Tüm alanlarda aramak için en az 2 karakter yazın.
Yazılım İngilizcesi: 1.143 Temel Terim ve Anlamları
Yazılım İngilizcesi sözlüğündeki 1.000 terim; programlamadan veritabanlarına, web ve mobil geliştirmeden bulut, güvenlik ve veri işlemeye uzanır. Her terimin Türkçe karşılığını, anlamını, işte nerelerde kullanıldığını ve çevirili örnek cümlelerini inceleyerek teknik belgeleri ve ekip konuşmalarını daha rahat takip edebilirsiniz.
- 1.143 terim
- 13 konu
- 430 temel terim
- 2.298 örnek cümle
Makine Öğrenmesi ve Veri İşleme
Her gözlem için bir nokta çizerek ve her eksene bir değişken yerleştirerek iki sayısal değişken arasındaki ilişkiyi gösteren grafik.
Çok sayıda veri satırını toplam, sayım ya da ortalama gibi özet değerlere dönüştürmek; genellikle gün, ürün veya bölge gibi bir kategoriye göre gruplayarak.
Düzenli bir rapor ya da planlı bir proje yerine, yeni ortaya çıkan belirli bir soruyu yanıtlamak için hızlıca yapılan tek seferlik analiz.
Eksik değerleri tahmini değerlerle doldurmak; örneğin sütunun medyanıyla, en sık görülen kategoriyle ya da diğer sütunlardan tahmin edilen bir değerle.
Dağınık ham veriyi analiz için temiz ve iyi yapılandırılmış bir biçime dönüştürme işi; yeniden şekillendirme, birleştirme, filtreleme ve biçim düzeltme gibi adımları kapsar.
Simetrik olmayan, bir tarafında uzun bir değer kuyruğu bulunan dağılımı anlatır; örneğin birkaç kişinin çoğunluktan çok daha fazla kazandığı gelir verisi.
Bir veri setini bir bakışta tanımlayan birkaç sayı; örneğin her sütunun gözlem sayısı, ortalaması, medyanı, en küçük ve en büyük değeri ile standart sapması.
Bir sonuca güvenmeden önce makul olup olmadığını anlamak için yapılan hızlı ve basit kontrol; örneğin bir toplamın zaten bilinen bir rakamla eşleşip eşleşmediğine bakmak.
Gözlemlerin belirli bir yüzdesinin altında kaldığı değer; örneğin yüklenme süresinin 90. yüzdeliği, sayfa yüklemelerinin %90'ının içinde tamamlandığı süredir.
Bir şeydeki değişikliğin, ikisinin yalnızca birlikte hareket etmesinin ötesinde, doğrudan başka bir şeyde değişikliğe yol açtığı ilişki.
Örneklem verisinden hesaplanan ve gerçek değeri içermesi muhtemel olan değer aralığı; %95'lik bir aralık, gerçek değeri vakaların %95'inde yakalayan bir yöntemle elde edilir.
Bir deneyde kullanıcılara gösterilen versiyonlardan biri; genellikle kontrol grubuyla karşılaştırılan yeni versiyon.
İstatistiksel bir testte hiçbir etki ya da fark olmadığını öne süren varsayılan kabul; örneğin yeni bir tasarımın dönüşüm oranını değiştirmediği varsayımı.
Aynı dönemde ortak bir başlangıç noktasını ya da deneyimi paylaşan ve zaman içinde izlenen kullanıcı grubu; örneğin ocak ayında kayıt olan herkes.
Kullanıcıların bir hedefe ulaşmak için geçtiği adımlar dizisi; örneğin ziyaret, kayıt ve satın alma. Her adımda daha az kişi kaldığı için huniye benzer.
Tek bir sayısal değişkenin dağılımını, değer aralığını 'bin' denen dilimlere bölerek ve her dilime düşen değer sayısı kadar bir çubuk çizerek gösteren grafik.
Veri noktalarını bir çizgiyle birleştirerek bir değerin zaman içinde nasıl değiştiğini gösteren grafik; örneğin aylık gelir ya da günlük kayıt sayısı.
Bir örüntünün nedenini bulmak için özet görünümden daha ayrıntılı veriye inmek; örneğin yıllık satışlardan aylık satışlara, oradan da tek tek mağazalara geçmek.
Verinin yalnızca belirli koşulları sağlayan satırlarını, örneğin 2024'teki siparişleri ya da Türkiye'deki kullanıcıları tutup geri kalanını dışarıda bırakmak.
Yapılandırılmış olsun ya da olmasın, büyük miktarda ham veriyi biri işleyip analiz edene kadar özgün biçimiyle tutan geniş depolama sistemi.
Veriyi her kayıt geldiği anda işlemek yerine, belirli zamanlarda, örneğin her gece bir kez, büyük gruplar halinde işlemek.
Yeni sonuçların karşılaştırıldığı basit bir referans noktası; örneğin geçen yılın rakamı, mevcut versiyon ya da çok temel bir model.
Bir modelin daha iyi öğrenmesine yardımcı olmak için ham veriden yeni girdi değişkenleri oluşturma işi; örneğin doğum tarihini yaşa çevirmek ya da bir müşterinin alışverişlerini saymak.
Bir modelin tahmin etmek üzere eğitildiği değer; örneğin bir müşterinin ayrılıp ayrılmayacağı ya da ne kadar harcayacağı. 'Label' (etiket) ya da bağımlı değişken olarak da adlandırılır.
Sayısal değerleri 0 ile 1 arası gibi ortak bir aralığa getirmek ya da farklı büyüklükteki grupların adil biçimde karşılaştırılabilmesi için rakamları düzeltmek.
Bir veri setindeki her alanı; adını, anlamını, veri tipini, alabileceği değerleri, kaynağını ve sorumlusunu açıklayan belge ya da tablo.
Bir uygulamada ya da web sitesinde tıklama, sayfa görüntüleme veya satın alma gibi belirli kullanıcı eylemlerini; zaman, kullanıcı ve cihaz gibi ayrıntılarla birlikte olay (event) olarak kaydetmek.
Sayfaları indirip fiyatlar ya da ürün adları gibi ihtiyaç duyulan kısımları ayıklayan bir programla web sitelerinden otomatik olarak veri toplamak.
Beklenenden açıkça farklı olan veri noktası ya da örüntü; örneğin kayıt sayısında ani bir sıçrama ya da hiç sipariş gelmeyen bir gün.
Verilerde sabit bir süre içinde tekrarlanan düzenli örüntü; örneğin her aralıkta artan satışlar, hafta içi daha yüksek trafik ya da her yaz görülen düşüş.
Belirli büyüklükte bir etki gerçekten varsa, bir testin bu etkiyi yakalama olasılığı; testler genellikle %80 güce sahip olacak şekilde tasarlanır.
Değerleri bir ızgara üzerinde renklerle gösteren grafik; genellikle daha koyu ya da daha sıcak renkler daha yüksek değerleri ifade eder. Örneğin haftanın günlerine ve saatlerine göre siparişler.
Daha büyük bir veri setini, satır ve sütunları kategorilere göre gruplayarak ve her kombinasyon için toplam, sayım ya da ortalama hesaplayarak özetleyen tablo.
Verinin ayrıntı düzeyi; yani bir satırın neyi temsil ettiği. Örneğin her sipariş için bir satır, her müşteri için günde bir satır ya da her mağaza için ayda bir satır.
Verinin nereden geldiğini, hangi adımlardan ve sistemlerden geçtiğini ve yol boyunca nasıl değiştiğini, onu kullanan raporlara kadar gösteren kayıt.
Her bir girdi özelliğinin, modelin tahmini ya da kararı üzerinde diğer özelliklere kıyasla ne kadar etkili olduğunu gösteren ölçüdür.
Bir makine öğrenmesi modelinin eğitimden sonra seçilen veri ve ölçütler üzerinde ne kadar iyi çalıştığını ölçme sürecidir.
İzlenen doğrulama ölçütü belirlenmiş kurala göre iyileşmeyi bıraktığında model eğitimini sonlandırma.
Model girdileri ile modelin tahmin etmesi amaçlanan sonuç arasındaki ilişkinin zamanla değişmesi.
Makine öğrenmesi için yeniden kullanılabilir girdi özelliklerini yönetip eğitim ve tahmin için erişilebilir kılan sistem.
Model eğitiminde kullanılan veri veya özellik işleme ile canlı tahminlerde kullanılan veri veya işleme arasındaki uyumsuzluk.
Model yeni görevler veya verilerle eğitilirken önceden öğrendiği yeteneklerin önemli ölçüde kaybolması.
Sonraki adımı tahmin etmek için doğru önceki çıktıyı girdi olarak sağlayan dizi eğitimi yöntemi.
Mini test: bu terimleri biliyor musun?
Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.
Yazılım İngilizcesi nasıl öğrenilir?
- Her gün alandan gerçek metinler okuyun: resmi dokümantasyon, README dosyaları, sürüm notları ve açık kaynak projelerdeki pull request ve issue tartışmaları.
- Terimleri birlikte kullanıldıkları kelimelerle öğrenin: sadece 'bug' değil, 'fix a bug', 'report a bug' ve 'steps to reproduce'.
- Kimse istemese bile İngilizce yazın. Commit mesajları, ticket açıklamaları ve kod yorumları kısa ve risksiz pratik fırsatlarıdır.
- Kısaltmaları ekiplerin söylediği gibi sesli tekrar edin: API ve SDK harf harf, JSON 'Jason' ismi gibi, REST ise tek kelime olarak okunur.
- Ekip arkadaşlarınızın incelemelerde ve günlük toplantılarda kullandığı 'Could you take a look?' ya da 'I'm blocked on…' gibi kibar kalıpları not edin ve siz de kullanın.
Sıkça sorulan sorular
Yazılım İngilizcesi kelimelerini nasıl öğrenebilirim?
Alandan gerçek metinler okuyun ve kelimelerin nasıl kullanıldığına dikkat edin: dokümantasyon, README dosyaları, sürüm notları, issue tartışmaları ve pull request yorumları. Her terimi sık birlikte kullanıldığı kelimelerle öğrenin (open a pull request, fix a bug) ve yeni kelimeleri hemen kendi commit'lerinizde, ticket'larınızda ve mesajlarınızda kullanın.
Önce hangi yazılım terimlerini öğrenmeliyim?
Günlük iş akışının kelimeleriyle başlayın: bug, fix, commit, branch, pull request, merge, code review, deploy, release, ticket, sprint ve stand-up. Ardından test ve hata ayıklama terimlerine, daha sonra da mimari ve API kelimelerine geçin. Bu sözlükteki terimler de aynı şekilde, en temelden daha ileri seviyeye doğru sıralanmıştır.
Yazılımda İngiliz ve Amerikan İngilizcesi arasında fark var mı?
Kodlarda, API'lerde ve dokümantasyonun büyük kısmında Amerikan yazımı kullanılır: color, initialize, behavior. İngiliz ekipler e-postalarda ve belgelerde 'colour' veya 'behaviour' yazabilir ama kodda Amerikan biçimini korur; örneğin CSS'teki color özelliği. Bazı kelimeler farklı okunur: agile (ABD'de 'EC-ıl', İngiltere'de 'EC-ayl') ve route (ABD'de çoğunlukla 'raut', İngiltere'de 'rut') gibi.
İş yerinde Türkçe terimi mi, İngilizcesini mi kullanmalıyım?
Türk ekiplerinde commit, merge, deploy ve pull request gibi birçok İngilizce kelime olduğu gibi, çoğu zaman Türkçe eklerle ('deploy etmek') kullanılır. 'Sürüm', 'dal' ve 'birim testi' gibi Türkçe karşılıklar ise resmi belgelerde, üniversite derslerinde ve akademik yayınlarda yaygındır. İkisini de bilmek, Türkçe bir toplantı ile İngilizce bir kod tabanı arasında rahatça geçiş yapmanızı sağlar.
Günlük toplantılarda ve kod incelemelerinde işimi İngilizce nasıl anlatırım?
Kısa ve kalıplaşmış ifadeler kullanın. Günlük toplantıda: 'Yesterday I fixed…, today I'm working on…, no blockers.' İncelemelerde: 'Could you take a look at my PR?', 'I've addressed your comments', küçük notlar için 'nit: …' ve onay için 'LGTM'. 'What do you think about…?' gibi kibar sorular doğrudan emirlerden daha iyi karşılanır.
İlgili alanlar
Seviyene uygun okumayla pekiştir
Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar:
