Tüm alanlarda aramak için en az 2 karakter yazın.
Futbol İngilizcesi: 253 Temel Terim ve Anlamları
Uluslararası futbolun ortak dili İngilizcedir: maç raporları, taktik analizler, transfer haberleri, hakem kararları ve canlı maç anlatımları futbolseverlere, oyunculara ve antrenörlere çoğu zaman önce İngilizce ulaşır. Bu sözlük maçı takip etmek, taktik konuşmak, kuralları ve VAR'ı anlamak, transfer haberlerini okumak ve İngilizce maç anlatımının tadını çıkarmak için gereken kelimeleri sahadan, soyunma odasından ve tribünden örneklerle açıklıyor.
- 253 terim
- 11 konu
- 75 temel terim
- 510 örnek cümle
Duran Toplar ve Oyunu Yeniden Başlatma
Ceza sahasına girerken kavisi topu kaleden uzaklaştıran orta.
Vuruşu yapanın kalecinin atlayacağını öngörerek ortaya hafifçe aşırttığı penaltı.
Dizilişler ve Taktik
Bir takımın kaleci dışındaki oyuncularını sahaya yerleştirme biçimi; savunmadan hücuma doğru 4-4-2 ya da 4-3-3 gibi rakamlarla yazılır.
Takımın maça başlayacağı oyuncuların, genellikle mevkileriyle birlikte yer aldığı ve maçtan yaklaşık bir saat önce açıklanan liste.
Top geri kazanıldıktan hemen sonra, rakip savunmasını yeniden düzenleyemeden gol bulmak amacıyla yapılan hızlı hücum.
Bir takımın topu kontrolünde tutması; ayrıca bir maçta her takımın topu elinde bulundurduğu sürenin yüzdesi.
Oyuncuların topu geri kazanmak için rakiplerinin üzerine hızla gittiği, çoğunlukla rakip kaleye yakın bölgelerde uygulanan taktik.
Savunma hattının sahada oldukça önde durduğu, takımı derli toplu tutan ve hücum oyuncularını ofsayta düşüren ama arkada boşluk bırakan savunma düzeni.
Bir rakibin top almasını ya da rahat şut veya kafa vuruşu yapmasını engellemek için ona yakın durmak ya da belirli bir alanı korumak.
Pas atılmadan hemen önce savunma oyuncularının birlikte öne çıkarak hücum oyuncularını ofsayt pozisyonunda bıraktığı savunma taktiği.
Hücumdan çok gol yememeye odaklanarak neredeyse bütün oyuncularla, çok geride ve topun arkasında savunma yapmak.
Ağırlıklı olarak sahanın orta bölümünde konumlanan, eşgüdümlü savunma düzeni.
Savunmanın önünde destekleyici bir ikili oluşturan iki merkez orta saha oyuncusu.
Merkez koridor ile geniş kanat bölgesi arasında uzanan dikey hücum koridoru.
Takım topu kaybederse tehlikeyi kontrol etmek için oyuncuların hücum sırasında aldığı konumlar.
Pres yapan savunmacının arkasında, rakibin doğrudan pas alamadığı alan.
Rakibi belirli bir alana pas vermeye yönlendirip alıcıyı birlikte sıkıştırmayı amaçlayan plan.
Oyuncuların konumlarını yararlı boşluklar, pas açıları ve rakibi aşma yolları oluşturmak için düzenleyen yaklaşım.
Takımın topu kaybettikten sonra hücumdan savunmaya geçtiği oyun evresi.
Takımın topu kazandıktan sonra savunmadan hücuma geçtiği oyun evresi.
Oyuncunun topu takım arkadaşına gönderebileceği, boşluk içinden geçen yol.
Topu rakip oyunculardan oluşan bir hattın ötesindeki alana taşıyan pas.
Sahanın topa daha uzak olan ve çoğunlukla daha az anlık savunma dikkati gören tarafı.
Geride bir, yanlarda iki ve ileride bir oyuncunun baklava şekli oluşturduğu orta saha düzeni.
Topu tutup dolaştırmak için tekrarlanan kısa paslar ve uyumlu hareketlerle ilişkilendirilen oyun tarzı.
Sıkı markaj ve hattın arkasında ek bir kademeci savunmacıyla ilişkilendirilen tarihsel savunma sistemi.
Orta sahadaki hazırlığı atlayıp uzun paslarla topu hızla ileri gönderen hücum yaklaşımı.
Oyuncular yer değiştirirken arkadaşlarının takımın genel düzenini koruduğu oyun yaklaşımı.
Rakip veya top oyuncuyu geçtikten sonra savunma konumuna dönmek için yapılan koşu.
Savunmacıları peşine çekip başka bir hücumcuya alan açmayı amaçlayan koşu.
Rakipler yakın baskı uygularken topu koruyabilme veya ileri taşıyabilme becerisi.
Üçüncü oyuncunun, ilk pası verenden doğrudan almak yerine bir arkadaş üzerinden top almak için koşması.
Rakipleri kalabalık bölgeye çekip ardından başka yerde yalnız bırakılan hücumcuya top aktarma taktiği.
Hücumun yönünü değiştirmek için topun sahanın bir tarafından diğer tarafına taşınması.
Lig, Turnuvalar ve Sonuçlar
İki takım arasında oynanan, normalde 45'er dakikalık iki devreden oluşan ve her devrenin sonuna uzatma dakikaları eklenen futbol oyunu.
Her iki takımın da maçı aynı sayıda golle tamamladığı sonuç. Fiil olarak draw, maçı berabere bitirmek demektir.
Takımların bir sezon boyunca, genellikle iç saha ve deplasmanda olmak üzere birbirleriyle oynadığı ve puanlarına göre sıralandığı organizasyon.
Bir takımın, özellikle de kalecisinin hiç gol yemediği maç.
Başka bir takıma karşı maçı kazanmak. İngilizcede takımı yenersiniz (beat), maçı, oyunu ya da kupayı ise kazanırsınız (win).
Bir ligdeki takımları puanlarına göre, averaj ve diğer verilerle birlikte sıralayan liste; league table ya da standings de denir.
Berabere biten bir eleme maçında galibin belirlenme yöntemi: her takım sırayla beş penaltı kullanır, eşitlik sürerse karşılıklı birer atışla eşitlik bozulana kadar devam edilir.
Sezon sonunda ligi son sıralardan birinde tamamladıktan sonra bir alt lige düşme.
Sezon sonunda ilk sıralardan birinde bitirerek ya da play-off kazanarak bir üst lige yükselme.
Belirli bir tarihe planlanmış maç; the fixtures ya da fixture list ise bir takımın ya da ligin sezon boyunca oynayacağı tüm maçların programıdır.
Bir takımın attığı gol sayısından yediği gol sayısının çıkarılmasıyla bulunan ve puanları eşit olan takımları puan durumunda ayırmak için kullanılan rakam.
Bir takımın kendi sahası yerine rakibin stadyumunda oynadığı maç.
Sonucu, daha önce kesinleşmiş ilgili tur atlama veya şampiyonluk durumunu değiştiremeyen maç.
Yakın rakipler arasında, kazanmanın diğer tarafın puan almasını da önlediği kritik maç.
Önceki katılımın doğurduğu uygunluk kısıtlaması nedeniyle yeni kulübü adına kupada oynayamayan.
Çok daha küçük veya az şans verilen bir takımın güçlü rakibini yenmesi.
Bir takımın kupa organizasyonunda art arda turları geçerek ilerlemesi.
Aynı takımın bir sezonda üç büyük organizasyon şampiyonluğunu kazanması.
Daha fazla karşılaşma oynamış rakiplere kıyasla bir takımın henüz oynamadığı maçlar.
Bir takımın organizasyondaki toplam puanından puan çıkaran ceza.
Birden fazla güçlü takımı içerdiği için olağanüstü zor görülen turnuva grubu.
İngiliz erkek futbolunda Premier League ve English Football League dışındaki kulüpleri niteleyen ifade.
Bir oyuncu veya takımın gol atamadığı uzunca dönem.
Bir organizasyonda veya belirli organizasyonlar grubunda gol sayısıyla öne çıkan oyuncuya verilen ödül.
Aynı takımın veya oyuncunun art arda kazandığı karşılaşmalar dizisi.
Önceki karşılaşma, organizasyon kurallarına göre kesin bir sonuç vermediği için yeniden oynanan maç.
Toplam skor eşitken deplasmanda daha çok gol atan takımın tur atlamasını sağlayan eşitlik bozma kuralı.
Kulüp, Teknik Ekip ve Antrenman
İngiliz futbolunda A takımın sorumlusu olan, kadroyu belirleyen, taktiğe karar veren ve çoğu zaman transferlerde de söz sahibi olan kişi.
Antrenmanlardan, taktikten ve kadro seçiminden sorumlu kişi; birçok kulüpte bu rol sahadaki işe odaklanır, transferleri ise sportif direktör yürütür.
Bir takımın sezon ya da turnuva boyunca kullanabileceği tüm oyuncular; ilk 11 ve yedekler bu kadrodan seçilir.
Oyuncunun antrenmana çıkmasını ya da maçlarda oynamasını engelleyebilecek kas zorlanması, kemik kırığı gibi fiziksel hasar.
Takımın antrenörlerin yönetiminde kondisyon, teknik ve taktik çalıştığı planlı çalışma.
Saha kenarında yedek oyuncular ve teknik ekip için ayrılmış oturma yeri; ayrıca bir maçta oyuna girmeye hazır yedek oyuncuların tamamı.
Genç oyuncuları antrenman ve maçlarla geliştiren kulübün düzenli altyapı programı.
Kulübün asıl A takımı dışında oynama fırsatı sağlayan ikinci takımı.
Kulüp uzun vadeli atamaya karar verirken takımın başına geçici olarak getirilen kişi.
Aynı takımda hem futbol oynayan hem de teknik direktörlük yapan kişi.
Takımın giysi ve ekipmanını hazırlama, düzenleme ve bakımından sorumlu görevli.
Kulübün yer veya sözleşme teklif edip etmeyeceğine karar vermeden önce değerlendirdiği oyuncu.
Uygun çalışma ve oynama yoluyla gelişen, maçın fiziksel yüküne ve temposuna hazır olma durumu.
Belirli futbol davranışını geliştirmek için özel kısıtlamalarla düzenlenen antrenman oyunu.
Takımın maçta kullanmayı amaçladığı planlı hareket ve pas dizisinin çalışılması.
Antrenmanda oyuncuları veya takımları ayırt etmek için giysilerin üstüne giyilen hafif kolsuz yelek.
Oyuncuların koşmak yerine yürüyerek oynadığı uyarlanmış futbol türü.
Düzenleyenin belirtilen katılım koşullarını karşılayan başvuranlara açık oyuncu değerlendirme etkinliği.
Oyuncuların, onları durdurmaya çalışan aktif rakip olmadan bir hareket veya düzeni çalışması.
Oyuncunun topu bırakmadan önce en fazla iki dokunuş kullandığı veya kullanabildiği oyunu niteleyen ifade.
Topun önce kontrol edilmeden ilk temasla pas verildiği veya vurulduğu oyunu niteleyen ifade.
Performansı açıklamak ve teknik kararları desteklemek için maç görüntüsü veya verisini inceleyen görevli.
Maç sırasında saha çevresindeki topları toplamak veya oyuna top sağlamakla görevlendirilen kişi.
Transferler ve Sözleşmeler
Bir oyuncunun bir kulüpten diğerine geçmesi; genellikle satan kulübe bir bedel ödenir ve oyuncuyla yeni sözleşme imzalanır.
Kulüplerin yeni oyuncu tescil ettirebildiği, genellikle yazın uzun, kışın daha kısa olmak üzere yılda belirli dönemler.
Kulüp açısından bir oyuncuyu sözleşmeyle kadroya katmak; oyuncu açısından ise sözleşme imzalayıp bir kulübe katılmak.
Oyuncunun, ana kulübüyle sözleşmesi sürerken belirli bir süre, çoğunlukla bir sezon boyunca geçici olarak başka bir kulüpte oynaması.
Sözleşmesi devam eden bir oyuncuyu almak için alıcı kulübün satıcı kulübe ödediği para.
Oyuncu sözleşmesinde bir bedel belirleyen madde; başka bir kulüp bu bedeli öderse oyuncunun kulübü onun ayrılmasına ya da görüşme yapmasına izin vermek zorundadır.
Sözleşmesi sona ermiş ya da feshedilmiş olduğu için herhangi bir kulübe bonservis bedeli olmadan katılabilen oyuncu.
Bir transfer tamamlanmadan önce oyuncunun sakatlığı ya da sağlık sorunu olup olmadığını anlamak için geçtiği sağlık ve kondisyon muayenesi.
Sözleşme ve transfer görüşmelerinde bir oyuncuyu ya da teknik direktörü temsil eden ve anlaşmadan ücret veya komisyon alan lisanslı kişi.
Eski kulübe, anlaşmada belirtilen hesaba göre sonraki satıştan pay veren transfer maddesi.
Oyuncuyu satan kulübün belirli koşullarla onu yeniden alabilmesini sağlayan transfer maddesi.
Kiralık oyuncunun, planlanan kiralama süresi bitmeden asıl kulübüne dönmesi.
Oyuncu ile kulüp arasında belirlenen ücret ve sözleşme süresi gibi çalışma koşulları.
Oyuncunun başka bir kulübe gitmesine izin verilmesi için kendi kulübüne yaptığı başvuru.
Mevcut kulübü tarafından transfer edilmek üzere satışa veya görüşmeye açılmış oyuncuyu niteleyen ifade.
Belirli düzenleyici koşullar kapsamında kulübün oyuncu tescil ettirmesini engelleyen kısıtlama.
Mini test: bu terimleri biliyor musun?
Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.
Futbol İngilizcesi nasıl öğrenilir?
- Maçları İngilizce anlatımla izleyin ve spikerlerin sık tekrarladığı "against the run of play", "into the back of the net" ve "keep a clean sheet" gibi ifadeleri not edin.
- Maç raporları, kulüplerin yeni transfer duyuruları, maç sonu röportajları ve IFAB'ın yayımladığı Oyun Kuralları gibi gerçek İngilizce futbol metinlerini okuyun; her terimin bağlam içinde nasıl kullanıldığına dikkat edin.
- Fiilleri isimlerle birlikte öğrenin: score ya da concede a goal (gol atmak ya da yemek), make a save (kurtarış yapmak), win ya da give away a penalty (penaltı kazanmak ya da yaptırmak), pick up a booking (sarı kart görmek), keep a clean sheet (kalesini gole kapatmak).
- İngiliz ve Amerikan İngilizcesi arasındaki farklara dikkat edin (football/soccer, pitch/field, nil/zero, draw/tie). Uluslararası futbol İngilizcesi büyük ölçüde İngiliz İngilizcesidir.
- İngilizce ya da Fransızca kökenli görünen ama farklı anlam taşıyan Türkçe futbol kelimelerine dikkat edin: menajer İngilizcede agent, averaj goal difference, aut goal kick, deplasman ise away'dir.
Sıkça sorulan sorular
Football mı demeliyim, soccer mı?
İkisi de doğru İngilizcedir. Football İngiltere'de, Avrupa'da ve dünyanın büyük bölümünde kullanılan olağan kelimedir; FIFA ve UEFA da bu kelimeyi kullanır. Soccer ise football kelimesinin genellikle Amerikan futbolunu anlattığı ABD ve Kanada'da standarttır. Uluslararası ya da Avrupalı bir kitleyle konuşuyorsanız football deyin.
Manager, head coach ve agent arasındaki fark nedir?
İngiliz futbolunda manager A takımı yönetir ve çoğu zaman transferlerde de söz sahibidir. Head coach benzer bir rol için, özellikle transferleri sportif direktörün yürüttüğü kulüplerde kullanılır. Türkçede ikisine de genellikle teknik direktör denir. Sözleşme görüşmelerinde oyuncuyu temsil eden kişi ise agent'tır; Türkçede buna menajer denir. Bu yüzden manager ile menajeri karıştırmamaya dikkat edin.
Futbol skorları İngilizcede nasıl söylenir?
İngiliz İngilizcesinde sıfır nil diye okunur: 2-0 "two-nil", 0-0 ise "nil-nil" ya da goalless draw'dur. Eşit skorlarda all kullanılır: 1-1 "one-all" diye okunur. Kimin önde olduğunu da söyleyebilirsiniz: "It's two-one to the home side." (Ev sahibi 2-1 önde.) Amerikalılar çoğu zaman "two to nothing" ya da "two-zero" der.
VAR maç sırasında neleri kontrol edebilir?
Video yardımcı hakem anlamına gelen VAR yalnızca dört durumda açık ve bariz hatalara ya da gözden kaçan ciddi olaylara müdahale edebilir: goller, penaltı kararları, direkt kırmızı kartlar ve yanlış oyuncunun kart görmesi ya da oyundan atılması. Son kararı her zaman hakem verir; bazen bunu saha kenarındaki monitörde pozisyonu izledikten sonra (on-field review) yapar.
İngilizcede takım için win mi denir, beat mi?
Takım için beat, maç, oyun, lig ya da kupa için win kullanılır. Yani "We beat them 3-1" (Onları 3-1 yendik) ya da "We won the match 3-1" (Maçı 3-1 kazandık) denir; "We won them" yanlıştır. Edilgen yapıda beaten kullanılır: "They haven't been beaten at home this season." (Bu sezon iç sahada yenilmediler.)
İlgili alanlar
Seviyene uygun okumayla pekiştir
Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar:
