Bulut ve DevOps İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları
Bulut ve DevOps ekipleri dünyanın her yerinde İngilizce çalışır: sağlayıcı konsolları, dokümantasyon, pipeline logları, alarmlar ve olay kanalları aynı terimlerle yürür. Bu terimleri bilmek; hata mesajlarını ve runbook'ları hızla okumanıza, nöbet devirlerini ve postmortem'leri takip etmenize, altyapı kararlarınızı uluslararası ekiplere net biçimde anlatmanıza yardımcı olur.
- 100 terim
- 11 konu
- 55 temel terim
- 201 örnek cümle
Bulut Temelleri ve Hizmet Modelleri
Kendi donanımınızı satın alıp işletmek yerine sunucu, depolama, veritabanı gibi bilişim kaynaklarını bir sağlayıcıdan internet üzerinden kiralayarak kullanma modeli.
Büyük veri merkezlerine sahip olan ve bilişim, depolama, ağ gibi hizmetleri internet üzerinden müşterilere kiralayan şirket.
Bir bulut sağlayıcının bir grup veri merkezine sahip olduğu coğrafi alan; örneğin Frankfurt ya da İrlanda. Kaynaklarınızın hangi bölgede çalışacağını siz seçersiniz.
Infrastructure as a service ifadesinin kısaltması: sanal makine, disk ve ağ gibi temel yapı taşlarını kiralayıp işletim sistemini ve onun üzerindeki her şeyi kendiniz yönettiğiniz model.
Platform as a service ifadesinin kısaltması: yalnızca kodunuzu yüklediğiniz, sunucuları, işletim sistemini ve çalışma ortamını sağlayıcının sizin için işlettiği hazır platform.
Software as a service ifadesinin kısaltması: müşterilerin tarayıcı ya da uygulama üzerinden kullandığı ve abonelikle ödediği, arkasındaki her şeyi sağlayıcının işlettiği eksiksiz yazılım.
Sağlayıcının her istek için sunucuları otomatik olarak başlatıp ölçeklendirdiği ve yalnızca kodunuzun gerçekten çalıştığı süre için ödeme yaptığınız kod çalıştırma biçimini anlatır.
Bir şirketin bulut sağlayıcıdan kiralamak yerine kendi binasında ya da veri merkezinde çalıştırdığı sunucuları ve yazılımları anlatır.
Bir şirketin kendi şirket içi sistemlerini ya da özel bulutunu bir genel bulut sağlayıcıyla birleştiren, ikisinin birbirine bağlı biçimde birlikte çalıştığı yapı.
Bir bulut bölgesi içindeki, her birinin kendi elektrik ve ağ altyapısı olan birkaç ayrı veri merkezi konumundan biri; böylece birindeki arıza diğerlerini etkilemez.
Bulut kaynakları üzerinde çalışan ve bilişim gücü tüketen uygulama, servis ya da iş; örneğin bir web sitesi, toplu işlem ya da veritabanı.
Kurulum, yama, yedekleme ve ölçekleme işlerini sağlayıcının üstlendiği, sizin yalnızca kullandığınız ve altındaki sunucuları yönetmediğiniz bulut hizmeti.
Sunucular ve Sanal Makineler
Ağ üzerinden diğer bilgisayarlardan gelen isteklere yanıt veren ve hizmet çalıştıran fiziksel ya da sanal bilgisayar; örneğin web sayfası ya da veri gönderir.
Fiziksel bir makine üzerinde yazılım olarak çalışan ve kendi işletim sistemi olan eksiksiz bir bilgisayar. Tek bir fiziksel sunucu aynı anda birçok sanal makineyi barındırabilir.
Bulutta çalışan sanal bir sunucunun ya da hizmetin tek bir kopyası. İşlemci sayısı ve bellek miktarı gibi boyutunu siz seçersiniz ve çalıştığı süre boyunca ücret ödersiniz.
Yeni bir sunucuyu, konteyneri ya da ortamı genellikle tek bir komutla veya birkaç tıklamayla hızla oluşturup çalıştırmak.
Sanal makineleri oluşturup çalıştıran, tek bir fiziksel bilgisayarın işlemcisini, belleğini ve depolamasını bu makineler arasında paylaştırıp onları birbirinden ayrı tutan yazılım.
Artık ihtiyaç duyulmayan bir sunucuyu, ortamı ya da kaynak grubunu genellikle bir komut veya script ile tamamen silmek.
Konteynerler ve Orkestrasyon
Bir uygulamayı çalışması için gereken her şeyle birlikte paketleyen hafif ve yalıtılmış birim; böylece uygulama dizüstü bilgisayarda, test sunucusunda ya da bulutta aynı şekilde davranır.
Konteyner imajı oluşturmak ve konteyner çalıştırmak için yaygın olarak kullanılan platform. 2013'te çıkışından sonra konteynerlerin yaygınlaşmasını sağlamıştır.
Konteynerleri birçok makine üzerinde çalıştıran ve yöneten açık kaynak sistem: konteynerleri başlatır, çökenleri yeniden ayağa kaldırır, trafiği dağıtır ve sayılarını artırıp azaltır.
Bir uygulamayı, kütüphanelerini ve ayarlarını içeren, konteynerlerin başlatıldığı şablon olarak kullanılan salt okunur paket.
Tek bir sistem gibi birlikte çalışan, birbirine bağlı makineler grubu; örneğin Kubernetes'te konteyner çalıştırmak ya da bir veritabanında veri saklamak için kullanılır.
Bir cluster'ın parçası olan fiziksel ya da sanal tek bir makine. Kubernetes'te worker node'lar, pod'ların fiilen çalıştığı makinelerdir.
Kubernetes'in çalıştırdığı en küçük birim: her zaman aynı node'a birlikte yerleştirilen, ağ adresini ve depolamayı paylaşan bir ya da daha fazla konteyner.
Çok sayıda konteynerin ya da servisin otomatik olarak yönetilmesi: nerede çalışacaklarına karar verme, onları başlatma ve yeniden başlatma, birbirine bağlama ve ölçekleme.
Docker'ın bir konteyner imajı oluşturmak için izlediği, FROM, COPY ve RUN gibi adım adım talimatlar içeren metin dosyası.
Pipeline'ların yeni imajları gönderdiği, sunucuların ya da cluster'ların da çalıştırmak gerektiğinde imajları çektiği konteyner imajı depolama hizmeti.
DevOps ve CI/CD
Yazılımı geliştirme, yayına alma ve çalıştırma sorumluluğunu geliştiricilerle operasyon ekibinin paylaştığı, değişiklikleri otomasyon sayesinde hızlı ve güvenli biçimde teslim etmeyi amaçlayan çalışma yaklaşımı.
Bir uygulamanın ya da servisin yeni sürümünü sunuculara yükleyip orada çalışır hale getirmek; örneğin bir test ortamına ya da gerçek kullanıcılara açık ortama.
Yazılımın yeni bir sürümünü sunuculara yükleme işi ya da bu işin yapıldığı tek bir seferlik süreç. Kubernetes'te ayrıca birbirinin aynısı pod'ları yöneten nesnenin adıdır.
Kod her değiştiğinde çalışan, derleme, test ve dağıtım gibi adımlardan oluşan ve bir adım başarısız olursa duran otomatik süreç.
Continuous integration ve continuous delivery (ya da deployment) ifadelerinin kısaltması: her kod değişikliğini otomatik olarak test edip otomatik bir pipeline aracılığıyla kullanıcılara ulaştırma pratiği.
Geliştirme, test ya da gerçek kullanıcılara hizmet gibi tek bir amaç için kullanılan, kendi sunucuları, ayarları ve verisi olan sistemin ayrı bir kopyası.
Gerçek müşterilerin kullandığı canlı ortam. Buradaki bir sorun kullanıcıları doğrudan etkilediği için değişiklikler en büyük özenle yapılır.
Canlı ortama olabildiğince benzer kurulan ve yeni bir sürümün yayına çıkmadan önceki son testleri için kullanılan ortam.
Yeni bir değişiklik sorun çıkardıktan sonra sistemi daha önceki, düzgün çalışan bir sürüme döndürme.
Kaynak kodu ikili dosya ya da konteyner imajı gibi çalıştırılabilir bir şeye dönüştürme süreci; genellikle ardından otomatik testler çalışır. Bu sürecin sonucuna da build denir.
Küçük kod değişikliklerini sık sık ortak ana dala birleştirme ve her değişikliğin otomatik olarak derlenip test edilmesiyle sorunları erkenden yakalama pratiği.
Kodun her zaman yayına hazır tutulması, böylece test edilmiş herhangi bir sürümün tek bir tuşla canlı ortama çıkabilmesi pratiği.
Bir derleme sonucunda üretilen ve saklanıp daha sonra dağıtılan dosya ya da paket; örneğin JAR dosyası, ikili dosya ya da konteyner imajı.
Birbirinin aynısı iki canlı ortamla yapılan yayın yöntemi: yeni sürüm boşta bekleyen ortama kurulur, ardından tüm trafik tek seferde oraya yönlendirilir.
Yeni bir sürümü önce kullanıcıların ya da sunucuların küçük bir bölümüne açmak, metriklerini izlemek ve ancak ondan sonra herkese yaymak.
Yeni kod deploy etmeden bir özelliği açıp kapatmaya yarayan ayar; böylece özellik bazı kullanıcılara gösterilebilir, canlıda test edilebilir ya da hızla kapatılabilir.
Yeni bir sürümü, özelliği ya da değişikliği kullanıcılara veya sunuculara, çoğu zaman tek seferde değil belirli bir süreye yayarak adım adım sunmak.
Kod Olarak Altyapı
Sunucuları, ağları ve diğer bulut kaynaklarını bir konsolda elle tıklayarak değil, araçların okuyup uyguladığı yapılandırma dosyaları yazarak yönetme yaklaşımı.
Sunucu, veritabanı ya da ağ gibi bilişim kaynaklarını oluşturup kullanıma hazır hale getirmek.
HashiCorp'un geliştirdiği, yaygın olarak kullanılan bir kod olarak altyapı aracı. Kaynakları yapılandırma dosyalarında tanımlarsınız; Terraform da onları bu tanıma uyacak şekilde oluşturur, değiştirir ya da siler.
Birçok sunucudaki yazılımı, ayarları ve dosyaları her sunucuyu elle değiştirmek yerine araçlar kullanarak bilinen ve tutarlı bir durumda tutma işi.
Girintileri ve basit 'anahtar: değer' satırlarını kullanan, insanlar tarafından kolayca okunabilen yapılandırma dosyası biçimi. DevOps araçlarının çoğu bununla yapılandırılır.
Bulutta Ağ ve Depolama
Dosyaları her birinin benzersiz bir anahtarı ve üst verisi olan nesneler olarak saklayan ve bunlara HTTP API üzerinden okuma ve yazma imkanı veren bulut depolama türü.
Amazon S3 ya da Google Cloud Storage gibi nesne depolama hizmetlerinde dosyaları tutan, kendi erişim ve depolama ayarları olan adlandırılmış alan.
Virtual private cloud ifadesinin kısaltması: genel bulut içinde IP aralıklarını, alt ağları, yönlendirmeyi ve erişimi sizin kontrol ettiğiniz, size ait yalıtılmış özel ağ.
VPC gibi daha büyük bir ağın içindeki daha küçük IP adresi aralığı; kaynakları gruplamak ve hangilerinin internete erişebileceğini kontrol etmek için kullanılır.
Domain Name System ifadesinin kısaltması: example.com gibi adları, bilgisayarların bağlantı kurmak için kullandığı IP adreslerine çeviren internet rehberi.
Asıl veri kaybolursa, bozulursa, yanlışlıkla silinirse ya da bir saldırgan tarafından şifrelenirse geri yüklenebilmesi için ayrı bir yerde tutulan veri kopyası.
Bir diskin, birimin ya da veritabanının belirli bir andaki halinin aynısı olan kopya; geri yükleme yapmak ya da yeni bir kopya oluşturmak için kullanılabilir.
Güvenlik ve Erişim Yönetimi
Identity and access management ifadesinin kısaltması: bir bulut hesabına kimin ya da neyin giriş yapabileceğini ve orada neler yapmaya yetkili olduğunu denetleyen sistem.
Her kullanıcının, servisin ya da programın yalnızca işi için gerçekten ihtiyaç duyduğu yetkileri alması, fazlasını almaması gerektiğini söyleyen güvenlik ilkesi.
Bir sistemin çalışması için gereken parola, API anahtarı, token ya da özel anahtar gibi hassas değer; güvenli biçimde saklanmalı ve asla kodda veya loglarda görünmemelidir.
Bir sunucuya ya da başka bir kaynağa hangi ağ trafiğinin, hangi port ve kaynaktan ulaşabileceğini veya oradan çıkabileceğini kurallarla belirleyen bulut içindeki sanal güvenlik duvarı.
Veriyi yalnızca doğru anahtarla geri çözülebilecek okunamaz bir biçime dönüştürerek anahtarı olmayanların okumasını engelleme işlemi.
Bulutta güvenliğin paylaşıldığını anlatan yaklaşım: veri merkezlerini, donanımı ve temel hizmetleri sağlayıcı korur; müşteri ise kendi verisini, ayarlarını ve erişim yetkilerini korur.
İzleme ve Loglama
İşlemci kullanımı, hata oranları ve yanıt süreleri gibi sistemlere ait verileri sürekli toplayıp kontrol ederek sorunların hızla fark edilmesini sağlama işi.
Bir uygulamanın ya da sistemin yazdığı olay kaydı; genellikle her olay için zaman, INFO ya da ERROR gibi bir seviye ve bir mesaj içeren bir satırdan oluşur.
İzlenen bir değer belirlenen sınırı aştığında ya da bir şeyler ters gittiğinde, örneğin hata oranı çok yükseldiğinde mühendislere otomatik olarak gönderilen bildirim.
Bir sistemin nasıl davrandığını göstermek için zaman içinde düzenli olarak ölçülen sayı; örneğin işlemci kullanımı, bellek, istek sayısı ya da hata oranı.
Bir sisteme ait en önemli metrikleri ve grafikleri tek yerde gösteren ekran; mühendisler sistemin durumunu bir bakışta görebilir.
Bir sistemin ürettiği verilerden, özellikle log, metrik ve izlerden, içinde neler olup bittiğini, kimsenin önceden tahmin etmediği sorunlar dahil ne kadar iyi anlayabildiğinizi anlatır.
Tek bir isteği birçok servisten geçerken takip edip her adımın ne kadar sürdüğünü kaydetme; böylece zamanın nerede kaybedildiği ya da hatanın nerede oluştuğu görülür.
Bir sunucunun ya da servisin çalışıp çalışmadığını ve trafik alabilecek durumda olup olmadığını denetleyen, çoğu zaman /health gibi özel bir adrese istek gönderen düzenli otomatik test.
Ölçekleme ve Performans
Bir sistemin, kaynak ekleyerek daha fazla kullanıcıyı, veriyi ya da trafiği performansı ciddi biçimde düşmeden ve baştan tasarlanması gerekmeden kaldırabilme yeteneği.
Gelen trafiği karşılayıp birden çok sunucuya dağıtan ve istekleri yalnızca sağlıklı çalışan sunuculara yönlendiren hizmet.
Talep arttığında sunucu ya da konteyner eklenmesi, azaldığında kaldırılması işinin işlemci kullanımı veya istek sayısı gibi kurallara göre otomatik yapılması.
Bir isteğin ya da verinin sistem içinden geçip yanıt alması için geçen süre; genellikle milisaniye cinsinden ölçülür.
Content delivery network ifadesinin kısaltması: görsellerin, videoların ve sayfaların kopyalarını kullanıcılara yakın tutarak daha hızlı yüklenmelerini sağlayan, dünyaya yayılmış sunucu ağı.
Tek bir makineyi büyütmek yerine işi paylaşan daha fazla sunucu, konteyner ya da instance ekleyerek daha fazla yükü karşılamak.
Daha fazla makine eklemek yerine tek bir makineye daha fazla işlemci ya da bellek gibi ek güç vererek daha fazla yükü karşılamak.
Bir sistemin belirli bir sürede tamamladığı iş miktarı; örneğin saniyedeki istek sayısı, dakikadaki mesaj sayısı ya da saniyedeki megabayt.
Veritabanı ya da ağ gibi, sistemin geri kalanının performansını da aşağı çeken en yavaş ya da en sınırlı bileşen.
Güvenilirlik ve Olay Yönetimi
Bir hizmeti aksatan ya da kullanıcılar için kötüleştiren, hızlı müdahale gerektiren plansız durum; örneğin kesinti, ciddi yavaşlama ya da veri sorunu.
Bir hizmetin, sistemin ya da bir bölümünün çalışmadığı veya kullanıcıların erişemediği süre.
Bir sistemin ya da hizmetin, arıza veya planlı bakım nedeniyle kullanıcılara açık olmadığı süre.
Bir sistemin çalıştığı ve erişilebilir olduğu süre ya da bu sürenin yüzdesi; genellikle bir ay veya bir yıl için yüzde 99,9 gibi bir oranla ifade edilir.
Service level agreement ifadesinin kısaltması: müşterilere yüzde 99,9 erişilebilirlik gibi belirli bir hizmet düzeyini taahhüt eden ve bu düzey sağlanamazsa ne olacağını belirleyen sözleşme.
Bir alarm ya da olay gerçekleşirse mesai saatleri dışında da hızla müdahale etmeye hazır olma durumu. Mühendisler kendi servisleri için sırayla nöbet tutar.
Bir olaydan sonra yazılan ve ne olduğunu, etkisini, zaman çizelgesini, kök nedenini ve tekrarlanmaması için yapılacakları açıklayan değerlendirme belgesi.
Bir sorunun görünen belirtilerinin ötesindeki en temel, asıl nedeni; giderildiğinde aynı sorunun tekrar yaşanmasını önler.
Ana sistem arızalandığında bir veritabanı kopyası ya da ikinci bir bölge gibi yedekte bekleyen sisteme otomatik veya elle geçiş yapılması.
Sunucuların, ağ bağlantılarının, disklerin ya da verilerin fazladan kopyalarını bulundurmak; böylece biri arızalansa bile sistem çalışmaya devam eder.
Bir sistemi, arızası tüm hizmeti durdurabilecek tek bir parçası olmayacak ve neredeyse her zaman çalışır kalacak şekilde tasarlamak.
Bütün bir veri merkezinin ya da bölgenin kaybedilmesi gibi büyük bir olaydan sonra sistemleri ve verileri geri getirmeye yönelik planlar, araçlar ve süreçler.
Service level objective ifadesinin kısaltması: bir servis için belirlenen iç güvenilirlik hedefi; örneğin 30 gün boyunca isteklerin yüzde 99,9'unun başarılı olması.
Site reliability engineering ifadesinin kısaltması: canlı sistemleri güvenilir biçimde işletmek için yazılım mühendisliği yöntemlerini kullanma disiplini. Bu işi yapan mühendise de SRE denir.
Bir servisi yeniden başlatmak ya da dolan bir diski boşaltmak gibi belirli bir iş veya alarm için adım adım hazırlanmış yazılı kılavuz; nöbetteki herkes bunu izleyebilir.
Bulut Maliyet Yönetimi
Uzun vadeli sözleşme olmadan yalnızca gerçekten kullandığınız kaynaklar için, örneğin saniye, saat ya da gigabayt başına ödeme yaptığınız fiyatlandırma modelini anlatır.
Performansı ya da güvenilirliği bozmadan bulut harcamalarını azaltma çalışması; örneğin kullanılmayan kaynakları kaldırmak, doğru boyutları seçmek ve indirimlerden yararlanmak.
Normal kullandıkça öde fiyatlarına göre büyük bir indirim karşılığında bir ya da üç yıl kullanmayı taahhüt ettiğiniz bulut kapasitesi.
Çok daha düşük fiyatla satılan, ancak sağlayıcı kapasiteye yeniden ihtiyaç duyduğunda kısa bir uyarıyla geri alabildiği atıl bulut kapasitesi.
Bir ağdan dışarı çıkan veri; örneğin bir bulut sağlayıcıdan internete ya da başka bir bölgeye giden trafik. Bulut sağlayıcılar genellikle gelen veri için değil, çıkış trafiği için ücret alır.
Mini test: bu terimleri biliyor musun?
Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.
Bulut ve DevOps İngilizcesi nasıl öğrenilir?
- Her hafta alandan gerçek metinler okuyun: bulut sağlayıcıların dokümantasyonu, herkese açık durum sayfaları, yayımlanmış postmortem'ler, sürüm notları ve Kubernetes, Terraform gibi açık kaynak araçların README dosyaları.
- Her ismi birlikte kullanıldığı fiillerle öğrenin: 'spin up an instance', 'roll out a release', 'roll back a deployment', 'page the on-call engineer', 'tear down a test environment'.
- Kendi günlük işinizle pratik yapın: Türk bir ekipte bile commit mesajlarını, pipeline adımlarının adlarını, alarm açıklamalarını ve olay güncellemelerini İngilizce yazın.
- Kısaltmaları mühendislerin söylediği gibi okuyun: SLA, IAM ve VPC harf harf; SaaS 'ses', YAML 'yemıl' gibi; Kubernetes ise 'kubırNETiz' diye okunur ve çoğu zaman K8s diye yazılır.
- Kolayca karıştırılan çiftlerin listesini tutun: deploy ve release, monitoring ve observability, backup ve snapshot, SLA ve SLO, scale up ve scale out.
Sıkça sorulan sorular
Bulut bilişim ve DevOps İngilizcesini nasıl öğrenebilirim?
Alandan gerçek metinler okuyun ve kelimelerin birlikte nasıl kullanıldığına dikkat edin: sağlayıcı dokümantasyonu, Kubernetes ve Terraform kılavuzları, herkese açık postmortem'ler ve durum sayfası güncellemeleri. Her terimi alışılmış fiil ve kalıplarıyla öğrenin, ardından hemen kendi commit mesajlarınızda, ticket'larınızda, alarm metinlerinizde ve olay notlarınızda kullanın.
Önce hangi bulut ve DevOps terimlerini öğrenmeliyim?
Günlük işin kelimeleriyle başlayın: deploy, deployment, pipeline, CI/CD, environment, production, staging, container, Kubernetes, instance, region, log, alert, incident ve rollback. Ardından hizmet modellerine, ölçeklemeye, izlemeye ve güvenilirlik terimlerine, daha sonra da güvenlik ve maliyet kelimelerine geçin. Bu sözlük de aynı sırayı izler.
AWS, Azure ve Google Cloud aynı terimleri mi kullanır?
Temel kavramlar aynıdır ama ürün adları farklıdır. Sanal sunucu AWS'de EC2 instance, Azure'da virtual machine, Google Cloud'da Compute Engine VM olarak geçer. Özel ağ ise AWS ve Google Cloud'da VPC, Azure'da VNet (virtual network) adını alır. Önce genel terimi, sonra her sağlayıcının kullandığı adı öğrenin.
İş yerinde Türkçe terimi mi, İngilizcesini mi kullanmalıyım?
Türk DevOps ekipleri birçok İngilizce kelimeyi olduğu gibi, çoğu zaman Türkçe eklerle kullanır: 'deploy etmek', 'pod'u restart etmek', 'pipeline patladı'. Bazı Türkçe karşılıklar da en az onlar kadar yaygındır; production için 'canlı ortam', production'a deploy etmek için 'canlıya almak' gibi. Resmi belgeler, ihale şartnameleri ve üniversite dersleri ise 'bulut bilişim' ve 'yük dengeleyici' gibi Türkçe terimleri tercih eder; bu yüzden ikisini de bilmek işe yarar.
İngilizce bir olay güncellemesini nasıl yazarım?
Kısa ve olgulara dayalı yazın: neyin etkilendiğini, ne zamandan beri sürdüğünü, ne yaptığınızı ve bir sonraki güncellemenin ne zaman geleceğini belirtin. Örneğin: 'We are investigating elevated error rates on the payments API since 14:10 UTC. A fix is being rolled out. Next update in 30 minutes.' Durum sayfalarında genellikle Investigating, Identified, Monitoring ve Resolved aşamaları kullanılır.
İlgili alanlar
Seviyene uygun okumayla pekiştir
Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar:
