Fotoğrafçılık İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları
Fotoğrafçılık dünya çapında bir zanaat ve günlük dilinin büyük kısmı İngilizce: makine menüleri, objektif adları, düzenleme programları, müşteri brifleri ve stok ajansı sözleşmeleri aperture, white balance, RAW, model release gibi kelimelerle dolu. Bu sözlük makine ayarları, pozlama, objektifler, ışık, kompozisyon, düzenleme, baskı ve lisanslamayla ilgili temel kavramları sade bir İngilizce ve Türkçeyle, gerçek çekimlerden ve stüdyo işlerinden örneklerle açıklıyor. Fotoğrafçılar, fotoğrafçılık öğrencileri ve yabancı müşterilerle, ajanslarla ya da fotoğraf editörleriyle çalışan herkes için hazırlandı.
- 100 terim
- 10 konu
- 56 temel terim
- 201 örnek cümle
Fotoğraf Makinesi ve Ayarları
Digital single-lens reflex ifadesinin kısaltması: objektiften gelen ışığı bir ayna yardımıyla optik vizöre yansıtan dijital fotoğraf makinesi.
Objektifi değiştirilebilen ama içinde ayna bulunmayan dijital fotoğraf makinesi. Işık doğrudan sensöre ulaşır; görüntü ekranda ya da elektronik vizörde izlenir.
Dijital fotoğraf makinesinin içinde görüntüyü kaydeden, ışığa duyarlı çip. Eski makinelerde filmin gördüğü işi görür.
Işığın sensöre ne kadar süre ulaşacağını kontrol etmek için açılıp kapanan makine parçası. Mekanik ya da elektronik olabilir.
Kadraj kurmak için içinden bakılan küçük pencere. Gerçek sahneyi gösteren optik bir vizör ya da küçük bir ekran gösteren elektronik bir vizör olabilir.
Işığın rengini telafi ederek beyaz nesnelerin beyaz görünmesini sağlayan ayar; böylece ampul altında fazla turuncu, gölgede fazla mavi bir görüntü oluşmaz.
Özellikle yavaş enstantanelerde, az ışıkta ve özenli kadrajlarda makineyi sabit tutan, üç ayarlanabilir ayağı olan sehpa.
Mod kadranında M ile gösterilen ve diyafram, enstantane ile genellikle ISO'yu kendinizin ayarladığı, makinenin hiçbir şeyi değiştirmediği çekim modu.
A ya da Av ile gösterilen yarı otomatik mod: diyaframı siz seçersiniz, doğru pozlama için enstantaneyi makine belirler.
S ya da Tv ile gösterilen yarı otomatik mod: enstantaneyi siz seçersiniz, diyaframı makine ayarlar.
Bir milyon piksel; bir makinenin sensörünün kaç piksel kaydettiğini anlatmak için kullanılan birim. Örneğin 24 megapiksellik bir makine.
Makinenin fotoğraf ve videoları kaydettiği, SD ya da CFexpress gibi küçük ve çıkarılabilir kart.
Deklanşöre basılı tuttuğunuz sürece makinenin saniyede çok sayıda kareyi art arda çektiği çekim modu.
35 mm film karesiyle aynı boyutta, yaklaşık 36 × 24 mm olan makine ya da sensör için kullanılır. Diğer sensörleri karşılaştırmada referans alınan boyuttur.
Bir sensörün boyutunu full frame ile karşılaştıran sayı. Objektifin odak uzaklığı bu sayıyla çarpılarak full frame'deki eşdeğer görüş açısı bulunur.
Pozlama
Fotoğraf çekilirken makinenin sensörüne ya da filme ulaşan ışık miktarı; ortaya çıkan görüntünün ne kadar aydınlık ya da karanlık olacağını belirler.
Objektifin içinde ışığın geçtiği, büyüklüğü ayarlanabilen açıklık. Açıklık büyüdükçe daha fazla ışık girer ve alan derinliği daralır.
Işığın sensöre ulaşması için örtücünün açık kaldığı süre; örneğin saniyenin binde biri ya da iki saniye.
Makinenin sensörden gelen sinyali ne kadar güçlendireceğini belirleyen ayar. Yüksek ISO karanlıkta görüntüyü aydınlatır ama kumlanmayı artırır.
Diyafram, enstantane ve ISO'nun pozlamayı birlikte nasıl belirlediğini gösteren basit model; birini değiştirdiğinizde genellikle diğerlerinden birini de ayarlamanız gerekir.
f/2.8 ya da f/11 gibi, objektif açıklığının büyüklüğünü gösteren sayı. Odak uzaklığının açıklık çapına bölünmesiyle bulunur; bu yüzden sayı küçüldükçe açıklık büyür.
Sensöre gereğinden fazla ışık ulaştığı için fazla aydınlık çıkmış; açık tonlardaki ayrıntılar kaybolur ve bazı alanlar tamamen beyaza dönebilir.
Sensöre yeterince ışık ulaşmadığı için fazla karanlık çıkmış; gölgelerdeki ayrıntılar kaybolur ve sonradan aydınlatıldığında kumlanma artar.
Pozlamadaki değişiklikleri ölçmek için kullanılan birim. Bir stop artış ışığı iki katına çıkarır, bir stop azalış yarıya indirir; değişikliğin diyaframla, enstantaneyle ya da ISO ile yapılması fark etmez.
Makineye otomatik pozlamayı daha aydınlık ya da daha karanlık yapmasını söyleyen ayar; genellikle üçte bir stop'luk adımlarla değişir ve +1 ya da −0,7 gibi değerlerle gösterilir.
Makinenin pozlamaya karar vermek için sahnedeki ışığı ölçme biçimi. Farklı ölçüm modları kadrajın tamamına, ortasına ya da küçük bir noktaya bakar.
Örtücü açıkken hareket eden bir nesnenin, ya da makine kıpırdadığında bütün görüntünün çizgi çizgi bulanık görünmesi.
Bir saniye civarından birkaç dakikaya kadar yavaş bir enstantaneyle çekilen, hareket eden şeylerin bulanıklaştığı, sabit şeylerin ise net kaldığı fotoğraf.
Objektifler ve Netlik
Netlik noktasının önünde ve arkasında kalan ve yine de yeterince net görünen alan. Arka planın flu olduğu dar bir alan derinliği de olabilir, neredeyse her şeyin net olduğu geniş bir alan derinliği de.
24 mm ya da 200 mm gibi milimetre cinsinden verilen ve objektifin ne kadar geniş ya da ne kadar büyütülmüş bir görüntü vereceğini gösteren ölçü.
Işığı toplayıp sensöre ya da filme odaklayan parça. İçinde birden fazla cam eleman ve genellikle diyafram bulunur.
Konunun net çıkması için objektifi kendiliğinden ayarlayan makine sistemi; genellikle deklanşöre yarım basıldığında devreye girer.
Fotoğrafta net olan nokta ya da alan. Bir şey net görünüyorsa in focus, bulanık görünüyorsa out of focus denir.
Bulanıklık olmadan, kenarları belirgin ve ayrıntıları açık. Fotoğraflar, fotoğrafın belli bölümleri ve objektifler için kullanılır.
Fotoğraftaki netlik dışı alanların görünümü ve niteliği; özellikle yumuşak arka plan ve yuvarlak, flu ışık noktaları.
35 mm ya da 50 mm gibi tek bir sabit odak uzaklığı olan, zum yapamayan objektif. Genellikle zum objektiflerden daha keskindir ve daha geniş diyafram açıklığına sahiptir.
24–70 mm ya da 70–200 mm gibi odak uzaklığı değiştirilebilen, yer değiştirmeden daha geniş ya da daha yakın kadraj almayı sağlayan objektif.
Full frame bir makinede yaklaşık 35 mm ya da daha kısa odak uzaklığına sahip, sahnenin geniş bir bölümünü gösteren objektif.
Uzaktaki konuları daha büyük ve daha yakın gösteren, genellikle 70 mm ve üzeri uzun odak uzaklığına sahip objektif.
Objektifte ya da makine gövdesinde bulunan ve küçük el hareketlerinden kaynaklanan bulanıklığı azaltan sistem; böylece elde daha yavaş enstantanelerle çekim yapılabilir.
Neutral density (nötr yoğunluk) filtresi: renkleri değiştirmeden ışığı eşit biçimde azaltan, objektifin önüne takılan koyu cam.
Işık ve Aydınlatma
Flaştan ya da lambadan değil, güneşten ya da gökyüzünden gelen ışık; pencereden giren ışık da buna dahildir.
Fotoğraf çekildiği anda çok kısa ve güçlü bir ışık patlaması veren cihaz. Makineye yerleşik olabilir ya da makinenin üstüne takılabilir.
Gün doğumundan hemen sonra ve gün batımından hemen önce, güneşin alçakta olduğu ve ışığın yumuşak, sıcak olduğu kısa zaman dilimi.
Konunun arkasından, makineye doğru gelen ışık. Konunun çevresinde parlayan bir hat, siluet ya da parlama (flare) oluşturabilir.
Öğle güneşi ya da çıplak flaş gibi küçük ya da uzak bir kaynaktan gelen, keskin kenarlı gölgeler ve yüksek kontrast yaratan ışık.
Bulutlu gökyüzü, pencere ya da softbox gibi büyük ya da dağıtılmış bir kaynaktan gelen, yumuşak gölgeler ve pürüzsüz ton geçişleri oluşturan ışık.
Flaşın ya da lambanın önüne takılan, ışığı yayarak yumuşatan, önü beyaz ve yarı saydam kumaşla kaplı kutu biçiminde ışık şekillendirici.
Gölgeleri doldurmak için ışığı konuya geri yansıtan, genellikle katlanabilir, beyaz, gümüş ya da altın renkli düz yüzey.
Bir ışık düzenindeki ana ve genellikle en güçlü ışık; konunun üzerindeki ışığın yönünü ve havasını belirler.
Ana ışığın oluşturduğu gölgeleri tamamen yok etmeden aydınlatmak için kullanılan, daha zayıf ikincil ışık.
Genellikle stüdyoda ışık ayağı üzerinde kullanılan, kısa ve güçlü bir ışık patlaması veren flaş ünitesi.
Kompozisyon
Fotoğraftaki insanlar, çizgiler, biçimler ve boş alan gibi öğelerin kadraj içinde yerleştirilme biçimi.
Kadrajı iki yatay ve iki dikey çizgiyle dokuz eşit parçaya bölen ve önemli öğeleri bu çizgilerin üzerine ya da yakınına yerleştirmeyi öneren kompozisyon ilkesi.
Fotoğrafın kenarları içinde tam olarak nelerin yer alacağına, nelerin dışarıda kalacağına ve konunun kadrajın neresinde duracağına karar verme işi.
Yol, nehir, çit ya da duvar gibi, izleyicinin gözünü fotoğraf içinde gezdiren ve çoğu zaman ana konuya yönlendiren çizgiler.
Konunun öne çıkması için bilinçli olarak bırakılan, ana konunun çevresindeki boş alan; sade bir gökyüzü, duvar ya da su yüzeyi gibi.
Makinenin konuya baktığı konum ve yükseklik; örneğin yukarıdan, göz hizasından ya da aşağıdan.
Konuya çok yakından çekilen, bir yüzün, elin ya da küçük bir ayrıntının kadrajın büyük bölümünü doldurduğu fotoğraf.
Bir fotoğrafın eninden uzun (dikey) ya da boyundan geniş (yatay) olması.
Bir görüntünün genişliği ile yüksekliği arasındaki oran; 3:2, 4:3, 16:9 ya da 1:1 gibi iki sayıyla yazılır.
Fotoğraf Türleri ve Çekimler
Bir kişinin ya da bir şeyin fotoğrafını çekmek veya bir etkinlikte ya da işte fotoğrafçı olarak çalışmak. Geçmiş zaman hali shot'tır.
Bir kişinin ya da grubun yüzünün, karakterinin veya ruh halinin asıl konu olduğu fotoğraf.
Dağ, sahil, orman ve gökyüzü gibi doğal manzaraların, genellikle mekanın geniş bir görünümünü verecek şekilde fotoğraflanması.
Kamusal alanlardaki gündelik yaşamın ve insanların, genellikle poz verdirmeden ve kimseyi yönlendirmeden çekilen doğal fotoğrafları.
Ürünleri internet mağazaları, kataloglar, ambalajlar ve reklamlar için net ve çekici biçimde gösteren fotoğrafçılık.
Düğün gününün hazırlıklardan ve törenden çift portrelerine ve eğlenceye kadar fotoğraflanması.
Kişinin baş ve omuzlarını sıkı bir kadrajla gösteren sade portre; özgeçmiş, şirket web sitesi, LinkedIn ya da oyunculuk başvuruları için kullanılır.
Bir çekim sırasında mutlaka alınması gereken fotoğrafların önceden hazırlanmış listesi; belirli pozlar, gruplar, ürünler ya da ayrıntılar gibi.
Böcek, çiçek ya da mücevher gibi küçük konuların, sensörde gerçek boyutunda ya da daha büyük görünecek şekilde aşırı yakından fotoğraflanması.
Düzenleme ve Rötuş
Çekimden sonra pozlama, renk ve kırpma gibi ayarlarla fotoğrafları iyileştirmek ve hangi karelerin kalacağını seçmek.
Kompozisyonu iyileştirmek, dikkat dağıtan öğeleri çıkarmak ya da belirli bir formata uydurmak için fotoğrafın dış kısımlarını kesip atmak.
Temel düzenlemenin ardından görüntüde ayrıntılı değişiklikler yapmak; sivilce, dağınık saç teli, toz ya da istenmeyen nesneleri temizlemek gibi.
Tek tıklamayla birçok fotoğrafa uygulanabilen ve hepsine aynı görünümü veren, kaydedilmiş düzenleme ayarları grubu.
Bir görüntüdeki aydınlık ve karanlık alanlar arasındaki fark. Yüksek kontrastta siyahlar derin, beyazlar parlaktır; düşük kontrast daha düz ve yumuşak görünür.
Bir görüntüdeki renklerin ne kadar güçlü ve yoğun olduğu. Sıfır doygunluk siyah beyaz görüntü verir; çok yüksek doygunluk bağırgan ve yapay görünür.
Belirli bir hava ya da üslup yaratmak için fotoğrafların renklerini ve tonlarını ayarlama işi; örneğin açık tonları sıcak, gölgeleri soğuk yapmak gibi.
Fotoğrafın köşelerinin ve kenarlarının merkeze göre kararması ya da açılması. Objektiften kaynaklanabilir ya da düzenlemede eklenebilir.
Işığı biçimlendirmek, derinlik katmak ya da gözü yönlendirmek için fotoğrafın seçili bölgelerini açmak (dodge) ve koyulaştırmak (burn). Adlar karanlık oda baskı tekniklerinden gelir.
Renk içermeyen, yalnızca siyahtan beyaza kadar gri tonlardan oluşan. Monokrom da denir.
Dosyalar ve Görüntü Kalitesi
Sensörün kaydettiği verinin neredeyse tamamını, makinenin işlemesinden geçirmeden saklayan görüntü dosyası. Paylaşılmadan önce düzenlenip dönüştürülmesi gerekir.
Fotoğrafları sıkıştırarak küçük boyutlu hale getiren, bu sırada bir miktar ayrıntı kaybeden yaygın görüntü dosyası formatı. Joint Photographic Experts Group ifadesinin kısaltmasıdır.
Bir fotoğraftaki tonların soldaki saf siyahtan sağdaki saf beyaza kadar nasıl dağıldığını gösteren grafik.
Özellikle yüksek ISO'da ya da sonradan açılmış gölgelerde fotoğrafı kumlu gösteren rastgele renk ve parlaklık benekleri.
Bir makinenin ayrıntıyı koruyarak kaydedebildiği ya da bir sahnede bulunan, en karanlık gölgelerden en parlak açık tonlara kadarki parlaklık aralığı.
Bir görüntüdeki ayrıntı miktarı; genellikle piksel cinsinden boyutla (örneğin 6000 × 4000) ya da baskıda bir inçe kaç piksel veya nokta düştüğüyle ifade edilir.
High dynamic range (yüksek dinamik aralık) ifadesinin kısaltması: farklı pozlamalarla çekilmiş birkaç fotoğrafı birleştirerek hem gölgelerde hem açık tonlarda ayrıntı bulunan tek bir görüntü elde etme tekniği.
Bir görüntü dosyasının, ekranın ya da yazıcının kullanabildiği, sRGB, Adobe RGB ya da ProPhoto RGB gibi tanımlanmış renk aralığı.
Görüntünün en parlak ya da en karanlık bölümlerinin tamamen beyaz ya da tamamen siyah olarak ayrıntısını yitirmesi.
Baskı
Dijital bir dosyadan ya da negatiften kağıda veya tuval, metal gibi başka bir malzemeye aktarılmış fotoğraf.
Dots per inch (inç başına nokta) ifadesinin kısaltması: yazıcının bir inçlik alana bıraktığı mürekkep noktası sayısı. Çoğu zaman gevşek bir şekilde PPI (inç başına piksel) anlamında da kullanılır.
Parlak olmayan ve ışığı pek yansıtmayan pürüzsüz bir yüzeye sahip. Fotoğraf kağıtları, yüzey kaplamaları ve laminasyonlar için kullanılır.
Renkleri, parlaklığı, netliği ve kağıt seçimini kontrol etmek için son baskıdan önce yapılan küçük ya da kısmi baskı.
Telif Hakkı ve Lisanslama
Bir fotoğrafın nasıl çoğaltılacağını, yayımlanacağını ve kullanılacağını belirleme konusundaki yasal hak. Çoğu ülkede fotoğraf çekildiği andan itibaren fotoğrafçıya aittir.
Telif hakkı sahibinin, bir fotoğrafın belirli şekillerde kullanılması için verdiği izin; örneğin nerede, ne kadar süreyle ve hangi mecralarda. Genellikle ücret karşılığındadır.
Fotoğrafta görünen kişinin, görüntünün özellikle ticari amaçlarla kullanılmasına izin verdiğini gösteren imzalı belge.
Tek bir müşteri için çekilmek yerine ajanslar ya da web siteleri aracılığıyla birçok farklı müşteriye lisanslanan hazır fotoğraflar.
Tek bir ücret ödenerek lisanslanan ve lisans koşulları çerçevesinde her kullanım için yeniden ödeme yapmadan defalarca kullanılabilen. Ücretsiz anlamına gelmez.
Fotoğrafın kime ait olduğunu göstermek ve izinsiz kullanımı caydırmak için görüntünün üzerine, çoğunlukla yarı saydam olarak yerleştirilen logo, isim ya da yazı.
Bir fotoğrafçının en iyi işlerinden özenle seçilmiş koleksiyon; müşteri kazanmak ya da işe başvurmak için web sitesinde, basılı bir kitapta ya da PDF olarak sunulur.
Mini test: bu terimleri biliyor musun?
Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.
Fotoğrafçılık İngilizcesi nasıl öğrenilir?
- Pozlama kelimelerini tek bir sistem olarak öğrenin: diyafram, enstantane ve ISO her zaman birlikte konuşulur ve değişiklikler stop cinsinden ölçülür. “I opened up a stop” ya da “I dropped the ISO to 100” gibi tam cümleleri sesli söyleyerek pratik yapın.
- Makinenizi ve düzenleme programınızı birkaç hafta İngilizce kullanın. Exposure Compensation, Metering, Highlights, Shadows, Export gibi menü kelimeleri, İngilizce eğitim videolarında ve müşteri geri bildirimlerinde karşınıza çıkan kelimelerin ta kendisi.
- Gerçek İngilizce fotoğraf metinleri okuyun: objektif incelemeleri, makine kullanım kılavuzları, fotoğraf yarışması şartnameleri ve stok ajanslarının katkıcı rehberleri. Her terimin hangi fiillerle kullanıldığına dikkat edin: stop down, nail focus, blow out the highlights, sign a model release.
- Telaffuz tuzaklarına dikkat edin: aperture ve portrait kelimelerinde vurgu ilk hecede, photographer ve photography kelimelerinde ikinci hecededir; bokeh ise genellikle “BO-key” diye okunur.
- Müşteri e-postaları ve fiyat teklifleri için bir kalıp cümle defteri tutun: “The fee includes a one-year web license”, “Edited images will be delivered within ten working days”, “RAW files are not included” gibi cümleler tekrar tekrar işinize yarar.
Sıkça sorulan sorular
Türk fotoğrafçılar İngilizce terimleri mi kullanıyor, Türkçe karşılıklarını mı?
İkisi de kullanılıyor; kelimeye göre değişiyor. Klasik teknik terimlerin yerleşik Türkçe karşılıkları var: diyafram (aperture), enstantane (shutter speed), alan derinliği (depth of field), kadraj (framing), pozlama (exposure). Dijital fotoğrafçılık ve düzenlemeyle gelen yeni kelimeler ise genellikle İngilizce kalıyor: RAW, bokeh, preset, softbox, color grading. Stüdyoların da kendine özgü kelimeleri var: stüdyo flaşına paraflaş, ters ışığa kontra demek gibi. İki grubu da bilmek hem İngilizce eğitimleri takip etmenizi hem de Türk meslektaşlarınızla rahatça konuşmanızı sağlar.
Aperture, f-stop ve f-number arasındaki fark nedir?
Aperture, objektifteki fiziksel açıklığın kendisidir, yani diyafram. F-number (örneğin f/2.8) bu açıklığın büyüklüğünü bir oran olarak ifade eder: odak uzaklığının açıklık çapına bölümü. F-stop ise bu ayarın ve ışığı her adımda yarıya indiren ya da iki katına çıkaran standart aralıkların günlük adıdır. Uygulamada fotoğrafçılar f-stop ile f-number'ı aynı anlamda kullanır. Asıl önemli nokta şu: f/1.8 gibi küçük bir sayı daha geniş açıklık, daha fazla ışık ve daha dar alan derinliği demektir.
RAW mı çekmeliyim, JPEG mi?
İşe göre değişir. RAW dosyalar çok daha fazla bilgi saklar; beyaz ayarını düzeltebilir, açık tonları ve gölgeleri kurtarabilir, daha özgürce düzenleme yapabilirsiniz. Ama bu dosyalar büyüktür ve teslimden önce işlenmeleri gerekir. JPEG'ler daha küçüktür ve makineden çıktığı gibi paylaşılabilir, fakat düzeltme payları daha azdır. Pek çok profesyonel önemli işlerde RAW çeker; çoğu makine ikisini aynı anda kaydedebilir (RAW+JPEG).
f/2.8, 1/250 sn ve ISO 400 gibi ayarlar İngilizcede nasıl okunur?
Fotoğrafçılar eğik çizgiyi okumaz. f/2.8 “f two point eight”, f/11 ise “f eleven” diye okunur. 1/250 sn enstantane “one two-fifty” ya da “a two-fiftieth of a second”, 1/1000 sn “a thousandth”, 2 sn ise kısaca “two seconds” olur. ISO 400 “ISO four hundred” diye söylenir; ISO genellikle harf harf okunur. Tipik bir cümle şöyledir: “I shot it at f two point eight, one two-fifty, ISO four hundred.”
“Royalty-free” bir fotoğrafı ücretsiz kullanabileceğim anlamına mı geliyor?
Hayır. Royalty-free, bir lisans için bir kez ödeme yaptığınız ve sonra o lisansın koşulları içinde görseli her kullanımda yeniden ödeme yapmadan birden fazla kez kullanabildiğiniz anlamına gelir. Telif hakkı yine fotoğrafçıda ya da ajansta kalır; lisans baskı adedi, yeniden satış ya da logoda kullanım gibi konularda sınırlar koyabilir. Her zaman lisans metninin kendisini okuyun. Ücretsiz sunulan görseller ayrı bir kategoridir ve onların da kendi koşulları vardır.
İlgili alanlar
Seviyene uygun okumayla pekiştir
Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar:
