Tüm alanlarda aramak için en az 2 karakter yazın.
Yazılım İngilizcesi: 1.143 Temel Terim ve Anlamları
Yazılım İngilizcesi sözlüğündeki 1.000 terim; programlamadan veritabanlarına, web ve mobil geliştirmeden bulut, güvenlik ve veri işlemeye uzanır. Her terimin Türkçe karşılığını, anlamını, işte nerelerde kullanıldığını ve çevirili örnek cümlelerini inceleyerek teknik belgeleri ve ekip konuşmalarını daha rahat takip edebilirsiniz.
- 1.143 terim
- 13 konu
- 430 temel terim
- 2.298 örnek cümle
Sürüm Yayını ve Bakım
Yeni bir sistem, özellik ya da web sitesi gibi bir şeyin canlı ortamda ilk kez gerçek kullanıcıların kullanımına açılması.
Bir projenin her sürümündeki önemli değişiklikleri, genellikle en yeni sürüm en üstte olacak şekilde listeleyen dosya ya da sayfa. Çoğunlukla CHANGELOG.md adını taşır.
Üç parçalı bir sürüm numaralandırma kuralı, MAJOR.MINOR.PATCH: ilk sayı geriye dönük uyumsuz değişikliklerde, ikincisi yeni özelliklerde, üçüncüsü hata düzeltmelerinde artar.
Bir sürümden önce ya da tatil dönemleri gibi yoğun zamanlarda, kritik düzeltmeler dışında yeni kod değişikliklerinin birleştirilmesine izin verilmeyen dönem.
Bir sürüm numarasını artırmak ya da bir bağımlılığı daha yeni bir sürüme güncellemek; genellikle küçük bir değişikliktir. Gayriresmi olarak bir işin önceliğini yükseltmek ya da bir mesajı insanlara yeniden hatırlatmak anlamına da gelir.
İnsanların sayısal bir IP adresi yerine yazdığı, example.com gibi okunabilir web sitesi adresi.
Bir web sitesinin dosyalarını ve kodunu internete bağlı sunucularda tutarak sitenin her an ziyaret edilebilmesini sağlayan hizmet.
Bir sunucuya yüklenen, sitenin kimliğini kanıtlayan ve tarayıcının şifreli bir HTTPS bağlantısı kurmasını sağlayan dijital dosya.
Domain Name System (Alan Adı Sistemi): example.com gibi alan adlarını sunucuların IP adreslerine çeviren internet rehberi.
HTTP isteklerini kabul edip web sayfalarını ve dosyaları sunan Nginx veya Apache gibi yazılım; bu yazılımı çalıştıran makine için de kullanılır.
Kendi donanımınızı satın alıp işletmek yerine sunucu, depolama, veritabanı gibi bilişim kaynaklarını bir sağlayıcıdan internet üzerinden kiralayarak kullanma modeli.
Yazılımı geliştirme, yayına alma ve çalıştırma sorumluluğunu geliştiricilerle operasyon ekibinin paylaştığı, değişiklikleri otomasyon sayesinde hızlı ve güvenli biçimde teslim etmeyi amaçlayan çalışma yaklaşımı.
Kod her değiştiğinde çalışan, derleme, test ve dağıtım gibi adımlardan oluşan ve bir adım başarısız olursa duran otomatik süreç.
Bir uygulamayı çalışması için gereken her şeyle birlikte paketleyen hafif ve yalıtılmış birim; böylece uygulama dizüstü bilgisayarda, test sunucusunda ya da bulutta aynı şekilde davranır.
Konteyner imajı oluşturmak ve konteyner çalıştırmak için yaygın olarak kullanılan platform. 2013'te çıkışından sonra konteynerlerin yaygınlaşmasını sağlamıştır.
Konteynerleri birçok makine üzerinde çalıştıran ve yöneten açık kaynak sistem: konteynerleri başlatır, çökenleri yeniden ayağa kaldırır, trafiği dağıtır ve sayılarını artırıp azaltır.
Fiziksel bir makine üzerinde yazılım olarak çalışan ve kendi işletim sistemi olan eksiksiz bir bilgisayar. Tek bir fiziksel sunucu aynı anda birçok sanal makineyi barındırabilir.
Bulutta çalışan sanal bir sunucunun ya da hizmetin tek bir kopyası. İşlemci sayısı ve bellek miktarı gibi boyutunu siz seçersiniz ve çalıştığı süre boyunca ücret ödersiniz.
Büyük veri merkezlerine sahip olan ve bilişim, depolama, ağ gibi hizmetleri internet üzerinden müşterilere kiralayan şirket.
Bir bulut sağlayıcının bir grup veri merkezine sahip olduğu coğrafi alan; örneğin Frankfurt ya da İrlanda. Kaynaklarınızın hangi bölgede çalışacağını siz seçersiniz.
Geliştirme, test ya da gerçek kullanıcılara hizmet gibi tek bir amaç için kullanılan, kendi sunucuları, ayarları ve verisi olan sistemin ayrı bir kopyası.
Sunucuları, ağları ve diğer bulut kaynaklarını bir konsolda elle tıklayarak değil, araçların okuyup uyguladığı yapılandırma dosyaları yazarak yönetme yaklaşımı.
Infrastructure as a service ifadesinin kısaltması: sanal makine, disk ve ağ gibi temel yapı taşlarını kiralayıp işletim sistemini ve onun üzerindeki her şeyi kendiniz yönettiğiniz model.
Platform as a service ifadesinin kısaltması: yalnızca kodunuzu yüklediğiniz, sunucuları, işletim sistemini ve çalışma ortamını sağlayıcının sizin için işlettiği hazır platform.
Software as a service ifadesinin kısaltması: müşterilerin tarayıcı ya da uygulama üzerinden kullandığı ve abonelikle ödediği, arkasındaki her şeyi sağlayıcının işlettiği eksiksiz yazılım.
Sağlayıcının her istek için sunucuları otomatik olarak başlatıp ölçeklendirdiği ve yalnızca kodunuzun gerçekten çalıştığı süre için ödeme yaptığınız kod çalıştırma biçimini anlatır.
Bir şirketin bulut sağlayıcıdan kiralamak yerine kendi binasında ya da veri merkezinde çalıştırdığı sunucuları ve yazılımları anlatır.
Bir şirketin kendi şirket içi sistemlerini ya da özel bulutunu bir genel bulut sağlayıcıyla birleştiren, ikisinin birbirine bağlı biçimde birlikte çalıştığı yapı.
Bir bulut bölgesi içindeki, her birinin kendi elektrik ve ağ altyapısı olan birkaç ayrı veri merkezi konumundan biri; böylece birindeki arıza diğerlerini etkilemez.
Bir uygulamayı, kütüphanelerini ve ayarlarını içeren, konteynerlerin başlatıldığı şablon olarak kullanılan salt okunur paket.
Tek bir sistem gibi birlikte çalışan, birbirine bağlı makineler grubu; örneğin Kubernetes'te konteyner çalıştırmak ya da bir veritabanında veri saklamak için kullanılır.
Bir cluster'ın parçası olan fiziksel ya da sanal tek bir makine. Kubernetes'te worker node'lar, pod'ların fiilen çalıştığı makinelerdir.
Kubernetes'in çalıştırdığı en küçük birim: her zaman aynı node'a birlikte yerleştirilen, ağ adresini ve depolamayı paylaşan bir ya da daha fazla konteyner.
Çok sayıda konteynerin ya da servisin otomatik olarak yönetilmesi: nerede çalışacaklarına karar verme, onları başlatma ve yeniden başlatma, birbirine bağlama ve ölçekleme.
Küçük kod değişikliklerini sık sık ortak ana dala birleştirme ve her değişikliğin otomatik olarak derlenip test edilmesiyle sorunları erkenden yakalama pratiği.
Kodun her zaman yayına hazır tutulması, böylece test edilmiş herhangi bir sürümün tek bir tuşla canlı ortama çıkabilmesi pratiği.
Bir derleme sonucunda üretilen ve saklanıp daha sonra dağıtılan dosya ya da paket; örneğin JAR dosyası, ikili dosya ya da konteyner imajı.
Gelen trafiği karşılayıp birden çok sunucuya dağıtan ve istekleri yalnızca sağlıklı çalışan sunuculara yönlendiren hizmet.
Talep arttığında sunucu ya da konteyner eklenmesi, azaldığında kaldırılması işinin işlemci kullanımı veya istek sayısı gibi kurallara göre otomatik yapılması.
Bir isteğin ya da verinin sistem içinden geçip yanıt alması için geçen süre; genellikle milisaniye cinsinden ölçülür.
Sunucu, veritabanı ya da ağ gibi bilişim kaynaklarını oluşturup kullanıma hazır hale getirmek.
HashiCorp'un geliştirdiği, yaygın olarak kullanılan bir kod olarak altyapı aracı. Kaynakları yapılandırma dosyalarında tanımlarsınız; Terraform da onları bu tanıma uyacak şekilde oluşturur, değiştirir ya da siler.
Birçok sunucudaki yazılımı, ayarları ve dosyaları her sunucuyu elle değiştirmek yerine araçlar kullanarak bilinen ve tutarlı bir durumda tutma işi.
Yeni bir sunucuyu, konteyneri ya da ortamı genellikle tek bir komutla veya birkaç tıklamayla hızla oluşturup çalıştırmak.
Sanal makineleri oluşturup çalıştıran, tek bir fiziksel bilgisayarın işlemcisini, belleğini ve depolamasını bu makineler arasında paylaştırıp onları birbirinden ayrı tutan yazılım.
Bulut kaynakları üzerinde çalışan ve bilişim gücü tüketen uygulama, servis ya da iş; örneğin bir web sitesi, toplu işlem ya da veritabanı.
Kurulum, yama, yedekleme ve ölçekleme işlerini sağlayıcının üstlendiği, sizin yalnızca kullandığınız ve altındaki sunucuları yönetmediğiniz bulut hizmeti.
Dosyaları her birinin benzersiz bir anahtarı ve üst verisi olan nesneler olarak saklayan ve bunlara HTTP API üzerinden okuma ve yazma imkanı veren bulut depolama türü.
Amazon S3 ya da Google Cloud Storage gibi nesne depolama hizmetlerinde dosyaları tutan, kendi erişim ve depolama ayarları olan adlandırılmış alan.
Virtual private cloud ifadesinin kısaltması: genel bulut içinde IP aralıklarını, alt ağları, yönlendirmeyi ve erişimi sizin kontrol ettiğiniz, size ait yalıtılmış özel ağ.
VPC gibi daha büyük bir ağın içindeki daha küçük IP adresi aralığı; kaynakları gruplamak ve hangilerinin internete erişebileceğini kontrol etmek için kullanılır.
Uzun vadeli sözleşme olmadan yalnızca gerçekten kullandığınız kaynaklar için, örneğin saniye, saat ya da gigabayt başına ödeme yaptığınız fiyatlandırma modelini anlatır.
Performansı ya da güvenilirliği bozmadan bulut harcamalarını azaltma çalışması; örneğin kullanılmayan kaynakları kaldırmak, doğru boyutları seçmek ve indirimlerden yararlanmak.
Bir diskin, birimin ya da veritabanının belirli bir andaki halinin aynısı olan kopya; geri yükleme yapmak ya da yeni bir kopya oluşturmak için kullanılabilir.
Tek bir makineyi büyütmek yerine işi paylaşan daha fazla sunucu, konteyner ya da instance ekleyerek daha fazla yükü karşılamak.
Daha fazla makine eklemek yerine tek bir makineye daha fazla işlemci ya da bellek gibi ek güç vererek daha fazla yükü karşılamak.
Bir sistemin belirli bir sürede tamamladığı iş miktarı; örneğin saniyedeki istek sayısı, dakikadaki mesaj sayısı ya da saniyedeki megabayt.
Veritabanı ya da ağ gibi, sistemin geri kalanının performansını da aşağı çeken en yavaş ya da en sınırlı bileşen.
Birbirinin aynısı iki canlı ortamla yapılan yayın yöntemi: yeni sürüm boşta bekleyen ortama kurulur, ardından tüm trafik tek seferde oraya yönlendirilir.
Yeni bir sürümü önce kullanıcıların ya da sunucuların küçük bir bölümüne açmak, metriklerini izlemek ve ancak ondan sonra herkese yaymak.
Yeni kod deploy etmeden bir özelliği açıp kapatmaya yarayan ayar; böylece özellik bazı kullanıcılara gösterilebilir, canlıda test edilebilir ya da hızla kapatılabilir.
Yeni bir sürümü, özelliği ya da değişikliği kullanıcılara veya sunuculara, çoğu zaman tek seferde değil belirli bir süreye yayarak adım adım sunmak.
Docker'ın bir konteyner imajı oluşturmak için izlediği, FROM, COPY ve RUN gibi adım adım talimatlar içeren metin dosyası.
Pipeline'ların yeni imajları gönderdiği, sunucuların ya da cluster'ların da çalıştırmak gerektiğinde imajları çektiği konteyner imajı depolama hizmeti.
Girintileri ve basit 'anahtar: değer' satırlarını kullanan, insanlar tarafından kolayca okunabilen yapılandırma dosyası biçimi. DevOps araçlarının çoğu bununla yapılandırılır.
Normal kullandıkça öde fiyatlarına göre büyük bir indirim karşılığında bir ya da üç yıl kullanmayı taahhüt ettiğiniz bulut kapasitesi.
Çok daha düşük fiyatla satılan, ancak sağlayıcı kapasiteye yeniden ihtiyaç duyduğunda kısa bir uyarıyla geri alabildiği atıl bulut kapasitesi.
Bir ağdan dışarı çıkan veri; örneğin bir bulut sağlayıcıdan internete ya da başka bir bölgeye giden trafik. Bulut sağlayıcılar genellikle gelen veri için değil, çıkış trafiği için ücret alır.
Artık ihtiyaç duyulmayan bir sunucuyu, ortamı ya da kaynak grubunu genellikle bir komut veya script ile tamamen silmek.
Bir uygulamanın neredeyse tamamlanmış sürümünü herkese açık yayından önce bir grup gerçek kullanıcıyla test ederek hata bulma ve geri bildirim toplama süreci.
Uygulamayı ana ekranda, mağazada ve ayarlarda temsil eden küçük görsel; kullanıcıların genellikle ilk fark ettiği şeydir.
Bir uygulamayı veya güncellemeyi, mağaza kurallarından birine aykırı olduğu ya da inceleme sırasında düzgün çalışmadığı için mağazaya kabul etmemek.
Apple'ın iOS uygulamalarının beta build'lerini test kullanıcılarına ulaştırdığı hizmet; test kullanıcıları sürümü App Store'da yayınlanmadan önce TestFlight uygulamasıyla yükler.
Uygulamanın mağazadaki sayfası; adı, simgesi, açıklaması, ekran görüntüleri, puanları ve kullanıcıların indirme kararı vermesine yardımcı olan diğer bilgileri içerir.
Uygulamanın bir sürümünü kullanıcılar açısından tanımlayan, mağazada ve genellikle uygulamanın ayarlarında gösterilen numara; örneğin 3.2.1.
Uygulamaya bir sertifikayla dijital imza eklemek; bu imza uygulamayı kimin geliştirdiğini kanıtlar ve derlendikten sonra değiştirilmediğini gösterir.
Bir uygulama kimliğini (app ID), imzalama sertifikalarını ve test için belirli cihazları birbirine bağlayan Apple dosyası; imzalı bir iOS uygulamasının çalışmasına ya da dağıtılmasına izin verir.
Bir uygulamanın sistem ve mağaza tarafından tanınmasını sağlayan benzersiz kimliği; genellikle com.sirket.uygulamaadi gibi ters alan adı biçiminde yazılır.
Bir güncellemeyi önce kullanıcıların küçük bir yüzdesine sunup bu oranı adım adım artırarak yayınlamak; böylece sorunlar herkes yeni sürümü almadan önce fark edilebilir.
Uygulamanın eski bir sürümünü engelleyen ve kullanıcının uygulamayı kullanmaya devam edebilmesi için önce son sürümü yüklemesini şart koşan ekran ya da kural.
App Store Optimization, yani uygulama mağazası optimizasyonu: uygulamanın başlık, anahtar kelime, ekran görüntüsü ve puan gibi mağaza sayfası öğelerini iyileştirerek aramalarda daha üst sıralarda çıkmasını ve daha çok indirilmesini sağlama çalışması.
Downloadable content (indirilebilir içerik) kısaltması: bir oyun çıktıktan sonra yayımlanan ve çoğu zaman ayrıca satılan yeni bölüm, karakter, hikaye bölümü ya da kostüm gibi ek içerik.
Oyunun üzerinde çalıştığı ve satıldığı donanım ya da mağaza; örneğin PC, PlayStation, Xbox, Nintendo Switch, iOS, Android ya da Steam gibi bir mağaza.
Bir oyunu başka bir dil ve kültürdeki oyunculara uyarlamak: metinleri ve seslendirmeleri çevirmek; yazı tiplerini, tarih biçimlerini, şakaları ve görselleri uyarlamak.
Oyunun çıkıştan sonra yıllarca yeni içerik, etkinlik ve sezonlarla sürekli güncellendiği; oyuncuların oynamaya ve harcamaya devam etmesini amaçlayan model.
Daily active users (günlük aktif kullanıcı) kısaltması: belirli bir günde oyunu oynayan farklı kişi sayısı. MAU aynı rakamın aylık karşılığıdır.
Büyük yeni özelliklerden çok düzeltmelere, küçük iyileştirmelere ve kararlılığa odaklanan yazılım sürümüdür.
Bir dağıtım ya da sürüm ciddi sorun çıkardığında önceki kararlı sürümü geri getirmek için önceden hazırlanmış adımlar bütünü.
Testlerde önemli bir sorun çıkmazsa herkese açılacak sürüm olması beklenen, neredeyse tamamlanmış yazılım derlemesidir.
Daha yeni bir kod sürümündeki düzeltmeyi veya özelliği, hâlâ güncelleme alan daha eski bir bakım dalına taşımaktır.
Bir ölçüm döneminde hizmet düzeyi hedefinin izin verdiği güvenilirlik kaybı miktarı.
Sistemin gerçek yapılandırması ile amaçlanan veya kaydedilmiş yapılandırması arasında zamanla oluşan fark.
Yayımlanmış altyapı örneklerini yerinde değiştirmek yerine yeni sürümleriyle değiştirme yaklaşımı.
Diğer örnekler hizmet vermeyi sürdürürken çalışan örnek gruplarını sırayla değiştiren veya yükselten güncelleme.
Kubernetes'te bir konteynerin hizmet trafiği almaya hazır olup olmadığını belirlemek için kullanılan kontrol.
Kubernetes'te çalışan bir konteynerin yeniden başlatılmasının gerekip gerekmediğini belirleyen kontrol.
Yeni işi durdurup mevcut işi tamamlayarak veya güvenle bırakarak süreci kontrollü biçimde kapatma.
Bir yazılım ürünündeki bileşenleri, sıklıkla sürümleri ve bağımlılık ilişkileriyle birlikte belirten envanter.
Veritabanları ve Kalıcı Saklama
Structured Query Language, yani yapılandırılmış sorgu dili: ilişkisel veritabanlarında tablo oluşturmak ve veri okumak, eklemek, değiştirmek ya da silmek için kullanılan standart dil.
İlişkisel veritabanında tek bir tür nesneye ait veriyi satır ve sütunlar halinde tutan yapı; örneğin tüm müşteriler ya da tüm siparişler.
Mini test: bu terimleri biliyor musun?
Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.
Yazılım İngilizcesi nasıl öğrenilir?
- Her gün alandan gerçek metinler okuyun: resmi dokümantasyon, README dosyaları, sürüm notları ve açık kaynak projelerdeki pull request ve issue tartışmaları.
- Terimleri birlikte kullanıldıkları kelimelerle öğrenin: sadece 'bug' değil, 'fix a bug', 'report a bug' ve 'steps to reproduce'.
- Kimse istemese bile İngilizce yazın. Commit mesajları, ticket açıklamaları ve kod yorumları kısa ve risksiz pratik fırsatlarıdır.
- Kısaltmaları ekiplerin söylediği gibi sesli tekrar edin: API ve SDK harf harf, JSON 'Jason' ismi gibi, REST ise tek kelime olarak okunur.
- Ekip arkadaşlarınızın incelemelerde ve günlük toplantılarda kullandığı 'Could you take a look?' ya da 'I'm blocked on…' gibi kibar kalıpları not edin ve siz de kullanın.
Sıkça sorulan sorular
Yazılım İngilizcesi kelimelerini nasıl öğrenebilirim?
Alandan gerçek metinler okuyun ve kelimelerin nasıl kullanıldığına dikkat edin: dokümantasyon, README dosyaları, sürüm notları, issue tartışmaları ve pull request yorumları. Her terimi sık birlikte kullanıldığı kelimelerle öğrenin (open a pull request, fix a bug) ve yeni kelimeleri hemen kendi commit'lerinizde, ticket'larınızda ve mesajlarınızda kullanın.
Önce hangi yazılım terimlerini öğrenmeliyim?
Günlük iş akışının kelimeleriyle başlayın: bug, fix, commit, branch, pull request, merge, code review, deploy, release, ticket, sprint ve stand-up. Ardından test ve hata ayıklama terimlerine, daha sonra da mimari ve API kelimelerine geçin. Bu sözlükteki terimler de aynı şekilde, en temelden daha ileri seviyeye doğru sıralanmıştır.
Yazılımda İngiliz ve Amerikan İngilizcesi arasında fark var mı?
Kodlarda, API'lerde ve dokümantasyonun büyük kısmında Amerikan yazımı kullanılır: color, initialize, behavior. İngiliz ekipler e-postalarda ve belgelerde 'colour' veya 'behaviour' yazabilir ama kodda Amerikan biçimini korur; örneğin CSS'teki color özelliği. Bazı kelimeler farklı okunur: agile (ABD'de 'EC-ıl', İngiltere'de 'EC-ayl') ve route (ABD'de çoğunlukla 'raut', İngiltere'de 'rut') gibi.
İş yerinde Türkçe terimi mi, İngilizcesini mi kullanmalıyım?
Türk ekiplerinde commit, merge, deploy ve pull request gibi birçok İngilizce kelime olduğu gibi, çoğu zaman Türkçe eklerle ('deploy etmek') kullanılır. 'Sürüm', 'dal' ve 'birim testi' gibi Türkçe karşılıklar ise resmi belgelerde, üniversite derslerinde ve akademik yayınlarda yaygındır. İkisini de bilmek, Türkçe bir toplantı ile İngilizce bir kod tabanı arasında rahatça geçiş yapmanızı sağlar.
Günlük toplantılarda ve kod incelemelerinde işimi İngilizce nasıl anlatırım?
Kısa ve kalıplaşmış ifadeler kullanın. Günlük toplantıda: 'Yesterday I fixed…, today I'm working on…, no blockers.' İncelemelerde: 'Could you take a look at my PR?', 'I've addressed your comments', küçük notlar için 'nit: …' ve onay için 'LGTM'. 'What do you think about…?' gibi kibar sorular doğrudan emirlerden daha iyi karşılanır.
İlgili alanlar
Seviyene uygun okumayla pekiştir
Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar:
