Futbolseverler, oyuncular ve antrenörler için İngilizce

Futbol İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları

Uluslararası futbolun ortak dili İngilizcedir: maç raporları, taktik analizler, transfer haberleri, hakem kararları ve canlı maç anlatımları futbolseverlere, oyunculara ve antrenörlere çoğu zaman önce İngilizce ulaşır. Bu sözlük maçı takip etmek, taktik konuşmak, kuralları ve VAR'ı anlamak, transfer haberlerini okumak ve İngilizce maç anlatımının tadını çıkarmak için gereken kelimeleri sahadan, soyunma odasından ve tribünden örneklerle açıklıyor.

  • 100 terim
  • 11 konu
  • 68 temel terim
  • 204 örnek cümle

Mevkiler ve Oyuncular

  • goalkeeperisimkaleci, file bekçisi

    Kaleyi koruyan ve topu elle oynayabilen tek oyuncu; ancak bunu yalnızca kendi ceza sahası içinde yapabilir.

  • defenderisimsavunma oyuncusu, defans oyuncusu

    Asıl görevi rakibin atak yapmasını ve gol atmasını engellemek olan, genellikle kendi kalesine en yakın hatta oynayan oyuncu.

  • midfielderisimorta saha oyuncusu, orta sahacı

    Sahanın ortasında görev yapan, topu geri kazanıp ileri taşıyarak savunma ile hücum arasında bağlantı kuran oyuncu.

  • strikerisimforvet, santrfor

    Rakip kaleye en yakın oynayan ve asıl görevi gol atmak olan hücum oyuncusu.

  • substituteisimyedek oyuncu, oyuna sonradan giren oyuncu

    Maça yedek kulübesinde başlayan ve oyun sırasında bir takım arkadaşının yerine oyuna girebilen oyuncu.

  • captainisimkaptan

    Takımı sahada yönetmek için seçilen, kaptanlık pazubandını takan, yazı turaya katılan ve hakemin temel muhatabı olan oyuncu.

  • full-backisimbek, kenar savunma oyuncusu

    Savunma hattının sağında ya da solunda oynayan, rakip kanat oyuncularına karşı savunma yapan ve sıklıkla kanattan hücuma katılan oyuncu.

  • centre-backisimstoper, merkez savunma oyuncusu

    Savunma hattının ortasında oynayan, forvetleri markaja alan, hava toplarını kazanan ve ceza sahasındaki tehlikeyi uzaklaştıran oyuncu.

  • wingerisimkanat oyuncusu, açık

    Sağ ya da sol kanatta, yan çizgiye yakın oynayan ve hızıyla, çalımlarıyla rakibi geçip pozisyon üreten hücum oyuncusu.

  • defensive midfielderisimdefansif orta saha, ön libero

    Savunmanın hemen önünde oynayan, rakip atakları kesen ve basit paslarla topu dolaştıran orta saha oyuncusu.

  • playmakerisimoyun kurucu

    Takımın hücum oyununu yönlendiren, akıllı pasları ve oyun görüşüyle pozisyon üreten, çoğunlukla orta sahada oynayan yaratıcı oyuncu.

Maç İçi Hareketler ve Teknik

  • goalisimgol, kale

    Topun tamamının direkler arasından ve üst direğin altından kale çizgisini geçmesiyle kazanılan sayı; ayrıca topun içine gönderilmeye çalışıldığı ağlı çerçeve, yani kale.

  • scorefiilgol atmak, golü bulmak

    Topu rakip ağlara göndererek gol kaydetmek. İsim olarak score, maçın herhangi bir anında takımların attığı gol sayısını, yani skoru ifade eder.

  • passisimpas

    Topun bir takım arkadaşına ayakla, kafayla ya da elle gönderilmesi. Fiil olarak pass, topu bu şekilde arkadaşına göndermek demektir.

  • shotisimşut, vuruş

    Topu rakip kaleye doğru ayakla ya da kafayla göndererek gol atma denemesi.

  • tackleisimmüdahale, top kapma

    Rakipteki topu ayakla almak için yapılan hamle. Kurallara uygun müdahale topu kazandırır; zamanlaması kötü ya da özensiz müdahale ise faul sayılır.

  • headerisimkafa vuruşu, kafa golü

    Topa başla, genellikle alınla vurularak yapılan şut ya da pas.

  • crossisimorta

    Sahanın kenarından ceza sahasına, kafa vuruşu ya da şut için bir takım arkadaşına gönderilen pas. Fiil olarak cross, böyle bir orta yapmak demektir.

  • dribblefiiltop sürmek, çalım atmak

    Topu küçük dokunuşlarla kontrol altında tutarak koşmak; çoğunlukla bir ya da daha fazla rakibi geçmek için yapılır.

  • assistisimasist, gol pası

    Bir takım arkadaşının gol atmasını sağlayan son pas ya da dokunuş.

  • saveisimkurtarış

    Kalecinin şutu ya da kafa vuruşunu yakalayarak, bloke ederek veya çelerek topun kaleye girmesini engellemesi.

  • own goalisimkendi kalesine gol

    Bir oyuncunun yanlışlıkla kendi takımının kalesine attığı ve rakip lehine sayılan gol.

  • clearanceisimuzaklaştırma, topu uzaklaştırma

    Savunma oyuncusunun kendi kalesi önündeki tehlikeyi gidermek için topu ayakla ya da kafayla uzaklaştırması.

  • through ballisimara pası, derin pas

    Bir takım arkadaşının koşuyla buluşup kaleyle karşı karşıya kalabilmesi için savunma oyuncularının arasından ya da arkasından boş alana atılan ileri pas.

Kurallar, Fauller ve Maç Süresi

  • foulisimfaul

    Rakibe çelme takmak, itmek ya da tutmak gibi haksız veya kurallara aykırı hareket; hakem buna karşılık serbest vuruş ya da penaltı verir.

  • offsidesıfatofsayt

    Takım arkadaşı topa oynadığı anda rakip yarı alanda hem toptan hem de sondan ikinci rakip oyuncudan rakip kale çizgisine daha yakın olan ve ardından oyuna dahil olan hücum oyuncusunun durumu.

  • half-timeisimdevre arası, ilk yarı sonu

    Maçın iki yarısı arasındaki, 15 dakikayı geçemeyen ara; oyuncular bu sırada dinlenir, antrenörler de talimat verir.

  • kick-offisimbaşlama vuruşu, maç saati

    Her devreyi başlatan ve golden sonra oyunu yeniden başlatan, orta noktadan yapılan vuruş; ayrıca maçın başlama saati.

  • stoppage timeisimuzatma dakikaları, ek süre

    Hakemin oyuncu değişiklikleri, sakatlıklar, VAR incelemeleri ve diğer gecikmeler nedeniyle kaybedilen süreyi telafi etmek için her devrenin sonuna eklediği dakikalar.

  • extra timeisimuzatma devreleri, uzatmalar

    Bazı eleme maçlarında skor 90 dakika sonunda eşitse oynanan 15'er dakikalık iki ek devre; skor yine eşit kalırsa penaltı atışlarına geçilir.

  • handballisimelle oynama, el

    Kendi ceza sahasındaki kaleci dışında bir oyuncunun topa, kuralların izin vermediği şekilde eli ya da koluyla dokunması.

  • divefiilkendini yere atmak, simülasyon yapmak

    Hakemi serbest vuruş ya da penaltı vermeye kandırmak için faule uğramış gibi bilerek yere düşmek; resmi adı simülasyondur.

  • substitutionisimoyuncu değişikliği

    Sahadaki bir oyuncunun yerine yedek oyuncu alınması; izin verilen değişiklik sayısı organizasyona göre değişir ve oyundan çıkan oyuncu yeniden oyuna giremez.

Hakemler, VAR ve Disiplin

  • refereeisimhakem, orta hakem

    Maçı yöneten, kuralları uygulayan, düdük çalan, faul veren ve sarı ya da kırmızı kart gösteren görevli.

  • yellow cardisimsarı kart

    Hakemin dikkatsiz müdahale, zaman geçirme ya da itiraz gibi ihlaller için oyuncuyu uyarmak amacıyla gösterdiği kart; aynı maçta görülen ikinci sarı kart kırmızı karta dönüşür.

  • red cardisimkırmızı kart

    Hakemin şiddetli hareket ya da bariz gol şansını engelleme gibi ağır bir ihlal nedeniyle oyuncuyu oyundan atmak için gösterdiği kart; takım maçın kalanını bir kişi eksik oynar.

  • VARkısaltmaVAR, video yardımcı hakem

    Video yardımcı hakem: tekrar görüntülerini izleyerek maçın gidişatını değiştiren önemli pozisyonlardaki açık ve bariz hataları hakeme bildiren görevliler.

  • assistant refereeisimyardımcı hakem, yan hakem

    Elinde bayrakla yan çizgiler boyunca koşan ve ofsaytları, taç atışlarını, kale vuruşlarını ve hakemin görmemiş olabileceği faulleri işaret eden iki görevliden biri.

  • send offphrasal verb (öbek fiil)oyundan atmak, kırmızı kartla ihraç etmek

    Kırmızı kart göstererek bir oyuncunun maçın kalanında oynamamak üzere sahayı terk etmesini istemek.

  • bookingisimsarı kart, kart görme

    Hakemin sarı kartla verdiği ve not defterine yazdığı ihtar; to be booked ise sarı kart görmek demektir.

  • advantageisimavantaj

    Hakemin, oyunu durdurmak faule uğrayan takımın aleyhine olacağı için faulden sonra oyunu devam ettirme kararı.

  • suspensionisimmen cezası, maç cezası

    Genellikle kırmızı kart ya da biriken sarı kartlar nedeniyle bir oyuncunun bir veya daha fazla maçta oynamasını engelleyen ceza.

  • fourth officialisimdördüncü hakem

    İki teknik alanın arasında duran, oyuncu değişikliklerini yöneten, uzatma süresini gösteren ve diğer görevlerde hakeme yardımcı olan maç görevlisi.

Duran Toplar ve Oyunu Yeniden Başlatma

  • penaltyisimpenaltı, penaltı vuruşu

    Savunan takımın oyuncusu kendi ceza sahasında direkt serbest vuruş gerektiren bir ihlal yaptığında, kale çizgisinden 11 metre (12 yarda) uzaklıktaki penaltı noktasından kullanılan vuruş.

  • free kickisimserbest vuruş, frikik

    Rakibin faulü ya da başka bir ihlali sonrasında verilen ve ihlalin olduğu yerden kullanılan vuruş; bu sırada rakip oyuncular en az 9,15 metre (10 yarda) uzakta durmalıdır.

  • corner kickisimkorner, köşe vuruşu

    Top en son savunan takımın oyuncusuna değip gol olmadan kale çizgisini geçtiğinde hücum eden takıma verilen ve sahanın köşesinden kullanılan vuruş.

  • throw-inisimtaç atışı, taç

    Top yan çizgiyi geçtiğinde oyunun yeniden başlatılma şekli: topa en son dokunmayan takımın bir oyuncusu topu iki eliyle, başının arkasından ve üstünden geçirerek oyuna atar.

  • set pieceisimduran top, duran top organizasyonu

    Korner, serbest vuruş ya da taç atışı gibi oyunun yeniden başladığı anlarda uygulanan ve genellikle antrenmanda çalışılan planlı organizasyon.

  • wallisimbaraj

    Kaleye yönelik serbest vuruşu engellemek için toptan en az 9,15 metre (10 yarda) uzakta yan yana dizilen savunma oyuncularından oluşan sıra.

  • goal kickisimkale vuruşu, aut

    Top en son hücum eden takımın oyuncusuna değip gol olmadan kale çizgisini geçtiğinde savunan takıma verilen ve kale alanı içinden kullanılan vuruş.

Dizilişler ve Taktik

  • formationisimdiziliş, oyun sistemi

    Bir takımın kaleci dışındaki oyuncularını sahaya yerleştirme biçimi; savunmadan hücuma doğru 4-4-2 ya da 4-3-3 gibi rakamlarla yazılır.

  • line-upisimilk 11, maç kadrosu

    Takımın maça başlayacağı oyuncuların, genellikle mevkileriyle birlikte yer aldığı ve maçtan yaklaşık bir saat önce açıklanan liste.

  • counter-attackisimkontra atak, hızlı hücum

    Top geri kazanıldıktan hemen sonra, rakip savunmasını yeniden düzenleyemeden gol bulmak amacıyla yapılan hızlı hücum.

  • possessionisimtopa sahip olma, top hakimiyeti

    Bir takımın topu kontrolünde tutması; ayrıca bir maçta her takımın topu elinde bulundurduğu sürenin yüzdesi.

  • pressingisimpres, baskı

    Oyuncuların topu geri kazanmak için rakiplerinin üzerine hızla gittiği, çoğunlukla rakip kaleye yakın bölgelerde uygulanan taktik.

  • high lineisimönde savunma hattı, yüksek savunma hattı

    Savunma hattının sahada oldukça önde durduğu, takımı derli toplu tutan ve hücum oyuncularını ofsayta düşüren ama arkada boşluk bırakan savunma düzeni.

  • markingisimmarkaj, adam takibi

    Bir rakibin top almasını ya da rahat şut veya kafa vuruşu yapmasını engellemek için ona yakın durmak ya da belirli bir alanı korumak.

  • offside trapisimofsayt taktiği, ofsayt tuzağı

    Pas atılmadan hemen önce savunma oyuncularının birlikte öne çıkarak hücum oyuncularını ofsayt pozisyonunda bıraktığı savunma taktiği.

  • park the busdeyimotobüsü çekmek, kaleyi kapatmak

    Hücumdan çok gol yememeye odaklanarak neredeyse bütün oyuncularla, çok geride ve topun arkasında savunma yapmak.

Lig, Turnuvalar ve Sonuçlar

  • matchisimmaç, karşılaşma

    İki takım arasında oynanan, normalde 45'er dakikalık iki devreden oluşan ve her devrenin sonuna uzatma dakikaları eklenen futbol oyunu.

  • drawisimberaberlik, berabere biten maç

    Her iki takımın da maçı aynı sayıda golle tamamladığı sonuç. Fiil olarak draw, maçı berabere bitirmek demektir.

  • leagueisimlig

    Takımların bir sezon boyunca, genellikle iç saha ve deplasmanda olmak üzere birbirleriyle oynadığı ve puanlarına göre sıralandığı organizasyon.

  • clean sheetisimgol yememe, kalesini gole kapatma

    Bir takımın, özellikle de kalecisinin hiç gol yemediği maç.

  • beatfiilyenmek, mağlup etmek

    Başka bir takıma karşı maçı kazanmak. İngilizcede takımı yenersiniz (beat), maçı, oyunu ya da kupayı ise kazanırsınız (win).

  • tableisimpuan durumu, puan tablosu

    Bir ligdeki takımları puanlarına göre, averaj ve diğer verilerle birlikte sıralayan liste; league table ya da standings de denir.

  • penalty shootoutisimpenaltı atışları, seri penaltı atışları

    Berabere biten bir eleme maçında galibin belirlenme yöntemi: her takım sırayla beş penaltı kullanır, eşitlik sürerse karşılıklı birer atışla eşitlik bozulana kadar devam edilir.

  • relegationisimküme düşme, alt lige düşme

    Sezon sonunda ligi son sıralardan birinde tamamladıktan sonra bir alt lige düşme.

  • promotionisimüst lige çıkma, lig yükselmesi

    Sezon sonunda ilk sıralardan birinde bitirerek ya da play-off kazanarak bir üst lige yükselme.

  • fixtureisimmaç, fikstür

    Belirli bir tarihe planlanmış maç; the fixtures ya da fixture list ise bir takımın ya da ligin sezon boyunca oynayacağı tüm maçların programıdır.

  • goal differenceisimaveraj, gol farkı

    Bir takımın attığı gol sayısından yediği gol sayısının çıkarılmasıyla bulunan ve puanları eşit olan takımları puan durumunda ayırmak için kullanılan rakam.

  • away gameisimdeplasman maçı

    Bir takımın kendi sahası yerine rakibin stadyumunda oynadığı maç.

Kulüp, Teknik Ekip ve Antrenman

  • managerisimteknik direktör, hoca

    İngiliz futbolunda A takımın sorumlusu olan, kadroyu belirleyen, taktiğe karar veren ve çoğu zaman transferlerde de söz sahibi olan kişi.

  • head coachisimteknik direktör, baş antrenör

    Antrenmanlardan, taktikten ve kadro seçiminden sorumlu kişi; birçok kulüpte bu rol sahadaki işe odaklanır, transferleri ise sportif direktör yürütür.

  • squadisimkadro, takım kadrosu

    Bir takımın sezon ya da turnuva boyunca kullanabileceği tüm oyuncular; ilk 11 ve yedekler bu kadrodan seçilir.

  • injuryisimsakatlık

    Oyuncunun antrenmana çıkmasını ya da maçlarda oynamasını engelleyebilecek kas zorlanması, kemik kırığı gibi fiziksel hasar.

  • training sessionisimantrenman, idman

    Takımın antrenörlerin yönetiminde kondisyon, teknik ve taktik çalıştığı planlı çalışma.

  • benchisimyedek kulübesi, yedekler

    Saha kenarında yedek oyuncular ve teknik ekip için ayrılmış oturma yeri; ayrıca bir maçta oyuna girmeye hazır yedek oyuncuların tamamı.

Transferler ve Sözleşmeler

  • transferisimtransfer

    Bir oyuncunun bir kulüpten diğerine geçmesi; genellikle satan kulübe bir bedel ödenir ve oyuncuyla yeni sözleşme imzalanır.

  • transfer windowisimtransfer dönemi, transfer penceresi

    Kulüplerin yeni oyuncu tescil ettirebildiği, genellikle yazın uzun, kışın daha kısa olmak üzere yılda belirli dönemler.

  • signfiiltransfer etmek, imza atmak

    Kulüp açısından bir oyuncuyu sözleşmeyle kadroya katmak; oyuncu açısından ise sözleşme imzalayıp bir kulübe katılmak.

  • loanisimkiralık, kiralama

    Oyuncunun, ana kulübüyle sözleşmesi sürerken belirli bir süre, çoğunlukla bir sezon boyunca geçici olarak başka bir kulüpte oynaması.

  • transfer feeisimbonservis bedeli, transfer ücreti

    Sözleşmesi devam eden bir oyuncuyu almak için alıcı kulübün satıcı kulübe ödediği para.

  • release clauseisimserbest kalma bedeli, serbest kalma maddesi

    Oyuncu sözleşmesinde bir bedel belirleyen madde; başka bir kulüp bu bedeli öderse oyuncunun kulübü onun ayrılmasına ya da görüşme yapmasına izin vermek zorundadır.

  • free agentisimserbest oyuncu, bonservisi elinde oyuncu

    Sözleşmesi sona ermiş ya da feshedilmiş olduğu için herhangi bir kulübe bonservis bedeli olmadan katılabilen oyuncu.

  • medicalisimsağlık kontrolü, sağlık muayenesi

    Bir transfer tamamlanmadan önce oyuncunun sakatlığı ya da sağlık sorunu olup olmadığını anlamak için geçtiği sağlık ve kondisyon muayenesi.

  • agentisimmenajer, oyuncu temsilcisi

    Sözleşme ve transfer görüşmelerinde bir oyuncuyu ya da teknik direktörü temsil eden ve anlaşmadan ücret veya komisyon alan lisanslı kişi.

Stadyum, Saha ve Taraftar

  • pitchisimsaha, çim saha

    Futbolun oynandığı, orta saha çizgisi, ceza sahaları ve kale alanları gibi çizgilerle işaretlenmiş dikdörtgen çim ya da yapay zemin.

  • penalty areaisimceza sahası

    Her kalenin önündeki 16,5 metre (18 yarda) derinliğindeki işaretli alan; savunan takımın burada direkt serbest vuruş gerektiren bir ihlal yapması penaltıyla sonuçlanır, kaleci de topu bu alanda elle oynayabilir.

  • fanisimtaraftar, futbolsever

    Belirli bir takımı tutan ya da futbolu tutkuyla takip eden, maçları stadyumda veya ekrandan izleyen kişi.

  • stadiumisimstadyum, stat

    Maçların oynandığı, saha ve onu çevreleyen seyirci tribünlerinden oluşan tesis.

  • derbyisimderbi

    Genellikle aynı şehir ya da bölgeden iki rakip takım arasında oynanan ve her iki taraftar grubunun da özel bir tutkuyla takip ettiği maç.

  • season ticketisimkombine bilet, kombine

    Bir kez satın alınan ve taraftarın bir sezon boyunca kulübün tüm iç saha lig maçlarını genellikle aynı koltuktan izlemesini sağlayan bilet.

  • chantisimtezahürat, marş

    Taraftarların tribünde takımlarını ya da oyuncularını desteklemek veya rakibe takılmak için hep bir ağızdan söylediği kısa şarkı ya da slogan.

  • dugoutisimyedek kulübesi, kulübe

    Maç sırasında teknik direktörün, teknik ekibin ve yedek oyuncuların oturduğu, saha kenarındaki üstü kapalı bölüm.

Maç Anlatımı İfadeleri

  • equaliserisimberaberlik golü, eşitlik golü

    Skoru eşitleyen gol; örneğin skoru 1-0'dan 1-1'e getiren gol.

  • hat-trickisimhat-trick, bir maçta üç gol

    Aynı oyuncunun tek bir maçta attığı üç gol; sol ayak, sağ ayak ve kafayla atılan üç gole perfect hat-trick denir.

  • nilisimsıfır

    Sıfır; İngiliz İngilizcesinde futbol skorları sesli söylenirken kullanılır, örneğin 2-0 "two-nil" diye okunur.

  • back of the netdeyimağları havalandırmak, filelere göndermek

    Kale çizgisinin arkasındaki ağlar; topu ağların arkasına göndermek gol atmak demektir ve spikerlerin en sevdiği ifadelerdendir.

  • against the run of playifadeoyunun akışına aykırı, oyunun gidişatına ters

    Diğer takım daha iyi oynarken ve gole daha yakın görünürken gelen gol ya da sonucu anlatır.

  • commentatorisimspiker, maç anlatıcısı

    Maçı televizyonda, radyoda ya da internette canlı olarak anlatan ve olanları anında aktaran kişi.

Mini test: bu terimleri biliyor musun?

Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.

Futbol İngilizcesi nasıl öğrenilir?

  • Maçları İngilizce anlatımla izleyin ve spikerlerin sık tekrarladığı "against the run of play", "into the back of the net" ve "keep a clean sheet" gibi ifadeleri not edin.
  • Maç raporları, kulüplerin yeni transfer duyuruları, maç sonu röportajları ve IFAB'ın yayımladığı Oyun Kuralları gibi gerçek İngilizce futbol metinlerini okuyun; her terimin bağlam içinde nasıl kullanıldığına dikkat edin.
  • Fiilleri isimlerle birlikte öğrenin: score ya da concede a goal (gol atmak ya da yemek), make a save (kurtarış yapmak), win ya da give away a penalty (penaltı kazanmak ya da yaptırmak), pick up a booking (sarı kart görmek), keep a clean sheet (kalesini gole kapatmak).
  • İngiliz ve Amerikan İngilizcesi arasındaki farklara dikkat edin (football/soccer, pitch/field, nil/zero, draw/tie). Uluslararası futbol İngilizcesi büyük ölçüde İngiliz İngilizcesidir.
  • İngilizce ya da Fransızca kökenli görünen ama farklı anlam taşıyan Türkçe futbol kelimelerine dikkat edin: menajer İngilizcede agent, averaj goal difference, aut goal kick, deplasman ise away'dir.

Sıkça sorulan sorular

Football mı demeliyim, soccer mı?

İkisi de doğru İngilizcedir. Football İngiltere'de, Avrupa'da ve dünyanın büyük bölümünde kullanılan olağan kelimedir; FIFA ve UEFA da bu kelimeyi kullanır. Soccer ise football kelimesinin genellikle Amerikan futbolunu anlattığı ABD ve Kanada'da standarttır. Uluslararası ya da Avrupalı bir kitleyle konuşuyorsanız football deyin.

Manager, head coach ve agent arasındaki fark nedir?

İngiliz futbolunda manager A takımı yönetir ve çoğu zaman transferlerde de söz sahibidir. Head coach benzer bir rol için, özellikle transferleri sportif direktörün yürüttüğü kulüplerde kullanılır. Türkçede ikisine de genellikle teknik direktör denir. Sözleşme görüşmelerinde oyuncuyu temsil eden kişi ise agent'tır; Türkçede buna menajer denir. Bu yüzden manager ile menajeri karıştırmamaya dikkat edin.

Futbol skorları İngilizcede nasıl söylenir?

İngiliz İngilizcesinde sıfır nil diye okunur: 2-0 "two-nil", 0-0 ise "nil-nil" ya da goalless draw'dur. Eşit skorlarda all kullanılır: 1-1 "one-all" diye okunur. Kimin önde olduğunu da söyleyebilirsiniz: "It's two-one to the home side." (Ev sahibi 2-1 önde.) Amerikalılar çoğu zaman "two to nothing" ya da "two-zero" der.

VAR maç sırasında neleri kontrol edebilir?

Video yardımcı hakem anlamına gelen VAR yalnızca dört durumda açık ve bariz hatalara ya da gözden kaçan ciddi olaylara müdahale edebilir: goller, penaltı kararları, direkt kırmızı kartlar ve yanlış oyuncunun kart görmesi ya da oyundan atılması. Son kararı her zaman hakem verir; bazen bunu saha kenarındaki monitörde pozisyonu izledikten sonra (on-field review) yapar.

İngilizcede takım için win mi denir, beat mi?

Takım için beat, maç, oyun, lig ya da kupa için win kullanılır. Yani "We beat them 3-1" (Onları 3-1 yendik) ya da "We won the match 3-1" (Maçı 3-1 kazandık) denir; "We won them" yanlıştır. Edilgen yapıda beaten kullanılır: "They haven't been beaten at home this season." (Bu sezon iç sahada yenilmediler.)

Seviyene uygun okumayla pekiştir

Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar: