Yazılımcılar için İngilizce

Yazılım İngilizcesi: 1.143 Temel Terim ve Anlamları

Yazılım İngilizcesi sözlüğündeki 1.000 terim; programlamadan veritabanlarına, web ve mobil geliştirmeden bulut, güvenlik ve veri işlemeye uzanır. Her terimin Türkçe karşılığını, anlamını, işte nerelerde kullanıldığını ve çevirili örnek cümlelerini inceleyerek teknik belgeleri ve ekip konuşmalarını daha rahat takip edebilirsiniz.

  • 1.143 terim
  • 13 konu
  • 430 temel terim
  • 2.298 örnek cümle

Makine Öğrenmesi ve Veri İşleme

  • classificationisimsınıflandırma

    Modelin her girdiyi önceden belirlenmiş kategorilerden birine yerleştirdiği görev; örneğin bir e-postanın spam olup olmadığına ya da bir fotoğrafın hangi ürün kategorisine ait olduğuna karar vermek.

  • natural language processingisimdoğal dil işleme

    İnsan diliyle ilgilenen; metni ve konuşmayı okuyan, anlayan, çeviren, özetleyen ya da üreten sistemler geliştiren yapay zeka alanı.

  • computer visionisimbilgisayarlı görü, bilgisayar görüsü

    Bilgisayarlara görüntüleri ve videoları anlamayı öğreten yapay zeka alanı; nesneleri tanımak, fotoğraflardaki yazıları okumak ya da hareketi takip etmek gibi.

  • unsupervised learningisimdenetimsiz öğrenme, gözetimsiz öğrenme

    Doğru cevaplar (etiketler) olmadan verideki yapıyı bulan makine öğrenmesi türü; örneğin benzer müşterileri gruplamak ya da olağan dışı olayları fark etmek.

  • validation setisimdoğrulama kümesi, doğrulama seti

    Eğitime katılmayan ve geliştirme sürecinde modelleri karşılaştırmak, ayarları belirlemek ve eğitimin ne zaman durdurulacağına karar vermek için kullanılan veri bölümü.

  • epochisimepok, dönem

    Eğitim sürecinin tüm eğitim veri kümesinin üzerinden bir kez baştan sona geçmesi. Modeller genellikle birkaç epoch boyunca eğitilir.

  • learning rateisimöğrenme oranı, öğrenme hızı

    Modelin parametrelerini her güncellediğinde ne büyüklükte adım atacağını belirleyen hiperparametre. Çok yüksek olursa eğitim kararsızlaşır, çok düşük olursa çok yavaş ilerler.

  • hyperparameterisimhiperparametre

    Veriden öğrenilmek yerine eğitimden önce mühendisler tarafından seçilen ayar; örneğin öğrenme oranı, batch boyutu ya da katman sayısı.

  • batch sizeisimbatch boyutu, yığın boyutu

    Modelin parametrelerini bir kez güncellemeden önce birlikte işlediği eğitim örneklerinin sayısı.

  • gradient descentisimgradyan inişi, eğim inişi

    Eğitimin temelindeki optimizasyon yöntemi: her parametreyi, kaybı en çok azaltan yönde tekrar tekrar küçük adımlarla değiştirir.

  • underfittingisimyetersiz öğrenme, eksik uyum

    Modelin çok basit olması ya da yeterince eğitilmemesi nedeniyle verideki örüntüleri yakalayamaması; bu yüzden eğitim verisinde bile kötü sonuç vermesi.

  • precisionisimkesinlik, kesinlik oranı

    Modelin pozitif olarak işaretlediği tüm örnekler içinde gerçekten pozitif olanların oranı. Yüksek precision, az sayıda yanlış alarm demektir.

  • recallisimduyarlılık, anma

    Gerçekten pozitif olan tüm örnekler içinde modelin yakalayabildiklerinin oranı. Yüksek recall, gözden kaçan vakanın az olduğu anlamına gelir.

  • F1 scoreisimF1 skoru, F1 puanı

    Precision ve recall değerlerinin harmonik ortalamasını alarak ikisini tek bir sayıda birleştiren ölçü. Ancak ikisi de yüksek olduğunda yüksek çıkar.

  • benchmarkisimkıyaslama testi, değerlendirme ölçütü

    Farklı ekiplerin sonuçlarını adil biçimde karşılaştırabilmek için modelleri aynı şekilde ölçmeye yarayan standart görev ve veri kümesi.

  • transformerisimtransformer, dönüştürücü

    2017'de ortaya konan ve bir dizinin tüm parçalarını dikkat (attention) mekanizmasıyla paralel olarak işleyen sinir ağı mimarisi. Günümüzdeki LLM'lerin temelidir.

  • layerisimkatman

    Bir sinir ağının basamaklarından biri: önceki basamağın çıktısını alan, dönüştüren ve sonucu bir sonrakine aktaran birimler grubu.

  • hallucinationisimhalüsinasyon, uydurma

    Üretken bir modelin kendinden emin biçimde verdiği ama yanlış ya da uydurma olan çıktı; örneğin hayali bir bilgi, alıntı, kaynak ya da kod parçası.

  • context windowisimbağlam penceresi

    Bir dil modelinin aynı anda dikkate alabileceği en fazla metin miktarı; token cinsinden ölçülür ve istemi, eklenen belgeleri ve modelin kendi cevabını kapsar.

  • generative AIisimüretken yapay zeka

    Yalnızca girdileri sınıflandırmak ya da değer tahmin etmekle kalmayıp metin, görüntü, ses, video veya kod gibi yeni içerikler üreten yapay zeka sistemleri.

  • embeddingisimgömme, vektör temsili

    Bir kelimeyi, cümleyi, görüntüyü ya da başka bir öğeyi, anlamca benzer öğeler birbirine yakın düşecek şekilde temsil eden sayı listesi (vektör).

  • system promptisimsistem istemi, sistem komutu

    Sohbet başlamadan önce bir sohbet modeline verilen ve sonraki tüm mesajlar için modelin rolünü, kurallarını, üslubunu ve sınırlarını belirleyen talimatlar.

  • RAGkısaltmabilgi getirmeyle desteklenmiş üretim, erişim destekli üretim

    Retrieval-augmented generation ifadesinin kısaltması: sistemin önce bir belge koleksiyonunda ilgili bölümleri arayıp bulduğu, ardından bunları bir LLM'e vererek cevabı yazdırdığı yöntem.

  • annotationisimetiketleme, veri işaretleme

    Ham veriye etiket ya da not ekleme işi; örneğin görüntülerdeki nesnelerin etrafına kutu çizmek ya da her cümlenin konusunu işaretlemek. Böylece veri eğitimde veya değerlendirmede kullanılabilir hale gelir.

  • preprocessingisimön işleme, veri ön işleme

    Ham veriyi model kullanmadan önce temizleyen ve hazırlayan adımlar; örneğin tekrar eden kayıtları silmek, eksik değerleri doldurmak, görüntüleri yeniden boyutlandırmak ya da metni normalleştirmek.

  • reinforcement learningisimpekiştirmeli öğrenme

    Bir ajanın bir ortamda eylemler gerçekleştirip sonuçlarına göre ödül ya da ceza alarak deneme yanılma yoluyla öğrendiği makine öğrenmesi türü.

  • clusteringisimkümeleme

    Önceden tanımlanmış etiketler olmadan benzer öğeleri bir araya getiren denetimsiz öğrenme görevi; örneğin müşterileri alışveriş davranışlarına göre segmentlere ayırmak.

  • weightsisimağırlıklar

    Bir sinir ağındaki bağlantıların öğrenilmiş sayısal değerleri; her girdinin bir sonraki katmanı ne kadar güçlü etkileyeceğini belirler. Hepsi birlikte modelin öğrendiklerini taşır.

  • activation functionisimaktivasyon fonksiyonu, etkinleştirme fonksiyonu

    Bir sinir ağındaki her birimin çıktısına uygulanan basit matematiksel fonksiyon. Ağa doğrusal olmayan bir davranış kazandırarak karmaşık örüntüleri öğrenebilmesini sağlar.

  • backpropagationisimgeri yayılım, geri yayılım algoritması

    Hatayı çıktı katmanından girdiye doğru geriye aktararak, bir sinir ağındaki her ağırlığın hataya ne kadar katkıda bulunduğunu hesaplayan yöntem.

  • attentionisimdikkat mekanizması, dikkat

    Bir modelin, girdisinin her parçası için diğer parçalardan hangilerinin daha ilgili olduğuna karar vermesini ve çıktıyı oluştururken onlara daha fazla ağırlık vermesini sağlayan mekanizma.

  • ground truthisimgerçek değer, doğru etiket

    Modelin çıktılarının karşılaştırıldığı, doğruluğu teyit edilmiş cevaplar; genellikle titiz insan etiketlemesiyle ya da gerçek ölçümlerle oluşturulur.

  • data augmentationisimveri artırma, veri çoğaltma

    Mevcut örneklerde küçük değişiklikler yaparak, örneğin görüntüleri çevirip kırparak ya da cümleleri farklı biçimde yeniden yazarak ek eğitim örnekleri üretmek; böylece model daha fazla çeşitlilik görür.

  • confusion matrixisimkarışıklık matrisi, hata matrisi

    Her gerçek sınıf için modelin örneklerden kaçını hangi sınıfa atadığını gösteren tablo; modelin hangi sınıfları birbirine karıştırdığını bir bakışta görmeyi sağlar.

  • cross-validationisimçapraz doğrulama

    Veriyi birkaç parçaya bölen, her seferinde biri hariç tümüyle eğitip kalan parçayla test eden ve bu işlemi her parça bir kez test için kullanılana kadar tekrarlayan değerlendirme yöntemi.

  • regularizationisimdüzenlileştirme, regülarizasyon

    Eğitim sırasında modelin gereğinden fazla karmaşıklaşmasını engelleyerek aşırı öğrenmeyi azaltan ve modelin yeni verilerde daha iyi çalışmasına yardımcı olan her türlü teknik.

  • pretrainingisimön eğitim

    Modelin belirli görevlere uyarlanmadan önce, büyük kısmı etiketsiz olan devasa miktarda veriden genel örüntüleri öğrendiği ilk ve en büyük eğitim aşaması.

  • temperatureisimsıcaklık, sıcaklık parametresi

    Üretken bir modelin çıktısının ne kadar rastgele olacağını belirleyen ayar. Düşük değerler daha öngörülebilir ve odaklı, yüksek değerler ise daha çeşitli ve yaratıcı cevaplar verir.

  • prompt engineeringisimistem mühendisliği, prompt mühendisliği

    Bir modelin belirli bir görevde doğru, işe yarar ve tutarlı çıktılar vermesi için istemleri tasarlama, test etme ve iyileştirme pratiği.

  • few-shot promptingisimaz örnekli istem, birkaç örnekle yönlendirme

    Bir modele, ek bir eğitim yapmadan yeni bir girdide aynı kalıbı izleyebilmesi için istemin içinde görevin birkaç çözülmüş örneğini vermek.

  • transfer learningisimtransfer öğrenme, aktarım öğrenmesi

    Bir modelin bir görevde ya da veri kümesinde öğrendiklerini, sıfırdan yeni bir model eğitmek yerine farklı ama ilişkili bir görev için başlangıç noktası olarak kullanmak.

  • base modelisimtemel model, taban model

    Yalnızca ön eğitimden geçmiş, henüz ince ayar ya da talimat eğitimi yapılmamış model. Metni iyi sürdürür ama talimatlara güvenilir biçimde uymaz ve sohbete hazır değildir.

  • CNNkısaltmaevrişimli sinir ağı, konvolüsyonel sinir ağı

    Convolutional neural network (evrişimli sinir ağı) ifadesinin kısaltması: bir görüntünün üzerinde öğrenilmiş küçük filtreleri kaydırarak kenar, doku ve şekil gibi örüntüleri yakalayan sinir ağı.

  • object detectionisimnesne tespiti, nesne algılama

    Bir görüntüdeki ya da videodaki nesneleri bulan ve hem sınıflarını ('araba', 'insan' gibi) hem de konumlarını, genellikle bir kutu ile, veren bilgisayarlı görü görevi.

  • tokenizerisimtokenizer, token ayırıcı

    Metni token'lara bölen ve bunları modelin okuyabileceği sayılara dönüştüren, modelin çıktısındaki sayıları da tekrar metne çeviren bileşen.

  • sentiment analysisisimduygu analizi, duygu durum analizi

    Bir metindeki görüşü ya da duyguyu tespit eden NLP görevi; örneğin bir ürün yorumunun olumlu, olumsuz ya da nötr olup olmadığını belirlemek.

  • fairnessisimadillik, hakkaniyet

    Bir modelin farklı insan gruplarına hakkaniyetli davranması hedefi; örneğin cinsiyetler, yaş grupları ya da bölgeler arasında benzer hata oranları veya onay oranları sağlaması.

  • convergefiilyakınsamak, oturmak

    Eğitim sırasında, kaybın anlamlı biçimde düşmeyi bıraktığı ve daha fazla eğitimin pek fayda getirmediği kararlı bir duruma ulaşmak.

  • class imbalanceisimsınıf dengesizliği

    Bir veri kümesinde bazı sınıfların diğerlerinden çok daha fazla örneğe sahip olması; örneğin her 10 dolandırıcılık işlemine karşılık 990 normal işlem bulunması.

  • data leakageisimveri sızıntısı

    Tahmin anında elde olmayacak bir bilginin, örneğin test örneklerinin ya da gelecekteki verilerin, eğitime karışması ve sonuçları olduğundan daha iyi göstermesi hatası.

  • state-of-the-artsıfaten gelişmiş, son teknoloji

    Belirli bir anda bilinen en iyi sonucu ya da yöntemi niteler; bu genellikle bilinen bir benchmark üzerinde ölçülür.

  • multimodalsıfatçok kipli, çok modlu

    Metin, görüntü, ses ve video gibi birden fazla veri türüyle çalışabilen; örneğin bir fotoğraf hakkındaki soruları cevaplayabilen bir model gibi.

  • AI agentisimyapay zeka ajanı, yapay zeka asistanı

    Bir LLM etrafında kurulan ve bir görevi az insan desteğiyle tamamlamak için adımlarını planlayıp arama, kod çalıştırma ya da şirket yazılımları gibi araçları kullanabilen sistem.

  • chain of thoughtisimdüşünce zinciri

    Bir modelin nihai cevabını vermeden önce adım adım yazdığı akıl yürütme; matematik, mantık ve çok adımlı problemlerde sonuçları çoğu zaman iyileştirir.

  • vector databaseisimvektör veritabanı

    Embedding'leri saklamak ve bir sorguya en çok benzeyenleri hızla bulmak için tasarlanmış veritabanı; bu yüzden anlamsal arama ve RAG sistemlerinin yaygın bir parçasıdır.

  • LoRAkısaltmadüşük ranklı uyarlama

    Low-rank adaptation (düşük ranklı uyarlama) ifadesinin kısaltması: modelin orijinal ağırlıklarını dondurup yalnızca eklenen küçük matrisleri eğiten, böylece bellek ve depolamadan büyük tasarruf sağlayan ince ayar yöntemi.

  • RLHFkısaltmainsan geri bildirimiyle pekiştirmeli öğrenme

    Reinforcement learning from human feedback (insan geri bildirimiyle pekiştirmeli öğrenme) ifadesinin kısaltması: insanların model cevaplarını sıraladığı, bir ödül modelinin bu tercihleri öğrendiği ve ardından LLM'in daha yüksek puan alacak şekilde eğitildiği aşama.

  • knowledge distillationisimbilgi damıtma, model damıtma

    Daha küçük bir 'öğrenci' modeli, daha büyük bir 'öğretmen' modelin çıktılarını taklit edecek şekilde eğitmek; böylece öğrenci model kalitenin büyük kısmını korurken daha hızlı ve daha ucuz çalışır.

  • image segmentationisimgörüntü bölütleme, görüntü segmentasyonu

    Bir görüntüdeki her pikseli bir sınıf ya da nesneyle etiketleyen ve kaba kutular yerine nesnelerin tam şekillerini veren bilgisayarlı görü görevi.

  • bounding boxisimsınırlayıcı kutu, çerçeve kutusu

    Bir görüntüdeki nesnenin etrafına çizilen ve koordinatlarla saklanan dikdörtgen; nesnenin nerede olduğunu gösterir. Nesne tespitinin standart çıktısıdır.

  • diffusion modelisimdifüzyon modeli, yayılım modeli

    Gürültüyü adım adım temizlemeyi öğrenen üretken model; tamamen gürültüden başlayıp onu kademeli olarak iyileştirerek yeni görüntü, ses ya da video üretebilir.

  • named entity recognitionisimvarlık ismi tanıma, adlandırılmış varlık tanıma

    Bir metindeki kişi, kurum ve yer adlarını, ayrıca tarih, tutar ve benzeri öğeleri bulup her birini türüyle etiketleyen NLP görevi.

  • corpusisimderlem, korpus

    Dil modellerini eğitmek ya da bir dilin nasıl kullanıldığını incelemek için kullanılan, büyük ve düzenli metin ya da konuşma kaydı koleksiyonu.

  • explainabilityisimaçıklanabilirlik, yorumlanabilirlik

    İnsanların bir modelin belirli bir tahmini ya da kararı neden verdiğini ne ölçüde anlayabildiği; bu çoğu zaman hangi girdilerin en çok etkili olduğunu gösteren araçlarla desteklenir.

  • guardrailisimgüvenlik bariyeri, koruma mekanizması

    Zararlı, konu dışı ya da güvensiz girdileri ve çıktıları engellemek için bir modelin etrafına konan kural veya kontrol; örneğin cevaplardaki kişisel verileri engelleyen bir filtre.

  • red teamingisimkırmızı takım testi, saldırgan gözüyle test

    Bir modeli ya da yapay zeka sistemini, gerçek kullanıcılar veya saldırganlardan önce zayıf noktalarını bulmak için kasıtlı olarak başarısız olmaya ya da zararlı davranmaya zorlayarak test etmek.

  • alignmentisimhizalama, uyumlandırma

    Bir yapay zeka sisteminin davranışını insanların niyetleri ve değerleriyle uyumlu hale getirmek; böylece sistemin yardımcı ve dürüst olması ve zarar vermekten kaçınması. Bu konuyu inceleyen araştırma alanının adı da aynıdır.

  • MLOpsisimMLOps, makine öğrenmesi operasyonları

    Makine öğrenmesini canlı ortamda güvenilir biçimde çalıştırmaya yönelik uygulamalar ve araçlar: veri ve modellerin sürümlenmesi, eğitimin ve canlıya almanın otomatikleştirilmesi ve modellerin zaman içinde izlenmesi.

  • data driftisimveri kayması, veri sapması

    Canlıdaki bir modele gelen verinin, zamanla modelin eğitildiği veriden farklılaşması; bu durum tahminlerin yavaş yavaş kötüleşmesine yol açabilir.

  • quantizationisimniceleme, kuantizasyon

    Bir modelin ağırlıklarını, bazen de aktivasyonlarını daha az bitle saklamak; örneğin 16 bit yerine 8 ya da 4 bitlik sayılar kullanmak. Amaç modeli küçültmek ve hızlandırmaktır.

  • data cleaningisimveri temizleme, veri temizliği

    Verideki hatalı biçimler, yazım hataları, mükerrer kayıtlar ve eksik değerler gibi sorunları bulup düzelterek veriyi analizde güvenle kullanılabilir hale getirme süreci.

  • missing valuesisimeksik değerler, eksik veri

    Bir veri setinde hiçbir değerin kaydedilmediği boş hücreler ya da alanlar; genellikle NULL, NaN veya boşluk olarak görünür ve analizden önce ele alınması gerekir.

  • outlierisimaykırı değer, uç değer

    Bir veri setindeki değerlerin çoğundan çok uzakta kalan değer; örneğin çoğu 40 dolar civarında olan siparişler arasında 50.000 dolarlık tek bir sipariş.

  • exploratory data analysisisimkeşifsel veri analizi, EDA

    Bir analizin ilk aşaması; veri seti özetlenir ve grafiklerle incelenir, böylece yapısı anlaşılır, örüntüler ve sorunlar fark edilir, test edilecek sorular belirlenir.

  • data visualizationisimveri görselleştirme

    Verileri grafik, diyagram ve haritalarla göstererek insanların örüntüleri, karşılaştırmaları ve değişimleri bir tabloya kıyasla daha hızlı görmesini sağlama uygulaması.

  • KPIkısaltmatemel performans göstergesi, KPI

    Key performance indicator (temel performans göstergesi) ifadesinin kısaltması; bir şirketin ya da ekibin ana hedeflerine ne kadar yaklaştığını ölçmek için seçtiği az sayıdaki metrikten biri.

  • A/B testisimA/B testi, bölünmüş test

    Kullanıcıların rastgele iki gruba ayrıldığı ve her grubun bir şeyin farklı bir versiyonunu gördüğü, böylece hangi versiyonun daha iyi sonuç verdiğinin ölçüldüğü deney.

  • statistical significanceisimistatistiksel anlamlılık

    Bir sonucun yalnızca rastlantıyla açıklanmasının pek olası olmadığını gösteren durum; genellikle p değerinin önceden seçilmiş bir eşiğin, örneğin 0,05'in altında kalıp kalmadığına bakılarak değerlendirilir.

  • data pipelineisimveri hattı, pipeline

    Veriyi kaynaklarından alan, dönüştüren ve veri ambarı, dashboard ya da model gibi bir hedefe ulaştıran otomatik adımlar dizisi.

  • ETLkısaltmaETL, çıkarma, dönüştürme, yükleme

    Extract, transform, load (çıkar, dönüştür, yükle) ifadesinin kısaltması; verinin kaynak sistemlerden alınması, temizlenip yeniden düzenlenmesi ve bir veri ambarına yüklenmesi süreci.

  • meanisimortalama, aritmetik ortalama

    Bir gruptaki tüm sayıların toplanıp toplamın sayı adedine bölünmesiyle elde edilen değer; 'ortalama' denince genellikle kastedilen budur.

  • medianisimmedyan, ortanca

    Bir gruptaki tüm sayılar küçükten büyüğe sıralandığında ortada kalan değer; değerlerin yarısı bunun altında, yarısı üstündedir.

  • distributionisimdağılım

    Bir değişkenin değerlerinin nasıl yayıldığı; hangi değerlerin sık, hangilerinin nadir görüldüğünü ve birbirlerinden ne kadar uzak olduklarını gösterir, çoğunlukla histogramla incelenir.

  • correlationisimkorelasyon, ilişki

    İki değişkenin birlikte değişme eğiliminde olduğu ilişki; çoğunlukla -1 ile 1 arasında bir katsayıyla ölçülür ve 0 doğrusal bir ilişki olmadığı anlamına gelir.

  • raw dataisimham veri, işlenmemiş veri

    Toplandığı ya da dışa aktarıldığı ilk haliyle duran, henüz temizlenmemiş, birleştirilmemiş veya özetlenmemiş veri.

  • data sourceisimveri kaynağı

    Verinin geldiği herhangi bir yer; örneğin bir veritabanı, uygulama, elektronik tablo, anket, harici bir API ya da bir iş ortağının gönderdiği dosya.

  • duplicateisimmükerrer kayıt, tekrarlanan kayıt

    Bir veri setinde birden fazla kez yer alan kayıt; örneğin aynı müşterinin ya da siparişin iki kez saklanması. Sayıları ve toplamları olduğundan yüksek gösterebilir.

  • data qualityisimveri kalitesi

    Verinin ne kadar doğru, eksiksiz, tutarlı ve güncel olduğu; dolayısıyla karar verirken ona ne ölçüde güvenilebileceği.

  • standard deviationisimstandart sapma

    Değerlerin ortalama etrafında ne kadar yayıldığını gösteren ölçü; küçük bir değer çoğu değerin ortalamaya yakın olduğunu, büyük bir değer ise değerlerin çok değişkenlik gösterdiğini anlatır.

  • sampleisimörneklem, örnek

    Bütün hakkında sonuç çıkarmak amacıyla daha büyük bir evrenden ya da veri setinden seçilerek incelenen daha küçük grup.

  • trendisimeğilim, trend

    Kısa vadeli iniş çıkışlar göz ardı edildiğinde bir değerin belirli bir süre boyunca izlediği genel yön; örneğin satışlardaki istikrarlı artış.

  • time seriesisimzaman serisi

    Aynı şeyin düzenli zaman aralıklarında sırayla kaydedilen ölçümlerinden oluşan veri; örneğin günlük gelir ya da saatlik web sitesi ziyaretleri.

  • segmentisimsegment, kitle grubu

    Ülke, cihaz ya da satın alma davranışı gibi ortak özellikleri paylaşan müşteri veya kullanıcı grubu; fiil olarak veriyi bu tür gruplara ayırmak.

  • hypothesisisimhipotez, varsayım

    Bir deney ya da analiz başlamadan önce yazılan, neyin neden olmasının beklendiğine dair belirli ve test edilebilir ifade.

  • control groupisimkontrol grubu

    Bir deneyde test edilen değişikliği almayan grup; sonuçları, o değişiklik olmasaydı ne olacağını gösterir.

  • p-valueisimp değeri, anlamlılık değeri

    Gerçekte hiçbir etki olmasaydı, yani sıfır hipotezi doğru olsaydı, gözlenen sonuç kadar ya da ondan daha uç bir sonucun ortaya çıkma olasılığı.

  • sample sizeisimörneklem büyüklüğü, örneklem hacmi

    Bir örnekleme ya da deneye dahil edilen gözlem, kişi veya birim sayısı; daha büyük örneklemler genellikle daha güvenilir tahminler verir.

  • conversion rateisimdönüşüm oranı

    Satın alma ya da kayıt olma gibi istenen bir eylemi tamamlayan kullanıcıların, bu eylemi yapma fırsatı bulan tüm kullanıcılara oranı.

  • churnisimmüşteri kaybı, churn

    Belirli bir dönemde bir ürünü kullanmayı bırakan ya da aboneliğini iptal eden müşterilerin veya kullanıcıların kaybı; bu kaybın gerçekleşme oranı için de kullanılır.

  • bar chartisimçubuk grafik, sütun grafik

    Bölgelere göre satışlar ya da ülkelere göre kullanıcılar gibi kategoriler arasındaki değerleri, farklı uzunluklardaki dikdörtgen çubuklarla karşılaştıran grafik.

Mini test: bu terimleri biliyor musun?

Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.

Yazılım İngilizcesi nasıl öğrenilir?

  • Her gün alandan gerçek metinler okuyun: resmi dokümantasyon, README dosyaları, sürüm notları ve açık kaynak projelerdeki pull request ve issue tartışmaları.
  • Terimleri birlikte kullanıldıkları kelimelerle öğrenin: sadece 'bug' değil, 'fix a bug', 'report a bug' ve 'steps to reproduce'.
  • Kimse istemese bile İngilizce yazın. Commit mesajları, ticket açıklamaları ve kod yorumları kısa ve risksiz pratik fırsatlarıdır.
  • Kısaltmaları ekiplerin söylediği gibi sesli tekrar edin: API ve SDK harf harf, JSON 'Jason' ismi gibi, REST ise tek kelime olarak okunur.
  • Ekip arkadaşlarınızın incelemelerde ve günlük toplantılarda kullandığı 'Could you take a look?' ya da 'I'm blocked on…' gibi kibar kalıpları not edin ve siz de kullanın.

Sıkça sorulan sorular

Yazılım İngilizcesi kelimelerini nasıl öğrenebilirim?

Alandan gerçek metinler okuyun ve kelimelerin nasıl kullanıldığına dikkat edin: dokümantasyon, README dosyaları, sürüm notları, issue tartışmaları ve pull request yorumları. Her terimi sık birlikte kullanıldığı kelimelerle öğrenin (open a pull request, fix a bug) ve yeni kelimeleri hemen kendi commit'lerinizde, ticket'larınızda ve mesajlarınızda kullanın.

Önce hangi yazılım terimlerini öğrenmeliyim?

Günlük iş akışının kelimeleriyle başlayın: bug, fix, commit, branch, pull request, merge, code review, deploy, release, ticket, sprint ve stand-up. Ardından test ve hata ayıklama terimlerine, daha sonra da mimari ve API kelimelerine geçin. Bu sözlükteki terimler de aynı şekilde, en temelden daha ileri seviyeye doğru sıralanmıştır.

Yazılımda İngiliz ve Amerikan İngilizcesi arasında fark var mı?

Kodlarda, API'lerde ve dokümantasyonun büyük kısmında Amerikan yazımı kullanılır: color, initialize, behavior. İngiliz ekipler e-postalarda ve belgelerde 'colour' veya 'behaviour' yazabilir ama kodda Amerikan biçimini korur; örneğin CSS'teki color özelliği. Bazı kelimeler farklı okunur: agile (ABD'de 'EC-ıl', İngiltere'de 'EC-ayl') ve route (ABD'de çoğunlukla 'raut', İngiltere'de 'rut') gibi.

İş yerinde Türkçe terimi mi, İngilizcesini mi kullanmalıyım?

Türk ekiplerinde commit, merge, deploy ve pull request gibi birçok İngilizce kelime olduğu gibi, çoğu zaman Türkçe eklerle ('deploy etmek') kullanılır. 'Sürüm', 'dal' ve 'birim testi' gibi Türkçe karşılıklar ise resmi belgelerde, üniversite derslerinde ve akademik yayınlarda yaygındır. İkisini de bilmek, Türkçe bir toplantı ile İngilizce bir kod tabanı arasında rahatça geçiş yapmanızı sağlar.

Günlük toplantılarda ve kod incelemelerinde işimi İngilizce nasıl anlatırım?

Kısa ve kalıplaşmış ifadeler kullanın. Günlük toplantıda: 'Yesterday I fixed…, today I'm working on…, no blockers.' İncelemelerde: 'Could you take a look at my PR?', 'I've addressed your comments', küçük notlar için 'nit: …' ve onay için 'LGTM'. 'What do you think about…?' gibi kibar sorular doğrudan emirlerden daha iyi karşılanır.

Seviyene uygun okumayla pekiştir

Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar: