Yazılımcılar için İngilizce

Yazılım İngilizcesi: 1.000 Temel Terim ve Anlamları

Yazılım İngilizcesi sözlüğündeki 1.000 terim; programlamadan veritabanlarına, web ve mobil geliştirmeden bulut, güvenlik ve veri işlemeye uzanır. Her terimin Türkçe karşılığını, anlamını, işte nerelerde kullanıldığını ve çevirili örnek cümlelerini inceleyerek teknik belgeleri ve ekip konuşmalarını daha rahat takip edebilirsiniz.

  • 1.000 terim
  • 13 konu
  • 429 temel terim
  • 2.012 örnek cümle

Programlama Kavramları

  • functionisimfonksiyon, işlev

    Tek bir işi yapan, adı olan kod bloğu. Girdi değerleri alabilir ve çoğu zaman kendisini çağıran koda bir sonuç döndürür.

  • variableisimdeğişken

    Programda bir değeri (sayı, metin, liste gibi) saklayan ve kodun bu değeri sonradan kullanmasını ya da değiştirmesini sağlayan ad.

  • codebaseisimkod tabanı, kaynak kod

    Bir projeyi veya ürünü oluşturan kaynak kodun yapısı, stili ve geçmişiyle birlikte bir bütün olarak tamamı.

  • libraryisimkütüphane, yazılım kütüphanesi

    Tarih işlemleri veya HTTP istekleri gibi yaygın işleri geliştiricilerin sıfırdan yazmasına gerek bırakmayan, başka programların kullanabildiği hazır kod topluluğu.

  • callfiilçağırmak

    Kodun başka bir yerinden bir fonksiyonu, metodu veya API'yi çalıştırmak. İsim olarak 'a call' bu tür tek bir istektir; örneğin 'an API call' (API çağrısı).

  • loopisimdöngü

    Aynı adımları birden çok kez tekrarlayan kod parçası; örneğin listedeki her öğe için bir kez ya da bir koşul yanlış olana kadar çalışır.

  • classisimsınıf

    Nesne yönelimli programlamada bir nesne türünün (User veya Invoice gibi) verisini ve davranışını tanımlayan şablon.

  • parameterisimparametre

    Bir fonksiyonun ya da metodun tanımında yer alan ve dışarıdan aldığı adlandırılmış girdi. Çağırırken gönderilen gerçek değere ise argüman denir.

  • IDEkısaltmatümleşik geliştirme ortamı, entegre geliştirme ortamı

    Integrated development environment (tümleşik geliştirme ortamı) kısaltması: editör, hata ayıklayıcı, arama ve diğer araçları tek yerde toplayan kod yazma uygulaması.

  • compilefiilderlemek

    İnsanların yazdığı kaynak kodu, derleyici adı verilen bir program yardımıyla bilgisayarın çalıştırabileceği koda dönüştürmek.

  • stringisimkarakter dizisi, metin

    Programda isim, mesaj veya parola gibi metin verilerini tutan ve genellikle tırnak işaretleri arasında yazılan karakter dizisi.

  • booleanisimmantıksal değer, doğru/yanlış değeri

    Yalnızca iki değer alabilen veri tipi: true (doğru) ya da false (yanlış). Kullanıcının giriş yapıp yapmadığı gibi evet-hayır kararlarında kullanılır.

  • objectisimnesne, obje

    Birbiriyle ilişkili verileri ve bu veriler üzerinde çalışan fonksiyonları bir araya getiren program birimi; örneğin adı, e-postası ve giriş metodu olan bir kullanıcı nesnesi.

  • methodisimmetot, yöntem

    Bir sınıfa ya da nesneye ait olan ve genellikle o nesnenin verileriyle çalışan fonksiyon; örneğin user.save() veya list.sort().

  • argumentisimargüman, bağımsız değişken

    Bir fonksiyonu çağırırken ona verdiğiniz gerçek değer. add(2, 3) çağrısında 2 ve 3 argümandır.

  • returnfiildöndürmek, geri döndürmek

    Bir fonksiyonun işini bitirip sonucu kendisini çağıran koda geri göndermesi; örneğin parola kontrol eden bir fonksiyonun true ya da false döndürmesi.

  • if statementisimif ifadesi, koşul ifadesi

    Yalnızca bir koşul doğru olduğunda çalışan kod bloğu; çoğunlukla koşul yanlış olduğunda çalışan bir else kısmıyla birlikte kullanılır.

  • syntaxisimsözdizimi, yazım kuralları

    Bir programlama dilinde kodun nasıl yazılması gerektiğini belirleyen kurallar: parantezlerin, virgüllerin ve anahtar kelimelerin nereye geleceği gibi. Bilgisayar kodu ancak bu kurallara uyulursa okuyabilir.

  • commentisimyorum, yorum satırı

    Bilgisayarın dikkate almadığı, diğer geliştiricilere bir şeyin neden yapıldığını açıklamak için kodun içine yazılan not. Kod incelemesinde bırakılan görüşlere de 'comment' denir.

  • source codeisimkaynak kod, kaynak kodu

    Programcıların bir programlama dilinde yazdığı, bilgisayarın çalıştırabileceği bir programa dönüştürülmeden önceki, insanların okuyabileceği komutlar.

  • open sourcesıfataçık kaynak, açık kaynak kodlu

    Kaynak kodu herkese açık olan ve lisans koşulları çerçevesinde herkesin okuyabildiği, kullanabildiği, değiştirebildiği ve paylaşabildiği yazılımı niteler.

  • implementfiilgeliştirmek, hayata geçirmek

    Bir planı, tasarımı ya da özellik fikrini çalışan koda dönüştürmek. Nesne yönelimli kodda bir interface'in gerektirdiği metotları yazmak anlamına da gelir.

  • interfaceisimarayüz, interface

    Programlamada, bir sınıfın sağlayacağını taahhüt ettiği ama nasıl çalışacaklarını belirtmeyen metotların listesi. Daha genel anlamda iki sistemin ya da kullanıcıyla sistemin buluştuğu nokta.

  • object-oriented programmingisimnesne yönelimli programlama, nesneye dayalı programlama

    Kodu, veriyi ve davranışı bir araya getiren nesneler etrafında düzenleyen; sınıf, kalıtım ve kapsülleme gibi fikirlere dayanan programlama yaklaşımı.

  • runtimeisimçalışma zamanı, çalışma ortamı

    Programın yazıldığı ya da derlendiği zamanın aksine gerçekten çalıştığı zaman. Ayrıca Node.js gibi kodu çalıştıran yazılım ortamı.

  • package managerisimpaket yöneticisi

    Bir projenin bağımlı olduğu kütüphaneleri indiren, kuran, güncelleyen ve kaldıran araç; JavaScript için npm veya Python için pip gibi.

  • inheritanceisimkalıtım

    Bir sınıfın başka bir sınıfın davranışını ya da yapısını devralıp belirli kısımları genişletebildiği veya değiştirebildiği ilişki.

  • polymorphismisimçok biçimlilik

    Farklı uygulamaların ortak bir arayüz üzerinden kullanılabilmesi ve her uygulamanın kendi davranışını sunabilmesi.

  • encapsulationisimkapsülleme

    Bir nesnenin iç durumunu kontrollü bir arayüzün arkasında tutarak diğer kodların iç gösterime bağımlı olmasını önleme.

  • constructorisimkurucu metot

    Bir nesne oluşturulurken başlangıç durumunu ve gerekli bağımlılıklarını belirlemek için kullanılan özel işlem.

  • destructorisimyıkıcı metot

    Bir nesnenin yaşam süresinin sonuyla ilişkili, genellikle nesnenin sahip olduğu kaynakları serbest bırakmak için kullanılan özel işlem.

  • closureisimkapanım

    Başka bir yerden çağrılsa bile tanımlandığı sözcüksel ortamdaki değişkenlere erişimini koruyan fonksiyon ve bu ortamın birlikteliği.

  • callbackisimgeri çağırım fonksiyonu

    Başka bir kod parçasına iletilen ve alıcı kodun gerektiğinde çağırabildiği fonksiyon.

  • constantisimsabit

    Programlama dilinin kuralları uyarınca ilk değer atamasından sonra yeniden atanamayan adlandırılmış değer veya bağlama.

  • integerisimtam sayı

    Kesirli kısmı olmayan sayıları temsil eden ve desteklediği aralık kullanılan gösterime bağlı olan sayısal veri türü.

  • floating-point numberisimkayan noktalı sayı

    Anlamlı kısım ve üs kullanılarak sonlu duyarlıkla saklanan, geniş bir büyüklük aralığını temsil edebilen sayı.

  • enumerationisimnumaralandırılmış tür

    Olası değerlerin sınırlı bir kümesini temsil eden, adlandırılmış seçeneklerden oluşan tür veya bildirim.

  • pointerisimişaretçi

    Bir bellek konumuna başvuran ve kodun o konumda saklanan nesneye veya veriye erişmesini sağlayan değer.

  • referenceisimbaşvuru

    Kodun mevcut bir değere veya nesneye, mutlaka bağımsız bir kopyasını oluşturmadan erişmesini sağlayan başvuru.

  • immutablesıfatdeğiştirilemez

    Oluşturulduktan sonra durumu değiştirilemeyen bir değeri veya nesneyi niteleyen ifade.

  • mutablesıfatdeğiştirilebilir

    Oluşturulduktan sonra durumu değiştirilebilen bir değeri veya nesneyi niteleyen ifade.

  • threadisimiş parçacığı

    Bir süreç içinde diğer yürütme dizileriyle birlikte çalışabilen ve süreç kaynaklarının bir kısmını paylaşan yürütme dizisi.

  • mutexisimkarşılıklı dışlama kilidi

    Korunan bir bölüme aynı anda yalnızca bir işbirlikçi yürütme bağlamının girmesini sağlayan eşzamanlama mekanizması.

  • race conditionisimyarış durumu

    Bir programın sonucunun eşzamanlı çalışabilen işlemlerin zamanlamasına veya gerçekleşme sırasına bağlı olduğu durum.

  • garbage collectionisimotomatik bellek temizleme

    Çalışma ortamının artık erişilemez veya gereksiz olduğunu belirlediği nesnelerin kapladığı belleğin otomatik olarak geri kazanılması.

  • serializationisimserileştirme

    Yapılandırılmış veriyi veya nesne durumunu saklanabilen, iletilebilen ve daha sonra okunabilen bir gösterime dönüştürme.

  • deserializationisimserileştirilmiş veriyi çözme

    Saklanmış veya iletilmiş bir gösterimi okuyarak tanımladığı veri yapılarını ya da değerleri yeniden oluşturma.

Veri Yapıları ve Algoritmalar

  • algorithmisimalgoritma

    Bir problemi çözmek ya da bir işi yapmak için izlenen açık, adım adım yöntem; örneğin bir listeyi sıralamak veya iki nokta arasındaki en kısa yolu bulmak.

  • data structureisimveri yapısı

    Veriyi bellekte belirli işlemleri hızlı ve kolay hale getirecek şekilde düzenleme yöntemi; dizi, liste, ağaç veya hash map gibi.

  • arrayisimdizi

    Öğelerin art arda saklandığı ve her öğeye indeks adı verilen sıra numarasıyla ulaşılabildiği sıralı koleksiyon.

  • iteratefiilüzerinde dolaşmak, yinelemek

    Bir koleksiyondaki öğeleri tek tek gezmek; daha genel anlamda ise bir süreci her seferinde sonucu iyileştirerek tekrarlamak.

  • hash mapisimhash tablosu, anahtar-değer tablosu

    Anahtar-değer çiftlerini saklayan ve verilen bir anahtarın değerini genellikle sabit zamanda, çok hızlı bulan veri yapısı.

  • recursionisimözyineleme, rekürsiyon

    Bir fonksiyonun, problemi aynı problemin daha küçük bir parçası için kendini çağırarak çözdüğü ve basit bir duruma ulaşana kadar bunu sürdürdüğü teknik.

  • Big O notationisimbüyük O gösterimi

    Bir algoritmanın çalışma süresinin veya bellek kullanımının girdi büyüdükçe nasıl arttığını anlatma yöntemi; örneğin O(1), O(n) veya O(n²).

  • time complexityisimzaman karmaşıklığı

    Bir algoritmanın attığı adım sayısının girdi boyutu büyüdükçe nasıl arttığı; genellikle büyük O gösterimiyle yazılır.

  • indexisimindeks, indis

    Bir dizi ya da listedeki öğenin konum numarası. Çoğu dilde sayma sıfırdan başlar; yani ilk öğenin indeksi 0'dır.

  • sortfiilsıralamak, sıraya koymak

    Öğeleri belirli bir düzene koymak; örneğin sayıları küçükten büyüğe ya da isimleri alfabetik olarak dizmek. Bunu verimli şekilde yapan birçok algoritma vardır.

  • stackisimyığın, yığıt

    Son eklenen öğenin ilk çıkarıldığı (LIFO) veri yapısı; üst üste dizilmiş tabaklar gibi. Öğeler en üste eklenir (push) ve en üstten alınır (pop).

  • queueisimkuyruk

    İlk eklenen öğenin ilk çıkarıldığı (FIFO) veri yapısı; sırada bekleyen insanlar gibi. Ayrıca görevleri ya da mesajları işlenene kadar bekleten sistem.

  • linked listisimbağlı liste

    Her biri bir değer ve bir sonraki düğümü gösteren bir işaretçi tutan düğümlerden oluşan veri yapısı; öğeler bellekte yan yana durmak yerine bir zincir gibi birbirine bağlanır.

  • treeisimağaç, ağaç yapısı

    En üstte bir kökü (root) ve altında dallanan çocuk düğümleri olan veri yapısı; klasörler, menüler ya da bir sayfanın HTML'i gibi katmanlı veriler için kullanılır.

  • binary searchisimikili arama

    Sıralı bir listede ortadaki öğeye bakıp aranan değerin bulunamayacağı yarıyı sürekli eleyerek değeri hızla bulma yöntemi.

  • brute forceisimkaba kuvvet, tüm olasılıkları deneme

    Cevabı bulana kadar olası her seçeneği deneyen basit yaklaşım. Yazması kolaydır ama büyük girdilerde çoğunlukla fazla yavaştır.

  • space complexityisimalan karmaşıklığı, bellek karmaşıklığı

    Bir algoritmanın girdi büyüdükçe ne kadar ek belleğe ihtiyaç duyduğu; genellikle O(1) veya O(n) gibi büyük O gösterimiyle ifade edilir.

  • tupleisimdemet

    Tek bir değer gibi ele alınan, genellikle sabit konumlarda farklı türlerden öğeler içerebilen sıralı değer grubu.

  • setisimküme

    Benzersiz değerleri saklayan; üyelik kontrolü, birleşim ve kesişim gibi işlemleri destekleyen koleksiyon.

  • heapisimöbek veri yapısı

    Üst ve alt düğümler arasında sıralama kuralı bulunan, en küçük veya en büyük öğeyi verimli biçimde almak için kullanılan ağaç tabanlı veri yapısı.

  • iteratorisimyineleyici

    Bir dizideki ilerlemeyi izleyerek değerleri teker teker sağlayan nesne veya protokol.

Sürüm Kontrolü

  • pull requestisimçekme isteği, birleştirme isteği

    Bir daldaki kod değişikliklerinin başka bir dala birleştirilmesi için açılan ve önce ekip arkadaşlarının incelemesine sunulan istek.

  • commitisimişleme, değişiklik kaydı

    Depodaki değişikliklerin, neyin neden değiştiğini açıklayan kısa bir mesajla birlikte kaydedilmiş anlık görüntüsü. Fiil olarak da kullanılır: değişiklikleri commit etmek.

  • branchisimdal, kod dalı

    Depoda ayrı bir geliştirme hattı; birleştirmeye hazır olana kadar ana kodu etkilemeden değişiklikler üzerinde çalışmanızı sağlar.

  • mergefiilbirleştirmek

    Bir daldaki değişiklikleri başka bir dala aktararak iki çalışmanın aynı kodda buluşmasını sağlamak.

  • repositoryisimdepo, kod deposu

    Bir projenin kodunu ve değişiklik geçmişinin tamamını tutan, genellikle Git ile yönetilen ve çoğu zaman çevrim içi barındırılan depolama alanı.

  • pushfiilgöndermek, uzak depoya göndermek

    Yerel commit'lerinizi paylaşılan uzak depoya göndermek; böylece diğer kişiler ve otomatik sistemler bunları görebilir.

  • merge conflictisimbirleştirme çakışması, çakışma

    İki dal da aynı satırları değiştirdiği için Git'in onları otomatik olarak birleştiremediği ve doğru sürümü bir kişinin seçmesi gereken durum.

  • check outphrasal verb (öbek fiil)dala geçmek, geçiş yapmak

    Git'te çalışma dosyalarınızı belirli bir dala veya commit'e geçirmek; böylece kodun o sürümünü görebilir ya da üzerinde çalışabilirsiniz.

  • clonefiilklonlamak, yerel kopyasını almak

    Uzak bir deponun geçmişiyle birlikte tam kopyasını, üzerinde çalışabilmek için kendi bilgisayarınıza indirmek.

  • rebasefiiltabanı güncellemek, yeniden temellendirmek

    Git'te dalınızdaki commit'leri daha yeni bir noktadan, genellikle main'in en güncel halinden başlayacak şekilde taşımak; böylece daha temiz, düz bir geçmiş elde edilir.

  • version controlisimsürüm kontrolü, versiyon kontrolü

    Dosyalarda zaman içinde yapılan her değişikliği kaydeden sistem. Ekibin aynı kod üzerinde çalışmasını, kimin neyi değiştirdiğini görmesini ve gerektiğinde eski sürümlere dönmesini sağlar.

  • GitisimGit, Git sürüm kontrol sistemi

    En yaygın kullanılan sürüm kontrol sistemi; koddaki değişiklikleri takip eden ve birçok geliştiricinin aynı proje üzerinde çalışmasını sağlayan ücretsiz, açık kaynak araç.

  • pullfiilçekmek, güncel kodu almak

    Uzak depodaki en son değişiklikleri indirip yerel kopyanıza birleştirmek; böylece kodunuz ekibin koduyla güncel kalır.

  • diffisimfark, değişiklik farkı

    Kodun iki sürümü arasında hangi satırların eklendiğini, silindiğini veya değiştiğini, genellikle yeşil ve kırmızı renklerle tam olarak gösteren görünüm ya da dosya.

  • commit messageisimcommit mesajı, değişiklik açıklaması

    Bir commit'in neyi ve neden değiştirdiğini anlatan kısa metin. Ekip arkadaşları kodun geçmişini anlamak için daha sonra bu mesajları okur.

  • main branchisimana dal, ana branch

    Deponun kodun resmi ve güncel sürümünü tutan merkezi dalı. Diğer dallar bundan oluşturulur ve sonunda yeniden buna birleştirilir.

  • feature branchisimözellik dalı, feature branch

    Tek bir özellik ya da düzeltme üzerinde çalışmak için açılan ayrı dal; böylece iş ana dalı etkilemeden geliştirilip incelenebilir.

  • revertfiilgeri almak, değişikliği geri çevirmek

    Bir değişikliği, tam tersini yapan yeni bir commit oluşturarak geri almak; böylece önceki duruma dönülür ama geçmiş korunur.

  • forkfiilçatallamak, fork'lamak

    Başka birine ait bir depoyu GitHub gibi bir platformda kendi hesabınıza kopyalamak; böylece onu özgürce değiştirebilir ve daha sonra değişikliklerinizi asıl projeye önerebilirsiniz.

  • stashfiilgeçici olarak kenara koymak, rafa kaldırmak

    Git'te yarım kalmış değişikliklerinizi geçici bir yere kaydedip çalışma kopyanızı temizlemek; böylece başka bir işe geçip değişiklikleri sonra geri getirebilirsiniz.

  • cherry-pickfiilseçerek almak, belirli bir commit'i taşımak

    Git'te bir daldaki belirli bir commit'i, dalın tamamını birleştirmeden başka bir dala kopyalamak. Genel İngilizcede yalnızca en iyi ya da en işe yarar parçaları seçip almak.

Kod İnceleme ve Kod Kalitesi

  • code reviewisimkod incelemesi, kod gözden geçirme

    Kod değişikliklerinin birleştirilmeden önce ekip arkadaşları tarafından okunup yorumlanması; hem hataları yakalamaya hem de bilgi paylaşımına yarar.

  • refactorfiilyeniden düzenlemek, yeniden yapılandırmak

    Mevcut kodun kullanıcıya yaptığı işi değiştirmeden yapısını iyileştirmek; kodu daha temiz ve değiştirilmesi daha kolay hale getirmek.

  • technical debtisimteknik borç

    Bugün kodda yapılan kestirmelerin gelecekteki bedeli: şimdi zaman kazandıran ama sonraki değişiklikleri yavaşlatıp riskli hale getiren hızlı çözümler.

  • LGTMkısaltmabence uygun, onaylıyorum

    'Looks good to me' (bana uygun görünüyor) kısaltması: incelemeyi yapan kişinin, kod değişikliğinin uygun olduğunu ve birleştirilebileceğini belirtmek için bıraktığı kısa yazılı yorum.

  • nitpickisimküçük düzeltme önerisi, ayrıntı yorumu

    İncelemede isimlendirme, boşluk veya ifade gibi ayrıntılara dair, değişikliği engellememesi gereken çok küçük ve isteğe bağlı yorum. Kısaca 'nit' denir.

  • address feedbackifadegeri bildirimi ele almak, yorumlara göre düzeltme yapmak

    Size yapılan yorumları ele almak; istenen değişiklikleri yapmak ya da neden farklı bir yol seçtiğinizi açıklamak.

  • linterisimkod denetleyici, statik kod analiz aracı

    Kodu çalıştırmadan tarayıp stil sorunları, şüpheli kalıplar ve kullanılmayan değişkenler gibi basit hatalar hakkında uyarı veren araç.

  • hard-codedsıfatkoda gömülü, sabit kodlanmış

    Ayarlardan, veritabanından veya kullanıcı girdisinden gelmek yerine doğrudan kaynak kodun içine yazılmış; bu yüzden kod değiştirilmeden değiştirilemez.

  • code smellisimkod kokusu

    Kod çalışsa bile daha derin bir tasarım sorununa işaret eden belirti; çok uzun bir fonksiyon, tekrarlanan mantık ya da fazla sayıda parametre gibi.

  • reviewerisiminceleyen, kod inceleyici

    Başka birinin kod değişikliklerini, genellikle bir pull request üzerinden, birleştirilmeden önce okuyup kontrol eden ekip arkadaşı.

  • approvefiilonaylamak, onay vermek

    Bir değişikliğin, planın ya da talebin uygun olduğunu resmi olarak belirtmek. Kod incelemesinde bir pull request'i onaylamak, onun birleştirilmesine izin verir.

  • readablesıfatokunabilir, anlaşılır

    Açık isimlendirme, sade bir yapı ve kısa fonksiyonlar sayesinde başka birinin kolayca okuyup hızlıca anlayabildiği.

  • best practiceisimen iyi uygulama, doğru yaklaşım

    Deneyimli kişilerin en iyi sonucu verdiği konusunda büyük ölçüde hemfikir olduğu çalışma biçimi; test yazmak, kod incelemesi yapmak ve parolaları asla düz metin olarak saklamamak gibi.

  • clean codeisimtemiz kod

    Yalnızca çalışan değil; sade, açık isimlendirilmiş, iyi düzenlenmiş, başkalarının kolayca okuyup test edebileceği ve değiştirebileceği kod.

  • maintainablesıfatbakımı kolay, sürdürülebilir

    Kodu ilk yazan kişi olmasalar bile başka geliştiricilerin de uzun süre boyunca kolayca anlayabildiği, düzeltebildiği ve geliştirebildiği.

  • naming conventionisimisimlendirme kuralı, adlandırma standardı

    Değişkenler, dosyalar ve dallar gibi koddaki öğelerin nasıl adlandırılacağına dair üzerinde anlaşılmış kurallar; böylece isimler proje genelinde tutarlı görünür.

  • dead codeisimölü kod, kullanılmayan kod

    Hiç çalışmayan ya da sonucu hiçbir yerde kullanılmayan kod; örneğin artık kimsenin çağırmadığı eski bir fonksiyon. Kod tabanını yalnızca daha zor okunur hale getirir.

  • DRYkısaltmakendini tekrar etme ilkesi, tekrardan kaçınma ilkesi

    'Don't Repeat Yourself' (Kendini Tekrar Etme) ifadesinin kısaltması; her bilgi ya da mantık parçasının kodda kopyalanarak dağılmaması, tek bir yerde bulunması gerektiğini söyleyen ilke.

Yazılım Testi

  • unit testisimbirim testi

    Tek bir fonksiyonu veya sınıfı veritabanından, ağdan ve sistemin geri kalanından bağımsız olarak kontrol eden küçük otomatik test.

  • test caseisimtest senaryosu, test durumu

    Belirli girdiler, adımlar ve beklenen sonuçla kontrol edilen tek bir durum; örneğin 'yanlış şifreyle giriş yapılınca hata mesajı gösterilir'.

  • edge caseisimuç durum, sınır durumu

    Programın beklediği sınırların ucundaki olağandışı durum; örneğin boş bir liste, çok uzun bir isim ya da 29 Şubat gibi bir tarih.

  • QAkısaltmakalite güvencesi, test ekibi

    Quality assurance (kalite güvencesi) kısaltması: yazılımın gereksinimleri karşıladığını ve düzgün çalıştığını kontrol etme işi. Bu işi yapan kişiler veya ekip için de kullanılır.

  • regressionisimgerileme, regresyon hatası

    Daha önce çalışan bir şeyin bir değişiklikten sonra bozulması; örneğin yeni bir özelliğin eski bir işlevi bozması.

  • integration testisimentegrasyon testi, bütünleştirme testi

    Sistemin birden fazla parçasının birlikte nasıl çalıştığını kontrol eden test; örneğin kodunuzun gerçek bir veritabanı ya da başka bir servisle birlikte çalışması.

  • test coverageisimtest kapsamı, kod kapsamı

    Kodun ne kadarının otomatik testler tarafından çalıştırıldığını gösteren, çoğunlukla yüzde olarak ifade edilen ölçüm. Hangi bölümlerin test edildiğini, hangilerinin edilmediğini gösterir.

  • mockisimsahte nesne, taklit nesne

    Testlerde gerçek bir nesnenin ya da servisin yerine kullanılan sahte sürüm; davranışını kontrol etmenizi ve kodunuzun onu nasıl kullandığını doğrulamanızı sağlar. Fiil olarak da kullanılır: bir servisi mock'lamak.

  • end-to-end testisimuçtan uca test

    Gerçek sistem üzerinde bir kullanıcının izleyeceği yolu baştan sona çalıştıran test; örneğin siteyi açmak, giriş yapmak ve sipariş vermek. Her şeyin birlikte çalıştığını kontrol eder.

  • flakysıfatkararsız, tutarsız

    Kodda hiçbir değişiklik olmadan bazen geçip bazen başarısız olan test için kullanılır; genellikle zamanlama, ağ veya paylaşılan veri kaynaklıdır.

  • test suiteisimtest paketi, test takımı

    Birlikte çalıştırılan testlerin bütünü; örneğin bir projenin tüm birim testleri ya da ödeme modülüne ait bütün testler.

  • manual testingisimmanuel test, elle test

    Yazılımın otomatik çalışan test betikleri yerine bir kişi tarafından ekranlar gezilerek ve işlemler denenerek elle kontrol edilmesi.

  • automated testingisimotomatik test, test otomasyonu

    Testlerin kod ve araçlarla otomatik olarak çalıştırılması ve sonuçların beklenenle karşılaştırılması; böylece testler her değişiklikten sonra hızla tekrarlanabilir.

  • assertionisimdoğrulama ifadesi, beklenti kontrolü

    Bir testte sonucun beklenen değerle eşleşip eşleşmediğini kontrol eden satır. Kontrol yanlış çıkarsa test başarısız olur.

  • smoke testisimduman testi, temel işlevsellik testi

    Daha kapsamlı testlere geçmeden önce en önemli işlevlerin en azından çalıştığını, örneğin uygulamanın açıldığını ve kullanıcıların giriş yapabildiğini kontrol eden hızlı ve temel test.

  • happy pathisimsorunsuz senaryo, ideal akış

    Her şeyin beklendiği gibi gittiği olağan senaryo: kullanıcı geçerli veri girer, hiçbir şey başarısız olmaz ve işlem başarıyla tamamlanır.

  • TDDkısaltmatest güdümlü geliştirme, teste dayalı geliştirme

    Test-driven development (test güdümlü geliştirme) ifadesinin kısaltması: önce başarısız olan bir test yazmak, sonra onu geçirecek kodu yazmak, ardından kodu toparlamak ve bunu kısa döngülerle tekrarlamak.

  • test environmentisimtest ortamı

    Gerçek kullanıcıları etkilemeden yazılımın test edildiği; kendi sunucuları, verisi ve ayarları olan sistem kopyası.

  • UATkısaltmakullanıcı kabul testi

    User acceptance testing (kullanıcı kabul testi) ifadesinin kısaltması: yazılım canlıya çıkmadan önce gerçek kullanıcıların ya da müşterinin ihtiyaçlarını karşılayıp karşılamadığını kontrol ettiği son test aşaması.

  • crash reportisimçökme raporu, crash raporu

    Uygulama çöktüğünde oluşturulan ve geliştiricilerin nedeni bulmasına yardımcı olan kayıt; hatayı, stack trace'i, cihazı, işletim sistemi sürümünü ve diğer ayrıntıları gösterir.

  • analyticsisimanalitik, kullanım analitiği

    İnsanların uygulamayı nasıl kullandığına dair veriler; hangi ekranları açtıkları, uygulamadan nerede ayrıldıkları gibi. Davranışları anlamak ve özellikleri ölçmek için olaylar (event) şeklinde toplanır.

  • crash-free rateisimçökmesiz kullanıcı oranı, crash-free oranı

    Belirli bir dönemde çökme yaşamayan kullanıcıların ya da oturumların yüzdesi; bir uygulamanın kararlılığını gösteren temel ölçütlerden biridir.

  • device fragmentationisimcihaz çeşitliliği, cihaz parçalanması

    Bir uygulamanın çalışması gereken cihaz, ekran boyutu, donanım ve işletim sistemi sürümlerinin çok çeşitli olması; özellikle Android'de testi zorlaştırır.

  • UI testisimarayüz testi, UI testi

    Uygulamayı bir insan gibi kullanan; butonlara dokunan, metin yazan ve ekranda ne göründüğünü kontrol eden otomatik test.

  • battery drainisimpil tüketimi, aşırı pil tüketimi

    Bir uygulamanın, örneğin sürekli konum takibi, sık ağ çağrıları ya da arka planda çalışmaya devam eden işler nedeniyle pili normalden hızlı tüketmesi.

  • app sizeisimuygulama boyutu

    Bir uygulamanın hem mağazadan indirilirken hem de cihaza kurulduktan sonra kapladığı alan; kod, görseller ve kütüphaneler bunun içindedir.

  • ANRkısaltmauygulama yanıt vermiyor hatası, ANR

    Application Not Responding: Bir uygulamanın main thread'i çok uzun süre meşgul kaldığında, örneğin bir dokunuşa yaklaşık beş saniye yanıt vermediğinde Android'in gösterdiği hata.

  • prototypeisimprototip, deneme sürümü

    Ekip son çizimlere ve cilaya zaman harcamadan önce, bir fikrin eğlenceli olup olmadığını ya da işe yarayıp yaramadığını görmek için hazırlanan hızlı ve kaba sürüm.

  • playtestisimoyun testi, playtest

    Ekip izleyip eğlence, zorluk ve kafa karıştıran anlar hakkında geri bildirim toplarken insanların oyunun bitmemiş bir sürümünü oynadığı oturum.

  • milestoneisimkilometre taşı, ara teslim

    Geliştirme sürecinde belirli işlerin teslim edilip değerlendirilmesi gereken, üzerinde anlaşılmış ara nokta; örneğin oynanabilir demo, alfa ya da beta. Yayıncılar stüdyoya çoğu zaman her milestone için ödeme yapar.

  • alphaisimalfa, alfa sürümü

    Oyunun bütün ana özelliklerinin eklendiği ve baştan sona oynanabildiği, ama henüz çok sayıda hata ve geçici içerik barındıran, cilalanmamış geliştirme aşaması.

  • betaisimbeta, beta sürümü

    Alfadan sonra gelen, oyunun içeriğinin tamamlandığı ve ekibin hata düzeltmeye ve cilaya odaklandığı aşama; ayrıca bu sürümle yapılan açık ya da kapalı test.

  • vertical sliceisimvertical slice, dikey kesit

    Oyunun son kalitesini sanat, ses ve oynanış açısından gösteren, bir bölüm gibi kısa ama tamamen bitmiş parçası; bütün oyunun nasıl olacağını kanıtlamak için hazırlanır.

  • usabilityisimkullanılabilirlik, kullanım kolaylığı

    İnsanların bir ürünü kullanarak bir görevi ne kadar kolay, hızlı ve başarılı biçimde tamamlayabildiği ve bunu yaparken ne kadar memnun kaldığı.

  • usability testingisimkullanılabilirlik testi, kullanıcı testi

    Gerçek kullanıcıların bir ürün ya da prototip üzerinde belirli görevleri yapmaya çalıştığı, araştırmacının da onları izleyerek nerede zorlandıklarını tespit ettiği araştırma yöntemi.

  • heuristic evaluationisimsezgisel değerlendirme, buluşsal değerlendirme

    Kullanılabilirlik uzmanlarının, kullanıcılarla test yapmadan sorunları bulmak için bir arayüzü 'heuristic' adı verilen kabul görmüş tasarım ilkeleri listesine göre incelediği değerlendirme.

  • think-aloud protocolisimsesli düşünme protokolü, sesli düşünme yöntemi

    Katılımcıların bir ürünü kullanırken ne düşündüklerini, neyi aradıklarını ve ne hissettiklerini sesli olarak anlattığı; araştırmacıların onların mantığını takip etmesini sağlayan test tekniği.

  • task success rateisimgörev başarı oranı, görev tamamlama oranı

    Bir kullanılabilirlik testinde verilen görevi doğru şekilde tamamlayan katılımcıların yüzdesi; en basit ve en yaygın kullanılabilirlik metriklerinden biridir.

  • moderated testingisimmoderatörlü test, yönetilen test

    Bir araştırmacının her oturumu yüz yüze ya da görüntülü görüşmeyle canlı olarak yönettiği; görev verdiği, soru sorduğu ve katılımcıyı gözlemlediği kullanılabilirlik testi.

Hata Ayıklama ve Sorun Giderme

  • bugisimhata, yazılım hatası

    Bir programın kimsenin istemediği şekilde davranmasına yol açan kusur; yanlış sonuç vermesine, donmasına ya da aniden kapanmasına neden olabilir.

  • fixfiildüzeltmek, gidermek

    Bir sorunun artık yaşanmaması için kodda değişiklik yapmak. İsim olarak 'a fix', sorunu çözen değişikliğin kendisidir.

  • debugfiilhata ayıklamak, hatanın kaynağını bulmak

    Bir programdaki sorunun nedenini arayıp gidermek; çoğu zaman kodu adım adım çalıştırıp değerleri kontrol ederek yapılır.

  • crashfiilçökmek, kapanmak

    Bir hata yüzünden aniden çalışmayı bırakmak; program kapanır ya da yanıt vermez hale gelir. İsim olarak da kullanılır: 'a crash' (çökme).

  • reproducefiilhatayı yeniden oluşturmak, tekrarlamak

    Bir hatayı aynı adımları izleyerek bilerek tekrar ortaya çıkarmak; böylece hatayı kendi gözünüzle görüp nedenini bulabilirsiniz.

  • logisimlog kaydı, kayıt

    Programın çalışırken yazdığı olay, mesaj ve hata kayıtları; sonradan ne olduğunu anlamak için kullanılır. Fiil olarak da kullanılır: bir hatayı loglamak.

  • stack traceisimyığın izi, çağrı yığını dökümü

    Bir hata oluştuğunda yazdırılan ve hataya yol açan fonksiyon çağrıları zincirini dosya adları ve satır numaralarıyla listeleyen döküm.

  • root causeisimkök neden, asıl neden

    Bir sorunun ilk fark edilen belirtilerinin ötesindeki en temel, asıl nedeni.

  • workaroundisimgeçici çözüm, dolambaçlı çözüm

    Bir sorunu gerçekten çözmeden etrafından dolaşan geçici yol; asıl çözüm hazır olana kadar işin devam etmesini sağlar.

  • exceptionisimistisna, hata

    Programın normal akışını kesen hata olayı. Kod bunu yakalayıp ele alabilir; aksi halde program çökebilir.

  • breakpointisimkesme noktası, durma noktası

    Kodda bir satıra koyduğunuz ve program çalışırken o satırda durmasını sağlayan işaret; değişkenleri incelemenize ve kodu adım adım ilerletmenize olanak verir.

  • error messageisimhata mesajı, hata iletisi

    Bir şeyler ters gittiğinde programın gösterdiği, neyin başarısız olduğunu ve bazen nedenini belirten metin; örneğin 'File not found' veya 'Connection refused'.

  • troubleshootfiilsorun gidermek, sorunu tespit edip çözmek

    Özellikle çalışan bir sistemde, bir kurulumda ya da kullanıcının ortamında bir sorunun nedenini adım adım arayıp çözmek.

  • bug reportisimhata raporu, hata bildirimi

    Yazılımdaki bir sorunu anlatan yazılı açıklama; genellikle ne olduğunu, ne olması gerektiğini ve sorunun nasıl tekrar oluşturulacağını içerir.

  • syntax errorisimsözdizimi hatası, yazım hatası

    Eksik bir parantez veya yanlış yazılmış bir anahtar kelime gibi kodun yazılışındaki hata; programın derlenmesini ya da çalışmasını engeller.

  • debuggerisimhata ayıklayıcı, debugger

    Çalışan bir programı duraklatmanızı, satır satır ilerletmenizi ve değişkenlerin değerlerine bakarak neden hatalı davrandığını bulmanızı sağlayan araç.

  • step throughphrasal verb (öbek fiil)adım adım ilerlemek, satır satır izlemek

    Kodu debugger'da her seferinde bir satır ya da bir komut çalıştırarak ilerletmek ve her adımdan sonra ne olduğunu kontrol etmek.

  • error handlingisimhata yönetimi, hata işleme

    Başarısız bir istek ya da hatalı bir girdi gibi ters giden durumlarla ilgilenen kod; program böylece çökmek yerine toparlanabilir, yeniden deneyebilir veya anlaşılır bir mesaj gösterebilir.

  • memory leakisimbellek sızıntısı

    Programın artık ihtiyaç duymadığı belleği serbest bırakmadığı hata türü; bellek kullanımı zamanla artar ve program sonunda yavaşlar ya da çöker.

  • infinite loopisimsonsuz döngü

    Çıkış koşulu hiçbir zaman sağlanmadığı için hiç bitmeyen döngü; programı dondurabilir veya işlemciyi yüzde yüz kullanabilir.

  • off-by-one errorisimbir eksik/bir fazla hatası, sınır hatası

    Bir döngünün ya da hesaplamanın bir adım fazla gitmesi veya bir adım erken durmasıyla oluşan yaygın hata; çoğunlukla saymanın sıfırdan başlamasından kaynaklanır.

  • steps to reproduceifadetekrar oluşturma adımları, hatayı yeniden üretme adımları

    Bir hatanın tekrar ortaya çıkması için yapılması gereken işlemlerin tam listesi; geliştiricinin sorunu kendi gözüyle görebilmesi için hata raporuna yazılır.

  • monitoringisimizleme, monitoring

    İşlemci kullanımı, hata oranları ve yanıt süreleri gibi sistemlere ait verileri sürekli toplayıp kontrol ederek sorunların hızla fark edilmesini sağlama işi.

  • alertisimalarm, uyarı

    İzlenen bir değer belirlenen sınırı aştığında ya da bir şeyler ters gittiğinde, örneğin hata oranı çok yükseldiğinde mühendislere otomatik olarak gönderilen bildirim.

  • incidentisimolay, arıza

    Bir hizmeti aksatan ya da kullanıcılar için kötüleştiren, hızlı müdahale gerektiren plansız durum; örneğin kesinti, ciddi yavaşlama ya da veri sorunu.

  • outageisimkesinti, hizmet kesintisi

    Bir hizmetin, sistemin ya da bir bölümünün çalışmadığı veya kullanıcıların erişemediği süre.

  • downtimeisimkesinti süresi, erişilemezlik süresi

    Bir sistemin ya da hizmetin, arıza veya planlı bakım nedeniyle kullanıcılara açık olmadığı süre.

  • uptimeisimçalışma süresi, erişilebilirlik oranı

    Bir sistemin çalıştığı ve erişilebilir olduğu süre ya da bu sürenin yüzdesi; genellikle bir ay veya bir yıl için yüzde 99,9 gibi bir oranla ifade edilir.

  • SLAkısaltmahizmet düzeyi sözleşmesi, hizmet seviyesi anlaşması

    Service level agreement ifadesinin kısaltması: müşterilere yüzde 99,9 erişilebilirlik gibi belirli bir hizmet düzeyini taahhüt eden ve bu düzey sağlanamazsa ne olacağını belirleyen sözleşme.

  • on-callsıfatnöbetçi, nöbette

    Bir alarm ya da olay gerçekleşirse mesai saatleri dışında da hızla müdahale etmeye hazır olma durumu. Mühendisler kendi servisleri için sırayla nöbet tutar.

  • metricisimmetrik, ölçüm

    Bir sistemin nasıl davrandığını göstermek için zaman içinde düzenli olarak ölçülen sayı; örneğin işlemci kullanımı, bellek, istek sayısı ya da hata oranı.

  • dashboardisimgösterge paneli, pano

    Bir sisteme ait en önemli metrikleri ve grafikleri tek yerde gösteren ekran; mühendisler sistemin durumunu bir bakışta görebilir.

  • observabilityisimgözlemlenebilirlik, observability

    Bir sistemin ürettiği verilerden, özellikle log, metrik ve izlerden, içinde neler olup bittiğini, kimsenin önceden tahmin etmediği sorunlar dahil ne kadar iyi anlayabildiğinizi anlatır.

  • tracingisimdağıtık izleme, iz sürme

    Tek bir isteği birçok servisten geçerken takip edip her adımın ne kadar sürdüğünü kaydetme; böylece zamanın nerede kaybedildiği ya da hatanın nerede oluştuğu görülür.

  • health checkisimsağlık kontrolü, durum kontrolü

    Bir sunucunun ya da servisin çalışıp çalışmadığını ve trafik alabilecek durumda olup olmadığını denetleyen, çoğu zaman /health gibi özel bir adrese istek gönderen düzenli otomatik test.

  • postmortemisimolay sonrası analiz, olay sonrası değerlendirme

    Bir olaydan sonra yazılan ve ne olduğunu, etkisini, zaman çizelgesini, kök nedenini ve tekrarlanmaması için yapılacakları açıklayan değerlendirme belgesi.

  • redundancyisimyedeklilik, fazlalık

    Sunucuların, ağ bağlantılarının, disklerin ya da verilerin fazladan kopyalarını bulundurmak; böylece biri arızalansa bile sistem çalışmaya devam eder.

  • disaster recoveryisimfelaket kurtarma, olağanüstü durum kurtarma

    Bütün bir veri merkezinin ya da bölgenin kaybedilmesi gibi büyük bir olaydan sonra sistemleri ve verileri geri getirmeye yönelik planlar, araçlar ve süreçler.

  • SLOkısaltmahizmet düzeyi hedefi, SLO

    Service level objective ifadesinin kısaltması: bir servis için belirlenen iç güvenilirlik hedefi; örneğin 30 gün boyunca isteklerin yüzde 99,9'unun başarılı olması.

  • SREkısaltmasite güvenilirlik mühendisliği, SRE

    Site reliability engineering ifadesinin kısaltması: canlı sistemleri güvenilir biçimde işletmek için yazılım mühendisliği yöntemlerini kullanma disiplini. Bu işi yapan mühendise de SRE denir.

  • runbookisimoperasyon kılavuzu, müdahale talimatnamesi

    Bir servisi yeniden başlatmak ya da dolan bir diski boşaltmak gibi belirli bir iş veya alarm için adım adım hazırlanmış yazılı kılavuz; nöbetteki herkes bunu izleyebilir.

Mimari, Tasarım Kalıpları ve Grafikler

  • frameworkisimçatı, çerçeve

    Uygulama geliştirmek için kurallar, araçlar ve ortak parçalar sunan hazır yapı; böylece yalnızca ürününüze özgü kodu yazarsınız.

  • dependencyisimbağımlılık

    Kodunuzun çalışması için ihtiyaç duyduğu kütüphane, servis veya başka bir yazılım parçası; onda yaşanan bir değişiklik ya da arıza projenizi de etkileyebilir.

  • tech stackisimteknoloji yığını, teknoloji altyapısı

    Bir ekibin bir ürünü geliştirmek ve çalıştırmak için kullandığı programlama dilleri, framework'ler, veritabanları ve araçların bütünü.

  • architectureisimmimari, yazılım mimarisi

    Bir yazılım sisteminin üst düzey yapısı: ana parçaları, bu parçaların birbiriyle nasıl iletişim kurduğu ve arkasındaki temel teknik kararlar.

  • design patternisimtasarım kalıbı, tasarım deseni

    Kodda sık karşılaşılan bir tasarım problemine yönelik, Singleton, Factory veya Observer gibi kanıtlanmış ve yeniden kullanılabilir çözüm; hazır kod olarak değil, genel bir yaklaşım olarak tanımlanır.

  • trade-offisimödünleşim, denge kurma

    Bir avantajdan daha fazla yararlanmak için başka bir şeyden ödün vermeyi gerektiren durum; hız ile doğruluk ya da sadelik ile esneklik arasındaki tercih gibi.

  • scalablesıfatölçeklenebilir

    Baştan tasarlanmaya gerek kalmadan ve belirgin şekilde yavaşlamadan, kaynak ekleyerek daha fazla kullanıcıyı, veriyi veya trafiği kaldırabilen.

  • microservicesisimmikroservisler, mikro hizmetler

    Uygulamanın, her biri tek bir işten sorumlu ve ağ üzerinden birbiriyle iletişim kuran çok sayıda küçük, bağımsız servisten oluştuğu mimari.

  • monolithisimmonolit, monolitik uygulama

    Tüm özelliklerin aynı kod tabanını ve çoğunlukla aynı veritabanını paylaştığı, tek bir birim olarak geliştirilen ve dağıtılan uygulama.

  • modularsıfatmodüler, parçalı yapıda

    Sınırları belirgin, ayrı ve bağımsız parçalardan oluşan; böylece her parça diğerlerine dokunmadan anlaşılabilir, test edilebilir, değiştirilebilir ya da yenisiyle değiştirilebilir.

  • abstractionisimsoyutlama

    Karmaşık ayrıntıları daha basit bir arayüzün arkasına saklamak; böylece bir şeyi içeride nasıl çalıştığını bilmeden kullanabilirsiniz, tıpkı veritabanı sorgusunu bilmeden save() çağırmak gibi.

  • separation of concernsisimsorumlulukların ayrılması, ilgi alanlarının ayrılması

    Bir programın her parçasının veriyi göstermek, iş kurallarını uygulamak ya da veriyi saklamak gibi tek ve belirgin bir işle ilgilenmesi, bu işlerin birbirine karıştırılmaması gerektiğini söyleyen tasarım ilkesi.

  • loose couplingisimgevşek bağlılık, zayıf bağımlılık

    Bir sistemin parçalarının birbirine olabildiğince az bağımlı olduğu tasarım; böylece bir parçadaki değişiklik nadiren diğerlerinde de değişiklik gerektirir.

  • dependency injectionisimbağımlılık enjeksiyonu, bağımlılıkların dışarıdan verilmesi

    Bir nesnenin ihtiyaç duyduğu veritabanı istemcisi gibi bileşenleri kendisi oluşturmak yerine dışarıdan almasını sağlayan teknik; kodun test edilmesini kolaylaştırır.

  • design docisimtasarım dokümanı, tasarım belgesi

    Büyük bir şeyi geliştirmeye başlamadan önce yazılan ve problemi, önerilen çözümü, değerlendirilen diğer seçenekleri ve bunların artı-eksilerini açıklayan, başkalarının incelemesine sunulan belge.

  • over-engineeringisimaşırı mühendislik, gereğinden karmaşık tasarım

    Bir çözümü problemin gerektirdiğinden daha karmaşık hale getirmek; örneğin belki hiç gelmeyecek gelecekteki ihtiyaçlar için katmanlar, seçenekler ya da esneklik eklemek.

  • proof of conceptisimkavram kanıtı, deneme prototipi

    Ekip bir fikri düzgün şekilde geliştirmeye zaman ayırmadan önce, teknik olarak işe yarayabileceğini göstermek amacıyla hızlıca yapılan küçük deneme sürümü.

  • game engineisimoyun motoru

    Grafik, fizik, ses, girdi ve script gibi hazır sistemler sunan ve geliştiricilerin her şeyi sıfırdan yazmadan oyun yapmasını sağlayan yazılım altyapısı.

  • assetisimasset, oyun içeriği

    Oyunda kullanılan her türlü içerik parçası; örneğin 3D model, doku, ses efekti, animasyon ya da müzik. Genellikle bir dosya olarak saklanır ve motora aktarılır.

  • frame rateisimkare hızı, FPS

    Oyunun ekrana bir saniyede çizdiği görüntü sayısı; saniyedeki kare sayısı (fps) ile ölçülür. Daha yüksek ve kararlı bir kare hızı oyunun daha akıcı görünmesini ve hissettirmesini sağlar.

  • game design documentisimoyun tasarım dokümanı, GDD

    Planlanan oyunu konsepti, mekanikleri, hikayesi, bölümleri, karakterleri ve kontrolleriyle ayrıntılı olarak anlatan doküman; böylece bütün ekip aynı oyunu geliştirir.

  • NPCkısaltmaNPC, oyuncu olmayan karakter

    Non-player character (oyuncu olmayan karakter) kısaltması: dükkan sahibi, görev veren ya da düşman nöbetçi gibi bir oyuncu tarafından değil bilgisayar tarafından kontrol edilen her karakter.

  • HUDkısaltmaHUD, ekran göstergeleri

    Heads-up display kısaltması: oyun sırasında oyun görüntüsünün üzerinde gösterilen bilgiler; örneğin can, cephane, mini harita ve skor.

  • spriteisimsprite, 2D oyun görseli

    Oyunda karakter, düşman, altın ya da patlama gibi bir nesne olarak kullanılan 2D görsel. Art arda gösterilen birden fazla sprite bir animasyon oluşturur.

  • collision detectionisimçarpışma algılama, çarpışma tespiti

    İki nesnenin birbirine değip değmediğini ya da iç içe geçip geçmediğini kontrol eden oyun sistemi; örneğin merminin düşmana çarpması ya da oyuncunun bir platforma inmesi.

  • shaderisimshader, gölgelendirici

    Ekran kartında çalışan ve yüzeylerin nasıl görüneceğine karar veren küçük program; örneğin rengini, aydınlatmasını, parlaklığını ve saydamlığını ya da su ve ateş gibi efektleri belirler.

  • scriptisimscript, betik

    Oyundaki bir şeyin nasıl davranacağını kontrol eden kod parçası; örneğin açılan bir kapı, devriye gezen bir düşman ya da başlayan bir görev. Genellikle motordaki nesnelere eklenir.

  • game loopisimoyun döngüsü, game loop

    Her oyunun merkezinde bulunan ve saniyede defalarca çalışan kod döngüsü: oyuncunun girdisini oku, oyun dünyasını güncelle, ardından yeni kareyi çiz.

  • sceneisimsahne, scene

    Oyun projesinin motor içindeki bir parçası; örneğin bir menü, bir bölüm ya da test alanı. İçine yerleştirilen nesneleri, ışıkları ve kameraları barındırır.

  • prefabisimprefab, hazır nesne şablonu

    Bir düşman ya da kapı gibi, bütün parçaları ve ayarlarıyla kaydedilmiş ve defalarca yerleştirilebilen yeniden kullanılabilir oyun nesnesi; prefab düzenlendiğinde bütün kopyaları güncellenir.

  • physics engineisimfizik motoru

    Oyunda yerçekimi, çarpışma, sürtünme ve kuvvetler gibi gerçek dünya fiziğini simüle eden sistem; böylece nesneler inandırıcı bir şekilde düşer, seker ve birbirini iter.

  • hitboxisimhitbox, isabet kutusu

    Bir karakterin ya da bir parçasının çevresindeki, oyunun bir saldırının ya da merminin isabet edip etmediğine karar verirken kullandığı görünmez şekil. Çoğu zaman görünen modelden daha basittir.

  • textureisimdoku, kaplama

    Bir 3D modelin üzerine sarılarak ona renk ve yüzey ayrıntısı veren 2D görsel; örneğin ahşap damarı, cilt ya da pas. Ek dokular parlaklığı, yüzey kabartılarını ve pürüzlülüğü kontrol edebilir.

  • polycountisimpoligon sayısı, polycount

    Bir 3D modeli ya da bütün bir sahneyi oluşturan poligonların, genellikle üçgenlerin, sayısı. Daha az poligon daha hızlı çizilir ama daha az ayrıntı gösterir.

  • optimizationisimoptimizasyon, performans iyileştirme

    Bir oyunun daha hızlı çalışması ve daha az bellek, pil ya da bant genişliği kullanması için yapılan çalışma; örneğin modelleri sadeleştirmek, draw call sayısını azaltmak ya da yavaş kodu yeniden yazmak.

  • spawnfiildoğmak, ortaya çıkmak

    Bir karakterin, düşmanın ya da eşyanın oyun dünyasında belirmesini sağlamak ya da oyun dünyasında belirmek. Bunun gerçekleştiği yere spawn point (doğma noktası) denir.

  • checkpointisimkontrol noktası, checkpoint

    Oyunun oyuncunun ilerlemesini kaydettiği bölüm içi nokta; oyuncu başarısız olduğunda ya da öldüğünde baştan değil, oradan devam eder.

  • open worldisimaçık dünya

    Oyuncuların sabit bir bölüm sırasını izlemek yerine neredeyse istedikleri sırayla özgürce keşfedebildiği büyük oyun dünyası.

  • greyboxisimgreybox, gri kutu taslağı

    Sanatçılar zaman harcamadan önce yerleşimi, ölçeği, rotaları ve zamanlamayı test etmek için son çizimler olmadan basit gri şekillerle kurulan erken bölüm sürümü.

  • critical pathisimana yol, kritik yol

    Oyuncunun bir bölümü ya da oyunu bitirmek için izlemesi gereken en kısa yol; isteğe bağlı yan alanların, gizli bölgelerin ve yan görevlerin karşıtıdır.

  • procedural generationisimprosedürel üretim, prosedürel içerik üretimi

    Haritalar, zindanlar, arazi ya da ganimet gibi oyun içeriklerinin, her parçayı elle yapmak yerine algoritmalar ve kurallar kullanılarak otomatik olarak oluşturulması.

  • navmeshisimnavmesh, navigasyon ağı

    Navigation mesh kısaltması: bir bölümdeki yürünebilir yüzeylerin basitleştirilmiş haritası; oyun yapay zekası bunu yol bulmak ve karakterleri engellerin çevresinden dolaştırmak için kullanır.

  • rigid bodyisimkatı cisim, rigidbody

    Fizik motorunda şeklini koruyan ve yerçekimi ya da çarpışmalar gibi kuvvetlerle hareket eden nesne; örneğin düşen bir sandık ya da fırlatılan bir el bombası.

  • raycastisimraycast, ışın testi

    Oyunun bir noktadan belirli bir yöne görünmez düz bir çizgi göndererek ilk neye çarptığını bulduğu kontrol. Atış, görüş hattı ve zemin algılama için kullanılır.

  • ragdollisimragdoll, bez bebek fiziği

    Bir karakterin bedeninin, genellikle karakter öldüğünde ya da yere yıkıldığında, gerçekçi şekilde düşen ve kuvvetlere tepki veren birbirine bağlı parçalara dönüştüğü fizik düzeni.

  • keyframeisimanahtar kare, keyframe

    Animatörün önemli bir pozu ya da değeri belirlediği animasyon karesi; yazılım anahtar kareler arasındaki hareketi otomatik olarak doldurur.

  • rigisimrig, iskelet ve kontrol düzeni

    Bir 3D modelin içinde bulunan, animatörlerin modeli pozlandırmak ve hareket ettirmek için kullandığı görünmez kemik ve kontrol düzeni; bir kuklanın ipleri gibi.

  • draw callisimdraw call, çizim çağrısı

    İşlemcinin ekran kartına, bir grup poligonu tek bir materyalle çizmesi için gönderdiği komut. Kare başına çok fazla draw call oyunu yavaşlatabilir.

  • GPUkısaltmaGPU, grafik işlemci

    Graphics processing unit (grafik işlem birimi) kısaltması: shader'ları çalıştırarak ve her karede milyonlarca piksel çizerek oyunun görüntülerini oluşturan çip. Oyun mantığının çoğunu ise CPU yürütür.

  • post-processingisimson işleme, post-processing

    Sahne render edildikten sonra bütün görüntüye uygulanan görsel efektler; örneğin bloom, hareket bulanıklığı, renk düzenleme (color grading) ve alan derinliği.

  • particle systemisimparçacık sistemi, particle system

    Parçacık adı verilen çok sayıda küçük görsel ya da şekli oluşturup hareket ettirerek ateş, duman, kıvılcım, yağmur ve büyü gibi efektler yaratan araç.

  • level of detailisimayrıntı seviyesi, LOD

    Bir model kameradan uzaklaştıkça onu daha basit sürümleriyle değiştiren teknik; böylece uzaktaki nesneler daha az poligon kullanır ve oyun daha hızlı çalışır.

  • bakefiilbake etmek, önceden hesaplamak

    Işıklandırma, gölgeler ya da navigasyon verisi gibi hesaplaması ağır olan bir şeyi oyun çalışmadan önce hesaplayıp sonucu kaydetmek; böylece gerçek zamanlı hesaplanması gerekmez.

  • profilerisimprofiler, performans analiz aracı

    Bir oyunun zamanını ve belleğini kare kare nereye harcadığını ölçen araç; geliştiriciler oyunu neyin yavaşlattığını tahmin etmek yerine bu sayede bulur.

Çevik Yöntemler ve Ekip Çalışması

  • featureisimözellik, işlev

    Kullanıcıların görebildiği ya da kullanabildiği bir işlev; örneğin arama çubuğu, karanlık mod veya rapor dışa aktarma seçeneği.

  • ticketisimiş kaydı, görev kaydı

    Jira gibi bir takip aracında bir işi (hata, görev ya da özellik) tanımlayan, kimin üzerinde olduğunu ve durumunu gösteren kayıt.

  • sprintisimkoşu, iterasyon

    Ekibin seçilen işleri bitirmeyi taahhüt ettiği, genellikle bir veya iki haftalık sabit süreli çalışma dönemi.

  • stand-upisimgünlük toplantı, ayakta toplantı

    Herkesin ne yaptığını, sırada ne yapacağını ve önünde bir engel olup olmadığını anlattığı, genellikle 15 dakikalık kısa günlük ekip toplantısı.

  • requirementisimgereksinim, ihtiyaç

    Kullanıcılar, müşteriler veya ürün ekibiyle üzerinde anlaşılan, yazılımın yapması gereken bir iş ya da karşılaması gereken bir koşul.

  • backlogisimiş listesi, bekleyen işler listesi

    Ekibin henüz başlamadığı özellik, hata ve iyileştirme gibi işlerin, en önemlileri en üstte olacak şekilde sıralandığı liste.

  • estimatefiiltahmin etmek, efor tahmini yapmak

    Bir işin ne kadar süre ya da emek gerektireceğini başlamadan önce kabaca hesaplamak. İsim olarak 'an estimate' bu kaba tahminin kendisidir.

  • blockerisimengel, engelleyici sorun

    Çözülene kadar birinin işine devam etmesini engelleyen sorun; örneğin eksik erişim izni, yanıtlanmamış bir soru ya da bozuk bir ortam.

  • user storyisimkullanıcı hikayesi

    Bir özelliği kullanıcının bakış açısından anlatan kısa tanım; çoğu zaman 'Bir [kullanıcı türü] olarak [amaç] istiyorum, böylece [neden]' kalıbıyla yazılır.

  • agilesıfatçevik

    Uzun ve sabit bir planı izlemek yerine kısa döngülerle çalışan, sık sık küçük parçalar teslim eden ve geri bildirime göre planı değiştiren çalışma biçimini anlatır.

  • sync upphrasal verb (öbek fiil)durum paylaşmak, bir araya gelip konuşmak

    Herkesin aynı bilgiye ve plana sahip olduğundan emin olmak için kısa bir toplantı ya da sohbetle güncel durumu paylaşmak. İsim olarak da kullanılır: 'a quick sync'.

  • out of scopeifadekapsam dışı, kapsamın dışında

    Bir proje, sprint ya da ticket için üzerinde anlaşılan işin parçası olmayan; iyi bir fikir olsa bile şimdi yapılmayacak olan.

  • ScrumisimScrum, Scrum çerçevesi

    Küçük bir ekibin sprint adı verilen kısa ve sabit sürelerle çalıştığı; belirli rolleri ve işi planlamak ve değerlendirmek için düzenli toplantıları olan popüler çevik çerçeve.

  • retrospectiveisimretrospektif, geriye dönük değerlendirme toplantısı

    Bir sprintin ya da projenin sonunda ekibin neyin iyi gittiğini, neyin kötü gittiğini ve bir dahaki sefere neyi değiştireceğini konuştuğu toplantı.

  • prioritizefiilönceliklendirmek, öncelik vermek

    Özellikle her şeye yetecek zaman olmadığında, hangi işlerin en önemli ya da acil olduğuna ve önce yapılması gerektiğine karar vermek.

  • acceptance criteriaisimkabul kriterleri, kabul ölçütleri

    Bir özelliğin ya da kullanıcı hikayesinin, ekip ve product owner tarafından tamamlanmış sayılabilmesi için karşılaması gereken somut koşulların listesi.

  • story pointisimhikaye puanı, story point

    Çevik ekiplerin bir işin ne kadar efor gerektirdiğini saat yerine büyüklüğüne, karmaşıklığına ve belirsizliğine göre tahmin etmek için kullandığı birim.

  • pingfiilmesaj atmak, haber vermek

    Bir soru sormak, hatırlatmak ya da dikkatini çekmek için birine genellikle ekip sohbetinden kısa bir mesaj göndermek. Teknik anlamda bir sunucuya erişilip erişilemediğini test etmek.

  • ETAkısaltmatahmini bitiş zamanı, tahmini varış zamanı

    'Estimated time of arrival' (tahmini varış zamanı) ifadesinin kısaltması. İş ortamında genellikle bir görevin, düzeltmenin ya da teslimatın ne zaman biteceğine dair tahmin anlamına gelir.

  • pair programmingisimeşli programlama, ikili programlama

    İki geliştiricinin tek bir bilgisayarda ya da paylaşılan ekranda birlikte kod yazdığı çalışma biçimi: biri yazar, diğeri inceler ve sonraki adımları düşünür.

  • scope creepisimkapsam kayması, kapsamın kontrolsüz genişlemesi

    İş başladıktan sonra, teslim tarihi ya da bütçe değişmeden küçük ek taleplerin sürekli eklenmesiyle projenin gereksinimlerinin yavaş ve kontrolsüz biçimde büyümesi.

  • stakeholderisimpaydaş, ilgili taraf

    Bir projeden etkilenen ya da projede söz sahibi olan her kişi veya grup; müşteriler, yöneticiler, diğer ekipler, hukuk ya da destek ekibi gibi.

  • product managerisimürün yöneticisi, ürün müdürü

    Kullanıcıları ve işin ihtiyaçlarını anlayarak ürünün ne yapması gerektiğine ve nedenine karar veren, ürünü geliştiren ekibe yön veren kişi.

  • roadmapisimyol haritası, ürün yol haritası

    Bir ürün ekibinin önümüzdeki aylarda ya da çeyreklerde neler üzerinde çalışmayı planladığını ve nedenini, her görevi tek tek ayrıntılandırmadan gösteren üst düzey plan.

  • MVPkısaltmaminimum uygulanabilir ürün, minimum işlevsel ürün

    Minimum viable product (minimum uygulanabilir ürün) ifadesinin kısaltması; bir fikrin daha fazla geliştirilmeye değip değmediğini öğrenmek için gerçek kullanıcılara sunulabilecek en basit ürün versiyonu.

  • PRDkısaltmaürün gereksinimleri dokümanı, ürün gereksinim belgesi

    Product requirements document (ürün gereksinimleri dokümanı) ifadesinin kısaltması; bir özelliğin ya da ürünün ne yapması gerektiğini, kimin için ve neden yapıldığını anlatarak tüm ekibin aynı plan üzerinden çalışmasını sağlayan doküman.

  • launchisimlansman, piyasaya sürme

    Yeni bir ürünün ya da özelliğin kullanıcılara sunulduğu an ve bu anın etrafında planlanan pazarlama, satış ve destek çalışmalarının bütünü.

  • product ownerisimürün sahibi

    Scrum'da ürün backlog'undan sorumlu kişi: İşlerin sırasına karar verir, maddeleri netleştirir ve ekibin en değerli işler üzerinde çalışmasını sağlar.

  • use caseisimkullanım senaryosu, kullanım durumu

    Birinin bir ürünü belirli bir amaca ulaşmak için kullandığı somut durum; adım adım ya da kısa bir senaryo olarak anlatılır.

  • OKRkısaltmaamaçlar ve anahtar sonuçlar, hedefler ve temel sonuçlar

    Objectives and key results (amaçlar ve anahtar sonuçlar) ifadesinin kısaltması; bir ekibin ilham verici bir amaç ve bu amaca ne kadar yaklaştığını gösteren iki ile beş arası ölçülebilir sonuç belirlediği hedef koyma yöntemi.

  • epicisimepik, büyük iş paketi

    Tek bir sprint'e sığmayacak kadar büyük olan ve birkaç küçük kullanıcı hikayesine bölünen iş; örneğin “Çoklu para birimi desteği”.

  • RICEkısaltmaRICE puanlama yöntemi, RICE önceliklendirme modeli

    Her fikre Reach (erişim), Impact (etki), Confidence (güven) ve Effort (efor) üzerinden bir puan veren ve böylece birbirinden çok farklı fikirlerin karşılaştırılmasını sağlayan önceliklendirme yöntemi.

  • MoSCoW methodisimMoSCoW yöntemi, MoSCoW önceliklendirmesi

    Gereksinimleri dört gruba ayıran önceliklendirme yöntemi: Must have (olmazsa olmaz), Should have (olması gereken), Could have (olsa iyi olur) ve Won't have (bu sefer olmayacak).

  • timelineisimzaman çizelgesi, takvim

    Bir işin başlangıcından lansmanına kadar ana adımlarının planlanan sırası ve tarihleri.

  • validatefiildoğrulamak, sağlamasını yapmak

    Bir fikrin, varsayımın ya da çözümün gerçekten doğru olduğunu, ona daha fazla yatırım yapmadan önce kullanıcı testleri, veriler ya da deneyler gibi kanıtlarla kontrol etmek.

  • specisimşartname, tanım dokümanı

    Specification (şartname, tanım dokümanı) kelimesinin kısaltması; bir özelliğin nasıl görünmesi ve nasıl davranması gerektiğini ayrıntılı biçimde anlatan ve tasarımcılarla yazılımcıların onu doğru geliştirmesini sağlayan doküman.

  • feature requestisimözellik talebi, özellik isteği

    Bir müşterinin, kullanıcının ya da iş arkadaşının yeni bir özellik veya mevcut bir özellikte değişiklik isteyen önerisi.

  • definition of doneisimtamamlanma tanımı, bitti tanımı

    Bir işin bitti sayılabilmesi için karşılaması gereken ve ekipçe paylaşılan kalite koşulları listesi; örneğin test edilmiş, kodu incelenmiş ve belgelenmiş olması.

  • backlog refinementisimbacklog iyileştirme, iş listesi düzenleme

    Ürün sahibinin ve ekibin sıradaki backlog maddelerini düzenli olarak gözden geçirdiği, netleştirdiği, büyük olanları böldüğü ve sprint'e hazır hale gelmeleri için tahminlediği çalışma.

  • push backphrasal verb (öbek fiil)itiraz etmek, karşı çıkmak

    Bir talebe, karara ya da teslim tarihine, genellikle kibarca ve gerekçe göstererek itiraz etmek veya direnmek; ayrıca bir tarihi ileriye ertelemek.

  • cross-functional teamisimfonksiyonlar arası ekip, çapraz fonksiyonlu ekip

    Ürün, tasarım, yazılım ve veri gibi farklı uzmanlıklardan kişilerin aynı ürün hedefi için birlikte çalıştığı ekip.

  • sign offphrasal verb (öbek fiil)onay vermek, resmi olarak onaylamak

    Bir dokümanın, tasarımın ya da işin kabul edilebilir olduğunu ve bir sonraki adıma geçilebileceğini resmi olarak onaylamak.

  • status updateisimdurum güncellemesi, durum raporu

    Paydaşlara nelerin yapıldığını, sırada ne olduğunu ve hangi risklerin ya da engellerin bulunduğunu anlatan kısa ve düzenli rapor.

  • go/no-go decisionisimçıkış kararı, devam/dur kararı

    Genellikle lansmandan kısa süre önce yapılan bir toplantıda verilen, ürünün ya da sürümün yayına çıkmaya hazır olup olmadığına veya ertelenmesi gerekip gerekmediğine ilişkin resmi karar.

  • sunsetfiilkullanımdan kaldırmak, desteğini sonlandırmak

    Bir ürünü ya da özelliği, genellikle kullanıcıları önceden uyarıp bir alternatife geçmelerine yardım ederek, kademeli olarak kullanımdan kaldırmak ve desteğini sonlandırmak.

  • leading indicatorisimöncü gösterge

    Erken değişen ve gelecekteki bir sonucu öngörmeye yardımcı olan metrik; örneğin haftalık girişlerin abonelik yenilemelerini önceden göstermesi. Ekibin iş işten geçmeden harekete geçmesini sağlar.

  • guardrail metricisimkoruyucu metrik, güvenlik metriği

    Bir değişikliğin hız, gelir ya da şikayet sayısı gibi önemli bir şeye zarar vermediğinden emin olmak için ekibin bir deney ya da lansman sırasında izlediği metrik.

  • triagefiilsınıflandırmak, ön değerlendirmeden geçirmek

    Gelen hataları, talepleri ya da sorunları hızlıca gözden geçirip aciliyet ve önem derecesine göre sınıflandırmak; hangisinin hemen, hangisinin sonra ele alınacağına ya da hiç ele alınmayacağına karar vermek.

  • dogfoodingisimürünü şirket içinde kullanmak, kendi ürününü kullanma

    Bir şirketin kendi ürününü, çoğu zaman yayına çıkmadan önce, sorunları bulmak ve kullanıcı deneyimini birinci elden anlamak için şirket içinde kullanması.

API, Ağ ve Güvenlik

  • APIkısaltmauygulama programlama arayüzü, programlama arayüzü

    Application programming interface (uygulama programlama arayüzü) kısaltması: bir programın başka bir programdan belirli ve belgelenmiş bir şekilde veri ya da işlem istemesini sağlayan kurallar bütünü.

  • endpointisimuç nokta, API uç noktası

    Bir API'nin belirli bir işlem için istek kabul eden adresi; örneğin kullanıcıları listelemek için GET /users ya da sipariş oluşturmak için POST /orders.

  • RESTkısaltmatemsili durum aktarımı

    Representational state transfer (temsili durum aktarımı) kısaltması: kaynakların URL'lerle temsil edildiği ve GET, POST, PUT, DELETE gibi HTTP metotlarıyla işlendiği yaygın web API tasarım tarzı.

  • JSONkısaltmaJavaScript Nesne Gösterimi, JSON biçimi

    JavaScript Object Notation kısaltması: anahtar-değer çiftleri ve listelerden oluşan, web API'lerinin çoğunun kullandığı basit metin tabanlı veri biçimi.

  • status codeisimdurum kodu, HTTP durum kodu

    HTTP yanıtında istemciye ne olduğunu bildiren üç haneli sayı; örneğin başarı için 200, bulunamadı için 404, sunucu hatası için 500.

  • payloadisimveri yükü, istek gövdesi

    Bir istek, yanıt veya mesajın taşıdığı asıl veri; başlıklar ve çevresindeki diğer bilgilerden ayrı olarak.

  • authenticationisimkimlik doğrulama

    Erişim vermeden önce bir kullanıcının ya da sistemin kim olduğunu şifre, token veya parmak izi gibi yollarla doğrulama süreci.

  • third-partysıfatüçüncü taraf, dış kaynaklı

    Kendi ekibiniz tarafından değil, dışarıdaki bir şirket veya geliştirici tarafından yapılan ya da sağlanan; ödeme servisi, kütüphane veya analiz aracı gibi.

  • SDKkısaltmayazılım geliştirme kiti

    Software development kit (yazılım geliştirme kiti) kısaltması: geliştiricilerin bir platform üzerinde uygulama yazmasına ya da bir servisi kullanmasına yardım eden kütüphane, araç ve doküman paketi.

  • breaking changeisimgeriye dönük uyumsuz değişiklik, kırıcı değişiklik

    Bir API'de, kütüphanede veya dosya formatında yapılan ve onu kullanan mevcut kodun güncellenmedikçe çalışmamasına yol açan değişiklik.

  • requestisimistek, talep

    İstemcinin bir sunucuya ya da API'ye gönderdiği ve veri döndürmek veya yeni bir kayıt oluşturmak gibi bir işlem yapmasını istediği mesaj.

  • responseisimyanıt, cevap

    Bir sunucunun ya da API'nin bir isteği aldıktan sonra geri gönderdiği mesaj; genellikle durum kodu, header'lar ve JSON gibi veriler içerir.

  • API keyisimAPI anahtarı

    Bir programın isteklerle birlikte gönderdiği benzersiz gizli kod; API bu kod sayesinde kimin çağrı yaptığını tanır ve neye izin verileceğine karar verir.

  • tokenisimbelirteç, erişim anahtarı

    Bir kullanıcının ya da uygulamanın daha önce giriş yaptığını veya yetkisi olduğunu kanıtlayan karakter dizisi. Parola yerine her istekle birlikte gönderilir.

  • authorizationisimyetkilendirme, yetki kontrolü

    Kimliği belirlenmiş bir kullanıcının ya da uygulamanın neleri yapmaya izinli olduğunu, örneğin bir dosyayı okuyup okuyamayacağını veya bir hesabı silip silemeyeceğini kontrol etme süreci.

  • webhookisimwebhook, olay bildirimi

    Bir sistemin, örneğin bir ödeme başarılı olduğunda olduğu gibi bir olay gerçekleştiğinde, sorgulanmayı beklemeden başka bir sistemin URL'sine otomatik olarak HTTP isteği göndermesini sağlayan yöntem.

  • rate limitisimistek sınırı, hız sınırı

    Bir istemcinin belirli bir sürede bir API'ye gönderebileceği istek sayısına konan üst sınır; örneğin dakikada 100 istek. Servisi aşırı yükten ve kötüye kullanımdan korur.

  • backward compatiblesıfatgeriye dönük uyumlu, geri uyumlu

    Bir değişiklikten sonra da eski sürümlerle, verilerle ya da istemcilerle çalışmaya devam eden; böylece mevcut kullanıcıların kodlarını veya ayarlarını güncellemesi gerekmez.

  • HTTPkısaltmaHTTP, hiper metin aktarım protokolü

    Hypertext Transfer Protocol (Hiper Metin Aktarım Protokolü): tarayıcıların ve sunucuların web üzerinden istek gönderip yanıt alırken uyduğu kurallar bütünü.

  • HTTPSkısaltmaHTTPS, güvenli HTTP

    Tarayıcı ile sunucu arasındaki bağlantıyı TLS ile şifreleyen ve verilerin başkaları tarafından okunmasını ya da değiştirilmesini engelleyen güvenli HTTP sürümü.

  • fetchfiilveri çekmek, getirmek

    Örneğin son mesajlar ya da ürün listesi gibi verileri, çoğu zaman sayfa açıkken, bir sunucudan veya API'den istemek ve almak.

  • HTTP methodisimHTTP metodu, istek yöntemi

    Bir HTTP isteğinin başındaki ve istemcinin ne yapmak istediğini belirten kelime; örneğin okumak için GET, oluşturmak için POST, silmek için DELETE.

  • headerisimbaşlık, header

    Bir HTTP isteği ya da yanıtıyla birlikte gönderilen ve Content-Type, Authorization veya Cache-Control gibi ek bilgiler taşıyan ad-değer çifti.

  • cross-site scriptingisimsiteler arası betik çalıştırma, XSS

    Birinin, örneğin bir yorum aracılığıyla, diğer kullanıcıların açtığı bir sayfaya zararlı JavaScript yerleştirdiği ve bu betiğin onların tarayıcılarında çalıştığı saldırı.

  • SQL injectionisimSQL enjeksiyonu, SQL injection

    Birinin bir forma ya da URL'ye SQL kodu yazarak bu kodun veritabanında çalışmasını sağladığı ve verilerin açığa çıkmasına ya da silinmesine yol açabilen saldırı.

  • CORSkısaltmaCORS, kökenler arası kaynak paylaşımı

    Cross-Origin Resource Sharing (Kökenler Arası Kaynak Paylaşımı): bir sunucunun, yanıtlarını JavaScript aracılığıyla hangi başka sitelerin (origin) okuyabileceğini belirtmesini sağlayan tarayıcı kuralları.

  • CSRFkısaltmasiteler arası istek sahteciliği, CSRF

    Cross-Site Request Forgery (Siteler Arası İstek Sahteciliği): oturum açmış bir kullanıcının tarayıcısını kandırarak, kullanıcının güvendiği bir siteye e-posta adresini değiştirmek gibi istenmeyen bir istek göndermesini sağlayan saldırı.

  • hashfiilhash'lemek, özetini almak

    Parola gibi bir veriyi tek yönlü bir fonksiyonla sabit uzunlukta bir dizeye dönüştürmek; böylece orijinal değer bu dizeden geri okunamaz.

  • IAMkısaltmakimlik ve erişim yönetimi, IAM

    Identity and access management ifadesinin kısaltması: bir bulut hesabına kimin ya da neyin giriş yapabileceğini ve orada neler yapmaya yetkili olduğunu denetleyen sistem.

  • least privilegeisimen az yetki ilkesi, asgari yetki prensibi

    Her kullanıcının, servisin ya da programın yalnızca işi için gerçekten ihtiyaç duyduğu yetkileri alması, fazlasını almaması gerektiğini söyleyen güvenlik ilkesi.

  • secretisimgizli bilgi, parola ve anahtar

    Bir sistemin çalışması için gereken parola, API anahtarı, token ya da özel anahtar gibi hassas değer; güvenli biçimde saklanmalı ve asla kodda veya loglarda görünmemelidir.

  • security groupisimgüvenlik grubu, sanal güvenlik duvarı

    Bir sunucuya ya da başka bir kaynağa hangi ağ trafiğinin, hangi port ve kaynaktan ulaşabileceğini veya oradan çıkabileceğini kurallarla belirleyen bulut içindeki sanal güvenlik duvarı.

  • encryptionisimşifreleme

    Veriyi yalnızca doğru anahtarla geri çözülebilecek okunamaz bir biçime dönüştürerek anahtarı olmayanların okumasını engelleme işlemi.

  • shared responsibility modelisimpaylaşılan sorumluluk modeli, ortak sorumluluk modeli

    Bulutta güvenliğin paylaşıldığını anlatan yaklaşım: veri merkezlerini, donanımı ve temel hizmetleri sağlayıcı korur; müşteri ise kendi verisini, ayarlarını ve erişim yetkilerini korur.

  • push notificationisimpush bildirimi, anlık bildirim

    Sunucudan kullanıcının cihazına gönderilen ve uygulama açık olmasa bile ekranda görünen kısa mesaj; örneğin yeni bir mesaj ya da teslimat hakkında.

  • permissionisimizin, erişim izni

    Bir uygulamanın kamera, konum, rehber veya bildirimler gibi hassas özellik ve verileri kullanabilmesi için kullanıcıdan alması gereken onay.

  • deep linkisimderin bağlantı, deep link

    Uygulamayı yalnızca ana ekranında başlatmak yerine, bir ürün sayfası veya sipariş gibi uygulama içindeki belirli bir ekranı doğrudan açan bağlantı.

  • local notificationisimyerel bildirim

    Uygulamanın bir sunucuya ihtiyaç duymadan doğrudan cihaz üzerinde zamanladığı bildirim; örneğin sabah 9'da çıkan bir hatırlatıcı.

  • APNskısaltmaApple Push Notification service, APNs

    Apple Push Notification service: Push bildirimlerini sunucudan iPhone, iPad ve diğer Apple cihazlarına ileten Apple sistemi.

  • FCMkısaltmaFirebase Cloud Messaging, FCM

    Firebase Cloud Messaging: Android, iOS ve web uygulamalarına push bildirimi ve veri mesajı göndermeye yarayan ücretsiz Google hizmeti.

  • device tokenisimcihaz token'ı, cihaz anahtarı

    Belirli bir cihazdaki belirli bir uygulama kurulumunu tanımlayan benzersiz karakter dizisi; sunucunun o cihaza push bildirimi gönderebilmesi için gereklidir.

  • badgeisimrozet, bildirim rozeti

    Uygulama simgesi veya bir sekme üzerinde genellikle kırmızı olarak gösterilen küçük sayı ya da nokta; kaç okunmamış öğe veya yeni bildirim olduğunu gösterir.

  • opt inphrasal verb (öbek fiil)onay vermek, katılmayı seçmek

    Bildirim almak ya da veri paylaşmak gibi bir şeye katılmayı bilinçli olarak seçmek; tersi 'opt out', yani katılmamayı ya da ayrılmayı seçmektir.

  • keychainisimanahtar zinciri, keychain

    Apple'ın parolalar, token'lar ve anahtarlar gibi küçük gizli bilgiler için sunduğu şifreli depolama alanı; sistem tarafından korunur ve normal uygulama verilerinden ayrı tutulur.

  • biometric authenticationisimbiyometrik kimlik doğrulama, biyometrik giriş

    Kullanıcının kimliğini parola veya PIN yerine ya da bunlara ek olarak parmak izi veya yüz taraması gibi fiziksel bir özellikle doğrulamak.

  • threatisimtehdit

    Bir sisteme veya veriye zarar verme potansiyeli taşıyan her şey: bir saldırgan, zararlı bir yazılım, dikkatsiz bir çalışan, hatta sunucu odasını basan su.

  • vulnerabilityisimzafiyet, güvenlik açığı

    Bir saldırganın zarar vermek ya da sahip olmaması gereken bir erişimi elde etmek için kullanabileceği; yazılımda, donanımda, yapılandırmada veya bir süreçte bulunan zayıflık.

  • malwareisimzararlı yazılım, kötü amaçlı yazılım

    'Malicious software' (kötü niyetli yazılım) ifadesinin kısaltması; sistemlere zarar vermek, veri çalmak, kullanıcıları izlemek ya da bir cihazı izinsiz ele geçirmek için yazılmış her türlü program.

  • phishingisimoltalama, kimlik avı

    Saldırganların güvenilir görünen sahte e-postalar, mesajlar veya web siteleri hazırlayarak insanları bir bağlantıya tıklamaya, dosya açmaya ya da parolalarını paylaşmaya yönelttiği aldatma yöntemi.

  • ransomwareisimfidye yazılımı

    Kurbanın dosyalarını veya sistemlerini şifreleyip bunların kilidini açacak anahtar karşılığında, genellikle kripto para cinsinden ödeme talep eden zararlı yazılım.

  • passwordisimparola, şifre

    Bir kişinin kimliğini kanıtlamak ve bir hesaba, cihaza veya sisteme giriş yapmak için yazdığı, gizli tutulan karakter dizisi.

  • multi-factor authenticationisimçok faktörlü kimlik doğrulama, iki faktörlü kimlik doğrulama

    Erişim izni vermeden önce, örneğin parolaya ek olarak telefona gelen bir kod gibi, iki veya daha fazla farklı türde kanıt isteyen oturum açma yöntemi.

  • firewallisimgüvenlik duvarı, firewall

    Ağ trafiğini inceleyen ve belirli güvenlik kurallarına göre bu trafiğe izin veren ya da onu engelleyen donanım veya yazılım.

  • data breachisimveri ihlali, veri sızıntısı

    Kişisel veya gizli verilere yetkisiz olarak erişildiği, bu verilerin çalındığı, ifşa edildiği ya da kaybolduğu güvenlik olayı.

  • riskisimrisk

    Bir tehdidin bir zayıflığı kullanarak zarar verme olasılığı ile bu zararın kurum açısından ne kadar ciddi olacağının birlikte değerlendirilmesi.

  • exploitisimistismar kodu, exploit

    Bir sistemi, tasarlanmadığı bir şeyi yapmaya zorlamak için bir zafiyetten faydalanan kod parçası veya teknik.

  • compromisefiilele geçirmek, güvenliğini ihlal etmek

    Bir sisteme, hesaba veya ağa yetkisiz erişim ya da kontrol elde ederek onu artık güvenilemez hale getirmek.

  • VPNkısaltmasanal özel ağ, VPN

    Virtual private network (sanal özel ağ): Uzaktaki kullanıcıların veya ofislerin özel bir ağa güvenle erişebilmesi için internet üzerinden şifreli bir bağlantı kuran teknoloji.

  • penetration testisimsızma testi, penetrasyon testi

    Gerçek saldırganlardan önce zayıflıkları bulmak amacıyla güvenlik uzmanlarının bir sisteme, uygulamaya veya ağa karşı izinli olarak gerçekleştirdiği benzetim saldırı.

  • complianceisimuyum, mevzuata uyum

    Bir kurumun kendisi için geçerli yasalara, düzenlemelere, standartlara ve iç politikalara uyması ve bunu kanıtlayabilmesi durumu.

  • access controlisimerişim kontrolü, erişim denetimi

    Bir sistemi kimin ya da neyin kullanabileceğini, verileri kimin görebileceğini veya bir yere kimin girebileceğini ve orada neler yapmasına izin verildiğini belirleyen kurallar ve teknik önlemler.

  • social engineeringisimsosyal mühendislik

    Teknolojiyi aşmak yerine insanları manipüle ederek bilgi vermelerini, erişim sağlamalarını ya da saldırgana yarayacak bir işlem yapmalarını sağlama yöntemi.

  • DDoSkısaltmadağıtık hizmet engelleme saldırısı, DDoS saldırısı

    Distributed denial of service (dağıtık hizmet engelleme): Bir web sitesine veya ağa aynı anda çok sayıda makineden yoğun trafik göndererek gerçek kullanıcıların erişmesini engelleyen saldırı.

  • trojanisimtruva atı, trojan

    Ücretsiz bir araç ya da bir belge gibi faydalı veya zararsız bir program kılığına giren ve çalıştırıldığında gizlice zararlı işlemler yapan zararlı yazılım.

  • wormisimsolucan, worm

    Kullanıcının herhangi bir işlem yapmasına gerek kalmadan kendini kopyalayan ve ağ üzerinden bir bilgisayardan diğerine yayılan zararlı yazılım.

  • spywareisimcasus yazılım

    Kullanıcının yaptıklarını gizlice izleyen ve gezinme alışkanlıkları, mesajlar, parolalar veya konum gibi bilgileri toplayan zararlı yazılım.

  • decryptfiilşifresini çözmek, deşifre etmek

    Şifrelenmiş veriyi, genellikle doğru anahtarı kullanarak, eski okunabilir haline geri döndürmek.

  • encryption keyisimşifreleme anahtarı, anahtar

    Bir şifreleme algoritmasının veriyi kilitlemek ve açmak için kullandığı, genellikle uzun bir bit dizisinden oluşan gizli değer. Bu anahtar olmadan şifreli veri okunamaz.

  • digital certificateisimdijital sertifika, sayısal sertifika

    Bir açık anahtarı bir web sitesi ya da kişi gibi bir kimlikle ilişkilendiren ve güvenilir bir sertifika otoritesi tarafından imzalanan elektronik belge.

  • TLSkısaltmaTLS, Aktarım Katmanı Güvenliği

    Transport Layer Security (Aktarım Katmanı Güvenliği): Tarayıcı ile web sitesi gibi iki sistem arasında taşınan veriyi şifreleyen ve sunucunun kimliğini doğrulayan standart protokol.

  • intrusion detection systemisimsaldırı tespit sistemi, IDS

    Ağ trafiğini veya sistem etkinliğini saldırı ya da politika ihlali belirtileri açısından izleyen ve bunları bulduğunda alarm üreten araç.

  • zero-dayisimsıfırıncı gün açığı, zero-day

    Üreticinin henüz haberdar olmadığı ya da henüz yaması bulunmayan zafiyet; ilk kez istismar edildiğinde savunan tarafın onu düzeltmek için 'sıfır günü' olmuş olur.

  • CVEkısaltmaCVE, CVE kaydı

    Common Vulnerabilities and Exposures: Herkesçe bilinen her zafiyete, örneğin CVE-2021-44228 gibi, benzersiz bir kimlik numarası veren açık katalog.

  • vulnerability scanisimzafiyet taraması, güvenlik açığı taraması

    Sistemleri, ağları veya uygulamaları bilinen zayıflıklar, eksik yamalar ve güvensiz ayarlar açısından otomatik olarak kontrol eden ve bunları bir raporda listeleyen tarama.

  • SIEMkısaltmaSIEM, güvenlik bilgi ve olay yönetimi

    Security information and event management (güvenlik bilgi ve olay yönetimi): Pek çok sistemden log toplayan, bunları ilişkilendiren ve olası saldırılar hakkında alarm üreten platform.

  • false positiveisimyanlış pozitif, hatalı alarm

    Ortada gerçekte zararlı bir şey yokken bir tehdit ya da zafiyet varmış gibi yanlış sonuç veren alarm veya test sonucu.

  • containmentisimsınırlama, kontrol altına alma

    Olay müdahalesinde ekibin bir saldırının yayılmasını veya daha fazla zarar vermesini durdurduğu aşama; örneğin enfekte makinelerin ağdan izole edilmesi.

  • remediationisimgiderme, düzeltme

    Bir güvenlik sorununu kaynağında gidermeye yönelik çalışma; örneğin bir yamayı uygulamak, bir yapılandırmayı değiştirmek veya zafiyetli kodu yeniden yazmak.

  • mitigatefiilazaltmak, hafifletmek

    Tamamen ortadan kaldırılamayan bir riskin veya saldırının gerçekleşme olasılığını ya da etkisini azaltmak; örneğin geçici bir çözüm yoluyla veya ek bir kontrolle.

  • security policyisimgüvenlik politikası, bilgi güvenliği politikası

    Bir kurumun bilgilerini, sistemlerini ve çalışanlarını korumak için uyduğu kuralları belirleyen, yönetim tarafından onaylanmış resmi belge.

  • attack surfaceisimsaldırı yüzeyi

    Bir saldırganın bir sisteme veya kuruma girmeye ya da oradan veri çıkarmaya çalışabileceği tüm noktaların bütünü; örneğin açık portlar, web uygulamaları, kullanıcı hesapları ve tedarikçiler.

  • brute-force attackisimkaba kuvvet saldırısı, deneme yanılma saldırısı

    Doğrusu bulunana kadar, genellikle otomatik olarak, çok sayıda parolanın veya anahtarın art arda denendiği saldırı.

  • credentialsisimkimlik bilgileri, giriş bilgileri

    Bir kullanıcının kim olduğunu kanıtlayan ve oturum açmasını sağlayan bilgiler; çoğunlukla kullanıcı adı ve parola, ama aynı zamanda anahtarlar, token'lar ve sertifikalar.

  • single sign-onisimtek oturum açma, SSO

    Kullanıcının tek bir kimlik bilgisi setiyle bir kez oturum açıp ardından yeniden giriş yapmadan pek çok farklı uygulamayı kullanabilmesini sağlayan oturum açma sistemi.

  • role-based access controlisimrol tabanlı erişim kontrolü, RBAC

    İzinlerin 'muhasebeci' veya 'yönetici' gibi rollere tanımlandığı ve kullanıcıların bir role atanarak erişim elde ettiği yetki yönetimi yöntemi.

  • public-key cryptographyisimaçık anahtarlı kriptografi, asimetrik şifreleme

    Biri herkesle paylaşılabilen açık anahtar, diğeri sahibinin gizli tuttuğu özel anahtar olmak üzere birbiriyle bağlantılı bir anahtar çifti kullanan kriptografi türü.

  • end-to-end encryptionisimuçtan uca şifreleme

    Mesajları yalnızca gönderenin ve asıl alıcının okuyabildiği, aradaki hizmet sağlayıcının bile içeriği göremediği şifreleme.

  • network segmentationisimağ segmentasyonu, ağ bölümlendirme

    Bir ağı, aralarındaki trafiğin kontrol altında tutulduğu ayrı bölgelere bölerek bir bölümdeki sorunun diğerlerine kolayca yayılmasını engelleme yaklaşımı.

  • zero trustisimsıfır güven, zero trust

    Şirket ağının içinde bile hiçbir kullanıcıya veya cihaza varsayılan olarak güvenmeyen; her istekte kimliği ve bağlamı yeniden kontrol eden güvenlik modeli.

  • EDRkısaltmauç nokta tespit ve müdahale, EDR

    Endpoint detection and response (uç nokta tespit ve müdahale): Dizüstü bilgisayarlarda ve sunucularda etkinlikleri kaydeden, şüpheli davranışları tespit eden ve analistlerin uzaktan inceleme ve müdahale yapmasını sağlayan güvenlik yazılımı.

  • threat intelligenceisimtehdit istihbaratı, siber tehdit istihbaratı

    Saldırganlar, yöntemleri ve kullandıkları araçlar hakkında toplanıp analiz edilen; bir kurumun saldırılara hazırlanmasına ve onları tespit etmesine yardımcı olan bilgiler.

  • indicator of compromiseisimihlal göstergesi, tehlike göstergesi

    Bir sisteme saldırı yapılmış olabileceğine işaret eden teknik iz; örneğin zararlı bir IP adresi, dosya hash'i veya alan adı.

  • digital forensicsisimadli bilişim, dijital adli inceleme

    Bir olay sırasında ne yaşandığını, mahkemede de geçerli olabilecek şekilde ortaya çıkarmak için disk imajları, bellek ve loglar gibi dijital delillerin toplanması ve incelenmesi.

  • playbookisimmüdahale kılavuzu, playbook

    Bir güvenlik ekibine oltalama veya fidye yazılımı gibi belirli bir alarm ya da olay türünü nasıl ele alacağını adım adım anlatan yazılı kılavuz.

  • escalatefiileskale etmek, üst seviyeye iletmek

    Ciddi olduğu ya da kendi yetkinizi veya uzmanlığınızı aştığı için bir alarmı, olayı veya sorunu daha kıdemli bir kişiye ya da ekibe iletmek.

  • patch managementisimyama yönetimi

    Tüm sistemlerdeki yazılım güncellemelerinin bulunması, test edilmesi, onaylanması ve yüklenmesi ile hangilerinin hala eksik olduğunun takip edilmesinden oluşan sürekli süreç.

  • CVSSkısaltmaCVSS puanı, Ortak Zafiyet Puanlama Sistemi

    Common Vulnerability Scoring System (Ortak Zafiyet Puanlama Sistemi): Bir zafiyetin ne kadar ciddi olduğunu 0,0 ile 10,0 arasında bir puanla derecelendiren standart yöntem.

  • misconfigurationisimyanlış yapılandırma, hatalı yapılandırma

    Yazılımın kendisindeki bir hatadan değil; yanlış, güvensiz ya da varsayılan halinde bırakılmış ayarlardan kaynaklanan güvenlik zayıflığı.

  • auditisimdenetim, denetleme

    Bir kurumun güvenlik kontrollerinin ve süreçlerinin bir standarda, bir yasaya veya kendi politikalarına uygun olup olmadığını inceleyen resmi ve bağımsız değerlendirme.

  • risk assessmentisimrisk değerlendirmesi, risk analizi

    Riskleri belirlemek, gerçekleşme olasılıklarını ve ciddiyetlerini tahmin etmek ve hangilerinin öncelikle ele alınması gerektiğine karar vermek için yürütülen yapılandırılmış süreç.

  • rules of engagementifadeangajman kuralları, test kuralları

    Bir güvenlik testinin üzerinde anlaşılmış koşulları: neyin, ne zaman ve hangi yöntemlerle test edilebileceği ve bir sorun çıkarsa kiminle iletişime geçileceği.

  • findingisimbulgu, tespit

    Bir denetim, değerlendirme veya sızma testi sırasında tespit edilip belgelenen, genellikle bir önem derecesiyle birlikte verilen güvenlik sorunu ya da zayıflık.

  • reconnaissanceisimkeşif, bilgi toplama

    Bir saldırının veya güvenlik testinin, hedef hakkında alan adları, çalışanlar, kullanılan teknolojiler ve dışarıya açık servisler gibi bilgilerin toplandığı ilk aşaması.

  • privilege escalationisimyetki yükseltme, hak yükseltme

    Sahip olunan erişim haklarından daha yüksek haklar elde etmek; örneğin bir hatayı veya yanlış yapılandırmayı kötüye kullanarak normal kullanıcı hesabından yönetici seviyesine geçmek.

  • lateral movementisimyanal hareket, yatay hareket

    Saldırganların ilk ele geçirdikleri makineden aynı ağ içindeki diğer sistemlere geçerek değerli veri veya daha yüksek yetkiler araması.

  • man-in-the-middle attackisimortadaki adam saldırısı, araya girme saldırısı

    Birinin, iletişim kuran iki tarafın arasına gizlice girerek aralarında geçen trafiği okuyabildiği veya değiştirebildiği saldırı.

  • keyloggerisimtuş kaydedici, keylogger

    Kullanıcının bastığı her tuşu gizlice kaydeden, genellikle parolaları ve özel mesajları ele geçirmek için kullanılan yazılım veya küçük donanım parçası.

  • botnetisimbot ağı, botnet

    Bir saldırganın uzaktan kontrol ettiği ve örneğin spam göndermek ya da DDoS saldırıları yapmak için birlikte kullandığı, bot adı verilen çok sayıda enfekte bilgisayar veya cihazdan oluşan ağ.

  • backdoorisimarka kapı

    Normal kimlik doğrulamayı atlatan gizli bir giriş yolu; geliştiriciler tarafından bırakılmış ya da saldırganlar tarafından daha sonra geri dönebilmek için yerleştirilmiş olabilir.

  • sandboxisimsandbox, kum havuzu

    Şüpheli dosyaların veya programların gerçek sistemlere risk oluşturmadan güvenle çalıştırılıp ne yaptıklarının gözlemlendiği, yalıtılmış ve kontrollü ortam.

  • web application firewallisimweb uygulama güvenlik duvarı, WAF

    Web uygulamalarının önünde konumlanan ve SQL enjeksiyonu ile siteler arası betik çalıştırma gibi yaygın web saldırılarını engellemek için HTTP trafiğini süzen güvenlik duvarı.

  • open portisimaçık port

    Bir cihaz üzerinde bağlantı kabul eden, yani arkasında dinlemede olan bir servis bulunduğu için başkaları tarafından erişilebilen ağ portu.

  • digital signatureisimdijital imza, sayısal imza

    Bir mesaja, belgeye veya dosyaya eklenen; onu kimin oluşturduğunu kanıtlayan ve imzalandıktan sonra değiştirilmediğini gösteren kriptografik değer.

  • ciphertextisimşifreli metin, şifrelenmiş veri

    Şifrelendikten sonra rastgele karakterler gibi görünen ve doğru anahtar olmadan anlaşılamayan veri. Okunabilir asıl haline düz metin (plaintext) denir.

  • threat huntingisimtehdit avcılığı

    Otomatik alarmlarla henüz tespit edilmemiş saldırganların izlerini, çoğunlukla bir hipotezden yola çıkarak, sistemlerde ve loglarda proaktif olarak arama.

  • security controlisimgüvenlik kontrolü, güvenlik önlemi

    Bir güvenlik riskini azaltan her türlü teknik, idari veya fiziksel önlem; örneğin bir güvenlik duvarı, bir politika, bir eğitim ya da kilitli bir kapı.

  • GDPRkısaltmaGenel Veri Koruma Tüzüğü, GDPR

    General Data Protection Regulation (Genel Veri Koruma Tüzüğü): Kurumların kişisel verileri nasıl topladığına, kullandığına ve koruduğuna dair kurallar koyan ve Mayıs 2018'den beri uygulanan Avrupa Birliği düzenlemesi.

  • hardeningisimsıkılaştırma, güvenlik sıkılaştırması

    Gereksiz yazılımları ve servisleri kaldırarak, varsayılan ayarları değiştirerek ve güvenli yapılandırmalar uygulayarak bir sistemi daha güvenli hale getirme süreci.

  • responsible disclosureisimsorumlu ifşa, koordineli zafiyet bildirimi

    Bir zafiyeti önce üreticiye veya sistem sahibine gizlice bildirmek ve ayrıntılar kamuoyuyla paylaşılmadan önce düzeltmeleri için makul bir süre tanımak.

  • bug bountyisimhata ödül programı, bug bounty

    Bir kurumun dışarıdaki araştırmacıları kendi sistemlerindeki zafiyetleri bulup bildirmeye davet ettiği ve geçerli bildirimler için ödül ödediği program.

  • threat actorisimtehdit aktörü, saldırgan

    Bir siber saldırının veya tehdidin arkasındaki kişi ya da grup; örneğin bir suç örgütü, devlet destekli bir grup, bir hacktivist veya kötü niyetli bir içeriden kişi.

  • spoofingisimsahtecilik, kimlik sahteciliği

    Bir mesajın veya bağlantının güvenilir birinden geliyormuş gibi görünmesi için e-posta göndereni, telefon numarası, web sitesi ya da IP adresi gibi bir kimliği veya kaynağı sahte göstermek.

  • networkisimağ, şebeke

    Veri alışverişi yapabilmeleri ve kaynakları paylaşabilmeleri için kablolarla ya da radyo sinyalleriyle birbirine bağlanmış bilgisayar, telefon ve diğer cihazlardan oluşan yapı.

  • routerisimyönlendirici, router

    Farklı ağları birbirine bağlayan ve verinin hedefe ulaşması için en uygun yolu, genellikle IP adreslerine bakarak paket paket belirleyen cihaz.

  • switchisimanahtar, ağ anahtarı

    Aynı yerel ağdaki bilgisayar, telefon, yazıcı gibi cihazları birbirine bağlayan ve her çerçeveyi yalnızca hedef cihazın bulunduğu porta ileten çok portlu cihaz.

  • IP addressisimIP adresi

    IP ağındaki her cihaza verilen ve verinin o cihaza ulaştırılmasını sağlayan benzersiz sayısal etiket; IPv4'te örneğin 192.168.1.20 gibi.

  • bandwidthisimbant genişliği

    Bir bağlantının belirli bir sürede taşıyabileceği en yüksek veri miktarı; genellikle saniyede megabit ya da gigabit (Mbps, Gbps) cinsinden ölçülür.

  • protocolisimprotokol, iletişim kuralları

    Cihazların veriyi nasıl biçimlendireceğini, göndereceğini, alacağını ve kontrol edeceğini belirleyen ortak kurallar bütünü; farklı üreticilerin cihazlarının birbiriyle anlaşabilmesini sağlar.

  • LANkısaltmayerel ağ, LAN

    Local area network'ün kısaltması: ev, ofis katı ya da tek bir bina gibi sınırlı bir alandaki cihazları birbirine bağlayan ağ.

  • WANkısaltmageniş alan ağı, WAN

    Wide area network'ün kısaltması: şehirler ya da ülkeler arasındaki lokasyonları, genellikle bir telekom operatöründen kiralanan hatlar veya internet üzerinden birbirine bağlayan ağ.

  • Wi-Fiisimkablosuz ağ, Wi-Fi

    IEEE 802.11 standartlarına dayanan kablosuz yerel ağların yaygın adı; cihazları başta 2,4, 5 ve 6 GHz bantları olmak üzere radyo dalgalarıyla ağa bağlar.

  • DHCPkısaltmadinamik adres atama protokolü, DHCP

    Dynamic Host Configuration Protocol'ün kısaltması: ağa katılan cihazlara IP adresi, alt ağ maskesi, varsayılan ağ geçidi ve DNS sunucularını otomatik olarak veren protokol.

  • default gatewayisimvarsayılan ağ geçidi, default gateway

    Bir cihazın, hedef kendi alt ağının dışındayken trafiği gönderdiği router adresi; bu adres yoksa cihaz yalnızca kendi yerel ağıyla konuşabilir.

  • packetisimpaket, veri paketi

    Ağ üzerinden gönderilen küçük veri birimi; adresleme ve kontrol bilgilerini içeren bir başlık (header) ile asıl içeriğin bir parçasını taşıyan yükten (payload) oluşur.

  • portisimport, bağlantı noktası

    İki anlamı vardır: bir cihazda ağ kablosunun takıldığı fiziksel giriş ya da bir cihazdaki belirli bir servisi tanımlayan 0 ile 65535 arasındaki numara (örneğin HTTPS için 443).

  • TCP/IPkısaltmaTCP/IP protokol ailesi, TCP/IP

    İnternetin ve neredeyse tüm modern ağların üzerine kurulu olduğu protokol ailesi; adını en bilinen iki üyesi olan TCP ve IP'den alır.

  • EthernetisimEthernet, kablolu ağ

    Kablolu yerel ağlar için standart teknoloji (IEEE 802.3); cihazların bakır ya da fiber kablolar üzerinden 10 Mbps'ten saniyede yüzlerce gigabite kadar hızlarda nasıl çerçeve göndereceğini tanımlar.

  • configurefiilyapılandırmak, konfigüre etmek

    Bir cihazı ya da servisi; adresler, parolalar, VLAN'lar ve yönlendirme gibi ihtiyaç duyduğu ayarları girerek ağın gerektirdiği şekilde çalışır hale getirmek.

  • MAC addressisimMAC adresi, fiziksel adres

    Genellikle fabrikada ağ kartına işlenen ve cihazı yerel ağda tanımlayan donanım adresi; 48 bitten oluşur ve altı çift onaltılık (hexadecimal) rakamla yazılır.

  • routingisimyönlendirme, routing

    Trafiğin bir ağdan diğerine giderken izleyeceği yolun seçilmesi; router'lar bu işi elle girilen ya da diğer router'lardan öğrenilen rotalara göre yapar.

  • routing tableisimyönlendirme tablosu, routing tablosu

    Bir router'da ya da cihazda tutulan ve bilinen ağları, her biri için paketlerin nereye (bir sonraki router'a veya hangi arayüze) gönderileceğini gösteren liste.

  • VLANkısaltmasanal yerel ağ, VLAN

    Virtual LAN'ın kısaltması: aynı donanıma bağlı cihazların (örneğin çalışan bilgisayarları, misafirler ve kameralar) birbirinden ayrılabilmesi için switch üzerinde oluşturulan ayrı mantıksal ağ.

  • access pointisimerişim noktası, kablosuz erişim noktası

    Genellikle tavana ya da duvara monte edilen, Wi-Fi sinyali gönderip alan ve kablosuz cihazları kablolu ağa bağlayan cihaz.

  • packet lossisimpaket kaybı

    Ağ üzerinden gönderilen paketlerin bir kısmının hedefe hiç ulaşmaması; genellikle yüzde olarak gösterilir ve yavaş indirmelere, kesik kesik görüşmelere ve donan görüntüye yol açar.

  • OSI modelisimOSI modeli, OSI referans modeli

    Ağ iletişimini fiziksel kablodan (1. katman) uygulamaya (7. katman) kadar yedi katmana ayıran ve sorunların ve teknolojilerin net biçimde anlatılmasını sağlayan referans modeli.

  • TCPkısaltmaİletim Kontrol Protokolü, TCP

    Transmission Control Protocol'ün kısaltması: bir bağlantı kurarak verinin eksiksiz ve doğru sırayla ulaşmasını sağlayan, kaybolan her şeyi yeniden gönderen protokol.

  • UDPkısaltmaKullanıcı Veri Birimi Protokolü, UDP

    User Datagram Protocol'ün kısaltması: bağlantı kurmadan ve verinin ulaşıp ulaşmadığını kontrol etmeden gönderen basit ve hızlı protokol; ses, görüntü, DNS ve oyunlarda kullanılır.

  • IPv4kısaltmaIPv4, İnternet Protokolü sürüm 4

    İnternet Protokolü'nün 4. sürümü; 192.168.10.5 gibi noktalarla ayrılmış ve her biri 0 ile 255 arasında olan dört sayıyla yazılan 32 bitlik adresler kullanır ve yaklaşık 4,3 milyar adrese imkan tanır.

  • IPv6kısaltmaIPv6, İnternet Protokolü sürüm 6

    İnternet Protokolü'nün 6. sürümü; 2001:db8::1 gibi iki nokta üst üste ile ayrılmış onaltılık rakam gruplarıyla yazılan 128 bitlik adresler kullanır ve neredeyse sınırsız sayıda adres sağlar.

  • subnet maskisimalt ağ maskesi, subnet maskesi

    255.255.255.0 gibi, bir IPv4 adresinin hangi kısmının ağı, hangi kısmının cihazı gösterdiğini belirten sayı; /24 gibi bir önek olarak da yazılabilir.

  • NATkısaltmaağ adresi dönüştürme, adres çevirisi

    Network address translation'ın kısaltması: router'ın ya da güvenlik duvarının paketlerdeki adresleri değiştirmesi; tipik olarak özel adresli çok sayıda cihazın tek bir genel IP adresini paylaşmasını sağlar.

  • static IP addressisimstatik IP adresi, sabit IP adresi

    Elle girilen ya da tek bir cihaza kalıcı olarak ayrılan ve DHCP'nin dağıttığı dinamik adreslerin aksine değişmeyen IP adresi.

  • topologyisimtopoloji, ağ topolojisi

    Bir ağın yerleşim düzeni; cihazlarının ve bağlantılarının yıldız, halka ya da örgü (mesh) gibi hangi biçimde düzenlendiği ve birbirine bağlandığı.

  • hostisimhost, uç cihaz

    Ağda IP adresi olan ve veri gönderip alan her türlü cihaz; bilgisayar, sunucu, telefon ya da yazıcı gibi.

  • SSIDkısaltmakablosuz ağ adı, SSID

    Service set identifier'ın kısaltması: cihazların bulunan ağlar listesinde gördüğü, en fazla 32 karakter uzunluğundaki Wi-Fi ağ adı.

  • tracerouteisimtraceroute, yol izleme

    Bir paketin hedefe giderken geçtiği her router'ı ve her birine olan gecikmeyi listeleyen tanı aracı; trafiğin nerede yavaşladığını ya da nerede durduğunu görmenizi sağlar.

  • jitterisimjitter, gecikme değişkenliği

    Ağ üzerinden gelen paketlerin gecikmesindeki değişkenlik; paketler düzensiz aralıklarla ulaştığında sesli ve görüntülü görüşmeler kesik kesik ya da robotik bir sese dönüşür.

  • QoSkısaltmahizmet kalitesi, trafik önceliklendirme

    Quality of service'in kısaltması: bir hat yoğunken ses ve görüntü gibi önemli trafiğe, daha az acil trafiğe göre öncelik tanıyan teknikler bütünü.

  • BGPkısaltmaSınır Ağ Geçidi Protokolü, BGP

    Border Gateway Protocol'ün kısaltması: internetteki ağların birbirleriyle rota paylaşmak için kullandığı yönlendirme protokolü; trafiğin farklı operatörler ve şirketler arasında yolunu bulmasını sağlar.

  • OSPFkısaltmaOSPF, OSPF yönlendirme protokolü

    Open Shortest Path First'ün kısaltması: tek bir kurumun ağı içinde kullanılan, router'ların bağlantılarına dair bilgileri paylaştığı ve her birinin en iyi yolu kendisinin hesapladığı yönlendirme protokolü.

  • static routeisimstatik rota, statik yönlendirme

    Bir mühendisin router'a elle girdiği ve belirli bir ağa giden trafiğin tam olarak nereye gönderileceğini söyleyen rota; yönlendirme protokolünün öğrenmesine bırakılmaz, doğrudan tanımlanır.

  • trunk portisimtrunk port, etiketli port

    Tek bir bağlantı üzerinden birden fazla VLAN'ın trafiğini taşıyan ve karşı taraftaki cihaz her çerçevenin hangi VLAN'a ait olduğunu anlasın diye çerçevelere etiket ekleyen switch portu.

  • spanning tree protocolisimSpanning Tree Protokolü, STP

    Switch'ler arasındaki fazladan yolları bloke ederek döngü (loop) oluşmasını engelleyen ve aktif bir bağlantı koparsa bloke edilen yolu yeniden açan protokol.

  • maintenance windowisimbakım penceresi, planlı bakım zamanı

    Mühendislerin, yazılım güncellemesi ve donanım değişimi gibi hizmeti kesintiye uğratabilecek işleri yapmasına izin verilen, genellikle gece ya da hafta sonuna denk gelen, önceden kararlaştırılmış zaman aralığı.

  • roamingisimdolaşım, roaming

    Genellikle yurt dışında, kendi operatörünüz dışındaki bir mobil şebekeyi kullanmak; Wi-Fi'da ise bağlantı kopmadan bir erişim noktasından diğerine geçmek.

  • packet captureisimpaket yakalama, paket kaydı

    Bir ağ arayüzünden geçen gerçek paketlerin, mühendislerin tam olarak neyin gönderilip alındığını inceleyebilmesi için kaydedilip bir dosyaya saklanması.

  • SNMPkısaltmaBasit Ağ Yönetim Protokolü, SNMP

    Simple Network Management Protocol'ün kısaltması: izleme sistemlerinin ağ cihazlarından trafik, hata ve sıcaklık gibi bilgileri toplamasını ve cihazların uyarı göndermesini sağlayan protokol.

  • network monitoringisimağ izleme, ağ takibi

    Ağ cihazlarının ve bağlantılarının erişilebilirlik, trafik, hata ve gecikme gibi sağlık ve performans göstergelerini sürekli kontrol etmek ve bir sorun çıktığında mühendisleri uyarmak.

  • congestionisimtıkanıklık, ağ tıkanıklığı

    Bir hattan ya da cihazdan, kaldırabileceğinden daha fazla trafiğin geçmeye çalışması; bu durumda paketler kuyruğa alınır ya da düşürülür ve her şey yavaşlar.

  • round-trip timeisimgidiş-dönüş süresi, RTT

    Bir paketin kaynaktan hedefe gitmesi ve cevabın geri dönmesi için geçen süre; genellikle milisaniye cinsinden gösterilir ve ping komutu bu değeri raporlar.

  • ACLkısaltmaerişim kontrol listesi, ACL

    Access control list'in kısaltması: bir router, switch ya da güvenlik duvarı üzerinde, trafiğe kaynak, hedef, protokol ve port gibi ölçütlere göre izin veren veya trafiği reddeden sıralı kurallar listesi.

  • port forwardingisimport yönlendirme, port forwarding

    Genel bir IP adresi ve porta gelen trafiği özel ağ içindeki belirli bir cihaza ve porta yönlendiren NAT kuralı; böylece içerideki bir servise dışarıdan erişilebilir.

  • DMZkısaltmaDMZ, arındırılmış bölge

    Demilitarised zone'un kısaltması: internet ile iç ağ arasında yer alan ve web ya da e-posta sunucuları gibi dışarıya hizmet veren sunucuların konduğu ayrı ağ bölümü.

  • MPLSkısaltmaMPLS, çok protokollü etiket anahtarlama

    Multiprotocol Label Switching'in kısaltması: operatör ağlarında trafiği tam IP sorgusu yerine kısa etiketlere göre ileten teknik; şirketlere özel WAN hizmeti olarak yaygın biçimde satılır.

  • SD-WANkısaltmayazılım tanımlı geniş alan ağı, SD-WAN

    Software-defined wide area network'ün kısaltması: bir şirketin WAN hatlarını yazılım aracılığıyla merkezden yöneten ve her uygulamayı internet, 4G ya da MPLS gibi mevcut en uygun hat üzerinden gönderen yaklaşım.

  • hopisimhop, atlama

    Bir paketin yolundaki tek bir adım, yani bir router'dan bir sonrakine geçiş; hop sayısı, paketin hedefe ulaşana kadar kaç router'dan geçtiğini gösterir.

  • ARPkısaltmaAdres Çözümleme Protokolü, ARP

    Address Resolution Protocol'ün kısaltması: bir cihazın yerel ağda, bilinen bir IPv4 adresine ait MAC adresini bulmak için kullandığı protokol.

  • ICMPkısaltmaİnternet Kontrol Mesajı Protokolü, ICMP

    Internet Control Message Protocol'ün kısaltması: ağ cihazlarının 'hedefe ulaşılamıyor' gibi hata ve durum mesajları göndermek için kullandığı protokol; ping ve traceroute bu protokole dayanır.

  • broadcastisimyayın, genel yayın

    Tek bir adrese değil, yerel ağ bölümündeki tüm cihazlara aynı anda gönderilen mesaj; router'lar yayınları başka ağlara iletmez.

  • CIDRkısaltmaCIDR, CIDR gösterimi

    Classless Inter-Domain Routing'in kısaltması: bir IP ağını adres ve önek uzunluğuyla, örneğin 192.168.0.0/22 şeklinde yazma sistemi; eski sabit adres sınıflarının yerini almıştır.

  • private IP addressisimözel IP adresi, yerel IP adresi

    İç ağlar için ayrılmış aralıklardan, örneğin 10.0.0.0/8, 172.16.0.0/12 ve 192.168.0.0/16 bloklarından alınan ve genel internette yönlendirilemeyen IP adresi.

  • NOCkısaltmaağ operasyon merkezi, NOC

    Network operations centre'ın kısaltması: bir ağı izleyen, alarmlara müdahale eden, arızaların ve kesintilerin giderilmesini koordine eden ve çoğu zaman 7/24 çalışan ekip ve merkez.

  • multiplayersıfatçok oyunculu, multiplayer

    Birden fazla kişinin çevrim içi ya da aynı cihaz üzerinde birlikte veya birbirine karşı oynadığı oyunu ya da modu tanımlar. İsim olarak kullanıldığında oyunun çok oyunculu bölümünü anlatır.

  • dedicated serverisimözel sunucu, dedicated server

    Bir oyuncunun maçı kendi cihazında barındırması yerine, genellikle bir veri merkezinde bulunan, yalnızca oyun sunucusunu ve ortak oyun dünyasını çalıştıran ve oyuncuların bağlandığı bilgisayar.

  • netcodeisimağ kodu, netcode

    Çevrim içi bir oyunda oyuncular ile sunucular arasında oyun verisini gönderen ve gecikmelere rağmen herkesin maçı aynı şekilde görmesini sağlayan ağ kodu.

  • matchmakingisimeşleştirme, eşleşme sistemi

    Çevrim içi oyuncuları beceri seviyesi, bölge ve bağlantı kalitesi gibi ölçütlere göre birlikte ya da birbirine karşı maçlara yerleştiren sistem.

  • lagisimlag, gecikme

    Oyuncunun eylemi ile oyunun tepkisi arasındaki fark edilir gecikme; genellikle yavaş ya da kararsız bir ağ bağlantısından kaynaklanır ve oyunu kesik kesik hissettirir.

  • tick rateisimtick rate, sunucu güncelleme hızı

    Bir oyun sunucusunun saniyede kaç kez oyun durumunu güncelleyip oyunculara gönderdiği; hertz cinsinden ölçülür. Daha yüksek tick rate çevrim içi oyunu daha hassas hale getirir.

  • lobbyisimlobi, bekleme odası

    Çevrim içi bir maç başlamadan önce oyuncuların toplandığı, takım kurduğu, karakter ya da ayar seçtiği ve diğerlerinin katılmasını beklediği sanal bekleme alanı.

  • client-side predictionisimistemci tarafı tahmin, client-side prediction

    Oyuncunun cihazının, girdisinin sonucunu sunucu onaylamadan önce hemen gösterdiği ve sunucu farklı bir sonuç bildirirse bunu sonradan düzelttiği netcode tekniği.

  • authoritative serverisimyetkili sunucu, authoritative server

    Çevrim içi bir oyunda olanlar hakkında son sözü söyleyen sunucu: oyuncular girdilerini gönderir, gerçek sonuçlara sunucu karar verir; bu da hile yapmayı zorlaştırır.

Sürüm Yayını ve Bakım

  • deployfiildağıtmak, yayına almak

    Yazılımın yeni bir sürümünü sunuculara veya cihazlara yükleyip orada çalışır hale getirmek; örneğin test ortamına ya da gerçek kullanıcılara açmak.

  • releaseisimsürüm, yayın

    Ürünün kullanıcılara sunulan bir sürümü ya da onu kullanıma açma işi. Fiil olarak da kullanılır: yeni bir sürüm yayınlamak.

  • productionisimcanlı ortam, üretim ortamı

    Yazılımın gerçek kullanıcılar tarafından kullanıldığı canlı ortam; geliştirme ve test ortamlarının karşıtıdır.

  • buildisimderleme, derleme çıktısı

    Kaynak kodu çalıştırılabilir bir programa veya pakete dönüştürme işlemi ya da bu işlemin sonucu. Fiil olarak da kullanılır: projeyi build etmek.

  • shipfiilyayına çıkarmak, kullanıcıya sunmak

    Bir ürünü veya özelliği gerçek kullanıcıların kullanabileceği şekilde yayınlamak. Kelime, ürünlerin müşterilere gönderilmesi fikrinden gelir.

  • documentationisimdokümantasyon, belgelendirme

    Yazılımın nasıl çalıştığını, nasıl kullanılacağını, kurulacağını ya da değiştirileceğini anlatan yazılı içerik; kılavuzlar, API referansları ve README dosyaları gibi.

  • CI/CDkısaltmasürekli entegrasyon ve sürekli teslimat, sürekli entegrasyon ve dağıtım

    Continuous integration ve continuous delivery/deployment kısaltması: her değişikliği otomatik olarak derleyip test etmek, ardından hızlı ve güvenli şekilde yayına almak.

  • hotfixisimacil düzeltme, acil yama

    Canlı ortamdaki ciddi bir sorun için normal sürüm takviminin dışında hızla yayınlanan acil düzeltme.

  • roll backphrasal verb (öbek fiil)geri almak, önceki sürüme dönmek

    Bir sürüm veya değişiklik sorun çıkardığında sistemi daha önceki, çalışan bir sürüme döndürmek.

  • stagingisimön yayın ortamı, test ortamı

    Canlı ortama olabildiğince benzer şekilde kurulan ve sürümün gerçek kullanıcılara ulaşmadan önce son kez kontrol edildiği ortam.

  • legacy codeisimeski kod, miras kod

    Kullanılmaya devam eden, çoğu zaman ekipten ayrılmış kişilerce yazılmış, dokümantasyonu ve testi az olduğu için değiştirmesi riskli gelen eski kod.

  • deprecatefiilkullanımdan kaldırmak, desteğini sonlandırmak

    Bir özelliği, fonksiyonu veya API'yi resmi olarak eskimiş ve önerilmeyen olarak işaretlemek; genellikle ileriki bir sürümde kaldırılacağına dair bir uyarıdır.

  • release notesisimsürüm notları, yayın notları

    Yazılımın yeni bir sürümüyle birlikte yayımlanan ve yeni özellikleri, hata düzeltmelerini, bilinen sorunları ve kullanıcıların bilmesi gereken diğer değişiklikleri listeleyen kısa belge.

  • patchisimyama, düzeltme

    Büyük yeni özellikler eklemeden yazılımdaki hataları ya da güvenlik açıklarını gideren küçük güncelleme. Fiil olarak da kullanılır: bir sistemi yamamak.

  • upgradefiilyükseltmek, güncellemek

    Bir yazılımın, kütüphanenin ya da aracın daha yeni ve genellikle daha iyi bir sürümüne geçmek; örneğin Python 3.10'dan Python 3.12'ye.

  • go liveifadecanlıya çıkmak, yayına girmek

    Yeni bir sistem, özellik ya da web sitesi gibi bir şeyin canlı ortamda ilk kez gerçek kullanıcıların kullanımına açılması.

  • changelogisimdeğişiklik günlüğü, değişiklik kaydı

    Bir projenin her sürümündeki önemli değişiklikleri, genellikle en yeni sürüm en üstte olacak şekilde listeleyen dosya ya da sayfa. Çoğunlukla CHANGELOG.md adını taşır.

  • semantic versioningisimsemantik sürümleme, anlamsal sürümleme

    Üç parçalı bir sürüm numaralandırma kuralı, MAJOR.MINOR.PATCH: ilk sayı geriye dönük uyumsuz değişikliklerde, ikincisi yeni özelliklerde, üçüncüsü hata düzeltmelerinde artar.

  • code freezeisimkod dondurma, değişiklik yasağı dönemi

    Bir sürümden önce ya da tatil dönemleri gibi yoğun zamanlarda, kritik düzeltmeler dışında yeni kod değişikliklerinin birleştirilmesine izin verilmeyen dönem.

  • bumpfiilsürümü artırmak, sürüm yükseltmek

    Bir sürüm numarasını artırmak ya da bir bağımlılığı daha yeni bir sürüme güncellemek; genellikle küçük bir değişikliktir. Gayriresmi olarak bir işin önceliğini yükseltmek ya da bir mesajı insanlara yeniden hatırlatmak anlamına da gelir.

  • domain nameisimalan adı, domain

    İnsanların sayısal bir IP adresi yerine yazdığı, example.com gibi okunabilir web sitesi adresi.

  • hostingisimbarındırma, hosting

    Bir web sitesinin dosyalarını ve kodunu internete bağlı sunucularda tutarak sitenin her an ziyaret edilebilmesini sağlayan hizmet.

  • SSL certificateisimSSL sertifikası, TLS sertifikası

    Bir sunucuya yüklenen, sitenin kimliğini kanıtlayan ve tarayıcının şifreli bir HTTPS bağlantısı kurmasını sağlayan dijital dosya.

  • DNSkısaltmaDNS, alan adı sistemi

    Domain Name System (Alan Adı Sistemi): example.com gibi alan adlarını sunucuların IP adreslerine çeviren internet rehberi.

  • web serverisimweb sunucusu

    HTTP isteklerini kabul edip web sayfalarını ve dosyaları sunan Nginx veya Apache gibi yazılım; bu yazılımı çalıştıran makine için de kullanılır.

  • cloud computingisimbulut bilişim, bulut hizmetleri

    Kendi donanımınızı satın alıp işletmek yerine sunucu, depolama, veritabanı gibi bilişim kaynaklarını bir sağlayıcıdan internet üzerinden kiralayarak kullanma modeli.

  • DevOpsisimDevOps, geliştirme ve operasyon birlikteliği

    Yazılımı geliştirme, yayına alma ve çalıştırma sorumluluğunu geliştiricilerle operasyon ekibinin paylaştığı, değişiklikleri otomasyon sayesinde hızlı ve güvenli biçimde teslim etmeyi amaçlayan çalışma yaklaşımı.

  • pipelineisimpipeline, işlem hattı

    Kod her değiştiğinde çalışan, derleme, test ve dağıtım gibi adımlardan oluşan ve bir adım başarısız olursa duran otomatik süreç.

  • containerisimkonteyner, kapsayıcı

    Bir uygulamayı çalışması için gereken her şeyle birlikte paketleyen hafif ve yalıtılmış birim; böylece uygulama dizüstü bilgisayarda, test sunucusunda ya da bulutta aynı şekilde davranır.

  • DockerisimDocker, konteyner platformu

    Konteyner imajı oluşturmak ve konteyner çalıştırmak için yaygın olarak kullanılan platform. 2013'te çıkışından sonra konteynerlerin yaygınlaşmasını sağlamıştır.

  • KubernetesisimKubernetes, K8s

    Konteynerleri birçok makine üzerinde çalıştıran ve yöneten açık kaynak sistem: konteynerleri başlatır, çökenleri yeniden ayağa kaldırır, trafiği dağıtır ve sayılarını artırıp azaltır.

  • virtual machineisimsanal makine, sanal sunucu

    Fiziksel bir makine üzerinde yazılım olarak çalışan ve kendi işletim sistemi olan eksiksiz bir bilgisayar. Tek bir fiziksel sunucu aynı anda birçok sanal makineyi barındırabilir.

  • instanceisimbulut sunucusu, sanal sunucu

    Bulutta çalışan sanal bir sunucunun ya da hizmetin tek bir kopyası. İşlemci sayısı ve bellek miktarı gibi boyutunu siz seçersiniz ve çalıştığı süre boyunca ücret ödersiniz.

  • cloud providerisimbulut sağlayıcı, bulut hizmet sağlayıcısı

    Büyük veri merkezlerine sahip olan ve bilişim, depolama, ağ gibi hizmetleri internet üzerinden müşterilere kiralayan şirket.

  • regionisimbölge, bulut bölgesi

    Bir bulut sağlayıcının bir grup veri merkezine sahip olduğu coğrafi alan; örneğin Frankfurt ya da İrlanda. Kaynaklarınızın hangi bölgede çalışacağını siz seçersiniz.

  • environmentisimortam

    Geliştirme, test ya da gerçek kullanıcılara hizmet gibi tek bir amaç için kullanılan, kendi sunucuları, ayarları ve verisi olan sistemin ayrı bir kopyası.

  • infrastructure as codeisimkod olarak altyapı, altyapının kodla yönetimi

    Sunucuları, ağları ve diğer bulut kaynaklarını bir konsolda elle tıklayarak değil, araçların okuyup uyguladığı yapılandırma dosyaları yazarak yönetme yaklaşımı.

  • IaaSkısaltmahizmet olarak altyapı, IaaS

    Infrastructure as a service ifadesinin kısaltması: sanal makine, disk ve ağ gibi temel yapı taşlarını kiralayıp işletim sistemini ve onun üzerindeki her şeyi kendiniz yönettiğiniz model.

  • PaaSkısaltmahizmet olarak platform, PaaS

    Platform as a service ifadesinin kısaltması: yalnızca kodunuzu yüklediğiniz, sunucuları, işletim sistemini ve çalışma ortamını sağlayıcının sizin için işlettiği hazır platform.

  • SaaSkısaltmahizmet olarak yazılım, SaaS

    Software as a service ifadesinin kısaltması: müşterilerin tarayıcı ya da uygulama üzerinden kullandığı ve abonelikle ödediği, arkasındaki her şeyi sağlayıcının işlettiği eksiksiz yazılım.

  • serverlesssıfatsunucusuz, serverless

    Sağlayıcının her istek için sunucuları otomatik olarak başlatıp ölçeklendirdiği ve yalnızca kodunuzun gerçekten çalıştığı süre için ödeme yaptığınız kod çalıştırma biçimini anlatır.

  • on-premisessıfatşirket içi, kurum içi

    Bir şirketin bulut sağlayıcıdan kiralamak yerine kendi binasında ya da veri merkezinde çalıştırdığı sunucuları ve yazılımları anlatır.

  • hybrid cloudisimhibrit bulut, karma bulut

    Bir şirketin kendi şirket içi sistemlerini ya da özel bulutunu bir genel bulut sağlayıcıyla birleştiren, ikisinin birbirine bağlı biçimde birlikte çalıştığı yapı.

  • availability zoneisimerişilebilirlik alanı, kullanılabilirlik alanı

    Bir bulut bölgesi içindeki, her birinin kendi elektrik ve ağ altyapısı olan birkaç ayrı veri merkezi konumundan biri; böylece birindeki arıza diğerlerini etkilemez.

  • container imageisimkonteyner imajı, kapsayıcı görüntüsü

    Bir uygulamayı, kütüphanelerini ve ayarlarını içeren, konteynerlerin başlatıldığı şablon olarak kullanılan salt okunur paket.

  • clusterisimküme, cluster

    Tek bir sistem gibi birlikte çalışan, birbirine bağlı makineler grubu; örneğin Kubernetes'te konteyner çalıştırmak ya da bir veritabanında veri saklamak için kullanılır.

  • nodeisimdüğüm, node

    Bir cluster'ın parçası olan fiziksel ya da sanal tek bir makine. Kubernetes'te worker node'lar, pod'ların fiilen çalıştığı makinelerdir.

  • podisimpod, Kubernetes pod'u

    Kubernetes'in çalıştırdığı en küçük birim: her zaman aynı node'a birlikte yerleştirilen, ağ adresini ve depolamayı paylaşan bir ya da daha fazla konteyner.

  • orchestrationisimorkestrasyon, konteyner orkestrasyonu

    Çok sayıda konteynerin ya da servisin otomatik olarak yönetilmesi: nerede çalışacaklarına karar verme, onları başlatma ve yeniden başlatma, birbirine bağlama ve ölçekleme.

  • continuous integrationisimsürekli entegrasyon, CI

    Küçük kod değişikliklerini sık sık ortak ana dala birleştirme ve her değişikliğin otomatik olarak derlenip test edilmesiyle sorunları erkenden yakalama pratiği.

  • continuous deliveryisimsürekli teslim, sürekli teslimat

    Kodun her zaman yayına hazır tutulması, böylece test edilmiş herhangi bir sürümün tek bir tuşla canlı ortama çıkabilmesi pratiği.

  • artifactisimderleme çıktısı, yapıt

    Bir derleme sonucunda üretilen ve saklanıp daha sonra dağıtılan dosya ya da paket; örneğin JAR dosyası, ikili dosya ya da konteyner imajı.

  • load balancerisimyük dengeleyici, load balancer

    Gelen trafiği karşılayıp birden çok sunucuya dağıtan ve istekleri yalnızca sağlıklı çalışan sunuculara yönlendiren hizmet.

  • autoscalingisimotomatik ölçekleme, autoscaling

    Talep arttığında sunucu ya da konteyner eklenmesi, azaldığında kaldırılması işinin işlemci kullanımı veya istek sayısı gibi kurallara göre otomatik yapılması.

  • latencyisimgecikme, gecikme süresi

    Bir isteğin ya da verinin sistem içinden geçip yanıt alması için geçen süre; genellikle milisaniye cinsinden ölçülür.

  • provisionfiilkaynak tahsis etmek, kurup hazırlamak

    Sunucu, veritabanı ya da ağ gibi bilişim kaynaklarını oluşturup kullanıma hazır hale getirmek.

  • TerraformisimTerraform, altyapı kodlama aracı

    HashiCorp'un geliştirdiği, yaygın olarak kullanılan bir kod olarak altyapı aracı. Kaynakları yapılandırma dosyalarında tanımlarsınız; Terraform da onları bu tanıma uyacak şekilde oluşturur, değiştirir ya da siler.

  • configuration managementisimyapılandırma yönetimi, konfigürasyon yönetimi

    Birçok sunucudaki yazılımı, ayarları ve dosyaları her sunucuyu elle değiştirmek yerine araçlar kullanarak bilinen ve tutarlı bir durumda tutma işi.

  • spin upphrasal verb (öbek fiil)ayağa kaldırmak, hızla oluşturmak

    Yeni bir sunucuyu, konteyneri ya da ortamı genellikle tek bir komutla veya birkaç tıklamayla hızla oluşturup çalıştırmak.

  • hypervisorisimhipervizör, sanallaştırma katmanı

    Sanal makineleri oluşturup çalıştıran, tek bir fiziksel bilgisayarın işlemcisini, belleğini ve depolamasını bu makineler arasında paylaştırıp onları birbirinden ayrı tutan yazılım.

  • workloadisimiş yükü, uygulama yükü

    Bulut kaynakları üzerinde çalışan ve bilişim gücü tüketen uygulama, servis ya da iş; örneğin bir web sitesi, toplu işlem ya da veritabanı.

  • managed serviceisimyönetilen hizmet, yönetilen servis

    Kurulum, yama, yedekleme ve ölçekleme işlerini sağlayıcının üstlendiği, sizin yalnızca kullandığınız ve altındaki sunucuları yönetmediğiniz bulut hizmeti.

  • object storageisimnesne depolama, obje depolama

    Dosyaları her birinin benzersiz bir anahtarı ve üst verisi olan nesneler olarak saklayan ve bunlara HTTP API üzerinden okuma ve yazma imkanı veren bulut depolama türü.

  • bucketisimbucket, kova

    Amazon S3 ya da Google Cloud Storage gibi nesne depolama hizmetlerinde dosyaları tutan, kendi erişim ve depolama ayarları olan adlandırılmış alan.

  • VPCkısaltmasanal özel bulut, sanal özel ağ

    Virtual private cloud ifadesinin kısaltması: genel bulut içinde IP aralıklarını, alt ağları, yönlendirmeyi ve erişimi sizin kontrol ettiğiniz, size ait yalıtılmış özel ağ.

  • subnetisimalt ağ, subnet

    VPC gibi daha büyük bir ağın içindeki daha küçük IP adresi aralığı; kaynakları gruplamak ve hangilerinin internete erişebileceğini kontrol etmek için kullanılır.

  • pay-as-you-gosıfatkullandıkça öde, kullandığın kadar öde

    Uzun vadeli sözleşme olmadan yalnızca gerçekten kullandığınız kaynaklar için, örneğin saniye, saat ya da gigabayt başına ödeme yaptığınız fiyatlandırma modelini anlatır.

  • cost optimizationisimmaliyet optimizasyonu, maliyet iyileştirme

    Performansı ya da güvenilirliği bozmadan bulut harcamalarını azaltma çalışması; örneğin kullanılmayan kaynakları kaldırmak, doğru boyutları seçmek ve indirimlerden yararlanmak.

  • snapshotisimanlık görüntü, snapshot

    Bir diskin, birimin ya da veritabanının belirli bir andaki halinin aynısı olan kopya; geri yükleme yapmak ya da yeni bir kopya oluşturmak için kullanılabilir.

  • scale outphrasal verb (öbek fiil)yatay ölçeklemek, sunucu sayısını artırmak

    Tek bir makineyi büyütmek yerine işi paylaşan daha fazla sunucu, konteyner ya da instance ekleyerek daha fazla yükü karşılamak.

  • scale upphrasal verb (öbek fiil)dikey ölçeklemek, kaynakları büyütmek

    Daha fazla makine eklemek yerine tek bir makineye daha fazla işlemci ya da bellek gibi ek güç vererek daha fazla yükü karşılamak.

  • throughputisimişlem hacmi, aktarım hızı

    Bir sistemin belirli bir sürede tamamladığı iş miktarı; örneğin saniyedeki istek sayısı, dakikadaki mesaj sayısı ya da saniyedeki megabayt.

  • bottleneckisimdarboğaz

    Veritabanı ya da ağ gibi, sistemin geri kalanının performansını da aşağı çeken en yavaş ya da en sınırlı bileşen.

  • blue-green deploymentisimmavi-yeşil dağıtım, blue-green deployment

    Birbirinin aynısı iki canlı ortamla yapılan yayın yöntemi: yeni sürüm boşta bekleyen ortama kurulur, ardından tüm trafik tek seferde oraya yönlendirilir.

  • canary releaseisimkanarya sürümü, kademeli sürüm

    Yeni bir sürümü önce kullanıcıların ya da sunucuların küçük bir bölümüne açmak, metriklerini izlemek ve ancak ondan sonra herkese yaymak.

  • feature flagisimözellik bayrağı, feature flag

    Yeni kod deploy etmeden bir özelliği açıp kapatmaya yarayan ayar; böylece özellik bazı kullanıcılara gösterilebilir, canlıda test edilebilir ya da hızla kapatılabilir.

  • roll outphrasal verb (öbek fiil)yaygınlaştırmak, kademeli olarak yayına almak

    Yeni bir sürümü, özelliği ya da değişikliği kullanıcılara veya sunuculara, çoğu zaman tek seferde değil belirli bir süreye yayarak adım adım sunmak.

  • DockerfileisimDockerfile, Docker yapılandırma dosyası

    Docker'ın bir konteyner imajı oluşturmak için izlediği, FROM, COPY ve RUN gibi adım adım talimatlar içeren metin dosyası.

  • container registryisimkonteyner kayıt deposu, imaj deposu

    Pipeline'ların yeni imajları gönderdiği, sunucuların ya da cluster'ların da çalıştırmak gerektiğinde imajları çektiği konteyner imajı depolama hizmeti.

  • YAMLisimYAML, YAML yapılandırma dosyası

    Girintileri ve basit 'anahtar: değer' satırlarını kullanan, insanlar tarafından kolayca okunabilen yapılandırma dosyası biçimi. DevOps araçlarının çoğu bununla yapılandırılır.

  • reserved instanceisimrezerve sunucu, rezerve instance

    Normal kullandıkça öde fiyatlarına göre büyük bir indirim karşılığında bir ya da üç yıl kullanmayı taahhüt ettiğiniz bulut kapasitesi.

  • spot instanceisimspot sunucu, spot instance

    Çok daha düşük fiyatla satılan, ancak sağlayıcı kapasiteye yeniden ihtiyaç duyduğunda kısa bir uyarıyla geri alabildiği atıl bulut kapasitesi.

  • egressisimçıkış trafiği, veri çıkışı

    Bir ağdan dışarı çıkan veri; örneğin bir bulut sağlayıcıdan internete ya da başka bir bölgeye giden trafik. Bulut sağlayıcılar genellikle gelen veri için değil, çıkış trafiği için ücret alır.

  • tear downphrasal verb (öbek fiil)kaldırmak, silmek

    Artık ihtiyaç duyulmayan bir sunucuyu, ortamı ya da kaynak grubunu genellikle bir komut veya script ile tamamen silmek.

  • beta testingisimbeta testi

    Bir uygulamanın neredeyse tamamlanmış sürümünü herkese açık yayından önce bir grup gerçek kullanıcıyla test ederek hata bulma ve geri bildirim toplama süreci.

  • app iconisimuygulama simgesi, uygulama ikonu

    Uygulamayı ana ekranda, mağazada ve ayarlarda temsil eden küçük görsel; kullanıcıların genellikle ilk fark ettiği şeydir.

  • rejectfiilreddetmek

    Bir uygulamayı veya güncellemeyi, mağaza kurallarından birine aykırı olduğu ya da inceleme sırasında düzgün çalışmadığı için mağazaya kabul etmemek.

  • TestFlightisimTestFlight

    Apple'ın iOS uygulamalarının beta build'lerini test kullanıcılarına ulaştırdığı hizmet; test kullanıcıları sürümü App Store'da yayınlanmadan önce TestFlight uygulamasıyla yükler.

  • store listingisimmağaza sayfası, mağaza listelemesi

    Uygulamanın mağazadaki sayfası; adı, simgesi, açıklaması, ekran görüntüleri, puanları ve kullanıcıların indirme kararı vermesine yardımcı olan diğer bilgileri içerir.

  • version numberisimsürüm numarası, versiyon numarası

    Uygulamanın bir sürümünü kullanıcılar açısından tanımlayan, mağazada ve genellikle uygulamanın ayarlarında gösterilen numara; örneğin 3.2.1.

  • code signingisimkod imzalama

    Uygulamaya bir sertifikayla dijital imza eklemek; bu imza uygulamayı kimin geliştirdiğini kanıtlar ve derlendikten sonra değiştirilmediğini gösterir.

  • provisioning profileisimprovisioning profile, dağıtım profili

    Bir uygulama kimliğini (app ID), imzalama sertifikalarını ve test için belirli cihazları birbirine bağlayan Apple dosyası; imzalı bir iOS uygulamasının çalışmasına ya da dağıtılmasına izin verir.

  • bundle IDisimpaket kimliği, bundle ID

    Bir uygulamanın sistem ve mağaza tarafından tanınmasını sağlayan benzersiz kimliği; genellikle com.sirket.uygulamaadi gibi ters alan adı biçiminde yazılır.

  • staged rolloutisimaşamalı yayın, kademeli dağıtım

    Bir güncellemeyi önce kullanıcıların küçük bir yüzdesine sunup bu oranı adım adım artırarak yayınlamak; böylece sorunlar herkes yeni sürümü almadan önce fark edilebilir.

  • force updateisimzorunlu güncelleme

    Uygulamanın eski bir sürümünü engelleyen ve kullanıcının uygulamayı kullanmaya devam edebilmesi için önce son sürümü yüklemesini şart koşan ekran ya da kural.

  • ASOkısaltmauygulama mağazası optimizasyonu, ASO

    App Store Optimization, yani uygulama mağazası optimizasyonu: uygulamanın başlık, anahtar kelime, ekran görüntüsü ve puan gibi mağaza sayfası öğelerini iyileştirerek aramalarda daha üst sıralarda çıkmasını ve daha çok indirilmesini sağlama çalışması.

  • DLCkısaltmaDLC, indirilebilir içerik

    Downloadable content (indirilebilir içerik) kısaltması: bir oyun çıktıktan sonra yayımlanan ve çoğu zaman ayrıca satılan yeni bölüm, karakter, hikaye bölümü ya da kostüm gibi ek içerik.

  • platformisimplatform

    Oyunun üzerinde çalıştığı ve satıldığı donanım ya da mağaza; örneğin PC, PlayStation, Xbox, Nintendo Switch, iOS, Android ya da Steam gibi bir mağaza.

  • localizationisimyerelleştirme, lokalizasyon

    Bir oyunu başka bir dil ve kültürdeki oyunculara uyarlamak: metinleri ve seslendirmeleri çevirmek; yazı tiplerini, tarih biçimlerini, şakaları ve görselleri uyarlamak.

  • live serviceisimlive service, canlı servis oyunu

    Oyunun çıkıştan sonra yıllarca yeni içerik, etkinlik ve sezonlarla sürekli güncellendiği; oyuncuların oynamaya ve harcamaya devam etmesini amaçlayan model.

  • DAUkısaltmaDAU, günlük aktif kullanıcı

    Daily active users (günlük aktif kullanıcı) kısaltması: belirli bir günde oyunu oynayan farklı kişi sayısı. MAU aynı rakamın aylık karşılığıdır.

Veritabanları ve Kalıcı Saklama

  • SQLkısaltmaSQL, yapılandırılmış sorgu dili

    Structured Query Language, yani yapılandırılmış sorgu dili: ilişkisel veritabanlarında tablo oluşturmak ve veri okumak, eklemek, değiştirmek ya da silmek için kullanılan standart dil.

  • tableisimtablo

    İlişkisel veritabanında tek bir tür nesneye ait veriyi satır ve sütunlar halinde tutan yapı; örneğin tüm müşteriler ya da tüm siparişler.

  • columnisimsütun, kolon

    Bir tablonun adı ve veri tipi olan dikey bölümü; her satır için aynı türden bir bilgiyi, örneğin e-posta ya da oluşturulma tarihini tutar.

  • queryisimsorgu

    Veri okumak ya da değiştirmek için veritabanına gönderilen, çoğunlukla SQL ile yazılmış istek. Fiil olarak 'query' veritabanından veri istemek, sorgulamak anlamına gelir.

  • relational databaseisimilişkisel veritabanı

    Veriyi satır ve sütunlardan oluşan tablolarda tutan, tabloları anahtarlar aracılığıyla birbirine bağlayan veritabanı türü. Veri genellikle SQL ile yönetilir.

  • DBMSkısaltmaveritabanı yönetim sistemi, VTYS

    Database management system, yani veritabanı yönetim sistemi: veriyi saklayan, sorguları çalıştıran, erişimi denetleyen ve verinin güvenliğini sağlayan yazılım; PostgreSQL ya da Oracle gibi.

  • primary keyisimbirincil anahtar, PK

    Bir tablodaki her satırı benzersiz biçimde tanımlayan sütun ya da sütun grubu. Boş bırakılamaz ve iki satır aynı değere sahip olamaz.

  • foreign keyisimyabancı anahtar, dış anahtar

    Bir tablodaki, başka bir tablonun birincil anahtarına işaret eden sütun. İki tabloyu birbirine bağlar ve var olmayan satırlara referans kaydedilmesini engeller.

  • SELECT statementisimSELECT sorgusu, seçme sorgusu

    Bir ya da daha fazla tablodan veri okuyup koşula uyan satırları döndüren, veritabanında hiçbir şeyi değiştirmeyen SQL komutu.

  • WHERE clauseisimWHERE koşulu, filtre koşulu

    Bir SQL komutunda koşul belirleyen bölüm; yalnızca bu koşulu sağlayan satırlar okunur, güncellenir ya da silinir.

  • joinisimbirleştirme, join

    İki ya da daha fazla tablodaki satırları, müşteri ID'si gibi ortak bir sütun üzerinden bir araya getiren SQL işlemi. Fiil olarak tabloları bu şekilde birleştirmek anlamına gelir.

  • schemaisimşema

    Bir veritabanının yapısı: tabloları, sütunları, veri tipleri, anahtarları ve ilişkileri. Bazı ürünlerde veritabanı içindeki tabloları gruplayan adlandırılmış bir alan anlamına da gelir.

  • transactionisimişlem, transaction

    Tek bir bütün olarak ele alınan veritabanı işlemleri grubu: ya hepsi birlikte başarılı olur ya da hiçbiri uygulanmaz.

  • data typeisimveri tipi, veri türü

    Bir sütunun tutabileceği değerin türü; tam sayı, metin, tarih ya da doğru/yanlış değeri gibi. Neyin saklanabileceğini ve ne kadar yer kaplayacağını belirler.

  • NULLisimNULL, boş değer

    Bir değerin eksik ya da bilinmediğini gösteren özel işaret. Sıfırla ya da boş metinle aynı şey değildir.

  • INSERT statementisimINSERT komutu, ekleme komutu

    Bir tabloya bir ya da daha fazla yeni satır ekleyen SQL komutu; INSERT INTO ifadesinden sonra sütun adları ve değerleri yazılır.

  • UPDATE statementisimUPDATE komutu, güncelleme komutu

    Var olan satırlardaki değerleri değiştiren SQL komutu; yalnızca doğru satırların değişmesi için genellikle bir WHERE koşuluyla sınırlandırılır.

  • DELETE statementisimDELETE komutu, silme komutu

    Bir tablodan satır silen SQL komutu. WHERE koşuluyla yalnızca koşula uyan satırları siler; koşul yoksa bütün satırları siler.

  • backupisimyedek, yedekleme

    Bir arıza, hata ya da saldırıdan sonra veriyi geri getirebilmek için veritabanının belirli bir andaki kopyası.

  • NoSQLisimNoSQL, ilişkisel olmayan veritabanı

    Klasik tablo ve SQL modelini kullanmayan, veriyi bunun yerine doküman, anahtar-değer çifti, geniş sütun ya da graf olarak saklayan geniş veritabanı ailesi.

  • constraintisimkısıt, kısıtlama

    Bir tablo ya da sütun üzerinde tanımlanan, veritabanının otomatik olarak uyguladığı ve kuralı bozacak her veriyi reddettiği kural.

  • normalizationisimnormalizasyon, normalleştirme

    Her bilginin yalnızca tek bir yerde saklanması için tabloları düzenleme süreci; tekrar eden veriyi azaltır ve güncelleme hatalarını önler.

  • ORDER BYifadesıralama, ORDER BY ifadesi

    Sorgu sonucundaki satırları bir ya da daha fazla sütuna göre artan (ASC) ya da azalan (DESC) sırada dizen SQL ifadesi.

  • GROUP BYifadegruplama, GROUP BY ifadesi

    Aynı değerlere sahip satırları gruplara ayıran ve her grup için toplam, sayı ya da ortalama hesaplanmasını sağlayan SQL ifadesi.

  • aggregate functionisimtoplama fonksiyonu, küme fonksiyonu

    Birçok satırı alıp bunlardan tek bir değer üreten SQL fonksiyonu; COUNT, SUM, AVG, MIN ya da MAX gibi.

  • inner joinisimiç birleştirme, inner join

    Yalnızca iki tabloda da eşleşmesi olan satırları döndüren join; diğer tarafta karşılığı olmayan satırlar sonuca girmez.

  • left joinisimsol birleştirme, left join

    Birinci (sol) tablodaki bütün satırları ve ikinci tablodaki eşleşen satırları döndüren join; eşleşme yoksa ikinci tablonun sütunları NULL gelir.

  • CREATE TABLEifadetablo oluşturma komutu, CREATE TABLE

    Yeni bir tablo oluşturan SQL komutu; tablonun adını, sütunlarını ve veri tiplerini, birincil anahtar gibi kısıtlarını tanımlar.

  • ALTER TABLEifadetablo değiştirme komutu, ALTER TABLE

    Var olan bir tablonun yapısını değiştiren SQL komutu; örneğin sütun eklemek, yeniden adlandırmak ya da silmek veya kısıt eklemek için kullanılır.

  • viewisimgörünüm, view

    Tablo gibi kullanılabilen, kaydedilmiş bir SELECT sorgusu. Genellikle kendi verisini saklamaz ve her seferinde sorgunun güncel sonucunu gösterir.

  • stored procedureisimsaklı yordam, stored procedure

    Veritabanının içinde saklanan, parametre alabilen ve tek bir çağrıyla tekrar tekrar çalıştırılabilen adlandırılmış SQL kod bloğu.

  • ACIDkısaltmaACID özellikleri

    Atomicity (bölünmezlik), Consistency (tutarlılık), Isolation (yalıtım), Durability (kalıcılık): hatalara, çökmelere ve aynı anda çok sayıda kullanıcıya rağmen transaction'ları güvenilir kılan dört güvence.

  • execution planisimyürütme planı, sorgu planı

    Veritabanının bir sorguyu çalıştırmak için seçtiği adım adım strateji; hangi indeksleri kullandığını, tabloları nasıl birleştirdiğini ve kaç satır beklediğini gösterir.

  • query optimizerisimsorgu iyileştirici, sorgu optimize edici

    Bir sorguya ve tablo istatistiklerine bakarak onu çalıştırmanın en ucuz yolunu seçen ve yürütme planını üreten veritabanı motoru bileşeni.

  • replicationisimreplikasyon, çoğaltma

    Bir sunucudaki her değişikliği diğerlerine göndererek aynı veritabanının kopyalarını birden fazla sunucuda tutmak; güvenlik ve yük paylaşımı için yapılır.

  • restorefiilgeri yüklemek, yedekten dönmek

    Bir veritabanını yedekten geri getirmek; ya veri kaybını gidermek ya da başka bir sunucuda kopyasını oluşturmak için yapılır.

  • DBAkısaltmaveritabanı yöneticisi, DBA

    Database administrator, yani veritabanı yöneticisi: bir şirketin veritabanlarını kurmak, güvenliğini sağlamak, yedeklemek, performansını ayarlamak ve ayakta tutmaktan sorumlu kişi.

  • ER diagramisimvarlık-ilişki diyagramı, ER diyagramı

    Bir veritabanı tasarımını gösteren çizim; varlıkları (genellikle tabloları), özelliklerini ve aralarındaki bire-çok gibi ilişkileri gösterir.

  • one-to-many relationshipisimbire-çok ilişki, bir-çok ilişkisi

    Birinci tablodaki bir satırın ikinci tablodaki birçok satırla bağlantılı olabildiği, ama bu satırların her birinin yalnızca tek bir satıra ait olduğu ilişki; müşteri ve siparişleri gibi.

  • many-to-many relationshipisimçoka-çok ilişki, çok-çok ilişkisi

    Bir tablodaki birçok satırın diğer tablodaki birçok satırla ilişkili olabildiği bağlantı; öğrenciler ve dersler gibi. Eşleşmeleri saklamak için arada üçüncü bir tablo gerekir.

  • unique constraintisimbenzersizlik kısıtı, tekillik kısıtı

    Bir sütunda ya da sütun grubunda iki satırın aynı değere sahip olmasını engelleyen kural; örneğin aynı e-posta adresine sahip iki kullanıcı olmasını önler.

  • auto-incrementsıfatotomatik artan, kendiliğinden artan

    Yeni bir satır eklendiğinde değeri veritabanı tarafından sıradaki sayıyla otomatik olarak doldurulan sayısal sütunu tanımlar.

  • document databaseisimdoküman veritabanı, belge tabanlı veritabanı

    Her öğeyi genellikle JSON benzeri biçimde, kendi içinde bütün bir doküman olarak saklayan NoSQL veritabanı; ilişkili veriler sabit tablolar olmadan bir arada tutulabilir.

  • key-value storeisimanahtar-değer deposu, anahtar-değer veritabanı

    Her değeri benzersiz bir anahtar altında saklayan ve o anahtarla çok hızlı biçimde geri bulan, en basit NoSQL veritabanı türü.

  • subqueryisimalt sorgu, iç içe sorgu

    Başka bir sorgunun içine parantez içinde yazılan ve sonucu dıştaki sorgu tarafından, örneğin filtrelenecek değerlerin listesi olarak kullanılan sorgu.

  • HAVING clauseisimHAVING koşulu, grup filtresi

    GROUP BY çalıştıktan sonra grupları filtreleyen SQL bölümü; genellikle COUNT ya da SUM gibi bir toplama fonksiyonunun sonucunu kullanır.

  • SELECT DISTINCTifadetekrarsız seçim, SELECT DISTINCT

    Sonuçtaki tekrar eden satırları çıkaran SELECT biçimi; böylece döndürülen değerlerin her birleşimi yalnızca bir kez görünür.

  • aliasisimtakma ad, alias

    Sorgu içinde bir tabloya ya da sütuna genellikle AS anahtar kelimesiyle verilen geçici kısa ad; sorguyu kısaltmak ya da çıktıyı daha anlaşılır hale getirmek için kullanılır.

  • composite keyisimbileşik anahtar

    Bir satırı ancak birlikte kullanıldığında tanımlayan iki ya da daha fazla sütundan oluşan anahtar; sipariş kalemleri tablosundaki sipariş ID'si ile ürün ID'sinin birlikte kullanılması gibi.

  • surrogate keyisimvekil anahtar, yapay anahtar

    Yalnızca her satırı tanımlamak için oluşturulan, iş açısından hiçbir anlam taşımayan yapay anahtar; otomatik artan bir sayı ya da UUID gibi.

  • referential integrityisimreferans bütünlüğü, ilişkisel bütünlük

    Tablolar arasındaki her referansın gerçekten var olan bir satırı göstermesi gerektiği kuralı; böylece var olmayan müşterilere ait siparişler oluşmaz.

  • cascadefiilzincirleme uygulamak, kademeli olarak yansımak

    Bir silme ya da güncelleme işleminin üst satırdan, yabancı anahtarla ona bağlı bütün alt satırlara otomatik olarak yansıması.

  • default valueisimvarsayılan değer

    Yeni bir satır o sütun için değer verilmeden eklendiğinde sütuna otomatik olarak atanan değer; 0, 'pending' ya da o anki zaman gibi.

  • denormalizationisimdenormalizasyon, normalizasyonu bozma

    Okumayı hızlandırmak için bazı verileri bilerek birden fazla yerde saklamak ya da tabloları birleştirmek; kopyaları doğru tutmak için daha fazla çaba gerektirmeyi göze almak.

  • normal formisimnormal form, normal biçim

    Tablo tasarımı için tanımlanmış bir dizi kuraldan biri (1NF, 2NF, 3NF ve daha üstü); her düzey belirli bir tür tekrar eden ya da yanlış yerde duran veriyi ortadan kaldırır.

  • cardinalityisimkardinalite, eleman sayısı

    Ya tablolar arasındaki ilişkinin türü (bire-bir, bire-çok, çoka-çok) ya da bir sütundaki farklı değerlerin sayısı.

  • clustered indexisimkümelenmiş indeks, clustered index

    Bir tablonun satırlarının fiziksel olarak hangi sırayla saklanacağını belirleyen indeks; bu yüzden bir tabloda yalnızca bir tane olabilir, diğer indeksler kümelenmemiş (non-clustered) indekslerdir.

  • full table scanisimtam tablo taraması

    Bir sorgunun ihtiyaç duyduğu satırları indeks aracılığıyla doğrudan bulmak yerine tablodaki bütün satırları okumak.

  • slow queryisimyavaş sorgu

    Tamamlanması belirlenen bir süre sınırından uzun süren, uygulamayı yavaşlatan ve veritabanı kaynaklarını tüketen sorgu.

  • isolation levelisimyalıtım düzeyi, izolasyon seviyesi

    Bir transaction'ın diğer transaction'ların değişikliklerinden ne kadarını görebileceğini belirleyen ayar; veri güvenliği ile hız ve eşzamanlılık arasında bir denge kurar.

  • lockisimkilit

    Veritabanının bir satıra, sayfaya ya da tabloya koyduğu, mevcut transaction bitene kadar diğer transaction'ların orayı değiştirmesini, bazen de okumasını engelleyen işaret.

  • deadlockisimkilitlenme, ölümcül kilitlenme

    İki ya da daha fazla transaction'ın her birinin diğerinin tuttuğu kilidi beklediği, veritabanı birini iptal edene kadar hiçbirinin ilerleyemediği durum.

  • triggerisimtetikleyici, trigger

    Bir tabloda ekleme, güncelleme ya da silme gibi belirli bir olay gerçekleştiğinde otomatik olarak çalışan, veritabanında saklanan kod parçası.

  • migrationisimmigration, şema geçişi

    Veritabanı şemasını kontrollü biçimde değiştiren sürümlü betik ya da daha geniş anlamda verileri bir veritabanından veya sistemden diğerine taşıma projesi.

  • point-in-time recoveryisimbelirli bir ana geri dönme, zamana dayalı kurtarma

    Bir yedeğin üzerine kaydedilmiş değişiklik loglarını yeniden uygulayarak veritabanını seçilen bir andaki, örneğin hatalı bir DELETE'ten bir dakika önceki haline döndürmek.

  • read replicaisimokuma replikası, salt okunur kopya

    Ana sunucudan değişiklikleri alan ve yalnızca okuma sorguları için kullanılan veritabanı kopyası; birincil sunucunun yükünü hafifletir.

  • failoverisimyük devretme, devralma

    Arızalanan birincil veritabanı sunucusunun işini, uygulamanın çalışmaya devam edebilmesi için bekleme sunucusuna ya da replikaya aktarmak.

  • privilegeisimyetki, ayrıcalık

    Bir veritabanı kullanıcısının ya da rolünün bir tabloyu okumak, satır eklemek veya yeni nesne oluşturmak gibi belirli bir işlemi yapmasına izin veren izin.

  • grantfiilyetki vermek, izin tanımak

    SQL'deki GRANT komutuyla bir veritabanı kullanıcısına ya da rolüne bir işlemi yapma izni vermek; REVOKE ise bu izni geri alır.

  • connection poolisimbağlantı havuzu

    Uygulamanın her istek için yeni ve yavaş bir bağlantı açmak yerine hazır tuttuğu ve yeniden kullandığı açık veritabanı bağlantıları kümesi.

  • ORMkısaltmanesne-ilişkisel eşleme, ORM

    Object-relational mapping, yani nesne-ilişkisel eşleme: geliştiricilerin veritabanı satırlarıyla kendi programlama dillerindeki nesneler gibi çalışmasını sağlayan ve SQL'i onlar yerine üreten kütüphane.

  • CRUDkısaltmaoluşturma, okuma, güncelleme, silme, CRUD

    Create, Read, Update, Delete: saklanan veri üzerindeki dört temel işlem; SQL'deki INSERT, SELECT, UPDATE ve DELETE komutlarına karşılık gelir.

  • shardingisimsharding, yatay parçalama

    Büyük bir veri kümesini, her biri satırların farklı bir bölümünü tutan birden fazla veritabanı sunucusuna dağıtmak; böylece sistem tek bir makinenin sınırlarını aşabilir.

  • partitioningisimbölümleme, partitioning

    Büyük bir tabloyu tarih aralığı ya da bölge gibi bir kurala göre partition denen daha küçük parçalara bölmek; sorgular açısından tablo yine tek bir tablo gibi görünür.

  • high availabilityisimyüksek erişilebilirlik, yüksek kullanılabilirlik

    Bir veritabanı sisteminin bir sunucu, disk ya da veri merkezi arızalansa bile çok az kesintiyle çalışmaya devam edecek şekilde tasarlanması.

  • dumpisimdöküm, dump

    Bir veritabanının yapısını ve verisini SQL komutları ya da özel bir dışa aktarım biçimi olarak içeren ve başka bir veritabanına yüklenebilen dosya.

  • eventual consistencyisimnihai tutarlılık, zamanla tutarlılık

    Yeni bir değişiklik yapılmazsa verinin bütün kopyalarının kısa bir süre sonra aynı hale geleceği güvencesi; ancak okumalar kısa bir süre eski değerleri döndürebilir.

  • CAP theoremisimCAP teoremi

    Bir ağ arızası dağıtık bir veritabanını ikiye böldüğünde sistemin tutarlılık (her yerde aynı veri) ile erişilebilirlik (her zaman yanıt verme) arasında seçim yapmak zorunda olduğu fikri.

  • graph databaseisimgraf veritabanı, çizge veritabanı

    Veriyi ilişkilerle birbirine bağlanan düğümler olarak saklayan NoSQL veritabanı; 'arkadaşlarımın arkadaşları' gibi bağlantıları hızla izlemeyi sağlar.

  • collectionisimkoleksiyon

    MongoDB gibi doküman veritabanlarında birlikte saklanan doküman grubu; ilişkisel veritabanındaki tabloya benzer.

  • in-memory databaseisimbellek içi veritabanı, in-memory veritabanı

    Verisini disk yerine ağırlıklı olarak RAM'de tutan ve bu sayede okuma ve yazma işlemlerini son derece hızlı yapan veritabanı.

  • data warehouseisimveri ambarı

    Birçok sistemden geçmiş verileri toplayan, küçük güncellemelerden çok büyük okuma sorguları için tasarlanmış, raporlama ve analize yönelik merkezi veritabanı.

  • OLTPkısaltmaçevrimiçi işlem işleme, OLTP

    Online transaction processing, yani çevrimiçi işlem işleme: sipariş vermek ya da profil güncellemek gibi kullanıcılardan gelen çok sayıda küçük ve hızlı okuma-yazma işleminden oluşan veritabanı iş yükü.

  • upsertfiilvarsa güncelleyip yoksa eklemek, upsert etmek

    Bir satır henüz yoksa eklemek, zaten varsa güncellemek işlemini tek adımda yapmak. Kelime 'update' ve 'insert' sözcüklerinin birleşimidir.

  • CTEkısaltmaortak tablo ifadesi, CTE

    Common table expression, yani ortak tablo ifadesi: bir sorgunun başında WITH ile tanımlanan, ana sorgunun ardından tablo gibi kullanabildiği adlandırılmış geçici sonuç.

  • window functionisimpencere fonksiyonu, analitik fonksiyon

    Birbiriyle ilişkili bir satır kümesi üzerinden yürüyen toplam ya da sıralama gibi bir değer hesaplayan ama her satırı yine ayrı ayrı döndüren SQL fonksiyonu.

  • UNIONisimbirleşim, UNION

    İki ya da daha fazla SELECT sorgusunun sonuçlarını alt alta ekleyerek tek bir sonuçta birleştiren ve tekrar eden satırları çıkaran SQL operatörü.

  • truncatefiiltabloyu boşaltmak, truncate etmek

    TRUNCATE TABLE komutuyla bir tablodaki bütün satırları tek seferde silmek; tablo ve yapısı korunur ve satırları tek tek silmekten çok daha hızlıdır.

  • DDLkısaltmaveri tanımlama dili, DDL

    Data definition language, yani veri tanımlama dili: CREATE, ALTER ve DROP gibi veritabanı nesnelerini oluşturan, değiştiren ve kaldıran SQL komutları.

  • DMLkısaltmaveri işleme dili, DML

    Data manipulation language, yani veri işleme dili: tabloların içindeki veriyle çalışan SQL komutları; başlıcaları INSERT, UPDATE, DELETE ve çoğu zaman SELECT'tir.

  • query tuningisimsorgu iyileştirme, sorgu optimizasyonu

    Yavaş sorguların yürütme planlarını inceleyip ardından indeks ekleyerek, SQL'i yeniden yazarak ya da veritabanı ayarlarını değiştirerek onları hızlandırma çalışması.

  • roleisimrol

    Birçok kullanıcıya aynı anda verilebilen, read_only ya da app_writer gibi adlandırılmış veritabanı yetkileri kümesi; yetki yönetimini kolaylaştırır.

Web, Mobil ve Arayüz Geliştirme

  • front endisimön yüz, frontend

    Bir web sitesinin ya da web uygulamasının kullanıcının tarayıcıda gördüğü ve etkileşime girdiği kısmı; temel olarak HTML, CSS ve JavaScript ile geliştirilir.

  • back endisimarka uç, backend

    Bir web sitesinin ya da uygulamanın kullanıcının görmediği sunucu tarafı; verileri saklar, iş kurallarını çalıştırır ve ön yüze ihtiyaç duyduğu bilgileri gönderir.

  • full stacksıfatfull stack, tam yığın

    Bir web uygulamasının hem ön yüzünü hem de arka ucunu, yani kullanıcı arayüzünden sunucuya ve veritabanına kadar her katmanı kapsayan.

  • browserisimtarayıcı, web tarayıcısı

    Web sayfalarını indirip kodlarını insanların okuyup kullandığı ekranlara dönüştüren Chrome, Firefox, Safari veya Edge gibi bir program.

  • HTMLkısaltmaHTML, hipermetin işaretleme dili

    HyperText Markup Language (Hipermetin İşaretleme Dili): başlık, paragraf, bağlantı ve görsel gibi öğelerle bir web sayfasının yapısını ve içeriğini tanımlayan standart dil.

  • CSSkısaltmaCSS, basamaklı stil sayfaları

    Cascading Style Sheets (Basamaklı Stil Sayfaları): HTML'in nasıl görüneceğini belirleyen dil; renkler, yazı tipleri, boşluklar, sayfa düzeni ve animasyonlar bununla tanımlanır.

  • JavaScriptisimJavaScript, JS

    Her web tarayıcısında çalışan ve sayfalara etkileşim kazandıran programlama dili; Node.js sayesinde sunucularda da çalışır.

  • URLkısaltmaURL, web adresi

    Uniform Resource Locator (Tekdüzen Kaynak Konumlayıcı): web'deki bir sayfanın ya da dosyanın https://example.com/blog?page=2 gibi tam adresi.

  • serverisimsunucu, server

    Tarayıcılardan ve diğer istemcilerden gelen istekleri bekleyen; onlara sayfa, dosya ya da veri gönderen bilgisayar veya program.

  • clientisimistemci, client

    Bir bağlantıda veri isteyen taraf; genellikle tarayıcı ya da mobil uygulamadır ve yanıt veren sunucunun karşısında yer alır.

  • elementisimöğe, eleman

    Bir HTML sayfasının paragraf, görsel ya da buton gibi tek bir yapı taşı; genellikle açılış etiketi, içerik ve kapanış etiketinden oluşur.

  • tagisimetiket, tag

    Bir öğenin nerede başlayıp nerede bittiğini gösteren, <h1> veya </p> gibi köşeli parantez içine yazılmış HTML kodu.

  • attributeisimöznitelik, nitelik

    Açılış HTML etiketinin içine ad ve değer olarak yazılan ek bilgi; örneğin bir bağlantıdaki href ya da bir görseldeki alt.

  • selectorisimseçici, selector

    Bir CSS kuralında stillerin hangi öğelere uygulanacağını belirten kısım; örneğin p, .button ya da #header.

  • DOMkısaltmaDOM, belge nesne modeli

    Document Object Model (Belge Nesne Modeli): tarayıcının bir sayfanın HTML'inden oluşturduğu ve sayfa açıkken JavaScript'in okuyup değiştirebildiği nesne ağacı.

  • responsive designisimduyarlı tasarım, responsive tasarım

    Aynı sayfa düzeninin telefondan tablete, büyük monitörlere kadar her ekran boyutuna uyum sağlayacak şekilde geliştirilmesi yaklaşımı.

  • accessibilityisimerişilebilirlik

    Web sitelerini görme, işitme ya da hareket kısıtlılığı olanlar ve yardımcı teknolojiler kullananlar dahil herkesin kullanabileceği hale getirme pratiği.

  • web appisimweb uygulaması, web app

    Cihaza kurulmadan web tarayıcısında çalışan uygulama; örneğin çevrim içi e-posta, harita ya da proje yönetim araçları.

  • developer toolsisimgeliştirici araçları, DevTools

    Tarayıcılara yerleşik olarak gelen ve geliştiricilerin HTML ile CSS'i incelemesine, JavaScript hatalarını ayıklamasına, ağ isteklerini izlemesine ve performansı ölçmesine olanak tanıyan araçlar.

  • propertyisimözellik, property

    CSS'te ayarlanan stil özelliğinin adı; örneğin color, margin ya da display. Her zaman bir değerle birlikte yazılır.

  • stylesheetisimstil dosyası, stil sayfası

    Bir sayfanın nasıl görüneceğini tanımlayan CSS kurallarından oluşan dosya ya da blok; çoğu site bir veya daha fazla harici .css dosyasına bağlantı verir.

  • layoutisimyerleşim, sayfa düzeni

    Öğelerin sayfadaki dizilişi; sütunların, menülerin, görsellerin ve metinlerin nerede durduğu ve ekran boyutu değişince nasıl yer değiştirdiği.

  • flexboxisimflexbox, esnek kutu düzeni

    Öğeleri tek bir satır ya da sütun halinde dizip nasıl büyüyüp küçüleceklerini, nasıl hizalanacaklarını ve boşluğu nasıl paylaşacaklarını kontrol eden CSS yerleşim yöntemi.

  • CSS gridisimCSS grid, ızgara düzeni

    Öğeleri aynı anda hem satırlara hem sütunlara yerleştirmeye yarayan CSS yerleşim sistemi; tam sayfa düzenleri ve kart galerileri için kullanışlıdır.

  • media queryisimmedya sorgusu, media query

    Stilleri yalnızca belirli bir koşul doğru olduğunda uygulayan CSS kuralı; örneğin en az belirli bir ekran genişliği, karanlık mod ya da yazdırma.

  • componentisimbileşen, component

    Kendi işaretlemesi, stili ve mantığı olan, tekrar kullanılabilir ve bağımsız arayüz parçası; örneğin bir buton, açılır pencere (modal) ya da ürün kartı.

  • eventisimolay, event

    Tarayıcıda gerçekleşen ve kodun tepki verebildiği durum; örneğin bir tıklama, tuşa basma, form gönderme ya da sayfanın yüklenmesinin bitmesi.

  • databaseisimveritabanı, veri tabanı

    Kullanıcılar, siparişler ya da gönderiler gibi verilerin düzenli biçimde saklandığı ve arka ucun bunları hızla kaydedip arayabildiği ve güncelleyebildiği depo.

  • cookieisimçerez, cookie

    Bir web sitesinin tarayıcıda sakladığı ve sonraki isteklerle sunucuya geri gönderilen küçük veri parçası; oturum açma, ayarlar ve izleme için kullanılır.

  • load timeisimyüklenme süresi, sayfa yükleme süresi

    Bir sayfanın indirilip ekranda kullanılabilir hale gelmesi için geçen süre; genellikle saniye ya da milisaniye cinsinden ölçülür.

  • cacheisimönbellek, cache

    Dosyaların ya da verilerin kopyalarının, tekrar daha hızlı sunulabilmeleri için bir süreliğine tutulduğu yer; örneğin tarayıcı, CDN ya da sunucu.

  • SEOkısaltmaarama motoru optimizasyonu, SEO

    Search Engine Optimization (Arama Motoru Optimizasyonu): bir sitenin sayfalarının Google gibi arama motorlarında bulunmasına, anlaşılmasına ve daha üst sıralarda gösterilmesine yardımcı olan çalışmalar.

  • alt textisimalternatif metin, alt metni

    alt özniteliğiyle eklenen, ekran okuyucuların sesli okuduğu ve görsel yüklenemezse tarayıcının gösterdiği kısa görsel açıklaması.

  • headingisimbaşlık

    Bir sayfanın ya da bölümün başlığı; h1'den h6'ya kadar olan öğelerle işaretlenir, h1 ana başlıktır, diğerleri alt seviyeleri gösterir.

  • linkisimbağlantı, link

    Kullanıcıyı başka bir sayfaya veya konuma götüren tıklanabilir metin ya da görsel; HTML'de a öğesi ve href özniteliğiyle oluşturulur.

  • formisimform

    Kullanıcıların bilgi girdiği ve bu bilgilerin sunucuya gönderildiği sayfa bölümü; örneğin giriş, arama ya da iletişim formu.

  • input fieldisimgiriş alanı, metin kutusu

    Bir formda kullanıcının ad, e-posta adresi, parola ya da tarih gibi bir değer yazdığı veya seçtiği kutu ya da kontrol.

  • semantic HTMLisimanlamsal HTML, semantik HTML

    Her şey için genel amaçlı div ve span yerine nav, main, article ve button gibi öğeleri anlamlarına uygun şekilde kullanan HTML.

  • box modelisimkutu modeli

    Her öğenin içerik, iç boşluk (padding), kenarlık (border) ve dış boşluktan (margin) oluşan dikdörtgen bir kutu olduğunu ve bunların birlikte öğenin boyutunu ve aralıklarını belirlediğini anlatan CSS kavramı.

  • marginisimdış boşluk, kenar boşluğu

    Bir öğenin kenarlığının dışında kalan ve diğer öğeleri ondan uzaklaştıran boşluk.

  • paddingisimiç boşluk, dolgu

    Bir öğenin içinde, içeriği ile kenarlığı arasında kalan ve içeriği kenarlardan uzak tutan boşluk.

  • viewportisimgörüntü alanı, viewport

    Web sayfasının tarayıcı penceresinde ya da telefon ekranında görünen alanı; pencere yeniden boyutlandırıldığında ya da telefon döndürüldüğünde boyutu değişir.

  • event listenerisimolay dinleyicisi, event listener

    Bir öğede tıklama ya da tuşa basma gibi belirli bir olayı bekleyen ve o olay gerçekleştiğinde çalışan fonksiyon.

  • asynchronoussıfatasenkron, eşzamansız

    Veri yükleme gibi bir işi başlatıp o işin bitmesini beklemeden diğer kodları çalıştırmaya devam eden kodu niteler.

  • promiseisimpromise, söz

    Sunucudan gelecek veri gibi henüz hazır olmayan bir sonucu temsil eden ve daha sonra başarıyla tamamlanan ya da başarısız olan JavaScript nesnesi.

  • stateisimdurum, state

    Bir uygulamanın ya da bileşenin belirli bir anda tuttuğu ve ekranda neyin gösterileceğini belirleyen veriler; örneğin bir menünün açık olup olmadığı ya da kullanıcının ne yazdığı.

  • single-page applicationisimtek sayfa uygulaması, SPA

    Tek bir HTML sayfası yükleyen ve kullanıcı gezindikçe her seferinde yeni sayfa yüklemek yerine içeriği JavaScript ile güncelleyen web uygulaması.

  • sessionisimoturum

    Sunucunun oturum açmış bir kullanıcıyı, genellikle bir çerezde saklanan kimlik numarası aracılığıyla, kullanıcı çıkış yapana ya da süre dolana kadar hatırladığı zaman dilimi.

  • server-sidesıfatsunucu tarafı, sunucu taraflı

    Kullanıcının tarayıcısında değil, sunucuda gerçekleşen; örneğin sunucu tarafı kod, doğrulama ya da render.

  • environment variableisimortam değişkeni

    Veritabanı adresi ya da API anahtarı gibi, uygulamaya kodun dışından verilen ve ortamdan ortama farklı olabilen adlandırılmış ayar.

  • CDNkısaltmaiçerik dağıtım ağı, CDN

    Content Delivery Network (İçerik Dağıtım Ağı): bir sitenin dosyalarının kopyalarını saklayan ve bunları her kullanıcıya en yakın konumdan sunan, dünyaya yayılmış sunucu ağı.

  • cross-browsersıfattarayıcılar arası, çapraz tarayıcı

    Chrome, Firefox, Safari ve Edge gibi farklı tarayıcılarda, bunların farklı sürümlerinde ve farklı cihazlarda aynı şekilde çalışan.

  • specificityisimseçici önceliği, özgüllük

    Birden fazla kural aynı öğeyi hedeflediğinde hangi stilin geçerli olacağına karar vermek için CSS'in kullandığı kural: ID seçicileri class seçicilerinden, class seçicileri de öğe seçicilerinden güçlüdür.

  • npmisimnpm, paket yöneticisi

    JavaScript'in standart paket yöneticisi ve paketlerin indirildiği çevrim içi kayıt deposu; npm install gibi komutlarla kullanılır.

  • TypeScriptisimTypeScript

    JavaScript'in üzerine kurulu, türler (type) ekleyerek birçok hatanın kod çalışırken değil yazılırken bulunmasını sağlayan programlama dili.

  • bundlerisimpaketleyici, bundler

    Çok sayıda JavaScript, CSS ve diğer dosyayı bağımlılıklarıyla birlikte tarayıcıların hızlıca yükleyebileceği birkaç optimize edilmiş dosyada birleştiren araç.

  • lazy loadingisimtembel yükleme, geç yükleme

    Görselleri, videoları ya da kodu gerçekten ihtiyaç duyulana, örneğin kullanıcı onlara yaklaşacak kadar kaydırana kadar yüklememe tekniği.

  • minifyfiilküçültmek, minify etmek

    Kodun çalışma biçimini değiştirmeden boşlukları, yorumları ve satır sonlarını kaldırıp adları kısaltarak kod dosyalarını küçültmek.

  • image optimizationisimgörsel optimizasyonu, resim optimizasyonu

    Görselleri iyi görünmeye devam edecek şekilde dosya boyutu olarak olabildiğince küçültmek; örneğin sıkıştırarak, yeniden boyutlandırarak ve modern biçimler kullanarak.

  • Core Web VitalsisimÖnemli Web Verileri, Core Web Vitals

    Google'ın bir sayfadaki gerçek kullanıcı deneyimini ölçen üç metriği: yükleme (LCP), etkileşime yanıt verme hızı (INP) ve görsel kararlılık (CLS).

  • ARIAkısaltmaARIA, erişilebilir zengin internet uygulamaları

    Accessible Rich Internet Applications (Erişilebilir Zengin İnternet Uygulamaları): role ve aria-label gibi, yardımcı teknolojilere öğeler hakkında ek bilgi veren HTML öznitelikleri bütünü.

  • keyboard navigationisimklavyeyle gezinme, klavye erişimi

    Bir siteyi yalnızca klavyeyle kullanmak; bağlantılar, butonlar ve alanlar arasında Tab tuşuyla dolaşıp Enter veya boşluk tuşuyla bunları etkinleştirmek.

  • contrast ratioisimkontrast oranı

    Metnin parlaklığını arka planın parlaklığıyla karşılaştıran sayı; 7:1 gibi yüksek oranlar 2:1 gibi düşük oranlardan daha kolay okunur.

  • meta tagisimmeta etiketi

    Sayfanın head bölümünde yer alan ve tarayıcılara ve arama motorlarına sayfanın açıklaması ya da viewport ayarları gibi bilgiler veren HTML etiketi.

  • sitemapisimsite haritası

    Arama motorlarının sayfaları daha kolay bulup taraması için bir web sitesinin sayfalarını listeleyen dosya; genellikle sitemap.xml adını taşır.

  • crawlfiiltaramak, dolaşmak

    Bir arama motoru botunun sayfaları otomatik olarak ziyaret etmesi, bağlantılarını takip etmesi ve dizine eklenebilmeleri için içeriklerini indirmesi.

  • mobile appisimmobil uygulama, uygulama

    Akıllı telefon veya tablette çalışmak üzere tasarlanan, genellikle App Store ya da Google Play gibi bir uygulama mağazasından indirilen program.

  • iOSisimiOS, iOS işletim sistemi

    Apple'ın iPhone için geliştirdiği işletim sistemi. Bu sistemin uygulamaları ağırlıklı olarak Xcode ve Swift programlama dili gibi Apple'ın kendi araçlarıyla geliştirilir.

  • AndroidisimAndroid, Android işletim sistemi

    Google'ın geliştirdiği mobil işletim sistemi; Samsung, Xiaomi ve Google'ın kendisi gibi pek çok telefon üreticisi tarafından kullanılır. Uygulamaları ağırlıklı olarak Kotlin veya Java ile yazılır.

  • native appisimnative uygulama, yerel uygulama

    Belirli bir platform için, o platformun kendi dilleri ve araçlarıyla geliştirilen uygulama; örneğin iOS için Swift, Android için Kotlin ile yazılan bir uygulama.

  • cross-platformsıfatplatformlar arası, çapraz platform

    Tek ve ortak bir kod tabanından birden fazla platformda, genellikle hem iOS hem Android'de çalışan uygulama veya framework'ü tanımlar.

  • emulatorisimemülatör, öykünücü

    Bir mobil cihazın donanımını ve yazılımını bilgisayarda taklit eden program; uygulamayı gerçek bir telefon olmadan çalıştırıp test etmeyi sağlar.

  • simulatorisimsimülatör

    Xcode ile gelen ve iOS uygulamalarını Mac'te iPhone ya da iPad görünümlü bir pencerede çalıştıran Apple aracı; gerçek cihazın donanımını birebir taklit etmez.

  • screenisimekran, sayfa

    Uygulamada kullanıcının bir anda gördüğü tam görünümlerden her biri; örneğin giriş ekranı ya da ayarlar ekranı. Uygulamalar bir ekranlar dizisi olarak planlanır.

  • tapfiildokunmak, tıklamak

    Bir şeyi seçmek için ekrana tek parmakla kısa ve hızlı biçimde dokunmak; örneğin bir butona, bağlantıya ya da listedeki bir öğeye.

  • scrollfiilkaydırmak, sayfayı kaydırmak

    Daha fazlasını görmek için ekrandaki içeriği yukarı, aşağı ya da yana hareket ettirmek; genellikle parmağı bir liste veya sayfa üzerinde kaydırarak yapılır.

  • app lifecycleisimuygulama yaşam döngüsü

    Bir uygulamanın açılıştan kapanışa kadar geçtiği durumlar dizisi (aktif, arka planda, askıya alınmış gibi) ve her geçişte sistemin uygulamaya gönderdiği olaylar.

  • backgroundisimarka plan

    Uygulamanın çalışmaya devam ettiği ya da bellekte tutulduğu ama ekranda görünmediği durum; örneğin kullanıcı başka bir uygulamaya geçtiğinde.

  • foregroundisimön plan

    Uygulamanın açık ve ekranda görünür olduğu, kullanıcının onunla doğrudan etkileşime girebildiği durum.

  • offline modeisimçevrimdışı mod, offline mod

    Uygulamanın internet bağlantısı olmadan da kullanılabildiği çalışma biçimi; kayıtlı verileri gösterir ve bağlantı geri geldiğinde değişiklikleri sonradan gönderir.

  • local storageisimyerel depolama, cihazda depolama

    Uygulamanın ayarlar, dosyalar veya veritabanı gibi verileri sunucuya bağlanmadan kullanabilmek için doğrudan cihazın üzerinde sakladığı alan.

  • in-app purchaseisimuygulama içi satın alma

    Kullanıcının uygulamanın içinden satın aldığı şey; ek özellikler, oyun parası ya da abonelik gibi. Ödeme App Store veya Google Play üzerinden yapılır.

  • XcodeisimXcode

    Apple'ın iPhone, iPad, Mac ve diğer Apple platformları için uygulama yazmaya, derlemeye, test etmeye ve yayınlamaya yarayan geliştirme ortamı. Yalnızca macOS'ta çalışır.

  • Android StudioisimAndroid Studio

    Google'ın Android uygulamaları için resmi geliştirme ortamı; IntelliJ IDEA tabanlıdır ve kod editörü, Android Emulator, profil araçları ve derleme araçları içerir.

  • SwiftisimSwift

    Apple'ın 2014'te tanıttığı, iOS ve diğer Apple platformlarında uygulama geliştirmek için kullanılan programlama dili; eski Objective-C dilinin yerini büyük ölçüde almıştır.

  • KotlinisimKotlin

    JetBrains'in geliştirdiği ve Google'ın Android geliştirme için ana dil olarak önerdiği modern programlama dili; Java koduyla birlikte çalışabilir.

  • React NativeisimReact Native

    Meta'nın geliştirdiği, JavaScript veya TypeScript ve React ile iOS ve Android uygulamaları geliştirmeyi sağlayan ve gerçek native arayüz bileşenlerini kullanan cross-platform framework.

  • FlutterisimFlutter

    Google'ın tek kod tabanından mobil, web ve masaüstü uygulamaları geliştirmeye yarayan açık kaynaklı framework'ü; Dart dilini kullanır ve arayüzü ekrana kendisi çizer.

  • navigation barisimgezinme çubuğu, navigasyon çubuğu

    iOS'ta ekranın üstünde başlığı, geri butonunu ve işlem butonlarını gösteren çubuk; Android'de ise geri ve ana ekran kontrollerinin bulunduğu sistem çubuğu için de bu ad kullanılır.

  • tab barisimsekme çubuğu, alt menü

    Genellikle ekranın altında yer alan ve kullanıcıların Ana Sayfa, Arama ve Profil gibi ana bölümler arasında geçiş yapmasını sağlayan simgeli çubuk.

  • swipefiilkaydırmak, parmakla kaydırmak

    Parmağı ekran üzerinde tek bir yönde hızlıca kaydırmak; örneğin sonraki fotoğrafa geçmek, listedeki bir öğeyi silmek ya da geri dönmek için.

  • splash screenisimaçılış ekranı, splash ekranı

    Uygulama başlarken kullanıcının gördüğü ilk ekran; genellikle ana içerik hazır olana kadar düz bir arka plan üzerinde logoyu gösterir.

  • onboardingisimkarşılama akışı, tanıtım ekranları

    Uygulamayı yeni yükleyen kullanıcının geçtiği ilk ekranlar; ana özellikleri tanıtır, izin ister veya hesap oluşturmaya yardımcı olur.

  • dark modeisimkaranlık mod, koyu tema

    Sistem genelinde ve bunu destekleyen uygulamalarda koyu arka plan üzerinde açık renkli metin gösteren görüntü ayarı; çoğu zaman gece kullanımı için tercih edilir.

  • syncfiileşitlemek, senkronize etmek

    Yerel değişiklikleri göndererek ve yenilerini indirerek cihazdaki veriyle sunucudaki veriyi aynı duruma getirmek; 'synchronize' kelimesinin kısaltmasıdır.

  • hybrid appisimhibrit uygulama

    HTML, CSS ve JavaScript gibi web teknolojileriyle geliştirilen ve native bir kabuğun içine yerleştirilen uygulama; böylece mağazalardan yüklenebilir ve bazı cihaz özelliklerini kullanabilir.

  • web viewisimweb görünümü, WebView

    Ayrı bir tarayıcı açmadan web sayfalarını uygulamanın içinde gösteren bileşen; geliştiricilerin web içeriğini native bir ekranın içinde göstermesini sağlar.

  • hot reloadisimanında yeniden yükleme, hot reload

    Kod değişikliklerini, çoğu zaman mevcut ekranı ve durumunu kaybetmeden, çalışan uygulamada bir iki saniye içinde gösteren geliştirme özelliği.

  • main threadisimana iş parçacığı, main thread

    Uygulamanın arayüzünü çizdiği ve kullanıcı girdilerini işlediği iş parçacığı; burada yavaş işler çalıştırılırsa uygulama donar ve yanıt vermez olur.

  • cold startisimsoğuk başlatma, cold start

    Uygulama bellekte bulunmadığı için sistemin her şeyi baştan oluşturmak zorunda kaldığı başlatma; en yavaş başlatma türüdür.

  • activityisimactivity, aktivite

    Android'de kullanıcı arayüzüne sahip tek bir ekranı temsil eden ve oluşturulmasından yok edilmesine kadar kendi yaşam döngüsü olan temel uygulama bileşeni.

  • view controllerisimview controller, görünüm denetleyicisi

    iOS'un UIKit çatısında bir ekranı ya da ekranın bir bölümünü yöneten nesne: görünümleri yükler, kullanıcı eylemlerine yanıt verir ve ekranın görünmesi gibi olayları ele alır.

  • SwiftUIisimSwiftUI

    Apple'ın 2019'da tanıttığı ve her durumda ekranın ne göstermesi gerektiğini tarif ederek Swift ile kullanıcı arayüzü oluşturmayı sağlayan bildirimsel (declarative) framework.

  • Jetpack ComposeisimJetpack Compose

    Google'ın Android kullanıcı arayüzlerini XML yerleşim dosyaları yerine composable fonksiyonlarla Kotlin'de oluşturmaya yarayan modern ve bildirimsel araç takımı.

  • widgetisimwidget, ana ekran bileşeni

    Uygulamayı açmadan ana ekranda ya da kilit ekranında hava durumu veya sıradaki toplantı gibi güncel bilgileri gösteren küçük uygulama görünümü.

  • bottom sheetisimalt panel, bottom sheet

    Ek seçenekleri ya da içeriği göstermek için ekranın altından yukarı doğru kayan panel; arkasındaki ekranın bir kısmı çoğu zaman görünür kalır.

  • modalisimmodal ekran, modal pencere

    Mevcut ekranın üstünde açılan ve kullanıcının önceki işine dönebilmesi için bir görevi tamamlaması ya da kapatması gereken ekran veya pencere.

  • pull to refreshifadeçekerek yenileme, aşağı çekip yenileme

    Kullanıcının listenin en üstünü aşağı çekip bırakarak en güncel içeriği yüklediği hareket; yükleme sırasında küçük, dönen bir gösterge görünür.

  • safe areaisimgüvenli alan

    Ekranın çentik, kamera kesiği, durum çubuğu veya ana ekran göstergesi tarafından kapatılmayan; önemli içerik ve butonların güvenle yerleştirilebildiği kısmı.

  • orientationisimekran yönü, yön

    Cihazın tutuluş biçimi ve ekranın gösterilme yönü: dikey (portrait) ya da yatay (landscape). Bir uygulama bunlardan birini veya ikisini birden destekleyebilir.

  • screen densityisimekran yoğunluğu, piksel yoğunluğu

    Bir ekranın belirli bir fiziksel alanda kaç piksel barındırdığı; inç başına nokta (dpi) ile ölçülür. Yüksek yoğunluklu ekranlarda görsellerin keskin görünmesi için daha büyük görsel dosyaları gerekir.

  • SQLiteisimSQLite

    Tek bir dosyada saklanan küçük ve hızlı bir veritabanı motoru; hem iOS'ta hem Android'de yerleşik olarak bulunur ve cihazda yapılandırılmış veri saklamak için yaygın olarak kullanılır.

  • network requestisimağ isteği, network isteği

    Uygulamanın internet üzerinden bir sunucuya gönderdiği mesaj ve beklediği yanıt; örneğin bir listeyi yüklemek ya da bir formu kaydetmek için.

  • persistfiilkalıcı olarak saklamak, kalıcı hale getirmek

    Verileri, uygulama kapatıldıktan ya da telefon yeniden başlatıldıktan sonra da cihazda kalacak şekilde kaydetmek; örneğin bir veritabanında, bir dosyada ya da ayarlarda.

  • receipt validationisimsatın alma doğrulaması, makbuz doğrulama

    Kullanıcıya ücretli içerik veya özellikleri açmadan önce, uygulamada yapılan satın almanın gerçek olduğunu ve geçerliliğini koruduğunu Apple ya da Google üzerinden kontrol etmek.

  • user experienceisimkullanıcı deneyimi, UX

    İnsanların bir ürünü, hizmeti ya da web sitesini kullanırken amaçlarına ne kadar kolay ulaştığı ve süreç boyunca ne hissettiği; ilk ziyaretten destek almaya kadar tüm temasları kapsar.

  • wireframeisimwireframe, tel kafes taslak

    Bir ekranda içeriğin, butonların ve navigasyonun nereye yerleşeceğini gösteren; nihai renk, görsel ve stil içermeyen, genellikle siyah-beyaz basit çizim.

  • mockupisimmockup, görsel taslak

    Bir ekranın ya da ürünün nihai renklerini, fontlarını, görsellerini ve boşluklarını gösteren ama tıklanamayan, statik ve gerçekçi görüntüsü.

  • user researchisimkullanıcı araştırması, UX araştırması

    Bir ürünü kullanan ya da kullanabilecek kişilerin ihtiyaçlarını, davranışlarını ve sorunlarını anlamak için görüşme, gözlem, anket ve testlerle yapılan çalışma.

  • personaisimpersona, kullanıcı profili

    Araştırma verilerine dayanarak oluşturulan; adı, hedefleri, ihtiyaçları ve sıkıntıları olan, kurgusal ama gerçekçi tipik kullanıcı profili. Ekibin gerçek insanları düşünerek tasarım yapmasına yardımcı olur.

  • information architectureisimbilgi mimarisi

    Bir web sitesi ya da uygulamadaki içerik ve özelliklerin, insanlar aradıklarını bulabilsin ve nerede olduklarını anlayabilsin diye düzenlenmesi, gruplanması ve adlandırılması.

  • user flowisimkullanıcı akışı, akış

    Kullanıcının bir üründe tek bir görevi, örneğin şifresini sıfırlamayı tamamlamak için geçtiği ekranları, adımları ve karar noktalarını gösteren diyagram ya da adım dizisi.

  • design systemisimtasarım sistemi, design system

    Bir şirketin ürünlerini tutarlı tutan ve ekiplerin daha hızlı üretmesini sağlayan; yeniden kullanılabilir component'ler, tasarım kuralları, token'lar ve dokümantasyondan oluşan ortak yapı.

  • visual hierarchyisimgörsel hiyerarşi, görsel öncelik sırası

    Bir ekranda boyut, renk, kontrast, boşluk ve konumun, insanlar önce en önemli öğeleri fark edecek ve geri kalanı net bir sırayla okuyacak şekilde kullanılması.

  • typographyisimtipografi, yazı düzeni

    Metni okunabilir kılmak ve tasarımın tonunu belirlemek için yazı karakterlerinin, font boyutlarının, kalınlıkların, satır aralığının ve harf aralığının seçilip düzenlenmesi.

  • interaction designisimetkileşim tasarımı

    Bir ürünün kullanılırken nasıl davranacağına karar veren tasarım alanı: kullanıcı dokunduğunda, yazdığında, kaydırdığında ya da beklediğinde ne olacağını ve sistemin nasıl tepki vereceğini belirler.

  • user-centered designisimkullanıcı odaklı tasarım, kullanıcı merkezli tasarım

    Kullanıcıların ihtiyaçlarını, hedeflerini ve sınırlarını tasarımın her aşamasının merkezine koyan; kararları gerçek insanlarla yapılan araştırma ve testlere dayandıran yaklaşım.

  • pain pointisimsorunlu nokta, sıkıntı noktası

    Kullanıcıların yaşadığı belirli bir sorun, can sıkıcı durum ya da engel; kafa karıştıran bir adım, uzun bir bekleme veya eksik bir özellik gibi.

  • buttonisimbuton, düğme

    Kullanıcıların form göndermek, değişiklikleri kaydetmek ya da bir menü açmak gibi bir işlem yapmasını sağlayan, tıklanabilir veya dokunulabilir arayüz öğesi.

  • call to actionisimeylem çağrısı, harekete geçirici mesaj

    Kullanıcıdan bir sonraki adımı atmasını isteyen buton, bağlantı ya da kısa mesaj; 'Kaydol', 'Sepete ekle' veya 'Ücretsiz denemeyi başlat' gibi.

  • navigationisimnavigasyon, gezinme

    İnsanların bir web sitesi ya da uygulama içinde dolaşmasını ve nerede olduklarını anlamasını sağlayan menüler, bağlantılar, sekmeler ve diğer öğeler.

  • handoffisimhandoff, geliştiriciye teslim

    Tasarımcıların tamamlanan tasarımları, teknik detayları ve görsel dosyaları geliştirilmeleri için geliştiricilere aktardığı aşama; ideal olarak bir tanıtım toplantısı ve net notlarla yapılır.

  • user interviewisimkullanıcı görüşmesi, kullanıcı mülakatı

    Bir kullanıcı ya da potansiyel kullanıcıyla hedeflerini, alışkanlıklarını, sorunlarını ve görüşlerini öğrenmek için yapılan, genellikle 30-60 dakika süren birebir görüşme.

  • qualitative researchisimnitel araştırma, kalitatif araştırma

    İnsanların neden o şekilde düşündüğünü ve davrandığını anlamak için az sayıda kişiden sözler, gözlemler ve hikayeler toplayan araştırma türü.

  • quantitative researchisimnicel araştırma, kantitatif araştırma

    Kullanıcı davranışını ölçmek ve örüntüleri yakalamak için çok sayıda kullanıcıdan anket puanları, tıklama oranları ya da görev süreleri gibi sayısal veriler toplayan araştırma türü.

  • card sortingisimkart sıralama, kart gruplama

    Katılımcıların kartlara yazılmış konuları kendilerine mantıklı gelen kategorilere ayırdığı; kullanıcıların içeriğin nasıl düzenlenmesini beklediğini ortaya koyan araştırma yöntemi.

  • low-fidelitysıfatdüşük detaylı, düşük doğruluklu

    Gerçek renk, görsel ya da ayrıntılı içerik barındırmayan; kaba ve basit olduğu için hızlıca hazırlanıp değiştirilebilen erken aşama tasarım, wireframe ya da prototipleri niteler.

  • high-fidelitysıfatyüksek detaylı, yüksek doğruluklu

    Gerçek içerik, renkler, görseller ve etkileşimlerle hazırlanmış; neredeyse nihai ürün gibi görünen ve davranan tasarım ya da prototipleri niteler.

  • clickable prototypeisimtıklanabilir prototip, etkileşimli prototip

    Ekranların birbirine bağlandığı; butonlara ve bağlantılara tıklandığında ya da dokunulduğunda, gerçek bir üründe olduğu gibi bir sonraki ekrana geçilen prototip.

  • feedbackisimgeri bildirim, sistem geri bildirimi

    Bir sistemin kullanıcının eylemine verdiği yanıt; renk değiştiren bir buton, yükleme göstergesi ya da başarı mesajı gibi işaretlerle insanların ne olduğunu anlamasını sağlar.

  • design critiqueisimtasarım değerlendirmesi, tasarım kritiği

    Tasarımcıların üzerinde çalıştıkları işi gösterdiği, meslektaşlarının da tasarımın hedeflerine ulaşıp ulaşmadığı konusunda yapılandırılmış ve dürüst geri bildirim verdiği toplantı.

  • affordanceisimsağlarlık, kullanım ipucu

    Bir nesnenin ya da arayüz öğesinin nasıl kullanılabileceğini düşündüren özelliği; örneğin basılabilir görünen kabarık bir buton ya da çekilmeye davet eden bir kulp.

  • dropdown menuisimaçılır menü, dropdown

    Kapalı duran, kullanıcı tıkladığında ya da dokunduğunda seçenek listesini açan ve yer kaplamadan bir seçenek seçmeyi sağlayan menü.

  • style guideisimstil rehberi, stil kılavuzu

    Bir markanın ya da ürünün renkler, tipografi, logo kullanımı, ikon tarzı ve iletişim dili gibi görsel ve yazım kurallarını belirleyen doküman.

  • color contrastisimrenk kontrastı, kontrast oranı

    Bir metin ya da ikon ile arka planı arasındaki parlaklık farkı; özellikle az gören kişiler için öğenin ne kadar kolay görüleceğini belirler.

  • WCAGkısaltmaWeb İçeriği Erişilebilirlik Yönergeleri, WCAG

    Web Content Accessibility Guidelines (Web İçeriği Erişilebilirlik Yönergeleri) ifadesinin kısaltması; W3C tarafından yayımlanan ve web siteleri ile uygulamaların nasıl erişilebilir hale getirileceğini anlatan uluslararası standart.

  • white spaceisimboşluk, beyaz alan

    Bir sayfadaki öğelerin arasında ve çevresinde bırakılan boş alan; içeriğe nefes aldırır, ilişkili öğeleri gruplar ve tasarımı daha kolay okunur hale getirir.

  • gridisimızgara, grid

    Tasarımcıların bir sayfa ya da ekranda öğeleri tutarlı biçimde yerleştirmek ve hizalamak için kullandığı görünmez sütunlar, satırlar ve aralıklardan oluşan yapı.

  • color paletteisimrenk paleti

    Bir ürün ya da marka için belirlenmiş sabit renk grubu; genellikle birincil, ikincil ve nötr renklerin yanında hata için kırmızı, başarı için yeşil gibi durum renklerini içerir.

  • iconisimikon, simge

    Bir eylemi, nesneyi ya da fikri temsil eden küçük resim veya sembol; arama için büyüteç, silme için çöp kutusu gibi.

  • mental modelisimzihinsel model

    Bir kişinin geçmiş deneyimlerine dayanarak bir şeyin nasıl çalıştığına dair kafasında kurduğu fikir; bir üründen ne beklediğini belirler.

  • cognitive loadisimbilişsel yük, zihinsel yük

    Bir kişinin bir şeyi anlamak ve kullanmak için harcaması gereken zihinsel çaba; fazla olduğunda insanlar yavaşlar, kafası karışır ya da vazgeçer.

  • frictionisimsürtünme, zorluk

    Bir deneyimde kullanıcıyı yavaşlatan ya da bir görevi zorlaştıran her şey; fazladan adımlar, uzun formlar, belirsiz etiketler veya yavaş yükleme gibi.

  • empty stateisimboş durum, boş durum ekranı

    Henüz içerik olmadığında bir ekranın gösterdiği görünüm; boş bir gelen kutusu, sonuç bulunamayan bir arama ya da hiç projesi olmayan yeni bir hesap gibi.

  • tooltipisimipucu balonu, bilgi balonu

    Kullanıcı bir öğenin üzerine geldiğinde, ona odaklandığında ya da dokunduğunda beliren; kısa bir açıklama veya bir ikonun adını gösteren küçük metin kutusu.

  • checkboxisimonay kutusu, checkbox

    Kullanıcıların bir seçeneği işaretlemek ya da işareti kaldırmak için tıkladığı veya dokunduğu küçük kare; bir gruptaki birden fazla onay kutusu aynı anda seçilebilir.

  • toggleisimaçma/kapama anahtarı, toggle

    Bir ayarı tek dokunuşla açıp kapatan ve genellikle hemen etkili olan anahtar; karanlık modu ya da bildirimleri açmak gibi.

  • breadcrumbisimiçerik haritası, breadcrumb

    Genellikle sayfanın üst kısmında yer alan ve mevcut sayfanın site yapısındaki yerini gösteren bağlantı dizisi; Ana Sayfa > Ayakkabı > Koşu gibi.

  • hamburger menuisimhamburger menü, üç çizgili menü

    Üç yatay çizgiden oluşan ve gizli bir navigasyon menüsünü açan ikon; yer kazanmak için özellikle mobil ekranlarda kullanılır.

  • design tokenisimtasarım token'ı, tasarım değişkeni

    Renk, font boyutu ya da boşluk miktarı gibi bir tasarım kararını saklayan isimlendirilmiş değer; tasarımcıların ve geliştiricilerin her yerde aynı değeri kullanmasını sağlar.

  • UI kitisimUI kit, arayüz kiti

    Tasarımcıların ekranları hızla oluşturmak için dosyalarına sürükleyip bıraktığı buton, form, ikon ve navigasyon çubuğu gibi hazır arayüz öğeleri koleksiyonu.

  • spacingisimboşluk, aralık

    Öğelerin arasındaki ve içindeki boşluk miktarı; kartlar arasındaki mesafe ya da bir butonun iç boşluğu gibi. Görsel ritim ve gruplama oluşturmak için belirlenir.

  • pixel-perfectsıfatpiksel piksel kusursuz, tasarıma birebir uygun

    Boyut, boşluk ve renk açısından tasarıma piksel piksel birebir uyan; özellikle geliştirilmiş ürün orijinal tasarım dosyasıyla karşılaştırılırken kullanılır.

  • microinteractionisimmikro etkileşim

    Kendi geri bildirimi olan küçük ve tek amaçlı etkileşim anı; bir gönderiyi beğenmek, bir toggle'ı açmak ya da yanlış şifreden sonra alanın titremesi gibi.

  • hover stateisimüzerine gelme durumu, hover durumu

    Fare imleci bir öğenin üzerindeyken öğenin aldığı görünüm; örneğin butonun koyulaşması. Öğenin tıklanabilir olduğunu gösterir.

  • gestureisimdokunma hareketi, hareket

    Dokunmatik ekranda cihaza bir şey yaptırmak için parmaklarla yapılan hareket; dokunma, kaydırma, iki parmakla yakınlaştırma ya da basılı tutma gibi.

  • microcopyisimmikro metin, arayüz metni

    Bir arayüzdeki buton etiketleri, ipuçları, hata mesajları ve onay mesajları gibi, kullanıcıları bir görev boyunca yönlendiren kısa metinler.

  • cardisimkart

    Tek bir öğeye ait ürün görseli, başlık ve fiyat gibi ilişkili içerikleri bir arada tutan ve çoğu zaman daha fazla ayrıntıya bağlanan dikdörtgen kutu.

  • focus stateisimodak durumu, focus durumu

    Bir kişi sayfada klavyeyle gezinirken o anda hangi öğenin seçili olduğunu gösteren, genellikle dış çizgi ya da halka biçimindeki görünür stil.

  • inclusive designisimkapsayıcı tasarım

    Yetenek, yaş, dil, kültür ve içinde bulunulan koşullar dahil insan çeşitliliğinin tamamını gözeterek tasarım yapan ve ürünü daha fazla kişinin kullanabilmesini sağlayan yaklaşım.

  • tree testingisimağaç testi, tree testing

    Herhangi bir görsel tasarım göstermeden, yalnızca metin halindeki menü ağacını sunarak insanların sitenin yapısı içinde aradıklarını bulup bulamadığını ölçen araştırma yöntemi.

  • Fitts's lawisimFitts yasası, Fitts kanunu

    Bir hedefe ulaşmak için gereken sürenin hedefin uzaklığına ve büyüklüğüne bağlı olduğunu söyleyen ilke: daha büyük ve daha yakın hedeflere daha hızlı ve kolay ulaşılır.

Makine Öğrenmesi ve Veri İşleme

  • Dili anlamak, görüntüleri tanımak ya da karar vermek gibi normalde insan zekası gerektiren görevleri yerine getirebilen sistemler geliştiren bilgisayar bilimi alanı.

  • machine learningisimmakine öğrenmesi, makine öğrenimi

    Bilgisayarların elle yazılmış kurallara uymak yerine veriden örüntüler öğrenip bunları tahmin yapmak ya da karar vermek için kullandığı yapay zeka dalı.

  • modelisimmodel

    Eğitim sürecinin sonunda ortaya çıkan, öğrenilmiş parametrelere sahip program; görüntü ya da cümle gibi bir girdi alır, etiket, sayı veya metin gibi bir çıktı üretir.

  • datasetisimveri kümesi, veri seti

    Bir modeli eğitmek, test etmek ya da analiz etmek için toplanıp düzenlenmiş örnekler bütünü; görüntülerden, metinlerden veya tablo satırlarından oluşabilir.

  • training dataisimeğitim verisi

    Modelin eğitim sırasında öğrendiği örnekler. Bu verinin kalitesi, miktarı ve çeşitliliği, modelin yeni veriler üzerinde ne kadar iyi çalışacağını büyük ölçüde belirler.

  • labelisimetiket, hedef değer

    Bir eğitim örneğine eklenen doğru cevap; örneğin bir e-posta için 'spam', bir fotoğraf için 'kedi'. Denetimli öğrenen model bu cevabı tahmin etmeyi öğrenir.

  • trainfiileğitmek

    Bir modele çok sayıda örnek gösterip parametrelerini tekrar tekrar güncelleyerek çıktılarının doğru cevaplara yaklaşmasını sağlamak.

  • supervised learningisimdenetimli öğrenme, gözetimli öğrenme

    Modelin doğru cevaplarıyla (etiketleriyle) birlikte verilen örneklerden öğrendiği ve böylece yeni örneklerin cevabını tahmin edebildiği makine öğrenmesi türü.

  • neural networkisimsinir ağı, yapay sinir ağı

    Beyinden gevşek biçimde esinlenmiş, katmanlar halinde dizilmiş çok sayıda bağlantılı birimden oluşan model. Her bağlantının eğitim sırasında güncellenen bir ağırlığı vardır.

  • deep learningisimderin öğrenme

    Çok katmanlı sinir ağlarını kullanan makine öğrenmesi alanı. Günümüzdeki konuşma tanıma, görüntü tanıma ve büyük dil modelleri bu yönteme dayanır.

  • loss functionisimkayıp fonksiyonu, yitim fonksiyonu

    Modelin tahminlerinin doğru cevaplardan ne kadar uzak olduğunu ölçen formül. Eğitimin amacı, kayıp (loss) denen bu değeri olabildiğince küçültmektir.

  • overfittingisimaşırı öğrenme, aşırı uyum

    Modelin eğitim verisini gürültüsü ve tesadüfi ayrıntılarıyla birlikte fazla yakından öğrenmesi; bu yüzden eğitim verisinde iyi, yeni veride ise kötü sonuç vermesi.

  • test setisimtest kümesi, test seti

    Ayrı tutulan ve yalnızca en sonda, tamamlanmış modelin daha önce hiç görmediği örneklerde ne kadar iyi çalıştığını ölçmek için kullanılan veri bölümü.

  • accuracyisimdoğruluk, doğruluk oranı

    Modelin yaptığı tüm tahminler içinde doğru olanların oranı. Doğruluğu %90 olan bir model her on örnekten dokuzunda doğru tahmin yapar.

  • inferenceisimçıkarım, tahmin üretme

    Eğitilmiş bir modelin yeni girdiler için çıktı ürettiği aşama; örneğin bir kullanıcının sorusunu cevaplamak ya da yeni bir fotoğrafı sınıflandırmak.

  • LLMkısaltmabüyük dil modeli

    Large language model (büyük dil modeli) ifadesinin kısaltması: devasa miktarda metin üzerinde bir sonraki token'ı tahmin etmek üzere eğitilmiş, bu sayede soru cevaplayabilen, metin yazabilen, özetleyebilen ve kod üretebilen çok büyük sinir ağı.

  • promptisimistem, prompt

    Üretken bir modele ne yapması gerektiğini anlatmak için verilen metin veya başka bir girdi; bir soru, bir talimat ya da ardından görev gelen birkaç örnek olabilir.

  • fine-tuningisimince ayar, ince ayarlı eğitim

    Önceden eğitilmiş bir modelin, belirli bir görevde daha başarılı olması ya da belirli bir üslubu izlemesi için daha küçük ve göreve özel bir veri kümesiyle ek olarak eğitilmesi.

  • biasisimönyargı, yanlılık

    Bir modelin çıktılarındaki sistematik adaletsizlik; örneğin bazı insan gruplarında daha kötü çalışması. Genellikle dengesiz veriden ya da tasarım tercihlerinden kaynaklanır.

  • classificationisimsınıflandırma

    Modelin her girdiyi önceden belirlenmiş kategorilerden birine yerleştirdiği görev; örneğin bir e-postanın spam olup olmadığına ya da bir fotoğrafın hangi ürün kategorisine ait olduğuna karar vermek.

  • natural language processingisimdoğal dil işleme

    İnsan diliyle ilgilenen; metni ve konuşmayı okuyan, anlayan, çeviren, özetleyen ya da üreten sistemler geliştiren yapay zeka alanı.

  • computer visionisimbilgisayarlı görü, bilgisayar görüsü

    Bilgisayarlara görüntüleri ve videoları anlamayı öğreten yapay zeka alanı; nesneleri tanımak, fotoğraflardaki yazıları okumak ya da hareketi takip etmek gibi.

  • unsupervised learningisimdenetimsiz öğrenme, gözetimsiz öğrenme

    Doğru cevaplar (etiketler) olmadan verideki yapıyı bulan makine öğrenmesi türü; örneğin benzer müşterileri gruplamak ya da olağan dışı olayları fark etmek.

  • validation setisimdoğrulama kümesi, doğrulama seti

    Eğitime katılmayan ve geliştirme sürecinde modelleri karşılaştırmak, ayarları belirlemek ve eğitimin ne zaman durdurulacağına karar vermek için kullanılan veri bölümü.

  • epochisimepok, dönem

    Eğitim sürecinin tüm eğitim veri kümesinin üzerinden bir kez baştan sona geçmesi. Modeller genellikle birkaç epoch boyunca eğitilir.

  • learning rateisimöğrenme oranı, öğrenme hızı

    Modelin parametrelerini her güncellediğinde ne büyüklükte adım atacağını belirleyen hiperparametre. Çok yüksek olursa eğitim kararsızlaşır, çok düşük olursa çok yavaş ilerler.

  • hyperparameterisimhiperparametre

    Veriden öğrenilmek yerine eğitimden önce mühendisler tarafından seçilen ayar; örneğin öğrenme oranı, batch boyutu ya da katman sayısı.

  • batch sizeisimbatch boyutu, yığın boyutu

    Modelin parametrelerini bir kez güncellemeden önce birlikte işlediği eğitim örneklerinin sayısı.

  • gradient descentisimgradyan inişi, eğim inişi

    Eğitimin temelindeki optimizasyon yöntemi: her parametreyi, kaybı en çok azaltan yönde tekrar tekrar küçük adımlarla değiştirir.

  • underfittingisimyetersiz öğrenme, eksik uyum

    Modelin çok basit olması ya da yeterince eğitilmemesi nedeniyle verideki örüntüleri yakalayamaması; bu yüzden eğitim verisinde bile kötü sonuç vermesi.

  • precisionisimkesinlik, kesinlik oranı

    Modelin pozitif olarak işaretlediği tüm örnekler içinde gerçekten pozitif olanların oranı. Yüksek precision, az sayıda yanlış alarm demektir.

  • recallisimduyarlılık, anma

    Gerçekten pozitif olan tüm örnekler içinde modelin yakalayabildiklerinin oranı. Yüksek recall, gözden kaçan vakanın az olduğu anlamına gelir.

  • F1 scoreisimF1 skoru, F1 puanı

    Precision ve recall değerlerinin harmonik ortalamasını alarak ikisini tek bir sayıda birleştiren ölçü. Ancak ikisi de yüksek olduğunda yüksek çıkar.

  • benchmarkisimkıyaslama testi, değerlendirme ölçütü

    Farklı ekiplerin sonuçlarını adil biçimde karşılaştırabilmek için modelleri aynı şekilde ölçmeye yarayan standart görev ve veri kümesi.

  • transformerisimtransformer, dönüştürücü

    2017'de ortaya konan ve bir dizinin tüm parçalarını dikkat (attention) mekanizmasıyla paralel olarak işleyen sinir ağı mimarisi. Günümüzdeki LLM'lerin temelidir.

  • layerisimkatman

    Bir sinir ağının basamaklarından biri: önceki basamağın çıktısını alan, dönüştüren ve sonucu bir sonrakine aktaran birimler grubu.

  • hallucinationisimhalüsinasyon, uydurma

    Üretken bir modelin kendinden emin biçimde verdiği ama yanlış ya da uydurma olan çıktı; örneğin hayali bir bilgi, alıntı, kaynak ya da kod parçası.

  • context windowisimbağlam penceresi

    Bir dil modelinin aynı anda dikkate alabileceği en fazla metin miktarı; token cinsinden ölçülür ve istemi, eklenen belgeleri ve modelin kendi cevabını kapsar.

  • generative AIisimüretken yapay zeka

    Yalnızca girdileri sınıflandırmak ya da değer tahmin etmekle kalmayıp metin, görüntü, ses, video veya kod gibi yeni içerikler üreten yapay zeka sistemleri.

  • embeddingisimgömme, vektör temsili

    Bir kelimeyi, cümleyi, görüntüyü ya da başka bir öğeyi, anlamca benzer öğeler birbirine yakın düşecek şekilde temsil eden sayı listesi (vektör).

  • system promptisimsistem istemi, sistem komutu

    Sohbet başlamadan önce bir sohbet modeline verilen ve sonraki tüm mesajlar için modelin rolünü, kurallarını, üslubunu ve sınırlarını belirleyen talimatlar.

  • RAGkısaltmabilgi getirmeyle desteklenmiş üretim, erişim destekli üretim

    Retrieval-augmented generation ifadesinin kısaltması: sistemin önce bir belge koleksiyonunda ilgili bölümleri arayıp bulduğu, ardından bunları bir LLM'e vererek cevabı yazdırdığı yöntem.

  • annotationisimetiketleme, veri işaretleme

    Ham veriye etiket ya da not ekleme işi; örneğin görüntülerdeki nesnelerin etrafına kutu çizmek ya da her cümlenin konusunu işaretlemek. Böylece veri eğitimde veya değerlendirmede kullanılabilir hale gelir.

  • preprocessingisimön işleme, veri ön işleme

    Ham veriyi model kullanmadan önce temizleyen ve hazırlayan adımlar; örneğin tekrar eden kayıtları silmek, eksik değerleri doldurmak, görüntüleri yeniden boyutlandırmak ya da metni normalleştirmek.

  • reinforcement learningisimpekiştirmeli öğrenme

    Bir ajanın bir ortamda eylemler gerçekleştirip sonuçlarına göre ödül ya da ceza alarak deneme yanılma yoluyla öğrendiği makine öğrenmesi türü.

  • clusteringisimkümeleme

    Önceden tanımlanmış etiketler olmadan benzer öğeleri bir araya getiren denetimsiz öğrenme görevi; örneğin müşterileri alışveriş davranışlarına göre segmentlere ayırmak.

  • weightsisimağırlıklar

    Bir sinir ağındaki bağlantıların öğrenilmiş sayısal değerleri; her girdinin bir sonraki katmanı ne kadar güçlü etkileyeceğini belirler. Hepsi birlikte modelin öğrendiklerini taşır.

  • activation functionisimaktivasyon fonksiyonu, etkinleştirme fonksiyonu

    Bir sinir ağındaki her birimin çıktısına uygulanan basit matematiksel fonksiyon. Ağa doğrusal olmayan bir davranış kazandırarak karmaşık örüntüleri öğrenebilmesini sağlar.

  • backpropagationisimgeri yayılım, geri yayılım algoritması

    Hatayı çıktı katmanından girdiye doğru geriye aktararak, bir sinir ağındaki her ağırlığın hataya ne kadar katkıda bulunduğunu hesaplayan yöntem.

  • attentionisimdikkat mekanizması, dikkat

    Bir modelin, girdisinin her parçası için diğer parçalardan hangilerinin daha ilgili olduğuna karar vermesini ve çıktıyı oluştururken onlara daha fazla ağırlık vermesini sağlayan mekanizma.

  • ground truthisimgerçek değer, doğru etiket

    Modelin çıktılarının karşılaştırıldığı, doğruluğu teyit edilmiş cevaplar; genellikle titiz insan etiketlemesiyle ya da gerçek ölçümlerle oluşturulur.

  • data augmentationisimveri artırma, veri çoğaltma

    Mevcut örneklerde küçük değişiklikler yaparak, örneğin görüntüleri çevirip kırparak ya da cümleleri farklı biçimde yeniden yazarak ek eğitim örnekleri üretmek; böylece model daha fazla çeşitlilik görür.

  • confusion matrixisimkarışıklık matrisi, hata matrisi

    Her gerçek sınıf için modelin örneklerden kaçını hangi sınıfa atadığını gösteren tablo; modelin hangi sınıfları birbirine karıştırdığını bir bakışta görmeyi sağlar.

  • cross-validationisimçapraz doğrulama

    Veriyi birkaç parçaya bölen, her seferinde biri hariç tümüyle eğitip kalan parçayla test eden ve bu işlemi her parça bir kez test için kullanılana kadar tekrarlayan değerlendirme yöntemi.

  • regularizationisimdüzenlileştirme, regülarizasyon

    Eğitim sırasında modelin gereğinden fazla karmaşıklaşmasını engelleyerek aşırı öğrenmeyi azaltan ve modelin yeni verilerde daha iyi çalışmasına yardımcı olan her türlü teknik.

  • pretrainingisimön eğitim

    Modelin belirli görevlere uyarlanmadan önce, büyük kısmı etiketsiz olan devasa miktarda veriden genel örüntüleri öğrendiği ilk ve en büyük eğitim aşaması.

  • temperatureisimsıcaklık, sıcaklık parametresi

    Üretken bir modelin çıktısının ne kadar rastgele olacağını belirleyen ayar. Düşük değerler daha öngörülebilir ve odaklı, yüksek değerler ise daha çeşitli ve yaratıcı cevaplar verir.

  • prompt engineeringisimistem mühendisliği, prompt mühendisliği

    Bir modelin belirli bir görevde doğru, işe yarar ve tutarlı çıktılar vermesi için istemleri tasarlama, test etme ve iyileştirme pratiği.

  • few-shot promptingisimaz örnekli istem, birkaç örnekle yönlendirme

    Bir modele, ek bir eğitim yapmadan yeni bir girdide aynı kalıbı izleyebilmesi için istemin içinde görevin birkaç çözülmüş örneğini vermek.

  • transfer learningisimtransfer öğrenme, aktarım öğrenmesi

    Bir modelin bir görevde ya da veri kümesinde öğrendiklerini, sıfırdan yeni bir model eğitmek yerine farklı ama ilişkili bir görev için başlangıç noktası olarak kullanmak.

  • base modelisimtemel model, taban model

    Yalnızca ön eğitimden geçmiş, henüz ince ayar ya da talimat eğitimi yapılmamış model. Metni iyi sürdürür ama talimatlara güvenilir biçimde uymaz ve sohbete hazır değildir.

  • CNNkısaltmaevrişimli sinir ağı, konvolüsyonel sinir ağı

    Convolutional neural network (evrişimli sinir ağı) ifadesinin kısaltması: bir görüntünün üzerinde öğrenilmiş küçük filtreleri kaydırarak kenar, doku ve şekil gibi örüntüleri yakalayan sinir ağı.

  • object detectionisimnesne tespiti, nesne algılama

    Bir görüntüdeki ya da videodaki nesneleri bulan ve hem sınıflarını ('araba', 'insan' gibi) hem de konumlarını, genellikle bir kutu ile, veren bilgisayarlı görü görevi.

  • tokenizerisimtokenizer, token ayırıcı

    Metni token'lara bölen ve bunları modelin okuyabileceği sayılara dönüştüren, modelin çıktısındaki sayıları da tekrar metne çeviren bileşen.

  • sentiment analysisisimduygu analizi, duygu durum analizi

    Bir metindeki görüşü ya da duyguyu tespit eden NLP görevi; örneğin bir ürün yorumunun olumlu, olumsuz ya da nötr olup olmadığını belirlemek.

  • fairnessisimadillik, hakkaniyet

    Bir modelin farklı insan gruplarına hakkaniyetli davranması hedefi; örneğin cinsiyetler, yaş grupları ya da bölgeler arasında benzer hata oranları veya onay oranları sağlaması.

  • convergefiilyakınsamak, oturmak

    Eğitim sırasında, kaybın anlamlı biçimde düşmeyi bıraktığı ve daha fazla eğitimin pek fayda getirmediği kararlı bir duruma ulaşmak.

  • class imbalanceisimsınıf dengesizliği

    Bir veri kümesinde bazı sınıfların diğerlerinden çok daha fazla örneğe sahip olması; örneğin her 10 dolandırıcılık işlemine karşılık 990 normal işlem bulunması.

  • data leakageisimveri sızıntısı

    Tahmin anında elde olmayacak bir bilginin, örneğin test örneklerinin ya da gelecekteki verilerin, eğitime karışması ve sonuçları olduğundan daha iyi göstermesi hatası.

  • state-of-the-artsıfaten gelişmiş, son teknoloji

    Belirli bir anda bilinen en iyi sonucu ya da yöntemi niteler; bu genellikle bilinen bir benchmark üzerinde ölçülür.

  • multimodalsıfatçok kipli, çok modlu

    Metin, görüntü, ses ve video gibi birden fazla veri türüyle çalışabilen; örneğin bir fotoğraf hakkındaki soruları cevaplayabilen bir model gibi.

  • AI agentisimyapay zeka ajanı, yapay zeka asistanı

    Bir LLM etrafında kurulan ve bir görevi az insan desteğiyle tamamlamak için adımlarını planlayıp arama, kod çalıştırma ya da şirket yazılımları gibi araçları kullanabilen sistem.

  • chain of thoughtisimdüşünce zinciri

    Bir modelin nihai cevabını vermeden önce adım adım yazdığı akıl yürütme; matematik, mantık ve çok adımlı problemlerde sonuçları çoğu zaman iyileştirir.

  • vector databaseisimvektör veritabanı

    Embedding'leri saklamak ve bir sorguya en çok benzeyenleri hızla bulmak için tasarlanmış veritabanı; bu yüzden anlamsal arama ve RAG sistemlerinin yaygın bir parçasıdır.

  • LoRAkısaltmadüşük ranklı uyarlama

    Low-rank adaptation (düşük ranklı uyarlama) ifadesinin kısaltması: modelin orijinal ağırlıklarını dondurup yalnızca eklenen küçük matrisleri eğiten, böylece bellek ve depolamadan büyük tasarruf sağlayan ince ayar yöntemi.

  • RLHFkısaltmainsan geri bildirimiyle pekiştirmeli öğrenme

    Reinforcement learning from human feedback (insan geri bildirimiyle pekiştirmeli öğrenme) ifadesinin kısaltması: insanların model cevaplarını sıraladığı, bir ödül modelinin bu tercihleri öğrendiği ve ardından LLM'in daha yüksek puan alacak şekilde eğitildiği aşama.

  • knowledge distillationisimbilgi damıtma, model damıtma

    Daha küçük bir 'öğrenci' modeli, daha büyük bir 'öğretmen' modelin çıktılarını taklit edecek şekilde eğitmek; böylece öğrenci model kalitenin büyük kısmını korurken daha hızlı ve daha ucuz çalışır.

  • image segmentationisimgörüntü bölütleme, görüntü segmentasyonu

    Bir görüntüdeki her pikseli bir sınıf ya da nesneyle etiketleyen ve kaba kutular yerine nesnelerin tam şekillerini veren bilgisayarlı görü görevi.

  • bounding boxisimsınırlayıcı kutu, çerçeve kutusu

    Bir görüntüdeki nesnenin etrafına çizilen ve koordinatlarla saklanan dikdörtgen; nesnenin nerede olduğunu gösterir. Nesne tespitinin standart çıktısıdır.

  • diffusion modelisimdifüzyon modeli, yayılım modeli

    Gürültüyü adım adım temizlemeyi öğrenen üretken model; tamamen gürültüden başlayıp onu kademeli olarak iyileştirerek yeni görüntü, ses ya da video üretebilir.

  • named entity recognitionisimvarlık ismi tanıma, adlandırılmış varlık tanıma

    Bir metindeki kişi, kurum ve yer adlarını, ayrıca tarih, tutar ve benzeri öğeleri bulup her birini türüyle etiketleyen NLP görevi.

  • corpusisimderlem, korpus

    Dil modellerini eğitmek ya da bir dilin nasıl kullanıldığını incelemek için kullanılan, büyük ve düzenli metin ya da konuşma kaydı koleksiyonu.

  • explainabilityisimaçıklanabilirlik, yorumlanabilirlik

    İnsanların bir modelin belirli bir tahmini ya da kararı neden verdiğini ne ölçüde anlayabildiği; bu çoğu zaman hangi girdilerin en çok etkili olduğunu gösteren araçlarla desteklenir.

  • guardrailisimgüvenlik bariyeri, koruma mekanizması

    Zararlı, konu dışı ya da güvensiz girdileri ve çıktıları engellemek için bir modelin etrafına konan kural veya kontrol; örneğin cevaplardaki kişisel verileri engelleyen bir filtre.

  • red teamingisimkırmızı takım testi, saldırgan gözüyle test

    Bir modeli ya da yapay zeka sistemini, gerçek kullanıcılar veya saldırganlardan önce zayıf noktalarını bulmak için kasıtlı olarak başarısız olmaya ya da zararlı davranmaya zorlayarak test etmek.

  • alignmentisimhizalama, uyumlandırma

    Bir yapay zeka sisteminin davranışını insanların niyetleri ve değerleriyle uyumlu hale getirmek; böylece sistemin yardımcı ve dürüst olması ve zarar vermekten kaçınması. Bu konuyu inceleyen araştırma alanının adı da aynıdır.

  • MLOpsisimMLOps, makine öğrenmesi operasyonları

    Makine öğrenmesini canlı ortamda güvenilir biçimde çalıştırmaya yönelik uygulamalar ve araçlar: veri ve modellerin sürümlenmesi, eğitimin ve canlıya almanın otomatikleştirilmesi ve modellerin zaman içinde izlenmesi.

  • data driftisimveri kayması, veri sapması

    Canlıdaki bir modele gelen verinin, zamanla modelin eğitildiği veriden farklılaşması; bu durum tahminlerin yavaş yavaş kötüleşmesine yol açabilir.

  • quantizationisimniceleme, kuantizasyon

    Bir modelin ağırlıklarını, bazen de aktivasyonlarını daha az bitle saklamak; örneğin 16 bit yerine 8 ya da 4 bitlik sayılar kullanmak. Amaç modeli küçültmek ve hızlandırmaktır.

  • data cleaningisimveri temizleme, veri temizliği

    Verideki hatalı biçimler, yazım hataları, mükerrer kayıtlar ve eksik değerler gibi sorunları bulup düzelterek veriyi analizde güvenle kullanılabilir hale getirme süreci.

  • missing valuesisimeksik değerler, eksik veri

    Bir veri setinde hiçbir değerin kaydedilmediği boş hücreler ya da alanlar; genellikle NULL, NaN veya boşluk olarak görünür ve analizden önce ele alınması gerekir.

  • outlierisimaykırı değer, uç değer

    Bir veri setindeki değerlerin çoğundan çok uzakta kalan değer; örneğin çoğu 40 dolar civarında olan siparişler arasında 50.000 dolarlık tek bir sipariş.

  • exploratory data analysisisimkeşifsel veri analizi, EDA

    Bir analizin ilk aşaması; veri seti özetlenir ve grafiklerle incelenir, böylece yapısı anlaşılır, örüntüler ve sorunlar fark edilir, test edilecek sorular belirlenir.

  • data visualizationisimveri görselleştirme

    Verileri grafik, diyagram ve haritalarla göstererek insanların örüntüleri, karşılaştırmaları ve değişimleri bir tabloya kıyasla daha hızlı görmesini sağlama uygulaması.

  • KPIkısaltmatemel performans göstergesi, KPI

    Key performance indicator (temel performans göstergesi) ifadesinin kısaltması; bir şirketin ya da ekibin ana hedeflerine ne kadar yaklaştığını ölçmek için seçtiği az sayıdaki metrikten biri.

  • A/B testisimA/B testi, bölünmüş test

    Kullanıcıların rastgele iki gruba ayrıldığı ve her grubun bir şeyin farklı bir versiyonunu gördüğü, böylece hangi versiyonun daha iyi sonuç verdiğinin ölçüldüğü deney.

  • statistical significanceisimistatistiksel anlamlılık

    Bir sonucun yalnızca rastlantıyla açıklanmasının pek olası olmadığını gösteren durum; genellikle p değerinin önceden seçilmiş bir eşiğin, örneğin 0,05'in altında kalıp kalmadığına bakılarak değerlendirilir.

  • data pipelineisimveri hattı, pipeline

    Veriyi kaynaklarından alan, dönüştüren ve veri ambarı, dashboard ya da model gibi bir hedefe ulaştıran otomatik adımlar dizisi.

  • ETLkısaltmaETL, çıkarma, dönüştürme, yükleme

    Extract, transform, load (çıkar, dönüştür, yükle) ifadesinin kısaltması; verinin kaynak sistemlerden alınması, temizlenip yeniden düzenlenmesi ve bir veri ambarına yüklenmesi süreci.

  • meanisimortalama, aritmetik ortalama

    Bir gruptaki tüm sayıların toplanıp toplamın sayı adedine bölünmesiyle elde edilen değer; 'ortalama' denince genellikle kastedilen budur.

  • medianisimmedyan, ortanca

    Bir gruptaki tüm sayılar küçükten büyüğe sıralandığında ortada kalan değer; değerlerin yarısı bunun altında, yarısı üstündedir.

  • distributionisimdağılım

    Bir değişkenin değerlerinin nasıl yayıldığı; hangi değerlerin sık, hangilerinin nadir görüldüğünü ve birbirlerinden ne kadar uzak olduklarını gösterir, çoğunlukla histogramla incelenir.

  • correlationisimkorelasyon, ilişki

    İki değişkenin birlikte değişme eğiliminde olduğu ilişki; çoğunlukla -1 ile 1 arasında bir katsayıyla ölçülür ve 0 doğrusal bir ilişki olmadığı anlamına gelir.

  • raw dataisimham veri, işlenmemiş veri

    Toplandığı ya da dışa aktarıldığı ilk haliyle duran, henüz temizlenmemiş, birleştirilmemiş veya özetlenmemiş veri.

  • data sourceisimveri kaynağı

    Verinin geldiği herhangi bir yer; örneğin bir veritabanı, uygulama, elektronik tablo, anket, harici bir API ya da bir iş ortağının gönderdiği dosya.

  • duplicateisimmükerrer kayıt, tekrarlanan kayıt

    Bir veri setinde birden fazla kez yer alan kayıt; örneğin aynı müşterinin ya da siparişin iki kez saklanması. Sayıları ve toplamları olduğundan yüksek gösterebilir.

  • data qualityisimveri kalitesi

    Verinin ne kadar doğru, eksiksiz, tutarlı ve güncel olduğu; dolayısıyla karar verirken ona ne ölçüde güvenilebileceği.

  • standard deviationisimstandart sapma

    Değerlerin ortalama etrafında ne kadar yayıldığını gösteren ölçü; küçük bir değer çoğu değerin ortalamaya yakın olduğunu, büyük bir değer ise değerlerin çok değişkenlik gösterdiğini anlatır.

  • sampleisimörneklem, örnek

    Bütün hakkında sonuç çıkarmak amacıyla daha büyük bir evrenden ya da veri setinden seçilerek incelenen daha küçük grup.

  • trendisimeğilim, trend

    Kısa vadeli iniş çıkışlar göz ardı edildiğinde bir değerin belirli bir süre boyunca izlediği genel yön; örneğin satışlardaki istikrarlı artış.

  • time seriesisimzaman serisi

    Aynı şeyin düzenli zaman aralıklarında sırayla kaydedilen ölçümlerinden oluşan veri; örneğin günlük gelir ya da saatlik web sitesi ziyaretleri.

  • segmentisimsegment, kitle grubu

    Ülke, cihaz ya da satın alma davranışı gibi ortak özellikleri paylaşan müşteri veya kullanıcı grubu; fiil olarak veriyi bu tür gruplara ayırmak.

  • hypothesisisimhipotez, varsayım

    Bir deney ya da analiz başlamadan önce yazılan, neyin neden olmasının beklendiğine dair belirli ve test edilebilir ifade.

  • control groupisimkontrol grubu

    Bir deneyde test edilen değişikliği almayan grup; sonuçları, o değişiklik olmasaydı ne olacağını gösterir.

  • p-valueisimp değeri, anlamlılık değeri

    Gerçekte hiçbir etki olmasaydı, yani sıfır hipotezi doğru olsaydı, gözlenen sonuç kadar ya da ondan daha uç bir sonucun ortaya çıkma olasılığı.

  • sample sizeisimörneklem büyüklüğü, örneklem hacmi

    Bir örnekleme ya da deneye dahil edilen gözlem, kişi veya birim sayısı; daha büyük örneklemler genellikle daha güvenilir tahminler verir.

  • conversion rateisimdönüşüm oranı

    Satın alma ya da kayıt olma gibi istenen bir eylemi tamamlayan kullanıcıların, bu eylemi yapma fırsatı bulan tüm kullanıcılara oranı.

  • churnisimmüşteri kaybı, churn

    Belirli bir dönemde bir ürünü kullanmayı bırakan ya da aboneliğini iptal eden müşterilerin veya kullanıcıların kaybı; bu kaybın gerçekleşme oranı için de kullanılır.

  • bar chartisimçubuk grafik, sütun grafik

    Bölgelere göre satışlar ya da ülkelere göre kullanıcılar gibi kategoriler arasındaki değerleri, farklı uzunluklardaki dikdörtgen çubuklarla karşılaştıran grafik.

  • scatter plotisimsaçılım grafiği, serpilme diyagramı

    Her gözlem için bir nokta çizerek ve her eksene bir değişken yerleştirerek iki sayısal değişken arasındaki ilişkiyi gösteren grafik.

  • aggregatefiiltoplulaştırmak, özetlemek

    Çok sayıda veri satırını toplam, sayım ya da ortalama gibi özet değerlere dönüştürmek; genellikle gün, ürün veya bölge gibi bir kategoriye göre gruplayarak.

  • ad hoc analysisisimad hoc analiz, anlık analiz

    Düzenli bir rapor ya da planlı bir proje yerine, yeni ortaya çıkan belirli bir soruyu yanıtlamak için hızlıca yapılan tek seferlik analiz.

  • imputefiileksik değerleri doldurmak, değer atamak

    Eksik değerleri tahmini değerlerle doldurmak; örneğin sütunun medyanıyla, en sık görülen kategoriyle ya da diğer sütunlardan tahmin edilen bir değerle.

  • data wranglingisimveri düzenleme, veri hazırlama

    Dağınık ham veriyi analiz için temiz ve iyi yapılandırılmış bir biçime dönüştürme işi; yeniden şekillendirme, birleştirme, filtreleme ve biçim düzeltme gibi adımları kapsar.

  • skewedsıfatçarpık, asimetrik

    Simetrik olmayan, bir tarafında uzun bir değer kuyruğu bulunan dağılımı anlatır; örneğin birkaç kişinin çoğunluktan çok daha fazla kazandığı gelir verisi.

  • summary statisticsisimözet istatistikler, tanımlayıcı istatistikler

    Bir veri setini bir bakışta tanımlayan birkaç sayı; örneğin her sütunun gözlem sayısı, ortalaması, medyanı, en küçük ve en büyük değeri ile standart sapması.

  • sanity checkifademantık kontrolü, makullük kontrolü

    Bir sonuca güvenmeden önce makul olup olmadığını anlamak için yapılan hızlı ve basit kontrol; örneğin bir toplamın zaten bilinen bir rakamla eşleşip eşleşmediğine bakmak.

  • percentileisimyüzdelik, yüzdelik dilim

    Gözlemlerin belirli bir yüzdesinin altında kaldığı değer; örneğin yüklenme süresinin 90. yüzdeliği, sayfa yüklemelerinin %90'ının içinde tamamlandığı süredir.

  • causationisimnedensellik, neden-sonuç ilişkisi

    Bir şeydeki değişikliğin, ikisinin yalnızca birlikte hareket etmesinin ötesinde, doğrudan başka bir şeyde değişikliğe yol açtığı ilişki.

  • confidence intervalisimgüven aralığı

    Örneklem verisinden hesaplanan ve gerçek değeri içermesi muhtemel olan değer aralığı; %95'lik bir aralık, gerçek değeri vakaların %95'inde yakalayan bir yöntemle elde edilir.

  • variantisimvaryant, test versiyonu

    Bir deneyde kullanıcılara gösterilen versiyonlardan biri; genellikle kontrol grubuyla karşılaştırılan yeni versiyon.

  • null hypothesisisimsıfır hipotezi, boş hipotez

    İstatistiksel bir testte hiçbir etki ya da fark olmadığını öne süren varsayılan kabul; örneğin yeni bir tasarımın dönüşüm oranını değiştirmediği varsayımı.

  • cohortisimkohort, dönem grubu

    Aynı dönemde ortak bir başlangıç noktasını ya da deneyimi paylaşan ve zaman içinde izlenen kullanıcı grubu; örneğin ocak ayında kayıt olan herkes.

  • funnelisimdönüşüm hunisi, huni

    Kullanıcıların bir hedefe ulaşmak için geçtiği adımlar dizisi; örneğin ziyaret, kayıt ve satın alma. Her adımda daha az kişi kaldığı için huniye benzer.

  • histogramisimhistogram, sıklık grafiği

    Tek bir sayısal değişkenin dağılımını, değer aralığını 'bin' denen dilimlere bölerek ve her dilime düşen değer sayısı kadar bir çubuk çizerek gösteren grafik.

  • line chartisimçizgi grafik, çizgi grafiği

    Veri noktalarını bir çizgiyle birleştirerek bir değerin zaman içinde nasıl değiştiğini gösteren grafik; örneğin aylık gelir ya da günlük kayıt sayısı.

  • drill downphrasal verb (öbek fiil)detaya inmek, ayrıntıya inmek

    Bir örüntünün nedenini bulmak için özet görünümden daha ayrıntılı veriye inmek; örneğin yıllık satışlardan aylık satışlara, oradan da tek tek mağazalara geçmek.

  • filterfiilfiltrelemek, süzmek

    Verinin yalnızca belirli koşulları sağlayan satırlarını, örneğin 2024'teki siparişleri ya da Türkiye'deki kullanıcıları tutup geri kalanını dışarıda bırakmak.

  • data lakeisimveri gölü

    Yapılandırılmış olsun ya da olmasın, büyük miktarda ham veriyi biri işleyip analiz edene kadar özgün biçimiyle tutan geniş depolama sistemi.

  • batch processingisimtoplu işleme, yığın işleme

    Veriyi her kayıt geldiği anda işlemek yerine, belirli zamanlarda, örneğin her gece bir kez, büyük gruplar halinde işlemek.

  • baselineisimreferans değer, başlangıç değeri

    Yeni sonuçların karşılaştırıldığı basit bir referans noktası; örneğin geçen yılın rakamı, mevcut versiyon ya da çok temel bir model.

  • feature engineeringisimöznitelik mühendisliği, feature engineering

    Bir modelin daha iyi öğrenmesine yardımcı olmak için ham veriden yeni girdi değişkenleri oluşturma işi; örneğin doğum tarihini yaşa çevirmek ya da bir müşterinin alışverişlerini saymak.

  • target variableisimhedef değişken, bağımlı değişken

    Bir modelin tahmin etmek üzere eğitildiği değer; örneğin bir müşterinin ayrılıp ayrılmayacağı ya da ne kadar harcayacağı. 'Label' (etiket) ya da bağımlı değişken olarak da adlandırılır.

  • normalizefiilnormalleştirmek, normalize etmek

    Sayısal değerleri 0 ile 1 arası gibi ortak bir aralığa getirmek ya da farklı büyüklükteki grupların adil biçimde karşılaştırılabilmesi için rakamları düzeltmek.

  • data dictionaryisimveri sözlüğü

    Bir veri setindeki her alanı; adını, anlamını, veri tipini, alabileceği değerleri, kaynağını ve sorumlusunu açıklayan belge ya da tablo.

  • event trackingisimolay takibi, event takibi

    Bir uygulamada ya da web sitesinde tıklama, sayfa görüntüleme veya satın alma gibi belirli kullanıcı eylemlerini; zaman, kullanıcı ve cihaz gibi ayrıntılarla birlikte olay (event) olarak kaydetmek.

  • web scrapingisimweb kazıma, veri kazıma

    Sayfaları indirip fiyatlar ya da ürün adları gibi ihtiyaç duyulan kısımları ayıklayan bir programla web sitelerinden otomatik olarak veri toplamak.

  • anomalyisimanomali, olağandışı durum

    Beklenenden açıkça farklı olan veri noktası ya da örüntü; örneğin kayıt sayısında ani bir sıçrama ya da hiç sipariş gelmeyen bir gün.

  • seasonalityisimmevsimsellik, dönemsellik

    Verilerde sabit bir süre içinde tekrarlanan düzenli örüntü; örneğin her aralıkta artan satışlar, hafta içi daha yüksek trafik ya da her yaz görülen düşüş.

  • statistical powerisimistatistiksel güç, testin gücü

    Belirli büyüklükte bir etki gerçekten varsa, bir testin bu etkiyi yakalama olasılığı; testler genellikle %80 güce sahip olacak şekilde tasarlanır.

  • heatmapisimısı haritası

    Değerleri bir ızgara üzerinde renklerle gösteren grafik; genellikle daha koyu ya da daha sıcak renkler daha yüksek değerleri ifade eder. Örneğin haftanın günlerine ve saatlerine göre siparişler.

  • pivot tableisimpivot tablo, özet tablo

    Daha büyük bir veri setini, satır ve sütunları kategorilere göre gruplayarak ve her kombinasyon için toplam, sayım ya da ortalama hesaplayarak özetleyen tablo.

  • granularityisimayrıntı düzeyi, granülerlik

    Verinin ayrıntı düzeyi; yani bir satırın neyi temsil ettiği. Örneğin her sipariş için bir satır, her müşteri için günde bir satır ya da her mağaza için ayda bir satır.

  • data lineageisimveri soy ağacı, veri kökeni

    Verinin nereden geldiğini, hangi adımlardan ve sistemlerden geçtiğini ve yol boyunca nasıl değiştiğini, onu kullanan raporlara kadar gösteren kayıt.

Mini test: bu terimleri biliyor musun?

Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.

Yazılım İngilizcesi nasıl öğrenilir?

  • Her gün alandan gerçek metinler okuyun: resmi dokümantasyon, README dosyaları, sürüm notları ve açık kaynak projelerdeki pull request ve issue tartışmaları.
  • Terimleri birlikte kullanıldıkları kelimelerle öğrenin: sadece 'bug' değil, 'fix a bug', 'report a bug' ve 'steps to reproduce'.
  • Kimse istemese bile İngilizce yazın. Commit mesajları, ticket açıklamaları ve kod yorumları kısa ve risksiz pratik fırsatlarıdır.
  • Kısaltmaları ekiplerin söylediği gibi sesli tekrar edin: API ve SDK harf harf, JSON 'Jason' ismi gibi, REST ise tek kelime olarak okunur.
  • Ekip arkadaşlarınızın incelemelerde ve günlük toplantılarda kullandığı 'Could you take a look?' ya da 'I'm blocked on…' gibi kibar kalıpları not edin ve siz de kullanın.

Sıkça sorulan sorular

Yazılım İngilizcesi kelimelerini nasıl öğrenebilirim?

Alandan gerçek metinler okuyun ve kelimelerin nasıl kullanıldığına dikkat edin: dokümantasyon, README dosyaları, sürüm notları, issue tartışmaları ve pull request yorumları. Her terimi sık birlikte kullanıldığı kelimelerle öğrenin (open a pull request, fix a bug) ve yeni kelimeleri hemen kendi commit'lerinizde, ticket'larınızda ve mesajlarınızda kullanın.

Önce hangi yazılım terimlerini öğrenmeliyim?

Günlük iş akışının kelimeleriyle başlayın: bug, fix, commit, branch, pull request, merge, code review, deploy, release, ticket, sprint ve stand-up. Ardından test ve hata ayıklama terimlerine, daha sonra da mimari ve API kelimelerine geçin. Bu sözlükteki terimler de aynı şekilde, en temelden daha ileri seviyeye doğru sıralanmıştır.

Yazılımda İngiliz ve Amerikan İngilizcesi arasında fark var mı?

Kodlarda, API'lerde ve dokümantasyonun büyük kısmında Amerikan yazımı kullanılır: color, initialize, behavior. İngiliz ekipler e-postalarda ve belgelerde 'colour' veya 'behaviour' yazabilir ama kodda Amerikan biçimini korur; örneğin CSS'teki color özelliği. Bazı kelimeler farklı okunur: agile (ABD'de 'EC-ıl', İngiltere'de 'EC-ayl') ve route (ABD'de çoğunlukla 'raut', İngiltere'de 'rut') gibi.

İş yerinde Türkçe terimi mi, İngilizcesini mi kullanmalıyım?

Türk ekiplerinde commit, merge, deploy ve pull request gibi birçok İngilizce kelime olduğu gibi, çoğu zaman Türkçe eklerle ('deploy etmek') kullanılır. 'Sürüm', 'dal' ve 'birim testi' gibi Türkçe karşılıklar ise resmi belgelerde, üniversite derslerinde ve akademik yayınlarda yaygındır. İkisini de bilmek, Türkçe bir toplantı ile İngilizce bir kod tabanı arasında rahatça geçiş yapmanızı sağlar.

Günlük toplantılarda ve kod incelemelerinde işimi İngilizce nasıl anlatırım?

Kısa ve kalıplaşmış ifadeler kullanın. Günlük toplantıda: 'Yesterday I fixed…, today I'm working on…, no blockers.' İncelemelerde: 'Could you take a look at my PR?', 'I've addressed your comments', küçük notlar için 'nit: …' ve onay için 'LGTM'. 'What do you think about…?' gibi kibar sorular doğrudan emirlerden daha iyi karşılanır.

Seviyene uygun okumayla pekiştir

Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar: