Sporcular, antrenörler ve fitness eğitmenleri için İngilizce

Spor İngilizcesi: 290 Temel Terim ve Anlamları

Sporcular, antrenörler ve fitness eğitmenleri giderek daha fazla İngilizce çalışıyor: uluslararası müsabakalarda, salondaki yabancı danışanlarla, antrenman uygulamalarında ve spor bilimi araştırmalarında. Bu sözlük antrenman ve ekipman, hareketler ve kaslar, sakatlık ve toparlanma, müsabaka ve skor, antrenörlük, spor bilimi ve beslenme için gereken kelimeleri bir araya getiriyor ve her birini gerçek antrenmanlardan ve maçlardan örneklerle açıklıyor.

  • 290 terim
  • 10 konu
  • 99 temel terim
  • 589 örnek cümle

Kaslar ve Vücut

  • tendonisimtendon, kiriş

    Kası kemiğe bağlayan sağlam doku bandı; örneğin ayak bileğinin arkasındaki Aşil tendonu.

  • ligamentisimbağ, ligament

    Bir eklemde iki kemiği birbirine bağlayan ve eklemi sabit tutan güçlü doku bandı; örneğin dizde ya da ayak bileğinde.

  • deltoidsisimdeltoid kasları

    Kolları kaldırmaya, döndürmeye ve birçok üst vücut hareketinde dengelemeye yardımcı olan yuvarlak omuz kasları.

  • pectoral musclesisimgöğüs kasları

    Üst gövdenin ön tarafındaki, kolların hareketine yardım eden ve itme hareketlerini destekleyen göğüs kaslarıdır.

  • latissimus dorsiisimlatissimus dorsi kası, sırtın geniş kası

    Sırtın iki yanında bulunan büyük ve yassı kastır; kolu aşağı ve geriye çekmeye yardımcı olur.

  • trapeziusisimtrapez kası

    Kürek kemiklerini hareket ettirmeye, döndürmeye ve sabitlemeye yardımcı olan, ayrıca duruşu destekleyen büyük üst sırt ve boyun kasıdır.

  • rhomboidsisimromb kasları, romboid kaslar

    Omurga ile kürek kemikleri arasında yer alan, omuzları geriye çekmeye ve kürek kemiklerini dengede tutmaya yardım eden üst sırt kaslarıdır.

  • bicepsisimpazı kası, biseps

    Üst kolun ön kısmında bulunan, dirseği bükmeye ve avuç içini yukarı çevirmeye yardımcı olan kas.

  • tricepsisimarka kol kası, triseps

    Üst kolun arka kısmında bulunan ve dirseği düzleştiren kas.

  • obliquesisimyan karın kasları, oblik kaslar

    Gövdenin yanlarında bulunan; dönmeye, yana eğilmeye ve gövde konumunu desteklemeye yardımcı olan karın kasları.

  • hip flexorsisimkalça fleksörleri, kalçayı büken kaslar

    Uyluğu gövdeye yaklaştıran veya vücudun kalçadan bükülmesine yardımcı olan kas grubu.

  • soleusisimsoleus kası, derin baldır kası

    Gastroknemiusun altında bulunan, ayağı aşağı yönlendirmeye ve ayakta duruşa destek olmaya yardımcı olan baldır kası.

  • gastrocnemiusisimgastroknemius kası, ikiz baldır kası

    Ayağı aşağı yönlendirmeye ve dizi bükmeye yardımcı olan büyük, iki başlı baldır kası.

  • motor unitisimmotor ünite

    Bir motor sinir hücresi ile onun kontrol ettiği tüm kas liflerinden oluşan işlevsel birim.

Sakatlık ve Toparlanma

  • injuryisimsakatlık, yaralanma

    Kas yırtığı, ayak bileği burkulması ya da kemik kırığı gibi vücutta oluşan hasar; özellikle sporcuyu antrenmandan veya maçtan uzak tutan durum.

  • recoveryisimtoparlanma, iyileşme

    Antrenman, müsabaka ya da sakatlık sonrasında vücudun dinlenme, uyku ve beslenmenin de yardımıyla eski haline dönme süreci.

  • sprainisimburkulma, bağ zorlanması

    Eklemde kemikleri birbirine bağlayan doku olan bağın gerilmesi ya da yırtılmasıyla oluşan sakatlık; çoğunlukla ayak bileğinde, dizde veya el bileğinde görülür.

  • strainisimzorlanma, kas zorlanması

    Bir kasın ya da tendonun aşırı gerilmesi veya kısmen yırtılmasıyla oluşan sakatlık; çoğunlukla arka bacakta, baldırda ya da kasıkta görülür.

  • DOMSkısaltmagecikmiş kas ağrısı, kas ağrısı

    Delayed onset muscle soreness (gecikmiş kas ağrısı) ifadesinin kısaltması; ağır ya da alışılmadık bir egzersizden bir iki gün sonra kaslarda hissedilen tutulma ve ağrı.

  • ACLkısaltmaön çapraz bağ, çapraz bağ

    Anterior cruciate ligament (ön çapraz bağ) ifadesinin kısaltması; diz içinde uyluk kemiğini kaval kemiğine bağlayan ve dizi sabit tutan önemli bağ.

  • physioisimfizyoterapist, fizyoterapi

    Physiotherapist (fizyoterapist) ya da physiotherapy (fizyoterapi) kelimelerinin gündelik kısaltması; sakatlıkları egzersiz, manuel terapi ve başka yöntemlerle değerlendirip tedavi eden sağlık profesyoneli.

  • sidelinedsıfatsahalardan uzak, forma giyemeyen

    Genellikle bir sakatlık ya da hastalık nedeniyle bir süre oynayamayan veya yarışamayan.

  • concussionisimbeyin sarsıntısı, sarsıntı

    Başa alınan bir darbe ya da vücudun şiddetle sarsılması sonucu oluşan bir tür beyin yaralanması; baş ağrısı, baş dönmesi, bilinç bulanıklığı ya da bilinç kaybına yol açabilir.

  • sorenessisimağrı

    Kaslarda ya da vücudun bir bölümünde, genellikle egzersiz, zorlanma veya tekrarlayan hareketten sonra oluşan hafif ağrılı hassasiyet.

  • overuse injuryisimaşırı kullanım sakatlığı

    Tek bir ani kaza ya da çarpışmadan değil, dokular üzerindeki tekrar eden yüklenmeden zamanla gelişen sakatlıktır.

  • muscle tearisimkas yırtığı

    Kas liflerinin ani kuvvet ya da aşırı gerilme sonucu kısmen veya tamamen yırtıldığı sakatlıktır.

  • bruiseisimmorluk

    Darbe ya da baskı sonucu deri altındaki küçük damarların zedelenmesiyle oluşan koyu renkli izdir.

  • RICE methodisimRICE yöntemi

    Bazı yumuşak doku yaralanmaları konuşulurken dinlenme, buz, kompresyon ve yükseltmeyi adlandıran ilk yardım kısaltmasıdır.

  • shin splintsisimkaval kemiği çevresinde ağrı, medial tibial stres sendromu

    Genellikle tekrarlı koşu veya sıçrama yükleriyle ilişkilendirilen, kaval kemiği boyunca hissedilen ağrı.

  • stress fractureisimstres kırığı, yorgunluk kırığı

    Tek bir ani darbe yerine tekrarlı yüklenme nedeniyle kemikte oluşan küçük çatlak.

  • return to playisimspora dönüş, oyuna dönüş

    Sakatlık veya hastalık sonrasında, genellikle aşamalar ve hazır oluş değerlendirmesiyle yeniden spora başlama süreci.

  • blisterisimsu toplaması, su kabarcığı

    Spor sırasında çoğunlukla tekrarlı sürtünmeyle oluşan, deri altındaki küçük ve kabarık sıvı cebi.

  • chafingisimsürtünmeye bağlı tahriş, pişik

    Giysi, ekipman veya başka bir deri yüzeyiyle tekrarlı sürtünmeden kaynaklanan cilt tahrişi.

Müsabaka ve Skor

  • matchisimmaç, karşılaşma

    Futbol, tenis ya da boks gibi iki oyuncu veya takım arasında yapılan ve bir sonuçla biten spor karşılaşması.

  • scorefiilgol atmak, sayı yapmak

    Bir oyunda sayı, gol ya da puan kazanmak; isim olarak iki tarafın puan durumu, örneğin "Skor 2-1".

  • tournamentisimturnuva

    Çok sayıda oyuncunun ya da takımın bir dizi maç veya tur boyunca yarıştığı ve genellikle bir finalle kazananın belirlendiği müsabaka.

  • refereeisimhakem

    Maçı yöneten, kurallara uyulmasını sağlayan ve faul, penaltı, kart gibi kararları veren görevli.

  • drawisimberaberlik, kura

    İki takımın ya da oyuncunun aynı skorla bitirdiği ve kimsenin kazanmadığı sonuç; ayrıca kimin kiminle eşleşeceğinin belirlendiği kura.

  • leagueisimlig

    Bir sezon boyunca birbirleriyle yarışan, sonuçlara göre puan toplayan ve puan tablosunda sıralanan takımlar ya da oyuncular grubu.

  • personal bestisimkişisel rekor, en iyi derece

    Bir sporcunun belirli bir branşta ya da harekette o güne kadar elde ettiği en iyi süre, mesafe, ağırlık veya skor; kısaca PB ya da PR denir.

  • opponentisimrakip

    Bir maçta, yarışta ya da müsabakada karşısında oynadığın veya yarıştığın kişi ya da takım.

  • beatfiilyenmek, geçmek

    Bir oyunda ya da müsabakada bir kişiyi veya takımı yenmek; ayrıca bir dereceyi ya da rekoru geçmek.

  • qualifyfiilkatılma hakkı kazanmak, üst tura çıkmak

    Kazanarak, yeterince üst sırada bitirerek ya da gerekli derece barajını geçerek bir müsabakaya veya onun bir sonraki aşamasına katılma hakkı elde etmek.

  • dopingisimdoping

    Sportif performansı artırmak için yasaklı maddelerin ya da yöntemlerin kullanılması; dopingle mücadele kurallarının ihlalidir ve men cezalarına yol açabilir.

  • off-seasonisimsezon arası, sezon dışı dönem

    Bir spor dalında resmi müsabakaların yapılmadığı, dinlenme, toparlanma, transferler ve bir sonraki sezona hazırlık için kullanılan dönem.

  • shootoutisimseri penaltı atışları

    Bazı sporlarda normal oyun beraberlikle bittiğinde kazananı belirlemek için oyuncuların sırayla gol ya da sayı denediği eşitlik bozma bölümüdür.

  • pointisimpuan, sayı

    Bir skorlama sistemindeki ölçü birimi ya da oyun, maç veya yarışma sırasında kazanılan tek bir sayıdır.

  • points tableisimpuan durumu

    Bir ligde ya da turnuvada takımların veya yarışmacıların topladığı puanlara göre sıralandığı tablodur.

  • qualifierisimeleme turu

    Hangi sporcu ya da takımların bir sonraki aşamaya geçeceğini belirleyen yarışma turu veya etkinliğidir.

  • byeisimbay geçme, maç yapmadan tur atlama

    Bir yarışmanın mevcut turunda oynamadan sonraki turda yer alma hakkı.

  • knockout stageisimeleme aşaması

    Bir maç veya eşleşmede kaybeden oyuncu ya da takımın yarışmadan elendiği bölüm.

  • aggregate scoreisimtoplam skor

    Bir eşleşmenin sonucunu belirleyen iki veya daha fazla maçın birleştirilmiş skoru.

  • false startisimhatalı çıkış

    Başlama işaretinden önce veya yarışın çıkış kurallarına aykırı biçimde başlamaya çalışma.

  • photo finishisimfotofiniş

    Sıralamayı belirlemek için bitiş çizgisinde çekilmiş görüntünün gerektiği kadar yakın yarış bitişi.

  • dead heatisimberabere bitiş

    İki veya daha fazla yarışmacının resmen aynı sırada bitirdiğinin kaydedildiği yarış sonucu.

  • walkoverisimhükmen galibiyet, maç yapmadan galibiyet

    Rakibin planlanmış karşılaşmaya katılmaması nedeniyle verilen galibiyet.

  • forfeitfiilhükmen kaybetmek, katılma hakkını kaybetmek

    Kural ihlali, çekilme veya katılmama nedeniyle bir karşılaşmayı ya da yarışma hakkını kaybetmek.

  • match pointisimmaç sayısı

    Bu fırsata sahip oyuncu veya takım bir sonraki sayıyı kazanırsa tüm maçı bitirecek sayı.

  • deuceisimteniste beraberlik, deuce

    Teniste 40–40 eşitliği; bu noktadan sonra oyuncunun oyunu kazanması için normalde art arda iki sayı alması gerekir.

  • double faultisimçift hata

    Teniste aynı sayı içinde iki servisin de başarısız olması ve servis atan oyuncunun sayıyı kaybetmesi.

  • split timeisimara derece, bölüm süresi

    Bir yarışın belirli bölümü için veya yarış içindeki bir ara noktada kaydedilen süre.

  • paceisimtempo, koşu hızı

    Yarış veya antrenmandaki ilerleme hızı; koşuda çoğu zaman birim mesafe başına süreyle ifade edilir.

  • lapisimtur

    Yarış veya antrenmanda pistin ya da parkurun bir tam kez dönülmesi.

  • laneisimkulvar

    Bir yarışmacıya ayrılan veya hareketi ayıran, pistte ya da havuzda işaretlenmiş şerit.

  • DNFkısaltmayarışı tamamlamadı, DNF

    Yarışa başlayıp bitiremeyen katılımcı için kullanılan did not finish kısaltması.

  • disqualificationisimdiskalifiye, yarışmadan çıkarılma

    Bir katılımcının kural ihlali nedeniyle yarışmadan veya sonuç listesinden çıkarılması.

  • podiumisimödül kürsüsü, kürsü

    En iyi dereceyi alanların ödül töreninde üzerinde durduğu yükseltilmiş platform.

  • medalisimmadalya

    Bir müsabakadaki başarı veya derece için verilen küçük metal ödül.

  • runner-upisimikinci, finalde kaybeden

    Bir yarışmada ikinci sırada bitiren kişi veya takım.

Spor Dalları

  • team sportisimtakım sporu

    Oyuncuların bir takım halinde başka bir takıma karşı oynadığı spor; futbol, basketbol, voleybol ya da hentbol gibi.

  • marathonisimmaraton

    Genellikle yollarda koşulan 42,195 kilometrelik (26,2 mil) uzun mesafe koşu yarışı; çok uzun süren herhangi bir etkinlik için de kullanılır.

  • triathlonisimtriatlon

    Sporcuların belirli mesafelerde art arda yüzdüğü, bisiklet sürdüğü ve koştuğu dayanıklılık yarışı.

  • martial artsisimdövüş sanatları, Uzak Doğu sporları

    Spor, egzersiz ya da disiplin olarak uygulanan karate, judo, tekvando ve kung fu gibi geleneksel dövüş ve kendini savunma sistemleri.

  • track and fieldisimatletizm

    Koşu yarışları, atlama ve atma branşlarından oluşan, koşu pistinde ve pistin içindeki alanda yapılan sporlar bütünü.

  • freestyleisimserbest stil, serbest

    Herhangi bir stilin kullanılabildiği ama pratikte neredeyse her zaman kulaçlamanın (front crawl) tercih edildiği yüzme yarışı; güreş, kayak ve başka sporlarda da bir stilin adıdır.

  • servefiilservis atmak, servis kullanmak

    Tenis, voleybol, badminton ya da masa tenisinde topu veya badminton topunu rakibe göndererek sayıyı başlatmak; isim olarak bu vuruşun kendisi.

  • endurance sportisimdayanıklılık sporu

    Başarının büyük ölçüde uzun süre ya da uzun mesafe boyunca eforu, tempoyu ve enerjiyi sürdürebilmeye bağlı olduğu spor türü.

  • combat sportisimdövüş sporu

    İki sporcunun belirlenmiş kurallar altında kontrollü dövüş teknikleriyle doğrudan karşı karşıya geldiği spor türüdür.

  • racket sportisimraket sporu

    Oyuncuların topu ya da tüytopu raketle vurduğu, genelde ağ üzerinden ya da duvara karşı oynanan spor türüdür.

  • individual sportisimbireysel spor

    Sporcunun, antrenör veya destek ekibi yardım etse bile, esas olarak tek başına yarıştığı spor türüdür.

  • water sportisimsu sporu

    Suda, suyun üstünde ya da su altında yapılan spor türüdür; kürek, sörf, yelken veya dalış gibi.

  • decathlonisimdekatlon, onlu yarış

    Her sporcunun on branşta yarıştığı ve sonuçların toplam puana dönüştürüldüğü atletizm müsabakası.

  • heptathlonisimheptatlon, yedili yarış

    Sonuçları toplam puana dönüştürülen yedi branştan oluşan atletizm müsabakası.

  • steeplechaseisimengelli uzun mesafe koşusu, su engelli koşu

    Sabit engeller ve su engeli içeren pist koşusu.

  • orienteeringisimoryantiring, yön bulma sporu

    Yarışmacıların parkurdaki kontrol noktalarını bulmak için harita ve çoğunlukla pusula kullandığı spor.

  • duathlonisimduatlon

    Genellikle koşu, bisiklet ve yeniden koşu aşamalarından oluşan çoklu spor yarışı.

  • weightliftingisimhalter

    Koparma ve silkme kaldırışlarına dayanan müsabaka sporu.

  • futsalisimfutsal, salon futbolu

    Sert zeminde küçük takımlarla ve daha az seken bir topla oynanan futbol türü.

  • netballisimnetbol

    Oyuncuların paslaşarak topu arkasında pano olmayan yüksek bir çemberden geçirmeye çalıştığı takım sporu.

  • water poloisimsutopu

    Oyuncuların rakip kaleye gol atmak için topu paslayıp fırlattığı, havuzda oynanan takım sporu.

  • badmintonisimbadminton

    Oyuncuların tüytopu file üzerinden geçirerek rakip sahanın içine düşürmeye çalıştığı raket sporu.

  • table tennisisimmasa tenisi

    Alçak bir fileyle ikiye bölünmüş masa üzerinde küçük ve hafif bir topla oynanan raket sporu.

  • wheelchair basketballisimtekerlekli sandalye basketbolu

    Spor sandalyelerinde oynanan, sandalyeyle harekete uyarlanmış kuralları bulunan basketbol türü.

  • cross-country runningisimkros koşusu, arazi koşusu

    Yalnızca yol veya pistte değil; çim, toprak ve tepeler gibi açık arazide yapılan koşu yarışları.

  • backstrokeisimsırtüstü yüzme

    Sırtta yatış konumunda, genellikle dönüşümlü kol hareketleri ve çırpma ayak vuruşuyla yapılan yüzme stili.

  • breaststrokeisimkurbağalama yüzme

    Kolların eş zamanlı dışa açıldığı, bacakların birlikte dışa ve geriye doğru vuruş yaptığı yüzme stili.

  • butterflyisimkelebek yüzme, kelebek stil

    İki kolun su üstünde birlikte hareket ettiği ve iki bacağın birlikte yunus vuruşu yaptığı yüzme stili.

  • basketballisimbasketbol

    Oyuncuların paslaşıp top sürerek, topu yüksekteki potadan geçirip sayı kazandığı takım sporu.

  • volleyballisimvoleybol

    Oyuncuların topu yüksek bir file üzerinden geçirip rakip sahaya düşürmeye çalıştığı takım sporu.

  • tennisisimtenis

    Oyuncuların topu kendi taraflarında genellikle en fazla bir kez sektikten sonra file üzerinden vurduğu raket sporu.

Mini test: bu terimleri biliyor musun?

Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.

Spor İngilizcesi nasıl öğrenilir?

  • Fiilleri isimlerle birlikte öğrenin: do three sets of ten reps (on tekrarlık üç set yapmak), pull a muscle (kas zorlamak), pick up an injury (sakatlanmak), beat an opponent (rakibi yenmek), hit a plateau (platoya girmek).
  • Antrenman planları, ekipman etiketleri, maç raporları, sporcu röportajları ve spor bilimi makaleleri gibi alanın gerçek İngilizce metinlerini okuyun; her terimin nasıl kullanıldığına dikkat edin.
  • Hareket adlarını çalıştırdıkları kaslarla birlikte çalışın (squat: ön bacak ve kalça kasları; deadlift: arka bacak ve sırt kasları); böylece salon kelimeleri ile anatomi kelimeleri birbirini destekler.
  • Sayıları sesli söylemeyi çalışın: set ve tekrarlar (3 x 10), kilo ve pound cinsinden ağırlıklar, yarış dereceleri (2:45:30) ve skorlar (2-1, 6-4).
  • Yanıltıcı benzerliklere dikkat edin: athlete yalnızca "atlet" değildir, form "forma" demek değildir; athletics ise İngiliz İngilizcesinde "atletizm", Amerikan İngilizcesinde genel olarak spor anlamına gelir.

Sıkça sorulan sorular

Rep (tekrar) ile set arasındaki fark nedir?

Rep (tekrar), bir hareketin bir kez eksiksiz yapılmasıdır; örneğin bir squat. Set ise ara vermeden yapılan tekrarlar grubudur. "Three sets of ten reps" (3 x 10), on squat, dinlenme, on squat daha, yine dinlenme ve son olarak on squat daha demektir.

Spor dallarıyla play, do ya da go fiillerinden hangisi kullanılır?

Top oyunları ve rakibe karşı oynanan oyunlar için play (play football, play tennis), topsuz aktiviteler ve dövüş sanatları için do (do yoga, do karate, do gymnastics), -ing ile biten aktiviteler için go kullanılır (go swimming, go running, go cycling). Genel olarak "spor yapmak" İngiliz İngilizcesinde "do sport", Amerikan İngilizcesinde "play sports" şeklinde söylenir.

Coach, trainer ve manager arasındaki fark nedir?

Coach (antrenör) beceri ve taktik öğretir, sporcuları ya da takımı müsabakaya hazırlar. Personal trainer (kişisel antrenör) salonda danışanlarla birebir kondisyon çalışır. İngiliz futbolunda takımı yöneten ve kadroyu belirleyen kişiye manager (teknik direktör) denir; diğer çoğu sporda bu kişi head coach'tur (baş antrenör). ABD'de athletic trainer ise sakatlıklarla ilgilenen bir sağlık profesyonelidir.

Strain mi, sprain mi?

Sprain, kemiği kemiğe bağlayan doku olan bağın (ligament) sakatlanmasıdır ve genellikle ayak bileğinde ya da dizde görülür; Türkçede burkulma denir. Strain ise kasın ya da tendonun zorlanmasıdır; örneğin arka adale zorlanması (hamstring strain). Gündelik İngilizcede "I pulled a muscle" (kasımı zorladım, yani strain) ya da "I twisted my ankle" (ayağımı burktum, çoğunlukla sprain) da denir.

Türk spor salonlarında neden squat, kardiyo, bench press gibi İngilizce kelimeler kullanılıyor?

Modern fitness antrenmanı, sertifika programları, ekipmanlar ve uygulamalar büyük ölçüde İngilizce konuşulan ülkelerden geldiği için hareket adları çoğunlukla olduğu gibi kullanılır. İngilizce terimleri ve doğru telaffuzlarını bilmek, uluslararası programları takip etmenize, yabancı danışanlarla konuşmanıza ve araştırmaları okumanıza yardımcı olur.

Seviyene uygun okumayla pekiştir

Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar: