DevOps ve bulut mühendisleri için İngilizce

Bulut ve DevOps İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları

Bulut ve DevOps ekipleri dünyanın her yerinde İngilizce çalışır: sağlayıcı konsolları, dokümantasyon, pipeline logları, alarmlar ve olay kanalları aynı terimlerle yürür. Bu terimleri bilmek; hata mesajlarını ve runbook'ları hızla okumanıza, nöbet devirlerini ve postmortem'leri takip etmenize, altyapı kararlarınızı uluslararası ekiplere net biçimde anlatmanıza yardımcı olur.

  • 100 terim
  • 11 konu
  • 55 temel terim
  • 201 örnek cümle

Bulut Temelleri ve Hizmet Modelleri

  • cloud computingisimbulut bilişim, bulut hizmetleri

    Kendi donanımınızı satın alıp işletmek yerine sunucu, depolama, veritabanı gibi bilişim kaynaklarını bir sağlayıcıdan internet üzerinden kiralayarak kullanma modeli.

  • cloud providerisimbulut sağlayıcı, bulut hizmet sağlayıcısı

    Büyük veri merkezlerine sahip olan ve bilişim, depolama, ağ gibi hizmetleri internet üzerinden müşterilere kiralayan şirket.

  • regionisimbölge, bulut bölgesi

    Bir bulut sağlayıcının bir grup veri merkezine sahip olduğu coğrafi alan; örneğin Frankfurt ya da İrlanda. Kaynaklarınızın hangi bölgede çalışacağını siz seçersiniz.

  • IaaSkısaltmahizmet olarak altyapı, IaaS

    Infrastructure as a service ifadesinin kısaltması: sanal makine, disk ve ağ gibi temel yapı taşlarını kiralayıp işletim sistemini ve onun üzerindeki her şeyi kendiniz yönettiğiniz model.

  • PaaSkısaltmahizmet olarak platform, PaaS

    Platform as a service ifadesinin kısaltması: yalnızca kodunuzu yüklediğiniz, sunucuları, işletim sistemini ve çalışma ortamını sağlayıcının sizin için işlettiği hazır platform.

  • SaaSkısaltmahizmet olarak yazılım, SaaS

    Software as a service ifadesinin kısaltması: müşterilerin tarayıcı ya da uygulama üzerinden kullandığı ve abonelikle ödediği, arkasındaki her şeyi sağlayıcının işlettiği eksiksiz yazılım.

  • serverlesssıfatsunucusuz, serverless

    Sağlayıcının her istek için sunucuları otomatik olarak başlatıp ölçeklendirdiği ve yalnızca kodunuzun gerçekten çalıştığı süre için ödeme yaptığınız kod çalıştırma biçimini anlatır.

  • on-premisessıfatşirket içi, kurum içi

    Bir şirketin bulut sağlayıcıdan kiralamak yerine kendi binasında ya da veri merkezinde çalıştırdığı sunucuları ve yazılımları anlatır.

  • hybrid cloudisimhibrit bulut, karma bulut

    Bir şirketin kendi şirket içi sistemlerini ya da özel bulutunu bir genel bulut sağlayıcıyla birleştiren, ikisinin birbirine bağlı biçimde birlikte çalıştığı yapı.

  • availability zoneisimerişilebilirlik alanı, kullanılabilirlik alanı

    Bir bulut bölgesi içindeki, her birinin kendi elektrik ve ağ altyapısı olan birkaç ayrı veri merkezi konumundan biri; böylece birindeki arıza diğerlerini etkilemez.

  • workloadisimiş yükü, uygulama yükü

    Bulut kaynakları üzerinde çalışan ve bilişim gücü tüketen uygulama, servis ya da iş; örneğin bir web sitesi, toplu işlem ya da veritabanı.

  • managed serviceisimyönetilen hizmet, yönetilen servis

    Kurulum, yama, yedekleme ve ölçekleme işlerini sağlayıcının üstlendiği, sizin yalnızca kullandığınız ve altındaki sunucuları yönetmediğiniz bulut hizmeti.

Sunucular ve Sanal Makineler

  • serverisimsunucu

    Ağ üzerinden diğer bilgisayarlardan gelen isteklere yanıt veren ve hizmet çalıştıran fiziksel ya da sanal bilgisayar; örneğin web sayfası ya da veri gönderir.

  • virtual machineisimsanal makine, sanal sunucu

    Fiziksel bir makine üzerinde yazılım olarak çalışan ve kendi işletim sistemi olan eksiksiz bir bilgisayar. Tek bir fiziksel sunucu aynı anda birçok sanal makineyi barındırabilir.

  • instanceisimbulut sunucusu, sanal sunucu

    Bulutta çalışan sanal bir sunucunun ya da hizmetin tek bir kopyası. İşlemci sayısı ve bellek miktarı gibi boyutunu siz seçersiniz ve çalıştığı süre boyunca ücret ödersiniz.

  • spin upphrasal verb (öbek fiil)ayağa kaldırmak, hızla oluşturmak

    Yeni bir sunucuyu, konteyneri ya da ortamı genellikle tek bir komutla veya birkaç tıklamayla hızla oluşturup çalıştırmak.

  • hypervisorisimhipervizör, sanallaştırma katmanı

    Sanal makineleri oluşturup çalıştıran, tek bir fiziksel bilgisayarın işlemcisini, belleğini ve depolamasını bu makineler arasında paylaştırıp onları birbirinden ayrı tutan yazılım.

  • tear downphrasal verb (öbek fiil)kaldırmak, silmek

    Artık ihtiyaç duyulmayan bir sunucuyu, ortamı ya da kaynak grubunu genellikle bir komut veya script ile tamamen silmek.

Konteynerler ve Orkestrasyon

  • containerisimkonteyner, kapsayıcı

    Bir uygulamayı çalışması için gereken her şeyle birlikte paketleyen hafif ve yalıtılmış birim; böylece uygulama dizüstü bilgisayarda, test sunucusunda ya da bulutta aynı şekilde davranır.

  • DockerisimDocker, konteyner platformu

    Konteyner imajı oluşturmak ve konteyner çalıştırmak için yaygın olarak kullanılan platform. 2013'te çıkışından sonra konteynerlerin yaygınlaşmasını sağlamıştır.

  • KubernetesisimKubernetes, K8s

    Konteynerleri birçok makine üzerinde çalıştıran ve yöneten açık kaynak sistem: konteynerleri başlatır, çökenleri yeniden ayağa kaldırır, trafiği dağıtır ve sayılarını artırıp azaltır.

  • container imageisimkonteyner imajı, kapsayıcı görüntüsü

    Bir uygulamayı, kütüphanelerini ve ayarlarını içeren, konteynerlerin başlatıldığı şablon olarak kullanılan salt okunur paket.

  • clusterisimküme, cluster

    Tek bir sistem gibi birlikte çalışan, birbirine bağlı makineler grubu; örneğin Kubernetes'te konteyner çalıştırmak ya da bir veritabanında veri saklamak için kullanılır.

  • nodeisimdüğüm, node

    Bir cluster'ın parçası olan fiziksel ya da sanal tek bir makine. Kubernetes'te worker node'lar, pod'ların fiilen çalıştığı makinelerdir.

  • podisimpod, Kubernetes pod'u

    Kubernetes'in çalıştırdığı en küçük birim: her zaman aynı node'a birlikte yerleştirilen, ağ adresini ve depolamayı paylaşan bir ya da daha fazla konteyner.

  • orchestrationisimorkestrasyon, konteyner orkestrasyonu

    Çok sayıda konteynerin ya da servisin otomatik olarak yönetilmesi: nerede çalışacaklarına karar verme, onları başlatma ve yeniden başlatma, birbirine bağlama ve ölçekleme.

  • DockerfileisimDockerfile, Docker yapılandırma dosyası

    Docker'ın bir konteyner imajı oluşturmak için izlediği, FROM, COPY ve RUN gibi adım adım talimatlar içeren metin dosyası.

  • container registryisimkonteyner kayıt deposu, imaj deposu

    Pipeline'ların yeni imajları gönderdiği, sunucuların ya da cluster'ların da çalıştırmak gerektiğinde imajları çektiği konteyner imajı depolama hizmeti.

DevOps ve CI/CD

  • DevOpsisimDevOps, geliştirme ve operasyon birlikteliği

    Yazılımı geliştirme, yayına alma ve çalıştırma sorumluluğunu geliştiricilerle operasyon ekibinin paylaştığı, değişiklikleri otomasyon sayesinde hızlı ve güvenli biçimde teslim etmeyi amaçlayan çalışma yaklaşımı.

  • deployfiildağıtmak, yayına almak

    Bir uygulamanın ya da servisin yeni sürümünü sunuculara yükleyip orada çalışır hale getirmek; örneğin bir test ortamına ya da gerçek kullanıcılara açık ortama.

  • deploymentisimdağıtım, yayına alma

    Yazılımın yeni bir sürümünü sunuculara yükleme işi ya da bu işin yapıldığı tek bir seferlik süreç. Kubernetes'te ayrıca birbirinin aynısı pod'ları yöneten nesnenin adıdır.

  • pipelineisimpipeline, işlem hattı

    Kod her değiştiğinde çalışan, derleme, test ve dağıtım gibi adımlardan oluşan ve bir adım başarısız olursa duran otomatik süreç.

  • CI/CDkısaltmasürekli entegrasyon ve sürekli teslim, CI/CD

    Continuous integration ve continuous delivery (ya da deployment) ifadelerinin kısaltması: her kod değişikliğini otomatik olarak test edip otomatik bir pipeline aracılığıyla kullanıcılara ulaştırma pratiği.

  • environmentisimortam

    Geliştirme, test ya da gerçek kullanıcılara hizmet gibi tek bir amaç için kullanılan, kendi sunucuları, ayarları ve verisi olan sistemin ayrı bir kopyası.

  • productionisimcanlı ortam, üretim ortamı

    Gerçek müşterilerin kullandığı canlı ortam. Buradaki bir sorun kullanıcıları doğrudan etkilediği için değişiklikler en büyük özenle yapılır.

  • stagingisimstaging ortamı, canlı öncesi ortam

    Canlı ortama olabildiğince benzer kurulan ve yeni bir sürümün yayına çıkmadan önceki son testleri için kullanılan ortam.

  • rollbackisimgeri alma, önceki sürüme dönme

    Yeni bir değişiklik sorun çıkardıktan sonra sistemi daha önceki, düzgün çalışan bir sürüme döndürme.

  • buildisimderleme, build

    Kaynak kodu ikili dosya ya da konteyner imajı gibi çalıştırılabilir bir şeye dönüştürme süreci; genellikle ardından otomatik testler çalışır. Bu sürecin sonucuna da build denir.

  • continuous integrationisimsürekli entegrasyon, CI

    Küçük kod değişikliklerini sık sık ortak ana dala birleştirme ve her değişikliğin otomatik olarak derlenip test edilmesiyle sorunları erkenden yakalama pratiği.

  • continuous deliveryisimsürekli teslim, sürekli teslimat

    Kodun her zaman yayına hazır tutulması, böylece test edilmiş herhangi bir sürümün tek bir tuşla canlı ortama çıkabilmesi pratiği.

  • artifactisimderleme çıktısı, yapıt

    Bir derleme sonucunda üretilen ve saklanıp daha sonra dağıtılan dosya ya da paket; örneğin JAR dosyası, ikili dosya ya da konteyner imajı.

  • blue-green deploymentisimmavi-yeşil dağıtım, blue-green deployment

    Birbirinin aynısı iki canlı ortamla yapılan yayın yöntemi: yeni sürüm boşta bekleyen ortama kurulur, ardından tüm trafik tek seferde oraya yönlendirilir.

  • canary releaseisimkanarya sürümü, kademeli sürüm

    Yeni bir sürümü önce kullanıcıların ya da sunucuların küçük bir bölümüne açmak, metriklerini izlemek ve ancak ondan sonra herkese yaymak.

  • feature flagisimözellik bayrağı, feature flag

    Yeni kod deploy etmeden bir özelliği açıp kapatmaya yarayan ayar; böylece özellik bazı kullanıcılara gösterilebilir, canlıda test edilebilir ya da hızla kapatılabilir.

  • roll outphrasal verb (öbek fiil)yaygınlaştırmak, kademeli olarak yayına almak

    Yeni bir sürümü, özelliği ya da değişikliği kullanıcılara veya sunuculara, çoğu zaman tek seferde değil belirli bir süreye yayarak adım adım sunmak.

Kod Olarak Altyapı

  • infrastructure as codeisimkod olarak altyapı, altyapının kodla yönetimi

    Sunucuları, ağları ve diğer bulut kaynaklarını bir konsolda elle tıklayarak değil, araçların okuyup uyguladığı yapılandırma dosyaları yazarak yönetme yaklaşımı.

  • provisionfiilkaynak tahsis etmek, kurup hazırlamak

    Sunucu, veritabanı ya da ağ gibi bilişim kaynaklarını oluşturup kullanıma hazır hale getirmek.

  • TerraformisimTerraform, altyapı kodlama aracı

    HashiCorp'un geliştirdiği, yaygın olarak kullanılan bir kod olarak altyapı aracı. Kaynakları yapılandırma dosyalarında tanımlarsınız; Terraform da onları bu tanıma uyacak şekilde oluşturur, değiştirir ya da siler.

  • configuration managementisimyapılandırma yönetimi, konfigürasyon yönetimi

    Birçok sunucudaki yazılımı, ayarları ve dosyaları her sunucuyu elle değiştirmek yerine araçlar kullanarak bilinen ve tutarlı bir durumda tutma işi.

  • YAMLisimYAML, YAML yapılandırma dosyası

    Girintileri ve basit 'anahtar: değer' satırlarını kullanan, insanlar tarafından kolayca okunabilen yapılandırma dosyası biçimi. DevOps araçlarının çoğu bununla yapılandırılır.

Bulutta Ağ ve Depolama

  • object storageisimnesne depolama, obje depolama

    Dosyaları her birinin benzersiz bir anahtarı ve üst verisi olan nesneler olarak saklayan ve bunlara HTTP API üzerinden okuma ve yazma imkanı veren bulut depolama türü.

  • bucketisimbucket, kova

    Amazon S3 ya da Google Cloud Storage gibi nesne depolama hizmetlerinde dosyaları tutan, kendi erişim ve depolama ayarları olan adlandırılmış alan.

  • VPCkısaltmasanal özel bulut, sanal özel ağ

    Virtual private cloud ifadesinin kısaltması: genel bulut içinde IP aralıklarını, alt ağları, yönlendirmeyi ve erişimi sizin kontrol ettiğiniz, size ait yalıtılmış özel ağ.

  • subnetisimalt ağ, subnet

    VPC gibi daha büyük bir ağın içindeki daha küçük IP adresi aralığı; kaynakları gruplamak ve hangilerinin internete erişebileceğini kontrol etmek için kullanılır.

  • DNSkısaltmaalan adı sistemi, DNS

    Domain Name System ifadesinin kısaltması: example.com gibi adları, bilgisayarların bağlantı kurmak için kullandığı IP adreslerine çeviren internet rehberi.

  • backupisimyedek, yedekleme

    Asıl veri kaybolursa, bozulursa, yanlışlıkla silinirse ya da bir saldırgan tarafından şifrelenirse geri yüklenebilmesi için ayrı bir yerde tutulan veri kopyası.

  • snapshotisimanlık görüntü, snapshot

    Bir diskin, birimin ya da veritabanının belirli bir andaki halinin aynısı olan kopya; geri yükleme yapmak ya da yeni bir kopya oluşturmak için kullanılabilir.

Güvenlik ve Erişim Yönetimi

  • IAMkısaltmakimlik ve erişim yönetimi, IAM

    Identity and access management ifadesinin kısaltması: bir bulut hesabına kimin ya da neyin giriş yapabileceğini ve orada neler yapmaya yetkili olduğunu denetleyen sistem.

  • least privilegeisimen az yetki ilkesi, asgari yetki prensibi

    Her kullanıcının, servisin ya da programın yalnızca işi için gerçekten ihtiyaç duyduğu yetkileri alması, fazlasını almaması gerektiğini söyleyen güvenlik ilkesi.

  • secretisimgizli bilgi, parola ve anahtar

    Bir sistemin çalışması için gereken parola, API anahtarı, token ya da özel anahtar gibi hassas değer; güvenli biçimde saklanmalı ve asla kodda veya loglarda görünmemelidir.

  • security groupisimgüvenlik grubu, sanal güvenlik duvarı

    Bir sunucuya ya da başka bir kaynağa hangi ağ trafiğinin, hangi port ve kaynaktan ulaşabileceğini veya oradan çıkabileceğini kurallarla belirleyen bulut içindeki sanal güvenlik duvarı.

  • encryptionisimşifreleme

    Veriyi yalnızca doğru anahtarla geri çözülebilecek okunamaz bir biçime dönüştürerek anahtarı olmayanların okumasını engelleme işlemi.

  • shared responsibility modelisimpaylaşılan sorumluluk modeli, ortak sorumluluk modeli

    Bulutta güvenliğin paylaşıldığını anlatan yaklaşım: veri merkezlerini, donanımı ve temel hizmetleri sağlayıcı korur; müşteri ise kendi verisini, ayarlarını ve erişim yetkilerini korur.

İzleme ve Loglama

  • monitoringisimizleme, monitoring

    İşlemci kullanımı, hata oranları ve yanıt süreleri gibi sistemlere ait verileri sürekli toplayıp kontrol ederek sorunların hızla fark edilmesini sağlama işi.

  • logisimlog, kayıt

    Bir uygulamanın ya da sistemin yazdığı olay kaydı; genellikle her olay için zaman, INFO ya da ERROR gibi bir seviye ve bir mesaj içeren bir satırdan oluşur.

  • alertisimalarm, uyarı

    İzlenen bir değer belirlenen sınırı aştığında ya da bir şeyler ters gittiğinde, örneğin hata oranı çok yükseldiğinde mühendislere otomatik olarak gönderilen bildirim.

  • metricisimmetrik, ölçüm

    Bir sistemin nasıl davrandığını göstermek için zaman içinde düzenli olarak ölçülen sayı; örneğin işlemci kullanımı, bellek, istek sayısı ya da hata oranı.

  • dashboardisimgösterge paneli, pano

    Bir sisteme ait en önemli metrikleri ve grafikleri tek yerde gösteren ekran; mühendisler sistemin durumunu bir bakışta görebilir.

  • observabilityisimgözlemlenebilirlik, observability

    Bir sistemin ürettiği verilerden, özellikle log, metrik ve izlerden, içinde neler olup bittiğini, kimsenin önceden tahmin etmediği sorunlar dahil ne kadar iyi anlayabildiğinizi anlatır.

  • tracingisimdağıtık izleme, iz sürme

    Tek bir isteği birçok servisten geçerken takip edip her adımın ne kadar sürdüğünü kaydetme; böylece zamanın nerede kaybedildiği ya da hatanın nerede oluştuğu görülür.

  • health checkisimsağlık kontrolü, durum kontrolü

    Bir sunucunun ya da servisin çalışıp çalışmadığını ve trafik alabilecek durumda olup olmadığını denetleyen, çoğu zaman /health gibi özel bir adrese istek gönderen düzenli otomatik test.

Ölçekleme ve Performans

  • scalabilityisimölçeklenebilirlik

    Bir sistemin, kaynak ekleyerek daha fazla kullanıcıyı, veriyi ya da trafiği performansı ciddi biçimde düşmeden ve baştan tasarlanması gerekmeden kaldırabilme yeteneği.

  • load balancerisimyük dengeleyici, load balancer

    Gelen trafiği karşılayıp birden çok sunucuya dağıtan ve istekleri yalnızca sağlıklı çalışan sunuculara yönlendiren hizmet.

  • autoscalingisimotomatik ölçekleme, autoscaling

    Talep arttığında sunucu ya da konteyner eklenmesi, azaldığında kaldırılması işinin işlemci kullanımı veya istek sayısı gibi kurallara göre otomatik yapılması.

  • latencyisimgecikme, gecikme süresi

    Bir isteğin ya da verinin sistem içinden geçip yanıt alması için geçen süre; genellikle milisaniye cinsinden ölçülür.

  • CDNkısaltmaiçerik dağıtım ağı, CDN

    Content delivery network ifadesinin kısaltması: görsellerin, videoların ve sayfaların kopyalarını kullanıcılara yakın tutarak daha hızlı yüklenmelerini sağlayan, dünyaya yayılmış sunucu ağı.

  • scale outphrasal verb (öbek fiil)yatay ölçeklemek, sunucu sayısını artırmak

    Tek bir makineyi büyütmek yerine işi paylaşan daha fazla sunucu, konteyner ya da instance ekleyerek daha fazla yükü karşılamak.

  • scale upphrasal verb (öbek fiil)dikey ölçeklemek, kaynakları büyütmek

    Daha fazla makine eklemek yerine tek bir makineye daha fazla işlemci ya da bellek gibi ek güç vererek daha fazla yükü karşılamak.

  • throughputisimişlem hacmi, aktarım hızı

    Bir sistemin belirli bir sürede tamamladığı iş miktarı; örneğin saniyedeki istek sayısı, dakikadaki mesaj sayısı ya da saniyedeki megabayt.

  • bottleneckisimdarboğaz

    Veritabanı ya da ağ gibi, sistemin geri kalanının performansını da aşağı çeken en yavaş ya da en sınırlı bileşen.

Güvenilirlik ve Olay Yönetimi

  • incidentisimolay, arıza

    Bir hizmeti aksatan ya da kullanıcılar için kötüleştiren, hızlı müdahale gerektiren plansız durum; örneğin kesinti, ciddi yavaşlama ya da veri sorunu.

  • outageisimkesinti, hizmet kesintisi

    Bir hizmetin, sistemin ya da bir bölümünün çalışmadığı veya kullanıcıların erişemediği süre.

  • downtimeisimkesinti süresi, erişilemezlik süresi

    Bir sistemin ya da hizmetin, arıza veya planlı bakım nedeniyle kullanıcılara açık olmadığı süre.

  • uptimeisimçalışma süresi, erişilebilirlik oranı

    Bir sistemin çalıştığı ve erişilebilir olduğu süre ya da bu sürenin yüzdesi; genellikle bir ay veya bir yıl için yüzde 99,9 gibi bir oranla ifade edilir.

  • SLAkısaltmahizmet düzeyi sözleşmesi, hizmet seviyesi anlaşması

    Service level agreement ifadesinin kısaltması: müşterilere yüzde 99,9 erişilebilirlik gibi belirli bir hizmet düzeyini taahhüt eden ve bu düzey sağlanamazsa ne olacağını belirleyen sözleşme.

  • on-callsıfatnöbetçi, nöbette

    Bir alarm ya da olay gerçekleşirse mesai saatleri dışında da hızla müdahale etmeye hazır olma durumu. Mühendisler kendi servisleri için sırayla nöbet tutar.

  • postmortemisimolay sonrası analiz, olay sonrası değerlendirme

    Bir olaydan sonra yazılan ve ne olduğunu, etkisini, zaman çizelgesini, kök nedenini ve tekrarlanmaması için yapılacakları açıklayan değerlendirme belgesi.

  • root causeisimkök neden, asıl neden

    Bir sorunun görünen belirtilerinin ötesindeki en temel, asıl nedeni; giderildiğinde aynı sorunun tekrar yaşanmasını önler.

  • failoverisimyük devretme, yedeğe geçiş

    Ana sistem arızalandığında bir veritabanı kopyası ya da ikinci bir bölge gibi yedekte bekleyen sisteme otomatik veya elle geçiş yapılması.

  • redundancyisimyedeklilik, fazlalık

    Sunucuların, ağ bağlantılarının, disklerin ya da verilerin fazladan kopyalarını bulundurmak; böylece biri arızalansa bile sistem çalışmaya devam eder.

  • high availabilityisimyüksek erişilebilirlik, yüksek kullanılabilirlik

    Bir sistemi, arızası tüm hizmeti durdurabilecek tek bir parçası olmayacak ve neredeyse her zaman çalışır kalacak şekilde tasarlamak.

  • disaster recoveryisimfelaket kurtarma, olağanüstü durum kurtarma

    Bütün bir veri merkezinin ya da bölgenin kaybedilmesi gibi büyük bir olaydan sonra sistemleri ve verileri geri getirmeye yönelik planlar, araçlar ve süreçler.

  • SLOkısaltmahizmet düzeyi hedefi, SLO

    Service level objective ifadesinin kısaltması: bir servis için belirlenen iç güvenilirlik hedefi; örneğin 30 gün boyunca isteklerin yüzde 99,9'unun başarılı olması.

  • SREkısaltmasite güvenilirlik mühendisliği, SRE

    Site reliability engineering ifadesinin kısaltması: canlı sistemleri güvenilir biçimde işletmek için yazılım mühendisliği yöntemlerini kullanma disiplini. Bu işi yapan mühendise de SRE denir.

  • runbookisimoperasyon kılavuzu, müdahale talimatnamesi

    Bir servisi yeniden başlatmak ya da dolan bir diski boşaltmak gibi belirli bir iş veya alarm için adım adım hazırlanmış yazılı kılavuz; nöbetteki herkes bunu izleyebilir.

Bulut Maliyet Yönetimi

  • pay-as-you-gosıfatkullandıkça öde, kullandığın kadar öde

    Uzun vadeli sözleşme olmadan yalnızca gerçekten kullandığınız kaynaklar için, örneğin saniye, saat ya da gigabayt başına ödeme yaptığınız fiyatlandırma modelini anlatır.

  • cost optimizationisimmaliyet optimizasyonu, maliyet iyileştirme

    Performansı ya da güvenilirliği bozmadan bulut harcamalarını azaltma çalışması; örneğin kullanılmayan kaynakları kaldırmak, doğru boyutları seçmek ve indirimlerden yararlanmak.

  • reserved instanceisimrezerve sunucu, rezerve instance

    Normal kullandıkça öde fiyatlarına göre büyük bir indirim karşılığında bir ya da üç yıl kullanmayı taahhüt ettiğiniz bulut kapasitesi.

  • spot instanceisimspot sunucu, spot instance

    Çok daha düşük fiyatla satılan, ancak sağlayıcı kapasiteye yeniden ihtiyaç duyduğunda kısa bir uyarıyla geri alabildiği atıl bulut kapasitesi.

  • egressisimçıkış trafiği, veri çıkışı

    Bir ağdan dışarı çıkan veri; örneğin bir bulut sağlayıcıdan internete ya da başka bir bölgeye giden trafik. Bulut sağlayıcılar genellikle gelen veri için değil, çıkış trafiği için ücret alır.

Mini test: bu terimleri biliyor musun?

Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.

Bulut ve DevOps İngilizcesi nasıl öğrenilir?

  • Her hafta alandan gerçek metinler okuyun: bulut sağlayıcıların dokümantasyonu, herkese açık durum sayfaları, yayımlanmış postmortem'ler, sürüm notları ve Kubernetes, Terraform gibi açık kaynak araçların README dosyaları.
  • Her ismi birlikte kullanıldığı fiillerle öğrenin: 'spin up an instance', 'roll out a release', 'roll back a deployment', 'page the on-call engineer', 'tear down a test environment'.
  • Kendi günlük işinizle pratik yapın: Türk bir ekipte bile commit mesajlarını, pipeline adımlarının adlarını, alarm açıklamalarını ve olay güncellemelerini İngilizce yazın.
  • Kısaltmaları mühendislerin söylediği gibi okuyun: SLA, IAM ve VPC harf harf; SaaS 'ses', YAML 'yemıl' gibi; Kubernetes ise 'kubırNETiz' diye okunur ve çoğu zaman K8s diye yazılır.
  • Kolayca karıştırılan çiftlerin listesini tutun: deploy ve release, monitoring ve observability, backup ve snapshot, SLA ve SLO, scale up ve scale out.

Sıkça sorulan sorular

Bulut bilişim ve DevOps İngilizcesini nasıl öğrenebilirim?

Alandan gerçek metinler okuyun ve kelimelerin birlikte nasıl kullanıldığına dikkat edin: sağlayıcı dokümantasyonu, Kubernetes ve Terraform kılavuzları, herkese açık postmortem'ler ve durum sayfası güncellemeleri. Her terimi alışılmış fiil ve kalıplarıyla öğrenin, ardından hemen kendi commit mesajlarınızda, ticket'larınızda, alarm metinlerinizde ve olay notlarınızda kullanın.

Önce hangi bulut ve DevOps terimlerini öğrenmeliyim?

Günlük işin kelimeleriyle başlayın: deploy, deployment, pipeline, CI/CD, environment, production, staging, container, Kubernetes, instance, region, log, alert, incident ve rollback. Ardından hizmet modellerine, ölçeklemeye, izlemeye ve güvenilirlik terimlerine, daha sonra da güvenlik ve maliyet kelimelerine geçin. Bu sözlük de aynı sırayı izler.

AWS, Azure ve Google Cloud aynı terimleri mi kullanır?

Temel kavramlar aynıdır ama ürün adları farklıdır. Sanal sunucu AWS'de EC2 instance, Azure'da virtual machine, Google Cloud'da Compute Engine VM olarak geçer. Özel ağ ise AWS ve Google Cloud'da VPC, Azure'da VNet (virtual network) adını alır. Önce genel terimi, sonra her sağlayıcının kullandığı adı öğrenin.

İş yerinde Türkçe terimi mi, İngilizcesini mi kullanmalıyım?

Türk DevOps ekipleri birçok İngilizce kelimeyi olduğu gibi, çoğu zaman Türkçe eklerle kullanır: 'deploy etmek', 'pod'u restart etmek', 'pipeline patladı'. Bazı Türkçe karşılıklar da en az onlar kadar yaygındır; production için 'canlı ortam', production'a deploy etmek için 'canlıya almak' gibi. Resmi belgeler, ihale şartnameleri ve üniversite dersleri ise 'bulut bilişim' ve 'yük dengeleyici' gibi Türkçe terimleri tercih eder; bu yüzden ikisini de bilmek işe yarar.

İngilizce bir olay güncellemesini nasıl yazarım?

Kısa ve olgulara dayalı yazın: neyin etkilendiğini, ne zamandan beri sürdüğünü, ne yaptığınızı ve bir sonraki güncellemenin ne zaman geleceğini belirtin. Örneğin: 'We are investigating elevated error rates on the payments API since 14:10 UTC. A fix is being rolled out. Next update in 30 minutes.' Durum sayfalarında genellikle Investigating, Identified, Monitoring ve Resolved aşamaları kullanılır.

Seviyene uygun okumayla pekiştir

Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar: