Ürün yöneticileri için İngilizce

Ürün Yönetimi İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları

Teknoloji şirketlerinde, girişimlerde ve dijital işletmelerde ürün ekipleri büyük ölçüde İngilizce çalışır: Yol haritaları, PRD'ler, kullanıcı hikayeleri, deney sonuçları ve lansman planları dünyanın her yerinde aynı kelimelerle konuşulur. Bu sözlük, ürün vizyonu ve ürün keşfinden KPI'lara, A/B testlerine ve go/no-go kararlarına kadar ürün yöneticilerinin her gün kullandığı kelimeleri sade bir İngilizce ve Türkçeyle, gerçek ürün işlerinden örneklerle açıklıyor. Ürün yöneticileri, ürün sahipleri, ürün rollerine geçmek isteyenler ve onlarla birlikte çalışan tasarımcılar, yazılımcılar ve analistler için hazırlandı.

  • 100 terim
  • 10 konu
  • 55 temel terim
  • 200 örnek cümle

Vizyon ve Strateji

  • product visionisimürün vizyonu

    Ürünün kullanıcıları için yaratmaya çalıştığı geleceği, genellikle birkaç yıl sonrasını hedefleyerek anlatan ve ürünün neden var olduğunu açıklayan kısa ifade.

  • product strategyisimürün stratejisi

    Ürünün vizyonuna nasıl ulaşacağını anlatan plan: hangi kullanıcılara ve sorunlara odaklanacağı, alternatiflerin önüne nasıl geçeceği ve neleri yapmayacağı.

  • product-market fitisimürün-pazar uyumu

    Bir ürünün yeterince büyük bir pazardaki gerçek bir ihtiyacı açıkça karşıladığı, müşterilerin onu kullanmaya devam ettiği, ödeme yaptığı ve tavsiye ettiği nokta.

  • value propositionisimdeğer önerisi

    Bir ürünün müşterilerine sağladığı temel faydayı ve neden diğer seçenekler yerine onun tercih edilmesi gerektiğini açıkça ortaya koyan ifade.

  • target marketisimhedef pazar, hedef kitle

    Bir ürünün öncelikli olarak kendisi için geliştirildiği ve satıldığı müşteri grubu; sektör, şirket büyüklüğü, konum ya da ihtiyaçlar gibi ölçütlerle tanımlanır.

  • competitive analysisisimrakip analizi, rekabet analizi

    Bir ürünün rakip ürünlerle özellikler, fiyatlandırma, güçlü ve zayıf yönler ve konumlandırma açısından sistemli biçimde karşılaştırılması.

  • outcomeisimsonuç, etki

    Bir ekibin çalışmasının sonucunda kullanıcı davranışında ya da iş sonuçlarında ortaya çıkan değişim; örneğin daha az destek araması veya daha yüksek elde tutma oranı. Yapılan işin kendisi değil, yarattığı etkidir.

  • business caseisimiş gerekçesi, yatırım gerekçesi

    Bir projenin ya da ürünün harcanacak paraya ve emeğe neden değdiğini maliyetleri, faydaları ve riskleriyle birlikte açıklayan, genellikle doküman ya da sunum şeklindeki gerekçe.

  • customer segmentisimmüşteri segmenti, müşteri grubu

    Benzer ihtiyaçları, davranışları ya da özellikleri paylaşan müşteri grubu; örneğin şirket büyüklüğü, sektör ya da ürünü kullanma biçimi.

Yol Haritası ve Planlama

  • roadmapisimyol haritası, ürün yol haritası

    Bir ürün ekibinin önümüzdeki aylarda ya da çeyreklerde neler üzerinde çalışmayı planladığını ve nedenini, her görevi tek tek ayrıntılandırmadan gösteren üst düzey plan.

  • OKRkısaltmaamaçlar ve anahtar sonuçlar, hedefler ve temel sonuçlar

    Objectives and key results (amaçlar ve anahtar sonuçlar) ifadesinin kısaltması; bir ekibin ilham verici bir amaç ve bu amaca ne kadar yaklaştığını gösteren iki ile beş arası ölçülebilir sonuç belirlediği hedef koyma yöntemi.

  • milestoneisimkilometre taşı, ara hedef

    Bir plandaki önemli nokta ya da olay; örneğin beta döneminin bitmesi veya bir özelliğin lansmana hazır hale gelmesi. İlerlemeyi kontrol etmek için kullanılır.

  • timelineisimzaman çizelgesi, takvim

    Bir işin başlangıcından lansmanına kadar ana adımlarının planlanan sırası ve tarihleri.

  • dependencyisimbağımlılık, ön koşul

    Genellikle başka bir ekibe ya da şirkete ait olan bir iş bitmeden başlayamayan veya tamamlanamayan iş.

  • initiativeisimbüyük çalışma, stratejik proje

    Belirli bir iş hedefine yönelik, genellikle birkaç epic'ten oluşan ve çoğu zaman birden fazla ekibi kapsayan büyük, planlı çalışma.

  • quarterly planningisimçeyreklik planlama, üç aylık planlama

    Ürün ve yazılım ekiplerinin her üç ayda bir, gelecek çeyrekte hangi hedeflere ve çalışmalara odaklanacaklarına karar verdiği süreç.

Ürün Keşfi ve Kullanıcı Araştırması

  • MVPkısaltmaminimum uygulanabilir ürün, minimum işlevsel ürün

    Minimum viable product (minimum uygulanabilir ürün) ifadesinin kısaltması; bir fikrin daha fazla geliştirilmeye değip değmediğini öğrenmek için gerçek kullanıcılara sunulabilecek en basit ürün versiyonu.

  • product discoveryisimürün keşfi, keşif çalışması

    Ekip bir şeyi geliştirmeye karar vermeden önce hangi sorunların çözülmeye değer olduğunu ve hangi çözümlerin gerçekten işe yarayacağını ortaya çıkarma çalışması.

  • user researchisimkullanıcı araştırması

    Gerçek kullanıcıların nasıl davrandığını, neye ihtiyaç duyduğunu ve hangi sorunları yaşadığını görüşmeler, anketler ve kullanılabilirlik testleri gibi yöntemlerle inceleme.

  • feedbackisimgeri bildirim, kullanıcı yorumu

    Kullanıcıların, müşterilerin ya da iş arkadaşlarının bir ürün hakkındaki görüşleri, şikayetleri ve fikirleri; ekibin neyi iyileştirmesi gerektiğini anlamasına yardımcı olur.

  • pain pointisimsıkıntı noktası, acı noktası

    Kullanıcıların yaşadığı ve bir ürünün çözebileceği ya da hafifletebileceği belirli sorun, sıkıntı veya zorluk.

  • personaisimpersona, kullanıcı profili

    Araştırmaya dayanarak oluşturulan, tipik bir kullanıcının hedeflerini, alışkanlıklarını ve sorunlarını anlatan, gerçekçi ama kurgusal kullanıcı profili.

  • customer interviewisimmüşteri görüşmesi, kullanıcı görüşmesi

    Mevcut ya da potansiyel bir müşterinin ihtiyaçlarını, alışkanlıklarını ve sorunlarını anlamak için onunla yapılan birebir görüşme; genellikle ürün keşfinin bir parçasıdır.

  • problem statementisimproblem tanımı, sorun tanımı

    Bir ekibin çözmeye çalıştığı kullanıcı sorununu, bu sorunu kimin yaşadığını ve neden önemli olduğunu çözümleri tartışmaya başlamadan önce kısa ve net biçimde anlatan ifade.

  • jobs to be doneisimyapılacak işler yaklaşımı, müşterinin halletmek istediği iş

    Müşterileri profilleri ya da istedikleri özellikler yerine belirli bir durumda ulaşmaya çalıştıkları ilerlemeye, yani halletmek istedikleri “işe” odaklanarak anlama yaklaşımı.

  • customer journeyisimmüşteri yolculuğu, kullanıcı yolculuğu

    Bir müşterinin bir ürünü ya da şirketi ilk duymasından satın almasına, kullanmasına, destek almasına ve belki de ayrılmasına kadar yaşadığı tüm adımlar ve deneyimler.

  • prototypeisimprototip, ön model

    Gerçek geliştirmeye başlamadan önce bir fikri kullanıcılarla test etmek için hazırlanan, kağıt çizimlerden tıklanabilir tasarımlara kadar uzanan erken ve basitleştirilmiş ürün ya da özellik modeli.

  • usability testingisimkullanılabilirlik testi

    Gerçek kullanıcıların bir ürün ya da prototip üzerinde belirli görevleri yapmaya çalıştığı, ekibin ise nerede başarılı olduklarını, nerede duraksadıklarını ya da takıldıklarını izlediği araştırma yöntemi.

Gereksinimler ve Kullanıcı Hikayeleri

  • user storyisimkullanıcı hikayesi, kullanıcı senaryosu

    Bir özelliği kullanıcının bakış açısından anlatan kısa tanım; genellikle “Bir [kullanıcı türü] olarak [amaç] istiyorum, böylece [fayda]” kalıbıyla yazılır.

  • featureisimözellik, işlev

    Bir üründe kullanıcıların belirli bir şeyi yapmasını sağlayan işlev; örneğin arama, karanlık mod ya da ödeme kartını kaydetme.

  • requirementisimgereksinim, gereklilik

    Bir ürünün ya da özelliğin yapması gereken şey veya karşılaması gereken koşul; ekibin neyi geliştireceği konusunda anlaşması için yazılı hale getirilir.

  • PRDkısaltmaürün gereksinimleri dokümanı, ürün gereksinim belgesi

    Product requirements document (ürün gereksinimleri dokümanı) ifadesinin kısaltması; bir özelliğin ya da ürünün ne yapması gerektiğini, kimin için ve neden yapıldığını anlatarak tüm ekibin aynı plan üzerinden çalışmasını sağlayan doküman.

  • acceptance criteriaisimkabul kriterleri, kabul koşulları

    Bir kullanıcı hikayesinin ekip ve ürün sahibi tarafından bitmiş ve doğru çalışıyor kabul edilmesi için karşılaması gereken somut koşullar.

  • use caseisimkullanım senaryosu, kullanım durumu

    Birinin bir ürünü belirli bir amaca ulaşmak için kullandığı somut durum; adım adım ya da kısa bir senaryo olarak anlatılır.

  • epicisimepik, büyük iş paketi

    Tek bir sprint'e sığmayacak kadar büyük olan ve birkaç küçük kullanıcı hikayesine bölünen iş; örneğin “Çoklu para birimi desteği”.

  • edge caseisimuç durum, sınır durum

    Normal kullanımın uç sınırlarında, nadiren ortaya çıkan durum; örneğin boş bir liste, çok uzun bir isim ya da ödeme sırasında bağlantının kopması.

  • specisimşartname, tanım dokümanı

    Specification (şartname, tanım dokümanı) kelimesinin kısaltması; bir özelliğin nasıl görünmesi ve nasıl davranması gerektiğini ayrıntılı biçimde anlatan ve tasarımcılarla yazılımcıların onu doğru geliştirmesini sağlayan doküman.

  • feature requestisimözellik talebi, özellik isteği

    Bir müşterinin, kullanıcının ya da iş arkadaşının yeni bir özellik veya mevcut bir özellikte değişiklik isteyen önerisi.

Önceliklendirme

  • prioritizefiilönceliklendirmek, öncelik sırasına koymak

    Hangi işin daha önemli olduğuna ve önce yapılması gerektiğine, dolayısıyla hangi işlerin bekleyeceğine ya da hiç yapılmayacağına karar vermek.

  • scope creepisimkapsam kayması, kontrolsüz kapsam genişlemesi

    İş başladıktan sonra yeni gereksinimler eklendikçe bir özelliğin ya da projenin, genellikle teslim tarihi değiştirilmeden, yavaş yavaş ve kontrolsüzce büyümesi.

  • trade-offisimödünleşim, denge kurma

    Bir şeyden daha fazlasını elde etmenin başka bir şeyden daha azına razı olmak anlamına geldiği durum; örneğin daha hızlı yayına çıkıp daha az özellik sunmak.

  • RICEkısaltmaRICE puanlama yöntemi, RICE önceliklendirme modeli

    Her fikre Reach (erişim), Impact (etki), Confidence (güven) ve Effort (efor) üzerinden bir puan veren ve böylece birbirinden çok farklı fikirlerin karşılaştırılmasını sağlayan önceliklendirme yöntemi.

  • MoSCoW methodisimMoSCoW yöntemi, MoSCoW önceliklendirmesi

    Gereksinimleri dört gruba ayıran önceliklendirme yöntemi: Must have (olmazsa olmaz), Should have (olması gereken), Could have (olsa iyi olur) ve Won't have (bu sefer olmayacak).

  • quick winisimhızlı kazanım, kolay kazanım

    Hızlı ve düşük maliyetle hayata geçirilebilen ama yine de belirgin bir değer sağlayan, bu yüzden kısa sürede yapılmaya değer iyileştirme.

  • technical debtisimteknik borç

    Daha hızlı teslim etmek için kodda ya da tasarımda yapılan kestirmelerin gelecekteki bedeli; ekip bunları düzeltene kadar sonraki değişiklikleri yavaşlatır ve riskli hale getirir.

  • triagefiilsınıflandırmak, ön değerlendirmeden geçirmek

    Gelen hataları, talepleri ya da sorunları hızlıca gözden geçirip aciliyet ve önem derecesine göre sınıflandırmak; hangisinin hemen, hangisinin sonra ele alınacağına ya da hiç ele alınmayacağına karar vermek.

Çevik Geliştirme ve Teslimat

  • backlogisimiş listesi, ürün iş listesi

    Bir ürün ekibinin yapabileceği tüm işlerin, yani özelliklerin, iyileştirmelerin ve hata düzeltmelerinin, en önemlileri en üstte olacak şekilde sıralandığı liste.

  • sprintisimsprint, koşu

    Ekibin üzerinde anlaşılan bir iş grubunu geliştirip bitirdiği, ardından bir sonrakini planladığı, genellikle bir ila dört hafta süren sabit ve kısa dönem.

  • story pointsisimhikaye puanı, story point

    Çevik ekiplerin bir kullanıcı hikayesinin göreceli büyüklüğünü saat saymak yerine efor, karmaşıklık ve belirsizliği birlikte değerlendirerek tahmin etmek için kullandığı birim.

  • definition of doneisimtamamlanma tanımı, bitti tanımı

    Bir işin bitti sayılabilmesi için karşılaması gereken ve ekipçe paylaşılan kalite koşulları listesi; örneğin test edilmiş, kodu incelenmiş ve belgelenmiş olması.

  • backlog refinementisimbacklog iyileştirme, iş listesi düzenleme

    Ürün sahibinin ve ekibin sıradaki backlog maddelerini düzenli olarak gözden geçirdiği, netleştirdiği, büyük olanları böldüğü ve sprint'e hazır hale gelmeleri için tahminlediği çalışma.

  • shipfiilyayına almak, canlıya almak

    Bir ürünü, özelliği ya da düzeltmeyi kullanıcıların gerçekten kullanmaya başlayabileceği şekilde yayına almak.

  • iteratefiiliterasyonla geliştirmek, adım adım iyileştirmek

    Bir ürünü bir versiyonunu yayına alıp kullanıcılardan ve verilerden öğrenerek, ardından yeniden değiştirerek tekrar eden döngülerle adım adım geliştirmek.

  • retrospectiveisimretrospektif, geriye dönük değerlendirme

    Bir sprint'in ya da projenin sonunda ekibin neyin iyi gittiğini, neyin gitmediğini ve bir dahaki sefere neyi değiştireceğini konuştuğu düzenli toplantı.

Metrikler ve KPI'lar

  • KPIkısaltmatemel performans göstergesi, anahtar performans göstergesi

    Key performance indicator (temel performans göstergesi) ifadesinin kısaltması; bir ürünün ya da işin iyi gidip gitmediğini anlamak için yakından izlenen birkaç önemli sayıdan biri.

  • metricisimmetrik, ölçüt

    Bir ürünü ya da kullanıcılarını ölçen sayı; örneğin günlük kayıt sayısı, ortalama oturum süresi veya geri dönen kullanıcıların oranı.

  • north star metricisimkuzey yıldızı metriği, ana yön metriği

    Bir ürünün müşterilerine sunduğu temel değeri en iyi yansıtan ve tüm şirketin uzun vadeli büyümeyi yönlendirmek için kullandığı tek metrik.

  • conversion rateisimdönüşüm oranı

    Kayıt olmak ya da satın almak gibi istenen bir eylemi tamamlayan kullanıcıların, bu eylemi yapma fırsatı olan tüm kullanıcılara oranı.

  • retentionisimelde tutma, kullanıcıyı elde tutma oranı

    Bir ürünü zaman içinde kullanmaya devam eden kullanıcıların ya da müşterilerin oranı; örneğin kayıt olduktan 30 gün sonra da aktif olan kullanıcıların yüzdesi.

  • churnisimmüşteri kaybı, kayıp oranı

    Belirli bir dönemde ürünü kullanmayı ya da ödeme yapmayı bırakan müşterilerin veya kullanıcıların kaybı; genellikle churn rate (kayıp oranı) adıyla yüzde olarak gösterilir.

  • daily active usersisimgünlük aktif kullanıcı sayısı, günlük aktif kullanıcılar

    Bir ürünü belirli bir günde kullanan tekil kullanıcı sayısı; ürünün aktif kitlesinin ne kadar büyük ve ne kadar bağlı olduğunu ölçmek için kullanılır.

  • engagementisimetkileşim, kullanıcı bağlılığı

    Kullanıcıların bir ürünle ne sıklıkla ve ne derinlikte etkileşime girdiği; haftalık oturum sayısı, geçirilen süre ya da yapılan önemli eylemler gibi ölçütlerle ölçülür.

  • funnelisimhuni, dönüşüm hunisi

    Kullanıcıların bir hedefe giderken geçtiği adımlar dizisi; örneğin ziyaret, kayıt, aktivasyon ve ödeme. Her adımda kalan kullanıcı sayısı azalır.

  • adoptionisimbenimsenme, kullanıma geçiş

    Kullanıcıların bir ürünü ya da yeni bir özelliği kullanmaya başlama düzeyi; genellikle kullanabilecek durumdaki kullanıcıların ne kadarının onu denediği ya da düzenli kullandığı oranıyla ölçülür.

  • cohortisimkohort, kullanıcı grubu

    Belirli bir zaman diliminde ortak bir özelliği paylaşan, çoğunlukla aynı hafta ya da ayda kaydolan ve zaman içinde birlikte incelenen kullanıcı grubu.

  • NPSkısaltmaNet Tavsiye Skoru, net destekçi skoru

    Net Promoter Score (Net Tavsiye Skoru) ifadesinin kısaltması; insanların bir ürünü tavsiye etme olasılıklarını 0'dan 10'a kadar bir ölçekte nasıl değerlendirdiğine dayanan müşteri sadakati ölçüsü.

  • customer lifetime valueisimmüşteri yaşam boyu değeri, müşteri ömür boyu değeri

    Bir işletmenin bir müşteriden, o müşteri kendisiyle kaldığı süre boyunca elde etmeyi beklediği toplam gelir ya da kazanç.

  • leading indicatorisimöncü gösterge

    Erken değişen ve gelecekteki bir sonucu öngörmeye yardımcı olan metrik; örneğin haftalık girişlerin abonelik yenilemelerini önceden göstermesi. Ekibin iş işten geçmeden harekete geçmesini sağlar.

Deneyler ve A/B Testleri

  • A/B testisimA/B testi, ayrık test

    Kullanıcıların rastgele gruplara ayrılıp bir sayfanın ya da özelliğin farklı versiyonlarını gördüğü ve hangi versiyonun daha iyi sonuç verdiğinin ölçüldüğü deney.

  • hypothesisisimhipotez, varsayım

    Ekibin bir değişiklik yaptığında ne olacağına dair inancını ve haklı olup olmadığını nasıl anlayacağını ortaya koyan, net ve test edilebilir ifade.

  • validatefiildoğrulamak, sağlamasını yapmak

    Bir fikrin, varsayımın ya da çözümün gerçekten doğru olduğunu, ona daha fazla yatırım yapmadan önce kullanıcı testleri, veriler ya da deneyler gibi kanıtlarla kontrol etmek.

  • control groupisimkontrol grubu

    Bir deneyde mevcut, değiştirilmemiş versiyonu gören ve sonuçları değişikliği gören grupla karşılaştırılan kullanıcı grubu.

  • variantisimvaryant, test versiyonu

    Bir A/B testinde bazı kullanıcılara gösterilen ve mevcut versiyonla karşılaştırılan, değiştirilmiş sayfa ya da özellik versiyonu.

  • statistical significanceisimistatistiksel anlamlılık

    Test grupları arasındaki bir farkın büyük olasılıkla gerçek olduğunu ve yalnızca rastlantıdan kaynaklanmadığını, önceden belirlenen bir eşiğe göre gösteren işaret.

  • guardrail metricisimkoruyucu metrik, güvenlik metriği

    Bir değişikliğin hız, gelir ya da şikayet sayısı gibi önemli bir şeye zarar vermediğinden emin olmak için ekibin bir deney ya da lansman sırasında izlediği metrik.

  • baselineisimbaşlangıç değeri, referans değer

    Bir değişiklik yapılmadan önce bir metriğin sahip olduğu başlangıç değeri; değişikliğin bir şeyi iyileştirip iyileştirmediğini ölçmek için referans noktası olarak kullanılır.

Lansman ve Pazara Çıkış

  • launchisimlansman, piyasaya sürme

    Yeni bir ürünün ya da özelliğin kullanıcılara sunulduğu an ve bu anın etrafında planlanan pazarlama, satış ve destek çalışmalarının bütünü.

  • releaseisimsürüm, yayın

    Bir ürünün kullanıcılara sunulan yeni versiyonu ya da onu kullanıma açma işlemi; genellikle birkaç özellik ve hata düzeltmesi içerir.

  • go-to-market strategyisimpazara çıkış stratejisi, pazara giriş stratejisi

    Yeni bir ürünün ya da özelliğin müşterilerine nasıl ulaşacağını anlatan plan: Kimin için olduğu, nasıl fiyatlandırılacağı, konumlandırılacağı, tanıtılacağı ve satılacağı.

  • betaisimbeta, beta sürüm

    Bir ürünün ya da özelliğin tam lansmandan önce sınırlı sayıda gerçek kullanıcıya sunulduğu test dönemi veya test versiyonu.

  • roll outphrasal verb (öbek fiil)kullanıma açmak, kademeli olarak yayına almak

    Yeni bir ürünü, özelliği ya da değişikliği kullanıcılara, çoğu zaman giderek artan bir kesime adım adım sunmak.

  • feature flagisimözellik bayrağı, özellik anahtarı

    Ürünün yeni bir versiyonunu yayınlamadan bir özelliği bazı kullanıcılar ya da tüm kullanıcılar için açıp kapatmayı sağlayan, kod içindeki anahtar.

  • release notesisimsürüm notları, yenilikler notu

    Bir ürünün belirli bir versiyonunda nelerin yeni olduğunu, nelerin değiştiğini ya da düzeltildiğini kullanıcılara veya müşterilere anlatan kısa doküman.

  • early adopterisimerken benimseyen, ilk kullanıcı

    Yeni bir ürünü ilk deneyen müşterilerden biri; genellikle sorunu yoğun biçimde yaşayan ve erken erişim karşılığında bazı hatalara katlanan kişi.

  • positioningisimkonumlandırma

    Bir ürünün müşterilerin zihninde alternatiflere göre nasıl konumlandığı: ne olduğu, kimin için olduğu ve neden onlar için en iyi seçim olduğu.

  • pricingisimfiyatlandırma

    Bir şirketin bir ürün için ne kadar ücret alacağına ve bu ücreti planlar, paketler, indirimler ve ücretsiz denemeler gibi yapılarla nasıl kurgulayacağına karar verme biçimi.

  • go/no-go decisionisimçıkış kararı, devam/dur kararı

    Genellikle lansmandan kısa süre önce yapılan bir toplantıda verilen, ürünün ya da sürümün yayına çıkmaya hazır olup olmadığına veya ertelenmesi gerekip gerekmediğine ilişkin resmi karar.

  • sunsetfiilkullanımdan kaldırmak, desteğini sonlandırmak

    Bir ürünü ya da özelliği, genellikle kullanıcıları önceden uyarıp bir alternatife geçmelerine yardım ederek, kademeli olarak kullanımdan kaldırmak ve desteğini sonlandırmak.

  • dogfoodingisimürünü şirket içinde kullanmak, kendi ürününü kullanma

    Bir şirketin kendi ürününü, çoğu zaman yayına çıkmadan önce, sorunları bulmak ve kullanıcı deneyimini birinci elden anlamak için şirket içinde kullanması.

Ekip ve Paydaş İletişimi

  • product managerisimürün yöneticisi, ürün müdürü

    Kullanıcıları ve işin ihtiyaçlarını anlayarak ürünün ne yapması gerektiğine ve nedenine karar veren, ürünü geliştiren ekibe yön veren kişi.

  • stakeholderisimpaydaş, ilgili taraf

    Bir ürün kararından etkilenen ya da o kararı etkileyebilen, şirket içinden veya dışından kişi ya da grup; örneğin üst yöneticiler, satış, müşteri destek veya hukuk ekibi.

  • product ownerisimürün sahibi

    Scrum'da ürün backlog'undan sorumlu kişi: İşlerin sırasına karar verir, maddeleri netleştirir ve ekibin en değerli işler üzerinde çalışmasını sağlar.

  • alignmentisimuyum, mutabakat

    Kişilerin ya da ekiplerin hedefler, öncelikler ve kararlar konusunda hemfikir olduğu, böylece birbirine karşı değil aynı yönde çalıştığı durum.

  • buy-inisimdestek, sahiplenme

    Yardımına ya da onayına ihtiyaç duyduğunuz kişilerin bir plana yalnızca katlanması değil, onu gerçekten benimseyip desteklemesi.

  • push backphrasal verb (öbek fiil)itiraz etmek, karşı çıkmak

    Bir talebe, karara ya da teslim tarihine, genellikle kibarca ve gerekçe göstererek itiraz etmek veya direnmek; ayrıca bir tarihi ileriye ertelemek.

  • cross-functional teamisimfonksiyonlar arası ekip, çapraz fonksiyonlu ekip

    Ürün, tasarım, yazılım ve veri gibi farklı uzmanlıklardan kişilerin aynı ürün hedefi için birlikte çalıştığı ekip.

  • escalatefiilüst kademeye taşımak, eskale etmek

    Mevcut seviyede çözülemeyen ya da aciliyet kazanan bir sorunu veya anlaşmazlığı daha üst düzeydeki bir kişiye taşımak.

  • sign offphrasal verb (öbek fiil)onay vermek, resmi olarak onaylamak

    Bir dokümanın, tasarımın ya da işin kabul edilebilir olduğunu ve bir sonraki adıma geçilebileceğini resmi olarak onaylamak.

  • one-pagerisimtek sayfalık doküman, tek sayfalık özet

    Bir öneriyi, örneğin sorunu, fırsatı ve önerilen yaklaşımı, hızlıca incelenebilsin diye yaklaşık bir sayfada özetleyen kısa doküman.

  • status updateisimdurum güncellemesi, durum raporu

    Paydaşlara nelerin yapıldığını, sırada ne olduğunu ve hangi risklerin ya da engellerin bulunduğunu anlatan kısa ve düzenli rapor.

Mini test: bu terimleri biliyor musun?

Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.

Ürün Yönetimi İngilizcesi nasıl öğrenilir?

  • Kolayca karıştırılan terimleri çift olarak öğrenin: product manager ve product owner, output ve outcome, KPI ve OKR, epic ve user story, launch ve release. Planlama toplantısında doğru kelimeyi kullanmak, ürün ekiplerinin gerçekte nasıl çalıştığını bildiğinizi gösterir.
  • Gerçek İngilizce ürün metinleri okuyun: herkese açık PRD şablonları, ürün ekiplerinin blogları, sürüm notları, değişiklik günlükleri ve uygulama mağazalarındaki güncelleme notları. Her ismin hangi fiillerle kullanıldığına dikkat edin: ship a feature, hit a target, run an experiment, get buy-in.
  • Günlük toplantılar için küçük bir kalıp cümle defteri tutun: “What problem are we solving?”, “This is blocked by the payments team”, “Let's add it to the backlog”, “The data doesn't support that yet”. Bu cümleleri neredeyse her gün kullanırsınız.
  • Kısaltmaları sesli olarak tekrar edin. KPI, MVP, PRD, OKR ve NPS İngilizcede harf harf okunur; RICE ve MoSCoW ise kelime gibi söylenir.
  • Kendi kullanıcı hikayelerinizi ve kabul kriterlerinizi standart kalıplarla İngilizce yazın (“As a…, I want…, so that…” ve “Given…, when…, then…”). Yazmak, bu kelimeleri aktif kullanmaya başlamanın en hızlı yoludur.

Sıkça sorulan sorular

Ürün yöneticisi ile proje yöneticisi arasındaki fark nedir?

Ürün yöneticisi neyin ve neden geliştirileceğine karar verir ve ürünün sonuçlarından ürün var olduğu sürece sorumludur. Proje yöneticisi ise tanımlanmış bir işin zamanında, bütçe içinde ve üzerinde anlaşılan kapsamda teslim edilmesini sağlar; proje de bunun ardından sona erer. İkisi de kısaca PM diye anıldığı için hangisinin kastedildiğini kontrol edin.

Product manager ile product owner arasındaki fark nedir?

Product owner (ürün sahibi), Scrum'da tanımlanan bir roldür: Ürün backlog'undan ve ekibin en değerli işleri geliştirmesinden sorumlu kişidir. Product manager (ürün yöneticisi) ise strateji, pazar araştırması, ürün keşfi, fiyatlandırma ve lansmanları da kapsayan daha geniş bir unvandır. Pek çok şirkette ikisini aynı kişi üstlenir; özellikle büyük bankalar ve kurumsal şirketler gibi bazı yerlerde ise ayrı pozisyonlardır.

Türk ürün ekipleri İngilizce terimleri mi kullanıyor, Türkçe karşılıklarını mı?

Günlük işte çoğunlukla İngilizcelerini. Backlog, sprint, feature, roadmap, release, epic ve PRD gibi kelimeler Türkçe cümlelerin içinde Türkçe eklerle kullanılır: “backlog'a ekleyelim”, “feature'ı canlıya aldık”. Resmi belgeler, eğitim materyalleri ve iş ilanları ise daha çok yol haritası, kullanıcı hikayesi, paydaş ve gereksinim gibi Türkçe karşılıkları tercih eder. İkisini de bilmek hem toplantılarda hem yazışmalarda işinizi kolaylaştırır.

Bir ürün yöneticisi İngilizce olarak hangi dokümanları yazar?

En yaygın olanlar PRD'ler ya da spec'ler, kabul kriterleriyle birlikte kullanıcı hikayeleri, yeni fikirler için tek sayfalık dokümanlar, iş gerekçeleri, haftalık durum güncellemeleri, deney özetleri ve sürüm notlarıdır. Çoğu benzer bir mantık izler: Önce sorun, hedef ve başarının nasıl ölçüleceği, ardından çözüm ve açık sorular.

Bir özellik talebine İngilizce olarak kibarca nasıl hayır diyebilirim?

Kişiye teşekkür edin, talebin arkasındaki sorunu sorun ve ödünleşimi açıklayın. İşe yarayan cümleler şunlardır: “Thanks, that's useful input”, “Can you tell me more about what you're trying to do?”, “It's not a priority this quarter because we're focused on…” ve “I've added it to the backlog, and we'll revisit it in planning.” Tutamayacağınız tarihler vermekten kaçının.

Seviyene uygun okumayla pekiştir

Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar: