Girişimcilik İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları
Girişim dünyası hızlı ve İngilizce ağırlıklı bir dil konuşur: kurucular MVP'lerinden, traction'larından ve runway'lerinden bahseder; yatırımcılar ise cap table'ı, değerlemeyi ve term sheet'i sorar. Türkiye'de de bu kelimelerin çoğu yatırımcı toplantılarında, hızlandırma programlarında ve yatırımcı e-postalarında İngilizce haliyle kullanılır. Bu sözlük, bir şirketi kurmanın, yatırım almanın ve büyütmenin temel terimlerini sade bir İngilizce ve Türkçeyle, gerçek girişim hayatından örneklerle açıklıyor.
- 100 terim
- 11 konu
- 37 temel terim
- 200 örnek cümle
Fikir ve İş Modeli
Yeni bir ürün ya da iş modeliyle bir sorunu çözerek çok hızlı büyümeyi hedefleyen genç şirket; çoğu zaman daha kar etmenin yolunu bulmadan yola çıkar.
Bir şirketin müşterileri için nasıl değer yarattığını ve bundan nasıl para kazandığını anlatan yapı: kim ödüyor, neye, ne kadar ve ne sıklıkla ödüyor.
Bir ürünün müşterilerine sağladığı temel faydayı ve müşterilerin onu neden diğer seçeneklere tercih etmesi gerektiğini anlatan kısa ve net ifade.
Bir işletmenin öncelikle satış yapmayı planladığı belirli müşteri grubu; sektör, konum, büyüklük, yaş ya da ihtiyaçlar gibi özelliklerle tanımlanır.
Müşterilerin yaşadığı ve bir ürünün çözebileceği belirli bir sorun ya da sıkıntı. Güçlü girişimler gerçek ve can sıkıcı sorunlar üzerine kurulur.
Pazardaki tüm olası müşteriler ürünü satın alsaydı ürünün elde edebileceği toplam yıllık gelir; fırsatın ne kadar büyük olduğunu göstermek için kullanılır.
Bir şirketin müşterilerine rakiplerinden daha iyi ya da daha ucuz hizmet vermesini sağlayan unsur; özgün teknoloji, veri, güçlü bir marka ya da düşük maliyet gibi.
Bir işletmeyi rakiplerine karşı uzun süre koruyan avantaj; bir kalenin etrafındaki su dolu hendeğe benzetilir. Ağ etkisi, patentler ya da yüksek geçiş maliyetleri buna örnektir.
Software as a service, yani hizmet olarak yazılım: müşterilerin bir kez satın almak yerine düzenli abonelik ücreti ödeyerek tarayıcı ya da uygulama üzerinden çevrim içi kullandığı yazılım.
Ürünün temel sürümünün ücretsiz olduğu, müşterilerin ise ek özellikler, daha fazla kullanım ya da premium bir plan için ödeme yaptığı iş modeli.
Müşterilerin bir ürünü ya da hizmeti kullanmaya devam etmek için genellikle aylık ya da yıllık düzenli bir ücret ödediği iş modeli.
Alıcılarla satıcıları ya da müşterilerle hizmet sağlayıcıları buluşturan ve genellikle her işlemden bir ücret ya da komisyon alarak para kazanan platform.
Business to business, yani işletmeden işletmeye: ürün ya da hizmetlerini bireysel tüketicilere değil, başka işletmelere satan şirketleri anlatır.
Bir şirketin yeni bir pazara ilk giren olmasından elde edebileceği yarar; marka bilinirliği, ilk müşteriler ve kilit kaynakların kontrolü gibi.
Yeni bir ürün ya da iş modeliyle bir sektörü kökten değiştirmek; çoğu zaman müşterilere daha ucuz ya da daha basit biçimde hizmet vererek köklü şirketlerin konumunu sarsmak.
MVP ve Ürün-Pazar Uyumu
Minimum viable product, yani minimum uygulanabilir ürün: fikrin müşterinin sorununu gerçekten çözüp çözmediğini test etmek için hızla geliştirilen, gerçek kullanıcıların kullanabileceği en basit ürün versiyonu.
Bir ürünün yeterince büyük bir pazardaki gerçek bir ihtiyacı açıkça karşıladığı aşama; müşteriler fazla ikna çabasına gerek kalmadan ürünü satın alır, kullanmaya devam eder ve başkalarına önerir.
Olası müşterilerle doğrudan konuşarak sorunlarını anlamaya ve fikrinizin geliştirilmeye değip değmediğini test etmeye yönelik erken aşama süreci.
Yeni bir ürünü ilk deneyen müşterilerden biri; genellikle ürüne güçlü bir ihtiyaç duyar ve hataları ya da eksik özellikleri kabullenir.
Bir ürünü tekrarlanan kısa döngülerle geliştirmek: bir sürüm hazırlamak, kullanıcılarla test etmek, sonuçlardan öğrenmek ve sonraki sürümü daha iyi yapmak.
Bir fikri test etmek, ürünün nasıl görüneceğini göstermek ya da geri bildirim toplamak için hazırlanan, çoğu zaman eksik ya da tam çalışmayan erken ürün modeli.
Uzun ve sabit bir planı izlemek yerine, fikirleri “geliştir, ölç, öğren” döngüsüyle gerçek müşteriler üzerinde hızla test ederek şirket kurma yöntemi.
Bir fikrin, bir sorunun ya da bir iş varsayımının doğru olduğunu müşteri görüşmeleri, kayıtlar ya da ön siparişler gibi gerçek kanıtlarla kontrol etmek.
Yatırım Alma ve Yatırımcılar
Şirketin değerinin artacağı umuduyla, karşılığında bir pay ya da ileride getiri almak üzere şirkete para koyan kişi ya da kurum.
Kendi parasını çok erken aşamadaki girişimlere, genellikle hisse karşılığında yatıran ve çoğu zaman tavsiyeleri ve bağlantılarıyla da destek olan varlıklı birey.
Profesyonel fonların genç ve hızlı büyüyen şirketlere hisse karşılığında yatırdığı para; birkaç büyük başarının kayıpları karşılaması umuduyla yüksek risk alınır.
Bir girişimin, bir ya da birden fazla yatırımcıdan genellikle aynı şartlar ve aynı değerleme üzerinden belirli bir miktar para topladığı planlı süreç.
Bir girişimin ilk resmi yatırım turlarından biri; ürünü geliştirmek, ilk ekibi kurmak ve ürün-pazar uyumunu aramak için kullanılır.
Bir şirketi dışarıdan yatırımcı parası almadan, kendi birikimlerinizle ve müşterilerden kazandığı parayla kurup büyütmek.
Seed yatırımından sonra gelen ilk büyük girişim sermayesi turu; girişimin gerçek bir çekişi olduğunda ve işleyen bir modeli büyütmek için paraya ihtiyaç duyduğunda toplanır.
Önerilen bir yatırımın tutar, değerleme ve yatırımcı hakları gibi temel şartlarını, nihai hukuki sözleşmeler hazırlanmadan önce özetleyen kısa belge.
Yatırımcıların ya da alıcıların bir anlaşmadan önce, olası riskleri bulmak için şirketin finansal durumunu, sözleşmelerini, hukuki yapısını, teknolojisini ve ekibini dikkatle incelemesi.
Bir yatırım turuna en büyük tutarı koyan, temel şartları belirleyen ve çoğu zaman diğer yatırımcıların da tura katılmasını sağlayan yatırımcı.
Yatırımcıların verdiği ve nakit olarak geri ödenmek yerine sonraki bir yatırım turunda, genellikle indirimli fiyattan şirket hissesine dönüşen kısa vadeli borç.
Simple agreement for future equity, yani gelecekteki hisse için basit anlaşma: yatırımcının parayı şimdi verip hisselerini daha sonra, genellikle bir sonraki fiyatlandırılmış yatırım turunda aldığı sözleşme.
Hisse ve Değerleme
Bir şirket üzerindeki, hisselere bölünmüş sahiplik. Girişimlerde kurucuların, çalışanların ve yatırımcıların elindeki paydır; şirket başarılı olursa değeri artar.
Bir yatırım turunda kurucular ile yatırımcıların üzerinde anlaştığı tahmini şirket değeri; yatırımcıların paraları karşılığında ne kadar pay alacağını belirler.
Bir kişinin ya da yatırımcının bir şirkette sahip olduğu pay; genellikle yüzdeyle ifade edilir, örneğin yüzde 10'luk pay.
Capitalization table'ın kısaltması: kurucular, yatırımcılar, çalışanlar ve opsiyonlar dahil olmak üzere şirkette kimin ne kadar paya sahip olduğunu gösteren liste ya da tablo.
Şirket yeni hisse çıkardığında, örneğin yeni yatırımcılara ya da çalışan opsiyon havuzuna pay ayırdığında, mevcut ortakların yüzdelik payının düşmesi.
Yeni yatırım parası şirkete girmeden hemen önceki şirket değeri. Bir yatırım turunda hisse başına fiyatı hesaplamak için kullanılır.
Bir yatırım turunun hemen ardından şirketin değeri: yatırım öncesi değerlemeye yeni yatırılan paranın eklenmesiyle bulunur.
Kurucuların ya da çalışanların hisselerine veya opsiyonlarına zaman içinde kademeli olarak hak kazandığı sistem; böylece erken ayrılan biri her şeyi elinde tutamaz.
Şirketin belirli sayıda hissesini ileride sabit bir fiyattan satın alma hakkı; çalışanların şirketin başarısından pay alabilmesi için girişimlerde sık verilir.
Şirketin bir önceki tura göre daha düşük değerlendiği ve yeni hisselerin öncekinden daha düşük fiyattan satıldığı yatırım turu.
Şirket satıldığında ya da kapatıldığında yatırımcılara, diğer ortaklardan önce paralarını ya da bunun belirli bir katını geri alma hakkı tanıyan şart.
Para yerine emek ve zaman karşılığında kazanılan şirket payı; az maaş alan ya da hiç maaş almayan kurucular ve ilk ekip üyeleri için tipiktir.
Gelecekteki çalışanlar, danışmanlar ve diğer ekip üyeleri için ayrılan ve genellikle hisse opsiyonu olarak dağıtılan şirket hisseleri.
Yatırımcı Sunumu
Bir girişimin sorununu, çözümünü, pazarını, ekibini, rakamlarını ve yatırım ihtiyacını yatırımcılara anlatan, genellikle 10 ile 20 slayt arasında kısa bir sunum.
İş fikrini ya da ürününü yatırımcılara, müşterilere veya ortaklara, onları destek vermeye ya da satın almaya ikna edecek şekilde kısa ve etkili biçimde sunmak.
İşinizi yaklaşık otuz ile altmış saniyede, yani kısa bir asansör yolculuğu süresinde anlatabileceğiniz çok kısa ve net tanıtım.
Bir hızlandırma programının sonunda düzenlenen ve her girişimin yatırımcılardan, gazetecilerden ve iş ortaklarından oluşan bir kitleye sahnede sunum yaptığı etkinlik.
Bir sunumda yatırımcılardan istenen somut şey; genellikle ne kadar para toplanmak istendiği ve hangi şartlarla olduğu. Çoğunlukla son slaytta gösterilir.
Bir girişimin topladığı parayı işe alım, ürün geliştirme ve pazarlama gibi kalemlere nasıl harcamayı planladığını gösteren, genellikle yüzdelerle sunulan dağılım.
Kurucuların temel rakamları, ilerlemeyi, sorunları ve taleplerini yatırımcılarıyla paylaştığı, genellikle aylık ya da üç aylık e-posta biçimindeki düzenli rapor.
Büyüme ve Çekiş
Müşterilerin bir ürünü istediğine dair açık kanıt; artan kullanıcı sayısı, satışlar, gelir ya da iş ortaklıkları gibi. Girişimin ilerlediğini gösterir.
Bir işi, maliyetler ve emek aynı hızla artmadan, çok daha fazla müşteriye, pazara ya da satışa ulaşacak şekilde hızla büyütmek.
Belirli bir dönemde ürünü kullanmayı ya da ödemeyi bırakan müşterilerin veya abonelerin kaybı; genellikle aylık ya da yıllık yüzde olarak ölçülür.
Bir şirketin ürününü müşterilere nasıl ulaştıracağını anlatan plan: önce kimi hedefleyeceği, onlara nasıl ulaşacağı, nasıl satış yapacağı ve hangi fiyatı belirleyeceği.
Daha fazla kullanıcı ve müşteri kazanmanın yaratıcı yollarını bulmak için pazarlama, ürün ve veri alanlarında yapılan hızlı ve düşük maliyetli deneyler.
Rakamların bir süre yatay seyrettikten sonra çok keskin biçimde yükseldiği büyüme şekli; grafik bir hokey sopasına benzer.
Şirketin, müşterilerin üründen elde ettiği gerçek değeri ölçmek için kullandığı ve tüm ekibin kararlarına yön veren en önemli tek rakam.
Bir şirketin müşterilerini ya da kullanıcılarını zaman içinde elinde tutabilmesi; genellikle belli bir süre sonra aktif kalmaya ya da ödemeye devam eden kişilerin yüzdesiyle ölçülür.
Bir ürünü kullanan kişi sayısı arttıkça ürünün her kullanıcı için daha değerli hale gelmesi; sosyal ağlarda, ödeme sistemlerinde ve pazar yerlerinde olduğu gibi.
Birim Ekonomisi ve Metrikler
Bir şirketin belli bir dönemde ürün ya da hizmet satışından elde ettiği, hiçbir gider düşülmeden önceki toplam para.
Bir girişimin her ay kazandığının üzerinde harcadığı para miktarı; bankadaki nakdin ne kadar hızlı tükendiğini gösterir.
Bir girişimin nakdi tükenmeden önce faaliyetlerini sürdürebileceği ay sayısı; genellikle bankadaki nakdin aylık net nakit tüketimine bölünmesiyle hesaplanır.
Bir şirketin ödeme yapan tek bir yeni müşteri kazanmak için satış ve pazarlamaya harcadığı ortalama tutar; genellikle CAC olarak kısaltılır.
İşin tek bir birimine, örneğin tek bir müşteriye ya da tek bir siparişe bağlı gelir ve maliyetler; her satışın para kazandırıp kazandırmadığını gösterir.
Bir şirketin tek bir müşteriden, o müşteri alışverişe devam ettiği süre boyunca elde etmeyi beklediği toplam gelir ya da kar; genellikle LTV diye kısaltılır.
Ürünü üretmenin ya da sunmanın doğrudan maliyetleri ödendikten sonra gelirden kalan pay; pazarlama, kira ve ofis giderleri gibi diğer maliyetler henüz düşülmemiştir.
Gelirin giderlere eşit olduğu, yani şirketin ne zarar ettiği ne de kar ettiği noktaya ulaşmak.
Monthly recurring revenue, yani aylık tekrarlayan gelir: abonelik modeliyle çalışan bir işletmenin aktif müşterilerinden her ay düzenli olarak elde ettiği, tek seferlik ücretler hariç öngörülebilir gelir.
Belirli bir dönemde işletmeye giren ve işletmeden çıkan para hareketi. Pozitif nakit akışı, giren paranın çıkandan fazla olduğu anlamına gelir.
Harcadığından fazla para kazanan; yani belirli bir dönemde tüm giderleri ödendikten sonra elinde para kalan.
Key performance indicator, yani temel performans göstergesi: şirketin en önemli hedeflerine ulaşıp ulaşmadığını görmek için düzenli olarak izlediği rakam; gelir, aktif kullanıcı ya da müşteri kaybı gibi.
Şirket Kuruluşu ve Hukuki Yapı
Bir işi resmi olarak şirket şeklinde tescil ettirmek; böylece iş, sözleşme imzalayabilen, varlık edinebilen ve hisse çıkarabilen ayrı bir tüzel kişiliğe kavuşur.
Sahiplerinin şirket borçlarından, koydukları sermaye dışında kişisel olarak sorumlu olmadığı şirket türü; ABD'de genellikle LLC diye kısaltılır.
Kurucu ortaklar arasında kimin neye sahip olduğunu, kimin ne iş yapacağını, kararların nasıl alınacağını ve biri ayrılırsa ne olacağını belirleyen yazılı sözleşme.
Bir şirketin hukuken sahip olabileceği zihinsel ürünler; yazılım kodu, buluşlar, tasarımlar, marka adları ve içerikler gibi. Patent, marka tescili ve telif hakkıyla korunur.
Bir şirketin ortakları arasında yapılan ve oy hakları, hisse satışı, yönetim kurulu koltukları ve yatırımcı korumaları gibi hak ve yükümlülükleri belirleyen sözleşme.
Non-disclosure agreement, yani gizlilik sözleşmesi: tarafların aldıkları planlar, kodlar ya da müşteri verileri gibi gizli bilgileri başkalarıyla paylaşmayacaklarını taahhüt ettiği sözleşme.
Şirketin yönetimini denetlemek ve bütçe onayı, yatırım alma, kilit işe alımlar ve şirketin satışı gibi önemli kararları vermek için seçilen kişilerden oluşan kurul.
Kurucular ve Ekip
Bir şirketi kuran ve ilk dönemde büyüten kişi; genellikle şirketin büyük bir kısmına sahiptir ve en büyük riski o üstlenir.
Bir şirketi başka biriyle ya da birileriyle birlikte kuran ve en baştan itibaren sahipliği, işi ve temel kararları paylaşan kişilerden her biri.
Bir iş fırsatı görüp onu değerlendirmek için yeni bir şirket kuran ve kar ile büyüme umuduyla finansal riski üstlenen kişi.
Bir girişime düzenli olarak tavsiye veren ve bağlantılar kuran deneyimli kişi; genellikle maaş yerine küçük bir hisse payı karşılığında çalışır.
Ürünün, özellikle yazılımın geliştirilmesine liderlik eden ve genellikle şirketin ilk CTO'su olan kurucu ortak.
Girişim Ekosistemi
Bir grup girişime mentorluk, eğitim, bağlantılar ve genellikle hisse karşılığında küçük bir yatırım sağlayan, çoğunlukla üç ila altı ay süren belirli süreli program.
Çok erken aşamadaki girişimleri daha uzun bir süre boyunca destekleyen; ofis alanı, danışmanlık, eğitim ve bazen finansmana erişim sağlayan kurum.
Değeri bir milyar ABD doları ya da daha fazla olan, halka açık olmayan girişim; terim 2013'te yaygınlaştığında bu seviye çok nadir görülüyordu.
Güçlü bir gelire ya da ürün-pazar uyumuna ulaşmadan önceki ilk evresindeki girişimi ya da bu evredeki şirketlere yatırım yapan yatırımcıyı niteler.
Kendi iş deneyimine dayanarak bir girişimciye zaman içinde tavsiye, geri bildirim ve destek veren, genellikle bunun için ücret almayan deneyimli kişi.
Pivot, Başarısızlık ve Çıkış
Asıl plan işe yaramadığı için işin temel bir parçasını, örneğin ürünü, hedef müşteri grubunu ya da para kazanma biçimini değiştirmek.
Kurucuların ve yatırımcıların hisselerini nakde çevirme yolu; genellikle şirketin başka bir şirkete satılmasıyla ya da hisselerinin borsada işlem görmeye başlamasıyla gerçekleşir.
Bir şirketin, hisselerinin çoğunun ya da tamamının veya işinin satın alınması yoluyla başka bir şirket tarafından alınması. Girişimler için en yaygın çıkış yoludur.
Initial public offering, yani ilk halka arz: özel bir şirketin hisselerini ilk kez halka satması ve borsada işlem görmeye başlaması.
Fikirleri hızlı ve ucuz şekilde test ederek neyin işe yaramadığını erkenden görme ve zaman ile para boşa gitmeden durma ya da yön değiştirme anlayışı.
Bir şirketi ya da ürünü kapatıp faaliyetlerine son vermek; genellikle para tükendiği ya da iş yürümediği için.
Bir proje, lansman ya da şirket sona erdikten sonra, özellikle bir başarısızlığın ardından neyin yanlış gittiğini ve bundan ne öğrenilebileceğini anlamak için yapılan değerlendirme.
Mini test: bu terimleri biliyor musun?
Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.
Girişimcilik İngilizcesi nasıl öğrenilir?
- Yatırım yolculuğunu sırasıyla öğrenin: bootstrapping, melek yatırım, pre-seed, seed, A serisi ve sonraki turlar, ardından exit. Her aşamanın kendi kelimeleri vardır ve yatırımcılar şirketinizin hangi aşamada olduğunu bilmenizi bekler.
- Kolayca karıştırılan çiftleri birlikte çalışın: yatırım öncesi ve yatırım sonrası değerleme, gelir ve kar, burn rate ve runway, MRR ve ARR, LTV ve CAC. Yatırımcı toplantılarındaki hataların çoğu bu çiftlerden çıkar.
- Gerçek İngilizce girişim metinleri okuyun: yayımlanmış pitch deck'ler, hızlandırma programlarının başvuru formları, yatırımcı bilgilendirme e-postaları, kurucu blogları ve hızlandırıcıların paylaştığı standart term sheet şablonları. Fiillere dikkat edin: raise a round, close a round, hit product-market fit, extend the runway.
- İngilizce bir dakikalık bir asansör konuşması yazın ve doğal gelene kadar sesli tekrar edin. Konuşmanızın yatırımcıların hep sorduğu sorulara cevap verdiğinden emin olun: sorun ne, kimin için, neden şimdi, pazar ne kadar büyük ve talebiniz ne.
- Sayıları hızlı ve doğru söylemeyi çalışın. İngilizcede binler virgülle, ondalıklar noktayla ayrılır (1,500,000 ve 2.5%); bu, Türkçenin tam tersidir. Yatırımcılar da “two mil”, “a 10 million post” ya da “three x revenue” gibi kısaltmalarla konuşur.
Sıkça sorulan sorular
Startup ile küçük işletme arasındaki fark nedir?
İkisi de yeni şirketlerdir ama farklı hedeflere sahiptir. Kafe ya da yerel bir ajans gibi küçük bir işletme genellikle denenmiş bir modelden istikrarlı kar elde etmek ister. Startup ise yeni, tekrarlanabilir ve ölçeklenebilir bir modelle çok hızlı büyümeye çalışır; çoğu zaman yıllarca zarar etmeyi göze alır ve genellikle büyük bir exit bekleyen yatırımcılar tarafından finanse edilir.
Seed turu ile A serisi turu arasındaki fark nedir?
Seed turu, şirketin dışarıdan aldığı ilk yatırımlardan biridir; ürünü geliştirmek ve ürün-pazar uyumunu bulmak için kullanılır ve çoğunlukla melek yatırımcılardan, hızlandırıcılardan ve küçük fonlardan gelir. A serisi daha sonra gelir: şirketin gerçek bir çekişi vardır ve işleyen bir modeli büyütmek için paraya ihtiyaç duyar. Bu tura genellikle bir girişim sermayesi fonu liderlik eder. Tutarlar ülkeye ve yıla göre çok değişir.
Equity, share ve stake aynı şey mi?
Birbirleriyle çok yakından ilişkilidirler. Equity, genel olarak şirket üzerindeki sahipliktir (öz sermaye, ortaklık). Shares, bu sahipliğin bölündüğü birimlerdir, yani hisseler. Stake ise sahip olduğunuz payı anlatır ve genellikle yüzdeyle ifade edilir, örneğin yüzde 15'lik bir pay. Kısacası yatırımcı hisse satın alır, ortaklık edinir ve belli bir paya sahip olur.
Türk girişimciler İngilizce kelimeleri mi kullanıyor?
Çoğu zaman evet. Startup, pitch, MVP, traction, runway, burn rate, exit, term sheet ve cap table gibi kelimeler, özellikle teknoloji girişimlerinde, Türkçe cümlelerin içinde olduğu gibi kullanılır. Girişim, yatırım turu, değerleme ve melek yatırımcı gibi Türkçe karşılıklar da yaygındır; resmi ve hukuki belgelerde ise Türkçe terimler kullanılır. İkisini de bilmek hem yerel toplantılarda hem de yabancı yatırımcılarla konuşurken işinize yarar.
İlgili alanlar
Seviyene uygun okumayla pekiştir
Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar:
