Yazılımcılar için İngilizce

Yazılım İngilizcesi: 1.143 Temel Terim ve Anlamları

Yazılım İngilizcesi sözlüğündeki 1.000 terim; programlamadan veritabanlarına, web ve mobil geliştirmeden bulut, güvenlik ve veri işlemeye uzanır. Her terimin Türkçe karşılığını, anlamını, işte nerelerde kullanıldığını ve çevirili örnek cümlelerini inceleyerek teknik belgeleri ve ekip konuşmalarını daha rahat takip edebilirsiniz.

  • 1.143 terim
  • 13 konu
  • 430 temel terim
  • 2.298 örnek cümle

Mimari, Tasarım Kalıpları ve Grafikler

  • open worldisimaçık dünya

    Oyuncuların sabit bir bölüm sırasını izlemek yerine neredeyse istedikleri sırayla özgürce keşfedebildiği büyük oyun dünyası.

  • greyboxisimgreybox, gri kutu taslağı

    Sanatçılar zaman harcamadan önce yerleşimi, ölçeği, rotaları ve zamanlamayı test etmek için son çizimler olmadan basit gri şekillerle kurulan erken bölüm sürümü.

  • critical pathisimana yol, kritik yol

    Oyuncunun bir bölümü ya da oyunu bitirmek için izlemesi gereken en kısa yol; isteğe bağlı yan alanların, gizli bölgelerin ve yan görevlerin karşıtıdır.

  • procedural generationisimprosedürel üretim, prosedürel içerik üretimi

    Haritalar, zindanlar, arazi ya da ganimet gibi oyun içeriklerinin, her parçayı elle yapmak yerine algoritmalar ve kurallar kullanılarak otomatik olarak oluşturulması.

  • navmeshisimnavmesh, navigasyon ağı

    Navigation mesh kısaltması: bir bölümdeki yürünebilir yüzeylerin basitleştirilmiş haritası; oyun yapay zekası bunu yol bulmak ve karakterleri engellerin çevresinden dolaştırmak için kullanır.

  • rigid bodyisimkatı cisim, rigidbody

    Fizik motorunda şeklini koruyan ve yerçekimi ya da çarpışmalar gibi kuvvetlerle hareket eden nesne; örneğin düşen bir sandık ya da fırlatılan bir el bombası.

  • raycastisimraycast, ışın testi

    Oyunun bir noktadan belirli bir yöne görünmez düz bir çizgi göndererek ilk neye çarptığını bulduğu kontrol. Atış, görüş hattı ve zemin algılama için kullanılır.

  • ragdollisimragdoll, bez bebek fiziği

    Bir karakterin bedeninin, genellikle karakter öldüğünde ya da yere yıkıldığında, gerçekçi şekilde düşen ve kuvvetlere tepki veren birbirine bağlı parçalara dönüştüğü fizik düzeni.

  • keyframeisimanahtar kare, keyframe

    Animatörün önemli bir pozu ya da değeri belirlediği animasyon karesi; yazılım anahtar kareler arasındaki hareketi otomatik olarak doldurur.

  • rigisimrig, iskelet ve kontrol düzeni

    Bir 3D modelin içinde bulunan, animatörlerin modeli pozlandırmak ve hareket ettirmek için kullandığı görünmez kemik ve kontrol düzeni; bir kuklanın ipleri gibi.

  • draw callisimdraw call, çizim çağrısı

    İşlemcinin ekran kartına, bir grup poligonu tek bir materyalle çizmesi için gönderdiği komut. Kare başına çok fazla draw call oyunu yavaşlatabilir.

  • GPUkısaltmaGPU, grafik işlemci

    Graphics processing unit (grafik işlem birimi) kısaltması: shader'ları çalıştırarak ve her karede milyonlarca piksel çizerek oyunun görüntülerini oluşturan çip. Oyun mantığının çoğunu ise CPU yürütür.

  • post-processingisimson işleme, post-processing

    Sahne render edildikten sonra bütün görüntüye uygulanan görsel efektler; örneğin bloom, hareket bulanıklığı, renk düzenleme (color grading) ve alan derinliği.

  • particle systemisimparçacık sistemi, particle system

    Parçacık adı verilen çok sayıda küçük görsel ya da şekli oluşturup hareket ettirerek ateş, duman, kıvılcım, yağmur ve büyü gibi efektler yaratan araç.

  • level of detailisimayrıntı seviyesi, LOD

    Bir model kameradan uzaklaştıkça onu daha basit sürümleriyle değiştiren teknik; böylece uzaktaki nesneler daha az poligon kullanır ve oyun daha hızlı çalışır.

  • bakefiilbake etmek, önceden hesaplamak

    Işıklandırma, gölgeler ya da navigasyon verisi gibi hesaplaması ağır olan bir şeyi oyun çalışmadan önce hesaplayıp sonucu kaydetmek; böylece gerçek zamanlı hesaplanması gerekmez.

  • profilerisimprofiler, performans analiz aracı

    Bir oyunun zamanını ve belleğini kare kare nereye harcadığını ölçen araç; geliştiriciler oyunu neyin yavaşlattığını tahmin etmek yerine bu sayede bulur.

  • layered architectureisimkatmanlı mimari

    Sorumlulukları sunum, iş mantığı ve veri erişimi gibi katmanlara ayıran sistem tasarım yaklaşımıdır.

  • service-oriented architectureisimservis odaklı mimari

    Sistem yeteneklerinin, tanımlı arayüzler üzerinden iletişim kuran ayrı servisler olarak düzenlendiği mimari yaklaşım.

  • event-driven architectureifadeolay güdümlü mimari

    Bileşenlerin birbirini doğrudan ve sıkı bağlı çağırmak yerine olay üretip olaylara tepki vererek haberleştiği yazılım tasarım yaklaşımıdır.

  • bulkhead patternisimbölmeleme kalıbı

    Bir bölümdeki arızanın diğerlerini daha az etkilemesi için kaynak havuzlarını veya bileşenleri ayıran tasarım.

  • event sourcingisimolay kaynaklı durum saklama

    Alan olaylarının sırasını esas kayıt olarak tutup uygulama durumunu bu olaylardan türetme.

  • command-query separationisimkomut-sorgu ayrımı

    Durumu değiştiren işlemleri, durumu değiştirmeden bilgi döndüren işlemlerden ayıran tasarım ilkesi.

  • hexagonal architectureisimaltıgen mimari

    Alan mantığını dış sistemlerden bağımsız tutup bu sistemleri tanımlanmış portlar ve uyarlayıcılarla bağlayan tasarım.

  • strangler fig patternisimaşamalı değiştirme kalıbı

    Eski sistemin yeteneklerini kademeli olarak yeni sisteme taşıyıp ilgili trafiği ona yönlendirerek sistemi değiştirme.

  • backpressureisimgeri basınç

    Alıcı bileşenin işi yeterince hızlı işleyemediğinde gelen işi yavaşlatmasını veya sınırlamasını sağlayan mekanizma.

  • idempotencyisimeşgüçlülük, idempotent olma özelliği

    Bir işlemi tekrarlamanın, onu bir kez yapmakla aynı amaçlanan etkiyi oluşturması özelliği.

  • compensating transactionisimtelafi işlemi

    Bütün iş akışı tamamlanamadığında, daha önce tamamlanmış işlemin etkilerini dengeleyen sonraki iş işlemi.

Çevik Yöntemler ve Ekip Çalışması

  • featureisimözellik, işlev

    Kullanıcıların görebildiği ya da kullanabildiği bir işlev; örneğin arama çubuğu, karanlık mod veya rapor dışa aktarma seçeneği.

  • ticketisimiş kaydı, görev kaydı

    Jira gibi bir takip aracında bir işi (hata, görev ya da özellik) tanımlayan, kimin üzerinde olduğunu ve durumunu gösteren kayıt.

  • sprintisimkoşu, iterasyon

    Ekibin seçilen işleri bitirmeyi taahhüt ettiği, genellikle bir veya iki haftalık sabit süreli çalışma dönemi.

  • stand-upisimgünlük toplantı, ayakta toplantı

    Herkesin ne yaptığını, sırada ne yapacağını ve önünde bir engel olup olmadığını anlattığı, genellikle 15 dakikalık kısa günlük ekip toplantısı.

  • requirementisimgereksinim, ihtiyaç

    Kullanıcılar, müşteriler veya ürün ekibiyle üzerinde anlaşılan, yazılımın yapması gereken bir iş ya da karşılaması gereken bir koşul.

  • backlogisimiş listesi, bekleyen işler listesi

    Ekibin henüz başlamadığı özellik, hata ve iyileştirme gibi işlerin, en önemlileri en üstte olacak şekilde sıralandığı liste.

  • estimatefiiltahmin etmek, efor tahmini yapmak

    Bir işin ne kadar süre ya da emek gerektireceğini başlamadan önce kabaca hesaplamak. İsim olarak 'an estimate' bu kaba tahminin kendisidir.

  • blockerisimengel, engelleyici sorun

    Çözülene kadar birinin işine devam etmesini engelleyen sorun; örneğin eksik erişim izni, yanıtlanmamış bir soru ya da bozuk bir ortam.

  • user storyisimkullanıcı hikayesi

    Bir özelliği kullanıcının bakış açısından anlatan kısa tanım; çoğu zaman 'Bir [kullanıcı türü] olarak [amaç] istiyorum, böylece [neden]' kalıbıyla yazılır.

  • agilesıfatçevik

    Uzun ve sabit bir planı izlemek yerine kısa döngülerle çalışan, sık sık küçük parçalar teslim eden ve geri bildirime göre planı değiştiren çalışma biçimini anlatır.

  • sync upphrasal verb (öbek fiil)durum paylaşmak, bir araya gelip konuşmak

    Herkesin aynı bilgiye ve plana sahip olduğundan emin olmak için kısa bir toplantı ya da sohbetle güncel durumu paylaşmak. İsim olarak da kullanılır: 'a quick sync'.

  • out of scopeifadekapsam dışı, kapsamın dışında

    Bir proje, sprint ya da ticket için üzerinde anlaşılan işin parçası olmayan; iyi bir fikir olsa bile şimdi yapılmayacak olan.

  • ScrumisimScrum, Scrum çerçevesi

    Küçük bir ekibin sprint adı verilen kısa ve sabit sürelerle çalıştığı; belirli rolleri ve işi planlamak ve değerlendirmek için düzenli toplantıları olan popüler çevik çerçeve.

  • retrospectiveisimretrospektif, geriye dönük değerlendirme toplantısı

    Bir sprintin ya da projenin sonunda ekibin neyin iyi gittiğini, neyin kötü gittiğini ve bir dahaki sefere neyi değiştireceğini konuştuğu toplantı.

  • prioritizefiilönceliklendirmek, öncelik vermek

    Özellikle her şeye yetecek zaman olmadığında, hangi işlerin en önemli ya da acil olduğuna ve önce yapılması gerektiğine karar vermek.

  • acceptance criteriaisimkabul kriterleri, kabul ölçütleri

    Bir özelliğin ya da kullanıcı hikayesinin, ekip ve product owner tarafından tamamlanmış sayılabilmesi için karşılaması gereken somut koşulların listesi.

  • story pointisimhikaye puanı, story point

    Çevik ekiplerin bir işin ne kadar efor gerektirdiğini saat yerine büyüklüğüne, karmaşıklığına ve belirsizliğine göre tahmin etmek için kullandığı birim.

  • pingfiilmesaj atmak, haber vermek

    Bir soru sormak, hatırlatmak ya da dikkatini çekmek için birine genellikle ekip sohbetinden kısa bir mesaj göndermek. Teknik anlamda bir sunucuya erişilip erişilemediğini test etmek.

  • ETAkısaltmatahmini bitiş zamanı, tahmini varış zamanı

    'Estimated time of arrival' (tahmini varış zamanı) ifadesinin kısaltması. İş ortamında genellikle bir görevin, düzeltmenin ya da teslimatın ne zaman biteceğine dair tahmin anlamına gelir.

  • pair programmingisimeşli programlama, ikili programlama

    İki geliştiricinin tek bir bilgisayarda ya da paylaşılan ekranda birlikte kod yazdığı çalışma biçimi: biri yazar, diğeri inceler ve sonraki adımları düşünür.

  • scope creepisimkapsam kayması, kapsamın kontrolsüz genişlemesi

    İş başladıktan sonra, teslim tarihi ya da bütçe değişmeden küçük ek taleplerin sürekli eklenmesiyle projenin gereksinimlerinin yavaş ve kontrolsüz biçimde büyümesi.

  • stakeholderisimpaydaş, ilgili taraf

    Bir projeden etkilenen ya da projede söz sahibi olan her kişi veya grup; müşteriler, yöneticiler, diğer ekipler, hukuk ya da destek ekibi gibi.

  • product managerisimürün yöneticisi, ürün müdürü

    Kullanıcıları ve işin ihtiyaçlarını anlayarak ürünün ne yapması gerektiğine ve nedenine karar veren, ürünü geliştiren ekibe yön veren kişi.

  • roadmapisimyol haritası, ürün yol haritası

    Bir ürün ekibinin önümüzdeki aylarda ya da çeyreklerde neler üzerinde çalışmayı planladığını ve nedenini, her görevi tek tek ayrıntılandırmadan gösteren üst düzey plan.

  • MVPkısaltmaminimum uygulanabilir ürün, minimum işlevsel ürün

    Minimum viable product (minimum uygulanabilir ürün) ifadesinin kısaltması; bir fikrin daha fazla geliştirilmeye değip değmediğini öğrenmek için gerçek kullanıcılara sunulabilecek en basit ürün versiyonu.

  • PRDkısaltmaürün gereksinimleri dokümanı, ürün gereksinim belgesi

    Product requirements document (ürün gereksinimleri dokümanı) ifadesinin kısaltması; bir özelliğin ya da ürünün ne yapması gerektiğini, kimin için ve neden yapıldığını anlatarak tüm ekibin aynı plan üzerinden çalışmasını sağlayan doküman.

  • launchisimlansman, piyasaya sürme

    Yeni bir ürünün ya da özelliğin kullanıcılara sunulduğu an ve bu anın etrafında planlanan pazarlama, satış ve destek çalışmalarının bütünü.

  • product ownerisimürün sahibi

    Scrum'da ürün backlog'undan sorumlu kişi: İşlerin sırasına karar verir, maddeleri netleştirir ve ekibin en değerli işler üzerinde çalışmasını sağlar.

  • use caseisimkullanım senaryosu, kullanım durumu

    Birinin bir ürünü belirli bir amaca ulaşmak için kullandığı somut durum; adım adım ya da kısa bir senaryo olarak anlatılır.

  • OKRkısaltmaamaçlar ve anahtar sonuçlar, hedefler ve temel sonuçlar

    Objectives and key results (amaçlar ve anahtar sonuçlar) ifadesinin kısaltması; bir ekibin ilham verici bir amaç ve bu amaca ne kadar yaklaştığını gösteren iki ile beş arası ölçülebilir sonuç belirlediği hedef koyma yöntemi.

  • epicisimepik, büyük iş paketi

    Tek bir sprint'e sığmayacak kadar büyük olan ve birkaç küçük kullanıcı hikayesine bölünen iş; örneğin “Çoklu para birimi desteği”.

  • RICEkısaltmaRICE puanlama yöntemi, RICE önceliklendirme modeli

    Her fikre Reach (erişim), Impact (etki), Confidence (güven) ve Effort (efor) üzerinden bir puan veren ve böylece birbirinden çok farklı fikirlerin karşılaştırılmasını sağlayan önceliklendirme yöntemi.

  • MoSCoW methodisimMoSCoW yöntemi, MoSCoW önceliklendirmesi

    Gereksinimleri dört gruba ayıran önceliklendirme yöntemi: Must have (olmazsa olmaz), Should have (olması gereken), Could have (olsa iyi olur) ve Won't have (bu sefer olmayacak).

  • timelineisimzaman çizelgesi, takvim

    Bir işin başlangıcından lansmanına kadar ana adımlarının planlanan sırası ve tarihleri.

  • validatefiildoğrulamak, sağlamasını yapmak

    Bir fikrin, varsayımın ya da çözümün gerçekten doğru olduğunu, ona daha fazla yatırım yapmadan önce kullanıcı testleri, veriler ya da deneyler gibi kanıtlarla kontrol etmek.

  • specisimşartname, tanım dokümanı

    Specification (şartname, tanım dokümanı) kelimesinin kısaltması; bir özelliğin nasıl görünmesi ve nasıl davranması gerektiğini ayrıntılı biçimde anlatan ve tasarımcılarla yazılımcıların onu doğru geliştirmesini sağlayan doküman.

  • feature requestisimözellik talebi, özellik isteği

    Bir müşterinin, kullanıcının ya da iş arkadaşının yeni bir özellik veya mevcut bir özellikte değişiklik isteyen önerisi.

  • definition of doneisimtamamlanma tanımı, bitti tanımı

    Bir işin bitti sayılabilmesi için karşılaması gereken ve ekipçe paylaşılan kalite koşulları listesi; örneğin test edilmiş, kodu incelenmiş ve belgelenmiş olması.

  • backlog refinementisimbacklog iyileştirme, iş listesi düzenleme

    Ürün sahibinin ve ekibin sıradaki backlog maddelerini düzenli olarak gözden geçirdiği, netleştirdiği, büyük olanları böldüğü ve sprint'e hazır hale gelmeleri için tahminlediği çalışma.

  • push backphrasal verb (öbek fiil)itiraz etmek, karşı çıkmak

    Bir talebe, karara ya da teslim tarihine, genellikle kibarca ve gerekçe göstererek itiraz etmek veya direnmek; ayrıca bir tarihi ileriye ertelemek.

  • cross-functional teamisimfonksiyonlar arası ekip, çapraz fonksiyonlu ekip

    Ürün, tasarım, yazılım ve veri gibi farklı uzmanlıklardan kişilerin aynı ürün hedefi için birlikte çalıştığı ekip.

  • sign offphrasal verb (öbek fiil)onay vermek, resmi olarak onaylamak

    Bir dokümanın, tasarımın ya da işin kabul edilebilir olduğunu ve bir sonraki adıma geçilebileceğini resmi olarak onaylamak.

  • status updateisimdurum güncellemesi, durum raporu

    Paydaşlara nelerin yapıldığını, sırada ne olduğunu ve hangi risklerin ya da engellerin bulunduğunu anlatan kısa ve düzenli rapor.

  • go/no-go decisionisimçıkış kararı, devam/dur kararı

    Genellikle lansmandan kısa süre önce yapılan bir toplantıda verilen, ürünün ya da sürümün yayına çıkmaya hazır olup olmadığına veya ertelenmesi gerekip gerekmediğine ilişkin resmi karar.

  • sunsetfiilkullanımdan kaldırmak, desteğini sonlandırmak

    Bir ürünü ya da özelliği, genellikle kullanıcıları önceden uyarıp bir alternatife geçmelerine yardım ederek, kademeli olarak kullanımdan kaldırmak ve desteğini sonlandırmak.

  • leading indicatorisimöncü gösterge

    Erken değişen ve gelecekteki bir sonucu öngörmeye yardımcı olan metrik; örneğin haftalık girişlerin abonelik yenilemelerini önceden göstermesi. Ekibin iş işten geçmeden harekete geçmesini sağlar.

  • guardrail metricisimkoruyucu metrik, güvenlik metriği

    Bir değişikliğin hız, gelir ya da şikayet sayısı gibi önemli bir şeye zarar vermediğinden emin olmak için ekibin bir deney ya da lansman sırasında izlediği metrik.

  • triagefiilsınıflandırmak, ön değerlendirmeden geçirmek

    Gelen hataları, talepleri ya da sorunları hızlıca gözden geçirip aciliyet ve önem derecesine göre sınıflandırmak; hangisinin hemen, hangisinin sonra ele alınacağına ya da hiç ele alınmayacağına karar vermek.

  • dogfoodingisimürünü şirket içinde kullanmak, kendi ürününü kullanma

    Bir şirketin kendi ürününü, çoğu zaman yayına çıkmadan önce, sorunları bulmak ve kullanıcı deneyimini birinci elden anlamak için şirket içinde kullanması.

  • planning pokerisimplanlama pokeri

    Katılımcıların tahminlerini birlikte açıkladığı, farklılıkları tartışıp yeniden tahmin ettiği ekip tahmin yöntemi.

  • walking skeletonisimuçtan uca çalışan asgari iskelet

    Küçük bir uçtan uca akışla ana mimari parçaları birbirine bağlayan asgari çalışan uygulama.

  • three amigosisimüç bakış açılı gereksinim görüşmesi

    Beklenen davranışı netleştirmek için iş, geliştirme ve test bakış açılarını bir araya getiren ortak çalışma yöntemi.

API, Ağ ve Güvenlik

  • APIkısaltmauygulama programlama arayüzü, programlama arayüzü

    Application programming interface (uygulama programlama arayüzü) kısaltması: bir programın başka bir programdan belirli ve belgelenmiş bir şekilde veri ya da işlem istemesini sağlayan kurallar bütünü.

  • endpointisimuç nokta, API uç noktası

    Bir API'nin belirli bir işlem için istek kabul eden adresi; örneğin kullanıcıları listelemek için GET /users ya da sipariş oluşturmak için POST /orders.

  • RESTkısaltmatemsili durum aktarımı

    Representational state transfer (temsili durum aktarımı) kısaltması: kaynakların URL'lerle temsil edildiği ve GET, POST, PUT, DELETE gibi HTTP metotlarıyla işlendiği yaygın web API tasarım tarzı.

  • JSONkısaltmaJavaScript Nesne Gösterimi, JSON biçimi

    JavaScript Object Notation kısaltması: anahtar-değer çiftleri ve listelerden oluşan, web API'lerinin çoğunun kullandığı basit metin tabanlı veri biçimi.

  • status codeisimdurum kodu, HTTP durum kodu

    HTTP yanıtında istemciye ne olduğunu bildiren üç haneli sayı; örneğin başarı için 200, bulunamadı için 404, sunucu hatası için 500.

  • payloadisimveri yükü, istek gövdesi

    Bir istek, yanıt veya mesajın taşıdığı asıl veri; başlıklar ve çevresindeki diğer bilgilerden ayrı olarak.

  • authenticationisimkimlik doğrulama

    Erişim vermeden önce bir kullanıcının ya da sistemin kim olduğunu şifre, token veya parmak izi gibi yollarla doğrulama süreci.

  • third-partysıfatüçüncü taraf, dış kaynaklı

    Kendi ekibiniz tarafından değil, dışarıdaki bir şirket veya geliştirici tarafından yapılan ya da sağlanan; ödeme servisi, kütüphane veya analiz aracı gibi.

  • SDKkısaltmayazılım geliştirme kiti

    Software development kit (yazılım geliştirme kiti) kısaltması: geliştiricilerin bir platform üzerinde uygulama yazmasına ya da bir servisi kullanmasına yardım eden kütüphane, araç ve doküman paketi.

  • breaking changeisimgeriye dönük uyumsuz değişiklik, kırıcı değişiklik

    Bir API'de, kütüphanede veya dosya formatında yapılan ve onu kullanan mevcut kodun güncellenmedikçe çalışmamasına yol açan değişiklik.

  • requestisimistek, talep

    İstemcinin bir sunucuya ya da API'ye gönderdiği ve veri döndürmek veya yeni bir kayıt oluşturmak gibi bir işlem yapmasını istediği mesaj.

  • responseisimyanıt, cevap

    Bir sunucunun ya da API'nin bir isteği aldıktan sonra geri gönderdiği mesaj; genellikle durum kodu, header'lar ve JSON gibi veriler içerir.

  • API keyisimAPI anahtarı

    Bir programın isteklerle birlikte gönderdiği benzersiz gizli kod; API bu kod sayesinde kimin çağrı yaptığını tanır ve neye izin verileceğine karar verir.

  • tokenisimbelirteç, erişim anahtarı

    Bir kullanıcının ya da uygulamanın daha önce giriş yaptığını veya yetkisi olduğunu kanıtlayan karakter dizisi. Parola yerine her istekle birlikte gönderilir.

  • authorizationisimyetkilendirme, yetki kontrolü

    Kimliği belirlenmiş bir kullanıcının ya da uygulamanın neleri yapmaya izinli olduğunu, örneğin bir dosyayı okuyup okuyamayacağını veya bir hesabı silip silemeyeceğini kontrol etme süreci.

  • webhookisimwebhook, olay bildirimi

    Bir sistemin, örneğin bir ödeme başarılı olduğunda olduğu gibi bir olay gerçekleştiğinde, sorgulanmayı beklemeden başka bir sistemin URL'sine otomatik olarak HTTP isteği göndermesini sağlayan yöntem.

  • rate limitisimistek sınırı, hız sınırı

    Bir istemcinin belirli bir sürede bir API'ye gönderebileceği istek sayısına konan üst sınır; örneğin dakikada 100 istek. Servisi aşırı yükten ve kötüye kullanımdan korur.

  • backward compatiblesıfatgeriye dönük uyumlu, geri uyumlu

    Bir değişiklikten sonra da eski sürümlerle, verilerle ya da istemcilerle çalışmaya devam eden; böylece mevcut kullanıcıların kodlarını veya ayarlarını güncellemesi gerekmez.

  • HTTPkısaltmaHTTP, hiper metin aktarım protokolü

    Hypertext Transfer Protocol (Hiper Metin Aktarım Protokolü): tarayıcıların ve sunucuların web üzerinden istek gönderip yanıt alırken uyduğu kurallar bütünü.

  • HTTPSkısaltmaHTTPS, güvenli HTTP

    Tarayıcı ile sunucu arasındaki bağlantıyı TLS ile şifreleyen ve verilerin başkaları tarafından okunmasını ya da değiştirilmesini engelleyen güvenli HTTP sürümü.

Mini test: bu terimleri biliyor musun?

Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.

Yazılım İngilizcesi nasıl öğrenilir?

  • Her gün alandan gerçek metinler okuyun: resmi dokümantasyon, README dosyaları, sürüm notları ve açık kaynak projelerdeki pull request ve issue tartışmaları.
  • Terimleri birlikte kullanıldıkları kelimelerle öğrenin: sadece 'bug' değil, 'fix a bug', 'report a bug' ve 'steps to reproduce'.
  • Kimse istemese bile İngilizce yazın. Commit mesajları, ticket açıklamaları ve kod yorumları kısa ve risksiz pratik fırsatlarıdır.
  • Kısaltmaları ekiplerin söylediği gibi sesli tekrar edin: API ve SDK harf harf, JSON 'Jason' ismi gibi, REST ise tek kelime olarak okunur.
  • Ekip arkadaşlarınızın incelemelerde ve günlük toplantılarda kullandığı 'Could you take a look?' ya da 'I'm blocked on…' gibi kibar kalıpları not edin ve siz de kullanın.

Sıkça sorulan sorular

Yazılım İngilizcesi kelimelerini nasıl öğrenebilirim?

Alandan gerçek metinler okuyun ve kelimelerin nasıl kullanıldığına dikkat edin: dokümantasyon, README dosyaları, sürüm notları, issue tartışmaları ve pull request yorumları. Her terimi sık birlikte kullanıldığı kelimelerle öğrenin (open a pull request, fix a bug) ve yeni kelimeleri hemen kendi commit'lerinizde, ticket'larınızda ve mesajlarınızda kullanın.

Önce hangi yazılım terimlerini öğrenmeliyim?

Günlük iş akışının kelimeleriyle başlayın: bug, fix, commit, branch, pull request, merge, code review, deploy, release, ticket, sprint ve stand-up. Ardından test ve hata ayıklama terimlerine, daha sonra da mimari ve API kelimelerine geçin. Bu sözlükteki terimler de aynı şekilde, en temelden daha ileri seviyeye doğru sıralanmıştır.

Yazılımda İngiliz ve Amerikan İngilizcesi arasında fark var mı?

Kodlarda, API'lerde ve dokümantasyonun büyük kısmında Amerikan yazımı kullanılır: color, initialize, behavior. İngiliz ekipler e-postalarda ve belgelerde 'colour' veya 'behaviour' yazabilir ama kodda Amerikan biçimini korur; örneğin CSS'teki color özelliği. Bazı kelimeler farklı okunur: agile (ABD'de 'EC-ıl', İngiltere'de 'EC-ayl') ve route (ABD'de çoğunlukla 'raut', İngiltere'de 'rut') gibi.

İş yerinde Türkçe terimi mi, İngilizcesini mi kullanmalıyım?

Türk ekiplerinde commit, merge, deploy ve pull request gibi birçok İngilizce kelime olduğu gibi, çoğu zaman Türkçe eklerle ('deploy etmek') kullanılır. 'Sürüm', 'dal' ve 'birim testi' gibi Türkçe karşılıklar ise resmi belgelerde, üniversite derslerinde ve akademik yayınlarda yaygındır. İkisini de bilmek, Türkçe bir toplantı ile İngilizce bir kod tabanı arasında rahatça geçiş yapmanızı sağlar.

Günlük toplantılarda ve kod incelemelerinde işimi İngilizce nasıl anlatırım?

Kısa ve kalıplaşmış ifadeler kullanın. Günlük toplantıda: 'Yesterday I fixed…, today I'm working on…, no blockers.' İncelemelerde: 'Could you take a look at my PR?', 'I've addressed your comments', küçük notlar için 'nit: …' ve onay için 'LGTM'. 'What do you think about…?' gibi kibar sorular doğrudan emirlerden daha iyi karşılanır.

Seviyene uygun okumayla pekiştir

Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar: