Tüm alanlarda aramak için en az 2 karakter yazın.
Sinema İngilizcesi: 281 Temel Terim ve Anlamları
Uluslararası ortak yapımların, film festivallerinin, dijital platformların ve film yapımında kullanılan yazılımların çoğunun dili İngilizce; bu yüzden İstanbul'daki bir set ekibi bile take, call sheet ve color grading gibi kelimelerle konuşuyor. Bu sözlük set ekibi ve görevler, senaryo ve ön yapım, plan türleri ve kamera hareketleri, ışık ve ses, kurgu ve post prodüksiyon, film türleri, dağıtım ve festivaller ile televizyon formatlarının temel terimlerini doğal Türkçe karşılıkları ve gerçek setlerden, kurgu odalarından alınmış örneklerle açıklar. Sinema ve televizyon hakkında İngilizce okumak, konuşmak ve çalışmak isteyen film yapımcıları, sinema öğrencileri ve sinemaseverler için hazırlandı.
- 281 terim
- 10 konu
- 68 temel terim
- 562 örnek cümle
Türler ve Anlatım
Hikâye, görüntü, ses ve atmosfer yoluyla korku, gerilim, dehşet ya da sarsıcı etki yaratmayı amaçlayan film türüdür.
Güçlü duyguları, ahlaki çatışmayı ve yoğunlaştırılmış dramatik olayları, çoğu kez kişisel ilişkiler içinde öne çıkaran anlatım tarzı ya da türdür.
Sahnedeki oyuncu, mekan, kostüm ve ışık gibi görünen öğelerin düzenlenmesi.
Kişisel üslubu ve yaratıcı ilgileri, yaptığı filmlerin bütününde güçlü biçimde görülen sinemacı.
Sinemacı ile kişiler arasındaki etkileşimin gerçeği ortaya çıkarmaya yardım edebildiği belgesel yaklaşımı.
Sinemacı müdahalesini en aza indirerek olayları gelişirken gözlemlemeyi amaçlayan belgesel yaklaşımı.
Gerçek kişi ve olayları oyuncularla canlandıran film veya program.
Tam niteliği izleyici için çok önemli olmasa da karakterlerin eylemlerini yönlendiren nesne ya da hedef.
Başkarakterin durumunu bozarak hikayenin ana çatışmasını başlatan olay.
İzleyiciyi veya anlatılan hikayenin bir performans olduğunu doğrudan kabul etme biçimi.
Olayların gerçekleşme sırasından farklı bir sırayla sunulduğu hikaye anlatımı.
Şarkıların anlatımın veya performansın önemli bir bölümünü oluşturduğu film ya da program.
Karayoluyla yapılan yolculuğun hikayeye ve karşılaşmalara temel yapı sağladığı film.
Hızlı diyalog, beklenmedik durumlar ve çoğunlukla sınıf farkları içeren romantik çatışma üzerine kurulu komedi üslubu.
Genellikle bir tema veya çerçeve hikayeyle bağlanan birkaç ayrı hikayeden oluşan film.
Dağıtım, Festivaller ve Ödüller
Bir filmden ya da diziden seçilmiş anlardan oluşan, seyirci çekmek için gösterimden önce yayımlanan kısa tanıtım videosu.
Bir filmin sinema bilet satışlarından elde ettiği gelir ya da bu şekilde ölçülen ticari başarısı. Aslen tiyatroda biletlerin satıldığı yerdir.
Ekranın alt kısmında yer alan, diyalogları çeviren ya da yazıya döken ve izleyicinin söyleneni okumasını sağlayan metin.
Çok popüler olan ve büyük gelir elde eden film ya da bu başarıyı yakalamak amacıyla büyük bütçeyle çekilip pazarlanan film.
Bir filmin, oyunun ya da dizinin halka ilk kez gösterilmesi; çoğu zaman oyuncuların ve ekibin katıldığı özel bir etkinliktir.
Yeni filmlerin seyircilere, eleştirmenlere ve sektör profesyonellerine gösterildiği, çoğu zaman yarışmaların, ödüllerin ve film pazarlarının da yer aldığı etkinlik.
Bir filmin bir ülkede ya da bölgede gösterim haklarını satın alan ve filmin vizyonunu, tanıtımını, sinemalara veya platformlara ulaştırılmasını üstlenen şirket.
Bir filmi ya da diziyi sinemalarda, televizyonda veya dijital platformlarda seyircinin erişimine sunmak. İsim olarak release, gösterime giren film ya da gösterime girme işidir.
Abonelerinin film ve dizileri istedikleri zaman internet üzerinden izlemesini sağlayan, çoğu zaman kendi özgün yapımlarını da sunan çevrimiçi hizmet.
Bir filme ya da programa şiddet, dil ve cinsellik gibi içeriklere göre verilen ve hangi yaş gruplarına uygun olduğunu gösteren resmi kategori.
Oscar, BAFTA ya da Emmy gibi bir ödülün adaylarından biri olarak resmi biçimde seçilmek.
Bir filmin dağıtım haklarını farklı bölgelerdeki ve pazarlardaki alıcılara satan şirket ya da profesyoneldir.
Bir film ya da dizinin dağıtım hakları kapsamında satıldığı, lisanslandığı, gösterime girdiği ya da tanıtıldığı coğrafi pazardır.
Bir filmin, genellikle diğer izleme mecralarından önce ya da onlarla birlikte, halka açık gösterim için sinemalara dağıtılmasıdır.
Bir filmin ilgi, eleştiri, ödül ya da dağıtım ilgisi kazanmak için zaman içinde birden çok festivalde yer alma sürecidir.
Eleştirmen, alıcı veya festival programcısı gibi seçili kişilere, çoğu zaman genel gösterimden önce verilen izleme kopyası.
Filmleri genellikle sinema salonlarında ücretli izleyicilere gösteren işletme veya işletmeci.
Bir filmin sinema gösterim anlaşmasının planlanan sürenin ötesine uzatılması.
Az sayıda sinemada başlayıp ilgi arttıkça aşamalı biçimde genişleyen gösterim stratejisi.
Filmin sinemada ve başka bir izleme mecrasında aynı tarihte sunulduğu gösterim biçimi.
Filmci veya dağıtımcının sinemayı kiralayıp bilet satışının sorumluluğunu üstlendiği düzen.
Gösterim kopyalarını hazırlama ve filmin gösterimini tanıtma için yapılan dağıtım harcamaları.
Dijital sinema gösterimi için görüntü, ses ve diğer gerekli verileri içeren dosya grubu.
Yetkili sinema sunucusunun şifreli film dosyalarını belirli sürede oynatmasına izin veren dijital ileti.
Sinema işletmecisinin bir filmi gösterme hakkı için dağıtımcıya ödediği pay veya ücret.
Film tamamlanmadan yapılan, çoğunlukla yapımı finanse etmeye yardımcı olan dağıtım hakkı satışı.
Filme yatırılan paranın, kararlaştırılan sıraya göre film gelirlerinden geri alınması.
Başlangıç ücretine ek olarak veya onun yerine, bir filmin sözleşmede belirtilen gelirlerinden ya da kârından pay alma hakkı.
Televizyon Formatları ve Diziler
Bir dizinin, podcast'in ya da internet dizisinin ayrı bir program olarak yayımlanan tek bölümü.
Aynı karakterleri, konuyu ya da hikayeyi paylaşan çok sayıda bölümden oluşan televizyon veya dijital platform programı.
Bir dizinin fikrini bir kanala ya da platforma göstermek ve tüm diziyi sipariş etmeye ikna etmek için çekilen ilk bölüm.
Bir dizinin tek bir set olarak üretilip yayınlanan, genellikle yılda bir kez gelen bölümler grubu.
Aynı karakterlerin, genellikle ev ya da işyeri gibi birkaç tanıdık mekanda komik durumlarla karşılaştığı komedi dizisi; situation comedy'nin kısaltmasıdır.
Bir dizinin genel yaratıcı ve günlük yönetiminden sorumlu kişi; genellikle hem baş yazar hem de yönetici yapımcıdır.
Televizyonun en çok izlendiği akşam saatleri; kanallar bu saatlerde en önemli programlarını yayınlar ve reklamlar için en yüksek ücreti alır.
Oyuncuları değil gerçek insanları; yarışma, flört ya da gündelik yaşam gibi gerçek veya özel olarak kurgulanmış durumlarda çeken televizyon programı.
Bir bölümün, sezonun ya da filmin önemli bir soruyu yanıtsız bırakan ve seyircide sonrasını görme isteği uyandıran heyecanlı sonu.
Bir televizyon programını kaç kişinin izlediğini gösteren ve kanallarla reklamverenlerin programın başarısını değerlendirmek için kullandığı ölçümler.
Bir televizyon dizisinin yalnızca sezonu değil, tüm yapımı sona erdirmek için yazılıp üretilen son bölümüdür.
Genellikle tek bir bütünlüklü hikâye anlatan ve uzun süre devam etmeyen, sınırlı sayıda bölümden oluşan televizyon dizisidir.
Uzun süre boyunca sık bölümlerle ilerleyen, kişisel ilişkiler ve duygusal çatışmalar etrafında kurulu televizyon drama dizisidir.
Temelde ciddi çatışma, karakter gelişimi ve süren duygusal ya da toplumsal gerilimler etrafında kurulan televizyon dizisidir.
Bir televizyon programının bölümlerini, sürelerini ve yapım komutlarını sırayla gösteren plan.
Bir programın açılış jeneriğinden önce gösterilen sahne veya bölüm.
Televizyon senaryosunun bölümleri arasındaki, çoğunlukla reklam arasıyla örtüşen planlı duraklama.
Var olan dizinin içinde, olası yeni dizi için karakter veya fikir tanıtan bölüm.
Bölümleri bir vakayı çözmeye veya mesleki soruşturmayı tamamlamaya odaklanan dram türü.
Hikayesi her bölümde tamamen çözülmek yerine sonraki bölüme devam eden program.
Daha önce yayımlanmış bir program veya bölümün yeniden yayımlanması.
Aynı programın birden fazla kanal veya hizmette aynı anda iletilmesi.
Kaydedilmiş veya ertelenmiş bir programı planlanan yayın saatinden farklı zamanda izleme.
ABD televizyonunda ayrıntılı izleyici raporlaması ve reklam kararlarıyla ilişkili geleneksel ölçüm dönemleri.
Televizyon şirketlerinin yeni sezon öncesinde gelecek programları reklamverenlere sunduğu etkinlikler.
Daha az tanınan programı izleyici kazanması için iki popüler program arasına koyma stratejisi.
Bir programı haftanın birkaç gününde aynı saat dilimine yerleştirme yöntemi.
Bir televizyon kanalını tanıtan kısa görsel veya görsel-işitsel bölüm.
Programları tanıtan ve yayınlar arasında bağlantı duyuruları yapan sunucu.
Reji talimatlarını sunuculara ileten ve stüdyo içindeki çalışmayı koordine eden ekip görevlisi.
Canlı yapımda kamera görüntülerini ve diğer görüntü kaynaklarını seçip birleştiren operatör.
Kamera veya monitör görüntüsünün yayın ya da kayıt için seçildiğini gösteren ışık.
Altyazı, grafik veya yorum gibi belirtilmiş ek unsurlar olmadan sağlanan program çıkışı.
Yapım ekibinin program sırasında sunucular veya ekip üyeleriyle konuşmasını sağlayan iletişim sistemi.
Alışılmış stüdyonun dışındaki bir mekandan iletilen televizyon veya radyo yapımı.
Televizyon haberini toplamak için taşınabilir elektronik kamera ve kayıt araçlarının kullanılması.
Dizinin karakterlerini, dünyasını, kurallarını ve planlanan hikaye yönünü açıklayan başvuru belgesi.
Çoğunlukla yapım giderlerini sınırlamak için az sayıda mekan ve oyuncuyla yapılan bölüm.
Mini test: bu terimleri biliyor musun?
Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.
Sinema İngilizcesi nasıl öğrenilir?
- Gerçek İngilizce senaryolar okuyun. Pek çoğu kitap olarak basılıyor ya da ödül sezonunda yapım şirketleri tarafından paylaşılıyor; sahne başlıklarını, aksiyon satırlarını ve sinema yazısının kısa, görsel üslubunu bu metinlerden öğrenirsiniz.
- Kamera arkası videolarını ve yönetmen yorumlu versiyonları İngilizce altyazıyla izleyin. Set ekipleri setin gerçek dilini kullanır: rolling, speed, mark it, check the gate, moving on.
- Plan adlarını tek tek değil, bir bütün olarak öğrenin: wide shot, medium shot, close-up, extreme close-up, over-the-shoulder, point-of-view. Ardından her birini zaten bildiğiniz genel plan, bel plan, yakın plan gibi Türkçe adlarla eşleştirin.
- Tek tek kelimeler yerine set ve post prodüksiyon kalıplarını toplayın: call the shot (planı söylemek), do another take (bir tekrar daha almak), wrap for the day (günü bitirmek), lock the picture (kurguyu kilitlemek), deliver the final mix (son miksajı teslim etmek).
- Sinema sektörü yayınlarını ve festival kataloglarını İngilizce takip edin. Gişe rakamları, vizyon tarihleri, festival seçkileri ve dizilerin yeni sezon haberleri her hafta aynı kısa ve tekrar eden kelimelerle yazılır.
Sıkça sorulan sorular
Film, movie ve cinema arasındaki fark nedir?
Film ve movie ikisi de sinema filmi demektir. Movie, gündelik Amerikan İngilizcesinde daha yaygındır; film ise İngiliz İngilizcesinde ve film school (sinema okulu), film festival gibi profesyonel ya da sanatsal bağlamlarda daha çok kullanılır. Cinema hem sanat dalı anlamına gelir (Turkish cinema, Türk sineması) hem de İngiliz İngilizcesinde film izlenen salonu anlatır; Amerikalılar salona genellikle movie theater der.
Türkçedeki plan adlarının İngilizce karşılıkları nelerdir?
Genellikle şu eşleşmeler kullanılır: genel plan için wide shot ya da long shot, boy plan için full shot, bel plan için medium shot, göğüs plan için medium close-up, yakın plan için close-up, detay plan için extreme close-up. Türkçede plan dediğimiz şeye İngilizcede shot denir; İngilizcedeki plan kelimesi ise kamera çerçevesi değil, tasarı ya da niyet anlamına gelir.
Shot, scene ve sequence arasındaki fark nedir?
Shot (plan), kamera çalışmaya başladığı andan durana ya da kurgucunun kestiği yere kadar kesintisiz süren görüntüdür. Scene (sahne), tek bir yerde ve zamanda geçen olay birimidir ve genellikle birkaç plandan oluşur. Sequence (sekans) ise bir araba kovalamacası ya da düğün gibi hikayenin bir bölümünü birlikte anlatan sahneler grubudur.
Bir dizinin bölüm grubu için season mı denir, series mi?
Amerikan İngilizcesinde dizinin kendisine series, her yılki bölüm grubuna season denir: season two (ikinci sezon). İngiliz İngilizcesinde ise yıllık bölüm grubuna da çoğu zaman series denir: series two. İkisi de doğrudur; yalnızca aynı metinde tek bir kullanımı koruyun. Series kelimesinin tekili ve çoğulu aynıdır: one series, three series.
İngilizcede montage kurgu anlamına mı gelir?
Genellikle hayır. Bir filmi bir araya getirme işinin genel adı editing, bunu yapan kişinin adı editor'dır. İngilizcede montage çoğunlukla zamanı sıkıştıran, hızlı planlardan oluşan kısa bir dizi (örneğin antrenman montajı) ya da Sovyet montaj kuramı anlamında kullanılır. Türkçedeki montaj kelimesi editing'e daha yakın olduğu için, filmin kurgusunu kastederken the montage of the film demek İngilizcede yanlış duyulur.
İlgili alanlar
Seviyene uygun okumayla pekiştir
Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar:
