Satış ve mağaza çalışanları için İngilizce

Satış İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları

Uluslararası şirketlerde satış ekipleri planlarını, raporlarını ve müşteri görüşmelerini İngilizce yürütür; pipeline, lead, quota ve close gibi kelimeler hemen her toplantıda geçer. Mağazaların ve perakende zincirlerinin de kendine özgü bir dili vardır: point of sale ve footfall'dan markdown ve stok sayımına kadar. Bu sözlük, satışın ve perakendenin temel terimlerini sade bir İngilizce ve Türkçeyle, gerçek iş hayatından örneklerle açıklıyor. Satış temsilcileri, müşteri yöneticileri ve mağaza çalışanları için hazırlandı.

  • 100 terim
  • 9 konu
  • 57 temel terim
  • 200 örnek cümle

Satış Süreci ve Satış Hattı

  • sales pipelineisimsatış hattı, satış fırsatları havuzu

    Bir satış temsilcisinin ya da ekibin üzerinde çalıştığı tüm olası anlaşmaların, ilk temastan imzalı sözleşmeye kadar aşamalarına göre dizilmiş hali; hangi işlerin kapanabileceğini gösterir.

  • dealisimanlaşma, satış fırsatı

    Bir şeyi alıp satmak için yapılan anlaşma ya da satış temsilcisinin üzerinde çalıştığı ve kazanmayı umduğu satış fırsatı.

  • follow upphrasal verb (öbek fiil)takip etmek, dönüş yapmak

    Bir aramadan, toplantıdan ya da tekliften sonra karşı tarafla yeniden iletişime geçmek; soruları yanıtlamak, ilgisini yoklamak ve satışı bir sonraki adıma taşımak.

  • B2Bkısaltmaişletmeden işletmeye, kurumsal satış

    İşletmeden işletmeye: ürün ya da hizmetleri bireysel tüketicilere değil, başka şirketlere satmak.

  • B2Ckısaltmaişletmeden tüketiciye, bireysel satış

    İşletmeden tüketiciye: ürün ya da hizmetleri, mağazaların, restoranların ve çevrim içi mağazaların yaptığı gibi, kendi kullanımları için doğrudan bireylere satmak.

  • sales funnelisimsatış hunisi

    Alıcıların bir ürünü ilk duymalarından satın almalarına kadar geçtikleri aşamaları gösteren model; her aşamada kişi sayısı azaldığı için huni şeklindedir.

  • discovery callisimihtiyaç analizi görüşmesi, keşif görüşmesi

    Satıcının bir çözüm önermeden önce potansiyel müşterinin durumunu, sorunlarını ve hedeflerini anlamak için sorular sorduğu ilk aşama görüşmesi.

  • proposalisimteklif dosyası, satış teklifi

    Potansiyel müşteriye gönderilen ve önerilen çözümü, kapsamı, fiyatı ve temel koşulları anlatan, işi kazanmak amacıyla hazırlanmış belge.

  • sales repisimsatış temsilcisi, satışçı

    Bir şirketin ürün ya da hizmetlerini telefonla, çevrim içi ya da yüz yüze müşterilere satmakla görevli kişi; sales representative kelimesinin kısaltmasıdır.

  • sales cycleisimsatış döngüsü, satış süreci

    Potansiyel müşteriyle ilk temastan imzalanan anlaşmaya kadar geçen adımların tamamı ve bunun genellikle aldığı süre.

  • opportunityisimsatış fırsatı, fırsat

    Üzerinde aktif olarak çalışılan, CRM'de tahmini bir değeri ve beklenen bir kapanış tarihi bulunan nitelikli olası satış.

  • RFPkısaltmateklif talebi, teklif çağrısı

    Teklif talebi: bir kurumun satın almak istediği şeyi tanımladığı ve birden fazla tedarikçiyi teklif vermeye davet ettiği resmi belge.

Müşteri Adayı Bulma

  • leadisimpotansiyel müşteri, müşteri adayı

    Müşteri olma ihtimali bulunan kişi ya da şirket; örneğin bir broşür indiren, bilgi almak için arayan ya da araştırma sırasında bulunan biri.

  • prospectisimpotansiyel müşteri, nitelikli müşteri adayı

    İncelenmiş ve uygun olduğu görülmüş olası müşteri; ürüne gerçek bir ihtiyacı ve satın alma imkanı vardır.

  • cold callisimsoğuk arama, tanımadığınız müşteriyi arama

    Daha önce hiç temas kurulmamış bir kişiyi ya da işletmeyi, bir ürünü tanıtmak ve satış görüşmesi başlatmak amacıyla telefonla aramak.

  • qualifyfiilnitelendirmek, uygunluğunu değerlendirmek

    Bir adayın gerçek bir ihtiyacı, bütçesi, satın alma yetkisi ve makul bir zaman planı olup olmadığını öğrenerek üzerinde çalışmaya değip değmeyeceğini belirlemek.

  • decision-makerisimkarar verici, son kararı veren kişi

    Bir şirkette satın almayı onaylama ve sözleşmeyi imzalama yetkisine sahip kişi; örneğin bir direktör ya da şirket sahibi.

  • gatekeeperisimara kişi, kapı bekçisi

    Resepsiyon görevlisi ya da asistan gibi, karar vericiye ulaşımı kontrol eden ve hangi arama ve e-postaların ona iletileceğine karar veren kişi.

  • referralisimtavsiye, referans

    Sizi tavsiye eden mevcut bir müşteriden ya da tanıdıktan gelen yeni potansiyel müşteri ya da birini bu şekilde tavsiye etme işi.

  • lead generationisimpotansiyel müşteri bulma, müşteri adayı oluşturma

    Etkinlikler, reklamlar, içerik, soğuk iletişim ve tavsiyeler gibi yollarla yeni potansiyel müşteriler bulma ve çekme çalışması.

  • ideal customer profileisimideal müşteri profili

    Ürününüzden en çok fayda sağlayacak ve sizin için en değerli olacak şirket tipinin; sektör, büyüklük ve konum gibi ölçütlere dayanan tanımı.

  • social sellingisimsosyal satış, sosyal medya üzerinden satış

    Potansiyel müşteri bulmak, ilişki kurmak ve satış görüşmeleri başlatmak için sosyal medyayı, özellikle LinkedIn gibi profesyonel ağları kullanmak.

Satış Sunumu ve Demo

  • sales pitchisimsatış konuşması, satış sunumu

    Satıcının bir ürünün müşteriye neden uygun olduğunu anlattığı ve onu satın almaya ikna etmeye çalıştığı, önceden hazırlanmış konuşma ya da sunum.

  • demoisimürün tanıtımı, canlı gösterim

    Bir ürünün nasıl çalıştığının potansiyel müşteriye canlı olarak gösterilmesi; müşteri ürünün kendi sorununu nasıl çözeceğini böylece görür.

  • value propositionisimdeğer önerisi

    Müşterinin bir üründen ne kazanacağını ve ürünün onun için neden diğer seçeneklerden daha iyi olduğunu anlatan kısa ve net ifade.

  • rapportisimgüven ilişkisi, yakınlık

    İki kişi arasında, örneğin bir satışçı ile müşteri arasında, iletişimi kolaylaştıran samimi ve güvene dayalı bağ.

  • elevator pitchisimasansör konuşması, kısa tanıtım konuşması

    Sizin ya da ürününüzün ne sunduğunu anlatan, bir asansör yolculuğu kadar, yani yaklaşık 30 saniyede söylenebilecek kısa ve net tanıtım.

  • pain pointisimmüşterinin sorunu, sıkıntı noktası

    Müşterinin yaşadığı ve bir ürün ya da hizmetin çözebileceği belirli bir sorun ya da sıkıntı.

  • benefitisimfayda, kazanım

    Müşterinin bir üründen elde ettiği gerçek avantaj; zaman ya da para tasarrufu gibi. Özellik (feature) ise yalnızca ürünün neye sahip olduğu ya da ne yaptığıdır.

  • case studyisimbaşarı hikayesi, müşteri vaka çalışması

    Gerçek bir müşterinin bir ürün ya da hizmeti nasıl kullandığını ve hangi sonuçları elde ettiğini anlatan ve benzer alıcıları ikna etmek için kullanılan kısa rapor.

İtirazlar ve Satışı Kapatma

  • closefiilsatışı kapatmak, anlaşmayı bağlamak

    Müşteriden imza, sipariş ya da ödeme gibi kesin bir satın alma onayı alarak satışı tamamlamak.

  • objectionisimitiraz, çekince

    Potansiyel müşterinin satın almamak ya da henüz satın almamak için öne sürdüğü gerekçe; örneğin fiyat, zamanlama, güven eksikliği ya da rakip teklif.

  • trial closeisimdeneme kapanışı, ara kapanış sorusu

    Satış görüşmesi sırasında, henüz kesin karar istenmeden müşterinin satın almaya ne kadar hazır olduğunu yoklamak için sorulan soru.

  • buying signalisimsatın alma sinyali, alım işareti

    Müşterinin satın almayı ciddi olarak düşündüğünü gösteren söz ya da davranış; teslim tarihi, fiyat ya da sözleşme ayrıntılarını sormak gibi.

  • push backphrasal verb (öbek fiil)itiraz etmek, karşı çıkmak

    Bir fiyata, fikre, talebe ya da son tarihe genellikle kibarca karşı çıkmak; kesin bir ret değil, tartışmanın bir parçası olarak yapılır.

  • sign offphrasal verb (öbek fiil)onay vermek, onaylamak

    Bir satın almaya, bütçeye ya da sözleşmeye genellikle imza atarak resmi onay vermek ve böylece işin ilerlemesini sağlamak.

  • objection handlingisimitiraz karşılama, itirazları yönetme

    Müşterinin kaygılarını dinleyip şüphelerini giderecek ve satışın ilerlemesini sağlayacak şekilde yanıt verme becerisi.

  • closing techniqueisimkapanış tekniği, satışı kapatma tekniği

    Satışın sonunda müşteriden karar istemenin planlı bir yolu; iki seçenek arasında tercih sunmak ya da üzerinde anlaşılan noktaları özetlemek gibi.

  • urgencyisimaciliyet, ivedilik

    Satışta, müşterinin kararı sonraya bırakmak yerine şimdi vermesi için gerçek bir neden; yaklaşan bir fiyat artışı, bir son tarih ya da giderek büyüyen bir sorun gibi.

Pazarlık ve Fiyatlandırma

  • discountisimindirim, iskonto

    Bir ürün ya da hizmetin normal fiyatında yapılan düşüş; örneğin bir anlaşmayı kazanmak, sadık bir müşteriyi ödüllendirmek ya da eski stoğu eritmek için yapılır.

  • quoteisimfiyat teklifi, teklif

    Müşteri satın alma kararını vermeden önce ona sunulan ve bir ürünün ya da hizmetin ne kadar tutacağını gösteren yazılı fiyat bildirimi; quotation da denir.

  • list priceisimliste fiyatı, katalog fiyatı

    Bir ürünün fiyat listesinde ya da katalogda yer alan, herhangi bir indirim uygulanmadan önceki resmi fiyatı.

  • marginisimkar marjı, marj

    Bir ürünün satış fiyatı ile maliyeti arasındaki fark; çoğunlukla satış fiyatının yüzdesi olarak gösterilir.

  • negotiatefiilpazarlık etmek, müzakere etmek

    Her iki tarafın da kabul edebileceği bir anlaşmaya varmak için karşı tarafla fiyatı, koşulları ya da şartları görüşmek.

  • contractisimsözleşme, kontrat

    Satıcı ile alıcı arasında, neyin hangi fiyattan ve hangi koşullarla sağlanacağını belirleyen ve her iki tarafı da bağlayan resmi yazılı anlaşma.

  • win-winsıfatkazan-kazan, iki taraf için de kazançlı

    Her iki tarafa da istediği bir şeyi veren ve hiçbir tarafın kaybettiğini hissetmediği anlaşmayı ya da durumu niteler.

  • bottom lineisimson fiyat, alt sınır

    Pazarlıkta kabul etmeye razı olduğunuz en düşük fiyat ya da en kötü koşullar; daha genel olarak bir şirketin net karı ya da bir konunun en önemli noktası.

  • concessionisimtaviz, ödün

    Pazarlık sırasında bir tarafın anlaşmaya varmak için vazgeçtiği ya da kabul ettiği şey; daha düşük fiyat ya da ek hizmet gibi.

  • volume discountisimmiktar indirimi, hacim indirimi

    Büyük miktarda alım yapan müşteriye verilen daha düşük birim fiyat; çoğunlukla kademelidir: ne kadar çok alınırsa indirim o kadar büyür.

  • payment termsisimödeme koşulları, vade

    Bir faturanın ödenmesi için kararlaştırılan koşullar; alıcının kaç gün içinde ödeyeceği, kapora olup olmadığı ve erken ödeme indirimi gibi.

  • markupisimkar payı, maliyet üzerine eklenen pay

    Bir ürünün satış fiyatını belirlemek için maliyetinin üzerine eklenen miktar; genellikle maliyetin yüzdesi olarak gösterilir.

Müşteri Portföyü Yönetimi

  • CRMkısaltmamüşteri ilişkileri yönetimi, CRM sistemi

    Müşteri ilişkileri yönetimi: bir şirketin kişileri, potansiyel müşterileri, satış fırsatlarını ve müşterilerle yaptığı görüşmeleri tek bir yerde kaydettiği yazılım.

  • account managerisimmüşteri temsilcisi, müşteri yöneticisi

    Mevcut müşterilerden oluşan bir grubun sorumluluğunu taşıyan, onların memnuniyetini sağlayan ve onlara daha fazla satış yapma fırsatları arayan kişi.

  • upsellfiilüst satış yapmak, daha üst ürüne yönlendirmek

    Müşteriyi, ilk başta almayı düşündüğünden daha pahalı bir modeli, bir yükseltmeyi ya da daha büyük bir paketi almaya ikna etmek.

  • cross-sellfiilçapraz satış yapmak, tamamlayıcı ürün satmak

    Müşteriye satın aldığı ürünün yanında farklı ama onunla ilişkili bir ürün satmak; yeni bir telefonla birlikte kılıf satmak gibi.

  • key accountisimkilit müşteri, anahtar müşteri

    Bir şirketin en önemli müşterilerinden biri; genellikle sipariş hacmi ya da stratejik değeri nedeniyle özel ilgi görür ve ona ayrı bir yönetici atanır.

  • customer retentionisimmüşteriyi elde tutma, müşteri devamlılığı

    Bir şirketin mevcut müşterilerini rakiplere kaptırmadan, zaman içinde alışveriş yapmaya devam ettirebilme becerisi.

  • churnisimmüşteri kaybı, müşteri kayıp oranı

    Belirli bir dönemde alışverişi bırakan ya da aboneliğini veya sözleşmesini iptal eden müşterilerin kaybı; ayrıca bunun gerçekleşme oranı.

  • renewalisimyenileme, sözleşme yenileme

    Mevcut sözleşme ya da abonelik sona erdiğinde bunu yeni bir dönem için uzatma işlemi ya da yenilenen sözleşmenin kendisi.

  • customer lifetime valueisimmüşteri yaşam boyu değeri, müşteri ömür boyu değeri

    Bir şirketin, bir müşteriden onun alışveriş yapmaya devam ettiği sürenin tamamı boyunca elde etmeyi beklediği toplam gelir ya da kar.

  • check inphrasal verb (öbek fiil)durum sormak, nabız yoklamak

    İşlerin nasıl gittiğini görmek ve ilişkiyi canlı tutmak için, büyük bir gündem olmadan, bir müşteriyle ya da iş arkadaşıyla kısaca iletişime geçmek.

  • sales territoryisimsatış bölgesi, sorumluluk bölgesi

    Bir satış çalışanının ya da ekibin sorumlu olduğu coğrafi bölge, müşteri grubu ya da sektör.

Mağaza ve Müşteri

  • retailisimperakende, perakende satış

    Ürünleri diğer işletmelere değil, mağazalar, çevrim içi mağazalar ya da başka kanallar aracılığıyla doğrudan halka ve küçük miktarlarda satma işi.

  • point of saleisimsatış noktası, kasa noktası

    Müşterinin alışverişinin ödemesini yaptığı yer ve an, örneğin mağaza kasası ya da çevrim içi ödeme sayfası; ayrıca bu ödemeyi kaydeden sistem.

  • receiptisimfiş, satış fişi

    Müşterinin ne aldığını, ne kadar ve ne zaman ödediğini gösteren, satın alma kanıtı olarak kullanılan basılı ya da dijital belge.

  • refundisimpara iadesi, geri ödeme

    Bir ürünü iade eden ya da bir hizmeti iptal eden müşteriye geri ödenen para; genellikle aynı karta ya da nakit olarak yapılır.

  • cashierisimkasiyer, kasa görevlisi

    Mağaza, süpermarket ya da bankada müşterilerden ödeme almak, para üstü ve fiş vermekle görevli kişi.

  • checkoutisimkasa, ödeme noktası

    Mağazada müşterilerin alışverişlerinin ödemesini yaptığı yer ya da bir web sitesindeki son ödeme adımı.

  • sales floorisimsatış alanı, mağaza alanı

    Mağazada ürünlerin sergilendiği ve müşterilerin dolaşıp alışveriş yaptığı bölüm; depo ve ofislerden ayrı tutulur.

  • loyalty programisimsadakat programı, müşteri sadakat programı

    Düzenli müşterilerin alışveriş yaptıkça puan, indirim ya da ödül kazandığı ve onları tekrar gelmeye teşvik etmek için tasarlanmış uygulama.

  • return policyisimiade politikası, iade koşulları

    Bir mağazanın, müşterilerin ürünleri ne zaman ve nasıl geri getirebileceğine dair kuralları; örneğin 30 gün içinde, fişle ve orijinal durumunda.

  • tillisimkasa, yazar kasa

    Mağazada ödemelerin alındığı ve paranın saklandığı makine ya da tezgah; Amerikan İngilizcesinde cash register denir.

  • store managerisimmağaza müdürü, mağaza yöneticisi

    Bir mağazanın başındaki kişi; çalışanlardan, satış sonuçlarından, stoktan, müşteri hizmetinden ve günlük işleyişten sorumludur.

  • sales associateisimsatış danışmanı, satış personeli

    Satış alanında müşterilere yardım eden, sorularını yanıtlayan, ürün ve beden bulan ve çoğu zaman kasada da çalışan mağaza personeli.

  • footfallisimmağaza trafiği, ziyaretçi sayısı

    Belirli bir süre içinde bir mağazaya ya da alışveriş bölgesine giren kişi sayısı.

  • walk-inisimkendiliğinden gelen müşteri, randevusuz müşteri

    Mağazaya, kuaföre, showroom'a ya da otele randevusuz veya rezervasyonsuz, çoğu zaman sadece bakmak için gelen müşteri.

  • mystery shopperisimgizli müşteri

    Bir şirketin ücret karşılığında mağazaya sıradan bir müşteri gibi gönderdiği ve hizmet, personel davranışı ve mağaza standartları hakkında rapor hazırlayan kişi.

Ürün Teşhiri ve Stok

  • out of stockifadestokta yok, stoğu tükenmiş

    Mağazada ya da depoda hiç kalmadığı için şu anda satın alınamayan.

  • merchandisingisimürün teşhiri, reyon düzenlemesi

    Müşterinin daha fazla alışveriş yapması için mağazadaki ürünlerin planlanması ve sergilenmesi; neyin satılacağı, ne kadar stok tutulacağı, ürünün nereye konacağı ve nasıl fiyatlandırılacağı bu işe dahildir.

  • inventoryisimstok, envanter

    Bir işletmenin satışa hazır olarak elinde bulundurduğu malların tamamı ya da bunların ayrıntılı listesi.

  • restockfiilstok yenilemek, rafları doldurmak

    Satılan ürünlerin yerine yenilerini koyarak rafları ya da mağazayı yeniden doldurmak veya bir üründen yeniden sipariş vermek.

  • markdownisimfiyat indirimi, etiket indirimi

    Bir ürünün satış fiyatında yapılan kalıcı düşüş; genellikle yavaş satan ya da sezon sonunda elde kalan ürünleri satmak için uygulanır.

  • shrinkageisimstok kaybı, kayıp-kaçak

    Bir mağazanın kayıtlara göre sahip olması gereken stok ile gerçekte sahip olduğu stok arasındaki fark; hırsızlık, hasar, hata ya da sahtecilikten kaynaklanır.

  • SKUkısaltmastok kodu, stok kalemi

    Stok tutma birimi: perakendecinin bir ürünün her versiyonuna verdiği benzersiz kod; böylece her beden, renk ya da paket türü ayrı ayrı takip edilebilir.

  • planogramisimraf yerleşim planı, planogram

    Her ürünün raf ya da teşhir ünitesinde tam olarak nereye konacağını ve kaç adedinin müşteriye dönük duracağını gösteren şema.

  • visual merchandisingisimgörsel mağazacılık, görsel düzenleme

    Müşterileri çekmek ve satın almaya yöneltmek için ürünlerin ve mağaza içinin nasıl görüneceğinin tasarlanması; vitrinler, teşhir alanları, aydınlatma ve yerleşim bu işe dahildir.

  • window displayisimvitrin, vitrin düzenlemesi

    Mağaza vitrininde, önünden geçenlerin dikkatini çekmek ve onları içeri davet etmek için yapılan ürün ve dekor düzenlemesi.

  • stockroomisimmağaza deposu, depo

    Satış alanına çıkarılana kadar fazla ürünlerin saklandığı, mağazanın arka tarafındaki oda.

  • stocktakeisimstok sayımı, sayım

    Gerçek stoğun kayıtlarla uyuşup uyuşmadığını kontrol etmek için bir mağazadaki ya da depodaki tüm ürünlerin tek tek sayılması.

  • price tagisimfiyat etiketi, etiket

    Bir ürünün ya da rafın üzerine takılan ve fiyatı gösteren küçük etiket; çoğu zaman barkod ve ürün koduyla birlikte yer alır.

Hedefler, Metrikler ve Prim

  • sales targetisimsatış hedefi, hedef

    Bir kişinin, ekibin ya da mağazanın belirli bir dönemde ulaşması beklenen, tutar ya da adet olarak belirlenmiş satış miktarı.

  • quotaisimsatış kotası, kota

    Bir satış temsilcisine ya da ekibe belirli bir dönem için verilen ve genellikle prim hesabında ve performans değerlendirmesinde kullanılan sabit satış hedefi.

  • commissionisimprim, komisyon

    Satış personeline yaptığı satışlara göre ödenen para; genellikle her satışın ya da toplam cironun belli bir yüzdesidir.

  • conversion rateisimdönüşüm oranı

    İstenen bir sonraki adımı atan kişilerin yüzdesi; örneğin mağazaya gelip alışveriş yapan ziyaretçilerin ya da müşteriye dönüşen adayların oranı.

  • KPIkısaltmatemel performans göstergesi, performans göstergesi

    Temel performans göstergesi: bir kişinin, ekibin ya da mağazanın önemli bir hedefe göre ne kadar iyi gittiğini gösteren sayı; örneğin günlük satış ya da dönüşüm oranı.

  • average transaction valueisimsepet ortalaması, fiş ortalaması

    Bir müşterinin tek bir alışverişte harcadığı ortalama tutar; toplam satışın işlem sayısına bölünmesiyle hesaplanır.

  • win rateisimkazanma oranı, başarı oranı

    Belirli bir dönemde kazanılan ya da kaybedilen olarak kapanan tüm satış fırsatları içinde kazanılanların yüzdesi.

  • on-target earningsisimhedef bazlı toplam kazanç, hedefte toplam gelir

    Bir satış çalışanının hedefinin yüzde 100'üne ulaşması durumunda bir yılda alacağı toplam kazanç; sabit maaş ile prim ya da bonusun toplamından oluşur.

  • sales forecastisimsatış tahmini, satış öngörüsü

    Bir kişinin, ekibin ya da şirketin önümüzdeki dönemde ne kadar satış yapacağına dair; pipeline'a, geçmiş sonuçlara ve piyasa koşullarına dayanan tahmin.

  • hit a targetifadehedefi tutturmak, hedefe ulaşmak

    Belirli bir dönemde ulaşmanız beklenen satış miktarına ya da sonuca ulaşmak.

Mini test: bu terimleri biliyor musun?

Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.

Satış İngilizcesi nasıl öğrenilir?

  • Bir satışın aşamalarını sırasıyla öğrenin: lead, nitelikli müşteri adayı, ihtiyaç analizi görüşmesi, demo, teklif, pazarlık, kapanış. Pipeline raporları ve CRM ekranları da aynı sırayı izler; kelimeler böylece daha çabuk akılda kalır.
  • Her terimle birlikte kullanılan fiilleri toplayın: generate leads, qualify a prospect, handle an objection, close a deal, hit a target. Satış İngilizcesi bu kısa ve etken kalıplar üzerine kuruludur.
  • Ürün tanıtım sayfaları, vaka çalışmaları, teklif dosyaları ve satış pozisyonlarının iş ilanları gibi gerçek İngilizce satış metinleri okuyun; özelliklerin değil, faydaların nasıl anlatıldığına dikkat edin.
  • Telefon ve toplantı kalıplarını sesli çalışın: “Is now a good time to talk?” ya da “What would stop you from moving forward today?” gibi. Kısa ve kibar sorular, uzun cümlelerden daha çok işe yarar.
  • Mağazada çalışıyorsanız İngiliz ve Amerikan İngilizcesindeki çiftleri birlikte öğrenin: till ve register, footfall ve foot traffic, stocktake ve inventory count. Uluslararası markalar ikisini de kullanır.

Sıkça sorulan sorular

Lead ile prospect arasındaki fark nedir?

Lead, müşteri olma ihtimali olan herhangi bir kişi ya da şirkettir; örneğin bir form dolduran ya da bir listede bulunan biri. Prospect ise incelenmiş ve uygun olduğu görülmüş bir leaddir: gerçek bir ihtiyacı, bütçesi ve satın alma yetkisi vardır. Pek çok şirket bu kelimeleri gevşek kullanır ama pipeline raporlarında aradaki fark önemlidir.

Commission ile bonus aynı şey mi?

Tam olarak değil. Commission (prim, komisyon) genellikle her satışın ya da getirdiğiniz cironun belli bir yüzdesidir; her anlaşmayla birlikte artar. Bonus ise çoğunlukla bir hedefe ulaşıldığında ya da dönem sonunda ödenen sabit bir tutardır. Birçok satış işinde sabit maaş, prim ve bazen de bonus bir arada bulunur.

Türk satış ekipleri İngilizce kelimeleri mi kullanıyor?

Çoğu zaman evet. Kurumsal ve teknoloji satışında lead, pipeline, deal, forecast, demo ve CRM gibi kelimeler Türkçe cümlelerin içinde olduğu gibi kullanılır. Mağaza çalışanları ise daha çok kasa, reyon, sayım, fiş gibi Türkçe kelimeleri tercih eder. İki versiyonu da bilmek hem şirket içi toplantıları takip etmenizi hem de yabancı yöneticiler ya da tedarikçilerle konuşmanızı kolaylaştırır.

Satışı kapatmak (close a sale) ne demek?

Satışı kapatmak, müşterinin satın almaya kesin onay vermesini sağlamak demektir; imzalı bir sözleşme, bir satın alma siparişi ya da bir ödeme gibi. Buradaki close olumlu bir anlam taşır: anlaşmanın kazanıldığını gösterir, kötü bittiğini değil. Satışla sonuçlanmayan bir fırsat ise genellikle lost (kaybedilmiş) olarak adlandırılır.

Seviyene uygun okumayla pekiştir

Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar: