Ofis ve idari personel için İngilizce

Ofis ve Sekreterlik İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları

Ofis ve idari personel, bir iş yerinin aksamadan işlemesini sağlar: telefonlara bakar, ziyaretçileri karşılar, takvimleri yönetir, seyahat ayarlar, toplantı tutanağı tutar, fatura ve masraf beyanlarını işler. Uluslararası şirketlerde bu işlerin büyük kısmı telefonda, e-postada ve ortak belgelerde İngilizce yürür. Bu sözlük, bu günlük görevler için gereken kelime ve kalıpları gerçek ofis işinden örneklerle açıklıyor.

  • 100 terim
  • 11 konu
  • 62 temel terim
  • 200 örnek cümle

Ofis Görevleri ve Günlük İdari İşler

  • administrative assistantisimidari asistan, sekreter

    Bir ekibin ya da şirketin günlük ofis işlerini yürüten kişi; telefonlara bakar, takvimleri düzenler, evrakları dosyalar ve malzeme siparişi verir.

  • paperworkisimevrak işleri, kağıt işleri

    Bir işin ya da sürecin parçası olarak hazırlanması, doldurulması ya da kontrol edilmesi gereken form, yazı, kayıt ve diğer belgelerin tümü.

  • adminisimidari işler, ofis işleri

    Administration kelimesinin kısaltması; e-postalar, dosyalama, planlama, formlar ve kayıtların güncel tutulması gibi bir ofisteki günlük düzenleme işleri.

  • office managerisimofis müdürü, ofis yöneticisi

    Bir ofisin düzenli işlemesinden sorumlu kişi; bina ve tesis işleri, malzemeler, idari personel, ofis bütçesi ve tedarikçilerle iletişim onun sorumluluğundadır.

  • personal assistantisimyönetici asistanı, özel asistan

    Tek bir üst düzey yöneticiye çalışan; onun takvimini, e-postalarını, seyahatlerini ve toplantılarını yöneten ve çoğu zaman özel ya da gizli konularla da ilgilenen asistan.

  • prioritisefiilönceliklendirmek, öncelik vermek

    Hangi işlerin en önemli ya da en acil olduğuna karar verip önce onlarla ilgilenmek.

  • hot deskingisimesnek masa düzeni, paylaşımlı masa sistemi

    Çalışanların sabit bir masasının olmadığı, herhangi bir boş masayı çoğu zaman bir uygulama üzerinden önceden ayırtarak kullandığı ofis düzeni.

Ofis Ekipmanı ve Kırtasiye

  • photocopierisimfotokopi makinesi, çok işlevli yazıcı

    Belgelerin kağıt kopyasını çıkaran makine; ofislerdeki çoğu model aynı zamanda yazdırma, tarama ve belgeleri e-postayla gönderme işlevlerine de sahiptir.

  • printerisimyazıcı, ağ yazıcısı

    Bir bilgisayara ya da ağa bağlı olan ve dijital dosyalardaki metin ve görüntüleri kağıda aktaran makine.

  • stationeryisimkırtasiye, kırtasiye malzemeleri

    Ofiste kullanılan kağıt, zarf, kalem, zımba teli, klasör gibi yazı ve büro malzemeleri; ayrıca üzerinde şirketin adı ve logosu basılı kağıtlar.

  • scanfiiltaramak, tarayıcıdan geçirmek

    Kağıt bir belgeyi ya da fotoğrafı tarayıcı veya çok işlevli yazıcı kullanarak bilgisayara aktarıp dijital dosyaya dönüştürmek.

  • office suppliesisimofis malzemeleri, büro malzemeleri

    Bir ofisin işlemesi için gereken günlük malzemeler; kağıt, kalem, toner, dosya, zımba teli ve bazen çay, kahve gibi mutfak ürünleri.

  • envelopeisimzarf

    Bir mektup ya da belgeyi postayla göndermek için kullanılan, ön yüzünde alıcının adresi için yer bulunan düz kağıt kılıf.

  • shredderisimkağıt imha makinesi, evrak imha makinesi

    Gizli belgelerin okunamaması için kağıdı çok ince şeritlere ya da küçük parçalara ayıran makine.

  • staplerisimzımba, zımba makinesi

    Kağıt yapraklarını, staple denen ince ve bükülmüş bir metal parçayı içlerinden geçirerek birbirine tutturan küçük alet.

  • tonerisimtoner, toner kartuşu

    Lazer yazıcı ve fotokopi makinelerinin metin ve görüntü basmak için mürekkep yerine kullandığı ince toz; değiştirilebilir bir kartuş içinde gelir.

  • paper jamisimkağıt sıkışması

    Kağıdın yazıcı ya da fotokopi makinesinin içinde sıkışması ve kağıt çıkarılana kadar makinenin çalışmaması sorunu.

  • sticky noteisimyapışkanlı not kağıdı, post-it

    Bir kenarında yapışkan bulunan, yüzeylere yapıştırılıp kolayca çıkarılabilen küçük renkli kağıt; kısa notlar ve hatırlatmalar için kullanılır.

Dosyalama ve Evrak

  • filefiildosyalamak, klasörlemek

    Bir belgeyi klasör, dolap ya da bilgisayar sistemi gibi doğru yerine kaldırmak; böylece gerektiğinde kolayca bulunabilmesini sağlamak.

  • documentisimbelge, evrak

    Bir konuda bilgi veren ya da bir şeyin resmi kanıtı olan yazılı, basılı veya elektronik materyal; sözleşme, rapor ya da sertifika gibi.

  • formisimform, başvuru formu

    Bir şeye başvurmak, bir talepte bulunmak ya da bilgileri standart bir şekilde kaydetmek için kullanılan, bilgilerin yazıldığı boşlukları olan belge.

  • fill inphrasal verb (öbek fiil)doldurmak, eksik yerleri tamamlamak

    Bir formu ya da belgeyi, boş bırakılan yerlere istenen bilgileri yazarak tamamlamak.

  • folderisimdosya, klasör

    Kağıtları bir arada tutmak için kullanılan kapak ya da dosya; veya bilgisayarda dosyaların saklandığı adlandırılmış yer.

  • filing cabinetisimdosya dolabı, evrak dolabı

    Kağıt ve dosyaları düzenli şekilde saklamak için derin çekmeceleri olan, çoğu zaman kilitli ofis mobilyası.

  • hard copyisimbasılı kopya, çıktı

    Bir belgenin bilgisayarda saklanan elektronik halinin aksine kağıda basılmış hali.

  • confidentialsıfatgizli, kişiye özel

    Özel olan ve yalnızca belirli kişilerin görmesi amaçlanan; maaş bilgileri, sözleşmeler ya da çalışanlar ve müşterilerle ilgili kişisel bilgiler gibi.

  • archivefiilarşivlemek, arşive kaldırmak

    Günlük kullanımdan çıkmış eski belge, e-posta ya da kayıtları, ileride başvurmak üzere güvenle saklandıkları ayrı bir yere taşımak.

  • record-keepingisimkayıt tutma, kayıt düzeni

    Fatura, sözleşme ve personel dosyaları gibi kayıtları doğru şekilde oluşturma, düzenleme ve kolay bulunacak biçimde saklama işi.

Planlama ve Takvim

  • schedulefiilplanlamak, ayarlamak

    Bir toplantının, görüşmenin ya da işin belirli bir gün ve saatte yapılmasını ayarlamak ve genellikle bunu takvime işlemek.

  • appointmentisimrandevu, görüşme

    Biriyle görüşmek ya da bir yere gitmek için önceden belirlenmiş zaman; örneğin bir müşteriyle, doktorla ya da yöneticiyle görüşme.

  • calendarisimtakvim, ajanda

    Bir kişinin ya da ekibin toplantı, randevu ve etkinliklerinin işlendiği kayıt; genellikle iş arkadaşlarının görüp üzerine toplantı ekleyebildiği bir yazılımda tutulur.

  • deadlineisimson teslim tarihi, son tarih

    Bir işin bitirilmesi, bir belgenin teslim edilmesi ya da bir ödemenin yapılması için tanınan en son tarih ya da saat.

  • bookfiilayırtmak, rezervasyon yapmak

    Toplantı odası, uçuş, otel odası, masa ya da birinin zamanı gibi bir şeyi önceden ayarlayıp ayırtmak.

  • reschedulefiilyeniden planlamak, başka bir zamana almak

    Planlanmış bir toplantının, randevunun ya da etkinliğin tarihini veya saatini değiştirip yeni bir zamana almak.

  • availabilityisimmüsaitlik, uygunluk

    Bir kişinin görüşme ya da çalışma için boş olduğu zamanlar; ya da bir odanın, ürünün veya hizmetin kullanılabilir veya rezerve edilebilir olması.

  • reminderisimhatırlatma, hatırlatıcı

    Birinin toplantıya katılmak, fatura ödemek ya da bir teslim tarihine yetişmek gibi yapması gereken bir şeyi hatırlamasına yardım eden mesaj veya uyarı.

  • postponefiilertelemek, ileri bir tarihe almak

    Bir toplantıyı, etkinliği ya da işi planlanandan daha sonraki bir tarihe veya saate kaydırmak.

  • double-bookedsıfataynı saate iki işi olan, çakışan

    Aynı saate iki toplantı ya da randevu ayarlanmış olan; veya yanlışlıkla aynı anda iki gruba ayrılmış oda için kullanılır.

  • time slotisimzaman dilimi, saat aralığı

    Bir programda belirli bir toplantı, görüşme, ziyaret ya da etkinlik için ayrılan veya boş olan belirli zaman aralığı.

  • pencil inphrasal verb (öbek fiil)şimdilik takvime yazmak, geçici olarak planlamak

    Bir toplantıyı ya da randevuyu, henüz kesinleşmediğini ve değişebileceğini bilerek takvime geçici olarak eklemek.

Telefon Görüşmeleri ve Telefon Adabı

  • extensionisimdahili numara, dahili hat

    Bir şirketin ana hattına bağlı, arayanların belirli bir kişiye ya da masaya ulaşmasını sağlayan dahili telefon numarası.

  • put on holdifadebeklemeye almak, hatta bekletmek

    Arayan kişiyi, bir şeyi kontrol ederken ya da doğru kişiyi bulurken kısa bir süre hatta bekletmek.

  • put throughphrasal verb (öbek fiil)bağlamak, aktarmak

    Arayan kişiyi, görüşmek istediği kişiye ya da birime çağrıyı aktararak bağlamak.

  • take a messageifadenot almak, mesaj almak

    Ulaşılamayan biri için arayan kişiden ad, telefon numarası ve arama nedeni gibi bilgileri not almak.

  • voicemailisimsesli mesaj, telesekreter

    Aranan kişi telefonu açmadığında mesajları kaydeden sistem; ayrıca bu şekilde kaydedilen sesli mesaj.

  • call backphrasal verb (öbek fiil)geri aramak, dönüş yapmak

    Birini tekrar aramak ya da daha önce sizi aramaya çalışmış birine telefonla dönüş yapmak.

  • May I ask who's calling?ifadeKim arıyor acaba?, Kiminle görüşüyorum?

    Arayan kişiyi görüşmek istediği kişiye bağlamadan önce adını öğrenmek için telefonda sorulan kibar soru.

  • hang upphrasal verb (öbek fiil)telefonu kapatmak, görüşmeyi sonlandırmak

    Telefonu yerine koyarak ya da görüşmeyi bitiren tuşa basarak bir telefon konuşmasını sonlandırmak.

  • the line is busyifadehat meşgul, telefon meşgul

    Aranan telefonun o anda başka bir görüşmede olduğu ve bu yüzden aramanın şimdilik bağlanamadığı anlamına gelen ifade.

  • switchboardisimsantral, telefon santrali

    Bir kurumun merkezi telefon sistemi ya da ana numarayı yanıtlayıp arayanları doğru dahili numaraya bağlayan ekip.

Resepsiyon, Ziyaretçiler ve Posta

  • receptionistisimresepsiyonist, danışma görevlisi

    Bir ofisin, otelin ya da kliniğin giriş masasında çalışan; ziyaretçileri karşılayan, telefonlara bakan ve gelenleri doğru kişiye ya da yere yönlendiren kişi.

  • front deskisimresepsiyon, danışma

    Bir ofisin, otelin ya da kliniğin girişinde ziyaretçilerin karşılandığı ve yardım aldığı masa; aynı zamanda orada çalışan personel.

  • sign inphrasal verb (öbek fiil)giriş kaydı yapmak, ziyaretçi defterini imzalamak

    Bir binaya vardığınızda, kimin içeride olduğunun kaydı tutulsun diye adınızı yazmak ya da elektronik olarak giriş kaydı yapmak.

  • visitor badgeisimziyaretçi kartı, misafir kartı

    Bir ziyaretçinin ofis binasında bulunmasına izin verildiğini gösteren, üzerine takılan kart ya da etiket; çoğu zaman bazı kapıları da açar.

  • courierisimkurye, kurye firması

    Paketleri ve belgeleri hızlı ve doğrudan, çoğu zaman aynı gün içinde alıp teslim eden kişi ya da şirket.

  • show inphrasal verb (öbek fiil)içeri almak, odaya götürmek

    Bir ziyaretçiyi, görüşeceği kişinin beklediği odaya ya da ofise götürüp içeri almak.

  • sign forphrasal verb (öbek fiil)imzalayarak teslim almak, teslim tutanağını imzalamak

    Bir paketi, mektubu ya da teslimatı aldığınızı onaylamak için imza atmak.

  • postisimposta, gelen evrak

    Posta hizmetiyle gönderilip teslim edilen mektup ve paketler; ayrıca posta sisteminin kendisi.

Seyahat Organizasyonu

  • itineraryisimseyahat programı, yolculuk planı

    Bir yolculuğun ayrıntılı planı; uçuşları, trenleri, otelleri, toplantıları ve saatleri sırasıyla listeler ve genellikle iş seyahatinden önce hazırlanır.

  • accommodationisimkonaklama, kalacak yer

    Özellikle iş seyahatindeki biri için ayarlanan otel odası ya da hizmetli daire gibi kalınacak yer.

  • booking confirmationisimrezervasyon onayı, rezervasyon teyidi

    Bir otelin, havayolunun ya da başka bir hizmet sağlayıcının rezervasyonu onaylayan ve ayrıntılarını ve rezervasyon numarasını içeren mesajı veya belgesi.

  • travel expensesisimseyahat masrafları, yol masrafları

    Bir iş seyahatinde ulaşım, otel, yemek ve vize gibi kalemlere harcanan ve normalde şirketin ödediği ya da geri ödediği para.

  • airport transferisimhavalimanı transferi, havalimanı servisi

    Bir yolcuyu havalimanı ile oteli ya da toplantı yeri arasında götürüp getirmek için ayarlanan ulaşım; önceden ayarlanmış taksi, araç ya da servis gibi.

  • car hireisimaraç kiralama, araba kiralama

    Örneğin bir iş seyahati sırasında, bir kiralama şirketinden kısa süreliğine araç kiralama.

  • per diemisimharcırah, gündelik

    Bir çalışana iş seyahatinin her günü için yemek ve küçük masrafları karşılamak üzere ödenen sabit tutar; çoğu zaman fiş gerektirmez.

Toplantılar, Tutanaklar ve İç Yazışmalar

  • agendaisimgündem, toplantı gündemi

    Bir toplantıda görüşülecek konuların ele alınacakları sırayla yazıldığı ve genellikle katılımcılara önceden gönderilen liste.

  • minutesisimtoplantı tutanağı, tutanak

    Bir toplantının resmi yazılı kaydı; kimlerin katıldığını, nelerin konuşulduğunu, hangi kararların alındığını ve hangi görevlerin kararlaştırıldığını gösterir.

  • memoisimiç yazı, bilgi notu

    Bir kurum içinde bilgi vermek, bir değişikliği duyurmak ya da çalışanlardan bir şey yapmalarını istemek için gönderilen kısa yazılı mesaj.

  • meeting roomisimtoplantı odası, toplantı salonu

    Ofiste toplantılar için kullanılan, genellikle masa, sandalye ve ekran bulunan ve çalışanların önceden ayırttığı oda.

  • action itemisimaksiyon maddesi, yapılacak iş

    Bir toplantıda kararlaştırılan, sorumlu bir kişiye verilen ve genellikle bir teslim tarihi olan görev.

  • circulatefiildağıtmak, iletmek

    Gündem, tutanak ya da iç yazı gibi bir belgeyi görmesi gereken herkese göndermek.

  • chairfiiltoplantıyı yönetmek, başkanlık etmek

    Gündeme bağlı kalarak, tartışmayı konu dışına çıkarmadan, herkese söz hakkı vererek ve kararların alınmasını sağlayarak bir toplantıyı yönetmek.

  • AOBkısaltmadiğer konular, dilek ve temenniler

    Any other business'ın kısaltması; toplantı gündeminin son maddesidir ve katılımcıların listede olmayan konuları açabildiği bölümdür.

  • apologiesisimkatılamayanlar, mazeret bildirenler

    Toplantılarda katılamayacak kişinin gönderdiği resmi bildirim; tutanaklarda ise katılamayacağını önceden bildiren kişilerin listesi.

E-posta ve Resmi Yazışmalar

  • attachmentisimek, e-posta eki

    Bir e-postayla birlikte gönderilen belge, tablo ya da fotoğraf gibi dosya.

  • cckısaltmabilgi, CC'ye eklemek

    Carbon copy'nin kısaltması; bir e-postanın kopyasını bilgi için birine göndermek ya da bu kişinin adresinin yazıldığı alan.

  • reply allifadetümünü yanıtla, herkese cevap vermek

    Bir e-postaya, yanıt hem gönderene hem de ilk mesajı alan herkese gidecek şekilde cevap vermek.

  • out-of-officeisimotomatik yanıt, ofis dışı mesajı

    Kişinin ofiste olmadığını, ne zamana kadar uzakta olduğunu ve bu sürede kimle iletişime geçilebileceğini bildiren otomatik e-posta yanıtı.

  • subject lineisimkonu satırı, e-posta konusu

    Bir e-postanın en üstünde yer alan ve mesajın neyle ilgili olduğunu anlatan kısa satır; e-posta açılmadan gelen kutusunda görünür.

  • forwardfiililetmek, yönlendirmek

    Aldığınız bir e-postayı ya da mesajı başka birine göndermek; veya çağrıları ya da postayı başka bir numaraya veya adrese yönlendirmek.

  • bcckısaltmagizli bilgi, BCC

    Blind carbon copy'nin kısaltması; adresleri diğer alıcılar tarafından görülemeyen alıcılar için kullanılan e-posta alanı.

  • enclosureisimek, mektup eki

    Bir mektupla aynı zarfa konan belge ya da nesne; mektubun altındaki Enc. ya da Encl. kısaltması böyle bir ek olduğunu gösterir.

  • letterheadisimantetli kağıt, antet

    Resmi kağıtların üst kısmında yer alan ve şirketin adını, logosunu, adresini ve iletişim bilgilerini gösteren basılı başlık; ayrıca bu başlığın basılı olduğu kağıt.

Ofis Yazılımları ve Bilgi İşlem

  • spreadsheetisimelektronik tablo, hesap tablosu

    Satır ve sütunlar halinde düzenlenmiş; listeleri saklamak, hesap yapmak ve bütçe, stok ya da program gibi şeyleri takip etmek için kullanılan bilgisayar dosyası.

  • shared driveisimortak sürücü, ortak alan

    Bir şirketin ağında ya da bulutta, iş arkadaşlarının aynı dosyaları kaydedip açtığı ve düzenlediği ortak saklama alanı.

  • templateisimşablon, hazır form

    Benzer belgelerin aynı görünmesi ve daha az zaman alması için başlangıç noktası olarak kullanılan, sabit düzeni ve standart metni olan hazır dosya.

  • log inphrasal verb (öbek fiil)giriş yapmak, oturum açmak

    Bir bilgisayar sistemini, web sitesini ya da uygulamayı kullanmaya başlamak için kullanıcı adınızı ve şifrenizi girmek veya başka bir güvenlik doğrulamasından geçmek.

  • help deskisimdestek masası, bilgi işlem desteği

    Çalışanların bilgisayar, yazılım, telefon ya da diğer bilişim ekipmanlarıyla ilgili sorun yaşadıklarında başvurduğu ekip veya hizmet.

  • back upphrasal verb (öbek fiil)yedeklemek, yedek almak

    Bilgisayar dosyalarının ek bir kopyasını alıp başka bir yerde saklamak; böylece asıl dosya kaybolur ya da bozulursa verilerin kurtarılabilmesini sağlamak.

  • mail mergeisimadres mektup birleştirme, toplu kişiselleştirilmiş mektup

    Tek bir şablonu isim ve adres listesiyle birleştirerek çok sayıda kişiselleştirilmiş mektup, e-posta ya da etiket oluşturan kelime işlemci özelliği.

Masraflar, Onaylar ve İdari Süreçler

  • invoiceisimfatura

    Bir tedarikçinin sağladığı mal ya da hizmetleri, fiyatlarını, ödenecek toplam tutarı ve son ödeme tarihini gösteren belge.

  • expense claimisimmasraf beyanı, harcama talebi

    Bir çalışanın yol, yemek ya da malzeme gibi iş için yaptığı harcamaları geri almak için doldurduğu form ya da çevrim içi talep.

  • receiptisimfiş, makbuz

    Bir şeyin parasını ödediğinizi kanıtlayan; neyin satın alındığını, tutarı ve tarihi gösteren kağıt ya da e-posta.

  • reimbursefiilgeri ödemek, masrafı karşılamak

    İş için kendi parasından harcama yapmış birine, genellikle fişlerini gösterdikten sonra o parayı geri ödemek.

  • annual leaveisimyıllık izin, ücretli izin

    Bir çalışanın her yıl tatil ve dinlenme için hak ettiği ücretli izin günleri.

  • timesheetisimpuantaj, mesai çizelgesi

    Bir çalışanın her gün kaç saat çalıştığını, bazen proje ya da müşteriye göre ayırarak gösteren kağıt veya yazılım kaydı.

  • petty cashisimküçük kasa, kasa avansı

    Posta ücreti, süt ya da taksi gibi küçük günlük masrafları normal ödeme sürecine girmeden karşılamak için ofiste tutulan az miktarda nakit para.

  • purchase orderisimsatın alma siparişi, sipariş formu

    Bir şirketin mal ya da hizmet sipariş etmek için tedarikçiye gönderdiği; kalemleri, miktarları, fiyatları ve sipariş numarasını içeren resmi belge.

  • sign offphrasal verb (öbek fiil)onaylamak, onay vermek

    Bir fatura, masraf beyanı, bütçe ya da belge gibi bir şeye, çoğu zaman imzalayarak resmi onay vermek.

  • chase upphrasal verb (öbek fiil)takip etmek, peşine düşmek

    Henüz yanıt vermemiş, ödeme yapmamış ya da belge göndermemiş birine bu işi hatırlatmak için yeniden ulaşmak.

Mini test: bu terimleri biliyor musun?

Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.

Ofis ve Sekreterlik İngilizcesi nasıl öğrenilir?

  • Telefon kalıplarını tam cümle olarak öğrenin: "Could you hold the line, please?" (Hatta bekler misiniz lütfen?), "I'll put you through" (Sizi bağlıyorum) ve "Can I take a message?" (Not bırakmak ister misiniz?). Düşünmeden söyleyebilene kadar sesli tekrar edin.
  • Toplantı tutanakları, iç yazışmalar, rezervasyon onayları, faturalar, masraf yönetmelikleri ve otomatik izin yanıtları gibi gerçek İngilizce ofis metinlerini okuyun; hangi kelime ve kalıpların sürekli tekrarlandığına dikkat edin.
  • Tarihleri, saatleri, telefon numaralarını ve e-posta adreslerini sesli söylemeyi çalışın; isimleri fonetik alfabeyle (A for Alpha, B for Bravo) kodlamayı öğrenin. Bu konudaki hatalar kaçan toplantılara ve kaybolan mesajlara yol açar.
  • Birbirine benzeyen ama farklı anlama gelen kelimelere dikkat edin: stationery (kırtasiye) ile stationary (sabit), receipt (fiş) ile recipe (tarif), agenda (gündem) ile diary (ajanda) gibi. Sizi karıştıranları kısa bir listede toplayın.
  • İngiliz ve Amerikan ofis İngilizcesi arasındaki farklara dikkat edin; diary ile calendar, post ile mail, holiday ile vacation gibi. Şirketinizin ya da müşterinizin kullandığı kelimeyi tercih edin.

Sıkça sorulan sorular

Toplantı gündemi (agenda) ile tutanak (minutes) arasındaki fark nedir?

Agenda toplantıdan önce hazırlanır ve konuşulacak konuları sırasıyla listeler. Minutes ise toplantı sırasında ya da sonrasında yazılır; neyin konuşulduğunu, hangi kararların alındığını ve kimin neyi yapacağını kayda geçirir. Gündem toplantıdan önce gönderilir, tutanak ise toplantıdan sonra katılımcılara dağıtılır.

Ofis telefonuna İngilizce nasıl profesyonelce cevap verilir?

Önce selam verin, ardından şirketin ya da birimin adını ve kendi adınızı söyleyip yardım teklif edin: "Good morning, Brightline Logistics, Elif speaking. How can I help you?" (Günaydın, Brightline Lojistik, ben Elif. Size nasıl yardımcı olabilirim?) Arayan başka birini istiyorsa "May I ask who's calling?" (Kim arıyor acaba?) diye sorun, sonra ya bağlayın ya da not almayı teklif edin.

CC ile BCC arasındaki fark nedir?

CC alanındakiler e-postanın bir kopyasını alır ve herkes onların da e-postayı aldığını görebilir. BCC alanındakiler de kopya alır ama diğer alıcılar onların adreslerini göremez. Birbirini tanımayan kalabalık bir gruba e-posta gönderirken adresleri paylaşmamak için BCC kullanın.

İngilizce konuşulan ofislerde "secretary" kelimesi bugün de kullanılıyor mu?

Anlaşılır ama bugün iş unvanı olarak genellikle rolün düzeyine göre administrative assistant, personal assistant (PA), executive assistant ya da office manager kullanılır. Secretary bazı resmi unvanlarda yaşamaya devam eder; örneğin company secretary asistanlık değil, şirketin hukuki ve kurumsal yönetim işlerinden sorumlu üst düzey bir görevdir.

"Ekte gönderiyorum" İngilizce e-postada nasıl yazılır?

Günümüzde en yaygın ifadeler "I've attached the report" (Raporu ekledim) ve "Please find the report attached" (Rapor ekte yer almaktadır) kalıplarıdır. "Please find attached" biraz daha resmidir. Basılı bir mektupta aynı zarfa konan belgeler için "Please find enclosed" (İlişikte sunulmuştur) yazılır.

Seviyene uygun okumayla pekiştir

Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar: