Pazarlama İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları
Pazarlama işinin önemli bir kısmı İngilizce yürür: brifler, araştırma raporları, kampanya planları ve ajans toplantıları target audience, positioning, ROI gibi kelimelerle doludur. Bu sözlük, pazarlamanın temel kavramlarını sade bir İngilizce ve Türkçeyle, gerçek iş hayatından örneklerle açıklıyor. Pazarlamacılar, pazarlama öğrencileri ve ajanslarla ya da uluslararası markalarla çalışan herkes için hazırlandı.
- 100 terim
- 10 konu
- 55 temel terim
- 202 örnek cümle
Pazar Araştırması
Bir işletmenin daha doğru kararlar alabilmesi için müşteriler, rakipler ve pazar hakkında bilgi toplama ve bu bilgiyi analiz etme çalışması.
Bir pazardaki başlıca rakiplerin ürünlerini, fiyatlarını, mesajlarını, güçlü ve zayıf yönlerini inceleyen çalışma.
Tüketicilerin neden o şekilde düşündüğüne, hissettiğine ya da davrandığına dair derin anlayış; markalar bunu daha iyi ürünler ve mesajlar geliştirmek için kullanır.
Çok sayıda kişiye internetten, telefonla ya da yüz yüze sorulan ve görüşlerini, alışkanlıklarını veya deneyimlerini toplamayı amaçlayan soru dizisi.
Bir moderatör eşliğinde bir ürünü, fikri ya da reklamı derinlemesine tartışan, genellikle altı ila on kişiden oluşan küçük grup.
İnsanların görüşlerini, duygularını ve gerekçelerini genellikle küçük gruplarla, derinlemesine görüşmeler, odak gruplar ya da gözlem yoluyla inceleyen araştırma.
Sonuçların ölçülebilmesi ve karşılaştırılabilmesi için örneğin anketler aracılığıyla çok sayıda kişiden sayısal veri toplayan araştırma.
Bir şirketin belirli bir soruyu yanıtlamak için anket, görüşme, odak grup ya da test yoluyla yeni bilgiyi kendisinin topladığı araştırma.
Resmi istatistikler, sektör raporları, şirket verileri ya da yayımlanmış çalışmalar gibi halihazırda var olan bilgileri kullanan araştırma.
Bir çalışmaya ya da ankete katılan kişi sayısı; daha büyük bir örneklem genellikle bütün grup hakkında daha güvenilir sonuçlar verir.
Segmentasyon ve Hedefleme
Bir şirketin odaklanmaya ve ürün ya da hizmetlerini satmaya karar verdiği belirli müşteri grubu.
Bir reklamın, mesajın ya da kampanyanın ulaşmak ve etkilemek üzere tasarlandığı belirli insan grubu.
Geniş bir pazarı benzer ihtiyaç, özellik ya da davranışlara sahip daha küçük müşteri gruplarına ayırma; böylece her gruba uygun bir yaklaşım geliştirilebilir.
Araştırmaya dayanarak oluşturulan; yaş, meslek, hedefler, alışkanlıklar ve sorunlar gibi ayrıntılar içeren, tipik bir müşteriyi temsil eden gerçekçi ama hayali profil.
Bir insan grubunu tanımlamak için kullanılan yaş, cinsiyet, gelir, eğitim, medeni durum ve yaşanılan yer gibi bilgiler.
Business-to-business'ın kısaltması: ürün ya da hizmetlerin bireysel tüketicilere değil, başka şirketlere satılması.
Business-to-consumer'ın kısaltması: ürün ya da hizmetlerin kişisel kullanımları için doğrudan bireylere satılması.
Belirli ihtiyaçları olan ve büyük şirketlerin çoğunlukla yeterince hizmet vermediği küçük, uzmanlaşmış pazar bölümü.
İnsanların tutumları, değerleri, ilgi alanları, yaşam tarzları ve kişilikleri hakkındaki bilgiler; yalnızca kim olduklarını değil, neden satın aldıklarını anlamak için kullanılır.
Marka ve Konumlandırma
Bir şirketi ya da ürünü tanınır kılan isim, tasarım ve itibar ile insanların onunla ilişkilendirdiği düşünce ve duyguların bütünü.
Bir markayı yaratma ve şekillendirme çalışması: adının, görsel tarzının ve dilinin belirlenmesi ve insanların onu nasıl algıladığının zaman içinde yönetilmesi.
Bir markanın ya da ürünün rakiplerine kıyasla müşterinin zihninde nasıl net bir yer edinmesi gerektiğine karar verme ve iletişimini bu fikir üzerine kurma.
Bir ürünü rakiplerinden farklı ve üstün kılan, müşterilerin önemsediği tek ve net fayda ya da özellik.
Hedef pazardaki insanların bir markayı ne kadar tanıdığı ve hatırladığı; örneğin markanın adını kendiliğinden sayabilmeleri ya da logosunu tanımaları.
Bir şirketin markasının nasıl görünmesini, nasıl konuşmasını ve nasıl hissettirmesini istediği; adı, logosu, renkleri, yazı karakterleri, iletişim dili ve değerleri dahil.
Bir markanın vaadini ya da kişiliğini özetleyen, reklamlarda genellikle logosunun yanında yer alan kısa ve akılda kalıcı ifade.
Müşterilerin zihnindeki marka resmi: marka hakkında olumlu ya da olumsuz ne düşündükleri, ne hissettikleri ve neyi hatırladıkları.
Bir marka adının ürüne kattığı ek değer; tanınmış bir markanın bilinmeyen bir markaya kıyasla daha yüksek fiyat ya da daha güçlü sadakat elde etmesi gibi.
Bir markanın adını, logosunu, tasarımını ya da imajını değiştirmek; genellikle daha modern görünmek, yeni müşterilere ulaşmak ya da kötü bir itibardan uzaklaşmak için.
Pazarlama Karması ve Ürün
Bir şirketin hedef müşterilerine ulaşmak ve onları kazanmak için ürün, fiyat, dağıtım ve tanıtım konusunda verdiği kararların bütünü.
Pazarlama karmasının dört ana unsurunu akılda tutmanın kolay yolu: ürün (product), fiyat (price), dağıtım (place) ve tutundurma (promotion).
Bir ürünün son müşteriye ulaşmak için izlediği yol; toptancılar, perakendeciler, şirketin kendi mağazaları ya da online mağaza gibi.
Bir şirketin müşterileri satın almaya ikna etmek için kullandığı tüm iletişim yolları: reklam, halkla ilişkiler, sosyal medya, özel teklifler ve kişisel satış gibi.
Bir ürünün pazarda geçirdiği aşamalar: giriş, büyüme, olgunluk ve düşüş; her aşamanın kendine özgü satış düzeyi ve pazarlama ihtiyaçları vardır.
Bir ürünü içinde tutan ve koruyan kutu, şişe, poşet ya da sargı ile alıcıların dikkatini çeken ve bilgi veren üzerindeki tasarım.
Müşterinin ürünün parasını ödediği yer, örneğin mağaza kasası ya da internetteki ödeme sayfası; aynı zamanda orada kullanılan tanıtım malzemeleri.
Fiyatlandırma
Bir ürünün sunulduğu belirli fiyat; çoğunlukla belli bir müşteri grubunun beklentisine ya da bütçesine uygun olacak şekilde seçilir.
Bir şirketin maliyetlerini, rakiplerini, müşterinin gördüğü değeri ve iş hedeflerini dikkate alarak fiyatlarını belirleme ve değiştirme yöntemi.
Bir ürünün ya da hizmetin normal fiyatında yapılan, çoğunlukla sınırlı bir süre için ya da yalnızca belirli müşterilere sunulan düşüş.
Bir ürünün satış fiyatı ile maliyeti arasındaki fark; genellikle satış fiyatının yüzdesi olarak ifade edilir.
Kalite, ayrıcalık ya da statü mesajı vermek için fiyatları bilinçli olarak rakiplerden yüksek belirlemek; böylece yüksek fiyat markanın çekiciliğinin bir parçası olur.
Hızla çok sayıda müşteri çekmek ve pazar payı kazanmak için bir ürünü düşük fiyatla piyasaya sürmek; fiyatın daha sonra artırılması çoğunlukla planın parçasıdır.
Yeni bir ürünü önce ona ilk sahip olmak isteyen müşteriler için yüksek fiyatla piyasaya sürüp fiyatı zamanla düşürerek fiyata daha duyarlı alıcılara ulaşmak.
Fiyatları müşterinin algısını etkileyecek şekilde belirlemek; örneğin 100 yerine 99,90 yazarak ürünün olduğundan daha ucuz görünmesini sağlamak.
Bir ürünün fiyatı değiştiğinde talebinin ne kadar değiştiği; küçük bir zam satışlarda büyük bir düşüşe yol açıyorsa talep esnek kabul edilir.
İki ya da daha fazla ürünü veya hizmeti tek bir paket olarak, genellikle ayrı ayrı alınmalarına göre daha düşük toplam fiyatla birlikte satmak.
Kampanya ve Planlama
Belirli bir süre boyunca ortak bir amaç ve mesaj etrafında yürütülen reklam, paylaşım, etkinlik gibi planlı pazarlama faaliyetlerinin bütünü.
Bir reklamda, e-postada ya da web sayfasında insanlara bir sonraki adımda ne yapmaları gerektiğini söyleyen kısa yönlendirme: “Hemen al”, “Kaydol” ya da “Bugün bizi arayın” gibi.
Yeni bir ürünü, hizmeti ya da kampanyayı genellikle planlı bir tanıtımla birlikte ilk kez kamuoyuna sunmak.
Belirli bir dönem, genellikle bir yıl için pazarlama hedeflerini ve bu hedeflere ulaşmak için gereken faaliyetleri, bütçeyi, zamanlamayı ve ölçütleri ortaya koyan belge.
Bir şirketin belirli bir dönemde reklam, araştırma, etkinlik ve içerik gibi pazarlama faaliyetleri için ayırdığı para.
Müşterinin ya da yöneticinin, işi yapacak kişilere projenin amacını, hedef kitlesini, ana mesajını, bütçesini ve teslim tarihini anlatan kısa belge.
Müşterinin bir markayla temas ettiği her nokta; reklam, web sitesi, mağaza, çağrı merkezi, ambalaj ya da teslimat gibi.
Yeni bir ürünü, kampanyayı ya da hizmeti, çoğunlukla tek bir yerde başarılı bir testin ardından, aşamalı olarak ya da geniş bir alanda hayata geçirmek.
Bir ürünle ilgilenen kişileri çeken ve satış ekibinin onlarla iletişime geçebilmesi için iletişim bilgilerini toplayan pazarlama faaliyetleri.
Tüketici Davranışı
İnsanların ürün ve hizmetleri nasıl seçtiği, satın aldığı, kullandığı ve bıraktığı ile bu tercihlerin arkasındaki kişisel, sosyal ve psikolojik nedenler.
Müşterinin bir markayla yaşadığı tüm aşamalar: markayı ilk duymasından ürünü satın alıp kullanmasına, ardından tekrar gelmesine ya da markayı bırakmasına kadar.
Müşterilerin yaşadığı ve bir ürün ya da hizmetin çözebileceği veya en azından hafifletebileceği somut sorun ya da sıkıntı.
Müşterilerin, rakipler benzer ürünler ya da daha düşük fiyatlar sunsa bile aynı markayı tekrar tekrar satın alma alışkanlığı ya da isteği.
Müşterilerin bir ürün, hizmet ya da genel deneyimden, beklentileriyle karşılaştırıldığında ne kadar memnun kaldığı.
Bir ürünle ilgili bilgi ve tavsiyelerin ücretli reklam yerine kişiden kişiye, sohbetlerde ya da internette yayılması.
Önceden planlamadan, çoğunlukla bir teşhir, özel bir teklif ya da o anki güçlü bir hisle aniden bir şey satın alma.
Müşterinin satın alıp almamaya, neyi, nereden ve ne zaman alacağına dair verdiği karar; genellikle seçenekleri, fiyatları ve ihtiyaçlarını karşılaştırdıktan sonra verilir.
Yeni bir ürünü, hizmeti ya da teknolojiyi piyasaya çıkışından kısa süre sonra, insanların çoğundan önce kullanmaya başlayan kişi ya da şirket.
İnsanların başkalarının yaptıklarına güvenme ve onları taklit etme eğilimi; pazarlamacılar bunu yorumlar, puanlar, müşteri sayıları ya da referanslar göstererek kullanır.
Reklam ve Tanıtım
Bir ürünü, hizmeti ya da markayı tanıtmak için televizyon, radyo, internet siteleri, gazeteler veya reklam panoları gibi mecralarda yayınlanan ücretli mesajlar; aynı zamanda bu mesajları üreten sektör.
Bir reklamda, web sitesinde, broşürde, e-postada ya da ambalajda yer alan yazılı metin; özellikle insanları harekete geçirmek için yazılmış ifadeler.
Televizyonda, radyoda ya da çevrimiçi video platformlarında yayınlanan, genellikle birkaç saniyeden bir dakikaya kadar süren reklam.
Başka işletmeler, yani müşterileri için reklam planlayan, üreten ve çoğunlukla yayınlatan şirket.
Belirli bir bütçe dahilinde televizyon, radyo, açık hava, basılı ve dijital gibi mecraların en uygun karmasını seçme ve reklamın ne zaman ve ne sıklıkla yayınlanacağına karar verme.
Genellikle yol kenarlarında, bina cephelerinde ya da kalabalık alanlarda bulunan, reklamlar için kullanılan çok büyük açık hava panosu; dijital panolarda hareketli ya da değişen reklamlar gösterilir.
Bir etkinliği, takımı, programı ya da kişiyi para veya ürünle destekleyip karşılığında markanın adını ve logosunu onların kitlesine gösterme.
Bir kurumun kamuoyu ve medya tarafından nasıl görüldüğünü, ücretli reklamdan çok haberler, etkinlikler, açıklamalar ve ilişkiler aracılığıyla yönetme.
Tanınmış bir kişinin ya da güvenilir bir uzmanın, genellikle reklamlarda ve çoğunlukla ücret karşılığında, bir ürünü açıkça desteklemesi.
Markalı bir ürünün reklam arasında değil, içeriğin bir parçası olarak bir filmde, dizide, müzik videosunda ya da programda görünmesi veya kullanılması için ödeme yapılması.
Televizyon, radyo, gazete, sinema ve açık hava gibi kitle iletişim araçları yoluyla geniş ve genel bir kitleye yönelik yapılan reklamları anlatır.
Kitle iletişim araçları yerine belirli grupları daha doğrudan hedefleyen pazarlama faaliyetlerini anlatır: mağaza içi promosyonlar, etkinlikler, numune dağıtımı, doğrudan posta ve sponsorluk gibi.
Pazarlama Metrikleri
Key performance indicator'ın kısaltması: bir ekibin, kampanyanın ya da işletmenin en önemli hedeflerine ulaşıp ulaşmadığını gösteren ölçülebilir değer.
Return on investment'ın kısaltması: harcanan tutara kıyasla geri kazanılan kar ya da değer; genellikle yüzde olarak ifade edilir.
Bir pazardaki toplam satışlar içinde bir şirketin ya da markanın aldığı yüzde; satış tutarı ya da satılan adet üzerinden ölçülür.
İnsanların bir markayı ilk duymalarından satın almaya kadar geçtikleri aşamaları gösteren model; tıpkı bir hunide olduğu gibi her aşamada kişi sayısı azalır.
Belirli bir eylemi yapma fırsatı olan kişiler içinde satın alma, kaydolma ya da arama gibi istenen eylemi gerçekleştirenlerin yüzdesi.
Örneğin bir form doldurarak bir ürüne ilgi gösteren ve müşteriye dönüşme ihtimali bulunan kişi ya da şirket.
İnsanların bir markayla ya da içeriğiyle ne kadar aktif biçimde etkileşime girdiği; beğenme, yorum yapma, paylaşma, tıklama ya da içeriğe zaman ayırma gibi.
Belirli bir dönemde bir reklamı ya da kampanyayı en az bir kez gören farklı kişilerin sayısı veya yüzdesi.
Bir reklamın, e-postanın ya da web sayfasının iki farklı versiyonunu benzer kişi gruplarına göstererek hangisinin daha iyi sonuç verdiğini anlamaya yarayan deney.
Bir reklamın ekranda ya da sayfada bir kez gösterilmesi; reklam 1.000 kez gösterildiyse, daha az kişi görmüş olsa bile 1.000 gösterim almıştır.
Bir şirketin yeni bir müşteri kazanmak için pazarlama ve satışa harcadığı ortalama tutar; toplam maliyetin yeni müşteri sayısına bölünmesiyle bulunur.
Bir şirketin, bir müşteri kendisinden alışveriş yapmaya devam ettiği süre boyunca o müşteriden elde etmeyi bekleyebileceği toplam kar ya da gelirin tahmini.
Belirli bir dönemde, örneğin bir ay ya da bir yıl içinde, bir ürünü kullanmayı bırakan veya aboneliğini iptal eden müşterilerin yüzdesi.
Mevcut müşterilerin zaman içinde alışveriş yapmaya devam etmesini sağlamak ve şirketin onların rakiplere geçmesini önlemek için kullandığı yöntemler.
Müşteri sadakatini ölçmek için kullanılan ve “Bizi bir arkadaşınıza tavsiye etme olasılığınız nedir?” sorusuna 0-10 arasında verilen yanıtlara dayanan skor.
Bir markanın kendi kategorisindeki toplam reklam ya da medya görünürlüğü içindeki payı; rakiplerle karşılaştırılır ve çoğunlukla reklam harcaması ya da bahsedilme sayısı üzerinden ölçülür.
Pazarlama Stratejisi
Bir şirketin doğru müşterilere ulaşmak, rakiplerinden ayrışmak ve iş hedeflerine pazarlama yoluyla ulaşmak için yaptığı uzun vadeli plan.
Müşterinin bir üründen ya da hizmetten elde edeceği faydaları ve neden alternatifler yerine onu seçmesi gerektiğini anlatan kısa ifade.
Bir şirketin kendi içindeki güçlü ve zayıf yönlerini, dışarıdan gelen fırsat ve tehditleri listeleyen basit bir planlama aracı.
Bir şirketin müşterilere rakiplerinden daha iyi ya da daha ucuz hizmet vermesini sağlayan unsur; düşük maliyet, üstün teknoloji ya da güçlü bir marka gibi.
Bir ürünü ya da markayı kalite, tasarım, hizmet veya deneyim gibi müşterilerin önemsediği konularda rakiplerinden açıkça farklı kılmak.
Yeni bir ürünü pazara sunmak ya da yeni bir pazara girmek için hazırlanan plan; hedef müşterileri, değer önerisini, fiyatlandırmayı, kanalları ve lansman faaliyetlerini kapsar.
Bir şirketin yeni ürününün satışları rakiplerden değil, şirketin kendi mevcut ürünlerinden almasıyla ortaya çıkan durum.
Mini test: bu terimleri biliyor musun?
Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.
Pazarlama İngilizcesi nasıl öğrenilir?
- Kolayca karıştırılan terimleri çift olarak öğrenin: target market ve target audience, brand identity ve brand image, reach ve impressions. Toplantılarda ve iş görüşmelerinde bu farkı bilip bilmediğiniz çoğunlukla ortaya çıkar.
- Vaka çalışmaları, sektör dergileri, araştırma raporları ve ajans brifleri gibi gerçek İngilizce pazarlama metinleri okuyun; her terimin hangi fiillerle kullanıldığına dikkat edin: launch a campaign, build brand awareness, generate leads.
- Kısaltmaları sesli olarak tekrar edin. Pazarlamacılar KPI, ROI, B2B ve CTA'yı harf harf okur, SWOT'u ise tek kelime gibi söyler; bunları neredeyse her toplantıda duyarsınız.
- Sunum ve raporlar için bir kalıp cümle defteri tutun: “Our target audience is…” ya da “The campaign increased brand awareness by 9 points.” gibi cümleleri tekrar tekrar kullanabilirsiniz.
- Ekibiniz Türkçe konuşurken brief, insight ya da lead gibi İngilizce kelimeler kullanıyorsa, bu kelimelerin İngilizcedeki tam anlamını ve telaffuzunu da öğrenin; ofis Türkçesindeki kullanımı bazen daha dardır.
Sıkça sorulan sorular
Türk pazarlamacılar İngilizce terimleri mi kullanıyor, Türkçe karşılıklarını mı?
İkisini de. Ajanslarda ve uluslararası şirketlerde pek çok İngilizce kelime Türkçe cümlelerin içinde olduğu gibi kullanılır: brief, insight, KPI, lead, launch. Ders kitapları, akademik çalışmalar ve resmi belgeler ise hedef kitle, konumlandırma, tutundurma gibi Türkçe karşılıkları tercih eder. İkisini de bilmek hem toplantılarda hem yazılı raporlarda işinizi kolaylaştırır.
Pazarlama ile reklam arasındaki fark nedir?
Reklam, pazarlamanın bir parçasıdır: televizyon, açık hava ya da internet gibi mecralarda yayınlanan ücretli mesajlar. Pazarlama ise çok daha geniştir; araştırmayı, hedef pazarın seçilmesini, ürünün tasarlanmasını, fiyatlandırmayı, dağıtım kanallarının seçilmesini ve reklam dahil her türlü iletişimi kapsar.
Pazarlamanın 4P'si nedir?
Ürün (product), fiyat (price), dağıtım (place) ve tutundurma (promotion). Bu dört unsur birlikte pazarlama karmasını oluşturur. “Place” dağıtım, “promotion” ise tüm pazarlama iletişimi anlamına gelir. Hizmetler için çoğunlukla insan (people), süreç (process) ve fiziksel kanıt (physical evidence) eklenerek 7P modeli kullanılır.
Target market ile target audience arasındaki fark nedir?
Hedef pazar (target market), bir şirketin uzun vadede satış yapmak istediği daha geniş müşteri grubudur. Hedef kitle (target audience) ise belirli bir kampanyanın ya da mesajın yöneldiği gruptur. Hedef kitle daha dar olabilir ya da çocukları için alışveriş yapan ebeveynler gibi satın alma kararını etkileyen kişileri de kapsayabilir.
KPI, ROI ve CTA gibi pazarlama kısaltmalarını nasıl okumalıyım?
Çoğu İngilizcede harf harf okunur: K-P-I (key-pi-ay), R-O-I (ar-o-ay), C-T-A (si-ti-ey), B2B (bi-tu-bi). Çoğul için küçük bir s eklenir: KPIs. SWOT gibi birkaçı ise tek kelime olarak okunur. İngilizce konuşurken harfleri Türkçe değil, İngilizce okunuşlarıyla söyleyin.
İlgili alanlar
Seviyene uygun okumayla pekiştir
Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar:
