İnsan kaynakları uzmanları için İngilizce

İnsan Kaynakları İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları

İnsan kaynaklarının, iş tanımları ve sözleşmelerdeki ifadelerden bordro, performans değerlendirmesi ve zor görüşmelerde kullanılan dile kadar kendine özgü bir kelime dağarcığı vardır. İK uzmanları, yöneticiler ve çalışanlar bu terimlere sürekli başvurur; Türkiye'deki pek çok uluslararası şirkette de bu terimler her gün İngilizce olarak kullanılır.

  • 100 terim
  • 10 konu
  • 43 temel terim
  • 205 örnek cümle

İşe Alım

  • recruitmentisimişe alım, personel temini

    Bir kuruma yeni çalışan bulma, uygun adayları çekme ve aralarından seçim yapma sürecinin bütünü; iş ilanından teklif aşamasına kadar uzanır.

  • candidateisimaday, iş adayı

    Başvuru yaptığı ya da bir işe alım uzmanı kendisine ulaştığı için bir pozisyon için değerlendirilen kişi.

  • job descriptionisimiş tanımı, görev tanımı

    Bir pozisyonun amacını, temel görev ve sorumluluklarını ve bu işi yapacak kişide aranan beceri ve deneyimi anlatan belge.

  • vacancyisimaçık pozisyon, boş kadro

    Şu anda kimse tarafından yapılmadığı için doldurulması gereken ve şirketin uygun kişiyi aradığı pozisyon.

  • interviewisimmülakat, iş görüşmesi

    İşverenin, adayın pozisyona uygun olup olmadığını anlamak için sorular sorduğu resmi görüşme.

  • job offerisimiş teklifi

    İşverenin adaya işi aldığını bildirdiği ve ücret, başlangıç tarihi, unvan gibi temel koşulları içeren resmi bildirim.

  • hirefiilişe almak, istihdam etmek

    Birine iş vermek ve onu çalıştırmaya başlamak. İsim olarak 'hire', yeni işe alınmış kişi anlamına gelir.

  • shortlistfiilkısa listeye almak, kısa liste

    Başvuranlar arasından bir sonraki aşamaya, genellikle mülakata, kalacak en uygun küçük grubu seçmek. İsim olarak bu kişilerin listesi anlamına gelir.

  • screeningisimön eleme, ön değerlendirme

    Mülakata kimin çağrılacağına karar verilmeden önce adayların pozisyonun temel şartlarını karşılayıp karşılamadığının kontrol edildiği ilk aşama.

  • reference checkisimreferans kontrolü

    Adayın önceki yöneticileri ya da gösterdiği diğer kişilerle iletişime geçerek iş geçmişinin doğrulanması, beceri ve tutumunun sorulması.

  • background checkisimgeçmiş araştırması, özgeçmiş doğrulaması

    Bir aday işe alınmadan önce geçmişinin incelenmesi; adli sicil kaydı, diploma ve sertifikalar, kimlik bilgileri ve önceki işler bunun kapsamında olabilir.

  • recruiterisimişe alım uzmanı, işe alım sorumlusu

    Şirketin kendi İK ekibinde ya da bir işe alım ajansında çalışan ve işi yeni çalışanları bulup işe almak olan kişi.

  • applicant tracking systemisimaday takip sistemi, başvuru takip sistemi

    İş başvurularını toplayan, aday bilgilerini saklayan ve her adayın işe alım sürecinin hangi aşamasında olduğunu izleyen yazılım.

  • talent acquisitionisimyetenek kazanımı, yetenek edinimi

    Bir kuruma nitelikli kişileri bulma ve çekmeye yönelik uzun vadeli çalışma; gelecekteki işe alım ihtiyaçlarını planlamayı ve işveren markasını güçlendirmeyi de kapsar.

  • job postingisimiş ilanı

    Bir şirketin kariyer sayfasında, iş ilanı sitelerinde ya da sosyal medyada yayınlanan ve insanları başvurmaya davet eden iş duyurusu.

  • employer brandingisimişveren markası, işveren markası yönetimi

    Bir şirketin kendini çalışılacak bir yer olarak nasıl tanıttığı ve cazip bir işveren olarak görülmek için yaptığı çalışmaların bütünü.

İşe Başlangıç ve Uyum

  • onboardingisimişe alıştırma, işe uyum süreci

    Yeni çalışanı karşılama ve işe uyum sağlamasına yardım etme süreci; evrak işlerinden ekipmana, ekiple tanışmaktan işi öğrenmeye kadar uzanır.

  • probation periodisimdeneme süresi

    Yeni bir işin ilk haftaları ya da ayları; işveren kişinin işe uygun olup olmadığını değerlendirir ve taraflar sözleşmeyi genellikle daha kolay sona erdirebilir.

  • new hireisimyeni çalışan, yeni işe giren

    Bir şirkete kısa süre önce katılmış, genellikle işteki ilk haftalarını ya da aylarını geçiren kişi.

  • inductionisimoryantasyon, işe giriş eğitimi

    Yeni çalışanlar için genellikle ilk günlerde düzenlenen; şirketi, kuralları, güvenlik prosedürlerini ve önemli kişileri tanıtan kısa program.

  • orientationisimoryantasyon, oryantasyon programı

    Yeni çalışanlara şirket, politikaları ve işlerin nasıl yürüdüğü hakkında temel bilgilerin verildiği toplantı ya da kısa program.

  • buddyisimişe alışma arkadaşı, rehber çalışan

    Yeni bir çalışana ilk haftalarında yardımcı olmak, günlük sorularını yanıtlamak ve onu insanlarla tanıştırmak için seçilen deneyimli iş arkadaşı.

Sözleşmeler ve Politikalar

  • employment contractisimiş sözleşmesi, iş akdi

    İşveren ile çalışan arasında yapılan ve işin kendisini, ücreti, çalışma saatlerini, izinleri ve diğer çalışma koşullarını belirleyen hukuki anlaşma.

  • employee handbookisimçalışan el kitabı, personel yönetmeliği

    Şirketin izin, davranış, bilişim kullanımı ve şikayet gibi konulardaki kurallarını, politikalarını ve prosedürlerini çalışanlara açıklayan belge.

  • permanent contractisimbelirsiz süreli iş sözleşmesi, kadrolu sözleşme

    Bitiş tarihi olmayan; çalışan ayrılana ya da işveren yasal bir nedenle sona erdirene kadar devam eden iş sözleşmesi.

  • fixed-term contractisimbelirli süreli iş sözleşmesi, süreli sözleşme

    Belirli bir tarihte ya da belirli bir proje veya görev tamamlandığında sona eren iş sözleşmesi; örneğin doğum iznindeki birinin yerine bakmak için yapılan sözleşme.

  • non-compete clauseisimrekabet yasağı maddesi, rekabet etmeme şartı

    Çalışanın işten ayrıldıktan sonra belirli bir süre rakip bir şirkette çalışmasını ya da benzer bir iş kurmasını sınırlayan iş sözleşmesi maddesi.

  • confidentiality agreementisimgizlilik sözleşmesi, gizlilik taahhütnamesi

    Kişinin iş planları, müşteri verileri ya da maaşlar gibi belirli gizli bilgileri başkalarıyla paylaşmamayı taahhüt ettiği hukuki anlaşma.

  • code of conductisimdavranış kuralları, etik kurallar

    Çalışanların iş yerinde nasıl davranmalarının beklendiğini; dürüstlük, saygı, çıkar çatışması ve şirket varlıklarının kullanımı gibi konularda açıklayan kurallar bütünü.

  • data protectionisimkişisel verilerin korunması, veri koruma

    Çalışanlar ve adaylar gibi kişilere ait bilgilerin nasıl toplanacağını, saklanacağını, kullanılacağını ve silineceğini düzenleyen yasa ve uygulamalar.

  • complianceisimuyum, mevzuata uyum

    Bir kurumun tabi olduğu yasalara, düzenlemelere ve iç kurallara uyması ve buna uyulup uyulmadığını kontrol etme çalışması.

Ücret, Bordro ve Yan Haklar

  • payrollisimbordro, maaş bordrosu

    Çalışanların ücretlerinin vergi ve diğer kesintilerle birlikte hesaplanıp ödenmesi süreci; aynı zamanda şirketin ücret ödediği kişilerin listesi.

  • salaryisimmaaş, ücret

    Çalışana işi karşılığında ödenen, yıllık olarak belirlenen ve genellikle her ay ödenen sabit tutar.

  • benefitsisimyan haklar, sosyal haklar

    Çalışanın maaşına ek olarak işinden elde ettiği haklar; özel sağlık sigortası, emeklilik planı, yemek kartı ya da ek izin günleri gibi.

  • gross payisimbrüt ücret, brüt maaş

    Vergi, sosyal güvenlik primi ve diğer kesintiler düşülmeden önce çalışanın kazandığı toplam tutar.

  • net payisimnet ücret, net maaş

    Vergi ve diğer tüm kesintiler düşüldükten sonra çalışanın banka hesabına fiilen yatan tutar.

  • payslipisimmaaş bordrosu, ücret hesap pusulası

    Her ödeme döneminde çalışana verilen; brüt ücreti, vergi gibi kesintileri ve sonuçta ele geçen net ücreti gösteren belge.

  • deductionisimkesinti, maaş kesintisi

    Çalışanın ücretinden, eline geçmeden önce düşülen tutar; gelir vergisi, sosyal güvenlik primi, emeklilik katkısı ya da sendika aidatı gibi.

  • bonusisimprim, ikramiye

    Normal ücrete ek olarak yapılan ödeme; çoğu zaman iyi sonuçlar için, yıl sonunda ya da işe girişte verilir.

  • pensionisimemeklilik planı, emekli maaşı

    Kişiye emekli olduktan sonra düzenli olarak ödenen para ya da bunu sağlamak için çalışma hayatı boyunca işveren ve çalışanın katkı yaptığı birikim planı.

  • compensationisimücret ve yan haklar, toplam ücret paketi

    Çalışanın işi karşılığında aldığı her şey; maaş, prim ve yan haklar dahil. Bir kayıp ya da zarar için ödenen para (tazminat) anlamında da kullanılır.

  • pay riseisimmaaş zammı, zam

    Çalışana ödenen ücretin artırılması; örneğin bir maaş değerlendirmesinden sonra, terfiyle birlikte ya da enflasyon nedeniyle.

  • salary bandisimücret bandı, maaş aralığı

    Bir şirketin belirli bir pozisyon ya da kademe için ödeyeceği en düşük ve en yüksek maaşı gösteren aralık; ücretlerin adil ve tutarlı olmasını sağlamak için kullanılır.

Çalışma Süresi ve İzinler

  • annual leaveisimyıllık izin, yıllık ücretli izin

    Çalışanın her yıl tatil ve dinlenme için hak kazandığı, gün olarak hesaplanan ücretli izin.

  • sick leaveisimhastalık izni, raporlu izin

    Hastalık ya da yaralanma nedeniyle işe gelinmeyen süre; kurallara göre ücreti işveren ya da devlet tarafından karşılanabilir.

  • working hoursisimçalışma saatleri, mesai saatleri

    Çalışandan çalışması beklenen saatler ve toplam süre; örneğin dokuzdan beşe ya da haftada 40 saat.

  • overtimeisimfazla mesai, fazla çalışma

    Sözleşmedeki normal çalışma süresinin üstünde yapılan çalışma ya da bu süre için ödenen ek ücret.

  • full-timesıfattam zamanlı

    Bir iş için normal kabul edilen tam süre boyunca çalışan; genellikle haftada 35 ila 40 saat civarı.

  • part-timesıfatyarı zamanlı, kısmi süreli

    Normal tam haftalık çalışma süresinden daha az çalışan; örneğin haftada üç gün ya da yalnızca sabahları.

  • maternity leaveisimdoğum izni, analık izni

    Bir kadının doğumdan önce ve sonra kullandığı, işine geri dönme hakkını koruyan ve birçok ülkede belirli bir ödemeyle desteklenen izin.

  • parental leaveisimebeveyn izni

    Ebeveynlerin bebeklerine ya da küçük çocuklarına bakmak için kullanabildiği izin; anneleri, babaları ve evlat edinen ebeveynleri kapsayabilir.

  • flexible workingisimesnek çalışma

    Sabit ofis saatlerinin dışındaki çalışma biçimleri; esnek giriş ve çıkış saatleri, yarı zamanlı çalışma, sıkıştırılmış çalışma haftası ya da evden çalışma gibi.

  • remote workisimuzaktan çalışma, evden çalışma

    İşi şirketin ofisinden uzakta, çoğunlukla evden, bilgisayar ve internet aracılığıyla iş arkadaşlarıyla birlikte yürütmek.

  • absenteeismisimdevamsızlık, işe devamsızlık

    İşe sık ya da düzenli olarak gelmeme, özellikle geçerli bir neden olmadan; ayrıca bir şirketteki bu tür devamsızlığın düzeyi.

Performans Yönetimi

  • performance reviewisimperformans değerlendirmesi, performans görüşmesi

    Yönetici ile çalışanın, çalışanın işini ne kadar iyi yaptığını, nelerin iyi gittiğini ve neyin geliştirilmesi gerektiğini konuştuğu düzenli görüşme.

  • appraisalisimperformans değerlendirmesi, değerlendirme görüşmesi

    Yöneticinin çalışanın işini değerlendirdiği, bir puan verdiği ve sonraki dönemin hedeflerini birlikte belirledikleri, genellikle yılda bir yapılan resmi görüşme.

  • feedbackisimgeri bildirim, geri dönüş

    Birinin bir işi ne kadar iyi yaptığına dair, neyin işe yaradığını ve neyi daha iyi yapabileceğini anlamasına yardımcı olmak için yapılan yorumlar.

  • KPIkısaltmatemel performans göstergesi, anahtar performans göstergesi

    Bir kişinin, ekibin ya da şirketin önemli bir hedefe ne ölçüde ulaştığını ölçmek için kullanılan sayısal gösterge. Key performance indicator ifadesinin kısaltmasıdır.

  • objectiveisimhedef, amaç

    Bir çalışanın ya da ekibin belirli bir süre içinde ulaşmayı kabul ettiği somut hedef; çoğu zaman performansı değerlendirmek için kullanılır.

  • performance improvement planisimperformans geliştirme planı, performans iyileştirme planı

    İşi beklenen düzeyin altında kalan bir çalışan için hazırlanan; net hedefleri, sağlanacak desteği ve gelişme için tanınan süreyi belirleyen resmi yazılı plan.

  • 360-degree feedbackisim360 derece geri bildirim, 360 derece değerlendirme

    Çalışanın yalnızca yöneticisinden değil; iş arkadaşlarından, ekibindeki kişilerden ve bazen müşterilerden de geri bildirim aldığı performans değerlendirme yöntemi.

  • underperformfiilbeklenen performansın altında kalmak, düşük performans göstermek

    Bir işi beklenenden ya da üzerinde anlaşılan standart veya hedeflerden daha kötü yapmak.

Eğitim ve Gelişim

  • trainingisimeğitim, hizmet içi eğitim

    Çalışanlara işleri için gereken beceri ve bilgilerin kurslar, atölyeler, çevrim içi modüller ya da iş başında öğrenme yoluyla kazandırılması.

  • learning and developmentisimöğrenme ve gelişim, eğitim ve gelişim

    İK içinde, çalışanların becerilerini ve kariyerlerini geliştirmeleri için eğitimleri, kursları ve diğer öğrenme yollarını planlayıp düzenleyen alan.

  • upskillfiilyetkinliklerini geliştirmek, beceri kazandırmak

    Çalışanlara mevcut işlerini daha iyi yapabilmeleri ya da yeni görevler üstlenebilmeleri için yeni veya daha ileri beceriler kazandırmak; ya da bu becerileri kendiniz edinmek.

  • mentoringisimmentorluk

    Daha deneyimli bir kişinin, daha az deneyimli birine kariyerinde gelişmesi için tavsiye ve destek verdiği çalışma ilişkisi.

  • coachingisimkoçluk

    Çalışanın belirli bir beceriyi geliştirmesine ya da bir hedefe ulaşmasına, ağırlıklı olarak soru sorarak ve kendi cevaplarını bulmasına rehberlik ederek yardımcı olma.

  • career pathisimkariyer yolu, kariyer patikası

    Bir kişinin beceri ve deneyim kazandıkça bir kurumda ya da meslekte ilerleyebileceği pozisyon ve kademeler dizisi.

Çalışan İlişkileri

  • employeeisimçalışan, personel

    Bir şirket ya da kurumda iş sözleşmesiyle çalışan ve ücretini o kurumdan alan kişi.

  • grievanceisimresmi şikayet, şikayet

    Çalışanın iş yerinde kendisine nasıl davranıldığına ilişkin resmi şikayeti; örneğin ücret, iş yükü, yönetici davranışı ya da ayrımcılık konusunda.

  • disciplinary procedureisimdisiplin prosedürü, disiplin süreci

    Bir çalışan kurallara aykırı davranış ya da yetersiz performansla suçlandığında şirketin izlediği resmi adımlar; inceleme, savunma toplantısı ve uyarılar gibi.

  • employee engagementisimçalışan bağlılığı, çalışan katılımı

    Çalışanların işlerine ve kurumlarına ne kadar bağlı ve motive hissettikleri, ne kadar emek vermeye istekli oldukları.

  • trade unionisimsendika, işçi sendikası

    Ücret, çalışma koşulları ve diğer haklar konusunda işverenlerle yapılan görüşmelerde üyelerini temsil eden işçi örgütü.

  • harassmentisimtaciz, rahatsız edici davranış

    Bir kişiyi kırılmış, korkmuş ya da aşağılanmış hissettiren istenmeyen davranış; hakaret içeren sözler, tehditler ya da istenmeyen cinsel ilgi gibi.

  • discriminationisimayrımcılık, ayrımcı muamele

    Bir kişiye cinsiyeti, yaşı, ırkı, dini ya da engelliliği gibi kimliğine ait özellikler nedeniyle haksız ya da diğerlerinden daha kötü davranılması.

  • diversity and inclusionisimçeşitlilik ve kapsayıcılık, çeşitlilik ve dahil etme

    Farklı geçmişlerden insanları istihdam etmeyi ve herkesin iş yerinde saygı gördüğünü ve sürece katılabildiğini hissetmesini amaçlayan politika ve uygulamalar.

  • collective agreementisimtoplu iş sözleşmesi, TİS

    Bir işveren ya da işverenler grubu ile sendika arasında yapılan ve bir çalışan grubunun ücretlerini ve çalışma koşullarını belirleyen yazılı anlaşma.

  • whistleblowingisimusulsüzlük bildirimi, iç ihbar

    Bir kurum içindeki yasa dışı, tehlikeli ya da dürüst olmayan faaliyetlerin, örneğin dolandırıcılık ya da güvenlik risklerinin, yöneticilere, düzenleyici kurumlara ya da diğer yetkililere bildirilmesi.

  • wellbeingisimçalışan iyi oluşu, esenlik

    Çalışanların fiziksel ve ruhsal sağlığı ile genel mutluluğu; ayrıca şirketin bunları desteklemek için sunduğu programlar.

İK Rolleri ve İş Gücü Planlaması

  • HRkısaltmaİK, insan kaynakları

    Bir şirkette işe alım, ücret, eğitim, politikalar ve iş yerindeki sorunlar gibi çalışanlarla ilgili tüm konuları yöneten birim ya da işlev. Human resources ifadesinin kısaltmasıdır.

  • line managerisimbağlı olunan yönetici, doğrudan yönetici

    İş yerinde doğrudan bağlı olduğunuz, size iş veren, izinlerinizi onaylayan ve performansınızı değerlendiren kişi.

  • headcountisimpersonel sayısı, kadro

    Bir şirkette ya da ekipte çalışan kişi sayısı; bütçe planlarken ve yeni pozisyon açılıp açılamayacağına karar verirken sıkça kullanılır.

  • job titleisimunvan, iş unvanı

    Bir kişinin işinin adı; örneğin Bordro Uzmanı ya da İK Müdürü. Kişinin rolünü ve çoğu zaman kurumdaki kademesini gösterir.

  • org chartisimorganizasyon şeması, teşkilat şeması

    Bir kurumun yapısını, yani birimlerini, pozisyonlarını ve kimin kime bağlı olduğunu gösteren şema.

  • turnoverisimpersonel devir hızı, çalışan devir oranı

    Çalışanların bir kurumdan ayrılma ve yerlerine yenilerinin alınması gereken oran; genellikle yıllık yüzde olarak gösterilir.

  • retentionisimçalışanı elde tutma, çalışan tutundurma

    Bir kurumun çalışanlarını, özellikle değerli çalışanlarını, elinde tutabilme becerisi ve onların ayrılmasını önlemek için yaptıkları.

  • succession planningisimyedekleme planlaması, halef planlaması

    Önemli pozisyonlardaki kişiler ayrıldığında, emekli olduğunda ya da terfi ettiğinde bu pozisyonları devralabilecek çalışanları belirleme ve hazırlama çalışması.

  • workforce planningisimiş gücü planlaması, insan kaynağı planlaması

    Bir kurumun bugünkü çalışan yapısını ve gelecekte ihtiyaç duyacağı kişi ve becerileri analiz ederek aradaki farkın nasıl kapatılacağını planlama çalışması.

  • HR business partnerisimİK iş ortağı, birim İK sorumlusu

    Bir iş biriminin yöneticileriyle yakın çalışan, onlara İK konularında danışmanlık veren ve birimin hedeflerini destekleyen deneyimli İK uzmanı.

İşten Ayrılma

  • resignationisimistifa, istifa dilekçesi

    Çalışanın işten ayrılacağını işverenine resmi olarak bildirmesi ya da bunu bildirdiği yazı.

  • notice periodisimihbar süresi, bildirim süresi

    İş ilişkisinin sona ereceği bildirildikten sonra son çalışma gününe kadar geçmesi gereken ve çalışanın ya da işverenin uyması gereken süre.

  • dismissalisimişten çıkarma, fesih

    İşverenin, örneğin kurallara aykırı davranış, yetersiz performans ya da yasanın izin verdiği başka bir nedenle çalışanın sözleşmesini sona erdirmesi.

  • redundancyisimpozisyonun kaldırılması nedeniyle işten çıkarma, iş gereği fesih

    Bir kişinin pozisyonuna artık ihtiyaç duyulmadığı için iş ilişkisinin sona ermesi; örneğin yeniden yapılanma, işyerinin kapanması ya da iş hacminin azalması sonucunda.

  • lay offphrasal verb (öbek fiil)işten çıkarmak, toplu işten çıkarma yapmak

    Çalışanların iş ilişkisini, onların bir hatası nedeniyle değil, yeterli iş ya da kaynak olmadığı için sona erdirmek. İsmi 'layoff'tur.

  • severance payisimkıdem tazminatı, işten ayrılma tazminatı

    İşverenin, iş ilişkisi sona eren çalışana ödediği; çoğu zaman çalışma süresine göre hesaplanan para.

  • exit interviewisimçıkış görüşmesi, ayrılış görüşmesi

    Ayrılan bir çalışanla, neden ayrıldığını ve şirketin neleri daha iyi yapabileceğini öğrenmek için yapılan görüşme ya da anket.

  • offboardingisimişten ayrılış süreci, çıkış işlemleri

    Bir çalışanın ayrılışının yönetilmesi süreci; son ödeme, ekipman iadesi, sistem erişimlerinin kapatılması ve işlerin devredilmesi bunun parçalarıdır.

  • unfair dismissalisimhaksız fesih, geçersiz fesih

    Çalışanın sözleşmesinin geçerli bir neden olmadan ya da adil bir prosedür izlenmeden sona erdirilmesi; çalışan buna hukuki yollarla itiraz edebilir.

  • hand in your noticeifadeistifasını vermek, istifa dilekçesini vermek

    İşverene, genellikle yazılı olarak, işten ayrılacağınızı resmi olarak bildirmek; bu bildirimle ihbar süresi başlar.

  • terminationisimfesih, iş sözleşmesinin feshi

    İş sözleşmesinin sona ermesi; çoğunlukla işveren tarafından, ancak geniş anlamda istifa ya da belirli sürenin dolması dahil herhangi bir nedenle.

Mini test: bu terimleri biliyor musun?

Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.

İnsan Kaynakları İngilizcesi nasıl öğrenilir?

  • İş tanımları, çalışan el kitapları ve şirket sitelerindeki politika sayfaları gibi gerçek İngilizce İK belgelerini okuyun ve sürekli tekrarlanan resmi kalıpları not edin.
  • İngiliz ve Amerikan İngilizcesi karşılıklarını bir listede toplayın (annual leave ve vacation, payslip ve pay stub, redundancy ve layoff, line manager ve supervisor) ve birlikte çalıştığınız şirketin üslubuna uyun.
  • Fiilleri birlikte kullanıldıkları isimlerle öğrenin: raise a grievance, conduct an interview, extend an offer, serve your notice, issue a written warning.
  • İkinci anlamı olan kelimelere dikkat edin: compensation (yalnızca tazminat değil, ücret), turnover (personel devri ya da şirketin cirosu), pension (pansiyon değil, emeklilik geliri).
  • Performans, işten çıkarma ve şikayet gibi hassas konular için tarafsız ve kibar ifadeler kullanmayı çalışın; İK dili özenli ve resmidir.

Sıkça sorulan sorular

Dismissal, redundancy ve layoff arasındaki fark nedir?

Dismissal, işverenin bir çalışanın sözleşmesini çoğu zaman davranışı ya da performansı nedeniyle sona erdirmesidir. Redundancy (İngiltere) ve layoff (ABD) ise örneğin bir yeniden yapılanmadan sonra pozisyonun kendisine artık ihtiyaç kalmaması demektir; yani gerekçe kişinin işi değildir. Termination ise iş sözleşmesinin herhangi bir şekilde sona ermesini anlatan daha geniş ve resmi bir kelimedir.

'Kıdem tazminatı', 'ihbar süresi' ve 'bordro' İngilizcede nasıl söylenir?

Kıdem tazminatı genellikle severance pay, yasal bir hak olduğunu vurgulamak için de statutory severance pay olarak çevrilir. İhbar süresi notice period'dur; ihbar tazminatı ise pay in lieu of notice ifadesine yakındır. Süreç olarak bordro payroll'dur; her çalışana verilen belgeye ise İngiltere'de payslip, ABD'de pay stub denir.

'Feedback' mi denir, 'feedbacks' mi?

Feedback sayılamayan bir isimdir, bu yüzden çoğulu yoktur. 'Some feedback', 'a lot of feedback' ya da 'a piece of feedback' denir. Özenli İngilizcede aynı kural 'training' ve 'advice' için de geçerlidir: 'two trainings' değil, 'two training courses' denir.

Onboarding, induction ve orientation arasındaki fark nedir?

Onboarding, yeni bir çalışanın işe uyum sağlamasına yardım eden ve çoğu zaman üç ila altı ay süren sürecin bütünüdür. Induction (İngiltere) ve orientation (ABD) ise genellikle ilk gün ya da ilk hafta yapılan kısa tanıtım programlarıdır ve onboarding sürecinin bir parçasıdır.

Türkiye'deki İK ekipleri İngilizce terimler kullanıyor mu?

Evet. Pek çok uluslararası ve büyük Türk şirketi, Türkçe konuşurken bile onboarding, KPI, HRBP, performance review ve wellbeing gibi kelimeleri günlük İK işlerinde kullanır. Hem İngilizce terimi hem de Türkçe karşılığını bilmek; politikaları okurken, İK yazılımlarını kullanırken ve yurt dışındaki iş arkadaşlarıyla çalışırken işinizi kolaylaştırır.

Seviyene uygun okumayla pekiştir

Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar: