Fotoğrafçılar için İngilizce

Fotoğrafçılık İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları

Fotoğrafçılık dünya çapında bir zanaat ve günlük dilinin büyük kısmı İngilizce: makine menüleri, objektif adları, düzenleme programları, müşteri brifleri ve stok ajansı sözleşmeleri aperture, white balance, RAW, model release gibi kelimelerle dolu. Bu sözlük makine ayarları, pozlama, objektifler, ışık, kompozisyon, düzenleme, baskı ve lisanslamayla ilgili temel kavramları sade bir İngilizce ve Türkçeyle, gerçek çekimlerden ve stüdyo işlerinden örneklerle açıklıyor. Fotoğrafçılar, fotoğrafçılık öğrencileri ve yabancı müşterilerle, ajanslarla ya da fotoğraf editörleriyle çalışan herkes için hazırlandı.

  • 100 terim
  • 10 konu
  • 56 temel terim
  • 201 örnek cümle

Fotoğraf Makinesi ve Ayarları

  • DSLRkısaltmaDSLR fotoğraf makinesi, dijital SLR

    Digital single-lens reflex ifadesinin kısaltması: objektiften gelen ışığı bir ayna yardımıyla optik vizöre yansıtan dijital fotoğraf makinesi.

  • mirrorless cameraisimaynasız fotoğraf makinesi, aynasız makine

    Objektifi değiştirilebilen ama içinde ayna bulunmayan dijital fotoğraf makinesi. Işık doğrudan sensöre ulaşır; görüntü ekranda ya da elektronik vizörde izlenir.

  • sensorisimsensör, görüntü sensörü

    Dijital fotoğraf makinesinin içinde görüntüyü kaydeden, ışığa duyarlı çip. Eski makinelerde filmin gördüğü işi görür.

  • shutterisimörtücü, obtüratör

    Işığın sensöre ne kadar süre ulaşacağını kontrol etmek için açılıp kapanan makine parçası. Mekanik ya da elektronik olabilir.

  • viewfinderisimvizör, bakaç

    Kadraj kurmak için içinden bakılan küçük pencere. Gerçek sahneyi gösteren optik bir vizör ya da küçük bir ekran gösteren elektronik bir vizör olabilir.

  • white balanceisimbeyaz ayarı, beyaz dengesi

    Işığın rengini telafi ederek beyaz nesnelerin beyaz görünmesini sağlayan ayar; böylece ampul altında fazla turuncu, gölgede fazla mavi bir görüntü oluşmaz.

  • tripodisimtripod, sehpa

    Özellikle yavaş enstantanelerde, az ışıkta ve özenli kadrajlarda makineyi sabit tutan, üç ayarlanabilir ayağı olan sehpa.

  • manual modeisimmanuel mod, manuel çekim modu

    Mod kadranında M ile gösterilen ve diyafram, enstantane ile genellikle ISO'yu kendinizin ayarladığı, makinenin hiçbir şeyi değiştirmediği çekim modu.

  • aperture priorityisimdiyafram önceliği, A modu

    A ya da Av ile gösterilen yarı otomatik mod: diyaframı siz seçersiniz, doğru pozlama için enstantaneyi makine belirler.

  • shutter priorityisimenstantane önceliği, S modu

    S ya da Tv ile gösterilen yarı otomatik mod: enstantaneyi siz seçersiniz, diyaframı makine ayarlar.

  • megapixelisimmegapiksel, MP

    Bir milyon piksel; bir makinenin sensörünün kaç piksel kaydettiğini anlatmak için kullanılan birim. Örneğin 24 megapiksellik bir makine.

  • memory cardisimhafıza kartı, bellek kartı

    Makinenin fotoğraf ve videoları kaydettiği, SD ya da CFexpress gibi küçük ve çıkarılabilir kart.

  • burst modeisimseri çekim modu, ardışık çekim

    Deklanşöre basılı tuttuğunuz sürece makinenin saniyede çok sayıda kareyi art arda çektiği çekim modu.

  • full-framesıfattam kare, full frame

    35 mm film karesiyle aynı boyutta, yaklaşık 36 × 24 mm olan makine ya da sensör için kullanılır. Diğer sensörleri karşılaştırmada referans alınan boyuttur.

  • crop factorisimkırpma faktörü, crop faktörü

    Bir sensörün boyutunu full frame ile karşılaştıran sayı. Objektifin odak uzaklığı bu sayıyla çarpılarak full frame'deki eşdeğer görüş açısı bulunur.

Pozlama

  • exposureisimpozlama, poz

    Fotoğraf çekilirken makinenin sensörüne ya da filme ulaşan ışık miktarı; ortaya çıkan görüntünün ne kadar aydınlık ya da karanlık olacağını belirler.

  • apertureisimdiyafram, diyafram açıklığı

    Objektifin içinde ışığın geçtiği, büyüklüğü ayarlanabilen açıklık. Açıklık büyüdükçe daha fazla ışık girer ve alan derinliği daralır.

  • shutter speedisimenstantane, deklanşör hızı

    Işığın sensöre ulaşması için örtücünün açık kaldığı süre; örneğin saniyenin binde biri ya da iki saniye.

  • ISOkısaltmaISO, ISO değeri

    Makinenin sensörden gelen sinyali ne kadar güçlendireceğini belirleyen ayar. Yüksek ISO karanlıkta görüntüyü aydınlatır ama kumlanmayı artırır.

  • exposure triangleisimpozlama üçgeni

    Diyafram, enstantane ve ISO'nun pozlamayı birlikte nasıl belirlediğini gösteren basit model; birini değiştirdiğinizde genellikle diğerlerinden birini de ayarlamanız gerekir.

  • f-stopisimf değeri, diyafram değeri

    f/2.8 ya da f/11 gibi, objektif açıklığının büyüklüğünü gösteren sayı. Odak uzaklığının açıklık çapına bölünmesiyle bulunur; bu yüzden sayı küçüldükçe açıklık büyür.

  • overexposedsıfatfazla pozlanmış, aşırı pozlanmış

    Sensöre gereğinden fazla ışık ulaştığı için fazla aydınlık çıkmış; açık tonlardaki ayrıntılar kaybolur ve bazı alanlar tamamen beyaza dönebilir.

  • underexposedsıfataz pozlanmış, düşük pozlanmış

    Sensöre yeterince ışık ulaşmadığı için fazla karanlık çıkmış; gölgelerdeki ayrıntılar kaybolur ve sonradan aydınlatıldığında kumlanma artar.

  • stopisimstop, durak

    Pozlamadaki değişiklikleri ölçmek için kullanılan birim. Bir stop artış ışığı iki katına çıkarır, bir stop azalış yarıya indirir; değişikliğin diyaframla, enstantaneyle ya da ISO ile yapılması fark etmez.

  • exposure compensationisimpozlama telafisi, pozlama düzeltmesi

    Makineye otomatik pozlamayı daha aydınlık ya da daha karanlık yapmasını söyleyen ayar; genellikle üçte bir stop'luk adımlarla değişir ve +1 ya da −0,7 gibi değerlerle gösterilir.

  • meteringisimışık ölçümü, ölçüm modu

    Makinenin pozlamaya karar vermek için sahnedeki ışığı ölçme biçimi. Farklı ölçüm modları kadrajın tamamına, ortasına ya da küçük bir noktaya bakar.

  • motion blurisimhareket bulanıklığı, hareket flusu

    Örtücü açıkken hareket eden bir nesnenin, ya da makine kıpırdadığında bütün görüntünün çizgi çizgi bulanık görünmesi.

  • long exposureisimuzun pozlama

    Bir saniye civarından birkaç dakikaya kadar yavaş bir enstantaneyle çekilen, hareket eden şeylerin bulanıklaştığı, sabit şeylerin ise net kaldığı fotoğraf.

Objektifler ve Netlik

  • depth of fieldisimalan derinliği, netlik derinliği

    Netlik noktasının önünde ve arkasında kalan ve yine de yeterince net görünen alan. Arka planın flu olduğu dar bir alan derinliği de olabilir, neredeyse her şeyin net olduğu geniş bir alan derinliği de.

  • focal lengthisimodak uzaklığı

    24 mm ya da 200 mm gibi milimetre cinsinden verilen ve objektifin ne kadar geniş ya da ne kadar büyütülmüş bir görüntü vereceğini gösteren ölçü.

  • lensisimobjektif, lens

    Işığı toplayıp sensöre ya da filme odaklayan parça. İçinde birden fazla cam eleman ve genellikle diyafram bulunur.

  • autofocusisimotomatik netleme, otofokus

    Konunun net çıkması için objektifi kendiliğinden ayarlayan makine sistemi; genellikle deklanşöre yarım basıldığında devreye girer.

  • focusisimnetlik, odak

    Fotoğrafta net olan nokta ya da alan. Bir şey net görünüyorsa in focus, bulanık görünüyorsa out of focus denir.

  • sharpsıfatnet, keskin

    Bulanıklık olmadan, kenarları belirgin ve ayrıntıları açık. Fotoğraflar, fotoğrafın belli bölümleri ve objektifler için kullanılır.

  • bokehisimbokeh, arka plan flusu

    Fotoğraftaki netlik dışı alanların görünümü ve niteliği; özellikle yumuşak arka plan ve yuvarlak, flu ışık noktaları.

  • prime lensisimsabit odaklı objektif, sabit objektif

    35 mm ya da 50 mm gibi tek bir sabit odak uzaklığı olan, zum yapamayan objektif. Genellikle zum objektiflerden daha keskindir ve daha geniş diyafram açıklığına sahiptir.

  • zoom lensisimzum objektif, zoom objektif

    24–70 mm ya da 70–200 mm gibi odak uzaklığı değiştirilebilen, yer değiştirmeden daha geniş ya da daha yakın kadraj almayı sağlayan objektif.

  • wide-angle lensisimgeniş açılı objektif, geniş açı

    Full frame bir makinede yaklaşık 35 mm ya da daha kısa odak uzaklığına sahip, sahnenin geniş bir bölümünü gösteren objektif.

  • telephoto lensisimtele objektif, teleobjektif

    Uzaktaki konuları daha büyük ve daha yakın gösteren, genellikle 70 mm ve üzeri uzun odak uzaklığına sahip objektif.

  • image stabilizationisimgörüntü sabitleme, titreşim azaltma

    Objektifte ya da makine gövdesinde bulunan ve küçük el hareketlerinden kaynaklanan bulanıklığı azaltan sistem; böylece elde daha yavaş enstantanelerle çekim yapılabilir.

  • ND filterisimND filtre, nötr yoğunluk filtresi

    Neutral density (nötr yoğunluk) filtresi: renkleri değiştirmeden ışığı eşit biçimde azaltan, objektifin önüne takılan koyu cam.

Işık ve Aydınlatma

  • natural lightisimdoğal ışık, gün ışığı

    Flaştan ya da lambadan değil, güneşten ya da gökyüzünden gelen ışık; pencereden giren ışık da buna dahildir.

  • flashisimflaş, flaş ışığı

    Fotoğraf çekildiği anda çok kısa ve güçlü bir ışık patlaması veren cihaz. Makineye yerleşik olabilir ya da makinenin üstüne takılabilir.

  • golden hourisimaltın saat

    Gün doğumundan hemen sonra ve gün batımından hemen önce, güneşin alçakta olduğu ve ışığın yumuşak, sıcak olduğu kısa zaman dilimi.

  • backlightisimters ışık, kontra ışık

    Konunun arkasından, makineye doğru gelen ışık. Konunun çevresinde parlayan bir hat, siluet ya da parlama (flare) oluşturabilir.

  • hard lightisimsert ışık

    Öğle güneşi ya da çıplak flaş gibi küçük ya da uzak bir kaynaktan gelen, keskin kenarlı gölgeler ve yüksek kontrast yaratan ışık.

  • soft lightisimyumuşak ışık

    Bulutlu gökyüzü, pencere ya da softbox gibi büyük ya da dağıtılmış bir kaynaktan gelen, yumuşak gölgeler ve pürüzsüz ton geçişleri oluşturan ışık.

  • softboxisimsoftbox, ışık kutusu

    Flaşın ya da lambanın önüne takılan, ışığı yayarak yumuşatan, önü beyaz ve yarı saydam kumaşla kaplı kutu biçiminde ışık şekillendirici.

  • reflectorisimreflektör, yansıtıcı

    Gölgeleri doldurmak için ışığı konuya geri yansıtan, genellikle katlanabilir, beyaz, gümüş ya da altın renkli düz yüzey.

  • key lightisimana ışık, anahtar ışık

    Bir ışık düzenindeki ana ve genellikle en güçlü ışık; konunun üzerindeki ışığın yönünü ve havasını belirler.

  • fill lightisimdolgu ışığı, fill ışık

    Ana ışığın oluşturduğu gölgeleri tamamen yok etmeden aydınlatmak için kullanılan, daha zayıf ikincil ışık.

  • strobeisimstüdyo flaşı, paraflaş

    Genellikle stüdyoda ışık ayağı üzerinde kullanılan, kısa ve güçlü bir ışık patlaması veren flaş ünitesi.

Kompozisyon

  • compositionisimkompozisyon

    Fotoğraftaki insanlar, çizgiler, biçimler ve boş alan gibi öğelerin kadraj içinde yerleştirilme biçimi.

  • rule of thirdsisimüçler kuralı

    Kadrajı iki yatay ve iki dikey çizgiyle dokuz eşit parçaya bölen ve önemli öğeleri bu çizgilerin üzerine ya da yakınına yerleştirmeyi öneren kompozisyon ilkesi.

  • framingisimkadraj, kadrajlama

    Fotoğrafın kenarları içinde tam olarak nelerin yer alacağına, nelerin dışarıda kalacağına ve konunun kadrajın neresinde duracağına karar verme işi.

  • leading linesisimyönlendirici çizgiler, öncü çizgiler

    Yol, nehir, çit ya da duvar gibi, izleyicinin gözünü fotoğraf içinde gezdiren ve çoğu zaman ana konuya yönlendiren çizgiler.

  • negative spaceisimnegatif alan, boş alan

    Konunun öne çıkması için bilinçli olarak bırakılan, ana konunun çevresindeki boş alan; sade bir gökyüzü, duvar ya da su yüzeyi gibi.

  • camera angleisimçekim açısı, kamera açısı

    Makinenin konuya baktığı konum ve yükseklik; örneğin yukarıdan, göz hizasından ya da aşağıdan.

  • close-upisimyakın çekim, yakın plan

    Konuya çok yakından çekilen, bir yüzün, elin ya da küçük bir ayrıntının kadrajın büyük bölümünü doldurduğu fotoğraf.

  • orientationisimdikey ya da yatay kadraj, fotoğraf yönü

    Bir fotoğrafın eninden uzun (dikey) ya da boyundan geniş (yatay) olması.

  • aspect ratioisimen-boy oranı, görüntü oranı

    Bir görüntünün genişliği ile yüksekliği arasındaki oran; 3:2, 4:3, 16:9 ya da 1:1 gibi iki sayıyla yazılır.

Fotoğraf Türleri ve Çekimler

  • shootfiilçekmek, çekim yapmak

    Bir kişinin ya da bir şeyin fotoğrafını çekmek veya bir etkinlikte ya da işte fotoğrafçı olarak çalışmak. Geçmiş zaman hali shot'tır.

  • portraitisimportre, portre fotoğrafı

    Bir kişinin ya da grubun yüzünün, karakterinin veya ruh halinin asıl konu olduğu fotoğraf.

  • landscape photographyisimmanzara fotoğrafçılığı, doğa fotoğrafçılığı

    Dağ, sahil, orman ve gökyüzü gibi doğal manzaraların, genellikle mekanın geniş bir görünümünü verecek şekilde fotoğraflanması.

  • street photographyisimsokak fotoğrafçılığı

    Kamusal alanlardaki gündelik yaşamın ve insanların, genellikle poz verdirmeden ve kimseyi yönlendirmeden çekilen doğal fotoğrafları.

  • product photographyisimürün fotoğrafçılığı, ürün çekimi

    Ürünleri internet mağazaları, kataloglar, ambalajlar ve reklamlar için net ve çekici biçimde gösteren fotoğrafçılık.

  • wedding photographyisimdüğün fotoğrafçılığı

    Düğün gününün hazırlıklardan ve törenden çift portrelerine ve eğlenceye kadar fotoğraflanması.

  • headshotisimprofesyonel profil fotoğrafı, yüz portresi

    Kişinin baş ve omuzlarını sıkı bir kadrajla gösteren sade portre; özgeçmiş, şirket web sitesi, LinkedIn ya da oyunculuk başvuruları için kullanılır.

  • shot listisimçekim listesi

    Bir çekim sırasında mutlaka alınması gereken fotoğrafların önceden hazırlanmış listesi; belirli pozlar, gruplar, ürünler ya da ayrıntılar gibi.

  • macro photographyisimmakro fotoğrafçılık, makro çekim

    Böcek, çiçek ya da mücevher gibi küçük konuların, sensörde gerçek boyutunda ya da daha büyük görünecek şekilde aşırı yakından fotoğraflanması.

Düzenleme ve Rötuş

  • editfiildüzenlemek, işlemek

    Çekimden sonra pozlama, renk ve kırpma gibi ayarlarla fotoğrafları iyileştirmek ve hangi karelerin kalacağını seçmek.

  • cropfiilkırpmak, kesmek

    Kompozisyonu iyileştirmek, dikkat dağıtan öğeleri çıkarmak ya da belirli bir formata uydurmak için fotoğrafın dış kısımlarını kesip atmak.

  • retouchfiilrötuşlamak, rötuş yapmak

    Temel düzenlemenin ardından görüntüde ayrıntılı değişiklikler yapmak; sivilce, dağınık saç teli, toz ya da istenmeyen nesneleri temizlemek gibi.

  • presetisimhazır ayar, preset

    Tek tıklamayla birçok fotoğrafa uygulanabilen ve hepsine aynı görünümü veren, kaydedilmiş düzenleme ayarları grubu.

  • contrastisimkontrast

    Bir görüntüdeki aydınlık ve karanlık alanlar arasındaki fark. Yüksek kontrastta siyahlar derin, beyazlar parlaktır; düşük kontrast daha düz ve yumuşak görünür.

  • saturationisimdoygunluk, renk doygunluğu

    Bir görüntüdeki renklerin ne kadar güçlü ve yoğun olduğu. Sıfır doygunluk siyah beyaz görüntü verir; çok yüksek doygunluk bağırgan ve yapay görünür.

  • color gradingisimrenk düzenleme, renk derecelendirme

    Belirli bir hava ya da üslup yaratmak için fotoğrafların renklerini ve tonlarını ayarlama işi; örneğin açık tonları sıcak, gölgeleri soğuk yapmak gibi.

  • vignetteisimvinyet, kenar kararması

    Fotoğrafın köşelerinin ve kenarlarının merkeze göre kararması ya da açılması. Objektiften kaynaklanabilir ya da düzenlemede eklenebilir.

  • dodge and burnifadesoldurma ve yakma, dodge & burn

    Işığı biçimlendirmek, derinlik katmak ya da gözü yönlendirmek için fotoğrafın seçili bölgelerini açmak (dodge) ve koyulaştırmak (burn). Adlar karanlık oda baskı tekniklerinden gelir.

  • black and whitesıfatsiyah beyaz, monokrom

    Renk içermeyen, yalnızca siyahtan beyaza kadar gri tonlardan oluşan. Monokrom da denir.

Dosyalar ve Görüntü Kalitesi

  • RAWisimRAW dosyası, ham dosya

    Sensörün kaydettiği verinin neredeyse tamamını, makinenin işlemesinden geçirmeden saklayan görüntü dosyası. Paylaşılmadan önce düzenlenip dönüştürülmesi gerekir.

  • JPEGkısaltmaJPEG, JPG

    Fotoğrafları sıkıştırarak küçük boyutlu hale getiren, bu sırada bir miktar ayrıntı kaybeden yaygın görüntü dosyası formatı. Joint Photographic Experts Group ifadesinin kısaltmasıdır.

  • histogramisimhistogram

    Bir fotoğraftaki tonların soldaki saf siyahtan sağdaki saf beyaza kadar nasıl dağıldığını gösteren grafik.

  • noiseisimkumlanma, gren

    Özellikle yüksek ISO'da ya da sonradan açılmış gölgelerde fotoğrafı kumlu gösteren rastgele renk ve parlaklık benekleri.

  • dynamic rangeisimdinamik aralık

    Bir makinenin ayrıntıyı koruyarak kaydedebildiği ya da bir sahnede bulunan, en karanlık gölgelerden en parlak açık tonlara kadarki parlaklık aralığı.

  • resolutionisimçözünürlük

    Bir görüntüdeki ayrıntı miktarı; genellikle piksel cinsinden boyutla (örneğin 6000 × 4000) ya da baskıda bir inçe kaç piksel veya nokta düştüğüyle ifade edilir.

  • HDRkısaltmaHDR, yüksek dinamik aralık

    High dynamic range (yüksek dinamik aralık) ifadesinin kısaltması: farklı pozlamalarla çekilmiş birkaç fotoğrafı birleştirerek hem gölgelerde hem açık tonlarda ayrıntı bulunan tek bir görüntü elde etme tekniği.

  • color spaceisimrenk uzayı, renk alanı

    Bir görüntü dosyasının, ekranın ya da yazıcının kullanabildiği, sRGB, Adobe RGB ya da ProPhoto RGB gibi tanımlanmış renk aralığı.

  • clippingisimkırpılma, patlama

    Görüntünün en parlak ya da en karanlık bölümlerinin tamamen beyaz ya da tamamen siyah olarak ayrıntısını yitirmesi.

Baskı

  • printisimbaskı, fotoğraf baskısı

    Dijital bir dosyadan ya da negatiften kağıda veya tuval, metal gibi başka bir malzemeye aktarılmış fotoğraf.

  • DPIkısaltmaDPI, inç başına nokta

    Dots per inch (inç başına nokta) ifadesinin kısaltması: yazıcının bir inçlik alana bıraktığı mürekkep noktası sayısı. Çoğu zaman gevşek bir şekilde PPI (inç başına piksel) anlamında da kullanılır.

  • mattesıfatmat

    Parlak olmayan ve ışığı pek yansıtmayan pürüzsüz bir yüzeye sahip. Fotoğraf kağıtları, yüzey kaplamaları ve laminasyonlar için kullanılır.

  • test printisimdeneme baskısı, test baskı

    Renkleri, parlaklığı, netliği ve kağıt seçimini kontrol etmek için son baskıdan önce yapılan küçük ya da kısmi baskı.

Telif Hakkı ve Lisanslama

  • copyrightisimtelif hakkı

    Bir fotoğrafın nasıl çoğaltılacağını, yayımlanacağını ve kullanılacağını belirleme konusundaki yasal hak. Çoğu ülkede fotoğraf çekildiği andan itibaren fotoğrafçıya aittir.

  • licenseisimlisans, kullanım izni

    Telif hakkı sahibinin, bir fotoğrafın belirli şekillerde kullanılması için verdiği izin; örneğin nerede, ne kadar süreyle ve hangi mecralarda. Genellikle ücret karşılığındadır.

  • model releaseisimmodel izin formu, model muvafakatnamesi

    Fotoğrafta görünen kişinin, görüntünün özellikle ticari amaçlarla kullanılmasına izin verdiğini gösteren imzalı belge.

  • stock photographyisimstok fotoğrafçılık, stok fotoğraf

    Tek bir müşteri için çekilmek yerine ajanslar ya da web siteleri aracılığıyla birçok farklı müşteriye lisanslanan hazır fotoğraflar.

  • royalty-freesıfattelifsiz, royalty-free

    Tek bir ücret ödenerek lisanslanan ve lisans koşulları çerçevesinde her kullanım için yeniden ödeme yapmadan defalarca kullanılabilen. Ücretsiz anlamına gelmez.

  • watermarkisimfiligran, damga

    Fotoğrafın kime ait olduğunu göstermek ve izinsiz kullanımı caydırmak için görüntünün üzerine, çoğunlukla yarı saydam olarak yerleştirilen logo, isim ya da yazı.

  • portfolioisimportfolyo

    Bir fotoğrafçının en iyi işlerinden özenle seçilmiş koleksiyon; müşteri kazanmak ya da işe başvurmak için web sitesinde, basılı bir kitapta ya da PDF olarak sunulur.

Mini test: bu terimleri biliyor musun?

Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.

Fotoğrafçılık İngilizcesi nasıl öğrenilir?

  • Pozlama kelimelerini tek bir sistem olarak öğrenin: diyafram, enstantane ve ISO her zaman birlikte konuşulur ve değişiklikler stop cinsinden ölçülür. “I opened up a stop” ya da “I dropped the ISO to 100” gibi tam cümleleri sesli söyleyerek pratik yapın.
  • Makinenizi ve düzenleme programınızı birkaç hafta İngilizce kullanın. Exposure Compensation, Metering, Highlights, Shadows, Export gibi menü kelimeleri, İngilizce eğitim videolarında ve müşteri geri bildirimlerinde karşınıza çıkan kelimelerin ta kendisi.
  • Gerçek İngilizce fotoğraf metinleri okuyun: objektif incelemeleri, makine kullanım kılavuzları, fotoğraf yarışması şartnameleri ve stok ajanslarının katkıcı rehberleri. Her terimin hangi fiillerle kullanıldığına dikkat edin: stop down, nail focus, blow out the highlights, sign a model release.
  • Telaffuz tuzaklarına dikkat edin: aperture ve portrait kelimelerinde vurgu ilk hecede, photographer ve photography kelimelerinde ikinci hecededir; bokeh ise genellikle “BO-key” diye okunur.
  • Müşteri e-postaları ve fiyat teklifleri için bir kalıp cümle defteri tutun: “The fee includes a one-year web license”, “Edited images will be delivered within ten working days”, “RAW files are not included” gibi cümleler tekrar tekrar işinize yarar.

Sıkça sorulan sorular

Türk fotoğrafçılar İngilizce terimleri mi kullanıyor, Türkçe karşılıklarını mı?

İkisi de kullanılıyor; kelimeye göre değişiyor. Klasik teknik terimlerin yerleşik Türkçe karşılıkları var: diyafram (aperture), enstantane (shutter speed), alan derinliği (depth of field), kadraj (framing), pozlama (exposure). Dijital fotoğrafçılık ve düzenlemeyle gelen yeni kelimeler ise genellikle İngilizce kalıyor: RAW, bokeh, preset, softbox, color grading. Stüdyoların da kendine özgü kelimeleri var: stüdyo flaşına paraflaş, ters ışığa kontra demek gibi. İki grubu da bilmek hem İngilizce eğitimleri takip etmenizi hem de Türk meslektaşlarınızla rahatça konuşmanızı sağlar.

Aperture, f-stop ve f-number arasındaki fark nedir?

Aperture, objektifteki fiziksel açıklığın kendisidir, yani diyafram. F-number (örneğin f/2.8) bu açıklığın büyüklüğünü bir oran olarak ifade eder: odak uzaklığının açıklık çapına bölümü. F-stop ise bu ayarın ve ışığı her adımda yarıya indiren ya da iki katına çıkaran standart aralıkların günlük adıdır. Uygulamada fotoğrafçılar f-stop ile f-number'ı aynı anlamda kullanır. Asıl önemli nokta şu: f/1.8 gibi küçük bir sayı daha geniş açıklık, daha fazla ışık ve daha dar alan derinliği demektir.

RAW mı çekmeliyim, JPEG mi?

İşe göre değişir. RAW dosyalar çok daha fazla bilgi saklar; beyaz ayarını düzeltebilir, açık tonları ve gölgeleri kurtarabilir, daha özgürce düzenleme yapabilirsiniz. Ama bu dosyalar büyüktür ve teslimden önce işlenmeleri gerekir. JPEG'ler daha küçüktür ve makineden çıktığı gibi paylaşılabilir, fakat düzeltme payları daha azdır. Pek çok profesyonel önemli işlerde RAW çeker; çoğu makine ikisini aynı anda kaydedebilir (RAW+JPEG).

f/2.8, 1/250 sn ve ISO 400 gibi ayarlar İngilizcede nasıl okunur?

Fotoğrafçılar eğik çizgiyi okumaz. f/2.8 “f two point eight”, f/11 ise “f eleven” diye okunur. 1/250 sn enstantane “one two-fifty” ya da “a two-fiftieth of a second”, 1/1000 sn “a thousandth”, 2 sn ise kısaca “two seconds” olur. ISO 400 “ISO four hundred” diye söylenir; ISO genellikle harf harf okunur. Tipik bir cümle şöyledir: “I shot it at f two point eight, one two-fifty, ISO four hundred.”

“Royalty-free” bir fotoğrafı ücretsiz kullanabileceğim anlamına mı geliyor?

Hayır. Royalty-free, bir lisans için bir kez ödeme yaptığınız ve sonra o lisansın koşulları içinde görseli her kullanımda yeniden ödeme yapmadan birden fazla kez kullanabildiğiniz anlamına gelir. Telif hakkı yine fotoğrafçıda ya da ajansta kalır; lisans baskı adedi, yeniden satış ya da logoda kullanım gibi konularda sınırlar koyabilir. Her zaman lisans metninin kendisini okuyun. Ücretsiz sunulan görseller ayrı bir kategoridir ve onların da kendi koşulları vardır.

Seviyene uygun okumayla pekiştir

Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar: