işveren kişinin işe uygun olup olmadığını değerlendirir ve taraflar sözleşmeyi genellikle daha kolay sona erdirebilir.
Bir şirkete kısa süre önce katılmış, genellikle işteki ilk haftalarını ya da aylarını geçiren kişi.
Yeni çalışanlar için genellikle ilk günlerde düzenlenen; şirketi, kuralları, güvenlik prosedürlerini ve önemli kişileri tanıtan kısa program.
Yeni çalışanlara şirket, politikaları ve işlerin nasıl yürüdüğü hakkında temel bilgilerin verildiği toplantı ya da kısa program.
Yeni bir çalışana ilk haftalarında yardımcı olmak, günlük sorularını yanıtlamak ve onu insanlarla tanıştırmak için seçilen deneyimli iş arkadaşı.
Sözleşmeler ve Politikalar
İşveren ile çalışan arasında yapılan ve işin kendisini, ücreti, çalışma saatlerini, izinleri ve diğer çalışma koşullarını belirleyen hukuki anlaşma.
Şirketin izin, davranış, bilişim kullanımı ve şikayet gibi konulardaki kurallarını, politikalarını ve prosedürlerini çalışanlara açıklayan belge.
Bitiş tarihi olmayan; çalışan ayrılana ya da işveren yasal bir nedenle sona erdirene kadar devam eden iş sözleşmesi.
Belirli bir tarihte ya da belirli bir proje veya görev tamamlandığında sona eren iş sözleşmesi; örneğin doğum iznindeki birinin yerine bakmak için yapılan sözleşme.
Çalışanın işten ayrıldıktan sonra belirli bir süre rakip bir şirkette çalışmasını ya da benzer bir iş kurmasını sınırlayan iş sözleşmesi maddesi.
Kişinin iş planları, müşteri verileri ya da maaşlar gibi belirli gizli bilgileri başkalarıyla paylaşmamayı taahhüt ettiği hukuki anlaşma.
Çalışanların iş yerinde nasıl davranmalarının beklendiğini; dürüstlük, saygı, çıkar çatışması ve şirket varlıklarının kullanımı gibi konularda açıklayan kurallar bütünü.
Çalışanlar ve adaylar gibi kişilere ait bilgilerin nasıl toplanacağını, saklanacağını, kullanılacağını ve silineceğini düzenleyen yasa ve uygulamalar.
Bir kurumun tabi olduğu yasalara, düzenlemelere ve iç kurallara uyması ve buna uyulup uyulmadığını kontrol etme çalışması.
Ücret, Bordro ve Yan Haklar
Çalışanların ücretlerinin vergi ve diğer kesintilerle birlikte hesaplanıp ödenmesi süreci; aynı zamanda şirketin ücret ödediği kişilerin listesi.
Çalışana işi karşılığında ödenen, yıllık olarak belirlenen ve genellikle her ay ödenen sabit tutar.
Çalışanın maaşına ek olarak işinden elde ettiği haklar; özel sağlık sigortası, emeklilik planı, yemek kartı ya da ek izin günleri gibi.
Vergi, sosyal güvenlik primi ve diğer kesintiler düşülmeden önce çalışanın kazandığı toplam tutar.
Vergi ve diğer tüm kesintiler düşüldükten sonra çalışanın banka hesabına fiilen yatan tutar.
Her ödeme döneminde çalışana verilen; brüt ücreti, vergi gibi kesintileri ve sonuçta ele geçen net ücreti gösteren belge.
Çalışanın ücretinden, eline geçmeden önce düşülen tutar; gelir vergisi, sosyal güvenlik primi, emeklilik katkısı ya da sendika aidatı gibi.
Normal ücrete ek olarak yapılan ödeme; çoğu zaman iyi sonuçlar için, yıl sonunda ya da işe girişte verilir.
Kişiye emekli olduktan sonra düzenli olarak ödenen para ya da bunu sağlamak için çalışma hayatı boyunca işveren ve çalışanın katkı yaptığı birikim planı.
Çalışanın işi karşılığında aldığı her şey; maaş, prim ve yan haklar dahil. Bir kayıp ya da zarar için ödenen para (tazminat) anlamında da kullanılır.
Çalışana ödenen ücretin artırılması; örneğin bir maaş değerlendirmesinden sonra, terfiyle birlikte ya da enflasyon nedeniyle.
Bir şirketin belirli bir pozisyon ya da kademe için ödeyeceği en düşük ve en yüksek maaşı gösteren aralık; ücretlerin adil ve tutarlı olmasını sağlamak için kullanılır.
Çalışma Süresi ve İzinler
Çalışanın her yıl tatil ve dinlenme için hak kazandığı, gün olarak hesaplanan ücretli izin.
Hastalık ya da yaralanma nedeniyle işe gelinmeyen süre; kurallara göre ücreti işveren ya da devlet tarafından karşılanabilir.
Çalışandan çalışması beklenen saatler ve toplam süre; örneğin dokuzdan beşe ya da haftada 40 saat.
Sözleşmedeki normal çalışma süresinin üstünde yapılan çalışma ya da bu süre için ödenen ek ücret.
Bir iş için normal kabul edilen tam süre boyunca çalışan; genellikle haftada 35 ila 40 saat civarı.
Normal tam haftalık çalışma süresinden daha az çalışan; örneğin haftada üç gün ya da yalnızca sabahları.
Bir kadının doğumdan önce ve sonra kullandığı, işine geri dönme hakkını koruyan ve birçok ülkede belirli bir ödemeyle desteklenen izin.
Ebeveynlerin bebeklerine ya da küçük çocuklarına bakmak için kullanabildiği izin; anneleri, babaları ve evlat edinen ebeveynleri kapsayabilir.
Sabit ofis saatlerinin dışındaki çalışma biçimleri; esnek giriş ve çıkış saatleri, yarı zamanlı çalışma, sıkıştırılmış çalışma haftası ya da evden çalışma gibi.
İşi şirketin ofisinden uzakta, çoğunlukla evden, bilgisayar ve internet aracılığıyla iş arkadaşlarıyla birlikte yürütmek.
İşe sık ya da düzenli olarak gelmeme, özellikle geçerli bir neden olmadan; ayrıca bir şirketteki bu tür devamsızlığın düzeyi.
Performans Yönetimi
Yönetici ile çalışanın, çalışanın işini ne kadar iyi yaptığını, nelerin iyi gittiğini ve neyin geliştirilmesi gerektiğini konuştuğu düzenli görüşme.
Yöneticinin çalışanın işini değerlendirdiği, bir puan verdiği ve sonraki dönemin hedeflerini birlikte belirledikleri, genellikle yılda bir yapılan resmi görüşme.
Birinin bir işi ne kadar iyi yaptığına dair, neyin işe yaradığını ve neyi daha iyi yapabileceğini anlamasına yardımcı olmak için yapılan yorumlar.
Bir kişinin, ekibin ya da şirketin önemli bir hedefe ne ölçüde ulaştığını ölçmek için kullanılan sayısal gösterge. Key performance indicator ifadesinin kısaltmasıdır.
Bir çalışanın ya da ekibin belirli bir süre içinde ulaşmayı kabul ettiği somut hedef; çoğu zaman performansı değerlendirmek için kullanılır.
İşi beklenen düzeyin altında kalan bir çalışan için hazırlanan; net hedefleri, sağlanacak desteği ve gelişme için tanınan süreyi belirleyen resmi yazılı plan.
Çalışanın yalnızca yöneticisinden değil; iş arkadaşlarından, ekibindeki kişilerden ve bazen müşterilerden de geri bildirim aldığı performans değerlendirme yöntemi.
Bir işi beklenenden ya da üzerinde anlaşılan standart veya hedeflerden daha kötü yapmak.
Eğitim ve Gelişim
Çalışanlara işleri için gereken beceri ve bilgilerin kurslar, atölyeler, çevrim içi modüller ya da iş başında öğrenme yoluyla kazandırılması.
İK içinde, çalışanların becerilerini ve kariyerlerini geliştirmeleri için eğitimleri, kursları ve diğer öğrenme yollarını planlayıp düzenleyen alan.
Çalışanlara mevcut işlerini daha iyi yapabilmeleri ya da yeni görevler üstlenebilmeleri için yeni veya daha ileri beceriler kazandırmak; ya da bu becerileri kendiniz edinmek.
Daha deneyimli bir kişinin, daha az deneyimli birine kariyerinde gelişmesi için tavsiye ve destek verdiği çalışma ilişkisi.
Çalışanın belirli bir beceriyi geliştirmesine ya da bir hedefe ulaşmasına, ağırlıklı olarak soru sorarak ve kendi cevaplarını bulmasına rehberlik ederek yardımcı olma.
Bir kişinin beceri ve deneyim kazandıkça bir kurumda ya da meslekte ilerleyebileceği pozisyon ve kademeler dizisi.
Çalışan İlişkileri
Bir şirket ya da kurumda iş sözleşmesiyle çalışan ve ücretini o kurumdan alan kişi.
Çalışanın iş yerinde kendisine nasıl davranıldığına ilişkin resmi şikayeti; örneğin ücret, iş yükü, yönetici davranışı ya da ayrımcılık konusunda.
Bir çalışan kurallara aykırı davranış ya da yetersiz performansla suçlandığında şirketin izlediği resmi adımlar; inceleme, savunma toplantısı ve uyarılar gibi.
Çalışanların işlerine ve kurumlarına ne kadar bağlı ve motive hissettikleri, ne kadar emek vermeye istekli oldukları.
Ücret, çalışma koşulları ve diğer haklar konusunda işverenlerle yapılan görüşmelerde üyelerini temsil eden işçi örgütü.
Bir kişiyi kırılmış, korkmuş ya da aşağılanmış hissettiren istenmeyen davranış; hakaret içeren sözler, tehditler ya da istenmeyen cinsel ilgi gibi.
Bir kişiye cinsiyeti, yaşı, ırkı, dini ya da engelliliği gibi kimliğine ait özellikler nedeniyle haksız ya da diğerlerinden daha kötü davranılması.
Farklı geçmişlerden insanları istihdam etmeyi ve herkesin iş yerinde saygı gördüğünü ve sürece katılabildiğini hissetmesini amaçlayan politika ve uygulamalar.
Bir işveren ya da işverenler grubu ile sendika arasında yapılan ve bir çalışan grubunun ücretlerini ve çalışma koşullarını belirleyen yazılı anlaşma.
Bir kurum içindeki yasa dışı, tehlikeli ya da dürüst olmayan faaliyetlerin, örneğin dolandırıcılık ya da güvenlik risklerinin, yöneticilere, düzenleyici kurumlara ya da diğer yetkililere bildirilmesi.
Çalışanların fiziksel ve ruhsal sağlığı ile genel mutluluğu; ayrıca şirketin bunları desteklemek için sunduğu programlar.
İK Rolleri ve İş Gücü Planlaması
Bir şirkette işe alım, ücret, eğitim, politikalar ve iş yerindeki sorunlar gibi çalışanlarla ilgili tüm konuları yöneten birim ya da işlev. Human resources ifadesinin kısaltmasıdır.
İş yerinde doğrudan bağlı olduğunuz, size iş veren, izinlerinizi onaylayan ve performansınızı değerlendiren kişi.
Bir şirkette ya da ekipte çalışan kişi sayısı; bütçe planlarken ve yeni pozisyon açılıp açılamayacağına karar verirken sıkça kullanılır.
Bir kişinin işinin adı; örneğin Bordro Uzmanı ya da İK Müdürü. Kişinin rolünü ve çoğu zaman kurumdaki kademesini gösterir.
Bir kurumun yapısını, yani birimlerini, pozisyonlarını ve kimin kime bağlı olduğunu gösteren şema.
Çalışanların bir kurumdan ayrılma ve yerlerine yenilerinin alınması gereken oran; genellikle yıllık yüzde olarak gösterilir.
Bir kurumun çalışanlarını, özellikle değerli çalışanlarını, elinde tutabilme becerisi ve onların ayrılmasını önlemek için yaptıkları.
Önemli pozisyonlardaki kişiler ayrıldığında, emekli olduğunda ya da terfi ettiğinde bu pozisyonları devralabilecek çalışanları belirleme ve hazırlama çalışması.
Bir kurumun bugünkü çalışan yapısını ve gelecekte ihtiyaç duyacağı kişi ve becerileri analiz ederek aradaki farkın nasıl kapatılacağını planlama çalışması.
Bir iş biriminin yöneticileriyle yakın çalışan, onlara İK konularında danışmanlık veren ve birimin hedeflerini destekleyen deneyimli İK uzmanı.
İşten Ayrılma
Çalışanın işten ayrılacağını işverenine resmi olarak bildirmesi ya da bunu bildirdiği yazı.
İş ilişkisinin sona ereceği bildirildikten sonra son çalışma gününe kadar geçmesi gereken ve çalışanın ya da işverenin uyması gereken süre.
İşverenin, örneğin kurallara aykırı davranış, yetersiz performans ya da yasanın izin verdiği başka bir nedenle çalışanın sözleşmesini sona erdirmesi.
Bir kişinin pozisyonuna artık ihtiyaç duyulmadığı için iş ilişkisinin sona ermesi; örneğin yeniden yapılanma, işyerinin kapanması ya da iş hacminin azalması sonucunda.
Çalışanların iş ilişkisini, onların bir hatası nedeniyle değil, yeterli iş ya da kaynak olmadığı için sona erdirmek. İsmi 'layoff'tur.
İşverenin, iş ilişkisi sona eren çalışana ödediği; çoğu zaman çalışma süresine göre hesaplanan para.
Ayrılan bir çalışanla, neden ayrıldığını ve şirketin neleri daha iyi yapabileceğini öğrenmek için yapılan görüşme ya da anket.
Bir çalışanın ayrılışının yönetilmesi süreci; son ödeme, ekipman iadesi, sistem erişimlerinin kapatılması ve işlerin devredilmesi bunun parçalarıdır.
Çalışanın sözleşmesinin geçerli bir neden olmadan ya da adil bir prosedür izlenmeden sona erdirilmesi; çalışan buna hukuki yollarla itiraz edebilir.
İşverene, genellikle yazılı olarak, işten ayrılacağınızı resmi olarak bildirmek; bu bildirimle ihbar süresi başlar.
İş sözleşmesinin sona ermesi; çoğunlukla işveren tarafından, ancak geniş anlamda istifa ya da belirli sürenin dolması dahil herhangi bir nedenle.
Mini test: bu terimleri biliyor musun?
Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.
İnsan Kaynakları İngilizcesi nasıl öğrenilir?
- İş tanımları, çalışan el kitapları ve şirket sitelerindeki politika sayfaları gibi gerçek İngilizce İK belgelerini okuyun ve sürekli tekrarlanan resmi kalıpları not edin.
- İngiliz ve Amerikan İngilizcesi karşılıklarını bir listede toplayın (annual leave ve vacation, payslip ve pay stub, redundancy ve layoff, line manager ve supervisor) ve birlikte çalıştığınız şirketin üslubuna uyun.
- Fiilleri birlikte kullanıldıkları isimlerle öğrenin: raise a grievance, conduct an interview, extend an offer, serve your notice, issue a written warning.
- İkinci anlamı olan kelimelere dikkat edin: compensation (yalnızca tazminat değil, ücret), turnover (personel devri ya da şirketin cirosu), pension (pansiyon değil, emeklilik geliri).
- Performans, işten çıkarma ve şikayet gibi hassas konular için tarafsız ve kibar ifadeler kullanmayı çalışın; İK dili özenli ve resmidir.
Sıkça sorulan sorular
Dismissal, redundancy ve layoff arasındaki fark nedir?
Dismissal, işverenin bir çalışanın sözleşmesini çoğu zaman davranışı ya da performansı nedeniyle sona erdirmesidir. Redundancy (İngiltere) ve layoff (ABD) ise örneğin bir yeniden yapılanmadan sonra pozisyonun kendisine artık ihtiyaç kalmaması demektir; yani gerekçe kişinin işi değildir. Termination ise iş sözleşmesinin herhangi bir şekilde sona ermesini anlatan daha geniş ve resmi bir kelimedir.
'Kıdem tazminatı', 'ihbar süresi' ve 'bordro' İngilizcede nasıl söylenir?
Kıdem tazminatı genellikle severance pay, yasal bir hak olduğunu vurgulamak için de statutory severance pay olarak çevrilir. İhbar süresi notice period'dur; ihbar tazminatı ise pay in lieu of notice ifadesine yakındır. Süreç olarak bordro payroll'dur; her çalışana verilen belgeye ise İngiltere'de payslip, ABD'de pay stub denir.
'Feedback' mi denir, 'feedbacks' mi?
Feedback sayılamayan bir isimdir, bu yüzden çoğulu yoktur. 'Some feedback', 'a lot of feedback' ya da 'a piece of feedback' denir. Özenli İngilizcede aynı kural 'training' ve 'advice' için de geçerlidir: 'two trainings' değil, 'two training courses' denir.
Onboarding, induction ve orientation arasındaki fark nedir?
Onboarding, yeni bir çalışanın işe uyum sağlamasına yardım eden ve çoğu zaman üç ila altı ay süren sürecin bütünüdür. Induction (İngiltere) ve orientation (ABD) ise genellikle ilk gün ya da ilk hafta yapılan kısa tanıtım programlarıdır ve onboarding sürecinin bir parçasıdır.
Türkiye'deki İK ekipleri İngilizce terimler kullanıyor mu?
Evet. Pek çok uluslararası ve büyük Türk şirketi, Türkçe konuşurken bile onboarding, KPI, HRBP, performance review ve wellbeing gibi kelimeleri günlük İK işlerinde kullanır. Hem İngilizce terimi hem de Türkçe karşılığını bilmek; politikaları okurken, İK yazılımlarını kullanırken ve yurt dışındaki iş arkadaşlarıyla çalışırken işinizi kolaylaştırır.
İlgili alanlar
Seviyene uygun okumayla pekiştir
Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar:
