Futbol İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları
Uluslararası futbolun ortak dili İngilizcedir: maç raporları, taktik analizler, transfer haberleri, hakem kararları ve canlı maç anlatımları futbolseverlere, oyunculara ve antrenörlere çoğu zaman önce İngilizce ulaşır. Bu sözlük maçı takip etmek, taktik konuşmak, kuralları ve VAR'ı anlamak, transfer haberlerini okumak ve İngilizce maç anlatımının tadını çıkarmak için gereken kelimeleri sahadan, soyunma odasından ve tribünden örneklerle açıklıyor.
- 100 terim
- 11 konu
- 68 temel terim
- 204 örnek cümle
Mevkiler ve Oyuncular
Kaleyi koruyan ve topu elle oynayabilen tek oyuncu; ancak bunu yalnızca kendi ceza sahası içinde yapabilir.
Asıl görevi rakibin atak yapmasını ve gol atmasını engellemek olan, genellikle kendi kalesine en yakın hatta oynayan oyuncu.
Sahanın ortasında görev yapan, topu geri kazanıp ileri taşıyarak savunma ile hücum arasında bağlantı kuran oyuncu.
Rakip kaleye en yakın oynayan ve asıl görevi gol atmak olan hücum oyuncusu.
Maça yedek kulübesinde başlayan ve oyun sırasında bir takım arkadaşının yerine oyuna girebilen oyuncu.
Takımı sahada yönetmek için seçilen, kaptanlık pazubandını takan, yazı turaya katılan ve hakemin temel muhatabı olan oyuncu.
Savunma hattının sağında ya da solunda oynayan, rakip kanat oyuncularına karşı savunma yapan ve sıklıkla kanattan hücuma katılan oyuncu.
Savunma hattının ortasında oynayan, forvetleri markaja alan, hava toplarını kazanan ve ceza sahasındaki tehlikeyi uzaklaştıran oyuncu.
Sağ ya da sol kanatta, yan çizgiye yakın oynayan ve hızıyla, çalımlarıyla rakibi geçip pozisyon üreten hücum oyuncusu.
Savunmanın hemen önünde oynayan, rakip atakları kesen ve basit paslarla topu dolaştıran orta saha oyuncusu.
Takımın hücum oyununu yönlendiren, akıllı pasları ve oyun görüşüyle pozisyon üreten, çoğunlukla orta sahada oynayan yaratıcı oyuncu.
Maç İçi Hareketler ve Teknik
Topun tamamının direkler arasından ve üst direğin altından kale çizgisini geçmesiyle kazanılan sayı; ayrıca topun içine gönderilmeye çalışıldığı ağlı çerçeve, yani kale.
Topu rakip ağlara göndererek gol kaydetmek. İsim olarak score, maçın herhangi bir anında takımların attığı gol sayısını, yani skoru ifade eder.
Topun bir takım arkadaşına ayakla, kafayla ya da elle gönderilmesi. Fiil olarak pass, topu bu şekilde arkadaşına göndermek demektir.
Topu rakip kaleye doğru ayakla ya da kafayla göndererek gol atma denemesi.
Rakipteki topu ayakla almak için yapılan hamle. Kurallara uygun müdahale topu kazandırır; zamanlaması kötü ya da özensiz müdahale ise faul sayılır.
Topa başla, genellikle alınla vurularak yapılan şut ya da pas.
Sahanın kenarından ceza sahasına, kafa vuruşu ya da şut için bir takım arkadaşına gönderilen pas. Fiil olarak cross, böyle bir orta yapmak demektir.
Topu küçük dokunuşlarla kontrol altında tutarak koşmak; çoğunlukla bir ya da daha fazla rakibi geçmek için yapılır.
Bir takım arkadaşının gol atmasını sağlayan son pas ya da dokunuş.
Kalecinin şutu ya da kafa vuruşunu yakalayarak, bloke ederek veya çelerek topun kaleye girmesini engellemesi.
Bir oyuncunun yanlışlıkla kendi takımının kalesine attığı ve rakip lehine sayılan gol.
Savunma oyuncusunun kendi kalesi önündeki tehlikeyi gidermek için topu ayakla ya da kafayla uzaklaştırması.
Bir takım arkadaşının koşuyla buluşup kaleyle karşı karşıya kalabilmesi için savunma oyuncularının arasından ya da arkasından boş alana atılan ileri pas.
Kurallar, Fauller ve Maç Süresi
Rakibe çelme takmak, itmek ya da tutmak gibi haksız veya kurallara aykırı hareket; hakem buna karşılık serbest vuruş ya da penaltı verir.
Takım arkadaşı topa oynadığı anda rakip yarı alanda hem toptan hem de sondan ikinci rakip oyuncudan rakip kale çizgisine daha yakın olan ve ardından oyuna dahil olan hücum oyuncusunun durumu.
Maçın iki yarısı arasındaki, 15 dakikayı geçemeyen ara; oyuncular bu sırada dinlenir, antrenörler de talimat verir.
Her devreyi başlatan ve golden sonra oyunu yeniden başlatan, orta noktadan yapılan vuruş; ayrıca maçın başlama saati.
Hakemin oyuncu değişiklikleri, sakatlıklar, VAR incelemeleri ve diğer gecikmeler nedeniyle kaybedilen süreyi telafi etmek için her devrenin sonuna eklediği dakikalar.
Bazı eleme maçlarında skor 90 dakika sonunda eşitse oynanan 15'er dakikalık iki ek devre; skor yine eşit kalırsa penaltı atışlarına geçilir.
Kendi ceza sahasındaki kaleci dışında bir oyuncunun topa, kuralların izin vermediği şekilde eli ya da koluyla dokunması.
Hakemi serbest vuruş ya da penaltı vermeye kandırmak için faule uğramış gibi bilerek yere düşmek; resmi adı simülasyondur.
Sahadaki bir oyuncunun yerine yedek oyuncu alınması; izin verilen değişiklik sayısı organizasyona göre değişir ve oyundan çıkan oyuncu yeniden oyuna giremez.
Hakemler, VAR ve Disiplin
Maçı yöneten, kuralları uygulayan, düdük çalan, faul veren ve sarı ya da kırmızı kart gösteren görevli.
Hakemin dikkatsiz müdahale, zaman geçirme ya da itiraz gibi ihlaller için oyuncuyu uyarmak amacıyla gösterdiği kart; aynı maçta görülen ikinci sarı kart kırmızı karta dönüşür.
Hakemin şiddetli hareket ya da bariz gol şansını engelleme gibi ağır bir ihlal nedeniyle oyuncuyu oyundan atmak için gösterdiği kart; takım maçın kalanını bir kişi eksik oynar.
Video yardımcı hakem: tekrar görüntülerini izleyerek maçın gidişatını değiştiren önemli pozisyonlardaki açık ve bariz hataları hakeme bildiren görevliler.
Elinde bayrakla yan çizgiler boyunca koşan ve ofsaytları, taç atışlarını, kale vuruşlarını ve hakemin görmemiş olabileceği faulleri işaret eden iki görevliden biri.
Kırmızı kart göstererek bir oyuncunun maçın kalanında oynamamak üzere sahayı terk etmesini istemek.
Hakemin sarı kartla verdiği ve not defterine yazdığı ihtar; to be booked ise sarı kart görmek demektir.
Hakemin, oyunu durdurmak faule uğrayan takımın aleyhine olacağı için faulden sonra oyunu devam ettirme kararı.
Genellikle kırmızı kart ya da biriken sarı kartlar nedeniyle bir oyuncunun bir veya daha fazla maçta oynamasını engelleyen ceza.
İki teknik alanın arasında duran, oyuncu değişikliklerini yöneten, uzatma süresini gösteren ve diğer görevlerde hakeme yardımcı olan maç görevlisi.
Duran Toplar ve Oyunu Yeniden Başlatma
Savunan takımın oyuncusu kendi ceza sahasında direkt serbest vuruş gerektiren bir ihlal yaptığında, kale çizgisinden 11 metre (12 yarda) uzaklıktaki penaltı noktasından kullanılan vuruş.
Rakibin faulü ya da başka bir ihlali sonrasında verilen ve ihlalin olduğu yerden kullanılan vuruş; bu sırada rakip oyuncular en az 9,15 metre (10 yarda) uzakta durmalıdır.
Top en son savunan takımın oyuncusuna değip gol olmadan kale çizgisini geçtiğinde hücum eden takıma verilen ve sahanın köşesinden kullanılan vuruş.
Top yan çizgiyi geçtiğinde oyunun yeniden başlatılma şekli: topa en son dokunmayan takımın bir oyuncusu topu iki eliyle, başının arkasından ve üstünden geçirerek oyuna atar.
Korner, serbest vuruş ya da taç atışı gibi oyunun yeniden başladığı anlarda uygulanan ve genellikle antrenmanda çalışılan planlı organizasyon.
Kaleye yönelik serbest vuruşu engellemek için toptan en az 9,15 metre (10 yarda) uzakta yan yana dizilen savunma oyuncularından oluşan sıra.
Top en son hücum eden takımın oyuncusuna değip gol olmadan kale çizgisini geçtiğinde savunan takıma verilen ve kale alanı içinden kullanılan vuruş.
Dizilişler ve Taktik
Bir takımın kaleci dışındaki oyuncularını sahaya yerleştirme biçimi; savunmadan hücuma doğru 4-4-2 ya da 4-3-3 gibi rakamlarla yazılır.
Takımın maça başlayacağı oyuncuların, genellikle mevkileriyle birlikte yer aldığı ve maçtan yaklaşık bir saat önce açıklanan liste.
Top geri kazanıldıktan hemen sonra, rakip savunmasını yeniden düzenleyemeden gol bulmak amacıyla yapılan hızlı hücum.
Bir takımın topu kontrolünde tutması; ayrıca bir maçta her takımın topu elinde bulundurduğu sürenin yüzdesi.
Oyuncuların topu geri kazanmak için rakiplerinin üzerine hızla gittiği, çoğunlukla rakip kaleye yakın bölgelerde uygulanan taktik.
Savunma hattının sahada oldukça önde durduğu, takımı derli toplu tutan ve hücum oyuncularını ofsayta düşüren ama arkada boşluk bırakan savunma düzeni.
Bir rakibin top almasını ya da rahat şut veya kafa vuruşu yapmasını engellemek için ona yakın durmak ya da belirli bir alanı korumak.
Pas atılmadan hemen önce savunma oyuncularının birlikte öne çıkarak hücum oyuncularını ofsayt pozisyonunda bıraktığı savunma taktiği.
Hücumdan çok gol yememeye odaklanarak neredeyse bütün oyuncularla, çok geride ve topun arkasında savunma yapmak.
Lig, Turnuvalar ve Sonuçlar
İki takım arasında oynanan, normalde 45'er dakikalık iki devreden oluşan ve her devrenin sonuna uzatma dakikaları eklenen futbol oyunu.
Her iki takımın da maçı aynı sayıda golle tamamladığı sonuç. Fiil olarak draw, maçı berabere bitirmek demektir.
Takımların bir sezon boyunca, genellikle iç saha ve deplasmanda olmak üzere birbirleriyle oynadığı ve puanlarına göre sıralandığı organizasyon.
Bir takımın, özellikle de kalecisinin hiç gol yemediği maç.
Başka bir takıma karşı maçı kazanmak. İngilizcede takımı yenersiniz (beat), maçı, oyunu ya da kupayı ise kazanırsınız (win).
Bir ligdeki takımları puanlarına göre, averaj ve diğer verilerle birlikte sıralayan liste; league table ya da standings de denir.
Berabere biten bir eleme maçında galibin belirlenme yöntemi: her takım sırayla beş penaltı kullanır, eşitlik sürerse karşılıklı birer atışla eşitlik bozulana kadar devam edilir.
Sezon sonunda ligi son sıralardan birinde tamamladıktan sonra bir alt lige düşme.
Sezon sonunda ilk sıralardan birinde bitirerek ya da play-off kazanarak bir üst lige yükselme.
Belirli bir tarihe planlanmış maç; the fixtures ya da fixture list ise bir takımın ya da ligin sezon boyunca oynayacağı tüm maçların programıdır.
Bir takımın attığı gol sayısından yediği gol sayısının çıkarılmasıyla bulunan ve puanları eşit olan takımları puan durumunda ayırmak için kullanılan rakam.
Bir takımın kendi sahası yerine rakibin stadyumunda oynadığı maç.
Kulüp, Teknik Ekip ve Antrenman
İngiliz futbolunda A takımın sorumlusu olan, kadroyu belirleyen, taktiğe karar veren ve çoğu zaman transferlerde de söz sahibi olan kişi.
Antrenmanlardan, taktikten ve kadro seçiminden sorumlu kişi; birçok kulüpte bu rol sahadaki işe odaklanır, transferleri ise sportif direktör yürütür.
Bir takımın sezon ya da turnuva boyunca kullanabileceği tüm oyuncular; ilk 11 ve yedekler bu kadrodan seçilir.
Oyuncunun antrenmana çıkmasını ya da maçlarda oynamasını engelleyebilecek kas zorlanması, kemik kırığı gibi fiziksel hasar.
Takımın antrenörlerin yönetiminde kondisyon, teknik ve taktik çalıştığı planlı çalışma.
Saha kenarında yedek oyuncular ve teknik ekip için ayrılmış oturma yeri; ayrıca bir maçta oyuna girmeye hazır yedek oyuncuların tamamı.
Transferler ve Sözleşmeler
Bir oyuncunun bir kulüpten diğerine geçmesi; genellikle satan kulübe bir bedel ödenir ve oyuncuyla yeni sözleşme imzalanır.
Kulüplerin yeni oyuncu tescil ettirebildiği, genellikle yazın uzun, kışın daha kısa olmak üzere yılda belirli dönemler.
Kulüp açısından bir oyuncuyu sözleşmeyle kadroya katmak; oyuncu açısından ise sözleşme imzalayıp bir kulübe katılmak.
Oyuncunun, ana kulübüyle sözleşmesi sürerken belirli bir süre, çoğunlukla bir sezon boyunca geçici olarak başka bir kulüpte oynaması.
Sözleşmesi devam eden bir oyuncuyu almak için alıcı kulübün satıcı kulübe ödediği para.
Oyuncu sözleşmesinde bir bedel belirleyen madde; başka bir kulüp bu bedeli öderse oyuncunun kulübü onun ayrılmasına ya da görüşme yapmasına izin vermek zorundadır.
Sözleşmesi sona ermiş ya da feshedilmiş olduğu için herhangi bir kulübe bonservis bedeli olmadan katılabilen oyuncu.
Bir transfer tamamlanmadan önce oyuncunun sakatlığı ya da sağlık sorunu olup olmadığını anlamak için geçtiği sağlık ve kondisyon muayenesi.
Sözleşme ve transfer görüşmelerinde bir oyuncuyu ya da teknik direktörü temsil eden ve anlaşmadan ücret veya komisyon alan lisanslı kişi.
Stadyum, Saha ve Taraftar
Futbolun oynandığı, orta saha çizgisi, ceza sahaları ve kale alanları gibi çizgilerle işaretlenmiş dikdörtgen çim ya da yapay zemin.
Her kalenin önündeki 16,5 metre (18 yarda) derinliğindeki işaretli alan; savunan takımın burada direkt serbest vuruş gerektiren bir ihlal yapması penaltıyla sonuçlanır, kaleci de topu bu alanda elle oynayabilir.
Belirli bir takımı tutan ya da futbolu tutkuyla takip eden, maçları stadyumda veya ekrandan izleyen kişi.
Maçların oynandığı, saha ve onu çevreleyen seyirci tribünlerinden oluşan tesis.
Genellikle aynı şehir ya da bölgeden iki rakip takım arasında oynanan ve her iki taraftar grubunun da özel bir tutkuyla takip ettiği maç.
Bir kez satın alınan ve taraftarın bir sezon boyunca kulübün tüm iç saha lig maçlarını genellikle aynı koltuktan izlemesini sağlayan bilet.
Taraftarların tribünde takımlarını ya da oyuncularını desteklemek veya rakibe takılmak için hep bir ağızdan söylediği kısa şarkı ya da slogan.
Maç sırasında teknik direktörün, teknik ekibin ve yedek oyuncuların oturduğu, saha kenarındaki üstü kapalı bölüm.
Maç Anlatımı İfadeleri
Skoru eşitleyen gol; örneğin skoru 1-0'dan 1-1'e getiren gol.
Aynı oyuncunun tek bir maçta attığı üç gol; sol ayak, sağ ayak ve kafayla atılan üç gole perfect hat-trick denir.
Sıfır; İngiliz İngilizcesinde futbol skorları sesli söylenirken kullanılır, örneğin 2-0 "two-nil" diye okunur.
Kale çizgisinin arkasındaki ağlar; topu ağların arkasına göndermek gol atmak demektir ve spikerlerin en sevdiği ifadelerdendir.
Diğer takım daha iyi oynarken ve gole daha yakın görünürken gelen gol ya da sonucu anlatır.
Maçı televizyonda, radyoda ya da internette canlı olarak anlatan ve olanları anında aktaran kişi.
Mini test: bu terimleri biliyor musun?
Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.
Futbol İngilizcesi nasıl öğrenilir?
- Maçları İngilizce anlatımla izleyin ve spikerlerin sık tekrarladığı "against the run of play", "into the back of the net" ve "keep a clean sheet" gibi ifadeleri not edin.
- Maç raporları, kulüplerin yeni transfer duyuruları, maç sonu röportajları ve IFAB'ın yayımladığı Oyun Kuralları gibi gerçek İngilizce futbol metinlerini okuyun; her terimin bağlam içinde nasıl kullanıldığına dikkat edin.
- Fiilleri isimlerle birlikte öğrenin: score ya da concede a goal (gol atmak ya da yemek), make a save (kurtarış yapmak), win ya da give away a penalty (penaltı kazanmak ya da yaptırmak), pick up a booking (sarı kart görmek), keep a clean sheet (kalesini gole kapatmak).
- İngiliz ve Amerikan İngilizcesi arasındaki farklara dikkat edin (football/soccer, pitch/field, nil/zero, draw/tie). Uluslararası futbol İngilizcesi büyük ölçüde İngiliz İngilizcesidir.
- İngilizce ya da Fransızca kökenli görünen ama farklı anlam taşıyan Türkçe futbol kelimelerine dikkat edin: menajer İngilizcede agent, averaj goal difference, aut goal kick, deplasman ise away'dir.
Sıkça sorulan sorular
Football mı demeliyim, soccer mı?
İkisi de doğru İngilizcedir. Football İngiltere'de, Avrupa'da ve dünyanın büyük bölümünde kullanılan olağan kelimedir; FIFA ve UEFA da bu kelimeyi kullanır. Soccer ise football kelimesinin genellikle Amerikan futbolunu anlattığı ABD ve Kanada'da standarttır. Uluslararası ya da Avrupalı bir kitleyle konuşuyorsanız football deyin.
Manager, head coach ve agent arasındaki fark nedir?
İngiliz futbolunda manager A takımı yönetir ve çoğu zaman transferlerde de söz sahibidir. Head coach benzer bir rol için, özellikle transferleri sportif direktörün yürüttüğü kulüplerde kullanılır. Türkçede ikisine de genellikle teknik direktör denir. Sözleşme görüşmelerinde oyuncuyu temsil eden kişi ise agent'tır; Türkçede buna menajer denir. Bu yüzden manager ile menajeri karıştırmamaya dikkat edin.
Futbol skorları İngilizcede nasıl söylenir?
İngiliz İngilizcesinde sıfır nil diye okunur: 2-0 "two-nil", 0-0 ise "nil-nil" ya da goalless draw'dur. Eşit skorlarda all kullanılır: 1-1 "one-all" diye okunur. Kimin önde olduğunu da söyleyebilirsiniz: "It's two-one to the home side." (Ev sahibi 2-1 önde.) Amerikalılar çoğu zaman "two to nothing" ya da "two-zero" der.
VAR maç sırasında neleri kontrol edebilir?
Video yardımcı hakem anlamına gelen VAR yalnızca dört durumda açık ve bariz hatalara ya da gözden kaçan ciddi olaylara müdahale edebilir: goller, penaltı kararları, direkt kırmızı kartlar ve yanlış oyuncunun kart görmesi ya da oyundan atılması. Son kararı her zaman hakem verir; bazen bunu saha kenarındaki monitörde pozisyonu izledikten sonra (on-field review) yapar.
İngilizcede takım için win mi denir, beat mi?
Takım için beat, maç, oyun, lig ya da kupa için win kullanılır. Yani "We beat them 3-1" (Onları 3-1 yendik) ya da "We won the match 3-1" (Maçı 3-1 kazandık) denir; "We won them" yanlıştır. Edilgen yapıda beaten kullanılır: "They haven't been beaten at home this season." (Bu sezon iç sahada yenilmediler.)
İlgili alanlar
Seviyene uygun okumayla pekiştir
Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar:
