Edebiyat İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları
İngilizce, dünya edebiyatının ve edebiyat araştırmalarının büyük bölümünün çalışma dilidir: Shakespeare'den Woolf'a uzanan klasikler aslından okunur; her dilden romanlar da İngilizce çeviriler, eleştiriler ve inceleme yazıları sayesinde geniş okur kitlelerine ulaşır. Bu sözlük, olay örgüsü, karakter ve bakış açısından metafora, ölçüye, trajediye, modernizme ve yakın okumaya kadar edebiyat öğrencilerinin ve kitap severlerin ilk karşılaştığı terimleri Türkçe karşılıkları ve derslerden, ödevlerden, okuma kulüplerinden, kitap eleştirilerinden alınmış örneklerle bir araya getirir. Ayrıca novel ile romance, poem ile poetry ya da author ile writer gibi Türkçe konuşanları sık yanıltan ayrımlara dikkat çeker.
- 100 terim
- 10 konu
- 51 temel terim
- 200 örnek cümle
Temel Kavramlar
Roman, şiir ve tiyatro oyunu gibi, sanatsal niteliği ve dili kullanış biçimiyle değer gören yazılı eserlerin bütünü; aynı zamanda bu eserleri inceleyen bilim dalı.
Öykünün geçtiği zaman ve yer; toplumsal arka planı, tarihsel dönemi ve atmosferi de kapsar.
Edebi bir eserin işlediği aşk, kayıp, özgürlük ya da kimlik gibi hayata dair temel düşünce ve eserin bu konuda ima ettikleri.
Biçim, üslup ya da konu bakımından ortak özellikler taşıyan edebiyat kategorisi; örneğin şiir, tiyatro ve roman ya da polisiye, fantastik ve aşk romanı.
Belirli bir kitabı, şiiri, oyunu ya da başka bir metni yazmış kişi.
Yazarın ya da anlatıcının konuya ve okura karşı tavrı; kelime seçimi ve üslupla ortaya çıkar, örneğin ironik, ciddi ya da oyunbaz bir tavır.
Bir metnin okurda uyandırdığı genel duygu ya da atmosfer; örneğin gerilim, hüzün, huzur ya da korku.
Bir eserde tekrar tekrar karşımıza çıkan ve temaların gelişmesine katkıda bulunan imge, nesne, düşünce ya da ifade.
Türler ve Biçimler
Hayali kişileri ve olayları düzyazıyla anlatan, genellikle bir kitabın tamamını dolduracak uzunlukta olan ve karakterlerin ayrıntılı biçimde geliştirildiği uzun anlatı.
Gerçek değil, hayal ürünü olay ve kişileri anlatan roman, öykü gibi yazılar; kurmaca edebiyat.
Biyografi, anı, deneme, tarih ve gezi kitapları gibi gerçek kişileri, olayları ve olguları konu alan yazılar.
Bir oturuşta okunabilen, genellikle birkaç karaktere ve tek bir ana olaya ya da ana odaklanan kısa kurmaca düzyazı.
Şiirdeki dize bölünmeleri ve düzenli ritim olmadan, cümle ve paragraflarla yazılan olağan yazı dili; romanların, öykülerin ve denemelerin çoğunun biçimi.
Öyküden uzun, romandan kısa olan ve genellikle tek bir ana çatışmaya odaklanan kurmaca düzyazı eseri.
Yazarın hayatının belirli bir dönemine, deneyimine ya da temasına ilişkin kişisel anılarını anlattığı kurgu dışı kitap.
Bir kişinin hayatının tamamını ya da büyük bölümünü, genellikle birinci tekil kişiyle ve kronolojik sırayla anlatan, kişinin kendisi tarafından yazılmış eser.
Efsanevi kişilerin kahramanlıklarını anlatan, çoğu zaman tanrılar, savaşlar ve yolculuklar içeren ve bir halkın öyküsünü dile getiren uzun anlatı şiiri.
İnsanların, kurumların ya da toplumun aptallıklarını veya kötülüklerini eleştirmek ya da alaya almak için mizah, ironi ve abartmadan yararlanan yazı.
Olay Örgüsü ve Yapı
Bir anlatıdaki birbirine bağlı olaylar dizisi ve yazarın bu olayları düzenleme biçimi; özellikle bir olayın diğerine nasıl yol açtığı.
Bir öyküde iki karakter, karakter ile toplum ya da karakter ile kendi istekleri gibi karşıt güçler arasındaki, olay örgüsünü ileri taşıyan mücadele.
Ana çatışmanın dönüm noktasına ulaştığı ve sonucun belirlendiği, öykünün en gerilimli ve en önemli anı.
Bir kitabın, özellikle de bir romanın bölündüğü, numaralı ya da başlıklı ana kısımlardan her biri.
Yazarın, öykünün ilerleyen bölümlerinde yaşanacak olaylara dair önceden ipuçları ya da işaretler vermesi tekniği.
Ana öyküyü keserek daha önce yaşanmış olayları gösteren, çoğu zaman bir karakterin geçmişini ya da güdülerini açıklayan sahne.
Okurun olay örgüsünü izleyebilmesi için gereken karakterleri, mekanı ve arka plan bilgisini tanıtan, öykünün ya da oyunun açılış bölümü.
Öykünün doruk noktasından sonra gelen, ana çatışmanın sonuçlandığı ve açık kalan noktaların bağlandığı son bölümü.
Ana olay örgüsüyle paralel ilerleyen, çoğunlukla yan karakterleri içeren ve ana öyküyü destekleyen ya da onunla karşıtlık kuran ikincil öykü.
Olay örgüsünde serimden sonra gelen, karmaşıklıkların ve gerilimin adım adım doruk noktasına doğru arttığı bölüm.
Olay örgüsünde doruk noktasından sonra gelen, gerilimin azaldığı ve çözümden önce ana çatışmanın sonuçlarının netleştiği bölüm.
Bir bölümün, dizinin ya da kitabın, öyküyü heyecanlı ve çözülmemiş bir anda bırakarak okurda sonrasını merak ettiren biçimde bitmesi.
Latince 'işlerin ortasına' anlamına gelen ve olayların ortasından başlayıp önceki olayları daha sonra açıklayan anlatımlar için kullanılan ifade.
Karakter ve Karakter Çizimi
Bir öykünün, oyunun ya da şiirin olaylarında yer alan kişi; bazen bir hayvan ya da başka bir varlık da olabilir.
Amaçları, sorunları ve seçimleri olay örgüsünü ilerleten, okurun en yakından izlediği ana karakter.
Ana karaktere karşı duran ve öykünün temel çatışmasını yaratan karakter ya da güç.
Yazarın bir karakterin kişiliğini betimleme, eylemler, konuşmalar, düşünceler ve diğer karakterlerin tepkileri yoluyla yaratma ve ortaya koyma biçimi.
Karışık özellikleri ve inandırıcı güdüleri olan, okuru inandırıcı biçimde şaşırtabilen karmaşık, çok yönlü karakter.
Tek bir temel özellik ya da düşünce etrafında kurulan, bir cümleyle özetlenebilen, değişmeyen ve okuru şaşırtmayan basit karakter.
Öykü boyunca kişiliğinde, inançlarında ya da kavrayışında önemli bir iç değişim yaşayan karakter.
Cesaret, dürüstlük ya da soyluluk gibi geleneksel kahramanlık niteliklerinden yoksun olduğu halde okurun izlediği ve kimi zaman yakınlık duyduğu ana karakter.
Özellikleri başka bir karakterin, genellikle de başkahramanın özellikleriyle karşıtlık oluşturan ve böylece o karakterin niteliklerini daha belirgin hale getiren karakter.
Trajik kahramanın kibir, hırs ya da kıskançlık gibi, onu çöküşe sürükleyen zaafı ya da yargı hatası.
Anlatım ve Bakış Açısı
Öyküyü okura aktaran ses. Öykünün içindeki bir karakter de olabilir, dışarıdan bir ses de; her durumda yazarla aynı kişi değildir.
Öykünün anlatıldığı konum; olayları kimin gözünden gördüğümüzü ve ne kadarını öğrendiğimizi belirler. Örneğin birinci tekil ya da üçüncü tekil kişili anlatım.
Birbirine bağlı olayların aktarıldığı öykü ya da anlatım ve bu öykünün aktarılma biçimi; sıfat olarak da öykü anlatan her şeyi niteler.
Öykünün içinde yer alan ve onu 'ben' diyerek anlatan, okurun olayları yalnızca onun gözünden görmesini sağlayan anlatıcı.
Bütün karakterlerin düşünce ve duyguları da dahil olmak üzere öyküyle ilgili her şeyi, farklı yer ve zamanlardaki olayları bilen üçüncü kişili anlatıcı.
Yalan söylediği, olayları yanlış anladığı, ruhsal açıdan dengesiz olduğu ya da durumu net göremeyecek kadar genç veya taraflı olduğu için anlattıklarına tam olarak güvenilemeyen anlatıcı.
Bir karakterin düşüncelerini, duygularını ve anılarını zihinden geçtikleri gibi, kesintisiz ve çoğu zaman noktalamasız bir akış halinde sunan anlatım tekniği.
Edebi Teknikler ve Söz Sanatları
Bir şeyi 'gibi' ya da 'kadar' gibi bir benzetme edatı kullanmadan, başka bir şeymiş gibi anlatarak aralarındaki gizli benzerliği gösteren söz sanatı.
İki farklı şeyi genellikle 'like' ya da 'as' (gibi, kadar) kelimeleriyle doğrudan karşılaştıran söz sanatı; örneğin 'buz gibi soğuk'.
Bir metinde gerçek anlamının ötesinde daha büyük bir düşünceyi temsil eden nesne, kişi, yer ya da olay; örneğin hayatı temsil eden bir yolculuk.
Görme, işitme, koklama, tatma ve dokunma gibi duyulara seslenerek okurun anlatılanı zihninde canlandırmasını ya da hissetmesini sağlayan betimleyici dil.
Söylenenle kastedilen ya da beklenenle gerçekte olan arasındaki karşıtlık; çoğu zaman mizah ya da eleştiri amacıyla kullanılır.
Hayvanlara, nesnelere, yerlere ya da soyut kavramlara insana özgü nitelikler, duygular ya da eylemler yükleyen söz sanatı; örneğin 'rüzgar fısıldadı'.
Sözcükleri gerçek anlamlarının dışında ya da alışılmadık bir biçimde kullanarak özel bir etki veya anlam yaratma yolu; örneğin metafor, benzetme, abartma ya da kişileştirme.
Vurgu ya da mizah için bilerek yapılan, apaçık abartıya dayanan söz sanatı; örneğin 'Sana bunu bin kere söyledim.'
Yakın sözcüklerin başında aynı ünsüz sesin tekrarlanması; ritim, vurgu ya da müzikal etki için kullanılır. Örneğin 'big bad bear'.
Yazarın okurun tanımasını beklediği, Kutsal Kitap, Yunan mitolojisi ya da Shakespeare gibi bilinen bir kişiye, yere, olaya ya da metne yapılan kısa ve dolaylı gönderme.
Karakterlerin ve olayların soyut kavramları ya da gerçek durumları temsil ettiği, böylece çoğu zaman ahlaki ya da siyasi ikinci, gizli bir anlam taşıyan öykü, şiir ya da resim.
'Sağır edici sessizlik' ya da 'acı tatlı' gibi, çarpıcı bir etki yaratmak için çelişen iki sözcüğü yan yana getiren söz sanatı.
İlk bakışta kendisiyle çelişen ya da saçma görünen ama daha derin bir gerçeği dile getirdiği anlaşılan söz ya da durum; örneğin 'az çoktur'.
Seyircinin ya da okurun, bir karakterin bilmediği önemli bir şeyi bildiği ve bu nedenle karakterin sözlerinin ya da eylemlerinin ek bir anlam kazandığı durum.
Şiir Terimleri
Duygu ve düşünceleri yoğun bir biçimde ifade etmek için dizeler halinde düzenlenen, ritim, ses, imge ve çoğu zaman uyaktan yararlanan edebi yazı; şiir sanatı.
Bir deneyimi, duyguyu ya da düşünceyi özenle seçilmiş sözcüklerle ifade eden, çoğunlukla düzenli bir ritmi ya da uyağı olan, dizeler halinde yazılmış tek bir eser.
Şiirde diğer gruplardan bir boşlukla ayrılan ve düzyazıdaki paragraf gibi işleyen dize grubu.
Sözcüklerin, özellikle şiirdeki dizelerin sonunda aynı ya da benzer seslerin tekrarlanması; örneğin 'night' ve 'light'.
Düzyazının karşıtı olarak, ritimli dizeler halinde düzenlenmiş yazı; ayrıca bir şiirin tek bir dizesi ya da bir şarkıdaki dize grubu.
Bir şiir dizesinde ya da düzyazıda vurgulu ve vurgusuz hecelerin, duraklamaların ve hızın oluşturduğu, metne hareket duygusu veren düzen.
Şiirde vurgulu ve vurgusuz hecelerin oluşturduğu, ayak (foot) adı verilen birimlerle ölçülen düzenli örüntü; örneğin iamb (da-DUM) ya da trochee (DUM-da).
Belirli bir uyak düzeni olan, İngilizcede genellikle iambik pentametreyle yazılan ve çoğunlukla aşkı ya da tek bir güçlü duyguyu işleyen on dört dizelik şiir.
Düzenli bir ölçüye ya da uyak düzenine bağlı kalmayan; bunun yerine konuşma dilinin doğal ritmine, dize bölünmelerine ve imgelere dayanan şiir.
Genellikle aynı uzunlukta olan, birbiriyle uyaklı ve bir anlam birimi oluşturan art arda iki şiir dizesi.
Bir şiirde ya da bentte dize sonlarındaki uyakların oluşturduğu düzen; aynı harfle gösterilen dizelerin uyaklı olduğu harflerle, örneğin ABAB biçiminde gösterilir.
Her biri vurgusuz bir heceyi izleyen vurgulu bir heceden oluşan beş iambdan kurulu, toplam on heceli şiir dizesi: da-DUM da-DUM da-DUM da-DUM da-DUM.
Tiyatro ve Oyun Yazını
Oyuncular tarafından sahnede oynanmak üzere yazılan, öyküsünü diyalog ve eylem yoluyla anlatan edebiyat türü; ayrıca tek bir ciddi oyun.
Diyaloglardan ve sahne yönergelerinden oluşan, oyuncuların seyirci önünde sahnelediği tiyatro metni.
Tiyatro için, bazen de radyo ya da televizyon için oyun yazan; oyuncuların sahnede canlandırdığı diyalogları ve sahne yönergelerini kaleme alan kişi.
Ana karakterin acı çektiği ve çoğu zaman kişisel bir kusur ya da ölümcül bir hata yüzünden yıkıma uğradığı ciddi oyun ya da öykü.
Seyirciyi ya da okuru eğlendirmek amacıyla yazılan, genellikle yanlış anlamalar ve mizah üzerine kurulan ve çoğunlukla kavuşma ya da evlilikle mutlu sonla biten oyun veya öykü.
Bir öyküde, oyunda ya da filmde karakterlerin birbirleriyle yaptığı konuşmalar; düzyazıda genellikle tırnak işareti içinde gösterilir.
Bir oyunda, filmde ya da öyküde tek bir karakterin, dinleyen diğer karakterlere ya da seyirciye yönelik yaptığı uzun konuşma.
Bir oyunda sahnede yalnız kalan karakterin düşüncelerini yüksek sesle dile getirdiği ve seyircinin onun gerçekte ne hissettiğini öğrendiği konuşma.
Bir oyunun bölündüğü, genellikle birkaç sahneden oluşan ve çoğu zaman aralarında ara verilen ana bölümlerden her biri.
Bir oyunun metninde, genellikle italik harflerle ya da parantez içinde yer alan; dekoru, oyuncuların hareketlerini, ses tonunu ya da ışığı tarif eden açıklamalar.
Edebi Akımlar
Belirli bir dönemde benzer düşünceleri, üslupları ve amaçları paylaşan yazarlar topluluğu ve onların oluşturduğu eğilim; örneğin romantizm, realizm ya da modernizm.
On sekizinci yüzyılın sonundan on dokuzuncu yüzyılın ortasına kadar süren; akıl ve kurallar yerine duyguya, hayal gücüne, doğaya ve bireye değer veren edebiyat ve sanat akımı.
Sıradan hayatı ve sıradan insanları idealleştirmeden, doğru bir biçimde ve çoğunlukla toplumsal ayrıntılara dikkat ederek göstermeyi amaçlayan on dokuzuncu yüzyıl edebiyat akımı.
On dokuzuncu yüzyılın sonunda realizmden gelişen; insan davranışını kalıtım, çevre ve toplumsal koşulların belirlediği bir şey olarak, çoğu zaman sert ve bilimsel bir yaklaşımla gösteren akım.
Yirminci yüzyılın başında geleneksel biçimlerden kopan ve parçalı yapı, çoklu bakış açıları ve bilinç akışı gibi yeni yazım yollarıyla deney yapan akım.
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ortaya çıkan; biçimle oynayan, hakikati sorgulayan ve bunu çoğu zaman ironi, parodi, türlerin karıştırılması ve kendi üzerine yorum yapan kurmaca yoluyla gerçekleştiren edebiyat akımı.
Büyülü ya da olanaksız olayların gerçekçi, gündelik bir dünyada yaşandığı ve bu olayların tamamen olağanmış gibi anlatıldığı kurmaca tarzı.
Korkuyu, gizemi ve romantik öğeleri bir araya getiren; genellikle eski şatolar, gizli geçitler, hayaletler ve aile lanetleri gibi kasvetli ortamlarda geçen kurmaca türü.
Eleştiri ve Çözümleme
Edebi eserlerin anlamları, biçimleri, bağlamları ve değerleri tartışılarak incelenmesi, yorumlanması ve değerlendirilmesi.
Bir metnin ya da metnin bir bölümünün ne anlama geldiğine dair, metinden kanıtlarla desteklenen açıklama; ayrıca bu açıklamayı yapma eylemi.
Bir edebi metnin nasıl işlediğinin; anlamını ve etkilerini açıklamak amacıyla tema, karakter, yapı ve dil gibi öğeleri ele alınarak ayrıntılı biçimde incelenmesi.
Kısa bir metin parçasının sözcüklere, seslere, imgelere ve yapıya tek tek dikkat edilerek, bunların anlamı nasıl oluşturduğunu gösterecek biçimde ayrıntılı olarak okunması.
Bir edebiyatta en önemli ve en etkili kabul edilen, yaygın olarak okutulan, incelenen ve yeniden basılan eserler bütünü.
Edebiyatı okumak ve yorumlamak için kullanılan düşünce ve yöntemlerin incelenmesi; örneğin yapısalcılık, Marksizm, psikanaliz, feminizm ve sömürgecilik sonrası kuram.
Metinlerin alıntı, gönderme, parodi, öykünme ya da yeniden yazma yoluyla başka metinleri biçimlendirmesi ve onlara dayanması; anlamın kısmen bu bağlantılardan doğması.
Metinlerin kadınları ve toplumsal cinsiyeti nasıl temsil ettiğini, cinsler arasındaki iktidar ilişkilerinin nasıl işlediğini ve kadın yazarların neden görmezden gelindiğini inceleyen edebiyat yaklaşımı.
Mini test: bu terimleri biliyor musun?
Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.
Edebiyat İngilizcesi nasıl öğrenilir?
- Her hafta İngilizce gerçek metinler okuyun: bir kısa öykü, birkaç şiir, bir kitap eleştirisi ya da bir yazar hakkındaki ansiklopedi maddesi. Yalnızca öyküdeki bilinmeyen kelimelerin değil, eleştirmenlerin kullandığı çözümleme kelimelerinin de altını çizin.
- Terimleri zaten bildiğiniz eserler üzerinden öğrenin. Sevdiğiniz bir Türk romanını İngilizce anlatın: mekanını, başkahramanını, bakış açısını, çatışmasını ve temalarını.
- Terimleri eleştirmenlerin birbirinden ayırdığı çiftler ve gruplar halinde öğrenin: simile ve metaphor, theme ve motif, yuvarlak ve düz karakter, memoir ve autobiography, soliloquy ve monologue.
- Bir metin parçasını incelerken 'teknik + örnek + etki' kalıbını kullanın: Tekniğin adını verin, birkaç kelime alıntılayın, ardından okur üzerindeki etkisini açıklayın.
- Şiir terimlerini sesli söyleyin ve vurguları parmağınızla vurun. Vurgu ve ritim duyulduğunda daha kolay anlaşılır; hyperbole, genre ve soliloquy gibi kelimeler de sık yanlış telaffuz edilir.
Sıkça sorulan sorular
Edebiyat İngilizcesi terimlerini nasıl etkili biçimde öğrenebilirim?
Alfabetik sırayla değil konu konu çalışın: Önce bir anlatının öğeleri (olay örgüsü, karakter, mekan, tema, bakış açısı), ardından söz sanatları, şiir terimleri, tiyatro ve edebi akımlar. Her terimi bildiğiniz bir kitaptan örnekle öğrenin; kısa öyküler, şiirler, kitap eleştirileri ve klasik baskıların giriş yazıları gibi gerçek metinleri düzenli okuyun. Ardından bir kitap hakkında yeni terimlerden beş altısını kullanarak İngilizce kısa bir paragraf yazın.
İngilizce edebi çözümleme ödevi yazmak için önce hangi terimleri bilmem gerekir?
Bir metnin nasıl işlediğini anlatan kelimelerle başlayın: plot, conflict, character, protagonist, narrator, point of view, setting, theme, tone ve symbol. Ardından yaygın teknikleri (metaphor, simile, imagery, irony) ve çözümleme fiillerini ekleyin: suggest, convey, highlight, contrast, foreshadow. Bu sözlüğün ilk seviyesi tam olarak bunları kapsar.
Türkçe edebiyat terimlerinin neden çoğu zaman iki adı var, örneğin benzetme ve teşbih?
Türkçe edebiyat terimleri farklı dönemlerden gelir. Klasik belagat Arapça ve Farsça kökenli terimler bırakmıştır (teşbih, istiare, mübalağa, kafiye); 20. yüzyıldaki dil devrimi Türkçe karşılıklar türetmiştir (benzetme, eğretileme, abartma, uyak); çağdaş eleştiri ise Avrupa dillerinden kelimeler almıştır (metafor, ironi, alegori). Ders kitapları, çevirmenler ve üniversiteler farklı tercihler yaptığı için iki Türkçe adı da öğrenip tek bir İngilizce terimle eşleştirmek en kolay yoldur.
Klasikleri İngilizce aslından mı yoksa Türkçe çevirisinden mi okumak daha iyi?
İkisinin de yararı var. Türkçesini zaten okuduğunuz bir eseri İngilizce okumak iyi bir başlangıçtır; olay örgüsünü bildiğiniz için dile odaklanabilirsiniz. Önce modern düzyazı, kısa öykü ya da uzun öyküyle başlayın; Shakespeare'i ve eski şiiri sonraya bırakın ya da açıklamalı öğrenci baskılarından okuyun. Başka dillerde yazılmış eserlerin İngilizce çevirileri de edebiyat tartışmalarının kelime dağarcığını öğrenmek için gayet uygundur.
İlgili alanlar
Seviyene uygun okumayla pekiştir
Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar:
