Tüm alanlarda aramak için en az 2 karakter yazın.
İş İngilizcesi: 401 Temel Terim ve Anlamları
İş İngilizcesi, uluslararası şirketlerin ortak çalışma dilidir: toplantı yönetmek, net bir e-posta yazmak, sonuçları sunmak ve başka ülkelerdeki meslektaşlarla anlaşmaya varmak için gereken kelimeler bunlardır. Yöneticiler, mühendisler, satış ekipleri ve asistanlar bu terimleri her gün kullanır; kalıp ifadeleri bilmek çoğu zaman nadir kelimeleri bilmekten daha işe yarar.
- 401 terim
- 11 konu
- 134 temel terim
- 813 örnek cümle
Ofis Deyimleri ve Kalıpları
Rakip kişi veya kuruluşların aynı koşullar altında adil bir şansa sahip olduğu durum.
Bir görüş ayrılığında taraflardan birini seçmekten veya açıkça desteklemekten kaçınmak.
Bir otoritenin koyduğu kurallara veya davranış beklentilerine uymak.
Zaman, para veya çaba tasarrufu için doğru işlem adımlarını atlamak; çoğunlukla kaliteyi düşürmek.
Yerleşmiş bir duruma karşı çıkarak veya anlaşmazlık yaratarak mevcut düzeni sarsmak.
Yapmayı planladığınız veya kabul ettiğiniz bir şey konusunda kaygılanmaya ya da tereddüt etmeye başlamak.
Belirli bir sonucu elde etmek için kişisel bağlantı veya nüfuzdan yararlanmak.
Kapasitenizin veya becerinizin üzerinde bir iş ya da sorumluluk üstlenmek.
Bir işte birkaç farklı rolü veya sorumluluk türünü bir arada yürütmek.
Tek bir seçeneğe bağımlı kalarak onun başarısızlığında her şeyi riske atmak.
Diğer seçimleri ortadan kaldıracak bir taahhütte bulunmayarak gelecekteki alternatifleri korumak.
Bir şeyi bulmak veya sorunu çözmek için makul bütün olasılıkları araştırmak.
Başarılı olma olasılığı düşük bir girişim veya ihtimal.
Yerine getirilmesi çok güç olacak talep veya görev.
Kuralların veya sınıflandırma sınırlarının açık olmadığı durum.
Yararlı etkilerinin yanında zararlı sonuçlar da doğurabilen unsur.
Başarısızlık veya istenmeyen bir gelişmenin yaklaştığını gösteren açık işaretler bulunduğunu belirtir.
Başkalarıyla aynı zor durum veya sorunla karşı karşıya olmak.
Bir sorunla ilgilenmek yerine onu gizlemek veya görmezden gelmek.
Bir düşünceyi sözle desteklerken davranışlarıyla gerçek destek vermemek.
Rakamlar ve Para
Bir şirketin, ekibin ya da projenin belirli bir dönemde harcamayı planladığı para miktarı veya bu harcamaları gösteren plan.
Satıcının gönderdiği, sağlanan mal veya hizmetleri listeleyen ve alıcının ne kadar, hangi tarihe kadar ödemesi gerektiğini gösteren belge.
Bir şirketin mali yılını böldüğü dört adet üç aylık dönemden biri; genellikle Q1, Q2, Q3 ve Q4 diye yazılır.
Miktarları, sonuçları ya da istatistikleri gösteren sayılar; özellikle satış, maliyet veya performansla ilgili resmi rakamlar.
Bir şirketin belirli bir dönemde mal veya hizmet satışından elde ettiği, giderler düşülmeden önceki toplam para.
Bir işletmenin tüm giderlerini ödedikten sonra elinde kalan para; giderler gelirden fazlaysa sonuç zarardır.
Eldeki bilgilere dayanarak bir sayı, maliyet ya da süre hakkında yapılan dikkatli tahmin; ayrıca bir işin muhtemel fiyatını gösteren yazılı belge.
Mevcut verilere ve eğilimlere dayanarak, özellikle satışlar, maliyetler ya da talep konusunda gelecekte ne olacağına dair yapılan öngörü.
Bir önceki yılın aynı dönemiyle karşılaştırıldığında; raporlarda ve slaytlarda çoğu zaman YoY diye kısaltılır.
İngiliz İngilizcesinde bir şirketin belirli bir dönemde yaptığı satışların toplam değeri; ayrıca çalışanların işten ayrılıp yerlerine yenilerinin alınma oranı.
Bütçede planlanan tutarla gerçekte harcanan ya da kazanılan tutar arasındaki farktır.
Tek bir ürünün, hizmet biriminin ya da ölçülebilir miktarın üretilmesi, satın alınması veya teslim edilmesi için oluşan maliyettir.
Satış gelirinden maliyetler çıkarıldıktan sonra kâr olarak kalan paranın yüzdesi.
Karşılaştırmaya dahil edilen unsurlardaki değişikliklerin sonucu çarpıtmaması için eşdeğer bir temelde yapılan karşılaştırma.
Adı verilen maliyet, kesinti veya başka tutar çıkarıldıktan sonraki miktarı belirtir.
Belirtilen kalemin tutarın veya düzenlemenin içinde zaten bulunduğunu gösterir.
Belirtilen kalemin tutara veya düzenlemeye dahil edilmediğini gösterir.
Bir ürünü veya hizmeti kâr eklemeden, elde etme ya da üretme maliyeti karşılığında sunmak.
Borçlu olunan tutarın bir bölümünü ödeyip kalan bakiyeyi daha sonra kapatmak üzere yapılan ödeme.
Zaten harcanmış ve artık geri alınamayacak para veya kaynak.
Çalışma Hayatı
Birlikte çalıştığınız kişi; özellikle aynı şirkette ya da sizinle aynı meslekte olan biri.
İşinizi ofis yerine evden, genellikle dizüstü bilgisayar, e-posta ve görüntülü görüşmelerle yapmak; çoğu zaman WFH diye kısaltılır.
Aynı kurum içinde genellikle daha fazla sorumluluk ve daha yüksek maaşla daha üst bir göreve geçme.
İşverene, genellikle yazılı olarak ve gerekli ihbar süresine uyarak, işten ayrıldığınızı resmi olarak bildirmek.
Bir çalışanın her yıl hak ettiği ve çoğunlukla tatil için kullandığı ücretli izin günleri.
Bir yöneticinin ve çalışanın, çalışanın işini, sonuçlarını ve hedeflerini konuştuğu, genellikle yılda bir ya da iki kez yapılan düzenli görüşme.
Normal çalışma saatlerinin dışında yapılan çalışma ya da bu süre için ödenen ek ücret.
Bir kişinin ya da ekibin belirli bir dönemde yapması gereken iş miktarı.
Yeni çalışanları karşılama ve şirketin sistemlerini, çalışanlarını ve çalışma biçimini öğrenmelerine yardımcı olma süreci.
Bir kuruluşta insanların çalışma, iletişim kurma ve birbirine davranma biçimini şekillendiren ortak değerler, alışkanlıklar ve davranışlar.
İşi, genellikle evden ya da başka bir yerden, dijital araçlarla bağlantıda kalarak olağan ofis dışında yürütmektir.
Çalışanların zamanlarını ev ile ofis ya da başka bir iş yeri arasında bölüştürdüğü çalışma düzenidir.
İşe ayırdığınız zaman ve enerji ile özel yaşamınıza ayırdığınız zaman ve enerji arasındaki sağlıklı denge.
Hastalık veya verimli çalışmayı azaltan başka bir duruma rağmen işte bulunma.
İşi bırakmadan, görev kapsamında gerekenleri yapıp bunun ötesindeki ek işi üstlenmemeye verilen gündelik ad.
Tek bir pozisyonun görev ve çalışma saatlerinin, genellikle iki kişi olmak üzere, birden fazla çalışan arasında paylaşıldığı düzen.
Deneyim kazanmak veya işletme ihtiyacını karşılamak için farklı iş ya da görevler arasında planlı geçiş.
Çalışana daha fazla sorumluluk, karar alanı veya anlamlı gelişim fırsatı sağlayacak biçimde işin içeriğini değiştirmek.
Bir işi öğrenmek amacıyla o işi yapan kişiyi gerçek çalışma sırasında gözlemlemek.
Bir çalışanın ihbar döneminde istihdamı ve genellikle ücreti sürerken çalışmamasının istendiği dönem.
İşverenin düzenlediği geçici çalışmama veya azaltılmış saatlerle çalışma dönemi; ücret koşulları değişebilir.
Asıl işin yanında, bazen işverenin bilgisi dışında, başka ücretli iş yapma.
Belirli grupların üst düzey görevlere ulaşmasını engelleyen, açıkça görünmeyen engel.
Yeterince temsil edilmeyen gruplardan kişilerin başarısızlık riskinin yüksek olduğu dönemlerde liderliğe atanması örüntüsü.
İşverenden ayrılmayı mali açıdan külfetli veya cazibesiz hale getiren parasal yararlar.
İlerleme veya mesleki gelişim için çok az fırsat sunan iş.
Becerilerin kaybolması veya görevler basitleştirildiğinde ya da otomatikleştiğinde gereken beceri düzeyinin azalması.
Farklı bir iş türü veya önemli ölçüde değişmiş görev için yeni beceriler öğrenme.
Yöneticiyle iletişimi, öncelikleri ve karşılıklı çalışma verimini geliştirmek için etkin biçimde ilişki yürütmek.
Genellikle iş protestosu olarak, kuralların ve görevlerin gerektirdiğinin dışına çıkmadan çalışmak.
Özellikle toplu iş eylemi kapsamında çalışmayı durdurmak.
Bir grubun işine adil payınız kadar katkıda bulunmak.
Belirli bir işi yapabilmek için gerekli pratik yöntem ve süreçleri öğrenmek.
Bir iş alanında meslek yaşamının erken dönemindeki uygulama deneyimini kazanmak.
Yapılması gereken iş için yeterli sayıda çalışanı bulunmayan ekip veya kuruluşu niteler.
Mevcut işi yürütmek için gerekenden fazla çalışanı bulunan ekip veya kuruluşu niteler.
Asıl görevli yokken veya kadro boşken bir görevin sorumluluklarını geçici olarak yerine getiren kişiyi niteler.
İş Seyahatleri ve Etkinlikler
İş gereği yapılan yolculuk; örneğin müşterileri ziyaret etmek, bir konferansa katılmak ya da başka bir ofiste çalışmak için.
Uçuş, otel odası, toplantı odası ya da randevu gibi bir şeyi ileri bir tarihte kullanmak üzere ayarlamak.
Bir şeyin parasını ödediğinizi kanıtlayan; neyi, hangi fiyata ve hangi tarihte aldığınızı gösteren kağıt ya da e-posta.
Birkaç saat dilimini geçen bir uçuştan sonra, biyolojik saatiniz henüz yeni saate uyum sağlamadığı için hissettiğiniz yorgunluk ve sersemlik.
Özellikle seyahat ederken kalınan yer; otel odası ya da daire gibi.
İş için yaptığınız harcamaları fişleriyle birlikte listeleyen ve şirketin bu parayı size geri ödemesini sağlayan form ya da çevrimiçi rapor.
Bir yolculuğun uçuşlarını, otellerini, toplantılarını ve saatlerini içeren ayrıntılı plan; genellikle seyahatten önce gönderilir.
Birinin harcadığı parayı, özellikle seyahat ya da yemek gibi işle ilgili masraflar için harcanan parayı geri ödemek.
Örneğin konferans ve etkinliklerde kendi sektörünüzdeki insanlarla tanışıp konuşarak işe yarar mesleki ilişkiler kurma.
Şirketlerin ürün veya hizmetlerini tanıttığı, potansiyel alıcılarla görüştüğü ve iş bağlantıları kurduğu büyük ticari etkinliktir.
Konferansın yapıldığı yer demektir; bu yer bir otel, kongre merkezi ya da şirket tesisi olabilir.
Bir etkinliğe katılmak için kayıt olma ve gerekli bilgileri verme sürecidir.
İnsanların profesyonel bağlantılar kurmak, bilgi alışverişi yapmak ve gelecekteki iş fırsatlarını değerlendirmek için bir araya geldiği etkinlik.
Farklı yerlerde düzenlenen bir dizi iş sunumu veya etkinliği.
Normal işyeri dışında düzenlenen çalışma toplantısı veya ekip etkinliği.
Büyük bir toplantı veya etkinliğin katılımcılarının daha küçük gruplara ayrılarak yaptığı oturum.
Katılımcıların görece eşit konumda görüş sunduğu tartışma biçimi.
Dinleyiciler önünde yapılan, gündelik sohbet havasındaki röportaj tarzı konuşma.
İnsanların bir araya gelip kendilerini tanıtması için düzenlenen etkinlik veya kısa oturum.
Planlanmış iş görüşmelerine katılması karşılığında etkinlik masrafları karşılanan alıcı.
İş veya performans hedeflerinin karşılanması karşılığında ödül olarak sunulan seyahat.
Bir kişinin mesleki kimliğini ve iletişim bilgilerini veren küçük basılı veya dijital kart.
Bir katılımcının ürün veya hizmetlerini sunduğu ayrılmış sergileme alanı veya yapısı.
Mini test: bu terimleri biliyor musun?
Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.
İş İngilizcesi nasıl öğrenilir?
- Tek tek kelimeler yerine kalıpları öğrenin: "wrap up the meeting", "push back the deadline" ve "loop someone in" gibi ifadeler meslektaşların gerçekten kullandığı dildir.
- Her hafta şirket duyuruları, faaliyet raporları ve iş haberleri gibi gerçek iş metinleri okuyun; e-postaların nasıl açılıp kapandığına dikkat edin.
- Kendi e-posta cümlelerinizden bir liste tutun ve Türkçeden kelime kelime çevirdiğiniz ifadeleri karşılaştığınız doğal İngilizce kalıplarla değiştirin.
- Tanıdık görünüp başka anlama gelen kelimelere dikkat edin: "agenda" ajanda değil gündemdir, toplantıdaki "minutes" ise dakika değil tutanaktır.
- Görüşmelerde gereken "You're on mute" ve "Could you share your screen?" gibi cümleleri ihtiyaç duymadan önce sesli olarak çalışın.
Sıkça sorulan sorular
İş İngilizcesi ile genel İngilizce arasındaki fark nedir?
Dil bilgisi aynıdır. Fark kelime dağarcığında, kalıp ifadelerde ve üsluptadır: İş İngilizcesi toplantılara, e-postalara, sunumlara, müzakerelere ve telefon görüşmelerine odaklanır; net, kibar ve kısa cümleleri öne çıkarır.
İngilizce bir iş e-postasına nasıl başlanır ve nasıl bitirilir?
Güvenli bir kalıp şöyledir: "Dear Ms Smith," ya da "Hi Anna," gibi bir hitap, neden yazdığınızı belirten bir ilk cümle ve ardından adınızla birlikte "Best regards," ya da "Kind regards," gibi bir kapanış. Yazdığınız kişinin üslubuna uyum sağlayın.
"Touch base" ve "circle back" gibi deyimler iş ortamı için fazla gündelik mi?
Konuşma dilinde ve şirket içi e-postalarda, özellikle Amerikan iş kültürünün etkili olduğu şirketlerde olağandır. Resmi yazışmalarda, sözleşmelerde ve resmi raporlarda ise "contact" ya da "discuss later" gibi yalın fiiller daha uygundur.
Türkçe konuşanlar hangi iş İngilizcesi kelimelerinde sık hata yapar?
Tipik tuzaklar şunlardır: "agenda" (ajanda değil gündem), "minutes" (dakika değil tutanak), "bring forward" (ertelemek değil öne almak) ve "shortly" (kısaca değil birazdan). Sık görülen bir dil bilgisi hatası da "look forward to hearing" yerine "look forward to hear" yazmaktır.
İş İngilizcemi nasıl daha hızlı geliştirebilirim?
Şirket e-postaları, raporlar, basın bültenleri ve iş haberleri gibi gerçek iş metinleri okuyun ve sürekli karşınıza çıkan kalıpları not edin. Sonra bunları kendi e-postalarınızda ve toplantılarınızda kullanın; işte birkaç kez kullandığınız bir kalıp kalıcı olur.
İlgili alanlar
Seviyene uygun okumayla pekiştir
Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar:
