Gazeteciler ve iletişim fakültesi öğrencileri için İngilizce

Gazetecilik İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları

Bugün her ülkede gazeteciler İngilizceyle çalışıyor: ajans haberleri, yabancı kaynaklar, uluslararası basın toplantıları ve haber merkezi araçlarının çoğu İngilizce. Bu sözlük haber toplama, muhabirlik ve editörlük, başlıklar ve haber dili, radyo-televizyon ve dijital medya, röportaj, medya etiği ve hukuku ile doğrulama alanlarının temel terimlerini doğal Türkçe karşılıkları ve gerçekçi haber merkezi örnekleriyle açıklar. İngilizce okuyan, yazan ya da haber yapan gazeteciler ve iletişim fakültesi öğrencileri için hazırlandı.

  • 100 terim
  • 11 konu
  • 55 temel terim
  • 202 örnek cümle

Haber Toplama ve Kaynaklar

  • sourceisimkaynak, haber kaynağı

    Gazeteciye haber için bilgi veren kişi, belge ya da kurum; ayrıca bir bilginin geldiği yer.

  • press releaseisimbasın bülteni, basın açıklaması

    Bir şirketin, kurumun ya da kişinin bir gelişmeyi duyurmak ve haber yapılmasını sağlamak amacıyla gazetecilere gönderdiği resmi yazılı duyuru.

  • press conferenceisimbasın toplantısı

    Bir kişinin ya da kurumun gazetecilere bir duyuru yapmak ve genellikle sorularını yanıtlamak için düzenlediği toplantı.

  • scoopisimatlatma haber, özel haber

    Bir gazetecinin ya da yayın organının rakiplerinden önce yayımladığı önemli veya çarpıcı haber; fiil olarak, bir haberi rakiplerden önce vermek.

  • news agencyisimhaber ajansı, ajans

    Haber, fotoğraf ve video toplayıp bunları gazetelere, televizyonlara ve haber sitelerine satan ya da sağlayan, onların da bu içerikleri yayımladığı kuruluş.

  • anonymous sourceisimisimsiz kaynak, adı açıklanmayan kaynak

    Genellikle işini kaybedebileceği ya da tehlikeye girebileceği için adının yayımlanmaması koşuluyla gazeteciye bilgi veren kişi.

  • tip-offisimihbar, duyum

    Olmuş ya da olacak bir şey hakkında bir gazeteciye veya polise verilen gizli ya da erken bilgi.

  • embargoisimambargo, yayın ambargosu

    Gazetecilerin önceden aldıkları bir bilgiyi belirtilen tarih ve saatten önce yayımlamayacaklarına dair anlaşma.

  • press passisimbasın kartı, akreditasyon kartı

    Bir kişinin çalışan bir gazeteci olduğunu gösteren ve halka kapalı etkinliklere, duruşmalara ya da alanlara girmesini sağlayan resmi kart veya yaka kartı.

  • eyewitnessisimgörgü tanığı

    Kaza, suç ya da afet gibi bir olayı kendi gözleriyle gören ve neler olduğunu anlatabilen kişi.

  • spokespersonisimsözcü, basın sözcüsü

    Bir kurum, şirket, kamu kuruluşu ya da tanınmış bir kişi adına medyayla konuşmakla görevli kişi.

  • statementisimaçıklama, yazılı açıklama

    Bir kişinin ya da kurumun bir konuda bilgi verdiği veya tutumunu ortaya koyduğu yazılı ya da sözlü resmi duyuru.

Muhabirlik ve Haber Yazımı

  • journalistisimgazeteci, basın mensubu

    Gazete, haber sitesi, radyo, televizyon ya da başka medya organları için haber ve bilgi toplamak, yazmak, düzenlemek veya sunmak işini yapan kişi.

  • reporterisimmuhabir, haberci

    Asıl işi olup biteni araştırmak, insanlarla konuşmak, bilgi toplamak ve bunları haber olarak yazmak ya da yayına taşımak olan gazeteci.

  • news storyisimhaber, haber metni

    Yakın zamanda yaşanan bir olay ya da gündemdeki bir konu hakkında hazırlanıp basılı ya da çevrim içi yayımlanan veya radyo-televizyonda yayınlanan tek bir haber.

  • breaking newsisimson dakika, son dakika haberi

    Şu anda yaşanan ya da az önce gerçekleşen önemli bir olaya dair, öğrenilir öğrenilmez verilen ve yeni ayrıntılar geldikçe güncellenen haber.

  • coverageisimhaberleştirme, yayınlar

    Medyanın bir olayı ya da konuyu basılı yayında, internette veya ekranda nasıl haberleştirdiği ve ona ne kadar yer ayırdığı.

  • correspondentisimmuhabir, temsilci

    Belirli bir şehirde ya da ülkede görev yapan veya tek bir konuda uzmanlaşan ve oradan ya da o konuda düzenli olarak haber gönderen muhabir.

  • bylineisimimza, haber imzası

    Bir yazının başında ya da sonunda yer alan ve yazan gazetecinin adını, bazen de unvanını veya bulunduğu yeri gösteren satır.

  • leadisimhaber girişi, giriş paragrafı

    Bir haberin en önemli bilgileri veren ve okuru devam etmeye isteklendiren ilk cümlesi ya da paragrafı.

  • beatisimmuhabirlik alanı, takip alanı

    Bir muhabirin sağlık, eğitim, asayiş, adliye ya da belediye gibi düzenli olarak takip ettiği konu, kurum veya bölge.

  • newsworthysıfathaber değeri taşıyan, haber değeri olan

    Yeni, sıra dışı, yerel, şaşırtıcı ya da pek çok kişiyi etkilediği için haber olarak verilmeye yetecek kadar ilgi çekici veya önemli.

  • inverted pyramidisimters piramit, ters piramit tekniği

    En önemli bilgilerin başta, daha az önemli ayrıntıların sonra geldiği ve haberin sondan kısaltılabildiği haber yazım tekniği.

  • the five Wsifade5N1K, beş N bir K

    Her haberin yanıtlaması gereken temel sorular: kim, ne, ne zaman, nerede ve neden; genellikle bunlara nasıl sorusu da eklenir.

  • angleisimhaber açısı, bakış açısı

    Gazetecinin bir haber için seçtiği ve hangi bilgilerin ve seslerin öne çıkacağını belirleyen özel bakış açısı ya da odak.

  • follow-upisimtakip haberi, devam haberi

    Daha önce haberleştirilmiş bir olayın sonraki gelişmelerini, örneğin bir soruşturmanın sonucunu ya da insanların hayatının nasıl değiştiğini aktaran yeni haber.

Editörlük ve Haber Merkezi

  • editorisimeditör, yayın yönetmeni

    Neyin yayımlanacağına ya da yayınlanacağına karar veren, başkalarının metinlerini kontrol edip düzelten ve geliştiren gazeteci; ayrıca bir yayının ya da bir servisin tamamından sorumlu kişi.

  • newsroomisimhaber merkezi, yazı işleri

    Bir gazetenin, yayın kuruluşunun ya da haber sitesinin gazetecileri ve editörlerinin haberi toplamak, yazmak ve yayımlamak için birlikte çalıştığı ofis; ayrıca bu ekibin kendisi.

  • deadlineisimson teslim saati, son teslim tarihi

    Bir haberin, fotoğrafın ya da program bölümünün yayımlanabilmesi için bitirilip teslim edilmesi gereken en geç saat veya tarih.

  • copyisimmetin, haber metni

    Bir gazetecinin yazıp düzeltilmek ve yayımlanmak üzere gönderdiği haber ya da yazı metni.

  • editor-in-chiefisimgenel yayın yönetmeni, yayın yönetmeni

    Bir gazetenin, derginin, yayın kuruluşunun ya da haber sitesinin en kıdemli editörü; tüm içerikten ve yayın kararlarından sorumludur.

  • copy editorisimredaktör, düzeltmen

    Muhabirlerin metinlerini doğruluk, dilbilgisi, üslup ve uzunluk açısından kontrol edip düzelten ve çoğu zaman başlık ile fotoğraf altlarını da yazan editör.

Başlıklar ve Haber Dili

  • headlineisimbaşlık, manşet

    Bir haberin üstünde büyük harflerle basılan ya da çevrim içi yazının en üstünde yer alan, okura haberin konusunu hızla anlatan başlık.

  • front pageisimbirinci sayfa, ön sayfa

    Bir gazetenin günün en önemli haberlerinin ve fotoğraflarının yer aldığı ilk sayfası; ayrıca bir haber sitesinin ana sayfası.

  • captionisimfotoğraf altı, foto altı

    Bir fotoğrafın, grafiğin ya da videonun altında veya yanında yer alan; neyi gösterdiğini, içinde kimlerin olduğunu ve bazen kimin çektiğini açıklayan kısa metin.

  • standfirstisimspot, özet giriş

    Başlık ile yazı arasında yer alan, genellikle kalın ya da daha büyük puntoyla yazılan ve haberi özetleyen kısa giriş cümlesi veya paragrafı.

  • allegedlyzarfiddiaya göre, iddia edildiğine göre

    Bir şeyin, özellikle bir suçun ya da usulsüzlüğün iddia edildiğini ancak henüz kanıtlanmadığını belirtmek için kullanılır.

  • according toifade-e göre, ... tarafından belirtildiğine göre

    Bir bilginin kimden ya da nereden geldiğini, okurun kaynağı bilmesi için göstermeye yarayan ifade.

  • probeisimsoruşturma, inceleme

    Özellikle başlıklarda kullanılan ve resmi bir soruşturma ya da incelemeyi anlatan kısa kelime; fiil olarak bir konuyu titizlikle araştırmak.

  • slamfiilsert eleştirmek, yüklenmek

    Başlıklarda, bir kişiyi ya da bir şeyi kamuoyu önünde çok sert biçimde eleştirmek.

Haber Türleri ve Görüş Yazıları

  • editorialisimbaşyazı, editoryal yazı

    Bir gazetenin ya da derginin bir konudaki kurumsal görüşünü yansıtan, genellikle üst düzey editörlerce yazılan ve çoğu zaman imzasız yayımlanan yazı.

  • featureisimdosya haber, derinlemesine haber

    Yalnızca son gelişmeleri değil, betimleme, arka plan bilgisi ve insan hikayeleriyle bir kişiyi, yeri, eğilimi ya da konuyu derinlemesine ele alan uzun haber yazısı.

  • columnisimköşe yazısı, köşe

    Aynı yazar tarafından düzenli olarak, genellikle gazete, dergi ya da sitede aynı yerde yayımlanan ve yazarın kişisel görüşlerini veya tavsiyelerini içeren yazı.

  • columnistisimköşe yazarı, yazar

    Bir gazete, dergi ya da internet sitesi için düzenli olarak köşe yazısı yazan ve kişisel görüş, analiz veya tavsiye sunan yazar.

  • op-edisimgörüş yazısı, konuk yazar yazısı

    Genellikle dışarıdan bir uzman ya da tanınmış bir kişi tarafından imzalı olarak yazılan ve gazetenin görüş sayfalarında veya sitesinde yayımlanan görüş yazısı.

  • investigative journalismisimaraştırmacı gazetecilik, soruşturmacı gazetecilik

    Belgeler, veriler ve gizli kaynaklar kullanarak çoğu zaman usulsüzlük, yolsuzluk ya da yetki kötüye kullanımı gibi gizli kalmış bilgileri ortaya çıkarmak için haftalar ya da aylar harcayan gazetecilik.

Röportaj ve Alıntılar

  • interviewisimröportaj, söyleşi

    Gazetecinin bir haber ya da program için bilgi, görüş veya alıntı almak amacıyla birine sorular sorduğu görüşme; ayrıca bu görüşmenin yayımlanan ya da yayınlanan hali.

  • quoteisimalıntı, demeç

    Birinin söylediği ya da yazdığı sözlerin habere tırnak içinde aynen aktarılmış hali; fiil olarak, birinin sözlerini kime ait olduğunu belirterek aktarmak.

  • off the recordifadekayıt dışı, yayımlanmamak kaydıyla

    Bir gazeteciye, yayımlanmayacağı ya da en azından söyleyen kişiyle ilişkilendirilmeyeceği anlayışıyla özel olarak söylenen.

  • on the recordifadekayıt altında, adıyla alıntılanmak üzere

    Yayımlanabilecek ve söyleyen kişinin adı ve unvanı verilerek açıkça ona dayandırılabilecek biçimde söylenen.

  • on backgroundifadeisim verilmeme kaydıyla, kaynak gösterilmeden kullanılmak üzere

    Bilginin yayımlanabileceği ancak kaynağın adının verilmeyeceği, yalnızca genel bir tanımla anılacağı anlayışıyla verilen.

  • vox popisimsokak röportajı, vox pop

    Halka açık bir yerde sıradan insanlarla yapılan ve hepsine güncel bir konuda aynı sorunun sorulduğu çok kısa röportajlar dizisi.

  • intervieweeisimgörüşülen kişi, röportaj yapılan kişi

    Bir röportajda soruları soran kişinin (interviewer) aksine, soruları yanıtlayan kişi.

  • transcriptisimdeşifre, döküm

    Bir röportajda, konuşmada, yayında ya da ses kaydında söylenenlerin aynen yazıya geçirilmiş hali.

  • no commentifadeyorum yok, açıklama yapmıyorum

    Bir kişinin gazetecinin sorusunu yanıtlamayı ya da bir konuda görüş bildirmeyi reddettiğinde kullandığı ifade.

Radyo ve Televizyon Haberciliği

  • anchorisimhaber sunucusu, ana haber sunucusu

    Haberleri takdim eden, muhabirlere bağlanan ve çoğu zaman konukları canlı yayında sorgulayan, televizyon ya da radyo haber programının ana sunucusu.

  • broadcastisimyayın, yayınlamak

    Televizyon, radyo ya da internet üzerinden halka iletilen program; fiil olarak böyle bir programı yayına vermek ya da bir bilgiyi geniş kitlelere duyurmak.

  • presenterisimsunucu, program sunucusu

    Bir radyo ya da televizyon programını takdim eden ve yöneten, izleyiciye ya da dinleyiciye hitap eden, bölümleri birbirine bağlayan ve konuklarla konuşan kişi.

  • on airifadeyayında, canlı yayında

    O anda radyoda ya da televizyonda yayınlanıyor olmak; sıfat olarak, yayın sırasında duyulan veya görülen kişi ve şeyleri niteler.

  • footageisimgörüntü, görüntüler

    Bir olayın kaydedilmiş film ya da video görüntüleri; haberlerde, belgesellerde veya programlarda kullanılır.

  • news bulletinisimhaber bülteni, haberler

    Radyo ya da televizyonda her saat başı veya akşam gibi düzenli saatlerde son haberleri veren kısa program.

  • ratingsisimreyting, izlenme oranı

    Bir televizyon programını kaç kişinin izlediğini ya da bir radyo programını kaç kişinin dinlediğini gösteren ve programları karşılaştırmak, reklam fiyatlarını belirlemek için kullanılan rakamlar.

  • soundbiteisimkısa alıntı, çarpıcı söz

    Daha uzun bir konuşmadan ya da röportajdan alınıp haberde kullanılan kısa ve akılda kalıcı söz veya kesit.

  • prime timeisimprime time, en çok izlenen saat dilimi

    Televizyonu en fazla kişinin izlediği, kanalların en popüler programlarını yayınladığı ve reklam için en yüksek ücreti aldığı akşam saatleri.

İnternet ve Dijital Medya

  • paywallisimödeme duvarı, ücretli erişim duvarı

    Bir haber sitesindeki yazıların bir kısmını ya da tamamını yalnızca ücretli abonelerin okumasına izin veren sistem.

  • clickbaitisimtık tuzağı, tık odaklı başlık

    Çoğu zaman abartarak, asıl bilgiyi saklayarak ya da haberin verdiğinden fazlasını vaat ederek, esas olarak insanları tıklamaya yönlendirmek için hazırlanan çevrim içi başlık veya içerik.

  • go viralifadeviral olmak, hızla yayılmak

    İnsanlar tekrar tekrar paylaştıkça internette, genellikle sosyal medya ve mesajlaşma uygulamalarında çok hızlı ve geniş biçimde yayılmak.

  • live blogisimcanlı anlatım, canlı takip

    Bir haber sitesinin gelişmekte olan bir olay boyunca sürekli güncellediği, saatli kısa girişler, alıntılar, fotoğraflar ve videolar eklediği tek bir internet sayfası.

  • newsletterisime-bülten, bülten

    Abone olan kişilere seçilmiş haberleri, yazıları ya da güncellemeleri doğrudan ulaştıran düzenli e-posta veya bazen basılı yayın.

  • podcastisimpodcast, sesli yayın

    İnsanların internetten indirip ya da çevrim içi dinleyip istedikleri zaman takip edebildiği, bölümlerden oluşan ses ya da bazen video yayını.

  • citizen journalismisimyurttaş gazeteciliği, vatandaş gazeteciliği

    Profesyonel gazeteci olmayan sıradan insanların, çoğu zaman tanık oldukları olayları telefonlarıyla kaydedip paylaşarak yaptıkları habercilik.

  • user-generated contentisimkullanıcı tarafından üretilen içerik, kullanıcı içeriği

    Gazeteciler yerine halktan kişilerin ürettiği ve haber kuruluşlarının doğruladıktan sonra kullanabildiği fotoğraf, video, paylaşım ve diğer içerikler.

Medya Etiği ve Hukuku

  • press freedomisimbasın özgürlüğü, basın hürriyeti

    Gazetecilerin ve medyanın, devlet ya da başka güçlü grupların sansürüne, tehdidine veya denetimine maruz kalmadan bilgi ve görüş toplayıp yayımlayabilme hakkı.

  • accuracyisimdoğruluk, isabet

    Her bilginin, ismin, rakamın ve alıntının doğru olması; çoğu meslek ilkeleri metninde gazetecinin ilk görevi olarak tanımlanır.

  • objectivityisimnesnellik, tarafsızlık

    Gazetecinin kendi duygularının, görüşlerinin ya da çıkarlarının haberi şekillendirmesine izin vermeden olguları olduğu gibi aktarma ilkesi.

  • biasisimtaraflılık, yanlılık

    Bir haberin seçilme, yazılma ya da sunulma biçimini etkileyen, bir kişiye, gruba veya fikre yönelik haksız yakınlık ya da karşıtlık.

  • defamationisimhakaret, karalama

    Bir kişi hakkında itibarını zedeleyen yanlış beyanları yayımlama ya da söyleme şeklindeki hukuka aykırı eylem.

  • libelisimyazılı hakaret, basın yoluyla hakaret

    Basılı yayın, yayın ya da çevrim içi paylaşım gibi kalıcı bir biçimde yapılan ve bir kişinin ya da şirketin itibarını haksız yere zedeleyen hakaret.

  • sensationalismisimsansasyonellik, sansasyon haberciliği

    Bilgilendirmekten çok dikkat çekmek amacıyla olayları abartan, dramatize eden ya da şok edici ayrıntılara odaklanan habercilik.

  • right of replyisimcevap ve düzeltme hakkı, cevap hakkı

    Medyada eleştirilen bir kişinin ya da kurumun, hakkında ileri sürülen iddialara yanıt verme imkanı; bazı ülkelerde bu yasal bir haktır.

  • public interestisimkamu yararı, toplum yararı

    Bir bilginin, özellikle özel ya da gizli bir bilginin yayımlanmasının haklı olup olmadığını değerlendirmede ölçüt olarak kullanılan, toplumun bütününün yararı.

  • source protectionisimhaber kaynağının korunması, kaynağın gizliliği

    Pek çok etik kuralda ve yasada kabul gören, gazetecilerin gizli kaynaklarının kimliğini açıklamaması gerektiği ilkesi.

  • plagiarismisimintihal, aşırma

    Başka birinin sözlerini, fikirlerini, araştırmasını ya da görsellerini kaynak göstermeden kendi eseriymiş gibi sunmak.

  • conflict of interestisimçıkar çatışması

    Bir gazetecinin kişisel, mali ya da ailevi çıkarlarının bir haberi nasıl aktaracağını etkileyebildiği ya da etkiliyormuş gibi göründüğü durum.

Doğrulama ve Teyit

  • fact-checkfiildoğrulamak, teyit etmek

    Bir haberdeki ya da açıklamadaki isimlerin, rakamların, tarihlerin ve iddiaların doğru olup olmadığını yayından önce veya sonra kontrol etmek; isim olarak bu kontrolün kendisi.

  • verifyfiildoğrulamak, teyit etmek

    Bir bilgiyi, fotoğrafı, videoyu ya da kaynağı kullanmadan veya yayımlamadan önce gerçek ve doğru olup olmadığını dikkatle kontrol etmek.

  • misinformationisimyanlış bilgi, hatalı bilgi

    Aldatma niyeti olmadan, çoğu zaman doğru olduğuna inanan kişiler tarafından yayılan yanlış ya da yanıltıcı bilgi.

  • disinformationisimdezenformasyon, kasıtlı yanlış bilgi

    İnsanları yanıltmak, birine zarar vermek ya da kamuoyunu etkilemek amacıyla bilerek üretilen veya yayılan yanlış bilgi.

  • fake newsisimsahte haber, yalan haber

    Gerçek bir haber gibi görünecek şekilde hazırlanmış yanlış içerikler; ifade bazen haksız biçimde, sadece hoşa gitmeyen haberleri itibarsızlaştırmak için de kullanılır.

  • correctionisimdüzeltme, düzeltme notu

    Daha önce yayımlanmış bir haberdeki yanlış isim, rakam ya da alıntı gibi bir hatayı kabul edip düzelten kısa yayımlanmış not.

  • debunkfiilçürütmek, asılsız olduğunu ortaya koymak

    Bir iddianın, söylentinin, teorinin ya da görselin yanlış veya yanıltıcı olduğunu açık kanıtlarla göstermek.

  • reverse image searchisimtersine görsel arama, ters görsel arama

    Bir görselin internette başka nerelerde yer aldığını ve ilk ne zaman yayımlandığını bulmak için kelime yerine görselin kendisiyle yapılan arama.

  • deepfakeisimdeepfake, derin sahte

    Gerçek bir kişinin hiç söylemediği ya da yapmadığı bir şeyi söylüyor veya yapıyor gibi görünmesi için yapay zekayla üretilen ya da değiştirilen video, görsel veya ses kaydı.

Basın ve Medya Sektörü

  • the pressisimbasın, basın mensupları

    Toplu olarak gazeteler, dergiler ve haber medyası ile bunlarda çalışan gazeteciler; kelimenin ilk anlamı gazete basmakta kullanılan matbaa makinesidir.

  • media outletisimmedya kuruluşu, yayın organı

    Gazete, televizyon kanalı, radyo, dergi ya da haber sitesi gibi haber ve bilgi yayımlayan veya yayınlayan her türlü kuruluş ya da kanal.

  • tabloidisimbulvar gazetesi, magazin gazetesi

    Küçük sayfalı, kısa haberli ve büyük fotoğraflı, çoğu zaman ünlülere, asayiş olaylarına ve skandallara odaklanan gazete; ayrıca sansasyonel bir habercilik tarzı.

  • broadsheetisimciddi gazete, geniş boy gazete

    Büyük sayfalarda basılan ve geleneksel olarak ciddi haber, analiz ve tabloidlere göre daha resmi bir üslupla özdeşleşen gazete.

  • circulationisimtiraj, satış

    Bir gazetenin ya da derginin satılan veya dağıtılan nüsha sayısı; genellikle günlük, haftalık ya da aylık olarak hesaplanır.

  • readershipisimokur kitlesi, okur sayısı

    Belirli bir gazeteyi, dergiyi ya da internet sitesini okuyan kişiler veya bunların toplam sayısı.

  • freelancerisimserbest gazeteci, serbest çalışan

    Tek bir kuruluşun kadrosunda olmayan, işini genellikle parça başı olarak farklı yayın organlarına satan gazeteci, fotoğrafçı ya da editör.

Mini test: bu terimleri biliyor musun?

Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.

Gazetecilik İngilizcesi nasıl öğrenilir?

  • Her gün aynı haberi iki üç İngilizce yayın organından okuyun. Başlıkları, giriş paragraflarını ve alıntılanan kaynakları karşılaştırın; her birinin hangi kelimeleri seçtiğini not edin.
  • Haber fiillerini ve tam olarak ne kadar güçlü olduklarını öğrenin: say, state, claim, allege, admit, insist, deny ve confirm. Say yerine claim kullanmak, haberin ne kadar tarafsız göründüğünü değiştirebilir.
  • Tek tek kelimeler yerine haber merkezinde kullanılan kalıpları toplayın: break a story (haberi ilk vermek), file a story (haberi göndermek), run a story (haberi yayımlamak), cover an event (olayı izlemek), meet a deadline (teslim saatine yetişmek), issue a correction (düzeltme yayımlamak), decline to comment (yorum yapmaktan kaçınmak).
  • Başlık dilini ayrıca çalışın. İngilizce başlıklarda artikeller atılır, geçmiş olaylar için geniş zaman kullanılır ve probe, slam, vow, bid gibi kısa kelimeler tercih edilir; bu yüzden başlıklar normal İngilizceden farklı okunur.
  • Metni de yayımlanan kısa bir İngilizce haber bültenini izleyin ya da dinleyin. Sunucuların muhabirlere nasıl bağlandığını ve bilgiyi kime dayandırdıklarını işaretleyin, ardından birkaç satırı kendiniz yüksek sesle okuyun.

Sıkça sorulan sorular

İngilizcede 'a news' denebilir mi?

Hayır. News sayılamayan bir isimdir ve tekil fiil alır: the news are good değil, the news is good denir. Tek bir haber için a news story, a news item, a piece of news ya da haber merkezi dilinde kısaca a story kullanılır. Türkçedeki 'haber' sayılabildiği için 'a news' ve 'many news' Türkçe konuşanların en sık yaptığı hatalar arasındadır.

Misinformation ile disinformation arasındaki fark nedir?

İkisi de yanlış ya da yanıltıcı bilgidir. Misinformation, yanlış bir iddiaya içtenlikle inanan biri tarafından olduğu gibi, aldatma niyeti olmadan paylaşılan yanlış bilgidir. Disinformation ise insanları yanıltmak amacıyla bilerek üretilen ya da yayılan bilgidir; Türkçede genellikle dezenformasyon denir. Gazeteciler kendi haberlerinde çoğunlukla 'fake news' etiketinden kaçınır ve bu iki daha net kelimeyi kullanır.

On the record, off the record ve on background ne anlama gelir?

Bunlar muhabirle kaynak arasında önceden belirlenen kurallardır. On the record, söylenen her şeyin yayımlanabileceği ve kaynağın adıyla verilebileceği anlamına gelir. Off the record genellikle bilginin hiç yayımlanamayacağını ifade eder. On background ise bilginin kullanılabileceğini ama kaynağın adının verilemeyeceğini, yalnızca 'üst düzey bir yetkili' gibi bir tanımla anılabileceğini belirtir. Tam anlamları haber merkezine göre değişebildiği için iyi muhabirler kuralları görüşme başlamadan netleştirir.

Journalist, reporter ve correspondent arasındaki fark nedir?

Journalist en geniş kelimedir: haberi profesyonel olarak toplayan, yazan, düzenleyen ya da sunan herkesi kapsar. Reporter, asıl işi haberi bulup aktarmak olan ve çoğu zaman sahada çalışan gazetecidir. Correspondent ise Brüksel muhabiri ya da sağlık muhabiri gibi belirli bir yerde görevli ya da belirli bir konudan sorumlu muhabirdir. Türkçede reporter ve correspondent genellikle 'muhabir' diye çevrilir.

İngilizce gazete başlıkları neden bu kadar tuhaf görünüyor?

Başlıkların, çoğu zaman headlinese denen kendine özgü sıkıştırılmış bir dilbilgisi vardır. Artikeller ve be fiili atılır; geçmişteki olaylar geniş zamanla anlatılır (Fire destroys warehouse: Yangın depoyu kül etti), mastar gelecek anlamı verir (Mayor to resign: Belediye başkanı istifa edecek), tek başına geçmiş zaman ortacı edilgendir (Driver arrested: Sürücü gözaltına alındı). Probe, slam ve bid gibi kısa ve çarpıcı kelimeler yer kazandırır. Bu kalıpları öğrendiğinizde başlıkları okumak çok kolaylaşır.

Seviyene uygun okumayla pekiştir

Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar: