İş arayanlar için İngilizce

İş Görüşmesi İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları

İngilizce iş ararken iş ilanlarındaki ifadelerden mülakatta duyacağınız sorulara, teklif mektubundaki koşullara kadar kendine özgü bir kelime dağarcığıyla karşılaşırsınız. Bu terimler, ilanları doğru okumanıza, net bir CV ve ön yazı hazırlamanıza ve ilk başvurudan maaş görüşmesine, yeni sözleşmeye kadar her adımı takip etmenize yardımcı olur.

  • 100 terim
  • 10 konu
  • 61 temel terim
  • 201 örnek cümle

Özgeçmiş ve Ön Yazı

  • CVkısaltmaözgeçmiş, CV

    Eğitim bilgilerinizi, iş deneyiminizi ve becerilerinizi bir araya getiren, iş başvurusunda işverene gönderilen belge. Latince curriculum vitae ifadesinin kısaltmasıdır.

  • resumeisimözgeçmiş, CV

    Eğitiminizi, iş geçmişinizi ve becerilerinizi özetleyen, genellikle bir sayfalık başvuru belgesi. Amerikan İngilizcesinde CV yerine kullanılan yaygın kelimedir.

  • cover letterisimön yazı, niyet mektubu

    CV ile birlikte gönderilen, belirli bir işi neden istediğinizi ve bu pozisyona neden uygun olduğunuzu anlatan, genellikle bir sayfalık mektup.

  • qualificationisimnitelik, diploma

    Bir eğitimi tamamlayınca ya da bir sınavı geçince alınan resmi belge veya diploma; ayrıca kişiyi bir işe uygun kılan beceri ya da özellik.

  • work experienceisimiş deneyimi, iş tecrübesi

    Daha önce yaptığınız işler ve bu işlerden edindiğiniz birikim; İngiliz İngilizcesinde okul öğrencilerinin kısa süreli, ücretsiz iş yeri uygulaması anlamına da gelebilir.

  • referenceisimreferans, referans mektubu

    Eski bir işvereninizin ya da hocanızın işiniz ve karakteriniz hakkındaki görüşü; ayrıca bu görüşü veren kişi.

  • responsibilityisimsorumluluk, görev

    İşinizin parçası olan ve yerine getirmeniz gereken görev; CV'de ise her pozisyonda yaptığınız temel işler.

  • achievementisimbaşarı, kazanım

    Çaba ya da beceriyle başarıyla gerçekleştirdiğiniz olumlu iş; CV'de genellikle bir sonuç ya da rakamla gösterilir.

  • tailorfiiluyarlamak, özelleştirmek

    CV'nizi, ön yazınızı ya da cevaplarınızı belirli bir işe ve işverene uygun olacak şekilde değiştirmek.

  • keywordisimanahtar kelime

    İş ilanında geçen ve işe alımcıların ve yazılımların CV'lerde aradığı önemli kelime ya da ifade; bir beceri, araç ya da nitelik gibi.

  • professional summaryisimprofesyonel özet, profil özeti

    CV'nin en üstünde yer alan ve mesleki olarak kim olduğunuzu, temel deneyiminizi ve neler sunabileceğinizi özetleyen kısa paragraf.

  • proofreadfiilson okumasını yapmak, yazım hatalarını kontrol etmek

    Bir metni göndermeden önce yazım, dil bilgisi ve noktalama hatalarını bulup düzeltmek için dikkatle okumak.

Başvuru ve İşe Alım Süreci

  • applyfiilbaşvurmak, başvuru yapmak

    Bir iş için resmi olarak talepte bulunmak; genellikle CV göndererek, çevrim içi form doldurarak ya da mektup yazarak yapılır.

  • applicationisimbaşvuru, iş başvurusu

    Bir iş için yapılan resmi talep ya da bu talep sırasında işverene gönderilen belge ve formların tamamı.

  • candidateisimaday, başvuru sahibi

    Bir iş için değerlendirilen kişi; özellikle başvurusunu yapmış ve seçme sürecinde ilerleyen aday.

  • recruiterisimişe alım uzmanı, insan kaynakları uzmanı

    Şirketin İK ekibinde ya da dışarıdaki bir ajansta çalışan ve işler için uygun kişileri bulup seçmekle görevli kişi.

  • hirefiilişe almak, istihdam etmek

    Birine iş vermek ve onu ücret karşılığında çalıştırmaya başlamak.

  • hiring managerisimişe alım yöneticisi, ilgili birim yöneticisi

    Ekibine yeni birini almak isteyen ve işi kimin alacağına dair son kararı veren ya da bu kararı güçlü biçimde etkileyen yönetici.

  • HRkısaltmaİK, insan kaynakları

    Human resources (insan kaynakları) ifadesinin kısaltması; şirkette işe alım, sözleşmeler, ücretler, eğitim ve çalışanlarla ilgili konulardan sorumlu birim.

  • shortlistfiilkısa listeye almak, ön elemeden geçirmek

    Başvuran herkesin arasından en uygun az sayıda adayı seçip mülakata çağrılmak üzere ayırmak.

  • follow upphrasal verb (öbek fiil)durumu sormak, takip etmek

    Bir mülakat, başvuru ya da toplantıdan sonra gelişmeleri sormak veya ek bilgi vermek için biriyle yeniden iletişime geçmek.

  • hear backphrasal verb (öbek fiil)haber almak, dönüş almak

    Özellikle bir işe başvurduktan ya da mülakata girdikten sonra birinden cevap veya haber almak.

  • rejectionisimret, olumsuz dönüş

    İşverenin size iş teklif etmeme ya da sizi bir sonraki aşamaya almama kararı; ayrıca bu kararı bildiren mesaj.

  • ATSkısaltmaaday takip sistemi, başvuru takip sistemi

    Applicant tracking system (aday takip sistemi) ifadesinin kısaltması; işverenlerin başvuruları toplamak, sıralamak ve içlerinde arama yapmak için kullandığı yazılım.

  • overqualifiedsıfatpozisyon için fazla nitelikli, aşırı nitelikli

    Bir işin gerektirdiğinden daha fazla eğitime, beceriye ya da deneyime sahip olmak; bu durumda işveren sıkılabileceğinizi, maliyetli olabileceğinizi ya da kısa sürede ayrılabileceğinizi düşünebilir.

Mülakat

  • job interviewisimiş görüşmesi, mülakat

    İşverenin, bir adayın pozisyona uygun olup olmadığına karar vermek için ona sorular sorduğu resmi görüşme.

  • interviewerisimgörüşmeci, mülakatı yapan kişi

    Mülakatta soruları soran kişi; iş görüşmesinde genellikle bir yönetici, İK uzmanı ya da ileride birlikte çalışacağınız bir meslektaş.

  • phone screenisimtelefonla ön görüşme, telefon mülakatı

    Adayı asıl mülakata çağırmadan önce temel bilgileri kontrol etmek için, genellikle işe alım uzmanıyla yapılan kısa telefon görüşmesi.

  • video interviewisimvideo mülakat, görüntülü mülakat

    Görüntülü görüşme üzerinden yapılan mülakat ya da önceden belirlenmiş sorulara kameraya cevap kaydedip işverenin daha sonra izlemesi için gönderdiğiniz görüşme.

  • panel interviewisimpanel mülakat, heyet mülakatı

    Yönetici, İK uzmanı ve ekip üyesi gibi birden fazla kişinin adaya birlikte soru sorduğu mülakat.

  • first impressionisimilk izlenim

    Birinin sizinle tanıştığı ilk anlarda görünüşünüze, konuşmanıza ve davranışlarınıza bakarak edindiği kanaat.

  • body languageisimbeden dili

    Duruşunuz, yüz ifadeleriniz, göz temasınız ve el hareketlerinizle, çoğu zaman tek kelime söylemeden verdiğiniz mesajlar.

Mülakat Soruları ve Cevapları

  • tell me about yourselfifadeBiraz kendinizden bahseder misiniz?, Kendinizi tanıtır mısınız?

    Mülakatların başında sıkça duyulan ve adaydan geçmişini, deneyimini ve başvuru nedenini kısaca özetlemesini isteyen kalıp.

  • why do you want to work hereifadeNeden burada çalışmak istiyorsunuz?, Neden bizimle çalışmak istiyorsunuz?

    Adayın şirketi ne kadar tanıdığını ve başvuru nedenlerinin samimi olup olmadığını anlamak için sorulan standart mülakat sorusu.

  • where do you see yourself in five yearsifadeBeş yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz?

    Adayın uzun vadeli kariyer hedeflerini ve bu hedeflerin pozisyon ve şirketle uyumlu olup olmadığını anlamaya yönelik yaygın mülakat sorusu.

  • behavioral questionisimdavranışsal soru, davranışa dayalı mülakat sorusu

    Geçmişte yaşadığınız gerçek bir durumu nasıl ele aldığınızı anlatmanızı isteyen mülakat sorusu; genellikle 'Tell me about a time when...' kalıbıyla başlar.

  • STAR methodisimSTAR yöntemi, STAR tekniği

    Davranışsal sorulara dört bölümde cevap verme yöntemi: Situation (durum), Task (görev), Action (eylem) ve Result (sonuç). Böylece anlatılan örnek açık ve eksiksiz olur.

  • do you have any questions for usifadeBize sormak istediğiniz bir şey var mı?, Sizin bir sorunuz var mı?

    Genellikle mülakatın sonunda sorulan ve adaya iş, ekip ya da şirket hakkında soru sorma fırsatı veren soru.

Beceriler, Güçlü ve Zayıf Yönler

  • skillisimbeceri, yetenek

    Bir şeyi iyi yapabilme yeteneği; genellikle öğrenme ve pratikle kazanılır. Rapor yazmak, kod yazmak ya da bütçe yönetmek gibi.

  • strengthisimgüçlü yön, güçlü taraf

    Özellikle iyi olduğunuz ve işinizi iyi yapmanıza katkı sağlayan nitelik ya da yetenek.

  • weaknessisimzayıf yön, zayıf taraf

    Henüz pek iyi olmadığınız bir özellik ya da beceri; geliştirmeniz gereken alan.

  • soft skillsisimsosyal beceriler, kişisel beceriler

    Başkalarıyla iyi çalışmanızı sağlayan kişisel ve sosyal yetenekler; iletişim, ekip çalışması, zaman yönetimi ve problem çözme gibi.

  • hard skillsisimteknik beceriler, mesleki beceriler

    Öğretilebilen ve ölçülebilen ya da test edilebilen belirli yetenekler; Excel kullanmak, Almanca konuşmak, Python ile kod yazmak ya da bir makine kullanmak gibi.

  • transferable skillsisimaktarılabilir beceriler, farklı işlerde kullanılabilen beceriler

    Bir işte, eğitimde ya da etkinlikte edindiğiniz ve farklı bir iş veya sektörde de işe yarayan beceriler.

  • team playerisimtakım oyuncusu, ekip çalışmasına yatkın kişi

    Başkalarıyla uyum içinde çalışan, bilgi paylaşan ve grubun başarısını kendi başarısının önünde tutan kişi.

  • track recordisimbaşarı geçmişi, kanıtlanmış başarılar

    Gelecekte başarılı olup olamayacağınıza dair fikir veren geçmiş performansınız ve sonuçlarınız.

  • proactivesıfatproaktif, inisiyatif alan

    Birinin ne yapmanızı söylemesini beklemeden, sorunları çözmek ya da fırsat yaratmak için önceden harekete geçen.

  • detail-orientedsıfatdetaycı, ayrıntılara dikkat eden

    İşinin doğru ve hatasız olması için küçük ayrıntıları fark eden ve kontrol eden.

Maaş ve Yan Haklar

  • salaryisimmaaş, ücret

    İşverenin çalışmanız karşılığında ödediği sabit para; genellikle yıllık tutar olarak kararlaştırılır ve her ay ödenir.

  • benefitsisimyan haklar, sosyal haklar

    İşverenin maaşa ek olarak sağladığı imkanlar; örneğin sağlık sigortası, emeklilik planı, ek izin günleri ya da yemek kartı.

  • salary expectationsisimmaaş beklentisi, ücret beklentisi

    Yeni bir işte almayı umduğunuz ücret; işverenler bunu genellikle başvuru formunda ya da mülakatta sorar.

  • negotiatefiilpazarlık etmek, müzakere etmek

    Bir konuda anlaşmaya varmak amacıyla karşı tarafla resmi olarak görüşmek; örneğin maaş, işe başlama tarihi ya da çalışma saatleri hakkında.

  • base salaryisimsabit maaş, temel maaş

    Prim, komisyon, fazla mesai ya da yan haklar eklenmeden önceki sabit ücret.

  • bonusisimprim, ikramiye

    Normal ücretinize eklenen ek ödeme; genellikle iyi performans, şirketin iyi sonuçları ya da yılın belirli bir dönemi nedeniyle verilir.

  • pay riseisimzam, maaş artışı

    Aynı işi yapmaya devam ederken aldığınız ücrette yapılan artış.

  • annual leaveisimyıllık izin, ücretli izin

    Tatil ya da dinlenme için her yıl kullanmanıza izin verilen ücretli izin günlerinin sayısı.

  • competitive salaryifaderekabetçi maaş, piyasa koşullarına uygun maaş

    İş ilanlarında kesin rakam vermeden, maaşın diğer işverenlerin aynı iş için sunduklarına benzer ya da daha iyi olduğunu belirtmek için kullanılan ifade.

  • salary rangeisimmaaş aralığı, ücret bandı

    İşverenin belirli bir iş için ödemeye hazır olduğu en düşük ve en yüksek tutar; örneğin yıllık 40.000 ile 48.000 sterlin arası.

  • perkisimek imkan, ayrıcalık

    İşinizden ücrete ek olarak elde ettiğiniz ayrıcalık; ücretsiz öğle yemeği, spor salonu üyeliği ya da şirket telefonu gibi.

  • compensation packageisimücret paketi, maaş ve yan haklar paketi

    İşverenin çalışmanız karşılığında sağladığı her şeyin toplamı: maaş, prim, hisse, emeklilik planı, sigorta ve diğer yan haklar.

İş Teklifi ve Sözleşme

  • job offerisimiş teklifi

    Bir işverenin size işi resmi olarak önermesi; genellikle maaş, işe başlama tarihi ve temel koşullar da belirtilir.

  • notice periodisimihbar süresi, bildirim süresi

    İşten ayrılacağınızı işverene bildirdikten ya da işveren iş ilişkisini sonlandıracağını size bildirdikten sonra çalışmaya devam etmeniz gereken süre.

  • start dateisimişe başlama tarihi, başlangıç tarihi

    Yeni işinizde çalışmaya başlayacağınız, sizinle işveren arasında kararlaştırılan gün.

  • employment contractisimiş sözleşmesi, hizmet sözleşmesi

    İşveren ile çalışan arasında yapılan; görevi, ücreti, çalışma saatlerini, izinleri ve diğer çalışma koşullarını belirleyen hukuki anlaşma.

  • probation periodisimdeneme süresi

    Yeni bir işin ilk haftaları ya da ayları; işveren bu süreçte uygun olup olmadığınızı değerlendirir ve taraflar genellikle iş ilişkisini daha kolay sona erdirebilir.

  • turn downphrasal verb (öbek fiil)reddetmek, geri çevirmek

    Bir teklife ya da isteğe hayır demek; örneğin size teklif edilen bir işi kabul etmemeye karar verdiğinizde.

  • counterofferisimkarşı teklif

    Başka bir teklife cevap olarak yapılan yeni teklif; örneğin adayın daha yüksek maaş istemesi ya da mevcut işverenin sizi tutmak için daha fazla ücret önermesi.

  • background checkisimgeçmiş araştırması, geçmiş taraması

    İşverenin teklif öncesinde ya da sonrasında adayın kimliğini, eğitimini, iş geçmişini ve bazen adli sicil kaydını doğrulamak için yaptığı kontrol.

  • offer letterisimteklif mektubu, yazılı iş teklifi

    İşverenin iş teklifini resmi olarak teyit ettiği ve unvan, maaş, işe başlama tarihi ile temel koşulları belirttiği mektup ya da e-posta.

  • relocatefiiltaşınmak, başka bir şehre yerleşmek

    İş nedeniyle başka bir şehre ya da ülkeye taşınmak; ayrıca bir şirketin çalışanını ya da ofisini yeni bir yere taşıması.

Kariyer Gelişimi

  • career pathisimkariyer yolu, kariyer planı

    Bir kişinin çalışma hayatı boyunca geçtiği işler ve görevler dizisi ya da bir şirket içinde ilerlemek için planlanmış yol.

  • promotionisimterfi, yükselme

    Kurum içinde daha üst bir pozisyona ya da kademeye geçme; genellikle daha fazla sorumluluk ve daha yüksek maaş anlamına gelir.

  • professional developmentisimmesleki gelişim, profesyonel gelişim

    İşiniz için gereken beceri ve bilgilerinizi geliştirmenizi sağlayan öğrenme ve eğitim faaliyetleri; kurslar, sertifikalar, konferanslar ya da koçluk gibi.

  • career gapisimkariyer boşluğu, CV'deki boşluk

    Çalışmadığınız ve CV'nizde iki iş arasında boşluk olarak görünen dönem.

  • upskillfiilbecerilerini geliştirmek, yeni beceriler kazanmak

    Genellikle işinizdeki ya da sektörünüzdeki değişikliklere ayak uydurmak için yeni beceriler öğrenmek veya mevcut becerilerinizi geliştirmek.

  • mentorisimmentor, akıl hocası

    Daha az deneyimli birine kariyerinde gelişmesi için düzenli olarak tavsiye ve destek veren deneyimli kişi.

  • career changeisimkariyer değişikliği, meslek değiştirme

    Bir iş alanından ya da meslekten farklı bir alana geçiş; örneğin öğretmenlikten yazılım geliştirmeye geçmek.

  • foot in the doordeyimbir yere adım atmak, kapıdan içeri girmek

    Bir şirkete ya da sektöre, genellikle alt düzey bir pozisyonla da olsa ilk kez girme fırsatı; zamanla daha iyi işlere kapı açabilir.

LinkedIn ve Profesyonel Ağ

  • LinkedIn profileisimLinkedIn profili

    Profesyonel ağ sitesi LinkedIn'deki kişisel sayfanız; fotoğrafınızı, başlığınızı, deneyiminizi, becerilerinizi ve eğitim bilgilerinizi gösterir.

  • networkingisimprofesyonel ağ kurma, networking

    Kendi alanınızda çalışan kişilerle tanışıp iletişimi sürdürme; böylece bilgi paylaşılır ve fırsatlardan haberdar olunur.

  • connectionisimbağlantı, tanıdık

    Profesyonel ağınızda bağlantılı olduğunuz kişi; özellikle LinkedIn'de eklediğiniz kişi.

  • referralisimçalışan tavsiyesi, tavsiye

    Şirkette halihazırda çalışan birinin bir adayı bir pozisyon için önermesi.

  • endorsementisimbeceri onayı, onay

    LinkedIn'de bir bağlantınızın, profilinizde yer alan belirli bir beceriye sahip olduğunuzu tek tıklamayla onaylaması.

  • Open to Workifadeiş arıyor, yeni fırsatlara açık

    Yeni bir iş aradığınızı gösteren LinkedIn ayarı ve etiketi; bu bilgi yalnızca işe alım uzmanlarına ya da profil fotoğrafınıza eklenen yeşil çerçeveyle herkese açık olarak gösterilebilir.

  • elevator pitchisimasansör konuşması, kısa tanıtım konuşması

    Kim olduğunuzu ve neler sunduğunuzu anlatan, bir asansör yolculuğu kadar, yani yaklaşık 30-60 saniye süren kısa ve net tanıtım.

Mini test: bu terimleri biliyor musun?

Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.

İş Görüşmesi İngilizcesi nasıl öğrenilir?

  • Kendi alanınızdaki gerçek iş ilanlarını okuyun ve sürekli karşınıza çıkan manage, coordinate, proactive, detail-oriented gibi fiil ve sıfatların altını çizin.
  • Hedeflediğiniz pozisyonlarda çalışan kişilerin LinkedIn profillerini ve CV'lerini karşılaştırın; sorumluluklarını ve başarılarını nasıl anlattıklarına dikkat edin.
  • Standart mülakat sorularını bütün cümleler halinde öğrenin ve sesli tekrar edin; böylece görüşmede duyduğunuzda kalıplar size tanıdık gelir.
  • İngiliz ve Amerikan İngilizcesi arasındaki farkları bir listede toplayın (CV ve resume, pay rise ve raise, annual leave ve vacation); böylece başvurduğunuz şirketin üslubuna uyum sağlarsınız.
  • Kelimeleri tek başına değil, birlikte kullanıldıkları sözcüklerle öğrenin: apply for a position, negotiate a salary, accept ya da turn down an offer.

Sıkça sorulan sorular

CV ile resume arasındaki fark nedir?

İngiliz İngilizcesinde CV, iş başvurusunda gönderilen standart belgedir ve genellikle iki sayfa civarındadır. Amerikan İngilizcesinde aynı belgeye resume denir ve çoğu zaman tek sayfadır; ABD'de CV ise araştırmaları ve yayınları da içeren daha uzun, akademik bir özgeçmiş anlamına gelir.

'Apply for' mu denir, 'apply to' mu?

Bir iş, pozisyon ya da rol için 'apply for', bir şirkete ya da kuruma başvururken 'apply to' kullanılır. Örneğin: 'I applied for the marketing manager position, and I also applied to two agencies in London.'

Salary ile wage arasındaki fark nedir?

Salary, yıllık ya da aylık olarak belirlenmiş sabit ücrettir ve ofis işlerinde, profesyonel pozisyonlarda kullanılır. Wage ise genellikle saatlik, günlük ya da haftalık ödenir ve çalışılan saate göre değişir. İngiltere ve ABD'deki iş ilanlarında maaş genellikle yıllık ve brüt tutar olarak verilir.

'Zam', 'yan haklar' ve 'ihbar süresi' İngilizcede nasıl söylenir?

Maaş artışına İngiliz İngilizcesinde pay rise, Amerikan İngilizcesinde raise denir. Sağlık sigortası ya da emeklilik planı gibi ek haklar benefits, ücretsiz öğle yemeği gibi küçük ayrıcalıklar ise çoğunlukla perks olarak geçer. İstifa ettikten sonra çalışmaya devam ettiğiniz süreye notice period denir.

Mülakatta 'Tell me about yourself' denince ne kastediliyor?

Bu ifade, hayat hikayenizi değil, kısa bir profesyonel özetinizi duymak için kullanılır. Görüşmeciler genellikle bir iki dakika içinde şu anki işinizden, en ilgili deneyiminizden ve bu pozisyonla neden ilgilendiğinizden bahsetmenizi bekler.

Seviyene uygun okumayla pekiştir

Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar: