Siber Güvenlik İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları
Dünyanın dört bir yanındaki güvenlik ekipleri İngilizce çalışır: alarmlar, zafiyet bültenleri, olay raporları, denetim bulguları ve sızma testi raporları aynı ortak terimlerle yazılır. Bu terimleri bilmek; güvenlik bültenlerini ve tehdit raporlarını hızlı okumanıza, net olay notları yazmanıza ve riskleri yöneticilere, denetçilere ve yabancı meslektaşlarınıza açıkça anlatmanıza yardımcı olur.
- 100 terim
- 10 konu
- 40 temel terim
- 200 örnek cümle
Tehditler ve Saldırılar
Bir sisteme veya veriye zarar verme potansiyeli taşıyan her şey: bir saldırgan, zararlı bir yazılım, dikkatsiz bir çalışan, hatta sunucu odasını basan su.
Saldırganların güvenilir görünen sahte e-postalar, mesajlar veya web siteleri hazırlayarak insanları bir bağlantıya tıklamaya, dosya açmaya ya da parolalarını paylaşmaya yönelttiği aldatma yöntemi.
Bir sistemi, tasarlanmadığı bir şeyi yapmaya zorlamak için bir zafiyetten faydalanan kod parçası veya teknik.
Bir sisteme, hesaba veya ağa yetkisiz erişim ya da kontrol elde ederek onu artık güvenilemez hale getirmek.
Teknolojiyi aşmak yerine insanları manipüle ederek bilgi vermelerini, erişim sağlamalarını ya da saldırgana yarayacak bir işlem yapmalarını sağlama yöntemi.
Distributed denial of service (dağıtık hizmet engelleme): Bir web sitesine veya ağa aynı anda çok sayıda makineden yoğun trafik göndererek gerçek kullanıcıların erişmesini engelleyen saldırı.
Bir saldırganın bir sisteme veya kuruma girmeye ya da oradan veri çıkarmaya çalışabileceği tüm noktaların bütünü; örneğin açık portlar, web uygulamaları, kullanıcı hesapları ve tedarikçiler.
Doğrusu bulunana kadar, genellikle otomatik olarak, çok sayıda parolanın veya anahtarın art arda denendiği saldırı.
Sahip olunan erişim haklarından daha yüksek haklar elde etmek; örneğin bir hatayı veya yanlış yapılandırmayı kötüye kullanarak normal kullanıcı hesabından yönetici seviyesine geçmek.
Saldırganların ilk ele geçirdikleri makineden aynı ağ içindeki diğer sistemlere geçerek değerli veri veya daha yüksek yetkiler araması.
Bir uygulamaya gönderilen girdinin veritabanı sorgusunun bir parçası gibi işlendiği ve bu sayede saldırganın erişmemesi gereken verileri okuyabildiği ya da değiştirebildiği zafiyet.
Bir web uygulamasının güvenilmeyen girdiyi gerektiği gibi kodlamadan sayfaya eklemesi sonucunda zararlı bir betiğin diğer kullanıcıların tarayıcısında çalışmasına yol açan web zafiyeti.
Birinin, iletişim kuran iki tarafın arasına gizlice girerek aralarında geçen trafiği okuyabildiği veya değiştirebildiği saldırı.
Bir siber saldırının veya tehdidin arkasındaki kişi ya da grup; örneğin bir suç örgütü, devlet destekli bir grup, bir hacktivist veya kötü niyetli bir içeriden kişi.
Bir mesajın veya bağlantının güvenilir birinden geliyormuş gibi görünmesi için e-posta göndereni, telefon numarası, web sitesi ya da IP adresi gibi bir kimliği veya kaynağı sahte göstermek.
Zararlı Yazılımlar
'Malicious software' (kötü niyetli yazılım) ifadesinin kısaltması; sistemlere zarar vermek, veri çalmak, kullanıcıları izlemek ya da bir cihazı izinsiz ele geçirmek için yazılmış her türlü program.
Kurbanın dosyalarını veya sistemlerini şifreleyip bunların kilidini açacak anahtar karşılığında, genellikle kripto para cinsinden ödeme talep eden zararlı yazılım.
Kendini bir dosyaya veya programa ekleyen ve o program çalıştırıldığında başka dosyalara yayılan zararlı yazılım türü.
Bilinen imzalardan ve şüpheli davranışlardan yararlanarak dosyaları ve cihazları tarayan, zararlı yazılımları tespit eden, engelleyen ve temizleyen güvenlik yazılımı.
Ücretsiz bir araç ya da bir belge gibi faydalı veya zararsız bir program kılığına giren ve çalıştırıldığında gizlice zararlı işlemler yapan zararlı yazılım.
Kullanıcının herhangi bir işlem yapmasına gerek kalmadan kendini kopyalayan ve ağ üzerinden bir bilgisayardan diğerine yayılan zararlı yazılım.
Kullanıcının yaptıklarını gizlice izleyen ve gezinme alışkanlıkları, mesajlar, parolalar veya konum gibi bilgileri toplayan zararlı yazılım.
Kullanıcının bastığı her tuşu gizlice kaydeden, genellikle parolaları ve özel mesajları ele geçirmek için kullanılan yazılım veya küçük donanım parçası.
Bir saldırganın uzaktan kontrol ettiği ve örneğin spam göndermek ya da DDoS saldırıları yapmak için birlikte kullandığı, bot adı verilen çok sayıda enfekte bilgisayar veya cihazdan oluşan ağ.
Normal kimlik doğrulamayı atlatan gizli bir giriş yolu; geliştiriciler tarafından bırakılmış ya da saldırganlar tarafından daha sonra geri dönebilmek için yerleştirilmiş olabilir.
Bir zararlı yazılımın veya saldırının, ilk ulaştırma aşamasından sonra dosyaları şifrelemek ya da uzaktan erişim açmak gibi asıl zararlı işlemi gerçekleştiren bölümü.
Şüpheli dosyaların veya programların gerçek sistemlere risk oluşturmadan güvenle çalıştırılıp ne yaptıklarının gözlemlendiği, yalıtılmış ve kontrollü ortam.
Kimlik Doğrulama ve Erişim Kontrolü
Bir kullanıcının, cihazın veya sistemin gerçekten iddia ettiği kişi ya da şey olup olmadığının parola, kod veya parmak izi gibi yollarla kontrol edilmesi.
Bir kişinin kimliğini kanıtlamak ve bir hesaba, cihaza veya sisteme giriş yapmak için yazdığı, gizli tutulan karakter dizisi.
Erişim izni vermeden önce, örneğin parolaya ek olarak telefona gelen bir kod gibi, iki veya daha fazla farklı türde kanıt isteyen oturum açma yöntemi.
Bir sistemi kimin ya da neyin kullanabileceğini, verileri kimin görebileceğini veya bir yere kimin girebileceğini ve orada neler yapmasına izin verildiğini belirleyen kurallar ve teknik önlemler.
Kimliği doğrulanmış bir kullanıcının veya sistemin neler yapabileceğine, örneğin hangi dosyaları okuyabileceğine ya da hangi işlemleri gerçekleştirebileceğine karar verilmesi süreci.
Bir kullanıcının kim olduğunu kanıtlayan ve oturum açmasını sağlayan bilgiler; çoğunlukla kullanıcı adı ve parola, ama aynı zamanda anahtarlar, token'lar ve sertifikalar.
Kullanıcının tek bir kimlik bilgisi setiyle bir kez oturum açıp ardından yeniden giriş yapmadan pek çok farklı uygulamayı kullanabilmesini sağlayan oturum açma sistemi.
İzinlerin 'muhasebeci' veya 'yönetici' gibi rollere tanımlandığı ve kullanıcıların bir role atanarak erişim elde ettiği yetki yönetimi yöntemi.
Her kullanıcıya, programa veya sisteme yalnızca işini yapabilmesi için gereken en az erişimin verilmesi, fazlasının verilmemesi ilkesi.
Şifreleme ve Kriptografi
Okunabilir verinin, yalnızca doğru anahtara sahip birinin eski haline getirebileceği karışık ve anlaşılmaz bir biçime dönüştürülmesi işlemi.
Şifrelenmiş veriyi, genellikle doğru anahtarı kullanarak, eski okunabilir haline geri döndürmek.
Bir şifreleme algoritmasının veriyi kilitlemek ve açmak için kullandığı, genellikle uzun bir bit dizisinden oluşan gizli değer. Bu anahtar olmadan şifreli veri okunamaz.
Tek yönlü bir fonksiyonla veriden hesaplanan sabit uzunlukta değer. Aynı girdi her zaman aynı değeri verir, ancak bu değerden asıl veri yeniden elde edilemez.
Bir açık anahtarı bir web sitesi ya da kişi gibi bir kimlikle ilişkilendiren ve güvenilir bir sertifika otoritesi tarafından imzalanan elektronik belge.
Transport Layer Security (Aktarım Katmanı Güvenliği): Tarayıcı ile web sitesi gibi iki sistem arasında taşınan veriyi şifreleyen ve sunucunun kimliğini doğrulayan standart protokol.
Biri herkesle paylaşılabilen açık anahtar, diğeri sahibinin gizli tuttuğu özel anahtar olmak üzere birbiriyle bağlantılı bir anahtar çifti kullanan kriptografi türü.
Mesajları yalnızca gönderenin ve asıl alıcının okuyabildiği, aradaki hizmet sağlayıcının bile içeriği göremediği şifreleme.
Bir mesaja, belgeye veya dosyaya eklenen; onu kimin oluşturduğunu kanıtlayan ve imzalandıktan sonra değiştirilmediğini gösteren kriptografik değer.
Şifrelendikten sonra rastgele karakterler gibi görünen ve doğru anahtar olmadan anlaşılamayan veri. Okunabilir asıl haline düz metin (plaintext) denir.
Ağ Güvenliği
Ağ trafiğini inceleyen ve belirli güvenlik kurallarına göre bu trafiğe izin veren ya da onu engelleyen donanım veya yazılım.
Virtual private network (sanal özel ağ): Uzaktaki kullanıcıların veya ofislerin özel bir ağa güvenle erişebilmesi için internet üzerinden şifreli bir bağlantı kuran teknoloji.
Ağ trafiğini veya sistem etkinliğini saldırı ya da politika ihlali belirtileri açısından izleyen ve bunları bulduğunda alarm üreten araç.
Bir ağı, aralarındaki trafiğin kontrol altında tutulduğu ayrı bölgelere bölerek bir bölümdeki sorunun diğerlerine kolayca yayılmasını engelleme yaklaşımı.
Şirket ağının içinde bile hiçbir kullanıcıya veya cihaza varsayılan olarak güvenmeyen; her istekte kimliği ve bağlamı yeniden kontrol eden güvenlik modeli.
Web uygulamalarının önünde konumlanan ve SQL enjeksiyonu ile siteler arası betik çalıştırma gibi yaygın web saldırılarını engellemek için HTTP trafiğini süzen güvenlik duvarı.
Bir cihaz üzerinde bağlantı kabul eden, yani arkasında dinlemede olan bir servis bulunduğu için başkaları tarafından erişilebilen ağ portu.
Zafiyetler ve Yama Yönetimi
Bir saldırganın zarar vermek ya da sahip olmaması gereken bir erişimi elde etmek için kullanabileceği; yazılımda, donanımda, yapılandırmada veya bir süreçte bulunan zayıflık.
Bir üreticinin yazılımdaki, donanım yazılımındaki veya işletim sistemindeki bir hatayı düzeltmek ya da bir güvenlik açığını kapatmak için yayımladığı küçük güncelleme.
Üreticinin henüz haberdar olmadığı ya da henüz yaması bulunmayan zafiyet; ilk kez istismar edildiğinde savunan tarafın onu düzeltmek için 'sıfır günü' olmuş olur.
Common Vulnerabilities and Exposures: Herkesçe bilinen her zafiyete, örneğin CVE-2021-44228 gibi, benzersiz bir kimlik numarası veren açık katalog.
Sistemleri, ağları veya uygulamaları bilinen zayıflıklar, eksik yamalar ve güvensiz ayarlar açısından otomatik olarak kontrol eden ve bunları bir raporda listeleyen tarama.
Bir güvenlik sorununu kaynağında gidermeye yönelik çalışma; örneğin bir yamayı uygulamak, bir yapılandırmayı değiştirmek veya zafiyetli kodu yeniden yazmak.
Tamamen ortadan kaldırılamayan bir riskin veya saldırının gerçekleşme olasılığını ya da etkisini azaltmak; örneğin geçici bir çözüm yoluyla veya ek bir kontrolle.
Tüm sistemlerdeki yazılım güncellemelerinin bulunması, test edilmesi, onaylanması ve yüklenmesi ile hangilerinin hala eksik olduğunun takip edilmesinden oluşan sürekli süreç.
Common Vulnerability Scoring System (Ortak Zafiyet Puanlama Sistemi): Bir zafiyetin ne kadar ciddi olduğunu 0,0 ile 10,0 arasında bir puanla derecelendiren standart yöntem.
Yazılımın kendisindeki bir hatadan değil; yanlış, güvensiz ya da varsayılan halinde bırakılmış ayarlardan kaynaklanan güvenlik zayıflığı.
Gereksiz yazılımları ve servisleri kaldırarak, varsayılan ayarları değiştirerek ve güvenli yapılandırmalar uygulayarak bir sistemi daha güvenli hale getirme süreci.
Bir zafiyeti önce üreticiye veya sistem sahibine gizlice bildirmek ve ayrıntılar kamuoyuyla paylaşılmadan önce düzeltmeleri için makul bir süre tanımak.
Güvenlik Operasyonları ve İzleme
Bir sistemin, uygulamanın veya cihazın oturum açmalar, hatalar ve ağ bağlantıları gibi olayları gerçekleştikleri zamanla birlikte otomatik olarak kaydettiği dosya ya da kayıt.
Security information and event management (güvenlik bilgi ve olay yönetimi): Pek çok sistemden log toplayan, bunları ilişkilendiren ve olası saldırılar hakkında alarm üreten platform.
Security operations centre (güvenlik operasyon merkezi): Bir kurumun sistemlerini günün her saati izleyen ve güvenlik alarmlarına müdahale eden ekip; çoğu zaman da bu ekibin çalıştığı oda.
Bir güvenlik aracının, şüpheli ya da önemli bir şey olduğunu ve bir kişinin bakması gerekebileceğini bildiren uyarı.
Ortada gerçekte zararlı bir şey yokken bir tehdit ya da zafiyet varmış gibi yanlış sonuç veren alarm veya test sonucu.
Bir güvenlik tatbikatında savunan taraf; daha genel anlamda ise SOC analistleri ve olay müdahale uzmanları gibi sistemleri koruyan, izleyen ve olaylara müdahale eden kişiler.
Bir ağa bağlanan ve insanlar tarafından kullanılan ya da iş yükü çalıştıran her türlü cihaz; örneğin dizüstü bilgisayar, masaüstü bilgisayar, telefon veya sunucu.
Endpoint detection and response (uç nokta tespit ve müdahale): Dizüstü bilgisayarlarda ve sunucularda etkinlikleri kaydeden, şüpheli davranışları tespit eden ve analistlerin uzaktan inceleme ve müdahale yapmasını sağlayan güvenlik yazılımı.
Saldırganlar, yöntemleri ve kullandıkları araçlar hakkında toplanıp analiz edilen; bir kurumun saldırılara hazırlanmasına ve onları tespit etmesine yardımcı olan bilgiler.
Otomatik alarmlarla henüz tespit edilmemiş saldırganların izlerini, çoğunlukla bir hipotezden yola çıkarak, sistemlerde ve loglarda proaktif olarak arama.
Olay Müdahalesi
Sistemlerin veya verilerin gizliliğini, bütünlüğünü ya da erişilebilirliğini tehdit eden veya bunlara zarar veren olay; örneğin bir zararlı yazılım bulaşması ya da yetkisiz bir oturum açma.
Kişisel veya gizli verilere yetkisiz olarak erişildiği, bu verilerin çalındığı, ifşa edildiği ya da kaybolduğu güvenlik olayı.
Asıl veri kaybolduğunda, zarar gördüğünde ya da bir saldırgan tarafından şifrelendiğinde geri yüklenebilmesi için ayrı bir yerde saklanan veri veya sistem kopyası.
Olay müdahalesinde ekibin bir saldırının yayılmasını veya daha fazla zarar vermesini durdurduğu aşama; örneğin enfekte makinelerin ağdan izole edilmesi.
Bir sisteme saldırı yapılmış olabileceğine işaret eden teknik iz; örneğin zararlı bir IP adresi, dosya hash'i veya alan adı.
Bir olay sırasında ne yaşandığını, mahkemede de geçerli olabilecek şekilde ortaya çıkarmak için disk imajları, bellek ve loglar gibi dijital delillerin toplanması ve incelenmesi.
Bir güvenlik ekibine oltalama veya fidye yazılımı gibi belirli bir alarm ya da olay türünü nasıl ele alacağını adım adım anlatan yazılı kılavuz.
Ciddi olduğu ya da kendi yetkinizi veya uzmanlığınızı aştığı için bir alarmı, olayı veya sorunu daha kıdemli bir kişiye ya da ekibe iletmek.
Fidye yazılımı saldırısı, yangın ya da veri merkezi arızası gibi ciddi bir kesintiden sonra BT sistemlerini ve verileri yeniden çalışır hale getirmeye yönelik planlar ve süreçler.
Yönetişim, Risk ve Uyum
Bir tehdidin bir zayıflığı kullanarak zarar verme olasılığı ile bu zararın kurum açısından ne kadar ciddi olacağının birlikte değerlendirilmesi.
Bir kurumun kendisi için geçerli yasalara, düzenlemelere, standartlara ve iç politikalara uyması ve bunu kanıtlayabilmesi durumu.
Çalışanların oltalama ve zayıf parolalar gibi gündelik güvenlik risklerini ve bunlar karşısında ne yapacaklarını bilmesi; ayrıca bu bilinci geliştiren eğitimler.
Bir kurumun bilgilerini, sistemlerini ve çalışanlarını korumak için uyduğu kuralları belirleyen, yönetim tarafından onaylanmış resmi belge.
Bir kurumun güvenlik kontrollerinin ve süreçlerinin bir standarda, bir yasaya veya kendi politikalarına uygun olup olmadığını inceleyen resmi ve bağımsız değerlendirme.
Riskleri belirlemek, gerçekleşme olasılıklarını ve ciddiyetlerini tahmin etmek ve hangilerinin öncelikle ele alınması gerektiğine karar vermek için yürütülen yapılandırılmış süreç.
Bir güvenlik riskini azaltan her türlü teknik, idari veya fiziksel önlem; örneğin bir güvenlik duvarı, bir politika, bir eğitim ya da kilitli bir kapı.
General Data Protection Regulation (Genel Veri Koruma Tüzüğü): Kurumların kişisel verileri nasıl topladığına, kullandığına ve koruduğuna dair kurallar koyan ve Mayıs 2018'den beri uygulanan Avrupa Birliği düzenlemesi.
Sızma Testi
Gerçek saldırganlardan önce zayıflıkları bulmak amacıyla güvenlik uzmanlarının bir sisteme, uygulamaya veya ağa karşı izinli olarak gerçekleştirdiği benzetim saldırı.
Bir kurumun saldırganları ne kadar iyi tespit edip durdurabildiğini sınamak için onaylanmış her türlü yöntemi kullanarak gerçek saldırganlar gibi davranan güvenlik uzmanları grubu.
Bir güvenlik testinin üzerinde anlaşılmış koşulları: neyin, ne zaman ve hangi yöntemlerle test edilebileceği ve bir sorun çıkarsa kiminle iletişime geçileceği.
Saldırganların bilgi ve yöntemlerini, sistem sahibinin yazılı izniyle, zayıflıkları bulmak ve düzeltilebilmeleri için raporlamak amacıyla kullanan güvenlik uzmanı.
Bir denetim, değerlendirme veya sızma testi sırasında tespit edilip belgelenen, genellikle bir önem derecesiyle birlikte verilen güvenlik sorunu ya da zayıflık.
Bir saldırının veya güvenlik testinin, hedef hakkında alan adları, çalışanlar, kullanılan teknolojiler ve dışarıya açık servisler gibi bilgilerin toplandığı ilk aşaması.
Bir zafiyetin gerçekten var olduğunu ve fiilen istismar edilebildiğini gösteren, kod parçası veya ekran görüntüsü gibi küçük bir gösterim.
Bir kurumun dışarıdaki araştırmacıları kendi sistemlerindeki zafiyetleri bulup bildirmeye davet ettiği ve geçerli bildirimler için ödül ödediği program.
Mini test: bu terimleri biliyor musun?
Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.
Siber Güvenlik İngilizcesi nasıl öğrenilir?
- Alandan gerçek metinleri düzenli olarak okuyun: üreticilerin güvenlik bültenleri, CVE kayıtları, kamuya açık olay raporları ve her gün kullandığınız güvenlik araçlarının dokümantasyonu.
- Terimleri birlikte kullanıldıkları kelimelerle öğrenin: sadece 'patch' değil, 'apply a patch' ve 'roll out a patch'; sadece 'incident' değil, 'contain an incident' ve 'escalate an incident'.
- Kolayca karıştırılan kelime çiftlerine dikkat edin: threat, vulnerability ve risk; authentication ve authorization; encryption ve hashing; remediation ve mitigation. İş görüşmeleri ve denetimler genellikle tam olarak bunları sınar.
- Kısaltmaları ekiplerin söylediği gibi telaffuz edin: SIEM 'sim', SOC 'sock', WAF 'vaf' diye okunur; CVE, EDR ve MFA ise harf harf söylenir.
- İngilizce kısa olay ya da bulgu özetleri yazarak pratik yapın: ne oldu, etkisi ne ve şu ana kadar neler yapıldı.
Sıkça sorulan sorular
Siber güvenlik İngilizcesi kelimelerini nasıl öğrenebilirim?
Alandan gerçek metinler okuyun ve kelimelerin nasıl kullanıldığına dikkat edin: üreticilerin güvenlik bültenleri, CVE kayıtları, kamuya açık olay raporları, güvenlik standartları ve kendi kullandığınız araçların dokümantasyonu. Her terimi sık birlikte kullanıldığı kelimelerle öğrenin (apply a patch, contain an incident, escalate an alert) ve yeni kelimeleri kendi ticket'larınızda, notlarınızda ve raporlarınızda kullanın.
Önce hangi siber güvenlik terimlerini öğrenmeliyim?
Her gün duyacağınız kelimelerle başlayın: threat, vulnerability, risk, malware, phishing, patch, incident, alert, firewall, authentication ve encryption. Ardından SOC ve olay müdahalesi terimlerine, daha sonra da sızma testi ve uyum terimlerine geçin. Bu sözlükteki terimler de aynı şekilde, en temelden daha ileri seviyeye doğru sıralanmıştır.
Tehdit, zafiyet ve risk arasındaki fark nedir?
Tehdit (threat), bir saldırgan ya da zararlı bir yazılım gibi zarar verebilecek bir şeydir. Zafiyet (vulnerability), yamalanmamış bir sunucu gibi tehdidin kullanabileceği bir zayıflıktır. Risk ise ikisini birleştirir: tehdidin bu zafiyeti kullanma olasılığı ve bunun doğuracağı etkinin ne kadar ciddi olacağı.
Türkiye'deki güvenlik ekipleri İngilizce mi, Türkçe terimler mi kullanıyor?
Her ikisini de. Pek çok araç ve rol adı günlük konuşmada İngilizce kalır: SOC, SIEM, EDR, pentest, patch, log ve exploit. Diğer kelimelerin ise zafiyet, sızma testi, oltalama, fidye yazılımı ve kimlik doğrulama gibi yerleşmiş Türkçe karşılıkları vardır. Resmi belgeler, mevzuat ve sözleşmeler genellikle Türkçe terimleri tercih eder; bu yüzden ikisini de bilmek işinize yarar.
Güvenlik uzmanları yaygın kısaltmaları nasıl okur?
Bazı kısaltmalar kelime gibi okunur: SIEM 'sim', SOC 'sock', WAF 'vaf', DDoS ise 'di-dos' diye söylenir. Diğerlerinin çoğu harf harf okunur; örneğin VPN, MFA, EDR, CVE, TLS ve IDS. Emin olamadığınızda konferans konuşmalarında ve üretici web seminerlerinde nasıl söylendiğine kulak verin.
İlgili alanlar
Seviyene uygun okumayla pekiştir
Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar:
