Tüm alanlarda aramak için en az 2 karakter yazın.
Gazetecilik İngilizcesi: 192 Temel Terim ve Anlamları
Bugün her ülkede gazeteciler İngilizceyle çalışıyor: ajans haberleri, yabancı kaynaklar, uluslararası basın toplantıları ve haber merkezi araçlarının çoğu İngilizce. Bu sözlük haber toplama, muhabirlik ve editörlük, başlıklar ve haber dili, radyo-televizyon ve dijital medya, röportaj, medya etiği ve hukuku ile doğrulama alanlarının temel terimlerini doğal Türkçe karşılıkları ve gerçekçi haber merkezi örnekleriyle açıklar. İngilizce okuyan, yazan ya da haber yapan gazeteciler ve iletişim fakültesi öğrencileri için hazırlandı.
- 192 terim
- 11 konu
- 55 temel terim
- 386 örnek cümle
Röportaj ve Alıntılar
Travmanın etkilerini dikkate alarak önlenebilir sıkıntıyı ve kontrol kaybını azaltmaya çalışan görüşme yaklaşımı.
Konuğun başka bir yerde bulunduğu, uzaktan bağlantı üzerinden yapılan röportaj.
Radyo ve Televizyon Haberciliği
Haberleri takdim eden, muhabirlere bağlanan ve çoğu zaman konukları canlı yayında sorgulayan, televizyon ya da radyo haber programının ana sunucusu.
Televizyon, radyo ya da internet üzerinden halka iletilen program; fiil olarak böyle bir programı yayına vermek ya da bir bilgiyi geniş kitlelere duyurmak.
Bir radyo ya da televizyon programını takdim eden ve yöneten, izleyiciye ya da dinleyiciye hitap eden, bölümleri birbirine bağlayan ve konuklarla konuşan kişi.
O anda radyoda ya da televizyonda yayınlanıyor olmak; sıfat olarak, yayın sırasında duyulan veya görülen kişi ve şeyleri niteler.
Bir olayın kaydedilmiş film ya da video görüntüleri; haberlerde, belgesellerde veya programlarda kullanılır.
Radyo ya da televizyonda her saat başı veya akşam gibi düzenli saatlerde son haberleri veren kısa program.
Bir televizyon programını kaç kişinin izlediğini ya da bir radyo programını kaç kişinin dinlediğini gösteren ve programları karşılaştırmak, reklam fiyatlarını belirlemek için kullanılan rakamlar.
Daha uzun bir konuşmadan ya da röportajdan alınıp haberde kullanılan kısa ve akılda kalıcı söz veya kesit.
Televizyonu en fazla kişinin izlediği, kanalların en popüler programlarını yayınladığı ve reklam için en yüksek ücreti aldığı akşam saatleri.
Sunucunun bir haber hakkında muhabire sorular yönelttiği yayın içi konuşma.
Sabit bir yayın bitişinden veya geçiş saatinden geriye giderek bölümlerin başlaması gereken zamanı hesaplama.
Kayıtlı bir bölümün sonunu yayın ekibine bildiren son sözcükler veya ses.
Daha sonra yayımlanmak üzere canlı yayın yapılıyormuş biçiminde kaydedilmiş.
Anlatımı kayıtlı malzemeyle birleştiren, kendi içinde bütünlüklü ve kurgulanmış radyo veya televizyon haberi.
Araya röportaj kayıtları eklenmeden muhabirin sesiyle aktarılan radyo haberi.
Bir haberin gerçek ortamını aktarmak için olay yerinde kaydedilip kullanılan ses.
Televizyon ekranı boyunca hareket eden veya değişen kısa haber güncellemeleri şeridi.
Kayıtlı haber paketinin ardından muhabirin canlı olarak eklediği, çoğunlukla en yeni bilgiyi veren bölüm.
Bir bölüm yayımlandıktan hemen sonra sunucunun o bölüm hakkında verdiği kısa bilgi.
İnternet ve Dijital Medya
Bir haber sitesindeki yazıların bir kısmını ya da tamamını yalnızca ücretli abonelerin okumasına izin veren sistem.
Çoğu zaman abartarak, asıl bilgiyi saklayarak ya da haberin verdiğinden fazlasını vaat ederek, esas olarak insanları tıklamaya yönlendirmek için hazırlanan çevrim içi başlık veya içerik.
Bir haber sitesinin gelişmekte olan bir olay boyunca sürekli güncellediği, saatli kısa girişler, alıntılar, fotoğraflar ve videolar eklediği tek bir internet sayfası.
İnsanların internetten indirip ya da çevrim içi dinleyip istedikleri zaman takip edebildiği, bölümlerden oluşan ses ya da bazen video yayını.
Profesyonel gazeteci olmayan sıradan insanların, çoğu zaman tanık oldukları olayları telefonlarıyla kaydedip paylaşarak yaptıkları habercilik.
Gazeteciler yerine halktan kişilerin ürettiği ve haber kuruluşlarının doğruladıktan sonra kullanabildiği fotoğraf, video, paylaşım ve diğer içerikler.
Haberlerle teması bilinçli olarak sınırlama veya haberleri izlemekten kaçınma.
Mahalle gibi çok küçük bir coğrafi alana odaklanan habercilik.
Numaralı ya da ayrı başlıklı maddeler halinde düzenlenen yazı.
Üretiminin ardındaki siyasi veya ticari çıkarları gizlerken bağımsız yerel haber gibi sunulan içerik.
Medya Etiği ve Hukuku
Gazetecilerin ve medyanın, devlet ya da başka güçlü grupların sansürüne, tehdidine veya denetimine maruz kalmadan bilgi ve görüş toplayıp yayımlayabilme hakkı.
Her bilginin, ismin, rakamın ve alıntının doğru olması; çoğu meslek ilkeleri metninde gazetecinin ilk görevi olarak tanımlanır.
Gazetecinin kendi duygularının, görüşlerinin ya da çıkarlarının haberi şekillendirmesine izin vermeden olguları olduğu gibi aktarma ilkesi.
Bir haberin seçilme, yazılma ya da sunulma biçimini etkileyen, bir kişiye, gruba veya fikre yönelik haksız yakınlık ya da karşıtlık.
Bir kişi hakkında itibarını zedeleyen yanlış beyanları yayımlama ya da söyleme şeklindeki hukuka aykırı eylem.
Basılı yayın, yayın ya da çevrim içi paylaşım gibi kalıcı bir biçimde yapılan ve bir kişinin ya da şirketin itibarını haksız yere zedeleyen hakaret.
Bilgilendirmekten çok dikkat çekmek amacıyla olayları abartan, dramatize eden ya da şok edici ayrıntılara odaklanan habercilik.
Medyada eleştirilen bir kişinin ya da kurumun, hakkında ileri sürülen iddialara yanıt verme imkanı; bazı ülkelerde bu yasal bir haktır.
Bir bilginin, özellikle özel ya da gizli bir bilginin yayımlanmasının haklı olup olmadığını değerlendirmede ölçüt olarak kullanılan, toplumun bütününün yararı.
Pek çok etik kuralda ve yasada kabul gören, gazetecilerin gizli kaynaklarının kimliğini açıklamaması gerektiği ilkesi.
Başka birinin sözlerini, fikirlerini, araştırmasını ya da görsellerini kaynak göstermeden kendi eseriymiş gibi sunmak.
Bir gazetecinin kişisel, mali ya da ailevi çıkarlarının bir haberi nasıl aktaracağını etkileyebildiği ya da etkiliyormuş gibi göründüğü durum.
Gazetecilerin bağımsız tercihler yapmak yerine birbirlerinin kaynaklarını ve haber açılarını takip ettiği habercilik.
Güçlü kaynaklara erişimi sürdürme amacıyla şekillenen ve bu nedenle eleştirel incelemeyi zayıflatabilen habercilik.
Bir bölgeye kısa süreliğine gelen ve yerel koşulları sınırlı ölçüde bilen dışarıdan gazetecilerin yaptığı habercilik.
Kanıt gücü eşit olmayan görüşlere benzer ağırlık vererek izleyiciyi veya okuru yanıltan sunum.
Haber veya bilgi elde etmek amacıyla haber kaynaklarına para ödeme uygulaması.
Ticari çıkarların editoryal kararları yönlendirmesini önlemeyi amaçlayan ayrım.
Bir haberde açıklanan ayrı ayrıntıları birleştirerek adı verilmeyen kişinin kimliğini bulma.
Bir konu hakkındaki haberlerin verilmediği veya verilmesinin engellendiği dönem ya da düzenleme.
Ödeme, yayımlanmasında etkili olduğu halde bağımsız haber olarak sunulan içerik.
Gazetecilik standartlarıyla ilgili şikayetleri değerlendiren ve sorumlu basın uygulamalarını destekleyen kuruluş.
Doğrulama ve Teyit
Bir haberdeki ya da açıklamadaki isimlerin, rakamların, tarihlerin ve iddiaların doğru olup olmadığını yayından önce veya sonra kontrol etmek; isim olarak bu kontrolün kendisi.
Bir bilgiyi, fotoğrafı, videoyu ya da kaynağı kullanmadan veya yayımlamadan önce gerçek ve doğru olup olmadığını dikkatle kontrol etmek.
Aldatma niyeti olmadan, çoğu zaman doğru olduğuna inanan kişiler tarafından yayılan yanlış ya da yanıltıcı bilgi.
İnsanları yanıltmak, birine zarar vermek ya da kamuoyunu etkilemek amacıyla bilerek üretilen veya yayılan yanlış bilgi.
Gerçek bir haber gibi görünecek şekilde hazırlanmış yanlış içerikler; ifade bazen haksız biçimde, sadece hoşa gitmeyen haberleri itibarsızlaştırmak için de kullanılır.
Daha önce yayımlanmış bir haberdeki yanlış isim, rakam ya da alıntı gibi bir hatayı kabul edip düzelten kısa yayımlanmış not.
Bir iddianın, söylentinin, teorinin ya da görselin yanlış veya yanıltıcı olduğunu açık kanıtlarla göstermek.
Bir görselin internette başka nerelerde yer aldığını ve ilk ne zaman yayımlandığını bulmak için kelime yerine görselin kendisiyle yapılan arama.
Gerçek bir kişinin hiç söylemediği ya da yapmadığı bir şeyi söylüyor veya yapıyor gibi görünmesi için yapay zekayla üretilen ya da değiştirilen video, görsel veya ses kaydı.
Yayın kuruluşlarının birbirlerinin haberlerini tekrarlaması nedeniyle bir iddianın birden fazla kaynağı varmış gibi görünmesi.
Bilginin ilk kaynağını, görünüşte güvenilir aracılardan geçirerek belirsizleştirme.
Çevrim içi bir kaynağı değerlendirmek için o kaynaktan ayrılıp hakkında bağımsız bilgilere bakma.
Zamana ilişkin ipuçlarını inceleyerek görsel malzemenin ne zaman kaydedildiğini belirleme.
Örneğin özel bilgilerin kötü niyetle açığa çıkarılmasında olduğu gibi, zarar vermek için kullanılan gerçek bilgi.
Kamera ve pozlama ayarları gibi ayrıntıları içerebilen görüntü üst verilerini saklamak için kullanılan standart.
Canlı içerik değiştikten sonra da incelenebilmesi için web sayfalarının veya diğer çevrim içi malzemenin sürümlerini koruma.
Bir arama terimi için ilgili ve güvenilir çevrim içi bilginin azlığı nedeniyle yanıltıcı malzemeye alan açılması.
Basın ve Medya Sektörü
Toplu olarak gazeteler, dergiler ve haber medyası ile bunlarda çalışan gazeteciler; kelimenin ilk anlamı gazete basmakta kullanılan matbaa makinesidir.
Gazete, televizyon kanalı, radyo, dergi ya da haber sitesi gibi haber ve bilgi yayımlayan veya yayınlayan her türlü kuruluş ya da kanal.
Küçük sayfalı, kısa haberli ve büyük fotoğraflı, çoğu zaman ünlülere, asayiş olaylarına ve skandallara odaklanan gazete; ayrıca sansasyonel bir habercilik tarzı.
Büyük sayfalarda basılan ve geleneksel olarak ciddi haber, analiz ve tabloidlere göre daha resmi bir üslupla özdeşleşen gazete.
Bir gazetenin ya da derginin satılan veya dağıtılan nüsha sayısı; genellikle günlük, haftalık ya da aylık olarak hesaplanır.
Belirli bir gazeteyi, dergiyi ya da internet sitesini okuyan kişiler veya bunların toplam sayısı.
Tek bir kuruluşun kadrosunda olmayan, işini genellikle parça başı olarak farklı yayın organlarına satan gazeteci, fotoğrafçı ya da editör.
Düzenli ve özgün yerel haberciliğe erişimin çok az olduğu ya da hiç olmadığı topluluk veya bölge.
Yayımlanmaya devam etmesine rağmen özgün yerel habercilik kapasitesinin büyük bölümünü yitirmiş gazete.
Güçlü çıkar gruplarının medya üzerinde nüfuz kazanarak bağımsız sorgulamayı zayıflattığı durum.
Bilgilendirme, eğitme ve farklı topluluklara hizmet etme amacıyla örgütlenen medya.
Belirli bir yerel topluluğa veya ortak ilgi grubuna hizmet etmek ve onu yayına katmak için örgütlenen radyo.
Bir haber kuruluşunun doğrudan okurlarından elde ettiği gelir.
Bir yayının adını gösteren başlık ya da özellikle Amerikan kullanımında çalışan ve yayın bilgilerini veren künye bölümü.
Gazetecilerin yayımlanan çalışmalarında adlarının kullanılmasını istemeyerek gerçekleştirdiği protesto.
Medyanın bir konuya gösterdiği ilginin, kamuoyunun hangi meseleleri önemli gördüğünü etkilemesi süreci.
Bağımsız medya seslerinin, sahiplerinin ve bakış açılarının anlamlı bir çeşitlilik göstermesi.
Gazetelerin basılması için üretilen, görece ucuz kağıt.
Bir dergi veya gazetenin sayısının parçası olarak üzerine iliştirilen ya da yanında paketlenen ürün.
Mini test: bu terimleri biliyor musun?
Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.
Gazetecilik İngilizcesi nasıl öğrenilir?
- Her gün aynı haberi iki üç İngilizce yayın organından okuyun. Başlıkları, giriş paragraflarını ve alıntılanan kaynakları karşılaştırın; her birinin hangi kelimeleri seçtiğini not edin.
- Haber fiillerini ve tam olarak ne kadar güçlü olduklarını öğrenin: say, state, claim, allege, admit, insist, deny ve confirm. Say yerine claim kullanmak, haberin ne kadar tarafsız göründüğünü değiştirebilir.
- Tek tek kelimeler yerine haber merkezinde kullanılan kalıpları toplayın: break a story (haberi ilk vermek), file a story (haberi göndermek), run a story (haberi yayımlamak), cover an event (olayı izlemek), meet a deadline (teslim saatine yetişmek), issue a correction (düzeltme yayımlamak), decline to comment (yorum yapmaktan kaçınmak).
- Başlık dilini ayrıca çalışın. İngilizce başlıklarda artikeller atılır, geçmiş olaylar için geniş zaman kullanılır ve probe, slam, vow, bid gibi kısa kelimeler tercih edilir; bu yüzden başlıklar normal İngilizceden farklı okunur.
- Metni de yayımlanan kısa bir İngilizce haber bültenini izleyin ya da dinleyin. Sunucuların muhabirlere nasıl bağlandığını ve bilgiyi kime dayandırdıklarını işaretleyin, ardından birkaç satırı kendiniz yüksek sesle okuyun.
Sıkça sorulan sorular
İngilizcede 'a news' denebilir mi?
Hayır. News sayılamayan bir isimdir ve tekil fiil alır: the news are good değil, the news is good denir. Tek bir haber için a news story, a news item, a piece of news ya da haber merkezi dilinde kısaca a story kullanılır. Türkçedeki 'haber' sayılabildiği için 'a news' ve 'many news' Türkçe konuşanların en sık yaptığı hatalar arasındadır.
Misinformation ile disinformation arasındaki fark nedir?
İkisi de yanlış ya da yanıltıcı bilgidir. Misinformation, yanlış bir iddiaya içtenlikle inanan biri tarafından olduğu gibi, aldatma niyeti olmadan paylaşılan yanlış bilgidir. Disinformation ise insanları yanıltmak amacıyla bilerek üretilen ya da yayılan bilgidir; Türkçede genellikle dezenformasyon denir. Gazeteciler kendi haberlerinde çoğunlukla 'fake news' etiketinden kaçınır ve bu iki daha net kelimeyi kullanır.
On the record, off the record ve on background ne anlama gelir?
Bunlar muhabirle kaynak arasında önceden belirlenen kurallardır. On the record, söylenen her şeyin yayımlanabileceği ve kaynağın adıyla verilebileceği anlamına gelir. Off the record genellikle bilginin hiç yayımlanamayacağını ifade eder. On background ise bilginin kullanılabileceğini ama kaynağın adının verilemeyeceğini, yalnızca 'üst düzey bir yetkili' gibi bir tanımla anılabileceğini belirtir. Tam anlamları haber merkezine göre değişebildiği için iyi muhabirler kuralları görüşme başlamadan netleştirir.
Journalist, reporter ve correspondent arasındaki fark nedir?
Journalist en geniş kelimedir: haberi profesyonel olarak toplayan, yazan, düzenleyen ya da sunan herkesi kapsar. Reporter, asıl işi haberi bulup aktarmak olan ve çoğu zaman sahada çalışan gazetecidir. Correspondent ise Brüksel muhabiri ya da sağlık muhabiri gibi belirli bir yerde görevli ya da belirli bir konudan sorumlu muhabirdir. Türkçede reporter ve correspondent genellikle 'muhabir' diye çevrilir.
İngilizce gazete başlıkları neden bu kadar tuhaf görünüyor?
Başlıkların, çoğu zaman headlinese denen kendine özgü sıkıştırılmış bir dilbilgisi vardır. Artikeller ve be fiili atılır; geçmişteki olaylar geniş zamanla anlatılır (Fire destroys warehouse: Yangın depoyu kül etti), mastar gelecek anlamı verir (Mayor to resign: Belediye başkanı istifa edecek), tek başına geçmiş zaman ortacı edilgendir (Driver arrested: Sürücü gözaltına alındı). Probe, slam ve bid gibi kısa ve çarpıcı kelimeler yer kazandırır. Bu kalıpları öğrendiğinizde başlıkları okumak çok kolaylaşır.
İlgili alanlar
Seviyene uygun okumayla pekiştir
Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar:
