Sporcular, antrenörler ve fitness eğitmenleri için İngilizce

Spor İngilizcesi: 290 Temel Terim ve Anlamları

Sporcular, antrenörler ve fitness eğitmenleri giderek daha fazla İngilizce çalışıyor: uluslararası müsabakalarda, salondaki yabancı danışanlarla, antrenman uygulamalarında ve spor bilimi araştırmalarında. Bu sözlük antrenman ve ekipman, hareketler ve kaslar, sakatlık ve toparlanma, müsabaka ve skor, antrenörlük, spor bilimi ve beslenme için gereken kelimeleri bir araya getiriyor ve her birini gerçek antrenmanlardan ve maçlardan örneklerle açıklıyor.

  • 290 terim
  • 10 konu
  • 99 temel terim
  • 589 örnek cümle

Spor Dalları

  • boxingisimboks

    Rakiplerin belirlenmiş kurallar çerçevesinde eldivenli yumruklar kullandığı dövüş sporu.

  • wrestlingisimgüreş

    Rakibi kavrama, kontrol etme ve yere indirme üzerine kurulu dövüş sporu.

  • judoisimjudo

    Atışlar, tutuşlar ve diğer kavrama tekniklerini kullanan dövüş sanatı ve müsabaka sporu.

  • karateisimkarate

    Yumruk, tekme ve blok gibi tekniklerin form çalışmaları ve eşli çalışmalarla uygulandığı dövüş sanatı.

  • taekwondoisimtekvando

    Özellikle tekme teknikleriyle tanınan, Kore kökenli dövüş sanatı ve müsabaka sporu.

  • yogaisimyoga

    Vücut duruşları, nefes ve dikkati birleştiren; daha geniş geleneklerin yanında fitness ortamlarında da uygulanan çalışma.

  • PilatesisimPilates, pilates egzersizi

    Minder üzerinde veya özel ekipmanla yapılan, kontrollü hareketler, nefes ve gövde dengesi kullanan egzersiz yöntemi.

  • gymnasticsisimjimnastik

    Yerde veya aletlerde yapılan kontrollü dengeler, sıçramalar, dönüşler ve diğer hareketleri içeren spor.

  • swimmingisimyüzme

    Spor veya egzersiz amacıyla kolları, bacakları ve vücudu kullanarak suda ilerleme.

  • cyclingisimbisiklet sporu, bisiklete binme

    Yol, pist ve arazi etkinlikleri dahil olmak üzere egzersiz veya spor amacıyla bisiklete binme.

  • runningisimkoşu, koşma

    Normalde iki ayağın da kısa süreliğine yerden kesildiği, tekrarlı adımlarla yaya ilerleme.

  • rock climbingisimkaya tırmanışı

    El ve ayak tutamaklarını kullanarak doğal kayalara veya özel yapılmış duvarlara tırmanılan spor.

  • rowingisimkürek sporu, kürek çekme

    Kürekler kullanarak bir tekneyi su üzerinde ilerletmeye dayanan spor.

  • sailingisimyelken sporu, yelken yapma

    Bir teknenin esas olarak rüzgârın yelkenlerine etkisiyle ilerlediği spor veya etkinlik.

  • surfingisimsörf, dalga sörfü

    Bir kişinin tahta üzerinde kırılan bir dalga boyunca ilerlediği su sporu.

  • skiingisimkayak, kar kayağı

    Ayağa takılan uzun ve dar tahtalarla kar üzerinde spor veya eğlence amacıyla hareket etme.

  • ice skatingisimbuz pateni

    Dar metal bıçakları bulunan botlarla buz üzerinde ilerleme.

  • archeryisimokçuluk

    Yarışmacıların bir hedefe yay kullanarak ok attığı spor.

  • fencingisimeskrim

    Rakiplerin özel kılıçlarla kontrollü temaslar yaparak sayı kazandığı dövüş sporu.

  • golfisimgolf

    Oyuncuların sopalarla topu bir dizi çukura mümkün olduğunca az vuruşla sokmaya çalıştığı spor.

  • cricketisimkriket

    Vurucular koşu puanı kazanmaya çalışırken rakibin top atıp saha savunmasıyla onları oyun dışı bırakmaya çalıştığı takım sporu.

  • rugbyisimragbi

    Oyuncuların oval topu taşıyarak, paslayarak veya tekmeleyerek sayı aradığı; kurallı fiziksel müdahaleye izin veren takım sporları ailesi.

  • baseballisimbeyzbol

    Vurucuların üslere ulaşıp çevrelerinde koşarak sayı kazanmaya çalıştığı sopa ve top kullanılan takım sporu.

  • softballisimsoftbol

    Beyzbolla ilişkili; genellikle daha büyük topla, daha küçük sahada ve alttan top atışıyla oynanan sopa ve top sporu.

  • ice hockeyisimbuz hokeyi

    Patencilerin sopalarla diski rakip kaleye göndermeye çalıştığı, buz üzerinde oynanan takım sporu.

  • field hockeyisimçim hokeyi

    Oyuncuların kavisli sopalarla bir topu rakip kaleye götürdüğü, saha üzerinde oynanan takım sporu.

Antrenörlük ve Takım

  • coachisimantrenör, koç

    Sporcuları ya da bir takımı çalıştıran, antrenmanları planlayan, teknik ve taktik öğreten ve çoğu zaman müsabaka sırasında kararlar veren kişi.

  • personal trainerisimkişisel antrenör, PT

    Bireysel danışanları için egzersiz programı hazırlayan ve seanslarını birebir yöneten fitness profesyoneli.

  • athleteisimsporcu, atlet

    Spor için antrenman yapan ve özellikle müsabaka düzeyinde spora katılan kişi; İngiliz İngilizcesinde atletizm sporcusu anlamına da gelebilir.

  • teammateisimtakım arkadaşı

    Seninle aynı takımda oynayan ya da yarışan, antrenmanları, maçları ve takımın sonuçlarını paylaştığın kişi.

  • substituteisimyedek oyuncu, yedek

    Maça yedek kulübesinde başlayan ve oyun sırasında bir takım arkadaşının yerine oyuna girebilen oyuncu.

  • drillisimalıştırma, çalışma

    Pas, ayak çalışması ya da duran top organizasyonu gibi belirli bir beceriyi veya hareketi geliştirmek için tekrar tekrar yapılan kısa alıştırma.

  • tacticsisimtaktik

    Bir takımın ya da oyuncunun maç sırasında rakibi yenmek için kullandığı planlar ve yöntemler; hücum, savunma ya da alanı kullanma biçimi gibi.

  • game planisimoyun planı, maç planı

    Bir antrenörün ya da takımın belirli bir maç için hazırladığı, nasıl oynanacağını ve rakibin güçlü yönlerine karşı ne yapılacağını içeren strateji.

  • captainisimkaptan

    Takımı sahada yönetmek için seçilen, çoğu zaman hakemle konuşan, yazı-tura atışına katılan ve takım arkadaşlarını motive eden oyuncu.

  • pep talkisimmoral konuşması, motivasyon konuşması

    Özellikle maçtan önce ya da maç sırasında insanları daha özgüvenli ve motive hissettirmek için yapılan kısa, cesaret verici konuşma.

  • training partnerisimantrenman partneri

    Beceriyi, çabayı, güvenliği ya da düzenliliği artırmak için düzenli olarak birlikte antrenman yapılan kişi.

  • assistant coachisimyardımcı antrenör

    Başantrenöre; antrenman, analiz, planlama ve oyuncularla iletişim konularında destek veren antrenördür.

  • starting lineupisimbaşlangıç kadrosu

    Bir takımda oyuncu değişikliklerinden önce maça başlamak üzere seçilen oyuncu grubudur.

  • scrimmageisimhazırlık maçı, antrenman maçı

    Oyuncuların taktik ve becerileri maç benzeri koşullarda uygulaması için antrenmanda yapılan kontrollü hazırlık karşılaşmasıdır.

  • chalk talkisimtahta başı taktik konuşması

    Antrenörün, genellikle bir tahta üzerinde yerleşimleri ve planlanan oyunları göstererek yaptığı taktik veya strateji anlatımıdır.

  • footworkisimayak çalışması, ayak hareketleri

    Oyuncunun dengede kalmak, konum değiştirmek ve becerileri uygulamak için ayaklarını hareket ettirme ve yerleştirme biçimi.

  • scoutingisimoyuncu ve rakip gözlemi, scouting

    Oyuncuların veya rakiplerin becerilerini, alışkanlıklarını ya da bir takıma uygunluğunu değerlendirmek için gözlemlenmesi.

  • small-sided gameisimdar alan oyunu, az oyunculu oyun

    Bir sporun standart biçiminden daha az oyuncuyla yapılan antrenman oyunu veya karşılaşma.

  • home advantageisimev sahibi avantajı, saha avantajı

    Bir takımın veya sporcunun tanıdığı ev sahibi sahada yarışmaktan elde edebileceği olası fayda.

  • sportsmanshipisimsportmenlik, adil oyun anlayışı

    Sporda rakiplere, görevlilere ve takım arkadaşlarına adil ve saygılı davranma.

  • training campisimantrenman kampı, hazırlık kampı

    Sporcuların yoğun antrenman ve hazırlık için bir yerde toplandığı dönem.

Spor Bilimi ve Performans

  • enduranceisimdayanıklılık, dayanıklılık kapasitesi

    Fiziksel bir eforu yorulmadan uzun süre sürdürebilme yeteneği; koşu, bisiklet, yüzme ve kürek gibi dallarda özellikle önemlidir.

  • heart rateisimnabız, kalp atım hızı

    Kalbin dakikadaki atım sayısı (bpm); egzersiz sırasında ve dinlenirken vücudun ne kadar zorlandığını ölçmek için kullanılır.

  • VO2 maxkısaltmamaksimal oksijen tüketimi, VO2 maks

    Vücudun yoğun egzersiz sırasında alıp kullanabildiği en yüksek oksijen miktarı; aerobik kondisyonun önemli bir göstergesi.

  • aerobicsıfataerobik, oksijenli

    Oksijen kullanılarak gerçekleşen egzersizi ya da enerji üretimini tanımlar; genellikle hafif koşu veya bisiklet gibi uzun süre sürdürülebilen tempolu aktiviteler.

  • anaerobicsıfatanaerobik, oksijensiz

    Vücudun enerjiyi ağırlıklı olarak oksijen kullanmadan ürettiği kısa ve çok yoğun egzersizi tanımlar; sprint ya da ağır kaldırışlar gibi.

  • body compositionisimvücut kompozisyonu, vücut bileşimi

    Vücudu oluşturan yağ, kas, kemik ve su oranları; çoğunlukla vücut yağ yüzdesi ve yağsız kütle olarak ifade edilir.

  • overtrainingisimaşırı antrenman, aşırı yüklenme

    Uzun bir süre boyunca vücudun toparlanabileceğinden fazla antrenman yapmak; performans düşüşüne, yorgunluğa, uyku sorunlarına ve sakatlığa yol açabilir.

  • taperfiilyük azaltmak, tapering yapmak

    Önemli bir yarıştan önceki günlerde ya da haftalarda sporcunun dinlenmiş ve en iyi performansında olması için antrenman hacmini azaltmak.

  • biomechanicsisimbiyomekanik

    Vücudun nasıl hareket ettiğini ve hareket sırasında kuvvetlerin kaslar, eklemler ve teknik üzerinde nasıl etkili olduğunu inceleyen alan.

  • energy systemisimenerji sistemi

    Hareket için enerji sağlayan bedensel süreçtir; kısa ve şiddetli ya da uzun süreli eforlarda farklı sistemler daha baskın çalışır.

  • lactate thresholdisimlaktat eşiği

    Kanda laktatın, vücudun uzaklaştırabileceğinden daha hızlı birikmeye başladığı egzersiz şiddeti düzeyidir.

  • heart rate zoneisimnabız bölgesi

    Egzersiz şiddetini tanımlamak ve dayanıklılık, toparlanma ya da hız antrenmanını yönlendirmek için kullanılan nabız aralığıdır.

  • resting heart rateisimdinlenik kalp atış hızı

    Vücut sakin, rahat ve egzersiz yapmıyorken bir dakikadaki kalp atışı sayısıdır.

  • RPEkısaltmaalgılanan efor derecesi

    Fiziksel eforun ne kadar zor hissedildiğini anlatmak için kişinin seçtiği sayı; algılanan efor değerlendirmesi.

  • running economyisimkoşu ekonomisi

    Bir koşucunun belirli ve sabit bir hızda kullandığı enerji veya oksijen miktarı.

  • stride lengthisimçift adım uzunluğu, stride uzunluğu

    Bir ayağın yere temasından aynı ayağın yeniden yere temasına kadar alınan mesafe.

  • ground contact timeisimyerle temas süresi

    Koşu adımında ayağın yerde kaldığı süre.

  • rate of force developmentisimkuvvet gelişim hızı

    Bir eforun başlangıcında kas kuvvetinin ne kadar hızlı arttığını gösteren ölçü.

  • hypertrophyisimkas büyümesi, hipertrofi

    Kas liflerinin boyutunun artmasıyla kasın büyümesi.

  • reaction timeisimtepki süresi, reaksiyon süresi

    Bir işaretin ortaya çıkmasıyla o işarete verilen tepkinin başlaması arasında geçen süre.

  • agilityisimçeviklik

    Olanlara tepki olarak yönü veya vücut konumunu hızlı ve kontrollü biçimde değiştirme becerisi.

  • detrainingisimantrenman kazanımlarının gerilemesi, detraining

    Egzersiz bırakıldığında veya önemli ölçüde azaltıldığında bazı antrenman uyumlarının kaybolması.

Sporcu Beslenmesi

  • proteinisimprotein

    Et, balık, yumurta, süt ürünleri ve baklagillerde bulunan, vücudun kas dahil dokuları oluşturmak ve onarmak için kullandığı besin öğesi.

  • hydrationisimsıvı alımı, hidrasyon

    Vücutta yeterli su bulunması; sporda terle kaybedilen sıvıyı yerine koymak için egzersiz öncesinde, sırasında ve sonrasında sıvı alınması.

  • carbohydrateisimkarbonhidrat

    Ekmek, pirinç, makarna, meyve ve patates gibi besinlerde bulunan ve yoğun egzersiz sırasında vücudun temel enerji kaynağı olan besin öğesi.

  • supplementisimtakviye, gıda takviyesi

    Normal beslenmeye ek olarak besin öğesi almak için kullanılan toz, tablet ya da içecek gibi ürün; örneğin protein, kreatin veya vitaminler.

  • creatineisimkreatin

    Kaslarda depolanan ve kısa, yoğun eforlar için enerji üretimine yardımcı olan doğal bileşik; aynı zamanda genellikle kreatin monohidrat şeklinde kullanılan popüler bir sporcu takviyesi.

  • calorie deficitisimkalori açığı

    Yiyecek ve içeceklerden alınan kalorinin vücudun harcadığı kaloriden az olduğu durum; zamanla kilo kaybına yol açar.

  • macrosisimmakrolar, makro besin öğeleri

    Macronutrients (makro besin öğeleri) kelimesinin kısaltması; vücudun büyük miktarda ihtiyaç duyduğu ve enerji sağlayan protein, karbonhidrat ve yağ.

  • pre-workoutisimantrenman öncesi takviye, pre-workout

    Antrenmandan önce enerji ve odaklanmayı artırmak için alınan, genellikle suyla karıştırılan toz halinde takviye; çoğunlukla kafein içerir.

  • electrolytesisimelektrolitler, mineraller

    Vücut sıvılarında elektrik yükü taşıyan ve kasların, sinirlerin çalışmasına yardımcı olan sodyum, potasyum ve magnezyum gibi mineraller; bir kısmı terle kaybedilir.

  • bulk upphrasal verb (öbek fiil)kütle kazanmak, bulk yapmak

    Genellikle harcadığından fazla kalori alıp ağır kuvvet antrenmanı yaparak bilerek kilo ve kas hacmi kazanmak.

  • pre-match mealisimmaç öncesi öğün

    Maçtan önce enerji sağlamak, mide rahatlığını korumak ve ne çok tok ne de çok aç hissetmemek için planlanan öğün.

  • post-workout mealisimantrenman sonrası öğün

    Egzersizden sonra enerji depolarını yenilemeye, toparlanmayı desteklemeye ve vücuda gerekli besinleri sağlamaya yardımcı olan öğündür.

  • meal timingisimöğün zamanlaması

    Öğünlerin veya ara öğünlerin, antrenman, toparlanma, uyku ya da günlük düzenle bağlantılı olarak ne zaman yenileceğinin planlanmasıdır.

  • protein intakeisimprotein alımı

    Bir kişinin bir öğünde, bir günde ya da antrenman döneminde yiyecek ve içeceklerden aldığı protein miktarıdır.

  • carb loadingisimkarbonhidrat yüklemesi

    Uzun bir dayanıklılık yarışı öncesinde, kaslardaki depolu enerjiyi artırmak için karbonhidrat alımını yükseltme uygulamasıdır.

  • energy availabilityisimenerji kullanılabilirliği

    Egzersizin enerji maliyeti çıkarıldıktan sonra, alınan besinlerden vücudun diğer işlevlerine kalan enerji.

  • isotonic drinkisimizotonik içecek

    Çözünmüş parçacık yoğunluğu vücut sıvılarınınkine yakın olan içecek.

  • energy gelisimenerji jeli

    Dayanıklılık egzersizi sırasında pratik enerji kaynağı olarak kullanılan, küçük porsiyon yoğun karbonhidrat jeli.

  • carbohydrate mouth rinseisimkarbonhidratlı ağız çalkalama

    Spor araştırmalarında incelenen, karbonhidrat içeren sıvıyı ağızda çalkalayıp tükürme uygulaması; ifade kullanılan sıvıyı da adlandırabilir.

  • sweat rateisimterleme hızı

    Bir kişinin belirli sürede kaybettiği, çoğunlukla saatte litre cinsinden ifade edilen ter miktarı.

  • bonkfiilenerjisi aniden tükenmek, duvara toslamak

    Uzun bir dayanıklılık eforunda, çoğunlukla kullanılabilir karbonhidrat azalınca aniden enerji kaybetmek.

Mini test: bu terimleri biliyor musun?

Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.

Spor İngilizcesi nasıl öğrenilir?

  • Fiilleri isimlerle birlikte öğrenin: do three sets of ten reps (on tekrarlık üç set yapmak), pull a muscle (kas zorlamak), pick up an injury (sakatlanmak), beat an opponent (rakibi yenmek), hit a plateau (platoya girmek).
  • Antrenman planları, ekipman etiketleri, maç raporları, sporcu röportajları ve spor bilimi makaleleri gibi alanın gerçek İngilizce metinlerini okuyun; her terimin nasıl kullanıldığına dikkat edin.
  • Hareket adlarını çalıştırdıkları kaslarla birlikte çalışın (squat: ön bacak ve kalça kasları; deadlift: arka bacak ve sırt kasları); böylece salon kelimeleri ile anatomi kelimeleri birbirini destekler.
  • Sayıları sesli söylemeyi çalışın: set ve tekrarlar (3 x 10), kilo ve pound cinsinden ağırlıklar, yarış dereceleri (2:45:30) ve skorlar (2-1, 6-4).
  • Yanıltıcı benzerliklere dikkat edin: athlete yalnızca "atlet" değildir, form "forma" demek değildir; athletics ise İngiliz İngilizcesinde "atletizm", Amerikan İngilizcesinde genel olarak spor anlamına gelir.

Sıkça sorulan sorular

Rep (tekrar) ile set arasındaki fark nedir?

Rep (tekrar), bir hareketin bir kez eksiksiz yapılmasıdır; örneğin bir squat. Set ise ara vermeden yapılan tekrarlar grubudur. "Three sets of ten reps" (3 x 10), on squat, dinlenme, on squat daha, yine dinlenme ve son olarak on squat daha demektir.

Spor dallarıyla play, do ya da go fiillerinden hangisi kullanılır?

Top oyunları ve rakibe karşı oynanan oyunlar için play (play football, play tennis), topsuz aktiviteler ve dövüş sanatları için do (do yoga, do karate, do gymnastics), -ing ile biten aktiviteler için go kullanılır (go swimming, go running, go cycling). Genel olarak "spor yapmak" İngiliz İngilizcesinde "do sport", Amerikan İngilizcesinde "play sports" şeklinde söylenir.

Coach, trainer ve manager arasındaki fark nedir?

Coach (antrenör) beceri ve taktik öğretir, sporcuları ya da takımı müsabakaya hazırlar. Personal trainer (kişisel antrenör) salonda danışanlarla birebir kondisyon çalışır. İngiliz futbolunda takımı yöneten ve kadroyu belirleyen kişiye manager (teknik direktör) denir; diğer çoğu sporda bu kişi head coach'tur (baş antrenör). ABD'de athletic trainer ise sakatlıklarla ilgilenen bir sağlık profesyonelidir.

Strain mi, sprain mi?

Sprain, kemiği kemiğe bağlayan doku olan bağın (ligament) sakatlanmasıdır ve genellikle ayak bileğinde ya da dizde görülür; Türkçede burkulma denir. Strain ise kasın ya da tendonun zorlanmasıdır; örneğin arka adale zorlanması (hamstring strain). Gündelik İngilizcede "I pulled a muscle" (kasımı zorladım, yani strain) ya da "I twisted my ankle" (ayağımı burktum, çoğunlukla sprain) da denir.

Türk spor salonlarında neden squat, kardiyo, bench press gibi İngilizce kelimeler kullanılıyor?

Modern fitness antrenmanı, sertifika programları, ekipmanlar ve uygulamalar büyük ölçüde İngilizce konuşulan ülkelerden geldiği için hareket adları çoğunlukla olduğu gibi kullanılır. İngilizce terimleri ve doğru telaffuzlarını bilmek, uluslararası programları takip etmenize, yabancı danışanlarla konuşmanıza ve araştırmaları okumanıza yardımcı olur.

Seviyene uygun okumayla pekiştir

Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar: