Müzik İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları
İngilizce; müzik teorisi kitaplarının, uluslararası konservatuvarların, kayıt stüdyolarının, müzik yazılımlarının ve küresel müzik piyasasının ortak dilidir. Nota, gam ve akor, ritim ve tempo, çalgılar, müzik türleri, prova ve konser, kayıt ve prodüksiyon ile sektörün işleyişine dair temel terimleri bilmek; dersleri ve kullanım kılavuzlarını rahatça okumanızı, başka müzisyenlerle ve ses mühendisleriyle anlaşmanızı, yayın, sözleşme ve telif konularını güvenle yönetmenizi sağlar.
- 100 terim
- 9 konu
- 66 temel terim
- 201 örnek cümle
Müzik Teorisi ve Armoni
Belirli bir aralık düzenine göre, sesin yüksekliğine göre sıralanmış ve yukarı ya da aşağı doğru çalınan notalar dizisi. Melodilerin ve akorların temel yapı taşıdır.
Aynı anda çalınan ya da söylenen üç veya daha fazla farklı nota. Akorlar bir esere armonisini verir ve kök sesi ile türüne göre adlandırılır: Do majör, La minör gibi.
Bir eserin ağırlıklı olarak üzerine kurulduğu, merkezinde bir durak sesi bulunan notalar ve akorlar bütünü. Sol majör tonundaki bir şarkı, dinlenme noktası olarak sürekli Sol'e döner.
Farklı notaların birlikte duyulmasıyla oluşan ses ve akorların kuruluşu ile birbirine bağlanma biçimi. Ayrıca melodinin üstünde ya da altında söylenen ikinci vokal partisi anlamına gelir.
Bir sesin ne kadar tiz ya da pes olduğu. Ses yüksekliği ses dalgasının frekansına bağlıdır: titreşim ne kadar hızlıysa ses o kadar tizdir.
İki nota arasındaki ses yüksekliği farkı. Harf adları sayılarak ve aradaki yarım ses sayısına bakılarak adlandırılır; örneğin büyük üçlü ya da tam beşli.
Büyük üçlü aralığı üzerine kurulu gam, ton, akor ya da aralığı niteleyen sıfat. Majör tondaki müzik çoğu zaman parlak ya da neşeli olarak tanımlanır.
Küçük üçlü aralığı üzerine kurulu gam, ton, akor ya da aralığı niteleyen sıfat. Minör tondaki müzik çoğu zaman karanlık, ciddi ya da hüzünlü olarak tanımlanır.
Bir nota ile aynı adı taşıyan bir sonraki üst ya da alt nota arasındaki aralık. Üstteki nota, alttakinin tam iki katı frekansta titreşir.
Bir şarkının armonik omurgasını oluşturan, art arda çalınan akorlar dizisi. Genellikle I–IV–V gibi Romen rakamlarıyla yazılır.
Bir akorun notalarının aynı anda değil, yukarı ya da aşağı doğru birbiri ardına çalınması.
Bir kök ses ile onun üçlü ve beşli üstündeki notalardan oluşan üç sesli akor. Dört türü vardır: majör, minör, eksik (diminished) ve artık (augmented).
Bir müzik cümlesini ya da bölümünü bitiren, dinlenme veya duraklama hissi veren akor çifti; cümledeki noktalama işareti gibi.
Bir eserin ya da pasajın tamamını, notalar arasındaki ilişkiyi koruyarak aynı aralık kadar yukarı ya da aşağı kaydırıp başka bir tona aktarmak.
Gergin ya da dengesiz duyulan ve daha dingin bir sese doğru ilerleme, yani çözülme ihtiyacı hissettiren nota birleşimi. Karşıtı konsonanstır.
Nota Yazımı ve Nota Okuma
Belirli bir yüksekliği ve süresi olan tek bir müzik sesi ya da bu sesi kağıt üzerinde gösteren işaret. İngilizcede notalar A'dan G'ye kadar harflerle adlandırılır.
Belirli sayıda vuruş içeren kısa müzik bölümü. Notada, ölçü çizgisi (bar line) denen iki dikey çizginin arasında gösterilir.
Bir notayı yarım ses yükselten ♯ işareti ya da bu şekilde yükseltilmiş nota. Sıfat olarak, olması gerekenden biraz tiz söylenen ya da çalınan notayı da anlatır.
Bir notayı yarım ses alçaltan ♭ işareti ya da bu şekilde alçaltılmış nota. Sıfat olarak, olması gerekenden biraz pes söylenen ya da çalınan notayı da anlatır.
Notaların üzerine yazıldığı beş yatay çizgi ve dört aralıktan oluşan düzen. Bir notanın porte üzerindeki yeri, o notanın yüksekliğini gösterir.
Her portenin başında, anahtardan hemen sonra yazılan ve eserin tonunu, hangi notaların sürekli diyezli ya da bemollü çalınacağını gösteren diyez veya bemol grubu.
Müzisyenlerin okuyup çalabilmesi için kağıda ya da ekrana nota yazısıyla yazılmış veya basılmış müzik.
Bir eserin tüm partilerini alt alta, birlikte gösteren yazılı müzik. Ayrıca bir film, dizi ya da oyun için yazılmış özgün müzik anlamına da gelir.
Portenin başında yer alan ve çizgilerle aralıkların hangi sesleri gösterdiğini belirleyen işaret. En yaygınları sol anahtarı (treble clef) ve fa anahtarıdır (bass clef).
Nota yazısında belirli bir süre boyunca sessiz kalınacağını gösteren işaret; dörtlük sus ya da bir ölçülük sus gibi.
Birlik notanın dörtte biri kadar süren nota. 4/4'lük ölçüde bir dörtlük genellikle bir vuruşa eşittir.
Müziğin ne kadar yüksek ya da hafif sesle çalındığı ve ses gürlüğünün nasıl değiştiği. p (piano, hafif) ve f (forte, kuvvetli) gibi İtalyanca işaretlerle gösterilir.
Daha önce çalışmadan, yazılı bir müzik eserini ilk kez gördüğünüzde doğru biçimde çalmak ya da söylemek.
Ritim, Ölçü ve Tempo
Müzikteki uzun ve kısa seslerle susların oluşturduğu düzen ve bunların vuruşa göre zaman içindeki yerleşimi.
Bir müzik parçasında ayağınızla tempo tuttuğunuz düzenli nabız. Vuruşlar ölçüler halinde gruplanır; hızlarına da tempo denir.
Bir müzik eserinin hızı. Genellikle dakikadaki vuruş sayısıyla (BPM) ölçülür ya da allegro (hızlı), adagio (yavaş) gibi İtalyanca terimlerle belirtilir.
Bir eserin başında yer alan ve her ölçüde kaç vuruş bulunduğunu ve hangi nota değerinin bir vuruş sayıldığını gösteren iki sayı; örneğin 3/4 ya da 6/8.
Müzisyenlerin düzenli bir tempo tutmayı çalışabilmesi için sabit ve ayarlanabilir bir hızda tıklayan cihaz ya da uygulama.
Beats per minute ifadesinin kısaltması: bir dakikadaki vuruş sayısı, tempoyu ölçmek için kullanılır. Yavaş bir balad 70 BPM civarında, bir dans parçası ise 125 BPM civarında olabilir.
Bir ölçünün ilk ve genellikle en kuvvetli vuruşu. Ayrıca şefin müziği başlatan, aşağı doğru yaptığı el hareketi anlamına da gelir.
Vurguları kuvvetli zamanlar yerine zayıf zamanlara ya da vuruşların arasına yerleştirmek; bu, ritme şaşırtıcı ve canlı bir his verir.
Bir parçanın insanlara hareket etme isteği veren ritmik hissi; esas olarak davul ile basın birbirine sıkı sıkıya oturmasıyla oluşur.
Melodi, Form ve Şarkı Yazarlığı
Tanınabilir bir müzik cümlesi oluşturan tek seslerden oluşan dizi; çoğu zaman dinleyicilerin akılda tuttuğu ve eşlik ettiği kısım.
Şarkıda hikayeyi anlatan ya da fikri geliştiren bölüm. Kıtalar genellikle aynı melodiyi paylaşır ama her seferinde farklı sözler içerir.
Şarkıda aynı söz ve melodiyle tekrar eden, genellikle en akılda kalıcı olan ve şarkının ana mesajını ya da adını içeren bölüm.
Şarkıda genellikle ikinci nakarattan sonra bir kez duyulan, son nakarattan önce yeni akorlar ya da yeni bir melodi getiren karşıt bölüm.
Bir şarkının sözleri. Sözleri yazan kişiye söz yazarı (lyricist) denir; sözler de müzik gibi telif hakkıyla korunur.
Özgün bir müzik eseri yaratmak; özellikle enstrümantal ya da klasik müzik, film müziği veya notaya yazılan müzik için kullanılır.
Bir eserin hangi partilerin hangi çalgılarca çalınacağını, bölümlerin hangi sırayla geleceğini ve şarkının baştan sona nasıl gelişeceğini belirleyen versiyonu.
Çoğu zaman gitar, bas ya da klavyede defalarca tekrarlanan ve şarkının imzası haline gelen kısa, akılda kalıcı müzik cümlesi.
Çalgılar ve Ses
Müzik sesi üretmek için yapılmış ya da kullanılan nesne; piyano, keman, gitar, davul ya da ney gibi.
Bir çalgının seslerini doğru yüksekliğe getirmek için ayar yapmak; genellikle telleri gerip gevşeterek ya da çalgının bir parçasını hareket ettirerek yapılır.
Doğru ses yüksekliğinde olmamak; ya çalgının akordu bozulmuştur ya da şarkıcı veya çalgıcı biraz tiz ya da pes kalmaktadır.
Bir müzik eserindeki şarkı söylenen partiler; özellikle pop, rock ve cazda kullanılır. Ana şarkıcı solo vokali (lead vocals), diğerleri ise arka vokalleri (backing vocals) söyler.
Başlıca keman, viyola, viyolonsel ve kontrbastan oluşan, yayla çalınan çalgılar bölümü. Ayrıca gitar gibi bir çalgının üzerindeki tellerin kendisi anlamına gelir.
Vurularak, sallanarak ya da sürtülerek çalınan çalgılar; davul, zil, ksilofon, tef ve darbuka gibi.
Yaylı, tahta üflemeli, bakır üflemeli ve vurmalı çalgıları birlikte çalan, genellikle bir şef tarafından yönetilen büyük müzisyen topluluğu.
Özellikle pop, rock ya da cazda birlikte çalan müzisyenler topluluğu; ya da bando gibi üflemeli ve vurmalı çalgılardan oluşan topluluk.
Çalıcının dudaklarını kap biçimli bir ağızlıkta titreştirerek ses ürettiği, genellikle metalden yapılmış üflemeli çalgılar ailesi; trompet, trombon, korno ve tuba gibi.
Havanın bir kenara üflenmesiyle ya da bir kamıştan geçirilmesiyle ses üreten üflemeli çalgılar ailesi; flüt, obua, klarnet, fagot ve saksofon gibi.
Aynı notayı aynı ses yüksekliğinde çalsalar bile iki çalgıyı ya da iki sesi birbirinden ayırt etmemizi sağlayan ses niteliği ya da rengi.
Bir şarkıcının rahatça söyleyebildiği en pes sesten en tiz sese kadar olan nota aralığı. Sesler bu aralığa göre bas ve baritondan tenor, alto ve soprana kadar sınıflandırılır.
Türler ve Tarzlar
Ritim, çalgılar, armoni ya da tarihsel geçmiş gibi ortak özellikleri olan müzik kategorisi; caz, rock, hip-hop ya da klasik müzik gibi.
Daha önce başka bir sanatçının yayımladığı bir şarkının yeni bir icrası ya da kaydı; çoğu zaman farklı bir tarzda ya da düzenlemeyle yapılır.
Senfoniler, konçertolar, operalar ve oda müziği gibi türleri kapsayan, genellikle ayrıntılı partisyonlarla yazıya geçirilen ve eğitimli müzisyenlerce seslendirilen Batı sanat müziği geleneği.
20. yüzyılın başında New Orleans'taki Afro-Amerikan topluluklarda gelişen; swing ritmi, zengin armonisi ve doğaçlamasıyla bilinen müzik türü.
Bir halkın ya da bölgenin, genellikle kuşaktan kuşağa sözlü olarak aktarılan geleneksel müziği. Aynı zamanda bu gelenekten etkilenen modern, akustik ve şarkı odaklı bir tarzın adıdır.
Geniş bir dinleyici kitlesine yönelik, ticari amaçlı popüler müzik; genellikle kısa şarkılar, akılda kalıcı nakaratlar ve melodi ile prodüksiyona güçlü bir odak içerir.
1970'lerde New York'un Bronx bölgesinde doğan; davul kalıpları ve sample'lardan oluşan altyapılar üzerine rap yapmaya dayanan kültür ve müzik türü.
Performans ve Çalışma
Müzisyenlerin bir eseri ya da gösteriyi seyirci önünde sunmadan önce birlikte çalıştıkları oturum.
Becerilerinizi geliştirmek, yeni eserler öğrenmek ve tekniğinizi formda tutmak için tek başınıza düzenli olarak çalıp söylediğiniz zaman.
Bir müzisyenin ya da grubun canlı performansı için kullanılan gayriresmi kelime; özellikle bir barda, kulüpte ya da bir etkinlikte verilen ücretli konser.
Bir orkestrayı ya da koroyu yöneten, el hareketleri veya bagetle tempoyu belirleyen, girişleri gösteren ve yorumu biçimlendiren kişi.
Tek bir müzisyenin çaldığı ya da söylediği, çoğu zaman grubun geri kalanının önüne çıkan bölüm; ya da tek bir icracı için yazılmış eserin bütünü.
Yazılı notaya bakmadan, çalma anında müzik yaratmak; genellikle bilinen bir akor dizisi üzerinde ya da bir makam veya mod içinde yapılır.
Konserden önce grubun sahnede çaldığı ve ses mühendisinin seyirciye giden sesle sahne monitörlerinin seviyelerini ayarladığı kısa çalışma.
Bir grubun ya da sanatçının konserde çalmayı planladığı şarkıların sıralı listesi. 'Set' ise kesintisiz tek bir performans bölümüdür.
Performans öncesinde ya da sırasında yaşanan, el titremesine, ağız kuruluğuna ya da ezber kaybına yol açabilen yoğun heyecan veya korku.
Seyircinin alkışlarla sanatçıları sahneye geri çağırması üzerine konserin sonunda çalınan ek şarkı ya da eser.
Ana melodiyi ya da solisti destekleyen müzik; örneğin bir şarkıcının altındaki piyano partisi ya da bir kemanın arkasında gitaristin çaldığı akorlar.
Kayıt ve Prodüksiyon
Bir ses ya da çalgı gibi bir sesi, daha sonra dinlenebilecek, düzenlenebilecek ve yayımlanabilecek biçimde kaydetmek.
Bir albümdeki ya da yayındaki tek bir şarkı. Stüdyoda ya da DAW'da, davul kanalı ya da vokal kanalı gibi ayrı kaydedilmiş tek bir parti anlamına da gelir.
Bir şarkının kaydedilmiş tüm kanallarını ses seviyesi, panorama, EQ, efektler ve dinamik ayarlarıyla dengeleyip son stereo versiyonda birleştirmek.
Ses prodüksiyonunun son aşaması; bitmiş miksler cilalanır, ses yüksekliği ve tını açısından tutarlı hale getirilir ve dijital platformlar, CD ya da plak için hazırlanır.
Bir kayıt projesini yaratıcı ve pratik açıdan yönlendiren; sound'u, düzenlemeyi ve performansları biçimlendiren, çoğu zaman programlama ya da ses mühendisliği de yapan kişi.
Digital audio workstation ifadesinin kısaltması: bilgisayarda müzik kaydetmek, düzenlemek, aranje etmek, mikslemek ve üretmek için kullanılan yazılım; Pro Tools, Logic Pro, Ableton Live ya da Cubase gibi.
Musical Instrument Digital Interface ifadesinin kısaltması: klavyelerin, bilgisayarların ve diğer cihazların hangi notanın, ne kadar güçlü ve ne kadar uzun çalındığı gibi performans verilerini birbirine göndermesini sağlayan standart.
Sesi, yükseltilebilmesi ya da kaydedilebilmesi için elektrik sinyaline dönüştüren cihaz. En yaygın türleri dinamik ve kondansatör mikrofonlardır.
Bir partinin ya da şarkının tamamının bir kez kaydedilme denemesi. Ses mühendisleri genellikle birkaç take kaydeder ve en iyilerini seçer ya da birleştirir.
Daha önce kaydedilmiş kanalların üzerine yeni bir parti kaydetmek; örneğin temel kayıtlar bittikten sonra gitar solosu ya da arka vokal eklemek.
Müzisyenlerin kayıt ya da canlı performans sırasında kulaklıklarında veya kulak içi monitörlerinde duyduğu metronom sesi; herkesin tamamen aynı tempoda kalmasını sağlar.
Equalisation ya da equaliser kelimelerinin kısaltması: bir sesteki pes, orta ve tiz frekansların dengesini ayarlamak ya da bunu yapan araç.
Bir mekanda sesin çok sayıda hızlı yansımasıyla oluşan ve sese hacim kazandıran etki ya da bunu taklit eden efekt; hall, room ya da plate reverb gibi.
Bir davul vuruşu, bir vokal cümlesi ya da var olan bir kaydın bir bölümü gibi, yeni bir müzik eserinde yeniden kullanılan kısa ses kaydı.
Son versiyonu kaydedilmeden önce şarkı fikrini grup arkadaşlarına, prodüktörlere, plak şirketlerine ya da başka sanatçılara göstermek için yapılan sade, ilk kayıt.
Müzik Endüstrisi
Kayıtları finanse eden, yayımlayan, dağıtan ve tanıtan; karşılığında genellikle kayıtların sahipliğini ya da gelirlerinden bir pay alan şirket.
Bir şarkıyı, albümü ya da videoyu, örneğin dijital platformlarda, mağazalarda veya video sitelerinde kamuya sunmak.
Genellikle çıkacak bir albümü tanıtmak ya da büyük yayınlar arasında dinleyicinin ilgisini canlı tutmak için tek başına yayımlanan şarkı.
Extended play ifadesinin kısaltması: single'dan uzun, albümden kısa, genellikle dört ile altı arasında parça içeren yayın.
Müziği kalıcı olarak indirmeden, Spotify, Apple Music ya da YouTube Music gibi servisler üzerinden internetten dinlemek. Bugün kayıtlı müzik gelirlerinin ana kaynağıdır.
Müzik her satıldığında, dijital olarak dinlendiğinde, yayınlandığında, kamuya açık yerde çalındığında ya da medyada kullanıldığında söz yazarlarına, bestecilere, icracılara ve hak sahiplerine yapılan ödemeler.
Özgün yaratıcı eserleri koruyan ve hak sahiplerinin eserin nasıl çoğaltılacağına, icra edileceğine, kaydedileceğine, uyarlanacağına ya da paylaşılacağına karar vermesini sağlayan yasal hak.
Şarkıların beste olarak yönetilmesi işi: eserlerin kaydettirilmesi, lisanslanması, kazandıkları teliflerin toplanması ve filmler, reklamlar gibi yeni kullanım alanları bulunması.
Genellikle yeni bir albümü tanıtmak ve konser geliri elde etmek için farklı şehir ya da ülkelerde planlanan konserler dizisi.
Bir konserin ya da festivalin ana sanatçısı; adı ilk sırada ya da en büyük harflerle yazılır ve genellikle en son ve en uzun süre sahneye çıkar.
Mini test: bu terimleri biliyor musun?
Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.
Müzik İngilizcesi nasıl öğrenilir?
- Alandan gerçek metinler okuyun: metot kitapları, teori çalışma kitapları, albüm kapak notları, DAW ve eklenti kılavuzları, müzisyen ve prodüktör röportajları bu terimleri doğal bağlamında kullanır.
- Notaların İngilizce harf adlarını (C D E F G A B) bildiğiniz solfej adlarıyla (do re mi fa sol la si) yan yana öğrenin ve akorları sesli söyleme alıştırması yapın: 'C major' (Do majör), 'A minor' (La minör), 'G seven' (Sol yedi), 'F sharp minor' (Fa diyez minör), 'B flat major' (Si bemol majör).
- Nota değerleri ve nota yazımı için hem İngiliz hem Amerikan adlarını öğrenin, çünkü ikisiyle de karşılaşacaksınız: crotchet ve quarter note (dörtlük), quaver ve eighth note (sekizlik), bar ve measure (ölçü), stave ve staff (porte).
- Provalarda müzisyenlerin gerçekten kullandığı kısa kalıplara dikkat edin: 'from the top' (baştan), 'take it from bar 17' (17. ölçüden alalım), 'count us in' (bize sayı ver), 'a bit slower' (biraz daha yavaş), 'you're slightly sharp' (biraz tiz kalıyorsun). Bunları not alın ve siz de kullanın.
- Stüdyo çalışmalarını, ekipman incelemelerini ve canlı ses eğitimlerini İngilizce altyazıyla izleyin; track, take, mix, EQ, reverb gibi kayıt ve prodüksiyon terimleri Türkiye'deki stüdyolarda da neredeyse her zaman İngilizce kullanılır.
Sıkça sorulan sorular
Nota adlarını İngilizcede nasıl söylerim?
İngilizcede solfej heceleri yerine harfler kullanılır: C do, D re, E mi, F fa, G sol, A la, B ise si'dir. Diyez ve bemol harften sonra söylenir: C sharp (do diyez), B flat (si bemol). Akorlar ve tonlar da aynı şekilde adlandırılır: 'D minor' (Re minör), 'E flat major' (Mi bemol majör). İngilizcede do, re, mi gibi solfej heceleri daha çok kulak eğitimi ve şan alıştırmalarında kullanılır.
İngiliz ve Amerikalı müzisyenler nota değerleri için neden farklı adlar kullanıyor?
İngiliz sistemi eski adları korur; Amerikan sistemi ise her notayı birlik notanın bir kesri olarak adlandırır. Buna göre semibreve whole note (birlik), minim half note (ikilik), crotchet quarter note (dörtlük), quaver eighth note (sekizlik), semiquaver ise sixteenth note (onaltılık) demektir. Amerikan adları Türkçedeki mantığa çok yakın olduğu için Türk öğrenciler genellikle bunları daha kolay öğrenir.
'Nota' kelimesini İngilizceye nasıl çevirmeliyim?
Anlamına göre değişir. Tek bir ses ya da onu gösteren işaret note'tur. Yazılı müziğin bütünü ise sheet music, the music ya da score'dur; bu yüzden 'Notayı getirdin mi?' cümlesi 'Did you bring the music?' veya 'Did you bring the sheet music?' olur. Nota okumak 'reading music' diye ifade edilir: 'Can you read notes?' değil, 'Can you read music?' denir.
Önce hangi müzik terimlerini öğrenmeliyim?
Her derste ve provada duyduğunuz kelimelerle başlayın: note, scale, chord, key, rhythm, beat, tempo, melody, harmony, bar, time signature, sharp, flat, major ve minor. Ardından sahne (rehearsal, gig, soundcheck, setlist), kayıt (track, take, mix) ve işin ticari tarafıyla ilgili kelimeleri (release, royalties, copyright) ekleyin. Bu sözlük de terimleri aynı şekilde, en temelden daha ileri seviyeye doğru sıralar.
Türk makam müziğini İngilizcede nasıl anlatabilirim?
İngilizce yazan kişilerin çoğu Türkçe terimleri korur ve açıklar: makam, kendine özgü dizisi, tipik ezgi gidişi (seyir) ve durak sesleri olan bir melodik yapıdır; usul ise ritmik bir döngüdür. Makamı yalnızca 'scale', usulü de yalnızca 'time signature' diye çevirmekten kaçının. Türk sistemindeki küçük aralıklar için comma (koma) kullanılır; genel bir terim olarak 'microtones' da yaygındır.
İlgili alanlar
Seviyene uygun okumayla pekiştir
Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar:
