Tüm alanlarda aramak için en az 2 karakter yazın.
Yazılım İngilizcesi: 1.143 Temel Terim ve Anlamları
Yazılım İngilizcesi sözlüğündeki 1.000 terim; programlamadan veritabanlarına, web ve mobil geliştirmeden bulut, güvenlik ve veri işlemeye uzanır. Her terimin Türkçe karşılığını, anlamını, işte nerelerde kullanıldığını ve çevirili örnek cümlelerini inceleyerek teknik belgeleri ve ekip konuşmalarını daha rahat takip edebilirsiniz.
- 1.143 terim
- 13 konu
- 430 temel terim
- 2.298 örnek cümle
API, Ağ ve Güvenlik
Bir siber saldırının veya tehdidin arkasındaki kişi ya da grup; örneğin bir suç örgütü, devlet destekli bir grup, bir hacktivist veya kötü niyetli bir içeriden kişi.
Bir mesajın veya bağlantının güvenilir birinden geliyormuş gibi görünmesi için e-posta göndereni, telefon numarası, web sitesi ya da IP adresi gibi bir kimliği veya kaynağı sahte göstermek.
Veri alışverişi yapabilmeleri ve kaynakları paylaşabilmeleri için kablolarla ya da radyo sinyalleriyle birbirine bağlanmış bilgisayar, telefon ve diğer cihazlardan oluşan yapı.
Farklı ağları birbirine bağlayan ve verinin hedefe ulaşması için en uygun yolu, genellikle IP adreslerine bakarak paket paket belirleyen cihaz.
Aynı yerel ağdaki bilgisayar, telefon, yazıcı gibi cihazları birbirine bağlayan ve her çerçeveyi yalnızca hedef cihazın bulunduğu porta ileten çok portlu cihaz.
IP ağındaki her cihaza verilen ve verinin o cihaza ulaştırılmasını sağlayan benzersiz sayısal etiket; IPv4'te örneğin 192.168.1.20 gibi.
Bir bağlantının belirli bir sürede taşıyabileceği en yüksek veri miktarı; genellikle saniyede megabit ya da gigabit (Mbps, Gbps) cinsinden ölçülür.
Cihazların veriyi nasıl biçimlendireceğini, göndereceğini, alacağını ve kontrol edeceğini belirleyen ortak kurallar bütünü; farklı üreticilerin cihazlarının birbiriyle anlaşabilmesini sağlar.
Local area network'ün kısaltması: ev, ofis katı ya da tek bir bina gibi sınırlı bir alandaki cihazları birbirine bağlayan ağ.
Wide area network'ün kısaltması: şehirler ya da ülkeler arasındaki lokasyonları, genellikle bir telekom operatöründen kiralanan hatlar veya internet üzerinden birbirine bağlayan ağ.
IEEE 802.11 standartlarına dayanan kablosuz yerel ağların yaygın adı; cihazları başta 2,4, 5 ve 6 GHz bantları olmak üzere radyo dalgalarıyla ağa bağlar.
Dynamic Host Configuration Protocol'ün kısaltması: ağa katılan cihazlara IP adresi, alt ağ maskesi, varsayılan ağ geçidi ve DNS sunucularını otomatik olarak veren protokol.
Bir cihazın, hedef kendi alt ağının dışındayken trafiği gönderdiği router adresi; bu adres yoksa cihaz yalnızca kendi yerel ağıyla konuşabilir.
Ağ üzerinden gönderilen küçük veri birimi; adresleme ve kontrol bilgilerini içeren bir başlık (header) ile asıl içeriğin bir parçasını taşıyan yükten (payload) oluşur.
İki anlamı vardır: bir cihazda ağ kablosunun takıldığı fiziksel giriş ya da bir cihazdaki belirli bir servisi tanımlayan 0 ile 65535 arasındaki numara (örneğin HTTPS için 443).
İnternetin ve neredeyse tüm modern ağların üzerine kurulu olduğu protokol ailesi; adını en bilinen iki üyesi olan TCP ve IP'den alır.
Kablolu yerel ağlar için standart teknoloji (IEEE 802.3); cihazların bakır ya da fiber kablolar üzerinden 10 Mbps'ten saniyede yüzlerce gigabite kadar hızlarda nasıl çerçeve göndereceğini tanımlar.
Bir cihazı ya da servisi; adresler, parolalar, VLAN'lar ve yönlendirme gibi ihtiyaç duyduğu ayarları girerek ağın gerektirdiği şekilde çalışır hale getirmek.
Genellikle fabrikada ağ kartına işlenen ve cihazı yerel ağda tanımlayan donanım adresi; 48 bitten oluşur ve altı çift onaltılık (hexadecimal) rakamla yazılır.
Trafiğin bir ağdan diğerine giderken izleyeceği yolun seçilmesi; router'lar bu işi elle girilen ya da diğer router'lardan öğrenilen rotalara göre yapar.
Bir router'da ya da cihazda tutulan ve bilinen ağları, her biri için paketlerin nereye (bir sonraki router'a veya hangi arayüze) gönderileceğini gösteren liste.
Virtual LAN'ın kısaltması: aynı donanıma bağlı cihazların (örneğin çalışan bilgisayarları, misafirler ve kameralar) birbirinden ayrılabilmesi için switch üzerinde oluşturulan ayrı mantıksal ağ.
Genellikle tavana ya da duvara monte edilen, Wi-Fi sinyali gönderip alan ve kablosuz cihazları kablolu ağa bağlayan cihaz.
Ağ üzerinden gönderilen paketlerin bir kısmının hedefe hiç ulaşmaması; genellikle yüzde olarak gösterilir ve yavaş indirmelere, kesik kesik görüşmelere ve donan görüntüye yol açar.
Ağ iletişimini fiziksel kablodan (1. katman) uygulamaya (7. katman) kadar yedi katmana ayıran ve sorunların ve teknolojilerin net biçimde anlatılmasını sağlayan referans modeli.
Transmission Control Protocol'ün kısaltması: bir bağlantı kurarak verinin eksiksiz ve doğru sırayla ulaşmasını sağlayan, kaybolan her şeyi yeniden gönderen protokol.
User Datagram Protocol'ün kısaltması: bağlantı kurmadan ve verinin ulaşıp ulaşmadığını kontrol etmeden gönderen basit ve hızlı protokol; ses, görüntü, DNS ve oyunlarda kullanılır.
İnternet Protokolü'nün 4. sürümü; 192.168.10.5 gibi noktalarla ayrılmış ve her biri 0 ile 255 arasında olan dört sayıyla yazılan 32 bitlik adresler kullanır ve yaklaşık 4,3 milyar adrese imkan tanır.
İnternet Protokolü'nün 6. sürümü; 2001:db8::1 gibi iki nokta üst üste ile ayrılmış onaltılık rakam gruplarıyla yazılan 128 bitlik adresler kullanır ve neredeyse sınırsız sayıda adres sağlar.
255.255.255.0 gibi, bir IPv4 adresinin hangi kısmının ağı, hangi kısmının cihazı gösterdiğini belirten sayı; /24 gibi bir önek olarak da yazılabilir.
Network address translation'ın kısaltması: router'ın ya da güvenlik duvarının paketlerdeki adresleri değiştirmesi; tipik olarak özel adresli çok sayıda cihazın tek bir genel IP adresini paylaşmasını sağlar.
Elle girilen ya da tek bir cihaza kalıcı olarak ayrılan ve DHCP'nin dağıttığı dinamik adreslerin aksine değişmeyen IP adresi.
Bir ağın yerleşim düzeni; cihazlarının ve bağlantılarının yıldız, halka ya da örgü (mesh) gibi hangi biçimde düzenlendiği ve birbirine bağlandığı.
Ağda IP adresi olan ve veri gönderip alan her türlü cihaz; bilgisayar, sunucu, telefon ya da yazıcı gibi.
Service set identifier'ın kısaltması: cihazların bulunan ağlar listesinde gördüğü, en fazla 32 karakter uzunluğundaki Wi-Fi ağ adı.
Bir paketin hedefe giderken geçtiği her router'ı ve her birine olan gecikmeyi listeleyen tanı aracı; trafiğin nerede yavaşladığını ya da nerede durduğunu görmenizi sağlar.
Ağ üzerinden gelen paketlerin gecikmesindeki değişkenlik; paketler düzensiz aralıklarla ulaştığında sesli ve görüntülü görüşmeler kesik kesik ya da robotik bir sese dönüşür.
Quality of service'in kısaltması: bir hat yoğunken ses ve görüntü gibi önemli trafiğe, daha az acil trafiğe göre öncelik tanıyan teknikler bütünü.
Border Gateway Protocol'ün kısaltması: internetteki ağların birbirleriyle rota paylaşmak için kullandığı yönlendirme protokolü; trafiğin farklı operatörler ve şirketler arasında yolunu bulmasını sağlar.
Open Shortest Path First'ün kısaltması: tek bir kurumun ağı içinde kullanılan, router'ların bağlantılarına dair bilgileri paylaştığı ve her birinin en iyi yolu kendisinin hesapladığı yönlendirme protokolü.
Bir mühendisin router'a elle girdiği ve belirli bir ağa giden trafiğin tam olarak nereye gönderileceğini söyleyen rota; yönlendirme protokolünün öğrenmesine bırakılmaz, doğrudan tanımlanır.
Tek bir bağlantı üzerinden birden fazla VLAN'ın trafiğini taşıyan ve karşı taraftaki cihaz her çerçevenin hangi VLAN'a ait olduğunu anlasın diye çerçevelere etiket ekleyen switch portu.
Switch'ler arasındaki fazladan yolları bloke ederek döngü (loop) oluşmasını engelleyen ve aktif bir bağlantı koparsa bloke edilen yolu yeniden açan protokol.
Mühendislerin, yazılım güncellemesi ve donanım değişimi gibi hizmeti kesintiye uğratabilecek işleri yapmasına izin verilen, genellikle gece ya da hafta sonuna denk gelen, önceden kararlaştırılmış zaman aralığı.
Genellikle yurt dışında, kendi operatörünüz dışındaki bir mobil şebekeyi kullanmak; Wi-Fi'da ise bağlantı kopmadan bir erişim noktasından diğerine geçmek.
Bir ağ arayüzünden geçen gerçek paketlerin, mühendislerin tam olarak neyin gönderilip alındığını inceleyebilmesi için kaydedilip bir dosyaya saklanması.
Simple Network Management Protocol'ün kısaltması: izleme sistemlerinin ağ cihazlarından trafik, hata ve sıcaklık gibi bilgileri toplamasını ve cihazların uyarı göndermesini sağlayan protokol.
Ağ cihazlarının ve bağlantılarının erişilebilirlik, trafik, hata ve gecikme gibi sağlık ve performans göstergelerini sürekli kontrol etmek ve bir sorun çıktığında mühendisleri uyarmak.
Bir hattan ya da cihazdan, kaldırabileceğinden daha fazla trafiğin geçmeye çalışması; bu durumda paketler kuyruğa alınır ya da düşürülür ve her şey yavaşlar.
Bir paketin kaynaktan hedefe gitmesi ve cevabın geri dönmesi için geçen süre; genellikle milisaniye cinsinden gösterilir ve ping komutu bu değeri raporlar.
Access control list'in kısaltması: bir router, switch ya da güvenlik duvarı üzerinde, trafiğe kaynak, hedef, protokol ve port gibi ölçütlere göre izin veren veya trafiği reddeden sıralı kurallar listesi.
Genel bir IP adresi ve porta gelen trafiği özel ağ içindeki belirli bir cihaza ve porta yönlendiren NAT kuralı; böylece içerideki bir servise dışarıdan erişilebilir.
Demilitarised zone'un kısaltması: internet ile iç ağ arasında yer alan ve web ya da e-posta sunucuları gibi dışarıya hizmet veren sunucuların konduğu ayrı ağ bölümü.
Multiprotocol Label Switching'in kısaltması: operatör ağlarında trafiği tam IP sorgusu yerine kısa etiketlere göre ileten teknik; şirketlere özel WAN hizmeti olarak yaygın biçimde satılır.
Software-defined wide area network'ün kısaltması: bir şirketin WAN hatlarını yazılım aracılığıyla merkezden yöneten ve her uygulamayı internet, 4G ya da MPLS gibi mevcut en uygun hat üzerinden gönderen yaklaşım.
Bir paketin yolundaki tek bir adım, yani bir router'dan bir sonrakine geçiş; hop sayısı, paketin hedefe ulaşana kadar kaç router'dan geçtiğini gösterir.
Address Resolution Protocol'ün kısaltması: bir cihazın yerel ağda, bilinen bir IPv4 adresine ait MAC adresini bulmak için kullandığı protokol.
Internet Control Message Protocol'ün kısaltması: ağ cihazlarının 'hedefe ulaşılamıyor' gibi hata ve durum mesajları göndermek için kullandığı protokol; ping ve traceroute bu protokole dayanır.
Tek bir adrese değil, yerel ağ bölümündeki tüm cihazlara aynı anda gönderilen mesaj; router'lar yayınları başka ağlara iletmez.
Classless Inter-Domain Routing'in kısaltması: bir IP ağını adres ve önek uzunluğuyla, örneğin 192.168.0.0/22 şeklinde yazma sistemi; eski sabit adres sınıflarının yerini almıştır.
İç ağlar için ayrılmış aralıklardan, örneğin 10.0.0.0/8, 172.16.0.0/12 ve 192.168.0.0/16 bloklarından alınan ve genel internette yönlendirilemeyen IP adresi.
Network operations centre'ın kısaltması: bir ağı izleyen, alarmlara müdahale eden, arızaların ve kesintilerin giderilmesini koordine eden ve çoğu zaman 7/24 çalışan ekip ve merkez.
Birden fazla kişinin çevrim içi ya da aynı cihaz üzerinde birlikte veya birbirine karşı oynadığı oyunu ya da modu tanımlar. İsim olarak kullanıldığında oyunun çok oyunculu bölümünü anlatır.
Bir oyuncunun maçı kendi cihazında barındırması yerine, genellikle bir veri merkezinde bulunan, yalnızca oyun sunucusunu ve ortak oyun dünyasını çalıştıran ve oyuncuların bağlandığı bilgisayar.
Çevrim içi bir oyunda oyuncular ile sunucular arasında oyun verisini gönderen ve gecikmelere rağmen herkesin maçı aynı şekilde görmesini sağlayan ağ kodu.
Çevrim içi oyuncuları beceri seviyesi, bölge ve bağlantı kalitesi gibi ölçütlere göre birlikte ya da birbirine karşı maçlara yerleştiren sistem.
Oyuncunun eylemi ile oyunun tepkisi arasındaki fark edilir gecikme; genellikle yavaş ya da kararsız bir ağ bağlantısından kaynaklanır ve oyunu kesik kesik hissettirir.
Bir oyun sunucusunun saniyede kaç kez oyun durumunu güncelleyip oyunculara gönderdiği; hertz cinsinden ölçülür. Daha yüksek tick rate çevrim içi oyunu daha hassas hale getirir.
Çevrim içi bir maç başlamadan önce oyuncuların toplandığı, takım kurduğu, karakter ya da ayar seçtiği ve diğerlerinin katılmasını beklediği sanal bekleme alanı.
Oyuncunun cihazının, girdisinin sonucunu sunucu onaylamadan önce hemen gösterdiği ve sunucu farklı bir sonuç bildirirse bunu sonradan düzelttiği netcode tekniği.
Servisler arası iletişimi yöneten, çoğu zaman yönlendirme, güvenlik ve izleme özellikleri ekleyen altyapı katmanıdır.
İstemciler ile servisler arasında duran, istekleri yönlendiren; güvenlik, hız sınırı, günlükleme ya da protokol dönüşümü de yapabilen bileşen.
Güvenlik ayarlarının ve oturum anahtarlarının belirlendiği, genellikle sunucunun ve bazı kurulumlarda istemcinin kimliğinin doğrulandığı başlangıç TLS alışverişidir.
Siteler arası istek sahteciliğini engellemeye yardımcı olmak için isteğe eklenen ve sunucuda doğrulanan, tahmin edilmesi zor bir değerdir.
Bir isteği alıp başka bir hizmete ileten sunucu ya da yazılım katmanıdır; çoğu zaman yönlendirme, süzme veya güvenlik için kullanılır.
Bir alan adını IP adresine ya da ilgili başka bir kayda çevirmek için Alan Adı Sistemi'ne yapılan sorgulama işlemidir.
İstemciyle sunucu arasında paylaşılan bilgilere göre kaynağın biçim veya dil gibi bir sunumunu seçme.
Ardışık başarısızlıklardan sonra bekleme süresini bir katsayıyla, genellikle bir üst sınıra kadar artıran yeniden deneme yöntemi.
Normal biçimde işlenemeyen mesajları sonraki inceleme, düzeltme veya yeniden deneme için tutan ayrı kuyruk.
İlgili işlemler veya mesajlar boyunca taşınarak kayıtların inceleme sırasında birbirine bağlanmasını sağlayan kimlik.
Daha önce geçerli olan bir mesajı yeniden göndererek sistemin artık izin verilmeyen ya da istenmeyen bir işlemi kabul etmesini hedefleyen saldırı.
Tanımlanmış bir protokol veya kriptografik bağlam içinde yalnızca bir kez kullanılması amaçlanan değer.
İstemcinin kabul ettiği sunucu sertifikalarını veya açık anahtarlarını olağan güven kontrollerinden daha dar biçimde sınırlama.
Hem istemcinin hem sunucunun sertifikalarla kendi kimliğini doğruladığı TLS bağlantısı.
Sürüm Yayını ve Bakım
Yazılımın yeni bir sürümünü sunuculara veya cihazlara yükleyip orada çalışır hale getirmek; örneğin test ortamına ya da gerçek kullanıcılara açmak.
Ürünün kullanıcılara sunulan bir sürümü ya da onu kullanıma açma işi. Fiil olarak da kullanılır: yeni bir sürüm yayınlamak.
Yazılımın gerçek kullanıcılar tarafından kullanıldığı canlı ortam; geliştirme ve test ortamlarının karşıtıdır.
Kaynak kodu çalıştırılabilir bir programa veya pakete dönüştürme işlemi ya da bu işlemin sonucu. Fiil olarak da kullanılır: projeyi build etmek.
Bir ürünü veya özelliği gerçek kullanıcıların kullanabileceği şekilde yayınlamak. Kelime, ürünlerin müşterilere gönderilmesi fikrinden gelir.
Yazılımın nasıl çalıştığını, nasıl kullanılacağını, kurulacağını ya da değiştirileceğini anlatan yazılı içerik; kılavuzlar, API referansları ve README dosyaları gibi.
Continuous integration ve continuous delivery/deployment kısaltması: her değişikliği otomatik olarak derleyip test etmek, ardından hızlı ve güvenli şekilde yayına almak.
Canlı ortamdaki ciddi bir sorun için normal sürüm takviminin dışında hızla yayınlanan acil düzeltme.
Bir sürüm veya değişiklik sorun çıkardığında sistemi daha önceki, çalışan bir sürüme döndürmek.
Canlı ortama olabildiğince benzer şekilde kurulan ve sürümün gerçek kullanıcılara ulaşmadan önce son kez kontrol edildiği ortam.
Kullanılmaya devam eden, çoğu zaman ekipten ayrılmış kişilerce yazılmış, dokümantasyonu ve testi az olduğu için değiştirmesi riskli gelen eski kod.
Bir özelliği, fonksiyonu veya API'yi resmi olarak eskimiş ve önerilmeyen olarak işaretlemek; genellikle ileriki bir sürümde kaldırılacağına dair bir uyarıdır.
Yazılımın yeni bir sürümüyle birlikte yayımlanan ve yeni özellikleri, hata düzeltmelerini, bilinen sorunları ve kullanıcıların bilmesi gereken diğer değişiklikleri listeleyen kısa belge.
Büyük yeni özellikler eklemeden yazılımdaki hataları ya da güvenlik açıklarını gideren küçük güncelleme. Fiil olarak da kullanılır: bir sistemi yamamak.
Bir yazılımın, kütüphanenin ya da aracın daha yeni ve genellikle daha iyi bir sürümüne geçmek; örneğin Python 3.10'dan Python 3.12'ye.
Mini test: bu terimleri biliyor musun?
Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.
Yazılım İngilizcesi nasıl öğrenilir?
- Her gün alandan gerçek metinler okuyun: resmi dokümantasyon, README dosyaları, sürüm notları ve açık kaynak projelerdeki pull request ve issue tartışmaları.
- Terimleri birlikte kullanıldıkları kelimelerle öğrenin: sadece 'bug' değil, 'fix a bug', 'report a bug' ve 'steps to reproduce'.
- Kimse istemese bile İngilizce yazın. Commit mesajları, ticket açıklamaları ve kod yorumları kısa ve risksiz pratik fırsatlarıdır.
- Kısaltmaları ekiplerin söylediği gibi sesli tekrar edin: API ve SDK harf harf, JSON 'Jason' ismi gibi, REST ise tek kelime olarak okunur.
- Ekip arkadaşlarınızın incelemelerde ve günlük toplantılarda kullandığı 'Could you take a look?' ya da 'I'm blocked on…' gibi kibar kalıpları not edin ve siz de kullanın.
Sıkça sorulan sorular
Yazılım İngilizcesi kelimelerini nasıl öğrenebilirim?
Alandan gerçek metinler okuyun ve kelimelerin nasıl kullanıldığına dikkat edin: dokümantasyon, README dosyaları, sürüm notları, issue tartışmaları ve pull request yorumları. Her terimi sık birlikte kullanıldığı kelimelerle öğrenin (open a pull request, fix a bug) ve yeni kelimeleri hemen kendi commit'lerinizde, ticket'larınızda ve mesajlarınızda kullanın.
Önce hangi yazılım terimlerini öğrenmeliyim?
Günlük iş akışının kelimeleriyle başlayın: bug, fix, commit, branch, pull request, merge, code review, deploy, release, ticket, sprint ve stand-up. Ardından test ve hata ayıklama terimlerine, daha sonra da mimari ve API kelimelerine geçin. Bu sözlükteki terimler de aynı şekilde, en temelden daha ileri seviyeye doğru sıralanmıştır.
Yazılımda İngiliz ve Amerikan İngilizcesi arasında fark var mı?
Kodlarda, API'lerde ve dokümantasyonun büyük kısmında Amerikan yazımı kullanılır: color, initialize, behavior. İngiliz ekipler e-postalarda ve belgelerde 'colour' veya 'behaviour' yazabilir ama kodda Amerikan biçimini korur; örneğin CSS'teki color özelliği. Bazı kelimeler farklı okunur: agile (ABD'de 'EC-ıl', İngiltere'de 'EC-ayl') ve route (ABD'de çoğunlukla 'raut', İngiltere'de 'rut') gibi.
İş yerinde Türkçe terimi mi, İngilizcesini mi kullanmalıyım?
Türk ekiplerinde commit, merge, deploy ve pull request gibi birçok İngilizce kelime olduğu gibi, çoğu zaman Türkçe eklerle ('deploy etmek') kullanılır. 'Sürüm', 'dal' ve 'birim testi' gibi Türkçe karşılıklar ise resmi belgelerde, üniversite derslerinde ve akademik yayınlarda yaygındır. İkisini de bilmek, Türkçe bir toplantı ile İngilizce bir kod tabanı arasında rahatça geçiş yapmanızı sağlar.
Günlük toplantılarda ve kod incelemelerinde işimi İngilizce nasıl anlatırım?
Kısa ve kalıplaşmış ifadeler kullanın. Günlük toplantıda: 'Yesterday I fixed…, today I'm working on…, no blockers.' İncelemelerde: 'Could you take a look at my PR?', 'I've addressed your comments', küçük notlar için 'nit: …' ve onay için 'LGTM'. 'What do you think about…?' gibi kibar sorular doğrudan emirlerden daha iyi karşılanır.
İlgili alanlar
Seviyene uygun okumayla pekiştir
Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar:
