Tüm alanlarda aramak için en az 2 karakter yazın.
Yazılım İngilizcesi: 1.143 Temel Terim ve Anlamları
Yazılım İngilizcesi sözlüğündeki 1.000 terim; programlamadan veritabanlarına, web ve mobil geliştirmeden bulut, güvenlik ve veri işlemeye uzanır. Her terimin Türkçe karşılığını, anlamını, işte nerelerde kullanıldığını ve çevirili örnek cümlelerini inceleyerek teknik belgeleri ve ekip konuşmalarını daha rahat takip edebilirsiniz.
- 1.143 terim
- 13 konu
- 430 temel terim
- 2.298 örnek cümle
API, Ağ ve Güvenlik
Örneğin son mesajlar ya da ürün listesi gibi verileri, çoğu zaman sayfa açıkken, bir sunucudan veya API'den istemek ve almak.
Bir HTTP isteğinin başındaki ve istemcinin ne yapmak istediğini belirten kelime; örneğin okumak için GET, oluşturmak için POST, silmek için DELETE.
Bir HTTP isteği ya da yanıtıyla birlikte gönderilen ve Content-Type, Authorization veya Cache-Control gibi ek bilgiler taşıyan ad-değer çifti.
Birinin, örneğin bir yorum aracılığıyla, diğer kullanıcıların açtığı bir sayfaya zararlı JavaScript yerleştirdiği ve bu betiğin onların tarayıcılarında çalıştığı saldırı.
Birinin bir forma ya da URL'ye SQL kodu yazarak bu kodun veritabanında çalışmasını sağladığı ve verilerin açığa çıkmasına ya da silinmesine yol açabilen saldırı.
Cross-Origin Resource Sharing (Kökenler Arası Kaynak Paylaşımı): bir sunucunun, yanıtlarını JavaScript aracılığıyla hangi başka sitelerin (origin) okuyabileceğini belirtmesini sağlayan tarayıcı kuralları.
Cross-Site Request Forgery (Siteler Arası İstek Sahteciliği): oturum açmış bir kullanıcının tarayıcısını kandırarak, kullanıcının güvendiği bir siteye e-posta adresini değiştirmek gibi istenmeyen bir istek göndermesini sağlayan saldırı.
Parola gibi bir veriyi tek yönlü bir fonksiyonla sabit uzunlukta bir dizeye dönüştürmek; böylece orijinal değer bu dizeden geri okunamaz.
Identity and access management ifadesinin kısaltması: bir bulut hesabına kimin ya da neyin giriş yapabileceğini ve orada neler yapmaya yetkili olduğunu denetleyen sistem.
Her kullanıcının, servisin ya da programın yalnızca işi için gerçekten ihtiyaç duyduğu yetkileri alması, fazlasını almaması gerektiğini söyleyen güvenlik ilkesi.
Bir sistemin çalışması için gereken parola, API anahtarı, token ya da özel anahtar gibi hassas değer; güvenli biçimde saklanmalı ve asla kodda veya loglarda görünmemelidir.
Bir sunucuya ya da başka bir kaynağa hangi ağ trafiğinin, hangi port ve kaynaktan ulaşabileceğini veya oradan çıkabileceğini kurallarla belirleyen bulut içindeki sanal güvenlik duvarı.
Veriyi yalnızca doğru anahtarla geri çözülebilecek okunamaz bir biçime dönüştürerek anahtarı olmayanların okumasını engelleme işlemi.
Sunucudan kullanıcının cihazına gönderilen ve uygulama açık olmasa bile ekranda görünen kısa mesaj; örneğin yeni bir mesaj ya da teslimat hakkında.
Bir uygulamanın kamera, konum, rehber veya bildirimler gibi hassas özellik ve verileri kullanabilmesi için kullanıcıdan alması gereken onay.
Uygulamayı yalnızca ana ekranında başlatmak yerine, bir ürün sayfası veya sipariş gibi uygulama içindeki belirli bir ekranı doğrudan açan bağlantı.
Uygulamanın bir sunucuya ihtiyaç duymadan doğrudan cihaz üzerinde zamanladığı bildirim; örneğin sabah 9'da çıkan bir hatırlatıcı.
Apple Push Notification service: Push bildirimlerini sunucudan iPhone, iPad ve diğer Apple cihazlarına ileten Apple sistemi.
Firebase Cloud Messaging: Android, iOS ve web uygulamalarına push bildirimi ve veri mesajı göndermeye yarayan ücretsiz Google hizmeti.
Belirli bir cihazdaki belirli bir uygulama kurulumunu tanımlayan benzersiz karakter dizisi; sunucunun o cihaza push bildirimi gönderebilmesi için gereklidir.
Uygulama simgesi veya bir sekme üzerinde genellikle kırmızı olarak gösterilen küçük sayı ya da nokta; kaç okunmamış öğe veya yeni bildirim olduğunu gösterir.
Bildirim almak ya da veri paylaşmak gibi bir şeye katılmayı bilinçli olarak seçmek; tersi 'opt out', yani katılmamayı ya da ayrılmayı seçmektir.
Apple'ın parolalar, token'lar ve anahtarlar gibi küçük gizli bilgiler için sunduğu şifreli depolama alanı; sistem tarafından korunur ve normal uygulama verilerinden ayrı tutulur.
Kullanıcının kimliğini parola veya PIN yerine ya da bunlara ek olarak parmak izi veya yüz taraması gibi fiziksel bir özellikle doğrulamak.
Bir sisteme veya veriye zarar verme potansiyeli taşıyan her şey: bir saldırgan, zararlı bir yazılım, dikkatsiz bir çalışan, hatta sunucu odasını basan su.
Bir saldırganın zarar vermek ya da sahip olmaması gereken bir erişimi elde etmek için kullanabileceği; yazılımda, donanımda, yapılandırmada veya bir süreçte bulunan zayıflık.
'Malicious software' (kötü niyetli yazılım) ifadesinin kısaltması; sistemlere zarar vermek, veri çalmak, kullanıcıları izlemek ya da bir cihazı izinsiz ele geçirmek için yazılmış her türlü program.
Saldırganların güvenilir görünen sahte e-postalar, mesajlar veya web siteleri hazırlayarak insanları bir bağlantıya tıklamaya, dosya açmaya ya da parolalarını paylaşmaya yönelttiği aldatma yöntemi.
Kurbanın dosyalarını veya sistemlerini şifreleyip bunların kilidini açacak anahtar karşılığında, genellikle kripto para cinsinden ödeme talep eden zararlı yazılım.
Bir kişinin kimliğini kanıtlamak ve bir hesaba, cihaza veya sisteme giriş yapmak için yazdığı, gizli tutulan karakter dizisi.
Erişim izni vermeden önce, örneğin parolaya ek olarak telefona gelen bir kod gibi, iki veya daha fazla farklı türde kanıt isteyen oturum açma yöntemi.
Ağ trafiğini inceleyen ve belirli güvenlik kurallarına göre bu trafiğe izin veren ya da onu engelleyen donanım veya yazılım.
Kişisel veya gizli verilere yetkisiz olarak erişildiği, bu verilerin çalındığı, ifşa edildiği ya da kaybolduğu güvenlik olayı.
Bir tehdidin bir zayıflığı kullanarak zarar verme olasılığı ile bu zararın kurum açısından ne kadar ciddi olacağının birlikte değerlendirilmesi.
Bir sistemi, tasarlanmadığı bir şeyi yapmaya zorlamak için bir zafiyetten faydalanan kod parçası veya teknik.
Bir sisteme, hesaba veya ağa yetkisiz erişim ya da kontrol elde ederek onu artık güvenilemez hale getirmek.
Virtual private network (sanal özel ağ): Uzaktaki kullanıcıların veya ofislerin özel bir ağa güvenle erişebilmesi için internet üzerinden şifreli bir bağlantı kuran teknoloji.
Gerçek saldırganlardan önce zayıflıkları bulmak amacıyla güvenlik uzmanlarının bir sisteme, uygulamaya veya ağa karşı izinli olarak gerçekleştirdiği benzetim saldırı.
Bir kurumun kendisi için geçerli yasalara, düzenlemelere, standartlara ve iç politikalara uyması ve bunu kanıtlayabilmesi durumu.
Bir sistemi kimin ya da neyin kullanabileceğini, verileri kimin görebileceğini veya bir yere kimin girebileceğini ve orada neler yapmasına izin verildiğini belirleyen kurallar ve teknik önlemler.
Distributed denial of service (dağıtık hizmet engelleme): Bir web sitesine veya ağa aynı anda çok sayıda makineden yoğun trafik göndererek gerçek kullanıcıların erişmesini engelleyen saldırı.
Ücretsiz bir araç ya da bir belge gibi faydalı veya zararsız bir program kılığına giren ve çalıştırıldığında gizlice zararlı işlemler yapan zararlı yazılım.
Kullanıcının herhangi bir işlem yapmasına gerek kalmadan kendini kopyalayan ve ağ üzerinden bir bilgisayardan diğerine yayılan zararlı yazılım.
Kullanıcının yaptıklarını gizlice izleyen ve gezinme alışkanlıkları, mesajlar, parolalar veya konum gibi bilgileri toplayan zararlı yazılım.
Şifrelenmiş veriyi, genellikle doğru anahtarı kullanarak, eski okunabilir haline geri döndürmek.
Bir şifreleme algoritmasının veriyi kilitlemek ve açmak için kullandığı, genellikle uzun bir bit dizisinden oluşan gizli değer. Bu anahtar olmadan şifreli veri okunamaz.
Bir açık anahtarı bir web sitesi ya da kişi gibi bir kimlikle ilişkilendiren ve güvenilir bir sertifika otoritesi tarafından imzalanan elektronik belge.
Transport Layer Security (Aktarım Katmanı Güvenliği): Tarayıcı ile web sitesi gibi iki sistem arasında taşınan veriyi şifreleyen ve sunucunun kimliğini doğrulayan standart protokol.
Ağ trafiğini veya sistem etkinliğini saldırı ya da politika ihlali belirtileri açısından izleyen ve bunları bulduğunda alarm üreten araç.
Üreticinin henüz haberdar olmadığı ya da henüz yaması bulunmayan zafiyet; ilk kez istismar edildiğinde savunan tarafın onu düzeltmek için 'sıfır günü' olmuş olur.
Common Vulnerabilities and Exposures: Herkesçe bilinen her zafiyete, örneğin CVE-2021-44228 gibi, benzersiz bir kimlik numarası veren açık katalog.
Sistemleri, ağları veya uygulamaları bilinen zayıflıklar, eksik yamalar ve güvensiz ayarlar açısından otomatik olarak kontrol eden ve bunları bir raporda listeleyen tarama.
Security information and event management (güvenlik bilgi ve olay yönetimi): Pek çok sistemden log toplayan, bunları ilişkilendiren ve olası saldırılar hakkında alarm üreten platform.
Ortada gerçekte zararlı bir şey yokken bir tehdit ya da zafiyet varmış gibi yanlış sonuç veren alarm veya test sonucu.
Olay müdahalesinde ekibin bir saldırının yayılmasını veya daha fazla zarar vermesini durdurduğu aşama; örneğin enfekte makinelerin ağdan izole edilmesi.
Bir güvenlik sorununu kaynağında gidermeye yönelik çalışma; örneğin bir yamayı uygulamak, bir yapılandırmayı değiştirmek veya zafiyetli kodu yeniden yazmak.
Tamamen ortadan kaldırılamayan bir riskin veya saldırının gerçekleşme olasılığını ya da etkisini azaltmak; örneğin geçici bir çözüm yoluyla veya ek bir kontrolle.
Bir kurumun bilgilerini, sistemlerini ve çalışanlarını korumak için uyduğu kuralları belirleyen, yönetim tarafından onaylanmış resmi belge.
Bir saldırganın bir sisteme veya kuruma girmeye ya da oradan veri çıkarmaya çalışabileceği tüm noktaların bütünü; örneğin açık portlar, web uygulamaları, kullanıcı hesapları ve tedarikçiler.
Doğrusu bulunana kadar, genellikle otomatik olarak, çok sayıda parolanın veya anahtarın art arda denendiği saldırı.
Bir kullanıcının kim olduğunu kanıtlayan ve oturum açmasını sağlayan bilgiler; çoğunlukla kullanıcı adı ve parola, ama aynı zamanda anahtarlar, token'lar ve sertifikalar.
Kullanıcının tek bir kimlik bilgisi setiyle bir kez oturum açıp ardından yeniden giriş yapmadan pek çok farklı uygulamayı kullanabilmesini sağlayan oturum açma sistemi.
İzinlerin 'muhasebeci' veya 'yönetici' gibi rollere tanımlandığı ve kullanıcıların bir role atanarak erişim elde ettiği yetki yönetimi yöntemi.
Biri herkesle paylaşılabilen açık anahtar, diğeri sahibinin gizli tuttuğu özel anahtar olmak üzere birbiriyle bağlantılı bir anahtar çifti kullanan kriptografi türü.
Mesajları yalnızca gönderenin ve asıl alıcının okuyabildiği, aradaki hizmet sağlayıcının bile içeriği göremediği şifreleme.
Bir ağı, aralarındaki trafiğin kontrol altında tutulduğu ayrı bölgelere bölerek bir bölümdeki sorunun diğerlerine kolayca yayılmasını engelleme yaklaşımı.
Şirket ağının içinde bile hiçbir kullanıcıya veya cihaza varsayılan olarak güvenmeyen; her istekte kimliği ve bağlamı yeniden kontrol eden güvenlik modeli.
Endpoint detection and response (uç nokta tespit ve müdahale): Dizüstü bilgisayarlarda ve sunucularda etkinlikleri kaydeden, şüpheli davranışları tespit eden ve analistlerin uzaktan inceleme ve müdahale yapmasını sağlayan güvenlik yazılımı.
Saldırganlar, yöntemleri ve kullandıkları araçlar hakkında toplanıp analiz edilen; bir kurumun saldırılara hazırlanmasına ve onları tespit etmesine yardımcı olan bilgiler.
Bir sisteme saldırı yapılmış olabileceğine işaret eden teknik iz; örneğin zararlı bir IP adresi, dosya hash'i veya alan adı.
Bir olay sırasında ne yaşandığını, mahkemede de geçerli olabilecek şekilde ortaya çıkarmak için disk imajları, bellek ve loglar gibi dijital delillerin toplanması ve incelenmesi.
Bir güvenlik ekibine oltalama veya fidye yazılımı gibi belirli bir alarm ya da olay türünü nasıl ele alacağını adım adım anlatan yazılı kılavuz.
Ciddi olduğu ya da kendi yetkinizi veya uzmanlığınızı aştığı için bir alarmı, olayı veya sorunu daha kıdemli bir kişiye ya da ekibe iletmek.
Tüm sistemlerdeki yazılım güncellemelerinin bulunması, test edilmesi, onaylanması ve yüklenmesi ile hangilerinin hala eksik olduğunun takip edilmesinden oluşan sürekli süreç.
Common Vulnerability Scoring System (Ortak Zafiyet Puanlama Sistemi): Bir zafiyetin ne kadar ciddi olduğunu 0,0 ile 10,0 arasında bir puanla derecelendiren standart yöntem.
Yazılımın kendisindeki bir hatadan değil; yanlış, güvensiz ya da varsayılan halinde bırakılmış ayarlardan kaynaklanan güvenlik zayıflığı.
Bir kurumun güvenlik kontrollerinin ve süreçlerinin bir standarda, bir yasaya veya kendi politikalarına uygun olup olmadığını inceleyen resmi ve bağımsız değerlendirme.
Riskleri belirlemek, gerçekleşme olasılıklarını ve ciddiyetlerini tahmin etmek ve hangilerinin öncelikle ele alınması gerektiğine karar vermek için yürütülen yapılandırılmış süreç.
Bir güvenlik testinin üzerinde anlaşılmış koşulları: neyin, ne zaman ve hangi yöntemlerle test edilebileceği ve bir sorun çıkarsa kiminle iletişime geçileceği.
Bir denetim, değerlendirme veya sızma testi sırasında tespit edilip belgelenen, genellikle bir önem derecesiyle birlikte verilen güvenlik sorunu ya da zayıflık.
Bir saldırının veya güvenlik testinin, hedef hakkında alan adları, çalışanlar, kullanılan teknolojiler ve dışarıya açık servisler gibi bilgilerin toplandığı ilk aşaması.
Sahip olunan erişim haklarından daha yüksek haklar elde etmek; örneğin bir hatayı veya yanlış yapılandırmayı kötüye kullanarak normal kullanıcı hesabından yönetici seviyesine geçmek.
Saldırganların ilk ele geçirdikleri makineden aynı ağ içindeki diğer sistemlere geçerek değerli veri veya daha yüksek yetkiler araması.
Birinin, iletişim kuran iki tarafın arasına gizlice girerek aralarında geçen trafiği okuyabildiği veya değiştirebildiği saldırı.
Kullanıcının bastığı her tuşu gizlice kaydeden, genellikle parolaları ve özel mesajları ele geçirmek için kullanılan yazılım veya küçük donanım parçası.
Bir saldırganın uzaktan kontrol ettiği ve örneğin spam göndermek ya da DDoS saldırıları yapmak için birlikte kullandığı, bot adı verilen çok sayıda enfekte bilgisayar veya cihazdan oluşan ağ.
Normal kimlik doğrulamayı atlatan gizli bir giriş yolu; geliştiriciler tarafından bırakılmış ya da saldırganlar tarafından daha sonra geri dönebilmek için yerleştirilmiş olabilir.
Şüpheli dosyaların veya programların gerçek sistemlere risk oluşturmadan güvenle çalıştırılıp ne yaptıklarının gözlemlendiği, yalıtılmış ve kontrollü ortam.
Web uygulamalarının önünde konumlanan ve SQL enjeksiyonu ile siteler arası betik çalıştırma gibi yaygın web saldırılarını engellemek için HTTP trafiğini süzen güvenlik duvarı.
Bir cihaz üzerinde bağlantı kabul eden, yani arkasında dinlemede olan bir servis bulunduğu için başkaları tarafından erişilebilen ağ portu.
Bir mesaja, belgeye veya dosyaya eklenen; onu kimin oluşturduğunu kanıtlayan ve imzalandıktan sonra değiştirilmediğini gösteren kriptografik değer.
Şifrelendikten sonra rastgele karakterler gibi görünen ve doğru anahtar olmadan anlaşılamayan veri. Okunabilir asıl haline düz metin (plaintext) denir.
Otomatik alarmlarla henüz tespit edilmemiş saldırganların izlerini, çoğunlukla bir hipotezden yola çıkarak, sistemlerde ve loglarda proaktif olarak arama.
Bir güvenlik riskini azaltan her türlü teknik, idari veya fiziksel önlem; örneğin bir güvenlik duvarı, bir politika, bir eğitim ya da kilitli bir kapı.
General Data Protection Regulation (Genel Veri Koruma Tüzüğü): Kurumların kişisel verileri nasıl topladığına, kullandığına ve koruduğuna dair kurallar koyan ve Mayıs 2018'den beri uygulanan Avrupa Birliği düzenlemesi.
Gereksiz yazılımları ve servisleri kaldırarak, varsayılan ayarları değiştirerek ve güvenli yapılandırmalar uygulayarak bir sistemi daha güvenli hale getirme süreci.
Bir zafiyeti önce üreticiye veya sistem sahibine gizlice bildirmek ve ayrıntılar kamuoyuyla paylaşılmadan önce düzeltmeleri için makul bir süre tanımak.
Bir kurumun dışarıdaki araştırmacıları kendi sistemlerindeki zafiyetleri bulup bildirmeye davet ettiği ve geçerli bildirimler için ödül ödediği program.
Mini test: bu terimleri biliyor musun?
Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.
Yazılım İngilizcesi nasıl öğrenilir?
- Her gün alandan gerçek metinler okuyun: resmi dokümantasyon, README dosyaları, sürüm notları ve açık kaynak projelerdeki pull request ve issue tartışmaları.
- Terimleri birlikte kullanıldıkları kelimelerle öğrenin: sadece 'bug' değil, 'fix a bug', 'report a bug' ve 'steps to reproduce'.
- Kimse istemese bile İngilizce yazın. Commit mesajları, ticket açıklamaları ve kod yorumları kısa ve risksiz pratik fırsatlarıdır.
- Kısaltmaları ekiplerin söylediği gibi sesli tekrar edin: API ve SDK harf harf, JSON 'Jason' ismi gibi, REST ise tek kelime olarak okunur.
- Ekip arkadaşlarınızın incelemelerde ve günlük toplantılarda kullandığı 'Could you take a look?' ya da 'I'm blocked on…' gibi kibar kalıpları not edin ve siz de kullanın.
Sıkça sorulan sorular
Yazılım İngilizcesi kelimelerini nasıl öğrenebilirim?
Alandan gerçek metinler okuyun ve kelimelerin nasıl kullanıldığına dikkat edin: dokümantasyon, README dosyaları, sürüm notları, issue tartışmaları ve pull request yorumları. Her terimi sık birlikte kullanıldığı kelimelerle öğrenin (open a pull request, fix a bug) ve yeni kelimeleri hemen kendi commit'lerinizde, ticket'larınızda ve mesajlarınızda kullanın.
Önce hangi yazılım terimlerini öğrenmeliyim?
Günlük iş akışının kelimeleriyle başlayın: bug, fix, commit, branch, pull request, merge, code review, deploy, release, ticket, sprint ve stand-up. Ardından test ve hata ayıklama terimlerine, daha sonra da mimari ve API kelimelerine geçin. Bu sözlükteki terimler de aynı şekilde, en temelden daha ileri seviyeye doğru sıralanmıştır.
Yazılımda İngiliz ve Amerikan İngilizcesi arasında fark var mı?
Kodlarda, API'lerde ve dokümantasyonun büyük kısmında Amerikan yazımı kullanılır: color, initialize, behavior. İngiliz ekipler e-postalarda ve belgelerde 'colour' veya 'behaviour' yazabilir ama kodda Amerikan biçimini korur; örneğin CSS'teki color özelliği. Bazı kelimeler farklı okunur: agile (ABD'de 'EC-ıl', İngiltere'de 'EC-ayl') ve route (ABD'de çoğunlukla 'raut', İngiltere'de 'rut') gibi.
İş yerinde Türkçe terimi mi, İngilizcesini mi kullanmalıyım?
Türk ekiplerinde commit, merge, deploy ve pull request gibi birçok İngilizce kelime olduğu gibi, çoğu zaman Türkçe eklerle ('deploy etmek') kullanılır. 'Sürüm', 'dal' ve 'birim testi' gibi Türkçe karşılıklar ise resmi belgelerde, üniversite derslerinde ve akademik yayınlarda yaygındır. İkisini de bilmek, Türkçe bir toplantı ile İngilizce bir kod tabanı arasında rahatça geçiş yapmanızı sağlar.
Günlük toplantılarda ve kod incelemelerinde işimi İngilizce nasıl anlatırım?
Kısa ve kalıplaşmış ifadeler kullanın. Günlük toplantıda: 'Yesterday I fixed…, today I'm working on…, no blockers.' İncelemelerde: 'Could you take a look at my PR?', 'I've addressed your comments', küçük notlar için 'nit: …' ve onay için 'LGTM'. 'What do you think about…?' gibi kibar sorular doğrudan emirlerden daha iyi karşılanır.
İlgili alanlar
Seviyene uygun okumayla pekiştir
Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar:
