İş arayanlar için İngilizce

İş Görüşmesi İngilizcesi: 203 Temel Terim ve Anlamları

İngilizce iş ararken iş ilanlarındaki ifadelerden mülakatta duyacağınız sorulara, teklif mektubundaki koşullara kadar kendine özgü bir kelime dağarcığıyla karşılaşırsınız. Bu terimler, ilanları doğru okumanıza, net bir CV ve ön yazı hazırlamanıza ve ilk başvurudan maaş görüşmesine, yeni sözleşmeye kadar her adımı takip etmenize yardımcı olur.

  • 203 terim
  • 10 konu
  • 61 temel terim
  • 407 örnek cümle

Mülakat Soruları ve Cevapları

  • why do you want to work hereifadeNeden burada çalışmak istiyorsunuz?, Neden bizimle çalışmak istiyorsunuz?

    Adayın şirketi ne kadar tanıdığını ve başvuru nedenlerinin samimi olup olmadığını anlamak için sorulan standart mülakat sorusu.

  • where do you see yourself in five yearsifadeBeş yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz?

    Adayın uzun vadeli kariyer hedeflerini ve bu hedeflerin pozisyon ve şirketle uyumlu olup olmadığını anlamaya yönelik yaygın mülakat sorusu.

  • behavioral questionisimdavranışsal soru, davranışa dayalı mülakat sorusu

    Geçmişte yaşadığınız gerçek bir durumu nasıl ele aldığınızı anlatmanızı isteyen mülakat sorusu; genellikle 'Tell me about a time when...' kalıbıyla başlar.

  • STAR methodisimSTAR yöntemi, STAR tekniği

    Davranışsal sorulara dört bölümde cevap verme yöntemi: Situation (durum), Task (görev), Action (eylem) ve Result (sonuç). Böylece anlatılan örnek açık ve eksiksiz olur.

  • do you have any questions for usifadeBize sormak istediğiniz bir şey var mı?, Sizin bir sorunuz var mı?

    Genellikle mülakatın sonunda sorulan ve adaya iş, ekip ya da şirket hakkında soru sorma fırsatı veren soru.

  • situational questionisimvarsayımsal durum sorusu

    Adayın hayali bir iş durumunda ne yapacağını soran mülakat sorusu.

Beceriler, Güçlü ve Zayıf Yönler

  • skillisimbeceri, yetenek

    Bir şeyi iyi yapabilme yeteneği; genellikle öğrenme ve pratikle kazanılır. Rapor yazmak, kod yazmak ya da bütçe yönetmek gibi.

  • strengthisimgüçlü yön, güçlü taraf

    Özellikle iyi olduğunuz ve işinizi iyi yapmanıza katkı sağlayan nitelik ya da yetenek.

  • weaknessisimzayıf yön, zayıf taraf

    Henüz pek iyi olmadığınız bir özellik ya da beceri; geliştirmeniz gereken alan.

  • soft skillsisimsosyal beceriler, kişisel beceriler

    Başkalarıyla iyi çalışmanızı sağlayan kişisel ve sosyal yetenekler; iletişim, ekip çalışması, zaman yönetimi ve problem çözme gibi.

  • hard skillsisimteknik beceriler, mesleki beceriler

    Öğretilebilen ve ölçülebilen ya da test edilebilen belirli yetenekler; Excel kullanmak, Almanca konuşmak, Python ile kod yazmak ya da bir makine kullanmak gibi.

  • transferable skillsisimaktarılabilir beceriler, farklı işlerde kullanılabilen beceriler

    Bir işte, eğitimde ya da etkinlikte edindiğiniz ve farklı bir iş veya sektörde de işe yarayan beceriler.

  • team playerisimtakım oyuncusu, ekip çalışmasına yatkın kişi

    Başkalarıyla uyum içinde çalışan, bilgi paylaşan ve grubun başarısını kendi başarısının önünde tutan kişi.

  • track recordisimbaşarı geçmişi, kanıtlanmış başarılar

    Gelecekte başarılı olup olamayacağınıza dair fikir veren geçmiş performansınız ve sonuçlarınız.

  • proactivesıfatproaktif, inisiyatif alan

    Birinin ne yapmanızı söylemesini beklemeden, sorunları çözmek ya da fırsat yaratmak için önceden harekete geçen.

  • detail-orientedsıfatdetaycı, ayrıntılara dikkat eden

    İşinin doğru ve hatasız olması için küçük ayrıntıları fark eden ve kontrol eden.

  • commercial awarenessisimticari farkındalık

    Bir kuruluşun piyasasında nasıl faaliyet gösterdiğini ve kaynaklarını nasıl kazandığını veya kullandığını anlama.

  • learning agilityisimöğrenme çevikliği

    Deneyimden öğrenme ve öğrenileni alışılmadık durumlarda kullanabilme becerisi.

  • resourcefulnessisimçözüm üretme becerisi

    Eldeki bilgi ve imkânları kullanarak pratik çözüm yolları bulma becerisi.

  • adaptabilityisimuyum sağlama becerisi

    Görevler, koşullar veya öncelikler değiştiğinde etkili biçimde uyum sağlayabilme becerisi.

  • cultural fitisimkurum kültürüne uyum

    Adayın çalışma yaklaşımıyla kuruluşun iş yapma kültürü arasındaki uyumluluk.

  • culture addisimkurum kültürüne farklı katkı

    Adayın bir kuruluşun kültürüne getirebileceği farklı bakış açıları veya yaklaşımlar.

Maaş ve Yan Haklar

  • salaryisimmaaş, ücret

    İşverenin çalışmanız karşılığında ödediği sabit para; genellikle yıllık tutar olarak kararlaştırılır ve her ay ödenir.

  • benefitsisimyan haklar, sosyal haklar

    İşverenin maaşa ek olarak sağladığı imkanlar; örneğin sağlık sigortası, emeklilik planı, ek izin günleri ya da yemek kartı.

  • salary expectationsisimmaaş beklentisi, ücret beklentisi

    Yeni bir işte almayı umduğunuz ücret; işverenler bunu genellikle başvuru formunda ya da mülakatta sorar.

  • negotiatefiilpazarlık etmek, müzakere etmek

    Bir konuda anlaşmaya varmak amacıyla karşı tarafla resmi olarak görüşmek; örneğin maaş, işe başlama tarihi ya da çalışma saatleri hakkında.

  • base salaryisimsabit maaş, temel maaş

    Prim, komisyon, fazla mesai ya da yan haklar eklenmeden önceki sabit ücret.

  • bonusisimprim, ikramiye

    Normal ücretinize eklenen ek ödeme; genellikle iyi performans, şirketin iyi sonuçları ya da yılın belirli bir dönemi nedeniyle verilir.

  • pay riseisimzam, maaş artışı

    Aynı işi yapmaya devam ederken aldığınız ücrette yapılan artış.

  • annual leaveisimyıllık izin, ücretli izin

    Tatil ya da dinlenme için her yıl kullanmanıza izin verilen ücretli izin günlerinin sayısı.

  • competitive salaryifaderekabetçi maaş, piyasa koşullarına uygun maaş

    İş ilanlarında kesin rakam vermeden, maaşın diğer işverenlerin aynı iş için sunduklarına benzer ya da daha iyi olduğunu belirtmek için kullanılan ifade.

  • salary rangeisimmaaş aralığı, ücret bandı

    İşverenin belirli bir iş için ödemeye hazır olduğu en düşük ve en yüksek tutar; örneğin yıllık 40.000 ile 48.000 sterlin arası.

  • perkisimek imkan, ayrıcalık

    İşinizden ücrete ek olarak elde ettiğiniz ayrıcalık; ücretsiz öğle yemeği, spor salonu üyeliği ya da şirket telefonu gibi.

  • compensation packageisimücret paketi, maaş ve yan haklar paketi

    İşverenin çalışmanız karşılığında sağladığı her şeyin toplamı: maaş, prim, hisse, emeklilik planı, sigorta ve diğer yan haklar.

  • salary historyisimgeçmiş ücret bilgileri

    Bir kişinin önceki işlerinde aldığı ücretleri gösteren kayıt veya bilgi.

  • total cash compensationisimtoplam nakit ücret

    Nakit olmayan haklar hariç, maaş ve nakit teşviklerden oluşan toplam parasal ücret.

  • discretionary bonusisimişverenin takdirine bağlı prim

    Verilip verilmeyeceğine veya miktarına önceden kesin olarak bağlanmadan işverenin takdiriyle karar verilen ek ödeme.

  • deferred compensationisimertelenmiş ücret

    Bir dönemde kazanılıp daha sonraki bir tarihte alınması kararlaştırılan ücret.

  • on-call allowanceisimçağrıya hazır bulunma ödeneği

    Planlı görev saatleri dışında iş çağrısına yanıt vermeye hazır olma karşılığındaki ek ücret.

  • shift allowanceisimvardiya ödeneği

    Gece veya dönüşümlü çalışma gibi belirli vardiyalarda çalışmak için verilen ek ücret.

  • benefits enrollmentisimyan hak planlarına kayıt

    İşverenin sağladığı yan hak planlarını seçme veya bu planlara kaydolma süreci.

İş Teklifi ve Sözleşme

  • job offerisimiş teklifi

    Bir işverenin size işi resmi olarak önermesi; genellikle maaş, işe başlama tarihi ve temel koşullar da belirtilir.

  • notice periodisimihbar süresi, bildirim süresi

    İşten ayrılacağınızı işverene bildirdikten ya da işveren iş ilişkisini sonlandıracağını size bildirdikten sonra çalışmaya devam etmeniz gereken süre.

  • start dateisimişe başlama tarihi, başlangıç tarihi

    Yeni işinizde çalışmaya başlayacağınız, sizinle işveren arasında kararlaştırılan gün.

  • employment contractisimiş sözleşmesi, hizmet sözleşmesi

    İşveren ile çalışan arasında yapılan; görevi, ücreti, çalışma saatlerini, izinleri ve diğer çalışma koşullarını belirleyen hukuki anlaşma.

  • probation periodisimdeneme süresi

    Yeni bir işin ilk haftaları ya da ayları; işveren bu süreçte uygun olup olmadığınızı değerlendirir ve taraflar genellikle iş ilişkisini daha kolay sona erdirebilir.

  • turn downphrasal verb (öbek fiil)reddetmek, geri çevirmek

    Bir teklife ya da isteğe hayır demek; örneğin size teklif edilen bir işi kabul etmemeye karar verdiğinizde.

  • counterofferisimkarşı teklif

    Başka bir teklife cevap olarak yapılan yeni teklif; örneğin adayın daha yüksek maaş istemesi ya da mevcut işverenin sizi tutmak için daha fazla ücret önermesi.

  • background checkisimgeçmiş araştırması, geçmiş taraması

    İşverenin teklif öncesinde ya da sonrasında adayın kimliğini, eğitimini, iş geçmişini ve bazen adli sicil kaydını doğrulamak için yaptığı kontrol.

  • offer letterisimteklif mektubu, yazılı iş teklifi

    İşverenin iş teklifini resmi olarak teyit ettiği ve unvan, maaş, işe başlama tarihi ile temel koşulları belirttiği mektup ya da e-posta.

  • relocatefiiltaşınmak, başka bir şehre yerleşmek

    İş nedeniyle başka bir şehre ya da ülkeye taşınmak; ayrıca bir şirketin çalışanını ya da ofisini yeni bir yere taşıması.

  • exploding offerisimçok kısa sürede kabul gerektiren teklif

    Adayı baskı altında bırakan, kabul için çok kısa süre tanıyan iş teklifi.

  • competing offerisimaynı anda değerlendirilen başka iş teklifi

    Bir adayın aynı dönemde değerlendirdiği başka bir iş teklifi.

  • renege on an offerifadekabul edilmiş iş teklifinden vazgeçmek

    Bir iş teklifini önceden kabul ettikten sonra bu kabulden geri dönmek.

  • rescinded offerisimişverence geri çekilmiş teklif

    İşveren tarafından geri çekilen iş teklifi.

  • annualised hoursisimyıllık toplam saate göre çalışma

    Her hafta aynı saat yerine bir yıl için toplam çalışma saati belirleyen düzen.

  • zero-hours contractisimasgari saat garantisi olmayan sözleşme

    Asgari çalışma saati sayısını garanti etmeyen çalışma sözleşmesi.

  • return offerisimyeniden katılma teklifi

    Staj veya önceki çalışma döneminin ardından aynı işverene geri gelmek için yapılan teklif.

Kariyer Gelişimi

  • career pathisimkariyer yolu, kariyer planı

    Bir kişinin çalışma hayatı boyunca geçtiği işler ve görevler dizisi ya da bir şirket içinde ilerlemek için planlanmış yol.

  • promotionisimterfi, yükselme

    Kurum içinde daha üst bir pozisyona ya da kademeye geçme; genellikle daha fazla sorumluluk ve daha yüksek maaş anlamına gelir.

  • professional developmentisimmesleki gelişim, profesyonel gelişim

    İşiniz için gereken beceri ve bilgilerinizi geliştirmenizi sağlayan öğrenme ve eğitim faaliyetleri; kurslar, sertifikalar, konferanslar ya da koçluk gibi.

  • career gapisimkariyer boşluğu, CV'deki boşluk

    Çalışmadığınız ve CV'nizde iki iş arasında boşluk olarak görünen dönem.

  • upskillfiilbecerilerini geliştirmek, yeni beceriler kazanmak

    Genellikle işinizdeki ya da sektörünüzdeki değişikliklere ayak uydurmak için yeni beceriler öğrenmek veya mevcut becerilerinizi geliştirmek.

  • mentorisimmentor, akıl hocası

    Daha az deneyimli birine kariyerinde gelişmesi için düzenli olarak tavsiye ve destek veren deneyimli kişi.

  • career changeisimkariyer değişikliği, meslek değiştirme

    Bir iş alanından ya da meslekten farklı bir alana geçiş; örneğin öğretmenlikten yazılım geliştirmeye geçmek.

  • foot in the doordeyimbir yere adım atmak, kapıdan içeri girmek

    Bir şirkete ya da sektöre, genellikle alt düzey bir pozisyonla da olsa ilk kez girme fırsatı; zamanla daha iyi işlere kapı açabilir.

  • returnshipisimkariyere dönüş programı

    Uzun bir kariyer arasından sonra deneyimli kişilerin işe dönmesini destekleyen yapılandırılmış program.

  • apprenticeshipisimçıraklık eğitimi

    Bir mesleği öğrenmek için uygulamalı çalışmayı yapılandırılmış eğitimle birleştiren program.

  • individual contributorisimekip yönetmeyen uzman çalışan

    Görevi personel yönetmekten çok kendi uzmanlık çalışmasına odaklanan çalışan.

  • lateral moveisimyatay kariyer geçişi

    Kurumda benzer düzeyde bulunan farklı bir göreve geçiş.

  • portfolio careerisimbirden fazla işten oluşan kariyer

    Tek ana iş yerine birkaç görev, proje veya gelir kaynağını birleştiren çalışma hayatı.

  • career latticeisimçok yönlü kariyer modeli

    Görevler arasında yatay hareketi de yukarı ilerleme kadar kapsayan kariyer gelişim modeli.

  • job craftingisimişi kişiye uygun biçimde şekillendirme

    Çalışanın işini kendine daha uygun veya anlamlı kılmak için bazı yönlerini bilinçli olarak uyarlaması.

  • phased retirementisimkademeli emekliliğe geçiş

    Tam emeklilikten önce çalışma yükümlülüğünün aşamalı olarak azaltılması.

  • skills auditisimbeceri envanteri değerlendirmesi

    Mevcut becerileri ve eksikleri hedeflenen işe veya gelişime göre sistemli biçimde inceleme.

  • career counsellingisimkariyer danışmanlığı

    İş seçeneklerini araştırmaya ve kariyer kararları vermeye yardımcı olan profesyonel rehberlik.

  • redeploymentisimkurum içinde başka göreve yerleştirme

    Mevcut bir çalışanın aynı kuruluş içindeki başka bir göreve geçirilmesi.

  • internal mobilityisimkurum içi kariyer hareketliliği

    Çalışanların bir kuruluş içindeki görevler veya fırsatlar arasında hareket etmesi.

  • stretch assignmentisimgelişim için zorlayıcı görev

    Kişinin mevcut rutin deneyiminin ötesindeki becerileri kullanmasını gerektiren gelişim görevi.

  • management trackisimyöneticilik kariyer yolu

    İnsan yönetimi sorumluluğuna ilerlemeye odaklanan kariyer yolu.

  • dual career ladderisimçift kariyer basamağı sistemi

    Uzmanlar ve insan yöneten çalışanlar için paralel ilerleme yolları sunan sistem.

  • boomerang employeeisimeski işverenine dönen çalışan

    Daha önce ayrıldığı işverenin yanında yeniden çalışmaya başlayan kişi.

  • job hoppingisimsık iş değiştirme

    Bir dönem boyunca işverenler arasında sık geçiş yapma.

  • fractional executiveisimkısmi zamanlı üst düzey yönetici

    Tam zamanlı çalışmanın belirli bir kısmı kadar sürekli üst düzey yöneticilik hizmeti veren kişi.

  • interim managementisimgeçici yöneticilik

    Yönetim boşluğunu veya belirli bir değişim dönemini kapsayan geçici liderlik çalışması.

  • bridge jobisimgeçiş dönemi işi

    Kariyer aşamaları arasında veya tam emeklilikten önce ara adım olarak yapılan iş.

  • encore careerisimileri yaşta anlam odaklı ikinci kariyer

    İleri yaşlarda genellikle ücretli işi güçlü bir toplumsal amaçla birleştiren yeni kariyer dönemi.

  • recognition of prior learningisimönceki öğrenmenin tanınması

    Daha önce kazanılmış bilginin bir yeterlilik veya program kapsamında sayılması için resmen değerlendirilmesi.

  • brag documentisimbaşarı ve katkı kayıt dosyası

    İş başarılarının, katkıların ve olumlu geri bildirimlerin düzenli tutulduğu gayriresmî kayıt.

  • skills matrixisimbeceri matrisi

    Kişileri veya görevleri becerilerle ve yeterlilik düzeyleriyle eşleştiren tablo.

  • competency frameworkisimyetkinlik çerçevesi

    Farklı görev veya düzeylerde beklenen becerileri ve davranışları yapılandırılmış biçimde tanımlayan sistem.

  • career anchorisimkariyer çapası

    Kariyer seçimlerine yön veren, kişinin benimsediği değerlerin, güdülerin ve algıladığı becerilerin birleşimi.

LinkedIn ve Profesyonel Ağ

  • LinkedIn profileisimLinkedIn profili

    Profesyonel ağ sitesi LinkedIn'deki kişisel sayfanız; fotoğrafınızı, başlığınızı, deneyiminizi, becerilerinizi ve eğitim bilgilerinizi gösterir.

  • networkingisimprofesyonel ağ kurma, networking

    Kendi alanınızda çalışan kişilerle tanışıp iletişimi sürdürme; böylece bilgi paylaşılır ve fırsatlardan haberdar olunur.

  • connectionisimbağlantı, tanıdık

    Profesyonel ağınızda bağlantılı olduğunuz kişi; özellikle LinkedIn'de eklediğiniz kişi.

  • referralisimçalışan tavsiyesi, tavsiye

    Şirkette halihazırda çalışan birinin bir adayı bir pozisyon için önermesi.

  • endorsementisimbeceri onayı, onay

    LinkedIn'de bir bağlantınızın, profilinizde yer alan belirli bir beceriye sahip olduğunuzu tek tıklamayla onaylaması.

  • Open to Workifadeiş arıyor, yeni fırsatlara açık

    Yeni bir iş aradığınızı gösteren LinkedIn ayarı ve etiketi; bu bilgi yalnızca işe alım uzmanlarına ya da profil fotoğrafınıza eklenen yeşil çerçeveyle herkese açık olarak gösterilebilir.

  • elevator pitchisimasansör konuşması, kısa tanıtım konuşması

    Kim olduğunuzu ve neler sunduğunuzu anlatan, bir asansör yolculuğu kadar, yani yaklaşık 30-60 saniye süren kısa ve net tanıtım.

  • informational interviewisimmeslek hakkında bilgi görüşmesi

    Belirli bir işe seçilmek için değil, bir mesleği tanımak için bir uzmanla yapılan görüşme.

Mini test: bu terimleri biliyor musun?

Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.

İş Görüşmesi İngilizcesi nasıl öğrenilir?

  • Kendi alanınızdaki gerçek iş ilanlarını okuyun ve sürekli karşınıza çıkan manage, coordinate, proactive, detail-oriented gibi fiil ve sıfatların altını çizin.
  • Hedeflediğiniz pozisyonlarda çalışan kişilerin LinkedIn profillerini ve CV'lerini karşılaştırın; sorumluluklarını ve başarılarını nasıl anlattıklarına dikkat edin.
  • Standart mülakat sorularını bütün cümleler halinde öğrenin ve sesli tekrar edin; böylece görüşmede duyduğunuzda kalıplar size tanıdık gelir.
  • İngiliz ve Amerikan İngilizcesi arasındaki farkları bir listede toplayın (CV ve resume, pay rise ve raise, annual leave ve vacation); böylece başvurduğunuz şirketin üslubuna uyum sağlarsınız.
  • Kelimeleri tek başına değil, birlikte kullanıldıkları sözcüklerle öğrenin: apply for a position, negotiate a salary, accept ya da turn down an offer.

Sıkça sorulan sorular

CV ile resume arasındaki fark nedir?

İngiliz İngilizcesinde CV, iş başvurusunda gönderilen standart belgedir ve genellikle iki sayfa civarındadır. Amerikan İngilizcesinde aynı belgeye resume denir ve çoğu zaman tek sayfadır; ABD'de CV ise araştırmaları ve yayınları da içeren daha uzun, akademik bir özgeçmiş anlamına gelir.

'Apply for' mu denir, 'apply to' mu?

Bir iş, pozisyon ya da rol için 'apply for', bir şirkete ya da kuruma başvururken 'apply to' kullanılır. Örneğin: 'I applied for the marketing manager position, and I also applied to two agencies in London.'

Salary ile wage arasındaki fark nedir?

Salary, yıllık ya da aylık olarak belirlenmiş sabit ücrettir ve ofis işlerinde, profesyonel pozisyonlarda kullanılır. Wage ise genellikle saatlik, günlük ya da haftalık ödenir ve çalışılan saate göre değişir. İngiltere ve ABD'deki iş ilanlarında maaş genellikle yıllık ve brüt tutar olarak verilir.

'Zam', 'yan haklar' ve 'ihbar süresi' İngilizcede nasıl söylenir?

Maaş artışına İngiliz İngilizcesinde pay rise, Amerikan İngilizcesinde raise denir. Sağlık sigortası ya da emeklilik planı gibi ek haklar benefits, ücretsiz öğle yemeği gibi küçük ayrıcalıklar ise çoğunlukla perks olarak geçer. İstifa ettikten sonra çalışmaya devam ettiğiniz süreye notice period denir.

Mülakatta 'Tell me about yourself' denince ne kastediliyor?

Bu ifade, hayat hikayenizi değil, kısa bir profesyonel özetinizi duymak için kullanılır. Görüşmeciler genellikle bir iki dakika içinde şu anki işinizden, en ilgili deneyiminizden ve bu pozisyonla neden ilgilendiğinizden bahsetmenizi bekler.

Seviyene uygun okumayla pekiştir

Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar: