Dijital Pazarlama İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları
Dijital pazarlamanın dili büyük ölçüde İngilizcedir: reklam platformları, analitik araçları, SEO rehberleri ve ajans raporları aynı terimleri kullanır; SEO, CTR ya da landing page gibi pek çok kelime Türkiye'deki ofislerde de İngilizce haliyle konuşulur. Bu terimleri bilmek; platform dokümantasyonunu okumayı, müşterilerle ve uluslararası ekiplerle çalışmayı ve kampanya sonuçlarını güvenle anlatmayı kolaylaştırır.
- 100 terim
- 9 konu
- 41 temel terim
- 200 örnek cümle
Dijital Pazarlamanın Temelleri
Bir kampanyanın, ürünün ya da mesajın ulaşmayı amaçladığı belirli insan grubu; yaş, konum, ilgi alanı ya da ihtiyaç gibi özelliklerle tanımlanır.
İnsanların bir markayı ilk duydukları andan satın almaya kadar geçtikleri aşamaları gösteren model; tıpkı bir hunide olduğu gibi her aşamada kişi sayısı azalır.
Ortak bir amacı, bütçesi ve zaman aralığı olan planlı pazarlama faaliyetleri bütünü; bir ürün lansmanı ya da yaz indirimi gibi.
Örneğin bir form doldurarak ürüne ilgi gösteren ve müşteriye dönüşme ihtimali olan kişi ya da şirket.
Reklamlar, arama sonuçları, sosyal medya paylaşımları ya da e-posta gibi yollarla bir web sitesine, mağazaya veya uygulamaya ziyaretçi getirmek.
İnsanların bir markayı ne kadar tanıdığı ve o türden bir ürüne ihtiyaç duyduklarında markayı ne kadar kolay fark edip hatırladığı.
Business-to-business ifadesinin kısaltması; ürün ya da hizmetleri bireysel tüketicilere değil, başka şirketlere satma.
Araştırmaya dayanan, tipik bir müşteriyi hedefleri, sorunları, alışkanlıkları ve karar verme biçimiyle anlatan kısa ve yarı kurgusal profil.
Bir kişinin markayı ilk duyduğu andan ürünü satın alıp kullanmasına kadar markayla yaşadığı tüm adımlar ve etkileşimler.
Arama Motoru Optimizasyonu (SEO)
Search engine optimization ifadesinin kısaltması; bir web sitesinin ücretsiz arama sonuçlarında daha üst sıralarda görünmesi ve daha çok ziyaretçi alması için yapılan çalışmaların tümü.
İnsanların arama motoruna yazdığı ve pazarlamacıların sayfalarıyla ya da reklamlarıyla hedeflediği kelime veya kelime grubu.
Bir web sitesine reklamlar ya da diğer ücretli bağlantılar yerine ücretsiz arama sonuçlarına tıklayarak gelen ziyaretçiler.
Search engine results page ifadesinin kısaltması; birisi arama yaptıktan sonra arama motorunun gösterdiği, reklamları, bağlantıları ve diğer sonuç türlerini içeren sayfa.
Başka bir web sitesinden sizin sitenize verilen bağlantı. Arama motorları, güvenilir sitelerden gelen kaliteli backlink'leri bir sayfanın değerli olduğuna dair bir işaret olarak görür.
Arama sonuçlarında belirli bir sırada yer almak; SEO'da bir sayfa, ilgili aramanın sonuçlarında görünüyorsa o anahtar kelimede 'rank' eder.
Bir aramanın arkasındaki asıl amaç; örneğin bir şey öğrenmek, belirli bir siteyi bulmak, seçenekleri karşılaştırmak ya da bir şey satın almak.
Bir web sayfasının HTML kodunda yer alan ve arama motorlarının sonuçlarda sayfa başlığının altında gösterebileceği kısa özet.
Bir sayfaya başlığını veren HTML öğesi; arama motorları bunu genellikle arama sonucunun tıklanabilir başlığı olarak gösterir.
Faydalı içerik, dijital PR ya da iş birlikleri gibi yollarla başka web sitelerinin sizin sayfalarınıza bağlantı vermesini sağlamaya yönelik SEO çalışması.
Daha az kişinin aradığı ama genellikle niyeti daha net olan ve daha az rekabetle karşılaşan, daha uzun ve özel arama ifadesi.
Sayfanın kendisi üzerinde yapılan SEO çalışmaları; içeriği, ara başlıkları, başlık etiketini, görselleri ve site içi bağlantıları iyileştirmek gibi.
Arama motorlarının bir siteyi tarayabilmesi, işleyebilmesi ve dizine ekleyebilmesi için sitenin yapısı üzerinde yapılan SEO çalışması; hız, yönlendirmeler ve site haritaları gibi konuları kapsar.
Web sayfalarını otomatik olarak ziyaret edip içlerindeki bağlantıları izlemek; arama motoru botları içeriği bu şekilde keşfeder ve okur.
Bir web sayfasını arama sonuçlarında görünebilmesi için arama motorunun veritabanına eklemek. İsim olarak 'index', bu veritabanının kendisidir.
Bir arama motorunun sonuçların en üstünde ya da en üste yakın bir yerde gösterebildiği, tek bir web sayfasından alınmış metni içeren vurgulu cevap kutusu.
Bir bağlantının görünen ve tıklanabilen kelimeleri; kullanıcıların ve arama motorlarının bağlantı verilen sayfanın ne hakkında olduğunu anlamasına yardımcı olur.
Bir görselin sayfa kodunda yer alan kısa yazılı açıklaması; ekran okuyucular tarafından sesli okunur ve arama motorlarının görseli anlamasına yardımcı olur.
Bir web sitesinin önemli sayfalarını listeleyen ve arama motorlarının bu sayfaları daha kolay bulup taramasını sağlayan, genellikle XML biçimindeki dosya.
Bir işletmenin 'yakınımdaki diş hekimi' gibi belirli bir bölgeye yönelik aramalarda, harita sonuçları ve işletme profilleri dahil, daha görünür olması için yapılan çalışmalar.
Kullanıcıları ve arama motorlarını eski bir URL'den yenisine kalıcı olarak yönlendiren ve yeni sayfanın eski sayfanın sıralamalarını devralmasını sağlayan yönlendirme.
Ücretli Arama ve Dijital Reklam
Pay-per-click ifadesinin kısaltması; reklamverenin reklam gösterildiğinde değil, birisi reklama her tıkladığında ödeme yaptığı reklam modeli.
Bir reklamın, gönderinin ya da arama sonucunun birinin ekranında bir kez gösterilmesi; kişinin tıklayıp tıklamaması ya da fark edip etmemesi önemli değildir.
Cost per click ifadesinin kısaltması; reklamverenin bir reklam tıklaması için ödediği tutar. Çoğunlukla kampanya genelindeki ortalama olarak raporlanır.
Bir reklamı kimlerin göreceğini konum, yaş, ilgi alanları, davranışlar ya da aranan anahtar kelimeler gibi ölçütlere göre seçme işlemi.
Bir web sitesini daha önce ziyaret etmiş, bir uygulamayı kullanmış ya da markayla etkileşime girmiş kişilere, onları geri getirmek amacıyla reklam gösterme.
Reklamverenin bir reklam açık artırmasında bir tıklama, görüntüleme ya da başka bir sonuç için ödemeye razı olduğu en yüksek tutar; aynı kelime fiil olarak da kullanılır.
Bir reklamın yazılı metni; örneğin bir arama reklamındaki başlık ve açıklamalar ya da bir sosyal medya reklamında görselin üstündeki metin.
Return on ad spend ifadesinin kısaltması; reklama harcanan her birim para karşılığında elde edilen gelir. 4:1 gibi bir oran ya da %400 gibi bir yüzde olarak ifade edilir.
Cost per mille ifadesinin kısaltması; reklamverenin bir reklamın bin kez gösterilmesi için ödediği ücret. 'Mille', Latincede bin demektir.
Cost per acquisition (ya da cost per action) ifadesinin kısaltması; bir müşteri, potansiyel müşteri ya da başka bir dönüşüm elde etmek için reklama harcanan ortalama tutar.
Google Ads'in anahtar kelimelere verdiği 1 ile 10 arasındaki puan; beklenen tıklama oranına, reklamın alaka düzeyine ve açılış sayfası deneyimine göre belirlenir.
Ücretli arama kampanyasına eklenen ve içinde geçtiği aramalarda reklamların gösterilmemesini sağlayan kelime veya kelime grubu.
Mevcut müşteriler ya da site ziyaretçileri gibi var olan bir grupla benzer özellikler taşıyan yeni kişilerden oluşan reklam kitlesi.
Arama sonuçlarında değil, web sitelerinde, uygulamalarda ve video platformlarında gösterilen banner, görsel ve animasyon gibi görsel çevrim içi reklamlar.
Bir reklamın görsel ve yazılı malzemesi; görseller, videolar, başlıklar ve metinler gibi. Çoğunlukla 'ad creative' şeklinde geçer.
Ücretli aramada, bir reklamın gösterilmesi için aramanın anahtar kelimeyle ne kadar örtüşmesi gerektiğini belirleyen ayar: geniş, sıralı ya da tam eşleme.
Dijital reklam alanlarının, her web sitesiyle ayrı ayrı pazarlık etmek yerine yazılımlar ve gerçek zamanlı açık artırmalar aracılığıyla otomatik olarak alınıp satılması.
İçerik Pazarlaması
Yalnızca doğrudan reklama dayanmak yerine makale, video ve rehber gibi faydalı ya da ilgi çekici içerikler yayımlayarak bir kitleyi çekme ve elde tutma yaklaşımı.
Bir makalenin, reklamın, açılış sayfasının ya da gönderinin dikkat çekmek ve okumaya devam ettirmek için yazılan ana başlığı.
İnsanları harekete geçmeye ikna etmek amacıyla metin yazma işi; reklamlar, ürün sayfaları, e-postalar ve sloganlar gibi.
Hangi içeriğin hangi kanalda, hangi tarihte yayımlanacağını ve kimin sorumlu olduğunu gösteren takvim.
Haberler ya da sezonluk paylaşımların aksine uzun süre faydalı ve güncel kalan içerik; adım adım rehberler ya da sözlükler gibi.
Bir kişinin iletişim bilgileri karşılığında ücretsiz sunulan değerli içerik; e-kitap, kontrol listesi, şablon ya da webinar gibi.
Mevcut bir içeriği yeni bir biçimde ya da başka bir kanalda yeniden kullanmak; örneğin bir webinarı blog yazılarına, kısa videolara ve bir e-posta serisine dönüştürmek.
E-posta Pazarlaması
Bir markanın, yazarın ya da kuruluşun abone listesine düzenli olarak gönderdiği; haber, yazı, kampanya ya da güncellemeler içeren e-posta.
Teslim edilen e-postalardan kaçının alıcılar tarafından açıldığını gösteren yüzde; konu satırının ve gönderen adının ne kadar işe yaradığını değerlendirmek için kullanılır.
Bir markadan, yayıncıdan ya da kanaldan düzenli e-posta, güncelleme veya içerik almayı kabul etmiş kişi.
Alıcıların bir e-postayı açmadan önce gelen kutularında gördükleri kısa metin satırı; e-postanın açılıp açılmayacağını büyük ölçüde etkiler.
Bir göndericiden e-posta ya da düzenli mesaj almayı bırakmak; bu genellikle e-postanın altındaki bir bağlantıya tıklanarak yapılır.
Bir kişinin pazarlama iletileri almak için verdiği açık izin (örneğin bir kutucuğu işaretlemek ya da e-postayla onaylamak) ya da bu izni almak için kullanılan form.
Bir kitleyi ya da e-posta listesini konum, ilgi alanları veya satın alma geçmişi gibi ortak özelliklere göre daha küçük gruplara ayırarak mesajları daha ilgili hale getirme.
Kayıt olmak gibi belirli eylemlerden sonra ya da belirli bir zamanlamaya göre otomatik olarak gönderilen ve kişileri adım adım yönlendiren e-posta serisi.
Kurallara, zamanlamaya ya da müşteri davranışlarına göre mesajları otomatik olarak gönderen ve pazarlama görevlerini kendiliğinden yürüten yazılım ve iş akışları.
E-postaların engellenmeden ya da spam klasörüne düşmeden alıcıların gelen kutusuna ne ölçüde ulaştığı.
Analitik ve İlişkilendirme
Bir bağlantıyı, reklamı ya da e-postayı gören kişilerden kaçının tıkladığını gösteren yüzde; tıklama sayısının gösterim sayısına bölünmesiyle hesaplanır.
Key performance indicator ifadesinin kısaltması; bir ekibin önemli bir hedefe ulaşıp ulaşmadığını değerlendirmek için kullandığı ölçülebilir değer.
Return on investment ifadesinin kısaltması; bir faaliyetin maliyetine kıyasla ne kadar kazanç getirdiğini gösteren ve genellikle yüzde olarak ifade edilen ölçü.
Ziyaretçilerin sitede başka bir etkileşimde bulunmadan ayrıldığı ziyaretlerin oranı; geleneksel tanıma göre yalnızca tek sayfa görüntülenen ziyaretler.
En önemli rakamları ve grafikleri tek bir yerde gösteren, çoğu zaman otomatik olarak güncellenen ekran ya da rapor.
Bir ziyaretçinin satın alma ya da form gönderme gibi bir hedefi tamamladığı anı reklam platformlarının ve analitik araçlarının kaydedebilmesi için yapılan kurulum.
Bir müşteri satın almadan önce birden fazla kanalla etkileşime girdiğinde, dönüşümün hangi kanallara, reklamlara ya da temas noktalarına atfedileceğine karar verme.
Bir URL'nin sonuna eklenen ve analitik araçlarına ziyaretçinin nereden geldiğini bildiren utm_source ya da utm_campaign gibi etiket.
Beğeni ya da takipçi sayısı gibi raporda etkileyici görünen ama gerçek iş sonuçları hakkında pek bir şey söylemeyen değer.
Toplam bir rakamı kanal, cihaz, ülke ya da kampanya gibi daha küçük parçalara ayırarak verilere daha ayrıntılı bakmak.
Bir işletmenin tek bir müşteriden, ilişkinin tamamı boyunca elde etmeyi bekleyebileceği toplam gelirin ya da kazancın tahmini.
Dönüşüm Oranı Optimizasyonu
İşletmenin ziyaretçilerden yapmasını istediği eylem (satın alma, kayıt olma, form doldurma gibi) ya da birinin bu eylemi tamamladığı an.
İstenen eylemi tamamlayan ziyaretçi ya da kullanıcıların yüzdesi; dönüşüm sayısının ziyaretçi veya tıklama sayısına bölünmesiyle bulunur.
Ziyaretçinin bir reklama, e-postaya ya da bağlantıya tıkladıktan sonra ulaştığı ve genellikle satış ya da kayıt gibi tek bir net amaca göre tasarlanan web sayfası.
İnsanlara bir sonraki adımda ne yapmaları gerektiğini söyleyen kısa yönlendirme ya da buton; 'Hemen satın al', 'Kaydol' veya 'Rehberi indir' gibi.
Bir sayfanın, e-postanın ya da reklamın iki farklı versiyonunu benzer kişi gruplarına gösterip hangisinin daha iyi sonuç verdiğini ölçerek karşılaştırma yöntemi.
Ziyaretçilerin bir web sayfasında en çok nereye tıkladığını, imleci nerede gezdirdiğini ya da nereye kadar kaydırdığını, yoğun alanları daha sıcak renklerle gösteren renkli harita.
Başkalarının bir ürünü zaten kullandığını ve ona güvendiğini gösteren, yeni ziyaretçilerin satın alma ihtimalini artıran işaretler; yorumlar, puanlar, müşteri görüşleri ya da müşteri sayıları gibi.
Online alışveriş yapanların ürünleri sepete ekleyip satın alma işlemini tamamlamadan siteden ayrılması.
Bir web sayfasının ya da e-postanın aşağı kaydırmadan görülebilen bölümünde; ifade, katlanmış bir gazetenin üst yarısından gelir.
Satış Ortaklığı ve Influencer Pazarlaması
Sosyal medyada geniş ya da sadık bir takipçi kitlesi olan ve görüşleriyle, önerileriyle takipçilerinin satın alma kararlarını veya düşüncelerini etkileyebilen kişi.
Bir şirketin, blog yazarları ya da karşılaştırma siteleri gibi iş ortaklarına, kendi bağlantıları üzerinden getirdikleri satış veya potansiyel müşteriler için komisyon ödediği model.
Bir satışı getiren iş ortağına ya da satış temsilcisine verilen ve çoğunlukla satışın belirli bir yüzdesi ya da sonuç başına sabit bir tutar olarak hesaplanan ödeme.
Bir kitle için düzenli olarak video, gönderi, podcast ya da başka çevrim içi içerikler üreten ve çoğu zaman bundan gelir elde eden kişi.
Bir iş ortağının paylaştığı ve markanın hangi satışların o ortaktan geldiğini görüp doğru komisyonu ödeyebilmesini sağlayan özel izleme bağlantısı.
Daha küçük ama genellikle çok etkileşimli bir takipçi kitlesine sahip influencer; yaygın tanıma göre kabaca 10.000 ile 100.000 arasında takipçisi olur.
Bir markanın, içerik üreticisine ya da yayıncıya üretmesi veya paylaşması için ücret ödediği ve üreticinin ya da yayıncının kendi tarzında sunulan içerik.
Mini test: bu terimleri biliyor musun?
Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.
Dijital Pazarlama İngilizcesi nasıl öğrenilir?
- Her hafta alandan gerçek metinler okuyun: arama motorlarının ve reklam platformlarının yardım merkezleri, pazarlama bültenleri, vaka çalışmaları ve ekibinizin müşterilere gönderdiği aylık raporlar.
- Metrikleri fiilleri ve rakamlarıyla birlikte, kalıp halinde öğrenin: sadece 'CTR' değil, 'the CTR went up', 'improve the click-through rate' ve 'a CTR of 3%'.
- Reklam, analitik ve sosyal medya araçlarınızın arayüzünü bir süreliğine İngilizceye çevirin; böylece menülerdeki adlar toplantılarda duyduğunuz kelimelerle örtüşür.
- Kısaltmaları pazarlamacıların söylediği gibi sesli tekrar edin: SEO, KPI ve ROI harf harf, SERP ise tek kelime olarak okunur.
- Kısa kampanya özetlerini İngilizce yazın: neyi yayına aldınız, rakamlar ne gösteriyor ve sırada hangi test var. Raporlama, bu işte en sık yapılan yazma işidir.
Sıkça sorulan sorular
Dijital pazarlama İngilizcesini nasıl öğrenebilirim?
Alandan gerçek metinler okuyun ve kelimelerin nasıl kullanıldığına dikkat edin: platformların yardım sayfaları, SEO rehberleri, sektör bültenleri ve kampanya raporları. Her terimi genellikle birlikte kullanıldığı fiil ve rakamlarla öğrenin (run a campaign, lower the CPC, a 2% conversion rate) ve yeni kelimeleri hemen kendi raporlarınızda ve e-postalarınızda kullanın.
Önce hangi dijital pazarlama terimlerini öğrenmeliyim?
Her raporda karşınıza çıkan kelimelerle başlayın: impression, click-through rate, conversion, conversion rate, KPI, ROI, bounce rate, keyword ve landing page. Ardından kendi kanalınızın terimlerine geçin: SEO, ücretli reklam, sosyal medya ya da e-posta. Bu sözlükteki terimler de bu sırayla, en temelden daha uzmanlık gerektirenlere doğru dizilmiştir.
İş yerinde İngilizce terimleri mi yoksa Türkçe karşılıklarını mı kullanmalıyım?
Türk ekiplerde ikisi de kullanılır. SEO, CTR, ROAS, landing page ya da retargeting gibi terimler çoğunlukla İngilizce söylenirken reklam platformlarının Türkçe arayüzlerinde CPC yerine TBM, conversion yerine 'dönüşüm' gibi karşılıklar görürsünüz. Aynı kampanyayı hem Türkçe arayüzde hem İngilizce raporda takip edebilmek için iki biçimi de öğrenin.
SEO, SEM ve PPC arasındaki fark nedir?
SEO, arama sonuçlarında ücretsiz (organik) görünürlük kazanmaya yönelik çalışmaların bütünüdür. PPC ise reklamverenin, reklamı her tıklandığında ödeme yaptığı ücretli modeldir. Arama motoru pazarlaması anlamına gelen SEM iki şekilde kullanılır: bazıları yalnızca ücretli arama reklamlarını, bazıları ise SEO ile ücretli aramayı birlikte kasteder; bu yüzden karşınızdakinin hangisini kastettiğini netleştirmekte fayda var.
SEO, ROI, SERP ve CPC gibi kısaltmalar nasıl okunur?
Çoğu harf harf okunur: S-E-O (es-i-ou), R-O-I (ar-o-ay), C-P-C (si-pi-si), K-P-I (key-pi-ay). Bazıları ise kelime gibi söylenir: SERP 'sörp' gibi okunur, ROAS da çoğunlukla tek kelime olarak söylenir. Türkçede 'seo' diye tek kelime okumak yaygındır; İngilizcede ise SEO her zaman harf harf söylenir.
İlgili alanlar
Seviyene uygun okumayla pekiştir
Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar:
