Sanat öğrencileri ve müze ziyaretçileri için İngilizce

Sanat Tarihi İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları

İngilizce; uluslararası müzelerin, müzayede evlerinin, sanat dergilerinin ve bienallerin ortak dili, sanat tarihinin büyük bölümü de bu dilde okutuluyor ve yayımlanıyor. Bu sözlük sanat akımları, resim ve heykel teknikleri, malzemeler, müzeler, sanat piyasası ve çağdaş sanatla ilgili temel kavramları sade bir İngilizce ve Türkçeyle; galerilerden, derslerden ve sergi metinlerinden örneklerle açıklıyor. Sanat üzerine güvenle okumak, konuşmak ve yazmak isteyen sanat öğrencileri, sanatçılar ve müze ziyaretçileri için hazırlandı.

  • 100 terim
  • 9 konu
  • 48 temel terim
  • 200 örnek cümle

Akımlar ve Dönemler

  • art movementisimsanat akımı, akım

    Belirli bir dönemde benzer fikirleri, amaçları ya da üslubu paylaşan sanatçılardan oluşan grup ve bu sanatçıların ürettiği sanat; örneğin Empresyonizm ya da Kübizm.

  • RenaissanceisimRönesans

    Avrupa tarihinde, kabaca 14. ile 16. yüzyıllar arasında, Antik Yunan ve Roma kültürüne duyulan güçlü ilgiyle sanatın ve düşüncenin yenilendiği dönem.

  • ImpressionismisimEmpresyonizm, İzlenimcilik

    1870'ler ve 1880'lerde Fransa'da gelişen; Monet, Renoir ve Morisot gibi ressamlarının ışığı, rengi ve geçip giden anları yakalamaya çalıştığı, sık sık açık havada resim yapılan sanat akımı.

  • abstract artisimsoyut sanat, soyut resim

    İnsanları, nesneleri ya da yerleri gerçekçi biçimde göstermeye çalışmayan; bunun yerine biçimleri, renkleri, çizgileri ve izleri kullanarak etki yaratan sanat.

  • modern artisimmodern sanat

    Kabaca 1860'lardan 1970'lere kadar, sanatçıların akademik geleneklerden koparak yeni üsluplar, konular ve malzemelerle deney yaptığı dönemde üretilen sanat.

  • RealismisimRealizm, Gerçekçilik

    19. yüzyılın ortasında Fransa'da Gustave Courbet'nin öncülüğünde gelişen, idealleştirilmiş ya da tarihi sahneler yerine sıradan insanları ve gündelik hayatı olduğu gibi gösteren akım.

  • BaroqueisimBarok

    Yaklaşık 1600-1750 yılları arasında Avrupa sanatında ve mimarisinde görülen; dram, hareket, güçlü ışık ve duyguyla tanınan üslup. Caravaggio, Rubens ve Bernini'nin eserleri tipik örneklerdir.

  • CubismisimKübizm

    1907 civarında Pablo Picasso ve Georges Braque'ın başlattığı, nesneleri geometrik biçimlere ayıran ve aynı anda birden fazla bakış açısından gösteren sanat akımı.

  • SurrealismisimSürrealizm, Gerçeküstücülük

    1924'te Paris'te André Breton'un başlattığı; rüyaları, bilinçdışını ve imgelerin tuhaf bileşimlerini araştıran sanat ve edebiyat akımı.

  • GothicsıfatGotik

    Yaklaşık 12. yüzyıldan 15. yüzyıla kadar Avrupa sanatında ve mimarisinde görülen; sivri kemerli, yüksek pencereli ve vitraylı katedralleriyle tanınan üsluba ait.

  • RomanticismisimRomantizm, Romantik akım

    18. yüzyılın sonlarından 19. yüzyılın ortalarına kadar sanatta, müzikte ve edebiyatta etkili olan; akıl ve kurallar yerine duyguya, hayal gücüne, vahşi doğaya ve bireye değer veren akım.

  • ExpressionismisimEkspresyonizm, Dışavurumculuk

    20. yüzyılın başında, en güçlü biçimde Almanya'da gelişen; sanatçıların dünyayı göründüğü gibi göstermek yerine duygularını anlatmak için biçimleri bozduğu ve yoğun renkler kullandığı akım.

  • Pop ArtisimPop Art, pop sanat

    1950'ler ve 1960'larda İngiltere ve ABD'de ortaya çıkan; reklamlardan, çizgi romanlardan, ünlüler kültüründen ve gündelik tüketim ürünlerinden alınan imgeleri kullanan akım.

  • avant-gardeisimavangart, öncü

    Yeni ve deneysel olan, kabul görmüş kuralları sorgulayan sanatçılar, eserler ya da fikirler; kelime Fransızcada ordunun öncü birliği anlamına gelir.

  • NeoclassicismisimNeoklasisizm, Yeni Klasisizm

    Yaklaşık 1750-1830 yılları arasında Antik Yunan ve Roma sanatının sakin düzenini, net çizgilerini ve ahlaki temalarını yeniden canlandıran, kısmen Pompeii ve Herculaneum kazılarından ilham alan akım.

  • Post-ImpressionismisimPost-Empresyonizm, Ard-İzlenimcilik

    1880'lerde Empresyonizmden yola çıkıp daha güçlü bir yapıya, simgeciliğe ya da dışavurumculuğa yönelen Cézanne, Van Gogh, Gauguin ve Seurat gibi sanatçıların eserleri için kullanılan terim.

Görsel Ögeler ve Kompozisyon

  • compositionisimkompozisyon, düzenleme

    Bir sanat eserinde figürler, biçimler, renkler ve boş alanlar gibi ögelerin resim ya da mekan içinde düzenlenme biçimi.

  • perspectiveisimperspektif

    Düz bir yüzeyde derinlik ve uzaklık etkisi yaratma yöntemi; örneğin paralel çizgilerin bir noktada birleştirilmesi ve uzaktaki nesnelerin daha küçük resmedilmesi.

  • paletteisimpalet, renk paleti

    Bir sanatçının bir eserde ya da kariyerinin bir döneminde kullandığı renklerin bütünü; aynı zamanda ressamın boyaları karıştırdığı düz levha.

  • foregroundisimön plan

    Resimde izleyiciye en yakın görünen, genellikle alt kısımda yer alan bölüm; arkasındaki alanlara orta plan ve arka plan denir.

  • contrastisimkontrast, karşıtlık

    Bir eserin iki bölümü arasındaki belirgin fark; örneğin açık ile koyu, sıcak ile soğuk renkler ya da pürüzlü ile pürüzsüz yüzeyler arasındaki zıtlık.

  • textureisimdoku

    Bir eserin yüzeyinin dokunulduğunda nasıl hissettirdiği ya da nasıl hissettireceği izlenimini verdiği; örneğin pürüzlü, pürüzsüz, kalın ya da yumuşak.

  • chiaroscuroisimışık-gölge, kiyaroskuro

    Figürlere üç boyutlu bir görünüm kazandırmak ve dramatik bir etki yaratmak için ışık ile karanlık arasında güçlü karşıtlıklar kullanılması; kelime İtalyancada ‘açık-koyu’ anlamına gelir.

  • proportionisimoran, orantı

    Bir eserin ya da figürün bir parçasının başka bir parçaya veya bütüne göre büyüklüğü; örneğin başın bedene oranı.

  • vanishing pointisimkaçış noktası, kaybolma noktası

    Resimde, genellikle ufuk çizgisi üzerinde bulunan ve izleyiciden uzaklaşan paralel çizgilerin birleşiyormuş gibi göründüğü nokta.

  • focal pointisimodak noktası

    Bir eserde izleyicinin gözünü ilk çeken ve dikkatini üzerinde tutan bölüm; genellikle kontrast, ışık, renk ya da çizgilerin yönüyle oluşturulur.

  • foreshorteningisimperspektif kısaltması, kısaltma

    İzleyiciye doğru uzanan bir nesneyi ya da vücut parçasını daha kısa göstererek resmin derinliğinden dışarı çıkıyormuş gibi görünmesini sağlayan çizim tekniği.

Resim ve Desen

  • paintingisimresim, tablo

    Tuval, ahşap ya da duvar gibi bir yüzeye boya sürülerek yapılan resim; aynı zamanda bu tür resimler yapma sanatı ya da uğraşı.

  • portraitisimportre, portre resmi

    Belirli bir kişiyi, genellikle yüzünü göstererek betimleyen ve onun kişiliği ya da toplumsal konumu hakkında bir şey anlatan resim, desen, fotoğraf ya da heykel.

  • landscapeisimmanzara resmi, peyzaj

    Ana konusu dağlar, tarlalar, nehirler ya da gökyüzü gibi doğal manzaralar olan resim veya desen; aynı zamanda bu tür resimlerin oluşturduğu tür.

  • still lifeisimnatürmort, ölü doğa

    Meyve, çiçek, vazo, kitap ya da av hayvanı gibi hareketsiz nesnelerin sanatçı tarafından düzenlenerek resmedildiği resim ya da desen.

  • drawingisimdesen, çizim

    Kurşun kalem, mürekkepli kalem, füzen ya da tebeşirle, ağırlıklı olarak çizgilerle yapılan resim; aynı zamanda bu tür resimler yapma becerisi ya da uğraşı.

  • sketchisimeskiz, taslak

    Bir fikri ya da sahneyi kaydeden, çoğu zaman daha büyük ve bitmiş bir esere hazırlık için yapılan hızlı ve kaba çizim ya da resim.

  • brushstrokeisimfırça darbesi, fırça vuruşu

    Fırçanın bıraktığı tek bir iz ya da sanatçının boyayı sürerken bıraktığı görünür iz; düz ve neredeyse görünmez olabileceği gibi kalın ve dışavurumcu da olabilir.

  • self-portraitisimotoportre

    Sanatçının, genellikle aynaya ya da bir fotoğrafa bakarak kendi kendini betimlediği portre.

  • frescoisimfresk

    Duvar ya da tavanlara, taze ve yaş kireç sıva üzerine su bazlı pigmentlerle resim yapma tekniği; sıva kurudukça renkler duvarın bir parçası haline gelir. Aynı zamanda bu teknikle yapılmış resim.

  • life drawingisimcanlı modelden desen, model çalışması

    Bir atölyede poz veren, çoğu zaman çıplak bir canlı modelden insan figürü çizmek; aynı zamanda bu çalışmanın yapıldığı ders.

  • miniatureisimminyatür, minyatür resim

    Özellikle İran, Osmanlı ve Orta Çağ Avrupası kitaplarında olduğu gibi bir el yazmasını resimlemek için yapılan küçük ve ayrıntılı resim; aynı zamanda çok küçük boyutlu portre.

  • triptychisimtriptik, üç panolu eser

    Yan yana yerleştirilmiş üç panodan oluşan, çoğu zaman yan panoların ortadakinin üzerine kapanabilmesi için menteşeyle bağlanan eser; Orta Çağ ve Rönesans sunak resimlerinin tipik biçimi.

Heykel

  • sculptureisimheykel, heykelcilik

    Taş, metal, ahşap ya da kil gibi malzemelerin oyulması, biçimlendirilmesi, dökülmesi ya da bir araya getirilmesiyle yapılan üç boyutlu sanat eseri; aynı zamanda bu eserleri yapma sanatı.

  • marbleisimmermer

    Oyulup cilalanabilen, çoğu zaman beyaz ya da renkli damarlı, sert bir taş; antik çağlardan beri heykel ve yapılarda kullanılır.

  • bronzeisimbronz, tunç

    Çoğunlukla bakır ve kalaydan oluşan, eritilip kalıplara dökülerek heykel yapımında kullanılan sert metal alaşımı; aynı zamanda bu metalden yapılmış heykel.

  • reliefisimkabartma, rölyef

    Figürlerin ya da biçimlerin düz bir zeminden taşarak yükseldiği heykel türü; tapınak duvarlarındaki, sikkelerdeki ya da lahitlerdeki oyma figürler gibi.

  • carvefiiloymak, yontmak

    Taş, ahşap ya da fildişi gibi katı bir bloktan malzeme kesip çıkararak heykel ya da bezeme yapmak.

  • statueisimheykel, yontu

    Bir insanı ya da hayvanı gösteren, genellikle gerçek boyutta veya daha büyük, kendi başına duran, çoğu zaman taş ya da metalden yapılıp kamusal bir alana yerleştirilen heykel.

  • castfiildökmek, döküm yapmak

    Sıvı haldeki metali, alçıyı ya da reçineyi bir kalıba döküp sertleşmesini bekleyerek heykel yapmak; isim olarak bu yolla yapılmış nesne.

  • bustisimbüst

    Bir kişinin başını ve boynunu, genellikle omuzları ve göğsünün üst kısmıyla birlikte gösteren heykel.

Malzemeler ve Teknikler

  • canvasisimtuval, kanvas

    Genellikle pamuk ya da ketenden dokunan, ahşap bir çerçeveye gerilerek üzerine resim yapılan sağlam kumaş; aynı zamanda bu yüzeye yapılmış resim.

  • oil paintisimyağlı boya

    Pigmentlerin kuruyan bir yağla, genellikle keten tohumu yağıyla karıştırılmasıyla elde edilen boya; yavaş kuruduğu için renkleri harmanlamaya ve katman katman çalışmaya imkan verir.

  • watercolourisimsuluboya, suluboya resim

    Suyla karıştırılıp kağıt üzerinde kullanılan, ince ve saydam renk katmanları veren boya; aynı zamanda bu boyayla yapılmış resim.

  • mediumisimteknik, malzeme

    Sanatçının eseri yaparken kullandığı malzeme ya da teknik; örneğin yağlı boya, bronz, video ya da fotoğraf. Ayrıca boyanın kıvamını ve davranışını değiştirmek için ona katılan sıvı.

  • acrylic paintisimakrilik boya, akrilik

    Plastik esaslı bir bağlayıcıyla yapılan, suyla inceltilebilen ama kuruduğunda suya dayanıklı hale gelen, hızlı kuruyan su bazlı boya.

  • pigmentisimpigment, boya maddesi

    Mineral, bitki, böcek ya da kimyasallardan elde edilen; yağ, yumurta ya da zamk gibi bir bağlayıcıyla karıştırıldığında boyaya rengini veren renkli toz.

  • charcoalisimfüzen, kömür kalem

    Yakılmış ahşaptan yapılan, çubuk ya da kalem halinde kullanılan siyah çizim malzemesi; kolayca dağıtılıp silinebilen yumuşak ve koyu çizgiler bırakır.

  • printmakingisimbaskıresim, özgün baskı

    Metal levha, ahşap kalıp ya da elek gibi hazırlanmış bir yüzeydeki mürekkebin kağıda aktarılmasıyla, birden çok baskısı alınabilen imgeler üretme sanatı.

  • mixed mediaisimkarışık teknik, karma teknik

    Tek bir eserde birden fazla malzeme ya da tekniğin bir arada kullanılması; örneğin boya, kolaj, fotoğraf, kumaş ve buluntu nesneler.

  • mosaicisimmozaik

    Tessera adı verilen küçük renkli taş, cam ya da seramik parçalarının sıva veya harç içine yerleştirilmesiyle yapılan resim ya da desen.

  • temperaisimtempera, yumurtalı tempera

    Pigmentlerin yumurta sarısı ve suyla karıştırılmasıyla yapılan boya; çabuk kurur, mat ve dayanıklı bir yüzey oluşturur ve yağlı boyadan önce Avrupa'da ahşap pano resminin başlıca tekniğiydi.

Eseri Betimleme ve Yorumlama

  • artworkisimsanat eseri, eser

    Bir sanatçının ürettiği ve sanat olarak kabul edilen resim, heykel, desen, fotoğraf, enstalasyon ya da başka herhangi bir yapıt.

  • styleisimüslup, stil

    Bir eseri biçimleri, renkleri, tekniği ve konularıyla belirli bir sanatçıya, gruba, yere ya da döneme bağlayan kendine özgü görünüş.

  • masterpieceisimbaşyapıt, şaheser

    Olağanüstü nitelikte bir sanat eseri ya da bir sanatçının en iyi işi; kökeninde, bir zanaatkarın loncada usta olarak kabul edilmek için yaptığı eser.

  • depictfiilbetimlemek, tasvir etmek

    Bir kişiyi, sahneyi ya da düşünceyi resim, heykel veya başka bir sanat eseriyle göstermek.

  • subject matterisimkonu, eserin konusu

    Bir sanat eserinin gösterdiği ya da ele aldığı şey; örneğin bir savaş, bir meyve tabağı, bir mit ya da toplumsal bir sorun. Eserin nasıl yapıldığından ayrı olarak neyi anlattığıdır.

  • iconographyisimikonografi, tasvir bilimi

    Sanat eserlerindeki simgelerin, figürlerin ve temaların, bunların kendi dönemindeki insanlar için ne anlama geldiğiyle birlikte incelenmesi; aynı zamanda belirli bir konuya bağlı imgelerin bütünü.

  • symbolismisimsimgecilik, simge kullanımı

    Nesnelerin, renklerin, hayvanların ya da figürlerin düşünceleri veya nitelikleri temsil etmesi için kullanılması; örneğin köpeğin sadakati, kafatasının ölümü simgelemesi.

  • aestheticsıfatestetik, estetik anlayış

    Güzellikle ve bir şeyin nasıl göründüğü ve deneyimlendiğiyle ilgili; isim olarak bir sanatçının ya da grubun kendine özgü görünüşü veya sanat anlayışı.

  • figurativesıfatfigüratif, betimleyici

    İnsanları, hayvanları ya da nesneleri, sadeleştirilmiş veya bozulmuş olsalar bile tanınabilir biçimde gösteren; soyutun karşıtı.

  • attributefiilatfetmek, (bir sanatçıya) ait saymak

    Bir eserin üslup, belge ya da bilimsel testler gibi kanıtlara dayanarak belirli bir sanatçı, yer ya da dönem tarafından yapıldığını söylemek.

  • critiqueisimkritik, eleştiri

    Bir sanat eserinin güçlü ve zayıf yönlerinin ayrıntılı olarak tartışılması; sanat okullarında öğrencilerin işlerini gösterip hocalarından ve sınıf arkadaşlarından geri bildirim aldığı oturum.

  • motifisimmotif, bezeme ögesi

    Bir eserde ya da birçok eserde tekrarlanan biçim, imge veya tema; örneğin bir kumaş desenindeki çiçek ya da bir sanatçının resimlerinde sürekli karşımıza çıkan bir simge.

  • oeuvreisimkülliyat, eserler bütünü

    Bir sanatçının hayatı boyunca ürettiği eserlerin bir bütün olarak ele alınan toplamı.

  • juxtaposefiilyan yana koymak, karşı karşıya getirmek

    İki ya da daha fazla farklı şeyi, aralarındaki farklar veya bağlantılar belirginleşsin diye yan yana koymak.

Müzeler ve Galeriler

  • exhibitionisimsergi

    Bir müzede, galeride ya da başka bir mekanda belirli bir süre ya da kalıcı olarak düzenlenen, eserlerin veya nesnelerin halka açık gösterimi.

  • galleryisimgaleri, sanat galerisi

    Sanat eserlerinin halka gösterildiği oda ya da bina; ayrıca temsil ettiği sanatçıların eserlerini sergileyen ve satan özel işletme.

  • curatorisimküratör, sergi düzenleyici

    Sergiler için eserleri seçip düzenleyen ya da bir müzenin koleksiyonundan sorumlu olup onu araştıran kişi.

  • exhibitfiilsergilemek, teşhir etmek

    Sanat eserlerini ya da nesneleri bir müzede veya galeride halka göstermek; isim olarak sergilenen nesne ya da eser.

  • on displayifadesergileniyor, sergide

    Bir müzede, galeride ya da mağazada insanların görebileceği şekilde sergilenmekte olan.

  • permanent collectionisimkalıcı koleksiyon, daimi koleksiyon

    Bir müzenin sahip olduğu ve uzun süre elinde tuttuğu eserler ve nesneler; geçici sergiler için ödünç alınan eserlerin karşıtı.

  • retrospectiveisimretrospektif sergi, retrospektif

    Bir sanatçının tüm kariyerinden ya da kariyerinin uzun bir döneminden eserleri, genellikle kronolojik sırayla gösteren kapsamlı sergi.

  • restorationisimrestorasyon, onarım

    Hasar görmüş ya da yıpranmış bir sanat eserini veya yapıyı onarmak ve özgün görünümüne yaklaştırmak için yapılan çalışma; örneğin temizleme ya da eksik kısımları tamamlama.

  • curatefiilküratörlüğünü yapmak, (sergiyi) düzenlemek

    Bir sergi, koleksiyon ya da etkinlik için eserleri seçmek, düzenlemek ve sunmak; temaya, sıralamaya ve eserlerin nasıl sergileneceğine karar vermek.

  • conservationisimkoruma, konservasyon

    Sanat eserlerinin ve nesnelerin bozulmasını yavaşlatmak ve onları gelecek için sağlam tutmak amacıyla bilimsel inceleme, özenli müdahale ve ışık, nem ve sıcaklık denetimiyle yapılan profesyonel bakım.

  • loanisimödünç eser, ödünç verme

    Bir müzenin ya da koleksiyoncunun, genellikle bir sergi için, bir eseri belirli bir süreliğine başka bir kuruma ödünç vermesi; aynı zamanda ödünç verilen eser.

Koleksiyon ve Sanat Piyasası

  • auctionisimmüzayede, açık artırma

    Sanat eserlerinin ya da başka nesnelerin en yüksek fiyatı teklif eden kişiye satıldığı açık satış.

  • collectorisimkoleksiyoncu, koleksiyoner

    Sanat eserlerini ya da başka nesneleri, çoğu zaman uzun yıllar boyunca ve belirli bir tema etrafında satın alıp saklayan kişi ya da kurum.

  • provenanceisimprovenans, sahiplik geçmişi

    Bir sanat eserinin yapıldığından bu yana kimlerin elinde bulunduğunu gösteren belgelenmiş geçmiş; eserin gerçek olduğunu ve yasal yollarla edinildiğini göstermek için kullanılır.

  • commissionisimsipariş, ısmarlama eser

    Bir sanatçıdan belirli bir eseri yapmasının ücret karşılığında resmi olarak istenmesi; aynı zamanda bu yolla yapılmış eser. Fiil olarak böyle bir eseri sipariş etmek.

  • patronisimhami, sanat hamisi

    Sanatçıları genellikle eser siparişi vererek ya da düzenli maddi destek sağlayarak destekleyen kişi veya kurum; tarihte çoğu zaman bir hükümdar, kilise ya da varlıklı bir aile.

  • art dealerisimsanat taciri, galerici

    Sanat eserlerini ticari amaçla alıp satan, çoğu zaman bir galeri işleten ve belirli sanatçıları temsil eden kişi ya da şirket.

  • lotisimlot, müzayede kalemi

    Bir müzayedede satışa sunulan ve katalogda bir numara verilen tek bir parça ya da birlikte satılan parçalar grubu.

  • forgeryisimsahte eser, sahtecilik

    Alıcıları aldatmak amacıyla başka bir sanatçının ya da dönemin gerçek eseri gibi görünecek şekilde yapılmış eser; aynı zamanda böyle eserler üretme suçu.

Çağdaş Sanat

  • contemporary artisimçağdaş sanat, güncel sanat

    Günümüzün sanatı; genellikle 1960'lar ya da 1970'lerden bugüne yapılan, sık sık yeni teknikler, fikirler ve sergileme biçimleri kullanan eserler için kullanılır.

  • installationisimenstalasyon, yerleştirme

    Belirli bir mekan için yapılan, çoğu zaman bütün bir odayı dolduran ve ziyaretçilerin içine girerek ya da etrafında dolaşarak yalnızca gözleriyle değil başka duyularıyla da deneyimlediği sanat eseri.

  • conceptual artisimkavramsal sanat

    Eserin ardındaki fikrin ya da kavramın, eserin nasıl göründüğünden ya da ne kadar ustalıkla yapıldığından daha önemli olduğu sanat; esas olarak 1960'larda ve 1970'lerde gelişti.

  • performance artisimperformans sanatı, performans

    Eserin bir nesne değil, sanatçının izleyici önünde canlı olarak gerçekleştirdiği ya da kayda alınan eylemlerin kendisi olduğu sanat.

  • artist statementisimsanatçı beyanı, sanatçı metni

    Sanatçıların eserlerinin neyle ilgili olduğunu, nasıl ve neden üretildiğini anlattıkları; çoğunlukla sergiler, başvurular ve web siteleri için yazılan kısa metin.

  • biennialisimbienal

    Aynı kentte iki yılda bir düzenlenen kapsamlı uluslararası çağdaş sanat sergisi; Venedik, São Paulo ve İstanbul'dakiler gibi.

  • site-specificsıfatmekana özgü, yere özgü

    Belirli bir yer için yapılan ve o yerin tarihine, mimarisine ya da çevresine dayanan; başka bir yere taşınırsa anlamını yitirecek olan.

  • readymadeisimhazır nesne, ready-made

    Bir sanatçının seçip çok az değiştirerek ya da hiç değiştirmeden sanat eseri olarak sunduğu sıradan, fabrika üretimi nesne; bu fikri 1910'larda Marcel Duchamp ortaya attı.

  • street artisimsokak sanatı

    Duvar resimleri, şablon çalışmaları, çıkartmalar ve duvara yapıştırılan afişler gibi, kamusal açık alanlarda, çoğu zaman resmi izin alınmadan yapılan sanat.

Mini test: bu terimleri biliyor musun?

Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.

Sanat Tarihi İngilizcesi nasıl öğrenilir?

  • Her hafta sanatla ilgili gerçek İngilizce metinler okuyun: büyük müzelerin eser etiketleri ve çevrim içi koleksiyon sayfaları, sergi eleştirileri, katalog yazıları ve müzayede kataloglarındaki notlar. Her terimin hangi fiillerle kullanıldığına dikkat edin: depict a scene, cast in bronze, attribute to, curate an exhibition.
  • Her türlü eseri anlatırken kullanabileceğiniz küçük bir kalıp ifade dağarcığı oluşturun: “In the foreground…”, “The composition leads the eye to…”, “The artist uses a limited palette…” gibi. Bir sonraki müze gezinizde tek bir eseri iki dakika boyunca sesli anlatarak pratik yapın.
  • Her akımı yaklaşık tarihleri, iki üç önemli sanatçısı ve sıfat biçimiyle birlikte öğrenin: Impressionism ve Impressionist, Cubism ve Cubist, the Baroque ve Baroque. Basit bir zaman çizelgesi, akımların birbirine nasıl tepki verdiğini görmenizi kolaylaştırır.
  • Yanıltıcı kelimelere ve telaffuz tuzaklarına dikkat edin: patron Türkçedeki patron değil, sanat hamisidir; medium medyum değil, tekniktir; print özgün bir eser olabilir; chiaroscuro, triptych ve exhibit ise yazıldıkları gibi okunmaz.
  • Yurt dışında okumayı ya da sergi açmayı düşünüyorsanız örnek sanatçı beyanları, başvuru metinleri ve kritik dilini toplayın; kendi işleriniz hakkında açık ve sade bir İngilizceyle yazma alıştırması yapın.

Sıkça sorulan sorular

Modern sanat ile çağdaş sanat arasındaki fark nedir?

İngilizce sanat yazılarında modern art, kabaca 1860'lardan 1970'lere, yani Empresyonizmden Pop Art'a uzanan dönemde yapılan sanat için kullanılan tarihsel bir terimdir. Contemporary art ise kendi zamanımızın sanatıdır; genellikle 1960'lar ya da 1970'lerden bugüne yapılan işleri kapsar. Yazarlar ve müzeler sınırı biraz farklı yerlerden çizer, ama Monet'nin bir tablosuna ‘contemporary’ demek yanlıştır.

İngilizce bir müze etiketini nasıl okurum?

Etiketlerin çoğu aynı sırayı izler: sanatçı, eserin adı (çoğunlukla italik), tarih, teknik ve yüzey, edinme bilgisi. ‘Oil on canvas’ boyayı ve yüzeyi belirtir: tuval üzerine yağlı boya. ‘c. 1650’ circa, yani ‘yaklaşık 1650’ demektir. ‘Attributed to’ uzmanların eserin o sanatçıya ait olduğunu düşündüğünü ama emin olmadığını gösterir; ‘workshop of’ (atölyesi) ve ‘follower of’ (takipçisi) daha da düşük bir kesinlik bildirir. Son satır müzenin eseri nasıl edindiğini söyler: ‘Gift of…’ (… bağışı) ya da ‘On loan from…’ (… kurumundan ödünç) gibi.

Türkçedeki ‘resim’ İngilizcede painting mi, picture mı, yoksa drawing mi?

Esere göre değişir. Painting boyayla, yani yağlı boya, akrilik ya da suluboyayla yapılan resimdir. Drawing ağırlıklı olarak çizgilerle; kurşun kalem, füzen ya da mürekkeple yapılır. Picture ise fotoğraflar da dahil her türlü görüntü için kullanılan genel ve gündelik bir kelimedir. Güzel sanatlar fakültesindeki ‘resim bölümü’ genellikle Department of Painting, okuldaki ‘resim dersi’ ise çoğu zaman art class olarak karşılanır.

Sanat akımlarının adları İngilizcede büyük harfle mi yazılır?

Genellikle evet. Akım ve dönem adları büyük harfle başlar: the Renaissance, the Baroque, Impressionism, Cubism, Pop Art. Bunlardan türeyen isim ve sıfatlar da öyle: an Impressionist, a Cubist portrait. Genel tanımlar ise küçük harfle yazılır: abstract art, modern art, contemporary art. Bazen büyük harf anlamı değiştirir: Realism 19. yüzyıldaki bir akımın adıdır, realism ise yalnızca gerçeğe yakın bir betimleme biçimi demektir.

Bir sınavda ya da müze turunda bir tabloyu İngilizce nasıl anlatabilirim?

Gördüklerinizden anlamına doğru ilerleyin. Önce temel bilgileri verin: sanatçı, tarih ve teknik. Ardından konuyu ve kompozisyonu betimleyin: ön planda ve arka planda ne var, odak noktası nerede, ışık ve renk nasıl kullanılmış. Son olarak eseri yorumlayın: simgelerini, tarihsel bağlamını, neden ve kimin için yapıldığını tartışın. Depict, suggest, emphasise ve contrast gibi fiiller çok işinize yarar.

Seviyene uygun okumayla pekiştir

Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar: