Satış İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları
Uluslararası şirketlerde satış ekipleri planlarını, raporlarını ve müşteri görüşmelerini İngilizce yürütür; pipeline, lead, quota ve close gibi kelimeler hemen her toplantıda geçer. Mağazaların ve perakende zincirlerinin de kendine özgü bir dili vardır: point of sale ve footfall'dan markdown ve stok sayımına kadar. Bu sözlük, satışın ve perakendenin temel terimlerini sade bir İngilizce ve Türkçeyle, gerçek iş hayatından örneklerle açıklıyor. Satış temsilcileri, müşteri yöneticileri ve mağaza çalışanları için hazırlandı.
- 100 terim
- 9 konu
- 57 temel terim
- 200 örnek cümle
Satış Süreci ve Satış Hattı
Bir satış temsilcisinin ya da ekibin üzerinde çalıştığı tüm olası anlaşmaların, ilk temastan imzalı sözleşmeye kadar aşamalarına göre dizilmiş hali; hangi işlerin kapanabileceğini gösterir.
Bir şeyi alıp satmak için yapılan anlaşma ya da satış temsilcisinin üzerinde çalıştığı ve kazanmayı umduğu satış fırsatı.
Bir aramadan, toplantıdan ya da tekliften sonra karşı tarafla yeniden iletişime geçmek; soruları yanıtlamak, ilgisini yoklamak ve satışı bir sonraki adıma taşımak.
İşletmeden işletmeye: ürün ya da hizmetleri bireysel tüketicilere değil, başka şirketlere satmak.
İşletmeden tüketiciye: ürün ya da hizmetleri, mağazaların, restoranların ve çevrim içi mağazaların yaptığı gibi, kendi kullanımları için doğrudan bireylere satmak.
Alıcıların bir ürünü ilk duymalarından satın almalarına kadar geçtikleri aşamaları gösteren model; her aşamada kişi sayısı azaldığı için huni şeklindedir.
Satıcının bir çözüm önermeden önce potansiyel müşterinin durumunu, sorunlarını ve hedeflerini anlamak için sorular sorduğu ilk aşama görüşmesi.
Potansiyel müşteriye gönderilen ve önerilen çözümü, kapsamı, fiyatı ve temel koşulları anlatan, işi kazanmak amacıyla hazırlanmış belge.
Bir şirketin ürün ya da hizmetlerini telefonla, çevrim içi ya da yüz yüze müşterilere satmakla görevli kişi; sales representative kelimesinin kısaltmasıdır.
Potansiyel müşteriyle ilk temastan imzalanan anlaşmaya kadar geçen adımların tamamı ve bunun genellikle aldığı süre.
Üzerinde aktif olarak çalışılan, CRM'de tahmini bir değeri ve beklenen bir kapanış tarihi bulunan nitelikli olası satış.
Teklif talebi: bir kurumun satın almak istediği şeyi tanımladığı ve birden fazla tedarikçiyi teklif vermeye davet ettiği resmi belge.
Müşteri Adayı Bulma
Müşteri olma ihtimali bulunan kişi ya da şirket; örneğin bir broşür indiren, bilgi almak için arayan ya da araştırma sırasında bulunan biri.
İncelenmiş ve uygun olduğu görülmüş olası müşteri; ürüne gerçek bir ihtiyacı ve satın alma imkanı vardır.
Daha önce hiç temas kurulmamış bir kişiyi ya da işletmeyi, bir ürünü tanıtmak ve satış görüşmesi başlatmak amacıyla telefonla aramak.
Bir adayın gerçek bir ihtiyacı, bütçesi, satın alma yetkisi ve makul bir zaman planı olup olmadığını öğrenerek üzerinde çalışmaya değip değmeyeceğini belirlemek.
Bir şirkette satın almayı onaylama ve sözleşmeyi imzalama yetkisine sahip kişi; örneğin bir direktör ya da şirket sahibi.
Resepsiyon görevlisi ya da asistan gibi, karar vericiye ulaşımı kontrol eden ve hangi arama ve e-postaların ona iletileceğine karar veren kişi.
Sizi tavsiye eden mevcut bir müşteriden ya da tanıdıktan gelen yeni potansiyel müşteri ya da birini bu şekilde tavsiye etme işi.
Etkinlikler, reklamlar, içerik, soğuk iletişim ve tavsiyeler gibi yollarla yeni potansiyel müşteriler bulma ve çekme çalışması.
Ürününüzden en çok fayda sağlayacak ve sizin için en değerli olacak şirket tipinin; sektör, büyüklük ve konum gibi ölçütlere dayanan tanımı.
Potansiyel müşteri bulmak, ilişki kurmak ve satış görüşmeleri başlatmak için sosyal medyayı, özellikle LinkedIn gibi profesyonel ağları kullanmak.
Satış Sunumu ve Demo
Satıcının bir ürünün müşteriye neden uygun olduğunu anlattığı ve onu satın almaya ikna etmeye çalıştığı, önceden hazırlanmış konuşma ya da sunum.
Bir ürünün nasıl çalıştığının potansiyel müşteriye canlı olarak gösterilmesi; müşteri ürünün kendi sorununu nasıl çözeceğini böylece görür.
Müşterinin bir üründen ne kazanacağını ve ürünün onun için neden diğer seçeneklerden daha iyi olduğunu anlatan kısa ve net ifade.
İki kişi arasında, örneğin bir satışçı ile müşteri arasında, iletişimi kolaylaştıran samimi ve güvene dayalı bağ.
Sizin ya da ürününüzün ne sunduğunu anlatan, bir asansör yolculuğu kadar, yani yaklaşık 30 saniyede söylenebilecek kısa ve net tanıtım.
Müşterinin yaşadığı ve bir ürün ya da hizmetin çözebileceği belirli bir sorun ya da sıkıntı.
Müşterinin bir üründen elde ettiği gerçek avantaj; zaman ya da para tasarrufu gibi. Özellik (feature) ise yalnızca ürünün neye sahip olduğu ya da ne yaptığıdır.
Gerçek bir müşterinin bir ürün ya da hizmeti nasıl kullandığını ve hangi sonuçları elde ettiğini anlatan ve benzer alıcıları ikna etmek için kullanılan kısa rapor.
İtirazlar ve Satışı Kapatma
Müşteriden imza, sipariş ya da ödeme gibi kesin bir satın alma onayı alarak satışı tamamlamak.
Potansiyel müşterinin satın almamak ya da henüz satın almamak için öne sürdüğü gerekçe; örneğin fiyat, zamanlama, güven eksikliği ya da rakip teklif.
Satış görüşmesi sırasında, henüz kesin karar istenmeden müşterinin satın almaya ne kadar hazır olduğunu yoklamak için sorulan soru.
Müşterinin satın almayı ciddi olarak düşündüğünü gösteren söz ya da davranış; teslim tarihi, fiyat ya da sözleşme ayrıntılarını sormak gibi.
Bir fiyata, fikre, talebe ya da son tarihe genellikle kibarca karşı çıkmak; kesin bir ret değil, tartışmanın bir parçası olarak yapılır.
Bir satın almaya, bütçeye ya da sözleşmeye genellikle imza atarak resmi onay vermek ve böylece işin ilerlemesini sağlamak.
Müşterinin kaygılarını dinleyip şüphelerini giderecek ve satışın ilerlemesini sağlayacak şekilde yanıt verme becerisi.
Satışın sonunda müşteriden karar istemenin planlı bir yolu; iki seçenek arasında tercih sunmak ya da üzerinde anlaşılan noktaları özetlemek gibi.
Satışta, müşterinin kararı sonraya bırakmak yerine şimdi vermesi için gerçek bir neden; yaklaşan bir fiyat artışı, bir son tarih ya da giderek büyüyen bir sorun gibi.
Pazarlık ve Fiyatlandırma
Bir ürün ya da hizmetin normal fiyatında yapılan düşüş; örneğin bir anlaşmayı kazanmak, sadık bir müşteriyi ödüllendirmek ya da eski stoğu eritmek için yapılır.
Müşteri satın alma kararını vermeden önce ona sunulan ve bir ürünün ya da hizmetin ne kadar tutacağını gösteren yazılı fiyat bildirimi; quotation da denir.
Bir ürünün fiyat listesinde ya da katalogda yer alan, herhangi bir indirim uygulanmadan önceki resmi fiyatı.
Bir ürünün satış fiyatı ile maliyeti arasındaki fark; çoğunlukla satış fiyatının yüzdesi olarak gösterilir.
Her iki tarafın da kabul edebileceği bir anlaşmaya varmak için karşı tarafla fiyatı, koşulları ya da şartları görüşmek.
Satıcı ile alıcı arasında, neyin hangi fiyattan ve hangi koşullarla sağlanacağını belirleyen ve her iki tarafı da bağlayan resmi yazılı anlaşma.
Her iki tarafa da istediği bir şeyi veren ve hiçbir tarafın kaybettiğini hissetmediği anlaşmayı ya da durumu niteler.
Pazarlıkta kabul etmeye razı olduğunuz en düşük fiyat ya da en kötü koşullar; daha genel olarak bir şirketin net karı ya da bir konunun en önemli noktası.
Pazarlık sırasında bir tarafın anlaşmaya varmak için vazgeçtiği ya da kabul ettiği şey; daha düşük fiyat ya da ek hizmet gibi.
Büyük miktarda alım yapan müşteriye verilen daha düşük birim fiyat; çoğunlukla kademelidir: ne kadar çok alınırsa indirim o kadar büyür.
Bir faturanın ödenmesi için kararlaştırılan koşullar; alıcının kaç gün içinde ödeyeceği, kapora olup olmadığı ve erken ödeme indirimi gibi.
Bir ürünün satış fiyatını belirlemek için maliyetinin üzerine eklenen miktar; genellikle maliyetin yüzdesi olarak gösterilir.
Müşteri Portföyü Yönetimi
Müşteri ilişkileri yönetimi: bir şirketin kişileri, potansiyel müşterileri, satış fırsatlarını ve müşterilerle yaptığı görüşmeleri tek bir yerde kaydettiği yazılım.
Mevcut müşterilerden oluşan bir grubun sorumluluğunu taşıyan, onların memnuniyetini sağlayan ve onlara daha fazla satış yapma fırsatları arayan kişi.
Müşteriyi, ilk başta almayı düşündüğünden daha pahalı bir modeli, bir yükseltmeyi ya da daha büyük bir paketi almaya ikna etmek.
Müşteriye satın aldığı ürünün yanında farklı ama onunla ilişkili bir ürün satmak; yeni bir telefonla birlikte kılıf satmak gibi.
Bir şirketin en önemli müşterilerinden biri; genellikle sipariş hacmi ya da stratejik değeri nedeniyle özel ilgi görür ve ona ayrı bir yönetici atanır.
Bir şirketin mevcut müşterilerini rakiplere kaptırmadan, zaman içinde alışveriş yapmaya devam ettirebilme becerisi.
Belirli bir dönemde alışverişi bırakan ya da aboneliğini veya sözleşmesini iptal eden müşterilerin kaybı; ayrıca bunun gerçekleşme oranı.
Mevcut sözleşme ya da abonelik sona erdiğinde bunu yeni bir dönem için uzatma işlemi ya da yenilenen sözleşmenin kendisi.
Bir şirketin, bir müşteriden onun alışveriş yapmaya devam ettiği sürenin tamamı boyunca elde etmeyi beklediği toplam gelir ya da kar.
İşlerin nasıl gittiğini görmek ve ilişkiyi canlı tutmak için, büyük bir gündem olmadan, bir müşteriyle ya da iş arkadaşıyla kısaca iletişime geçmek.
Bir satış çalışanının ya da ekibin sorumlu olduğu coğrafi bölge, müşteri grubu ya da sektör.
Mağaza ve Müşteri
Ürünleri diğer işletmelere değil, mağazalar, çevrim içi mağazalar ya da başka kanallar aracılığıyla doğrudan halka ve küçük miktarlarda satma işi.
Müşterinin alışverişinin ödemesini yaptığı yer ve an, örneğin mağaza kasası ya da çevrim içi ödeme sayfası; ayrıca bu ödemeyi kaydeden sistem.
Müşterinin ne aldığını, ne kadar ve ne zaman ödediğini gösteren, satın alma kanıtı olarak kullanılan basılı ya da dijital belge.
Bir ürünü iade eden ya da bir hizmeti iptal eden müşteriye geri ödenen para; genellikle aynı karta ya da nakit olarak yapılır.
Mağaza, süpermarket ya da bankada müşterilerden ödeme almak, para üstü ve fiş vermekle görevli kişi.
Mağazada müşterilerin alışverişlerinin ödemesini yaptığı yer ya da bir web sitesindeki son ödeme adımı.
Mağazada ürünlerin sergilendiği ve müşterilerin dolaşıp alışveriş yaptığı bölüm; depo ve ofislerden ayrı tutulur.
Düzenli müşterilerin alışveriş yaptıkça puan, indirim ya da ödül kazandığı ve onları tekrar gelmeye teşvik etmek için tasarlanmış uygulama.
Bir mağazanın, müşterilerin ürünleri ne zaman ve nasıl geri getirebileceğine dair kuralları; örneğin 30 gün içinde, fişle ve orijinal durumunda.
Mağazada ödemelerin alındığı ve paranın saklandığı makine ya da tezgah; Amerikan İngilizcesinde cash register denir.
Bir mağazanın başındaki kişi; çalışanlardan, satış sonuçlarından, stoktan, müşteri hizmetinden ve günlük işleyişten sorumludur.
Satış alanında müşterilere yardım eden, sorularını yanıtlayan, ürün ve beden bulan ve çoğu zaman kasada da çalışan mağaza personeli.
Belirli bir süre içinde bir mağazaya ya da alışveriş bölgesine giren kişi sayısı.
Mağazaya, kuaföre, showroom'a ya da otele randevusuz veya rezervasyonsuz, çoğu zaman sadece bakmak için gelen müşteri.
Bir şirketin ücret karşılığında mağazaya sıradan bir müşteri gibi gönderdiği ve hizmet, personel davranışı ve mağaza standartları hakkında rapor hazırlayan kişi.
Ürün Teşhiri ve Stok
Mağazada ya da depoda hiç kalmadığı için şu anda satın alınamayan.
Müşterinin daha fazla alışveriş yapması için mağazadaki ürünlerin planlanması ve sergilenmesi; neyin satılacağı, ne kadar stok tutulacağı, ürünün nereye konacağı ve nasıl fiyatlandırılacağı bu işe dahildir.
Bir işletmenin satışa hazır olarak elinde bulundurduğu malların tamamı ya da bunların ayrıntılı listesi.
Satılan ürünlerin yerine yenilerini koyarak rafları ya da mağazayı yeniden doldurmak veya bir üründen yeniden sipariş vermek.
Bir ürünün satış fiyatında yapılan kalıcı düşüş; genellikle yavaş satan ya da sezon sonunda elde kalan ürünleri satmak için uygulanır.
Bir mağazanın kayıtlara göre sahip olması gereken stok ile gerçekte sahip olduğu stok arasındaki fark; hırsızlık, hasar, hata ya da sahtecilikten kaynaklanır.
Stok tutma birimi: perakendecinin bir ürünün her versiyonuna verdiği benzersiz kod; böylece her beden, renk ya da paket türü ayrı ayrı takip edilebilir.
Her ürünün raf ya da teşhir ünitesinde tam olarak nereye konacağını ve kaç adedinin müşteriye dönük duracağını gösteren şema.
Müşterileri çekmek ve satın almaya yöneltmek için ürünlerin ve mağaza içinin nasıl görüneceğinin tasarlanması; vitrinler, teşhir alanları, aydınlatma ve yerleşim bu işe dahildir.
Mağaza vitrininde, önünden geçenlerin dikkatini çekmek ve onları içeri davet etmek için yapılan ürün ve dekor düzenlemesi.
Satış alanına çıkarılana kadar fazla ürünlerin saklandığı, mağazanın arka tarafındaki oda.
Gerçek stoğun kayıtlarla uyuşup uyuşmadığını kontrol etmek için bir mağazadaki ya da depodaki tüm ürünlerin tek tek sayılması.
Bir ürünün ya da rafın üzerine takılan ve fiyatı gösteren küçük etiket; çoğu zaman barkod ve ürün koduyla birlikte yer alır.
Hedefler, Metrikler ve Prim
Bir kişinin, ekibin ya da mağazanın belirli bir dönemde ulaşması beklenen, tutar ya da adet olarak belirlenmiş satış miktarı.
Bir satış temsilcisine ya da ekibe belirli bir dönem için verilen ve genellikle prim hesabında ve performans değerlendirmesinde kullanılan sabit satış hedefi.
Satış personeline yaptığı satışlara göre ödenen para; genellikle her satışın ya da toplam cironun belli bir yüzdesidir.
İstenen bir sonraki adımı atan kişilerin yüzdesi; örneğin mağazaya gelip alışveriş yapan ziyaretçilerin ya da müşteriye dönüşen adayların oranı.
Temel performans göstergesi: bir kişinin, ekibin ya da mağazanın önemli bir hedefe göre ne kadar iyi gittiğini gösteren sayı; örneğin günlük satış ya da dönüşüm oranı.
Bir müşterinin tek bir alışverişte harcadığı ortalama tutar; toplam satışın işlem sayısına bölünmesiyle hesaplanır.
Belirli bir dönemde kazanılan ya da kaybedilen olarak kapanan tüm satış fırsatları içinde kazanılanların yüzdesi.
Bir satış çalışanının hedefinin yüzde 100'üne ulaşması durumunda bir yılda alacağı toplam kazanç; sabit maaş ile prim ya da bonusun toplamından oluşur.
Bir kişinin, ekibin ya da şirketin önümüzdeki dönemde ne kadar satış yapacağına dair; pipeline'a, geçmiş sonuçlara ve piyasa koşullarına dayanan tahmin.
Belirli bir dönemde ulaşmanız beklenen satış miktarına ya da sonuca ulaşmak.
Mini test: bu terimleri biliyor musun?
Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.
Satış İngilizcesi nasıl öğrenilir?
- Bir satışın aşamalarını sırasıyla öğrenin: lead, nitelikli müşteri adayı, ihtiyaç analizi görüşmesi, demo, teklif, pazarlık, kapanış. Pipeline raporları ve CRM ekranları da aynı sırayı izler; kelimeler böylece daha çabuk akılda kalır.
- Her terimle birlikte kullanılan fiilleri toplayın: generate leads, qualify a prospect, handle an objection, close a deal, hit a target. Satış İngilizcesi bu kısa ve etken kalıplar üzerine kuruludur.
- Ürün tanıtım sayfaları, vaka çalışmaları, teklif dosyaları ve satış pozisyonlarının iş ilanları gibi gerçek İngilizce satış metinleri okuyun; özelliklerin değil, faydaların nasıl anlatıldığına dikkat edin.
- Telefon ve toplantı kalıplarını sesli çalışın: “Is now a good time to talk?” ya da “What would stop you from moving forward today?” gibi. Kısa ve kibar sorular, uzun cümlelerden daha çok işe yarar.
- Mağazada çalışıyorsanız İngiliz ve Amerikan İngilizcesindeki çiftleri birlikte öğrenin: till ve register, footfall ve foot traffic, stocktake ve inventory count. Uluslararası markalar ikisini de kullanır.
Sıkça sorulan sorular
Lead ile prospect arasındaki fark nedir?
Lead, müşteri olma ihtimali olan herhangi bir kişi ya da şirkettir; örneğin bir form dolduran ya da bir listede bulunan biri. Prospect ise incelenmiş ve uygun olduğu görülmüş bir leaddir: gerçek bir ihtiyacı, bütçesi ve satın alma yetkisi vardır. Pek çok şirket bu kelimeleri gevşek kullanır ama pipeline raporlarında aradaki fark önemlidir.
Commission ile bonus aynı şey mi?
Tam olarak değil. Commission (prim, komisyon) genellikle her satışın ya da getirdiğiniz cironun belli bir yüzdesidir; her anlaşmayla birlikte artar. Bonus ise çoğunlukla bir hedefe ulaşıldığında ya da dönem sonunda ödenen sabit bir tutardır. Birçok satış işinde sabit maaş, prim ve bazen de bonus bir arada bulunur.
Türk satış ekipleri İngilizce kelimeleri mi kullanıyor?
Çoğu zaman evet. Kurumsal ve teknoloji satışında lead, pipeline, deal, forecast, demo ve CRM gibi kelimeler Türkçe cümlelerin içinde olduğu gibi kullanılır. Mağaza çalışanları ise daha çok kasa, reyon, sayım, fiş gibi Türkçe kelimeleri tercih eder. İki versiyonu da bilmek hem şirket içi toplantıları takip etmenizi hem de yabancı yöneticiler ya da tedarikçilerle konuşmanızı kolaylaştırır.
Satışı kapatmak (close a sale) ne demek?
Satışı kapatmak, müşterinin satın almaya kesin onay vermesini sağlamak demektir; imzalı bir sözleşme, bir satın alma siparişi ya da bir ödeme gibi. Buradaki close olumlu bir anlam taşır: anlaşmanın kazanıldığını gösterir, kötü bittiğini değil. Satışla sonuçlanmayan bir fırsat ise genellikle lost (kaybedilmiş) olarak adlandırılır.
İlgili alanlar
Seviyene uygun okumayla pekiştir
Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar:
